Türkiye’nin Gazze için yürüttüğü uluslararası diplomasi trafiğine “parlamenter diplomasi” aracılığıyla güçlü destek sağlayan Kurtulmuş, resmi yurt dışı ziyaretlerinde muhataplarıyla yaptığı her görüşmede Gazze’yi gündeme getirdi.
Kurtulmuş, Gazze’ye yönelik saldıların başladığı 7 Ekim’den sonra Hindistan’da 12-14 Ekim 2023 tarihlerinde düzenlenen G20 Parlamento Başkanları (P20) Zirvesi’ne katılarak, aralarında Rusya, Hindistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin meclis başkanlarının da bulunduğu birçok mevkidaşıyla ikili ve heyetler arası görüşmeler yaptı.
AUSCHWİTZ, SREBRENİTSA VE GAZZE ÜZERİNDEN YAKIN TARİHİ HATIRLATTI
Kırım Platformu İkinci Parlamenter Zirvesi için 22-24 Ekim 2023’te Çekya’ya, 2-4 Kasım’da ise Bosna Hersek’e resmi ziyaret gerçekleştiren Kurtulmuş, Uluslararası Saraybosna Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, modern çağların en büyük katliam ve soykırımlarının yaşandığı Auschwitz, Srebrenitsa ve Gazze üzerinden yakın tarihteki olaylara işaret ederek, “Nasıl Auschwitz ve Srebrenitsa için oradaki kasaplar, uluslararası mahkemelere çıkmış ve bunun bedelini ödemişlerse; bugün Gazze’deki katliamın sorumluları da mutlaka uluslararası ceza mahkemesine çıkacak, bu yaptıklarının bedelini ödeyeceklerdir. Bu katliama sesini çıkarmayanlar da göz yumanlar da hesap vereceklerdir.” mesajını verdi.
Endonezya’da 19-22 Kasım 2023’te düzenlenen MIKTA 9. Parlamento Başkanları Toplantısı’na katılan Kurtulmuş, toplantı kapsamındaki oturumlarda Gazze için çağrılarda bulundu.
18 Aralık 2023’te Kuveyt’i, 28-29 Ocak 2024’te Bahreyn’i, 29-31 Ocak’ta Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyaret eden Kurtulmuş, Asya Parlamenterler Asamblesi (APA) 14. Genel Kurul Toplantısı dolayısıyla 21-23 Şubat’ta da Azerbaycan’a ziyarette de İsrail’in saldırılarına yönelik mesajlar verdi.
İslam İşbirliği Parlamenter Asamblesi (İSİPAB) 18. Konferansı için 3-6 Mart’ta Fildişi Sahili’ne giden Kurtulmuş, 5-7 Mayıs’ta MIKTA 10. Parlamento Başkanları Toplantısı dolayısıyla Meksika’ya resmi ziyaret gerçekleştirdi.
Görüşmelerinde, Gazze’de 7 ayı aşkın süredir devam eden, İsrail’in artık soykırıma varan ağır katliamlarının ve insanlık suçlarının binlerce masum insanın hayattan koparılmasına sebep olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, bu saldırıların, yüzde 70’i kadın ve çocuklardan oluşan büyük bir sivil kayba neden olduğunu söyledi.
“Kuvözdeki bebeklerin, 8 milyar insanın gözü önünde çırpına çırpına öldüğü, öldürüldüğü o vahşeti insanlık asla unutmayacaktır.” diyen Kurtulmuş, muhataplarına, dünyanın bu savaştan, devam eden insanlık katliamlarından ders çıkarması gerektiğini aktardı.
7-9 Mayıs’ta Küba, 19-21 Mayıs’ta Kazakistan, 21-23 Mayıs’ta ise Özbekistan’ı, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) 13. Genel Kurulu Asamble Konseyi Toplantısı dolayısıyla da 5-6 Haziran’da Azerbaycan’ı ziyaret eden Kurtulmuş, ikili görüşmelerinde Gazze’de acil ateşkesin sağlanması ve insani yardımların bölgeye ulaştırılması için birlikte hareket etme çağrısı yaptı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, söz konusu yurt dışı ziyaretlerinde Gazze’de acil ateşkesin sağlanması ve insani yardımların ulaştırılması için yoğun barış diplomasisi yürüttü, İslam coğrafyalarındaki ülke ve milletlerin birlik içerisinde hareket etmesi amacıyla da çok yönlü görüşmeler yaptı.
TÜRKİYE’YE RESMİ ZİYARETTE BULUNAN İSİMLERLE GÖRÜŞTÜ
Kurtulmuş, katıldığı zirveler ve ziyaret ettiği ülkelerde gerçekleştirdiği görüşmelerin yanında Türkiye’ye resmi ziyarette bulunan devlet ve hükümet başkanları, meclis başkanları, bakanlar, uluslararası kuruluşların başkanları ve çok sayıda heyet başkanıyla bir araya geldi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, ziyaretlerin yanı sıra yaptığı telefon görüşmeleriyle de Gazze’deki katliam boyutlarını aşan soykırımın bir an evvel durdurulması için yoğun diplomasi yürüttü.
Görüşmelerinde, mutlaka iki devletli çözüm vizyonunun hayata geçirilmesi gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, muhataplarına, Orta Doğu barışı için 1967 sınırlarında başkenti Kudüs olan, bağımsız bir Filistin devletinin kurulması gerektiğini iletti.
Kurtulmuş, yaptığı görüşmelerde ve zirve konuşmalarında, yasa dışı yerleşimciler ve buna bağlı olarak İsrail’in işgal ve ilhak teşebbüslerinin sona erdirilmesi ile başta Mescid-i Aksa olmak üzere Müslümanların, Hristiyanların ve Yahudilerin kutsal mekanlarının masuniyetinin korunmasının barışın önünü açacak önemli gelişmelerden olacağını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu başta olmak üzere her platformda dile getirdiği “Dünya beşten büyüktür” mesajını görüşmelerinde sıkça vurgulayan Kurtulmuş, yeni, adil, etkin, barışı esas alan, çifte standarttan uzak bir uluslararası sistemin kurulabilmesi konusunda işbirliği çağrısında bulundu.
Kurtulmuş, Meksika ve Küba programları dönüşünde uçakta gazetecilerle söyleşi yaptı ve soruları yanıtladı.
Meksika, Endonezya, Kore, Türkiye ve Avustralya’nın oluşturduğu MIKTA’nın 10. Parlamento Başkanları Toplantısı için Meksika’da bulunduğunu anlatan Kurtulmuş, bu ülkelerin farklı coğrafi bölgelerde, her biri G20 üyesi, gelişmiş ekonomiye sahip ve demokrasiyle yönetilen ülkeler olduğunu anımsattı.
Meksika parlamento başkanının bu yılki MIKTA Dönem Başkanlığı görevini üstlendiğini dile getiren Kurtulmuş, dönem başkanlığının bu toplantıda Kore’ye devredildiğini söyledi.
Kurtulmuş, toplantıda farklı konularda istişareler yapıldığını; dünyada barışın sağlanması, çatışmalardan uzaklaşılması konusundaki yaklaşımlar, göç ve çevre ile kadınların siyasete katılımına ilişkin oturumlar düzenlendiğini aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“DAHA YOĞUN ÇALIŞMAK LAZIM”
“Bu toplantıda tam mutabakat sağlanamadığı için nihai bildiri yayımlanamadı. Buradaki temel mesele; Gazze konusundaki fikir ayrılığıydı. Gazze’de İsrail hükümetinin Uluslararası Adalet Divanı’nın koyduğu ihtiyati tedbir kararlarına uymasıyla ilgili talebimize bir ülke karşı çıktı ve nihai bildiri olmadı. Sonuçta mutabık kalınan konular, bizim Gazze konusundaki şerhimizi de ifade edecek şekilde Meksika Parlamento Başkanı tarafından ‘dönem başkanlığı açıklaması’ şeklinde kamuoyuyla paylaşıldı. Genelde oldukça verimli, başarılı bir toplantı gerçekleştirildi.
MIKTA’nın, en başta koyduğu hedeflerini yeniden gözden geçirmesi lazım. 10 sene, böyle bir uluslararası kuruluş için fevkalade önemli bir süre. Hedeflerini gerçekleştirmesi lazım. Bunun için de daha yoğun çalışmak lazım.”
“MIKTA’DA DA TÜRKİYE OLARAK ETKİN BİR ŞEKİLDE YER ALDIK”
Meclis Başkanı Kurtulmuş, Türkiye’nin hiçbir uluslararası platformu boş bırakmaması gerektiğine işaret ederek, “Türkiye, dünyanın neresinde olursa olsun çok taraflı toplantıların hepsinde üzerine düşen sorumluluğu yerine getiriyor ve çok etkin bir şekilde yer alıyor. Şimdiye kadar MIKTA’da da Türkiye olarak etkin bir şekilde yer aldık ve kendi görüşlerimizi ifade ettik.” diye konuştu.
Toplantı kapsamında ikili görüşmeler gerçekleştirdiklerini; bu kapsamda bölgesel ve küresel meseleleri, ikili işbirliği imkanlarını ele alma fırsatı bulduklarını anlatan Kurtulmuş, tüm uluslararası temaslarda TİKA’nın, Yunus Emre Enstitüsünün faaliyetleri ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığının Türkiye burslarının gündeme geldiğini kaydetti.
Numan Kurtulmuş, Türkiye’den taleplerin gündeme gelmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Türkiye’nin kültürel diplomasi bakımından da etkin olduğunun böylece görülmüş olduğuna işaret etti.
KÜBA’YA TBMM BAŞKANI DÜZEYİNDE İLK ZİYARET
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Meksika’nın ardından Küba’ya geçerek temaslarını sürdürdüğünü belirterek, buraya en son 2015 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyarette bulunduğunu hatırlattı.
Küba’ya TBMM Başkanı düzeyinde ilk ziyareti kendisinin gerçekleştirdiğine dikkati çeken Kurtulmuş, “O nedenle Küba’daki resmi programımız önem arz etti. Tabii çok güzel karşıladılar. Bu ziyarete büyük önem verdiklerini gördük.” diye konuştu.
Numan Kurtulmuş, Küba ziyaretinde önce Halkın Gücü Ulusal Meclisi Başkanı Esteban Lazo Hernandez ile baş başa, ardından heyetler arası görüşmeler yapıldığını; daha sonra sırasıyla Küba Başbakanı Manuel Marrero Cruz ve Küba Devlet Başkan Yardımcısı Salvador Valdes Mesa ile görüştüklerini anlattı.
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ile Rusya’ya ziyaret gerçekleştirdiği için görüşemediklerini ifade eden Kurtulmuş, Türkiye ve Küba parlamentoları arasında ortak çalışma grubu kurulması için bir mutabakat metni imzalandığını söyledi.
Kurtulmuş, iki ülke olarak oldukça aktif dostluk gruplarına sahip olunduğuna işaret ederek, iki ülke arasındaki önemli meselelerin detaylı konuşulduğunu belirtti. Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Küba’nın en büyük problemi, karşı karşıya kaldığı ABD’nin ambargosu. Bu ambargo dolayısıyla maalesef Küba ekonomisinin çok ciddi kayıplar içerisinde olduğu, çok büyük bir sarmalın içine düştüğünü görüyoruz. Türkiye’nin, uluslararası platformlarda, Küba’ya karşı uygulanan bu tek taraflı ambargoyu kabul etmediğini deklare etmiş olması Küba hükümeti ve Küba halkı nezdinde ciddi bir Türkiye sempatisi oluşturuyor. Görüşmelerimizde şunu ifade ettim; tek taraflı ambargolar hükümetlere ya da siyasi şahsiyetlere bir zarar vermiyor, olan sivil halklara oluyor. Önemli imkanları ve büyük fırsatları olan bir ülke, maalesef bu ambargo dolayısıyla ciddi bir krizin içerisinde. Üstüne üstlük bir de Küba’nın teröre destek veren ülkeler kategorisine Amerikalılar tarafından alınmış olması işlerini çok daha fazla zorlaştırıyor. Bu bakımdan bu ziyareti çok önemsediklerini gördük.”
“Türkiye işbirliği imkanlarını dikkat ve titizlikle yürütüyor”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Bir gazetecinin “Ambargoyu benimsemediğimizi söylüyoruz fakat somut olarak ambargoyu uygulamayacak şeyler yapabiliyor muyuz?” sorusuna Kurtulmuş, “Son dönemde ihracatımız artıyor. Havana’da Türk kökenli bir firma, enerji gemileri vasıtasıyla Küba’nın toplam elektrik üretiminin üçte birini karşılıyor. Ayrıca turizm alanında faaliyet gösteren Türk kökenli firmalar var. Türkiye, buradaki işbirliği imkanlarını dikkat ve titizlikle yürütüyor.” yanıtını verdi.
Kurtulmuş, Küba’nın ambargo konusunda bir talebinin olup olmadığının sorulması üzerine de Küba’nın ticaretin artırılması konusunda istekte bulunduğunu bildirdi. Kurtulmuş, “Küba’nın kanser ve immünoloji araştırma merkezini ziyaret ettik. Orada tıbbi alanda yapmış oldukları önemli araştırmaları var. Türkiye ile işbirliği yapmak istiyorlar. Ayrıca özellikle tarımda, bazı sanayi ürünlerinde, turizmde, enerji alanında işbirliğine hazırlar. Bu alanlarda Türkiye ve Küba arasında işbirliği yapılabilir. Sağlık alanında zaten ortak bir çalışma grubu kurulması için karar alınmış. Sağlık Bakanlığı ile görüşmeler yapılmış, Türkiye’ye ziyaret gerçekleştirmişler. Bu alan, Kübalıların çok iddialı oldukları bir alan. Burada bir işbirliği yapılabilir.” diye konuştu.
Küba’nın, Türkiye’den turizm yatırımı konusunda bir beklentisi olup olmadığının sorulmasına karşılık da Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Bu onların vereceği bir karar. Çünkü biliyorsunuz hala devlet işletmeleri bu oteller. Bu kadar büyük bir krizden kurtulmak bakımından kendilerine de gayet dostane bir şekilde şunu söyledim. 2019’da yapılan anayasa reformuyla anayasal düzenlerini tahkim ettiklerini ve bir reform yaptıklarını düşünüyorlar. Ancak bu tek başına yetmez. Bunun ekonomik ve sosyal reformlarla ilerletilmesi lazım. Böylece ekonominin kendi dinamiği içerisinde çalışacağı, serbest pazar ekonomisinin şartlarının etkili olacağı bir açılımı yapabilirler. Eğer bunu yaparlarsa hem dünyada çok farklı iş insanlarıyla işbirliği yapma imkanına kavuşurlar hem de belki bu ambargoların yakıcı etkilerini de hafifletmiş olurlar.”
“Türkiye demokrasisi adına kazançtır”
Yeni anayasa konusundaki tartışmalar ve bu konudaki görüşmeler anımsatılarak, “Yeni anayasa çalışmaları için bir takvim var mı? Yeni siyasi iklim, yeni anayasaya yakınlaşmamızı daha çok sağlar mı?” sorusunu da TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle yanıtladı:
“Sadece anayasa çalışmalarının başarılı bir şekilde yürütülmesi değil, aynı zamanda siyaset kurumunun güçlenmesi için de partiler arasında diyaloğun önemli olduğuna inanıyorum. Yıllardır söylediğim, şimdi Meclis Başkanı olduktan sonra da yapmaya gayret ettiğim şey, bu iklimin oluşturulmasıdır. İklimin oluşması için de insanların birbirlerine karşı yumruk sallaması değil, insanların birbirleriyle el sıkışması lazım. Fikirler farklı olabilir, görüşler farklı olabilir, hedefler farklı olabilir ama hepimizin, Türkiye’nin geleceğini daha iyi yapabilmek, daha olumlu işler yapabilmek için müşterek çalışabilme zeminini kurmamız gerekiyor.
Bu anayasa çalışmaları, aslında hem Türkiye’de siyasetin normalleşmesi bakımından önemli bir fırsat olur hem de bu karşılıklı normalleşme sürecinin anayasa başta olmak üzere yasama faaliyetlerinin kalitesinin arttırılması bakımından katkısı olur. Siyasi partiler arasında görüşmelerin yapılmış olması, Sayın Cumhurbaşkanımızın ana muhalefet partisinin liderini kabul etmesi ve bu görüşmenin oldukça sıcak, dostane bir ortamda geçmesi Türkiye demokrasisi adına kazançtır.”
Kurtulmuş, TBMM’nin 28. Dönemi’nde halkın oylarının yüzde 95’inin temsil edildiğine; 14 siyasi parti ve 6 siyasi parti grubunun bulunduğuna işaret ederek, “Çok sesliliğe açık bir parlamentomuz var. Eğer burada partiler bir uzlaşma zemini geliştirebilirlerse bu parlamentoda istenilen bir anayasa gerçekleşebilir.” diye konuştu.
YENİ ANAYASA MESAJI
Yeni anayasa için doğru zemin ve doğru yöntemin bulunması gerektiğine dikkati çeken Kurtulmuş, bu çalışmaların doğru zemininin TBMM olduğunu söyledi. Herkesin bu konuda fikrini söyleyeceği, toplumun bütün kesimlerinin anayasayla ilgili külli bir fikri de dile getirebileceğini anlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“İsteyen istediği maddelerle ilgili teklifler de yapılabilir. Bunun için parti ziyaretlerinden sonra sivil toplum kuruluşlarının, hukuk camiasının, üniversitelerin, kanaati olan grupların da fikirlerinin alınması için zemini düzgün bir şekilde oluşturmaya gayret edeceğiz. Ayrıca bu tartışmalar yapılırken doğru bir yöntemin tespit edilmesi lazım. Açıkçası şuna başından itibaren özen gösteriyorum. Doğru zemini, doğru yöntemi söylüyorum ama ‘Şu yöntemle yapacağız.’ ya da ‘Şöyle olması gerekir.’ diye bir dayatmayı ortaya koymanın doğru olmadığına inanıyorum. Partilerle görüşmelerimizi tamamladıktan sonra yönteme ilişkin belki teklifler talep edeceğim.”
“İlk turdaki görüşmelerimizi çok sıcak, çok olumlu gördüm”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, yeni anayasa konusunda yaptığı görüşmeler anımsatılarak, yapıcı görüşmeler olup olmadığı sorusunu, “Şimdiye kadar ziyaret ettiğim partiler, anayasa çalışmaları için kapıyı açık tutmuştur. Yani iyi karşıladılar, çok olumlu görüşmeler oldu. Ama tabii ki anayasa görüşmelerinde yöntemi bulunduktan sonra esas tartışma, konulara girildikçe ortaya çıkacaktır.” diye yanıtladı.
Kurtulmuş, “Anayasa’nın değişmesi gerektiğini düşünüyorlar mı?” sorusuna karşılık, “Tabii ki. Zaten bu siyasi partilerin tamamı kendi programlarında da anayasa değişikliklerinden bahsetmişlerdir. Dolayısıyla bu bir fantezi değil, bu bir hayal değil. Olabilir. İlk turdaki görüşmelerimizi çok sıcak, çok olumlu gördüm. Ümit ediyorum ki sonuç alırız.” ifadelerini kullandı.
Çoğu yerinden edilmiş olan kişiler olmak üzere 27 kişinin öldüğü bu saldırının yanı sıra, İsrail savaş uçaklarının Gazze şehrinin doğusundaki Ed Durc Mahallesi’ndeki Sidra bölgesine düzenlediği hava saldırısında da can kayıpları yaşandı. Filistin’in resmi haber ajansı WAFA, bu saldırılara eş zamanlı olarak Gazze şehrinin kuzeyi ve diğer bölgelerinin de topçu atışıyla hedef alındığını aktardı.
“REFAH’A SALDIRI HATA OLUR” DİYEN ABD’YE YANIT
ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail’e yaptığı “Refah’a saldırı hata olur.” uyarısına Başbakan Benjamin Netanyahu’dan yanıt geldi. Netanyahu, 19 Mart Salı günü milletvekillerine yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Biden’a ‘oldukça açık bir şekilde Refah’taki söz konusu taburların tamamen imha edilmesine bağlı olduklarını ve bunu yapmanın karadan (saldırı düzenlemek) dışında bir yolu olmadığını’ ifade ettiğini söyledi.
İki lider, pazartesi günü bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiş, bu görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, İsrail’in Refah’a olası bir kara harekatının ‘hata’ olacağı ve İsrail’in askeri amaçlarını başka yollarla yerine getirebileceği ifade edilmişti.
BLINKEN ALTINCI KEZ ORTA DOĞU’YA GİDİYOR
Öte yandan, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken de Filipinler’de gerçekleştirdiği ziyarette basın mensuplarına bir kez daha Orta Doğu’ya gideceğini açıkladı. Blinken, konuya ilişkin açıklamasında, Gazze’de süren krize çözüm bulabilmek ve devam eden ateşkes görüşmelerine ivme kazandırabilmek amacıyla çarşamba günü Suudi Arabistan’ın Cidde kentini, perşembe günü de Mısır’ın başkenti Kahire’yi ziyaret edeceğini belirtti.
7 Ekim’de başlayan süreçte Orta Doğu’ya altıncı kez ziyarette bulunacak olan Blinken, bölgesel bir barış mimarisi için diplomatik görüşmeler yapacağını vurguladı. Blinken, İsrail’e gidip gitmeyeceği konusunda ise herhangi bir değerlendirmede bulunmadı.
İSRAİLLİ YETKİLİLER ANLAŞMA KONUSUNDA KARAMSAR
Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleştirilen ateşkes ve rehine takası görüşmelerinin ardından Mossad Başkanı David Barnea’nın İsrail savaş kabinesine müzakerelerle ilgili brifing vereceği belirtildi. İsrail basınına yansıyan haberlerde, Gazze’de ateşkes ve rehine takası anlaşması için yapılan görüşmelerin yaklaşık 2 hafta süreceği kaydedildi.
Üst düzey İsrailli bir yetkili, bir anlaşmaya varılması konusunda karamsarlık olduğunu söyledi. Yetkili, Hamas ve İsrail’in pozisyonlarındaki boşlukların doldurulabileceğini ancak Hamas’ın Gazze’deki lideri Yahya Sinwar’in gerçekten bir anlaşma mı istediğinin, yoksa Refah’a saldırıyı savuşturmak için zaman kazanmaya mı çalıştığının açık olmadığını savundu.
ATEŞKES ANLAŞMASINA YAKIN DEĞİLİZ
Hamas, daha önce yaptığı açıklamalarda kalıcı ateşkes talebini sürdürürken, görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklar, İsrail’in karşı teklif sunduğunu ve görüşmelerin ilk olarak İsrailli rehineler ile Filistinli tutukluların karşılıklı olarak serbest bırakılmasına odaklanmasını istediğini belirtti. Üst düzey İsrailli yetkili, görüşmelerin uzun ve karmaşık olacağını söyledi. Yetkili, “Yurtdışında Hamas olsa bile karar verme konusunda sıfır yetkileri var. Her bir nokta ve virgülü (Sinwar’a onaylatmak) 24 ila 36 saat alacak.” dedi.
Katar Dışişleri Bakanı Macid El Ensari de Katarlı yetkililerin ihtiyatlı bir iyimserlik içinde olduğunu söylemiş, “Şu anda bir anlaşmaya yakın olduğumuzu söyleyebileceğimiz bir noktada olduğumuzu düşünmüyorum.” demişti.
]]>