
TÜRKİYE VE HAMAS DOSTLUĞUNU HEDEF ALDI
Dışişleri Bakanlığı, İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz’ın sosyal medya üzerinden Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ı ve Türkiye’yi hedef alan paylaşımına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada “İsrail Dışişleri Bakanı Katz’ın, Cumhurbaşkanımızı ve ülkemizi hedef alan iftira ve yalan dolu bir sosyal medya paylaşımı daha yaptığı görülmektedir” ifadesine yer verdi.

“SOYKIRIM ŞEBEKESİNİN KOLTUĞUNU KORUMAYA ÇALIŞMAKTADIR”
İsrail Dışişleri Bakanı Katz’ın, soykırım suçu işleyerek insanlık tarihine kara bir leke olarak geçen Netanyahu Hükümeti içinde dahi herhangi bir itibarı bulunmadığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Katz, ülkemizdeki sosyal medya kullanıcılarının dikkatini çekmek suretiyle gündemde kalmaya ve soykırım şebekesindeki koltuğunu korumaya çalışmaktadır. Türkiye gerçekleri dile getirmeye ve Filistinlilerin haklı davasını savunmaya devam edecektir.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Levy, İsrail’in Hamas ve Hizbullah liderlerine düzenlediği suikastların “bazı İsrailli kabadayıların egosunu” tatmin etmekten başka bir amaca hizmet etmediğine dikkati çekti.
Suikastların ne İsrail’in çıkarlarına ne de güvenliği oluşturmaya hizmet ettiğini söyleyen Levy, “Bu herkesin kendilerinin ne kadar sofistike olduklarını göstermek için James Bond olmak istediği çocuk oyunu gibi.” dedi.
Levy, Netanyahu’nun “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’yi öldürmenin Hamas’ı ortadan kaldıracağını ve İsrail’in hedefine ulaşacağını” düşündüğünü ancak bunun tamamen gerçeklikten kopuk bir düşünce olduğunu vurguladı.
Hamas’ın Netanyahu’nun düşüncesinin aksine siyasi açıdan 7 Ekim öncesinden “çok daha güçlü” olduğunu aktaran Levy, “Siyasi olarak Hamas bugün Batı Şeria’da, Arap dünyasında, belki de tüm dünyada çok daha popüler, çok daha fazla kabul görüyor.” diye konuştu.
Levy, geçmişte suikasta uğrayan Hamas liderlerini hatırlatarak, İsrail’in her seferinde Hamas’ın ortadan kaldırıldığını öne sürdüğünün ancak “birkaç ay sonra daha güçlü bir Hamas görüldüğünün” altını çizdi.
– “NETANYAHU ÇATIŞMANIN BİTMESİNİ İSTEMİYOR”
Son zamanlarda düzenlenen suikastların Netanyahu’nun Gazze’deki çatışmanın devam etmesini istediğine işaret ettiğini kaydeden Levy, ateşkes görüşmelerinin “müzakerecilerden biri öldürüldüğünde” devam edemeyeceğinin altını çizdi.
Levy, ateşkes görüşmelerinin uzun bir süre erteleneceğini belirterek, “Ya görüşmelere devam edersin ya da suikastlara, ikisini birlikte yapamazsın.” şeklinde konuştu.
Yakın zamanda bölgesel bir savaş ile karşı karşıya kalınabileceğini aktaran Levy, böyle bir durumda ateşkes konusunun değerlendirilmeyeceğini ve kimsenin İsrail’le diyaloğa girmeyeceğini dile getirdi.
Levy, İsrailli esirlerin geri alınmasının hiçbir zaman Netanyahu’nun hedefi olmadığının altını çizerek, Başbakan’ın “gerilimi tırmandırmak istiyormuş” gibi davrandığını belirtti.
Aklı başında kimsenin Heniyye’nin öldürülmesinin İsrailli esirlerin geri alınmasına katkı sağlayacağını düşünmediğini anlatan Levy, bu suikastın aksine bunu ertelediğini ancak Netanyahu’nun “amacının da” bu olduğunu kaydetti.
Levy, “Netanyahu çatışmanın bitmesini istemiyor; çatışmanın sona ermesini ve ateşkesi ertelemek için mümkün olan her şeyi yapıyor. Bunun yüzünden de esirlerin hayatlarıyla oynuyor.” ifadelerini kullandı.
Bölgesel savaş olasılığını anımsatan Levy, İran’ın bu senaryoya dahil olacağını düşünmediğini kaydetti.
– NE OLMUŞTU?
Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Fuad Şükür, İsrail ordusunun 30 Temmuz’da Lübnan’ın başkenti Beyrut’a düzenlediği saldırıda öldürülmüştü.
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye de 31 Temmuz’da İran’ın başkenti Tahran’da suikasta uğramıştı.
İran ile Hamas, saldırının arkasında İsrail’in olduğunu belirtirken, Tel Aviv yönetimi bu suikasta ilişkin suskunluğunu sürdürüyor.
– İsrail’in Gazze’yi işgalinde 7 Ekim sonrası
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 314’ü çocuk, 10 bin 980’i kadın olmak üzere 39 bin 480 Filistinli öldü, 91 bin 128 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 331’i karadan işgal sürecinde olmak üzere 684 askerinin öldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 594 Filistinli hayatını kaybetti.
HABER7
7 Ekim’den bu yana 10 aydır Gazze Şeridi’ne saldıran terör devleti İsrail 3 esiri kurtarma dışında hiçbir başarı elde edemezken, Gazze’de istiklal mücadelesi veren Hamas’ın oluşturduğu direniş tünellerinin karmaşık ağı hâlâ çözülemedi. İsrail ordusunun keşfedip kimisini incelemeye aldığı, kimisini bombaladığı tünellerin hem yan kollarının bulunduğu hem de süratle yeniden restore edilebildiği belirtildi. Gazze’nin hudut bölgelerinden İsrail’e çok yakın noktalarda hala tünel ağının mevcudiyetini koruduğu kaydedildi. Filistinli mücahidlerin 7 Ekim’deki Aksa Tufanı benzeri yeni bir operasyon yapabilmesinin imkanının bulunduğu vurgulandı.
| Hamas’ın Gazze’deki hakimiyetini koruyabilmek için geliştirdiği teknolojiler arasında, yer altına ördüğü tünel ağı geliyor. İçerisinde haberleşmenin olduğu, kamera sistemlerinin bulunduğu, internet hizmetinin kesintiye uğramadığı savaş tünelleri, modern dünyanın en spesifik olguları arasında yer alıyor. 7 Ekim’den bu yana süren Gazze savaşında sivilleri öldürmekten başka bir şey yapamayan İsrail ordusunun gerçek manada kabusu olan tünellerde Hamas, şimdiye kadar yankı uyandıran başarılar elde etti. Kaç kilometre olduğu, yer altında kaç katlı ve hangi derinlikte yapılar olduğu hiçbir zaman öğrenilemeyen Hamas tünellerinde ciddi mühendislik başarısı bulunduğu belirtiliyor. |
‘ENDİŞE VERİCİ’ DİYEREK DUYURDULAR
İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (İDF) Gazze tünelleriyle ilgili raporu, İsrail merkezli medya kuruluşu N12’de yayınlandı. Amit Segal imzalı haberde, “Hamas’ın Gazze’nin altında kazdığı tünel ağının İDF için büyük baş ağrısı oluşturduğu, güvenlik yetkililerinin bu tünel sistemini ‘örümcek ağına’ benzettiği ve bir tünel kesildiğinde alternatif yolların hemen devreye girdiği” ifade edildi.
İsrail medyasında “İsrail Silahlı Kuvvetleri’nin son değerlendirmesi endişe verici” ifadesiyle yayınlanan rapora göre İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde devam eden çatışmalar sırasında Hamas’ın tünel sisteminin yüksek kalitede olduğunu ve çoğu tünelin restore edildiğini değerlendirdi.

TABURLAR HALA AKTİF, KUZEYDEN GÜNEYE İRTİBAT KURULABİLİYOR
Hamas’ın kuzey ve güneydeki askerî bağlantısının hala aktif olduğuna değinilen haberde, “Taburlar ve tugaylar arasında bağlantı var ve Gazze Şeridi’nin kuzeyi ile güneyi arasında da bağlantı var. Burada Hamas açısından stratejik kollar ve arterlerden bahsediyoruz. Çünkü ancak onlar aracılığıyla mücadelede ve karar alma süreçlerinde sürekliliği koruyabilirler” denildi.
Özellikle Han Yunus’ta hasarlı tünellerin büyük kısmının onarıldığı ve bunun, tünellerin inşası için gerekli bileşenler de dahil olmak üzere beton fabrikalarının restorasyonuna ek olarak yapıldığı belirtildi.
İşgalci ordunun değerlendirmesine göre, Hamas’ın merkez kampları ile Gazze merkezindeki Şucaiye ve gündeydeki Refah’ta tünellerin büyük bölümü oldukça yüksek kalitede.

HAMAS BAŞARDI
N12’deki haberde görüşüne yer verilen fakat ismi açıklanmayan bir subay, “Gazze Şeridi boyunca tamamen iletişim kurabilen ve birbirine bağlanabilen Hamas, yeraltında kaybolmayı başardı ve manevra yapan kuvvetlere aniden saldırılar başlatmaya muvaffak oldu. Tünellere güvenerek kimi nereye ve ne zaman göndereceğini biliyorlardı.” dedi.

İSRAİL ORDUSU TÜNELLERLE İLGİLİ HER ŞEYİ BİLMEDİĞİNİ BİLİYOR
Hamas’ın Gazze’nin altında kazdığı tünel ağlarını iyi bilen bir güvenlik yetkilisinin, “Bu bir örümcek ağı gibi. Bir tüneli keserseniz, otomatik olarak alternatif tüneller ortaya çıkıyor. O da var olmaya devam edebiliyor” şeklindeki görüşü aktarıldı.
Başka bir uzman ise Hamas tünelleriyle ilgili, “Bu, sistemi tutan damarlar gibi, içlerinden kan akıyor.” benzetmesi yapıyor.
Haberde, “İDF, devasa tünel projesi ve yeraltı şehri hakkında her şeyi bilmediklerini biliyor.” deniliyor.

İSRAİL’DE BASKIN KORKUSU
Refah’taki mevcut durumun, savaş sonrasında Kassam Tugayları’na sınıra yakın noktalarda cephanelik oluşturma ve baskın düzenleme kabiliyeti sağladığı tespiti aktarıldı.

SANSÜR MESAJI
N12’deki haberde “Burada yayınlanan her şeyin sansür tarafından yayına onaylandığını belirtiyoruz” sözlerine yer vermesi ise dikkat çekti. İsrail’de medyaya uygulanan sansürün boyutunu gözler önüne seren bu ifadeler, işgal ülkesinde basına yönelik baskının boyutunu gösterdi.
Ateşkes görüşmeleri hakkında bilgi sahibi olan yetkililer, İsrail’in Katarlılarla görüştüğünü belirterek, “Onlarla Hamas’ın cevabını görüştüler ve İsrail’in cevabını birkaç gün içinde vereceklerine söz verdiler” dedi.
ATEŞKESİ ONAYLAMAK İÇİN NETANYAHU’DAN ŞAKA GİBİ ŞARTLAR
Hamas ve İsrail arasında, Gazze’de bir ateşkes ve karşılıklı esir takasına ilişkin müzakerelerde ilerleme kaydedildiği aktarılırken İsrail Başbakanlığı Basın Ofisi, olası bir anlaşmada temel şart olarak talep ettiği maddeleri açıkladı.
Netanyahu, birinci talep olarak “hedeflerine ulaşana kadar İsrail’in Gazze’ye yeniden saldırabilme hakkını elinde tutma” şartını duyurdu.

Ayrıca Mısır’dan Gazze’ye “silah kaçırılmasına” ve binlerce silahlı Hamas mensubunun Gazze’nin kuzeyine dönmesine izin verilmeyeceği aktarıldı.
Olası bir anlaşmada, Gazze’den serbest bırakılacak İsrailli esirlerin sayısının en yüksek rakama çıkartılmasının sağlanması istendi.
Açıklamada, İsrail’in kabul ettiği ve ABD Başkanı Joe Biden’ın memnuniyetle karşıladığı planın, İsrail’in “savaştaki hedeflerini gölgelemeyeceği” belirtildi.

İsrail, Gazze’ye saldırılarında hedefini “Hamas’ın askeri becerilerini yok etmek ve Hamas’ın Gazze’de yeniden hakim güç olmasını engellemek” olarak açıklamıştı.
İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, 19 Haziran’da bir televizyon kanalına verdiği röportajda, “Hamas’ı askeri olarak yok etmenin mümkün olmadığını, Hamas’ın bir fikir olduğunu” belirtmiş, “böyle bir hedef koymanın kamuoyunun gözünü boyamak anlamına geldiğini” ifade etmişti.

İSRAİL, GAZZE’YE SALDIRILARA DEVAM ETMEKTE ISRARCI
İsrail, ateşkes ve karşılıklı esir takasının gerçekleşmesinin ardından Gazze’ye saldırılarına devam etmekte ısrar ediyor. Buna karşın, Hamas, bir anlaşma sağlanması halinde bunun kalıcı bir ateşkese dönüşmesi için arabuluculardan güvence talep ediyor.
Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerle Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor. Netanyahu’nun koalisyonundaki aşırı sağcı siyasilerin, Gazze’ye saldırıların durması halinde, başbakanı, hükümeti devirmekle tehdit ettiği biliniyor.
İsrail’in 7 Ekim’de Gazze Şeridi’ne başlattığı saldırıların durdurulması için taraflar arasında uzunca süredir müzakereler devam ediyor. Arabulucuların hazırladığı son ateşkes taslağını Hamas heyetinin onayladığı bildirilmişti.
İsrail Dış İstihbarat Teşkilatı Mossad Direktörü David Barnea, hafta sonu Doha’ya gidip temaslarda bulunmuştu. İsrailli yetkililer, “tarafların ilk defa bir anlaşmaya bu kadar yakın olduğunu” belirtmişti.
İsrail’in bu hafta müzakerelere devam etmesi için bir heyeti Kahire’ye göndermesi bekleniyor. ABD dış istihbarat teşkilatı CIA Direktörü William Burns’un de aynı şekilde görüşmelere katılacağı aktarılıyor.

İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE 7 EKİM SONRASI
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 694’ü çocuk, 10 bin 279’u kadın olmak üzere 38 bin 153 Filistinli öldü, 87 bin 828 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 323’ü karadan işgal sürecinde olmak üzere 679 askerinin öldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti. Gazze Şeridi’nde hala daha bir kısmı hayatta bir kısmı ölü 120 kadar İsrailli esir bulunduğu aktarılıyor.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 570 Filistinli hayatını kaybetti.
Bereke, son ateşkes girişimi ve Hamas hareketinin bu konudaki tutumu hakkında AA’ya değerlendirmelerde bulundu.
Bereke, “Hamas ve Filistin direniş grupları, kalıcı ateşkes, siyonist işgal ordusunun Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesi, yerinden edilenlerin evlerine dönüşü ve Gazze’nin yeniden imar ve inşası başta olmak üzere Filistin halkının taleplerini gerçekleştirecek her türlü girişime açıktır.” dedi.
Hareketin, Mısır ve Katar’ın ateşkese yönelik yeni girişimlerine “olumlu yanıt verdiğini” belirten Bereke, arabuluculara Filistin halkının bu taleplerini gerçekleştirecek her türlü girişimi desteklediğini bildirdiğini söyledi.
Bereke, “Hamas hareketi olarak bizim görevimiz işgale karşı koymak, topraklarımızı özgürleştirmek, kutsallarımızı yeniden tesis etmek ve Filistin halkımızı savunmak için çalışmaktır. Eğer yeni girişim, Filistin halkına yönelik saldırganlığa son verir ve işgal ordusunun geri çekilmesini sağlarsa, biz de bunu olumlu karşılayacağız.” ifadelerini kullandı.
NETANYAHU KALICI ATEŞKESİ REDDEDİYOR
Bereke, müzakerelerin mevcut durumu ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ateşkese dair olumsuz tutumuyla ilgili olarak şunları söyledi:
“Top İsrail’de. Çünkü suçlu (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu kalıcı ateşkesi reddediyor ve her zaman Filistin halkına yönelik saldırganlığını sürdürmek istediğini vurguluyor. Netanyahu, her zaman hileli dövüşüyor, yalan söylüyor ve savaşı uzatmak istiyor. Çünkü savaş durduğunda yolsuzluk suçlaması nedeniyle siyonist oluşumda yargılanacak. Bu nedenle bu savaşı erteliyor, uzatıyor ve bu savaşı kendisi için şahsi bir savaş olarak görüyor.”
Netanyahu’nun “Filistin halkına karşı bir soykırım savaş ve gerçek bir açlık savaşı” yürüttüğünü vurgulayan Bereke, bu uygulamaların “İsrail işgalinin hapishanelerindeki esirleri tehdit ettiğini ve Filistin halkına baskı yaptığını” ifade etti.
“Netanyahu’nun suçları, İkinci Dünya Savaşı’ndaki Nazi suçlarını aştı” değerlendirmesinde bulunan Bereke, uluslararası topluma ve Uluslararası Adalet Divanına “Netanyahu ve ekibinin insanlığa karşı savaş suçlusu olarak cezalandırılması” çağrısını yineledi.
İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad, 3 Temmuz’da, esir takası müzakerelerinde arabuluculuk yapan tarafların (Katar ve Mısır), Hamas’ın ateşkes teklifine verdiği yanıtı İsrailli müzakere ekibine ilettiğini duyurmuştu.
İsrail Yayın Kurumu, dün, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Tel Aviv ile Hamas arasında esir takası anlaşmasına varılması için yapılacak müzakerelere İsrail’den bir heyet göndermeyi kararlaştırdığını bildirmişti.
Adı açıklanmayan İsrailli bir yetkili, “Hamas’ın savaşı sona erdirmek için garanti alma talebinden vazgeçmesinin” ardından İsrail’in daha kapsamlı şekilde anlaşmaya varma konusunda iyimser olduğunu belirtmişti.
İsrail Yayın Kurumu, Mossad Direktörü David Barnea’nın Hamas’la esir değişimi görüşmeleri ve Gazze’de ateşkes için müzakere heyetine başkanlık edeceğini öne sürdü.
Esir takasının ele alınacağı bir sonraki müzakerenin nerede yapılacağı henüz bilinmiyor. Daha önce İsrail ile Hamas arasında esir takası için yapılan dolaylı müzakerelere Mısır’ın başkenti Kahire ve Katar’ın başkenti Doha ev sahipliği yapmıştı.
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın esir yakınlarıyla yaptığı görüşmede, Tel Aviv yönetiminin Gazze Şeridi’ndeki Filistinli gruplarla esir takası anlaşmasına “her zamankinden daha yakın olduğunu” söylediği aktarılmıştı.
Netanyahu’nun Hamas’ın yanıtını ele almak için dün Güvenlik Kabinesi’ni toplayacağı bildirilmişti.
Ebu Zuhri, İsrail’in Refah’a kara saldırısı, Gazze’de ateşkes ve esir takası müzakereleri ile ABD’nin Gazze Şeridi’nde inşa ettiği geçici limana ilişkin açıklamalarda bulundu.
İsrail’in Gazze Şeridi’ni ve Filistinli grupları teslim alma konusunda başarısız kaldığına dikkati çeken Ebu Zuhri, İsrail ordusunun başarısızlığı nedeniyle daha önce başarılı operasyonlar gerçekleştirdiğini iddia ettiği bölgelere karadan yeni saldırılar başlattığını belirtti.
İSRAİL BAŞARISIZLIK ÜZERİNE BAŞARISIZLIĞA İMZA ATIYOR
Gazze’deki Filistinli grupların direnme gücü olduğunu kaydeden Ebu Zuhri, “İşgalci (İsrail) başarısızlık üzerine başarısızlığa imza atıyor, bu nedenle de daha önceki girişimlerini yeniden deniyor. Dolayısıyla işgalcinin, Filistin direnişini bitirme veya Gazze’de tutulan esirlerini kurtarmada başarılı olamayacağını itiraf etmesi gerekir.” dedi.
İsrail’in Filistinli grupların şartlarını kabul etmesi halinde Gazze Şeridi’ndeki esirlerini kurtarabileceğini vurgulayan Ebu Zuhri, İsrail ordusunun Gazze’de sürdürdüğü savaşla sonuç elde edemeyeceğini belirtti.
Ebu Zuhri, Filistinli grupların gücünü kaybetmediğine ve İsrail’in de hiçbir şekilde şartlarını dayatamayacağına işaret etti.
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah kentine 7 Mayıs’ta başlattığı kara saldırısına dair Ebu Zuhri, şunları söyledi:
“İşgalci, Refah kentine girdi ve yarısından fazlasını işgal etti. Orada geniş çaplı bir göç dalgası oldu, kentte şu anda geriye nüfusun dörtte biri kaldı. İşgalci düşman (Gazze Şeridi ile Mısır arasında yer alan) Refah Sınırı Kapısı’nı da işgal etti. Filistinli direnişçiler buna karşı güçlü bir direnç gösterdi ve işgalcinin saflarında kayıplara yol açtı.”
İsrail’in Refah Sınır Kapısı’nı işgal etmesiyle insani yardımların Gazze Şeridi’ne girmesine engel olduğunu vurgulayan Ebu Zuhri, Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasıyla daha önce olduğu gibi Gazze’deki Filistin halkına yardımların ulaştırılması gerektiğini belirtti.
Hamas yetkililerinin, İsrail ordusunun Refah Sınır Kapısı’nı ele geçirmesi ve kentteki Filistinli sivillere yönelik devam eden saldırıları konusunda Mısır makamlarıyla iletişim halinde olduklarını aktaran Ebu Zuhri, “Hamas olarak Refah Sınır Kapısı’ndaki işgalin son bulması ve eskisi gibi açılması konusunda Mısır’la hemfikiriz.” diye konuştu.
MÜZAKERELER SİRAİL YÜZÜNDEN ÇIKMAZA GİRDİ
Gazze’de ateşkes ve esir takası konusundaki dolaylı müzakerelere ilişkin Ebu Zuhri, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Mısır ve Katar’ın arabuluculuğunda Hamas ile İsrail arasında yapılan müzakereler, İsrail’in tutumu nedeniyle çıkmaza girdi. Hamas, arabulucular tarafından sunulan teklifi kabul etti. ABD yönetimi de söz konusu teklifi önceden görmüştü. İşgalci ise bu teklifi kabul etmeye yanaşmadı ve böylece herhangi bir mutabakatın sağlanmasına imkan olmadı.”
İsrail’in aslında Gazze Şeridi’nin güneyinde yaklaşık 1,5 milyon kişinin sığındığı Refah kentine yönelik kara saldırılarını başlatmakla bahsi geçen teklifin kağıdını yırtıp attığını söyleyen Ebu Zuhri, İsrail yönetiminin müzakerelere yönelik olumsuz tutumunu Gazze Şeridi’ndeki Zeytun Mahallesi ve kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı’na yeni saldırılarla devam ettirdiğini vurguladı.
İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarının dışında Lübnan gibi ülkelerde üst düzey Hamas yetkililerini hedef alarak cepheyi genişlettiğine dikkati çeken Ebu Zuhri, “Savaşın doğasında bedeller ödeme söz konusu. Bizler de bedel ödeme konusunda halkımızın ön saflarında yer alıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Ebu Zuhri, Hamas’ın, İsrail’in devam eden saldırılarına ve suikastlarına yanıt verebilecek güçte olduğunu savundu.
GÜNEY AFRİKA VE ONUN TALEBİNİ DESTEKLEYEN ÜLKELERLE GURUR DUYUYORUZ
Hamas yetkilisi Ebu Zuhri, Güney Afrika’nın 10 Mayıs’ta Uluslararası Adalet Divanına (UAD) Gazze’deki saldırılarına devam eden İsrail’e karşı tedbir kararına hükmetmesi için başvuruda bulunduğuna işaret ederek, “Hem Güney Afrika’nın tutumuyla hem onun talebini destekleyen tüm ülkelerin tutumuyla gurur duyuyoruz.” dedi.
Ebu Zuhri, Güney Afrika’nın attığı adımın ve diğer ülkelerin verdiği desteklerin, Filistin davasına uluslararası desteğin boyutunu gözler önüne serdiğini kaydetti.
“BİR YANDAN BOMBA BİR YANDAN YARDIM GÖNDERİYORLAR”
ABD’nin insani yardımların Gazze Şeridi’ne deniz yoluyla ulaştırılması için Gazze açıklarında geçici bir yüzer liman inşa etmeye katkı sunması konusunu da hatırlatan Ebu Zuhri, Filistin halkının temel ihtiyaçlarının temin edilmesinin önünde hiçbir engelin olmaması gerektiğini söyledi.
ABD’nin insani yardımlarla Gazze Şeridi’nde sivillere yönelik saldırılarını sürdüren İsrail’e verdiği desteklerin üstünü örtemeyeceğine işaret eden Ebu Zuhri, “bir yandan Gazze’ye birazcık gıda maddeleriyle boy gösterirken diğer yandan İsrail’e her türlü silah ve mühimmatı sağlamanın mantıksız” olduğunu vurguladı.
Ebu Zuhri, geçici limanın Gazze Şeridi’ndeki tüm sınır kapılarını kapalı tutmaya alternatif olmayacağını kaydetti.
Gazze açıklarındaki geçici yüzer limanın ayrıca yabancı güçlerin bölgede varlık göstermesi gibi bir ihtimalin ilk adımı olmaması gerektiğini dile getiren Ebu Zuhri, denizde veya karada olabilecek herhangi bir yabancı gücü kabul etmeyeceklerini ve bunu da bir tür işgal sayacaklarını sözlerine ekledi.
]]>Hamas Hareketi Siyasi Büro Üyesi Usame el-Hamdan, Hamas’ın kabul ettiği ancak İsrail’in reddettiği ateşkes ve esir takası müzakereleri, İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah kentine kara saldırısı, Gazze’nin idaresine ilişkin tartışmalar ve ABD’nin Gazze’de insani yardımlar için geçici liman inşa etmesi konularında değerlendirmelerde bulundu.
Hamdan, Hamas ile İsrail arasında yapılan ancak Tel Aviv yönetiminin kabul etmediği Gazze’de ateşkes ve esir takası müzakerelerinde ABD’nin yetersiz kaldığını ifade etti.
Müzakere görüşmelerinin 16 hafta sürdüğünü ve bu süre boyunca tüm engellerin İsrail tarafından geldiğini dile getiren Hamdan, “İsrail hükümeti süreci baltalamak için elinden geleni yaptı.” dedi.
Katar ve Mısır başta olmak üzere arabulucuların çabalarının oldukça olumlu olduğunu belirten Hamdan, 4 Mayıs’ta Hamas’ın önerileri kabul ettiğini hatırlattı.
Hamdan, ABD’nin de Hamas’ın kabul ettiği önerileri desteklediğinin kendilerine iletildiğinin altını çizerek, “Ne yazık ki Amerikalılar İsrail’i ikna edemedi ve (İsrail) bu öneriyi reddetti. Müzakereye daha fazla zaman tanımak yerine Refah’a saldırdılar ve bu da tüm müzakereleri dondurdu.” ifadelerini kullandı.
Hamas’ın, müzakereleri kabul etmeyen İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına son verilmesi için çabalarını sürdüreceğini ifade eden Hamdan, “Sonunda bu saldırının, Gazze’deki Filistinlilere karşı yürütülen bu savaşın, onlara düşündükleri hedeflerin tamamını sunmayacağını anlayacaklar. Filistin’deki direnişi yıkamayacaklar, Filistinliler olarak 75 yıldır direniyoruz.” dedi.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de hedeflerine ulaşamadığını kaydeden Hamdan, Tel Aviv yönetiminin Gazze’de ne direnişi bitirebildiğini ne de başarılı bir esir takası gerçekleştirebildiğini ifade etti.
“Savaşın sonunda Hamas değil, İsrail hükümeti çökecek”
Hamdan, son dönemde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Yoav Gallant arasında Gazze’nin idaresine ilişkin yaşanan gerilime de değinerek, şunları söyledi:
“Filistinliler tarafından seçilmedikçe hiç kimsenin Filistinlilere liderlik yapamayacağını herkes biliyor. Yani günün sonunda ‘İsrail ordusu’ denilen bir ölüm makinesine sahip olduklarını ve Filistinlilere karşı savaşı kazanamayacaklarını anlayacaklar.”
ABD’nin “Hamas’tan sonraki günü değil, Netanyahu’dan sonraki günü” düşünmeye başlaması gerektiğini söyleyen Hamdan, “Savaşın sonunda Hamas değil, İsrail hükümeti çökecek. İsrail hükümeti arasındaki sorunlar yeni değil ama Filistin davasına yönelik siyasi vizyonları yok, Filistinlilerle birlikte yaşama konusunda arzuları yok.” dedi.
Hamdan, Gazze’nin idaresi konusundaki tartışmaların Filistinlilerin yararına olmadığını belirterek, “Hem Netanyahu hem de Gallant, Hamas’a karşı savaşın bitmesinden sonra İsrail hükümetinin çökeceğini ve İsrail’de yeniden bir seçim yapılacağını anlıyor. Yani herkes Filistinlilerin kanıyla daha fazla oy almanın peşinde.” diye konuştu.
“Gerçek çözüm, işgale son verilmesidir”
Bölge ülkelerinden oluşan uluslararası bir gücün veya Birleşmiş Milletler (BM) gücünün Gazze’nin idaresine dahil olması yönündeki tartışmalarına da değinen Hamdan, 1990’larda işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan El Halil kentinde bu yolun denendiğini ancak başarı elde edilemediğini hatırlattı.
Söz konusu güçlerin o dönemde kentte olan biteni izlediklerini, İsrail’e yönelik eleştiri dahi yapamadıklarını dile getiren Hamdan, “İsrailliler dokunulmazdı, peki bunun ne faydası var?” şeklinde konuştu.
4 Haziran 1967 tarihli işgal altındaki Doğu Kudüs’ü de kapsayacak şekilde İsrail’i işgalci olarak tanımlayan uluslararası bir karar olduğunu ve bu kararın uygulanması halinde İsrail’in işgal ettiği topraklardan çekilmesi gerektiğini hatırlatan Hamdan, “Eğer uluslararası toplum bir şeyler yapmaya istekliyse asıl noktadan başlamaları gerekiyor, işgale son verilmesi. Gerçek çözüm istiyorsanız bu noktadan başlamalısınız.” dedi.
“İsrail’in Refah’taki tek başarısı ölüm makinesi olmak”
İsrail ordusunun 7 Mayıs’ta sınır kapısının Gazze tarafını ele geçirerek kara saldırısı başlattığı Refah’taki katliamı medyada en alt düzeyde yansıtmaya çalıştığını kaydeden Hamdan, “Yani medyaya kapıları kapatıyorlar, medyanın bunu haber yapmasını engelliyorlar. Ama hedefleri düzeyinde bir başarı elde edemeyeceklerine inanıyorum. Tek başarı onların bir ölüm makinesi olmaları olacaktır.” dedi.
Hamdan, ABD’nin insani yardımların ulaştırılmasını kolaylaştırmak için Gazze’de geçici liman inşa ettiğine de değinerek, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin yaklaşan seçimlerde zor bir durumla karşı karşıya olduğunu ve bu nedenle “insani bir yüz göstermek” istediklerini ifade etti.
İsrail’in Refah’a kara saldırısından bu yana insani yardımların kesintiye uğradığı Refah Sınır Kapısı ve Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı’nın yardım geçişleri konusunda kapasitesinin çok daha yüksek olduğuna işaret eden Hamdan, “(ABD’nin Gazze’de inşa ettiği geçici liman) Filistinlilerin kullanımı için avantajlı değil, kendi amaçları için istiyorlar. Ancak Filistinliler olarak milletimize verilecek her türlü desteği memnuniyetle karşılıyoruz.” dedi.
Türkiye’nin bölgesel rolü ve Filistin’e desteği
Hamdan, Türkiye’nin İslam İşbirliği Teşkilatı’nın ve bölgenin en önemli ülkelerinden biri olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’nin çabaları çok önemli. Zira sadece Filistin davasına değil, yaşadığımız bölgeye de etkileri oluyor.” dedi.
Türkiye’nin 7 Ekim saldırılarının ilk günlerinden itibaren Gazze’de insani düzeyde çabalarının yoğun olduğunu söyleyen Hamdan, şunları kaydetti:
“Ancak son iki haftada alınan kararların siyasi, hukuki ve ekonomi düzeyinde önemli olduğunu düşünüyorum. Bunun İsrailliler üzerinde de etkisi olduğunu ve saldırının belki de tahmin edilenden daha çabuk sona ermesini sağlayacağını düşünüyorum. Filistin halkının dünyadaki herkesin desteğini beklediğini de eklemeliyim.”
Hamdan, Gazze’de insani desteğe ihtiyacın ciddi boyutlarda olduğunu ve uluslararası alanda ve İslam ülkelerinden bu yönde beklentilerinin yüksek olduğunu ifade etti.
Ayrıca, ABD ve Batılı ülkelerin hükümetleri İsrail’i desteklese de halklarının aynı düşünmediğinin altını çizen Hamdan, “Bence bu da Filistin direnişinin bir parçasıdır.” dedi.
NETANYAHU’NUN ATEŞKES İKİLEMİ
İsrailli uzmanlar bu gelişmenin ardından Netanyahu’nun “bir yandan Hamas’ın elindeki esirleri geri getirecek anlaşmayı reddediyormuş gibi görünmeyi diğer yandan da aşırı sağcı ortaklarını kızdırmayı” istemediğini belirtti.
Uzmanlar, Netanyahu’nun Hamas’ın olumlu yanıtı karşısında izleyeceği yönteme ilişkin muhtemel senaryoları değerlendirdi.
İSRAİL’İN İÇ ÇEKİŞMELERİ
Yedioth Ahronoth gazetesi baş analisti Nahum Barnea, “Hamas’ın Gazze’deki lideri Yahya Sinvar evet dediğinde” başlıklı yazısında, “Muhtemelen Sinvar bizi aldatıyor çünkü o da hazırladığı öneriyi mevcut hükümetin kabul etmeyeceğini biliyor” ifadesini kullandı.
Barnea, İsrail’in, Gazze’nin güneyindeki Refah’a saldırıya karşı çıkan ABD’lileri teskin etmek için esir takası ve ateşkes görüşmeleri kapsamında Kahire’ye heyet gönderebileceğini belirtti.
Kahire’ye müzakere heyetinin gönderilmesi Netanyahu adına İsrail iç siyasetinde önem arz ediyor.
Barnea, “Netanyahu ne Hamas’ın elindeki esirleri yüzüstü bırakan ve anlaşmaya karşı çıkan biri, ne de anlaşmaya hazır ve koalisyonundaki aşırı sağcı ortaklarına ihanet eden biri olarak görünmek istiyor” değerlendirmesinde bulundu.
“HÜKÜMET KORKU İÇİNDE”
Sinvar’ın hazırladığı karşı teklif, İsrail’i sinir bozan yeni bir tartışma turuna sürüklüyor.
Barnea’ya göre rehineler, yakınlarının kendilerinden haberi olmaksızın esaret altında ölüyor; hükümet ise şüphe içinde korkmuş ve boğazına kadar bölünmüşlüğe batmış halde.
“HAMAS’IN TEKLİFİ KABUL ETMESİ İSRAİL’İ ŞAŞIRTTI”
Haaretz gazetesi yazarı İsrailli askeri analist Amos Harel, “Hamas’ın ‘evet’ tuzağına düşen Netanyahu, İsrail ile ABD’nin arasını açıyor” başlıklı yazısında ateşkes görüşmelerine yer verdi.
Harel, “Hamas’ın, arabuluculara esir takası anlaşması önerisini kabul ettiğini açıklaması İsrail’i şaşırttı. Son günlerde müzakereler tamamen çöküşün eşiğindeymiş gibi görünüyordu” ifadesini kullandı.
ABD’DEN GÜVENCE TALEBİ
İsrailli uzmanlara göre son aylarda anlaşmaya varılmasının önündeki en büyük engel Hamas’ın İsrail ordusunun Gazze’den tamamen çekilmesi ile çatışmaların durdurulması yönündeki talebi.
Netahyahu’nun Refah’a saldırı düzenleme tehditleri sebebiyle Hamas’ın son günlerde ABD’den güvence talebinde bulunduğunu iddia ediliyor.
“NETANYAHU TEKLİFİ REDDEDECEK”
İsrailli siyasi kaynaklar, Mısır’ın önerdiği ve Tel Aviv’in iki hafta önce kabul ettiği anlaşmayı güncellemek için Mısır ve ABD’nin dün gece İsrail’in arkasından anlaşmaya varmış olabileceğini bildirdi.
Bu açıklamaların, Netanyahu’nun Hamas’tan gelen olumlu yanıtın ardından söz konusu öneriyi reddedeceğinin ilk işareti olduğu iddia ediyor.
“HAMAS, İSRAİL İLE ABD’NİN ARASINI AÇTI”
İsrailli analistler, müzakerelerde ilerleme kaydedilme şansını hala düşük görüyor.
Ancak Hamas, olumlu tepkisiyle İsrail ile ABD’nin arasını açmayı başarmış olabilir.
İsrailli analist, “Savaş kabinesi üyesi Benny Gantz ve Gadi Eisenkot’un Hamas’ın tutumundaki değişikliğe ve Netanyahu’nun açıkça olumsuz yanıtına nasıl tepki vereceğini göreceğiz” ifadelerini kullandı.
TOP ARTIK İSRAİL’DE
Mısır-Katar önerisi daha önce İsrail tarafından kabul edilmese de Hamas’ın bu öneriye verdiği olumlu yanıt kartları yeniden dağıttı.
İsrail hükümetinin artık öneriye olumlu mu yoksa olumsuz mu yanıt vereceğine karar vermesi gerekiyor.
Tel Aviv, öneriye olumlu yanıt vermesi durumunda saldırıları birinci ve ikinci aşamada sonlandırmayı kabul etmiş olacak.
Olumsuz yanıt vermesi durumunda ise dünyanın gözünde savaşı bitirime imkanını reddetmiş olacak.
İSRAİL’İN REFAH SALDIRISI
Hamas Hareketi Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, 6 Mayıs’ta Katar ve Mısır’a, Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasına ilişkin önerilerini onayladığını bildirmişti.
İsrail ordusunun, Refah’ın doğusundaki bazı mahallelerin boşaltılmasını istemesinin gölgesinde atılan bu adımın ardından İsrail Savaş Kabinesi, Refah’ta saldırılara devam kararı almıştı.
İsrail ordusu 7 Mayıs’ta Gazze’nin Refah bölgesine kara saldırısı başlatarak Mısır’la olan sınır kapısının Gazze tarafını ele geçirdiğini duyurmuştu.
“SINIRLI BİR OPERASYON”
İsrail ordusunun, kendilerine, dün Refah’a düzenledikleri saldırının “sınırlı bir operasyon” olduğunu ilettiğini söyleyen Kirby, İsrail’in bu adımı “Hamas’ın Gazze’ye silah aktarmasını engellemek amacıyla” attığını savundu.
“Refah konusundaki görüşlerimiz aynı, defalarca ve istikrarlı bir şekilde bu kadar yoğun nüfusu barındıran Refah’a yönelik kapsamlı bir kara operasyonunu desteklemediğimizi söyledik” diyen Kirby, bu tür bir kara saldırısının bölgedeki 1,5 milyon Filistinli sivilin hayatını ciddi şekilde riske atacağını vurguladı.
ABD Başkanı Biden’ın, dün İsrail Başbakanı Netanyahu ile görüşmesinde Refah’a yönelik bir saldırının yaratacağı insani krizle ilgili endişelerini “açık bir şekilde” dile getirdiğini kaydeden Kirby, İsrail’in buna rağmen Refah’a kara saldırısına hazırlanmaya devam ettiğine yönelik soruları yanıtsız bıraktı.
Gazze Şeridi’ne insani yardımların girebilmesi için Refah ve Kerem Şalom sınır kapılarının açık kalması gerektiğini ifade eden Kirby, bu konuları da İsrailli muhataplarına sürekli aktardıklarını söyledi.
ATEŞKES SÜRECİNE İYİMSER BAKIŞ
Öte yandan Kirby, Hamas’ın ateşkes anlaşmasına ilişkin attığı adımın halen İsrail ve ABD tarafından değerlendirildiğini ve süreci yakından takip ettiklerini dile getirdi.
Hamas ile İsrail’in, ateşkes anlaşması konusunda aradaki boşluğu kapatabilmeleri gerektiğini ve iyimser olduklarını vurgulayan Kirby, “Biz ABD olarak aradaki makasın kapatılabileceği bir metin üzerinde olduğumuza inanıyoruz. İsrail heyeti Kahire’ye gidiyor, orada oturup konuşacaklar ve (ateşkesin sağlandığı) o noktaya ulaşıp ulaşamayacağımızı göreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Hamas dün yanıt verdi, bazı değişiklik önerileri oldu. Şimdiki görev ise müzakerelerin devamı. (Ateşkes anlaşmasıyla ilgili) Bu aradaki boşlukları kapatabilmeliyiz diye düşünüyoruz” ifadesini kullanan Kirby, Kahire’deki müzakerelerde son duruma dikkati çekti.
Kahire’de hem İsrail tarafının hem de Katar ve Mısır’ın hazır olduğunu ve ABD’nin de katılımıyla ateşkesle ilgili müzakerelerin süreceğini belirten Kirby, Hamas’ın dünkü adımının ardından bu görüşmelerin son derece önemli olduğunu kaydetti.
HAMAS, ATEŞKES ÖNERİSİNE ONAY VERMİŞTİ
Hamas Hareketi Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, Katar ve Mısır’a, Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasına ilişkin önerilerini onayladığını bildirmişti.
Hamas’ın Katar ve Mısır tarafından iletilen “ateşkes önerilerine” onay verdiğini duyurmasının ardından İsrail Savaş Kabinesi, Refah’ta saldırılara devam kararı almıştı.
İsrail ordusu, 6 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, zorla yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı Refah’ın doğusundaki bazı mahallelerin boşaltılmasını istemiş, bu sabah Gazze’nin Refah bölgesine kara saldırısı başlatarak Mısır’la olan sınır kapısının Gazze tarafını ele geçirdiğini duyurmuştu.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 14 bin 944’ü çocuk, 9 bin 849’u kadın olmak üzere 34 bin 789 Filistinli öldürüldü, 78 bin 204 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail Ordu Radyosu’nda bir programa katılan Strock, Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin geri getirilmesi ve bir ateşkes öngören Hamas ile olası anlaşmayı eleştirdi.
“22 KİŞİ İÇİN ASKERLERİN ÇABASINI ÇÖPE ATAMAZSINIZ”
Strock, Hamas ile anlaşmayı “dikkatsiz, berbat ve korkunç” şeklinde niteleyerek, “Hükümet, yüz binlerce askere gidip savaşma emri verdi. Onlar da her şeyi geride bırakıp hükümetin belirlediği amaçlar için savaşa gitti. Şimdi tüm emeklerini 22 veya 33 kişiyi kurtarmak için çöpe attığını açıklayan bir hükümetin var olmaya hakkı yok.” dedi.
Aşırı sağcı Bakan’ın açıklamalarına hem iktidar koalisyonundan hem muhalefetten tepkiler gecikmedi.
İsrail’deki hükümete 7 Ekim’den sonra katılan Ulusal Birlik Partisi’nden Bakan Chili Tropper, sosyal medya üzerinden “Biri anlaşmayı desteklesin veya kabul etmesin ‘bir kişinin hayatını kurtaranın dünyayı kurtarmış olacağı’ Yahudilik inancı, esirler ve onların yakınlarının acılarına karşı Bakan Strock’un sarf ettiği gibi anlayışsız ve pervasız sözlerine engel olmalı.” ifadeleriyle tepki gösterdi.
Buna karşın ana muhalefet lideri ve eski Başbakan Yair Lapid, sosyal medya paylaşımında, Strock’un sözlerine yanıt olarak “içerisinde 22 veya 33 kadar fanatik barındıran bir hükümetin var olmaya hakkı yok.” ifadesini kullandı.
Hamas ve İsrail arasındaki ateşkes müzakerelerinde kritik saatler yaklaştı. İsrail’in arabulucularla Hamas’a sunduğu teklife vereceği yanıt bekleniyor.
İsrail, Hamas’a karşı son teklifinde “esnek davrandığını” savunuyor ancak Başbakan Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi’nin güneyinde 1,5 milyon kadar zorla yerinden edilmiş Filistinlinin sığındığı Refah’a saldıracaklarını uluslararası toplumdan gelen uyarılara rağmen tekrar ediyor.
Netanyahu hükümetindeki aşırı sağcı figürler bir ateşkes ve esir takası anlaşması imzalanması halinde hükümeti devirmekle tehdit ediyor.
Başbakan Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerden dolayı Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
Mısır ve Katar arabuluculuğunda hazırlanan yeni bir ateşkes ve karşılıklı esir takası anlaşması teklifinin 26 Nisan’da Hamas’a sunulduğu, Hamas’ın teklif üzerinde çalıştığı ve yakında yanıtını vereceği açıklanmıştı.
İsrail makamlarına göre, Gazze Şeridi’nde, bazıları hayatta bazıları ölü 130’dan fazla İsrailli esir bulunuyor.
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, İsrail’in Gazze’ye saldırılarında öldürülen İsrailli esir sayısının 70’i geçtiğini duyurmuştu.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 24 binden fazlası kadın ve çocuk 34 bini aşkın Filistinli öldü.
Sağlık sisteminin çökmek üzere olduğu bölgede 77 binden fazla yaralı var, 7 bin kadar kişinin de kayıp olduğu aktarılıyor. Gazze Şeridi içinde 1,9 milyondan fazla Filistinli ise zorla göç ettirildi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden 25 Mart’ta geçen “ateşkes kararı” hiçe sayılarak İsrail ordusunun saldırıları devam ediyor.
İsrail Ordu Radyosu’nda bir programa katılan Strock, Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin geri getirilmesi ve bir ateşkes öngören Hamas ile olası anlaşmayı eleştirdi.
“22 KİŞİ İÇİN ASKERLERİN ÇABASINI ÇÖPE ATAMAZSINIZ”
Strock, Hamas ile anlaşmayı “dikkatsiz, berbat ve korkunç” şeklinde niteleyerek, “Hükümet, yüz binlerce askere gidip savaşma emri verdi. Onlar da her şeyi geride bırakıp hükümetin belirlediği amaçlar için savaşa gitti. Şimdi tüm emeklerini 22 veya 33 kişiyi kurtarmak için çöpe attığını açıklayan bir hükümetin var olmaya hakkı yok.” dedi.
Aşırı sağcı Bakan’ın açıklamalarına hem iktidar koalisyonundan hem muhalefetten tepkiler gecikmedi.
İsrail’deki hükümete 7 Ekim’den sonra katılan Ulusal Birlik Partisi’nden Bakan Chili Tropper, sosyal medya üzerinden “Biri anlaşmayı desteklesin veya kabul etmesin ‘bir kişinin hayatını kurtaranın dünyayı kurtarmış olacağı’ Yahudilik inancı, esirler ve onların yakınlarının acılarına karşı Bakan Strock’un sarf ettiği gibi anlayışsız ve pervasız sözlerine engel olmalı.” ifadeleriyle tepki gösterdi.
Buna karşın ana muhalefet lideri ve eski Başbakan Yair Lapid, sosyal medya paylaşımında, Strock’un sözlerine yanıt olarak “içerisinde 22 veya 33 kadar fanatik barındıran bir hükümetin var olmaya hakkı yok.” ifadesini kullandı.
Hamas ve İsrail arasındaki ateşkes müzakerelerinde kritik saatler yaklaştı. İsrail’in arabulucularla Hamas’a sunduğu teklife vereceği yanıt bekleniyor.
İsrail, Hamas’a karşı son teklifinde “esnek davrandığını” savunuyor ancak Başbakan Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi’nin güneyinde 1,5 milyon kadar zorla yerinden edilmiş Filistinlinin sığındığı Refah’a saldıracaklarını uluslararası toplumdan gelen uyarılara rağmen tekrar ediyor.
Netanyahu hükümetindeki aşırı sağcı figürler bir ateşkes ve esir takası anlaşması imzalanması halinde hükümeti devirmekle tehdit ediyor.
Başbakan Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerden dolayı Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
Mısır ve Katar arabuluculuğunda hazırlanan yeni bir ateşkes ve karşılıklı esir takası anlaşması teklifinin 26 Nisan’da Hamas’a sunulduğu, Hamas’ın teklif üzerinde çalıştığı ve yakında yanıtını vereceği açıklanmıştı.
İsrail makamlarına göre, Gazze Şeridi’nde, bazıları hayatta bazıları ölü 130’dan fazla İsrailli esir bulunuyor.
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, İsrail’in Gazze’ye saldırılarında öldürülen İsrailli esir sayısının 70’i geçtiğini duyurmuştu.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 24 binden fazlası kadın ve çocuk 34 bini aşkın Filistinli öldü.
Sağlık sisteminin çökmek üzere olduğu bölgede 77 binden fazla yaralı var, 7 bin kadar kişinin de kayıp olduğu aktarılıyor. Gazze Şeridi içinde 1,9 milyondan fazla Filistinli ise zorla göç ettirildi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden 25 Mart’ta geçen “ateşkes kararı” hiçe sayılarak İsrail ordusunun saldırıları devam ediyor.
Esir takası için tüm tekliflerinin Hamas tarafından reddedildiğini iddia eden Netanyahu, İsrail sokaklarında hükümetin istifası, erken seçim ve bir an önce esir takası anlaşması imzalanması için düzenlenen protestolara işaret ederek, “Hamas’ın İsrail’deki ayrışmadan yararlandığını ve hükümete yönelik baskıdan cesaret aldığını” öne sürdü.
Hamas’ın esirleri serbest bırakmak için şartlarını ağırlaştırdığını söyleyen Netanyahu, ilerleyen günlerde Hamas’ın üzerindeki “diplomatik ve askeri baskıyı artıracaklarını” çünkü bunun esirleri geri getirmek ve “zafer kazanmak” için tek yol olduğunu ileri sürdü.
Netanyahu, “İsrail ordusunun savunma ve saldırıda güçlü olduğunu, düşmanlarının İsrail’e galip gelemeyeceğini, kendilerinin üstün olacağını” söyledi.
İsrail ordusunu ve savaşçılarını savunacağını belirten Netanyahu, ABD’nin Batı Şeria’daki insan hakları ihlalleri nedeniyle İsrail ordusuna bağlı “Netzah Yehuda” taburuna yaptırım uygulamayı planladığı haberlerine ilişkin, “Eğer ki birisi İsrail ordusunda bir birime yaptırım uygulayabileceğini düşünüyorsa buna karşı tüm gücümle savaşacağım.” ifadesini kullandı.
ESİR TAKASI MÜZAKERELERİ
Hamas, 13 Nisan’da İsrail ile ateşkes teklifine ilişkin cevabını Mısır ve Katar’a ilettiğini duyurmuştu.
İsrail Başbakanlık Ofisi de Hamas’ın cevabının genel hatlarıyla olumsuz olduğuna ilişkin açıklama yapmıştı.
Hamas Siyasi Büro Üyesi ve Batı Şeria Sorumlusu Zahir Cebbarin, “gerçek bir anlaşma olmaksızın İsrailli esirleri kesinlikle teslim etmeyeceklerini” ifade etmişti.
İsrail Başbakanı Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerden dolayı Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
Taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkların başında Hamas’ın kalıcı bir ateşkes talep etmesi buna karşın İsrail’in Gazze’ye saldırılarında ısrar etmesinin geldiği belirtiliyor.
Hamas’ın Gazze Şeridi içinde zorla yerinden edilmiş 1,5 milyondan fazla Filistinlinin kuzeydeki evlerine geri dönmesini talep ettiği İsrail’inse Gazze’de kara işgaline devam etmekte ısrarcı olduğu bilgisi paylaşılıyor.
İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich dahil olmak üzere Netanyahu hükümetinin üst düzey isimleri, esirlerin İsrail’in birinci önceliği olmaması gerektiğini ve Hamas’ı yok etmenin daha önemli olduğunu savunuyor.
Bazı esir yakınları, Netanyahu destekçilerince sosyal medyada gördükleri tepkilerin yanı sıra hükümete çağrıda bulundukları gösterilerde de fiziksel saldırıya uğradıklarını belirtiyor.
İsrail makamlarına göre, Gazze Şeridi’nde, bazıları hayatta bazıları ölü 130’dan fazla İsrailli esir bulunuyor. Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin Kassam Tugayları, İsrail’in Gazze’ye saldırılarında öldürülen İsrailli esir sayısının 70’i geçtiğini duyurmuştu.
İsrail’in Gazze’ye 7 Ekim’den bu yana aralıksız şekilde devam eden saldırılarında çoğu kadın ve çocuk 34 binden fazla Filistinli can verdi, yaklaşık 78 bin kişi yaralandı. İsrail’in 16 yıldır süren ablukasının ardından kara işgali ve ağır bombardımanına sahne olan 360 kilometrekarelik Gazze’de 2,3 milyon Filistinli, insan hakları örgütlerine göre 21. yüzyılın en ağır insanlık felaketlerinden birini yaşıyor.
Ebu Zuhri, yaptığı açıklamada, Türkiye ile Hamas arasındaki ilişkiler ile Türkiye’nin, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana saldırılarını sürdürdüğü Gazze Şeridi’ne yönelik yardımlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“TÜRKİYE’NİN ÇABALARINI TAKDİR EDİYORUZ”
Türkiye’nin Gazze’yle resmi ve halk düzeyindeki dayanışmasını takdir eden Ebu Zuhri, “Resmi olarak Türk hükümetinin yürüttüğü diplomatik ve yardım çabaları oldukça iyi, bunu takdir ediyoruz ve bu desteğin geliştirilmesi çağrısında bulunuyoruz çünkü Gazze’yi hedef alan bir Batılı koalisyonla karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE İSLAMİ KOALİSYONA LİDERLİK EDEBİLİR”
Savaşın şiddetli olduğunu ve İsrail’in Batı’nın tam desteğiyle her türlü korkunç silahı kullandığını, Türkiye’nin bu savaşın durmasını sağlamak için İslami bir koalisyona liderlik edebileceğini kaydeden Ebu Zuhri, “Bunu, Türkiye’nin konumunu takdir ettiğimizden, bu rolden duyduğumuz gururdan ve Türkiye’nin bölgede ileri ve öncü bir ülke olduğuna ve çok şey yapabileceğine olan inancımızdan dolayı söylüyoruz.” diye konuştu.
Ebu Zuhri, Türkiye’nin Gazze’ye resmi ve halk düzeyinde yaptığı insani yardımların tür- miktar itibarıyla iyi ve seçkin olduğunu, miktarların artırılması konusunda Türklerle koordinasyon halinde olduklarını aktardı.
“TÜRKİYE’NİN TUTUMU GURUR DUYDUĞUMUZ SEÇKİN BİR TUTUM”
“Hamas’ın Türk liderliğiyle ilişkisi ileri düzeydedir ve Filistin direnişinin meşru bir direniş, Hamas’ın da bir Filistin ulusal kurtuluş hareketi olduğunu vurgulayan Türkiye’nin tutumu, gurur duyduğumuz ileri ve seçkin bir tutumdur.” diyen Ebu Zuhri, ABD ve Batı’nın Haması terörizmle ilişkilendirmeye yönelik her türlü girişimlerinin engellenmesine katkıda bulunan bu pozisyonun önemli olduğunu ve Hamas ile Filistin halkına büyük hizmet ettiğini vurguladı.
Ebu Zuhri, Hamas’ın Türkiye’nin Gazze’de yapılacak herhangi bir ateşkes anlaşmasının garantör ülkeleri arasında yer alması yönündeki talebine ilişkin de “İşgal devleti (İsrail) hiçbir anlaşmaya uymuyor, dolayısıyla bu anlaşmanın uygulanmasını sağlayabilecek tarafların bulunması gerekiyor. İşte Türkiye, bu muhtemel anlaşmanın uygulanmasının sağlanmasında ana taraflardan biri olabilir.” dedi.
İSRAİL’İN BAŞARISIZLIĞININ İLANI
İsrail’in Gazze Şeridi’ne 6 aydır aralıksız saldırılarını sürdürdüğüne dikkati çeken Ebu Zuhri, “İşgal devleti, geçtiğimiz gün (7 Nisan), güçlerinin Gazze Şeridi’nden çekildiğini duyurdu ve bu, (27 Ekim’de başlayan) Gazze’ye yönelik kara harekâtının başarısızlığının ilanıdır.” diye konuştu.
İsrail ordusu, 7 Nisan’da yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’tan çekildiğini duyurmuştu.
Açıklamada, Han Yunus’taki saldırıyı yürüten 98. Komando Tümeni’nin bölgedeki görevini tamamladığı ve önceki gece buradan tamamen çekildiği, sadece Nahal Tugayı’nın Gazze Şeridi’nde kalmaya devam edeceği aktarılmıştı.
Ebu Zuhri, İsrail’in attığı bu adımın savaşın durduğu anlamına gelmediği ve savaş uçaklarının Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde sivillerin evlerini hedef almaya devam ettiğine dikkati çekerek şunları söyledi:
“Dolayısıyla savaş, öldürme ve yıkım açısından aynı hızla devam ediyor. Açlık da devam ediyor ve Gazze Şeridi’nin sakinleri (yaklaşık 2,3 milyon Filistinli) hâlâ bunun acı boyutunu yaşıyor.”
DİRENİŞİN TALEPLERİ NET
Ebu Zuhri, Hamas ile İsrail arasında dolaylı olarak devam eden ateşkes ve esir değişimi müzakerelerine dair “Hamas olarak her türlü temastaki amacımız Gazze’deki savaşı durdurmak ve Filistin halkımıza yönelik saldırıları durdurmaktır.” dedi.
Müzakerelerin Mısır’ın başkenti Kahire’de sürdüğünü ve Hamas olarak bu müzakerelere daha pozitif bir tavırla yaklaştıklarını vurgulayan Ebu Zuhri, bu çabaların bir sonuca ulaşarak anlaşmanın sağlanmasını İsrail’in engellediğini kaydetti.
Ebu Zuhri, “İşgal devleti İsrail, direnişin ve halkımızın özellikle Gazze’deki savaşın durdurulması yönündeki hiçbir talebine yanıt vermiyor. Direnişin talepleri açıktır.” diye konuştu.
Bu taleplerin içeriği hakkında ise Ebu Zuhri, şunları söyledi:
“Savaşın durdurulması, yerinden edilenlerin kuzeye dönmesinin engellenmesinin durdurulması, insani yardım ve imar malzemelerinin Gazze Şeridi’ne açılan sınır kapılarından serbestçe girmesinin sağlanması ve İsrail’in Gazze Şeridi’nin içinden çekilmesi. Ancak işgal devleti bu taleplerin hiçbirine onay vermiyor. İşte bu müzakerelerin ilerlemesini engelleyen de budur.
Ebu Zuhri, ABD ve İsrail’in tutumunun Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın devam etmesi yönünde olduğunu ve ateşkese dair hiçbir kararın olmadığını belirterek, bu nedenle Gazze Şeridi’nde ateşkese ilişkin müzakerelerin bir sonuca ulaşamayacağını vurguladı.
İsrail’in sadece esir değişimine odaklandığına dikkati çeken Ebu Zuhri, “İşgal devleti, hala müzakerelerin yalnızca esir değişimiyle sınırlandırılmasında ve güneyden kuzeye yerlerinden edilmiş bazı insanların geri dönüşüne izin verilmesinde ısrar ediyor. Bu da anlaşmanın başarıya ulaşmasına yol açamaz.” görüşünü dile getirdi.
İSRAİL ÇOK BÜYÜK BEDELLER ÖDÜYOR
Ebu Zuhri, İsrail’in Gazze Şeridi’nde Filistin direnişine yönelik hedeflerini gerçekleştiremediğini belirterek, “İşgal devleti, gizleyemeyeceği kadar büyük bedeller ödüyor ve Filistin direnişinin gücüyle ilgili herhangi bir stratejik hedefe ulaşamadığı için de sivillere yönelik katliam yapıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
İsrail’in kara operasyonunda büyük kayıplar verdiğini ifade eden Ebu Zuhri, bunun için İsrail’in bazı güçlerini çekmek zorunda kaldığını ve savaş uçaklarıyla yetindiğini aktardı.
Ebu Zuhri, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki üçüncü aşama olarak nitelediği Refah kentine saldırısına ilişkin “İsrail’in Refah’a yönelik tehdidi devam ediyor. Bu nedenle Refah’a saldırmasına karşı işgal devletini uyarmaları konusunda arabuluculara ve taraflara çağrıda bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
“FİLİSTİN DİRENİŞİ SAHADA VE ÇOK GÜÇLÜ”
Hamas yetkilisi, Filistin direnişinin İsrail işgaline karşı hala dimdik ayakta olduğunu vurgulayarak, “Filistin direnişi sahada, işgalcilere karşı çok güçlüdür ve şiddetlidir.” dedi.
Filistinli direnişçilerin Han Yunus’ta İsrail ordusuna yönelik “kahramanca operasyonlar” gerçekleştirdiğine işaret eden Ebu Zuhri, tüm bunların direnişin hazırlığını, planlarını, savaşa devam etme ve mücadele kudretini ortaya koyduğunu kaydetti.
İSLAM DÜNYASINA MESAJ
Ebu Zuhri, “Gazze’deki savaş bir yılın ikinci yarısına giriyor. Filistin halkımıza yönelik saldırıyı durdurabilecek bir adım atmaksızın ümmetin gelişmeleri izlemekle yetinmesi zor ve zalimcedir.” ifadeleriyle İslam dünyasına mesaj verdi.
Ramazan ayının bittiğini, Gazze Şeridi’nin ise ölüm, yıkım ve açlık başta olmak üzere her türlü acıyı tattığını vurgulayan Ebu Zuhri, İslam dünyasının hem halklar hem devletler düzeyinde istisnai bir tavır takınarak harekete geçmesi gerektiğini söyledi.
Ebu Zuhri, İslam dünyasına ABD ve İsrail’e karşı yeni baskı mekanizmaları oluşturması çağrısı yaparak şunları kaydetti:
“ABD’nin tutumu işgal devletiyle aynıdır. ABD Başkanı Joe Biden’ın tek istediği, Filistin direnişinin elindeki (İsrailli) esirleri geri getirmeye çalışmak ve Filistin halkını mücadele etmekten alıkoymaktır.
Onun için savaş durmayacaktır ancak biçimi değişebilir. Bu nedenle biz ümmet olarak bu gelişmeyle başa çıkmak ve Gazze halkına yönelik saldırının gerçek anlamda durdurulmasını sağlamak için konumlarımızı ve mekanizmalarımızı değiştirmeliyiz.”
Ebu Zuhri, yaptığı açıklamada, Türkiye ile Hamas arasındaki ilişkiler ile Türkiye’nin, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana saldırılarını sürdürdüğü Gazze Şeridi’ne yönelik yardımlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“TÜRKİYE’NİN ÇABALARINI TAKDİR EDİYORUZ”
Türkiye’nin Gazze’yle resmi ve halk düzeyindeki dayanışmasını takdir eden Ebu Zuhri, “Resmi olarak Türk hükümetinin yürüttüğü diplomatik ve yardım çabaları oldukça iyi, bunu takdir ediyoruz ve bu desteğin geliştirilmesi çağrısında bulunuyoruz çünkü Gazze’yi hedef alan bir Batılı koalisyonla karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı.
Savaşın şiddetli olduğunu ve İsrail’in Batı’nın tam desteğiyle her türlü korkunç silahı kullandığını, Türkiye’nin bu savaşın durmasını sağlamak için İslami bir koalisyona liderlik edebileceğini kaydeden Ebu Zuhri, “Bunu, Türkiye’nin konumunu takdir ettiğimizden, bu rolden duyduğumuz gururdan ve Türkiye’nin bölgede ileri ve öncü bir ülke olduğuna ve çok şey yapabileceğine olan inancımızdan dolayı söylüyoruz.” diye konuştu.
Ebu Zuhri, Türkiye’nin Gazze’ye resmi ve halk düzeyinde yaptığı insani yardımların tür- miktar itibarıyla iyi ve seçkin olduğunu, miktarların artırılması konusunda Türklerle koordinasyon halinde olduklarını aktardı.
“TÜRKİYE’NİN TUTUMU GURUR DUYDUĞUMUZ SEÇKİN BİR TUTUM”
“Hamas’ın Türk liderliğiyle ilişkisi ileri düzeydedir ve Filistin direnişinin meşru bir direniş, Hamas’ın da bir Filistin ulusal kurtuluş hareketi olduğunu vurgulayan Türkiye’nin tutumu, gurur duyduğumuz ileri ve seçkin bir tutumdur.” diyen Ebu Zuhri, ABD ve Batı’nın Haması terörizmle ilişkilendirmeye yönelik her türlü girişimlerinin engellenmesine katkıda bulunan bu pozisyonun önemli olduğunu ve Hamas ile Filistin halkına büyük hizmet ettiğini vurguladı.
Ebu Zuhri, Hamas’ın Türkiye’nin Gazze’de yapılacak herhangi bir ateşkes anlaşmasının garantör ülkeleri arasında yer alması yönündeki talebine ilişkin de “İşgal devleti (İsrail) hiçbir anlaşmaya uymuyor, dolayısıyla bu anlaşmanın uygulanmasını sağlayabilecek tarafların bulunması gerekiyor. İşte Türkiye, bu muhtemel anlaşmanın uygulanmasının sağlanmasında ana taraflardan biri olabilir.” dedi.
İSRAİL’İN BAŞARISIZLIĞININ İLANI
İsrail’in Gazze Şeridi’ne 6 aydır aralıksız saldırılarını sürdürdüğüne dikkati çeken Ebu Zuhri, “İşgal devleti, geçtiğimiz gün (7 Nisan), güçlerinin Gazze Şeridi’nden çekildiğini duyurdu ve bu, (27 Ekim’de başlayan) Gazze’ye yönelik kara harekâtının başarısızlığının ilanıdır.” diye konuştu.
İsrail ordusu, 7 Nisan’da yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’tan çekildiğini duyurmuştu.
Açıklamada, Han Yunus’taki saldırıyı yürüten 98. Komando Tümeni’nin bölgedeki görevini tamamladığı ve önceki gece buradan tamamen çekildiği, sadece Nahal Tugayı’nın Gazze Şeridi’nde kalmaya devam edeceği aktarılmıştı.
Ebu Zuhri, İsrail’in attığı bu adımın savaşın durduğu anlamına gelmediği ve savaş uçaklarının Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde sivillerin evlerini hedef almaya devam ettiğine dikkati çekerek şunları söyledi:
“Dolayısıyla savaş, öldürme ve yıkım açısından aynı hızla devam ediyor. Açlık da devam ediyor ve Gazze Şeridi’nin sakinleri (yaklaşık 2,3 milyon Filistinli) hâlâ bunun acı boyutunu yaşıyor.”
DİRENİŞİN TALEPLERİ NET
Ebu Zuhri, Hamas ile İsrail arasında dolaylı olarak devam eden ateşkes ve esir değişimi müzakerelerine dair “Hamas olarak her türlü temastaki amacımız Gazze’deki savaşı durdurmak ve Filistin halkımıza yönelik saldırıları durdurmaktır.” dedi.
Müzakerelerin Mısır’ın başkenti Kahire’de sürdüğünü ve Hamas olarak bu müzakerelere daha pozitif bir tavırla yaklaştıklarını vurgulayan Ebu Zuhri, bu çabaların bir sonuca ulaşarak anlaşmanın sağlanmasını İsrail’in engellediğini kaydetti.
Ebu Zuhri, “İşgal devleti İsrail, direnişin ve halkımızın özellikle Gazze’deki savaşın durdurulması yönündeki hiçbir talebine yanıt vermiyor. Direnişin talepleri açıktır.” diye konuştu.
Bu taleplerin içeriği hakkında ise Ebu Zuhri, şunları söyledi:
“Savaşın durdurulması, yerinden edilenlerin kuzeye dönmesinin engellenmesinin durdurulması, insani yardım ve imar malzemelerinin Gazze Şeridi’ne açılan sınır kapılarından serbestçe girmesinin sağlanması ve İsrail’in Gazze Şeridi’nin içinden çekilmesi. Ancak işgal devleti bu taleplerin hiçbirine onay vermiyor. İşte bu müzakerelerin ilerlemesini engelleyen de budur.
Ebu Zuhri, ABD ve İsrail’in tutumunun Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın devam etmesi yönünde olduğunu ve ateşkese dair hiçbir kararın olmadığını belirterek, bu nedenle Gazze Şeridi’nde ateşkese ilişkin müzakerelerin bir sonuca ulaşamayacağını vurguladı.
İsrail’in sadece esir değişimine odaklandığına dikkati çeken Ebu Zuhri, “İşgal devleti, hala müzakerelerin yalnızca esir değişimiyle sınırlandırılmasında ve güneyden kuzeye yerlerinden edilmiş bazı insanların geri dönüşüne izin verilmesinde ısrar ediyor. Bu da anlaşmanın başarıya ulaşmasına yol açamaz.” görüşünü dile getirdi.
İSRAİL ÇOK BÜYÜK BEDELLER ÖDÜYOR
Ebu Zuhri, İsrail’in Gazze Şeridi’nde Filistin direnişine yönelik hedeflerini gerçekleştiremediğini belirterek, “İşgal devleti, gizleyemeyeceği kadar büyük bedeller ödüyor ve Filistin direnişinin gücüyle ilgili herhangi bir stratejik hedefe ulaşamadığı için de sivillere yönelik katliam yapıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
İsrail’in kara operasyonunda büyük kayıplar verdiğini ifade eden Ebu Zuhri, bunun için İsrail’in bazı güçlerini çekmek zorunda kaldığını ve savaş uçaklarıyla yetindiğini aktardı.
Ebu Zuhri, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki üçüncü aşama olarak nitelediği Refah kentine saldırısına ilişkin “İsrail’in Refah’a yönelik tehdidi devam ediyor. Bu nedenle Refah’a saldırmasına karşı işgal devletini uyarmaları konusunda arabuluculara ve taraflara çağrıda bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
“FİLİSTİN DİRENİŞİ SAHADA VE ÇOK GÜÇLÜ”
Hamas yetkilisi, Filistin direnişinin İsrail işgaline karşı hala dimdik ayakta olduğunu vurgulayarak, “Filistin direnişi sahada, işgalcilere karşı çok güçlüdür ve şiddetlidir.” dedi.
Filistinli direnişçilerin Han Yunus’ta İsrail ordusuna yönelik “kahramanca operasyonlar” gerçekleştirdiğine işaret eden Ebu Zuhri, tüm bunların direnişin hazırlığını, planlarını, savaşa devam etme ve mücadele kudretini ortaya koyduğunu kaydetti.
İSLAM DÜNYASINA MESAJ
Ebu Zuhri, “Gazze’deki savaş bir yılın ikinci yarısına giriyor. Filistin halkımıza yönelik saldırıyı durdurabilecek bir adım atmaksızın ümmetin gelişmeleri izlemekle yetinmesi zor ve zalimcedir.” ifadeleriyle İslam dünyasına mesaj verdi.
Ramazan ayının bittiğini, Gazze Şeridi’nin ise ölüm, yıkım ve açlık başta olmak üzere her türlü acıyı tattığını vurgulayan Ebu Zuhri, İslam dünyasının hem halklar hem devletler düzeyinde istisnai bir tavır takınarak harekete geçmesi gerektiğini söyledi.
Ebu Zuhri, İslam dünyasına ABD ve İsrail’e karşı yeni baskı mekanizmaları oluşturması çağrısı yaparak şunları kaydetti:
“ABD’nin tutumu işgal devletiyle aynıdır. ABD Başkanı Joe Biden’ın tek istediği, Filistin direnişinin elindeki (İsrailli) esirleri geri getirmeye çalışmak ve Filistin halkını mücadele etmekten alıkoymaktır.
Onun için savaş durmayacaktır ancak biçimi değişebilir. Bu nedenle biz ümmet olarak bu gelişmeyle başa çıkmak ve Gazze halkına yönelik saldırının gerçek anlamda durdurulmasını sağlamak için konumlarımızı ve mekanizmalarımızı değiştirmeliyiz.”
Haber7 – ÖZEL
İsrail’in 7 Ekim yalanları bir bir çürütülüyor.
Festival alanındaki sivilleri Hamas’ın katlettiği iddiası yalan çıkan, Filistinli savaşçıların İsrailli hamile kadınların karnını yararak katlettiği iddiasının iftira olduğu belirlenen siyonistlerin “kafa kesme” iddiasının da yalandan ibaret olduğu saptandı.
BİR YALANIN ANATOMİSİ
7 Ekim 2023 tarihindeki Aksa Tufanı operasyonunun gerçekleştirildiği noktalar arasında yer alan Gazze sınırındaki Kfar Aza kasabası, İsrail ordusunun sert karşılık vermesiyle kan gölüne dönmüştü. İsrail bombardımanı nedeniyle birçok ev alev almıştı. Operasyonu gerçekleştiren Filistinli savaşçıları püskürtmek için görevlendirilen saldırıyı yöneten David Ben Zion, “Çocukların ve kadınların kafalarını kestiler” demişti.

BBC başta olmak üzere birçok uluslararası medya kuruluşu tarafından alıntılanan bu ifadeyi ABD Başkanı Joe Biden da dillendirmişti.
İsrail kamuoyunda “intikam” hisleri uyandırmak için türetildiği belirtilen bu iddia sıklıkla dillendirilmiş ve Filistin direnişinin haklılığı uluslararası platformlarda yok edilmek istenmişti.

GAZETECİLERİ AĞIRLADILAR, YALANIN DÜĞMESİNE BASTILAR
10 Ekim’de birçok yabancı medya kuruluşu İsrail’in Kfar Aza kasabasına götürülerek -sözde- “Hamas’ın nasıl canice katliam gerçekleştirdiğini yerinde gözlemleme” fırsatı verilmişti.
40 çocuğun kafasının kesildiği iddiası da 10 Ekim’de kamuoyuna servis edilmişti.
BBC, CNN, Reuters gibi uluslararası medya kuruluşlarının yayınlarıyla bu iddia dalga dalga yayıldı.
|
Anadolu Ajansı’nın 10 Ekim’de İsrail ordusu yetkililerin kendilerine “Hamas’ın bebeklerin kafasını kestiği iddialarını doğrulayacak bilgi ve belge olmadığı” yönünde beyanda bulunmasını haberleştirmişse de bu kritik bilgi unutturularak adeta yok edildi.
|
İsrail, milyarder işadamı Elon Musk’ı da 27 Kasım’da Kfar Aza’da ağırlayarak bu iddiasını yineledi.

6 AY SONRA YALAN ÇÖKTÜ… “KAFASI KESİLEN HİÇKİMSE YOK”
Ve 7 Ekim’deki Aksa Tufanı operasyonunun üzerinden 6 ay geçmişken İsrail’in tüyler ürperten iddiasının koca bir yalandan ibaret olduğu kamuoyuna ilan edildi.
İsrail’in 10 Ekim’de bölgede incelemelerde bulunmak üzere davet ettiği Fransız medya kuruluşu Le Monde, 40 çocuğun kafasının kesildiğine dair hiçbir delil olmadığını yazdı.
Kfar Aza’yı ziyaret eden gazeteciler arasında yer alan Le Monde Kudüs muhabiri Samuel Forey, olaydan 3 gün sonra bölgeyi ziyaret ettiklerini ve kafası kesilmiş hiçbir çocuk cesedi görmediklerini aktardı.
Le Monde, İsrail hükümetinin basın ofisinin Kfar Aza veya başka bir yerleşim yerinde kafa kesme olayının yaşanmadığını doğruladığını bildirdi.

Le Monde’da 3 Mart 2024’te “‘Kafası kesilen 40 bebek’: İsrail ile Hamas arasındaki bilgi savaşının merkezindeki söylentinin yapısı bozuluyor” başlığıyla yayınlanan haberde, İsrail’in gerçek yüzü şu sözlerle anlatıldı:

“BEN GÖRMEDİM, YARDIM KURULUŞU DA BÖYLE BİR ŞEY SÖYLEMEDİ”
Le Monde’un Kudüs muhabiri Samuel Forey, 10 Ekim’de Kfar Aza’ya yapılan basın ziyareti sonrasında yaşananları şöyle aktardı:

_______________
BEYAZ SARAY DA YALANLAMIŞTI
ABD Başkanı Joe Biden, İsrail TV kanalında öne sürülen, “Hamas direnişçileri 40 İsrailli bebeğin kafasını kesti” iddiasını dillendirmiş fakat kısa sürede yalanlanmıştı.
Biden, “Çocukların kafalarının kesildiği fotoğrafları göreceğimi hiç düşünmezdim” diyerek yalan habere bir de ‘olmayan fotoğraflar‘ eklemişti.
Washington Post gazetesi, konuyu Beyaz Saray’a sormuş ve “Ne Biden ne de ABD’li yetkililerin kafaları kesilen bebeklerle ilgili görüntü veya doğrulanmış herhangi bir bilgi görmediği” cevabı verilmişti.
_______________
KADINLARIN KARNININ YARILDIĞI İDDİASI DA YALAN
7 Ekim’deki Aksa Tufanı operasyonunda Hamas askerlerinin “müzik festivalindeki gençleri öldürdüğü”, direnişçilerin “toplu tecavüz gerçekleştirdiği” ve “hamile kadınların karnını kestiği” yönündeki İsrail merkezli bütün iddialar yalan çıkmıştı.
7 Ekim’deki operasyonda Filistinli savaşçıların İsrailli kadınlara tecavüz ettiği ve hamile bir kadının karnını yardığı yalanını ortaya atan Yahudi avukat Cochav Elkayam-Levy, İsrail makamları tarafından “güvenilemez” ve “uzak durulması gereken kişi” ilan edilmişti.
Özellikle Batı medyasında sıkça dillendirilen bu asılsız hikayelerle İsrail’in güvenirliliğinin sarsılmasına yol açtığına dikkati çeken yetkilinin “o güvenilemez biri” dediği Elkayam-Levy’nin sunduğu birçok delilin, Hamas ile ilgisinin bulunmadığının ortaya çıktığını kaydetmişti.

HAMAS’A TECAVÜZ İTHAMI YALAN ÇIKMIŞTI
ABD’nin yüksek tirajlı gazetelerinden New York Times ise Hamas üyelerinin 7 Ekim 2023’te İsrailli kadınlara cinsel saldırıda bulunduğuna dair haberinde yaklaşık üç ay sonra düzeltme yapmıştı.
New York Times’ın, Nova Müzik Festivali’nin yapıldığı yerde düzenlenen baskınla ilgili yeni makalesinde, “İsrailli bir askeri sağlık görevlisinin, 7 Ekim’de Hamas liderliğindeki terör saldırısında öldürülen iki gencin cinsel saldırıya uğradığını belirten açıklamasını çürüten yeni bir video ortaya çıktı.” ifadesi kullanılmıştı.
Makalenin devamında, “Kibbutz sakinleri, 7 Ekim’de öldürülen iki kız kardeşin cinsel şiddet mağduru olmadığı sonucuna vardı.” ifadesi yer aldı. New York Times’ın yeni makalesinde, İsrailli iki kadına tecavüz edildiği iddiasına yer verdiği “Sessiz Çığlıklar” adlı makaleyi 28 Aralık’ta yayımlamasından yaklaşık üç ay sonra kendi kaynaklarını çürüten yeni detaylar yer aldı.
Gazetede, “Kibbutz’daki bir evde cinsel şiddet belirtilerine sahip, kısmen giyinik iki genç kızın cesedini gördüğünü söyleyen” İsrailli sağlık görevlisinin iddiasına karşın bölge sakini Nili Var Sinai’nin, “Bu haber yanlış.” sözleri yer aldı.

FESTİVAL ALANINDAKİLERİ HAMAS DEĞİL İSRAİL ÖLDÜRDÜ
7 Ekim’deki Aksa Tufanı operasyonunda Hamas’ı karalamaya yönelik en büyük yalanlardan birisi de, Gazze sınırındaki bölgede düzenlenen Nova Müzik Festivali’nde toplu katliam yapıldığıydı.
İsrail gazeteleri, olaydan 1 ay sonra, festival alanında bulunanlara Hamas’ın değil İsrail helikopterlerinin ateş açtığını görüntülerle ifşa etmişti.
İsrailli yetkililer, “yaşanan kaosu ve saldırı anlarını kimin Hamas, kimin asker ya da sivil olduğunu ayırt etmekte büyük zorluk yaşandıklarını ve belirli bir noktadan ateş açıldığını, bunu fark edince pilotların saldırıları yavaşlatmaya ve hedefleri dikkatlice seçmeye başladığını” itiraf etmişti.


HABER7
Filistin direnişinin öncüsü Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail işgalindeki bölgelere hava, kara ve denizden yaptığı Aksa Tufanı operasyonuyla ilgili dezenformasyonlar, bizzat sahipleri tarafından çürütülmeye devam ediyor.
Hamas askerlerinin “müzik festivalindeki gençleri öldürdüğü”, direnişçilerin “40 bebeğin kafasını kestiği” gibi pek çok gerçek dışı bilginin İsrail ve ABD tarafından yalanlanmasının ardından “toplu tecavüz” ve “karnı kesilen kadın” iftiralarının da içinin boş olduğu kabul edildi.
O AVUKAT GÜVENİLMEZ BİR YALANCI
7 Ekim’deki operasyonda Filistinli savaşçıların İsrailli kadınlara tecavüz ettiği ve hamile bir kadının karnını yardığı yalanını ortaya atan Yahudi avukat Cochav Elkayam-Levy, İsrail makamları tarafından “güvenilemez” ve “uzak durulması gereken kişi” ilan edildi.
İsrail’de yayın yapan Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre, isimlerinin açıklanmasını istemeyen İsrailli hükümet kaynakları, avukat Elkayam-Levy’nin, 7 Ekim Aksa Tufanı operasyonuna ilişkin “doğru olmayan araştırmaları ve yalan hikayeleri yayarak bunun üzerinden milyonlarca dolarlık yardım toplandığını” belirtti.

Özellikle Batı medyasında sıkça dillendirilen bu asılsız hikayelerle İsrail’in güvenirliliğinin sarsılmasına yol açtığına dikkati çeken yetkili, “o güvenilemez biri” dediği Elkayam-Levy’nin sunduğu birçok delilin, Hamas ile ilgisinin bulunmadığının ortaya çıktığını kaydetti.
HAMAS’A ATTIĞI İFTİRA İLE MİLYONLARI GÖTÜRMÜŞ
Yedioth Ahronoth’a konuşan bir diğer İsrailli yetkili, 7 Ekim saldırıları sonrası uluslararası haber kanallarına verdiği beyanatlarla ardından dikkatleri üzerine toplayan Elkayam-Levy’nin, kendi kurduğu ve devlet-destekli kuruluş olarak tanıttığı “Siviller Komisyonu” sayesinde, milyonlarca dolar yardım topladığını vurguladı.

BÜYÜKELÇİYİ BİLE ÇARPMIŞ
Elkayam-Levy’nin 2024 faaliyetleri için ihtiyaç duyduğu 8 milyon dolara yakın bütçe için destek talebine de atıfta bulunan yetkili, “ABD’nin Japonya Büyükelçisi Rahm Emanuel de ona yardım etti. Birçok kişiden para topladı ve hatta konferansları için para talebinde bulunmaya başladı.” dedi.

UYDURUK “TECAVÜZ” RAPORU DEŞİFRE OLDU
Elkayam-Levy’nin 28 Ekim’de kaleme aldığı ve “Hamas’ın sistematik cinsel şiddeti” olarak adlandırdığı raporu, Batı medyasında sıkça kullanılan “tecavüze uğramış genç kız cesetleri” iddiasının New York Times tarafından “yalan” olduğu gerekçesiyle geri çekilmesinin ardından ülkede sorgulanmaya başlandı.
New York Times’taki 25 Mart tarihli makalesinde, Guy Melamed isimli İsrailli bir sağlık görevlisinin, gazeteye verdiği “Kibbutz Beeri’deki tecavüze uğradıkları görülen çıplak haldeki genç kızların cesetlerini gördüğü” yönündeki ifadesinin yalan olduğu belirtilmişti.
Makalede, “İsrailli bir asker tarafından aynı gün çekilen bir fotoğraf, üç kadın cesedinin giyinik olduğunu ve cinsel saldırıya uğradıklarına dair herhangi bir belirti olmadığını gösteriyor.” ifadesi kullanılmıştı.
ABD MEDYASINDAN AYLAR SONRA GELEN DÜZELTME: HAMAS SAVAŞÇILARININ CİNSEL SALDIRI BELİRTİSİ YOK
ABD’nin yüksek tirajlı gazetelerinden New York Times (NYT), Hamas üyelerinin 7 Ekim 2023’te İsrailli kadınlara cinsel saldırıda bulunduğuna dair haberinde, yaklaşık üç ay sonra düzeltme yapmıştı.
NYT’nin Nova Müzik Festivali’nin yapıldığı yerde 7 Ekim’de düzenlenen baskınla ilgili yeni makalesinde, “İsrailli bir askeri sağlık görevlisinin, 7 Ekim’de Hamas liderliğindeki terör saldırısında öldürülen iki gencin cinsel saldırıya uğradığını belirten açıklamasını çürüten yeni bir video ortaya çıktı.” ifadesi kullanıldı.
Makalenin devamında, “Kibbutz sakinleri, 7 Ekim’de öldürülen iki kız kardeşin cinsel şiddet mağduru olmadığı sonucuna vardı.” ifadesi yer aldı. New York Times’ın yeni makalesinde, İsrailli iki kadına tecavüz edildiği iddiasına yer verdiği “Sessiz Çığlıklar” adlı makaleyi 28 Aralık’ta yayımlamasından yaklaşık üç ay sonra kendi kaynaklarını çürüten yeni detaylar yer aldı.
Gazetede, “Kibbutz’daki bir evde cinsel şiddet belirtilerine sahip, kısmen giyinik iki genç kızın cesedini gördüğünü söyleyen” İsrailli sağlık görevlisinin iddiasına karşın bölge sakini Nili Var Sinai’nin, “Bu haber yanlış.” sözleri yer aldı.
NYT, “7 Ekim’de Be’eri’de bulunan İsrailli bir askerin çektiği ve şubat ayında topluluğun önde gelen üyeleri tarafından ve bu ay NYT tarafından izlenen görüntülerde, üç kadın kurbanın cesetlerinin tamamen giyinik olduğu ve herhangi bir cinsel saldırı belirtisine rastlanmadığı görüldü.” diye yazdı.
Kar amacı gütmeyen “The Intercept” isimli basın kuruluşu, 4 Mart’ta internet sayfasında yayınladığı bir makalede, müzik festivaline yakın bölgede gerçekleştiği iddia edilen cinsel saldırının olmadığını ispatlayan delillere yer vermişti.

“SİYAH ELBİSELİ KADIN” DİYE SEMBOLLEŞTİRDİLER, O DA YALAN ÇIKTI
Bünyesinde farklı etnik köken ve kültüre sahip birçok bağımsız gazetecinin yer aldığı haber kuruluşu, NYT’nin 2023 Aralık ayında yer verdiği 3 cinsel saldırı iddiasında, “siyah elbiseli kadın” olarak tanımlanan ilk kadının Gal Abdush olduğunu, aile üyelerinden bazılarının Times’ın iddialarına itiraz ettiğini yazmıştı.
Haberde, Kibbutz’ta yaşandığı iddia edilen olaydaki iki kadının ise bölge sakinleri tarafından oluşturulan bir internet sayfasında Y. ve N. Sharabi adlı kız kardeşler olarak zikredildiği bilgisi paylaşılmıştı. The Intercept, röportaj yaptığı Michal Paikin isimli bölge sakininin, kız kardeşler için “Onlar sadece vuruldular, cinsel istismara maruz kalmadılar.” şeklindeki sözlerine yer vermişti.
Kuruluşun haberinde ayrıca kadınların iddia edildiği gibi ayrı bir odada değil, evin salonunda anneleriyle bir arada bulunduğu kaydedilmişti.

O HABERLERİ YAPAN GAZETECİ İSRAİL İSTİHBARATINDAN
NYT2nin aralık ayında yayımladığı ilk haberin üç yazarından biri olan Anat Schwartz’ın, daha önce hiç gazetecilik deneyimi olmamasına rağmen yeğeni Adam Sella ve Jeffrey Gettleman ile haber üzerine çalıştığı tespit edilmişti.
Film yapımcısı kimliğiyle anılan Schwartz, geçen yıl aniden NYT’de serbest gazeteci olarak işe alınmış, öncesinde ise İsrail Hava Kuvvetlerinin istihbarat biriminde görev yaptığı öğrenilmişti.

BIDEN’IN ‘KAFA KESİLEN ÇOCUKLAR’ İDDİASINI BEYAZ SARAY ÇÜRÜTMÜŞTÜ
ABD Başkanı Joe Biden, İsrail TV kanalında öne sürülen, “Hamas direnişçileri 40 İsrailli bebeğin kafasını kesti” iddiasını dillendirmiş fakat kısa sürede yalanlanmıştı.
Biden, “Çocukların kafalarının kesildiği fotoğrafları göreceğimi hiç düşünmezdim” diyerek yalan habere bir de ‘olmayan fotoğraflar‘ eklemişti.
Washington Post gazetesi, konuyu Beyaz Saray’a sormuş ve “Ne Biden ne de ABD’li yetkililerin kafaları kesilen bebeklerle ilgili görüntü veya doğrulanmış herhangi bir bilgi görmediği” cevabı verilmişti.
FESTİVAL ALANINDAKİ GENÇLERİ HAMAS DEĞİL İSRAİL ORDUSU TANK VE HELİKOPTERERLE KATLETMİŞTİ
7 Ekim’deki Aksa Tufanı operasyonunda Hamas’ı karalamaya yönelik en büyük yalanlardan birisi de, Gazze sınırındaki bölgede düzenlenen Nova Müzik Festivali’nde toplu katliam yapıldığıydı.
İsrail gazeteleri, olaydan 1 ay sonra, festival alanında bulunanlara Hamas’ın değil İsrail helikopterlerinin ateş açtığını görüntülerle ifşa etmişti.

İsrail medyasına göre göre; helikopter pilotları, üstlerinden emir almadan kalabalığı taramıştı.
İsrailli yetkililer, “yaşanan kaosu ve saldırı anlarını kimin Hamas, kimin asker ya da sivil olduğunu ayırt etmekte büyük zorluk yaşandıklarını ve belirli bir noktadan ateş açıldığını, bunu fark edince pilotların saldırıları yavaşlatmaya ve hedefleri dikkatlice seçmeye başladığını” itiraf etmişti.
İsrail haber kaynağı Yedioth Aharanoth’un haberine göre apaçi helikopter pilotları, hedeflere dair istihbarat olmadan sürekli ateş ettiklerini itiraf ederken, tank mürettebatına içeride potansiyel olarak İsrailli rehinelerin olup olmadığına bakılmaksızın evleri bombalamalarının emredildiğini söylemişlerdi.
ABD’Lİ İSTİHBARATÇI RITTER: HAMAS DEĞİL HEPSİNİ İSRAİL VURDU
Amerikan istihbarat subayı Scott Ritter, İsrail’in festival alanındaki katliamını ortaya çıkaran ilk isim olmuştu. ABD Deniz Piyadeleri eski istihbarat subayı Ritter, yaklaşık 10 gün önce yaptığı açıklamada 7 Ekim’de yaşananlara ilişkin şu çarpıcı ifadeleri kullanmıştı:
“Hamas duvarı aştığında kimin askeri personel olduğunu, silahların nerede olduğunu biliyordu. İyi istihbaratı vardı. Amaçları saldırıya karşı çıkacak askerleri etkisiz hale getirmekti. İnsanlar öldü, ama bu İsrail’in dediği gibi sivillerin katledilmesi değildi. Gazze yakınında çölde parti yapan gençlerin arasına Hamas paramotorlarla indi. İsrail’in anlattığı hikâyeye göre hepsini Hamas katletti. Fakat gerçekte; İsrail hava güçleri oradaydı. Helikopterlerle geldiler. Pilotları da itiraf etti: ‘Hedefi ayırt etmenin hiçbir imkânı yoktu. Hareket edeni vurduk.’ Yani İsrailli sivillerin büyük çoğunluğunu pilotlar öldürdü.”

Gazze’deki mevcut duruma ilişkin soruyu yanıtlayan Cameron, “Oldukça korkunç” tanımlamasını yaparken gıda ve ilaç gibi hayati ürünlere ulaşmada zorluk yaşandığını söyledi.
Cameron, “Yeterli miktarda yardım içeriye (Gazze’ye) giremiyor. Şubat ayında, ocak ayının yarısı kadar yardım girdi, martta ise bir iyileşme var.” dedi.
İsrail’in Hamas’ı yok etmek ve esirleri kurtarmak için Gazze’ye girdiğini belirten Cameron, “Bu çatışmaların üzerinden 168 gün geçti ve 168 günde esirler serbest bırakılmadı. Esirlerin sağlığından endişe ediyoruz. Ancak bu sürede Gazze’deki insani kriz de derinleşti. Askeri bir çatışmanın olduğu yerde insanların suya, gıdaya ve ilaca ulaşması zordur.” diye konuştu.
“İSRAİL NİHAYETİNDE GAZZE’DE YAŞANANLARIN SORUMLULUĞUNU ALMAK ZORUNDA”
Cameron, Gazze’ye günlük 500 tır yardım girmesi gerekirken bugün bu sayının 100 civarında olduğuna dikkati çekti.
Daha fazla yardımın girişi için bölge ülkeleriyle de temasta olduklarını aktaran Cameron, “İsrail’in dostu ve savunucusu olarak Gazze’de yaşananların sorumluluğunun İsrail’den sorulacağını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Cameron, İsrail’in yardım girişini sağlaması gerektiğini savunarak, “Girecek yardımlar sadece Gazze için hayati değil aynı zamanda İsrail için de önemli. Çünkü İsrail, bir devlet olarak bir kıtlık veya insani krizle karşı karşıya kalmadığından emin olmalı.” ifadelerini kullandı.
Gazze’ye gönderilen yardımların bölgeye girememesi konusunda söylediği “İngiltere’nin sabrı tükeniyor” ifadelerine de açıklık getiren Cameron, şöyle devam etti:
“İsrail nihayetinde Gazze’de yaşananların sorumluluğunu almak zorunda. Çünkü anlaşılır biçimde Hamas’tan kurtulmak için (Gazze’ye) girdiler, bu da insani krizin ortaya çıkmasına yardımcı oldu. Yardımların girmesi onların çıkarına olur. Sabrımızın tükendiği nokta ise şu, kilit noktalarda daha fazla kontrol noktasının oluşturulması, daha fazla sınır kapısının açılması, yardım tırlarının daha hızlı girişinin sağlanması, daha fazla Birleşmiş Milletler personeline Gazze içinde yardım dağıtımı için vize verilmesi gibi çok sayıda isteğimiz oldu. Bunların hiçbiri hızlıca gerçekleşmedi. Ocak ile mart arasında yardım tırı sayısı yarıya indi. Bu benim en çok hayal kırıklığı yaşadığım andı.”
“İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM HAMAS’A BİR HEDİYE DEĞİL”
Cameron, iki devletli çözüme inandığını yinelerken, “İsrailli dostlarımıza bunun Hamas’a bir hediye olmadığını söylememiz gerek. Hamas iki devletli çözümü desteklemiyor.” dedi.
İsrail’in ancak bu şekilde gerçek bir barış ve istikrara kavuşacağını kaydeden Cameron, ateşkes çağrılarına ise destek vermediğini belirtti.
Hamas’ın Gazze’de bulunduğu sürece ateşkesin yürümeyeceğini savunan Cameron, sürdürülebilir ateşkes için Hamas’ın yok edilmesi ve Gazze’de Filistin hükümetinin kontrolü sağlaması gerektiğini söyledi.
“GAZZE’DE İKİ BÜYÜK SORUNUMUZ VAR”
Bryson-Richardson ise Gazze’nin kuzeyinde yaşayanların büyük ölçüde gıdaya ulaşma sıkıntısı yaşadığını aktararak, “Bu da gelecek aylarda açlığın yaşanacağı anlamına geliyor.” dedi.
Kritik ürünlere ulaşmadaki zorluğun yanı sıra askeri saldırılar nedeniyle sağlık hizmetleri ve altyapısının da yok edildiğine işaret eden Bryson-Richardson, “Gazze’de iki büyük sorunumuz var. Birincisi BM personelinin Gazze’de hareket etme güçlüğü. Bu tamamen BM koruması altındaki alanları çatışmasız alan haline getirip yardım konvoylarının güvenli şekilde hareket etmesini sağlayacak İsrail’le işbirliğine bağlı.” ifadelerini kullandı.
Bryson-Richardson, ikinci sorun olarak da İsrail’in yardım tırları üzerindeki uzun süreli incelemelerini göstererek, “Komşu ülkelerden gelen yardımların İsrail kontrolünden geçmesi gerekiyor. İsrail, ikincil kullanımı olan, Hamas’ın askeri amaçlarla kullanmasından endişe ettiği ürünleri inceliyor. Bu sürecin daha hızlı olması gerekiyor.” diye konuştu.
Gazze’ye yardım ulaştırmak için Usdud (Aşdod) limanının kullanılmasına da değinen Bryson-Richardson, bu limanın kapasitesi ve Gazze’ye yakınlığıyla öne çıktığını anlattı.
Bryson-Richardson, bu limanın hala devreye girmemesiyle ilgili ise “Bu konuda İsrail’de bir hassasiyet var. Bu yardımlar Gazze halkına gidecek, Hamas’a değil.” dedi.
Ayrıca Refah’a girmeden ve oradaki taburların geri kalanını yok etmeden Hamas’ı yenmemizin mümkün olmadığını da söyledim. Kendisine bunu ABD’nin desteğiyle yapacağımızı umduğumuzu ama gerekirse tek başımıza yapacağımızı söyledim” dedi.
İsrail’in Refah’a kara operasyonu düzenlemesine destek vermeyen ve gelecek hafta bir İsrail heyetini “Refah’la ilgili alternatif planlar” üzerinde görüşmeler için Washington’da ağırlamaya hazırlanan ABD yönetimi, “İsrail üzerinde bir etkisi varsa bunu neden daha önce kullanmadığı” konusunda sorgulanıyor.
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby de günlük basın brifinginde Gazze ve Refah’taki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İsrail’in Refah’a yönelik bir kara operasyonuna girişmesini istemediklerini vurgulayan Kirby, bölgede bulunan 1,5 milyona yakın sivilin zarar görmeyeceği planlamanın yapılması gerektiğini kaydetti.
Kirby, ABD’nin Irak ve Afganistan’da şehir savaşları konusunda tecrübeli olduğunu, gelecek hafta Washington’da ağırlayacakları İsrail heyetiyle bu konuları da görüşeceklerini söyledi.
ABD’nin İsrail üzerinde “etkinliği” tartışma konusu oldu
ABD’li danışman, “Eğer ABD şimdi Refah’a askeri operasyon konusunda İsrail’e ne yapıp yapmaması gerektiğini söylemeye istekliyse neden bunu daha önce Gazze’de yapmadı?” şeklindeki bir soruya yanıt verirken zorlandı.
İsrail’in bağımsız bir devlet olarak kendi ordusunun plan ve uygulamalarını kendisinin icra ettiğini, ABD’nin İsrail’e bir şey dikte edemeyeceğini savunan Kirby, “Onlarla kendi aldığımız dersleri ve perspektifimizi paylaşacağız. Refah’ta Hamas tehdidini kapsamlı bir kara operasyonu düzenlemeden nasıl bertaraf edebileceklerine ilişkin bazı alternatifleri paylaşacağız.” dedi.
Kirby, “İsrail’in dostu ve müttefiki olarak, daha önce olduğu gibi kendi kararlarını aldıklarından emin olmak istiyoruz. Bu süreçte Irak ve Afganistan gibi yerlerdeki bu tür meskun mahal savaşlarından öğrendiğimiz dersleri kendilerine tam olarak aktarmak da istiyoruz. Bizim tavsiyemizi dinlemek zorundalar mı? Hayır. Ancak daha önce onların bir kısmını aldıklarını gördük.” diye konuştu.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, hem ABD Başkanı Joe Biden hem de ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile görüşmelerinden sonra Refah’a yine de kara operasyonu düzenleyecekleri yönündeki açıklamaları sorulan Kirby, “Netanyahu’yu halen ikna edip edemeyecekleri” sorusunu yanıtsız bıraktı.
Kirby, Refah konusunda halen vakit olduğunu ve Washington’daki görüşmelerde “sivillere zarar vermeden alternatif bir yol” bulunabileceğine inandığını kaydetti.
Netanyahu’nun her halükarda Refah’a saldırı düzenlemesi halinde ABD’nin silah yardımını durdurmayı düşünüp düşünmeyeceği konusunda yorum yapmayan Kirby, İsrail tarafından halen güvenilir ve uygulanabilir bir Refah planı görmediklerini de sözlerine ekledi.
BMGK’daki Gazze ateşkes önerisi
Kirby ayrıca, ABD’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde (BMGK) sunduğu ve Rusya ile Çin’in veto ettiği Gazze’de ateşkes tasarının reddedilmesinden üzüntü duyduklarını belirtti.
Tasarıda, Hamas’ın rehineleri serbest bırakması karşılığında derhal ateşkes ilan edileceğini, Gazze’ye yoğun şekilde insani yardım ulaştırılacağını ve Hamas’ın ilk kez kınandığını kaydeden Kirby, Rusya ile Çin’in “tasarıyı sırf ABD sundu diye öneriyi veto ettiklerini” savundu.
Haber7
7 Ekim Aksa Tufanı Operasyonu’nun ardından Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları ve İslami Cihad Hareketi’nin askeri kanadı Kudüs Seriyyeleri’yle göğüs göğüse çarpışamayan soykırımcı İsrail, sivil katliamlarıyla Filistinli mücahitleri sindirmeye çalışıyor. Ancak İsrail havadan, karadan ve denizden ağır darbe almaya devam ediyor.
KARADAN, DENİZDEN VE HAVADAN!
Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde’nin “İstediğiniz kadar kalabalık gelin. Araçlarınızla veya yayan, karadan, denizden ve havadan hiç fark etmez. Size ölümlerden ölüm beğendireceğiz. Pişmanlıktan kendinize lanet okuyacaksınız. Karşılaşacağınız tek şey ancak şiddetli azabımız olacak. Size kılıcımızın tadından ve namlumuzdan çıkan ateşten başka bir şey yoktur.” şeklinde yaptığı tarihi manifestonun gereğini yerine getiren Filistinli mücahitler, işgalci İsrail’e ağır zayiat verdirmeye devam ediyor.
Karadan tankları ve düşman askerlerini imha eden Filistinli direnişçiler, havadan ise İHA’ları avlıyor. Mücahitler, fırsat buldukça İsrail’in deniz üslerine baskın yapıyor. 5 aydır cephaneleri tükenmeyen ve personel kaybı vermeyen Filistinli mücahitler, direnişte geri adım atmıyor. Aylardır küçücük Gazze Şeridi’nde teknolojik imkanları da kullanan ve saldırı görüntüleriyle Siyonistlerin moral olarak çökerten mücahitlerin, internet kabiliyetinde ise henüz bir aksaklık bulunmuyor.
TANK MEZARLIĞINA DÖNDÜ
Kara saldırısını uzun bir süre erteleyen işgalci İsrail, Gazze’ye tanklarla giriş yaptığından beri ağır kayıplar veriyor. Yasin 105 roketleriyle yakın mesafeden vurulan İsrail ordusu, geride çok sayıda tank mezarlığı bıraktı.

SİYONİSTLER KORKUDAN ZIRHLI ARAÇLARDAN ÇIKAMIYORLAR
Sık sık Filistinli mücahitlerin pususuna düşen İsrail askerleri, tankların ve diğer zırhlı araçların içerisine saklanıyor.
TÜNELLERDEN ÇIKIP BASKIN VERİYORLAR
İşgalci İsrail ile cepheden çok sayıda çatışma görüntülerini yayınlayan Kassam Tugayları, tünellerden çıkarak sürpriz saldırılar düzenliyor.
Geçtiğimiz günlerde paylaşılan bir videoda ise mevcut tünelden yeni bir çıkış kapısı meydana getiren mücahitler, oradan çıkarak İsrail tankını vurduğu anları paylaştı. Gerçekleştirilen saldırı, mücahitlerin yeni yöntemlerle Siyonistleri bozguna uğrattığını gözler önüne serdi.
EVLERE GİZLENEN SİYONİSTLER KESKİN NİŞANCILARLA AVLANIYOR
Tahrip ettikleri evlere gizlenen Siyonist askerler, Filistinli direnişçiler tarafından tek tek vuruluyor.
HAVADAN DRON İLE GÖZETLENEN SİYONİSTLER HAVAN TOPLARIYLA VURULUYOR
Filistinli direnişçiler, dronları da aktif olarak kullanıyor. Düşman unsurların yerini tespit eden mücahitler, havan toplarını kullanarak nokta atışlarla işgalcileri hedef alıyor.
İHA’LAR DÜŞÜRÜLDÜ, KAYITLAR ELE GEÇİRİLDİ
İşgalci İsrail’in istihbarat için kullandığı insansız hava araçlarını düşüren Filistinli mücahitler, ele geçirdikleri İHA’lardan elde ettiği görüntüleri de kullanıyor.
PUSUYA ÇEKİLEREK DÜŞMAN UNSURLAR İMHA EDİLİYOR
Filistinli mücahitler, pusuya çekerek çok sayıda asker öldürmeyi başarıyor.
TOPRAK ALTI RAMPALARINDAN FÜZE YAĞIYOR
Kudüs Tugayları son videosunda yerin altında yerleştirdiği roket rampalarını yayınladı. Filistinli mücahitler, Siyonist İsrail’e karşı bu rampalardan roket saldırısı gerçekleştiriyor.
DEMİR KUBBE DELİK DEŞİK OLDU
7 Ekim’de 5 binin üzerinde roket fırlatan Filistinli mücahitler, Demir Kubbe’yi delik deşik etti.
ŞEHİTLERİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU SİVİL, MÜCAHİTLERİN DİRENCİ VE CEPHANESİ SAĞLAM
Dünyanın önde gelen gazetelerinden New York Times (NYT), ABD’li yetkililerin yaptığı açıklamalara dayanarak, Hamas’ın tünel ağının çoğunluğunun sağlam kaldığını açıkladı.
New York Times haberinde, İsrail’in öngörülebilir gelecekte grubun askeri kapasitesini ortadan kaldırma hedefine ulaşamayacağı belirtildi.
En az 5 bin Hamas savaşçısının hâlâ kuzey Gazze Şeridi’nde olduğu vurgulanan haberde, “Hamas savaşçıları, hâlâ kuzey Gazze’nin yer altı ve yer üstünde, İsrail birliklerine füze fırlatıp, birliklerine saldırı düzenleyecek seviyede aktif olarak varlık gösteriyor.” denildi.
Haberde ayrıca, İsrail rejiminin Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun, “Hamas’ı yok etme” hedefinin mevcut duruma göre “anlaşılması zor” olduğuna dikkat çekildi.