Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin getirilmesi için anlaşma imzalanması çağrısı yapılan, Netanyahu hükümetine karşı her hafta cumartesi günü düzenlenen protestolar devam etti.
Binlerce kişi, Gazze’deki esirlerin geri getirilmesi konusunda siyasi iradenin kayıtsızlığı ve savaşın yönetimini eleştirerek, ülke tarihinin “en sağcı hükümetinin” istifasını ve erken seçim talep ettikleri protestolarını yineledi.

Tel Aviv, Hayfa ve Batı Kudüs’ün yanı sıra Netanyahu’nun konutunun bulunduğu kuzeydeki Kayserya kenti ile ülkenin çeşitli noktalarında hükümetin istifasını ve esirlerin geri getirilmesini talep etti.
Protestoların merkezi, binlerce İsraillinin akşam saatlerinde toplandığı başkent Tel Aviv’de yer alan, Netanyahu hükümetinin yargı düzenlemelerine karşı yapılan gösterilerde sembolleşen, polisin demir bariyerlerle kapattığı Kaplan Caddesi oldu.
Ellerinde İsrail bayrakları bulunan protestocular, Başbakan Netanyahu ve hükümetindeki siyasetçiler aleyhinde yazıların yer aldığı pankart, afiş ve dövizler taşıdı. Caddede kurulan platformda hükümetin eleştirildiği konuşmalar yapıldı.
Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin yakınları da yakındaki Menachem Begin Caddesi’nde Savunma Bakanlığının önünde Netanyahu ve hükümete eleştirilerini yöneltti. İsrailli esir yakınları, Netanyahu ve kabine üyelerini, “esirleri geri getirecek anlaşmaya engel olmakla” suçladı, Netanyahu’nun ABD Kongresinde yaptığı konuşmada “esir takası anlaşmasına değinmemesini” eleştirdi.

İsrailli esirlerin bir an önce evlerine dönmesi çağrısı yaparak davul ve düdük çalan protestocular, “Hepsi hemen eve”, “Yardım” yazılı dövizler taşıdı, Netanyahu’yu suçlayan sloganlar attı. Göstericiler, “(Netanyahu) Bibi esirleri serbest bırak.”, “Sen baştasın, sen suçlusun.” diye bağırdı.
Kaplan Caddesi’nden yürüyerek bakanlık binasının önündeki Menachem Begin Caddesi’ne gelen hükümet karşıtı protestocular, esir takası talep eden göstericilerle eylemlerini sürdürdü.
Netanyahu’nun evinin önünde de gösteri yapıldı
Sahil kenti Hayfa’nın yanı sıra kuzeyde Kayserya kentinde Netanyahu’nun şahsi konutunun çevresinde de binlerce gösterici, İsrail bayrakları, meşaleler, davul ve düdüklerle toplandı. Göstericiler, “Sen baştasın, sen suçlusun.” sloganları atarak hükümetin istifasını ve erken seçim talep etti.
Batı Kudüs’te de İsrailliler, esirlerin serbest bırakılması için hükümetin anlaşma yapması talebiyle yürüdü.
Hükümetin istifası ve Gazze Şeridi’ndeki esirlerin geri getirilmesi için bir an önce anlaşma imzalanmasını isteyen İsrailliler, ülkenin çeşitli noktalarındaki yolları ve kavşakları kapattı. İsrail polisinin bazı noktalarda göstericilere güç kullanması sonucu arbede yaşandı.
Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerle Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
İsrail’in 7 Ekim’de Gazze Şeridi’ne başlattığı saldırıların durdurulması için taraflar arasında uzunca süredir müzakereler devam ediyor.
İsrail basınındaki haberlere göre, güvenlik teşkilatı ve müzakereleri yürüten istihbarat teşkilatları anlaşma yapılması yönünde görüş bildirmişti. Buna karşın Netanyahu’nun hükümetindeki aşırı sağcı koalisyon ortaklarının baskısı karşısında anlaşmaya yanaşmadığı ifade edilmişti.
Esir takası müzakerelerinin ivme kazandığı geçen haftalarda Netanyahu, Refah Sınır Kapısı ve Gazze’nin Mısır sınırındaki İsrail işgalinin devam etmesinin olası mutabakatın şartlarından biri olduğunu söylemişti.
İsrail basınında, Netanyahu’nun yeni talepleriyle esir takası müzakerelerini zora soktuğuna dair haberler yer almıştı.
İSTİFA SLOGANLARI
On binlerce İsrailli, ülke genelinde düzenledikleri gösterilerde bir kez daha esir takası anlaşmasının yapılması, Netanyahu başbakanlığındaki hükümetin istifa etmesi ve erken seçimlere gidilmesi yönündeki taleplerini yineledi.
Gösteriler, başkent Tel Aviv başta olmak üzere, Batı Kudüs, Hayfa ve Natanya kentleri gibi ülkenin pek çok farklı noktasında düzenlendi.
Tel Aviv’deki protestoların adresi, Netanyahu hükümetinin yargı düzenlemelerine karşı yapılan gösterilerde sembolleşen, polisin demir bariyerlerle kapattığı Kaplan Caddesi oldu.

Her hafta düzenlenen merkezi gösteriye katılan on binlerce İsrailli, burada Gazze’deki esirlerin serbest bırakılması için takas anlaşmasının derhal yapılması talebinde bulundu.
İsrail bayrakları taşıyan binlerce protestocu, Başbakan Netanyahu ve hükümetindeki siyasetçiler aleyhinde pankart, afiş ve dövizler taşıdı, caddede kurulan platformda hükümeti eleştiren konuşmalar yapıldı.
DÜZENLENEN EN BÜYÜK GÖSTERİ
İsrail basınında yer alan haberlerde, Tel Aviv’de bu hafta düzenlenen gösteri, 7 Ekim’den bu yana düzenlenen gösterilerin en büyüğü olduğu belirtildi.

Öte yandan gösteride bir konuşma yapan İsrail ana muhalefet lideri Yair Lapid de hükümete bir an önce istifa etmesi ve erken seçimlere gidilmesi çağrısı yaptı.
Lapid, Netanyahu ve hükümetinin İsrail toplumunu oyaladığına dikkati çekerek, Netanyahu’nun İsrail halkı arasında ayrımcılık yapan yasalar çıkarmakla meşgul olduğunu vurguladı.
Netanyahu’nun suçlu ve yaşananların sorumlusu olduğunu söyleyen Lapid, İsrail başbakanının tek amacının biraz daha zaman kazanmak olduğunu kaydetti.
İsrail ordusu tarafından 8 Haziran’da Gazze Şeridi’ndeki Nusayrat Filistinli Mülteci Kampı’nda büyük bir katliama imza atarak kurtardığı 4 İsrailli esirden Andrey Kozlov da gösteriye gönderdiği görüntülü bir mesajla katıldı.
Kozlov, esir tutulduğu süre boyunca İsrail halkının desteğini hissettiğine dikkati çekerek, İsrail hükümetinin esirlerin serbest bırakılması için koşulsuz bir anlaşmaya imza atması gerektiğini söyledi.
İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE 7 EKİM SONRASI
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 694’ü çocuk, 10 bin 279’u kadın olmak üzere 37 bin 296 Filistinli öldürüldü, 85 bin 197 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 298’i karadan işgal sürecinde olmak üzere 650 askerinin öldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 547 Filistinli hayatını kaybetti.
]]>IĞDIR
Iğdır Valiliği, gösteri yürüyüşleri ve açık hava toplantılarının 7 gün süreyle yasaklandığını duyurdu.
Valilikten yapılan açıklamada, gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantılarının, il ve ilçe mülki sınırları içerisinde 04.06.2024 günü saat 00:01’den 10.06.2024 günü saat 23:59’a kadar 7 gün süreyle yasaklandığı belirtildi.
Açıklamada, valilik ve kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşlarının düzenleyeceği programlar, resmi bayramlar, resmi anma günleri, spor faaliyetleri, resmi tören ve kutlamalar ile bu kurumların gelenek ve göreneklerine göre yapacakları programlar, sendika ve siyasi partilerin tüzüklerine göre yapacakları kongreler, ticari kimliği bulunan özel hukuk tüzel kişilerinin ticari faaliyetleri yasaklardan hariç tutuldu.
Valiliğin açıklamasında, şu ifadelere yer verildi:
“Yapılması muhtemel her türlü açık yer toplantıları ile gösteri yürüyüşleri, toplu olarak karşılama ve uğurlama merasimleri, kurum ve kuruluşların kendi binası dışında yapacakları basın açıklaması, oturma eylemi, miting, çadır kurma, imza kampanyası, stant açma, kitlesel cenaze merasimi ve mezarlık ziyareti, anma töreni, şenlik, konser, eğlence, oyun temsili, gösteri vb. türdeki tüm eylem ve etkinlikler, ses yayın araçlarıyla yapılabilecek her türlü sesli ve görsel faaliyetler, dilek feneri-balon uçurtmak, dron-paramotor vb. her türlü hava faaliyetleri ile el ilanı, sticker, broşür vb. dağıtılması, afiş ve pankart asılması vb. etkinliklerin ve ilimiz genelinde yapılacak olan eylem ve etkinliklere katılmak amacıyla toplu olarak ilimiz dışından gelecek olan şahıslar ile il merkezi ve ilçeler arası toplu olarak giriş çıkışların Iğdır il merkezi ve ilçeler dahil olmak üzere, tüm il sınırları içerisinde ilçeler, polis ve jandarma sorumluluk bölgelerinin tamamı, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 17. ve 19. Maddeleri ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11/A, B ve C maddeleri gereğince (Jandarma bölgesi dahil) il ve ilçe mülki sınırlarımız içerisinde 04.06.2024 günü saat 00:01’den 10.06.2024 günü saat 23:59’a kadar 7 gün süre ile yasaklanmıştır.”
TUNCELİ
Tunceli Valiliği, kent genelinde toplantı ve gösteri yürüyüşleri 7 gün süreyle yasaklandığını bildirdi.
Valilikten yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Mezkur kanun hükümleri çerçevesinde Valilik ve Kaymakamlık makamının uygun göreceği etkinlikler dışında Tunceli sınırları içerisinde meydan, cadde, sokak, yol, park gibi umuma açık alanlarda basın açıklaması, toplantı ve gösteri yürüyüşü, miting, açık yer toplantısı, protesto eylemi, oturma eylemi, anma, açlık grevi, stant açmak, imza kampanyası, konser, şenlik, el ilanı bildirisi, broşür dağıtmak, afiş, poster açmak, meşale yakma ve taşıma, sinevizyon gösterimi vb. tüm eylem ve etkinlikler 10 Haziran saat 23.59’a kadar 7 gün süreyle yasaklanıştır.”
MUŞ
Muş Valiliği, toplantı, basın açıklaması ve gösteri yürüyüşlerinin 7 gün süreyle yasaklandığını duyurdu.
Valilikten yapılan açıklamada, Anayasa ve kanunlarda öngörülen sınırlandırma ve yasaklama şartlarını doğrudan ve açıkça oluşturduğu değerlendirilen eylem ve saldırıların önüne geçilmesinin hedeflendiği belirtildi.
Vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanmasının, terör örgütlerinin planlarının bertaraf edilmesinin, suç işlenmesinin önlenmesinin, temel hak ve özgürlüklerin devamının temini ile şiddet olaylarının engellenmesinin amaçlandığı kaydedilen açıklamada, şunlar bildirildi:
“2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17,19. ve 22. maddeleri ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesi hükümleri kapsamında, Valilik makamının uygun göreceği etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşlarının düzenleyeceği, resmi bayram, resmi anma günleri, resmi tören ve kutlamalar ile bu kurumların gelenek ve göreneklere göre yapacakları programlar, spor faaliyetleri ile bilimsel, ticari ve ekonomik amaçlarla yapılan etkinlik ve toplantılar hariç olmak üzere, ilimiz mülki sınırları içinde tüm toplantı ve gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, açık veya kapalı yer toplantısı ile protesto eylemi, miting, çadır kurma, oturma eylemi, stant açma, açlık grevi, afiş, pankart ve poster asma, bildiri dağıtma, imza masası açma, meşale yakma ve taşıma, konferans ve benzeri tüm etkinlikler, 4 Haziran saat 00.01’den 10 Haziran saat 23.59’a kadar 7 gün süreyle yasaklanmıştır.”
AĞRI
Ağrı Valiliği, gösteri yürüyüşleri ve açık hava toplantılarının 7 gün süreyle yasaklandığını duyurdu.
Valilikten yapılan açıklamada, genel asayişi sağlamak ve şiddet olaylarının yaygınlaşmasının önlenmesi amacıyla Ağrı geneli 4 Haziran saat 00.01’den başlayarak 10 Haziran saat 23.59’a kadar 7 gün süreyle 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine göre düzenlenecek gösteri yürüyüşü, açık hava toplantıları ve kapalı yer toplantılarının 2911 Sayılı Kanunun ilgili hükümlerine istinaden yasaklandığı belirtildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Valilik ve Kaymakamlık makamlarınca uygun görülenler, dini ve milli bayramlar hariç olmak üzere basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stant kurulması/açılması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması ve her türlü protesto eylemi şeklindeki faaliyetlerinde 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. Maddesinin (a) ve (c) fıkra hükümleri gereğince belirtilen tarihler arasında yasaklanmıştır.”
Açıklamada, belirtilen tarihlerde Ağrı güzergahını kullanarak kanuna aykırı eylem ve etkinliklere katılımın önlenmesi amacıyla il ve ilçelere girişlere, buralardan da bireysel ve toplu çıkışlara izin verilmemesine karar verildiği aktarıldı.
ŞIRNAK
Şırnak Valiliği, gösteri yürüyüşleri ve açık hava toplantılarının 7 gün süreyle yasaklandığını duyurdu.
Valilikten yapılan açıklamada, Valilik ve kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşlarının düzenleyeceği programlar, resmi bayramlar ve spor müsabakaları haricinde diğer programların 4-10 Haziran’da yasaklandığı bildirildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Belirtilen amaçlar doğrultusunda yapılması muhtemel her türlü açık yer toplantıları ile gösteri yürüyüşleri, toplu olarak karşılama ve uğurlama merasimleri, kurum ve kuruluşların kendi binası dışında yapacakları basın açıklaması, oturma eylemi, miting, çadır kurma, imza kampanyası, stant açma, kitlesel cenaze merasimi, anma töreni, şenlik, konser, eğlence, oyun temsili, gösteri türündeki tüm eylem ve etkinlikler, ses yayın araçlarıyla yapılabilecek her türlü sesli ve görsel faaliyetler, dilek feneri, balon uçurmak, dron, paramotor gibi her türlü hava faaliyetleri ile ticari kimliği bulunan özel hukuk tüzel kişilerinin ticari faaliyetleri hariç olmak üzere, el ilanı, broşür dağıtılması, afiş ve pankart asılması gibi etkinlikler tüm il sınırları içerisinde 7 gün boyunca yasaklanmıştır.”
BATMAN
Batman’da oturma eylemi, basın açıklaması ve yürüyüş gibi eylem ve etkinliklerin 7 gün süreyle yasaklandığı bildirildi.
Valilikten yapılan açıklamada, milli birlik ve beraberliği zedeleyici provokatif eylemlerin önüne geçilebilmesi, milli güvenlik, kamu düzeni ve güvenliğinin tesisi, Cumhuriyet’in temel nitelikleri ve devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, olası yasa dışı eylemlerin önlenerek müessif olayların yaşanmaması amacıyla bazı tedbirlerin alındığı belirtildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Hakkari Belediye Başkanının görevden uzaklaştırılarak yerine Hakkari Valisi Ali Çelik’in vekaleten görevlendirilmesi konusu veya bu konu bahane gösterilerek yapılabilecek benzer nitelikteki eylem ve etkinlikler ile ilgili olarak, açık alanlarda bahse konu olaylara ilişkin yapılmak istenilen toplanma, yürüyüş, nöbet, basın açıklaması, açlık grevi, oturma eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, bildiri ve broşür dağıtma, afiş ve pankart asma gibi her türlü eylemin, bu konudaki eylemlere katılmak amacıyla geldiği veya ilimiz sınırlarını kullanarak diğer illere geçeceği anlaşılan şahıs ve araçların diğer illerden ilimiz sınırına girişlerinin, dış ilçelerimiz açısından ise muhtemel eylem/etkinliklere katılmak amacıyla çıkışlarının ve/veya il merkezimize girişlerinin, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. maddeleri ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/A, B ve C maddeleri gereğince il ve ilçe mülki sınırlarımız içerisinde, 3 Haziran saat 17.00’den 9 Haziran saat 23.59’a kadar 7 gün süreyle yasaklanmasına karar verilmiştir.”
SİİRT
Siirt’te oturma eylemi, basın açıklaması ve yürüyüş gibi eylem ve etkinliklerin 7 gün süreyle yasaklandığı bildirildi.
Valilikten yapılan açıklamada, milli birlik ve beraberliği zedeleyici provokatif eylemlerin önüne geçilebilmesi, milli güvenlik, kamu düzeni ve güvenliğinin tesisi, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, olası yasadışı eylemlerin önlenerek müessif olayların yaşanmaması amacıyla bazı tedbirlerin alındığı belirtildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Valilik ve Kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşlarının düzenleyeceği programlar, resmi bayram, resmi anma günleri, resmi tören ve kutlamalar ile spor faaliyetleri hariç olmak üzere, açık ve kapalı alanlarda yapılabilecek her türlü toplanma, yürüyüş, basın açıklaması, kapalı yer toplantısı, açlık grevi, oturma eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, bildiri/broşür dağıtma, afiş/pankart asma benzeri eylem ve etkinlikler, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. maddeleri ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince 3 Haziran saat 00.01’den 09 Haziran saat 23.59’a kadar 7 gün süreyle yasaklanmıştır.”
MARDİN
Mardin’de oturma eylemi, basın açıklaması ve yürüyüş gibi eylem ve etkinliklerin 7 gün süreyle yasaklandığı bildirildi.
Valilikten yapılan açıklamada, milli birlik ve beraberliği zedeleyici provokatif eylemlerin önüne geçilebilmesi, milli güvenlik, kamu düzeni ve güvenliğinin tesisi, Cumhuriyet’in temel nitelikleri, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, olası yasa dışı eylemlerin önlenerek müessif olayların yaşanmaması amacıyla bazı tedbirlerin alındığı belirtildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Açık alanlarda yapılmak istenilen toplanma, yürüyüş, basın açıklaması, açlık grevi, oturma ve nöbet eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, bildiri ve broşür dağıtma, afiş ve pankart asma gibi her türlü eylemin, bu eyleme katılmak amacıyla geldiği anlaşılan şahıs ve araçların diğer illerden ilimiz sınırına girişlerinin, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. maddeleri ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesi hükümleri gereğince; Valilik ve kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinlikler hariç olmak üzere, Mardin il sınırları içerisinde 4 Haziran saat 08.00’den 10 Haziran saat 23.59’ a kadar 7 gün süre ile yasaklanmıştır.”
BİTLİS
Bitlis Valiliği, gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantıları ile her türlü protesto eyleminin 10 gün süreyle yasaklandığını duyurdu.
Valilikten yapılan açıklamada, Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın gözaltına alınmasıyla ilgili sosyal medyada, “Tüm belediyeler önünde yapılacak nöbet eylemlerine halkın davet edileceği, ülke genelinde protesto eylemlerinin yapılacağı” yönünde paylaşımların tespit edildiği belirtildi.
Bu çerçevede, Bitlis’te de konuyla ilgili protesto eylemlerinin yapılacağının değerlendirildiğine yer verilen açıklama, şunlar kaydedildi:
“Bitlis sınırları içinde bugün saat 17.00’den 12 Haziran saat 23.59’a kadar 10 gün süreyle, Valilik ve Kaymakamlık makamlarınca uygun görülenler hariç, düzenlenecek gösteri yürüyüşü, açık hava toplantıları ve kapalı yer toplantıları 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine istinaden, basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stant kurulması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması ve her türlü protesto eylemi şeklindeki faaliyetler de 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince yasaklanmıştır.”
Açıklamada, belirtilen tarihlerde Bitlis güzergahını kullanarak örgütsel çağrılarda bahsedilen ve benzer konulara ilişkin kanuna aykırı eylem ve etkinliklere katılımın önlenmesi amacıyla il ve ilçelere girişlere, buralardan da bireysel ve toplu çıkışlara izin verilmemesine karar verildiği aktarıldı.
VAN
Van Valiliği, gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantılarının 5 gün süreyle yasaklandığını duyurdu.
Valilikten yapılan açıklamada, Anayasa ve kanunlarda öngörülen sınırlandırma ve yasaklama şartlarını doğrudan ve açıkça oluşturduğu değerlendirilen eylem ve saldırıların önüne geçilmesinin hedeflendiği belirtildi.
Vatandaşın can ve mal güvenliğinin sağlanmasının, terör örgütlerinin planlarının bertaraf edilmesinin, suç işlenmesinin önlenmesinin, temel hak ve özgürlüklerin devamının temini ile şiddet olaylarının engellenmesinin amaçlandığına yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Van ili coğrafi sınırları içinde 3-7 Haziran tarihleri arasında 5 gün süreyle 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine göre düzenlenecek gösteri yürüyüşü, açık hava toplantıları ve kapalı yer toplantıları, basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stant kurulması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması ve her türlü protesto eylemi şeklindeki faaliyetler 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun ilgili maddeleri doğrultusunda yasaklanmıştır.”
DİYARBAKIR
Diyarbakır Valiliği, açık alanda yapılacak her türlü eylem ve etkinliğin 7 Haziran’a kadar yasaklandığını duyurdu.
Valilikten yapılan açıklamada, Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırılarak Hakkari Valisi Ali Çelik’in Hakkari Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmesi sonrası terör örgütü sempatizanları, marjinal ve radikal grupların sözde protesto etmek amacıyla il genelinde yasa dışı eylem ve etkinlikler gerçekleştirme çabası içerisinde olabilecekleri, bu eylem ve etkinlikler nedeniyle kamu düzeni ve güvenliğin tehlikeye düşebileceği ve toplumsal çatışma çıkarılmak istenebileceğinin değerlendirildiği belirtildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Bahse konu eylem ve etkinliklerin ilimizde de yapılabileceği değerlendirildiğinde, kamu düzeni ve güvenliği bozulabileceğinden, can ve mal güvenliğinin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin ve kamu esenliğinin sağlanması güçleşeceğinden, Hakkari Belediye Başkanının görevden uzaklaştırılması ile ilgili konular veya bu konu bahane gösterilerek yapılabilecek benzer nitelikte eylem ve etkinliklerle ilgili olarak, açık alanlarda bahse konu olaylara ilişkin yapılmak istenen toplanma, yürüyüş, nöbet, basın açıklaması, açlık grevi, oturma eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, bildiri ve broşür dağıtma, afiş ve pankart asma gibi her türlü eylem ile bu eyleme katılmak amacıyla geldiği veya ilimiz sınırlarını kullanarak diğer illere geçeceği anlaşılan şahıs ve araçların diğer illerden ilimiz sınırına girişleri, dış ilçelerimiz açısından ise bu eyleme katılmak amacıyla çıkışları ve/veya il merkezimize girişleri, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. maddeleri ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince (jandarma bölgesi dahil) il ve ilçe mülki sınırımız içerisinde bugün saat 14.15’ten 7 Haziran saat 14.14’e kadar yasaklanmıştır.”
HAKKARİ
Hakkari Valiliği, gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantılarının 10 gün süreyle yasaklandığını duyurdu.
Valilikten yapılan açıklamada, anayasa ve kanunlarda öngörülen sınırlandırma ve yasaklama şartlarını doğrudan ve açıkça oluşturduğu değerlendirilen eylem ve saldırıların önüne geçilmesinin hedeflendiği belirtildi.
Vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanmasının, terör örgütlerinin planlarının bertaraf edilmesinin, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasının, şiddet olaylarının yaygınlaşmasının engellenmesinin amaçlandığına yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Hakkari ili coğrafi sınırları içinde 3 Haziran saat 08.00’den geçerli 12 Haziran tarihi de dahil saat 23.59’a kadar 10 gün süreyle 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine göre düzenlenecek gösteri yürüyüşü, açık hava toplantıları ve kapalı yer toplantıları, basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stant kurulması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması ve her türlü protesto eylemi şeklindeki faaliyetler 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun ilgili maddeleri doğrultusunda yasaklanmıştır.”
]]>Diyarbakır Valiliği’nden yapılan açıklamada, “2014 yılında gerçekleşen ve ‘6-8 Ekim Olayları’ olarak bilinen süreçte vatandaşlarımızın ve kolluk görevlilerimizin can ve mal güvenliğine yönelik saldırıların da gerçekleştiği olayların dava duruşmasının Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 16.05.2024 tarihinde yapılacağı bilindiğinden daha önce ilimizde gerçekleşen vahim olayları tekrar gerçekleştirmek arzusunda olan terör örgütü sempatizanları, marjinal ve radikal gruplar tarafından bu olayları -sözde- protesto etmek amacıyla ilimiz genelinde yasa dışı eylem/etkinlikler gerçekleştirme çabası içinde olabilecekleri, bu eylem/etkinlikler nedeniyle kamu düzeni ve güvenliğinin tehlikeye düşebileceği ve toplumsal çatışma çıkarılmak istenebileceği değerlendirilmektedir.

Bahse konu eylem ve etkinliklerin ilimizde de yapılabileceği değerlendirildiğinde ‘kamu düzeni ve güvenliği bozulabileceğinden, can ve mal güvenliğinin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin ve kamu esenliğinin sağlanması güçleşeceğinden’;
2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. Maddeleri ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/A, B ve C Maddeleri gereğince (Jandarma bölgesi dâhil) il ve ilçe mülki sınırlarımız içerisinde, 16.05.2024 günü saat 18.45’ten 19.05.2024 günü saat 23.59’a kadar (4) gün süreyle YASAKLANMIŞTIR.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” denildi.
MARDİN’DE DE GÖSTERİLERE 4 GÜN YASAK GELDİ
Mardin Valiliği, gösteri yürüyüşü, açık ve kapalı yer toplantıları ile her türlü protesto eyleminin 4 gün süreyle yasaklandığı duyurdu.
Valilikten yapılan açıklamada, saldırı olaylarının önüne geçmek, halkın can ve mal güvenliğini sağlamak, terör örgütlerinin planlarını bertaraf etmek ve bu bağlamda milli güvenliğin sağlanması, kamu düzeni ve genel sağlığın korunması amacıyla bazı kararlar alındığı kaydedildi.
Bu kapsamda bugün saat 18.00’den itibaren 20 Mayıs saat 18.00’e kadar Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine göre düzenlenecek gösteri yürüyüşü, açık hava ve kapalı yer toplantıları, basın açıklaması, oturma eylemi, dron çekimi faaliyetleri, anket yapılması, çadır ve stant kurulması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması ile her türlü protesto eyleminin yasaklandığı kaydedilen açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
“Belirtilen tarihler arasında, ilçelerimizden veya çevre illerden bireysel veya toplu olarak veya ilimiz güzergahını kullanarak, her türlü kanuna aykırı eylem ve etkinliğe katılım sağlanmasının önlenmesi amacıyla, kanuna aykırı eylem ve etkinliklere katılması muhtemel şahıs, şahıslar, grup veya grupların 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesinin (c) fıkrası hükümleri gereğince ilimiz ve ilçelerimize girişlerine, buralardan bireysel veya toplu olarak çıkışlarına ve bu kapsamda belirtilen yere geçişler için başka illerden gelerek ilimiz güzergahının kullanılmasına izin verilmemesi kararı alınmıştır.”
HABER7
Hamas teşkilatının askerî kanadı Kassam Tugayları, Aksa Tufanı savaşı sürecindeki stratejik hamlelerine bir yenisini daha ekledi. 200 günü aşan savaşta psikolojik üstünlüğü ele geçiren Kassam Tugayları, Gazze Şeridi’nin bütün noktalarında işgalci orduya ağır saldırılar düzenleyebildiği gibi, yayınladıkları görüntülerle İsrail iç kamuoyunu harekete geçirebiliyor. İsrail’in terör saldırılarına rağmen başarıyla muhafaza ettiği esirlerin görüntülerini yayınlayan Kassam Tugayları, Tel Aviv’de Netanyahu yönetimine yönelik öfkenin sokağa taşmasını sağlıyor. Kassam, aynı stratejiyi bu hafta içerisinde iki defa hayata geçirdi.
KASSAM YAYINLADI, İSRAİL KARIŞTI
24 Nisan’da İsrailli Hersh Goldberg-Polin’in görüntülerinin Kassam Tugayları’nın resmi hesaplarından yayınlanmasının ardından İsrail’de sokaklara dökülen esir yakınları, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun evinin önünde toplandı. Göstericiler ayrıca Yahudi Sanatı Müzesi’ndeki bir etkinliğe katılan azılı siyonist Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in bulunduğu binanın etrafını sararak tepki gösterdi. İsrail polisi, Ben Gvir’i bölgeden güçlükle uzaklaştırırken göstericilere müdahale etti.
BİR KEZ DAHA: ESİRLERİN GÖRÜNTÜSÜNÜN YAYINLANMASININ ARDINDAN İSRAİL SOKAĞA DÖKÜLDÜ
Aynı durum dün bir kez daha gerçekleşti.
Kassam Tugayları 27 Nisan’da, Gazze Şeridi’nde esir tutulan 2 İsraillinin görüntüsünü paylaştı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın daha önce yaptıkları ve “askeri baskının esirlerin kurtuluşunun tek yolu olduğu ve askeri baskı arttıkça esirlere ulaşma şansının da artacağı” yönündeki açıklamaları eşliğinde başlayan videonun ardından esirlerin konuşmaları yer aldı.
Videoda, esirler Kate Seagal (64) ve Omri Miran (47), İsrail ordusunun saldırıları altında zor şartlar altında yaşadıklarını söyledi. Esirler, en kısa zamanda esir takası anlaşması yapılmasını istedi.
Saldırılar nedeniyle tehlikede olduklarını kaydeden esir Seagal, “Bazen bizden vazgeçtiğiniz hissine kapılıyoruz. Başbakan ve tüm bakanlardan müzakerelerde esnek olmalarını istiyorum. İşi ağırdan aldığınızı düşünüyoruz çünkü bir takas anlaşmasına varılması çok uzun sürdü. Kudüs’te ve Tel Aviv’de birçok gösteri yapıldığını gördüm ve bu gösterilerin devam etmesini istiyorum.” dedi.
“CANLI ÇIKABİLMEMİZ İÇİN ANLAŞMAYA VARILMALI”
Diğer esir Miran, bu sene savaş nedeniyle hiçbir bayramı ailesiyle kutlayamadığını ve en azından Bağımsızlık Günü’nde onlarla beraber olmayı dilediğini ifade etti.
Hamas’ın elinde 200 günü aşkın süredir esir olduğunu dile getiren Miran, “Canlı olarak buradan çıkmamız için bir anlaşmaya varılmasının zamanı geldi. Gösteriler de dahil olmak üzere her türlü yolu kullanarak hükümete baskı yapmak için elinizden geleni yapmanızı istiyorum.” diye konuştu.
Video, esirlerin konuşmasının ardından “Nazist liderleriniz, esir alınan çocuklarınızın kaderini veya duygularını umursamıyor. İş işten geçmeden onlara yetişin.” yazısıyla son buldu.
KATİL NETANYAHU’NUN EVİNE YÜRÜDÜLER
Ve bu görüntülerin ardından İsrail sokakları bir kez daha karıştı.
Tel Aviv, Hayfa ve Batı Kudüs’ün yanı sıra Netanyahu’nun meskeninin bulunduğu kuzeydeki Kayserya kenti ile ülkenin farklı noktalarında hükümetin istifası ve esirlerin geri getirilmesi talep edilen gösteriler düzenlendi. Hükümet karşıtı gruplara katılan on binlerce kişi, Gazze’deki çatışma ve esirlerin geri getirilmesi için siyasi iradenin kayıtsızlığını eleştirerek, ülke tarihinin “en sağcı hükümetinin” istifasını ve erken seçim talep eden protestolarını yineledi.
Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin yakınları da yakındaki Savunma Bakanlığı önünde Netanyahu ve öncülük ettiği hükümete eleştirilerini yöneltti.
Esirlerin bir an önce evlerine dönmesi çağrıları yaparak davullar ve düdükler çalan protestocular, “Hepsi hemen eve!”, “Yardım!”, yazılı dövizler taşıdı, Netanyahu’yu suçlayan sloganlar attı. Göstericiler, “(Netanyahu) Bibi esirleri serbest bırak” diye bağırdı.
Kaplan Caddesi’nden yürüyerek bakanlık binasının önüne gelen hükümet karşıtı protestocular, esir takası talep eden göstericilerle eylemlerini sürdürdü.
İSRAİL ORDUSUNA HER CEPHEDE TOKAT
İsrail iç kamuoyunu sarsan stratejisini başarıyla uygulayan Kassam Tugayları, Gazze Şeridi’ndeki bütün cephelerde İsrail ordusunu zelil hale getiren taarruzlarını da başarıyla sürdürüyor.
Gazze’nin en kuzeyindeki Beyt Hanun’da keskin nişancı operasyonları düzenleyen, Cuhr el-Dik’te İsrail mevzilerini havan toplarıyla dağıtan, Gazze merkezindeki El-Muğra bölgesinde siyonistlerin askerî araçlarına pusular kuran, Gazze Şeridinin ortasındaki Deyr el-Balah’ta siyonist askerî buldozerini Yasin 105 roketiyle paramparça eden Kassam Tugayları, güneydeki Han Yunus’ta işgalcilere hemen her gün darbe üstüne darbe indiriyor.
Savaşta 200 gün geride kalmasına, İsrail’in acımasız saldırı ve ambargosu sürmesine rağmen operasyonel kabiliyetini yitirmeyen Kassam mücahitlerinin hem savaştaki üstün performansı, hem esirleri korumadaki gayreti hem de İsrail iç kamuoyunu yönlendirebilme yeteneğinin harp tarihine geçtiği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

ABD’den Avustralya’ya, Fransa’dan Mısır’a kadar birçok ülkede binlerce öğrenci, Filistin’le dayanışma amacıyla kendi üniversitelerinde gösteriler başlattı.
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının durdurmasını isteyen öğrenciler, Gazze’de ateşkes çağrılarına destek verilmesini ve İsrail’e silah tedarik eden şirketlerin boykot edilmesini talep ediyor.

GÖSTERILERİN BAŞLADIĞI COLUMBİA ÜNIVERSİTESİNDE İSTİFA ÇAĞRISI
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, ülkede üniversite eylemlerinin yayılmasına önayak olan Columbia Üniversitesini ziyaret etti.
Johnson, kampüsteki Filistin’e destek gösterilerini “nefret ve antisemitizm” şeklinde niteleyerek, protestoları sonlandıramaması durumunda Rektör Nemat Minouche Shafik’in istifa etmesi çağrısında bulundu.
Kampüsteki protestoların kontrol altına alınmaması durumunda Başkan Joe Biden’ın yetkisini kullanarak Ulusal Muhafızları devreye sokması gerektiğini savunan Johnson’ın konuşması sık sık öğrencilerin yuhalamaları ile kesintiye uğradı.
Columbia Üniversitesindeki Yahudi öğrenciler ise Johnson’ın sözlerini yalanlayarak, Filistin destekçisi protestoların antisemitik bir tehdit oluşturmadığını savundu.
TEXAS ÜNİVERSİTESİ
Filistin’e destek gösterisi düzenleyen ABD’deki Texas Üniversitesi öğrencilerine güvenlik güçleri sert müdahale etti.
İsrail karşıtı gösteriye katılan 200 kadar öğrenci üniversitenin Austin yerleşkesinde toplandı. Polis ilk aşamada, grubu yönlendirdiğini iddia ettiği 17 kişiyi, daha sonra toplam 34 kişiyi gözaltına alırken, atlı birliklerin de dahil olduğu güvenlik güçleri ile öğrenciler arasında arbede yaşandı.
Polisin “dağılın” uyarılarına rağmen üniversite bahçesine oturarak eylemlerine devam eden öğrenciler, güvenlik güçleri tarafından çembere alındı.
Texas Valisi Greg Abbott ise sosyal medya platformu X’ten yaptığı paylaşımda, kalabalık dağılana kadar protestocuların gözaltına alınmaya devam edileceğini kaydetti.
Abbott, “Bu protestocuların yeri hapishane. Texas’ta antisemitizme müsamaha gösterilmeyecektir, nokta. Texas’taki herhangi bir üniversitede nefret dolu, Yahudi karşıtı protestolara katılan öğrenciler okuldan atılmalıdır.” ifadelerini kullandı.
MARYLAND ÜNİVERSİTESİ
ABD’de başkent Washington’a yarım saatlik mesafedeki Maryland Üniversitesinden bir grup öğrenci, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki amacıyla üniversite kampüsünün bahçesinde eyleme başladı.
Yüzden fazla öğrencinin katıldığı ve aralarında farklı din ve etnik kökene mensup öğrencilerin bulunduğu grup, Gazze’de acil ateşkes için sloganlar attı.
GÜNEY CALİFORNİA ÜNİVERSİTESİ
ABD’nin önde gelen üniversitelerinden Güney California Üniversitesinde polis, öğrencilerin kampüsün belli bölgelerine çadır kurmasına izin vermedi.
Göstericilerin dağılması için uyarılarda bulunan polis, gün içinde halen gösterilerine devam eden bir grup öğrenciyi gözaltına aldı. Polis daha sonra üniversitenin ana kampüsünü halkın kullanımına kapattı.
CALİFORNİA BERKELEY ÜNİVERSİTESİ
ABD’deki California Berkeley Üniversitesinde öğrenciler, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesi ve üniversite yönetiminin İsrail’e destek veren şirketlerle ilişkilerini kesmesi talebi ile üniversite kampüsünde “dayanışma kampı” kurdu.
Öte yandan, Üniversite Sözcüsü, üniversitenin yatırım politikalarını değiştirmeye yönelik bir planları olmadığını söyledi.
PİTTSBURGH VE BROWN ÜNİVERSİTELERİ
ABD’deki Pittsburgh Üniversitesinde öğrenciler, üniversite yönetimini İsrail’i finanse eden kişi ve kurumlarla mali ilişkilerini kesmeye çağırdı.
Gösteriyi düzenleyen Sam Weiner, üniversite yönetimi taleplerini karşılayana kadar gösterilere devam edeceklerini söyledi.
ABD’deki Brown Üniversitesinden yaklaşık 80 öğrenci, kampüste kamp kurarak üniversitenin İsrail bağlantılı şirketlerle işbirliğini kesmesini talep etti.
AVUSTRALYA’DAKİ SYDNEY ÜNİVERSİTESİ
Avustralya’da Sydney Üniversitesinde yüzlerce Filistin destekçisi öğrenci, kampüste çadırlar kurarak İsrail’in Filistin’e saldırılarını protesto etti.
Öğrenciler, kampüse kurdukları çadırların üzerine “Nehirden Denize”, “Silah üreticileriyle ilişkileri kesin”, “Özgür Filistin” ve “İlk Columbia sırada USYD (University of Sydney)” ifadeleri yer aldı.
Avustralyalı Senatör David Shoebridge’in de katıldığı protestoda, yüzlerce öğrenci üniversitenin, “İsrail üniversiteleri ve silah üreticileriyle bağlarını kesmesini” talep etti.
FRANSA’DA SCIENCES PO
Fransa’nın en prestijli okullarından Sciences Po’da öğrenciler Filistin’e destek gösterisi düzenledi.
Okulun bahçesinde çadır kuran öğrenciler, “(Fransa Cumhurbaşkanı) Macron istemese de Filistin’in onuru ve öldürülenler için biz buradayız” sloganları attı.
“Gazze’de Üniversite Kalmadı” yazılı afiş taşıyan öğrenciler, Gazze’de aylardır devam eden zulmü kınamak için harekete geçtiklerini kaydetti.
MISIR’DA KAHİRE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ
Mısır’daki Kahire Amerikan Üniversitesinde öğrenciler, Filistin destekçisi gösteri düzenledi.
Üniversite yönetimini İsrail’i destekleyen şirketleri boykot etmeye ve bu şirketlerle anlaşmalarını feshetmeye çağıran öğrenciler, “Paramız nereye gidiyor? Kahire Amerikan Üniversitesi soykırımı finanse ediyor!” yazılı pankartlar taşıdı.
Öğrenciler, yönetimi ABD’li teknoloji şirketi Hewlett Packard ve Fransız sigorta şirketi AXA’yı boykot etmeye çağırdı.
Ülkedeki çok sayıda sivil toplum kuruluşunun çağrısıyla Stockholm’deki Odenplan bölgesinde toplanan yaklaşık 5 bin gösterici, İsrail’in Gazze’de işlediği savaş suçunu durdurmasını istedi.
“Gazze’de çocuklar öldürülüyor“, “Soykırımı durdurun” ve “Sonsuza kadar Filistin” yazılı pankartların yanı sıra Gazze’de öldürülen çocukları temsilen maketler taşıyan göstericiler, “Özgür Filistin“, “İşgale son” ve “Katil İsrail” şeklinde sloganlar attı.
Gösteriye katılan yazar ve aktivist Samuel Girma, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 11 Mayıs’ta İsveç’in Malmö kentinde yapılacak Eurovision Şarkı Yarışması’na İsrail’in katılmamasını istedi.
Girma, “İsrail Eurovision’a katılmayı hak etmiyor. Katil ve soykırımcı bir ülke müzik yarışmasına katılamaz. İsrail soykırımcı bir ülkedir.” ifadelerini kullandı.

İsveç’te 30 Mart cumartesi Paskalya bayramında ailesi ile geleneksel Paskalya yemeği ve kutlamasına katılmayan yüzlerce kişi, Gazze halkı ile dayanışma gösterisine katılma kararı aldı.

HOLLANDA
Dam Meydanı’nda toplanan grup, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını protesto ederek, merkezi tren istasyonuna yürüdü.
Eylemciler, “Amsterdam soykırıma hayır diyor“, “Açlığı durdur“, “Özgür Filistin“, “Gazze’deki soykırımı durdur“, “Hollanda utan, ellerinde kan var” ve “İsrail terörist, Netanyahu terörist” sloganları attı.

Göstericiler ellerinde, “Topraklar işgal altındayken adalet sağlanamaz“, “Soykırımı durdur” ve “İsrail’in suçlarına para yok” yazılı dövizler taşıdı.

Hollanda’nın bir an evvel İsrail’e desteğini kesmesi talebinde bulunan göstericiler, İsrail’in Filistinlilere ait toprakları işgal ederek ve binlerce dönüm araziye el koyarak baskı ve zulüm yaptığına, Gazze’deki insanların açlığa terk edildiğine dikkati çekti.

“İSRAİL, GAZZE’DE AÇLIĞI SİLAH OLARAK KULLANIYOR”
Gösteriyi organize eden gruplardan Avrupa Gençlik Derneği (AGD) Hollanda sorumlusu Murat Gök, konuşmasında İsrail’in işgal ve ilhak politikalarını eleştirerek, “İsrail, Gazze’de açlığı silah olarak kullanıyor. İsrail, son altı ay içinde Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 14 binden fazlası çocuk olmak üzere 32 binden fazla Filistinliyi öldürdü, şimdi de milyonlarcasını açlığa terk ediyor.” dedi.

Göstericilerden Nanda Milbreta, İsrail’in, Gazzelileri aç bırakmasının berbat bir şey oluğunu ve savaş suçu teşkil ettiğini belirterek, “Bu bir savaş suçu. Metrelerce ötede dünyadaki birçok şeye ulaşabiliyorken Gazzedekilerin suya, elektriğe, gıdaya erişimi yok. Bu kasıtlı olarak yapılıyor ve insanların ve çocukların kıtlığa terk edildiğini görmek çok kötü. Bu onların vücudunda kalıcı hasarlara ve sağlık problemlerine sebep olacak, tabi hayatta kalabilirlerse.” ifadelerini kullandı.
Filistinliler için Toprak Günü’nün önemini “Filistinli Cesur Kız” olarak tanınan aktivist Ahed Tamimi’nin “Bana Dişi Aslan Derler: Filistinli Bir Kızın Özgürlük Mücadelesi” başlıklı kitabından öğrendiğini anlatan Milbreta, “Toprak gününe özel bir gösteri yapılmış olmasını görmek beni sevindirdi.” diye konuştu.
Yağışlı havaya rağmen katılımın yüksek olduğu gösteri yaklaşık 2,5 saat sürdü.

ALMANYA
Başkent Berlin’de “Savaşa hazır olmak- bir daha asla!” sloganıyla düzenlenen “Paskalya Yürüyüşü“ne yaklaşık 4 bin kişi katıldı.
Göstericiler, Ukrayna ve Gazze’de ateşkes sağlanması ve diplomatik çözümün bulunması için çaba sarf edilmesi çağrısında bulundu ve Ukrayna ve İsrail’e silah sağlanmamasını talep etti.
Eylemde üzerinde “Rusya ile dostluk- Yaşasın Filistin“, “Gazze’de soykırım“, “Gazze’ye özgürlük. 32 bin ölü ve dünya seyrediyor” ve “Rusya karşı savaşı durdurun” yazan dövizler taşındı.
Yürüyüş kapsamında yapılan konuşmalarda, Almanya’nın NATO’dan ayrılması, silah ihracatlarının durdurulması, sığınmacıların haklarının artırılması ve Avrupa’nın güvenlik düzenine Rusya’nın da dahil edilmesi istendi.
Gösteriye katılan Rosmarie Matros, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gazze’de yaşananların tamamen felaket olduğunu belirterek, “Dünya seyrediyor. Bunu hepimiz biliyoruz. Politikacılar bunun için boş konuşuyor. İsrail’e durmaksızın silah ve para sağlanıyor.” dedi.
Birleşmiş Milletler’de (BM) tüm kararların sonuçsuz kaldığına dikkati çeken Matros, “Gazze’de akıl almaz bir sefalet olduğunu düşünüyorum. Burada hayal bile edemeyeceğimiz bir şey. Altyapı çöktü, insanlar öldürülüyor, hastaneler artık yok. Hiçbir şey yok. Çocuklar için üzülüyorum. Bence bu kötü bir şey. Ayrıca savaşı bitirmek için bir reçetem var. Eğer bir günden diğerine İsrail’e hiç para ve silah gönderilmezse, savaş çok hızlı bir şekilde biter.” şeklinde konuştu.
“Paskalya Yürüyüşleri” ülkenin diğer şehirlerinde de düzenlendi.
Stuttgart’ta 2 bin, Bremen’de 1000, Köln’de 700 ve Münih’te 500 kişinin gösterilere katıldığı bildirildi.

İNGİLTERE
Tarihi Filistin topraklarındaki İsrail işgaline karşı direnişin sembolü haline gelen 30 Mart Toprak Günü’nün 48’inci yıl dönümünde başkentteki Russell Meydanı’nda toplanan göstericiler, ellerinde Filistin bayrakları ve pankartlarla şehrin merkezindeki ünlü Trafalgar Meydanı’na yürüdü.
Göstericiler, Gazze’de soykırımın durdurulması çağrısında bulunarak, İsrail’e silah satışı nedeniyle İngiliz hükümetini “soykırımın suç ortağı” olmakla itham etti ve bir an önce silah ihracatının durdurulmasını istedi.
Ellerinde “Gazze’de katliam var“, “Bizim vergilerimiz İsrail’in savaş suçlarını fonluyor” ve “Ellerini Refah’tan çekin” yazılı pankartlar taşıyan Filistin destekçilerinin yürüyüşü Trafalgar Meydanında son buldu.
Acil ateşkes çağrısıyla 11’incisi düzenlenen ulusal yürüyüşe Mısır asıllı İngiliz aktör Khalid Abdalla, komedyen Alexei Sayle, Filistin asıllı İngiliz müzisyen Reem Kelani gibi ünlü isimler de katılarak destek verdi.
Öte yandan bir grup İsrail yanlısı da, Waterloo Köprüsü yakınlarında bayraklar ve pankartlarla karşı gösteri düzenledi. İngiliz polisi iki grubun karşı karşıya geldiği güzergah boyunca yoğun güvenlik önlemleri aldı.
Polis, Filistin’e destek yürüyüşüne katılan göstericilerden bazılarını ise gözaltına aldı.
Filistin yanlılarının gözaltına alınmasına yürüyüşe katılan vatandaşlar tepki gösterdi.
İSVİÇRE
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği önünde toplanan göstericiler şehir merkezinde saatlerce yürüdü.
İsrail aleyhinde Fransızca, İngilizce ve Arapça slogan atan göstericiler, yoğun saldırılar altındaki Filistin halkına desteğini bildirdi.
7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail’in yoğun saldıralar düzenlediği Gazze’de yaşananları “açıkça bir soykırım” olarak niteleyen eylemciler, acil ve kalıcı ateşkes çağrısında bulundu.
Eylemciler, ellerinde “Filistin’in özgürlüğüne kavuşmasını” destekleyen pankartlar taşırken, eylemcilere destek için çevredeki binalardan da bayraklar açıldı.
Öte yandan, bir binadan İsrail bayrağının açılması ise göstericilerin kısa süreli tepkisine neden oldu.

“BU BENİM İÇİN BİR SOYKIRIM VE BUNA TAHAMMÜL EDEMİYORUM”
Eyleme katılan İsviçre vatandaşı Janos Pasztor, AA muhabirine yaptığı açıklamada, siyasi güce sahip kişilere, dünyanın her yerindeki insanların Filistin’de olup bitenlerle gerçekten ilgilendiğini ve İsrail hükümetine savaşı durdurması için baskı yapmaları gerektiğini göstermek için mitinge katıldığını bildirdi.
Ateşkes sağlanmasının insani yardımların acilen Gazze’ye ulaşmasına imkan tanıyacağını belirten Pasztor, daha sonra 75 yıldır Filistin’de devam eden soruna çözüm bulunabileceğini söyledi.
Pasztor, “(Gazze’de yaşananları soykırım olduğunu belirten BM raporu) Evet buna katılıyoruz. Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Gazze’de soykırım olma ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyor. Bu nedenle UAD, İsrail hükümetinin bazı adımlar atmasına karar kıldı ancak İsrail buna uymadı.” dedi.
Marie France isimli gösterici ise, “Gazze’deki duruma çok üzülüyorum. Bu benim için bir soykırım ve buna tahammül edemiyorum. Bu durdurmalı, bir şeyler yapmalıyız. Ben bir İsviçreliyim, gerçekten utanıyorum. Çünkü İsviçre İsrail’e silah satıyor, buna bir son vermeliyiz. Bu yüzden bugün bütün Filistin halkına destek vermek için buradayım.” diye konuştu.
İRLANDA
Başkent Dublin’de, 30 Mart Filistin Toprak Günü’nün 48’inci yılı dolayısıyla etkinlik düzenlendi.
Etkinlik, İrlanda Filistin Dayanışma Kampanyası (IPSC) tarafından başkent Dublin’deki Grafton Caddesi’nde organize edildi.
Bir grup İrlandalı’nın Filistin’e destek sözleri içeren kendilerine ait şarkıyı söylediği etkinlikte, Filistinlilerin geleneksel halk oyunlarından Dabke de oynandı.

IPSC Başkan Yardımcısı Filistin asıllı Fatin Al Tamimi, AA muhabirine Filistin Toprak Günü’nün önemine yönelik açıklamalarda bulundu.
Tamimi, Filistin Toprak Günü’nün 1976’ya dayandığını belirterek, 48’inci yıl etkinliği için bir araya geldiklerini söyledi.

IPSC Başkan Yardımcısı Tamimi, “Filistin, bizim sadece toprağımız değil aynı zamanda kimliğimiz, onurumuz, geçmişimiz ile olan bağımız ve ailemiz anlamına gelmektedir. Uluslararası alanda toprağımıza dönme hakkımız var. Bu yüzden dünyanın neresine gidersek gidelim Filistin’i kalbimizde, düşüncelerimizde ve hayatımızda her zaman koruyacağız.” dedi.

TOPRAK GÜNÜ NEDİR?
İsrail, 30 Mart 1976’da ülkenin kuzeyindeki Celile bölgesinde yaşayan İsrail vatandaşı Filistinlilere ait binlerce dönüm araziye el koymuştu. Bunun üzerine Filistin halkı, bu gasbı protesto etmek için genel greve gitmiş ve gösteriler düzenlemişti.
İsrail polisi gösterilere katılan Filistinlilere ateş açarak 6 kişiyi öldürmüş, binlerce kişiyi yaralamıştı.
İsrail’in kuzeyindeki Celile bölgesinde bulunan Deyr Hanna beldesinde yaşanan bu olay, polis ile İsrail vatandaşı olan Filistinli kitleler arasında yaşanan ilk kitlesel çatışma olması sebebiyle büyük önem kazanmıştı.

Olayın gerçekleştiği tarihte Deyr Hanna beldesinde yaşayan Filistinlilerin yaklaşık yüzde 20’sini Hristiyanlar, geri kalanını ise Müslümanlar oluşturuyordu.
“Toprak Günü” olarak anılan bu olay, İsrail ile Filistin arasındaki çatışmanın kaynağı olan toprak konusunda Filistinlilerin gösterdiği direnişin simgesi olarak görülüyor.
FİLİSTİNLİLER TOPRAKLARININ YÜZDE 15’İNİ KULLANABİLİYOR
Toprak Günü’nün geçmişi “Nekbe” (Büyük Felaket) olarak bilinen 1948’de İsrail’in kurulması ve sonrasındaki olaylar zincirine kadar uzanıyor.
Filistin İstatistik Merkezinin Mart 2015’teki verilerine göre İsrail, 27 bin kilometrekarelik Filistin topraklarının yüzde 85’ine el koymuş durumda. Filistinliler kendi vatanlarının sadece yüzde 15’ini kullanabiliyor.

MİLYONLAR SÜRGÜNDE YAŞIYOR
Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki mülteci kamplarının yanı sıra başta Suriye, Lübnan ve Ürdün olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde vatanlarından uzakta hayat süren milyonlarca Filistinli, hala yüzlerinin “çalınan cennet” olarak tanımladıkları Filistin’e dönük olduğunu her fırsatta dile getiriyor.
Birleşmiş Milletler’in (BM) “Evlerine geri dönmeyi ve komşularıyla huzur içinde yaşamayı arzulayan mültecilerin, mümkün olan en yakın zamanda bu arzularını gerçekleştirmelerine izin verilmeli ve geri dönmemeye karar verenlerin arazileri için de tazminat ödenmeli” şeklindeki 194 sayılı kararını ise İsrail uygulamayı reddediyor.

“Filistin’e özgürlük. Cezasızlığa hayır. Katliama son verin” başlığıyla kent merkezinde organize edilen yürüyüşe katılan binlerce kişi, uluslararası topluma “Artık yeter. Sözü bırakın harekete geçin” çağrısı yaptı.
“Bu bir savaş değil soykırım“, “Filistin’e özgürlük“, “Hemen ateşkes” sloganları atan ve bu ifadelerin olduğu pankartlar taşıyan İspanyollar, İsrail’in Gazze’yi işgalinin ve bombalamasının, ayrıca Refah bölgesine saldırı planının durdurulmasını istedi.
Gösteriye, azınlık sol koalisyon hükümetinin küçük ortağı Sumar ittifakından 5, koalisyonunun büyük ortağı Sosyalist İşçi Partisi’nden (PSOE) 1 bakan ile hükümete dışarıdan destek veren ancak İsrail’e karşı gerekli yaptırımları uygulamadığı için eleştiren Podemos partisinin yöneticileri de katıldı.

İSPANYA HÜKÜMETİ İSRAİL’E KARŞI POLİTİKASINDA VAAT VE İCRAAT KONUSUNDA İKİLEM YAŞIYOR
Filistin’e destek ve İsrail’e karşı baskı yapılması için bu zamana kadar birçok çağrı yapan İspanya’daki sol koalisyon hükümeti, her şeye rağmen bu politikasında vaat ve icraat konusunda tutarsızlığını sürdürdü.
İktidara gelirken “ilk icraatımız Filistin devletini tanımak olacak” diyen PSOE ve Sumar, geride kalan 3,5 ayda Filistin devletini tanıma hususunda somut bir adım atmazken, hükümet görevlileri bununla ilgili yöneltilen soruları cevapsız bırakmaya devam etti.
Gösteriye katılan Sumar lideri, Başbakan Yardımcısı ve Çalışma Bakanı Yolanda Diaz, Ukrayna’yı işgal eden Rusya örneğini vererek, İsrail’e de Filistin’de insan haklarını çiğnemesinden dolayı yaptırım uygulanmasını istedi.
“İnsan haklarında görecelik yoktur ve aynı standartlar aynı durumlarda geçerli olmalıdır.” diyen Diaz, kendileri iktidarda olmalarına rağmen İsrail’e karşı karar almakta zorlandıklarını gizlemedi. Diaz, “Uluslararası toplumun daha fazlasını yapmasını talep ediyoruz. Ayrıca İspanya hükümetinin de daha fazla taahhütte bulunmasını istiyoruz, çünkü bu barbarlığa artık son vermek çok önemli.” diye konuştu.
PSOE’den Ulaştırma Bakanı Oscar Puente ise Başbakan Pedro Sanchez’in “Filistin devletinin tanınması temelinde iki devletli çözüm ve uluslararası barış konferansı düzenlenmesi” sözlerini tekrarlayarak, “Gazze’de hemen ateşkes ilan edilmesi” çağrısında bulundu.
Puente, İspanya’nın İsrail’e silah sattığı iddialarını yalansa da hükümete dışarıdan destek veren Podemos partisi, PSOE’yi hedef alarak bu yöndeki eleştirilerini sürdürdü.
Hükümetin İsrail’e karşı politikasının “sadece makyaj operasyonu” olduğunu savunan Podemos partisi lideri Ione Belarra “Suç devleti İsrail’in yaptığı bir soykırımdır ve İspanyol hükümeti hemen silah alım satımını durdurmalıdır, bunu yapmadıkça bu soykırımın bir parçası olacaktır.” şeklinde konuştu.

GÖSTERİYE KATILAN İSPANYOLLAR, AVRUPALI HÜKÜMETLERDEN İSRAİL’E KARŞI BOŞ SÖZLER DEĞİL EYLEM BEKLİYOR
Bu arada, gösteriye katılan İspanyollardan Paz Ruiz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Sadece İspanya değil tüm hükümetler, güç, para ve korkudan dolayı İsrail’e karşı seslerini çıkaramıyor. Hükümetler konuşmaya gelince çok şey söylüyorlar ama iş eyleme geçtiğinde verdikleri sözler uçup gidiyor. Biz artık boş sözler değil eylem bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Antonio Gonzalez de “İsrail her geçen gün daha fazla insan öldürüyor ve sivil halka daha fazla zarar veriyor. Avrupa’da Almanya gibi ülkeler ise hiçbir şey yapmıyor. Maalesef bizim yapabildiğimiz tek şey gösteri yapıp, baskı kurmaya çalışmak ama AB adım atmadan hiçbir şey olmaz.” dedi.

“GAZZE’DEKİ KATLİAM DERHAL SONA ERMELİ”
Gösteri sonunda okunan manifestoda, “Gazze’deki katliam derhal sona ermeli ve Filistin sorununa adil bir çözüm bulmayı garanti edecek tüm eylemler teşvik edilmeli.” denilerek, “Filistin halkının korunmasını ve kendi geleceğine özgürce karar vermesine olanak tanınmasını sağlayacak, uygulanabilir ve tam egemen bir Filistin Devleti’nin etkili bir şekilde tanınması garanti edilmelidir.” çağrısı yapıldı.
İsrail’in Gazze’de sağlık ve su altyapılarına yönelik saldırılarını da sert dille eleştiren İspanya’daki sol siyasi partiler ve örgütler, sağlık personelinin ve gazetecilerin öldürülmesini, binaların yarısından fazlasının yıkılmasını ve 1 milyon 700 bin Filistinlinin yerinden edilmesini kınadı.
