
KURBAN KESİMİNDE SAĞLIK VE HİJYEN KURALLARINA DİKKAT EDİLMELİ
Kurban kesmenin İslam dini açısından önemli bir görev olduğunu belirten Prof. Dr. Çetin, ülkemizde her yıl yaklaşık 3 milyon büyük ve küçükbaş hayvanın kesildiğini ifade etti. Kurbanlık hayvanların sağlıklı olması gerektiğini vurgulayan Çetin, kesimden önce hayvanlara iyi davranılması, eziyet edilmemesi ve dinlendirilmesi gerektiğini söyledi. Kesim işlemlerinin mezbahalarda ya da belediyelerin izin verdiği mekanlarda yapılmasının önemine dikkat çekti ve kurban atıklarının çevreye atılmaması gerektiğini belirtti.
SAĞLIKLI HAYVANLAR VETERİNER HEKİM KONTROLÜNDE KESİLMELİ
Prof. Dr. Çetin, kesim öncesinde kurbanlık hayvanların dinlendirilmesinin et kalitesini ve hijyenini olumlu yönde etkilediğini belirtti. “Yorgun hayvanların kesilmesi ile yeterli miktarda kan akmadığından etler iyi bir olgunlaşma periyodu geçiremez, dayanıksız ve kalitesiz olurlar.” dedi. Sağlıklı hayvanların veteriner hekim kontrolünde kesilmesi, etlerin uygun koşullarda taşınması ve muhafaza edilmesinin gıda güvenliği açısından kritik olduğunu vurguladı.

KURBAN ETLERİ SOĞUK MUHAFAZA ALTINDA DİNLENDİRİLMELİ
Kesim sonrasında kurban etlerinin soğuk muhafaza altında dinlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Çetin, “Kesim sonrasında sıcaklıkları yüksek olan etler kapalı kaplarda veya poşetlerde bekletilmeden soğuk dolaplara alınmalı ve soğuk havanın etlere direkt temas etmesi sağlanmalıdır. Bu sayede bakteriyel üreme riski ve renkte kararma/koyulaşma önlenebilir.” dedi. Buzdolabında saklanacak etlerin küçük parçalara ayrılarak hijyenik poşetlerde veya kapalı kaplarda saklanmasının kolaylık sağladığını ifade etti. Etlerin dayanma süresinin kesim hijyeni ve muhafaza koşullarına bağlı olarak değiştiğini belirtti.

DONMUŞ ETLER 3 AY SÜREYLE SAKLANABİLİR
Kurban etlerinin uygun şekilde dondurulmasıyla -18°C’de 3 ay süreyle saklanabileceğini belirten Prof. Dr. Çetin, “Özellikle pirzola, biftek, köfte gibi etleri dondurmadan önce her dilimin arasına pişirme kağıdı yerleştirerek ürünlerin yapışmadan muhafazası sağlanabilir.” dedi. Donmuş etlerin buzdolabı koşullarında çözdürülmesi gerektiğini vurgulayan Çetin, çözdürme ve geri dondurma işlemlerinin gıda zehirlenme riskini artırabileceğini belirtti.
KESİM YERLERİ HİJYEN KURALLARINA UYGUN OLMALI
Prof. Dr. Çetin, Kurban Bayramı’nda hayvan hastalıklarının ve zoonoz hastalıkların yayılma riskine dikkat çekti. Kesim yerlerinin hijyen kurallarına uygun olmaması, eğitimsiz personel gibi sebeplerle kurbanlık hayvanlardan elde edilen etlerin insan sağlığı için tehlikeli olabileceğini belirtti. Sağlıklı ve güvenli kurban eti elde etmek için hayvan hareketlerinin kontrol altına alınması, veteriner sağlık raporu ve kulak küpesi olan hayvanların kurban edilmesi gerektiğini vurguladı. Kesim yapan personelin eğitimli olması ve yeterli kesimhane ve mezbahaların olmadığı yerlerde mobil kesim istasyonlarının oluşturulması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, kurban etlerinin ihtiyacı olan kimselerle paylaşılması gerektiğini söyledi.
]]>Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, CHP tarafından arzu edildiği takdirde ekonomide izlenilecek yol haritası ve Orta Vadeli Program ile ilgili Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in kendilerine bilgilendirme yapabileceğini ilettiğini açıkladı.
Ömer Çelik’in açıklamalarından satır başları şu şekilde:
BAŞKAN ERDOĞAN’DAN CHP’YE MEHMET ŞİMŞEK TEKLİFİ
Cumhurbaşkanımız orta vadeli program ve 12. Kalkınma Programıyla elde edilen kazanımların korunacağını vurguluyorlar. Programa zarar verecek tutumlardan kaçınılacağını ifade etmişlerdir.
Bu çerçevede sayın Cumhurbaşkanımız arzu edildiği takdirde CHP tarafından Hazine ve Maliye Bakanımız sayın Mehmet Şimşek’in bilgi vereceğini ifade etmişlerdir.

Bu konuda Cumhurbaşkanımızın bir hassasiyeti maalesef siyaset hayatımıza musallat olan popülist söylemlerden kaçınılması gerektiğidir.
İhtiyaç duyulan şeyin popülizm değil realizm olduğu her ne kadar iktidarın bunu göz ettiği kadar muhalefetin de gözetmesi gerektiğini belirtmiştir.
‘TÜRK SİYASİ HAYATINDA BU TABLONUN ORTAYA ÇIKMASINI MEMNUNİYET VERİCİ OLARAK GÖRÜYORLAR’
CHP Genel Başkanı Özel’in ziyaretinden sonra bugün gerçekleşen iadeiziyaretle birlikte Türk siyasi hayatında bu tablonun ortaya çıkmasını memnuniyet verici olarak görüyorlar.
Sayın genel başkanımız, cumhurbaşkanımız bu tablonun kalıcı kazanımlara dönüşmesi gerektiğini herhangi bir şekilde siyasetin gündelik mevzi savaşları içerinde bu fırsatın heba edilmemesi gerektiğini ifade etmiştir.
‘TOPLUMSAL BİR ANAYASA SÜRECİNİN YÜRÜTÜLMESİ GEREKTİĞİNİ BELİRTİLMİŞTİR’
Cumhurbaşkanımız Türkiye’nin darbe anayasasından kurtulabilmesi için atılması gereken adımların sadece dar bir inisiyatifle değil en geniş siyasi uzlaşma zemini ile gerçekleşmesi gerektiği konusundaki görüşlerini ifade etmişlerdir.
Bu çerçevede en geniş şekilde bütün Türkiye’yi kucaklayan bir toplumsal sözleşme olarak anayasa sürecinin yürütülmesi gerektiğini belirtmişlerdir.
‘AVRUPA’DA AŞIRI SAĞA CEVAP VERİLMESİ ÖNEMLİ OLACAKTIR’
Önümüzdeki dönemde işbirliğinin artırılması önemli olacak. Avrupa’da aşırı sağa cevap verilmesi önemli olacaktır.
Sayın Cumhurbaşkanı bu ortaya çıkan faşizme karşı ortak harekete etmelerini belirtmiştir. Sayın Özel’in o zeminlerde Türkiye’nin tezlerini dile getirmek bakımından önemli bir zemin olduğunu belirtmişlerdir.
ERDOĞAN’DAN KIBRIS DAVETİ
PKK’nın Suriye uzantısının o bölgede oluşturmaya çalıştığı teröristan konusu bir diğer konudur. Bu çerçevede baktığımızda hassasiyet dönemidir.
Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıldönümü törenlerinde sayın Özel’le birlikte orada, CHP ve diğer partilerle birlikte güçlü şekilde birlik ve beraberlik gösterilmesini ifade etmişlerdir.
Bu CHP Genel Başkanı ve yetkililerinin kendi takvimleri içinde değerlendireceği konudur.

‘GAZZE’DE SOYKIRIM SİYASETİNE KARŞI BÜTÜN SİYASİ PARTİLER OLARAK DUYARLILIĞI ARTIRMAMIZ LAZIM’
Gazze’de soykırım siyasetine karşı bizim bütün siyasi partiler olarak ortak bir duruş ortaya koymamız, Filistin devletine karşı duyarlılığı arttırmamız lazım. Sayın Özel’in sosyalist enternasyonal çerçevesinde bilgilendirici tutum ortaya koyması son derece kıymetli olacaktır.
Ekonomiden, siyasi meselelere, iç politikadan, dış politikaya kadar Türkiye’nin hak ve menfaatleri için ortak duyarlılık ve siyaset konusunda Cumhurbaşkanımız ve genel başkanımızın hassasiyeti söz konusudur. Bunu bütün siyasi partilerden beklentileri sayın Cumhurbaşkanımız ifade etmişlerdir.
‘CUMHURBAŞKANIMIZ HER TÜRLÜ NEFRET SİYASETİNE KARŞI ORTAK TUTUM GELİŞTİRİLMESİ GEREKTİĞİNİ İFADE ETTİLER’
Önemli bir konu da, son zamanlarda çeşitli bölgelerde bazı belediye başkanlarının nefret suçu, ırkçılık anlamına gelecek birtakım uygulamalara imza atmaları.
Birtakım yaşam tarzlarına dönük olumsuz uygulamalar diyebileceğimiz uygulamaların ortaya çıkmasıdır. Cumhurbaşkanımız her türlü nefret siyasetine karşı ortak tutum geliştirilmesi gerektiğini ifade ettiler.

Hayat tarzları konusunda şimdiye kadar elde edilen kazanımların korunması gerektiğini, bu çerçevedeki yapısal reformların devam edeceğini, ekonomi kazanımları koruma konusunda da reform siyasetini devam edeceğini belirtmişlerdir.
Doğan’ın verdiği bilgilere göre, COP 29, Paris Antlaşması’nda belirlenen 1.5 derecelik küresel ısınma hedefini destekleyen ve iklim değişikliği ile mücadele için çözüm yolları arayan uluslararası bir toplantıdır. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği ve Çevre Sözleşmesi’nin yıllık toplantısı olan COP 29’un amacı, küresel ısınma, iklim değişikliği ve etkileri ile sera gazı emisyonlarının azaltılması için çözüm yolları aramaktır.

Organizasyonun 11-22 Kasım tarihleri arasında Bakü’de gerçekleşeceğini belirten Doğan, yaklaşık 80.000 kişinin katılmasının beklendiğini ifade etti. Bu katılımcılar arasında 100 devlet başkanı, iş insanları, medya temsilcileri, sanatçılar ve sivil toplum kuruluşlarının yer alacağını da sözlerine ekledi. Böylece, Bakü’nün uluslararası arenada tanıtılacağı ve bölgesel liderlik konumunun güçleneceği bir fırsat olarak değerlendiriliyor.
Konaklama ve altyapı hazırlıklarının organizasyonun başarısı için kritik olduğunu dile getiren Doğan, Bakü’deki konaklama kapasitesinin artırılmasına yönelik projelerin olduğunu ve bu sayede konaklama sorununun çözüleceğini ifade etti. Ayrıca, ulaşımın ve etkinliklerin düzenlenmesinin de önemine değindi ve organizasyonun başarılı olması için şeffaf iletişim, risk yönetimi ve yerel halkın dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.
Doğan, organizasyonun etkili tanıtımı ve hizmet kalitesinin de önemli olduğunu belirterek, önceki organizasyonlarda yaşanan sorunlardan ders alınması gerektiğini ve Bakü’de en iyi hizmetin sunulması gerektiğini ifade etti. Bu noktada, özellikle Dubai ve Mısır’da yaşanan sıkıntılara dikkat çekti. Dubai’de düzenlenen organizasyonlarda dil tercümanı desteği ve butler hizmeti gibi ayrıcalıkların sunulduğunu ancak Mısır’da ise hizmet kalitesinin düşük olduğunu ve engelli erişilebilirliğinin sağlanamadığını belirtti. Bu deneyimlerden ders çıkarılması gerektiğini ve Bakü’de en üst düzeyde hizmet sunulması gerektiğini vurguladı.
Ayrıca, Karabağ’ın tanıtımı ve sürdürülebilirliği için bir fırsat olduğunu belirten Doğan, yerel kültürün ve doğal güzelliklerin vurgulanması gerektiğini ve organizasyonun uluslararası standartlara uygun olması gerektiğini söyledi. Son olarak, Doğan, organizasyonunun başarısının, Azerbaycan’ın uluslararası alanda tanıtımına ve turizm potansiyeline önemli katkılar sağlayacağını vurguladı.
İklim Zirvesinin;
1. Azerbaycan için Önemi
– Ev Sahipliği ve Uluslararası Görünürlük
– Bölgesel Politika ve Ekonomik Etkiler
2. Tesis ve Altyapı Hazırlığı
– Toplantı Mekanları
– Ulaşım ve Konaklama
– Güvenlik Planlaması
3. Çevresel Duyarlılık ve Sürdürülebilirlik
– Atık Yönetimi ve Enerji Verimliliği
– Yenilenebilir Enerji Kullanımı
– Sıfır Atık Hedefleri
4. İletişim ve Tanıtım
– Uluslararası Tanıtım
– Kültürel Etkinlikler ve Turizm
5. Katılımcı Deneyimi ve Hizmet Kalitesi
– Dil Desteği ve Özel Hizmetler
– Yerel Kültür Tanıtımı
– Sağlık Hizmetleri ve Engelli Erişilebilirliği
6. Lojistik ve Planlama
– Etkinlik Programı ve Alternatif Senaryolar
– Bütçe ve Kaynak Yönetimi
– Teknolojik Altyapı ve Dijital Çözümler
7. İşbirliği ve Ortaklıklar
– Diğer Kuruluşlar ve STK’lar ile İşbirliği
– Hükümet ve Sektör Ortaklıkları
8. Yerel Halk ve İşletmeler
– Toplum Katılımı ve Desteği
– Yerel Ekonomi ve Kültürel Tanıtım
9. Farkındalık ve Eylem
– Toplumsal Hareket ve Aktivizm
– Sürdürülebilir Tüketim ve Üretim
– Eğitim ve Bilinçlendirme
10. Etkinlikler ve Sanat Organizasyonları
– Kültürel Etkinlikler ve Sanat Sergileri
– Müzik ve Gösteriler
11. Medya ve Tanıtım
– Ulusal ve Uluslararası Medya İlişkileri
– Sosyal Medya ve Dijital Tanıtım
]]>Doğan’ın verdiği bilgilere göre, COP 29, Paris Antlaşması’nda belirlenen 1.5 derecelik küresel ısınma hedefini destekleyen ve iklim değişikliği ile mücadele için çözüm yolları arayan uluslararası bir toplantıdır. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği ve Çevre Sözleşmesi’nin yıllık toplantısı olan COP 29’un amacı, küresel ısınma, iklim değişikliği ve etkileri ile sera gazı emisyonlarının azaltılması için çözüm yolları aramaktır.

Organizasyonun 11-22 Kasım tarihleri arasında Bakü’de gerçekleşeceğini belirten Doğan, yaklaşık 80.000 kişinin katılmasının beklendiğini ifade etti. Bu katılımcılar arasında 100 devlet başkanı, iş insanları, medya temsilcileri, sanatçılar ve sivil toplum kuruluşlarının yer alacağını da sözlerine ekledi. Böylece, Bakü’nün uluslararası arenada tanıtılacağı ve bölgesel liderlik konumunun güçleneceği bir fırsat olarak değerlendiriliyor.
Konaklama ve altyapı hazırlıklarının organizasyonun başarısı için kritik olduğunu dile getiren Doğan, Bakü’deki konaklama kapasitesinin artırılmasına yönelik projelerin olduğunu ve bu sayede konaklama sorununun çözüleceğini ifade etti. Ayrıca, ulaşımın ve etkinliklerin düzenlenmesinin de önemine değindi ve organizasyonun başarılı olması için şeffaf iletişim, risk yönetimi ve yerel halkın dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.
Doğan, organizasyonun etkili tanıtımı ve hizmet kalitesinin de önemli olduğunu belirterek, önceki organizasyonlarda yaşanan sorunlardan ders alınması gerektiğini ve Bakü’de en iyi hizmetin sunulması gerektiğini ifade etti. Bu noktada, özellikle Dubai ve Mısır’da yaşanan sıkıntılara dikkat çekti. Dubai’de düzenlenen organizasyonlarda dil tercümanı desteği ve butler hizmeti gibi ayrıcalıkların sunulduğunu ancak Mısır’da ise hizmet kalitesinin düşük olduğunu ve engelli erişilebilirliğinin sağlanamadığını belirtti. Bu deneyimlerden ders çıkarılması gerektiğini ve Bakü’de en üst düzeyde hizmet sunulması gerektiğini vurguladı.
Ayrıca, Karabağ’ın tanıtımı ve sürdürülebilirliği için bir fırsat olduğunu belirten Doğan, yerel kültürün ve doğal güzelliklerin vurgulanması gerektiğini ve organizasyonun uluslararası standartlara uygun olması gerektiğini söyledi. Son olarak, Doğan, organizasyonunun başarısının, Azerbaycan’ın uluslararası alanda tanıtımına ve turizm potansiyeline önemli katkılar sağlayacağını vurguladı.
İklim Zirvesinin;
1. Azerbaycan için Önemi
– Ev Sahipliği ve Uluslararası Görünürlük
– Bölgesel Politika ve Ekonomik Etkiler
2. Tesis ve Altyapı Hazırlığı
– Toplantı Mekanları
– Ulaşım ve Konaklama
– Güvenlik Planlaması
3. Çevresel Duyarlılık ve Sürdürülebilirlik
– Atık Yönetimi ve Enerji Verimliliği
– Yenilenebilir Enerji Kullanımı
– Sıfır Atık Hedefleri
4. İletişim ve Tanıtım
– Uluslararası Tanıtım
– Kültürel Etkinlikler ve Turizm
5. Katılımcı Deneyimi ve Hizmet Kalitesi
– Dil Desteği ve Özel Hizmetler
– Yerel Kültür Tanıtımı
– Sağlık Hizmetleri ve Engelli Erişilebilirliği
6. Lojistik ve Planlama
– Etkinlik Programı ve Alternatif Senaryolar
– Bütçe ve Kaynak Yönetimi
– Teknolojik Altyapı ve Dijital Çözümler
7. İşbirliği ve Ortaklıklar
– Diğer Kuruluşlar ve STK’lar ile İşbirliği
– Hükümet ve Sektör Ortaklıkları
8. Yerel Halk ve İşletmeler
– Toplum Katılımı ve Desteği
– Yerel Ekonomi ve Kültürel Tanıtım
9. Farkındalık ve Eylem
– Toplumsal Hareket ve Aktivizm
– Sürdürülebilir Tüketim ve Üretim
– Eğitim ve Bilinçlendirme
10. Etkinlikler ve Sanat Organizasyonları
– Kültürel Etkinlikler ve Sanat Sergileri
– Müzik ve Gösteriler
11. Medya ve Tanıtım
– Ulusal ve Uluslararası Medya İlişkileri
– Sosyal Medya ve Dijital Tanıtım
]]>Türkiye’nin ilk önceliğinin fiyat istikrarını sağlamak ve enflasyonu tek haneye indirmek olduğunu söyleyen Şimşek, bunun zorluğunun farkında olduklarını ancak başarı sağlayacaklarını vurguladı.
Şimşek, Türkiye’nin bir diğer önceliğinin mali pozisyonu güçlendirmek olduğunu belirterek, geçen yıl yaşanan deprem nedeniyle bütçe açığının arttığını anımsattı.
Mali ayarlamaya azami çaba gösterdiklerini dile getiren Şimşek, “Daha yapılması gerekenler var. Mali ayarlama enflasyonun düşmesine yardımcı olacak.” diye konuştu.
Şimşek, “Diğer önemli öncelik ise dış dengeyi düzeltmek, cari açığı azaltmak ve rezervleri yeniden artırmak.” dedi.
Nihai hedefin yapısal dönüşümü sağlamak olduğunu vurgulayan Şimşek, enflasyonu düşürmek için olağan dışı bir şey yapmadıklarını, geleneksel para politikasını uyguladıklarını kaydetti.
Şimşek, enflasyonla mücadelenin önemine işaret ederek, “Enflasyon mayıs ayında zirveye çıkacak. O noktadan itibaren enflasyon oranında her yıl anlamlı bir yavaşlama göreceğiz. Bizim gördüğümüz yol bu. Bu yılın sonunda enflasyonun yüzde 38 civarında olduğunu öngörüyoruz. Gelecek yıl yüzde 14 düşecek enflasyon 2026’da da tek haneli rakamlara geri dönecek.” yorumunu yaptı.
Enflasyondaki gerilemenin para politikasının normalleşmesinin bir parçası olduğuna vurgu yapan Şimşek, Merkez Bankası para politikası duruşunun enflasyon beklentilerini destekleyeceğini belirtti.
Şimşek, “Cari açıkta sürdürülebilir bir düşüş sağlamayı hedefliyoruz.” dedi.
Kapsamlı bir yapısal reform gündemleri olduğuna işaret eden Şimşek, “Programımız çalışıyor. Yapısal reformların yatırımcı güvenini yeniden kazanmamızı sağladığını düşünüyoruz.” ifadesini kullandı.
“Yeniden dengelenme süreci devam ediyor, enflasyon beklentileri önemli ölçüde geriledi.”diyen Şimşek, Merkez Bankası’nın rezervlerinin iyileştiğini ve iyileşmeye devam edeceğinin altını çizerken kredi risk priminin düştüğünü, kredi derecelendirme kuruluşlarının da Türkiye ekonomisindeki iyileşmenin farkında olup not artışına gittiklerini vurguladı.
AVRUPA BİRLİĞİ İLE İLİŞKİLER
Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında yıllık ticaret hacminin 200 milyar doları bulduğunu hatırlatan Şimşek, Türkiye’nin AB’nin en büyük beşinci, AB’nin de Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı konumunda olduğunu söyledi.
Şimşek, AB ve Türkiye’nin birbirine ihtiyacı olduğunu anımsatarak, “Türkiye’nin AB üyeliği büyük bir genişleme olacaktır. Ancak, AB henüz buna hazır değil. Yine de yapılabilecek birçok şey olduğuna inanıyorum.” dedi.
Gümrük Birliği’nin derhal güncellenmesi ve Avrupa’ya seyahat için vize serbestisi getirilmesi gerektiğini dile getiren Şimşek, “Enerji güvenliği, göç ve üçüncü ülkelerde iş ortaklıkları konularında işbirliği yapmamız gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Şimşek, AB’ye üyelik sürecinde ekonomik entegrasyona devam edilmesi gerektiğini belirterek, günümüzde Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin Avrupa’da bir iç politik konu halini aldığını anlattı.
“Avrupa’nın dünya ekonomi sahnesinde geçerliliğini koruması için Tek Pazar’ı derinleştirmesi ve genişletmesi gerekiyor.” diyen Şimşek, bunun için yeni üyeler alması gerektiğini vurguladı.
Şimşek, Türkiye’nin AB’ye tam üye olmasıyla birlikte Avrupa’nın son dönemde zayıf seyreden üretkenliğinin de artacağını belirtti.
Türkiye ile birlikte AB’ye üyelik sürecine başlayan bütün ülkelerin sorunlarına rağmen içeriye alındığını anımsatan Şimşek, bu durumun kırgınlık, öfke ve hayal kırıklığı ile sonuçlandığını söyledi.
Şimşek, “En büyük sorun, Türkiye söz konusu olduğunda Avrupa’nın liderlik ve stratejik perspektif eksikliğidir.” dedi.
AB’nin kurallara dayalı olmasının önemine işaret eden Şimşek, iş dünyasının da karşılıklı olarak yatırımları ve ticareti geliştirmesinin önemini anlattı.
GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN GÜNCELLENMESİ
Şimşek, “Gümrük Birliği’nin güncellenmesiyle bize bir iyilik yapmayacaksınız. Eşit şartlarda rekabet etmek istiyoruz. Biz eşit şartlar istiyoruz. Güya bunlar Avrupa değerleri. Peki neden bu konuda geri duruyorsunuz?” ifadesini kullandı.
Avrupa’nın kendi standartlarının ve değerlerinin çok uzağında olan ülkelerle vize serbestisi yaptığını anımsatan Şimşek, AB’nin Türkiye gibi büyük potansiyele sahip bir ülke ile yakınlaşması gerektiğini kaydetti.
Şimşek, Türkiye’nin AB ile kararlı biçimde her alanda ilerlemek istediğini vurgulayarak, mevcut siyasi iklimin buna daha elverişli olduğuna işaret etti.
AB çalışmalarında, Gümrük Birliği’nin tarım, hizmet ve kamu alımlarını içine alacak biçimde güncellenmesinin etki değerlendirmesinin yapıldığını anımsatan Şimşek, güncellemenin gelecek on yılda ticaret hacminin iki kattan fazla artabileceğinin altını çizdi.
Şimşek, son dönemde kurallara dayalı sistemin büyük bir baskı altında olduğuna dikkati çekerek, ekosistemin nasıl gelişeceğini öngörmenin zor olduğunu ancak Türkiye’nin stratejik açıdan çok önemli bir ülke olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirtti.
“Türkiye, büyük bir ekonomi ve büyük bir potansiyele sahip.” diyen Şimşek tamamen kanıta dayalı bir ekonomik program uygulandığını belirtti.
Şimşek, “Programın işe yaradığını, enflasyonun düştüğünü göstermeye başladık.” yorumunda bulundu.
“Türkiye’nin AB’ye yeniden ve sağlam bir şekilde bağlanması gerektiğine inanıyorum çünkü bunu hem Avrupa’nın hem de Türkiye’nin çıkarına görüyorum.” ifadesini kullanan Şimşek, AB tarafının da buna stratejik bakması gerektiğini vurguladı.
Şimşek, Türkiye-AB arasında ekonomiyle ilgili üst düzey diyalogların yeniden başlatılması, enerji ve diğer siyasi konular üzerine de daha fazla odaklanılması gerektiğini dile getirdi.
AB’nin, Türkiye ile ilişkilerini bazı üye ülkelerin maksimalist talepleriyle gasbetmelerine izin vermemesi gerektiğini ve bunu bahane etmemesi gerektiğini söyleyen Şimşek, Gümrük Birliği güncellemesinin Türkiye’nin çıkarına olduğu kadar AB’nin de çıkarına olduğunu belirtti.
Şimşek, Türkiye’nin AB’nin politik, ekonomik ve sosyal dönüşümünün motoru olabileceğine de dikkati çekti.
Türkiye’nin jeopolitik olarak önemli ve büyük bir ülke olmakla birlikte tarihi açıdan çok zengin olduğunu anımsatan Şimşek, ekonomideki başarının diğer alanlara da olumlu yansıyacağını söyledi.
Şimşek, Brüksel temaslarının genel olarak yapıcı olduğuna işaret ederek, ilişkilerin adım adım ilerleyebileceğini ve geliştirilebileceğini vurguladı.
Bakan Şimşek, Brüksel temasları kapsamında AB Komisyonu Ekonomiden Sorumlu Üyesi Paolo Gentiloni, AB Komisyonu İç Pazardan Sorumlu Komiseri Thierry Breton ve AB Komisyonu Finansal Hizmetler, Finansal İstikrar ve Sermaye Piyasaları Birliğinden Sorumlu Üyesi Mairead McGuinness gibi üst düzey AB yetkilileriyle de görüştü.
AA muhabirinin, Konyaaltı ilçesinde 1 kişinin öldüğü, 2’si çocuk 17 kişinin yaralandığı teleferik kazasıyla ilgili sorularını yanıtlayan Bingöl, devrilen direğin tasarım aşamasından itibaren tüm aşamalarına bakılması gerektiğini söyledi.
Teleferiğin 7 yıldır kullanıldığını, belediye başkanının açıklamalarına göre iki ay önce kapsamlı bakımlarının yapıldığını kaydeden Bingöl, “Demek ki bakımlarda da bir eksiklik var. Bayram dolayısıyla yoğun bir trafik var. Çok fazla kullanılmış, ısınma veya ağır iş kapasitesinden mütevellit direkte kırılma olmuş gibi gözüküyor. Bakımların ne şekilde yapıldığıyla başlayan birçok hata olabilir.” diye konuştu.
Bingöl, direğin devrilmemesi gerektiğini vurgulayarak, böyle bir direk vakasının bildiği kadarıyla henüz olmadığını söyledi.
Direğin kurulumu aşamasında hesaplamaların iyi yapılması gerektiğini aktaran Bingöl, “Tasarım aşamasında mesafeler daha kısa tutulup da direklerin mukavemetleri artırılabilir miydi? Sonuçta direk devrildiyse ortada bir ihmal veya hata olduğu ortaya konulmuş oluyor.” dedi.
Bingöl, kabinin 8 kişilik olduğunu ifade ederek, yolcuların normalde 3-5 dakikalık bir eğitimle buraya bindirilmesi gerektiğine dikkati çekti.
Antalya’daki teleferik için böyle bir eğitimin olmadığını düşündüğünü dile getiren Bingöl, “Emniyet kemeri sistemi olması gerekiyor. Olsaydı, belki insanlar aşağıya düşmeyecekti. Birtakım hatalar zinciri var. Ancak bunlar inceleme sonucunda ortaya çıkar.” ifadelerini kullandı.
“Çabuk indirmekten ziyade güvenli indirmek önemli”
Kurtarma çalışmalarının yavaş ilerlediğinin düşünülmemesi gerektiğini vurgulayan Bingöl, şöyle devam etti:
“Çabuk indirmekten ziyade güvenli indirmek önemli. O konuda karar alacak merci, Valilik önderliğinde AFAD’dır. Helikopter veya iple erişimle insanlar indiriliyor. Kapasite çok, insanlar çok. ‘Güvenli indirelim.’ diye yavaş indiriliyor, daha da yavaş indirilebilirlerdi. Zor, meşakkatli bir iş. Helikopteri havada tutmak, rüzgarsız bir şekilde stabil hale getirmek… Gerçekten oldukça güç işlemler. ‘Acil durumlarda tahliye sistemi olabilir miydi?’ diye düşünebiliriz. Üçüncü bir halat olsaydı hiç kullanılmayan ama acil bir durumda kullanılabilecek, o zaman tahliye daha kolay olabilirdi.”
Bingöl, bu tür kazalarda uygulanacak yaptırımın hukuki bir konu olduğunu belirterek, “Taksirle ölüme sebebiyet vermek veya bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek oluyor. Maalesef onların da cezaları çok ağır değil. Ama asıl önemli olan bunların olmaması.” değerlendirmesini yaptı.
Bakım yapan çok fazla firma olması ve bunların da işi almak için ucuz fiyat vermeleri durumunda, “bazı kontrollere geçen sene bakmıştık, bu sene buna bakmayalım” denilebildiğinin altını çizen Bingöl, bunun standartlarının olduğunu söyledi.
Bingöl, teleferiği kimlerin denetlediğinin belgelenmesi gerektiğini anlatarak, “Yapıyor muyuz, yapıyormuş gibi mi gözüküyoruz, buna bakmak gerekiyor. İşlemler rutin işlediği zaman problem yok. İnşallah bu kazadan ders çıkarılır.” dedi.
Asansör ve lunaparklar
Halat sistemiyle çalışan asansörler ve lunaparklarda da zaman zaman benzer kazalara şahit olduklarından bahseden Bingöl, şu ifadeleri kullandı:
“Bunların periyodik bakımlarının yetkili bir firma veya Makine Mühendisleri Odası tarafından yapılması lazım. Yapılıyor mu? Bazıları ihmal edilip yapılmıyor olabilir. Bazı yerlerde de yapılmadığı zaman yapılmış gibi gösterilebiliyor. Bu sonuçta bir ihale işi. Birçok yerde o işi ucuz fiyat veren alıyor. Bazen üstünkörü bakımlar karşımıza çıkabiliyor. Bunların daha ciddi yapılması gerekiyor.”
Bingöl, bu tür yerlerde yapılan denetimler sonucunda eksiklikler saptanması halinde belirli yaptırımların uygulandığını dile getirerek, asansörün yeşil etiketli olması gerektiğini, kırmızı etiketlilerin ise kullanılmayacağını aktardı.
“Maalesef kırmızı etiketlilerin de kullanıldığını gördük.” diyen Bingöl, mavi etiketli asansörlerin de kısa sürede bazı eksikliklerin giderilmesi gerektiğini dile getirdi.
Bingöl, “O kısa süre bazen 3 ay, bazen 1 aydır. Ama 1-1,5 sene mavi etiketle çalışanları da görüyoruz. Maalesef bakım onarımlarımız böyle. Bir şekilde işi geçiştirici sistemle iş yapmaya çalışıyoruz.” şeklinde konuştu.