Muharebe ortamında ihtiyaç duyulan güçlü ateş desteğini sağlamak amacıyla üretilen ağır makineli tüfek SAR 127 MT, gerekli ara yüz bağlantıları yapılarak kara, deniz ve hava araçlarına da monte edilebiliyor. İsteğe göre sağdan ya da soldan yapılabilen mayonlu mühimmat beslemesi sayesinde, entegre edildiği uzaktan kumandalı sistemlerin ya da yerleştirildiği mevzinin yapısına kolaylıkla uyum sağlayabiliyor. SAR 127 MT’nin bölge hedefleri için etkili menzili 1.830 metreye ulaşabilirken, azami menzili 6.764 metreye kadar çıkıyor. Hava soğutmalı silahın namlusu ise hızlı değiştirilebilme (QCB) özelliğine sahip.

Sarsılmaz, 12.7 MT’nin yanı sıra fuarda SAR 9’un yeni jenerasyonuyla da ilgiyi üzerine çekecek. SAR9 serisinin en yeni ve ileri teknolojiye sahip jenerasyonu olan Gen3, tasarım ve mühendislik özellikleriyle kullanıcılara yepyeni bir deneyim sunuyor. SAR9 Gen3 değiştirilebilir kabza kapağı ve sırtlık, manuel emniyet (SAR9 C Hariç) ve durum göstergesi, her türlü aksesuara mükemmel uyum sağlayan picatinny ray sistemi ile birlikte geniş bir kişiselleştirme olanağını da beraberinde getiriyor. Sarsılmaz Paris’teki fuarda ayrıca makineli tüfek SAR 762 MT, sahadan elde edilen geri bildirimlerle kullanıcı dostu olarak geliştirilen SAR 56 piyade tüfeği, meskûn mahal kullanımı için tasarlanan otomatik tabanca SAR 109T modellerini sergileyecek. Kısa süre önce ABD Teksas’taki Galveston Polis Departmanının görev silahları arasına giren Sar9 SOCOM 9 mm’lik tabanca da standın özel parçaları arasında yerini alacak. Türkiye’de SAR9 SP olarak satışa sunulan Sar9 SOCOM, özel kuvvetlerin zorlu koşullardaki taleplerini karşılamak üzere tasarlandı.

“Havada, Karada ve Denizde” sloganıyla bir ordunun ihtiyaç duyduğu silah ve mühimmatın neredeyse tamamını üretme kapasitesine sahip olan Sarsılmaz’ın geliştirdiği 300’ün üzerinde askeri ve sivil model, 80’den fazla ülkenin silahlı kuvvetleri, emniyet teşkilatları ve sivil kullanıcıları tarafından tercih ediliyor. Avrupa’nın en güçlü tesisine sahip olan, Sarsılmaz’ın yılda 440 bin tabanca, 120 bin piyade ve makineli tüfek üretim kapasitesi bulunuyor. Güçlü Ar-Ge altyapısıyla, otonom silahlar ve robotik sistemlerle ilgili çalışmalarına da devam eden Sarsılmaz, kısa bir süre önce bünyesine kattığı uzaktan kumandalı silah kuleleriyle sektörde ‘çözüm lideri’ konumunu da pekiştiriyor. Sarsılmaz, ilgililerine silah sistemleri entegre edilmiş, testleri tamamlanmış uzaktan kumandalı silah sistemlerini tek elden teslim alma imkanı sağlıyor.
Sarsılmaz, tabanca ve ağır makineli tüfek modellerinin yanı sıra otonom silahlarını ve Türkiye’nin savunma gücünü artıran özel projelerini hükümet yetkilileri, karar vericiler, son kullanıcılar, sanayiciler ve satın alma heyetlerine tanıtacak.

Fransa’nın başkenti Paris’te Nord Villepinte’de kapılarını açacak olan hava ve kara savunması güvenliğine yönelik en büyük uluslararası fuar Eurosatory 2024 sektörün önemli fuarları arasında yer alıyor. İki yılda bir düzenlenen fuara 2022 yılında 150 ülkeden 62 bin profesyonel ziyaretçi ve 96 ülkeden 250 resmi delegasyon katılmıştı. Avrupa’da artan güvenlik duyarlılığı nedeniyle fuarın bu yıl daha fazla bir ilgiyle takip edilmesi bekleniyor.
12.7 metre etkili atış gücüyle güvenlik kuvvetlerinin en büyük yardımcısı
Muharebe ortamında ihtiyaç duyulan güçlü ateş desteğini sağlamak amacıyla üretilen ağır makineli tüfek SAR 127 MT, hem tam otomatik olarak çalışabilme hem de tek tek atış yapabilme özelliğine sahip. Silah ayrıca isteğe göre sağdan ya da soldan yapılabilen mayonlu mühimmat beslemesi sayesinde, entegre edildiği uzaktan kumandalı sistemlerin ya da yerleştirildiği mevzinin yapısına kolaylıkla uyum sağlayabiliyor. Gerekli ara yüz bağlantıları yapılarak kara, deniz ve hava araçlarına da monte edilebilen ve yaklaşık 38 kilogram ağırlığında olan SAR 127 MT’nin bölge hedefleri için etkili menzili 1.830 metreye ulaşabilirken, azami menzili 6.764 metreye kadar çıkıyor. Hava soğutmalı silahın namlusu ise hızlı değiştirilebilme (QCB) özelliğine sahip. Bu özellik, aralıksız ateş baskısı gerektiren durumlarda silahın atım gücünden ödün vermeden muharebeye devam edebilmesini sağlıyor.
SAR9 GEN3 bir tabancadan beklenenin çok ötesinde
SAR9 serisinin en yeni ve ileri teknolojiye sahip jenerasyonu olan Gen3, tasarım ve mühendislik özellikleriyle kullanıcılara yepyeni bir deneyim sunuyor. SAR9’un üçüncü nesil modelleri arasında yer alan SAR9 Gen3, Sarsılmaz’ın polimer gövde, paslanmaz kaset ve yüksek alaşımlı çelik namlu ve kapak uzmanlığını en ileri düzeyde bir araya getiren bir yapıya sahip. SAR9 Gen3 ayrıca değiştirilebilir kabza kapağı ve sırtlık, manuel emniyet (SAR9 C Hariç) ve durum göstergesi, her türlü aksesuara mükemmel uyum sağlayan picatinny ray sistemi ile birlikte geniş bir kişiselleştirme olanağını da beraberinde getiriyor. SAR9 Gen3; tetik emniyeti, yarı kurulu sistem ve gövde emniyetini bir araya getiren geniş güvenlik özelliklerini, ileri seviyeye taşıyor. Üst düzey kontrol sağlayan 18 derecelik kavrama açısı ve kurmayı destekleyen üst kapak, SAR9 Gen3’ün zorlu koşullarda bile en rahat şekilde kullanımını sağlayan özellikleri arasında. Dayanıklılık ile hassasiyeti bir araya getiren SAR9 Gen3, 90 derece tetik kırılım açısı, kısaltılmış tetik yolu ve artırılmış tetik hassasiyeti sayesinde nişan almayı hiç olmadığı kadar kolaylaştırıyor. Art arda atışlarda maksimum performansı sağlamak amacıyla geliştirilen geniş ve sayısal olarak daha fazla soğutma kanalı farklı açılardan namlu soğutmayı mümkün kılıyor. SAR9 Gen3, ayrıca gelişmiş fonksiyonlara sahip reddot opsiyonunu uyumlu mekanik nişan hattı ile zenginleştiriyor. 9 mm kalibrede olan SAR9 Gen3, 193 mm toplam uzunluk, 36mm genişlik ve 760 gram ağırlığıyla taşıma ve kullanım kolaylığı sunarken; 15, 17 ve 19 şarjör seçeneğiyle birlikte geliyor.
]]>HEREDİTER ANJİOÖDEM NEDİR?
Herediter anjioödem, bağışıklık sisteminin iltihabi yanıtını etkileyen nadir bir genetik hastalıktır. Cilt, hava yolları ve gastrointestinal sistemde tekrarlayan ödem atakları ile seyreder. Dünya genelinde yaklaşık olarak her 10.000-50.000 kişiden 1’ini etkileyen bu rahatsızlık, genellikle ilk kez ergenlik döneminde kendini gösterir. Tedavisiz olgularda atak sıklığının arttığı gözlemlenebilir. Atakların zamanlaması, sıklığı ve ciddiyeti önceden tahmin edilemez ve hastanın yaşamı boyunca değişiklik gösterebilir. Uygun tedavi ile atakların sıklığı ve şiddetinde iyileşme sağlanabilir.

HEREDİTER ANJİOÖDEM BELİRTİLERİ NELERDİR?
Herediter anjioödem belirtileri genellikle çocukluk ve yetişkinlik dönemleri arasında ilk kez ortaya çıkar. Ataklar şeklinde oluşan belirtiler şunlardır:
El, yüz, ayak, genital bölge veya vücudun diğer kısımlarında meydana gelen ödem
Gastrointestinal sistemde meydana gelen ödemden kaynaklanan karın ağrısı, bulantı, kusma veya ishal
Hava yollarında ödem gelişmesi halinde yutkunma güçlüğü, konuşmada veya nefes almada zorlanma
Bu belirtilere ek olarak, herediter anjioödem hastalarının yaklaşık olarak üçte birinde kaşıntılı ya da ağrısız cilt döküntüsü de meydana gelebilir.
HEREDİTER ANJİOÖDEM NEDEN OLUR?
Herediter anjioödem, genetik mutasyon kaynaklı bir rahatsızlıktır. Vakaların yaklaşık %80’inde mutasyon ailesel geçiş gösterirken, geri kalan olgularda ise spontan (ailesel olmayan, kendiliğinden gelişen) mutasyonlar hastalığın oluşmasına neden olur.

HEREDİTER ANJİOÖDEM NASIL ANLAŞILIR?
Herediter anjioödem vakalarında ortaya çıkan şikayetler, diğer alerjik durumlarda oluşan semptomlara benzerlik gösterebilir. Bu nedenle, hekimler hastanın kişisel ve ailesel tıbbi öyküsünü dikkate alır. Şüphelenilen olgularda çeşitli kan tetkikleri ve genetik incelemelerle hastalığa spesifik anormallikler tespit edilebilir.
HEREDİTER ANJİOÖDEM TEDAVİSİ NASILDIR?
Günümüzde herediter anjioödemi tamamen ortadan kaldırabilecek bir tedavi yoktur. Tedavi, atakların sıklığını ve şikayetleri kontrol altına almak amacıyla uygulanır. Herediter anjioödem hastaları, kortikosteroid, antihistaminik veya adrenalin gibi alerjik durumlarda kullanılan ilaçlardan fayda görmezler. Tedavi kapsamında damar yoluyla C1 inhibitör proteini, B2 bradikinin reseptör antagonistleri veya kallikrein inhibitörleri kullanılabilir.

HEREDİTER ANJİOÖDEM TİPLERİ NELERDİR?
Herediter anjioödem, 3 alt grupta incelenir:
Tip 1 Herediter Anjioödem: Tüm vakaların %85’ini oluşturur. SERPING1 genindeki mutasyon sonucu, bradikinin üretimini kontrol eden C1 inhibitör proteininin üretiminde sorunlar oluşur.
Tip 2 Herediter Anjioödem: Tüm olguların %15’ini oluşturur. C1 inhibitör proteinin üretimi mevcut olsa da, üretilen protein işlevsel değildir.
Tip 3 Herediter Anjioödem: Nadir karşılaşılan bu tipin altında yatan mutasyon henüz net olarak belirlenememiştir. Vakaların bir kısmında F12 gen bölgesinde mutasyonlar tespit edilir.
HEREDİTER ANJİOÖDEM TETİKLEYİCİ FAKTÖRLER NELERDİR?
Herediter anjioödemin tetikleyicileri kesin olarak belirlenememiştir, ancak bazı yaygın tetikleyiciler şunlardır:
Hormonal değişiklikler
Stres
Yazı yazma, çekiç kullanma gibi tekrarlayıcı hareketler
Travma
Medikal veya cerrahi uygulamalar
Enfeksiyonlar
Çeşitli ilaçlar

HEREDİTER ANJİOÖDEM OLANLAR NE YEMEMELİ, NELERE DİKAKT ETMELİ?
Belirtileri alerjik reaksiyonlara benzediği için alerjiyi tetikleyecek besinlerden uzak durulmalı. Vücutta alerjen hücreleri uyandırabilen; süt, yumurta, yer fıstığı, ağaç fıstıkları, balık ve kabuklu deniz hayvanlarının tüketimi optimuma indirilmeli.
Herediter anjioödem tanısı alan bireyler, kişisel tetikleyici faktörlerden de uzak durmalıdır. Diş veya diğer vücut bölgeleri ile ilgili girişimler öncesi hekimlere bilgi vermek, seyahat ederken sağlık kuruluşlarına kolay erişimin olduğu bölgeleri tercih etmek ve stresle başa çıkma yöntemleri uygulamak önemlidir.
Bazı hastalarda ödem öncesi ağrısız, kaşıntısız deri döküntüsü, ciltte karıncalanma, ciltte kuruluk, halsizlik, huzursuzluk, ani duygu durum değişiklikleri ve kaygı hali gibi uyarıcı belirtiler gelişebilir.
Erken tanı ve tetikleyicilerin belirlenmesi, herediter anjioödem hastalarının yaşam kalitesini yükseltmek için temel adımlardır.
]]>“EN ÖNEMLİ GÜVENCEMİZ GENÇLERİMİZ”
Bu dönemde oluşturulan tarım politikalarının dünya ile rekabet etmesi için bilim ve teknolojiyle desteklendiğini belirten Bakan Yumaklı, “Bu çalışmaları yaparken en önemli güvencemiz dinamizmiyle gençlerimiz. Ankara Üniversitesi’nin düzenlediği Uluslararası Tarım Teknolojileri Festivalini önemsiyorum. Hem sektörümüz hem de akademik camiamız için hayırlı uğurlu olur” ifadesini kullandı.

“YILLIK 69,2 MİLYAR DOLARLIK HASILAYLA AVRUPA’DA BİRİNCİ OLDUK”
Tarımsal üretimin geliştirmesi için atılan adımları dile getiren Bakan Yumaklı “Bitkisel üretimden hayvansal üretime, su ürünleri üretiminden tarımsal Ar-Ge’ye, kırsal kalkınma yatırımlarından, su ve sulama yatırımlarına, birçok alanda üreticilerimizi destekledik ve desteklemeye de devam edeceğiz. Yıllık 69,2 milyar dolarlık hasılayla Avrupa’da birinci, dünyada ilk 10 ülke arasındayız” diye konuştu.
“31 MİLYAR DOLAR İHRACATI SAĞLAYABİLİR NOKTADAYIZ”
Tarımsal hasıla ile tüm vatandaşların ve Türkiye’ye gelen turistlerin gıda ihtiyacının sorunsuz karşılandığını aktaran Yumaklı, şunları kaydetti:
“31 milyar dolar ihracatı sağlayabilir noktadayız. Hem ihtiyacımız olan gıdayı üretiyoruz hem de ürettiğimizin fazlasını ihraç ediyoruz. Ancak bu bizde rehavet oluşturmamalı. Son 10 yıl içinde içerisinde içinde bulunduğumuz coğrafyada değişimleri takip ediyoruz. Savaşlar, pandemi, iklim değişikliği ve birçok etken bizim şuandaki birçok avantajımızı gelecekte farklı noktaya evirebilir.”
“2050 YILINDA TÜRKİYE NÜFUSU 105 MİLYON OLMASI BEKLENİYOR”
Yumaklı sıraladığı risk faktörlerini “yeni normal” şeklinde tanımladıklarını kaydederek, “Uzun değil, 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyar, Türkiye nüfusu da 105 milyona ulaşması bekleniyor. Bu konuda bir takım tahminler yapılıyor. Gıdaya ihtiyacı konusunda yüzde 70 gıdaya daha fazla ihtiyaç oluşacağı sonucunu getiriyor” şeklinde konuştu.

“6 BİN 500 ARKADAŞIMIZ GECE VE GÜNDÜZ ÇALIŞMAKTA”
Tarım ve Orman Bakanlığının politikalarında Ar-Ge ve inovasyona önem verildiğini vurgulayan Yumaklı, “Tarımsal Ar-Ge anlamında; 49 Araştırma Enstitümüz, 300 laboratuvarımız, 2 binden fazlası akademik seviyede olmak üzere 6 bin 500 arkadaşımız ile Türkiye’nin ihtiyacı olan tarımsal üretiminin gelişmesi için gece ve gündüz çalışmakta” diye konuştu.
“318 BİN GENETİK MATERYAL, GEN BANKALARIMIZDA KORUMA ALTINDA”
Gerçekleştirilen Ar-Ge çalışmaları ile üreticiden verimli ve kaliteli ürünler alındığını söyleyen Yumaklı, şu ifadelere yer verdi:
“Tarla bitkilerinde bin 4, bahçe bitkilerinde bin 41 yerli ve milli tohumluk çeşidi geliştirildi. Ata Tohumu kapsamında, 37 yerel çeşit sertifikalandı ve koruma altına alındı. Tarımsal üretimin teminatı olan 318 bin genetik materyal, gen bankalarımızda koruma altında. Küresel iklim değişikliğinin her geçen gün etkisini daha fazla hissettiğimiz bir dönemde kuraklığa ve iklim değişikliğine dayanıklı tohum çeşitleri geliştirmek üzere arkadaşlarımız yoğun bir çaba sarf ediyor.”
“KIRSAL KALKINMADA PROJE LİMİTLERİNİ YÜZDE 100 ARTTIRDIK”
Bu yıl gençlere verilen hibeler noktasında yenilikler kazandırdıklarının altını çizen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programında, hibe desteğine esas kırsal kalkınmada proje limitlerini yüzde 100 arttırdık. 7 Milyon TL’den 14 Milyon TL’ye yükselttik. Yeni hayvancılık yol haritamızı açıkladık. Hayvansal üretimin arttırılması konusunda mevcut potansiyelimizi kullanma noktasında bu pozitif ayrımcılıkların yer aldığını söylemek istiyorum” şeklinde konuştu.