Türkiye’nin geleceğini kirli elleriyle boğmak isteyen hain zihniyetin, darbe kalkışmasıyla milletin iradesine ve demokrasiye göz diktiğini belirten Olpak, şunları kaydetti:
“Devletinin yanında olan güvenlik kuvvetlerimiz ve bu aziz vatan uğruna ülkesini canı pahasına koruyan milletimizin dünyaya örnek duruşu sayesinde geleceğimize uzanan eller kirli emellerine ulaşamadılar. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü vesilesiyle ülkesi ve milleti için gözünü kırpmadan canını ortaya koyan tüm demokrasi kahramanlarımızı bir kez daha saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.”
Olpak, Türk iş dünyasının “Dünyaya Açılan Penceresi” ve “Kuzey Yıldızı” olan DEİK olarak, ülkeye değer katan vizyonlarıyla, misyonları olan “Ticari Diplomasi” faaliyetlerini hızla sürdürürken, üyelerinden aldıkları güçle ülkeyi daha güzel bir geleceğe taşıma hedefiyle çalışmaya devam ettiklerini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yaklaşık 40 yıldır olduğu gibi DEİK olarak Türk özel sektörü adına üstlendiğimiz ticari diplomasi misyonumuz gereği iş dünyamıza yeni ufuklar açan faaliyetlerimize devam edecek ve tüm dünyaya yayılmış 152 İş Konseyimiz ile küresel ticaretin kalbinin attığı her coğrafyada bayrağımızı gururla dalgalandırarak, hepimizin ortak değeri ülkemiz için çalışmaya ve üretmeye devam edeceğiz.”
“GELECEK NESİLLERCE DAHA BARİZ İDRAK EDİLECEK ÇAĞDAŞ BİR DESTAN YAZILDI”
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de FETÖ’nün hain darbe girişiminin üzerinden 8 yıl geçtiğini anımsattı.
Avdagiç, “Bu mayası bozuk şebeke, 17-25 Aralık yargı darbesiyle erişemediği menfur hedefine, 15 Temmuz 2016 gecesi kahraman ordumuz içine sızmış hain uzantıları aracılığıyla ulaşmaya tevessül etti. Ama Türk halkı o gece, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı ve öncülüğünde sokaklara ve meydanlara çıkıp yek vücut olarak bu ihanet örgütüne geçit vermedi. Vatanın bütünlüğüne, ülkenin bölünmezliğine, milletin birliğine ve bağımsızlığına uzanan bu karanlık ruhları ve yapılanmalarını darmadağın etti.” ifadelerini kullandı.
15 Temmuz gecesi Türk halkının 1915’te yazdığı Çanakkale Destanı ve 1922’de tüm varıyla gerçekleştirdiği Milli Mücadele destanı gibi eşsiz ve önemi gelecek nesillerce daha bariz idrak edilecek çağdaş bir destan yazdığını vurgulayan Avdagiç, şunları aktardı:
“Milletimiz 9 Eylül 1922’de mandacı zihniyetin kuklalarını Adalar Denizi’nin sularına döktüğü gibi, 15 Temmuz 2016’da da onların yeni versiyonlarını tarihin çöplüğüne süpürdü. 8 yıldır Türk halkı bu destanı evlatlarına okuyor, çocuklarına ezberletiyor, gençlerimizi emperyalist devletlerin yerli işbirlikçilerine karşı daima uyanık olacak şekilde yetiştiriyoruz. Ama iş dünyası olarak biz şunu biliyoruz ki yeni 15 Temmuz kalkışmalarının ve bu ihanet şebekelerinin türemesine engel olacak başlıca unsur, ekonomide, ticarette, bilimde, teknolojide, sanayide, velhasıl her alanda ülkemizin tek başına ve daha da güçlü şekilde ayakta durma kabiliyetine sahip olmasıdır.
Bu yüzden her gencimizin mutlaka ülkesi için bir değer üretmesi, her bilim adamımızın ülkesi için bir icat ve teknoloji geliştirmesi, her emekçimizin alın teriyle kutsanmış nitelikli üretim yapması, her tüccarımızın ülkesi için yeni pazarlar fethetmesi, her siyasetçimizin milletimizi yükseltme şuuruyla çalışması gerekiyor. Çünkü yeni ihanet girişim ve şebekelerinin filizlenmeden köklerinin kazınması, her ferdimizin millet ve vatan sevdasına tutulup bu sevdayla çalışmasına bağlıdır.”
Şekib Avdagiç, devletin, her türlü kutsal değeri hiçe sayıp kuklacılarına hizmet eden hain FETÖ terör örgütü kuklasının yeniden filizlenmemesi için 8 yıldır kararlılıkla mücadele ettiğini ifade etti.
Bu mücadelede İstanbul iş dünyası olarak devletin yanında olduklarını bildiren Avdagiç, mesajında şu ifadeleri kullandı:
“Nasıl 15 Temmuz gecesi, o zaman başkanlığını yürüttüğüm İstanbul Ticaret Odası Meclisi üyelerimizle sokaklara çıkıp bu hainlere gereken cevabı verdiysek, Nasıl 16 Temmuz günü Meclisimizi toplayıp bu hainlere hadlerini bildiren iş dünyasının en geniş kapsamlı ilk bildirisini yayınlayan kurum olduysak; nasıl temmuz gecesini, bu ülkenin şehit kanlarıyla sulanmış topraklarının ihanet, delalet ve zillet içindeki emperyalizm uzantılarına teslim edilmeyeceğinin tescillendiği bir geceye dönüştürdüysek, 8 yıldır da bu bilincin diri kalması, hainlerin unutulmaması, milletimizin aynı milli birlik ve kardeşlik duygusu içinde kenetlenip darbecilere, bağımsızlık ve özgürlük düşmanı çağdaş mandacılara karşı uyanık olması için çabalıyoruz.”
O gece hiç tereddüt etmeden, “Bir gül bahçesine koşarcasına ölümün güzel kucağına” atılan 252 şehidi rahmet, gazileri minnetle anan Avdagiç, mesajını, “Onlar, hainleri ‘vatanın harim-i ismetinde boğdular.’ Onlar bu milletin bir ana kucağı gibi olan sinesinde ebedi istirahatgahlarında huzur içindeler. Onlar ülkemizin istiklalini ve hürriyetini savunmanın, görevini hakkıyla yerine getirmenin ebedi saadeti içindeler.
Şimdi onların 15 Temmuz gecesi başlattığı Demokrasi ve Milli Birlik ruhunu yaşatma görevi bizimle sürüyor. Biz de 8 yıldır haykırdığımız gibi yine haykırıyoruz, bu kez milletine ihanet eden ve edeceklere, ‘bayrak’ şairimiz Arif Nihat Asya’nın dizeleriyle sesleniyoruz: ‘Şehitler tepesi boş değil / Toprağını kahramanlar bekliyor.” diye tamamladı.
Törene, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, kuvvet komutanları, Milli Savunma Bakan Yardımcıları, Genelkurmay İkinci Başkanı ile şehit ve gazi yakınları katıldı.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler de törene video mesaj gönderdi.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, Armoni Mızıkası ve Mehteran Birlik komutanlıklarınca anma konseri verildi.

Konserin ardından, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in video mesajı yayımlandı.
Güler, mesajında 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nü kutlayarak, bu vesileyle 15 Temmuz gecesi darbecilere direnirken şehit olanları rahmetle yad etti, gazi olanlara ise saygı ve şükranlarını sundu.
15 Temmuz’u hatırlamanın, geçmişten ibret almak için son derece önemli ve gerekli olduğunu vurgulayan Bakan Güler, milli iradeye karşı bir grup alçağın ihanetiyle meydana gelen bu kalleş teşebbüsün, milletin engin feraseti ve vatanına, devletine bağlı şerefli Türk askerinin korku nedir bilmeyen duruşuyla bir destana dönüştüğünü söyledi.
Darbe gecesi Türk milletinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı üzerine her yaştan insanıyla bu alçaklara karşı durduğunu, devletinin bekasına ve kendi geleceğine sahip çıktığını belirten Güler, “Ordu-millet dayanışmasının en güzide örneğinin sergilendiği bu kararlı ve dik duruş sayesinde hain FETÖ’cülerin 40 yılı aşkın süredir planladığı sinsi kalkışma çok kısa bir sürede bastırılmış, milletimizin bağımsızlık ve özgürlüğüne verdiği önem, bir kez daha tüm dünyaya ilan edilmiştir.” diye konuştu.
‘TSK, EZBER BOZUCU BİR BAŞARIYA İMZA ATTI’
Bu milli ve güçlü duruşun, milletin canı pahasına ortaya koyduğu cesaretin ve Türk ordusunun yüksek karakterinin en açık göstergesi olduğuna dikkati çeken Güler, şöyle devam etti:
“Nitekim Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, dün Çanakkale’de, İstiklal Harbi’nde, Kore’de ve Kıbrıs’ta, bugün de yurt içi ve sınır ötesinde terörle mücadelede gözünü kırpmadan nasıl şehadete koştuysa, 15 Temmuz’da da vatandaşlarımızla omuz omuza, içine sızan hainlere diz çöktürmüş, demokrasiye olan inancını bir kez daha gözler önüne sererek ezber bozucu bir başarıya imza atmıştır.”
Hainlerden temizlenen Türk Silahlı Kuvvetlerinin eskisinden daha etkin, caydırıcı ve saygın bir şekilde görevlerini sürdürmekte olduğunu belirten Güler, bu kapsamda son bir asrın en yoğun faaliyetlerinin büyük bir başarıyla icra edildiğini ifade etti.
HAİN FETÖ’YLE MÜCADELE AZİM VE KARARLILIKLA SÜRECEK
Güler, bu büyük başarıdaki en büyük payın vatanını korumak için sarsılmaz bir iradeyle hainlerin karşısında duran Ömer Halisdemir’ler gibi nice şehit ve gazilere ait olduğunu dile getirdi.
Devletin de hukuk kuralları çerçevesinde, şehit ve gazilerin kanlarını yerde bırakmadığını, sevenlerinin gözyaşlarının hesabını sorduğunu ve sormaya devam edeceğini bildiren Güler, şunları söyledi:
“Bakanlığımızın hain FETÖ’yle mücadelesi, örgütle iltisaklı tek bir personel kalmayıncaya kadar azim ve kararlılıkla sürdürülecektir. Kahraman ordumuzun şanlı üniformasını hiçbir hainin taşımasına asla müsaade etmeyeceğiz. Sonuç olarak Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi ve kutlu dönemde, ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimiz doğrultusunda Anayasa’ya ve kanunlara bağlı olarak, milli, manevi ve mesleki değerlerimiz çerçevesinde, Atatürk İlke ve İnkılapları ile aklın ve bilimin rehberliğinde, tüm paydaşlarla uyum, koordine ve istişare içerisinde, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da daha büyük, daha güçlü bir Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri için şevk ve gayretle çalışmalarımıza devam edeceğiz.”
Güler, bu vesileyle Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyükleri ve komutanları saygıyla anarak, “15 Temmuz’da vatanı, bayrağı ve ülkesinin geleceği uğruna canlarını feda eden şehitlerimiz başta olmak üzere tüm şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yad ediyor, gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum.” diye konuştu.
Tören sonunda şehit ve gazi yakınlarıyla toplu fotoğraf çektirildi.
]]>15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişimi sırasında Genelkurmay 2’nci Başkanlığı görevinde bulunan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, FETÖ gerçeği ve 15 Temmuz gecesinin kader anlarını ilk kez anlattı.
“FETÖ ile mücadele devam ediyorsa kesinlikle Cumhurbaşkanımızın dik duruşu sayesindedir” diyen Bakan Güler’in ağzından o gecenin unutulmaz öyküsü:
SAATİ ÖNE ALINCA NE YAPACAKLARINI BİLEMEDİLER
FETÖ, gerçek radikal bir terör örgütü. Örgüt hiyerarşisinde verilen talimatların dışına çıkamayan robotlaşmış bir teşkilat yapısındalar. Bunlar, küçük yaştan itibaren önüne nasıl bir sorun gelirse gelsin “Abim, ablam beni arayacak ve ne yapacağımı bana söyleyecek, endişe etmeme gerek yok” diye alıştırılmış kişiler.
İşte; abilerinin, ablalarının ne yapacaklarını tam söyleyemedikleri gün de 15 Temmuz oldu! Saati öne aldıklarında ne yapacaklarını bilemediler. Çaresiz kaldılar. O gece Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı’nı Genelkurmay karargahına davet ettiğimiz anda ABD’deki elebaşı, haini arıyorlar. Darbenin tespit edildiğini, ne yapacaklarını soruyorlar. Terör elebaşından “Darbeyi derhal başlatın” diye talimat geliyor.
KRİPTO GİBİ ÇALIŞMIŞLAR
FETÖ’nün hain planlarından biri de TSK tarafından yapılan askeri okul sınavlarının ÖSYM’ye geçmesiydi. Bu karar, “ÖSYM sınavı yapsın, başarılı olan vatan evladı askeri okula girsin” düşüncesiyle alındı. Örgüt üyelerinin kendi mensuplarına şifreli aday numarası vb. belirlediklerini ve bize gelen listedeki öğrencilerin baştan itibaren hain örgüt tarafından seçildiğini sonradan anlıyoruz.
Kripto gibi çalışmışlar. Gelenlerin neredeyse tamamı yıllarca FETÖ okullarında, evlerinde yetişmişler. FETÖ’den dolayı askeri okuldan atılanların aileleri, “Benim çocuğum FETÖ’cü değildi, askeri okula girdi ve FETÖ’cü olarak mezun oldu” diyemez. Zaten bize geldiklerinde FETÖ’cü idiler!
MİT MÜŞTEŞARINI ALACAKLARINI SÖYLEMİŞLER
O akşam Güneydoğu’da başlatılacak yeni bir operasyon için toplantı halindeydik. Emir astsubayım, MİT Müsteşarı‘nın görüşmek istediğini söyledi. Hakan Bey (Fidan) Kara Havacılık Komutanlığı’nda görevli bir pilot binbaşının MİT’e gelerek bu akşam helikopterlerle uçuş yapacaklarını, sonrasında MİT Müsteşarı’nı alacaklarını söylediğini iletti.
Genelkurmay Başkanı’na durumu anlattım. “Ne yapalım?” dedi. “MİT Müsteşarı’nı Genelkurmay’a çağıralım” dedim. “Aklımıza 17-25 Aralık ve 7 Şubat MİT krizi geldi. O zaman yapamadıklarını şimdi mi yapmaya çalışıyorlar?” diye düşündük. Genelkurmay Başkanı’nın emriyle Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi’ni aradım. Şimdi tutuklu olan subaya “Şu andan itibaren Türk hava sahasındaki bütün uçuşlar yasaklandı.
Havada olanlar derhal yere inecek” diye emir verdim. Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak’a “Kara Havacılık Komutanlığı’na git, olumsuz bir durum görürsen derhal gerekeni yap”, o zamanki 4’üncü Kolordu Komutanı Metin Gürak Paşa’ya da “Zırhlı Birlikler Okulu’na git, oradan dışarı tek bir tank çıkmayacak” emri verildi.
TASFİYE EDİLECEKLERDİ
Hain darbe girişimi öncesinde Yüksek Askeri Şüra hazırlıkları devam ediyordu. Tespit ettiğimiz 123 FETÖ’cü general/amirali Cumhuriyet tarihinde görülmemiş şekilde emekli etmek için liste hazırladık.
Listeden, içimizdeki hainler vasıtasıyla haberdar oldular. FETÖ’cü alçaklar o akşam, “Bizim plan anlaşıldı, çok ivedi harekete geçmemiz lazım, gece üçe kadar bekleyemeyiz” diye düşündüler. Yaşar Güler’in FETÖ’cüler tarafından kelepçelenerek götürüldüğü anlar.
Ergenekon kumpasında çok kıymetli, özel yetişmiş personelimizi kaybettik ve bunun acısını daha sonra çok çektik. Onları kaybettiğimiz için FETÖ’cü alçak ve hainler yönetimde kendilerine alan açarak şans bulmaya başladılar. Hepsi, yüzde yüz FETÖ operasyonuydu.
ÜSTÜME ÇULLANDILAR
Saat 21.25 civarında makam odama büyük bir bağırış ve çağırışla yüzleri maskeli, kıyafetlerinden özel kuvvetler mensubu olduğunu anladığım 10-12 kadar darbeci girdi. “Yat” emrine uymayıp bir tanesini yere fırlatınca hepsi üzerime çullandı ve boğuşma yaşandı.
Türk askerinin, düşman askerine dahi yapmayacağı muamele ile karşılaştım. İstanbul’da kursta olması gereken emir subayım ise sivil kıyafetle içeri girdi. Alaycı bir şekilde “Meraklanmayın komutanım, tatbikat yapıyoruz” dedi. O haini orada gördüğüm an bu işin ne olduğunu anladım.
ÜSTEĞMEN EVLADIMIZ, HAİN EMİR SUBAYINI VURDU
Gözlerimi ve ellerimi bağlayarak beni zorla bir araca bindirdiler. Kısa süre sonra, aracın önünde oturan kişinin “Kapıyı aç, ateş ederim!” diye bağırması üzerine sesinden emir subayım olduğunu ve nizamiyeye geldiğimizi anladım. Karşılıklı bağrışmalar sonrası birkaç el ateş sesi geldi. Hain emir subayım öldü. Odamdan beni sürükleyerek çıkardıkları zaman personelden biri nizamiyeyi arayarak, “Yaşar Paşa’yı kaçırıyorlar, sakın çıkarmayın” demiş.
Genelkurmay Muhafız Tabur Komutanı Yarbayımız; aracın kaputuna yatarak çıkmasına müsaade etmeyeceğini söyledi. Hain emir subayı, kahraman yarbayımızı ateş ederek ağır yaraladı. Bunu gören Muhafız Taburu’ndan üsteğmen evladımız hain emir subayını vurarak öldürdü. O gece beni infaz etmekle görevlendirilen emir subayının öldürülmesi kırılma noktalarından birisiydi.
Bir müddet bekledikten sonra helikopterle bilmediğim bir yere götürüldüm. Odaya hapsedildim. F-16’ların seslerini duydum. Darbecilerin merkezi Akıncı Üssü’nde olduğumuzu anladım. Darbenin silahlı, fiili ayağını başlatmak için benim alınmamı beklemişler.
GECE BOYUNCA GÖZLERİM BAĞLI KALDIM
Gece boyu bir odada ellerim ve gözlerim bağlı kaldım. Bütün ömür boyu yaşadıklarımı gün gün, saat saat hepsini yaşayarak sabahı getirdim. İnsani hiçbir muamele yoktu. Sabaha karşı bomba seslerini duydum. Hainler uçakları bir daha kaldıramasınlar diye bizimkilerin Akıncı Üssü’nün pistini bombaladıklarını düşündüm.
16 Temmuz sabah saatlerinde hapsedildiğim odanın kapısı açıldı ve “Vay, Yaşar’ım” diye bir ses duydum. Havacı Akın Öztürk’tü. Daha sonra görüntüleri izlediğimizde, kelepçeli olduğum bir ortamda serbestçe geziyor, emirler veriyor, bulunduğum odanın koridorunda sabaha kadar tur atıyor.
Kelepçelerimi ve gözümdeki bandı açtırdı, ailemle konuşturmayı teklif etti. Öztürk’ün karşı taraftan olduğunu anladım. Bulunduğumuz olay ve ortamdaki özgürlüğü ilginçti. Bizim taraftan olsaydı, benimle aynı durumda olması gerekirdi. Ailemle telefon görüşmesi teklifine karşı yerimden kalkmadım.
Telefona doğru gitsem, bir senaryonun parçası olarak “Kaçıyordu, vurduk” der geçerlerdi. Onlar için problem bendim. Bunların asıl yüzünü, her şeyi bilen tek bir adam var. O da benim.
Odanın öteki ucundaki sabit telefonla evimi aradılar. Oturduğum yerden seslenerek eşime iyi olduğumu söyledim. Beni kaçırdıkları gece eşime, “Yaşar Paşa’yı vurdular, öldü!” demişler. Sabaha kadar eşim benden haber alamadı!
FETÖ İLE MÜCADELE CUMHURBAŞKANIMIZ SAYESİNDE SÜRÜYOR
Bakan Güler, “FETÖ ile mücadele Sayın Cumhurbaşkanımızın dik ve dirayetli duruşu sayesinde kesintisiz devam ediyor. TSK olarak bu konuda ne bir kişi – ye acıdık ne de kimsenin gözünün yaşına baktık. Bundan sonra da Milli Savunma Bakanlığı olarak tespit edilen bilgi ve belgeler ışığında FETÖ ile mücadelemiz, büyük bir hassasiyetle ve tavizsiz şekilde yürütülecektir” diye konuştu.
SINIRLARIMIZI TERÖR ÖRGÜTLERİNE AÇACAKLARDI
Güler, “FETÖ’cü hainlerin, şayet başarılı olsalardı Güneydoğu’daki sınırları terör örgütü PKK’ya, Suriye’deki sınırımızı da PKK/YPG’ye açacaklarından en ufak bir şüphem yok. FETÖ elebaşını ülkemize getireceklerdi. O gece tarihi değiştiren halkımız her ne olursa olsun bu hainlerin başarılı olmasına geçit vermeyecekti” dedi.
ERDOĞAN’IN ÇAĞRISI SONRASI CUMHURBAŞKANLIĞI KÜLLİYESİ’NE GİTTİ
O gece televizyon izleyen Bünyamin İnce, gördüğü haberler karşısında beyninden vuruldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halkı sokağa çağırması, diğer haber kanalında yorumcunun ‘bugün ölmeyeceksek ne zaman öleceğiz” söylemi ve TRT’de okunan darbe bildirisi, İnce’yi hainlere karşı harekete geçirdi. 8 aylık hamile eşinin “gitme” demesine rağmen Bünyamin İnce, yeğeniyle beraber soluğu Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde aldı.

TANKIN ÖNÜNDE YATTI
15 Temmuz gecesinde yaşanan olayları Sabah’tan Ömer Çetin’e anlatan gazi Bünyamin İnce, gaziliğin lezzetini aldığını ancak şehitliğin lezzetini düşünemediğini, Allah’tan tek duasının şehadeti de nasip etmesi olduğunu ifade etti.
İnce, daha sonra şöyle konuştu:
“Düğünden sonra eve geldim. Televizyonda haber kanallarını taramaya başladım. Cumhurbaşkanımızın seslenişini izledim. Başka bir kanala geçtim. Orada yorumcu ‘öleceksek bugün ölelim’ falan dedi. TRT’yi açtığımda darbe bildirisini izledim. O anda gözlerim karardı. Eşim sıkıntılı bir hamilelik süreci geçiriyordu, stresli geldiğimiz için de ağrısı vardı. O sırada ablamın oğlu telefonda ‘ben duramıyorum, biz de gidelim’ demesi üzerine tamam diyerek kapattım.

Eşim bana gitme diyor ama benim duyacak halim kalmamıştı. Evde bir kapıyı çektiğimi hatırlıyorum. Sonrasında yeğenim ile buluştuk. Arabamıza yoldan birkaç vatandaş daha alarak yola çıktık. Cumhurbaşkanımızın Külliye’de olduğunu düşünerek oraya doğru gitmeye karar verdik. Tankların Jandarma Genel Komutanlığı’nın oradan Külliye’ye doğru yöneldiğini gördük. Tankların arasından boşluk bularak arabamız ile geçtik ve Millet Camii yanındaki yolun ortasına park ettik. Arkamızdan iki araç daha gelerek yolu kapatıp barikat kurduk. Sonra ben tanklara doğru koştum. O sırada üstümüzden uçaklar geçerek ses bombası etkisi yaratıp bizi korkutmaya çalışıyordu. Tank hareket ettiği sırada önüne yattım. Tanktaki askeri görmüyordum ama o beni gördüğünü biliyorum. Tank arada gaz vererek korkutup kaçmamı sağlamak istiyordu. Yaklaşık bir saat önünde yattım. Sonunda dayanamayarak durdu. O an halk tankın üzerine çıkarak askerleri içinden çıkardı.”

İLK KURŞUNU YİYEN GAZİ OLARAK TARİHE GEÇTİ
Tankın bir tanesini durdurmayı başaran gazi İnce, diğer tankın önüne geçtiği esnada da ilk kurşun yiyen gazi olarak tarihe geçti. İnce, “Diğer tanklar geri dönüş yaptı. Bu sefer en öne doğru koşayım derken tanktan açılan ateş sonucu karın bölgesinden yaralandım. Kendime baktım, canım yanmıyordu. Plastik mermi ile ateş açtıklarını düşündüm. O sırada halktan biri bağırmaya başladı: ‘Asker ateş açtı, sivil vuruldu’ diye. Yeğenim geldi ve ona eşime söylememesi için uyardım.” dedi.
GÖZLERİNİ AÇAR AÇMAZ İLK DUYDUĞU: ‘HAİNLER BAŞARAMADI’
Plastik mermi ile vurulduğunu düşünen İnce, “Vatandaşlar beni bir arabaya bindirdiklerinde yaralanmamın basit bir şey olduğunu düşünüyordum. Hastaneye girdiğimizde doktora plastik mermi ile vurulduğumu, bir şeyim olmadığını, pansuman yapıp geri döneceğimi söyledim. Sonra anladım ki normal mermi ile yaralanarak kalın bağırsağım parçalanmış. Beni başka bir hastaneye sevk etmeye karar verdiler. Ambulansa bindirildim ve Dışkapı Hastanesi’ne götürülüp direkt ameliyata alındım. Sabah gözlerimi açtığımda ne oldu diye sordum. Kuzenim, ‘başaramadılar, hainlere vatanı teslim etmedik’ dedi. 35 gün hastanede yattım” şeklinde konuştu.

“TEKRAR BİR KALKIŞMA OLURSA HİÇ DÜŞÜNMEDEN SOKAĞA ÇIKARIM”
15 Temmuz hain darbe girişimin üzerinden 8 yıl geçtiğini anımsatan İnce, kripto FETÖ’cülerin bir an önce tespit edilip adalete teslim edilmesi gerektiğini aktardı. İnci, “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün bürokrasi, yargı, emniyet içerisine yuvalanan kripto elemanları var. Bir an önce onların tespitinin yapılıp görevlerinden el çektirilmesini talep ediyoruz. 15 Temmuz darbe girişimin üzerinden 8 yıl geçti. 15 Temmuz da bunların neler yaptıklarını ne kadar acımasız olduklarını unutmaya başladık. Bu hain örgüt tekrar bir kalkışmaya kalkarsa hiç düşünmeden yine sokağa çıkarım. Bu sefer darbecilerle kimse müzakere etmez.” açıklamasında bulundu.
İnce, “Akıllarını başlarına alsınlar. Darbenin ne olduğunu artık her yaştan vatandaş öğrendi. Bu bilinç Türk halkına aşılandı. Tekrar bir kalkışma olduğunda neler olacağını tüm dünya gördü. Ama bu örgütün her şekle girmeyi başarıyor. Bunlar yargı üzerinden, sokaklar üzerinden her an ortalığı karıştırabilecek yetenek ve potansiyele sahipler. Sosyal medyayı etkin şekilde kullandıklarını görüyoruz. Bunu son olarak Kayseri’de yaşanan olaylarda bir kez daha ortaya çıktılar. Halkımız uyanık olması gerekiyor. Vatan sevgisini okullarda verilen sağlam eğitim ve ailelerin çocuklarını iyi bir şekilde yetiştirmesiyle aşılayabiliriz” dedi.
