Gıda – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Sun, 04 Aug 2024 03:00:38 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Günde 4.3 milyon ekmek çöpe gidiyor https://www.foxtvhaber.com.tr/gunde-4-3-milyon-ekmek-cope-gidiyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/gunde-4-3-milyon-ekmek-cope-gidiyor/#respond Sun, 04 Aug 2024 03:00:38 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=17263 Dünyada gıda israfı, son yıllarda kritik bir seviyeye ulaştı ve bu durum milyonlarca insanın gıda kriziyle karşı karşıya kalmasına neden oldu.

Birleşmiş Milletler’in raporlarına göre, yıllık üretilen gıdanın yaklaşık üçte biri israf ediliyor. Bu, dünya genelinde 1,3 milyar ton yiyeceğin çöpe gitmesi anlamına geliyor. Gıda israfının bu kadar büyük bir boyuta ulaşmasının nedenleri arasında, üretim fazlası, lojistik sorunlar, ambalajlama hataları ve tüketici alışkanlıkları geliyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, dünya çapında bir kesim obeziteyle mücadele ederken 828 milyon insan ise açlıkla mücadele ediyor. Uzmanlar, gıda israfını azaltmak için tüketici eğitimi sağlamayı ve yiyecekleri dönüştürmeyi öneriyor.

Bu düşüncede herkesin sorumluluk alması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Emre Hastaoğlu, “Dünyada en çok ekmek israf eden 3. ülke haline gelmemizin en büyük nedeni bilinçsiz olmamız. Gıda israfını azaltmanın bir yolu da planlı ve bilinçli alışveriş yapmaktır. Bu listeyi yaparken de bütçemize uygun ihtiyacımız olan şeyleri ihtiyacımız kadar almamız gerekir” açıklamalarına yer verdi.

“Yılda 1.3 milyar ton gıda israf ediliyor”

Açıklanan verilere göre dünyada üretilen gıdanın 3’te 1’i israf edildiğini söyleyen Hastaoğlu, “Gıda bizim gezegenle aramızda kurduğumuz en önemli bağ. Gıda israfı, tüketilebilir düzeyde ki gıdanın ya tüketilmez hale gelmesi ya da son kullanma tarihinin geçmesiyle birlikte artık insanların tüketemeyeceği aşamaya gelmesi demektir. Dünyada üretilen gıdanın 3’te 1’i israf ediliyor. Bu durum tüketilmeden israf olması demek. Hasattan son tüketiciye kadar herkesin sorumluluğunda olan, bu süreç içerisinde herkesi etkileyebilecek sadece gıda üreticisini değil hem çevreyi hem doğayı hem de gelecek nesilleri etkileyecek unsurlar arasında yer almakta. 2023 yılında Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün açıkladığı rapora göre yılda 1.3 milyar ton gıda israf ediliyor. Ülkemizde ise günde 4.3 milyon adet ekmek israf ediliyor. Genel olarak bakıldığında dünyada üretilen gıdanın 1/3’inin israf edilmesi çok büyük ve ciddi bir oran. 2050 yılında nüfus artışıyla gıda ihtiyacımız yüzde 60 oranında artacağın ön görülmekte. Biz gıda israfının yarısını bile engellesek 2040 – 2050 yıllarında yaşanması muhtemel olan gıda savaşının da önüne geçebilir” ifadelerini kullandı.

“İsrafı azaltmanın yolu planlı alışveriş”

Gıdaya kolay ulaşmanın, gıda israfına neden olduğunu belirten Hastaoğlu, “Eskiden bu kadar gıda çeşitlerine ve miktarına kolay ulaşım sağlayamıyorduk. İsrafı azaltma yolunun en başında bilinçli tüketim yer alıyor. Bizler ekmek yere düşünce öpüp başımız üstüne koyan toplum içerisindeyken dünyada en çok ekmek israf eden 3. Ülke haline gelmemizin en büyük nedeni bilinçsiz olmamız yer alıyor. Gıda israfını önlemenin en önemli etkeni, yiyeceklerin tekrar kullanabilir olmasını aile halkının biliyor olması. Örneği bugün pilav yaptık ve arttıysa yarın kadınbudu köfteye dönüştürebiliriz. Günümüzde yaşanan açlığın sebebi yetersiz gıda üretimi değil gıdanın yetersiz ve dengesiz dağılımı olduğunu görüyoruz. Dünyanın bir kısmında obeziteyle mücadele yaşanırken bir kısımda açlıkla mücadele ediliyor. Gıda israfını azaltmanın bir yolu da planlı ve bilinçli alışveriş yapmaktır. Özellikle ramazan ayında da tavsiye edilir. Açken alışveriş yapılmaması önemlidir çünkü ihtiyacımız olmayan yiyecekleri de ister hale geliriz alırız ve doyduktan sonra tüketmeyebiliriz. Alışverişe çıktığımızda bir liste yapmalıyız. Bu listeyi yaparken de bütçemize uygun ihtiyacımız olan şeyleri ihtiyacımız kadar almamız gerekir” dedi.

 

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/gunde-4-3-milyon-ekmek-cope-gidiyor/feed/ 0
İklim krizi gıda sanayisini dönüştürüyor https://www.foxtvhaber.com.tr/iklim-krizi-gida-sanayisini-donusturuyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/iklim-krizi-gida-sanayisini-donusturuyor/#respond Fri, 02 Aug 2024 00:00:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=17096 Son yıllarda Türkiye’de yaşanan sıcaklıklar ve aşırı hava olayları, tarım sektöründe verim kaybına ve gıda üretiminde aksamalara neden olmaya devam ediyor. İklim krizinin tetiklediği bu durum, sürdürülebilir gıda sistemlerinin oluşturulması gerekliliğini daha da belirgin hale getiriyor.

İKLİM KRİZİ BİLİNCİ GÜÇLENİYOR

Toplumun iklim değişikliğine dair bilgi seviyesi, görüş ve davranışlarına yönelik olarak Yuvam Dünya Derneği ve KONDA iş birliğiyle “Türkiye’de İklim Krizi Algısı” araştırması yapıldı. Araştırmaya göre; 2023 yılında yüzde 65’lik bir kesim iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu belirtirken bu yıl bu oran 19 puan artarak yüzde 84’e çıktı. Geçen seneye kıyasla artan büyük endişe ise “gıdaya erişimde zorlanmak”

Araştırma ayrıca iklim değişikliği konusunda kendisini sorumlu hissedenlerin hem daha endişeli hem de gelecekteki tehditleri daha ciddi algıladığını ortaya koyuyor. Bu grup; geri dönüşüm yapma, plastik kullanımını azaltma ve sürdürülebilir markaları tercih etme gibi çevreci uygulamalara daha fazla yöneliyor. Araştırma sonuçları, iklim değişikliğiyle ilgili endişeler ve pratik eylemlerin güçlü bir bağlantısı olduğunu ortaya koyuyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİR GIDA SİSTEMİNİN ANAHTARI TEKNOLOJİ VE İNOVASYON

BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün açıkladığı veriler, 2050’de dünya nüfusunun 9,7 milyara ulaşacağını gösteriyor. Açıklanan rakamlar artan nüfusu beslemek için yaklaşık 25 yılda gıda üretiminin yüzde 60 oranında artması gerektiğini ortaya koyuyor.

Gıda israfının önlenmesi bu süreyi uzatabilse de tek başına kalıcı bir çözüm sunmadığından, tüm dünya sürdürülebilir bir gıda sistemi yaratmanın ve gıda üretimini artırmanın anahtarı olarak teknoloji ve inovasyonı konuşuyor. Bitki bazlı ve laboratuvar ortamında üretilen besinler ‘yeni gıda’ adıyla, giderek daha fazla dünya gündemine giriyor. Üretilecek yeni gıdaların, yüksek besleyicilik değerinin yanında sürdürülebilir, üretimi kolay ve tüketicinin kolay erişebileceği sağlıklı gıdalar olması gerekliliği ifade ediliyor. Ayrıca üretimde verimliliği artıracak akıllı tarım teknolojileri ve dikey tarım gibi yenilikçi yöntemler üzerine çalışmalar devam ediyor.

 “SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GIDA SİSTEMİ OLUŞTURMAK, EKONOMİK VE TOPLUMSAL BİR GEREKLİLİK”

Sürdürülebilir gıda sistemleri oluşturmak için sadece yasal düzenlemeler ve üretim yöntemlerinin geliştirilmesinin yeterli olmadığının altını çizen TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar; “Ülkemizde faaliyet gösteren gıda üreticisi şirketlerin sürdürülebilirlik konusunda duyarlı davranarak projeler geliştirdiklerini gözlemliyoruz. Toplumumuzun iklim krizi konusundaki bilinci güçleniyor ancak günlük pratiklerin de bu bilinçle yeniden gözden geçirilmesi ve sürdürülebilirlik hedefleriyle ters düşecek uygulamaların terk edilmesi oldukça önemli. Çünkü sürdürülebilir bir gıda sistemi oluşturmak, sadece çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir gereklilik. Bizler bu bilinçle 2014 yılında başlattığımız Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin 10.’sunu bu yıl 21-22 Kasım’da gerçekleştireceğiz. TÜGİS olarak, toplumsal ve sektörel gelişim için sürdürülebilirlik alanındaki öncü çalışmalarımıza devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

TÜGİS HAKKINDA

Ülkemizin ilk işveren sendikalarından TÜGİS, aynı zamanda Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) kurucu üyesidir. Üyeleri arasında ülkemizin önde gelen gıda üreticilerinin yer aldığı TÜGİS, yarım asrı aşkın süredir Türk gıda sanayiinin gelişmesi ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün artırılması adına öncü çalışmalara imza atmaktadır. TÜGİS, faaliyetlerine başladığı 1961 yılından bu yana sosyal diyaloğa, çalışma barışına ve gıda sanayiinin gelişimine kesintisiz katkıda bulunan yenilikçi bir sivil toplum örgütüdür.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/iklim-krizi-gida-sanayisini-donusturuyor/feed/ 0
Bakan Kacır: 594 milyar lira sabit yatırımla 246 bin istihdamın önünü açtık! https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-594-milyar-lira-sabit-yatirimla-246-bin-istihdamin-onunu-actik/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-594-milyar-lira-sabit-yatirimla-246-bin-istihdamin-onunu-actik/#respond Wed, 10 Jul 2024 22:48:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=15009 3’üncü Uluslararası Gıda ve İçecek Ürünleri ve Üretim Teknolojileri fuarı açılış töreninde konuşma yapan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “2002’den bugüne gıda ürünleri imalatına yönelik olarak 8 bin 268 yatırım için teşvik belgesi düzenledik. Bu teşvikler kapsamında, 594 milyar lira sabit yatırımla 246 bin istihdamın önünü açtık. 11’i Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi olmak üzere 201 Organize Sanayi Bölgemizde girişimcilerimiz, sanayicilerimiz, gıda ürünleri imalatı gerçekleştiriyor ve bu işletmelerde yaklaşık 185 bin kişiye istihdam olanağı sunuluyor” dedi.

Bu yıl İstanbul’da 3’üncüsü düzenlenen Uluslararası Gıda ve İçecek Ürünleri ve Üretim Teknolojileri fuarı açılış töreni, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla yapıldı.

10-13 Temmuz tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan fuarın açılış töreninde Bakan Kacır’ın yanı sıra (TÜRES) Genel Başkanı Ramazan Bingöl, dernek başkanları ve yabancı yatırımcılar hazır bulundu.

Açılış konuşmalarının ardından Bakan Kacır ve beraberindeki heyet, fuar alanında bulunan stantları gezerek ürünleri denedi ve üreticilerden bilgi aldı.

“201 ORGANİZE SANAYİ BÖLGEMİZDE 185 BİN KİŞİYE İSTİHDAM OLANAĞI SUNULUYOR”

“Toplumların gıdaya sürdürülebilir, sürekli ve kesintisiz bir şekilde erişimi sadece bir sosyal politika unsuru değil, en temel insan haklarından da birisidir” diyerek sözlerine başlayan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “İklim krizleri, pandemi, küresel göç ve bölgesel savaşlar; gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun tüm ülkeler için tarım ve gıdayı ikamesi mümkün olmayan sektörler hâline getiriyor.

Biz de tarım ve sanayii politikalarımızı buna göre şekillendiriyor ve güncelliyoruz. Özellikle tarım ürünlerimizin en önemli müşterisi konumundaki gıda sanayiimizi çok yönlü destekleyerek yatırım, üretim, istihdam, üretim, icat ve ihracat rotasında kalkınma yolculuğumuzda öncü sektörlerimiz arasında yerini almasını sağladık.

2002’den bugüne gıda ürünleri imalatına yönelik olarak 8 bin 268 yatırım için teşvik belgesi düzenledik. Bu teşvikler kapsamında 594 milyar lira sabit yatırımla 246 bin istihdamın önünü açtık. 11’i Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi olmak üzere 201 Organize Sanayi Bölgemizde girişimcilerimiz, sanayicilerimiz, gıda ürünleri imalatı gerçekleştiriyor ve bu işletmelerde yaklaşık 185 bin kişiye istihdam olanağı sunuluyor” ifadelerini kullandı.

“22 YILDA, 3 BİN 102 PROJEYE VE BİN 643 BİLİM İNSANINA 11,8 MİLYAR DESTEK SUNDUK”

Milli Teknoloji Hamlesi doğrultusunda, her alanda olduğu gibi gıda sektöründe de Ar-Ge odaklı üretime öncelik verildiğini vurgulayan Kacır, “Gıda sektörümüzün teknoloji ve inovasyon odaklı dönüşümüne öncülük eden 60 Ar-Ge merkezi ve yine teknoparklarımız bünyesinde 161 teknoloji girişimine destek sunuyoruz. Ülkemizin tarım ve gıda sektöründe ihtisaslaşmış ilk teknoparkı Mersin Agropark’ı kurarak gıda ve tarım teknolojilerinde yeni girişimlerin filizlenmesini hızlandırıyoruz. TÜBİTAK akademi, bilim insanı ve özel sektör Ar-Ge destek programları kapsamında; son 22 yılda gıda alanında yürütülen 3 bin 102 projeye ve bu alanda araştırma gerçekleştiren bin 643 bilim insanı ve gencimize 11,8 milyar lira destek sunduk.

Türkiye’nin en büyük Avrupa Birliği destekli gıda Ar-Ge ve inovasyon projesi INNOFOOD ile gıda ve içecek sektöründe yer alan tüm paydaşları kapsayacak, iletişim ağı ve kümelenme platformu Türkiye Gıda İnovasyon Platformunu, TÜGİP’i kurdu. Gıda İnovasyon Merkezimizi, gıda ve içecek sektörünün çözüm ortağı olarak faaliyete geçirdik” diye konuştu.

“680 PROJEYE 3,2 MİLYAR LİRA DESTEK OLDUK”

Yerel ve geleneksel değerlerin yenilik ve teknolojiyle buluşturmayı önceleyen Yerel Kalkınma Hamlesiyle atılan adımları aktaran Kacır, “Gıda ve gastronomi sektörüne yönelik; kalkınma Ajansları eliyle yürütülen 680 projeye 3,2 milyar lira destek olduk ve yararlanıcıların eş finansmanı ile birlikte 5 milyar liralık yatırım hacmi oluşturduk.

Topraklarımızın bereketini, mutfak kültürümüzün birikimini, çeşitliliğini ve zenginliğini ‘Anadoludakiler’ projesi ile gün yüzüne çıkardık. Anadolu’nun bereketli topraklarında yeşeren ürünleri bir araya getirerek kıymetli hazinelerimizin sandukasını açıyoruz, ülkemiz ve dünya ile paylaşıyoruz” dedi.

“OSMANİYE YER FISTIĞI VE BİNGÖL BALININ COĞRAFİ İŞARET ALMASININ MUTLULUĞUNU YAŞIYORUZ”

“Bugün itibarıyla tescilli bin 600 coğrafi işaret ve geleneksel ürüne sahibiz” diyerek sözlerini sürdüren Bakan Kacır, “Bugün iki coğrafi işaretli ürünümüzün daha, Osmaniye Yer Fıstığı ve Bingöl Balının da Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili almasının mutluluğunu yaşıyoruz.

Özellikle son dönemde coğrafi işaret tescilli ürünlerimizin uluslararası tanınırlığını ve ekonomik değere dönüşmesini hızlandırabilmek, güçlendirebilmek adına Avrupa Birliği coğrafi işaret tescillerinde bir atak yaptık.

Ve bu sayede 23 ürünümüzün Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili almasını sağladık. Bu listeyi büyütmeye, genişletmeye ve bu listeye dahil olan tüm ürünlerimizi muhafaza etmeye ve onlardan daha fazla ekonomik değer üretebilmek adına sizlerin, girişimcilerin, yatırımcıların yanında olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“DÜNYA AÇLIKLA MÜCADELE EDERKEN İSRAF EDİLEN TONLARCA GIDA OLDUĞUNU BİLİYORUZ”

Gıda israfının önüne geçilmesi gerektiğini de vurgulayan Kacır, “Dünyada her 9 kişiden biri açlıkla mücadele ederken diğer yandan israf edilen tonlarca gıda olduğunu biliyoruz. Bu adaletsiz tabloda ‘Gıdada sıfır kayıp’ hedefimizle gıda israfının da önüne geçmeyi hedefliyoruz. Yenilikçiliği destekleyerek, gıda israfını önleyerek, gıda ve içecek sektörümüzün ve sektörümüzü besleyen diğer alanların ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasında öncü olmasını sağlayan tüm girişimlerin yanında yer alacağız” diye konuştu.

KAYNAK: DHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-594-milyar-lira-sabit-yatirimla-246-bin-istihdamin-onunu-actik/feed/ 0
Gıda ve tarımsal tüketimde Güney Asya ve Hindistan’ın payı 10 yılda artış gösterecek https://www.foxtvhaber.com.tr/gida-ve-tarimsal-tuketimde-guney-asya-ve-hindistanin-payi-10-yilda-artis-gosterecek/ https://www.foxtvhaber.com.tr/gida-ve-tarimsal-tuketimde-guney-asya-ve-hindistanin-payi-10-yilda-artis-gosterecek/#respond Fri, 05 Jul 2024 22:24:07 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14153 Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO), bu yıl 20’incisi hazırlanan ve 2024-2033 yıllarını kapsayan Tarımsal Görünüm raporu yayımlandı.

Buna göre, son 20 yılda özellikle düşük ve orta gelirli ekonomilerdeki nüfus ve gelir artışına bağlı olarak tarımsal ürün tüketimi artış gösterdi. Teknoloji ve inovasyondaki ilerlemeler ve doğal kaynak üretimindeki büyümeyle bu ülkeler üretimlerini de hızla artırırken, tarımsal üretim ve tüketim noktalarının kayması bu dönemde uluslararası tarım ticaret modellerinde değişikliğe yol açtı.

Bu değişikliklerin etkisiyle, küresel tarım ve balıkçılık ürünleri toplam tüketiminin, büyük ölçüde düşük ve orta gelirli ülkelerde olmak üzerek, gelecek 10 yıl içinde yıllık yüzde 1 büyümesi bekleniyor. Küresel gıda tüketiminin ise bu dönemde nüfus ve gelir artışına bağlı olarak yıllık yüzde 1,2 artacağı hesaplanıyor.

Çoğu bölgede, hayvansal kaynaklı gıdaların payının artması ve bunun sonucunda hayvancılık üretiminin genişlemesi, bu büyümeye bağlı olarak da ürünlerin yem olarak kullanımındaki büyümenin doğrudan gıda kullanımındaki artışı geride bırakması bekleniyor.

TÜKETİMDEKİ BÜYÜMENİN YÜZDE 31’İNİ GÜNEY ASYA VE HİNDİSTAN OLUŞTURACAK

Küresel gıda ve tarımsal tüketimin büyümesinde Çin’in ağırlıklı etkisi ise giderek azalıyor. Çin’in son 10 yılda küresel tüketim artışında yüzde 28 olan payının gelecek 10 yılda yüzde 11’e düşeceği tahmin ediliyor. Bu düşüşte ülkedeki beslenme alışkanlıklarının oturması, daha yavaş gelir artışı ve azalan nüfusun etkili olması bekleniyor.

Küresel gıda ve tarımsal tüketimde Çin’in azalan etkisine karşın, artan kent nüfusları ve refah düzeylerine bağlı olarak, Hindistan ve Güney Doğu Asya ülkelerinin küresel tüketimdeki paylarını gelecek 10 yılda büyüyeceği ve 2033 itibarıyla küresel tüketim artışının yaklaşık yüzde 31’ini oluşturacağı tahmin ediliyor.

ULUSLARARASI TOPLUM “SIFIR AÇLIK” HEDEFİNDE SINIFTA KALABİLİR

Rapora göre, orta gelirli ülkelerde kalori alımının büyük ölçüde temel gıda maddeleri, hayvansal ürünler ve yağların daha fazla tüketilmesi nedeniyle 10 yılda yüzde 7 artması bekleniyor.

Düşük gelirli ülkelerde ise yüzde 4 olarak öngörülen bu oran, uluslararası toplumun 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kapsamında “sıfır açlık” hedefine ulaşamayacağını gösteriyor.

Ayrıca, bu ülkelerdeki gelir kısıtları, hayvansal ürünler, balık ve su ürünleri, sebze ve meyvelere dayalı daha besleyici ve protein açısından zengin diyetlere geçişi engellerken temel gıdalara olan bağımlılığın sürmesine yol açıyor.

DOĞU AVRUPA’DA ÜRETİMDEKİ BÜYÜMEYE TÜRKİYE LİDERLİK EDECEK

Rapora göre, dünya nüfusunun yüzde 12’sinin yaşadığı ve Türkiye’nin de dahil olduğu Avrupa ve Orta Asya bölgesinin küresel gıda ve tarımsal üretimdeki payı 2033 itibarıyla yüzde 14 azalabilir.

Bu düşüşte, Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle Ukrayna’nın üretim kapasitesinin zarar görmüş olması ve Avrupa Birliği’nin (AB) sürdürülebilir konusuna odaklanması etkili olabilir.

Bu kapsamda bölgenin tarımsal ve balık üretiminin net değerinin 2033’e kadar 2021-2023 dönemine kıyasla sadece yüzde 7 artacağı hesaplanıyor. Bu oran, son 10 yılda görülen büyümenin yarısından daha az ve Avrupa’daki üretimdeki önemli bir yavaşlamaya işaret ediyor.

Ukrayna’nın 2033’e kadar tarihi üretim kapasitesine ulaşılacağı varsayılsa da bölgedeki toparlanmanın yavaş olması beklenirken, Doğu Avrupa’da üretimdeki büyümeye yüzde 25 ile Türkiye’nin liderlik edeceği öngörülüyor. Türkiye’yi ise üretim artışındaki yüzde 7 payı ile Rusya’nın takip etmesi bekleniyor.

Batı Avrupa’da ise üretim artışının 2033’e kadar sadece yüzde 1,6 seviyesinde kalacağı ve Orta Asya’da Kazakistan’daki hızlı genişlemenin etkisiyle yüzde 24’lük bir büyüme görüleceği tahmin ediliyor.

GIDA İSRAFI VE FİYATLAR

OECD-FAO görünümüne göre, gıda israfının 2030’a kadar yarıya indirilmesi, dünyada tarım sektörü kaynaklı sera gazı emisyonlarının yüzde 4 ve yetersiz beslenen insan sayısının 153 milyon azaltılmasını sağlayabilir.

Gelecek 10 yılda uluslararası referans gıda fiyatlarında ise hafif bir düşüş öngörülüyor ancak bu durum yerel perakende gıda fiyatlarına yansımayabilir.

Uluslararası referans fiyatlarındaki olası değişimler, enflasyon, lojistik ve işleme maliyetleri nedeniyle yerel perakende fiyatlarında aynı şekilde görülmeyebilir. Bu nedenle, yerel koşulların bu şekilde kötüleşmesi geçim kaynaklarını zorlayabilir ve hassas durumdaki tüketicilerin gıda güvenliğini tehdit edebilir.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/gida-ve-tarimsal-tuketimde-guney-asya-ve-hindistanin-payi-10-yilda-artis-gosterecek/feed/ 0
Kahve içerken tüketilmemesi gereken 6 şey: Bu 6 gıdayı asla birlikte tüketmeyin! https://www.foxtvhaber.com.tr/kahve-icerken-tuketilmemesi-gereken-6-sey-bu-6-gidayi-asla-birlikte-tuketmeyin/ https://www.foxtvhaber.com.tr/kahve-icerken-tuketilmemesi-gereken-6-sey-bu-6-gidayi-asla-birlikte-tuketmeyin/#respond Fri, 05 Jul 2024 21:12:16 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14139 Kahve, birçok insan için günün başlangıcından itibaren tüketilen vazgeçilmez içeceklerden biridir. Ancak uzmanlara göre, kahve içerken tüketilmemesi gereken 6 şey bulunur. Bu altı şeyin her biri tek başına ne kadar faydalı olursa olsun, kahve ile birlikte tüketildiğinde sağlığınıza olumsuz etkiler yapabilir

Kahve keyfini yaşarken sağlığınızı da korumak için aşağıda belirtilen altı gıdayı tüketmekten kaçınmak önemlidir. İşte kahve içerken tüketilmemesi gereken 6 şey…

KAHVE İÇERKEN TÜKETİLMEMESİ GEREKEN 6 ŞEY

Narenciye:

Kahve içerken tüketilmemesi gereken 6 şeyden biri narenciyedir. Kahve doğal olarak asidik bir içecek olduğu için, turunçgiller gibi asidik meyvelerle birlikte tüketildiğinde sindirim rahatsızlıklarına neden olabilir. Turunçgiller, mide yanması ve reflü gibi semptomları şiddetlendirebilir. Bu yüzden sindirim sağlığınızı korumak için kahve ile narenciye tüketmekten olabildiğince kaçınmanız gerekir.

Süt:

Kahve içerken tüketilmemesi gereken 6 şeyden bir diğeri ise duyunca çok şaşıracağınız ve muhtemelen kahveye ekleyince tadını çok sevdiğiniz bir seçenek olan süt. Yapılan araştırmalar doğrultusunda kahveye eklenen sütün, kalsiyum emilimini azaltacağı ortaya çıkarılmıştır. Kahvedeki kafein, sütte bulunan kalsiyumun vücut tarafından alınmasını zorlaştırabilir. Bu durumda fazla miktarda kahve içen kişilerde, kalsiyum eksikliği riskini artırabilir ve kemik sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir.

Kızartılmış Yiyecekler:

Kahve içerken tüketilmemesi gereken 6 şeyden üçüncüsü ise kızartılmış yiyeceklerdir. Yüksek kahve tüketimi, kandaki anormal yağ seviyelerinin artmasına neden olarak, kalp sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Aynı zamanda kızartılmış gıdaların düzenli tüketimi, kardiyovasküler hastalık riskini artırabileceği de uzmanlar tarafından kanıtlanmıştır. Bu nedenle, kahve içerken ya da sonrasında kızartılmış gıda tüketimini kontrol edilebilir düzeyde tutmak oldukça önemlidir.

Kahvaltılık Tahıllar:

Kahve içerken tüketilmemesi gereken 6 şeyden bir diğeri ise genellikle pratik olması açısından yapılan bol tahıllı kahvaltılıklardır. Kahve, kahvaltılık tahıllarda bulunan bazı minerallerin emilimini etkileyebilir. Özellikle çinko gibi önemli minerallerin emilimi konusunda belirgin bir etkisi bulunur. Bu nedenle, kahvaltılık tahılları kahveden ayrı bir zamanda tüketmek daha uygun olabilir.

Yüksek Sodyum İçeren Gıdalar:

Yüksek sodyum içeriğine sahip gıdalar, kan basıncını doğrudan etkileyebilir. Kahve zaten vücuttaki biyolojik süreçlere müdahale eden kafein içerir. Bu nedenle kahve içerken tüketilmemesi gereken 6 şeyden yüksek sodyum içeren gıdalardır. Yüksek sodyum içeren besinleri tüketirken kahvenin miktarını dikkatlice ayarlamak gerekebilir, aksi takdirde bu durum hipertansiyon riskini tetikleyebilir.

Kırmızı Et:

Kahve içerken tüketilmemesi gereken 6 şeyden sonuncusu kırmızı ettir. Özellikle demirin gibi besinlerin bağırsaktaki emilimini etkileyebilir, Kırmızı ette, demirin en iyi doğal kaynaklarından biri olarak bilinir. Ancak kahve ile birlikte kırmızı et tüketildiğinde, demirin vücut tarafından emilimini azaltabilir. Bu da demir eksikliği riskini artırabilir. Bu nedenle, demirin daha iyi emilimini sağlamak için kahve ile kırmızı et tüketimini ayrı tutmak önemlidir.

Kahve, günlük olarak yeteri miktarda tüketilebilir ancak bu beslenme kurallarına dikkat edilmediği takdirde sağlık sorunlarına yol açabilir. Beslenme uzmanları, kahve içerken tüketilmemesi gereken 6 şey için dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. Sağlıklı bir yaşam için beslenme alışkanlıklarınızı gözden geçirmek ve uzman önerilerini takip etmek önemlidir. Böylelikle hem kahvenin keyfini çıkarabilir hem de sağlığınızı koruyabilirsiniz.

İlginizi çekebilir;

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/kahve-icerken-tuketilmemesi-gereken-6-sey-bu-6-gidayi-asla-birlikte-tuketmeyin/feed/ 0
Güvenilir gıdaya yönelik çalışmalar tek paltformda toplandı https://www.foxtvhaber.com.tr/guvenilir-gidaya-yonelik-calismalar-tek-paltformda-toplandi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/guvenilir-gidaya-yonelik-calismalar-tek-paltformda-toplandi/#respond Fri, 28 Jun 2024 23:36:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=13776 Yumaklı, Mersin’de bir otelde Güvenilir Ürün Platformu ve Mersin Ticaret Borsası işbirliğiyle düzenlenen 2024 Tarım Zirvesi ve Ulusal Ürün Konseyleri Buluşmasın’da, gıda arz güvenliği konusunun ülklerin milli güvenlik meselesi haline geldiğini söyledi.

Türkiye’nin tarım alanında dünyada önemli ülkelerden olduğunun altını çizen Yumaklı, ülkenin iyi bir potansiye sahip olduğunu ve bunun daha çok üretim ve ihracata çevrilmesi gerektiğini anlattı.

Yumaklı, Türkiye’nin tarım ve gıda ürünlerinde net ihracatçı bir ülke olduğuna işaret ederek, tarım ve gıda ürünleri ihracatının, 2023’te bir önceki yıla göre yüzde 3,3 artışla 31 milyar dolara ulaştığını anımsattı. Yumaklı, dış ticaret fazlasının ise yüzde 3 artışla 7 milyar dolar olarak gerçekleştiğini vurguladı.

Söz konusu ihracatın bu yılın ocak-nisan döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10,7 artttığını hatırlatan Yumaklı, ithalatın ise yüzde 15,3 azaldığını ifade etti.

“BU YILIN EKİM AYINDAN İTİBAREN ÜRETİM PLANLAMASINI UYGULAMAYA GEÇECEĞİZ”

Yumaklı, sektörde devrim niteliğinde düzenlemeler yaptıklarının altını çizerek, “Bu yılın ekim ayından itibaren üretim planlamasını uygulamaya geçeceğiz. Hayvansal üretimle planlamaya yürürlüğe koymuş olacağız, çalışmaları bitirdik. Bitkisel üretim tarafında, biraz daha karmaşık olduğu için uzun bir süre istişare etmek zorunda kaldık. Hayvansal üretimle ilgil iolan Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere, bitkisel üretimle ilgili olanın ise çok az bir teknik çalışması kaldı. Sözleşeli üretim ve suya göre tarım konularını da üretim planlaması kapsamında etkin hale getirmiş durumdayız.” ifadelerini kullandı.

Vatandaşların güvenilir, sağlıklı ve kaliteli gıdaya ulaşmasına önem verdiklerini belirten Yumaklı, “Bunun için gerekli düzenlemeleri yaptık, yapmaya devam ediyoruz. 81 ilimizde güçlü bir denetim altyapımız var. 41 kamu ve 107 özel kurum var. 15 AR-GE merkezimiz var, 7 bin 617 arkadaşımız da sahada denetimlere devam ediyorlar. Bu güçlü altyapıyla 2023 yılında 1,3 milyon denetim yaptık.” dedi.

Yumaklı, gıda etiketlerinde yanıltıcı görsel ve bazı gıda katkı maddelerinin yasaklanması gibi düzenlemeleri de yaptıkları anımsatarak, şunları kaydetti:

“Vatandaşların yapılan denetimlere ulaşabilmesi için bir karekod sistemi getirdik. Karekod uygulaması Tarımcebimde uygulamasındaki seçenekte var. O seçenekte bir gıda noktasına gittiğnizde karekodu okuttuğunuzda, oranın en son ne zaman denetlendiğini göreceksiniz. Bunun ikinci adımı için çalışmalar devam ediyor. Bu denetimin sonuçlarını da göreceksiniz. Bütün işletmelere kendilerinin bu noktada güvenilir gıda ile alakalı bu sisteme dahil olmalarını bekliyoruz. Gittiğiniz yerde o barkod yoksa kafanızda soru işaret eolabilir. Buna gönüllü katılımları istiyoruz. Başka bir yeniliği de söylemek istiyorum, guvenilirgida.tarimorman.gov.tr internet sitemiz bugünden itibaren yayına başladı. Güvenilir gıdaya dönük olarak yapmış olduğumuz bütün çalışmaları artık vatandaşlarımız tek bir platformda görüyor olabilecek.”

Bakan Yumaklı, açılış konuşmalarının ardından, destek alarak üretim yapan 6 başarılı çiftçiye ödül verdi.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/guvenilir-gidaya-yonelik-calismalar-tek-paltformda-toplandi/feed/ 0
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki açlık krizi Filistinlilerin hayatını tehdit ediyor https://www.foxtvhaber.com.tr/gazze-seridinin-kuzeyindeki-aclik-krizi-filistinlilerin-hayatini-tehdit-ediyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/gazze-seridinin-kuzeyindeki-aclik-krizi-filistinlilerin-hayatini-tehdit-ediyor/#respond Thu, 20 Jun 2024 22:48:19 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=13234 İsrail’in aylardır devam eden yıkıcı saldırıları, ablukanın sıkılaştırılması ve kısıtlı olan gıda ürünlerinin girişinin engellenmesi nedeniyle Gazze Şeridi’nin kuzeyi ve Gazze kentinde artan açlık krizi Filistinlilerin hayatını tehdit ediyor.

Gazze ve kuzey bölgelerinde gıda ürünlerindeki kıtlık ve temel hizmetlerdeki yoksunluğun yanı sıra evlerin, altyapının yok edilmesi, insani durumu her geçen gün daha da kötüleştiriyor.

İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana yürüttüğü saldırıların yol açtığı kıtlığın izleri, zorla yerlerinden edilen Filistinlilerin kaldığı çadır, okul, hastanelerde görülüyor.

Kıtlık, saldırıların ve yerlerinden edilmeye zorlanmanın ağır yükü altında kalan Filistinli binlerce ailenin arasında adeta bir hayalet gibi dolaşıyor.

Bunlarla birlikte Gazze’nin dünyaya açılan tek kapısı ve insani yardımların büyük ölçüde bölgeye ulaştırıldığı Refah Sınır Kapısı da 7 Mayıs’tan bu yana İsrail işgali altında olması nedeniyle kapalı.

Refah’ın kapalı olması, gıda sıkıntısıyla karşı karşıya kalan Gazze’ye insani yardım girişlerini önemli ölçüde olumsuz etkiliyor.

“İnsani yardım sağlamaya yönelik uluslararası çaba yok”

Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Örgütü (Euro-Med) Başkanı Rami Abduh, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Gazze’de şu anda açlığın benzeri görülmemiş bir şekilde yaşandığına şahit oluyoruz. Bu süreçte yetişkin erkek ve kadınların yaklaşık 10 ila 15 kilogram arasında kilo kaybı yaşadığını tahmin ediyoruz.” dedi.

Abduh, “İnsani yardım sağlamaya yönelik uluslararası çaba yok. Belki de bu durum İsrail politikalarına teslim olma ve ABD yönetiminin, insani yardımların yüzer iskeleden ulaştırılmasına ilişkin açıklamalarının ciddi olduğuna inanma sebebiyle ortaya çıktı.” ifadelerini kullandı.

ABD’nin kurduğu ancak tahrip olan Gazze’deki “yüzer iskeleye” ilişkin Abduh, şunları söyledi:

“Gazze sahilindeki yüzer iskelenin amacı esasen propaganda. İsrail’e açlık politikasını sürdürme fırsatı vermekten ve bu suçu sona erdirmeye yönelik tüm uluslararası çabaları boşa çıkarmaktan başka bir işe yaramadı.”

ABD’nin insani yardımları denizden ulaştırmak amacıyla Gazze sahiline iki aydan fazla bir sürede kurduğu ve 17 Mayıs’ta faaliyete geçen yüzer iskele, birkaç hafta içinde kötü hava şartları nedeniyle parçalanarak işlevsiz kalmıştı.

Filistinli çevreler ise yüzer iskelenin “İsrail ve ABD’nin gizli siyasi çıkarları” için kurulduğuna dikkati çekiyor.

Her 10 çocuktan 9’u yetersiz besleniyor

Gazze Şeridi’nin kuzey şehirlerindeki açlık krizi uluslararası kurumların hazırladığı raporlara da yansıyor.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), 7 Haziran’daki açıklamasında Gazze’de her 10 çocuktan 9’unun ciddi gıda sıkıntısı çektiğini, yetersiz beslenmenin Gazze Şeridi’nde yaşam riskini artırdığını ifade etti.

Raporda, Gazze’deki durumun, ailelerin çocuklarının beslenme ihtiyaçlarını karşılayamadığını gösterdiğine, bunun da çocuklar açısından vahim sonuçlara yol açabileceğine vurgu yapıldı.

UNICEF, “çocuklar arasındaki gıda yetersizliğini önlemek için somut adımlar atılması” çağrısında bulundu.

Gazze Şeridi’nin kuzeyi ile Gazze kentinde Filistinlilerin çoğu kısıtlı miktardaki konserve yiyecekler ya da çevreden topladıkları otlarla karınlarını doyurmaya çalışıyor.

Yetersiz beslenmenin sonucu olarak son aylarda bölgede gıda eksikliği nedeniyle çocuklar dahil olmak üzere çok sayıda kişi hayatını kaybetti.

Gazze halkının yarısı açlık ve ölümle karşı karşıya

BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, Gazze’de nüfusun yarısının yani 1 milyondan fazla kişinin temmuz ortasında ölüm ve açlıkla karşılaşacağının öngörüldüğünü açıkladı.

Griffiths, Sudan ve Gazze’deki çatışmaların kontrolden çıktığını, milyonlarca insanı açlığın eşiğine getirdiğini belirtti.

Hamas ise dün yaptığı açıklamada, Gazze’deki 3 bin 500 çocuğun yetersiz beslenme, besin takviyesi ve aşı eksikliği nedeniyle ölüm riskiyle karşı karşıya olduğunu kaydetti.

Açıklamada, İsrail saldırıları nedeniyle insani yardımların ulaşamamasının sonucu olarak şu ana kadar en az 40 çocuğun açlıktan hayatını kaybettiği ifade edildi.

Gazze hızla kıtlığa doğru ilerliyor

Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi Genel Müdürü İsmail es-Sevabite de Gazze’nin hızla kıtlığa doğru ilerlediğini; İsrail ile ABD yönetiminin, saldırıların ağır etkisi altındaki Filistin halkına yardımların ulaşmaması için bir komplo yürüttüklerini ifade etti.

Sevabite, “Kıtlık hayaleti, doğrudan vatandaşların hayatını tehdit ediyor, bu durum başta çocuklar olmak üzere açlık kaynaklı ölümlerde artışın olduğunu gösteriyor. Yetersiz beslenme, besin takviyelerinin olmayışı ve Gazze’ye girişi yasaklanan aşıların eksikliği nedeniyle 3 bin 500 çocuk ölüm tehlikesi altında.” dedi.

Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi Müdürü, şöyle devam etti:

“İşgalci İsrail ve ABD yönetimi, Gazze’de sivillere karşı yürüttükleri soykırım savaşının bir parçası olarak, 2,4 milyon sivili açlığa sürüklemekte, çocuklara ve hastalara yönelik aç bırakma politikasını sürdürmekte, gıda ve ilaç girişini tehlikeli ve insanlık dışı bir şekilde engellemekte ısrar ediyor.”

Sevabite, “İşgalci İsrail’in ve ABD yönetiminin siyasi baskı aracı olarak yardım ve gıda girişini engelleme suçu, Gazze’nin tüm bölgelerinde acıların önemli ölçüde artmasına neden oldu.” ifadesini kullandı.

İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 694’ü çocuk, 10 bin 279’u kadın olmak üzere 37 bin 431 Filistinli öldü, 85 bin 653 kişi yaralandı.

Enkaz altında hala binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/gazze-seridinin-kuzeyindeki-aclik-krizi-filistinlilerin-hayatini-tehdit-ediyor/feed/ 0
Gıda beslenme beyanlarına yeni düzenleme geliyor https://www.foxtvhaber.com.tr/gida-beslenme-beyanlarina-yeni-duzenleme-geliyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/gida-beslenme-beyanlarina-yeni-duzenleme-geliyor/#respond Sat, 15 Jun 2024 21:12:12 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12937 Türk Gıda Kodeksi Beslenme Beyanları Yönetmeliği Hakkında Kılavuz Taslağı, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından ilgili kurum ve kuruluşların görüşüne sunuldu.

Gıdaların etiketinde, tanıtımında, sunumunda ve reklamında kullanılan beslenme beyanlarıyla ilgili olarak tüketicilerin doğru bilgilendirilmesini ve yanıltılmasını önlemek amacıyla hazırlanan taslağa göre, yönetmelik hükümlerine uygun olarak piyasaya arz edilen gıdaların etiketi, tanıtımı ve reklamında kullanılan beslenme beyanları, yanlış, yanıltıcı, şüphe ve endişeye neden olmadan ortalama tüketicinin anlayacağı biçimde olacak.

Beslenme beyanı olarak yorumlanabilecek ticari marka veya özel isim, yönetmelikte yer alan ilgili beslenme beyanı koşullarının karşılanması ve ilgili beyanın da yapılması şartıyla kullanılabilecek.

Gıdalarda kullanılan beslenme beyanı olarak yorumlanabilecek görseller, söz konusu gıdanın beyan koşulunu karşılaması ve tüketicide endişeye neden olmaması şartıyla bulunabilecek. Beslenme beyanı ifadelerinin yerine anlamını değiştirmeyecek ve güçlendirmeyecek şekilde eşdeğer ifadeler de kullanılabilecek.

Vitamin, mineral ve lif için belirlenen “kaynak” beyan koşulunu sağlayan gıdalar için “C vitaminli”, “lifli”, “çinkolu” gibi beyanlarla, “yüksek” beyan koşulunu sağlayan gıdalar için “zenginleştirilmiş lif”, ‘”C vitaminince zengin” gibi beyanlar kullanılabilecek.

Enerji yönünden, “azaltılmış veya daha az” beyanını karşılayan bir üründe “light”, “hafif” gibi ifadelerin kullanılabilmesi için etikette öncelikle “azaltılmış/daha az” beyanının olması gerekecek.

Bir gıda, beslenme beyanı yapabilme koşullarını doğal bileşiminde bulunan bir besin öğesi veya diğer öğe ile karşılıyorsa, beslenme beyanının önüne “doğal olarak/doğal” ibaresi eklenebilecek.

KARŞILAŞTIRMA KRİTERLERİ

Karşılaştırmalı beslenme beyanı, sadece aynı kategorideki aynı ürün adına sahip gıdalar arasında olabilecek. Gıdada bulunan bir besin öğesinin miktarındaki veya gıdanın enerji değerindeki fark belirtilerek, karşılaştırmalı beyan aynı miktardaki gıda için yapılabilecek.

Karşılaştırmalı beslenme beyanları yapılırken referans alınacak ürünler, daha önce karşılaştırma yapılmış ürünler olmayacak.

Buna göre, bir ürün üzerinde “yüzde 30 şekeri azaltılmıştır” ifadesi bulunuyorsa, diğer bir ürün için bu ürüne göre şeker azaltılmasına yönelik beyan yapılamayacak.

Ürünlerde enerji ve besin öğelerinde karşılaştırmalı beyan yapıldığında aynı kategoride aynı adla ürün bulunmaması durumunda aynı kategorideki benzer ürünle kıyaslama yapılabilecek.

Bu kapsamda, bir firmanın “kakaolu kek” adlı ürününde karşılaştırmalı beyan yapabilmesi için öncelikle diğer firmaların ve firmanın kendine ait aynı adlı ürünleri referans alınacak. Piyasada aynı adla ürün bulunmuyorsa benzer ürünler referans alınabilecek.

Yoğurt ile peynir, puding ile çikolata, kokolin (compound chocolate) ile çikolata, bisküvi ile dondurma ve tereyağı ile margarin karşılaştırması yapılamayacak. Kaplamalı dolgulu kek, kaplamalı dolgulu kek ile karşılaştırılabilirken, kaplamasız ve kaplamalı kekler birbiriyle karşılaştırılamayacak.

“İLAVE ŞEKER İÇERMEZ/ŞEKER İLAVESİZ” BEYANI

Belirli beslenme beyanlarının kullanımına ilişkin kısıtlamalar da getirildi. “İlave şeker içermez/şeker ilavesiz” beyanı için söz konusu gıdaya herhangi bir monosakkarit veya disakkarit eklenmemiş olacak.

Gıdaya tatlandırma özelliği olan sakaroz, glukoz, fruktoz, bal, mısır şurubu, meyveli şurup ve meyve suyu konsantresi gibi herhangi bir gıda eklenmemiş olması gerecek.

“İlave şeker içermez/şeker ilavesiz” beyanını karşılayan gıdaların etiketinde bu beyan yapılıyorsa, “doğal olarak şeker içerir” ifadesi büyük harflerle, beyanın yapıldığı her yerde, aynı yazı tipi ve stilde, arka plan rengiyle kontrast oluşturacak şekilde yer alacak.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/gida-beslenme-beyanlarina-yeni-duzenleme-geliyor/feed/ 0
Kerevitaş sürdürülebilirlik raporunu yayımladı https://www.foxtvhaber.com.tr/kerevitas-surdurulebilirlik-raporunu-yayimladi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/kerevitas-surdurulebilirlik-raporunu-yayimladi/#respond Sat, 15 Jun 2024 00:48:14 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12865 Kerevitaş, 7’nci sürdürülebilirlik raporunu yayımladı. Bağımsız güvence beyanı ile yayımlanan raporda Kerevitaş’ın 2023 yılında ”Doğanın Geleceği için Çalışıyoruz”, ”Paydaşlarımızla Güçleniyoruz” gibi sürdürülebilirlik alanında gerçekleştirdiği çalışmalara yer verildiği görüldü. Kerevitaş CEO’su Mert Altınkılınç, ”Sorumlu üretim anlayışımızla gıdanın sürdürülebilirliğini sağlamayı en büyük önceliğimiz olarak görüyoruz” dedi.

Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını Yıldız Holding’in ‘İsrafsız Şirket’ iş modeli çerçevesinde ve ‘Bu Dünya Bizim’ yaklaşımıyla yürüttüğünü bildiren Kerevitaş, 2023 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Raporda, ‘Doğanın Geleceği için Çalışıyoruz’, ‘Paydaşlarımızla Güçleniyoruz’ ve ‘Geleceğe İlham Veriyoruz’ odak alanları altında hayata geçirilen projeler ile şirketin sürdürülebilirlik vizyonuna ilişkin ayrıntılara yer verildi. 2022 yılında ilk kez başlatılan bağımsız güvence süreçlerinde, 2023 yılında veri kapsamı genişletilerek 32 çevresel ve 64 sosyal performans göstergesi için bağımsız güvence alındı.

“TAAHHÜTLERİMİZİN ÖTESİNE GEÇEN SOMUT ADIMLAR ATIYORUZ”

Teknoloji ve inovasyonun gücünden faydalanarak sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarına hız kesmeden devam ettiklerini belirten Kerevitaş CEO’su Mert Altınkılınç, “Sorumlu üretim anlayışımızla gıdanın sürdürülebilirliğini sağlamayı en büyük önceliğimiz olarak görüyoruz. Buna yönelik olarak gıda israfının önlenmesi, atık yönetimi, gıda güvenliği, kaynakların verimli kullanımı, sürdürülebilir ham madde tedariği gibi konulara odaklanırken en önemli paydaşlarımız olan çiftçilerimizle onarıcı tarım uygulamaları konusunda birlikte çalışıyoruz. Yüzde 96’ya ulaşan yerel tedarikçi oranımızla yerel kalkınmayı destekliyoruz. Kerevitaş olarak önümüzdeki dönemde karbonsuzlaşma yolculuğumuza devam ederken, sosyal sürdürülebilirlik alanında da dönüştürücü etkimizi pekiştirecek projeler geliştirmeyi sürdüreceğiz. Her zaman olduğu gibi taahhütlerimizin ötesine geçen somut adımlar atmaya ve paydaşlarımızla birlikte sürdürülebilir gıdanın geleceğini şekillendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.” dedi.

TARLADAN SOFRAYA TÜM SÜREÇLERDE VERİMLİLİK ESAS ALINDI

Şirketten yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Hasat aşamasından itibaren tüm süreçlerini gıda kaybını azaltmak üzere tasarlayan Kerevitaş, ürünlerin yıkanması, dondurulması ve paketlenmesi sırasında israfı önlemek amacıyla yürüttüğü ‘SuperFresh Topraktan Tabağa Sıfır Gıda Kaybı’ projesine 2023 yılında da devam etti. Bu yolculuğu sektörde bir ilk olan belgesel iletişimi ile tüketicilerimize de anlattık. Proje kapsamında gerçekleştirilen iyileştirme uygulamaları sonucunda Türkiye’de meyve-sebze kategorisinde yüzde 53 olan gıda kaybı ve atığı oranının, tarımsal üretimde yüzde 3’e düşmesi, dağıtım sürecinde ve hane halkı seviyesinde ise kaybın sıfırlanması sağlandı. Proje kapsamında sürdürülebilir tarım uygulamaları konusunda çiftçilere 420 saat eğitim verildi. Su kaynaklarının verimli kullanımına da stratejik öncelikleri arasında yer veren Kerevitaş’ta tüm değer zincirinin bu alandaki pozitif etkisini artırmaya yönelik çalışmalar devam ediyor. Tatlı mısır ekilen alanlarda damla sulama yönteminin yaygınlaştırılması için sözleşmeli çiftçilere sağlanan damla sulama desteğiyle 2023 yılında 4,5 milyon ton su ve 3,4 milyon kWh elektrik tasarrufu elde edildi. Kerevitaş’ta ambalaj azaltımı projeleriyle de 86 ton plastik tasarrufu gerçekleşti.”

AR-GE VE İNOVASYON YATIRIMLARI DEVAM EDİYOR

Ar-Ge ve inovasyon stratejisi doğrultusunda, sağlıklı fonksiyonel özellikte yeni ürünlerin geliştirilmesi, atıkların değerlendirilmesi, plastik kullanımı, karbon ve su ayak izlerinin azaltılması konularında paydaşlarla iş birlikleri geliştirilmeye devam ederken T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tescilli SuperFresh, 2023 yılında 40’a yakın ürün lansmanı gerçekleştirdi.

‘TARIMIN KADIN YILDIZLARI’ SOSYAL ETKİYLE PARLIYOR

Yapılan açıklamaya göre; Kerevitaş, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destekleriyle 2022’de başlattığı ‘Tarımın Kadın Yıldızları’ projesiyle sözleşmeli kadın çiftçilerle iş birliğine devam ediyor. 3 yılda desteklenen kadın çiftçi oranının yüzde 100 artırılması hedefine 1 yılda ulaşılan projede kadın üreticilerden gerçekleştirilen ürün alımlarıyla 35 milyon lira tutarında değer yaratıldı ve kadın çiftçi sayısı 2023 yılında 2,5 kat arttı. Projenin kadın çiftçilerin hayatındaki dönüştürücü rolünü tespit etmek ve öncelikli gelişim fırsatlarını belirlemek amacıyla geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen araştırmanın çıktıları baz alınarak projenin yeni dönemi sosyal etkiyi güçlendirecek şekilde yeniden kurgulandı. Tarımın Kadın Yıldızları’nda önümüzdeki dönemde onarıcı tarım uygulamaları ve verimlilik odaklı eğitimler başta olmak üzere kadın çiftçilerin üretimlerine ve gelişimlerine katma değer sağlayacak pek çok program hayata geçirilecek.

KARBONSUZLAŞMA PROJELERİYLE 3,4 MİLYON TL’NİN ÜZERİNDE FİNANSAL TASARRUF SAĞLANDI

2050 ‘Net Sıfır’ hedefi çerçevesinde karbon emisyonunu azaltmak adına gerçekleştirilen projelerle kapsam 1 sera gazı emisyonlarında yüzde 10 azaltım sağlanarak yıllık 2.923 MWh enerji, 3,4 milyon liranın üzerinde finansal tasarruf elde edildi.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/kerevitas-surdurulebilirlik-raporunu-yayimladi/feed/ 0
Sabri Ülker Vakfı, yaz aylarında gıda zehirlenmesine karşı uyardı https://www.foxtvhaber.com.tr/sabri-ulker-vakfi-yaz-aylarinda-gida-zehirlenmesine-karsi-uyardi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/sabri-ulker-vakfi-yaz-aylarinda-gida-zehirlenmesine-karsi-uyardi/#respond Mon, 10 Jun 2024 05:48:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12325 Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, dünya genelinde, yılda 125 bini 5 yaş altında 420 bin kişi, güvenli olmayan gıdalar nedeniyle yaşamını yitiriyor. Son tahminler, güvensiz gıdanın etkisinin, düşük ve orta gelirli ekonomilerde her yıl yaklaşık 95 milyar dolar civarında üretkenlik kaybına neden olduğunu ortaya koyuyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), gıda güvenliği, hastalıkların önlenmesi ve sektörler arasında bu konudaki işbirlikçi yaklaşımların tartışılması amacıyla her yıl 7 Haziran’ı Dünya Gıda Güvenliği Günü olarak kutluyor. Güvensiz gıda tüketiminden kaynaklı sorunlara dikkat çekilen uluslararası günün bu yılki sloganı “Gıda Güvenliği: Beklenmedik Durumlar İçin Hazırlık Yap” olarak belirlendi.

ÜRETİMDEN TÜKETİME HER AŞAMADA GIDA GÜVENLİĞİ KRİTİK ÖNEME SAHİP

Sabri Ülker Vakfı Beslenme ve Bilimsel İletişim Yöneticisi Uzm. Dyt. Özge Dinç Coşkun, üretimden hasada, işleme, depolama, dağıtım, hazırlık ve tüketime, gıda zincirinin her aşamasında gıda güvenliğinin kritik önem taşıdığına dikkati çekti. Özellikle, taze meyve sebze çeşitliliğinin arttığı yaz aylarındaki sıcaklıkların, zincirin tüm aşamalarında besin kaynaklı zehirlenmeler için zemin oluşturduğunu belirten Coşkun, gözle görülemeyen bakteri, virüs, parazit veya kimyasal maddelerin bozulmuş gıda ve suyla vücuda girmesiyle bulaşıcı hastalıkların oluştuğuna vurgu yaptı.

Coşkun sözlerine şöyle devam etti:

“Organik gübre, sulama için kullanılan su, depolama, taşıma için kullanılan kaplar, araçların yüzeylerindeki mikroorganizmalar ile ürünü alanların ellerindeki mikroplar, besin zehirlenmelerine yol açabiliyor. Dünya genelinde her 10 kişiden 1’i, zararlı maddelerin bulaştığı gıdalar nedeniyle hastalanıyor. Bakteriler, virüsler, parazitler veya ağır metallerle kontamine olmuş gıdaların tüketilmesi, 200’den fazla hastalığa neden oluyor. Dünya nüfusunun yüzde 9’unu oluşturan 5 yaşın altındaki çocuklar ise güvenli olmayan gıda tüketimi kaynaklı sorunlardan en fazla etkilenen kesimi oluşturuyor. Bu çocuklar hastalık yükünün yüzde 40’ını taşırken, güvenilir gıdaya erişememe ve yetersiz beslenme nedeniyle ölüm riski bu yaş grubunda daha yüksek oranlara ulaşıyor.”

BASİT AMA ETKİLİ ÖNLEMLERLE HASTALIKLARDAN KORUNMAK MÜMKÜN

Coşkun, gıda güvenliğinin hafife alınmaması gerektiğine, sorunların basit tedbirlerle derinleşmeden önlenebileceğine dikkati çekti. Pişirilmeden tüketilen taze meyve ve sebzelerin temas ettikleri her kalıntıyı vücuda taşıdığını belirten Coşkun, özellikle yaz aylarında dışarıda açık satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçınılmasını önerdi.

Coşkun, tüketicilere, mikrobiyolojik kontaminasyondan kaynaklanan risklerin azaltılması için şu önerilerde bulundu:

* Alışveriş yaparken, taze görünen ve iyi durumda olan meyve ve sebzeleri seçiniz, kötü kokulu, açıkça hasar görmüş veya küflü besinleri satın almayınız.

* Paket içerisindeki sebzelerde sıvı birikimi, sebzelerin yıkandığını ancak yeterince kurutulmadığını, bu nedenle küflenme riski taşıyabileceğini gösterir. Bu tür ürünleri satın almaktan kaçınınız.

* Ürünleri eve getirdiğinizde bekletmeden temiz, soğuk (5 °) bir buzdolabına yerleştiriniz.

* Çabuk bozulma potansiyeli olan, et, yumurta, süt ve balık gibi besinleri açıkta bekletmeyiniz.

* Elma ve havuç gibi bazı meyve ve sebzeler uzun süre bozulmadan saklanabilir, ancak çoğu ürünün birkaç gün içinde kullanılması gerektiğini unutmayınız.

* Daha fazla olgunlaşma gerektiren muz, domates veya meyveleri oda sıcaklığında tutmaya özen gösteriniz.

* Yemeden önce meyve ve sebzeleri bol ve temiz akan suda yıkayınız. Dış yaprakları veya kabukları soyup atınız. Kavun, karpuz, elma veya havuç gibi sert yüzeyli sebze ve meyveler için sebze fırçası kullanınız.

* Küçük ve daha hassas meyveler için bir kevgir kullanarak durulanmasını sağlayınız ve zarar görmesini en aza indiriniz.

* Çapraz bulaşı önlemek için, çiğ ürünleri doğradığınız tahta ve bıçağı diğer bir besin için kullanmadan mutlaka iyice yıkayınız.

* Hazırlanan meyve salatalarını ve diğer kesilmiş ürünleri, servis edilene kadar buzdolabında saklayınız, 4 saatten fazla buzdolabı dışında beklediyse, tüketmeyiniz.

ÖZGE DİNÇ COŞKUN HAKIINDA

Uzman Diyetisyen Özge Dinç Coşkun, 2016’da Doğu Akdeniz Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nü birincilikle tamamladı. Yüksek lisansını da aynı üniversitede yapan Coşkun, uzmanlık unvanını 2018 yılında Çapa Tıp Fakültesi Geriatri Bölümü’ndeki çalışmaları sonrası kazandı.

Aynı yıl içerisinde Sabri Ülker Vakfı’nın Milli Eğitim Bakanlığı iş birliği ile yürüttüğü Yemekte Denge Eğitim Projesi’nde eğitmen olarak görev yapan Coşkun, 2020’den bu yana Sabri Ülker Vakfı Beslenme ve Bilimsel İletişim Yöneticiliği görevini yürütüyor.

Beslenme ve sağlık iletişimi, sporcu beslenmesi ve toplu beslenme hizmetleri ile dijital ve sosyal medya konularında bilimsel yayınları ve eğitim sertifikaları bulunan sağlıklı beslenme ve kilo yönetimi üzerine seminerler veren Coşkun; doktora çalışmaları kapsamında Duygusal Yeme ve Mindfulness araştırmalarına devam ediyor.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/sabri-ulker-vakfi-yaz-aylarinda-gida-zehirlenmesine-karsi-uyardi/feed/ 0
TCMB: Mayıs ayında enflasyon yatay seyredecek https://www.foxtvhaber.com.tr/tcmb-mayis-ayinda-enflasyon-yatay-seyredecek/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tcmb-mayis-ayinda-enflasyon-yatay-seyredecek/#respond Mon, 03 Jun 2024 02:12:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11734 TCMB 23 Mayıs tarihli Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetini yayımladı.

TCMB, enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda para politikası duruşunun sıkılaştırılacağını yineledi.

Kurul, parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de göz önünde bulundurarak politika faizinin sabit tutulmasına karar vermekle birlikte, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu yineledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti’nde, TL mevduat ve Kur Korumalı Mevduat hesaplarına uygulanan zorunlu karşılık oranları artırılarak sistemden yaklaşık 550 milyar TL likidite çekildiği bildirildi.

PPK özetinde şu bilgiler verildi:

“Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşürecek ve dezenflasyon yılın ikinci yarısında tesis edilecektir.

Son dönem kredi büyümesi ve mevduat gelişmeleri göz önünde bulundurularak, makro finansal istikrarı koruyacak ve parasal aktarım mekanizmasını destekleyecek ek adımlar atılmıştır. Yurt içi ve yurt dışı yerleşiklerin Türk lirası finansal varlıklara talebiyle oluşan likidite fazlasının ilave tedbirlerle sterilize edilmesine karar verilmiştir. Bu çerçevede, Türk lirası mevduat ve kur korumalı mevduat (KKM) hesaplarına uygulanan zorunlu karşılık oranları artırılarak sistemden yaklaşık 550 milyar TL likidite çekilmiştir. Ayrıca, KKM hesaplarının daha hızlı azalmasını sağlamak amacıyla zorunlu karşılık faiz ve komisyon uygulamalarında değişiklikler yapılmıştır. Son olarak yabancı para kredi büyümesindeki hızlanma dikkate alınarak bu kredilere aylık yüzde 2 büyüme sınırı getirilmiş, sınırı aşan kredi tutarı kadar Türk lirası cinsinden zorunlu karşılığın bir yıl boyunca bloke olarak tesis edilmesine karar verilmiştir. TCMB tarafından yapılan düzenlemelere ilişkin etki analizleri söz konusu çerçevenin tüm bileşenleri için enflasyon, faizler, döviz kurları, rezervler, beklentiler ve finansal istikrar üzerindeki yansımalarıyla birlikte bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilerek yapılmaktadır.

Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir.

Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır.

Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.

ENFLASYON GELİŞMELERİ

Tüketici fiyatları nisan ayında yüzde 3,18 oranında yükselmiş, yıllık enflasyon 1,30 puan artışla yüzde 69,80 olmuştur. Söz konusu dönemde temel mal, hizmet, enerji ve alkol-tütün-altın gruplarının yıllık enflasyona olan katkısı yükselirken, gıda grubunun katkısı gerilemiştir. Öte yandan, mevsimsel etkilerden arındırıldığında, aylık tüketici enflasyonundaki yavaşlama eğilimi sürmüştür.

Nisan ayında hizmet grubunda aylık fiyat artışı yüksek seyretmeye devam etmiştir. Son dönemde öne çıkan kira ve lokanta-otel gibi alt gruplara ek olarak ulaştırma hizmet fiyatları bayramın da etkisiyle güçlü bir artış kaydetmiştir. Temel mal grubunda mevsimsellikten arındırılmış aylık enflasyon bu dönemde otomobil fiyatlarındaki ılımlı artışın da etkisiyle yavaşlamıştır. Gıda grubunda aylık fiyat artışını işlenmemiş gıda grubu sürüklerken, işlenmiş gıda enflasyonundaki ılımlı seyir korunmuştur. Kırmızı et fiyatlarındaki artış hızı yavaşlamakla birlikte sürmüş; gıda grubu bilhassa et fiyatları olmak üzere doğrudan etkilerinin yanı sıra yemek hizmetleri kanalıyla dolaylı olarak da manşet enflasyonu olumsuz etkilemeye devam etmiştir. Bununla birlikte, bu dönemde üç yıllık bir sürenin ardından yıllık gıda enflasyonu manşet enflasyonun altına gerilemiştir. Tütün ürünlerinde ise, üretici firma kaynaklı olarak fiyat artışları gerçekleşmiştir. Enerji grubu fiyatlarına bakıldığında, Türk lirası cinsi petrol fiyatlarındaki gelişmelere paralel olarak akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş, doğal gaz fiyatlarındaki mekanik etki kaynaklı düşüş ile dengelenmiştir. Bunun sonucu olarak enerji grubu fiyatları aylık bazda değişim göstermemiştir. Nisan ayında bedelsiz doğal gaz kullanımının aylık tüketici enflasyonuna mekanik etkisi -0,14 puan olmuştur.

Nisan ayında aylık enflasyonun ana eğilimi sınırlı bir zayıflama kaydetmiştir. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle B ve C endekslerinin aylık artış oranları sırasıyla yüzde 3,0 ve yüzde 3,2 seviyelerinde gerçekleşerek önceki aya kıyasla bir miktar zayıflamıştır. B ve C endekslerinde mevsimsellikten arındırılmış üç aylık ortalama artışlar ise, sırasıyla yüzde 3,4 ve yüzde 3,6 olmuştur. Fiyat artışları; B endeksini oluşturan gruplardan işlenmiş gıdada ılımlı seyrini sürdürürken, temel mal ve hizmet gruplarında yavaşlama kaydetmiştir. Diğer taraftan, bu dönemde Medyan, SATRIM ve diğer ana eğilim göstergeleri ile yayılım endeksi yataya yakın seyretmiştir.

Hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler, emtia fiyatlarındaki oynaklıklar ve gıda fiyatları enflasyonist baskıları canlı tutmaktadır.

Hizmet sektöründe hâkim olan fiyatlama davranışı önemli bir atalete ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir süreye yayılmasına neden olmaktadır. Yıllık enflasyon nisan ayında, temel mal grubunda yüzde 57,1 olurken, hizmet sektöründe yüzde 97,0 ile yaklaşık 40 yüzde puan daha yukarıda gerçekleşmiştir. Ayrıca, hizmet sektörüne ait yayılım endeksi nisan ayında tarihsel ortalamasının yaklaşık yüzde 40’ı kadar üzerinde seyrederek, artışların sektör geneline yayılmaya devam ettiğini göstermektedir. Bu bakımdan, yakın dönem tüketici enflasyonu gerçekleşmeleri dikkate alındığında, belirli hizmet kalemlerinde enflasyonun bir süre daha yüksek seyretme riski bulunmaktadır. Kira, haberleşme ve lokanta-otel gibi hizmet sektörlerinin bu bağlamda öne çıkacağı değerlendirilmektedir.

Perakende Ödeme Sistemi (PÖS) mikro verileri üzerinden takip edilen öncü göstergeler, yeni ve yenilenen sözleşmelerde kira artış oranının, tüketici fiyat endeksindeki mevcut yıllık seviyenin altında olmakla birlikte nispeten yüksek seyrettiğine işaret etmektedir. Öte yandan, konut fiyatları yıllık artışı mart itibarıyla yüzde 52,0 seviyesine gerileyerek yıllık tüketici enflasyonunun altında kalırken, mevsimsellikten arındırılmış veriler bu kalemdeki aylık artışın da son aylarda önemli ölçüde yavaşladığına işaret etmiştir. Konut fiyatlarındaki bu durumun, ilerleyen dönemde kira enflasyonunu sınırlayacak bir unsur olduğu değerlendirilmektedir. Diğer taraftan, kira artışını yüzde 25 ile sınırlayan regülasyonun yakın gelecekte yürürlükten kalkacak olmasının kira enflasyonuna etkisi de yakından takip edilecektir. Haberleşme hizmetlerinde cep telefonu görüşme ve internet ücretleri öncülüğünde yüksek aylık fiyat artışları gözlenmektedir. Tarihsel olarak ılımlı bir eğilim sergileyen haberleşme grubunda yıllık enflasyon, nisan ayı itibarıyla yüzde 66,3 ile tüketici enflasyonuna yakın gerçekleşmiştir. Haberleşme grubunda belirli hizmet kalemlerinin taahhüt bazlı abonelik yapısı, geçmişte ortaya çıkan maliyet baskılarının tüketici fiyatlarına gecikmeli ve kontrat yenileme hızına bağlı olarak kademeli olarak yansımasına neden olmaktadır. Bir diğer hizmet kalemi olan lokanta-otel alt grubundaki aylık enflasyon, başta et olmak üzere gıda fiyatlarının etkisiyle yüksek seyrini sürdürmektedir. Öte yandan, karkas et fiyatlarında süregelen yüksek artışların yerini düşüşe bırakması önümüzdeki dönemde yemek hizmetleri üzerindeki yukarı yönlü baskıları sınırlayacaktır.

Yurt içi üretici fiyatları nisan ayında yüzde 3,60 oranında artmış, yıllık enflasyon 4,19 puan yükselerek yüzde 55,7 olmuştur. Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, enerji ile dayanıksız ve dayanıklı tüketim grupları yüksek aylık fiyat artış oranlarıyla öne çıkmıştır. Yıllık enflasyon sermaye malı dışındaki gruplarda yükselmiştir.

2023 yılı ekim ayından itibaren gerileyen uluslararası emtia fiyatlarında ocak ayında başlayan artış eğilimi nisan ayında da devam etmiştir. Nisan ayında gerek enerji gerekse enerji dışı emtiada fiyatlar yükselirken, enerji dışı emtiada endüstriyel metal ve altın fiyatlarındaki artış öne çıkmıştır. Mayıs ayının ilk üç haftası itibarıyla, enerji dışı emtia fiyatlarındaki artış yavaşlarken enerji grubunda fiyatlar gerilemiş, dolayısıyla dış fiyat kaynaklı baskılar bir miktar zayıflamıştır.

Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi nisan ayında tarihsel eğilimine kıyasla bir miktar düşüş kaydetmiştir. Takip edilen konteyner navlun endeksleri, nisan ayında bir önceki aya kıyasla gerilerken mayıs ayının ilk üç haftası itibarıyla yeniden artış göstermiştir. Taşımacılık maliyetlerinin izleyen aylardaki gelişimi ve enflasyon üzerindeki olası etkileri yakından takip edilecek bir unsurdur.

Mayıs ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre enflasyon beklentileri tüm vadelerde düşüş göstermiştir. 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 2,0 yüzde puan aşağı yönlü güncellemeyle yüzde 35,2’den yüzde 33,2’ye, 24 ay sonrasına ilişkin beklenti ise 0,8 yüzde puan düşüşle yüzde 22,1’den yüzde 21,3’e gerilemiştir. Buna ek olarak önceki ay yatay seyreden cari yıl ve gelecek yıl sonuna ilişkin enflasyon beklentileri bu dönemde azalarak sırasıyla yüzde 43,6 ve yüzde 25,6 olmuştur. Beş yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise yüzde 12,3 seviyesinden yüzde 11,8’e gerilemiştir. Enflasyon beklentileri tüm vadelerde gerilese de mevcut seviyeler Mayıs Enflasyon Raporu enflasyon tahminlerinin üzerinde seyrederek enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk teşkil etmeye devam etmektedir. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının öngörüler ile uyumunu yakından takip etmektedir.

Öncü göstergeler, mayıs ayında enflasyonun ana eğiliminin Mayıs Enflasyon Raporu öngörüleriyle uyumlu olarak nispeten yatay seyredeceğine işaret etmektedir. B endeksini oluşturan gruplar incelendiğinde, aylık fiyat artışlarının önceki aya kıyasla hizmet ve temel mal gruplarında sınırlı da olsa yavaşlaması beklenmektedir. Öncü veriler, son dönemde döviz kurundaki ılımlı görünümün yansımasıyla kur geçişkenliği görece yüksek olan dayanıklı mallarda fiyat artışlarının önemli ölçüde yavaşladığına işaret etmektedir. Giyim ve ayakkabı alt grubunda ise fiyatlar sezon geçişine bağlı olarak yükselmektedir. Hizmet grubunda aylık enflasyonun, bir önceki aya kıyasla yavaşlamakla birlikte, temel mallara kıyasla yüksek seyrini sürdüreceği öngörülmektedir. Diğer taraftan, bir süredir ılımlı bir görünüm arz eden işlenmiş gıdada aylık enflasyonunun bu ay güçlendiği; işlenmemiş gıda fiyatlarının ise sebze fiyatları öncülüğünde gerilediği izlenmektedir. Ayrıca, işlenmemiş gıda alt grubunda kırmızı et fiyatlarındaki artış, karkas et fiyatlarındaki düşüşe istinaden mayıs ayında önemli ölçüde yavaşlamaktadır. Aylık bazda yüksek seyretmesi öngörülen işlenmiş gıda enflasyonunda ise, ekmek ve tahılların yanı sıra ilgili işlenmemiş gıda kalemlerindeki fiyat artışlarının yansımasıyla et ile süt ürünleri öne çıkmaktadır. Mayıs ayında tüketici enflasyonu üzerinde enerji grubunun etkisi belirgin olacaktır.

Enerji grubunda uluslararası ham petrol fiyatlarındaki azalışa bağlı olarak gerileyen akaryakıt fiyatlarına karşın, 25 m3 bedelsiz doğal gaz kullanımının sona ermesinin etkisiyle mayıs ayında yüksek bir aylık artış gerçekleşecektir. Nitekim, söz konusu uygulamanın sona ermesiyle oluşan mekanik etkinin, mayıs ayında aylık tüketici enflasyonunu 0,7 puan yukarı çekeceği tahmin edilmektedir. Doğal gaz kaynaklı bu etki arındırıldığında, mevsimsel etkilerden arındırılmış tüketici enflasyonunun nisan ayına kıyasla gerilemesi öngörülmektedir. Aylık enflasyondaki ılımlı seyre karşın, yıllık tüketici enflasyonu mayıs ayında kayda değer bir oranda yükselecektir. Bu gelişmede, önceki politika metinlerinde değinildiği üzere, enerji fiyatları kaynaklı baz etkisi belirleyici olacaktır. Nitekim bir önceki yılın mayıs ayında doğal gazın bedelsiz olarak kullanılmasına bağlı olarak, enerji fiyatları oldukça yüksek bir oranda düşüş göstermişti. Bu doğrultuda, yıllık enflasyonun mayıs ayında tüketici fiyatlarında söz konusu baz etkisiyle belirgin bir oranda yükselmesi, buna karşın B ve C göstergelerinin yıllık değişimlerinin ise ılımlı seyretmesi beklenmektedir.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tcmb-mayis-ayinda-enflasyon-yatay-seyredecek/feed/ 0
Bakan Yumaklı’dan buğday fiyatı açıklaması https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumaklidan-bugday-fiyati-aciklamasi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumaklidan-bugday-fiyati-aciklamasi/#respond Wed, 29 May 2024 03:24:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11392 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, tarımsal üretim planlamasının önemli olduğunu belirterek, “Bu ülke üretim planlamasını bu seferde ıskalarsa çok büyük kayıp olur. Üretim planlaması başlığında yapılacak olan bu çalışmaların başarılı olması sektörle birlikte omuz omuza çalışmasından geçer. Dünyada söz söylenecekse bu konuda ki güçlü yanımızı masaya koyacak bir sonuca ancak böyle ulaşabiliriz” dedi.

Adana Ticaret Borsası’nın ev sahipliğinde kentteki bir otelde ‘Ulusal Hububat Konseyi 2024 Mısır ve Buğday Kongresi’ düzenlendi.

Açılışta konuşan Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, mısır ve buğdayın Çukurova için çok önemli hububat ürünlerinden birisi olduğunu belirterek desteklemelerle ekim alanlarının artabileceğini söyledi.

Adana Valisi Yavuz Selim Köşger ise buğday ve mısırın tarımsal üretimde en önemli ürünlerden birisi olduğunu, Adana’nın da temiz ve güvenilir gıdaya ulaşmasında ülkenin sigortası olduğunu aktardı.

“GIDA GÜVENLİĞİNDE SORUN YAŞAMADIK”

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, pandemi döneminde birçok ülkenin gıda güvenliği açısından sorun yaşadığını belirterek, “Ülkelerin gıda ile ilgili konularda acaba ben üretemediğim herhangi bir gıda ürününü nasıl temin ederim diye düşündüğü bir dönemde bizler o dönemi diğer ülkelere göre daha rahat geçiren bir ülke olarak belki de bunun önemini ya da etkisini hissedememiş olabiliriz. Ancak Türkiye’nin son 22 yılda oluşturmuş olduğu çok ciddi altyapı bu sorunları bizim herhangi bir şekilde hasar almadan atlatmamıza sebep oldu. Ben bu ülkenin hem bakanı, hem de evladı olarak bütün bu hazırlığı ve yapıyı hazırlayanlara teşekkür ediyorum” dedi.

“ÜRETİCİLERİMİZİN ALIN TERİ VE EMEĞİNİ KORUYAN TARSİM’DİR”

Son 22 yılda çiftçileri üretime teşvik etmek adına 1 trilyon 625 milyar lira destek verildiğini aktaran Bakan Yumaklı, “22 yılda ülkemizdeki çiftçilerimizi üretime teşvik etmek için 1 trilyon 625 milyar lira destek verildi. TARSİM’den bahsetmek istiyorum. Hakikaten neden ilgi gösterilmediğini anlamadığım bir durum var. Ancak bazı politikaları uygulamak için sigorta şart. Şimdiden söyleyeyim, üreticilerimizin alın teri ve emeğini koruyan TARSİM’dir. Geçtiğimiz yıl sadece Konya’da pilot proje olarak uygulanan sigorta bütün ülkeye örnek oldu. Bu konuya ilgi gösterelim. Ürününü ektikten sonra tam 1 yıl bekleyip hasat edecekken emeği zayi olan birisinin her seferinde devlete dönüp tazmin istemesi sürdürülebilir bir şey değildir. Sigorta konusu çok önemlidir. Bu konuda sigorta vardır. Bilgi isteyen, kafasında soru işareti olanlar bizlerle iletişime geçsin” ifadelerini kullandı.

“137 MİLYON TON ÜRETİMLE REKOR KIRILDI”

Bitkisel üretimde geçen sene 137 milyon tonluk rekor kırıldığını vurgulayan Yumaklı, “Yaptığımız regülasyon faaliyetlerinden bahsedeyim. Ürün alım politikaları devleti yanında gören etkenlerden olmuştur. AR-GE çalışmaları ve inovasyon bu altyapının hazırlanmasında önemli başlıklar. Bitkisel üretimde 137 milyon tonluk rekor kırıldı. 2022 bu rakam 129 milyon tondu ama 2023’de 137 milyon tona çıktı. Bu başarıları makro göstergelerde teyit etmiş oluyor. Son 21 yılın 16’sında tarım sektörü büyüme gösterdi. Dünyada ilk 10 ülke arasındayız. Türkiye’de tarım bitti, öldük, mahvolduk artık şuraya muhtacız gibi söylemler hiçbir temeli olmayan bazı hezeyanların bu Türkiye’nin üreticisi olan üreticilere hakarettir. Biz ülke olarak niye halen kendimizi olması gerektiği yerde veya olduğu yerde görmemekte ısrar ediyoruz bu da sorulması gereken soru” diye konuştu.

“ÜLKENİN NÜFUSU 105 MİLYONA ULAŞACAK”

Geçen sene tarım sektörünün 31 milyar dolarlık ülkeye döviz kazandırdığını vurgulayan Bakan İbrahim Yumaklı, daha sonra şunları söyledi:

“Geçen sene 2 bin 200 çeşit ürünümüzü 212 ülkeye ve bölgeye ihraç etmişiz ve 31 milyar dolarlık tarımsal üretim ihracatına sahip olup döviz kazanımını ülkeye getirmişiz. Elbette öncelik bizim ülkemizin ihtiyaçları. 2050 yılında bu ülke 105 milyona ulaşacak. Turist sayımızın da şuanda 60 milyonlar civarında ve 100 milyona ulaşması bekleniyor. Bizler şuanda sahip olduğumuz avantajları daha da ileriye götürebilmek için hangi politikayı takip etmemiz gerekir, devletimizin bütüncül bakışında tarım sektörü nerede olacak konusuna biz şu cevabı veriyoruz. Bundan sonraki dönemde tarım sektörü 5 ana kaide üzerinde hareket edecek. Sürdürülebilir bir şekilde, verimli, kaliteli ve kayıtlı bir şekilde tarım yapacağız. Ayrıca sektöre yatırım yapılacak. 2023 yılından itibaren bütün uygulamalarımızı bunlara yönlendirmiş durumdayız. Örneğin Çiftçi Kayıt Sistemimiz (ÇKS) yüzde 65’ler seviyesinde. Bunu arttırmak için karşımıza çıkan hususları düzenleyerek gidiyoruz. Halen kaydı olmayan ancak ekilen alanlar var. Bu hazine arazileriyle ilgili de çalışmayı bitince yüzde 80’lerin yakalanması içten bile değil.”

“BUĞDAY VE MISIRA 182 MİLYAR LİRA DESTEKLEME VERİLDİ”

Türkiye için buğday ve mısırın önemli bir yeri olduğuna dikkat çeken Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Buğday ve mısır insanımızın temel gıda ham maddesi ve hayvan yemi olarak en önemli girdi kalemi. Buğday ve mısır üretiminin ülkemizde ayrı bir değeri var. Bu kapsamda da 6 farklı kategoride bu ürünlere destekleme verdik. Son 22 yılda buğday ve mısıra verilen destek miktarı 182 milyar lira. Kırsal kalkınma kapsamında çiftçilerimize desteklerimiz devam ediyor. Lisanlı depoculuğun hakikaten sektörün gelişmesinde katkısı var. Bugüne kadar 3.4 milyar lira lisanslı depoculuğa aktarılmış durumda. Lisanlı depo kapasitemiz 10 milyon ton. Yıl sonuna kadar 2.3 milyon ton daha ilave edilecek. Bu yetmez tabi, yatırımları desteklemeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

“TARIMSAL ÜRETİMİ ISKALAMAMALIYIZ”

Tarımsal üretim planlamasının Türkiye için önemine vurgu yapan Bakan Yumaklı, daha sonra şunları kaydetti:

“Buğday ve mısır en önemli üretim planlamasını oluşturuyor. Çok iyi yasal düzenlemeler yapabilirsiniz. Kanunlar, yönetmelikler yapabilirsiniz ancak bunlar tek başına yetmez. Devletin düzenlemelerine sizlerin desteği gerekir. Bu düzenlemelerin tamamını sizlerle konuşarak yaptık ama bundan sonra da hep beraber olacağız. Bu ülke üretim planlamasını bu seferde ıskalarsa çok büyük kayıp olur. Üretim planlaması başlığında yapılacak olan bu çalışmaların başarılı olması sektörle birlikte omuz omuza çalışmasından geçer. Herkesin ülkemizin kaynaklarını en iyi şekilde kullanması lazım. Bizleri gıda güvenliği açısından hep güvenli alanda tutacak ve bu güçlü pozisyonumuzla dünyada söz söylenecekse bu konuda ki güçlü yanımızı masaya koyacak bir sonuca ancak böyle ulaşabiliriz. Yeni destekleme modeli elbette üretim planlamasının en önemli ayaklarından bir tanesi. Şuanda bunu kurumlarımızla konuşmaya devam ediyoruz. Amacımızın üreticilerin rekabet gücünü arttırmak. Birbiriyle bağımsız, birbiriyle kopuk hiçbir şey yapmak istemiyoruz.”

“SUYU MERKEZE ALMALIYIZ”

Türkiye’nin su problemi yaşamaya aday bir ülke olduğuna dikkat çeken Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, “Su problemi yaşamaya aday bir ülkeyiz. Suyu merkeze alarak üretim planlaması yapmak durumundayız. Bütün kaynaklarımız buna doğru yönlenmediği sürece kısıtlı olan bu kaynakları efektif kullanmazsak sonuç alamayız” diye konuştu.

“BUĞDAY FİYATLARI AÇIKLANACAK”

Buğday fiyatlarının en kısa sürede açıklanacağını aktaran Bakan Yumaklı, “Fiyat açıklanması talebini biliyorum. İnşallah önümüzdeki günlerde fiyatları netleştirip açıklayacağız. Çiftçimizin, üreticimizin alın terini her zaman için koruyacağımızı söylemek istiyorum” dedi.

“YENİ NORMALLERE ALIŞMALIYIZ”

Son 53 yılın en sıcak Aralık-Ocak ve Nisan aylarının yaşandığını belirten Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Bunlar artık olağanüstü işler değil, yeni normallerimiz böyle olacak. Önümüzdeki yıllarda bu şekilde yaşadığımız ay sayısı daha fazla olacak. İç Anadolu’daki hububat verimini etkilediğini biliyoruz ama inşallah çok sorun olmayacak. Kalite açısından çok büyük bir problem raporlanmadı. Yaklaşık 21 milyon tonluk bir rekolte bekliyoruz buğday için. Mısırda da 8.5 milyon tonluk rekolte bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, sosyal medyada çıkan ‘Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 1 kilogram dahi mal alacak yeri yok’ söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını, hazırlıkları yaptıklarını ürünleri alacaklarını söyledi.

Konuşmaların ardından Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya hediye takdim etti.

Kongreye sektör temsilcileri ve çiftçilerin yanı sıra kent protokolü katıldı. Konuşmanın ardından kongre sunumlarla devam etti.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumaklidan-bugday-fiyati-aciklamasi/feed/ 0
Kahverengi deniz yosunundan ‘gıda ve çevre dostu’ ambalaj üretildi https://www.foxtvhaber.com.tr/kahverengi-deniz-yosunundan-gida-ve-cevre-dostu-ambalaj-uretildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/kahverengi-deniz-yosunundan-gida-ve-cevre-dostu-ambalaj-uretildi/#respond Mon, 20 May 2024 00:24:31 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11019 Çevre ve geri dönüşümle ilgili proje fikri oluşturan Kimya Mühendisliği Bölümü 4’üncü sınıf öğrencisi Büşra Esim, aynı bölümden Öğretim Üyesi Doç. Dr. Filiz Uğur Nigiz’in danışmanlığında “Kahverengi Deniz Yosunlarından Gıda Ambalajı Üretimi ve Karakterizasyonu” adlı projeyi hayata geçirdi.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) destekli proje kapsamında müsilajdan sonra deniz kıyılarında daha yaygın hale gelen kahverengi deniz yosunlarını laboratuvar ortamında işlemlerden geçiren Esim, ambalaj üretmeyi başardı.

Büşra Esim, AA muhabirine, Çanakkale’nin Dardanos bölgesinden kahverengi deniz yosunlarını topladıklarını, laboratuvar ortamında yıkama aşamasından geçirerek deniz tuzundan arındırdıklarını ve farklı işlemlerden geçirerek gıda ambalajı ürettiklerini söyledi.

Esim, “Gıdaları bu filmlerle kaplayarak fiziksel, kimyasal ve biyolojik bozulmalardan koruyup raf ömrünü uzatmış oluyoruz hem de çevre dostu olduğu için plastik kirliliğini önlemiş oluyoruz. Ambalajlar doğaya atıldıklarında 3-5 hafta içinde kendi kendine yok olabiliyorlar. Bu nedenle çevre dostu olarak görülüyorlar. Aynı zamanda yenilmesinde de bir sakınca görülmüyor. Üretim maliyeti açısından da uygun.” diye konuştu.

– “TESTLERİNİ TAMAMLADIK, PATENT VE YAYIN AŞAMASI VAR”

Doç. Dr. Filiz Uğur Nigiz de çalışmayı TÜBİTAK destekli lisans öğrencisi projesi olması bakımından çok önemsediklerini dile getirerek, “Bu öğrenciler kimya mühendisi olarak mezun olduklarında, eğitimlerini boş geçirmemiş oluyorlar, CV’leri dolu oluyor ve faydalı şeyler yaparak hazır hale geliyorlar.” dedi.

Nigiz, projenin çevreyi, gıdayı ve plastik geri dönüşümünü bir araya getiren bir çalışma olduğunu vurguladı.

Deniz yosunlarından sodyum aljinat (yoğunlaştırıcı bileşen) üretip film haline getirdiklerini anlatan Nigiz, “Projenin bütün testlerini tamamladık. Bundan sonra patent ve yayın aşaması var.” bilgisini paylaştı.

Ürünün ham maddesinin doğadan gelip, doğaya gittiğine dikkati çeken Nigiz, ambalajları ürettikten sonra toprağa ektiklerini, farklı iklim koşulları oluşturmak için farklı zamanlarda suladıklarını anlattı.

Yazın daha az, sonbaharda ve kışın daha fazla su verdiklerini aktaran Nigiz, “Gördük ki çok sulanan 3 haftada, az sulanan ise 5 ila 7 haftada tamamen bozuluyor. Üstelik ektiğimiz tohumlarda da ambalaj olmayan yerlere göre daha fazla büyüme fark ettik. Bu kısımla ilgili çalışmaları zirai işlemler tarafında yapıyoruz.” ifadesini kullandı.

– “2030’A KADAR AVRUPA’DA PETROL TÜREVLİ POLİMERLERDEN OLUŞAN GIDA AMBALAJI YASAKLANACAK”

Nigiz, bu ambalajın hem çevreye zarar vermediğini hem gıdaya mikroplastik geçmediğini hem de atık olduğunda toprağa faydasının bulunduğunu belirtti.

Mevcut ambalajlarla ürettikleri ürünü karşılaştıran Nigiz, şunları kaydetti:

“Evde genellikle polietilen ya da farklı petrokimya temelli plastikler kullanılıyor. Onların raf ömrü uzun, mekanik dayanımı da yüksek ama bunlar gıdamıza geçiyorlar, çevreye attığınızda bozulmuyorlar. Güneşle de bir araya geldiğinde zararlı kimyasallar veriyorlar. Ürettiğimiz ambalajlar neredeyse onların mekanik dayanımına yakın bir dayanım sağlıyor. Mekanik dayanımları benzer, gıda korumaları benzer ama biyobozunur ve tamamen güvenli ambalajlar.

2030’a kadar Avrupa’da petrol türevli polimerlerden oluşan gıda ambalajı yasaklanacak. Biz de zaten bunu yavaş yavaş yapmak zorunda kalacağız. Dolayısıyla önümüzde çok kısa süre var. Bu çalışmalara hız verilmesi gerekiyor. Biz de laboratuvarda öğrencilerimizle bu konuda çalışmaya devam ediyoruz.”

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/kahverengi-deniz-yosunundan-gida-ve-cevre-dostu-ambalaj-uretildi/feed/ 0
Yasaklı madde tespit edilen limonlarla ilgili soruşturma başlatıldı https://www.foxtvhaber.com.tr/yasakli-madde-tespit-edilen-limonlarla-ilgili-sorusturma-baslatildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/yasakli-madde-tespit-edilen-limonlarla-ilgili-sorusturma-baslatildi/#respond Fri, 03 May 2024 22:36:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9997 Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, yasaklı madde kullanıldığı için Bulgaristan tarafından geri çevrilen limonlarla ilgili üretici ve ihracatçı firmalar hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Genel Müdürlükten yapılan yazılı açıklamada, Avrupa Birliğine (AB) ihraç edilen ve geri dönen ürünlerle ilgili medyada yer alan haberler üzerine açıklama yapılması ihtiyacı doğduğu belirtildi.

AB üye ülkeleri tarafından yapılan resmi kontroller sonucunda tespit edilen olumsuzlukların Gıda ve Yemde Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) üzerinden ilan edildiği aktarılarak, sistemin erişime açık olup herkes tarafından görülebildiği ifade edildi.

ÜRETİCİ VE İHRACATÇILARA SORUŞTURMA

Türkiye’nin itibarı ile Türk malının imajının korunması, güvenilir ürünlerin piyasaya sunulması ve ihraç edilmesi için RASFF bildirimlerinin kurumca ivedilikle incelendiği ve hata kaynağının tespitine yönelik resmi kontrollerin başlatıldığına yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Bildirim alan üretici, ihracatçı ve bildirime konu ürünlere yönelik resmi kontroller yapılmakta, tedbirler alınmakta, ihracatçı firmalara 1 yıl süreyle yüzde 100 analiz sıklığı uygulanmaktadır. Son günlerde haberlere konu olan, RASFF bildirimlerinde tespit edildiği belirtilen, chlorpyrifos-ethyl aktif maddesinin 21 Mayıs 2020’de, propiconazole aktif maddesinin 31 Aralık 2020’de, chlorpyrifos-methyl aktif maddesinin 31 Aralık 2021’de, Avrupa Birliğinde alınan kararlar, çevre ve insan sağlığı dikkate alınarak ülkemizdeki kullanımları sonlandırılmıştır. Ayrıca ülkemizde AB uyum çerçevesinde çevre ve insan sağlığı açısından olumsuz etkileri tespit edilen 223 aktif madde daha yasaklanmıştır. Belirtilen tarihlerden sonra yasaklı aktif maddeleri içeren bitki koruma ürünlerinin üretimine ve ithalatına izin verilmemektedir. Mevzuata aykırı hareket eden bütün kişi ve firmalara olduğu gibi, son olarak haberlere konu olan, Bulgaristan’dan dönen ve yasaklı madde kullanıldığı tespit edilen limonlarla ilgili de üretici ve ihracatçı firmalarla ilgili soruşturma başlatılmıştır.”

Açıklamada, bitki koruma ürünlerinin kaçak veya tavsiye dışı kullanımının önlenebilmesi amacıyla kolluk kuvvetleri ile işbirliği yapılarak ilaç üreticilerin, dağıtıcıların, bayilerin ve çiftçilerin denetlendiği aktarılarak, yasaklı veya tavsiye dışı aktif maddeli bitki koruma ürünlerinin kullanımının engellenmesi amacıyla “hasat öncesi pestisit denetimi” yapıldığı belirtildi.

Denetimlerde pestisit kullanımına alternatif yöntemlerden biyolojik ve biyoteknik mücadele yöntemlerinin kullanılmasının teşvik edildiği ve maddi olarak da desteklendiği vurgulanan açıklamada, “Ülkemizde yetiştirilen ürünlerin tarladan çatala gelene kadar bütün süreçlerde pestisit kontrolleri aralıksız gerçekleştirilmektedir. Yetiştirilen ürünlerin ülkemiz mevzuatına uygun olmadığı tespit edilen ürünler nedeniyle, gıda işletmesine ve birincil üreticiye 5996 sayılı Kanuna uygun yasal işlem uygulanmaktadır.” ifadelerine yer verildi.

“UYGUNSUZ ÜRÜNLER İMHA EDİLİYOR”

Uygunsuz ürünlerin tüketime sunulmasına izin verilmeyerek imha edildiği aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“RASFF’a konu olan veya herhangi bir nedenle ülkemize geri dönen tüm gıda ve yem ürünleri, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunumuz ve yönetmeliklerimiz gereği yüzde 100 analize alınarak resmi kontrole tabi tutulmakta olup, analiz sonucu ülkemiz mevzuatına uygun olmayan ürünlerin girişine katiyen izin verilmemektedir. Bu tür haberler, ülkemizin uluslararası itibarını zedelemekte ve ihracatını da riskli hale getirmektedir. Halkımızın sağlıklı gıdaya erişebilmesi için resmi kontrollerimiz aralıksız devam etmektedir.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/yasakli-madde-tespit-edilen-limonlarla-ilgili-sorusturma-baslatildi/feed/ 0
Ticaret Bakanlığı harekete geçti: Tavuk etine ihracat sınırlaması getirildi https://www.foxtvhaber.com.tr/ticaret-bakanligi-harekete-gecti-tavuk-etine-ihracat-sinirlamasi-getirildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ticaret-bakanligi-harekete-gecti-tavuk-etine-ihracat-sinirlamasi-getirildi/#respond Tue, 30 Apr 2024 06:12:30 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9755 Son dakika haberi: Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi : “Bilindiği gibi, kümes hayvancılığı ve beyaz et sektöründe dünyanın en önemli üretici ve ihracatçı ülkeleri arasında yer alan ülkemizde, yıllardır süregelen üretim ve ihracattaki doğru politikalar ile mevcut üretim hacmine ulaşılmış, sektör uzun yıllardır iç talep ile yurt dışı talebi bir arada karşılayabilecek kabiliyeti muhafaza etmiştir.

Son yıllarda yaşanan bölgesel ve küresel riskler, küresel gıda fiyat endeksi üzerinde yukarı yönlü bir eğilim oluşturmuş ve özellikle temel tarım ürünlerinde ülkelerin iç piyasa arzını koruma faaliyetlerini ortaya çıkarmıştır.

Buna bağlı olarak, muhtelif ürünler ile birlikte ülkemizde de tüketim açısından en önemli hayvansal protein aracı olan kümes hayvancılığı ürünleri de 2023 yılının Mayıs ayı içerisinde İhracı Kayda Bağlı Mallar Listesine alınmıştı.

Bununla beraber, 2024 yılının ilk aylarında tavuk eti fiyatlarındaki artış hızının genel enflasyonun, yem ve enerji gibi maliyet kalemleri ile döviz kurundaki aylık fiyat değişimlerinin çok üzerine çıktığı gözlemlenmiştir. Bu durum, söz konusu ürün grubunda olağan piyasa şartlarının dışına çıkıldığını ve olağan fiyatlama davranışlarının bozulduğunu göstermiştir.

Fiyat oluşumları izlenirken üretim ve ihracat gelişimleri analiz edilmiş, iç ve dış talepte muhtemel senaryolar titizlikle tetkik edilmiş, ilgili kamu kurumları ve sektörel kuruluşlar ile istişareler gerçekleştirilerek, üretim, tüketim, dış ticaret ve fiyat oluşumları kapsamında detaylı bir çalışma gerçekleştirilmiştir.

Tüketim alışkanlıklarındaki ve iç talepte yaşanan değişimlerin, spekülatif fiyat yükselişlerini beraberinde getirdiği görülmüştür. Yapılan analizler iç piyasada tüketici refahının korunabilmesi için arz yönlü sıkıntılara mahal verilmemesini teminen, söz konusu ürün ihracatına yönelik bir takım düzenlemeler yapılması gerekliliğini ispat etmiştir.

Bununla birlikte, sektörde ölçek ekonomisinin sürdürülebilmesi, iç talepte yaşanabilecek dalgalanmaların üretim kaybına sebebiyet vermemesi ve yoğun çabalar ile kazanılan ihracat pazarlarının korunabilmesinin de ülkemizin ekonomik menfaatleri açısından önemli olduğu değerlendirilmiştir.

Ticaret Bakanlığımız tarafından, başta Tarım ve Orman Bakanlığı, ilgili resmi ve sektörel kuruluşlar ile yapılan istişareler ve çalışmalar sonucunda, bütün ve parça dahil olmak üzere, tavuk eti ihracatının 1 Mayıs 2024 tarihinden 31 Aralık 2024 tarihine kadar, aylık bazda azami 10 bin ton, toplamda ise bu yıl sonuna kadar 80 bin ton olacak şekilde sınırlandırılmasına karar verilmiştir.

Diğer taraftan, tavuk eti ürünleri satışlarındaki fiyat artışları 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında incelenmek üzere, 1.10.2022-31.10.2023 tarihleri dönemini kapsayacak şekilde 16 üretici firmaya Ticaret Bakanlığımız müfettişlerince denetimler gerçekleştirilmiştir. Söz konusu denetimler sonucunda Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu tarafından aykırılık yaptığı tespit edilen 8 firma hakkında idari para cezaları verilmiştir.

Ancak, son dönemde tavukçuluk sektöründe fahiş fiyat artışı yapıldığına ilişkin şikayet başvuruları sebebiyle, tavukçuluk sektöründe faaliyet gösteren 16 firma hakkında Ticaret Bakanlığımız müfettişlerince denetimlere geçtiğimiz günlerde yeniden başlanmıştır.

Ayrıca, Rekabet Kurumu tarafından da 04.01.2024 tarihinde beyaz et sektöründe faaliyet gösteren bazı firmalar hakkında açılan soruşturmanın gerekli idari para cezaları ile sonuçlandırıldığı ve ilgili firmalara 26.4.2024 tarihinde tebliğ edildiği öğrenilmiştir.

Bu çerçevede, Tarım ve Orman Bakanlığımız başta olmak üzere ilgili resmi kuruluşlar ve sektörel kuruluşlar ile koordinasyon halinde çalışarak, ülkemizin tarım ürünleri politikaları ve muhtelif gıda ürünlerinin iç ve dış ticaretinde yapılan düzenlemelerin temel amaçları; dünyada ortaya çıkan yeni eğilimler de dikkate alınarak, yurt içi üretim ve tüketim dengesinin korunması; önceliğimiz olarak yurt içi tüketimin vatandaşlarımız için makul fiyatlarla karşılanması, gıda arz güvenliğinin önündeki tehditlerin bertaraf edilerek ülkemizde sürdürülebilir gıda arzının sağlanmasıdır.

Önümüzdeki dönemde de, Ticaret Bakanlığımızca, başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere, ilgili devlet kuruluşları ve ilgili özel sektör kuruluşları ile güçlü bir işbirliği yapılarak, gıda arzının ve güvenliğinin korunması, halkımızın gıdaya makul fiyatlarla ulaşımının kolaylaştırılması ve gıda piyasalarında oluşabilecek spekülasyonların önlenmesine yönelik olarak görev ve yetki alanımızda bulunan bütün politika ve denetim araçlarına kararlılıkla başvurulacaktır.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/ticaret-bakanligi-harekete-gecti-tavuk-etine-ihracat-sinirlamasi-getirildi/feed/ 0
Eksun gıda’dan katma değeri yüksek gıda ar-ge’sinde dört yenilikçi adım https://www.foxtvhaber.com.tr/eksun-gidadan-katma-degeri-yuksek-gida-ar-gesinde-dort-yenilikci-adim/ https://www.foxtvhaber.com.tr/eksun-gidadan-katma-degeri-yuksek-gida-ar-gesinde-dort-yenilikci-adim/#respond Thu, 18 Apr 2024 00:00:19 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8952 Eksun Gıda, 2023 yılında gıda teknolojisinde dört önemli Ar-Ge projesini başarıyla tamamlayarak sektördeki yenilikçi yaklaşımını pekiştirdi. Eksim Holding Gıda Grubu Başkanı ve Eksun Gıda Genel Müdürü Ahmet Demir, ”Çalışmalarımızla suyun kalitesinin, ekmeğin yapısı ve lezzeti üzerindeki belirleyici rolünü keşfettik. Atık süt ürünlerinin sürdürülebilir gıda üretimine katkısını ortaya koyduk. Ayrıca tıbbi bitkilerin ekmek üretimine kalite ve sağlık açısından sağladığı faydaları incelerken diyabetik bireyler için de doğal gıda ürünlerine odaklandık” dedi.

Eksun Gıda 2023 yılında da gıda sektöründeki Ar-Ge çalışmalarıyla dikkatleri üzerine çekti. Eksim Holding bünyesinde faaliyet gösteren ve Türkiye’de geçen yıl raporlarına göre lider un üreticisi olan Eksun Gıda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onay alınarak kurulan Ar-Ge merkezinde sağlıklı ve kaliteli gıda üretimi hedefiyle dört önemli projeyi başarıyla tamamladı. Şirket, geleceğe yönelik yeni projelerini de kamuoyu ile paylaştı.

SAĞLIKLI GIDA ÜRETİMİNE YENİLİKÇİ YAKLAŞIMLAR

Şirket tarafından yapılan açıklamaya göre, yıl içerisinde gerçekleştirilen ilk projede, su kalitesinin hamur tazeliği üzerindeki etkileri derinlemesine incelendi. Atık süt ürünlerinin, ekmeğin besin değerini arttırma potansiyeline odaklanan ikinci proje, sürdürülebilir gıda üretimi ve atık yönetimi açısından önemli bulgular sağladı. Ayrıca, tıbbi ve aromatik bitkilerin kullanımını araştıran bir diğer proje, hibiskus familyasında yer alan bir bitkinin ekmek üretiminde nasıl değerlendirilebileceğini ortaya koydu. Diyabet hastalarına yönelik doğal gıda ürünü geliştirme çalışmasını kapsayan projeyle ise sağlıklı beslenme konusunda yeni çözümler sunuldu.

Tamamlanan projeler ve gelecek planları hakkında açıklamalarda bulunan Eksim Holding Gıda Grubu Başkanı ve Eksun Gıda Genel Müdürü Ahmet Demir, şunları söyledi:

”DÖRT YENİ PROJEYİ DAHA HAYATA GEÇİRDİK”

”Gıda teknolojisindeki yeniliklere öncülük etmeye devam ediyoruz. Sağlıklı gıda üretimini destekleyen sürdürülebilir çalışmalar gerçekleştirmek temel hedeflerimiz arasında yer alıyor. Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz Ar-Ge çalışmaları ile yıl içerisinde ekmek üretiminde kullanılan suyun kalitesinin, ekmeğin yapısı ve lezzeti üzerindeki belirleyici rolünü keşfettik. Atık süt ürünlerinin, sürdürülebilir gıda üretimine katkısını ortaya koyduk. Ayrıca, tıbbi bitkilerin ekmek üretimine kalite ve sağlık açısından sağladığı faydaları incelerken diyabetik bireyler için de doğal gıda ürünlerine odaklandık.

EKMEĞİN YAPISINI ZENGİNLEŞTİRECEK YENİ PROJELER YOLDA

2024 yılında dört projeyi daha hayata geçirmeyi planlıyoruz. Bu kapsamda; ekmek yapısının zenginleştirilmesi, bitkisel bileşenlerin ekmek formülasyonlarına entegrasyonu ve sıfır atık ilkesine dayalı yenilikçi geliştirmeler üzerinde çalışmayı hedefliyoruz. Bu süreçteki akademik araştırmalarımızla, bilimsel bilginin sınırlarını zorlamayı ve sektörde yeni standartlar belirlenmesine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda Namık Kemal Üniversitesi, 18 Mart Üniversitesi ve Uşak Üniversitesi ile iş birliği yaptık. Hedeflerimiz doğrultusunda üniversite-sanayi iş birliklerimizi daha da geliştirmeyi planlıyoruz.”

EKSUN GIDA HAKKINDA

1996 yılından bu yana Eksim Holding bünyesinde faaliyet gösteren Eksun Gıda, Tekirdağ ve Konya’da olmak üzere yaklaşık 96 bin metrekare açık ve kapalı alana sahip üretim tesislerinde un üretimi gerçekleştiriyor. Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu (İSO ilk 500) listesinde üretim ve satışlara göre 255. sırada yer alan Eksun Gıda’nın yıllık 600 bin ton üretim kapasitesi bulunuyor. Eksun Gıda, ana markası Sinangil’in yanı sıra Sinangil Gluten YOK ve alt markalı ürünleri dâhil bünyesinde 200’ü aşkın un çeşidini barındırıyor. Şirketin halka açık payları borsada işlem görüyor.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/eksun-gidadan-katma-degeri-yuksek-gida-ar-gesinde-dort-yenilikci-adim/feed/ 0
Duru Gıda’dan, sürdürülebilir yerli üretime destek https://www.foxtvhaber.com.tr/duru-gidadan-surdurulebilir-yerli-uretime-destek-2/ https://www.foxtvhaber.com.tr/duru-gidadan-surdurulebilir-yerli-uretime-destek-2/#respond Wed, 17 Apr 2024 22:24:08 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8934 Duru Gıda, Karaman Tarım İl Müdürlüğü’nün Göksu Taşeli Havzası Kalkınma Projesi kapsamında ilk kez uygulanan Sözleşmeli Üretim Modeli’ne katıldı. Projeyle Karaman’ın 25 köyünde 124 çiftçiye ekilmek üzere Tarım İl Müdürlüğü tarafından 30 ton Azkan nohut tohumu dağıtıldı. Toplam 2500 dekarlık bir alanda gerçekleştirilecek ekimin ardından hasatta yaklaşık 300 ton mahsul elde edilmesi hedefleniyor. Azkan nohut; hastalığa dayanıklı, verimli ve pazar payı en yüksek olan nohut çeşidi olarak üretimde tercih ediliyor. Yerli tarıma destek veren şirketlerin başında yer alan Duru Gıda, mahsulü, “satın alım kriterlerine uymak koşuluyla” piyasa değerinin üzerinde fiyatla satın alma taahhüdünde bulundu. Böylece Duru, çiftçiyi ve sürdürülebilir yerli üretimi desteklerken ürün kalitesinin en üst seviyede tutulması için teşvik de edecek. Projenin ilk mahsullerinin temmuz ayında alınması bekleniyor. Duru Gıda benzer şekilde yurdun değişik bölgelerinde sözleşmeli üretim kapsamında kırmızı fasulye ve barbunya üretimini de destekliyor.

“Yerli üretimi desteklemeye devam edeceğiz”

Duru Bulgur Yönetim Kurulu Başkanı Emin Duru, “Fabrikamızın bulunduğu Karaman’da ilk kez uygulanan ve tarıma büyük katkıları olduğunu düşündüğümüz sözleşmeli üretim modelini destekleme fikrini heyecanla karşıladık. Farklı illerimizde farklı ürünler için uyguladığımız bu modelin ev sahibi olduğumuz Karaman’da da hayata geçmesinden dolayı çok mutluyuz. Bakanlığımızın uygulamaya koyduğu sözleşmeli üretim modeli, üretim planlamasının çok önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Çiftçilerimizle piyasa fiyatının üzerinde bir teklifle sözleşme yaptığımız için onlar sadece üretime, iyi mahsul almaya odaklanıyor. Yerli üretimin sürdürülebilirliği, çiftçimizin ticari kaygısı olmadan sürdürülebilir üretimi gerçekleştirmesi ve pazarlama kapasitesinin geliştirilmesi bakımından modelin büyük etkileri bulunuyor. Biz üreticilerin de geleceğe dönük planlarında önümüzü görmemizi sağlıyor. Tarımsal üretimde kendi kendine yeterliliğin sağlanmasına katkı verecek çalışmalara daha fazla odaklanmalıyız. Tüm tarafların memnuniyet duyduğu, ülkemize yarar sağlayan bu modeli desteklemeye devam edeceğiz.” değerlendirmesini yaptı.

Bu ve benzeri projelerin çiftçinin başka arayışlara girerek toprağını terk etmemesi, gençlerin tarıma ve hayvancılığa olan ilgisinin artırılması açısından önemli etkileri olduğunu söyleyen Emin Duru, “Türkiye’nin en eski gıda üreticilerinden biri olarak çiftçimizin yaşadığı sorunları görüyoruz. Köylerden göçü engellemenin en isabetli yolu gelir kaynaklarını iyileştirecek, istihdam yaratacak adımları atmaktan geçiyor. Ülkemizde tarım sektörü, toplam iş gücünün üçte birinin geçim kaynağı durumunda. Dolayısıyla bu insanların geleceğe güvenle bakmalarını sağlayacak çözümler, günümüzde ülkeler için en stratejik konuların başında gelen tarımda sürdürülebilirliği de sağlayacaktır.” dedi.

“Ata tohumlarımızı yaygınlaştıralım”

İklim krizi, biyoçeşitlilik kaybı gibi gıda güvenliğini tehdit eden sorunların tüm engelleme çabalarına rağmen arttığını vurgulayan Emin Duru sözlerine şöyle devam etti:

“Tarım, su ve gıda kaynaklarının yeterliliği aynı zamanda sürdürülebilirliği giderek önemli hale geliyor. Ülkemizin tarımsal üretimde ve gıdada, kendi kendine yetebilen ülkelerden biri haline gelmesi için biz üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirme gayretindeyiz. Bu amaçla üniversitelerimizle iş birliği yaparak ata tohumlarımızı araştırarak onları geleceğe nasıl taşıyacağımız konusunda çalışmalar yapıyoruz. Bu çerçevede Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi ile nesiller boyunca babadan oğula ekip biçilen ve tükenmek üzere olan ‘Ahmet Buğdayı’ tohumlarını yeniden üretme kararı aldık ve ilk kez 2019 yılında toprakla buluşturduk. Ata tohumu Ahmet Buğdayı projesi, ülkemizde doğru tarım uygulamaları adına hayata geçirilen en önemli örneklerden biridir.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/duru-gidadan-surdurulebilir-yerli-uretime-destek-2/feed/ 0
Duru Gıda’dan, sürdürülebilir yerli üretime destek! https://www.foxtvhaber.com.tr/duru-gidadan-surdurulebilir-yerli-uretime-destek/ https://www.foxtvhaber.com.tr/duru-gidadan-surdurulebilir-yerli-uretime-destek/#respond Wed, 17 Apr 2024 21:01:15 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8923 Duru Gıda, Karaman Tarım İl Müdürlüğü’nün Göksu Taşeli Havzası Kalkınma Projesi kapsamında ilk kez uygulanan Sözleşmeli Üretim Modeli’ne katıldı. Projeyle Karaman’ın 25 köyünde 124 çiftçiye ekilmek üzere Tarım İl Müdürlüğü tarafından 30 ton Azkan nohut tohumu dağıtıldı.

Toplam 2500 dekarlık bir alanda gerçekleştirilecek ekimin ardından hasatta yaklaşık 300 ton mahsul elde edilmesi hedefleniyor. Azkan nohut; hastalığa dayanıklı, verimli ve pazar payı en yüksek olan nohut çeşidi olarak üretimde tercih ediliyor. Yerli tarıma destek veren şirketlerin başında yer alan Duru Gıda, mahsulü, “satın alım kriterlerine uymak koşuluyla” piyasa değerinin üzerinde fiyatla satın alma taahhüdünde bulundu.

Böylece Duru, çiftçiyi ve sürdürülebilir yerli üretimi desteklerken ürün kalitesinin en üst seviyede tutulması için teşvik de edecek. Projenin ilk mahsullerinin temmuz ayında alınması bekleniyor. Duru Gıda benzer şekilde yurdun değişik bölgelerinde sözleşmeli üretim kapsamında kırmızı fasulye ve barbunya üretimini de destekliyor.

“YERLI ÜRETIMI DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞIZ”

Duru Bulgur Yönetim Kurulu Başkanı Emin Duru, “Fabrikamızın bulunduğu Karaman’da ilk kez uygulanan ve tarıma büyük katkıları olduğunu düşündüğümüz sözleşmeli üretim modelini destekleme fikrini heyecanla karşıladık. Farklı illerimizde farklı ürünler için uyguladığımız bu modelin ev sahibi olduğumuz Karaman’da da hayata geçmesinden dolayı çok mutluyuz.

Bakanlığımızın uygulamaya koyduğu sözleşmeli üretim modeli, üretim planlamasının çok önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Çiftçilerimizle piyasa fiyatının üzerinde bir teklifle sözleşme yaptığımız için onlar sadece üretime, iyi mahsul almaya odaklanıyor.

Yerli üretimin sürdürülebilirliği, çiftçimizin ticari kaygısı olmadan sürdürülebilir üretimi gerçekleştirmesi ve pazarlama kapasitesinin geliştirilmesi bakımından modelin büyük etkileri bulunuyor.

Biz üreticilerin de geleceğe dönük planlarında önümüzü görmemizi sağlıyor. Tarımsal üretimde kendi kendine yeterliliğin sağlanmasına katkı verecek çalışmalara daha fazla odaklanmalıyız. Tüm tarafların memnuniyet duyduğu, ülkemize yarar sağlayan bu modeli desteklemeye devam edeceğiz.” değerlendirmesini yaptı.

Bu ve benzeri projelerin çiftçinin başka arayışlara girerek toprağını terk etmemesi, gençlerin tarıma ve hayvancılığa olan ilgisinin artırılması açısından önemli etkileri olduğunu söyleyen Emin Duru, “Türkiye’nin en eski gıda üreticilerinden biri olarak çiftçimizin yaşadığı sorunları görüyoruz. Köylerden göçü engellemenin en isabetli yolu gelir kaynaklarını iyileştirecek, istihdam yaratacak adımları atmaktan geçiyor. Ülkemizde tarım sektörü, toplam iş gücünün üçte birinin geçim kaynağı durumunda. Dolayısıyla bu insanların geleceğe güvenle

bakmalarını sağlayacak çözümler, günümüzde ülkeler için en stratejik konuların başında gelen tarımda sürdürülebilirliği de sağlayacaktır.” dedi.

“ATA TOHUMLARIMIZI YAYGINLAŞTIRALIM”

İklim krizi, biyoçeşitlilik kaybı gibi gıda güvenliğini tehdit eden sorunların tüm engelleme çabalarına rağmen arttığını vurgulayan Emin Duru sözlerine şöyle devam etti:

“Tarım, su ve gıda kaynaklarının yeterliliği aynı zamanda sürdürülebilirliği giderek önemli hale geliyor. Ülkemizin tarımsal üretimde ve gıdada, kendi kendine yetebilen ülkelerden biri haline gelmesi için biz üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirme gayretindeyiz.

Bu amaçla üniversitelerimizle iş birliği yaparak ata tohumlarımızı araştırarak onları geleceğe nasıl taşıyacağımız konusunda çalışmalar yapıyoruz. Bu çerçevede Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi ile nesiller boyunca babadan oğula ekip biçilen ve tükenmek üzere olan ‘Ahmet Buğdayı’ tohumlarını yeniden üretme kararı aldık ve ilk kez 2019 yılında toprakla buluşturduk.

Ata tohumu Ahmet Buğdayı projesi, ülkemizde doğru tarım uygulamaları adına hayata geçirilen en önemli örneklerden biridir.”

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/duru-gidadan-surdurulebilir-yerli-uretime-destek/feed/ 0
Yeryüzü Doktorları Ramazan’ın bereketini 30 ülkeye taşıdı https://www.foxtvhaber.com.tr/yeryuzu-doktorlari-ramazanin-bereketini-30-ulkeye-tasidi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/yeryuzu-doktorlari-ramazanin-bereketini-30-ulkeye-tasidi/#respond Tue, 09 Apr 2024 23:12:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8583 Kliniklerinin olduğu ülkelerde sağlık hizmetlerini aralıksız sürdüren dernek, aynı zamanda kumanya desteği sağlayarak açlıkla mücadelesini sürdürdü.

Dünya Gıda Programı’nın (WFP) verilerini göz önünde bulundurarak açlıkla mücadele etmek için “Hayat Kurtarılmaya Aç” kampanyasını başlatan Yeryüzü Doktorları, ihtiyaç sahibi ülkelerde beslenme tedavileri uygularken; Ramazan ayı boyunca gıda desteği sağlayarak kriz bölgelerine destek oldu.

WFP’ye göre 783 milyon insanın temel gıdaya erişim sağlayamadığı, 50’den fazla ülkede yaklaşık 47 milyon kişinin açlığın eşiğinde hayatını sürdüğü dünyada Yeryüzü Doktorları beslenme sağlığı projelerini desteklemek, Ramazan ayının bereketini uzak coğrafyalara taşımak ve açlıkla mücadeleye dikkat çekmek için 30 ülkede ihtiyaç sahiplerine gıda yardımı yaptı.

30 ÜLKEDE 60 BİNDEN FAZLA İHTİYAÇ SAHİBİNE ULAŞILDI

Ramazan ayı boyunca gıda desteği sağlayan Yeryüzü Doktorları, Afganistan, Bangladeş, Benin, Çad, Etiyopya, Hindistan, Kazakistan, Azerbaycan, Arnavutluk, Fildişi Sahili, Mali, Nijer, Pakistan, Kamboçya, Somali, Suriye, Yemen, Sri Lanka, Uganda, Peru, Kamerun, Honduras, Kosova, Tanzanya, Türkiye, Togo, Lübnan, Gazze, Mısır ve Sudan’ın yer aldığı ülkelerde toplam 7 bin 625 kumanya dağıtarak 47 binden fazla ihtiyaç sahibine ulaştı. Bununla birlikte iftar programı gerçekleştiren Yeryüzü Doktorları Ramazan ayında 13 bin kişinin iftar sevincine ortak oldu.

Savaş ortamında ve saldırılar altında Ramazan ayını geçirmek zorunda kalan Gazze’de çalışmalarını aralıksız olarak sürdüren dernek çalışanları on binlerce kişiye iftar sofrası kurarak Gazzelilerin yanında yer aldı. Mobil sağlık ekipleri de bölgenin ihtiyaçlarını tespit ederek açlık krizinin yaşandığı şehire Mısır’dan tedarik ettiği yardım kolilerinin teslimini sağladı.

Her yıl Ramazan ayında gerçekleştirdiği kumanya dağıtımlarıyla on binlerce kişiye ulaşan Yeryüzü Doktorları, Afrika’dan Asya’ya, Balkanlar’dan Güney Amerika’ya kadar dünyanın dört bir yanında çalışmalarını gerçekleştirdi. Her bölgenin kültürel alışkanlıkları gözetilerek hazırlanan, dağıtılan kumanya kolileri ve iftar programı ile Yeryüzü Doktorları 60 binden fazla insanın sofrasına ulaştı.

BESLENME SAĞLIĞI MERKEZLERİNDE YOĞUN TEDAVİ PROGRAMI

Yeryüzü Doktorları, kumanya dağıtımlarını gerçekleştirirken açlığın önemli bir sorun teşkil ettiği Afganistan, Çad, Somali, Yemen’de açtığı beslenme sağlığı merkezlerinde yetersiz beslenmenin küçük yaşlarda meydana getirdiği malnutrisyon hastalığına karşı tıbbi beslenme tedavisiyle mücadele veriyor. 4 ülkede 21 beslenme sağlığı merkezi ve 11 mobil sağlık ekibiyle malnutrisyon hastalığını tedavi etmek için özel olarak hazırlanmış destekleyici ve terapötik gıdaları hastalıktan etkilenen insanları hayata tutundurmak için kullanıyor.

Ramazan ayının sonunda tüm gıda yardım kolilerinin ihtiyaç sahipleriyle buluşturulduğunu söyleyen Yeryüzü Doktorları Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Yahyahan Güney “Her yıl olduğu gibi bu Ramazan ayında da bağışçılarımız sayesinde birlik ve beraberlik içinde yardımlaşmanın mutluluğunu, paylaşmanın sonucunda binlerce ihtiyaç sahibi insanın hayatına dokunmanın huzurunu yaşadık. Sağlanan destekler ile kısa vadeli çözümler yerine sürdürülebilir çözümlere odaklanarak faaliyetlerimizi gerçekleştiriyoruz. Gazze’deki ekiplerimizle hem sahada hem hastanede destek vermeye devam ediyoruz. Gazze’nin kuzeyinde mobil ekiplerimizle ve güneyde 3 hastanede yer alan doktorlarımızla çalışmalarımızı sürdürüyoruz, bağışlarla da aralıksız olarak Mısır’dan yardımlarımızı ulaştırıyoruz. Bu doğrultuda günlük sıcak yemek ve gıda kolilerimizin dağıtımlarına devam ediyoruz.  Bugün 30 ülkede gerçekleştirdiğimiz kumanya dağıtımlarımızı başarıyla tamamladığımızı, 4 ülkede yer alan beslenme sağlığı merkezimizde tedavi uygulamalarının devam ettiğini gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Somali’den Gazze’ye, Bangladeş’ten Honduras’a kadar sağlık ve insani yardım alanında ihtiyaç sahiplerinin yanında olacağız” dedi.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/yeryuzu-doktorlari-ramazanin-bereketini-30-ulkeye-tasidi/feed/ 0
Sahurdan sonra hemen uyumayın: Organları yoruyor https://www.foxtvhaber.com.tr/sahurdan-sonra-hemen-uyumayin-organlari-yoruyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/sahurdan-sonra-hemen-uyumayin-organlari-yoruyor/#respond Wed, 20 Mar 2024 02:12:38 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=6979 Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Elif Zeynep Özer, Ramazan ayında beslenmede dikkat edilmesi gereken hususlarla ilgili bilgi verdi.

Ramazan orucunun vücuttaki toksinlerin temizlenmesine imkan sağladığını belirten Özer, sahurun önemli bir besin olduğuna dikkat çekti. Sahurdan sonra hemen uyumamak gerektiğine dikkat çeken Özer, iftardan sonra da çorba içtikten sonra bir kaç dakika bekleyip ana yemeğin verilen aranın ardından yenilmesi gerektiğini kaydetti.

“Ramazan insan vücudunu yeniliyor”

Ramazan ayında sağlıklı beslenmeye karşı herhangi bir engel bulunmadığını belirterek, “Aksine özellikle sağlıklı beslenme Ramazan’da mümkün olabilmektedir. Çünkü 11 ay boyunca yediğimiz gıdaların tamamının vücuttan atılması bir hayli zor. Ramazan orucu içerisinde yaşanan uzun süreli ‘açlık’ ile vücutta birikmiş toksinlerin temizlenmesine, insan vücudunun yenilenmesinin desteklenmesine destek olmaktadır. Orucun insanın beslenme alışkanlıklarından kaynaklanan mevcut sıhhi durumunun iyilik halini daha iyiye taşıyabilmesini sağlaması üzerine oluşturulmuş bir sistem şeklinde düşünülebilir” dedi.

“Vücudun su dengesi bakımından kahve ve çay tüketimine dikkat edilmeli”

Oruç tutarken uzak durulması gereken yiyeceklerle ilgili örnekler veren Özer, “Ramazan, aşırılıklardan ve abartıdan uzak kalma felsefesine sahiptir. Her anlamdaki aşırılık insana zarar verir. Gıdada da durum aynı şekilde, örneğin en sağlıklı olarak bilinen bir gıda abartılı bir biçimde fazla tüketilirse bu gıda kişiye zamanla zarar vermeye başlayacaktır. Ramazan’da, yani özellikle uzun süreli aç kalmış bir mideye, ilk besin maddesi olarak basit karbonhidratlar girerse burada sağlıklı beslenmeden kesinlikle bahsedemeyiz. Basit karbonhidratların özellikle Ramazan’da fazla tüketilmemesine özen gösterilmelidir. Basit karbonhidrat içeren besinler olarak; toz şekerler, mısır şekerleri, beyaz ekmek gibi unlu mamullerden bahsedebiliriz. Bunların dışında fazla tuzlu yiyecekler vücutta su tutacağı ve kişide su ihtiyacı uyandıracağı için özellikle Ramazan ayında bu tür beslenme şeklinden muhakkak kaçınılmalı. Vücudun su dengesi bakımından kahve ve çay tüketimine de dikkat edilmeli” diye konuştu.

“Özellikle kadınlar sahur yapmalıdır”

Kadınların sahur yapmaları noktasında tavsiyede bulunan Özer, “Sahur oruç tutarken önemli, fakat olmazsa olmaz değil. Ramazan ayının her yıl değişmesinin beraberinde getirdiği açlık süreçleri de değişmekte, bunun oluşturduğu 16 saat ve üzeri açlık durumlarında hormonal dengenin korunması bakımından özellikle kadınların sahur yapmalarını tavsiye ederim. Ramazan’da yapılan en büyük yanlışlardan biri ise, günlük su tüketimini iftardan sonraki süreçte tamamlayabilmek adına tek seferde büyük yudumlarla su tüketmek. Günlük tüketilmesi gereken su miktarının yudum yudum içilerek tamamlanması istenilen faydayı sağlayacaktır. Unutulmamalıdır ki hızlı içilen su vücuttan hızla atılırken yavaş yavaş/yudum yudum içilen su vücuttan daha yavaş atılır. Fazla susuzluk çekmemek ve gerekli mineral dengesinin sağlanabilmesi adına soda ve demirhindi şerbetinin (Osmanlı Saray Mutfağı’ndan) içilmesini öneririm. Eğer kişinin mide sorunu yoksa sodaya limon ve az miktarda tuz eklenip içilmesi faydalıyken, kişinin mide sorunu varsa kişi sodayı suyla karıştırarak içebileceği gibi yüksek mineralli su da tercih edebilir. Ramazan ayında yoğun baş ağrıları yaşanmaması adına su tüketimi oldukça önemlidir” şeklinde konuştu.

“Sahurun hemen ardından uyunmuşsa, organların yorulması söz konusu olacaktır”

Sahurda işlenmiş gıdalardan uzak durulması gerektiğini belirten Özer, “Sebzeden zengin, yumurta (haşlanmış, omlet vb), peynir ve az tuzlu zeytin tercih edilebilir. Meyve istenirse tüketilebilir; ancak içerisinde şeker bulunduğu için acıkmaya etki edeceği bilinmelidir. Salam, sucuk, sosis gibi işlenmiş gıdaları tüketmemeli ve fazla şekerli gıdalardan uzak durulmalıdır. Doğallıktan uzaklaşmış gıdaları tercih listemizin dışında tutmalıyız. Vücudun kendi sisteminde organlar sürekli çalışma halindedir. İnsan uyuyunca organları daha yavaş çalışarak dinlenebilme sağlanırken, sahurda yiyecek-içecek tüketiminde bulunulup hemen ardından uyunmuşsa, organların yorulması söz konusu olacaktır. Yemek yedikten en iyi ihtimalle minimum bir saat sonra uyunmalıdır” ifadelerini kullandı.

“İşlenmiş gıdalardan uzak durulmalıdır”

Gluten hassasiyeti olanların Ramazan’da çok şanslı olduklarını söyleyen Özer, “Sağlıklı beslenmede bilinen yanlışlardan biri unlu mamulleri (örneğin ekmek) yersek tok kalırız düşüncesidir. Glutensiz beslenenler zaten undan uzak bir beslenme biçimleri olduğu için halihazırdaki sağlıklı beslenme biçimlerini koruyarak Ramazan ayını rahat geçirebileceklerdir. Sağlıklı beslenme rutininde yer alan sebze yemekleri ile proteince zengin yiyeceklerle beslenilirse açlık hissini yoğun yaşamayacaklardır. Ramazan ayında ve Ramazan ayı dışında da dikkat edilmesi gereken en önemli husus işlenmiş gıdalardan uzak durulmasıdır. Bu, gıda alerjisi olmayan kişiler için de geçerlidir” dedi.

 

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/sahurdan-sonra-hemen-uyumayin-organlari-yoruyor/feed/ 0
Gazze açlık ve hastalıklarla boğuşuyor https://www.foxtvhaber.com.tr/gazze-aclik-ve-hastaliklarla-bogusuyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/gazze-aclik-ve-hastaliklarla-bogusuyor/#respond Fri, 23 Feb 2024 02:48:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4620 Tam abluka altındaki bölgede yüz binlerce Filistinli aylardır insani yardıma muhtaç durumda hayatta kalmaya çalışırken İsrail, gıda tedarikini giderek kısıtlıyor. Son olarak Birleşmiş Milletler (BM), açlık sebebiyle yaşanan yağma olaylarının yüzünden yardımları askıya almak zorunda kaldı.

AÇLIK YÜZÜNDEN YAĞMA

BM Dünya Gıda Programı (WFP), Gazze’de güvenli ortam sağlanana kadar bölgenin kuzeyine yönelik gıda yardım sevkiyatını askıya aldığını duyurdu. Karara BM yardım konvoyunun “açlık sorunu çeken kişilerce yağmalanması” gerekçe gösterildi.

Kurum, hafta başında kuzeye gıda taşıyan kamyonların “aç insan kalabalığı tarafından silahlı saldırıya uğradığını ve şoförlerin dövüldüğünü” belirtti. Bölgeden gelen görüntülerde onlarca kişinin un taşıyan kamyona tırmandığı, çocukların ise yere dökülen unları toplamaya çalıştığı görüldü.

Gazze’nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı’nda ise sokağa dökülen öfkeli kalabalık, “Yemek istiyoruz”, “Yaşamak istiyoruz” ve “Halk bir torba un istiyor” sloganları attı.

“DAHA ÖNCE BU SEVİYEDE AÇLIK YAŞANDIĞINI HİÇ GÖRMEMİŞTİK”

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda Hakkı Özel Raportörü Michael Fakhri, İsrail’in tüm Filistinlileri cezalandırmak istediğini ve bunun “bir soykırım” olduğunu belirterek, Gazze’de daha önce bu seviyede açlığın yaşanmadığını söyledi.

Fakhri, “Gazze için benzersiz olan şu ki daha önce bu seviyede açlık yaşandığını hiç görmemiştik. Bütün bir nüfusun açlık yaşadığına hiç şahit olmamıştık. Bu durum, Gazze’deki 2,2 milyondan fazla insanın tamamen ve bu kadar hızlı bir şekilde aç kaldığı anlamına geliyor. İsrail sadece Gazze’ye yönelik insani yardımları yavaşlatmak ve engellemekle kalmıyor, aynı zamanda Gazze’deki gıda sistemini de yok ediyor. Mesele sadece insani yardım değil, Filistin halkının kendini besleme yeteneğiyle de ilgili.” dedi.

İsrailli yetkililerinin Filistinlilerin tamamını hedef almaları yönündeki niyetlerini defalarca ifade ettiklerini hatırlatan Fakhri, 9 Ekim 2023’te İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın Gazze’yi topyekun ablukaya alma niyetinde olduklarını açıkladığını belirtti.

“NETANYAHU ÇOCUKLARI AÇ BIRAKIYOR”

ABD’li bağımsız Senatör Bernie Sanders, İsrail’in Gazzeli çocukları aç bıraktığını belirterek, ABD’nin “suç ortağı” olmaması gerektiğini söyledi.

Senatör Sanders, sosyal medya platformu X’ten yaptığı paylaşımda, “Tüm dünya izliyor. (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu, Gazzeli çocukları aç bırakıyor. Bu vahşetin suç ortağı olamayız.” ifadelerini kullandı.

İsrail’in saldırıları ve insani yardım kısıtlamaları nedeniyle ihtiyaç duyulan gıda, su, ilaç ve yakıtın çok küçük bir kısmının Gazze’ye ulaştığını belirten Sanders, “Durumun vahametini ve daha ne kadar kötüleşebileceğini betimleyecek ifadeleri bulamıyorum.” görüşünü paylaştı.

Gazze’de yüz binlerce çocuğun açlıkla mücadele ettiğini ve temiz içme suyuna ulaşamadığını kaydeden Sanders, “Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre tüm Gazze nüfusu kıtlıkla karşı karşıya ve yaklaşık 378 bin insan şu an aç.” vurgusunu yaptı.

FİLİSTİNLİLER AÇLIK YA DA İSRAİL KURŞUNLARIYLA ÖLÜM ARASINDA TERCİH YAPMAYA ZORLANIYOR

Gazze Şeridi’nin kuzeyi açlıktan kırılırken, Reşid Caddesi üzerinden abluka altındaki kuzey bölgesine giriş yapan az miktarda undan faydalanmak isteyen Filistinliler, dün yardımların girdiği noktaya akın etti.

Bölgede bulunan İsrail tankları Filistinlilerin üzerine ateş açtı. İnsanlık dışı ve aşağılayıcı muameleye maruz kalan Gazzeliler açlık ya da İsrail kurşunlarıyla ölüm seçenekleri arasında tercih yapmaya zorlanıyor.

SINIRLAR KAPALI

BM İnsani İşler Ofisi’ne (OCHA) göre, Gazze’ye giren ortalama yardım kamyonu sayısı ocak ayında günde 140 iken, şubat ayında 60’a kadar düşmüş durumda. Gazze sınırlarını kontrol eden İsrail, Uluslararası Adalet Divanı’nın kararları da dahil olmak üzere insani yardım sağlanması yönünde artan uluslararası baskıya rağmen yalnızca bir sınır kapısını açık tutuyor. Bazı rehine ailelerinin de aralarında bulunduğu İsrailli protestocular, zaman zaman güney Gazze’ye Kerem Şalom giriş noktasında kamyonları engellemeye çalışıyor.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/gazze-aclik-ve-hastaliklarla-bogusuyor/feed/ 0
Peynir üretiminde fosforik asit hilesi! https://www.foxtvhaber.com.tr/peynir-uretiminde-fosforik-asit-hilesi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/peynir-uretiminde-fosforik-asit-hilesi/#respond Mon, 12 Feb 2024 23:00:02 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=3671 AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Alkaç, peynir üretim maliyetlerini düşürmek için ürüne gıda güvenliğine uygun olmayan birçok içeriğin eklenebildiğini söyledi.

Alkaç, peynir içeriklerinde kullanılan sahte ürünlerin başında nişasta veya maltodekstrin geldiğini, kuru madde miktarını ve ürünün kıvamını artırmak için kullanılan bu yöntemle, daha az süt ile daha fazla hileli ürün elde edilmesinin amaçlandığını aktardı.

Jelatin ilavesinin de kıvam ve verim artışı için kullanılan bir başka hileli yöntem olduğunun altını çizen Alkaç, “Soya veya melamin ilavesi de ürünün protein oranını artırmaya yönelik başvurulan bir hile. Süt yağı değerli bir besin olduğundan bitkisel yağ ekleyerek üründeki yağ oranının artırılması yoluna giden üreticilerle karşılaşılıyor. Gıda güvenliğini yok sayarak raf ömrünü uzatmak için ürüne natamisin, nisin, sorbik asit, benzoik asit gibi koruyucular ekleyen üreticiler de var.” şeklinde konuştu.

Alkaç, “Peynir üretiminde başvurulan en büyük hilelerden biri bozuk sütün PH değerlerinin fosforik asit kullanılarak peynir yapımına uygun hale getirilmesi. Ürünün albenisini artırmak, rengini güçlendirmek için yasal limit üzerinde boya katılabiliyor. Koyun, keçi, manda gibi daha değerli süt içeren peynirlere inek sütü gibi farklı tür süt ilavesi yapılabiliyor.” dedi.

“Tüketicileri gıda okur yazarlığı konusunda kendilerini geliştirmeye davet ediyoruz”

Alkaç, tüketicilerin ürünleri mutlaka güvendikleri satış noktalarından almalarını, ürünlerin ambalajlı ve etiketli olmasına, etiketinde üretici firmanın adı ve işletme kayıt numarası gibi resmi bilgilerin yer almasına dikkat etmeleri gerektiğini vurguladı.

Üreticinin işletme kayıt numarasına sahip olmasının, Tarım ve Orman Bakanlığı’na kayıtlı ve bakanlığın da kontrolünde bir işletme olduğunun göstergesi olduğunu belirten Alkaç, “Üzerinde sıklıkla durduğumuz gıda okur yazarlığı büyük bir önem taşıyor. Tüm tüketicileri bu konuda daha duyarlı ve bilinçli olmaya, gıda okur yazarlığı konusunda kendilerini geliştirmeye davet ediyoruz.” diye konuştu.

Deniz Alkaç, Metro Türkiye olarak tüketicinin sağlığını korumanın öncelikleri olduğunu, haksız ticareti önlemek ve sürdürülebilir gıda çalışmalarını desteklemek için gıdalarda taklit ve tağşiş çalışmalarını başlattıklarını kaydetti.

Gıda tağşiş ve taklit açısından potansiyel olabilecek tüm gıda ürün gruplarını masaya yatırdıklarını ve risk analizi ile tağşiş ve taklit analiz parametrelerini çıkararak gıda ürünlerinin tağşiş haritasını oluşturduklarını bildiren Alkaç, “Çalışma ile elde ettiğimiz sonuçlar ışığında 115 farklı ürün çeşidinde 54 farklı taklit riskine karşı analiz çalışmalarımızı düzenli olarak gerçekleştiriyoruz. Bazı analizler Türkiye’de yapılırken bazıları ise yurt dışına gönderilerek analiz süreçleri yürütülüyor.” ifadelerini kullandı.

“Kalite standartlarına uymayan hiçbir ürüne rafta yer vermiyoruz”

Alkaç, Metro Türkiye olarak son 3 yılda tağşiş kapsamında yaklaşık 850 peynire ürün analizi gerçekleştirdiklerinin altını çizerek, şunları kaydetti:

“Bu analizler süt yağı harici yağ aranması, jelatin eklenmesi, nişasta katılması, soya katılması, melamin ilavesi, eritme tuzları varlığı, koruyucu aranması, boya aranması, bitkisel yağ aranması, farklı türde süt ilavesi gibi 11 farklı parametreyi kapsıyor. Tüm bu parametrelerle üründe daha az süt ile daha fazla ürün elde etme, kuru madde miktarını veya protein miktarını artırma, daha uzun raf ömrü elde etme, kıvam ve renk almasını sağlayarak ürün albenisini artırmak gibi sahtecilik yapmaya ve ticari kazanç sağlamaya yönelik girişimleri tespit edebiliyoruz.

Gıda güvenliği kriterlerine uygun doğru ürünleri tüketiciye sunabilmek için tağşiş içermeyen ürünleri reyonlara taşıyoruz. İlgili analizler, ürünler daha rafa gelmeden yapıldığından müşterilerimize sunduğumuz gıdaların güvenilir gıdalar olduğunu garanti altına alıyoruz. Kalite standartlarına uymayan hiçbir ürüne de rafta yer vermiyoruz. Belli bir üretim serisinde herhangi bir risk oluştuğunda o ürün serisini tüm mağazalarımızda raftan çekiyor, tüketicilerin sağlığını hiçbir şekilde riske atmıyoruz.”

 

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/peynir-uretiminde-fosforik-asit-hilesi/feed/ 0
Gazze’de açlık silah olarak kullanılıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/gazzede-aclik-silah-olarak-kullaniliyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/gazzede-aclik-silah-olarak-kullaniliyor/#respond Tue, 30 Jan 2024 09:00:41 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2967 Cenevre merkezli Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları İzleme Örgütü (Euro-Med) Başkanı Ramy Abdu, İsrail’in insanları Gazze’den dışarı atmak hatta öldürmek için açlığı silah olarak kullandığını belirtti.

Abdu, İsrail’in yoğun saldırıları ve ablukası altındaki Gazze’de yaşanan kıtlık ve Gazzelilerin karşı karşıya olduğu zor şartlara ilişkin  değerlendirmelerde bulundu.

“İNSANLAR AÇLIKTAN ÖLÜYOR”

Gazze’de yaşanan çok büyük çaplı gıda sıkıntısı nedeniyle insanların yemek pişiremediğini söyleyen Abdu, İsrail’in Gazze’de soykırım yapmaya başladığı saldırılardan önce bölgeye günlük ortalama 500 tır yardım malzemesi giriş yaparken, halihazırda bu sayının 100 tır veya altında olduğunu kaydetti.

Abdu, Gazze’nin kuzeyine ise gıda tedariki açısından hiçbir şeyin ulaştırılmadığına dikkati çekerek, “Son 100 günde Gazze’nin kuzeyine sadece 50 ila 100 yardım tırının ulaştığını söyleyebiliriz. Bu bölgede şiddetli açlık ve her şeyde eksiklik var. İnsanlar burada gerçekten açlıktan ölüyor. Buradaki yarım milyondan fazla Filistinli, ağır kış koşulları ve gıda sıkıntısı nedeniyle acı çekiyor.” dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in yardım kuruluşlarının “Gazze’nin tamamına gıda tedarik edemediği” yönündeki açıklamasını hatırlatan Abdu, Gazze’nin kuzeyinde yardım kuruluşlarının bulunmadığını teyit ettiklerinin altını çizdi.

KITLIKTAN EN ÇOK ÇOCUKLAR ETKİLENİYOR

Abdu, “Şu anda Gazze’dekilerin yarısından fazlası kritik seviyede açlık yaşıyor. Gazze’nin kuzeyinde yaşayanların tamamı şiddetli ve acımasız kıtlık koşullarıyla karşı karşıya. Genel olarak ise Gazze’deki Filistinlilerin yüzde 75’inden fazlası şiddetli açlık çekiyor. Gıda stokları ve Gazze’ye girişi sağlanan yardım tırlarında artış yok.” diye konuştu.

İsrail askerlerinin Gazze’nin güneyinden kuzeyine az sayıda giriş yapan gıda kamyonlarına ulaşmaya çalışanları vurduğunu belirten Abdu, bu yüzden onlarca kişinin hayatını kaybettiğini belgelediklerine dikkati çekti.

Abdu, “Özellikle Gazze’nin kuzeyi için ‘kasıtlı aç bırakmaktan’ bahsediyoruz. Bu durumdan en fazla çocuklar etkileniyor çünkü ihtiyaç duydukları gıdaya sahip değiller. Bebeklerin çoğu süte ihtiyaç duyuyor ancak Gazze’ye süt girişi olmuyor. İlaç, tıbbi malzeme ve hatta besin malzemeleri dahi yok. Kadınlar bu durumla zar zor başa çıkabiliyor. Kendileri yemek yemiyor ve çocuklarına veriyorlar. Gazze ve özelliklede kuzeyindeki insanların vücut şekillerine baktığımızda onların açlık çektiğini kolayca anlayabiliyorsunuz. Çok acı çekiyorlar.” ifadelerini kullandı.

AÇLIK SİLAH OLARAK KULLANILIYOR

Gazze’de sahada yaşananlara bakıldığında İsrail’in Gazze’de soykırım yaptığını ve özellikle de bunun askeri unsurlarını uygulandığını vurgulayan Abdu, şöyle devam etti:

“İsrail Gazzelileri Gazze’den dışarı atmak hatta öldürmek için açlığı silah olarak kullanıyor. Diğer bir unsur ise toplu katliamdır. Bunun şimdi insani maliyetini görüyoruz. Gazze halkının yaklaşık yüzde 4,5’i öldürüldü, yaralandı veya kayboldu. Üçüncü unsur ise Gazze halkının sürgünü ve yerinden edilmesidir. İsrail bu 3 unsuru acımasızca kullanmayı sürdürüyor. Bu da İsrail’in Gazze’deki bu soykırımı giderek daha fazla sürdürmekte ısrar ettiği anlamına geliyor.”

Abdu, Uluslararası Adalet Divanının (UAD), İsrail’in Gazze’de soykırım yaptığına ilişkin “makul bir karara” varmasının İsrail’i “Gazzelileri yerinden etme planından” caydıracağını umut ettiklerini, bu kararın ardından durumu sahada takip ettiklerini ancak İsrail’in Gazzelileri aynı şekilde öldürmeye devam ettiği tespitinde bulunduklarını söyledi.

İsrail’in onlarca yerleşim alanını yok etmeyi de sürdürdüğünü belirten Abdu, Gazze’ye gıda tırlarının girişini dahi en aza indirdiğini ve insanları Gazze’nin kuzeyinden uzaklaştırarak sistemli şekilde katletmeye devam ettiğini söyledi.

Abdu, BM ve uluslararası kuruluşların İsrail’in direktiflerine uymamaları ve İsrail’e baskı yapmaları gerektiğini de vurguladı.

Uluslararası topluma beraber hareket etmeleri yönünde çağrıda bulunan Abdu, İsrail tarafında gerçek bir baskı oluşturabilmeleri için “tek sesle” konuşmalarının önemine işaret etti.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/gazzede-aclik-silah-olarak-kullaniliyor/feed/ 0
Gazze ölüyor: Filistin’den dünyaya yardım çığlığı https://www.foxtvhaber.com.tr/gazze-oluyor-filistinden-dunyaya-yardim-cigligi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/gazze-oluyor-filistinden-dunyaya-yardim-cigligi/#respond Fri, 26 Jan 2024 22:36:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2836 İsrail’in 7 Ekim’den bu yana aylardır bombaladığı Gazze’de halk açlık ve susuzlukla boğuşuyor. Su vanalarını kapatan, tarlaları bombalayan ve kente gıda girişlerini engelleyen İsrail, 24 binden fazla insanın ölümünden de sorumlu tutuluyor.

Önceki aylarda daha çok Gazze’nin kuzeyine saldırılarını yoğunlaştıran İsrail ordusu, geçen aydan itibaren daha önce “güvenli olduğunu” iddia ettiği orta ve güneydeki bölgelere doğru saldırılarını genişletti.

AÇLIK VE SUSUZLUK EN BÜYÜK SORUN

Saldırılar nedeniyle 1,9 milyon Filistinli yerinden oldu. Filistinliler kuzeyden güneye göç etti. Yüzbinlerce insanın toplandığı güneyde ise soğuk hava şartlarının yanında açlık ve susuzluk en büyük sorun.

Dünyanın gözleri önünde yaşanan bu drama bir çözüm bulunmuyor. İsrail, kente yardımların girmesine engel oluyor.

GAZZE’DEKİ FİLİSTİNLİLERİN YÜZDE 45’İ ŞİDDETLİ AÇLIK ÇEKİYOR

İsrailli yetkililer Gazze’de “gıda sıkıntısı” olmadığını iddia etse de başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere uluslararası kuruluşların raporları bölgede yaşanan açlığı gözler önüne seriyor.

Yerinden edilen ve kalacak yer olmadığı için derme çatma çadırlarda hayat mücadelesi veren Gazzeliler, İsrail saldırılarının yanı sıra açlıkla da mücadele ediyor.

BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, X sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, Gazze’deki nüfusun yüzde 45’inin şiddetli açlık çektiğini belirterek, bazı bölgelerde 10 aileden 9’unun hiçbir şey yemeden bir günü geçirdiğini vurgulamıştı.

1,3 MİLYON FİLİSTİNLİ AÇLIKTAN ÖLEBİLİR

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları ve tam ablukası devam ederken, Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Gazze Şeridi’ndeki 2,3 milyon kişiden 378 binin felaket düzeyinde açlıkla karşı karşıya olduğunu açıkladı.

Söz konusu 378 bin kişinin aşırı gıda eksikliği, açlık ve tükenmişlik anlamına gelen 5’inci aşamada olduğunu belirten OCHA, 939 bin kişinin ise acil durum anlamına gelen 4’üncü seviyede olduğunu aktardı.

İsrail’in Gazze’ye insani yardım ve gıda girişini engelleyerek insanlığa karşı suç işlediği belirtiliyor.

“YİYECEK VE SUYUMUZ YOK İNSANLAR SADECE BİZİ İZLİYOR”

Gazzeliler ekmek yapabilmek için ihtiyaçları olan una erişmekte büyük sıkıntı çektikleri için hayvanların yediği tahılları öğüterek un elde ediyor ya da ot toplayarak hayatta kalmaya çalışıyor

Cibaliye’deki çarşıda alışveriş yapan Gazzeliler bölgedeki insani durumu anlattı. Filistinli adam: “Yiyecek yok, su yok, hepimiz açız, ekmek yapabilmek için unumuz bile yok, en azından un olmalı, en temel ihtiyaç bu. Çocuklarımız aç, insanlar sadece bizi izliyor, yardım eden yok.” dedi.

İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı, Filistin’de insani yardım projeleri yaparak binlerce insana destek oldu.

İHH’den yapılan açıklamaya göre, vakıf geçen yıl Filistin’de yürüttüğü insani yardım faaliyetleri kapsamında, 14 bin 595 aileye gıda paketi, 219 bin 865 kişiye ise sıcak yemek dağıttı.

İHH’DAN FİLİSTİN’E 9 TIR GÖNDERİLDİ

Birçok farklı alanda da insani yardım projelerini hayata geçiren vakıf, ayrıca Filistin’e 1033 tanker içme suyu ulaştırdı. Vakıf, biri tıbbi ürünler, 8’i de yiyecek ve barınma malzemeleri taşıyan 9 tırı Filistin’e gönderdi.

Geçen yıl yapılan Kurban Bayramı çalışmaları kapsamında Gazze Şeridi’nde 28, Batı Şeria’da ise 5 büyükbaş hayvan keserek ihtiyaç sahiplerine dağıtan vakıf, kesimi yapılan 2 bin 520 hisseyi de dondurulmuş et olarak Gazze’ye ulaştırdı.

SADAKATAŞI DERNEĞİ’NDEN SICAK YEMEK DAĞITIMI

İsrail’in sistematik katliamlar gerçekleştirdiği Gazze’ye Sadakataşı Derneği, yardım ulaştırmaya devam ediyor. Dernek insani yardım çalışmaları kapsamında Han Yunus’ta 2 bin kişiye sıcak yemek dağıtımı gerçekleştirdi.

Abluka altında olan Gazze’ye İsrail’in 7 Ekim’den itibaren başlattığı saldırılar nedeniyle bölgede yaşam durdu. Evlerin, ibadethane, okul ve hastanelerin bombalandığı Gazze’de Sadakataşı Filistinlilere düzenli olarak gıda kolisi, su ve sıcak yemek dağıtımları gerçekleştiriyor.

 Yeryüzü Doktorları 7 Ekim’den bu yana doktorlarının ve sağlık personellerinin gerçekleştirdiği acil yardım müdahaleleriyle Gazze halkının yanında olmaya çalışıyor.

Ekipler, şehrin kuzeyindeki Şifa ve Endonezya Hastanesinde başladığı çalışmalarını bugün Refah bölgesindeki Kuveyt Hastanesinde sürdürüyor.

GAZZE’YE MEDİKAL DESTEK

Gazze’deki ekibin ve sağlık sisteminin ihtiyaçları doğrultusunda belirlenen medikal ve temel gıda malzemeleri Gazze’ye teslim edilmek üzere Mısır’da hazırlanıyor. Hazırlanan malzemeler, sınır bölgesinde görev alan Yeryüzü Doktoru Mohammed Ghaniem’in koordinesinde tedarik merkezinden hareket edecek yardım tırlarına yükleniyor. Refah sınır kapısından Gazze’ye geçiş yapan yardım tırları Yeryüzü Doktorları ekibi tarafından teslim alınıp Gazze halkına ulaştırılıyor.

İLAÇ VE TIBBİ MALZEME YARDIMI

İnsana Değer Veren Dernekler Federasyonu (İDDEF), İsrail’in saldırıları altındaki Gazze’de yaraları sarmak için çalışırken, Mısır’daki deposundan kumanya, ilaç ve tıbbi malzeme gibi acil yaşam ürünlerini Refah Sınır Kapısı’na sevk etmeyi sürdürüyor.

Bölgedeki okullara ve hastanelere sığınan halka her gün 9 bin kişilik sıcak yemek ve 50 bin ekmek dağıtan İDDEF, sağlık hizmeti de veriyor. İDDEF’in Gazze’deki su arıtma tesisi aktif olarak en önemli hayati ihtiyacı sağlamaya devam ediyor.

HER GÜN YÜZLERCE GAZZELİYE SICAK YEMEK DAĞITILIYOR

Cansuyu, İşgalci israil’in hava bombardımanlarıyla vurduğu Gazze’deki faaliyetlerini partner kuruluşlar aracılığıyla sürdürüyor. Gazze Şeridi’ndeki hastane, okul, mülteci kampları ve camilere sığınarak hayatlarını idame ettirmeye çalışan binlerce Gazze’liye el uzatan Cansuyu Derneği, masum Filistinlilerin ihtiyaç duyduğu pek çok başlıkta yardımlar yapıyor. Başta gıda yardımı olmak üzere çalışmalarını artırarak sürdürmeye çalışan Cansuyu Derneği, bölgenin en çok ihtiyaç duyduğu içme suyu ve sıcak yemek dağıtımlarını Gazze’nin farklı noktalarında bulunan yüzlerce Filistinliye ulaştırıyor.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/gazze-oluyor-filistinden-dunyaya-yardim-cigligi/feed/ 0
Gazze ölüyor https://www.foxtvhaber.com.tr/gazze-oluyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/gazze-oluyor/#respond Fri, 26 Jan 2024 22:12:11 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2830 İsrail’in 7 Ekim’den bu yana aylardır bombaladığı Gazze’de halk açlık ve susuzlukla boğuşuyor. Su vanalarını kapatan, tarlaları bombalayan ve kente gıda girişlerini engelleyen İsrail, 24 binden fazla insanın ölümünden de sorumlu tutuluyor.

Önceki aylarda daha çok Gazze’nin kuzeyine saldırılarını yoğunlaştıran İsrail ordusu, geçen aydan itibaren daha önce “güvenli olduğunu” iddia ettiği orta ve güneydeki bölgelere doğru saldırılarını genişletti.

AÇLIK VE SUSUZLUK EN BÜYÜK SORUN

Saldırılar nedeniyle 1,9 milyon Filistinli yerinden oldu. Filistinliler kuzeyden güneye göç etti. Yüzbinlerce insanın toplandığı güneyde ise soğuk hava şartlarının yanında açlık ve susuzluk en büyük sorun.

Dünyanın gözleri önünde yaşanan bu drama bir çözüm bulunmuyor. İsrail, kente yardımların girmesine engel oluyor.

GAZZE’DEKİ FİLİSTİNLİLERİN YÜZDE 45’İ ŞİDDETLİ AÇLIK ÇEKİYOR

İsrailli yetkililer Gazze’de “gıda sıkıntısı” olmadığını iddia etse de başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere uluslararası kuruluşların raporları bölgede yaşanan açlığı gözler önüne seriyor.

Yerinden edilen ve kalacak yer olmadığı için derme çatma çadırlarda hayat mücadelesi veren Gazzeliler, İsrail saldırılarının yanı sıra açlıkla da mücadele ediyor.

BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, X sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, Gazze’deki nüfusun yüzde 45’inin şiddetli açlık çektiğini belirterek, bazı bölgelerde 10 aileden 9’unun hiçbir şey yemeden bir günü geçirdiğini vurgulamıştı.

1,3 MİLYON FİLİSTİNLİ AÇLIKTAN ÖLEBİLİR

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları ve tam ablukası devam ederken, Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Gazze Şeridi’ndeki 2,3 milyon kişiden 378 binin felaket düzeyinde açlıkla karşı karşıya olduğunu açıkladı.

Söz konusu 378 bin kişinin aşırı gıda eksikliği, açlık ve tükenmişlik anlamına gelen 5’inci aşamada olduğunu belirten OCHA, 939 bin kişinin ise acil durum anlamına gelen 4’üncü seviyede olduğunu aktardı.

İsrail’in Gazze’ye insani yardım ve gıda girişini engelleyerek insanlığa karşı suç işlediği belirtiliyor.

“YİYECEK VE SUYUMUZ YOK İNSANLAR SADECE BİZİ İZLİYOR”

Gazzeliler ekmek yapabilmek için ihtiyaçları olan una erişmekte büyük sıkıntı çektikleri için hayvanların yediği tahılları öğüterek un elde ediyor ya da ot toplayarak hayatta kalmaya çalışıyor

Cibaliye’deki çarşıda alışveriş yapan Gazzeliler bölgedeki insani durumu anlattı. Filistinli adam: “Yiyecek yok, su yok, hepimiz açız, ekmek yapabilmek için unumuz bile yok, en azından un olmalı, en temel ihtiyaç bu. Çocuklarımız aç, insanlar sadece bizi izliyor, yardım eden yok.” dedi.

İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı, Filistin’de insani yardım projeleri yaparak binlerce insana destek oldu.

İHH’den yapılan açıklamaya göre, vakıf geçen yıl Filistin’de yürüttüğü insani yardım faaliyetleri kapsamında, 14 bin 595 aileye gıda paketi, 219 bin 865 kişiye ise sıcak yemek dağıttı.

İHH’DAN FİLİSTİN’E 9 TIR GÖNDERİLDİ

Birçok farklı alanda da insani yardım projelerini hayata geçiren vakıf, ayrıca Filistin’e 1033 tanker içme suyu ulaştırdı. Vakıf, biri tıbbi ürünler, 8’i de yiyecek ve barınma malzemeleri taşıyan 9 tırı Filistin’e gönderdi.

Geçen yıl yapılan Kurban Bayramı çalışmaları kapsamında Gazze Şeridi’nde 28, Batı Şeria’da ise 5 büyükbaş hayvan keserek ihtiyaç sahiplerine dağıtan vakıf, kesimi yapılan 2 bin 520 hisseyi de dondurulmuş et olarak Gazze’ye ulaştırdı.

SADAKATAŞI DERNEĞİ’NDEN SICAK YEMEK DAĞITIMI

İsrail’in sistematik katliamlar gerçekleştirdiği Gazze’ye Sadakataşı Derneği, yardım ulaştırmaya devam ediyor. Dernek insani yardım çalışmaları kapsamında Han Yunus’ta 2 bin kişiye sıcak yemek dağıtımı gerçekleştirdi.

Abluka altında olan Gazze’ye İsrail’in 7 Ekim’den itibaren başlattığı saldırılar nedeniyle bölgede yaşam durdu. Evlerin, ibadethane, okul ve hastanelerin bombalandığı Gazze’de Sadakataşı Filistinlilere düzenli olarak gıda kolisi, su ve sıcak yemek dağıtımları gerçekleştiriyor.

 Yeryüzü Doktorları 7 Ekim’den bu yana doktorlarının ve sağlık personellerinin gerçekleştirdiği acil yardım müdahaleleriyle Gazze halkının yanında olmaya çalışıyor.

Ekipler, şehrin kuzeyindeki Şifa ve Endonezya Hastanesinde başladığı çalışmalarını bugün Refah bölgesindeki Kuveyt Hastanesinde sürdürüyor.

GAZZE’YE MEDİKAL DESTEK

Gazze’deki ekibin ve sağlık sisteminin ihtiyaçları doğrultusunda belirlenen medikal ve temel gıda malzemeleri Gazze’ye teslim edilmek üzere Mısır’da hazırlanıyor. Hazırlanan malzemeler, sınır bölgesinde görev alan Yeryüzü Doktoru Mohammed Ghaniem’in koordinesinde tedarik merkezinden hareket edecek yardım tırlarına yükleniyor. Refah sınır kapısından Gazze’ye geçiş yapan yardım tırları Yeryüzü Doktorları ekibi tarafından teslim alınıp Gazze halkına ulaştırılıyor.

İLAÇ VE TIBBİ MALZEME YARDIMI

İnsana Değer Veren Dernekler Federasyonu (İDDEF), İsrail’in saldırıları altındaki Gazze’de yaraları sarmak için çalışırken, Mısır’daki deposundan kumanya, ilaç ve tıbbi malzeme gibi acil yaşam ürünlerini Refah Sınır Kapısı’na sevk etmeyi sürdürüyor.

Bölgedeki okullara ve hastanelere sığınan halka her gün 9 bin kişilik sıcak yemek ve 50 bin ekmek dağıtan İDDEF, sağlık hizmeti de veriyor. İDDEF’in Gazze’deki su arıtma tesisi aktif olarak en önemli hayati ihtiyacı sağlamaya devam ediyor.

HER GÜN YÜZLERCE GAZZELİYE SICAK YEMEK DAĞITILIYOR

Cansuyu, İşgalci israil’in hava bombardımanlarıyla vurduğu Gazze’deki faaliyetlerini partner kuruluşlar aracılığıyla sürdürüyor. Gazze Şeridi’ndeki hastane, okul, mülteci kampları ve camilere sığınarak hayatlarını idame ettirmeye çalışan binlerce Gazze’liye el uzatan Cansuyu Derneği, masum Filistinlilerin ihtiyaç duyduğu pek çok başlıkta yardımlar yapıyor. Başta gıda yardımı olmak üzere çalışmalarını artırarak sürdürmeye çalışan Cansuyu Derneği, bölgenin en çok ihtiyaç duyduğu içme suyu ve sıcak yemek dağıtımlarını Gazze’nin farklı noktalarında bulunan yüzlerce Filistinliye ulaştırıyor.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/gazze-oluyor/feed/ 0