Geldi – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Mon, 22 Jul 2024 00:36:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Kıbrıs Harekatı’ndaki olayın şahidi anlattı! Serçe, düşen helikopteri nasıl kurtardı? https://www.foxtvhaber.com.tr/kibris-harekatindaki-olayin-sahidi-anlatti-serce-dusen-helikopteri-nasil-kurtardi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/kibris-harekatindaki-olayin-sahidi-anlatti-serce-dusen-helikopteri-nasil-kurtardi/#respond Mon, 22 Jul 2024 00:36:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=16149
  • Haber7 – ÖZEL

  • Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü coşkuyla kutlanırken dönemin şahitlerinden Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı’nın 83 yaşındaki babası Çumra Kaymakamı Yaşar Yaycı, Haber7‘ye konuştu.

    Harekatın toplanma ve dağıtım yeri olarak seçilen Konya’nın Çumra ilçesinde yaşadıklarını anlatan eski Kaymakam Yaşar Yaycı, perde arkasındaki gizli kahramanları ve yaşanan mucizevi olayları anlattı. 

    YAŞAR YAYCI: BİZE EMİR GELDİ

    Genelkurmay Başkanlığı’ndan emir geldiğini ve Çumra’nın dağıtım ve toplanma alanı olarak seçildiğini kaydeden Yaşar Yaycı, kaymakam olarak birlikleri karşıladığını kaydetti. Yaşar Yaycı, “Gelen birlikler Çumra’da bir meydanlıkta toplanacak ve bir gece kalacaktı. ‘Siz karşılayın uğurlayın’ şeklinde bize emirler geldi. Yunanistan’ın saldırma ihtimaline karşı Trakya sınırına sevk edileceği söylendi.” dedi.

    HALK COŞKUYLA KARŞILADI

    Tabur komutanını karşılamaya müftü ve jandarma komutanıyla gittiğini ifade eden Yaycı, halkın da birlikleri sevinçle karşıladığını vurguladı.  Harp kıyafeti giyen askerlerin rütbelerinin olmadığını söyleyen Yaşar Yaycı, “Halk askerin konaklayacağını öğrenince davullar ve zurnalar çalmaya başladı.  Akşam geç vakit Bolu Komando Taburu Sabri Paşa başkanlığında gelen askerler konaklama yerine konakladı. Gelen paşaya, ‘Hoşgeldiniz paşam’ dedim ve kendimi tanıttım.” dedi.

    TEHDİT MEKTUBUNU HATIRLATTI, “ARTIK GERİ DÖNÜŞÜ YOK” CEVABINI ALDI

    Komutana Amerika’nın tehdit mektubunu hatırlattığını ifade eden Yaycı, “O zaman Kıbrıs’a harekat gündeme gelince Johnson’ın yazdığı mektup aklıma geldi. Paşa ‘Yarın inşallah Kıbrıs’ta olacağız.’ dedi. Ben de dedim ki, ‘Paşam bunun geri dönüşü olur mu? Johnson mektup yazmıştı.’ Dedi ki, ‘Bunun artık geri dönüşü yok. Yarın Kıbrıs’tayız. Eğer sağ çıkarsam, dönüşte kahveni içerim.’ dedi. Böylece sabahleyin yola çıktılar.” dedi.

    O KADAR ÇOK GÖNDERDİLER Kİ ÇOBAN TUTMAK ZORUNDA KALDIM

    Harekat sırasında halkın akın akın yardım getirdiğini belirten Yaycı, “Devletin talimatıyla orduya yardım toplanıyordu. Halk akın akın yardıma geldi. Binlerce keçi, koyun getirdi. O kadar fazlaydı ki çobanlar tuttum. Harekat bittikten sonra 2 bin küsür elimizde kaldı. Bunları Et ve Balık Kurumu’na sattık. O kadar çoktu. Kavunlar, karpuzlar, meyveler, sebzeler… Dolduruyor halk.” diye konuştu.

    OTOBÜSÇÜ İKİ TORBA ANAHTARLA GELDİ, CADDELER OTOBÜSLERLE DOLDU

    Yunan sınırına sevk edilecek askerler için otobüs lazım olduğunu ve o dönem Çumra Seyahat’in sahibinin otobüsleri seferber ettiğini kaydeden Yaycı, “Asker sevki için otobüs gerekiyordu. Çumra Seyahat’in başkanını çağırdım ve Yunan sınırına asker sevk edeceğimizi söyledim. Başkan, ‘Baş üstüne efendim!’ dedi. Bir süre sonra yönetim kuruluyla elinde iki torba geldi. Torbaların içinde tüm otobüslerin anahtarları vardı. ‘Otobüslerin şoförleri de başında, anahtarlar da burada, emirlerimizi bekliyorlar. İstediğiniz yere gönderebilirsiniz.’ dedi. Ücretlerini harekattan sonra ödeyeceğimizi söyledim. ‘Ücretin ne önemi var. Biz hiçbir ücret talep etmiyoruz. Benzini de her şeyi de bizden. Yeter ki, vatan sağolsun!’ dedi. Bütün caddeler otobüslerle doldu. Tabii, gözlerimizin yaşarmaması mümkün değil.” ifadelerinde bulundu.

    GÖNÜLLÜ OLMAK İÇİN GELEN YAŞLILARI BÖYLE TESKİN ETTİM

    Halkın gönüllü askerlik için akın akın geldiğini kaydeden Yaycı, yaşlıları ise bir deftere isimlerini yazdırarak teskin ettiğini söyledi. 

    Yaycı, yaşadıklarını söyle anlattı:

    “Köylere asker sevk edeceğimizi ve belirli doğumluların sabah sekizde hazır olmalarını söyledik. Gece uyumak mümkün değil. Gece 01.00-02.00 sıralarında bir yaşlı amca yanında bir gençle geldi. ‘Buyur amca’ dedim. Dedi ki, ‘Devlet asker istiyor. Benim yaşım müsait değil. Bak oğlumu getirdim. Oğlum sana emanet, vatana helal olsun.’ Daha sonra yaşlılar gönüllü olarak akın akın gelmeye başladı, ‘Biz de askere gideceğiz.’ Yaşlıları teskin etmek için askerlik şubesine talimat verdim, ‘Bir defter açın. Herkesin adını kaydedin. ‘Askerlik şubesine kaydınızı yaptırıyoruz, deyin’ dedim.’ ‘Biz de gideceğiz’ diyorlar çünkü. Çumra halkını görüyor musunuz? Allah onlardan razı olsun.”

    DÜŞEN HELİKOPTER SERÇE SAYESİNE KURTULDU

    Müftüyü de yanına alarak yardımları kamyonlara yükletip birliklerin bulunduğu Mersin’in Ovacık’a götürdüğünü belirten Yaycı, komutanların kendisine harekat ile ilgili bilgi verdiğini anlattı. 

    Ovacık’a vardığında kendisini tanıyan askerlerle görüştüğünü söyleyen Yaycı, “Şimdi size olmuş bir olayı anlatıyorum” diyerek şöyle konuştu:

    “Ovacık’a gittiğimde birinci harekat bitmişti. Asker oraya toplanmıştı. O gece ağırladığım komutanlarla çadıra girdik ve onlar bana brifing verdi. Harita üzerinden göstererek bana dediler ki; ‘Biz 70 helikopter havalanacağız. Askerleri isim isim 10’ar kişi helikopterlere yerleştireceğiz. ‘Helikopter havalanmaya hazırdır’ diyerek birlik komutanı geldi. Ben de denetlemeye çıktım. Baktım ki birinci helikopter 10  kişi olması lazımken 20 kişi var. Ötekilerine geçtim; 15 kişi var, 30 kişi var, 20 kişi var… 20. helikopterden sonrakiler az, daha sondakiler ise boş. ‘Eyvah dedim, Türk milleti askerden kaçıyor’ diye beynimden vurulmuşa döndüm. İlk helikopterdeki askerlere döndüm, ‘Oğlum sen hangi helikopterdesin?’ dedim, ’26. veya 27. helikopterdeyim’ dedi. ‘Burada ne geziyorsunuz?’ diye sordum. ‘Komutanım, emir gelirse ilk helikopterler gider, durun emri gelirse biz gidemeyiz. Bir an evvel savaşa gidelim’ diye bindik.’ dedi. Dedim ki, ‘Oğlum bundan sonra artık geri dönüşü yok. Herkes helikopterine binsin.’ Gözlerimiz doldu o sırada. Böylece 70 helikoptere bindik.’ Komutan anlatmaya devam etti; ‘Beşparmak Dağları’na geldik. Alev fışkırıyor, alev. Rumlar mevzilenmiş, taret ve top mermileriyle ateş ediyorlar. Bu ateşin içerisine inme emri verdim. 70 helikopter bu ateşin içerisine askeri indirdik. Atılan top ve taret mermileri helikopterlerimizin 5 metre gerisine düşüyor. Hiçbir helikopterimiz isabet almadı. Allah ile bizimle beraberdi. İlk şehitleri de mevzilerde verdik. Askeri indirdik, son harekatı yaptık, Ovacak’a dönüyoruz. Bir helikopterimizden anons geldi, ‘Komutanım, benzin kaybediyorum, vuruldum’ dedi. Bir taret mermisi isabet etmiş, denizin ortasındayız. Pilot, ‘Komutanım, yapacak bir şey yok, hakkınızı helal edin, biz düşüyoruz.’ dedi. Biz diğer helikopterlerle döndük. Baktık ki, vurulan helikopterimiz de geldi. Hayretler içerisinde kaldık.’ dedi.” 

    BANA O HELİKOPTERİ GÖSTERDİLER

    Komutanların kendisine vurulan helikopteri gösterdiğini belirteen Yaycı, devamında şunları söyledi:

    “Bana gösterdiklerinde 70 helikopter ve pilotlar da oradaydı. Devamını pilot anlattı; ‘Denizin ortasında benzin kaybetmeye başladık. Düşeceğimizi anladık. Bir süre sonra düşme kesildi. Hayret ettik.’ ‘Ne oldu?’ diye sordum. Bana gösterdiler o kurşun deliğini. Bir serçe gelmiş, o taret mermisinin açtığı deliğe girmiş ve orada ezilmiş. Dolayısıyla helikopterin benzin kaybını önlemiş. Ben gözümle gördüm bunu. Bu, bizlere Allah’ın büyük yardımı.”

    ALLAH BU MİLLETE YARDIM EDİYOR

    Ovacık’taki askeri birliklere de yardım yağdığını ve harekat sırasında belirten Yaycı, “Allah, Çumra halkından, Konya halkından ve bütün milletimizden razı olsun. O dönem olağanüstü şeyler yaşadık. Bunlar tevatür değil. Kıbrıs çok şükür bizimdir, bundan sonra da hiçbir güç elimizden alamaz. Allah bu millete yardım ediyor, koruyor.”  diye konuştu.

    KAYNAK: HABER7
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/kibris-harekatindaki-olayin-sahidi-anlatti-serce-dusen-helikopteri-nasil-kurtardi/feed/ 0
    Kolej yöneticileri ile öğretmenler arasında arbede! Yaralılar var https://www.foxtvhaber.com.tr/kolej-yoneticileri-ile-ogretmenler-arasinda-arbede-yaralilar-var/ https://www.foxtvhaber.com.tr/kolej-yoneticileri-ile-ogretmenler-arasinda-arbede-yaralilar-var/#respond Sat, 29 Jun 2024 06:36:11 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=13854 Edinilen bilgiye göre, Kastamonu’daki kampüsünü kapatma kararı alan Özel Tema Koleji yöneticileri, mali hakları ile ilgili görüşme yapmak amacıyla öğretmenlerle Doğa Köyü Öğretmenevi’nde okulda çalışan öğretmenler ile bir araya geldi. Görüşme sırasında kolej yöneticileri ile öğretmenler arasında tartışma çıktı. Kısa sürede büyüyen tartılma kavgaya dönüştü. Kavga sırasında 3 öğretmen darp edildi. Yöneticiler tarafından darp edilen öğretmenler, olayın planlı ve organize biçimde gerçekleştirildiğini, görüşmeye avukatlarıyla katılmalarının şüpheliler tarafından engellenmeye çalışıldığını söyledi. Darp raporu alan 3 öğretmen şahıslar hakkında suç duyurusunda bulundu.

    3-4 KİŞİ SALDIRDI

    Olayda darp edilen sınıf öğretmeni Ali Özçağlı, “Çalıştığım TEMA Koleji bizlere hiç haber vermeden Mayıs ayında bir anda kapatılacağı bildirildi. Gelecek yıl için anlaşmalarımızı yapmıştık, öğrencilerimiz kayıtlarını yaptırmıştı. Buna rağmen okulun kapatılacağı bizlere açıklandı. Ardından okulun öğretmenlerine bildiri geldi hem mesaj olarak hem de mail olarak. Tazminatlar için öğretmenlerle bir görüşme ayarlandığı yazıyordu. Önce 1 ila 10’u arasında, sonra 14’üne sarkıtıldı. Son alarak 25’inden itibaren diye ertelendi. Önce görüşmelerin TEMA Koleji binasında olacağı söylendi, sonrasında Doğa Kültür Köyü Öğretmenevine alındı. Bugün benim ve diğer öğretmenlerimizin görüşmeleri vardı. Birlikte değil, öğretmenlerimizle ayrı ayrı görüşüldü. İçeride görüşen öğretmenimiz görüşmesini bitirip çıkıp gidiyordu. Ben görüşmek için gittiğimde okul sahibinin oğlu, ‘hocam sana bir sarılayım’ dedi, sonra ben anlamadan beni itip bana vurmaya başladı. Sonra beni yere düşürdüler. 3-4 kişi saldırdı, beni darp etmeye başladı. Görüşmek için bekleyen öğretmenlerimiz vardı. Onlar da ‘ne yapıyorsunuz’ diye ayırmak için bana yaklaşmaya çalıştı. Bizleri ayırmak için gelen öğretmenlerimizi de bu sırada saldırıp yere düşürdüler. Olayı kameraya çekmek isteyen öğretmenimizi iterek engellemeye çalıştılar. Ağıza alınmayacak küfürler ettiler. Sonra da bizleri oradan kovdular, bizler arabaya binip gitmek isterken yine küfür etmeye devam ettiler. Jandarmayı arayıp çağırdık. Bir öğretmen ile tazminat görüşmesi yapılacak yerin jandarmanın baktığı bir yerde bulunan öğretmenevinde yapılması düşündürücü. Avukatlarımız ile görüşmek istedik, asla kabul etmediler. Arabulucu olarak çağırdıkları kişiler binada yok. Sağlıklı ve hukuki açıdan hiç etik olmayan bir görüşme oldu. Zaten konuşmama dahi izin vermeden bizleri darp etmeye başladılar. Hocalarımızda bizleri ayırmaya geldiğinde onları da darp etmeye başladılar. Hepimize ağıza alınmayacak küfürler ettiler. Jandarmayı çağırdığımızı görünce okul sahipleri, hemen eşyalarını alıp araçlarına binip kaçmaya çalıştı. Jandarma önlerini kesip, araçları durdurdu. O sırada da hakaretler devam etti. Sonra da okul sahiplerini gören olmadı. Diğer öğretmen arkadaşlarımız, velilerimiz, haberi alınca hemen Doğa Kültür Köyü Öğretmenevine geldiler. Jandarma, güvenlik kaydını izledi. Net bir şekilde olayın anlattığım gibi olduğunu kamera kayıtlarından görebilirsiniz” dedi.

    ÇOK ÜZGÜNÜZ

    Tema Kolejinde 2 yıldır psikolog olarak görev yapan Ece Bahar da, “Bugün arabuluculuk görüşmem için Doğa Kültür Köyü Öğretmenevine çağrıldım. Normalde saat 17.00’de olan görüşmemim 11.30’da olacağını söylemek için aradılar. Ben de onları kırmayayım diye görüşmeye geldim. Nişanlım Ahmet Er ile birlikte geldim. Görüşmeyi yaptıktan sonra üst kata çıktım, okulun arabulucusuyla görüşmek için. Ardından sesler duydum, ardından camdan baktığımda okul sahipleri öğretmenlerimize saldırdı. Yarın bizim düğünümüz var ama biz şu anda hastanedeyiz, darp raporu alıyoruz, bu işlerle uğraşıyoruz. Gerçekten çok üzgünüz” diye konuştu.

    ‘SALDIRI PLANLANMIŞ’

    Kolejin matematik öğretmeni Onur Yalçın ise, “Okul sahipleriyle görüşmeye gittiğimizde öğretmen arkadaşlarımla karşılaştım. Ali Hocam görüşmeye gittiğinde, ‘gel görüşelim’ dediklerinde bir anda kalabalıklaştılar. Olay kendi kendine gelişmiş bir şey değil. Bizler farklı bir yerde oturuyorduk. Bir anda birkaç kişi daha Ali Hocamızın yanına doğru geldi. Biz ne oluyor demeden, arkamızı döndüğümüzde Ali Hocam yerdeydi. Yani bu saldırı planlanmış, kasıtlı olarak yapılmış ve bizlerinde Ali Hocamın yanına gitmemizi engellediler. Bizler kavgayı ayırmak için Ali Hocamızın yanına doğru gitmek isterken bizlerin üzerine doğru geldiler. Ali Hocamı da yerde tuttular, yerden kalkmasını engellediler” diye konuştu.

    5580 Sayılı Özel Öğretim Kanunundan bahseden Yalçın, “Bu kanun okul açacak kişilerin niteliklerini belirler. Bu açık bir şekilde öğretmene yönelik yapılan şiddet olayı bu niteliklerin olmadığını gösteriyor. Hastane önüne gelen velilerimiz, öğretmenlerimiz, hepsinden Allah razı olsun, bize destek oldular, telefonla arıyorlar. Adı öğretmenevi olan bir yerde bu şekilde öğretmene yönelik saldırı olması bizleri ayrıca üzmüştür. Çünkü bizleri darp eden okul sahiplerinin hiçbirinin mesleği öğretmenlik değil” şekline konuştu.

    “Mücadelemizi sürdüreceğiz”

    Yaşanan olayı anlatan Ahmet Er, “Nişanlımın bugün Doğa Kültür Köyü Öğretmenevinde TEMA Koleji’nin sahipleriyle görüşmesi vardı. Tazminat görüşmesi için bize verilen saatte istedikleri yerde bulunduk. Orada nişanlım görüşmesini yaptı. Nişanlım binadan çıktıktan sonra Ali Bey görüşmeye gidiyordu. Bir baktım ortalık karışmış, Ali Hocamız yerde yatıyor, darp ediliyor. Bizler de panikle ‘ne oluyor’ diye gidip, kavgayı ayırmaya çalıştık. Kavgayı ayırmaya giderken okul sahiplerinin anlamsız bir şekilde bana saldırdıklarını deneyimledim. Geldiler bana saldırdılar. Okul müdürü başıma gelip bana bir şeyler söyledi, beni yere yıktı. Kulağımın arkasına aldığım darbeden ötürü baş dönmem var, o yüzden kendimi ifade etmekte zorlanıyorum. Olayın şokuyla birlikte hastaneye geldik ve darp raporu alıyoruz. Öncelikle nişanlımın ve öğretmenlerimizin yaptıkları mücadeleleri yakından biliyorum. Umarım yaşadığımız bu mağduriyetin giderilmesini umuyoruz. Bunun için de mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    KAYNAK: İHA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/kolej-yoneticileri-ile-ogretmenler-arasinda-arbede-yaralilar-var/feed/ 0
    Salda Gölü’nün ortasında can pazarı: 9 yaşındaki kızı ölümün kıyısından kurtardı https://www.foxtvhaber.com.tr/salda-golunun-ortasinda-can-pazari-9-yasindaki-kizi-olumun-kiyisindan-kurtardi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/salda-golunun-ortasinda-can-pazari-9-yasindaki-kizi-olumun-kiyisindan-kurtardi/#respond Wed, 19 Jun 2024 21:00:45 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=13171 Olay, Türkiye’nin Maldivleri olarak bilinen Burdur’un Yeşilova ilçesinde Bulunan Salda Gölü’nde meydana geldi.

    Edinilen bilgilere göre Salda Köyü’nden dayısı ve kuzenleri ile birlikte geldiği Doğanbaba köyü Orman plajında göle giren Ayşe Sıla G.(9) gölde üzerine bindiği şişme atın rüzgar ve dalgaların etkisiyle gölün ortasına doğru sürüklenmeye başladı.

    Durumu gören vatandaşların durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarı üzerine olay yerine sağlık, jandarma ve AFAD ekipleri sevk edildi. 

    Gölün karşı kıyısında bulunan Halk Plajı’ndan bot ile hareket eden AFAD ve cankurtaran ekipleri gölde sürüklenen kızı ararken jandarma ve sağlık ekipleri ise Doğanbaba plajında hazır beklemeye başladı.

    KÜÇÜK KIZI KURTARABİLMEK İÇİN 2 BİN METRE KÜREK ÇEKTİ

    O sırada karavanıyla birlikte plajda tatil yapan Gökhan Aslan yanında bulunan kanosunu alarak kızı kurtarmak için bir cankurtaran ile göle açıldı. Yaklaşık 2 bin metre kadar kürek çektikten sonra boğulmak üzere olan küçük kıza ulaşarak kurtardı. Sahile doğru tekrar kürek çekerek ilerleyen Gökhan Arslan ve Ayşe Sıla G.’yi gören sahildeki vatandaşlar büyük bir sevinç yaşayarak alkışladılar. Sahile getirilen Ayşe Sıla G. sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılmak üzere kucakta ambulansa taşındı.

    SAĞLIK DURUMU İYİ

    Ambulans içerisinde ilk müdahalesi yapılan küçük kız daha sonra fazla su yuttuğu ve uzun süre boyunca suda kaldığı için hipotermi geçirme riski bulunduğundan ambulans ile Yeşilova Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede tedavi altına alınan Ayşe Sıla G.’nin durumunun iyi olduğu öğrenildi.

    “NEREDEYSE BATMAK ÜZEREYKEN GÖRDÜK”

    Büyük bir cesaret örneği göstererek kanosuna atlayıp küçük kızı kurtaran Gökhan Aslan sosyal medya hesabına içerik üretmek için karavanı ile Salda Gölü’nde bulunduğunu ve küçük kızın sürüklendiğini görünce hemen harekete geçtiğini söyleyerek, “Daha önce buraya 2-3 defa kampa gelmiştim. Bu sefer karavanımla geldim. Normalde gölün karşı tarafındaydım. Dün karavanımın elektrik aksamı bozulunca bunda bir hayır olduğunu düşünerek buradaki işletmenin olduğu bölüme geldim. Bugün de gölde yüzdükten sonra yemek yediğim esnada çocuğun gölde oynadığını görmüştüm. Daha sonra birileri bağırınca rüzgarın çocuğu sürüklediğini öğrendim. Sonra baktım gelen giden kimse yok yanımda bulunan şişme botum aklıma geldi. Onu alıp tam göle girerken bir cankurtaran arkadaş daha geldi yanımda. Onunla beraber kurtarmaya gittik. Baya açıldık ama çocuğu bir türlü göremedik. O an çok kötü oldum ben üzüldüm baya. Şişme ata iyice yakınlaşınca çocuğun neredeyse suya batmak üzere olduğunu gördük. “Yetişin” diye bağırıyordu. Onu öyle görünce daha çok etkilendim. Arkadaşla hemen çocuğu kurtardık. Sağ salim teslim ettik. Tamamen şans işi. Allah beni bu tarafa gönderdi diye düşünüyorum. Yani ona hayra yoruyorum. Gölün tam ortasına gitmişti hatta ortasını da geçmişti neredeyse. Rüzgar oraya kadar sürüklemiş. Bende botumla kürek çekerek oraya kadar gittim. Cankurtaran arkadaşta benimle geldi. Gittik, aldık, geldik. Ama buraya bir can kurtaran lazım. Arkadaş öbür taraftan dolanıp geldi buraya kadar. Ben botumla burada olmasam kimsenin elinden bir şey de gelmezdi. Çünkü yüzülerek gidilecek bir mesafe değildi” dedi.

    KAYNAK: İHA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/salda-golunun-ortasinda-can-pazari-9-yasindaki-kizi-olumun-kiyisindan-kurtardi/feed/ 0
    Esra Erol’da kan donduran olay! Para karşılığı internetten… https://www.foxtvhaber.com.tr/esra-erolda-kan-donduran-olay-para-karsiligi-internetten/ https://www.foxtvhaber.com.tr/esra-erolda-kan-donduran-olay-para-karsiligi-internetten/#respond Mon, 03 Jun 2024 00:00:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11710 Bu hafta programa dahil olan Sabiha Dönmez, gayrimeşru bir çocuğu bundan tam 8 yıl önce evlatlık edinerek ona yardımcı olduğunu söyledi. Dönmez’in açıklamalarına göre çocuğu doğuran annesi çöpe atmak üzereyken kendisi alıp büyütüyor. Fakat şimdilerde bin bir emekle büyüttüğü o çocuğu zamanında istemeyen annesi geri almak istiyor. İşte, Esra Erol’da izleyenleri şoka sokan olayın perde arkası!

    ÇÖPE ATILACAKKEN BEN KURTARDIM!

    Türkiye’nin gündemine bomba gibi oturan Sabiha Dönmez’in olayı aslında göründüğü gibi değil. Perde arkasında daha fazlası var.  Arkadaşı aracılığıyla 22 yaşındaki Aslıhan Ergül isimli genç bir kadının evlilik dışı bir ilişkiden çocuk doğuracağını ancak bu çocuğa bakmayıp çöpe atacağını öğrendi.

    Duydukları üzerine telaşlanan Sabiha Hanım, hemen ortaya atılıp, “o çocuğa ben bakarım” dedi. Doğum sürecine kadar da Aslıhan Hanım’ın yanından ayrılmayan ve yardımcı olan Sabiha Hanım,  bebek doğduğunda daha hastanedeyken bile Aslıhan’ın 1 günlük bebeğini emzirmek istemediğini belirtti.

    8 yıl boyunca bebeğe bakan Sabiha Hanım, biyolojik anne Aslıhan’ın “çocuğun babasını buldum, çocuğumu istiyorum” cümleleriyle karşılaştı.

    BANA DAVA AÇILDI!

    Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sabiha Hanım, “Bu 8 yılda çok rahat yaşıyorduk. Anne yoktu baba yoktu. Sahip çıkan yoktu. 2023’te bana bir telefon geldi “Biz çocuğu almak istiyoruz” şeklinde. Geçen sene onuncu ayda da bana mahkeme açıldığını öğrendim. Biyolojik anne ile arkadaşımın vasıtasıyla tanıştım. Çocuklarımı okuttum büyüdüler bende böyle bir evlatlık edinmek istedim. Kendimde yetim olduğum için anne sevgisine hasretim. Arkadaşım evlilik dışı bir ilişki ile çocuğun dünyaya geldiğini biyolojik annenin çocuğu kuruma vereceğini söyledi. Bende 2 yaşında anne tarafında terk edilmiştim. Onun için çok bakmak istedim.” İfadelerine yer verdi.

    ANNESİNİN HER ŞEYİYLE DOĞUMA KADAR BEN İLGİLENDİM!

    Doğum sürecine kadar Aslı Hanımın tüm ihtiyaçları ile ilgilendiğini belirterek, “Doğum sürecine kadar ben anneyi doğum hazırladım. Hastaneye götürdüm kontrollerini, aşılarını yaptırdım. 2016’nın 3. ayın birinde erkek evladımız dünyaya geldi. Bebeği hastaneden kendisinden aldım. Ondan sonraki süreçte anne sadece 1 kere geldi. Ondan sonra kesinlikle arayıp sormadı. Aslıhan Hanım “ailem bu olayı duyarsa beni öldürürler” dedi. Ben çocuğu aldım eve geldim kendisi arabaya binip gitti. Hastanede bile emzirmek istemedi.” Dedi.

    BEBEĞİ İNTERNETTEN SATIŞA SUNDU!

    Sabiha Dönmez, açıklamalarına devam ederken biyolojik anne Aslıhan’la ilgili çarpıcı bir iddiada bulundu. Annenin ikinci çocuğunu da internetten sattığını açıklaması üzerine tüm stüdyo buz kesti.

    “Samet 6 aylıktı. Sağlık Ocağı kendisini aramış bende annesine ulaşmaya çalışıyorum gel bir an önce kimlik çıkar. Aşılarını yaptıralım sağlığı çok önemli ” dedim. “Yok” dedi. Ben kesinlikle gelmiyorum dedi. Sonra Sağlık Bakanlığından arıyorlar Aslıhan Ergül’den doğan bir çocuk var. Bu çocuk nerede? Sağlık Ocağı kendisini arayınca çocuğun öldüğünü söylüyor. Doğumda ben yanında olduğum için benim bilgilerime ulaşınca sağlık ocağı polise bildiriyor. Öldü denilen çocuk Sabiha Dönmez tarafından bakılan çocuk olarak tespit ediliyor. Bir gün baktım polis kapıya geldi. Yalan söylemek zorunda kaldım ve anneni çocuğa benim baktırdığımı annenin çalıştığını ve arada gelip gittiğini çocuğun ihtiyaçlarını karşıladığını söyledim. Polis te hayır anne ile birlikte karakola geleceksiniz deyince bende Aslı’yı aradım “Çabuk buraya gel polis kimlik soruyor” deyince Aslı da geldi. Benim polis söylediğimi gibi söyledi. Ertesi gün çocuğun kimliğini çıkardık. Aslı evlilik dışı ilişkiden doğan çocuğunun olduğunu ailesinin öğrenmesi takdirde öleceğini söyledi. Bende 6 ay sonra çocuğun velayetini aldım. Mahkeme kararıyla evlatlık edindim. Bu zamana kadar” ben aslan parçası gibi baktım. Allah aşkına 8 sene sonra mı çıkılır. 8 yıl çok güzeldi. O benim evladım ben onu büyüttüm ben ona emek verdim. Aslı bebeğini çöpe atacaktı. Ben kurtardım. Aslıhan 2. bebeğini internetten sattı. ” ifadelerine yer verdi.

    O KADINI KONUŞTURMAYIN!

    Kısa süre sonra Sabiha Hanım’ın iddialarına cevap vermek için canlı yayına bağlanan biyolojik anne Aslıhan; “Esra hanım o kadını konuşturmayın. Gerçekten çok yalancı ve düzenbaz bir kadın. Babasına da söylemedim. Korktuğum için sakladım.” İfadelerine yer verdi.

    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/esra-erolda-kan-donduran-olay-para-karsiligi-internetten/feed/ 0
    Kağıthane’de başıboş köpek yarışmaya hazırlanan sporcuya saldırdı! https://www.foxtvhaber.com.tr/kagithanede-basibos-kopek-yarismaya-hazirlanan-sporcuya-saldirdi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/kagithanede-basibos-kopek-yarismaya-hazirlanan-sporcuya-saldirdi/#respond Mon, 06 May 2024 08:00:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10140 İstanbul Kağıthane’de gerçekleşen olay, 3 Mayıs’ta saat 16.00 sıralarında Cendere Yaşam Vadisi’nde meydana geldi. İddiaya göre, 40 yaşındaki triatlon sporcusu Mehmet Ayan, yürüyüş yapmak için evine yakın olan parka gitti. O esnada bir grup köpeği gören Ayan, yavaşladı. Sonrasında köpeklerden bir tanesi Ayan’ın üzerine koşarak bacağından ısırdı. 2 hafta sonra yurt dışında yarışmaya katılacağı öğrenilen sporcu Ayan, olayın hemen ardından Seyrantepe Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesine gitti. Ayan’a kuduz aşısı yapıldı.

    Köpeğini gezdirmeye çıkaran kadın, bacağından ısırılan sporcuya tepki gösterdi
    Köpeğin saldırmasının ardından yaralanan Ayan, başıboş köpeklerin videosunu çekti. O sırada parka köpeğini gezdirmeye gelen bir kadın ise, “Ben her gün buraya mama getiriyorum. Toplatılsa ne olacak? Bunların başına ne gelecek” diyerek sporcuya tepki gösterdi.

    Sporcu ise mağdur olduğunu ve şikayetçi olacağını belirtti.

    “SOKAK KÖPEĞİ LKORKUSUNDAN ÇOCUĞUMUZU PARKA ÇIKARAMIYORUZ”

    Sokak köpeği tarafından bacağından ısırılan sporcu Mehmet Ayan, “Koşuya çıkmıştım. Triatlon sporcusuyum. Zaten düzenli olarak koşuya çıkıyorum. 5-6 köpek vardı. Bir hanımefendi onları besliyordu. Başka bir köpek geldiği anda bunlar hareketlendi. Onların hareketlendiğini gördüğümde durdum. Bir köpek arkamdan geldi. Durduğum esnada fark etmedim. Isırıldığım an fark ettim. Tabii o anın şokuyla acı falan hissetmedim. Kanama başladığında direkt hastaneye kuduz aşısı olmak için gittim. Çok güzel tesisler yapılıyor, çoluğumuz çocuğumuz ile geziyoruz. Çok güzel parklar da var ama sokak köpeği korkusundan çıkamıyoruz, çocuğumuzu da çıkaramıyoruz. Yetkililerden bu konuya ivedilikle önlem almalarını istiyoruz. Ben genelde o bölgede koşuyorum. Köpek olan bölgede genelde duruyordum, yolun karşısına geçiyordum. Bu sefer sol tarafımdan arkamdan geldiği için fark edemedim. 5-6 köpek vardı yoldan gelen yabancı köpeği de sayarsak yaklaşık 7 köpek vardı. Diğer köpeği görünce hareketlendiler. Sürekli oraya mama bırakma durumu olduğu için oradan ayrılmıyorlar. Ben görüntü çekmeye başladığımda bir hanımefendi yanıma geldi ve ‘Neden çekiyorsun’ dedi. Ben de, ‘Yetkililere şikayet edeceğim biz burada yaşıyoruz, çoluğumuz çocuğumuz geçiyor buradan’ dediğimde bana, ‘Ben her gün buraya kova kova mama getiriyorum. Bunlar can toplatılırlarsa bunların başına neler gelecek’ dedi. ‘Hanımefendi ben ısırıldım şu an’ dedim. Bundan 15 gün sonra da yarışım var yurtdışında. Başıma daha büyük bir şey de gelebilirdi. Bir taneyle kalmayıp hepsi üstüme saldırabilirdi. Bizden daha mı kıymetliler” diye konuştu.

    “YÜRÜYÜŞ YAPARKEN 4 KÖPEK BİZE DOĞRU GELMEYE BAŞLADI GERİ DÖNDÜK”

    Parkta yürüyüş yaptığı esnada köpeklerin saldırısına uğrayan ancak kendini korumayı başardığını söyleyen Ertuğrul Ünver ise, “Burada başıboş köpekler var. Çok çok zararlı değiller ama benim başıma da bir saldırı geldi köpekler beni ısırmaya teşebbüs etti. Fakat ben hayvanlardan korkmadığım için ona karşı bir tepki verdim, bağırdım ardından uzaklaştı. Özellikle Kağıthane’ye doğru yürüdüğümüz yolda köpekler var. Hatta biraz önce yürüyüş yaparken 4 köpek bize doğru gelmeye başladı geri döndük. Korkan bir insan ya da çocuklar için tehlikeli bir durum. Korktuğunuz zaman kaçıyorsunuz, korktuğunuzu anladıkları zaman saldırıya geçiyorlar. Bu durum için iyi bir önlem alınması lazım. Çocuklar korkuyor, kaçıyor ve kaçarken araçların altına giriyorlar. Duyuyoruz haberlerde de. Genelde burada hep yürüyüş yapıyoruz ve bu sıkıntı hep var” dedi.

    KAYNAK: İHA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/kagithanede-basibos-kopek-yarismaya-hazirlanan-sporcuya-saldirdi/feed/ 0
    Almanya’da 175 milyon TL dolandırdı, Türkiye’de lüks içinde yaşıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/almanyada-175-milyon-tl-dolandirdi-turkiyede-luks-icinde-yasiyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/almanyada-175-milyon-tl-dolandirdi-turkiyede-luks-icinde-yasiyor/#respond Fri, 03 May 2024 07:48:36 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9971 Almanya’da kendisini medyum olarak tanıtarak işkadını Nurcan B.’yi, “Sendi ölüm büyüsü var. Kocan seni aldatıyor” gibi söylemlerle 6 yılda 175 milyon lira dolandırdığı iddia edilen Serkan Ö.’nün olaydan sonra kaçtığı Türkiye’de lüks bir hayat sürdüğü ortaya çıktı. Almanya’da hakkında tutuklama kararı çıkan Serkan Ö.’nün, memleketi Ordu’nun Ünye ilçesine döndüğü, akrabalarına da “Almanya’da temizlik şirketim var. Yatırım için geldim” dediği öğrenildi. İddiaya göre Nurcan B.’den aldığı paralarla çocukluk arkadaşı fırıncı Tekin A. ile birlikte bir inşaat şirketi kuran Serkan Ö., arsalar alarak inşaat yapmaya başladı. Kendisine ve ortağına lüks spor otomobiller de alan Serkan Ö.’nün, Antalya’da 5 yıldızlı tatiller yaptığı görüldü.

    İNŞAAT İŞİNE GİRDİ

    Çocukluk arkadaşlarından M.D. “Serkan’ın bu konulara merakı çocukluktan geliyor. Çünkü annesi Ünye’de çok meşhur bir falcı. O yüzden duyduğumuzda çok şaşırmadık. Tekin ise kendi halinde bir esnaftı. Bir araya geldiler ve hızla yükseldiler. Lüks otomobillere binmeye, şatafatlı hayatlar sürmeye başladılar” dedi.

    ŞİKÂYETLER YAĞDI

    Sabah’ın haberinin ardından Serkan Ö. hakkında Almanya’da Amtsgericht Yerel Mahkemesi’ne onlarca mağdurun başvuruda bulunduğu ortaya çıktı. Nurcan B.’ye bir polis memurunun fotoğrafını gönderen Serkan Ö.’nün daha sonra özel numaradan arayarak “Türkiye’de polis de, savcı da benim. Seni ve aileni mahvederim. Şikâyetini geri çekeceksin” dediği iddia edildi.

    FALLA BAŞLADI

    Dolandırılan Nurcan B., yaşadıklarını Sabah gazetesine anlattı. Serkan Ö.nün ilk olarak falına bakıp, “Sende ve ailende büyü var. Sana kurşun dökeyim” dediğini anlatan Nurcan B. şunları söyledi:

    “Bunun üzerine evime çağırdım. Her şey o gün başladı. Eşiyle beraber gelip kurşun döktüler. Bu sırada suyun içerisinden bir muska çıkarıp, ‘Sen ve ailen bununla nasıl yaşadınız. Yakında eşin ölecek, oğlun da bir trafik kazası geçirip sakat kalacak. Benim bunu bir an önce durdurmam gerek. İran’a gidip bu büyüyü bozmam gerek’ dedi. Kendimi bir anda, ‘Asla inanmam’ dediğim şeylerin içinde buldum. Her geldiğinde bir su içiriyordu. İçtikçe kendimden geçiyordum. Anlattıklarıyla kafamı karıştırıyordu. Etkisi altına girdiğimi hissediyordum. Çünkü çok gerçekçi şeyler anlatıyordu. Kimseye söyleme diyordu. Söyleyemiyordum. Her seansta birkaç bin euro’mu alıyordu. ‘Ailenden birileri öldürülecek’ diyerek yıllarca paramı aldı.

    “BÜYÜ OLDUĞUNA İNANDIM”

    Kimi zaman eşimle, kimi zaman torunumla, kimi zaman çocuklarımla beni tehdit ediyordu. Her geldiğinde farklı bir büyü yapıldığını söylüyordu. ‘İyi ki hayatındayım. Onlar durmadan seninle uğraşıyor. Her büyüyü bozduğumda yeni bir büyü yapıyorlar. Bütün bunlar masraf. Anka kuşu olup uçacaksınız. Senin hayatın da, ölümün de artık benim elimde’ diyordu.

    “5 MİLYON EURO’MU ALDI”

    6 yılda 5 milyon euro’ya yakın paramı almıştı. Boynumdaki altın zinciri bile, ‘Bunda büyü var. Acil çıkar gömeceğim” diyerek aldı. Sonra eşine takmış. Son dönemde suları içmeyince mantıklı düşünmeye başladım. Beni ve ailemi öldürmekle tehdit etmeye başlayınca yaşadıklarımı aileme aktardım. Bana ve aileme çok çektirdi. En ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum.”

    ‘HESABIMIZA NE KADAR PARA GELDİ BİLMİYORUM’

    Serkan Ö.’nün eşi Süreyya Ö.’ye da avukatı Gönül Kurt aracılığıyla ulaşıldı. Süreyya Ö., “Eşim Nurcan Hanım’la görüşüyordu. Ben yalnızca tanıştıkları gün yanındaydım. Serkan Bey banka kartlarını alır, bütün alışverişi kendisi yapardı. Hesabımıza ne kadar para girip çıktığını bilmiyordum. Benim yaşanan olaydan haberim olmadı” dedi. Son duruşmaya katılmayan Süreyya Ö., nerede olduğu sorusunu ise cevaplamadı.

    KAYNAK: SABAH GAZETESİ
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/almanyada-175-milyon-tl-dolandirdi-turkiyede-luks-icinde-yasiyor/feed/ 0
    İstanbul’da yolcu minibüsünde doğum https://www.foxtvhaber.com.tr/istanbulda-yolcu-minibusunde-dogum/ https://www.foxtvhaber.com.tr/istanbulda-yolcu-minibusunde-dogum/#respond Sat, 27 Jan 2024 08:12:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2848 Doğum yapan Mizgin Güçlü, “Minibüste bir anda sancım başlayınca kendimi yere attım. Minibüste bir sürü erkek vardı, ben de onlardan çekindiğim için bağıramadım. Minibüsün demirlerinden tutunarak sessizce kendimi sıktım. Sıkınca da zaten bebek geldi” dedi.

    Baba Murat Güçlü, “Herkes minibüsçüye seslendi hızlansın diye. O da sağ olsun ambulans şoförü gibi sürmeye başladı. Hızlandı ve yoldakilere seslenerek yolu açtı. Tam hastanenin önüne geldiğimizde eşim minibüsün içerisinde doğum yaptı” dedi.

    Sürücü Hakan Yücel de “Uçakta gördük, takside gördük de minibüsün içinde ilk defa böyle bir şeye şahit olduk” diye konuştu.

    Olay, perşembe günü saat 09.00 sıralarında Kocasinan Merkez Mahallesi mevkiinde Yayla-Topkapı güzergahında çalışan bir minibüste meydana geldi. Edilen bilgiye göre, 32 haftalık hamile Mizgin Güçlü (23) eşi Murat Güçlü (31) ile birlikte hastaneye kontrole gitmek için evden çıktı. 1 buçuk yaşındaki çocukları da yanlarında bulunan çift, Bahçelievler Devlet Hastanesi’ne gitmek için Yayla-Topkapı hattında çalışan Hakan Yücel’in kullandığı yolcu minibüsüne bindi. Mizgin Güçlü’nün Yayla Işıkları Durağı mevkinde sancıları başladı.

    Murat Güçlü ve yolcuların ikazı üzerine sürücü Yücel, Bahçelievler Devlet Hastanesi’ne doğru yola çıktı. Minibüs kısa sürede hastaneye vardı. Eşi, sağlık çalışanlarından sedye isteyerek Mizgin Güçlü’yü minibüsten indirmeye çalıştı. Sancıları artan Mizgin Güçlü  doğumun başladığı söyleyerek minibüsten inemeyeceğini belirtti. Sağlık çalışanlarının yardımıyla 32 haftalık hamile Mizgin Güçlü minibüsün içinde doğum yaptı.

    Doğumun ardından bir sağlık çalışanın kucağında hastane içerisine götürülen prematüre bebeğin durumunun iyi olduğu öğrenildi. Asmin bebeğin Bahçelievler Devlet Hastanesi’nde yapılan müdahalelerin ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildiği öğrenilirken enfeksiyon kapan kadının ise Bahçelievler Devlet Hastanesi’nde tedavisi sürüyor.

    “MİNİBÜSÜN DEMİRLERİNDEN TUTUNARAK SESSİZCE KENDİMİ SIKTIM”

    Güçlü Ailesi, ikinci çocukları olarak dünyaya gelen kızlarına Asmin ismini koydu.

    Minibüste doğum yapan Mizgin Güçlü, “Ben hastaydım, eşim de beni muayeneye götürüyordu. Sonra birden sancım tuttu. Sancım tutunca ben de ıkınmaya başladım. Önce suyum geldi, sonra bebek doğdu. Doktor ve hemşireler hemen koştular ve bebeği aldılar. Minibüste de sağ olsun bir hemşire vardı, bana çok yardımcı oldu. Bana ‘Nefes al, nefes ver’ diyerek doğumu gerçekleştirdi. O yardımcı olunca doğum kolaylaştı. Bebeğim 7 aylık doğdu, erken doğum oldu. Beklemiyorduk. Minibüste bir anda sancım başlayınca kendimi yere attım. Minibüste bir sürü erkek vardı, ben de onlardan çekindiğim için bağıramadım. Minibüsün demirlerinden tutunarak sessizce kendimi sıktım. Sıkınca da zaten bebek geldi. Hastaneye 2 dakikalık mesafede bebek dünyaya geldi. Hastanenin kapısına gelir gelmez zaten bebek doğmuştu. Bebek arabanın içinde doğdu. Ben de şok oldum, ne yapacağımı bilemedim. Kucağıma almaya korktum. Minibüse bir tane bebeğimle bindim ama inerken iki bebeğimle indik. Aslında bu çok güzel bir duygu ama kızım uzakta, ben buradayım. Henüz kızımı göremedim. Bir an önce kızıma kavuşmak istiyorum. Doktorların söylediğine göre bebeğimin durumu iyiymiş. Sadece neden erken doğduğunu araştırıyorlar, yoğun bakımda şu an. Ne zaman göreceğiz daha belli değil, eşim yarın gidip doktorla görüşecek. Benim durumum da iyi ama inşallah tez zamanda kızıma kavuşurum” şeklinde konuştu.

    “MİNİBÜSE KUCAĞIMIZDA BİR BEBEKLE BİNDİK, İKİ BEBEKLE İNDİK”

    Eşinin minibüste doğum yapmasının ardından yaşadıkları şoku dile getiren baba Murat Güçlü, “Eşim geçtiğimiz gün hasta olduğu için doktora gittik. Gripti. Ben işteydim aradım onu hastaneye git dedim ama gitmedi. Ertesi sabah kötüleşince işten izin aldım, eşimi Perşembe sabahı hastaneye götürdüm. Avcılar’da oturuyoruz ama eşim hamile diye doktorlar kadın doğum uzmanının görmesi lazım dediler. Biz de Bakırköy’deki hastaneye geldik. Bakırköy’den de Bahçelievler’e yönelmemizi söylediler. Eşimin o sırada ağrıları başladı. Ona, ‘Hamilesin, doğum başlamış olmasın’ dedim. O da bana bir sıkıntı yok dedi. Ardından Bakırköy’den Bahçelievler’e gelmek üzere minibüse bindik. O sırada sancıları başladı. Arka tarafta oturuyordu eşim, öne doğru geçti. Benim de kucağımda bir buçuk yaşındaki oğlum vardı. Arka tarafta oturuyordum. Minibüsteki kadınlar yardımcı olmaya çalıştılar. Eşimi görüyordum, ellerini sıkmaya başladı” dedi. “Ağrısı, sancısı vardı ama sesini çıkarmıyordu” diyen Murat Güçlü, “Minibüsün içinde şansımıza bir de hemşire vardı. Bana, ‘eşinin doğumu başladı’ dedi. Eşime yardımcı olmaya başladı. Herkes minibüsçüye seslendi hızlansın diye. O da sağ olsun ambulans şoförü gibi sürmeye başladı. Hızlandı ve yoldakilere seslenerek yolu açtı. Tam hastanenin önüne geldiğimizde eşim minibüsün içerisinde doğum yaptı. Bebeğin ağlama sesini duydum. Doğum aracın içerisinde gerçekleşti, sonra eşimi içeri aldılar. Ben de o an çok heyecanlandım. Minibüse kucağımızda bir bebekle bindik, iki bebekle indik. Böyle bir olay beklemiyorduk, eşim yaklaşık 2 ay erken doğum yaptı. Olay 10 dakika içerisinde gerçekleşti zaten eşim de utangaç bir insan olduğu için hiç sesini bile çıkarmadı. Eşimin ve çocuğumuzun durumu şu an iyi. Eşim taburcu olacak, kızımız da kuvözde şu an. Tedavisine devam ediliyor, erken doğum gerçekleştiği için. Biz de bekliyoruz kızımızı. İsmini de Asmin koyacağız” diye konuştu.

    “BEN DE YENİ BABAYIM 20 GÜN ÖNCE ÇOCUĞUM OLDU”

    Sürücü Hakan Yücel de, “Yayla ışıklar dediğimiz yerde sancısı gelmeye başladı. Arkadan bir bayan geldi sancısı var yardımcı olur musunuz diye. Yolcu var bir anda anlayamıyorsun ne olduğunu, son sürat hastaneye sürdüm. Hastanenin içine girdik, dedim ‘inebilirsiniz’, dedi ‘aşağıya inemem, doğum başladı’. Yolcuları aşağıya indirdim, güvenlik görevlileri, hemşireler geldi. doğum oldu, aşağıya indiler. yolumuza devam ettik. Ben de yeni babayım 20 gün önce çocuğum oldu, farklı bir şeydi aslında. Beklemediğim bir olaydı minibüste doğum. Uçakta gördük, takside gördük de minibüsün içinde ilk defa böyle bir şeye şahit olduk. Yolculardan da Allah razı olsun hepsi yardımcı oldular. Babası yanındaydı bir anda heyecandan koşturdu gitti, göremedim babasını aslında, içerideydi bir anda hemşire geldi bir tane çocuk. ‘Burada mı doğdu’ dedim, ‘içeride doğdu’ dediler. Sadece merakım şuydu, acaba sağlıklı mı bir sorunu var mı? sağlıklıymış onun durumunu da öğrendim” diye konuştu.

    Durakta kahya olarak çalışan Orhan Koşan ise, “İlk defa karşılaştık böyle bir şeyle. Arkadaşımız kadını doğuma yetiştirdiği için adını ‘Ebe Hakan’ koyduk” dedi.

    KAYNAK: DHA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/istanbulda-yolcu-minibusunde-dogum/feed/ 0
    İki ünlü yönetmen arasındaki kavga alevlendi! Nuri Bilge Ceylan’dan sert cevap https://www.foxtvhaber.com.tr/iki-unlu-yonetmen-arasindaki-kavga-alevlendi-nuri-bilge-ceylandan-sert-cevap/ https://www.foxtvhaber.com.tr/iki-unlu-yonetmen-arasindaki-kavga-alevlendi-nuri-bilge-ceylandan-sert-cevap/#respond Mon, 01 Jan 2024 22:00:32 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=1840 Sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada Ceylan, yönetmen Zeki Demirkubuz’un bir televizyon yayınında 2006’daki Antalya Film Festivali’nde yaşananlara ilişkin konuşmalarına da cevap verdi.

    Demirkubuz’un “algı oluşturmaya yönelik hayal ürünü iddialarla uğraştığını” belirten Ceylan, “2006 yılında Antalya’daki törene 40 derece ateşle geldiğimi, sağlık nedeniyle bayıldığımı bildiğin ve o dönemde bunu bütün gazeteler yazdığı halde hala öyle şeyler söyleyebilmen inanılmaz. Her zaman yaptığın gibi ‘madem böyle bir algı oluşmuş, öyleyse bundan yararlanayım’ şeklinde düşünüyorsun.” ifadesini kullandı.

    Ceylan, “Üç Maymun” filmini Demirkubuz’un senaryosundan intihalle çektiği iddiasına ilişkin “O senaryonun üzerinde sadece benim değil üç kişinin aylar süren alın teri ve emeği var. Birkaç kişi şöyle dedi böyle dedi diye seyretmek zahmetine bile katlanmadan bir filme kara çalmak, ona emek veren insanların onuruyla oynamak bu kadar kolay olmamalı.” değerlendirmesini yaptı.

    Demirkubuz’un, 2008 Altın Portakal Ödülleri’nde “Baba” filmini izlemediğine yönelik iddiasını da yanıtlayan Ceylan, açıklamasında “2008 Altın Portakal’da Baba filmini izlemediğimi söylediğimi, bunu TV’de seyrettiğini belirtmişsin. Bu doğru değil. Baba filmini seyrettiğimi ve çok sevdiğimi daha dünya prömiyeri sonrasında Cannes’daki basın toplantısında söyledim. Soruyu da Atilla Dorsay sormuştu hatta. Cannes sitesinde podcastini bulabilirsin.” ifadesine yer verdi.

    FİLMLERİMİ BÖYLE ŞEYLERLE KİRLETMEK İSTEMEM

    Ceylan, filmlerinde Demirkubuz’a hiçbir gönderme yapmadığını belirterek şunları kaydetti:

    “Filmlerimi böyle şeylerle kirletmek istemem. Ama yine de Kış Uykusu filminde Nihal’in Aydın’a söylediği küçük bir repliğin senin de içinde olduğun belli bir tipolojiyi iyi tarif ettiğini düşündüğümü inkar edemem. ‘Vicdan, ahlak, ideal, ilkeli olma, yaşamın amacı. Bu sözler ağzından hiç eksilmedi. Birini küçük düşürmek, incitmek, karalamak istediğin zaman hep böyle sözler söylersin. Ama bence, bir insan bu kelimeleri bu kadar fazla kullanıyorsa esas ondan şüphe etmek lazım.’ Daha birçok şey yazdım, sildim, vazgeçtim. ‘Bir insanın karakteri onun yazgısıdır’ demiş Herakleitos. Yapacak bir şey yok. Kendimin ve çevremdeki insanların huzurunu daha fazla kaçırmayacağım. Ve bundan sonra da bir şey yazmayacağım. Böyle bir gereklilik doğarsa da buna mahkeme yoluyla devam ederim. Seni kendi gerçeğinle baş başa bırakıyorum. Gördüğüm kadarıyla bu ceza sana zaten yetiyor. Herkese kavgasız dövüşsüz bir yeni yıl dilerim.”

    – Nuri Bilge Ceylan-Zeki Demirkubuz tartışması

    İki ünlü yönetmen arasındaki tartışmalar, Nuri Bilge Ceylan’ın 2014’te Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazandığı “Kış Uykusu” filminin kitabını geçen ay yayınlamasıyla canlandı.

    Ceylan, kitabında Üç Maymun filmine dair intihal iddialarına, “Tabii ki yok böyle bir şey. Aslında bunu Zeki de çok iyi biliyor ama nedense öyle bir şey varmış gibi bir izlenim yaratmayı da tercih ediyor.” ifadeleriyle karşılık vermişti.

    Bunun üzerine Demirkubuz, 26 Aralık akşamı bir televizyon programına konuk olarak dikkati çeken açıklamalarda bulunmuştu.

    Demirkubuz, 2006’da “Kader” filminin Antalya Film Festivali’nde “En İyi Film” ödülünü aldığı törende Nuri Bilge Ceylan’ın bayıldığını hatırlatarak, yaşananları şöyle anlatmıştı:

    “Ödül töreninin açıklanacağı gün otelin lobisinde otururken bu geldi, böyle havalı havalı, gevrek gevrek. Jüride de Cannes’dan bir lavuk var, bunun bir arkadaşı. Hatta orada bunun esprisi oldu, herhalde sinyal aldı bu, ondan keyfi yerinde diye. Benimle de konuşuyor, geldi masamıza oturdu, sohbet ettik. Aynı akşam bunlar geldi yapımcısı, karısı, kendisi, tören sırasında önümüze oturdular, hiç konuşmadılar benimle. Ebru iki gün önce Kader’i izleyince allak bullak olduğunu söyledi, aramız iyiydi. Neyse geldiler, konuşmuyor. Arkasından seslendim, bakmadı bile. Neyse vardır bir derdi dedim. İki tane ödül aldı, çıktı acayip küskün falan. Sonra her şeyin üstüne yemin ediyorum bir tane bile Kader’e şey yok. Bizim zaten bir beklentimiz de kalmadı. Tam böyle en iyi film ödülü açıklanmadan önce bu pat bayıldı. Gitti kaldırdılar, hatta ben de yardım etmeye çalıştım. Törenden sonra ‘İyi misin?’ demek için aradım. Konuşmak istemedi ve o günden itibaren konuşmadı. İki gün sonra Mis Sokak’ta yüz yüze geldik, ‘İyi misin?’ dedim, yüzünü çevirdi. Bir tane tokat atmak istedim. Çok yakınındaki bir akrabasına sordum. Cannes Film Festivali aleyhinde konuştuğum için benimle konuşmadığını söyledi. Cannes Film Festivali’nin muhtarı mısın, nesin sen, sana ne?”

    Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan’ın kitaptaki sözlerine de cevap vererek, “Ülkenin dünya çapındaki tek yönetmeninin bu durumlara düşmüş olması utanç verici. 15 yıl sonra neden böyle bir şey yaptı anlamıyorum. Bunun arkasında mutlaka bir hesap, çıkar vardır. Onun için yapmıştır. Üç Maymun’u izlemedim. Adilik yapmasın. Çünkü ben ima etmem, bir şey varsa çat çat söylerim.” ifadelerini kullanmıştı.

    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/iki-unlu-yonetmen-arasindaki-kavga-alevlendi-nuri-bilge-ceylandan-sert-cevap/feed/ 0