Fransız – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Wed, 12 Jun 2024 23:12:56 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Fransa topraklarının yüzde 18’ini oluşturan sömürdüğü ülkelerde bağımsızlık alevi yanıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/fransa-topraklarinin-yuzde-18ini-olusturan-somurdugu-ulkelerde-bagimsizlik-alevi-yaniyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/fransa-topraklarinin-yuzde-18ini-olusturan-somurdugu-ulkelerde-bagimsizlik-alevi-yaniyor/#respond Wed, 12 Jun 2024 23:12:56 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12596 Yakın zamanda Yeni Kaledonya’da yaşanan yaygın protestolar ve şiddet olayları, Fransa hükümetinin sömürgecilik sonrası kurduğu düzenin, göç sorunundan güvenliğe ve işsizlikten yaşam standartlarının düşüklüğüne kadar farklı sorunlara sahip Fransız kolonilerinin artan özerklik ve bağımsızlık talepleri karşısında zorda olduğunu gösterdi.

Farklı siyasi statüler ile Fransa’ya bağlı bulunan kolonilerden Guadeloupe, Martinique, Saint-Martin, Saint-Barthélemy, Saint Pierre and Miquelon Atlas Okyanusu’nda, Reunion, Mayotte ve Fransız Güney ve Antarktika Toprakları Hint Okyanusu’nda, Fransız Polinezyası, Yeni Kaledonya, Wallis ve Futuna Pasifik Okyanusu’nda, Fransız Guyanası da Güney Amerika’da yer alıyor.

En yakını Fransa’ya yaklaşık 4 bin kilometre, en uzağı 17 bin kilometre mesafedeki 12 Fransız kolonisi, sahip olduğu yaşam standartları açısından da ana karanın uzağında kalıyor.

Türlü sosyoekonomik sorunlarla mücadele eden ve Fransız yönetiminin bu topraklara sağladığı altyapı ve güvenlik hizmetlerinin yetersizliğinden şikayetçi olan koloniler, daha fazla özerklik ve bağımsızlık taleplerinde bulunuyor.

AA muhabiri, Yeni Kaledonya’da bağımsızlık yanlılarının harekete geçtiği ve Fransa’nın bastırmak için güç kullandığı olaylarla yeniden gündeme gelen Fransız kolonilerindeki yerli hakların taleplerini ve kolonilerin karşı karşıya kaldıkları sorunları derledi.

– YENİ KALEDONYA’DA BAĞIMSIZLIK YANLILARI BASTIRILDI

Fransa ana karasından yaklaşık 17 bin kilometre uzaklıktaki Yeni Kaledonya’da Fransız hükümetinin yerli halkın seçimlerdeki etkisini azaltmaya yönelik anayasal reform girişimi, Ada’daki bağımsızlık yanlılarını harekete geçirdi.

Fransız hükümetinin yerli halkla 1988’de imzaladığı Noumea Antlaşması’na aykırı şekilde, en az 10 yıldır Ada’da yaşayan Fransızların seçimlerde oy kullanmalarının yolunu açma girişimi protestolara neden oldu.

Fransız hükümeti, yaklaşık bir ay süren olayları bastırmak için Ada’ya polis ve jandarma sevk etti. Ada’da çıkan olaylarda 7 kişi hayatını kaybetti, 13 Mayıs’ta ilan edilen OHAL süreci, 27 Mayıs’ta başkent Noumea’da da durumun kontrol altına alınmasıyla kaldırıldı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ada’ya yaptığı ziyarette anayasal reform tasarısını geri çekmedi ve bağımsızlık yanlılarıyla karşıtlarına diyalog için süre tanıdı.

Yakın zamanda Yeni Kaledonya’da 7 kişinin hayatını kaybettiği olaylar, ülkenin diğer kolonilerinde de yaşanan sorunları ve özerklik taleplerini gündeme getirdi.

– FRANSIZ GUYANASI, DAHA FAZLA ÖZERKLİK İSTİYOR

Güney Amerika’da yer alan, Fransa’ya 7 bin kilometre uzaklıkta bulunan, yaklaşık 300 bin kişiye ev sahipliği yapan Fransız Guyanası’nda güvenlik sıkıntısı yaşanıyor.

Cinayet oranlarının ana karadan 10 kat fazla seyrettiği Fransız Guyanası’nda kayıt dışı göç ve Brezilya sınırındaki yasa dışı altın madenciliği de koloninin karşı karşıya bulunduğu başlıca sorunlar arasında.

Yoksulluğun ve işsizlik oranının yüksek olduğu kolonide halk, hükümetin altyapı ve sağlık sektörüne yatırımlarının yetersizliğinden şikayet ediyor.

Fransız Guyanası’nda genç nüfusun neredeyse yüzde 40’ı eğitim veya iş için yurt dışına gidiyor.

Fransız Guyanası yerel yönetimi, Emmanuel Macron’un Fransa’nın Akdeniz’deki adası Korsika’ya daha fazla özerklik sözü verirken Guyana için benzer adımlar atılmamasına tepki gösteriyor.

Fransız Guyanası Meclis Başkanı Gabriel Serville, Fransa’dan 160 kilometre uzaklıkta bulunan Korsika için kültürel çeşitlilikten bahsedildiğini ancak 7 bin kilometre ötede, kendi doğruları bulunan Fransız Guyanası’nın bunun 100 katı fazlasını hak ettiğini belirterek, hükümetin daha fazla özerklik sağlama konusundaki “çifte standardını” eleştiriyor.

Fransız Guyanası Kongresi, 2020 yılında özel statü altında daha fazla özerklik talep edilmesine ilişkin oylama yaptı. Yerel halkın bu talebine rağmen aradan geçen yaklaşık 4 yılın ardından Paris yönetimi ile anayasal düzenleme alanında müzakere sürecinde ilerleme katedilmedi.

– GUADELOUPE VE MARTINIQUE’DE KOVID-19 PROTESTOLARI SONRASI ÖZERKLİK TALEPLERİ ARTTI

Karayipler’de Fransa’ya yaklaşık 7 bin kilometre uzaklıkta yer alan 400 bin nüfuslu Guadeloupe’ta ulusal ortalamanın 6 kat üstünde seyreden suç ve 20 kat üstündeki silahlı soygun oranları nedeniyle güvenlik sıkıntısı yaşanıyor.

Gençlerin de giderek artan oranda suçlara karışması dolayısıyla nisan ayında 18 yaş altı kişilere Ada’nın ticari başkenti Pointe-a-Pitre’de belli saatlerde sokağa çıkma yasağı getirildi.

Ada’da Kovid salgını döneminde Fransız hükümetinin yürürlüğe koyduğu kapanma tedbirleri nedeniyle yoğun protestolar yaşandı.

Diğer kolonilerden Martinique’de yayılan olayları bastırmak için Fransa, bölgeye güvenlik güçleri sevk etti.

Bunun üzerine özerklik tartışmaları yeniden gündeme gelirken Fransa’nın o dönemdeki Denizaşırı Topraklar Bakanı Sebastien Lecornu, “özerklik müzakerelerine hazır olduklarını” belirtti.

Kovid-19 salgını protestolarından sonra özerklik talepleri, komşu koloni Martinique’te de hız kazandı.

Martinique Yürütme Konseyi Başkanı Serge Letchimy, Ada’ya Fransa’dan ayrılmadan özerklik statüsü verilmesine ilişkin bölgesel ortaklarından destek arayışına girdi. Kasım ayında Martinique Kongresi, Fransız Anayasası’na, yasaların Ada’nın sosyal ve ekonomik gerçeklerine göre uyarlanmasına izin veren bir maddenin eklenmesinden yana oy kullandı.

– FRANSA’NIN EN FAKİR TOPRAĞI MAYOTTE’DE GÜVENLİK VE SU SORUNU ÇÖZÜLEMİYOR

Fransa’nın yaklaşık 8 bin kilometre uzağında, Hint Okyanusu’nda bulunan kolonisi Mayotte’de de son yıllarda güvenlik sorunu yaşanıyor.

“Yüzyılın en kötü kuraklığı ile” karşı karşıya olan 310 bin nüfuslu Ada’da yıllardır devam eden içme suyu sıkıntısı kriz boyutuna ulaştı. Fransız hükümeti, kasımda Ada’da 82 su sağlama noktası oluşturdu ve Mayotte sakinlerine askerlerle içme suyu dağıtmaya başladı.

Göçmen akışının olduğu Ada’da hükümet, “doğumla kazanılan vatandaşlığı” sınırlandırmak için anayasal değişikliğe gitme kararı aldı.

Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, şubat ayında, Ada’da doğan göçmen çocuklarının artık “otomatikman” Fransız vatandaşı olamayacaklarını duyurdu. Yeni düzenlemeyle Ada’da doğan çocukların Fransız vatandaşı olabilmeleri için Fransız ebeveynlere sahip bulunmaları şartı getirildi.

Bu vatandaşlık kısıtlaması, Ada’daki yaşam koşullarının kötüleşmesinden sorumlu tutulan Comoro Adası göçmenlerine karşı alındı.

Halkın yüzde 90’ından fazlasının Müslüman olduğu Ada’da son aylarda genellikle kirli sulardan bulaşan kolera salgını yaygınlaştı.

Fransa hükümeti, düzensiz göçmen akışından muzdarip Ada’da güvenlik durumunu kontrol altına almak için nisan ortalarında 1700 polis ve asker sevk etti ve 11 haftalık operasyon başlattı.

Verilere göre, Mayotte halkının yaşam standartları Fransızlardan 7 kat daha düşük ve halkın yüzde 77’si yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

– FRANSIZ POLINEZYASI’NDA BAĞIMSIZLIK YANLISI PARTİ BAŞA GEÇTİ

Güney Pasifik’te 100’den fazla adadan oluşan yaklaşık 300 bin nüfuslu ve ana karaya yaklaşık 16 bin kilometre uzaklıktaki Fransız Polinezyası, Fransa’nın 1966-1996 yıllarında yaptığı yaklaşık 200 nükleer testin etkilerini protesto ediyor.

Fransa’dan halk üzerinde ciddi olumsuz etkileri olan testler için özür bekleyen Polinezya’da geçen yılki seçimleri bağımsızlık yanlısı Tavini Huiraatira Partisi kazandı.

Polinezya yönetimi, adayı tam bir egemenlik yolunda ilerletmek isterken Fransız hükümeti, bağımsızlık müzakerelerine yanaşmıyor ve Ada’nın siyasi bağımsızlığından önce tarım, ekonomi ve gıda konularında kendine yeter hale gelmesi için çalışılması gerektiğini savunuyor.

– REUNION

Fransa’ya yaklaşık 9 bin kilometre mesafedeki Reunion, 2022 yılı sonunda beraberindeki 6 koloniyle Fransız yönetimine karşı daha fazla özerklik talep ettikleri “Fort-de-France” çağrısına imza attı.

Reunion Bölge Konseyi Başkanı Huguette Bello’nun bu çağrıya imza atması, Reunion Senatosunda tartışma yarattı, sağcılar “Ada’nın Fransız tutulması” için mücadele vereceklerini bildirdi.

– KORSİKA’YA “KENDİNE ÖZGÜ ÖZERKLİK” SÖZÜ

Fransa’dan çok İtalya’ya yakınlığıyla bilinen Akdeniz’deki Korsika Adası, kolonilerden farklı bir tarihe sahip olsa da daha fazla özerklik istemesiyle biliniyor.

Mecliste bağımsızlık yanlılarının çoğunlukta olduğu Ada’ya eylül ayında yaptığı ziyarette Macron, “Korsika’ya özgü özerklik” çağrısı yaparak, sağcılar ve bağımsızlık yanlılarına özerklik konusunda ortak metinde uzlaşmaları için 6 ay süre tanıdı.

Mart ayında taraflar, Ada’ya daha fazla özerklik tanıyan metnin üzerinde uzlaştı. Kültürel olarak farklı bir kimliğe ve tarihsel geçmişe sahip Korsika’da özerklik müzakerelerinde ilerleme kaydedilmesi, hükümetin aynı yaklaşımı göstermediği kolonilerde tepkiyle karşılandı.

– DENIZAŞIRI TOPRAKLARDA MACRON’A DESTEK AZALMIŞTI

2017’deki seçimlerde yüzde 66’lık oy oranıyla aşırı sağcı Marine Le Pen’e karşı ezici başarı elde eden Macron, 2022 seçimlerinde aynı başarıyı gösteremedi.

Macron’un yüzde 58 ile ikinci kez göreve seçildiği oylamada Marine Le Pen, yüzde 42 civarında oy aldı.

Le Pen, bir önceki seçimlerde Macron’dan yana oy kullanan Fransa’nın denizaşırı toprakları Guadeloupe, Martinique, Fransız Guyanası, Mayotte ve Reunion’da yüzde 60 civarında oy alarak ezici üstünlük sağladı. Saint Pierre ve Miquelon’da oyların yaklaşık yüzde 51’ini alan Le Pen, Fransız Polinezyası’nda da yüzde 48 oy elde etti.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/fransa-topraklarinin-yuzde-18ini-olusturan-somurdugu-ulkelerde-bagimsizlik-alevi-yaniyor/feed/ 0
Yeni Kaledonya’daki bağımsızlık arayışları 17 bin kilometre uzaktan bastırılıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/yeni-kaledonyadaki-bagimsizlik-arayislari-17-bin-kilometre-uzaktan-bastiriliyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/yeni-kaledonyadaki-bagimsizlik-arayislari-17-bin-kilometre-uzaktan-bastiriliyor/#respond Sun, 19 May 2024 02:00:30 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10980 Bölgenin bağımsızlık yanlısı vatandaşları bir yandan Fransa’nın anayasal baskısı ile mücadele ederken, Paris yönetiminin dünyanın diğer ucundan getirdiği polis güçleri ile halk arasındaki çatışmalar sürüyor.

Adada birkaç gündür yaşanan şiddet olaylarında yaklaşık 200 iş yeri ve 50’den fazla araç ateşe verilirken, 100’e yakın güvenlik görevlisi yaralandı.

Şiddet olaylarında 6 kişi hayatını kaybetti.

OHAL İLAN EDİLDİ!

Yeni Kaledonya’da şiddet olaylarının artmasının ardından 15 Mayıs’ta olağanüstü hal (OHAL) ilan edildi ve OHAL’in 12 gün boyunca devam edeceği duyuruldu.

Fransa, bölgede günlerdir devam eden şiddet olayları nedeniyle Noumea-Magenta Havalimanı’nın önüne ordu güçlerini konuşlandırmasının ardından bugün, yüzlerce ağır silahlı Fransız güvenlik güçleri ve polisini Noumea sokaklarında devriye gezmeleri için görevlendirdi.

Fransa Başbakanı Gabriel Attal, bölgede önlem olarak TikTok’un yasaklanması kararının alındığını açıkladı.

AA muhabiri, günlerdir devam eden şiddetli protestoların tarihçesini ve bölgedeki son gelişmeleri derledi.

Kendi topraklarından yaklaşık 17 bin kilometre uzakta bulunan adayı 1853’te kolonisi haline getiren Fransa, adadaki zengin nikel madenlerini çıkarmak için getirdiği madenciler ile ülkenin yerli halkının kendi topraklarında azınlık hale gelmesine neden oldu.

Fransız hükümeti 1984’te bölgesel işlere tam özerklik verirken, Kanak Sosyalist Ulusal Kurtuluş Cephesi Partisi seçimleri boykot etti ve bir ayaklanmayla başkent Noumea dışındaki bölgenin çoğunu geçici olarak ele geçirdi.

NOUMEA ANLAŞMASI

1998’de dönemin Fransa Başbakanı Lionel Jospin ile Yeni Kaledonya yönetimi arasında “Noumea anlaşması” sağlandı.

Fransa, güvenlik, savunma, adalet ve mali konular dışındaki alanları Yeni Kaledonya yönetimine bırakmayı kabul etti.

Anlaşmaya göre, yalnızca adada 1998’den önce yaşamaya başlayan kişiler ve bu kişilerin çocuklarının oy kullanabilmesine karar verildi.

Bu karar, adada yaşanan krizin önüne geçmek ve nüfusu azalmakta olan bölge yerlileri Kanaklar’ın seçimlerde etkisinin azalmasını önlemek amacıyla alındı.

YENİ KALEDONYA’DAKİ BAĞIMSIZLIK REFERANDUMLARI

Fransa, 1980’lerde on yıl içerisinde bağımsızlık referandumu düzenlemeyi kabul etti ancak oylama sözü geçen zaman dilimi içerisinde düzenlenmedi, aksine yaklaşık 20 yıl daha ertelendi.

Fransız yetkililer, bağımsızlığı reddetme olasılığı daha yüksek olduğu düşünülen adaya yeni gelen kişilerin oylamayı etkilememesi için seçmen kütüklerini de dondurmayı kabul etti. Fransa ayrıca, bir referandum yerine 3 kere referandum yapılmasını da onayladı.

Yıllardır ertelenen referandumların ilki 2018’de düzenlendi. Oylamada seçmenlere “Yeni Kaledonya’nın tamamen bağımsız bir ülke olmasını destekliyor musunuz?” sorusu soruldu. Oylama sonucunda bağımsızlık yanlılarının oranı yüzde 43, bağımsızlık karşıtlarının oranı ise yüzde 56 oldu.

2020’de düzenlenen ikinci referandumda ise bağımsızlık yanlılarının oranı yüzde 47’e yükseldi.

Üçüncü ve son referandum ise Kovid-19 salgınının yaşandığı 2021’de yapıldı. Kanaklar yas gelenekleri nedeniyle siyasi faaliyetlerde bulunmak istememelerini gerekçe göstererek referandumu erteleme çağrısında bulundu. Ancak oylamanın devam etmesi Kanakların protestolarına yol açtı.

Seçmenlerin yüzde 96,49’unun bağımsızlığa “hayır” dediği referandumda, katılım oranı büyük bir düşüşle yüzde 43,90 olarak kayıtlara geçti.

Bunun üzerine Kanaklar, 2021 referandumunun tekrar düzenlenmesi için Uluslararası Adalet Divanına temyiz başvurusunda bulundu. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Temmuz 2023’te resmi ziyarette bulunduğu Yeni Kaledonya için Fransa Anayasasında 2024 başlarında uzlaşma temelli değişikliğe gideceklerini açıklaması da demokrasiye doğru bir adım olarak nitelendirildi.

Öte yandan, bölgede yaşayan Fransızların seçimlerde oy kullanmasının önünü açacak reformun Senato ve Fransız Ulusal Meclisinde kabul edilmesi yerli halkın bağımsızlık taleplerine gölge düşüren son adım oldu.

PASİFİK ÜLKELERİNDEN KANAK HALKINA DESTEK

Pasifik Adaları Forumu Genel Sekreteri Henry Puna, olayın “talihsiz olmakla birlikte beklenen bir şey olduğunu” söyledi.

Puna, “Bu gerçekten açık ve dürüstçe konuşmamız gereken bir konu.” dedi.

Cook Adaları Başbakanı Mark Brown, Kanak halkı için daha fazla bağımsızlığa ihtiyaç olduğunu belirterek, bu adalardaki insanlara daha fazla özerklik tanınması gerektiğini dile getirdi.

Yeni Zelanda Dışişleri Bakanı Winston Peters da “barışçıl bir çözüm” çağrısında bulunarak, “Öncelik, tarafların diyalog ve sükunetin sağlanabilmesi için durumu yatıştırmaya yönelik adımlar atması olmalıdır.” dedi.

ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜNDEN YERLİ HALKIN HAKLARININ KORUNMASI ÇAĞRISI

Uluslararası Af Örgütü de Fransa’nın Hint-Pasifik’teki özerk bölgesi Yeni Kaledonya’da şiddet olayları sürerken yerli halk Kanakların haklarının korunması çağrısında bulundu.

Uluslararası Af Örgütü Pasifik Araştırmacısı Kate Schuetze, Fransız yetkililerin bölgedeki olayları, “duraksayan dekolonizasyon süreci, ırksal eşitsizlik, yerli Kanak halkının uzun süredir barışçıl şekilde dile getirdiği kendi kaderini tayin etme hakkı talepleri” ışığında değerlendirmesi gerektiğini belirtti.

Fransa’nın sosyal medya platformu TikTok’un yasaklanacağını duyurmasına atıfta bulunan Schuetze, TikTok’u yasaklamanın arkasında geçerli bir neden olmadığı sürece yasağın “ifade özgürlüğünün ihlali anlamına gelebilecek açıkça orantısız önlem gibi göründüğünü” vurguladı.

Schuetze, “protestolara tepki olarak yasak getirmenin dünya genelindeki hükümetler için tehlikeli bir örnek” teşkil edebileceğine dikkati çekti.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ FRANSIZ ULUSAL MECLİSİNDE ONAYLANDI

Bağımsızlık yanlısı Kanakların karşı çıktığı, Yeni Kaledonya’da yaşayan Fransızların seçimlerde oy kullanmasını sağlayarak yerli halkın seçimlerdeki etkisini azaltacak anayasal reform, Fransız Ulusal Meclisinde 153’e karşı 351 oyla kabul edildi.

Anayasa değişikliğine meclisteki Macron ittifakındaki Cumhuriyetçiler ve aşırı sağcı Marine Le Pen’in Ulusal Birlik Partisi destek verirken, solcu partiler “sömürgeci” niteliğine işaret ederek reforma karşı çıkıyor.

Reform kararı, 2 Nisan’da 99’a karşı 233 oyla Senato’da kabul edildi.

Yeni Kaledonya’nın yerel halkı Kanaklar, 300 bin olan ada nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor.

Fransız hükümeti anayasa değişikliği tasarısı ile adadaki 25 binden fazla Fransız’ın seçimlerde oy kullanmasının yolunu açmak istiyor.

AVRUPALILAR, YENİ KALEDONYA’DAKİ ŞİDDET VE MÜDAHALEYE SESSİZ

Yerel halkın bağımsızlık taleplerine ket vurulacağı endişesiyle Fransa’nın yaptığı yasa düzenlemelerine tepki göstermesi ve ardından yaşanan şiddet dalgası karşısında Avrupa hükümetleri sessiz kalmayı tercih etti.

Çoğu Avrupa ülkesi, 1940’larda sömürgelerinde başlayan halk hareketleriyle tetiklenen dekolonizasyon süreçlerine kadar birçok kıtada büyük kolonilere sahipti.

Sömürge yönetimleri pek çok yerde sona erse de yerel halklar tarafından kurulan yeni devletlerin halen Batılı güçlerin etkisinde olması “Yeni Sömürgecilik” olarak adlandırılmıştı.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/yeni-kaledonyadaki-bagimsizlik-arayislari-17-bin-kilometre-uzaktan-bastiriliyor/feed/ 0
Fransa’nın eski sömürgeleriyle başı dertte https://www.foxtvhaber.com.tr/fransanin-eski-somurgeleriyle-basi-dertte/ https://www.foxtvhaber.com.tr/fransanin-eski-somurgeleriyle-basi-dertte/#respond Fri, 17 May 2024 05:24:38 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10845 Fransa’ya bağlı özerk Yeni Kaledonya, adadaki 25 binden fazla Fransız’ın seçimlerde oy kullanmasının yolunu açacak anayasa değişikliği tasarısını protesto ediyor.

Yeni Kaledonya’daki bağımsızlık yanlıları, seçimlerdeki etkilerini azaltacağı için Fransız hükümetinin anayasal reform girişimine karşı çıkıyor. Yeni Kaledonya’nın yerel halkı Kanaklar, yaklaşık 300 bin olan ada nüfusunun ortalama yüzde 40’ını oluşturuyor.

Fransa sömürgeciliği sürdürüyor

Fransa’nın 1853’te ilhak ettiği ve 1946’ya kadar sömürge toprağı olarak yönettiği ada, 2003’e kadar Fransa Denizaşırı Bölgeler Topluluğu içerisinde yer aldı. Yeni Kaledonya, 2003’te gerçekleştirilen anayasa değişikliği sonucu Fransa’ya bağlı özerk bir bölge oldu.

Ada’da 2018, 2020 ve 2021’de olmak üzere toplam 3 kez bağımsızlık için referandum düzenlense de bağımsızlık yanlılarının oylarının yüzde 50’yi geçmemesi nedeniyle sandıktan hep “hayır” oyu çıktı.

Ancak son bağımsızlık referandumundan kısa bir süre sonra Yeni Kaledonya’daki siyasi aktörler arasındaki diyalog sekteye uğrayınca Ada’nın geleceği tekrardan tartışmaya açıldı.

Ülkenin bağımsızlığını savunan Kanak Sosyalist Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLNKS) düzenlenen referandumlara, Fransa’nın etkisiyle sonuçlandığı ve bağımsız şekilde yapılmadığı gerekçesiyle itiraz ediyor.

Son referandumu boykot ederek sandığa gitmeme kararı alan FLNKS, Kovid-19 salgınının etkisinden daha uzak bir tarihte referandum yapılması mücadelesi verdi.

Kanaklar ayrıca 2021’deki referandumun yeniden düzenlenmesi için Uluslararası Adalet Divanı’na temyiz başvurusunda bulundu.

Fransa’nın Ada’daki nüfuzunu korumak amacıyla anayasa değişikliğinde ısrar ettiği belirtiliyor.

Yeni Kaledonya neden önemli?

Dünya nikel rezervinin yüzde 10’undan fazlasına ev sahipliği yapan Ada, Fransa’nın Hint-Pasifik’te Çin ile rekabet halinde olması nedeniyle siyasi statüsü kadar yer altı kaynakları açısından da önem taşıyor.

Kanaklar’ın Çin ile ticari ilişkilerini geliştirmek istemesi karşısında Fransa, 2015’te nikel madeninin Pekin’e transferine ipotek koymak istemişti.

Fransa, Çin’e alan açmamak için son 6 yıl içinde yaklaşık 2 milyar avro krediyi Ada’ya serbest bıraktı.

Fransa için rüzgar tersten esiyor

Uzmanlara göre Amerika’dan Afrika’ya 72 ülkeyi sömüren Fransa için rüzgar uzun bir süredir tersten esiyor.

Yıllarca Afrika başta olmak üzere onlarca ülkeyi sömüren Fransa, ne yaptığı katliamlarla yüzleşti ne de sömürgeci bakış açısından kurtulabildi.

Özellikle Afrika’da son yıllarda Paris’in hem askeri hem de siyasi çizgisinde büyük bir sapma göze çarpıyor. Ancak bu değişim, Fransa’nın arzuladığı bir şey değil. Tıpkı, Yeni Kaledonya’da olduğu gibi hala sömürgecilik mirasından vazgeçmemiş olması, Fransa’yı istenmeyen adam yapıyor.

Şimdi gelin, hem Paris’in kanlı sömürgecilik geçmişine hem de eski sömürgelerinden bir bir kovulma sürecine yakından bakalım.

Sömürgecilik faaliyetlerinin ortaya çıkmasında 15’inci yüzyılda Rönesans’la birlikte başlayan Avrupalılık bilincinin yadsınamaz bir etkisi vardır. Öyle ki, bir sonraki asırda coğrafi keşiflerin başlaması ve Sanayi Devrimi’nin olması, sömürgecilik faaliyetlerinin ete kemiğe bürünmesine yol açtı.

Fransa’nın sömürge topraklar arayışını iki ana bölümde değerlendirmek mümkün. 16’ncı yüzyıldan itibaren Kuzey Amerika, Antil Adaları, Doğu Hindistan’ın bir bölümü ve Afrika’nın bir kısmı Fransa’nın nüfuz alanına girdi.

1830’dan itibaren ise 19’uncu yüzyıl, Fransa için kudretli bir imparatorluk rüyasının gerçekleştiği önemli bir dönem oldu. Fransa bu yüzyılda Hindiçin (Laos, Kamboçya, Vietnam), Yeni Kaledonya, Fransız Polonezyası gibi yeni sömürgeler elde etti ve Osmanlı Devleti’nin zafiyet içinde bulunmasından da faydalanarak İngiltere ile birlikte Afrika’da mutlak söz sahibi oldu.

Cezayir (1830), Gabon (1839), Moritanya (1854), Senegal (1854), Gine (1855), Fildişi Sahili (1855), Kongo (1859), Mali (1883), Madagaskar (1896), Benin (1899), Burkina Faso (1896), Togo (1884-Almanya, 1918-Fransa), Çad (1900) ve Nijer (1900) gibi pek çok ülke Fransa’nın kontrolüne geçti.

Fransa ele geçirdiği bu ülkeleri ya doğrudan sömürgeleştirme yoluna gitti ya da Tunus (1881), Fas (1912), Laos (1893), Kamboçya (1863), Vietnam (1862) gibi protectorat (himaye) görüntüsünde kontrol altına aldı.

Unutulmayan katliamlar

Fransa, 1524’te başlattığı sömürgecilik faaliyetleriyle Afrika’nın batısında ve kuzeyinde 20’den fazla ülkede hakimiyet kurdu. Afrika’nın yüzde 35’i, 300 yıl boyunca Fransa’nın kontrolünde kaldı.

Senegal, Fildişi Sahili ve Benin gibi ülkeler o yıllarda Fransa’nın köle ticaret merkezleri olarak kullanıldı ve bölgedeki tüm kaynaklar sömürüldü.

Fransa’nın Afrika’daki kara tarihi

Bölgede 5 asır süren kolonyal dönemde ve özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın ardından bağımsızlık mücadelesine girişen ülkelerde bu ayaklanmalar şiddetle bastırıldı ve 2 milyondan fazla Afrikalı hayatını kaybetti.

İkinci Dünya Savaşı bitmeden kısa zaman önce bağımsızlık vaadiyle Fransa saflarında savaşan Cezayirlilerin başlattığı gösterilerde binlerce Cezayirli, Fransız askerleri tarafından öldürüldü. Yaşananlar tarihe “8 Mayıs 1945 Setif ve Guelma” katliamı olarak geçti. Cezayir’in bağımsızlığını kazandığı 1962’ye kadar şiddet olayları sistematik şekilde devam etti.

Cezayir Bağımsızlık Savaşı’nda 1 milyon kişi Fransızlar yüzünden hayatını kaybetti.

Fransa’nın, 1830’dan beri Cezayir toplumunu kültürel anlamda da bir soykırımla baş başa bıraktığı biliniyor. Cezayir’in kendi mahalli kimliğinin dışında 300 yıllık Osmanlı tarihinin de büyük ölçüde ortadan kaldırılmasına neden olan Fransa, ülkede birçok kültürel ve dini eseri kendi tasarrufunda istediği gibi dönüştürdü.

Tarihin en büyük soykırımında Fransa’nın rolü

Fransa siyasi nüfuz sahibi olduğu ülkelerde de büyük insan hakları ihlalleri gerçekleştirdi.

İnsanlık tarihin en büyük soykırımlarından kabul edilen, 800 bin kişinin öldüğü 1994 Ruanda soykırımında da Fransa’nın rolü olduğu ortaya çıktı.

Ruanda soykırımından hemen önce bölgedeki Fransız askerlerinin aldıkları istihbaratları değerlendirmeyerek bölgeden ayrıldığı, bazı Fransız askerlerinin ise bizzat katliamlara destek verdiği uluslararası raporlara yansıdı.

Fransa, 23 Haziran’da ülkenin güneybatısında sığınmacılar için güvenli bölge oluşturmak amacıyla Turkuaz Operasyonu’nu başlattı. Ancak Ruanda’da soykırımı engellemek yerine soykırımı yapan Hutu hükümetine silah ve bilgi sağladığı tespit edilen Fransa’nın aleyhine halen devam eden birçok uluslararası dava bulunuyor.

Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı François Mitterrand’ın, Le Figaro gazetesine 1998’de verdiği mülakatta, “O ülkelerde bir soykırım yaşanması o kadar da önemli bir şey değil” ifadesini kullanması hala uluslararası kamuoyunca bilinen bir gerçek.

Afrika’da 54 ülkenin 27’sinin resmi dili Fransızca

Fransız Mediapart internet sitesi, şubatta yayımladığı, “Ruanda soykırımı: Fransa’nın yalanları ortaya çıktı” başlıklı, Fransız Dış İstihbarat Birimi DGSE’ye ait bir belgeye dayandırdığı haberinde, Fransa’nın, Hutu milislerince yaklaşık 800 bin Tutsi’nin öldürüldüğü Ruanda soykırımının asıl sorumlularını gizlediğini yazmıştı.

Fransa, on yıllarca sömürdüğü ülkelerden hemen vazgeçmedi. Bağımsızlık isteyen halklar büyük bedeller ödedi.

Bugünlerde de her ne kadar eski gücü olmasa da Fransa, Afrika ülkelerini sömürmeye devam ediyor. Gelin birlikte Afrika’daki Fransız çıkarlarına yakından bakalım.

Eski sömürgeleri olan Afrika ülkeleriyle hiçbir zaman bağlarını koparmayan ve koparmak istemeyen Fransa, Soğuk Savaş sonrası bölgede aktif olan aktörlere karşı da agresif bir tutum sergiledi. 

Fransa, İkinci Dünya Savaşı sonrası klasik sömürgecilik anlayışına son vermek zorunda kaldı. Bağımsızlıklarını kazanan ülkelerle yeni sömürgecilik döneminde Fransızcanın ülkenin resmi ve eğitim dili olması, zorunlu resmi eğitim konuları gibi alanlarda baskın tutum sahibiydi.

Bununla birlikte, “Fransızca Konuşan Ülkeler Topluluğu”nu kurarak eski sömürgelerinin Fransa ile bağlarının kopmasına engel olmaya çalışan Paris’in bu konuda başarılı da olduğunu söylemek mümkün. Halihazırda Afrika’da 54 ülkenin 27’sinin resmi dili Fransızca.

Diğer yandan bağımsızlığını kazanmadan önce Fransız sömürgelerinin Fransa’nın toplam ihracatındaki payı yüzde 60’dan fazlaydı. Bu oran ileriki senelerde ciddi oranda düştü.

Vazgeçilemeyen derin ekonomik çıkarlar

Fransa, uzun yıllar Afrika ülkelerinde mutlak egemen güçtü. Bağımsızlık mücadeleleri ve SSCB’nin desteğiyle başlayan gerileme uzun yıllar devam etti. Geçen 60 yıllık sürede Afrika’da Fransa’dan boşalan yerlere Rusya ve Çin yerleşti.

Özellikle bölgenin silah ithalatı Rusya’dan olurken, hızla kentleşen ülkeler için altyapı projelerini finanse etme rolünü de Çin aldı.

Fransa’nın eski sömürgelerinde neler oluyor?

Fransa, Afrika kıtasında en fazla sömürgecilik yapan ülkelerden biri. Öyle ki, onlarca hatta yüzyıllarca süren bu sömürgecilik kıtada çok ciddi bir Fransız nüfuz alanın oluşmasındaki en büyük etken.

Fransa’da basılan paralar, resmi dilin Fransızca olması, Fransız kültürünün yaygınlığı…

Son yıllarda tüm bunlara rağmen Fransa’ya karşı Afrika’da büyük bir tepki alanı oluştu. Kimisi teröre karşı destek istediği Fransa’yı teröre destek vermekle, kimisi de “ülke iç işlerine karışmakla” suçladı.

Mali

Öncelikle Mali’de 2012’de patlak veren, ülkenin kuzeyindeki Timbuktu, Gao ve Kidal gibi kentleri kapsayan ve Tuareglerin Azavad adını verdiği bölgedeki şiddet olayları Fransa’nın ülkedeki varlığına gerekçe oluşturdu.

Fransa, silahlı gruplara karşı uluslararası camianın onayını almadan Ocak 2013’te Serval Operasyonu’nu daha sonra da Barkhane Operasyonu’nu başlatarak Mali’ye 4 binden fazla asker konuşlandırdı.

2015’te Cezayir ara buluculuğunda barış anlaşması imzalandı.

Afrika basını da Barkhane Operasyonu’nu, Sahel’de güvenliği ve barışı sağlamakta yetersiz kaldığı, etnik topluluklar arasında çatışmaları önleyemediği, halkın daha fazla terör saldırısına maruz kalmasına yol açtığı gerekçesiyle eleştiriyordu.

Anlaşmanın üzerinden yıllar geçse de ülkenin kuzeyinde hala terör örgütü El Kaide ve DEAŞ’la ilişkili grupların etkileri ve çatışmaları devam ediyor.

Öte yandan Fransa’nın Mali’den çekilmesinin birçok nedeni var. Bunlardan biri, halkta artan Fransız karşıtlığı.

Öyle ki, Mali’de de eski Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keita’nın Ağustos 2020’de askeri darbeyle devrilmesiyle sona eren protesto gösterileri sürecinde, halkın Fransa karşıtlığı sokaklara taştı, Fransız bayrakları yakıldı.

Son olarak ise Fransız büyükelçisinin sınır dışı edilmesi, ülkeler arasındaki gerilimi daha da artırdı. Fransa, Mali’den askerlerini Nijer ve Gine’ye kaydırdı. Mali’de geçtiğimiz aylarda gerçekleşen anayasa değişikliği ile de 1960’tan bu yana resmi dil olarak kullanılan Fransızca yeni anayasa ile çalışma dili oldu.

Orta Afrika Cumhuriyeti

Fransa, 7 Haziran 2021’de Fransa karşıtı kampanyalar yürütmekle suçladığı Orta Afrika Cumhuriyeti ile askeri anlaşmalarını askıya almış ve bu yıl sonuna kadar başkent Bangui’de bulunan son askeri birliğini çekeceğini duyurmuştu.

Bangui yönetimi ise 13 Ağustos 1960’tan bu yana Fransız büyükelçilerine verilen “daimi duayen büyükelçi” unvanını kasımda kaldırmıştı.

Fransa, uzun yıllar mütekabiliyet esası gereği OAC’nin Paris Büyükelçisi’ne diplomatik ayrıcalıklar tanınması talebini görmezden gelmişti.

Paris yönetimi, Bamako yönetimi ile gerilen diplomatik ilişkileri üzerine ağustosta da Barkhane Operasyonu kapsamında Mali’de bulunan askeri güçlerinden son birimin de ülkeyi terk ettiğini duyurmuştu.

Burkina Faso

Burkina Faso’da 30 Eylül 2022’de başa geçen askeri hükümet, 23 Ocak’ta Fransa ile askeri iş birliği anlaşmasını feshettiğini açıkladı ve Fransız askerlerine ülkeden ayrılmaları için 1 ay süre tanıdı.

Bu talep, Burkina Başbakanı Apollinaire Kyelem de Tembela’nın Rusya’yı radikal dinci gruplarla mücadelede “makul” bir yeni ortak olarak ilan etmesinden günler sonra geldi.

Paris yönetimi de kısa süre sonra askerlerinin çekileceğini doğruladı.

Vagadugu’da konuşlu Fransa Özel Harekat Komutanlığı’na bağlı 400 asker bulunuyordu.

Nijer

Geçtiğimiz günlerde darbe ile yönetimi değişen Nijer, Fransa için oldukça önemli bir ülke.

Fransa’nın uranyum zengini olan ancak yaklaşık 20 milyonluk nüfusuyla dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Nijer’de 1500 askeri bulunuyordu.

Fransa, Niamey sınırlarında ABD ile ortak kullandığı askeri üste en az 3 “Mirage” tipi savaş uçağı bulunduruyordu. ABD’ye ait çok sayıda Reaper İnsansız Hava Aracı (İHA) da burada tutuluyor.

Mali ve Burkina Faso’daki darbelerden sonra bu ülkelerde “terörle mücadele” adı altında bulunan askeri unsurlarını zorunlu olarak Nijer’e kaydıran Fransa, bu sefer Nijer’de cunta yönetiminin, Paris makamlarıyla önceden yapılan askeri anlaşmaları askıya alma kararını tanımadığını açıkladı.

Afrika’da birçok daimi askeri üs bulunduran Fransa’nın, Senegal’in başkenti Dakar’da 400, Fildişi Sahili’nde 900, Gabon’da 350, Çad’da 1000 ve Cibuti’de 1500 askeri bulunuyor.

Fransa, Nijer’den bir süre önce askeri unsurlarını çekerek, askeri üslerini boşalttı.

Fransa için “kış” uzun süre önce başladı

Sahel bölgesi, Fransa’nın yıllarca sömürdüğü ülkelerden oluşuyor. Ülkeler bağımsızlığını kazansa da Fransa ile güçlü bağları devam ediyor. Özellikle 2010’lu yıllardan itibaren bölgede artan terör, Batı’nın askeri anlamda bölgeye tekrar dönüşünü simgeliyor.

Ancak bu gerçekler bir süredir değişiyor. Orta Afrika Cumhuriyeti’yle başlayan sonra Burkina Faso ve Mali ile devam eden olaylara bakıldığında görünen salt gerçeklik, Paris’in bölgede nüfuzunu ciddi oranda kaybettiği yönünde.

Bölgede birçok noktada sık sık Fransız Büyükelçilik binaları önünde gösteriler düzenleniyor.

Göstericiler Fransız karşıtı sloganlar atarken çoğunlukla Rusya yanlısı pankartların açılması ise dikkati çekiyor.

Her ne kadar Rusya’dan yaşanan olaylara dair diplomatik açıklamalar gelse de söz konusu ülkelerin Rusya ile yakınlaştığı görülüyor. Rusya ile yakınlaşmak ise Afrika’da oldukça etkin olan Rus paralı milis grubu Wagner ile çalışmak demek. Zira bölge ülkelerinin en büyük problemlerinden biri güvenlik.

Hem isyancılar hem de terör örgütleriyle mücadele eden ülkeler, Batılılardan yeteri desteği göremediklerini ya da “iki yüzlü” bir destek gördüklerini belirtiyor. Örneğin Fransız askerlerin kovulduğu Mali’de, ülkenin önemli yetkilileri, terörle mücadele için asker bulunduran Paris’i terör örgütleriyle iş tutmakla suçladı.

 

KAYNAK: TRTHABER
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/fransanin-eski-somurgeleriyle-basi-dertte/feed/ 0
“Antep Savunması Şehitliği ve Saygı Müzesi” hizmete açıldı https://www.foxtvhaber.com.tr/antep-savunmasi-sehitligi-ve-saygi-muzesi-hizmete-acildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/antep-savunmasi-sehitligi-ve-saygi-muzesi-hizmete-acildi/#respond Mon, 25 Dec 2023 10:24:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=1472 “Antep Savunması Şehitliği ve Saygı Müzesi”nde ziyaretçileri karşılayan eserler, Gaziantep Büyükşehir, Gaziantep Üniversitesi Arkeoloji Bölümü ve Gaziantep Müzeler Müdürlüğü ile yapılan ortak çalışmayla gün yüzüne çıkarıldı.

Çınarlı’da bulunan mevcut şehitliğin yanına eklenen müzede, Gazi şehirlilerin gösterdiği direnişi kırmak için seçilen Çınarlı Cephesi’nin stratejik önemi ve dönemin emperyalist gücü olan Fransızların taarruz hareketini özetleyen yazılı kaynaklar yer alırken, Milli Mücadele sürecinde cephe bölgesinde elde edilen buluntular sergileniyor.

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Kemal Çeber ve il protokolü üyelerinin açılışını yaptığı, “Antep Savunması Şehitliği ve Saygı Müzesi” için programda Kurtuluş Savaşı’nda bağımsızlık mücadelesi veren cephelerden getirilen topraklar şehitliğe döküldü ve buket kondu.

BİR ASIR ÖNCE ANTEP SAVUNMASINDA YAŞANAN İNSANİ DRAMIN AYNISI BUGÜN GAZZE’DE YAŞANIYOR

“Bir asır önce Fransızların Antep’e düzenlediği saldırıların aynısını bugün İsrail Gazze’ye uyguluyor.” Bu sözler Panorama 25 Aralık Müzesi Tarih Kurulu Başkanı Sıtkı Severoğlu’na ait. Aynı zamanda gazi torunu olan Severoğlu, taktiksel anlamda ve ortaya çıkan insanî dram açısından her iki olayın çok benzer olduğunu söylüyor. 

Bu tablo,,
Tam yüzyıl öncesine ait. 
Açlığa terk edilen bir halkı,,
Ve 
Onları açlığa mahkûm eden 
İşgâlci güçleri resmediyor.

Bundan bir asır önce Antep kuşatılınca yiyecek bir şey kalmadı. 
Antepliler maalesef açlıktan hiç kullanılmayan, yenilmeyen acı zerdali çekirdeğini içinde siyanür bulunan ekmeklerinin ununa katmak zorunda kaldılar. Böylesine bir açlık vardı bir asır önce. 

İçecek suyun ulaşamaması ekmeğin bulunamaması bir asır önce Antep’teydi bugün Gazze’de bunu çok net olarak gözlemliyoruz. 

Sıtkı Severoğlu…
Antep savunması ve milli mücadeleyi anlatan 
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Panorama 25 Aralık Müzesi Tarih Kurulu Başkanı.
Gazi torunu. 
Ona göre,
Gazze ile Antep kuşatması arasında büyük benzerlikler var. 

“Bir asır önce Gaziantep’e bakıp bugün dünyaya bakıp dünyayla karşılaştırdığımız zaman maalesef dün Ukrayna’da benzer şeyleri gördük yine kadın ve çocukların yaşadığı şehirler bombalanıyordu. Bugün Gazze’ye baktığımızda yine aynı şeyleri görüyoruz. Kadın ve çocukların yaşadıkları şehirler, bölgeler bombalanıyor. 
Orantısız bir güç vardı. Bugün Gazze’de onu görüyorum ben. 

Orada İsrail’in çok ciddî bir kadın çocuk sivil ayrımı yapmadan bombardımana tabi tutması söz konusu. Orada insanlar ölüyor. Benim açımdan orada kimin ne düşündüğünün bir önemi yok ama çok net bir biçimde”

Gaziantep’teki Panorama 25 Aralık Müzesi, 
Antep savunmasını anlatan 12 diarama var. 
Severoğlu, 
Her birinde,,
bugün Gazze’de yaşananları görüyor. 
Fransızlar, 
Antep kuşatmasında taş üstünde taş bırakmamıştı. 
Tıpkı İsrail’in Gazze’de yaptığı gibi. 

Gaziantep’te bundan bir asır önce 15 bin sivil mimarlık yapısının 10 bini yerle bir olmuştu, Fransız bombardımanlarıyla. 

Orada da televizyonlarda görebiliyoruz, Gazze’de yaşanılanları. Atılan bombalarla ilgili çok büyük bombardıman var, binalar yerle bir oluyor. Adeta kıyamet kopuyor oralarda. Bunlar bizi insan olarak üzüyor. 

Ve direniş…
Severoğlu’na göre,
Her iki olayda halkın direnişi de benzer. 

Bundan bir asır önce, önce İngilizler sonra Fransızlar bu bölgeyi işgâl ettiklerinde çok kolay ele geçirebilecekleri bir kentle karşı karşıya olduklarını düşünüyorlardı.  
O dönemde Gaziantepliler, gelecek işgâle karşı direniş için hazırlık yapıyorlardı zaten. 
Gazze’de bir direniş var, orada yaşayan insanların gidebilecekleri bir yer yok.

İsrail’in 7 Ekim’de başlattığı saldırılarda binlerce Gazzeli hayatını kaybetti. 

 

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/antep-savunmasi-sehitligi-ve-saygi-muzesi-hizmete-acildi/feed/ 0