Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Teşkilatı ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde “Birleşmiş Milletler Üst Düzey Siyasi Forum” kapsamında düzenlenen “Yerel ve Bölgesel Yönetimler Forumu”na katıldı. Forum kapsamında gerçekleştirilen “Ortak Geleceğimize Uygun Yenilenmiş Çok Taraflı Bir Sistem ve Finansal Mimari: SKA’ları Kurtarmak İçin Ortaklaşa Yönetim” başlıklı oturuma başkanlık ederek dünya belediyelerine seslenen Başkan Altay, “Yerel ve bölgesel yönetimlerin; yoksulluk ve açlıkla mücadelede, gezegenimizi korumak için harekete geçmede, barışı ve iyi yönetişimi inşa etmede üstlendiği rol, daha yaşanılabilir bir dünyaya dair umutlarımızı yeşertmektedir” dedi. Toplantıda Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları 2030 hedeflerine ulaşabilmek için yerel yönetimlerin daha fazla rol alması konusundaki önerilerini ilettiklerini belirten Başkan Altay, “Ayrıca her toplantıda olduğu gibi Filistin’de yaşanan zulmü kınadık ve her ortamda Filistinlilerin sesi olmaya devam edeceğimizi de ifade ettik” diye konuştu.

Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Teşkilatı ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Amerika’nın New York şehrindeki Birleşmiş Milletler (BM) binasında düzenlenen “Birleşmiş Milletler Üst Düzey Siyasi Forum”u kapsamındaki “Yerel ve Bölgesel Yönetimler Forumu”na katıldı.
Forum kapsamında düzenlenen “Ortak Geleceğimize Uygun Yenilenmiş Çok Taraflı Bir Sistem ve Finansal Mimari: SKA’ları Kurtarmak İçin Ortaklaşa Yönetim” başlıklı oturuma başkanlık ederek dünya belediyelerine seslenen Başkan Altay, forumun BM Geleceğin Zirvesi’ne ve yaklaşmakta olan BM Sosyal Kalkınma Zirvesi’ne doğru giden yolda çok önemli bir adım olduğunu ifade etti.
“YOKSULLUK VE EŞİTSİZLİK ŞEHİRLERİMİZİN GELECEĞİNİ TEHDİT EDİYOR”
Yoksulluk ve eşitsizlik gibi unsurların, şehirlerin geleceğini tehdit ettiğine dikkati çeken Başkan Altay konuşmasına şu sözlerle devam etti:
“Güçlü bir hizmet altyapısı inşa ederek, hiçbir ayrımcılığa mahal vermeden herkesi kapsayan bir hizmet modelini hayata geçirmek, hedeflerimizi belirleyen önemli kilometre taşlarıdır. Yerel ve bölgesel yönetimler, uzun süredir açlığın sona erdirilmesi için çok çeşitli paydaşlarla ve hükümetlerin tüm kesimleriyle birlikte çalışmayı sürdürmektedir. Bu kararlı duruşumuzu güçlendirmek için aşağıdan yukarıya çok düzeyli bir harekete ihtiyacımız vardır. Yaşamlarımızı doğrudan etkileyen iklim acil durumu; koordineli, çok düzeyli ve ivedi olarak hayata geçirilmesi gereken bir eylemdir. Toplumlarımızı tehdit eden, insan nüfusunun göç etmesine sebep olan ve hatta ortak mallara erişimimizi zorlaştıran doğal ve insan kaynaklı felaketlerde bir artış görmekteyiz. Bu zorluklarla, birlikte mücadele edebilmek için iş birliğini güçlendirmemiz bir seçenek değil, zorunluluktur.”

“İSRAİL’İN FİLİSTİN’DE SÜRDÜRDÜĞÜ SAVAŞ SUÇLARI VE BÖLGEDE YAŞANAN DRAM BİZLERİ DERİNDEN YARALAMAKTADIR”
“Silahlı çatışmaların ve istikrarsızlığın dünya çapında artması, şehirlerimizdeki yaşamı doğrudan etkileyen küresel sonuçları ortaya çıkarmaktadır” diyen Başkan Altay şunları kaydetti:
“Günümüzde Ukrayna’da, Sudan’da ve Filistin’de yaşanan sıcak çatışmalar nedeniyle şehirler ve orada yaşayan insanlar çok büyük zarar görmektedir. Filistin başta olmak üzere bölgelerimizdeki çatışmalardan kaynaklanan tehditler nedeniyle şehirlerimiz göç almakta, yerel ve bölgesel yönetimler, ortaya çıkan bu zorluklarla yüzleşmektedir. Özellikle İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü savaş suçları ve bölgede yaşanan dram bizleri derinden yaralamaktadır. Faillerin Uluslararası Adalet Divanı önünde mahkûm olduğu bu süreci takip etmeye devam edecek, her zaman barışın yanında olacağız. Çatışmaların yaşandığı şehirlerde; kadın, çocuk, yaşlı demeden gerçekleştirilen katliamları durdurmak için herkesin alacağı sorumlulukla, yeniden barışı inşa edebilir, yerinden edilen insanların haklarını koruyabiliriz.”
“YEREL VE BÖLGESEL YÖNETİMLERİN BARIŞI İNŞA ETMEDE ÜSTLENDİĞİ ROL DAHA YAŞANABİLİR BİR DÜNYAYA DAİR UMUTLARIMIZI YEŞERTMEKTE”
Bu yılki Üst Düzey Siyasi Forumu’nun özel bir öneme sahip olduğunu dikkati çeken Başkan Altay, “Bu forum, Yerel ve Bölgesel Yönetimlerin kilit rol oynadığı Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) Zirvesi üzerine inşa edilmektedir. Bu forumda; Bakanlar Bildirgesi’nin Sıfır Taslağı ve SKA’ların yerelleştirilmesi dışında, sürdürülebilir kalkınma için yerel ortaklıkların önemini vurguluyoruz. Nihayet teşkilatımızın büyük umutlarla beklediği BM Gelecek Zirvesine artık çok yakınız. BM Genel Sekreteri’nin yanı sıra BM Genel Sekreterinin Yerel ve Bölgesel Yönetimler Danışma Grubuna ve BM Gelecek Paktı taslağında çağrımızın yer almasını sağlayan ve bizi destekleyen üye devletlere çalışmaları ve bağlılıkları için teşekkür ediyorum. Yerel ve bölgesel yönetimlerin; yoksulluk ve açlıkla mücadelede, gezegenimizi korumak için harekete geçmede, barışı ve iyi yönetişimi inşa etmede üstlendiği rol, daha yaşanılabilir bir dünyaya dair umutlarımızı yeşertmektedir. Küresel ve yerel gündemlerde hemfikir olduğumuzun farkındayız. Bu bilinçle davranarak Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının uygulanmasındaki boşluğu kapatabileceğimize, hiç kimseyi ve hiçbir yeri geride bırakmadan tüm vatandaşlarımıza en yüksek seviyede hizmet sağlayacağımıza yürekten inanıyoruz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
“HER TOPLANTIDA OLDUĞU GİBİ FİLİSTİN’DE YAŞANAN ZULMÜ KINADIK”
Başkan Altay, programın ardından forumla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda özellikle Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları 2030 hedeflerine ulaşabilmek için yerel yönetimlerin daha fazla rol alması konusundaki önerilerini ilettiklerini dile getiren Başkan Altay, “Ayrıca her toplantıda olduğu gibi Filistin’de yaşanan zulmü kınadık ve her ortamda Filistinlilerin sesi olmaya devam edeceğimizi ifade ettik. Dünyada özellikle iklim değişikliğinin etkisi altındaki şehirlerde insanlar çok büyük problemler yaşıyor. Özellikle yerel yönetimlerin Birleşmiş Milletler nezdinde temsili ve ülkelerin verdiği görevler doğrultusunda daha yaşanabilir şehirler inşa etmek için çabalarını ifade etmeye her ortamda devam edeceğiz” cümlelerini kullandı.
]]>Forum kapsamında gerçekleştirilen UCLG Yerel ve Bölgesel Yönetimler Günü: Yerel Ve Bölgesel Yönetimin Siyasi Süreci Açılış Toplantısı’nda konuşan Başkan Altay, günümüzde, dünya genelinde artan nüfusun ve hızlı kentleşmenin su kaynakları üzerindeki baskıyı her geçen gün artırdığına dikkati çekti.
“YEREL YÖNETİMLERİN SU KULLANIMI ÜZERİNDEKİ SORUMLULUĞU BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTA”
İklim değişikliğinin su döngüsünü olumsuz yönde etkileyerek, kuraklık ve su kıtlığı gibi sorunların daha da yaygınlaşmasına neden olduğuna değinen Başkan Altay, “Bu durum, suyun sürdürülebilir yönetiminin ne denli kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Hal böyleyken yerel yönetimlerin su kullanımı üzerindeki sorumluluğu büyük önem taşımaktadır. Yerel ve bölgesel yönetimler olmadan su ve sanitasyonla ilgili temel hizmetlere evrensel erişim mümkün değildir” diye konuştu.
“SUYUN KORUNMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR KULLANIMI, SADECE BUGÜNÜN DEĞİL, GELECEĞİMİZİN DE TEMİNATIDIR”
Konya’nın tüm dünyayı tehdit eden küresel iklim değişikliğini çok fazla hissettiğine işaret eden Başkan Altay, suyun etkin ve verimli kullanımı noktasında Konya Büyükşehir Belediyesi olarak yürüttükleri çalışmalardan bahsettiği konuşmasına şu sözlerle devam etti:
“Bugün gerçekleştirilen toplantı büyük umutlara vesile olsa da şu anda dünyanın pek çok yerinde acı çeken insanlara şahit oluyoruz. Birleşmiş Milletler Su Konferansı’nın ardından kabul edilen ve halen yürürlükte olan 800 taahhüt; bu konunun önemini bir kez daha kanıtlamaktadır. Suyun korunması ve sürdürülebilir kullanımı, sadece bugünün değil, geleceğimizin de teminatıdır. Bu nedenle suyu tamamen teknik bir boyuta hapseden sektörel bir yaklaşımdan uzaklaşmak gerekmektedir. Suyun; sağlık, ekonomi, barış, diplomasi ve daha pek çok sektörü etkileyen küresel, siyasi, jeopolitik bir düzlemde kesişen bir konu olarak kabul edilmesi zorunludur.”
BAŞKAN ALTAY SU SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNDE KÜRESEL İŞ BİRLİĞİ VURGUSU YAPTI
“Günümüzde su, adaletten uzak şekilde istifade edilen en temel yaşam haklarının başlarında geliyor” diyen Başkan Altay, “Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Teşkilatı ile Küresel Görev Gücü bünyesinde bir araya gelen temsilcilerimiz, bu sorunun çözülmesinde belirleyici rol oynamaktadır. Bu rol sadece şehirlerde ve metropollerde değil, aynı zamanda çölleşen ve yeniden iskân edilen kırsal alanlarda da kendini göstermektedir. Yerel ve bölgesel liderler olarak karşılaştığımız zorlukları tek başımıza çözemeyiz. Forumun diğer ortakları olan; bakanlıklar, milletvekilleri, havzalar, örgütlü sivil toplum kuruluşları ve kurumsal sektörle güçlü bir koordinasyon sağlamalıyız. Bugünkü toplantımız işte bu ruhu oluşturmaya ve tüm paydaşlarımızla güçlerimizi birleştirmeye vesile olmaktadır” ifadelerini kullandı.
“SUYUN ADALETLİ DAĞITILMAMASI; TÜM DÜNYADA GERİLİM VE ÇATIŞMALARIN YAŞANMASINA NEDEN OLABİLİR”
İş birliği ve diplomasiyi teşvik etme konusundaki çabaların sürdürülmesi gerektiğini dile getiren Başkan Altay, “Suyun adaletli dağıtılmaması; tüm dünyada gerilim ve çatışmaların yaşanmasına neden olabilir. Su konularında anlaşmazlıkların çözümü için tüm paydaşlarla diyalog ve koordinasyonumuzu güçlendirmeye devam etmeli; yerel, bölgesel ve uluslararası iş birliğini vurgulamayı sürdürmeliyiz. Su ekosistemlerinin sürdürülebilir yönetimi konusunda en iyi uygulamalardan faydalanmalıyız” dedi.
“ŞEHİRLER GÜÇLÜ OLURSA TOPLUMLAR GÜÇLÜ OLUR”
UCLG olarak Dünya Su Forumu’nun bir partneri olmanın kendileri için çok kıymetli ve önemli olduğunu belirterek, bu imkanı sunduğu için Endonezya Devleti’ne ve Dünya Su Forumu’na teşekkür eden Başkan Altay, “Bugünün sorununu çözmekten öte sürdürülebilir bir yapı ortaya koymak zorundayız. Çünkü dünyanın kaynakları sınırsız değil ve gelecekte çocuklarımıza çok daha iyi bir dünya bırakmak için sürdürülebilirliği en temel madde olarak her zaman gündemde tutmak zorundayız. Hep birlikte Birleşmiş Milletler kalkınma hedeflerini gerçekleştirmek için yoğun bir çaba içerisinde olmak zorundayız. UCLG olarak bu konuda yoğun bir çaba gösteriyoruz. Ayrıca bizim bir görevimiz de şehirler arasındaki iletişimi güçlendirmek ve bilgi paylaşımını artırmak. Çünkü şuna inanıyoruz; şehirler güçlü olursa toplumlar güçlü olur” açıklamalarında bulundu.
“GAZZE’DE YAŞAYAN KARDEŞLERİMİZİN SU VE GIDADAN YOKSUN BIRAKILMASINA DİKKAT ÇEKTİK”
Başkan Altay, toplantının ardından 10. Dünya Su Forumuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Forum kapsamında öncelikle Endonezya Cumhurbaşkanı’nın katılımıyla açılış programına katıldıklarını daha sonra da Endonezya Dışişleri Bakanı ve Tarım Bakanı ile birlikte forumda konuşma gerçekleştirdiklerini belirten Başkan Altay, “Dünya üzerinde insanların suya erişimi, suyun sürdürülebilir bir kaynak olarak tüm insanların hizmetine sunulması, toplumsal refahın artırılması gibi konularda UCLG Başkanı olarak kanaatlerimizi ifade ettik. Ayrıca her uluslararası toplantıda olduğu gibi burada da Gazze’de yaşayan kardeşlerimizin su ve gıdadan yoksun bırakılarak soykırıma uğradıklarını ve bu soykırımın bir an önce bitmesi için uluslararası toplumun daha fazla ses çıkarması konusuna dikkat çektik. Toplantının tüm dünyada yaşayan insanların suya ulaşımına katkı sağlamasını temenni ediyorum” cümlelerini kullandı.
]]>Başkan Erdoğan’ın açıklamalarından önemli başlıklar;
Antalya Diplomasi Forumu’nun 3’üncü buluşması münasebetiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bilindiği gibi 6 Şubat 2023’te yaşadığımız asrın felaketi nedeniyle forumumuzu geçtiğimiz yıl iptal etmek durumunda kalmıştık. Ülkemizin 11 ilini ve 14 milyon vatandaşımızı etkileyen 53 binden fazla canımızı yitirdiğimiz deprem felaketinin yaralarını hızla sarıyoruz.

ÜLKEM VE MİLLETİMİ ADINA ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM
Bu zorlu süreçte dost ve kardeş ülkelerden gördüğümüz maddi manevi desteği burada özellikle ifade etmek isterim. Dünyanın neresinde olursa olsun acımızı yürekten paylaşan dayanışma ve desteklerini esirgemeyen dostlarımıza bir kez daha ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.
Anadolu’nun manevi mimarlarından Hz. Mevlana’nın çağları aşan şu sözünün hikmetine bir kez daha şahitlik ettik; Ümitsizliğin ardında nice ümitler vardır. Karanlığın ardında nice güneşler vardır. Millet olarak destekleriyle, dualarıyla, katkılarıyla en zor günümüzde bizlere umut aşılayan dostlarımızın kadir şinazlığını asla unutmayacağız. Rabbim ülkemiz ve milletimizle birlikte tüm insanlığı bu tür tabii afetlerden korusun diyorum. Depremlerde vefat eden kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum.
Forumumuzun bu yılki temasını “Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” olarak belirledik. Küresel siyasetin kaotik durumuna şöyle bir göz attığımızda, Forumun temasının ne kadar isabetli seçildiği anlaşılacaktır.
MAALESEF ÜMİTVAR KONUŞAMIYORUZ
İnsanlık olarak gerçekten sancılı, sıkıntılı ve biteviye krizlerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Sadece dış politikada değil; üretim, iletişim, yönetim, sanat, ticaret ve teknoloji gibi pek çok alanda ezberler bozuluyor. Gönül ister ki; bu değişim insanlığın güncel sorunlarına çözüm getirsin; açlığa, yoksulluğa, geri kalmışlığa çare olsun. Maalesef bu konuda ümitvar konuşamıyoruz.
Düzensiz göç meselesinde zaten 12 yıldır ciddi baskı altındayız. Çatışmalardan ve terör örgütlerinin baskılarından kaçan yaklaşık 4 milyon sığınmacıya evsahipliği yapıyoruz. İnsanlığın yüzleştiği bir diğer önemli sorun olan iklim değişikliği konusunda da durum farklı değildir. Akdeniz çanağında olmamız hasebiyle iklim değişikliğinin menfi etkilerine her geçen yıl daha fazla maruz kalıyoruz. Bu listeyi daha da uzatmak mümkündür.
BİRİLERİ İÇİN RAHATSIZ EDİCİ DE OLSA…
Türkiye’nin hiçbir hadiseyi uzaktan seyretme veya görmezden gelme lüksü yoktur. Sorumluluk sahibi bir ülke olarak; doğru bildiklerimizi cesaretle söylemek, hem kendi insanımıza, hem de tüm insanlığa karşı görevimizdir. Hakikati konuşanların seslerinin kısıldığı günümüzde böyle bir misyonun zorluklarının şüphesiz farkındayız. Ama buna rağmen acı da olsa, birileri için rahatsız edici de olsa, gerçekleri dillendirmeye devam edeceğiz. Forum boyunca ortaya konacak fikirlerin, bizlere bu mücadelemizde katkı sunacağına inanıyorum.
Karşı karşıya olduğumuz jeopolitik riskleri yönetmek için her zamankinden daha aktif, çok yönlü, dikkatli ve soğukkanlı bir politika izliyoruz. Girişimci, insanı ve diplomasiyi öne çıkaran dış politikamızın temelinde kadim değerlerimizle çıkarlarımızın uyumlu birlikteliği vardır. Prensiplerimizden taviz vermeden, ülkemizin menfaatlerini her alanda güçlü bir şekilde savunmanın gayretindeyiz.
ARTIK BU ALANDA FARKLI BİR LİGE YÜKSELDİK
Geçtiğimiz hafta 5. nesil savaş uçağımız KAAN’ın da ilk uçuşunu başarıyla yapmasıyla artık bu alanda farklı bir lige yükseldik.
BU BİR SOYKIRIM GİRŞİMİDİR
7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaşanan barbarlığı ve katliamları hepimiz içimiz yanarak takip ediyoruz. İsrail’in kasıtlı saldırıları sonucunda çoğu çocuk ve kadın 30 binden fazla kişi şehit oldu. Yaklaşık 2 milyon insan göçe zorlandı. Gazze’de sadece çocuklar, kadınlar ve siviller canice katledilmedi, milyarca insanın hukuka, adalete olan inancı katledildi. Yaşananlar bir soykırım girişimidir. İsrail’in son olarak yardım bekleyenleri vurması, kalleşlik ve barbarlıktır.
Uluslararası düzenin iflas bayrağını asıl çektiği yer Gazze olmuştur.
İnsanlık olarak Türkiye olarak saldırıların ilk gününde itibaren ortaya koyduğumuz çabalara, bölgeye gönderdiğimiz 37 bin tona varan yardıma, 900’den fazla Gazzeli hastayı ülkemize getirmemize rağmen bunun mahcubiyetini halen yaşıyoruz.
Uluslararası Adalet Divanı’nın tutumu ortadayken, Netanyahu yönetimi işgal, yıkım ve katliam politikalarını dün olduğu gibi pervasızca gösterebiliyor. Uluslararası toplum Filistin halkına olan borcunu ancak Filistin Devleti’nin kurulmasıyla ödeyebilir. Bu maksatla garantörlüğü de kapsayacak şekilde sorumluluk alabileceğimizi belirttik. Gazze’nin yeniden toparlanması için elimizden geleni yapacağız. Dünyanın dört bir yanında hemen her hafta meydanları dolduran tüm Filistin dostlarına şükranlarımı sunuyorum.
]]>