İSTANBUL – Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün sarı kod uyarısının ardından İstanbul’da sağanak yağış başladı. Taksim’de etkili olan yağış nedeniyle vatandaşlar zor anlar yaşadı.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 49 il için gönderdiği sarı kod uyarılarının ardından İstanbul’da sağanak yağış etkili oluyor. Taksim Meydanı’nda etkili olan yağmur vatandaşları olumsuz etkilerken, yağmura hazırlıksız yakalananlar ise zor anlar yaşadı.
Etkili olan yağışta bazı vatandaşların ve turistlerin şemsiyeleri ile ilerlediği, şemsiyesi olmayanlar ise saçakların altında bekledikleri görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KAMPIN İÇERİSİNE GÖMÜLECEK
Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Gülen’in cenazesi perşembe günü Pensilvanya’da örgütün merkezi sayılan kampta yapılacak. Gülen, kamp içinde yer alan ve daha önce kendi “işaret ettiği” yere gömülecek. Cenaze namazını FETÖ elebaşı Gülen’in ev arkadaşı Suat Yıldırım kıldıracak.
ÜST DÜZEY ÖRGÜT MENSUPLARI ABD’YE DOĞRU YOLA ÇIKTI
Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre seyahat sorunu yaşamayan üst düzey örgüt mensupları ABD’ye doğru yola çıktı. Gülen’in aile üyeleri cenazeye bir arada katılarak sözde birlik mesajı verecek. Örgüt, Gülen’in son anlarını da daha sonra yazılı bir şekilde paylaşacak.
“YAZILI MİRAS BIRAKTI”
Ayrıca teröristbaşı Gülen’in rahatsızlanması sonrası hastaneye kaldırıldığı, örgütün diğer üyelerinden saklandı. Terörist Gülen’in yazılı bir miras bıraktığı da örgüt üyeleri arasında konuşulan bilgiler arasında.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAHRAMANMARAŞ – Depremin merkez üssü Kahramanmaraş’ta bir esnaf sektöründeki fiyatlara kıyasla, vatandaşlara uygun fiyatla hizmet verdiği için Ticaret Bakanlığı tarafından Ahilik Beratı ile ödüllendirildi.
Yaşanan 6 Şubat depreminin ardından sektöründeki fiyatlara kıyasla uygun fiyat ile tüketicilere hizmet sunan Altın Kaşık EV Yemekleri işletmesine, Esnaf, Sanatkarlar ve Kooperatifçilik Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Akif Memiş’in katılımıyla Ahilik Beratı verildi.
Kahramanmaraşlı Esnaf İbrahim Yılmaz’ın Ahilik bilincini kendilerine yeniden hatırlattığını dile getiren Esnaf, Sanatkarlar ve Kooperatifçilik Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Akif Memiş, “Güzide İllerimizden Kurtuluş Savaş’ında gösterdiği kahramanlık ile adını tarihe altın harflere yazmış Kahramanmaraş ilimizde tam da bu kültürün temsili ve yaşatılması açısından örnek teşkil eden yöresel ev yemekleri, ülkemizi derinden sarsan deprem felaketinden itibaren sektörel piyasanın fiyatlarına kıyasla uygun fiyatla tüketicilere hizmet sunma hususundaki özverili gayretleri nedeniyle Sayın Bakanımız Prof. Dr. Ömer Bolat Beyefendi adına, Altın Kaşık Ev Yemekleri Şirketi’nin sahibi İbrahim Yılmaz kardeşimizin esnaf ve halk arasındaki ahilik bilincine yeniden bizleri hatırlattığı ve saygı uyandıran bu tavrı ile yeni yeşerecek genç, genç ailelere de örnek teşkil ettiği için tebrik ediyor, takdirlerimizin bir nişanesi olarak da kendilerine ahi esnaf beratı ödülüyle ödüllendiriyoruz.” ifadelerini kullandı.
Ahi Beratı ile ödüllendirilen esnaf İbrahim Yılmaz ise “Biz bu Altın Kaşık Ev Yemeklerini 2019 yılında başlatmış olup pandemi hastalığı ile kapatmak zorunda kaldık. Deprem oldu ilk şubemiz yıkıldı ardından bu dükkanı ise bir vatandaştan kiralayarak tekrardan Deprem bölgesi olan Kahramanmaraş’a hizmet vermeye devam etmeye karar verdik. Fiyatlarımızda ve güzelliğimizde daha titiz daha güzel hizmet vermeye devam ettiğimizden dolayı halkımıza ve devletimize teşekkür ediyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
REHA MUHTAR YOĞUN BAKIMA KALDIRILDI
Reha Muhtar, evvelsi gece evinin merdivenlerinden düşmesi sonucu yaralanarak, kaldırıldığı hastanede entübe edilmişti. Muhtar’ın tedavisi hastanede devam ederken, velayeti babası Muhtar’da olan Poyraz’ın annesi oyuncu Deniz Uğur, şarkıcı Nilüfer ve evlat edindiği kızı Ayşe Naz Yumlu tarafından oğlunun alıkonulduğunu iddia etmişti. Deniz Uğur, avukatı aracılığıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şarkıcı Nilüfer ve kızı Ayşe Naz Yumlu hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Savcılığa sunulan dilekçede, Poyraz hakkında Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliği’ne kayıp ihbarı yapıldığı da yer almıştı.

MUHTAR’IN ESKİ EŞİ BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ
Deniz Uğur, yaptığı basın açıklamasında yasal olarak oğlu Poyraz’ın kendisinde olması gerektiğini belirterek, şunları söyledi: “Benden önce Seren Serengil hastaneye ulaştı. Ben o sırada 112’yi aradım. Dedim ki, ‘Çocuğumun nerede olduğunu bilmiyorum, hastaneden bilgi alamıyorum. Babası yoğun bakımda olduğu için benim yanımda olması gerekir. Çünkü çocukla ilgilenecek durumda değilken annesi olarak bana teslim edilmesi gerekir. Nerede olduğunu bilmiyorum’ dedim.
“ÇOCUĞUMUN AYŞE YUMLU’NUN YANINDA OLDUĞUNU SEREN SERENGİL SÖYLEDİ”
Polisler babasının evine gittiler, orada kapıyı açan olmadı. Oğlumun yanında Ayşe Nazlı Yumlu’nun bulunduğunu ben hastaneye gitmeden önce Seren Serengil’den öğrendim. Seren, ‘Poyraz burada, yanında Ayşe Nazlı var’ dedi. Derhal hastaneye gittim, yönetimle konuştum. ‘Çocuğum nerede?’ dedim. Babasının durumunu ve kaç gün hastanede kalacağını öğrenmek istedim. Hastane yönetimi bana bilgi olarak Reha Muhtar’ın durumunun ne olacağını henüz söyleyemeyeceklerini belirtti.

“ÇOCUĞUM KAZA ANINDA YANINDAYMIŞ”
Çocuğum da kaza anında yanındaymış, ambulansı o çağırmış. Dolayısıyla çocuğumun da bir psikolojik desteğe ihtiyacı var. Hastaneden Ayşe Nazlı ile ayrıldığını söylediler. Sorumluluk yasal olarak o an tamamen bende olmasına rağmen Ayşe Naz Yumlu’yla beraber hastaneden ayrıldığını söylediler. Nilüfer Hanım’ın menajerine ulaştık. Oğlumun benim yanıma getirilmesi gerektiğini söyledik. Bize telefonlarını vermedikleri gibi onlara da ulaşamadıklarını söylediler. Avukatım da bir yandan ulaşmaya çalışıyordu, polis de ulaşmaya çalışıyordu.”
“POLİSLER NİLÜFER’İN EVİNDE KİMSEYİ BULAMADILAR”
Bu olayın çocuk kaçırma olduğunu vurgulayan Uğur sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Ben hastaneden çıktıktan sonra işlemleri başlatmak üzere ve şikayetçi olmak üzere çocuk kaçırma suçundan hemen karakola gittim. Polisler de Nilüfer Hanım’ın evine gittiler, orada da kimseyi bulamadılar. Çocuğumun nerede olduğunu hiç kimse öğrenemedi. Ben neye üzüleceğimi şaşırmış durumdayım. Ben ne yapacağımı bilmiyorum şu anda. Ben 24 saatten fazladır çocuğuma ulaşmaya çalışıyorum, çocuğum benimle konuşturulmuyor.

“BU ÇOCUK KAÇIRMADIR”
Yanında çocuğum hakkında hiçbir yetkisi olmayan insanlarla. Bu olayın magazinle bir alakası yok, bu adli bir olay. Bu çocuk kaçırmadır. Dış kapının mandalı olan insanlar hiçbir yasal hakları, yükümlülükleri olmamasına rağmen benim çocuğumu benden kaçırıyorlar. Bir şey mi saklıyorlar? Poyraz’ı neden benden ve devlet görevlilerinden uzak tutmaya çalışıyorlar? Kazanın olduğu gecenin daha erken saatlerinde Reha Bey’in oğlumla birlikte bir restoranda olduğunu, çok yüksek miktarda alkol tükettiğini, sonra kendinde olmayan bir şekilde yere kapaklandığını, hala arabayı kendisinin kullanmak istediğini, oğlumun orada sinir krizi geçirdiğini, ‘Baba ne olur arabayı sen kullanma’ dediğini görgü tanıkları söylüyorlar.
“ÇOCUK ZORLA ARABAYA BİNDİRİLMİŞ”
Bu herkesin gözü önünde olmuş bir şey. Ardından da çocuk zorla arabaya bindirilmiş ve gidilmiş. Bu insan beyin kanaması geçirdiyse yolda da geçirebilirdi. Alkol aldığı için kaza yapmış olabilirdi, benim oğlum bugün hayatta olmayabilirdi. Hukuki olarak suç duyurusunda bulundum. Yargılanacaklar. Reha Muhtar’ın içkiyi fazla kaçırdığında saldırganlaştığını ve çocuğun üstüne yürüdüğünü Seren Serengil mahkemede anlatmıştı. Her şey olmuş olabilir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİVAS – Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Gastronomi Mutfak Sanatları Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Emre Hastaoğlu, pazarlamada en önemli unsurlar arasında renklerin yer aldığını vurguladı.
Gastronomi dünyasında renklerin rolü, son yıllarda giderek daha fazla dikkat çekiyor. Restoranlar ve şefler, yemeklerin sadece lezzetli değil, aynı zamanda görsel olarak da çekici olmasına büyük önem veriyor. Renklerin, yemeklerin algılanan kalitesinden tat deneyimine kadar birçok yönü etkilediği ortaya çıkıyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Gastronomi Mutfak Sanatları Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Emre Hastaoğlu, restoranlarda masanın, tabağın ve ışığın renginde farklı amaçlar hedeflendiğini söyleyerek “Laboratuvarımızda yapmış olduğunuz nöro- gastronomi temelli çalışmamızda tüketicilerin farklı ışıklarda farklı renk yoğunluklarında aynı yiyeceklerden farklı tat alma düzeyi oluşturduğunu gözlemledik” dedi.
“Kırmızı renk kan basıncını artırarak iştahı tetikliyor”
Gastronomide yiyeceğin tadı kadar yiyeceğin rengininde çok önemli olduğunu vurgulayan Hastaoğlu, “Renkler pazarlamada çok önemli unsurlardır. Yiyeceğin kokusu, fiyatı, tadı ne kadar önemliyse renklerde gastronomi açısından çok önemlidir. Tabağın büyüklüğü, rengi, ışığın rengi ve rengin yoğunluğu ile parlaklığı tüketicinin algısını etkiler. Deniz ürünlerinin satıldığı restoranların mavi rengi tercih etmesi insanlara daha aitlik ve tazelik hissiyatı verir. Açık büfelerde ise sabit bütçeyle sınırsız tüketimi önlemek amacıyla daha çok mavi ve yeşil renkler tercih edilir. Hazır yemek restoranlarında genellikle kırmızı ve sarı renkler tercih ediliyor çünkü kırmızı kan basıncını artırarak iştahı tetikliyor. Bu nedenle yeni nesil üst düzey restoranlarda krem, beyaz gibi açık renkler tercih ediliyor” şeklinde konuştu.
“Renk, pazarlamanın en önemli unsurlarındandır”
Özellikle restoranlarda masanın, tabağın ve ışığın renginde farklı amaçlar hedeflendiğini söyleyen Hastaoğlu, “Gastronomi mutfak bölümümüze ait duyusal analiz laboratuvarımızda yaptığımız çalışmada gördük ki farklı renkler altındaki aynı gıda tüketiciler tarafından tadıldığında farklı beyin düzeyi oluşturduğunu istatiksel olarak belirledik. Aslında birçok tüketici davranışı çalışmalarında da benzer sonuçlara ulaşılmıştır. Özellikle restoranlarda masanın, tabağın ve ışığın renginde farklı amaçlar hedeflenir. Örneğin bir konuğu daha uzun süre misafir etmek gibi. veya farklı öğünlere sevk edilmesini sağlar. Yine örneklemek gerekirse uzak doğu restoranlarında zaman kavramından uzaklaşılmasını engellemek amacıyla farklı renkte ışıklar kullanılır. Pazarlamanın en önemli unsurlarından biriside renktir. Laboratuvarımızda yapmış olduğunuz nöro- gastronomi temelli çalışmamızda tüketicilerin farklı ışıklarda farklı renk yoğunluklarında aynı yiyeceklerden farklı tat alma düzeyi oluşturduğunu gözlemledik. Özellikle Beyaz tatlılarda kırmızı rengin daha etkili olduğu, et yemeklerinde sarı rengin daha çekici olduğunu, sebze yemeklerinde ise daha çok mavi rengin etkili olduğunu gözlemledik” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>