Şirketten yapılan açıklamaya göre, Ankara’daki genel müdürlükte düzenlenen genel kurulda Türkiye’nin tamamlayıcı mesleki emeklilik fonu OYAK’ın nema oranı yüzde 77,1 olarak açıklandı.
OYAK, 6 Şubat depremlerinin ülkeyi ve tüm sektörleri etkilediği, jeopolitik risklerin artarak devam ettiği, Türkiye’nin yakın coğrafyasında gerilimin yüksek seyrettiği 2023 yılında üyelerine bir kez daha enflasyon oranının üzerinde nema sağladı.
OYAK, yüzde 77,1 nema oranıyla üyelerine yatırım araçlarının hepsinden fazla getiri temin etti. OYAK’ın nema oranı, yüzde 74,8 ile geçen yılın en fazla kazandıran yatırım aracı olan altının getirisini geçerken BİST endeksinin yüzde 36,4’lük getirisini ikiye katladı. Dolar yüzde 57,4, avro yüzde 63,4 ile OYAK’ın nema oranının çok altında getiri sağladı.
2023 Faaliyet Raporu’na göre, OYAK’ın toplam varlıkları bir önceki yıla göre yüzde 77 artarak 847 milyar liraya, konsolide net varlığı da yüzde 71 artışla 332,8 milyar liraya yükseldi. OYAK’ın 2023 faaliyet dönemindeki hasılatı da yüzde 38 artarak 457,8 milyar liraya ulaştı.
Aynı dönemde 4,6 milyar dolar ihracat yapan OYAK Grubu şirketleri, 2023 yılında Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 1,81’ini gerçekleştirdi. Grup, 2023’te 85,6 milyar lira vergi ödeyerek Türkiye’de toplanan tüm vergilerin yüzde 1,90’ını, kurumlar vergisinin ise yüzde 0,99’unu karşıladı.
”Yüksek getiri hedefine ulaşıldı”
Açıklamada görüşlerine yer verilen OYAK Genel Müdürü Süleyman Savaş Erdem, Türkiye’nin büyük deprem felaketiyle başladığı 2023’teki zorluklara rağmen OYAK’ın hedeflerine ulaştığını belirtti.
Erdem, şunları kaydetti:
”Miras aldığımız ve önemli kazanımlarla bugüne taşıdığımız şanlı Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına adım atarken Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ”Hiçbir şeye ihtiyacımız yok. İhtiyacımız olan tek şey çalışmak.” düsturu, geleceğe uzanan yolda hep kılavuzumuz olacak. 1961’de kurulan OYAK, Türkiye’nin en başarılı tamamlayıcı mesleki emeklilik fonu olarak 62 yıl boyunca hep çalışmış, üretmiş ve paylaşmıştır. Bugün OYAK, inşa ettiği dayanıklı yapının sunduğu çeviklik, esneklik, ölçek ve güç ile bu süre zarfında yurt içi ve yurt dışı piyasaların meydan okumalarını başarıyla yönetmiş, riskleri doğru öngörmüş, fırsatları katma değer üretimini pekiştirmek için ustaca kullanmıştır.”
OYAK’ın atılımlarıyla misyonuna hizmet ettiğini ve üye varlıklarını sürekli geliştirerek refah seviyelerini koruduğunu vurgulayan Erdem, ”OYAK, 6 kıtadaki faaliyetleri ile ülkemize 2023 yılında da katma değer üretmeyi sürdürdü. Faaliyet alanlarımızın tamamını etkileyen en önemli riskler, küresel enflasyon dalgası ve çevre coğrafyamızda yaşanan jeopolitik olumsuzluklar oldu. Kurumumuz, uyguladığı proaktif portföy yönetim stratejisinin doğruluğunu gördü, faaliyet gösterdiği iş kollarının tamamında hedeflerini gerçekleştirirken güçlü ve sürdürülebilir büyümesini korudu.” ifadelerini kullandı.
Yüzde 77,1 nema oranı ile OYAK üyelerinin birikimlerinin reel bazda korunduğunu ve yüksek getiri sağlama hedefine ulaşıldığını vurgulayan Erdem, şöyle devam etti:
”Bu sonuç OYAK ve OYAK Grubu şirketlerinde yüksek aidiyet, tutku ve özveri ile görevlerini icra eden 38 bini aşkın çalışanımızın yanı sıra stratejik atılımlarımızın hayata geçmesinde rolü olan yönetim ekiplerimizin değerli katkıları ile elde edildi. 2023’ün istisnai piyasa koşullarında sağlanan bu oranın tüm üyelerimize hayırlı olmasını ve sürdürülebilir şekilde tekrarını dilerim. 2023 yılında üyelerimize sunduğumuz hizmetleri geliştirmek ve sağlanan faydaları güçlendirmek için çalışmalarımıza aralıksız devam ederek hep daha fazlasını yapmayı hedefledik. Özetle 6 kıtada faaliyet gösteren, öz kaynağı 10 milyar doları aşan küresel bir grup olarak öz güvenle ve kararlılıkla çalıştık. Çalışmamızın özünde ise her zamanki gibi 470 bini aşkın üyemize karşı duyduğumuz sorumluluk duygusu yer almaktadır.”
Dünya piyasalarına yön veren aktörler
OYAK Grubu şirketlerinin dünya piyasalarına yön veren aktörler olduğuna işaret eden Genel Müdür Süleyman Savaş Erdem, ”OYAK ve Renault ortaklığı ülkemiz otomotiv sanayisinin iddialı ve lider katılımcılarından birine dönüştü. Bu ortaklığın Bursa fabrikasında 2027 yılına kadar dört yeni modelinin üretimi planlandı. Böylesi büyük bir yatırımın hayata geçirilmesi, yabancı sermayenin temsilcisi ortağımızın OYAK’a ve ülkemize duyduğu uzun vadeli güveni işaret ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Demir-çelik sektörünün öncülerinden Erdemir ve İsdemir’in ‘Daha iyi bir gelecek için, hedefimiz yeşil dönüşüm’ diyerek sektöre yön veren yol haritasını açıkladığına işaret eden Erdem, sözlerini şöyle tamamladı:
”Öngörülen kısa dönemli hedefimiz üretilen ham çelik başına karbon emisyonunun en az yüzde 25 oranında düşürülmesidir. Bu doğrultuda Erdemir ve İsdemir’de 3,2 milyar dolarlık dönüşüm yatırımının 2030 yıl sonuna kadar gerçekleştirilmesini hedefliyoruz. Bu planımız kapsamında yıllık 1,7 milyon MWh elektrik üretimi kapasiteli güneş enerjisi santralinin kurulumu da yer alıyor.”
]]>Yayımlanan notta, dolar/TL tahminlerini TCMB’nin yeni enflasyon tahminini ve son enflasyon beklenti anketini baz alarak güncellediklerini aktaran HSBC yetkilileri, makro ve mali değerlendirmelerinin “büyük ölçüde” değişmediğini aktardı.
HSBS söz konusu notta, dolar/TL’nin yukarı yönlü yavaş ve sınırlı hareket edeceği yönündeki görüşlerini koruduğunu ve 36,0 olan yıl sonu tahminlerini değiştirmedikleri kaydedildi.
Öte yandan, TL’nin reel olarak istikrarlı kalması durumunda dolar/TL’nin yılı 37-40 aralığında tamamlayabileceği belirtildi
Yayımlanan notta, Mart yerel seçimleri öncesinde döviz talebinin yüksek olduğu bir dönem yaşanırken, döviz talebi ve arzı arasında daha iyi bir denge kurulmasıyla birlikte durumun normalleştiği kaydedildi. Diğer taraftan, nominal faizlerin yüksek seviyesi ve yılsonuna doğru pozitif reel faizlerin ortaya çıkmasının önümüzdeki aylarda TL talebini daha da artıracağı açıklandı.
“MAKRO TARAFTA VERİ SİNYALİ OLUMLU GELMEYE DEVAM EDİYOR”
Türkiye’nin enflasyon verilerine ve makro ekonomik görünüme değinilen notta şu ifadeler yer aldı:
“Makro tarafta veri sinyali olumlu gelmeye devam ediyor. Yıllık enflasyon oranı henüz zirve noktasına ulaşmamış olsa da (muhtemelen bu ay), düşüş eğiliminin ikinci yarıda açıkça görülmesi bekleniyor. Finansal ve makro eğilimlerin de TL’yi desteklemesi nedeniyle dolar/TL’nin önümüzdeki aylarda ılımlı ve yavaş yükseleceğine olan inancımız artıyor. Mevduat faizlerinin yılın geri kalanında sabit kalması durumunda, ikinci yarıda enflasyonun yavaşlaması nedeniyle TL mevduatların daha da cazip hale gelmesi muhtemeldir. TCMB’nin döviz rezervleri mart ayının sonundan itibaren arttı ve net yabancı pozisyonunda iyileşme görüldü. Sürdürüldüğü takdirde, büyük sermaye girişleri de döviz rezervlerinin artmasına katkıda bulunacaktır.”
Bloomberg’in görüşlerini derlediği kurumlara göre mevcut politikaların devamı ve enflasyonda düşüş ivmesinin etkisiyle TL’de carry trade işlemlerinin getiri sunmaya devam edeceğini ifade etti.
ABD doları cinsinden borçlanıp Türk lirası varlıklara yatırım yapmak, gelişmekte olan piyasalarda son 6 ayın en fazla getiri sağlayan “carry-trade” işlemi oldu. Bazı bankacılar ortodoks politikaların devamı ve enflasyonda düşüşün başlayacak olması nedeniyle bunun daha başlangıç aşaması olduğunu düşünüyor.
Yatırımcıların ABD, Avrupa ve Japonya gibi daha düşük faizli bölgelerde borçlanıp bu parayı Türkiye gibi yerlerde daha yüksek getirili finansal varlıklara yatırdığı arbitraj ticareti, dolar cinsinden borçlanan yatırımcılara son altı ayda yaklaşık yüzde 12’lik bir kazanç sağladı. Bu orana en yakın getiriler Meksika ve Rusya’da, yaklaşık yüzde 8 ile sınırlı kaldı.
William Blair International’da portföy yöneticisi olan Daniel Wood, bunun Türkiye’nin yükselişinin sadece başlangıcı olabileceğini düşünenler arasında.
“Türkiye enflasyonu anlamlı bir şekilde düşürmeyi başarırsa, Türk lirasının uluslararası yatırımcılar için güçlü bir carry cazibesine sahip olmasının sonundan ziyade başlangıcına çok daha yakınız demektir” diyen Wood, “Bu stratejinin değerini artıran en önemli faktör politikaların sürekliliği” değerlendirmesinde bulundu.
MERKEZ’İN AÇIKLAMALARI YATIRIMCIYA GÜVEN SAĞLADI
Columbia Threadneedle Investment’tan Gordon Bowers’a göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın son dönemde verdiği mesajlar, daha önce politikada geri adım atılabileceği endişesi taşıyan yatırımcılara bir miktar güvence sağladı.
SOCGEN’DEN TL’DE UZUN POZİSYON TAVSİYESİ
Bowers, “Merkez Bankası daha güçlü bir reel döviz kuru oluşturmak için hem kabiliyete hem de istekliliğe sahip. Yabancı portföy yatırımcıları da offshore swaplara getirilen sınırlamaların hafifletilebileceği ve mali tarafta sıkılaşmaya gidilebileceği yönündeki haberlerden cesaret alıyor” dedi.
Türk lirasında uzun pozisyon tavsiyesi veren Societe Generale Gelişmekte Olan Piyasalar Araştırma Müdürü Phoenix Kalen de Merkez Bankası’nın daha ortodoks politikalara geri dönüşünün Türkiye’de faizlerin ve döviz piyasalarının istikrara kavuşmasında kilit rol oynadığını söyledi.
]]>Yılmaz, vatandaşın bankaya yatırdığı altını ihtiyacı olduğunda çekebilmesi amacıyla bankaların fiziki altın teslimini kolaylaştırmaya yönelik yeni adımlar atılacağını söyledi.

Yastık altı altın stokumuzun 4 bin 670 ton ile yaklaşık 300 milyar dolar değerinde olduğunu, ithalatın haziran-ekimde 2.8 milyar dolar azaldığını söyleyen Yılmaz, şu mesajları verdi:
İTHALATI AZALTMA
İthalata kota uygulamasına 7 Ağustos 2023’te başladı. Rafinerilerin üretebileceği en küçük altında alt sınırı 1 gram olarak belirlenmesiyle altın talebinin azaltılması hedeflendi. Ağustos ayında ek vergi uygulaması yürürlüğe girdi. Kıymetli metallerle kaplama adi metallerden olan ürünlerin ithalatında yüzde 20 ek mali yükümlülük uygulamasına geçildi.
2.8 MİLYAR DOLAR GERİLEDİ
Düzenlemelerin etkisi Eylül 2023 itibarıyla görülmeye başladı. Altın ithalatı eylül ve ekim aylarında geçen yılın aynı ayına göre sırasıyla 2.8 ve 3.1 milyar dolar seviyesinden yaklaşık yüzde 31 ve 39 oranında azalarak her iki ay içinde yaklaşık 1.9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
650 BİN TL’YE KADAR DEVLET GÜVENCESİ
Kişilerin altın hesabı 650 bin liraya kadar devlet güvencesi altındadır. Vatandaşlarımız altınlarını saklama maliyetine katlanmadan güvenli bir ortamda altın olarak muhafaza ettikleri gibi reel bazda getiri elde etme imkânına sahip olacaklar.

KUYUMCU ALTIN DEĞERLEME SİSTEMİ
Kuyumcu Altın Değerleme Sistemi ile fiziki olarak bulundurulan altınların sisteme dahil kuyumcular aracılığıyla bankalardaki altın mevduat hesaplarına aktarılması sağlanmaktadır. Vatandaşların, elinde tuttuğu çeşitli ayarlardaki tüm kolye, bilezik gibi takılar, çeyrek, cumhuriyet altınları gibi ziynet altınlarının yanı sıra gram altınları seçkin kuyumculardan oluşan 72 ildeki 300’den fazla altın değerleme noktalarında gram cinsinden 24 ayar olarak banka mevduat hesabına aktarılmaktadır.
ALTINA DAYALI KİRA SERTİFİKASI
Hazine ve Maliye Bakanlığı, Altın Tahvili/Altına Dayalı Kira Sertifikası ihraç ediyor. Bu sertifika yastık altında ya da banka kasalarında hiçbir getiri olmaksızın tutulan altınlara yıllık belli bir getiri imkânı sunuyor, elde edilecek getirilerden stopaj vergisi de alınmıyor. Ayrıca vatandaş dilediği sertifikasını satarak nakde dönüştürebilir ya da vade sonunda altınını fiziki olarak da alabilir.

ALTINDAN DÖNÜŞÜMLÜ KUR KORUMA
Merkez Bankası tarafından Fiziki Altından Dönüşümlü Kur Korumalı Hesap ile fiziki altınların banka hesabına aktarılması sonrası hesap açılarak altın bazında ek getiri sağlanıyor. Bu finansal ürün sayesinde bireysel yatırımcılar yıllık bazda 3 ay vadeli hesapları için yüzde 2, 6 ay vadeli hesapları için yüzde 3, 1 yıl vadeli hesaplar için ise yüzde 4 getiri imkânı elde etmektedir. Yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılmasına yönelik mevcut sistemlerin geliştirilmesi ve yeni uygulamaların hayata geçirilmesi için çalışmalara devam edilmektedir. Bu süreçte bankaların daha aktif olması ve vatandaşın yatırdığı altını ihtiyacı olduğunda çekebilmesi için bankaların fiziki altın teslimini kolaylaştırması önümüzdeki dönemde atılması planlanan adımlar arasındadır.
CAZİP ENSTRÜMANLAR VAR
Altının bir kısmı ziynet niteliğinde, bir kısmı tasarruf, bir kısmı da sanayi amaçlı kullanılıyor. Daha çok tasarruf aracı olarak tercih ediliyor, kültürel alışkanlıklar da var. Burada mesele altına yatırım yapılması değil sistemin dışında kalması. Sisteme dahil olursa üretim ve yatırma katkıda bulunur. Bu durum döviz için de geçerli. Dövizi evinde tutan ABD, Avrupa’ya sıfır faizli kredi veriyor. Önemli olan sisteme dahil olması. Cazip enstrümanlar geliştirildi, bunların geliştirilmesi için çalışmalar yapılıyor.

ÜRETİMİN ARTMASI GEREKİYOR
Altın üretimini artırmamız gerekiyor, yeni keşifler var. Altında ihtiyacı karşılayacak üretim çıkabilir. Orman, maden, çevre tartışmalarında hassasiyetler var. Tüm bunları çevre kurallarına uyarak geliştirmek lazım. Sanayi ve Orman Bakanlığı çalışma yapıyor. Yatırım yeri tahsisi, çevresel hassasiyetler, madencilik çalışmaları, ruhsat süreçleri de etkiliyor. Tarım Bakanlığı noktasal değil de bütüncül şekilde süreci belirlemeye yönelik sanayi, maden için nereler ayrılabilir diye çalışıyor. İşin sosyolojik tarafını izlemek lazım. Sosyal bilimciler bunu çalışmalı.