Dünyanın en önemli savunma sanayisi fuarları arasına adını yazdırmayı başaran SAHA EXPO, bu yıl gücünü ve kapasitesini artırarak kapılarını açacak. SAHA EXPO, 1200’ün üzerinde firmanın katılımıyla düzenlenecek.
Uluslararası ilginin yüksek olduğu SAHA EXPO, çok önemli global anlaşmalara zemin hazırlayacak; yerli üreticileri, teknolojileri dünyanın ihtiyacı olan alıcılarla buluşturacak. Fuarda ihracat ağırlıklı 1 milyar doları aşkın iş hacmi hedefleniyor.

ZİYARETÇİ SAYISI İKİYE KATLANACAK
Türk savunma, havacılık ve uzay sanayisinin tanıtımına ve ihracat potansiyelinin artırılmasına azami katkı sağlayacak şekilde gerçekleştirilen SAHA EXPO, bölgenin en büyük sektör buluşması olacak ve geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da önemli işbirlikleri için etkin bir platform oluşturacak.
Geleceği şekillendiren teknolojilerin yer alacağı fuarda yerli ve yabancı çok sayıda firma, kurum ve kuruluş en son ve yeni ürünlerini sergileme fırsatı bulacak. Önceki fuarda 78 binin üzerinde profesyonel ziyaretçiyi ağırlayan SAHA EXPO, bu yıl İstanbul Fuar Merkezi’nin 8 sergi salonu, fuaye ve dış alanlarını kapsayan toplam 90 bin metrekarelik alanda gerçekleştirilecek. SAHA EXPO’da 150 binden fazla profesyonel ziyaretçinin ağırlanması hedefleniyor.
“ÜSTÜNE YENİ BİR FUAR KOYARAK BÜYÜYOR”
SAHA İstanbul Genel Sekreteri Levent Kerim Uça, fuar hakkında AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu. SAHA EXPO’nun çok kısa sürede dünyada örneği olmayan bir başarı yakaladığını vurgulayan Uça, “2018 yılında küçük bir alanda başlayan fuarımızı 2021’de 40 bin metrekarelik bir alanda gerçekleştirdik. Fuar 2022’de 60 bin metrekareye çıktı, bu sene 90 bin metrekareye çıkıyor. Sektörel bir fuarın bu kadar kısa sürede, her sene yüzde 50 oranında, yani neredeyse her dönem üstüne yeni bir fuar daha koyarak büyümesi gibi bir örnek dünyada yok.” dedi.

SAHA EXPO 2022 Fuarı’na, 109 ülkeden 390’ı yabancı ve 567’si yerli olmak üzere toplam 957 firma, 289 resmi delegasyon, 103 ticari delegasyon, 40 bini sektör profesyoneli olmak üzere 78 bin 643 ziyaretçi katıldığına işaret eden Uça, bu rakamları daha da yukarılara taşıyacaklarını bildirdi. Uça, “Yerli ve yabancı 1200’den fazla katılımcı firma, 500’den fazla resmi ve ticari delegasyon, 150 bin ziyaretçi, 25 bin B2B görüşme ve fuar esnasında gerçekleştirilecek imza törenleri ile ihracat ağırlıklı 1 milyar doların üzerinde ekonomik değer rakamlarına ulaşmayı öngörüyoruz. Diğer bir ifade ile savunma ve havacılık sanayiimizin her anlamda rekorlara koştuğu bir ortamda biz de SAHA EXPO olarak yeni rekorlara imza atmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.
40 ÜLKEDEN KATILIM, 150 TİCARİ ALIM HEYETİ
Fuardaki yabancı katılımına dikkati çeken Uça, şu değerlendirmelerde bulundu:
“SAHA EXPO’ya bu sene dünyanın 5 kıtasından, yaklaşık 40 ülkeden 200 yabancı stantlı katılımcı bekliyoruz. Aralarında dünyanın en önde gelen firmaları da olmak üzere Amerika’dan Avustralya’ya, Güney Pasifik’ten Avrupa ve Afrika’ya kadar çok farklı coğrafyalardan savunma, havacılık ve uzay sanayisinde faaliyet gösteren firmaları fuarda yerli firmalarımızla ve ziyaretçiler ile buluşacak, işbirliği için bir araya gelecek. Katılımcı firmalara resmi delegasyonları, ticari alım heyetlerini ve ziyaretçileri de eklediğimizde dünyanın her noktasından bu fuara bir kişi veya bir firmanın temas edeceğini söyleyebiliriz.”

SAHA EXPO’da katılımcıları, resmi heyetlerin yanı sıra uluslararası ticari alım heyetleriyle de buluşturduklarını vurgulayan Uça, “Belki Türkiye’de bir ilk olarak savunma sanayisine yönelik sektörel bir fuarda bu kadar geniş kapsamlı ticari alım heyetleri bulunacak. Fuara katılan firmalarımızın özelliklerine göre yani onlara alıcı olabilecek, bizim KOBİ’lerimizin de ürün satabilecekleri veya işbirliği yapabilecekleri firmaları özel çalışmalarla belirleyip bu heyetleri fuarımıza getiriyoruz. Bu yılki fuarda 150 civarında ticari alım heyeti planlıyoruz.” dedi.
ÜST DÜZEY KONUKLAR, RESMİ HEYETLER
SAHA İstanbul Genel Sekreteri Levent Kerim Uça, SAHA EXPO’da gerçekleştirilecek çok sayıda uluslararası panelde yurt içi ve dışından profesyonellerin bir araya gelip sektörü ilgilendiren konuları detaylı şekilde değerlendireceğini söyledi.

Fuarda bu sene dünyanın farklı ülkelerinden ve NATO gibi önemli uluslararası organizasyonlarından 400 civarında resmi heyet mensubunun ağırlanmasının öngörüldüğünü ifade eden Uça, şunları kaydetti:
“Dünyanın her yerinden, başbakan, bakan düzeyinden, genelkurmay başkanlarına ve daha alt düzeydeki yetkililere kadar sektör profesyonellerini fuarımızda katılımcı firmalar ile bir araya getireceğiz. 2022 yılında İngiltere Savunma Bakanı SAHA EXPO’yu ziyaret etmişti. Bu sene de benzer nitelikteki yabancı üst düzey ziyaretçileri fuarımıza bekliyoruz. Resmi heyetleri ilgilendikleri alanlardaki özellikle KOBİ ölçeğindeki yerli firmalarımızla buluşturmayı amaçlıyoruz.”
FUARA BİR GÜN EKLENDİ, HALK GÜNÜ 2’YE ÇIKTI
SAHA EXPO, geçen yıllarda 4 gün olarak düzenlenirken bu yıl fuara bir gün daha eklendi.
Savunma, havacılık ve uzay endüstrisi alanındaki son teknolojik gelişmeleri yerinde deneyimlemek, teknolojiye hükmedenlerin, geleceği şekillendireceği yeni dünyanın kapısını aralamak isteyenler için fuarın halka açık gün sayısı 2’ye çıkarıldı. Buna göre, 25 Ekim Cuma ve 26 Ekim Cumartesi günleri 18 yaş sınırı çerçevesinde halk günleri olarak planlandı.
]]>Adalet Bakanlığı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu tarafından düzenlenen İşyurtları Ürün ve El Sanatları Fuarı Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda kapılarını açtı. 42 iş yurdunda üretilen el emeği, gözü nuru ürünün sergilendiği fuarda birbirinden güzel ürünler sergileniyor.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Gümüş, İş Yurtları Kurumu’nda görevli Hakim Neslihan Gedikbaş ve Breaking News Turkey sunucusu Elif Tayhan, fuar alanındaki stantları tek tek gezerek ürünleri inceledi. Başsavcısı Hüseyin Gümüş ve Hakim Neslihan Gedikbaş, fuar hakkında Breaking News Turkey’in sorularını da yanıtladı.
GÜMÜŞ: HÜKÜMLÜ VE TUTUKLULARI GELECEĞE HAZIRLIYORUZ
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Gümüş, “Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda hükümlü ve tutukluların göz nuru ile yaptıkları el emeği ürünler vatandaşımızın beğenisine sunuluyor. Her bir ürünün kendine göre özelliği ve hikayesi var. Her stantta harika ürünler var.
Ancak bu fuar bir alışveriş etkinliği değil, bu fuar geleceğe umutla bakan, gelecek için planlar yapan ama halen cezaevinde hükümlü ve tutuklu olan vatandaşların el emekleri ve göz nuru ile yaptıkları ürünlerin sergilendiği, vatandaşın beğenisine sunulduğu ve pazarlandığı bir fuardır.
Hükümlü ve tutukluların, vatandaşlarla buluşması da sağlanıyor. Bakanlığımızın hükümlü ve tutukluları, özgürlüğe kavuşma süreçlerinde topluma yararlı birey olmaları yönünde destekleri, yönlendirmeleri, meslek edindirmeleri sonucunda iş atölyelerinde üretilen ürünler burada sergileniyor.
Bizler hak ve adaletin sağlanması yolunda hakim, savcı ve tüm yargı çalışanları olarak yargı hizmeti sunmaya devam ederken, diğer yandan Bakanımız Yılmaz Tunç’un önderliğinde, tüm Bakanlık ve teşkilat birimleriyle, hükümlü ve tutuklularla el birliği içerisinde çalışmaya devam edeceğiz. Bu süreçte bize önderlik ve rehberlik eden başta Bakanımız Yılmaz Tunç olmak üzere herkese teşekkür ediyoruz” diye konuştu.
GEDİKBAŞ: HEPSİNE MAAŞ VERİYORUZ
Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda kurulan fuardan sorumlu olan İş Yurtları Kurumu’nda görevli Hakim Neslihan Gedikbaş, “İş Yurtları Kurumu, hükümlü ve tutukluların cezalarını infaz ederken, var olan mesleklerini geliştirmek veya meslek sahibi edindirerek, topluma yeniden kazandırmayı amaç edinmiş bir kurumdur. Adalet Bakanlığı’na bağlı özel bütçeli bir kuruluştur. Şu an bu fuarda 42 iş yurdumuz var.
Hükümlü ve tutuklulara 200’den fazla iş kolunda meslek sahibi olmaları için yardımcı oluyoruz. Bu eğitimleri alanında uzman eğitimciler tarafından yapıyoruz. Yine ustalık, çıraklık ve kalfalık gibi belgeler de veriyoruz.
Hükümlüleri meslek edindirirken ücretsiz çalıştırmıyoruz, hepsinin maaşı oluyor. Özel sektörden gelen bazı firmalar da bizimle çalışmak istiyor, onlarla da çalışmalar yapıyoruz. Aldıkları maaşlarla, ailelerine yardım da edebiliyorlar. Hayatı boyunca çalışmamış hükümlü ve tutuklularımız da var, onlar da sabah işe gider gibi uyanıp, atölyelere gidiyorlar ve çalışma disiplinini öğreniyorlar.
Çalışmalarımız büyüyerek devam ediyor, birçok alanda faaliyet gösteriyoruz. Bu yıl hedefimiz 9 fuara ulaşmak, inşallah devam edeceğiz. Türkiye çapında 425 cezaevi var, 368’inde iş yurdu var. Her iş yurdunda da faklı ürünler üretiliyor” ifadelerini kullandı.
CANiK ve SYS bünyesindeki grup şirketleri, UNIROBOTICS ve AEI Systems, savunma sanayisinin dünyadaki en büyük 3 fuarı arasında olan EUROSATORY’de büyük ilgi gördü. 17-21 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen etkinlik bu yıl da tüm dünyadan savunma sanayisindeki karar vericileri ve üreticileri bir araya getirdi.

CANiK, düşük geri tepmeli 30×113 mm orta kalibre top ve kulesi ile EUROSATORY’e imza attı. VENOM LR ismindeki dünyanın en düşük geri tepmeye sahip tamburalı mekanizmalı 30×133 mm otomatik topunu öne çıkaran SYS Grup şirketlerinden AEI Systems, sadece Türk Silahlı Kuvvetleri’nin değil aynı zamanda diğer ülkelerin de yoğun ilgisini çekti. Fuar kapsamında ayrıca, CANiK tarafından üretilen 12.7×99 mm ağır makinalı tüfek ailesinin 3 varyasyonu; CANiK M2 QCB, CANiK M2F ve CANiK M3 farklı ihtiyaç sahipleri için güçlü birer seçenek olarak savunma ve güvenlik profesyonellerine sunuldu.
Bir diğer grup şirketi olan UNIROBOTICS tarafından geliştirilen yerli ve milli uzaktan komutalı silah sistemi (UKSS) ailesi olan TRAKON serisi TRAKON, TRAKON LITE ve TRAKON TARGAN ürünleri teknolojik ustalığın ve yerli savunma sanayisinin geldiği noktanın göstergesi olarak EUROSATORY’de ziyaretçilere tanıtıldı. Fuar süresince platform üreticileriyle yapılan iş birlikleri ile UNIROBOTICS kuleleri birçok farklı stantta platformların üzerinde sergilendi.

“İHRACAT DEĞERİMİZİ ARTIRMAYI SÜRDÜRÜYORUZ”
CANiK Genel Müdürü Cahit Utku Aral, son dönemde ağır makineli tüfek, orta kalibre top ve kule sistemlerine yönelik yaptıkları yatırımların meyvelerini uluslararası arenada topladıkları bir döneme girdiklerini söyledi.
Ortaya koydukları çözümlere gösterilen ilginin verdikleri stratejik kararlardaki haklılıklarını teyit ettiğini belirten Aral, şunları kaydetti:
“Bunun en somut yansımalarından birini savunma sanayisinin dünyadaki en büyük organizasyonlarından biri olan EUROSATORY’de gördük. Oldukça yoğun ve başarılı bir fuar geçirdik. 20’den fazla global ana yüklenici firma ile çözüm ortaklığı için görüşmeler gerçekleştirdik. Fuar öncesinde de yapmış olduğumuz anlaşmaların da takip toplantılarını bu fuarda yapma fırsatı da bulduk. Bunlar arasında ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, Çekya, İspanya, Slovakya gibi ülkelerinin önde gelen ana yüklenicileri yer alıyor. Orta kalibre top ve kule sistemleri gibi yüksek katma değerli ürünlerimiz, ihracatın niceliği kadar niteliğini de yukarıya çekiyor. Bu sayede, 2023 yılında 300 dolar olan, kilogram başına ihracat değerimizi hedeflerimiz doğrultusunda artırmayı sürdürüyoruz.
Orta kalibre top konusunda artık dünya CANiK ve SYS Grubun yeteneklerinin farkında. Bu alanda dünyada önemli bir oyuncu haline geldik. Bunun bir sonucu olarak bu ürünlerin tedarikine yönelik EUROSATORY’de yoğun görüşme trafiği yürüttük. Şunu gururla söyleyebilirim ki 30×113 mm çözümlerimiz global ölçekte ciddi kabul görüyor ve bu konuda arayışta olanlar için en doğru adres haline geldik.
Bu zamana kadar ürünlerimizin kara, deniz hava projelerinde yer alması için birçok anlaşmalar yaptık. Ağustos ayı itibarıyla 30×113 mm topumuz olan VENOM LR’ın teslimatları başlıyor. 2024 sonu 2025 yılı itibarıyla teslimatlarımız ivmelenerek artacak ve böylelikle ürünlerimize gösterilen global ilgi sahaya yansımış olacak.”
Muharebe ortamında ihtiyaç duyulan güçlü ateş desteğini sağlamak amacıyla üretilen ağır makineli tüfek SAR 127 MT, gerekli ara yüz bağlantıları yapılarak kara, deniz ve hava araçlarına da monte edilebiliyor. İsteğe göre sağdan ya da soldan yapılabilen mayonlu mühimmat beslemesi sayesinde, entegre edildiği uzaktan kumandalı sistemlerin ya da yerleştirildiği mevzinin yapısına kolaylıkla uyum sağlayabiliyor. SAR 127 MT’nin bölge hedefleri için etkili menzili 1.830 metreye ulaşabilirken, azami menzili 6.764 metreye kadar çıkıyor. Hava soğutmalı silahın namlusu ise hızlı değiştirilebilme (QCB) özelliğine sahip.

Sarsılmaz, 12.7 MT’nin yanı sıra fuarda SAR 9’un yeni jenerasyonuyla da ilgiyi üzerine çekecek. SAR9 serisinin en yeni ve ileri teknolojiye sahip jenerasyonu olan Gen3, tasarım ve mühendislik özellikleriyle kullanıcılara yepyeni bir deneyim sunuyor. SAR9 Gen3 değiştirilebilir kabza kapağı ve sırtlık, manuel emniyet (SAR9 C Hariç) ve durum göstergesi, her türlü aksesuara mükemmel uyum sağlayan picatinny ray sistemi ile birlikte geniş bir kişiselleştirme olanağını da beraberinde getiriyor. Sarsılmaz Paris’teki fuarda ayrıca makineli tüfek SAR 762 MT, sahadan elde edilen geri bildirimlerle kullanıcı dostu olarak geliştirilen SAR 56 piyade tüfeği, meskûn mahal kullanımı için tasarlanan otomatik tabanca SAR 109T modellerini sergileyecek. Kısa süre önce ABD Teksas’taki Galveston Polis Departmanının görev silahları arasına giren Sar9 SOCOM 9 mm’lik tabanca da standın özel parçaları arasında yerini alacak. Türkiye’de SAR9 SP olarak satışa sunulan Sar9 SOCOM, özel kuvvetlerin zorlu koşullardaki taleplerini karşılamak üzere tasarlandı.

“Havada, Karada ve Denizde” sloganıyla bir ordunun ihtiyaç duyduğu silah ve mühimmatın neredeyse tamamını üretme kapasitesine sahip olan Sarsılmaz’ın geliştirdiği 300’ün üzerinde askeri ve sivil model, 80’den fazla ülkenin silahlı kuvvetleri, emniyet teşkilatları ve sivil kullanıcıları tarafından tercih ediliyor. Avrupa’nın en güçlü tesisine sahip olan, Sarsılmaz’ın yılda 440 bin tabanca, 120 bin piyade ve makineli tüfek üretim kapasitesi bulunuyor. Güçlü Ar-Ge altyapısıyla, otonom silahlar ve robotik sistemlerle ilgili çalışmalarına da devam eden Sarsılmaz, kısa bir süre önce bünyesine kattığı uzaktan kumandalı silah kuleleriyle sektörde ‘çözüm lideri’ konumunu da pekiştiriyor. Sarsılmaz, ilgililerine silah sistemleri entegre edilmiş, testleri tamamlanmış uzaktan kumandalı silah sistemlerini tek elden teslim alma imkanı sağlıyor.
Sarsılmaz, tabanca ve ağır makineli tüfek modellerinin yanı sıra otonom silahlarını ve Türkiye’nin savunma gücünü artıran özel projelerini hükümet yetkilileri, karar vericiler, son kullanıcılar, sanayiciler ve satın alma heyetlerine tanıtacak.

Fransa’nın başkenti Paris’te Nord Villepinte’de kapılarını açacak olan hava ve kara savunması güvenliğine yönelik en büyük uluslararası fuar Eurosatory 2024 sektörün önemli fuarları arasında yer alıyor. İki yılda bir düzenlenen fuara 2022 yılında 150 ülkeden 62 bin profesyonel ziyaretçi ve 96 ülkeden 250 resmi delegasyon katılmıştı. Avrupa’da artan güvenlik duyarlılığı nedeniyle fuarın bu yıl daha fazla bir ilgiyle takip edilmesi bekleniyor.
12.7 metre etkili atış gücüyle güvenlik kuvvetlerinin en büyük yardımcısı
Muharebe ortamında ihtiyaç duyulan güçlü ateş desteğini sağlamak amacıyla üretilen ağır makineli tüfek SAR 127 MT, hem tam otomatik olarak çalışabilme hem de tek tek atış yapabilme özelliğine sahip. Silah ayrıca isteğe göre sağdan ya da soldan yapılabilen mayonlu mühimmat beslemesi sayesinde, entegre edildiği uzaktan kumandalı sistemlerin ya da yerleştirildiği mevzinin yapısına kolaylıkla uyum sağlayabiliyor. Gerekli ara yüz bağlantıları yapılarak kara, deniz ve hava araçlarına da monte edilebilen ve yaklaşık 38 kilogram ağırlığında olan SAR 127 MT’nin bölge hedefleri için etkili menzili 1.830 metreye ulaşabilirken, azami menzili 6.764 metreye kadar çıkıyor. Hava soğutmalı silahın namlusu ise hızlı değiştirilebilme (QCB) özelliğine sahip. Bu özellik, aralıksız ateş baskısı gerektiren durumlarda silahın atım gücünden ödün vermeden muharebeye devam edebilmesini sağlıyor.
SAR9 GEN3 bir tabancadan beklenenin çok ötesinde
SAR9 serisinin en yeni ve ileri teknolojiye sahip jenerasyonu olan Gen3, tasarım ve mühendislik özellikleriyle kullanıcılara yepyeni bir deneyim sunuyor. SAR9’un üçüncü nesil modelleri arasında yer alan SAR9 Gen3, Sarsılmaz’ın polimer gövde, paslanmaz kaset ve yüksek alaşımlı çelik namlu ve kapak uzmanlığını en ileri düzeyde bir araya getiren bir yapıya sahip. SAR9 Gen3 ayrıca değiştirilebilir kabza kapağı ve sırtlık, manuel emniyet (SAR9 C Hariç) ve durum göstergesi, her türlü aksesuara mükemmel uyum sağlayan picatinny ray sistemi ile birlikte geniş bir kişiselleştirme olanağını da beraberinde getiriyor. SAR9 Gen3; tetik emniyeti, yarı kurulu sistem ve gövde emniyetini bir araya getiren geniş güvenlik özelliklerini, ileri seviyeye taşıyor. Üst düzey kontrol sağlayan 18 derecelik kavrama açısı ve kurmayı destekleyen üst kapak, SAR9 Gen3’ün zorlu koşullarda bile en rahat şekilde kullanımını sağlayan özellikleri arasında. Dayanıklılık ile hassasiyeti bir araya getiren SAR9 Gen3, 90 derece tetik kırılım açısı, kısaltılmış tetik yolu ve artırılmış tetik hassasiyeti sayesinde nişan almayı hiç olmadığı kadar kolaylaştırıyor. Art arda atışlarda maksimum performansı sağlamak amacıyla geliştirilen geniş ve sayısal olarak daha fazla soğutma kanalı farklı açılardan namlu soğutmayı mümkün kılıyor. SAR9 Gen3, ayrıca gelişmiş fonksiyonlara sahip reddot opsiyonunu uyumlu mekanik nişan hattı ile zenginleştiriyor. 9 mm kalibrede olan SAR9 Gen3, 193 mm toplam uzunluk, 36mm genişlik ve 760 gram ağırlığıyla taşıma ve kullanım kolaylığı sunarken; 15, 17 ve 19 şarjör seçeneğiyle birlikte geliyor.
]]>Denizli’nin ihracat rakamlarını değerlendiren DENİB Başkanı Memişoğlu, “Bilindiği gibi, özellikle son aylarda kurlar neredeyse sabit seyrediyor. Kurlarda yaşanan bu seyir, girdi maliyetlerindeki yükselişin altında gerçekleşiyor. Uluslararası kurumların ABD Doları/TL yılsonu tahminleri sene başından bu yana aşağı yönlü revize ediliyor. Enflasyonun altında olan kurlardaki artış oranının ve seyrin rekabetçiliğimizi etkilediğini söyleyebiliriz. Benzer şekilde Euro/Dolar paritesindeki seviyeler de ihracatçı için avantaj sağlamıyor. Buna rağmen, ihracatçılarımız ihracata konu ürün çeşitliliği ve pazar sayısı bakımından fark oluşturmaya devam ediyor. Bu durumu ihracatçılarımızın dinamizmine ve tecrübesine bağlıyoruz. Her birine bir kez daha ayrı ayrı teşekkürlerimizi sunuyoruz. Mayıs ayında önde gelen sektörlerimizin tamamında ihracat arttı” dedi.
ALTERNATİF SEKTÖRLERDEKİ ÇARPICI ARTIŞLAR DİKKAT ÇEKTİ
Sektörler hakkında değerlendirmede bulunan Başkan Memişoğlu, “Mayıs ayında Denizli ihracatını sektörel olarak değerlendirdiğimizde; tekstil-konfeksiyon ihracatının yüzde 7,5 artışla 133 milyon dolar, elektrik-elektronik ihracatının yüzde 20,3 artışla 82 milyon dolar, demir-demir dışı metaller ihracatının yüzde 31,1 artışla 67 milyon dolar, tarım ihracatının yüzde 8 artışla 30 milyon dolar, madencilik ihracatının ise yüzde 3,7 artışla 27 milyon dolar olduğunu görüyoruz. Mayısta 14 sektörümüz ihracatını artırırken; otomotiv endüstrisindeki yüzde 65, kuru meyve sektöründeki yüzde 42, hububat-bakliyat-yağlı tohumlar sektöründeki yüzde 37, fındık mamullerindeki yüzde 27, makine sektöründeki yüzde 19 oranındaki çarpıcı artışlar dikkat çekti” diye konuştu.
ZİRVE YİNE İNGİLTERE’NİN
En çok ihracat yapılan ülkelere de değinen Memişoğlu, şöyle konuştu:
“Denizli’nin mayıs ayı ihracatını ülke bazında değerlendirdiğimizde lider konumda olan İngiltere’ye ihracatımız yüzde 29,4 artışla 57,1 milyon dolar olarak kaydedildi. İkinci sıradaki Almanya’ya ihracatımız yüzde 17,7 artışla 40,3 milyon dolar, ABD’ye ihracatımız yüzde 10,1 artışla 37,5 milyon dolar, İtalya’ya ihracatımız yüzde 35,8 artışla 35,7 milyon dolar, Hollanda’ya ihracatımız yüzde 11 artışla 21,8 milyon dolar olarak gerçekleşti. Mayıs ayında Denizli’den Mısır, İsveç ve Libya’ya olan ihracat artışları dikkat çekti.Ülkemiz ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 5,7 oranında büyüdü. Büyümeye net ihracat 1,6 puan katkı verdi. Küresel talepteki toparlanmayla birlikte, uluslararası rekabetçiliğimiz artıracak etkenlere odaklandıkça ihracatımızın büyümeye olan katkısını daha da artıracağını net bir şekilde ifade edebiliriz”
HOMETEX FUARI’NA DENİZLİ BİR KEZ DAHA DAMGA VURDU
DENİB olarak Denizli ev tekstilini tanıtmaya devam ettiklerini kaydeden Başkan Memişoğlu, “21-25 Mayıs 2024 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezinde düzenlenen Hometex 2024 Fuarı’nda Denizli’den 103, Uşak’tan 6 olmak üzere Denizli İhracatçılar Birliği üyesi toplam 109 firma katılımcı olarak yer aldı. Üye firmalarımız ev tekstili sektöründe dünyanın önemli oyuncularını ağırladı ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla ve kaliteyle oluşturdukları farkı çeşitli ülkelerden gelen alıcıların beğenisine sundu. Biz de Denizli İhracatçılar Birliği olarak Turkish Towels markamızla fuarda bir kez daha yerimizi alarak Denizli ev tekstili sektörünü tanıttık. Öte yandan, üye firmalarımız Turkish Towels standımızda toplantı organizasyonlarını da gerçekleştirdiler. Haziranda İngiltere heyeti organize edeceğiz ve Cezayir’de fuara katılacağız. 25 – 28 Haziran 2024 tarihleri arasında İngiltere / Londra’da gerçekleştirilecek olan Denizli Ev Tekstili Sektörü URGE projesi kapsamında Yurt Dışı Pazarlama Programına Denizli’den 12 firmamız katılım sağlayacak. İkili iş görüşmeleri şeklinde organize edilen heyette, firmalarımız pazar araştırması yapma imkânı da bulacak. Aynı tarihlerde Cezayir’de gerçekleştirilecek olan ve Türkiye’nin “Onur Konuğu Ülke” olarak yer alacağı 55. Foire Internationale d’Alger (FIA) – Cezayir Uluslararası Genel Ticaret Fuarı’na Denizli İhracatçılar Birliği olarak info stant ile katılım gerçekleştirerek ihracatçı sektörlerimizi tanıtacağız” ifadelerini kullandı.
“KENTİMİZ SON 20 YILDA YAPILAN YATIRIMLARLA AÇIK ARA ÖNE GEÇMİŞTİR”
Programda konuşan Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, “İlimiz, ülkemizin teknoloji, bilişim ve inovasyon başkentidir. Ayrıca çok önemli bir noktada bulunan Kocaeli, deniz, kara ve hava ulaşımı açısından mükemmel bir lokasyona sahiptir. Bu avantajla birlikte önemli yatırımlar ilimize gelmiştir. Kentimiz son 20 yılda yapılan yatırımlarla açık ara öne geçmiştir. Ulusların refah ve bağımsızlığı teknoloji ve yenilenmeden geçiyor. Yüksek teknoloji ürünler savunma sanayiyle ilişkilidir. Öncelikle savunma sanayinde kullanılır ve sonra diğer alanlara da yayılır. Ülkemizin son yıllarda yaptığı hamleler ve ürettiği teknolojinin bu açıdan da değerlendirilmesi gerekmektedir. Kocaeli Fuarcılık A.Ş’nin kurulmasını son derece önemli buluyorum. Özellikle de kamu kurumları ve sivil toplumun birlikte hareket etmesini çok değerli bulduğumu ifade etmek isterim. Yeni işbirliklerinin ortaya çıkmasını temenni ediyorum. Başta Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımız olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.
Temel amaçlarının, iş dünyasının önündeki fırsatları artırmak ve kentin tanıtımını yapmak olduğunu ifade eden Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ise “Teknolojinin gelişmesiyle birçok alanda değişim meydana geldi. Üretim şekli değişti, mimari değişti, eğitim değişti ve hayatımızdaki daha birçok şey değişim geçirdi” dedi.
“ARTIK ENDÜSTRİ 5.0 KONUŞULMAYA BAŞLANDI”
Endüstri 4.0 ile birlikte tamamen bir dönüşüm yaşandığını söyleyen Başkan Büyükakın, “Artık Endüstri 5.0 konuşulmaya başlandı. Tarih boyunca gördük ki teknolojide öne geçenler dünyanın diğer ülkelerini geride bıraktılar. Gerçek bağımsızlık mücadelesi aslında ülkenin ekonomik bağımsızlığını kazanmasıyla mümkün. Yapay zeka uygulamaları büyük tehditler getirirken aynı zamanda büyük fırsatları beraberinde getiriyor. Bu tür gelişmelerin hepsini tehditler ve fırsatlar olarak değerlendirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Kocaeli Bilişim Fuarı, iş dünyası marifetiyle kentte hayata geçirilen ilk fuar olma özelliğini taşıyor. Kocaeli Ticaret Odası, Kocaeli Sanayi Odası, Gebze Ticaret Odası, Körfez Ticaret Odası ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iştirakleriyle kurulan Kocaeli Fuarcılık A.Ş. tarafından düzenlenen fuar, bilişim çağı ile önemli bir dönüşümün eşiğinde olan Kocaeli ve sektördeki firmalar için özel fırsatlar sunacak. Kocaeli böylece yıllardır süregelen “ekonominin başkenti” olma unvanının yanına “bilişimin başkenti” unvanını eklemek için önemli bir adım atmış olacak.
Öte yandan, Kongre Merkezi’nin fuayesinde bilişim stantları kuruldu. Bu stantlarda firmalar ürünlerini sergileyerek teknolojilerinin tanıtımını yapıyor. Bunun yanı sıra Kocaeli Bilim Merkezi’nin girişinde çadır alanında sanal gerçeklik gözlükleri ile sanal tur etkinliği, yapay zeka uygulama örnekleri, 3D yazıcılar ve 3D kalem uygulamaları, Bilim Merkezi Robotik Sergisi yer alıyor.
Fuara Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kırgızistan Başkonsolosu Lira Sydykova, AK Parti İl Başkanı Şahin Talus, MHP İl Başkanı Mehmet Nuri Demirbaş, Kocaeli Ticaret Odası Başkanı Necmi Bulut, MARKA Genel Sekreteri Mustafa Çöpoğlu, Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) Başkanı Necmi Bulut, Gebze Ticaret Odası (GTO) Başkanı Abdurrahman Aslantaş, Körfez Ticaret Odası (KTO) Başkanı Recep Öztürk, Kocaeli İl Jandarma Komutanı Murat Bozkurt, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Kapıcı, ilçe belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
26 Mayıs’a kadar ziyarete açık olacak fuarda, kitapseverler, ünlü yazarlar, akademisyenler, eğitimciler ve gazetecilerle bir araya gelecek, çeşitli etkinlik ve söyleşiler gerçekleştirilecek.

İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, açılışta yaptığı konuşmada, kültürel faaliyetlerin bölge, ülke ve gençler için çok kıymetli olduğunu söyledi.
1000 yıldan beri bu topraklarda yaşandığını dile getiren Turan, buraların kılıçla, kalemle ve ilimle kurulduğunu, her kitabın, kıymetli medeniyete atılan bir imza olduğunu belirtti.

– “FİLİSTİN MESELESİ HEPİMİZİN CANINI ACITIYOR”
Dünyanın kaotik bir süreçten geçtiğine işaret eden Turan, “Güneyimizde Suriye ve Irak adeta devlet otoritesinin çok zorlandığı bir süreci yaşıyor. Kuzeyde Rusya-Ukrayna Savaşı bölgemizi etkiliyor. Filistin meselesi hepimizin canını acıtıyor. O yüzden bölgemizdeki bu kadar sorun ve istikrarsızlığa rağmen adeta güçlü bir liman olmaya, bölgenin en istikrarlı ülkesi olma iddiamızı sürdürüyoruz.” dedi.

İçişleri ailesiyle başta terörle mücadele olmak üzere tüm alanlarda Türkiye’nin huzuru için çok büyük mesai harcadıklarını belirten Turan, şöyle devam etti:
“Türkiye’de saha hakimiyetinin devletin dışında hiçbir güce ait olmadığı dönemi yaşıyoruz. Terörün bittiği bir dönemi yaşıyoruz. Bunlar çok kıymetli adımlar. Terörle mücadele, toplumun, partilerin ve sivil toplumun aynı derecede mücadele etmesi gereken en sorunlu alanımız. Dün bir karar çıktı. Sokağımızı yakan, 50’den fazla insanımızı öldüren kişilere mahkeme nezdinde hak ettikleri ceza verildi. Ben size ‘çıkın sokağa’ desem bunun bedeli olmaz mı? Hiç kimsenin başkasının malına zarar verme hakkı yoktur. Yargı bu konuda gerekli adımları atmıştır, atmaya devam edecektir.”

– “GÜVENLiĞiN OLMADIĞI YERDE FUAR OLABİLİR Mİ?”
Turan, kitap fuarını keyifle açmanın ilk şartının güvenlik olduğunu vurgulayarak, “Güvenliğin olmadığı yerde fuar olabilir mi? Hiç taviz vermeyeceğimiz alan güvenliktir. Sosyal medyanın en güçlü olduğu ve gençlerimizi adeta kopmadığı bir imkandan, zamandan alıp kitapla, esasla buluşturuyoruz. İlk emri ‘oku’ olan bu medeniyetin tam karşılığını icra etmeye çalışıyoruz. O yüzden yayınevleriyle, öğrencilerle buluşmaktan onur duyuyoruz.” diye konuştu.

Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi de öğrenci ve gençlerin, kitap ve yazarlarla buluşmasının son derece kıymetli olduğunu ifade etti.
Dünyada söz sahibi ülkelere bakıldığında ortak noktalarının kitaba, bilgiye verdikleri önem olduğunun görüldüğünü belirten Çiftçi, “Teknolojinin, internet ve bilgi dolaşım hızının hayatımızın her aşamasında etkili olduğu, toplumların yaşam kalitelerini artırma hedefiyle teknolojiye, bilime eskisinden daha çok yatırım yaptıkları aşikardır. Okumak, insanın kişisel gelişimini sağlar. Düşünce yapısını ve hayal gücünü geliştirir, sözcük dağarcığını artırır, insana bilgi ve birikim sağlar. İnsan, öğrenmek üzere yaratılmış bir varlıktır.” dedi.

Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen de toplumun eğitime ve okumaya büyük önem atfettiğini, her geçen gün okuma alışkanlığının arttığını dile getirerek, “Okuyabilmenin en önemli kaynağı da kitap tutkunu ve heveslisi olmamız lazım. İlk göreve başladığımız zaman çadırlarda başlattığımız kitap fuarlarını, yaptığımız bu tesislere taşımanın gurur ve kıvancını yaşıyoruz.” ifadesini kullandı.

Sarıgül, savaşın devam etmesi ve yaşanan para transferi sorununa rağmen Rusya’dan gelişlerde bir düşüş olmadığını aksine talebin çok fazla olduğunu ifade etti. Farklı ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de ihracatçının önünü açabilecek teşviklere acil ihtiyaç olduğunun altını çizen İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Üyesi Gürkan Gözmen, yaşanan maliyet artışlarından dolayı pazarları kaybetmeye başladıklarını belirterek “Devletin birinci önceliği şu anda enflasyonu indirmek. Biz hem devletin elini güçlendirmek hem ihracatçının dayanabilir pozisyona getirmesi için ülkeye döviz kazandıranların birtakım muafiyetlerden daha fazla faydalanması, kur farkından dolayı herhangi bir vergilendirme yapılmamasını talep ediyoruz.” dedi.
Türkiye Deri Konfeksiyoncuları Derneği’nce (TDKD) düzenlenen Leather&Fur Fashion Fuarı, sektördeki Türk firmalarının temsilcilerini yurt dışı pazarının temsilcileriyle bir araya getiriyor. Fuar, 20’nin üzerinde ülkeden katılım ve 1300’ün üzerinde alıcıyla 12’nci kez kapılarını açtı. 16-19 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecek fuara, sektörün ana pazarı olan Rusya’ya uygulanan ambargolara rağmen katılımcı talebinin çok yüksek olduğunun bilgisini paylaşan Türkiye Deri Konfeksiyoncuları Derneği (TDKD) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Sarıgül, sektör ihracatının çok önemli bir bölümünün bu fuarla gerçekleştirildiğini belirtti.
SEKTÖRÜ AYAKTA TUTAN FUAR
Antalya’da düzenlenen bu fuarın sektörü ayakta tuttuğunu ifade eden Sarıgül, “Fuar olmasa deri konfeksiyon piyasası bir tane yenilik yapmayacak, herkes frene basacak. Bu da çok büyük bir istihdam azalmasına sebep olacak. Her yıl 5 bin tane modelin hazırlandığı başka bir yer yok. Türkiye Deri Konfeksiyoncuları Derneği (TDKD) tarafından gerçekleştirilen fuar; dünya deri sektörüne, deri modasına yön veriyor. Bu yıl fuara 20’yi aşkın ülkeden alıcılar bekliyoruz. Eski Sovyet ülkeleri başta olmak üzere AB ülkelerinden, Amerika’dan gelen alıcılar var.
Fuar sonrası geri dönüşler çok iyi fakat dünyanın her yerinde enflasyon sorunu var. Ürün sattığımız ülkelerin para ile ilgili sıkıntıları var. Dolar bazlı giden bir ürün olduğu için hepsinin ülkesinde dolar değer kazanıyor o yüzden alım zayıfladı. Ürün sattığımız ülkelerde de bizde olduğu gibi büyük enflasyon var.” ifadelerini kullandı.

Rusya’dan gelen müşterilerin gelişinde bir düşüş yaşanmadığını aksine para transfer sorununa rağmen talebin çok fazla olduğunu kaydeden Sarıgül, “Satıcılarda işlerin zayıf olmasına rağmen hepsi bu fuara büyük ilgi gösteriyor. Çünkü bu kadar iyi firmayı, bu kadar koleksiyonu, bu işi yapan insanı başka yerde bulmanın mümkün olmadığını biliyorlar ve bu fuara yoğun ilgi gösteriyorlar.” Dedi.
“RUSYA İLE CİDDİ ÖDEME SORUNU YAŞIYORUZ”
Sektörün en büyük sorunlarından bir tanesinin Rusya’dan para gelişinde yaşanan sorun olduğunu ifade eden Sarıgül, sektörde işleyişin dolarla olduğunu fakat ödemenin TL olarak geldiğini söyledi. Sarıgül, “Bankalar gelen TL’yi beyannamenin karşılığında faturası TL olarak kesilmediği için kapama olarak kabul etmiyor ve bu firma cezaya düşüyor. Normal şartlarda altı ay önce firma bunu dolar olarak ihracatını gerçekleştirmiş, beyannamesini açmış, malını yollamış. Yurt dışına çıkış faturalarımızı hepimiz dolar olarak kesiyoruz. Dolar olarak kestiğimiz faturanın ödemesinin haliyle dolar gelmesi lazım. Rusya’nın tamamı muafiyet kapsamına alınmalı.” dedi.
SEKTÖR ÜRETİMİNİN YÜZDE 95’İ İHRACAT
Dünya markalarının Türkiye’de üretildiğinin bilgisini paylaşan Sarıgül, “Arkamızda bir rüzgâr almamız gerekiyor. Yoksa ihracatçı bu seneyi geçiremez. İç piyasada neredeyse satışımız yok. Üretimin yüzde 95’i ihracata gidiyor. Turizm bölgelerinde yapılan satışlar sektörü ayakta tutuyor şu anda.
Herhangi bir teşvik ve destek almadan kendi imkanlarımızı zorlayarak yaşanan bu kadar zorluğun içerisinde bu fuarla bütün firmaları zinde tutup, sektör can vermeye çalışıyoruz. Otoriteden beklentimiz, sektörün ayakta kalabilmesi için teşvik ve destek sağlamaları.” dedi.

“MALİYET ARTIŞLARI SEKTÖRÜN REKABETİNİ DÜŞÜRDÜ”
Pandemi sonrası yakaladıkları avantajlarla sektör ihracatını 2 milyar dolar seviyelerine getirdiklerini vurgulayan İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Üyesi Gürkan Gözmen; geçen yıl tedarikte yaşanan sorunlar, pandeminin bitmesiyle diğer uluslararası aktörlerin devreye girmesi ve maliyetlerde yaşanan yüksek artışlardan dolayı rekabet gücünün azalmasıyla ihracatın yüzde 20 düşüşle 1,8 milyar dolara gerilediğinin bilgisini paylaştı. Bu yılın ilk 4 ayında dünya piyasalarındaki kısıtlamalardan dolayı deri sektörünün değerde yüzde 28, miktar bazında ise yaklaşık yüzde 20 düşüş yaşadığını söyledi. Gözmen, “Yüzde 15’e yakın bir iskonto yapmamıza, maliyetlerin çok çok altında veya kârsız satışlar yapmamıza rağmen ciddi şekilde pazardaki payımızı kaybetmeye başlamışız. Bunun en büyük sebebi sadece maliyetler ve döviz kurunun sabit gitmemesi değil elbette. Dünyadaki diğer tedarikçilerin ortaya çıkmasıyla beraber küresel ekonomideki kısılma. Diğer tekstil ve konfeksiyon ürünlerinde de yüzde 20’nin üzerinde bir talep kısılması gözleniyor. Ama bu deri konfeksiyon sektöründe yüzde 40’a yakın bir talep kaybı anlamına geliyor. Tolere edilebilecek bir şey değil ciddi bir şekilde kan kaybı yaşanıyor.” ifadelerini kullandı.
ACİL TEŞVİK VE DESTEK TALEBİ
Farklı ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de ihracatçının önünü açabilecek teşviklere acil ihtiyaç olduğunun altını çizen Gözmen, “İthalata konulacak vergiler içerideki enflasyonu da körükleyeceği için devletten bunu beklemiyoruz. Çünkü devletin birinci önceliği şu anda enflasyonu indirmek. Yani biz hem devletin elini güçlendirmek hem ihracatçının dayanabilir pozisyona getirilmesi için ülkeye döviz kazandıranların birtakım muafiyetlerden daha fazla faydalanması, kur farkından dolayı herhangi bir vergilendirme yapılmamasını talep ediyoruz.” dedi.
Sektörün ana pazarı olan Rusya’da savaş sonrası yüzde 70, Ukrayna’da yüzde 90 düşüş olduğunun bilgisini paylaşan Gözmen sözlerini şöyle sürdürdü; “Deri kürk konfeksiyonda kilo fiyatımız 135 dolarlardan 110 dolarlara geriledi. Çin’in ve rakip ülkelerinin satış fiyatları 35 ve 50 dolar seviyelerinde. Fiyatlarımız 35 ile 70-80 dolar arasına gelmediği için biz pazarlara giremiyoruz ve ürün satamıyoruz. Bunun için ihracatçılara ilave teşvikler lazım.
Birim fiyatımızın yükselmesi katma değer olarak iyi gözükse de reel olarak elimizdeki pazarları kaybediyoruz. Geçen yıl deri ve kürk konfeksiyonda ihracat 236 milyon dolar seviyelerinde gerçekleşti. Bu yılın ilk 4 ayında yüzde 40 düşüşte gidiyor. Deri ürünleri genelinde 750 milyon dolar olan ihracat ilk 4 ayda 510 milyon dolar oldu.”
Dünyanın en büyük mobil teknoloji fuarı olan Mobil Dünya Kongresi (Mobile World Congress-MWC 2024), bugün İspanya’nın Barselona kentinde kapılarını açtı.
Fira Gran Via Fuar Merkezi’nde 95 bin kişinin ziyaretçinin beklendiği dev etkinlikte Türkiye’den aralarında Türk Telekom ve Turkcell’inde olduğu 32 şirket katılım sağlıyor. Fuarda Türkiye’nin milli katılımını İstanbul Ticaret Odası (İTO) organize ediyor.

MWC Barcelona, 200 ülkeden cihaz imalatçıları, teknoloji sağlayıcıları, mobil operatörler, içerik sahipleri ve teknolojinin geleceğiyle ilgilenen profesyoneller için 2024’ün en merakla beklenen teknoloji, iletişim ve ticaret etkinlikleri arasında yer alıyor.
MWC Barcelona bu yıl da mobil teknolojilerinin fenomen yükselişine sahne oluyor. Fuarda 5G, bulut ağı (cloudnet), ileri yapay zeka (AI), her şeyin interneti (IoE), teknolojinin ufku (Tech Horizon) ve finans teknolojileri (Fintech) bölümleri bulunuyor.
Fuara kayan ekranlı konsept telefonlar, mixed reality (karma gerçeklik) gözlükleri, elektrikli uçan otomobiller, NFC teknolojili akıllı yüzükler gibi geleceğin ürünleri damgasını vurdu.

FUARA GİRİŞ BİLETİ FİYATI 966 EURO’DAN BAŞLIYOR
MWC Barcelona’da öne çıkan global trendler ise şunlar oldu:
5G, 2030 yılına kadar tüm mobil bağlantıların yarısını oluşturacak. 5G teknolojisini ‘paraya’ çevirmek gelişen bir iş kategorisi. 5G’den sonra 6G için de hazırlıklar yapılıyor.
5G’nin çığır açan özelliklerinden biri olan Kablosuz Sabit Erişim (FWA) ile ev ve işyerlerine kablosuz ağ üzerinden bağlantı imkanı geliyor.
Öte yandan MWC’nin popülaritesi bilet fiyatlarına da yansımış durumda. Teknoloji tutkunu ziyaretçiler için bu yıl fuara giriş bileti fiyatı 966 Euro. VIP biletlerin satış fiyatı ise 5 bin 388 Euro olarak dikkat çekiyor.
“Hem üretim hem ihracatta teknolojiyi hakim kılmaktan öte bir seçeneğimiz yok”
Fuarın Türkiye Milli Katılımını gerçekleştiren İstanbul Ticaret Odası’nın Başkanı Şekib Avdagiç, MWC 2024’e ilişkin yaptığı açıklamada, “MWC Barcelona, Türk şirketlerinin, girişimcilerin ve startupların önemli bir inovasyon gösteri alanı” ifadesini kullandı.
Dünyanın marka değeri en yüksek 5 şirketinin tamamının teknoloji şirketi olduğuna işaret eden Şekib Avdagiç, “Dünyada ilk 10 şirketin 8’i doğrudan teknoloji firması. İlk sıradaki şirketin sadece marka değeri 517 milyar dolar. İlk 5’in marka değeri toplamı 1,5 trilyon dolar. İlk 100’e giren firmaların tamamı ya doğrudan ya da ikincil süreçte yüksek teknolojiye dayalı üretim yapan şirketlerden oluşuyor” bilgisini verdi.
Türkiye’nin dünyadaki rekabet yarışında bir yandan teknoloji üretmeye, bir yandan da ihraç etmeye ihtiyacı olduğunu kaydeden Avdagiç, “Hem üretim hem ihracatta teknolojiyi hakim kılmaktan öte bir seçeneğimiz yok. Bu nedenle de tüm yatırım kaynaklarımızı teknoloji odaklı şekilde kurgulamak ve kullanmak zorundayız” değerlendirmesinde bulundu.
“YAPAY ZEKA, KÜRESEL TİCARETİN DENGELERİNİ YENİDEN DİZAYN EDECEK”
Yapay zeka uygulamalarının hayatımızın her alanına girmeye başladığını hatırlatan Şekib Avdagiç, “Bu teknolojinin adı yapay, ama çıktısı gerçek. Bu gerçeklik, kısa süre içinde tüm üretim süreçlerini yeniden şekillendirecek ve küresel ticaretin dengelerini yeniden dizayn edecek” ifadelerini kullandı.

Şekib Avdagiç, Türkiye’de orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam imalat sanayi ürünleri içindeki payının yüzde 40,3’e çıkmasının ve bu kategorideki ihracatın 100 milyar dolara yaklaşmasının memnuniyet verici olduğunu söyledi. Avdagiç, “Kalkınmanın artık yegane yolunun yapay zeka çağında öncü ülkelerden biri olmaktan geçtiğini unutmamalıyız” dedi.
BAŞARI İÇİN KAMU-ÖZEL ORTAKLIĞI VURGUSU
Coğrafi konumunun küresel rekabette pek çok ülkeye kıyasla Türkiye’ye büyük avantajlar sağladığını belirten Avdagiç, şöyle devam etti: “Yolun henüz başındayız. Ancak teknoloji treni yolcularını almaya başladı bile. Ne pahasına olursa olsun, yatırım iklimini her bakımdan cazip hale getirerek, bu trene binmek zorundayız. Türk özel sektörünün dinamizminin, bu yolculukta ön sıralarda yer alabilecek güçte ve yapıda olduğuna inancımız tamdır. Kamu ve özel kesimin işbirliği ile orta ve uzun vadeli etkili, gerçekçi ve kararlı bir politikayla bunu başaracağımıza inanıyoruz.”
Avdagiç, İTO olarak SoftITO Yazılım-Bilişim Akademisi Projesi’ni başlattıklarını belirterek, bu merkezde Türkiye’nin yazılım ihracatı stratejisine destek olmak amacıyla kritik kurumlar için nitelikli ve güvenilir profesyoneller yetiştirdiklerini hatırlattı.
Şekib Avdagiç, İTO’nun girişimciliğin desteklenmesi amacıyla kurduğu Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM) ile İTO’nun kurucularından olduğu Teknopark İstanbul’daki endüstri uzmanlarının da küresel rekabette güçlü şekilde yer aldıklarını kaydetti.
MWC Barcelona Fuarı, 29 Şubat Perşembe gününe kadar açık kalacak.
Bu olumlu havanın en hızlı reaksiyon verdiği sektör şüphesiz yine savunma sanayi sektörü oldu. Ziyarete damga vuran gelişmelerin başında Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile Baykar arasında imzalanan 3,1 milyar dolarlık silahlı insansız hava araçları (SİHA) ihracatı oldu.
60 adet Bayraktar Akıncı TİHA’nın 2025-2026 yılları arası teslim edileceği bilgisinin fuar esnasında paylaşılması, Türkiye Suudi Arabistan yatırım hacminin ilerleyen senelerde hangi boyutlara varacağını gözler önüne serdi. İşte tüm detaylar…
SUUDİ ARABİSTAN SAVUNMA SANAYİ ÜRÜNÜ TEMİNİNDE POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİNE GİDİYOR
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) eski başkanı Donald Trump’ın Suudi Arabistan hakkında alaycı ve küçük düşürücü açıklamaları, Suudi krallığının savunma sanayisinde yerlileşme ve alternatifler arama düşüncesini erkene almasına neden oldu. Kısa süre önce 2030 hedefini açıklayan Suudi Arabistan, bu hedefi kapsamında savunma sanayi ürünlerinde yüzde 50’den fazla yerlileşme hedefi koydu. Parasal kaynak sağlama noktasında yeteri kadar eli bol olan Suudi Arabistan’ın bu hedefi eyleme koymasındaki en büyük engel insan kaynağı azlığı ve yetişmiş eleman yokluğu oldu. İnsan kaynağındaki bu eksiği giderme ve kendi insanını yetiştirme planında ihtiyacı olan desteği alabileceği ideal ülke ise Türkiye’ydi. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve ABD’nin sunduğu savunma ürünleri, sadece bir satma ve alma eyleminden ibaretti ve bu satın almanın belli bir düzeyden sonra bir şekilde üretime dönüşmesi gerekiyordu. Suudi Arabistan bu gerekliliğin son derece farkındaydı. Bu farkındalıkla hareket ederek sektördeki yatırım faaliyetini hızlandırdı ve yerli üretimi artırma çabası içine girdi.
KÖRFEZ ÜLKELERİ TÜRKİYE’Yİ KENDİSİNE ÖRNEK ALIYOR
Körfez Araplarına göre, Türkiye hem Müslüman hem de modern bir ülke. Modernite ve İslam’ı bir arada uyumlu bir şekilde yaşayan ülke olarak görülen Türkiye, son 20 senede birçok alanda gözle görülür gelişimiyle örnek alınan bir ülke oldu. Ayrıca coğrafi ve kültürel yakınlık nedeniyle Türkiye müttefiklik konusunda birçok yabancı ülkeden önce geliyor. Özellikle son 10 senede artan Türk dizisi hayranlığı ve beraberinde gelen Türkiye turizmi akımı, Türkiye sevgisine daha üst bir boyut kazandırdı. Bütün bu yansımalar başta Suudi Arabistan olmak üzere Türkiye’nin gerek yönetim düzeyinde gerekse halk düzeyinde yakın kadraja alınmasına neden oldu.
TÜRK SAVUNMA SANAYİ NEDEN TERCİH EDİLİYOR?
Türkiye savunma ürünlerinde yıllarca dışa bağımlılık yaşayarak, bu bağımlılığın bütün olumsuz sonuçlarıyla yüzleşmiş bir ülkedir. Birçok defa asılsız gerekçelerle ürün veya parça temininde yüzüstü bırakılarak çifte standartlara maruz kaldı. İşte bütün bu olumsuzlukları tecrübe etmesi sebebiyle, yerli üretim savunma ürünlerini esnek ürün arzıyla alıcıya sunuyor. Ürünü oluştururken alıcının taleplerini ön planda tutuyor ve ilgili ülkenin kolluk kuvvetlerinden gelen her türlü değişiklik talebini karşılıyor. Örneğin Askeri Fabrika ve Tersane İşletme Anonim Şirketi’nin (ASFAT) ana yükleniciliğinde yürütülen PN MİLGEM savaş gemilerinin üretiminde, Pakistan Savunma Bakanlığının özel talepleri dikkate alınıyor. Platforma yerleştirilecek olan elektronik ve atış sistemlerinin değişimi ve tasarımı konusunda müdahale hakkı tanınıyor. Bu imkan ve kabiliyet dünya üzerindeki birçok savunma şirketi tarafından sağlanmayan bir özellik. Varsayacak olursak Pakistan PN MİLGEM projesindeki gemileri ASFAT’tan değil de ABD’li bir şirketten temin etseydi müdahale hakkı olmayacak, alternatif atış platformu veya farklı bir radar entegresi gibi taleplerde bulunamayacaktı. Adeta paket bir ürün alarak, bu satın almayla satıcı ülkeye ve şirkete süresiz bağımlılık yaşayacaktı. İşte Türkiye bu noktada farkını ortaya koyarak alıcıya her türlü esneklik sağlıyor; sadece ürün satmıyor, aynı zamanda satış sonrası alıcı ülkenin kendi ihtiyaçlarını kendisinin giderebilmesi için altyapı desteği veriyor. Yani Türkiye balık vermiyor, o balığı tutmayı öğretiyor.
WORLD DEFENSE SHOW’DA TÜRK ŞİRKETLERİ GÖVDE GÖSTERİSİ YAPTI
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bu yıl 2’ncisi düzenlenen World Defense Show (Dünya Savunma Fuarı) Türk şirketlerinin adeta çıkarma yaptığı bir fuar oldu. 63 üst düzey ve orta çaplı savunma şirketiyle katılım sağlayan Türkiye, fuarın en gözde ziyaret alanı olan 1’inci holde dünya devleri Lockhed Martin, Leonarda ve Airbus ile yarıştı. Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’na (TSKGV) bağlı ortaklar olan ASELSAN, HAVELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN ve STM gibi ana yüklenici şirketlerin yanı sıra Baykar, FNSS, BMC ve Otokar gibi birçok özel şirket de fuarda yerini aldı. Fuardaki dikkat çekici gelişmelerden biri de Savunma Sanayi Başkanlığı öncülüğünde alt yüklenici ve KOBİ düzeyindeki savunma firmalarının fuarda yer almasıydı.
SUUDİ ARABİSTAN İLE YAPILAN ANLAŞMA İLK MEYVELERİNİ VERMEYE BAŞLADI
60 adet Bayraktar Akıncı TİHA’nın 2025-2026 yılları arası teslim edileceği bilgisinin fuar esnasında paylaşılması, Türkiye Suudi Arabistan yatırım hacminin ilerleyen senelerde hangi boyutlara varacağını gözler önüne serdi. Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün’ün TRT’ye verdiği röportajda belirttiği ihracat rakamlarının 2023 senesinde bir önceki seneye oranla yüzde 27’den fazla bir artış gösterdiği hususu yine Türkiye-Suudi Arabistan arası savunma sanayi ihracatında kazanılan ivmeyi açık bir şekilde gösterdi. Fuara katılım sağlayan Türk firmalarının platformları ve stantlarıyla kapsadığı alanın, fuar alanının tamamının yüzde 15’ini oluşturduğunu açıklayan SSB Başkanı Görgün, sadece ocak ayı verilerinin 330 milyon doları aştığını belirtti. Öte yandan ASELSAN’ın Suudi Arabistan’da açtığı ofisi ortak üretim tesisiyle zenginleştirmek için Suudi yetkililerle fikir birliğine varılması da fuarın en önemli gelişmelerinden biri oldu.