Fed’in bugün politika faizini yüzde 5,25-5,50 seviyesinde sabit tutacağına kesin gözüyle bakılırken, politika metni ve Fed Başkanı Jerome Powell’ın sözle yönlendirmelerinden alınacak sinyallerin gelecek dönem para politikasına yönelik ipuçları vermesi bekleniyor.
Para piyasalarındaki fiyatlamalar Fed’in yılın geri kalanında 3 kez faiz indirimine gidebileceğini gösterirken, Fed’den alınacak sinyallerin yanı sıra cuma günü açıklanacak istihdam raporundaki verilerin bankanın faiz indirimi konusundaki soru işaretlerini azaltabileceği öngörülüyor.
Dün ülkede açıklanan verilere göre, JOLTS açık iş sayısı, haziranda 8 milyon 184 bine gerilemesine karşın beklentilerin üzerinde kaldı. Bugün ise ADP özel sektör istihdamı verileri yatırımcıların odağına yerleşirken, iş gücü piyasasındaki olası soğuma sinyallerinin Fed’in sıkı para politikasını gevşetme konusunda elini rahatlatacağı bildiriliyor.
Öte yandan, bilanço sezonunda açıklanan şirket finansal sonuçları hisse ve sektör bazlı oynaklığın güçlü kalmasına neden oluyor.
ABD’li teknoloji şirketlerinden Microsoft’un geliri, nisan-haziran döneminde yüzde 15 artarken, net karı yüzde 10 yükseldi. Microsoft’un karı bu dönemde piyasa beklentilerini geride bırakmasına karşın, şirketin bulut gelirlerindeki artışın öngörülerin altında kalması ve yapay zeka yatırımlarının istenilen performansı hala sergileyememesi sonrası şirketin pay vadeli kontratlarında satış baskısının artığı görüldü.
Bugün ise Meta Platforms’un bilançosu yatırımcıların odağında bulunuyor.
Tahvil piyasaları bugünkü Fed kararları öncesinde dün alış ağırlıklı bir seyir izlerken, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,14’e geriledi, dolar endeksi de 104,4’e indi.
Bununla birlikte, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin İran’ın başkenti Tahran’da ikamet ettiği konuta İsrail ordusunun düzenlediği hava saldırısında öldürülmesi ve İsrail’in Lübnan’ın başkenti Beyrut’a düzenlediği saldırılar risk algısının güçlenmesine neden oldu.
Altının ons fiyatı dün yüzde 1,2 değer kazanmasının ardından yeni günde de yükseliş eğilimini sürdürerek 2 bin 420 dolara çıkarken, Brent petrolün varil fiyatı Orta Doğu’da gerilimin daha da geniş bir alana yayılabileceği endişesiyle yüzde 1 artışla 79,3 dolara yükseldi.
New York Borsası’nda dün Nasdaq endeksi yüzde 1,28 ve S&P 500 endeksi yüzde 0,50 gerilerken, Dow Jones endeksi yüzde 0,50 yükseldi. ABD’de endeks vadeli kontratlar yeni güne de karışık seyirle başladı.
Avrupa’da dün İngiltere hariç alış ağırlıklı bir seyir hakim olurken, bölgede açıklanan verilerden karışık sinyaller alındı.
Buna göre, Almanya ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde beklentilerin aksine yüzde 0,1 daralırken, Avro Bölgesi’nde büyüme öngörüleri aşarak ikinci çeyrekte yüzde 0,3 oldu.
Almanya’da enflasyon ise aylık bazda yüzde 0,3 ve yıllık bazda yüzde 2,3 ile tahminlere paralel gerçekleşti.
Söz konusu verilerin ardından para piyasalarındaki fiyatlamalarda Avrupa Merkez Bankasının (ECB) yılın geri kalanında en az iki faiz indirimine gideceği öngörülmeye devam ediyor.
Dün, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,22 gerilerken, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,42, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,49 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,79 artış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni güne yükselişle başladı.
Asya pay piyasalarında bugün alış ağırlıklı bir seyir öne çıkarken, Japonya Merkez Bankası (BoJ) politika faizini 15 baz puan artırarak yüzde 0,25’e çıkardı.
Bankadan yapılan açıklamada tahvil alım programının da gelecek dönemde küçültüleceği belirtilerek, aylık JGB (Japon Devlet Tahvili) alımlarının Ocak-Mart 2026 döneminde 3 trilyon yene indirileceği ve her çeyrekte bu miktarın 400 milyar yen azalacağı ifade edildi.
Bölgede açıklanan verilere göre Japonya’da sanayi üretimi yüzde 3,6 azalışla tahminlerin üzerinde kalırken, Çin’de imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) 49,4’e, hizmet sektörü PMI da 50,2’ye geriledi.
Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,2, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,9, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 2 ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi ise yüzde 1,8 yükseldi.
Yurt içinde dün düşüş eğiliminde hareket eden Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü önceki kapanışa göre yüzde 0,39 azalışla 10.691,68 puandan tamamladı.
Dolar/TL, dün yatay seyirle 33,0850’den kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında 33,1400 seviyesinden işlem görüyor.
Analistler, bugün yurt içinde dış ticaret dengesi, yurt dışında ise Avro Bölgesi’nde enflasyon ve ABD’de ADP özel sektör istihdamı ile Fed’in faiz kararı başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 10.600 ve 10.500 puanın destek, 10.800 ve 11.000 seviyelerinin direnç konumunda olduğunu kaydetti.
Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:
10.00 Türkiye, haziran ayı dış ticaret dengesi
10.00 Türkiye, haziran ayı Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE)
10.55 Almanya, temmuz ayı işsizlik oranı
12.00 Avro Bölgesi, temmuz ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)
15.15 ABD, temmuz ayı ADP özel sektör istihdamı
17.00 ABD, haziran ayı bekleyen konut satışları
21.00 ABD, Fed’in Faiz Kararı
21.30 ABD, Fed Başkanı Powell’ın Konuşması
Aynı dönemde işsizlik oranı bir önceki aya kıyasla 0,1 puan azalarak yüzde 3,8’e geriledi. İşsizlik oranı şubatta yüzde 3,9 ile Ocak 2022’den bu yana en yüksek seviyesini kaydetmişti.
Analistler, iş gücü piyasasındaki sıkı duruşun Fed’in “faiz oranlarını düşürmek için aceleye gerek olmadığı” yönündeki görüşünü güçlendirdiğini belirtti.
ÜCRET ARTIŞINDA YILLIK BAZDA YAVAŞLAMA GÖRÜLDÜ
Fed’in dikkatle izlediği ortalama saatlik kazanç ise martta yüzde 0,3 artarak 34,69 dolara yükseldi. Bu dönemde piyasa beklentilerine paralel bir seyir izleyen ortalama saatlik kazanç şubatta yüzde 0,2 artmıştı.
Ortalama saatlik kazanç, yıllık bazda ise yüzde 4,1’lik artış kaydetti. Piyasa beklentileri dahilinde gelen ve Haziran 2021’den bu yana en düşük seviyesini kaydeden ortalama saatlik kazançtaki yıllık bazda yaşanan artış, şubat ayında yüzde 4,3 olmuştu.
Ücret artışlarında yıllık bazda görülen yavaşlama, istihdam raporundaki olumlu bir unsur olarak öne çıktı.
İŞ GÜCÜ PİYASASINA İLİŞKİN VERİLER KARIŞIK SİNYALLER VERDİ
ABD’de hafta boyu açıklanan iş gücü piyasasına ilişkin diğer verilerden karışık sinyaller alındı.
Ülkede JOLTS açık iş sayısı şubatta 8 milyon 756 bine çıkarken, ADP Araştırma Enstitüsü tarafından açıklanan özel sektör istihdamı, martta 184 bin kişiyle piyasa beklentilerinin üzerinde artış kaydetti.
İlk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı ise 30 Mart ile biten haftada 221 bine çıkarken iki ayın en yüksek seviyesine ulaştı.
Açıklanan veya onaylanan işten çıkarmaların kaydını tutan danışmanlık şirketi Challenger, Gray & Christmas’ın verileri ise ABD merkezli işverenlerin işten çıkarmaların martta 90 bin 309 ile Ocak 2023’ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını gösterdi.
FAIZ İNDİRİMİNDE ACELE EDİLMEYECEĞİNE İŞARET ETTİ
Verilerin yanı sıra hafta boyu Fed yetkililerinin sözle yönlendirmeleri de yatırımcıların odağında yer aldı.
Fed Başkanı Jerome Powell, çarşamba günü yaptığı konuşmada, ekonominin gücü ve enflasyonda kaydedilen ilerleme göz önüne alındığında gelen verilerin politika kararlarına yön vermesine izin verecek zamanları olduğunu ifade etti.
Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari ise perşembe günü yaptığı açıklamada, enflasyonda daha fazla ilerleme kaydedilmediği sürece bu yıl faiz indirimlerinin gerçekleşmeyebileceği konusunda uyardı.
Richmond Fed Başkanı Thomas Barkin de faiz oranlarını biraz kısıtlayıcı tutmanın enflasyonu hedefe döndürebileceği konusunda iyimser olduğunu belirterek, Bankanın faiz indirimleri için acele etmemesinin “akıllıca” olacağını kaydetti.
İstihdam verilerinin ardından cuma günü açıklamada bulunan Richmond Fed Başkanı Thomas Barkin ise “İş gücü piyasası çok güçlü” değerlendirmesinde bulundu.
Dallas Fed Başkanı Lorie Logan da faiz oranlarını düşürmeyi düşünmek için henüz çok erken olduğunu ifade etti.
Fed Yönetim Kurulu Üyesi Michelle Bowman ise Fed’in faiz oranlarını düşürmeyi düşünmesinin zamanının henüz gelmediğini ve enflasyonun düşürülmesinde kaydedilen ilerlemenin durması halinde daha fazla faiz artırımının masada olabileceğini belirtti.
FAIZ İNDİRİMLERİNİN HAZİRANDA BAŞLAYACAĞINA İLİŞKİN TAHMİNLER GERİLEDİ
Fed’in faiz indirimlerine ne zaman başlayacağı belirsizliğini korurken tüm bu gelişmeler ışında para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed’in haziranda faiz indirimlerine başlayacağına ilişkin tahminler yüzde 50 seviyesine indi.
Güçlü gelen istihdam verilerinin Fed’in yakın zamanda faiz oranlarına düşürmesine imkan tanımayacağını belirten analistler, ancak raporda enflasyonun hafiflediğine işaret eden unsurların da olduğunu belirtti.
Analistler, güçlü istihdam verilerinin Fed’in faiz indirimleri konusundaki ihtiyatlı duruşunu desteklediğini kaydetti.
ABD’de gelecek hafta açıklanacak enflasyon verilerinin takip edileceğini belirten analistler, enflasyon verilerinin bankanın gelecek dönemde atacağı adımlara dair ipuçları verebileceğini aktardı.
“TÜM TREND ÇİZGİLERİ FAİZ İNDİRİMLERİNİN BU YAZ BAŞLAMASI GEREKTİĞİNİ GÖSTERİYOR”
Moody’s Analytics Başekonomisti Mark Zandi, AA muhabirine, mart ayında istihdamda yaşanan güçlü artış ile düşük ve istikrarlı seyreden işsizliğin ABD ekonomisinin “kaya gibi sağlam” kalmaya devam ettiğini gösteren bir başka kanıt olduğunu söyledi.
Güçlü istihdam artışına rağmen iş gücü arzının aynı tempoda devam etmesi, sıkı iş gücü piyasasının hafiflemesi ve ücret artışının yavaşlamasının cesaret verici olduğunu belirten Zandi, şunları kaydetti:
“Ücret artışı, mevcut verimlilik artışı ve Fed’in enflasyon hedefi ile tutarlı. Bu durum Fed’i enflasyonun yakında hedeflerine geri döneceği ve bu netleştiğinde faiz oranlarını düşürmeye başlayacakları konusunda teselli etmeli. Tüm trend çizgileri, faiz indirimlerinin bu yaz, büyük olasılıkla Fed’in haziran toplantısında başlaması gerektiğini gösteriyor.”
“HAZİRAN AYINDA FAİZ İNDİRİMİ İHTIMALİ ZAYIF GÖRÜNÜYOR”
ING Uluslararası Başekonomisti James Knightley ise istihdamın bu kadar güçlü olması ve gelecek hafta açıklanacak enflasyon verilerinin sıcak kalmaya devam etme ihtimali nedeniyle yakın zamanda faiz indirimine gitmeyeceğini belirtti.
Knightley, “Gelecek hafta enflasyonun sıcak kalmaya devam etmesi muhtemel olduğundan, Fed’in haziran ayında faiz indirimi yapma ihtimali zayıf görünüyor” değerlendirmesini yaptı.
Bununla birlikte iş dünyasının görünümüne ilişkin anketlerin zayıflığa işaret ettiğini de belirten Knightley, yaza kadar “soğumaya dair” daha fazla kanıt görmeyi beklediklerini aktardı.
]]>2021 VE 2022’DE YÜZDE 5’İN ÜZERİNDE DEĞER KAZANMIŞTI
Dolar endeksi, 2020’de yüzde 6,09’luk düşüş kaydetmesinin ardından 2021’de yüzde 6,3 ve 2022’de yüzde 8,07 değer kazanmıştı. ABD dolarında geçen yıl yaşanan düşüşün büyük bir kısmı, enflasyondaki yavaşlama karşısında ABD Merkez Bankasının (Fed) bu yıl para politikasını gevşetmeye başlayacağına dair artan beklentiler sonucu geçen yılın dördüncü çeyreğinde gerçekleşti.
‘GÜVERCİN TON’ İLE DÜŞÜŞ HIZLANDI
Doların düşüşü, Fed’in geçen yıl aralık ayındaki son Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında benimsediği “güvercin” ton ve 2024 için toplamda 75 baz puanlık faiz indirimi öngörmesinin ardından hızlandı.
Fed’in faiz indirimlerinin zamanlamasına ilişkin belirsizlikle dolar endeksi bu yılın başında yükseliş kaydetse de bankanın son toplantısına ait tutanakların faiz oranlarının beklenenden daha uzun süre yüksek kalabileceğinin sinyalini vermesi sonrası düşüş kaydetti.
JEOPOLİTİK RİSKLER İLE SORGULANMAYA BAŞLANDI
Öte yandan, doların ticaret ve finansta hegemonyası, devam eden Rusya-Ukrayna krizi de dahil olmak üzere jeopolitik ve jeostratejik değişimler nedeniyle sorgulanması da dikkati çekiyor.
Özellikle ABD’nin Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar bazı ülkeleri dolara aşırı bağımlı olma konusunda temkinli hale getirirken, faiz oranlarının yükseldiği bir ortamda, güçlü bir dolar gelişmekte olan ülkeler için daha pahalı hale geldi ve bazılarını diğer para birimleriyle ticaret yapmaya yönlendirdi.
OLASI FAİZ İNDİRİMLERİ VE BAŞKANLIK SEÇİMLERİ ETKİLEYEBİLİR
Analistler, ABD’de makroekonomik verilerin zayıflamasıyla dolardaki zayıflığın 2024’te de devam etmesinin muhtemel olduğunu belirtti.
Fed’in faiz indirimlerinin zamanlamasına ilişkin belirsizliğin sürdüğüne işaret eden analistler, ilk faiz indiriminin enflasyon düşerken aşırı sıkılaşmayı önlemek için mi, yoksa ülkenin ekonomik büyümesinin yavaşlaması nedeniyle mi yapılacağının soru işaretlerinden olduğunu aktardı.
Kasım ayında yapılacak ABD başkanlık seçimlerinin de dolar üzerinde etkisinin olabileceğine işaret eden analistler, özellikle Donald Trump’ın adaylığının siyasi kargaşaya neden olabileceğini ve ülkenin para biriminde dalgalanmaya yol açabileceğini aktardı.
EURO VE STERLİN DOLAR KARŞISINDA DEĞER KAZANDI
Diğer para birimlerinin geçen yıl dolar karşısındaki performanslarına bakıldığında sterlin 2023’te dolar karşısında yüzde 5,2 değer kazanarak 2017’den bu yana en büyük kazancını kaydetti. Euro da 2 yıl art arda değer kaybı yaşadıktan sonra geçen yıl toparlandı ve dolar karşısında yüzde 3,1’lik kazanç elde etti.
Analistler, ABD’de faiz oranlarında daha erken bir indirim beklendiğini, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ile İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) yakın zamanda herhangi bir faiz indirim sinyali vermediğini ve bu nedenle doların zayıf kaldığını belirtti. Dolar, geçen yıl Japon yeni karşısında ülkenin para biriminin Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) aşırı gevşek para politikası duruşunun baskısı altında kalması nedeniyle yüzde 7,5 değer kazandı.
DÜNYA MERKEZ BANKALARI DÖVİZ REZERVLERİNDEKİ HAKİM KONUMUNU KORUDU
Dünyanın en fazla kullanılan rezerv para birimi konumunda bulunan ABD doları, geçen yıl da bu konumunu korudu. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, ABD dolarının geçen yılın üçüncü çeyreği itibarıyla küresel döviz rezervlerinin yüzde 59’unu oluşturduğu öngörüldü.
DOLARDAKİ ZAYIFLAMANIN BU YIL DA DEVAM ETMESİ BEKLENİYOR
Oxford Economics Baş Analisti John Canavan, geçen yılı yüzde 2’nin üzerinde düşüşle tamamlayan dolar endeksinin 2023’te tutarlı bir yön olmadan işlem gördüğüne işaret etti. Diğer küresel merkez bankaları şahin bir görünüm sürdürürken Fed’in faiz oranlarında zirveye yaklaştığı yönünde beklentiler oluştuğunu anımsatan Canavan, bunun da 2021 ve 2022’deki büyük yükselişi sonrasında dolar endeksinin geçen yıl daha sabit kalmasına neden olduğunu kaydetti.
Canavan, bu yıl beklenen faiz indirimlerine işaret ederek, “Fed’in faiz indirimine başlamasıyla doların kademeli zayıflamasının bu yıl da devam etmesini bekliyoruz. ECB de dahil olmak üzere diğer bazı merkez bankaları muhtemelen Fed’in ilk faiz indirimlerinin hızını takip ederken BoJ’nin aşırı gevşek politika duruşunu kademeli olarak tersine çevirme yolunda ilerlemesi, bu yıl doların bir miktar daha yumuşak olmasına katkıda bulunacak.” ifadesini kullandı.
“DOLAR ORTA VADEDE MEVCUT SEVİYESİ CİVARINDA SEYREDER”
American Enterprise Institute (AEI) Kıdemli Uzmanı Steven Kamin de doların geçen yılki hareketinin Fed ile diğer merkez bankalarının para politikası beklentilerinden etkilendiğini belirterek, dolar endeksindeki düşüşün finansal piyasaları Fed’in sıkılaştırmayı yavaşlatacağına ve sonunda para politikasını gevşetmeye başlayacağına ikna eden ABD enflasyonundaki düşüşten kaynaklandığını dile getirdi.
Kısmen piyasaların Fed’in uzun süre daha sıkı kalacağını öngörmesi, kısmen de daha fazla hazine tahvili ihracına ilişkin beklentiler nedeniyle yılın ortasından itibaren tahvil faizi oranlarının yükselmeye başladığını anımsatan Kamin, bunun sonucunda dolar endeksinin yeniden değer kazandığını anlattı.
Kamin, yıl sonunda ise ABD’de enflasyon düşmeye devam etmesi ve Fed’in 2024’te muhtemelen gevşemeye başlayacağına dair işaretlerle dolar endeksinin 2023’ü yıl başına göre daha düşük seviyede tamamladığını söyledi.
Doların gelecekte de para politikasının gidişatından etkilenmeye devam edeceğini vurgulayan Kamin, “Piyasaların, Fed’in şu anda öngördüğü kadar hızlı gevşemeyeceğini keşfedeceğini, ECB ve BoE’nin ise ekonomileri daha zayıf olduğundan gevşeme beklentilerini daha iyi karşılayacağını umuyorum. Bu nedenle doların kazançları için biraz daha fazla fırsat görüyorum, ancak orta vadede doların mevcut seviyesi civarında seyredeceğini tahmin ediyorum” değerlendirmesinde bulundu.