Atatürk’ün 1932’de yayınladığı ‘sokak köpeği’ genelgesi ortaya çıktı! Sorun işte böyle çözülmüş















Son dakika haberi: Sahipsiz hayvanlara yönelik düzenlemeler içeren Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. AK Parti ve MHP’nin kabul oylarıyla yasalaşan düzenlemeye, Yeniden Refah Partisi’nden hiçbir ismin destek vermemesi dikkat çekti. YRP’nin lideri Fatih Erbakan daha önce yaptığı açıklamada ilk işlerinin “köpek terörü”ne karşı karşı adım atmak olacağının sözünü vermişti.

DÜZENLEMEDEN ÖNE ÇIKANLAR
Rehabilite edilen köpekler sahiplendirilinceye kadar bakımevlerinde kalacak. İnsan ve hayvanların hayatını ve sağlığını tehlikeye atan ve tedavi edilemeyen ya da sahiplenilmesi yasak olan sokak hayvanlarına Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’ndaki 9. maddesindeki hükümler uygulanacak.
Belediyelere 31 Aralık 2028’e kadar hayvan bakımevleri kurmak için süre verildi. Bütçelerinde de bu konuya ayrılacak kaynak miktarı belediyelerde binde 5, büyükşehirlerde binde 3 olarak belirlendi.
Başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara teşvik veya Bakanlıkça uygun görülen miktarlarda mali destek sağlanacak.

YETKİLİLERE HAPİS, HAYVANLARINI TERK EDENLERE PARA CEZASI
Yükümlülüklerini yerine getirmeyen belediye yetkililerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecek, sahipli hayvanlarını terk edenlere yönelik idari para cezası 2 bin liradan 60 bin liraya çıkarılacak.
273 KABUL, 224 RET OYU
Düzenleme Meclis’te 224 ret oyuna karşı 273 kabul oyuyla kabul edildi.
Kabul oyunu AK Parti’den 244, MHP’den ise 29 milletvekili verdi.
| KABUL | RET | ÇEKİMSER | KATILMADI | |
| AK PARTİ | 244 | – | – | 20 |
| MHP | 29 | – | – | 21 |
| Y. REFAH | – | – | – | 4 |
| HÜDA-PAR | – | – | – | 4 |
| DSP | – | – | – | 1 |
| CHP | – | 123 | – | 4 |
| DEM PARTİ | – | 35 | – | 22 |
| İYİ PARTİ | – | 26 | – | 6 |
| SAADET | – | 18 | – | 2 |
| DEVA | – | 12 | 1 | 2 |
| TİP | – | 3 | – | – |
| DEMOKRAT P. | – | 2 | – | 1 |
| DBP | – | – | – | 2 |
| EMEP | – | 2 | – | – |
| BAĞIMSIZ | – | 3 | – | 6 |
| TOPLAM | 273 | 224 | 1 | 95 |
YENİDEN REFAH’TAN HİÇBİR VEKİL OYLAMAYA KATILMADI
Yeniden Refah Partisi, HÜDA PAR, DSP ve DBP ise oylamaya katılmadı. YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan daha önce yaptığı açıklamada, sahipsiz hayvanlarla mücadele konusunda destek sözü vermişti. Erbakan’ın partisinden hiçbir milletvekilinin katılmaması dikkati çekti.
FATİH ERBAKAN, “KÖPEK TERÖRÜ”NE KARŞI SÖZ VERMİŞTİ
7 Aralık 2023’te sosyal medyadan paylaşım yapan Erbakan, “Başıboş Köpek Terörü milletimizin canına tak etmiştir. 31 Mart itibariyle Yeniden Refah Belediyeciliğinde atacağımız ilk adım, sokaklardaki başıboş köpekleri toplamak olacaktır” demişti.

10 SORUDA YENİ DÜZENLEME
Sahipsiz hayvanlara ilişkin kanun teklifiyle ilgili merak edilen 10 soru ve yanıtları şöyle:
1- Sahipsiz hayvanlar nereye götürülecek?
Sahipsiz hayvanlar ilgili belediyeler tarafından hayvan bakımevine götürülecek, rehabilite edilen köpekler sahiplendirilinceye kadar bu yerlerde barındırılacak.
2- Belediyelere sahipsiz köpeklerin toplanması ve barınaklara alınması konusunda hangi yükümlülükler getiriliyor?
Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla işbirliği içerisinde, sahipsiz hayvanların sahiplendirilinceye kadar bakılmaları için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlayacak, eğitim çalışmaları yapacak.
Hayvan bakımevlerine alınan hayvanlardan rehabilite edilen köpekler sahiplendirilinceye kadar bu yerlerde barındırılacak. Doğru ve güncel veri sağlanabilmesi amacıyla hayvan bakımevlerine alınan hayvanlar Tarım ve Orman Bakanlığı veri sistemine kaydedilecek.
Yerel yönetimler sahipsiz köpeklere ilişkin yürüttüğü iş ve işlemlerde Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi kapsamında gerekli idari tedbirleri almaya yetkili olacak.
3- Hayvan bakımevleri ne zamana kadar kurulacak?
Belediyeler 31 Aralık 2028’e kadar hayvan bakımevlerini kuracak ve mevcut bakımevlerinin koşullarını iyileştirecek.
4- Yasada öngörülen sorumlulukların yerine getirilmemesi halinde hangi cezai müeyyideler uygulanacak?
Sahipli hayvanın sahibi tarafından terk edilmesi kabahatine ilişkin idari para cezası hayvan başına 2 bin liradan 60 bin liraya çıkarılacak.
Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanları bakımevi dışında bir yere terk eden veya bakımevinde barındırılan hayvanı bakımevi dışında bir yere bırakanlara ise hayvan başına 50 bin lira idari para cezası verilecek.
Belirtilen kaynağı ayırmayan belediye başkanı ve meclis üyeleri ile ayrılan kaynağı hayvan bakımevi kurmak, sahipsiz hayvanları toplamak, rehabilite etmek veya sahiplendirilinceye kadar bakmak için harcamayan veya bu kaynağı başka amaçlar için sarf eden belediye başkanı ve belediye yetkililerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecek.
5- Sahipsiz köpek sorununun çözümü için ihtiyaç duyulan finansman nasıl karşılanacak?
Belediyeler, 31 Aralık 2028’e kadar hayvan bakımevleri kurmak, rehabilitasyon işlemlerini gerçekleştirmek ve sahipsiz hayvanlara sahiplendirilinceye kadar bakmak için kesinleşmiş en son bütçe gelirlerinin binde 5’i oranında kaynak ayıracak. Bu oran, büyükşehir belediyelerinde binde 3 olarak uygulanacak.
Belediyelerce bu oranların üzerinde yapılan harcamaların yüzde 40’ı, Hazine ve Maliye Bakanlığınca belediyeye aktarılacak. Ayrılan ödenekler başka bir amaç için kullanılamayacak.
6- Hangi belediyeler bakımevi kurmakla yükümlü olacak?
Büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu 25 bini aşan belediyeler, sahipsiz veya güçten düşmüş ya da tehlike arz eden hayvanların korunması ve sahiplendirilinceye kadar bakımının yapılması ile rehabilitasyonunun sağlanması amacıyla hayvan bakımevleri kuracak.
7- Bakımevi olmayan bir yerde tespit edilen sahipsiz hayvan nereye götürülecek?
Hayvan bakımevi kurma zorunluluğu olmayan belediyeler ile il özel idareleri, sorumluluk alanındaki bu hayvanları en yakın hayvan bakımevine götürecek.
8- Sahipsiz köpeklere ötanazi uygulanacak mı?
Kanunla Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nda yer alan ötanazi uygulanması koşullarına atıf yapılıyor.
Buna göre, bakımevine alınan köpeklerden, insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlara, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun “Hayvanlara ötenazi yapmak yasaktır. Ancak, hayvanlara acı ve ıstırap çektiren veya iyileşme durumu bulunmayan hastalık durumlarında, akut bulaşıcı bir hayvan hastalığının önlenmesi ya da eradikasyonu amacıyla veya insan sağlığı için risk oluşturan durumlarda, davranışları insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen durumlarda veteriner hekim tarafından ötenazi yapılmasına karar verilebilir. Ötenazi işlemi veteriner hekim tarafından veya veteriner hekim gözetiminde yapılır.” hükümleri uygulanacak.
9- Düzenleme kapsamında hangi çalışmalara teşvik ve destek sağlanacak?
İnsan, hayvan ve çevre sağlığının korunması amacıyla bakımevleri, hastaneler ve ameliyathaneler kurmak; bunlara ilişkin ilaç, alet ve ekipmanları temin etmek ile bakımevlerinde bakım, rehabilitasyon ve sahiplendirme gibi faaliyetleri yürütmek için başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara teşvik veya Bakanlıkça uygun görülen miktarlarda mali destek sağlanacak.
10- Kedi köpek sahiplerinin ne yapması gerekiyor?
Kedi ve köpek sahipleri, hayvanlarını en geç 31 Aralık 2025’e kadar dijital kimliklendirme yöntemleriyle kayıt altına aldırmak zorunda olacak.

KANUNLA İNSAN, HAYVAN VE ÇEVRE SAĞLIĞI GÖZETİLECEK
Kanunla, Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişikliğe gidilerek, Kanun’un amaçlarına “insan, hayvan ve çevre sağlığı gözetilmek kaydıyla” ifadesi ekleniyor.
Sahipsiz hayvanlara ilişkin yürütülecek çalışmalarda, tereddüde mahal verilmemesi, kedi ve köpeklerin sahipli hayvan statüsüne alınabilmesi için Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı veri tabanına kaydedilmesi zorunluluğu bulunduğundan “sahipli hayvan” ve “sahipsiz hayvan” kavramları açık şekilde tanımlanacak.
HAYVAN BAKIMEVİNİN TANIMI DEĞİŞTİ
Uygulamada tereddüde mahal verilmemesi amacıyla ve Kanun’daki “yakala-kısırlaştır-sal” metodunun kaldırılması nedeniyle hayvan bakımevi tanımında uyum değişikliği yapılacak. Hayvan bakımevinin tanımı, “Bakanlıktan izin alınmak suretiyle kurulan ve hayvanların sahiplendirilinceye kadar barındırıldığı ve rehabilite edildiği bir tesis” şeklinde değiştirilecek.

HAYVAN SAHİPLENMEYE YASAL SORUMLULUK ŞARTI
Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların hayvan bakımevlerine toplanması ve buralarda rehabilite edilerek sahiplendirilinceye kadar bakılacak olması sebebiyle bakımevleri dışında bir hayvana bakmanın onun yasal sorumluluğunu alarak sahiplenilmesi suretiyle mümkün olabileceği ilkesi kabul edilecek. Kanun’un ilkeleri arasında yer alan “Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.” ifadesi yürürlükten kaldırılacak.
Hiçbir maddi kazanç ve menfaat amacı gütmeksizin, sadece insani ve vicdani sorumluluklarla, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanları sahiplenmek isteyen ve Kanun’da öngörülen koşulları taşıyan gerçek ve tüzel kişilerin teşviki ve bu kapsamda eş güdüm sağlanması esas olacak.

Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içerisinde, sahipsiz hayvanların sahiplendirilinceye kadar bakılmaları için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlayacak, eğitim çalışmaları yapacak.
Hayvan bakımevlerine alınan hayvanlardan rehabilite edilen köpekler sahiplendirilinceye kadar bu yerlerde barındırılacak. Doğru ve güncel veri sağlanabilmesi amacıyla hayvan bakımevlerine alınan hayvanlar Tarım ve Orman Bakanlığı veri sistemine kaydedilecek.
VETERİNER, İNSAN SAĞLIĞINA TEŞKİL EDEN HASTALIKLI HAYVANLARA ÖTENAZİ KARARINI VEREBİLİR
Bakımevine alınan köpeklerden insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlarına, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 9. maddesindeki “Hayvanlara ötenazi yapmak yasaktır. Ancak, hayvanlara acı ve ıstırap çektiren veya iyileşme durumu bulunmayan hastalık durumlarında, akut bulaşıcı bir hayvan hastalığının önlenmesi ya da eradikasyonu amacıyla veya insan sağlığı için risk oluşturan durumlarda, davranışları insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen durumlarda veteriner hekim tarafından ötenazi yapılmasına karar verilebilir. Ötenazi işlemi veteriner hekim tarafından veya veteriner hekim gözetiminde yapılır.” hükümleri uygulanacak.
Yerel yönetimler sahipsiz köpeklere ilişkin yürüttüğü iş ve işlemlerde Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi kapsamında gerekli idari tedbirleri almaya yetkili olacak.

Hayvanlara yapılacak müdahalenin sadece tıbbi gerekçelerle değil Kanunda yer alan diğer istisnai durumlarda da yapılabilmesine imkan sağlanacak.
SAHİPSİZ HAYVANLARI BAKIMEVİ DIŞINDA BİR YERE BIRAKMAK YASAKLANACAK
“Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanların bakımevi dışında bir yere terk edilmesi veya bakımevinde barındırılan köpeği bakımevi dışında bir yere bırakmak” fiilleri yasak kapsamına alınacak. Böylece sahipsiz hayvanların toplanması, hayvan bakımevlerine götürülmesi ve bu hayvanların sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevi bünyesinde bakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasının ve yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirmelerinin sağlanması amaçlanacak.
İl Hayvanları Koruma Kurulunun görevleri arasına, sahipsiz hayvanların korunmasına yönelik yürütülen çalışmaların yanı sıra insan, hayvan ve çevre sağlığını korumaya yönelik olarak sahipsiz hayvanlardan kaynaklı sorunları belirlemek ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri üretmek eklenecek.

KAMU KURUM VE KURULUŞLARA YAPILACAK DESTEK KAPSAMI GENİŞLETİLECEK
Düzenlemeyle başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara yapılacak desteğin kapsamı genişletilecek. Buna göre de insan, hayvan ve çevre sağlığının korunması amacıyla bakımevleri, hastaneler ve ameliyathaneler kurmak; bunlara ilişkin ilaç, alet ve ekipmanları temin etmek ile bakımevlerinde bakım, rehabilitasyon ve sahiplendirme gibi faaliyetleri yürütmek için başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara teşvik veya Bakanlıkça uygun görülen miktarlarda mali destek sağlanacak.
ÖDENEKLER BAŞKA BİR AMAÇ İÇİN KULLANILAMAYACAK
Hayvanları korumaya yönelik hükümlere aykırı hareket eden veya sahiplendiği hayvanların bakımını ciddi şekilde ihmal eden ya da onlara ağrı, acı veya zarar veren kişilerin denetimle yetkili merci tarafından hayvan bulundurması yasak olacak ve hayvanlarına el konulacak. Söz konusu hayvanlardan sahiplendirilme niteliği olanlar sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevinde barındırılacak.
Caydırıcılığın sağlanması amacıyla sahipli hayvanın sahibi tarafından terk edilmesi kabahatine ilişkin idari para cezası hayvan başına 2 bin liradan 60 bin liraya çıkarılacak. Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanları bakımevi dışında bir yere terk eden veya bakımevinde barındırılan hayvanı bakımevi dışında bir yere bırakanlara ise hayvan başına 50 bin lira idari para cezası verilecek.

Kanunla, sokakta bakıma ve korunmaya ihtiyacı olacak sahipsiz hayvan bulunmaması amaçlandığı için Hayvanları Koruma Kanunu’ndaki “yerel hayvan koruma görevlileri”ne ilişkin hüküm yürürlükten kaldırıldı.
25 BİNİ AŞAN BELEDİYEYE BAKIMEVİ ZORUNLULUĞU
Büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu 25 bini aşan belediyeler, sahipsiz veya güçten düşmüş ya da tehlike arz eden hayvanların korunması ve sahiplendirilinceye kadar bakımının yapılması ile rehabilitasyonunun sağlanması amacıyla hayvan bakımevleri kuracak. Belirtilen hayvanlar, ilgili belediyeler tarafından hayvan bakımevine götürülecek. Hayvan bakımevi kurma zorunluluğu olmayan belediyeler ile il özel idareleri, sorumluluk alanındaki bu hayvanları en yakın hayvan bakımevine götürecek.
BELEDİYE BAŞKANI VE YETKİLİLERİNE 6 AYDAN 2 YILA KADAR HAPİS CEZASI VERİLEBİLECEK
Belirtilen kaynağı ayırmayan belediye başkanı ve meclis üyeleri ile ayrılan kaynağı hayvan bakımevi kurmak, sahipsiz hayvanları toplamak, rehabilite etmek veya sahiplendirilinceye kadar bakmak için harcamayan veya bu kaynağı başka amaçlar için sarf eden belediye başkanı ve belediye yetkililerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecek.
Söz konusu belediyeler 31 Aralık 2028’e kadar belirtilen hayvan bakımevlerini kurmakla ve mevcut bakımevlerinin koşullarını iyileştirmekle yükümlü olacak.

Belediyeler, 31 Aralık 2028’e kadar hayvan bakımevleri kurmak, rehabilitasyon işlemlerini gerçekleştirmek ve sahipsiz hayvanlara sahiplendirilinceye kadar bakmak için kesinleşmiş en son bütçe gelirlerinin binde 5’i oranında kaynak ayıracak. Bu oran, büyükşehir belediyelerinde binde 3 olarak uygulanacak.
Belediyelerce bu oranların üzerinde yapılan harcamaların yüzde 40’ı, Hazine ve Maliye Bakanlığınca belediyeye aktarılacak. Aktarılacak tutar hiçbir şekilde maddedeki oranların yüzde 40’ını geçemeyecek. Ayrılan ödenekler başka bir amaç için kullanılamayacak.
Kedi ve köpek sahipleri, hayvanlarını en geç 31 Aralık 2025’e kadar dijital kimliklendirme yöntemleriyle kayıt altına aldırmak zorunda olacak.
‘ÖLDÜRME YOK, SAHİPLENME, TEŞVİK VAR’
Teklifin görüşmeleri sırasında söz alan AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, bazı milletvekillerinin “medeni dünya”, “bilimsel görüş” söylemlerini kullandığını ifade etti.
ABD’de, İngiltere’de sahiplenilmeyen hayvanlara ötanazi yapıldığını belirten Güler, muhalefet milletvekillerinin “Bu kanun, öldürme kanunu” dediğini aktararak, “Bu kanunda öldürme yok, sahiplenme var, teşvik var.” dedi. Güler, şunları kaydetti:
“Dünya Sağlık Örgütü raporlarını okuduk. Tarım ve Orman ile Sağlık bakanlıklarımızın raporlarını okuduk. Grup Başkanvekilimiz Bahadır Yenişehirlioğlu başkanlığında akademisyenleri, sanatçıları, hayvanseverleri, mağdur aileleri, evladı, kızı vefat edenleri dinledik. Bu ölçüler ışığında teklifi hazırladık. Teklifin hayırlar getirmesini diliyorum. Belediye başkanlarımıza güçlü destek veriyoruz. Barınakları kurun. Kısırlaştırma seferberliği yapalım, aşılayalım. Vicdanlarınıza sesleniyorum, barınakları kurun.”

Kanun teklifinin görüşmelerinin son bölümünü CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tulay Hatımoğulları Oruç da izledi.
TBMM Başkanvekili Celal Adan, teklifin oylanmasından önce yaptığı konuşmada, Meclisin 1 Ekim’e kadar tatile gireceğini belirtti. 28. Yasama Dönemi 2. Yasama Yılı’nda Meclis’te çok sayıda önemli düzenleme yapıldığını ifade eden Adan, ayrıca TBMM’nin bu süreçte milletin sesini dünya kamuoyuna duyurduğunu vurguladı.
Teklifin yasalaşmasının ardından, TBMM Genel Kurulu tatile girdi.
TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşimi, 1 Ekim Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere kapattı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kendilerine verilen hayvan desteğiyle üretime devam eden ve yeniden sürü sahibi olan besiciler, devlet desteğiyle besiciliğe devam ediyor. 6 Şubat 2023’te yaşanan depremlerde İslahiye’nin kırsal Ağabey Mahallesi’ndeki evleri yıkılan ve ailesiyle enkaz altında kalan 48 yaşındaki Sultan Aslan’ın yaklaşık 300 küçükbaş hayvanı da ahırın yıkılması sonucu telef oldu.
Geçimini hayvancılıkla sağlayan Sultan Aslan’a Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından telef olan 300 küçükbaş hayvanının yerine bedelsiz hayvan desteği verildi.
Depremlerde hayvanları telef olan Sultan Aslan’a küçükbaş hayvanları Gaziantep Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile İslahiye Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından teslim edildi. Devlet tarafından verilen hayvan desteği sonrası besiciliğe devam eden Sultan Aslan, 300 küçükbaş hayvanının yeni doğumlarla 450’ye yükseldiğini söyledi.
Geçen yıl 6 Şubat’ta meydana gelen 7,6 büyüklüğündeki depremlerde telef olan hayvanlarının yerine damızlık olarak dağıtılan hayvanların ilk kuzu ve oğlaklarını kucağına almaya başladığını belirten Aslan, desteklerinden dolayı Tarım ve Orman Bakanlığına teşekkür etti.
Deprem günü yaşadığı zorlukları anlatan Aslan, hayvanlarının büyük bölümünün ahırın yıkılması sonucu kaybettiğini ve telef olan hayvanlarını depremden iki gün sonra enkazdan çıkarabildiğini söyledi.
“TELEF OLAN HAYVANLARIMIZIN SESİ BİR HAFTA BOYUNCA KULAKLARIMIZDAN ÇIKMADI”
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından depremde telef olan hayvanlarının yerine yenilerinin verildiğini belirten Aslan, “Devletimizden Allah razı olsun. Telef olan hayvan kadar tekrar bana ücretsiz hayvan hibe ettiler. Rabbim o günü bir daha kimseye göstermesin ve yaşadıklarımızı da kimseye yaşatmasın. Çünkü o gün gerçekten çok zordu. Telef olan hayvanlarımızın sesi bir hafta boyunca kulaklarımızdan hiç çıkmadı. Enkaz altında kalan hayvanlarımızı saatlerce enkaz altından çıkaramadık. Hayvanlarımız bağıra bağıra telef oldu” dedi.
“DEVLETİN VERDİĞİ DESTEKLE AYAKTA DURUYORUZ”
Depremin ardından Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteğiyle telef olan hayvanlarının yerine yenisinin verildiğini belirten Aslan, “Devlet destek vermeseydi biz bitmiştik, hiçbir şeyimiz kalmamıştı. Allah razı olsun devletimizin verdiği desteklerle tekrar sürü sahibi olduk ve ayakta durabildik. Biraz koyunlarımız kalmıştı ama devletimizden Allah razı olsun bize büyük destek çıktı. Telef olan 295 hayvanımın yerine tekrar 295 adet hayvan verdi. Devletin bana vermiş olduğu destek sayesinde yine besiciliğe devam ediyorum. Devlet destek vermeseydi tekrar besicilik yapamazdık” şeklinde konuştu.
Hayvancılığı çok sevdiğini anlatan Aslan, “Eşim de bana yardım ediyor ama hayvanlarla daha çok ben ilgileniyorum. Yem vermeden süt sağımına ve ahırı temizlemeye kadar tamamen hayvanlarla daha çok ben ilgileniyorum. Çünkü hayvancılığı çok seviyorum” diye konuştu.
Sahipsiz hayvanlara ilişkin yürütülecek çalışmalarda, tereddüde mahal verilmemesi, kedi ve köpeklerin sahipli hayvan statüsüne alınabilmesi için Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı veri tabanına kaydedilmesi zorunluluğu bulunduğundan “sahipli hayvan” ve “sahipsiz hayvan” kavramları açık şekilde tanımlanacak.
HAYVAN BAKIMEVİNİN TANIMI DEĞİŞİYOR
AA’nın haberine göre; uygulamada tereddüde mahal verilmemesi amacıyla ve Kanun’daki “yakala-kısırlaştır-sal” metodunun kaldırılması nedeniyle hayvan bakımevi tanımında uyum değişikliği yapılacak. Hayvan bakımevinin tanımı, “Bakanlıktan izin alınmak suretiyle kurulan ve hayvanların sahiplendirilinceye kadar barındırıldığı ve rehabilite edildiği bir tesis” şeklinde değiştirilecek.

Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların hayvan bakımevlerine toplanması ve buralarda rehabilite edilerek sahiplendirilinceye kadar bakılacak olması sebebiyle bakımevleri dışında bir hayvana bakmanın onun yasal sorumluluğunu alarak sahiplenilmesi suretiyle mümkün olabileceği ilkesi kabul edilecek. Kanun’un ilkeleri arasında yer alan “Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.” ifadesi yürürlükten kaldırılacak.
YEREL YÖNETİMLER EĞİTİM ÇALIŞMASI YAPACAK
Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içerisinde, sahipsiz hayvanların sahiplendirilinceye kadar bakılmaları için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlayacak, eğitim çalışmaları yapacak.
Hayvan bakımevlerine alınan hayvanlardan rehabilite edilen köpekler sahiplendirilinceye kadar bu yerlerde barındırılacak. Doğru ve güncel veri sağlanabilmesi amacıyla hayvan bakımevlerine alınan hayvanlar Tarım ve Orman Bakanlığı veri sistemine kaydedilecek.
ÖTENAZİ İLE İLGİLİ MADDE
Bakımevine alınan köpeklerden insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlarına, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 9. maddesindeki “Hayvanlara ötenazi yapmak yasaktır. Ancak, hayvanlara acı ve ıstırap çektiren veya iyileşme durumu bulunmayan hastalık durumlarında, akut bulaşıcı bir hayvan hastalığının önlenmesi ya da eradikasyonu amacıyla veya insan sağlığı için risk oluşturan durumlarda, davranışları insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen durumlarda veteriner hekim tarafından ötenazi yapılmasına karar verilebilir. Ötenazi işlemi veteriner hekim tarafından veya veteriner hekim gözetiminde yapılır.” hükümleri uygulanacak.
Yerel yönetimler sahipsiz köpeklere ilişkin yürüttüğü iş ve işlemlerde Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi kapsamında gerekli idari tedbirleri almaya yetkili olacak.
“Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanların bakımevi dışında bir yere terk edilmesi veya bakımevinde barındırılan köpeği bakımevi dışında bir yere bırakmak” fiilleri yasak kapsamına alınacak. Böylece sahipsiz hayvanların toplanması, hayvan bakımevlerine götürülmesi ve bu hayvanların sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevi bünyesinde bakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasının ve yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirmelerinin sağlanması amaçlanacak.
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, teklifin 5’inci maddesinin kabul edilmesinin ardından birleşime ara verdi. Aranın ardından Komisyonun yerini almaması üzerine Bozdağ, birleşimi saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.
Sahipsiz hayvanlara ilişkin yürütülecek çalışmalarda, tereddüde mahal verilmemesi, kedi ve köpeklerin sahipli hayvan statüsüne alınabilmesi için Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı veri tabanına kaydedilmesi zorunluluğu bulunduğundan “sahipli hayvan” ve “sahipsiz hayvan” kavramları açık şekilde tanımlanacak.

Uygulamada tereddüde mahal verilmemesi amacıyla ve Kanun’daki “yakala-kısırlaştır-sal” metodunun kaldırılması nedeniyle hayvan bakımevi tanımında uyum değişikliği yapılacak. Hayvan bakımevinin tanımı, “Bakanlıktan izin alınmak suretiyle kurulan ve hayvanların sahiplendirilinceye kadar barındırıldığı ve rehabilite edildiği bir tesis” şeklinde değiştirilecek.
Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların hayvan bakımevlerine toplanması ve buralarda rehabilite edilerek sahiplendirilinceye kadar bakılacak olması sebebiyle bakımevleri dışında bir hayvana bakmanın onun yasal sorumluluğunu alarak sahiplenilmesi suretiyle mümkün olabileceği ilkesi kabul edilecek. Kanun’un ilkeleri arasında yer alan “Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.” ifadesi yürürlükten kaldırılacak.
Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içerisinde, sahipsiz hayvanların sahiplendirilinceye kadar bakılmaları için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlayacak, eğitim çalışmaları yapacak.

Hayvan bakımevlerine alınan hayvanlardan rehabilite edilen köpekler sahiplendirilinceye kadar bu yerlerde barındırılacak. Doğru ve güncel veri sağlanabilmesi amacıyla hayvan bakımevlerine alınan hayvanlar Tarım ve Orman Bakanlığı veri sistemine kaydedilecek.
Bakımevine alınan köpeklerden insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlarına, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 9. maddesindeki “Hayvanlara ötenazi yapmak yasaktır. Ancak, hayvanlara acı ve ıstırap çektiren veya iyileşme durumu bulunmayan hastalık durumlarında, akut bulaşıcı bir hayvan hastalığının önlenmesi ya da eradikasyonu amacıyla veya insan sağlığı için risk oluşturan durumlarda, davranışları insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen durumlarda veteriner hekim tarafından ötenazi yapılmasına karar verilebilir. Ötenazi işlemi veteriner hekim tarafından veya veteriner hekim gözetiminde yapılır.” hükümleri uygulanacak.
YEREL YÖNETİMLER YETKİLİ OLACAK
Yerel yönetimler sahipsiz köpeklere ilişkin yürüttüğü iş ve işlemlerde Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi kapsamında gerekli idari tedbirleri almaya yetkili olacak.
“Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanların bakımevi dışında bir yere terk edilmesi veya bakımevinde barındırılan köpeği bakımevi dışında bir yere bırakmak” fiilleri yasak kapsamına alınacak. Böylece sahipsiz hayvanların toplanması, hayvan bakımevlerine götürülmesi ve bu hayvanların sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevi bünyesinde bakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasının ve yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirmelerinin sağlanması amaçlanacak.
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, teklifin 5’inci maddesinin kabul edilmesinin ardından birleşime ara verdi. Aranın ardından Komisyonun yerini almaması üzerine Bozdağ, birleşimi saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.
]]>Yumaklı, “Yakala kısırlaştır sal modeli kanun içine konulmuş. Bu modelin uygulanabilirliği istenilen düzeyde olmamış. Hayvanların sahiplendirilmesi için yoğun kampanya yapılsın. Köpekler önce sokaktan çekilip sonra rehabilite edilecek.” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Yumaklı, AA Editör Masası toplantısında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Bakan Yumaklı, açıklamasında şunları kaydetti;
(Başıboş sokak köpekleri düzenlemesi) Bu alanda 2004 ve 2021’de düzenlemeler yapılmış. Bu düzenlemelerin temel sebebi o dönemlerde ortaya çıkan sorunları çözmek amacıyla. Temel olarak da şunu söyleyebiliriz. Evcil hayvanların mal statüsünden can statüsüne taşınması, dönüştürülmesi bu düzenlemeler sayesinde olmuş. 2021 yılındaki düzenlemenin temel gerekçesi o dönemde hayvanlara yapılan işkenceler çok gündemdeydi. O süreçte o sorunu çözmek üzere buradaki düzenlemeler gerçekleştirilmiş.

Bu düzenlemeleri yaparken yakala, kısırlaştır, sal modeli kanuni düzenlemenin içerisine konulmuş. Tabii geçen süreç içerisinde bu modelin uygulanabilirliği maalesef istenilen düzeyde olmamış ve popülasyon kontrol altına alınamamış. Herkesin artık kabul ettiği diye baştan söylediğim husus şu. Artık herkes kabul ediyor ki, bu popülasyonun artması sebebiyle artık sosyal hayatın farklı şekillerde ve olumsuz bir biçimde etkilenmesi söz konusu.

Hepimizin çok yakından gördüğü, bildiği ve özellikle bizleri derinden yaralayan birçok olaya da şahit olduk. Biz bu sorunu çözmek için bakanlık olarak bizim koordinasyonumuzda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı hep birlikte bir çaba başlattık. Bazı bakanlıklar dönem dönem girdiler bu çalışmanın içerisine. Ve bu teknik konuları çalıştık. Daha sonra AK Parti Grubu bizim teknik çalışmamızı ve toplumun diğer kesimlerini dinledi ve bu yasal düzenleme konusunu meclisin gündemine getirdi.
“4 MİLYON CİVARINDA BAŞIBOŞ KÖPEK OLDUĞUNU TAHMİN EDİYORUZ”
Burada şu hususun özellikle altını çizmek istiyorum. Sorun, bu hayvanların sahipsiz olma sorunudur. Sahipsizlik, sorumsuzluğu getirmektedir. Yani dolayısıyla buradaki temel bakış açımız ilk başlangıçta toplumsal hayatı etkileyen hususların elimine edilmesi ve sahiplendirme, daha sonra da popülasyonun kontrol altına alınması için kısırlaştırma, rehabilitasyon ve diğer hususlardı. Yaklaşık 4 milyon civarında bir hayvan olduğunu, başıboş köpek olduğunu tahmin ediyoruz. Neden bunu bu şekilde söylüyorum? Çünkü sürekli yer değiştiren, tam sayamadığımız, hiçbir yerel yönetimin bize net rakam veremediği bir ortamda elimizdeki verilerden hareketle bunu tahmin ettik.
“BUGÜNLERİ MUMLA ARAR HALE GELEBİLİRİZ”
Bu köpeklerin yılda bir, iki kez yavrulayabiliyor olması, her batında 6-8 hayvan, yavru meydana gelmiş olması. Bunlardan bir bölümü elbette yaşamına devam edemiyor ama, ben buradaki artış hızını herkesin kendi hesaplamasına bırakayım. Belli bir rakam söylemeye gerek yok burada. 4 milyonun üzerine eğer kontrol altına alınmazsa, bu artış hızıyla, senede iki kez doğum, her batında 6-8 yavru nereye gideceğini ben herkesin kendi hesaplamasına bırakmak istiyorum. Hiçbir şeye dokunmazsak, bu şekilde devam edilirse, karşılaşacağımız o kadar çok problem olacak ki zaten bugünü herhalde, mumla arar hale gelebiliriz.
“DÜZENLEMEYE UYMAYAN BELEDİYELER İÇİN HAPİS CEZASI ÖNGÖRÜLÜYOR”
Bu hayvanların sokaklarda başıboş olmasının, sahipsiz ve sorumsuz bir şekilde, sorumlusu olmayan bir şekilde yaşamına devam etmesinin getireceği, bugün itibarıyla getirdiği ve ileride getireceği sorunları herhalde herkes kabul ediyor artık. Bunun çözümü, sokaklardan bu hayvanların, evvela evvel emirde çekilmesidir. Bu konuda sorumluluğu olan tüm kurumlar, vazifelerini yerine getirecek, bu kadar basit. Yerel yönetimler, belediyeler. Ben sokaklardaki köpeklere dokunmayacağım. Onları toplayacağım şeklinde bir yaklaşım içinde olabilirler mi bu kanun çıktıktan sonra ve yaptırımı ne olacak? Olamazlar çünkü bu konuda kanun görevlerini yerine getirmeyen zaten kamu görevlileri için hali hazırda mevcut da yasal düzenlemeler de var. Ama burada tekrar belirtiliyor bu. 6 aydan 2 yıla kadar bu görevlerini yerine getirmeyenlere hapis cezası öngörülüyor.
Şunu bir kez daha söyleyelim; Sorun sokaklarda sahipsiz, başıboş köpeklerin olması sorunudur. Toplumsal hayatı etkilemektedir. Bunun çözümü sokaklardan, toplumsal hayattan bu hayvanların çekilmesidir. Ondan sonraki süreçte bunların rehabilite edilmesi, kısırlaştırılması, sahiplendirilmesi, sahiplendirilmeyenlerin de, barınaklarda, bakım evlerinde bakılmasıdır. Özellikle gündeme, maalesef hepsinin toplu bir imhası diye vurgulanan konu da söylendiği gibi değil. Burada, saldırgan artık işte o tariflendi, yasada da tariflenmiş vaziyette. Önce hali hazırda mevcut veteriner kanununa da atıf yapılıyor. Orada hangi hayvanların, hangi şartlarda, nasıl ötenazi yapılabileceğine dair de zaten kriterler belli. Bu vardı zaten. Bu yerine getirilmiyordu. Tekraren bu kanunda ona atıf yaparak, sorumluların, ilgililerin, bu vazifelerini yerine getirmeleri sağlanıyor.
]]>Anadolu Ajansı’nda Editör Masası programına konuk olan Bakan Yumaklı, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
Bu alanda 2004 ve 2021’de düzenlemeler yapılmış. Temel sebebi o dönemlerdeki sorunları çözmek amacı ile yapılmış. Evcil hayvanların mal statüsünden can statüsüne dönüştürülmesi bu düzenlemeler ile olmuş. 2021’deki düzenlemenin temel gerekçesi işkenceleri çözmek için bu gerçekleşmiş. Yakala kısırlaştır sal modeli kanun içine konulmuş. Bu modelin uygulanabilirliği istenilen düzeyde olmamış. Herkesin kabul ettiği şu; bu popülasyonun artması ile sosyal hayatın farklı şekillerde etkilenmesi söz konusu. Hepimizin yakından gördüğü, bildiği, bizleri derinden yaralayan olaylara şahit olduk. Diğer bakanlıklarla çalışma başlattık. Daha sonra AK Parti grubu teknik çalışmamızı dinledi ve bu yasal düzenleme konusu meclis gündemine getirildi.
“4 MİLYON SAHİPSİZ HAYVAN VAR”
Sorun; bu hayvanların sahipsiz olma sorunudur. Toplumsal hayatı etkileyen olumsuzlukların elimine edilmesi ve kısırlaştırılacak. Hiçbir yerel yönetimin bize rakam veremediği ortamlarda bunu tahmin ettik. 4 milyonun üzerinde artış kontrol altına alınmazsa bunun nereye gideceğini herkes hesaplamalı. Bu şekilde devam edilirse çok problem olacak. Bu günü mumla arayabiliriz.
UYUTMA TARTIŞMALARI
Bu yasanın bir katliam yasası olarak söyleniyor olması anlam veremediğimiz bir husus. Bunu hazırlarken sorunu çözmeye odaklandık. Bu yasa geçtikten sonra sokaklarda hayvan görmeyeceğiz. Hayvanların sahiplendirilmesi için yoğun kampanya yapılsın.
“GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEYENE HAPİS CEZASI VAR”
Bu konuda sorumluluğu olan tüm kurumlar görevini yerine getirecek. Kanunda görevini yerine getirmeyenler için hapis cezası var.
ÖTANAZİ İFADESİ
Ötanazi kelimesini kullandığınızda sokaklardan tüm hayvanlar toplanıp öldürülecek gibi olmayan bir şeyi sürekli tekrar ettiler. Bu doğru değil. Ne öneri ne de çalışma oldu. Köpekler önce sokaktan çekilip sonra rehabilite edilecek. Bakım evlerine götürülerek, bunların sahiplendirilmesinin sağlanması ve sahiplendirilmeyenlerin bakım evlerinde tutulması söz konusu. Hayati tehlike arz edenler, hastalık taşıyanlar olabilir. Bu veteriner hizmetler kanununda böyle durumla karşılaşılırsa veteriner onayı ile bu hayvanlara ötanazi uygulanabilir. Kanuna bu şekilde yazılmıştı ve speküle edildi. Yanlış anlamaya mahal vermemek için vekillerimiz yeniden öneri vererek bunun değişmesini sağladı.
Bu konunun bu kadar ajite edilmesindeki amaç bu hayvanların tekrar sokaklara bırakılması.
EVLADINI KAYBEDEN ANNEYE MUHALİF VEKİLİN TEPKİSİ
Buna bir bakan olarak değil bir baba olarak bakıyorum. Hangimiz bir başkasının acısı üzerinden kendi ideoloji durumu için gayret sarf eder? Bunun ne insani tarafı ne de inanç tarafı var. Bir tarafta vatandaşın sorununu çözmek için gayret sarf ederken, insanların acısını dindirmeye çalışırken kendimizi bundan zarar görmüş insanların yerine koyalım. Hiçbir kelime buradaki hususun garipliğini tarif edemez. Bizim insanımız ne ara bu hale geldi, şaşırmamak elde değil. Ne olur, ne elde edeceğiz de o insanların acısını yok sayıp hakarete varan kelimeler kullanıyoruz. Bu kadar ileri gidilmesinin nedeni ideolojik. Hükümetin bu çabalarını tersine çevirmek için ne gerekiyorsa yapmanın sonucu. Köpekleri toplamayın, katliam yasası çıkmasın… İyi de sorun zaten o. Başka beyanatlar verenler de var. Hükümetimiz bu konuda kararlı. Meclis’imiz gereğini yapıyor. İnsanımızı mağdur eden bu husus çözülecek.
]]>Teklifle, Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişikliğe gidilecek. Buna göre, Kanun’un amaçlarına “insan, hayvan ve çevre sağlığı gözetilmek kaydıyla” ifadesi eklenecek.
Sahipsiz hayvanlara ilişkin yürütülecek çalışmalarda, tereddüde mahal verilmemesi, kedi ve köpeklerin sahipli hayvan statüsüne alınabilmesi için Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı veri tabanına kaydedilmesi zorunluluğu bulunduğundan “sahipli hayvan” ve “sahipsiz hayvan” kavramları açık bir şekilde tanımlanacak.
Uygulamada tereddüde mahal verilmemesi amacıyla ve Kanun’daki “yakala-kısırlaştır-sal” metodunun kaldırılması nedeniyle hayvan bakımevi tanımında uyum değişikliği yapılacak. Hayvan bakımevinin tanımı, “Bakanlıktan izin alınmak suretiyle kurulan ve hayvanların sahiplendirilinceye kadar barındırıldığı ve rehabilite edildiği bir tesis” şeklinde değiştirilecek.
Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların hayvan bakımevlerine toplanması ve buralarda rehabilite edilerek sahiplendirilinceye kadar bakılacak olması sebebiyle bakımevleri dışında bir hayvana bakmanın onun yasal sorumluluğunu alarak sahiplenilmesi suretiyle mümkün olabileceği ilkesi kabul edilecek. Kanun’un ilkeleri arasında yer alan “Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.” ifadesi yürürlükten kaldırılacak.
Hiçbir maddi kazanç ve menfaat amacı gütmeksizin, sadece insani ve vicdani sorumluluklarla, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanları sahiplenmek isteyen ve Kanun’da öngörülen koşulları taşıyan gerçek ve tüzel kişilerin teşviki ve bu kapsamda eş güdüm sağlanması esas olacak.
Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içerisinde, sahipsiz hayvanların sahiplendirilinceye kadar bakılmaları için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlayacak, eğitim çalışmaları yapacak.
Hayvan bakımevlerine alınan hayvanlardan rehabilite edilen köpekler sahiplendirilinceye kadar bu yerlerde barındırılacak. Doğru ve güncel veri sağlanabilmesi amacıyla hayvan bakımevlerine alınan hayvanlar Tarım ve Orman Bakanlığı veri sistemine kaydedilecek.

ÖTENAZİ YASAKLANDI
Bakımevine alınan köpeklerden insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlarına, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 9. maddesindeki “Hayvanlara ötenazi yapmak yasaktır. Ancak, hayvanlara acı ve ıstırap çektiren veya iyileşme durumu bulunmayan hastalık durumlarında, akut bulaşıcı bir hayvan hastalığının önlenmesi ya da eradikasyonu amacıyla veya insan sağlığı için risk oluşturan durumlarda, davranışları insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen durumlarda veteriner hekim tarafından ötenazi yapılmasına karar verilebilir. Ötenazi işlemi veteriner hekim tarafından veya veteriner hekim gözetiminde yapılır.” hükümleri uygulanacak.
Yerel yönetimler sahipsiz köpeklere ilişkin yürüttüğü iş ve işlemlerde Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi kapsamında gerekli idari tedbirleri almaya yetkili olacak.
Hayvanlara yapılacak müdahalenin sadece tıbbi gerekçelerle değil Kanunda yer alan diğer istisnai durumlarda da yapılabilmesine imkan sağlanacak.
“Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanların bakımevi dışında bir yere terk edilmesi veya bakımevinde barındırılan köpeği bakımevi dışında bir yere bırakmak” fiilleri yasak kapsamına alınacak. Böylece sahipsiz hayvanların toplanması, hayvan bakımevlerine götürülmesi ve bu hayvanların sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevi bünyesinde bakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasının ve yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirmelerinin sağlanması amaçlanacak.
İl Hayvanları Koruma Kurulunun görevleri arasına, sahipsiz hayvanların korunmasına yönelik yürütülen çalışmaların yanı sıra insan, hayvan ve çevre sağlığını korumaya yönelik olarak sahipsiz hayvanlardan kaynaklı sorunları belirlemek ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri üretmek eklenecek.
Düzenlemeyle başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara yapılacak desteğin kapsamı genişletilecek. Buna göre de insan, hayvan ve çevre sağlığının korunması amacıyla bakımevleri, hastaneler ve ameliyathaneler kurmak; bunlara ilişkin ilaç, alet ve ekipmanları temin etmek ile bakımevlerinde bakım, rehabilitasyon ve sahiplendirme gibi faaliyetleri yürütmek için başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara teşvik veya Bakanlıkça uygun görülen miktarlarda mali destek sağlanacak.
ÖDENEKLER BAŞKA BİR AMAÇ İÇİN KULLANILAMAYACAK
Hayvanları korumaya yönelik hükümlere aykırı hareket eden veya sahiplendiği hayvanların bakımını ciddi şekilde ihmal eden ya da onlara ağrı, acı veya zarar veren kişilerin denetimle yetkili merci tarafından hayvan bulundurması yasak olacak ve hayvanlarına el konulacak. Söz konusu hayvanlardan sahiplendirilme niteliği olanlar sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevinde barındırılacak.
Caydırıcılığın sağlanması amacıyla sahipli hayvanın sahibi tarafından terk edilmesi kabahatine ilişkin idari para cezası hayvan başına 2 bin liradan 60 bin liraya çıkarılacak. Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanları bakımevi dışında bir yere terk eden veya bakımevinde barındırılan hayvanı bakımevi dışında bir yere bırakanlara ise hayvan başına 50 bin lira idari para cezası verilecek.
Büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu 25 bini aşan belediyeler, sahipsiz veya güçten düşmüş ya da tehlike arz eden hayvanların korunması ve sahiplendirilinceye kadar bakımının yapılması ile rehabilitasyonunun sağlanması amacıyla hayvan bakımevleri kuracak. Belirtilen hayvanlar, ilgili belediyeler tarafından hayvan bakımevine götürülecek. Hayvan bakımevi kurma zorunluluğu olmayan belediyeler ile il özel idareleri, sorumluluk alanındaki bu hayvanları en yakın hayvan bakımevine götürecek.
Belirtilen kaynağı ayırmayan belediye başkanı ve meclis üyeleri ile ayrılan kaynağı hayvan bakımevi kurmak, sahipsiz hayvanları toplamak, rehabilite etmek veya sahiplendirilinceye kadar bakmak için harcamayan veya bu kaynağı başka amaçlar için sarf eden belediye başkanı ve belediye yetkililerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecek.
Söz konusu belediyeler 31 Aralık 2028’e kadar belirtilen hayvan bakımevlerini kurmakla ve mevcut bakımevlerinin koşullarını iyileştirmekle yükümlü olacak.
Belediyeler, 31 Aralık 2028’e kadar hayvan bakımevleri kurmak, rehabilitasyon işlemlerini gerçekleştirmek ve sahipsiz hayvanlara sahiplendirilinceye kadar bakmak için kesinleşmiş en son bütçe gelirlerinin binde 5’i oranında kaynak ayıracak. Bu oran, büyükşehir belediyelerinde binde 3 olarak uygulanacak. Ayrılan ödenekler başka bir amaç için kullanılamayacak.
Kedi ve köpek sahipleri, hayvanlarını en geç 31 Aralık 2025’e kadar dijital kimliklendirme yöntemleriyle kayıt altına aldırmak zorunda olacak.
Teklifle, sokakta bakıma ve korunmaya ihtiyacı olacak sahipsiz hayvan bulunmaması amaçlandığı için Hayvanları Koruma Kanunu’ndaki “yerel hayvan koruma görevlileri”ne ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılacak.
Muhalefet milletvekilleri teklifin kabul edilmesine tepki gösterdi.
Raporda, köpek popülasyonunun doğrusal değil üstel olarak arttığı, her doğan yavrunun yaşadığı varsayımıyla bir bölgedeki dişi ve erkek köpeğin bir yıl sonunda 16 yavrusu olduğu ve rakamın yıllara vurulduğunda popülasyonun katlanarak arttığı kaydediliyor.

KÖPEK SALDIRILARI NEDENİYLE SON 2 YILDA 107 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ
Raporda, son 2 yılda Türkiye’de 50’si çocuk, 107 kişinin köpek saldırılarında hayatını kaybettiği ifade ediliyor.
Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü verilerine göre de Türkiye’de kuduz riskli temas sayısı 2023’te 438 bine ulaştı. Özellikle köpek dışkısından bulaşan ve çok ağır cerrahi maliyetleri olan “kist hidatik” hastalığı 2005-2019 arasında 8,8 kat arttı.
Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) yayımladığı “Kuduz Riskli Temasın Yüksek Olduğu Ülkeler” ve “Kist Hidatik Tehlikesinin Yüksek Olduğu Ülkeler” haritasında “yüksek tehlike” kategorisinde yer alıyor.
ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, Çek Cumhuriyeti, İrlanda, Finlandiya, Japonya, İsveç, Norveç, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerin dışişleri bakanlıkları, resmi internet sitelerinde Türkiye’ye gidecek vatandaşlarına “saldırgan başıboş köpekler” ve “kuduz” riski hakkında uyarılarda bulunuyor.
Öte yandan, raporda İçişleri Bakanlığı İç Güvenlik ve Strateji Başkanlığının 2022’de yaptığı ankete göre, “Siz ya da yakınınız bir sokak hayvanının saldırısına uğradı mı?” sorusuna, ankete katılanların yüzde 13,6’sının “Ben uğradım.”, yüzde 26,9’unun da “Bir yakınım uğradı.” yanıtını verdiği aktarılıyor.
KÖPEKLERİN NÜFUSU HER GEÇEN GÜN KATLANARAK ARTIYOR
GÜSODER İstanbul Temsilcisi Dr. Ercan Özçelik, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 2004’te yürürlüğe girmesiyle, belediyelerin daha önce uyguladıkları artan hayvan nüfusunu seyreltme çalışmalarının fiilen yasaklandığını söyledi.
Bu durumun hayvanların kontrolsüz şekilde Türkiye’nin her yerinde üremelerine neden olduğunu belirten Özçelik, özellikle yılda 2 batın doğum yapabilen ve 6 ile 8 arasında yavru verebilen köpeklerin nüfusunun katlanan sayılarda artmaya başladığını dile getirdi.

Özçelik, “Daralan yaşama alanları, etkileşimler, sürü psikolojisi ve birçok faktör bir araya gelince hayvanların hem insanlarla olumsuz etkileşimi hem de yaban hayvanlarıyla etkileşimi kaçınılmaz olarak çok hızlı bir şekilde arttı.” diye konuştu.
Pandemide insanların evlerine kapanmasıyla sokaklarda köpek popülasyonunun daha da yükseldiğine işaret eden Özçelik, şöyle devam etti:
“En son 2021’de yıllık kuduz şüpheli temas sayısı yaklaşık 250 bine denk geliyordu. Fakat Sağlık Bakanlığı’nın son yayınladığı 2023 verilerinde 438 bine, neredeyse yarım milyon vakaya ulaştığı görüldü. Hayvanların nüfusu hızla arttığı için ve 16-17 çeşit agresyon modelinden sadece kısırlaştırmayla kurtulmak mümkün olamadığı için bu kadar etkileşim kaçınılmaz oldu. Aynı şekilde kontrolsüz üremeleri neticesinde özellikle kırsal alanda yaşayan insanlarımızın besi hayvanları, tavukları, ördekleri, koyun, kuzu, keçi hatta bazı yerlerde atlar bile bu nüfustan olumsuz bir şekilde etkilendiler.”
“SOKAKLARDA BAŞIBOŞ KÖPEK OLMASIN”
Türkiye’de kist hidatik vakalarında ciddi artış yaşandığını dile getiren Özçelik, bu hastalıktan dolayı ağır ameliyatlar geçiren insanların olduğunu, birkaç ay önce kadın bir kardiyoloğun bu hastalıktan vefat ettiğini ve bu konunun artık sürdürülemez boyutlara geldiğini vurguladı.
Sorunun çözümü noktasında sokaklardan, yaban hayvanlarının ve meraların olumsuz etkileneceği ortamlardan, plajlardan ve parklardan başıboş köpeklerin acilen toplanması gerektiğini kaydeden Özçelik, “Reçetenin bir numaralı ilacı, çözüm yöntemi bu olmalıdır. Başıboş köpekleri topladıktan sonra bölgeye, imkana ve oradaki yerel yönetimlerin şartlarına göre hangi çözümü uygulayacakları tamamen devletimizin bileceği iştir. Biz de zaten dernek olarak diyoruz ki anayasal hakkımız olan sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşayabilmek adına bizi başıboş köpeklerden kurtarın.” ifadelerini kullandı.
Özçelik, “Parklara korkudan çocuklarımız değil kendimiz bile rahat rahat gidip gelemiyoruz. Yaşlılarımız camiye gidip gelemiyor. Hastanelerimiz, okullarımız, AVM’ler, hatta ulaşım araçlarımız, toplu taşıma araçlarımız bile bu köpeklerin istilası altında. Bu artık sürdürülemez bir durum. Bu konuyla ilgili biz devletimizin Türkiye çapında standart ya da bölgeye özel çözümler bulabileceğine inanıyoruz. Olmazsa olmazımız sokaklarda başıboş köpek olmasın.” diye konuştu.

“BAŞIBOŞLUĞU RESMİLEŞTİREN, LEGALLEŞTİREN BİR YAPI VAR”
Özçelik, Türkiye’nin 2003’te Avrupa Ev Hayvanlarını Koruma Sözleşmesi’ni imzaladığını, o sözleşmenin etkili bir sözleşme olduğunu ve olayı birçok yönüyle ele alarak kontrol altına aldığını aktardı.
“Başıboş hayvan” ifadesinin söz konusu sözleşmede yer aldığını ve Türkiye’de 2004’te kabul edilen Hayvan Hakları Kanunu’nda “başıboş” ifadesi yerine “sahipsiz” ifadesine yer verildiğini anlatan Özçelik, “Sözleşmeler anayasanın altında kanunların üzerindedir. Biz bu sözleşmeyi onayladıktan sonra sözleşmenin başıboş hayvan nüfus kontrolüyle ilgili hükümlerini pas geçmişiz, onu kanunumuza almamışız. Sadece hayvanların korunmasıyla ilgili maddeleri içermişiz ve kanunumuzdaki bu açık nedeniyle nüfusta böyle bir patlama yaşanıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Özçelik, Türkiye’de yürürlükteki kanunun hayvanların sokaklarda ya da farklı yerlerde yaşamasını normal gördüğünü, herhangi bir problem olması durumunda ise kanunda söz konusu hayvanların alınıp aşılanarak tekrar yerine bırakılmasının yer aldığını bildirdi.
Bunun büyük bir problem olduğunu belirten Özçelik, “Başıboşluğu resmileştiren, legalleştiren bir yapı var. Sağlık, güvenlik ve emniyet şartlarının aksine bir durum bu. Trafik emniyeti dahil birçok konu bu yüzden büyük bir tehlikeye girmiş oluyor.” şeklinde konuştu.
“SAĞLIKLI VE GÜVENLİ SOKAKLARDA YAŞAMA HAKKIMIZI GERİ İSTİYORUZ”
Sokak hayvanları düzenlemesine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özçelik, dernek olarak düzenli raporlar hazırladıklarını ve bu raporları devlet yöneticilerine, milletvekillerine ulaştırdıklarını belirterek, “Onlara çağrımız şudur; Anayasal olarak sağlıklı ve güvenli sokaklarda yaşama hakkımızı geri istiyoruz. Türk vatandaşlarının da Avrupa’daki, Amerika’daki vatandaşlar kadar, köpekler açısından huzurla, güvenle yaşayabileceği ortamlara layık olduğunu düşünüyoruz.” dedi.
Türkiye’nin şu anda Avrupa bölgesinde kuduz şüphesi yüksek riski olan tek ülke olduğuna dikkati çeken Özçelik, şunları kaydetti:
“Bundan utanç duyuyoruz. Türkiye’ye gelen yabancı turistler de bu konuda uyarılıyor. Tıpkı bizim Afrika’ya giderken sıtma aşısı yaptırmamız gibi onlar da ‘Kuduz aşısı yapılın öyle gidin.’ diyorlar. Bu konudan acilen kurtulmamız lazım. Sadece köpekler sokaklarda artık kalmasın.
Bir ölüm çok ölümdür, her bir insanın hayatı kıymetlidir ve bunun korunması gerekir. Kamuoyunda beklentiler yükselmişken, insanlar bu konuda çok acılar yaşamışken, çok sıkıntılar çekmişken bunu bir takım lobilerin, menfaat odaklarının, insanlık düşmanı kişilerin ve derneklerin etkisinde kalarak ne olur daha fazla uzatmayın, süründürmeyin.”
]]>Haber7 – ÖZEL
Gün geçtikçe büyüyen başıboş köpek sorunu ölüm ve yaralanmaların nedeni olmaya devam ediyor.
Ölüm ve yaralanmaların artması sonucu tepkilerin yoğunlaştığı sorun ile ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme alan Sabah Gazetesi Yazarı Hilal Kaplan, başıboş köpek sorununa yönelik geçici tedbirlerin hiçbir işe yaramadığını bunun yerine kalıcı çözümlere başvurulması gerektiğini belirtti.
Başıboş köpek meselesinin ulusal güvenlik meselesi haline geldiğini kaydeden Kaplan, “İnsanımızı nasıl koruyacağız?” başlıklı yazısında şu ifadelerde bulundu:
“BU MEDENİ BİR ÜLKEDE OLACAK İŞ MİDİR?”
“Şerife Arısan, 72 yaşında bir kadındı. Adana’da belki de on yıllardır yaptığı gibi tarlasına gidip soğan başağı toplamak için seher vakti evinden çıktı. Amacı sıcak havadan etkilenmeden evine dönmekti. Ancak başıboş köpeklerin saldırısı sonucu hayatını kaybetti. Altı çocuk annesi Şerife Teyze, tam yarım saat boyunca vahşi biçimde parçalanarak can verdi. Şerife Teyze, köpek saldırısı sonucu hayatını kaybeden ya da ağır yaralanan tek kişi değil. Mustafa Topal, Metin Demir, Dudu Berk, Hamide Demir, Enes Koca, Arda Doruk, Çiçek Boztaş ve diğerleri köpek saldırıları sonucu kaybettiğimiz vatandaşlarımızdan bazıları.
“Mağdurun yaşı veya şehri fark etmiyor; insanımız ölüyor. Ülkemizde son altı ayda 100’den fazla köpek saldırısı yaşanmış. Eminim bir bu kadar da raporlanmayan, haberlere geçmeyen saldırı söz konusudur. Köpek sürüleri evlatlarımızı çevreleyip paramparça ederek yiyor ya da onlara zarar gelene dek peşlerinden koşuyor. Bu medeni bir ülkede olacak iş midir?”
“SORUN TÜM TÜRKİYE’YE YAYILDI!”
Yukarıdaki soruyu soralı iki sene olmuş ve değişen hiçbir şey yok. Artık insanlara, hayvancılık için beslenen büyük ya da küçükbaşlara, kümes hayvanlarına saldıran sokak köpekleri var. Sokakların köpekler tarafından istila edilmesinin tek olumsuz etkisi yaşanan bu saldırılar da değil. Özellikle hastane, market, çocuk parkları gibi bölgelerdeki hijyen sıkıntıları, kist hidatik gibi hastalıkların da artmasına neden oldu. Ve bu sorun tüm Türkiye’ye yayılmış durumda…
“YASAYI İŞLEVSİZ HALE GETİRDİ!”
Aslında Türkiye’de sokak hayvanlarına yönelik çıkarılan yasalarda görünürde bir sorun yok. Hollanda’nın başıboş sokak hayvanları sorununu çözmek için uyguladığı ve başarılı olduğu “Topla, Bakımını Yap, Aşıla, Aldığın Yere Bırak” yönteminden bahsediyorum. Fakat yasa çıktığından bu yana hem hayvan sahiplerinin sokağa hayvan bırakması, hem belediyelerin görevlerini yerine getirmeyerek köpekleri toplayıp başka belediyelerin sınırlarına bırakması hem de barınaklardan sahiplenmek için alınan köpeklerin tekrar sokaklara salınması gibi nedenler bu yasayı işlevsiz hale getirdi
Artık geldiğimiz noktada, geçmişte yapılan yanlışların üzerinde tepinmenin sorunu çözme noktasında bize bir faydası olmadığı kesin. Ulusal güvenlik sorunu hâline gelen bu durumdan kurtulmak için atılacak adımlara bir an önce karar verip uygulamaya geçmek gerekiyor. Bu sorunla geçmişte uğraşan ve çözen ülkelerin yöntemlerini hızlıca uygulamaya almamız lazım.
KAPLAN’DAN ÇÖZÜM ÖNERİSİ İÇİN ÇAĞRI
Örneğin İngiltere’de, sokaklardaki köpekler toplanıp bakımevlerinde tedavisi ve bakımı yapıldıktan sonra sahiplenilmesi için bir hafta bekleniliyor. Sahiplenilmeyen köpekler de uyutuluyor. Bu süre bir aya kadar da uzatılabilir. Amerika Birleşik Devletleri’nin eyaletlerinde veya Almanya’da da benzeri uygulamaların söz konusu olduğunu görebilirsiniz. Fakat bu uygulamada da Türkiye’de milyonları geçen köpeklere sahip çıkacak barınakların ne kadar sürede yapılacağı, toplanma işleminin ne kadar sürede gerçekleşeceği sorunları ortada duruyor
Çözüm içinse şu ön kabulü çekinmeden söylemek zorundayız: Eşrefi mahlukat olan insanın canı, herhangi bir başka canlıyla tartıya çıkartılamaz. Seküler ve evrimci bir nokta-i nazardan bakıyorsanız da bu gerçek değişmez. Merhamet çerçevesinden bakıyorsanız da Mahra Pelin ya da Şerife Teyze’den esirgenen merhamet konumuz dışıdır. İnsan hayatının değerinde anlaştıktan sonra, başıboş köpekler için bir aşılama ve sahiplendirme seferberliği ilan edebiliriz. Ayrıca sorumsuz sahiplerin köpekleri sokağa geri bırakmasını akıllara dahi getirmesinin önüne geçecek denetim mekanizmaları kurulup cezalar getirilebilir.
“İNSANIMIZI NASIL KORUYACAĞIZ?”
Ne var ki başıboş köpek sorununun nasıl çözüleceği sorusu hep aynı noktaya geliyor. Sahipsiz köpeklere aşı ve bakım, sahiplenme için bekleme süresi ve sonuç yoksa uyutmak… Bu gerçeği geciktirmek hem popülasyonu hızla artan köpeklere hem de hayatı tehlikede olan insanlara haksızlık olacak. Şayet bu yanlışsa, farklı düşünenlerden kalıcı ve gerçekçi çözüm önerileri duymak isteriz, linç ve slogan değil. Başlıktaki soruyu hepimiz dert etmeliyiz: İnsanımızı nasıl koruyacağız?
|
YASAL DÜZENLEME ŞART! Başıboş köpek sorununun büyümesinde 5199 sayılı kanunun neden olduğu belirtiliyor. Çözümsüzlüğe neden olan ve değiştirilmesi talep edilen 5199 sayılı kanunun 6. maddesini dayanak alan belediyeler, saldırgan olsa bile başıboş köpekleri 10 günlük sözde bir ‘rehabilitasyon’dan geçirip tekrar alındığı yere bırakıyor. Belediyelerin takıldığı 6. maddede şu ifadeler yer alıyor: “Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların en hızlı şekilde yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur. Bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanır. Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır.” Vatandaşlar yasanın iptali için çağrıda bulunurken konuyla ilgili konuşan hukukçular ise kanunun değişmesinin gerektiğine vurgu yapıyor. |
Haber7 – ÖZEL
Gün geçtikçe büyüyen başıboş köpek sorunu ölüm ve yaralanmaların nedeni olmaya devam ediyor.
Ölüm ve yaralanmaların artması sonucu tepkilerin yoğunlaştığı sorun ile ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme alan Sabah Gazetesi Yazarı Hilal Kaplan, başıboş köpek sorununa yönelik geçici tedbirlerin hiçbir işe yaramadığını bunun yerine kalıcı çözümlere başvurulması gerektiğini belirtti.
Başıboş köpek meselesinin ulusal güvenlik meselesi haline geldiğini kaydeden Kaplan, “İnsanımızı nasıl koruyacağız?” başlıklı yazısında şu ifadelerde bulundu:
“BU MEDENİ BİR ÜLKEDE OLACAK İŞ MİDİR?”
“Şerife Arısan, 72 yaşında bir kadındı. Adana’da belki de on yıllardır yaptığı gibi tarlasına gidip soğan başağı toplamak için seher vakti evinden çıktı. Amacı sıcak havadan etkilenmeden evine dönmekti. Ancak başıboş köpeklerin saldırısı sonucu hayatını kaybetti. Altı çocuk annesi Şerife Teyze, tam yarım saat boyunca vahşi biçimde parçalanarak can verdi. Şerife Teyze, köpek saldırısı sonucu hayatını kaybeden ya da ağır yaralanan tek kişi değil. Mustafa Topal, Metin Demir, Dudu Berk, Hamide Demir, Enes Koca, Arda Doruk, Çiçek Boztaş ve diğerleri köpek saldırıları sonucu kaybettiğimiz vatandaşlarımızdan bazıları.
“Mağdurun yaşı veya şehri fark etmiyor; insanımız ölüyor. Ülkemizde son altı ayda 100’den fazla köpek saldırısı yaşanmış. Eminim bir bu kadar da raporlanmayan, haberlere geçmeyen saldırı söz konusudur. Köpek sürüleri evlatlarımızı çevreleyip paramparça ederek yiyor ya da onlara zarar gelene dek peşlerinden koşuyor. Bu medeni bir ülkede olacak iş midir?”
“SORUN TÜM TÜRKİYE’YE YAYILDI!”
Yukarıdaki soruyu soralı iki sene olmuş ve değişen hiçbir şey yok. Artık insanlara, hayvancılık için beslenen büyük ya da küçükbaşlara, kümes hayvanlarına saldıran sokak köpekleri var. Sokakların köpekler tarafından istila edilmesinin tek olumsuz etkisi yaşanan bu saldırılar da değil. Özellikle hastane, market, çocuk parkları gibi bölgelerdeki hijyen sıkıntıları, kist hidatik gibi hastalıkların da artmasına neden oldu. Ve bu sorun tüm Türkiye’ye yayılmış durumda…
“YASAYI İŞLEVSİZ HALE GETİRDİ!”
Aslında Türkiye’de sokak hayvanlarına yönelik çıkarılan yasalarda görünürde bir sorun yok. Hollanda’nın başıboş sokak hayvanları sorununu çözmek için uyguladığı ve başarılı olduğu “Topla, Bakımını Yap, Aşıla, Aldığın Yere Bırak” yönteminden bahsediyorum. Fakat yasa çıktığından bu yana hem hayvan sahiplerinin sokağa hayvan bırakması, hem belediyelerin görevlerini yerine getirmeyerek köpekleri toplayıp başka belediyelerin sınırlarına bırakması hem de barınaklardan sahiplenmek için alınan köpeklerin tekrar sokaklara salınması gibi nedenler bu yasayı işlevsiz hale getirdi
Artık geldiğimiz noktada, geçmişte yapılan yanlışların üzerinde tepinmenin sorunu çözme noktasında bize bir faydası olmadığı kesin. Ulusal güvenlik sorunu hâline gelen bu durumdan kurtulmak için atılacak adımlara bir an önce karar verip uygulamaya geçmek gerekiyor. Bu sorunla geçmişte uğraşan ve çözen ülkelerin yöntemlerini hızlıca uygulamaya almamız lazım.
KAPLAN’DAN ÇÖZÜM ÖNERİSİ İÇİN ÇAĞRI
Örneğin İngiltere’de, sokaklardaki köpekler toplanıp bakımevlerinde tedavisi ve bakımı yapıldıktan sonra sahiplenilmesi için bir hafta bekleniliyor. Sahiplenilmeyen köpekler de uyutuluyor. Bu süre bir aya kadar da uzatılabilir. Amerika Birleşik Devletleri’nin eyaletlerinde veya Almanya’da da benzeri uygulamaların söz konusu olduğunu görebilirsiniz. Fakat bu uygulamada da Türkiye’de milyonları geçen köpeklere sahip çıkacak barınakların ne kadar sürede yapılacağı, toplanma işleminin ne kadar sürede gerçekleşeceği sorunları ortada duruyor
Çözüm içinse şu ön kabulü çekinmeden söylemek zorundayız: Eşrefi mahlukat olan insanın canı, herhangi bir başka canlıyla tartıya çıkartılamaz. Seküler ve evrimci bir nokta-i nazardan bakıyorsanız da bu gerçek değişmez. Merhamet çerçevesinden bakıyorsanız da Mahra Pelin ya da Şerife Teyze’den esirgenen merhamet konumuz dışıdır. İnsan hayatının değerinde anlaştıktan sonra, başıboş köpekler için bir aşılama ve sahiplendirme seferberliği ilan edebiliriz. Ayrıca sorumsuz sahiplerin köpekleri sokağa geri bırakmasını akıllara dahi getirmesinin önüne geçecek denetim mekanizmaları kurulup cezalar getirilebilir.
“İNSANIMIZI NASIL KORUYACAĞIZ?”
Ne var ki başıboş köpek sorununun nasıl çözüleceği sorusu hep aynı noktaya geliyor. Sahipsiz köpeklere aşı ve bakım, sahiplenme için bekleme süresi ve sonuç yoksa uyutmak… Bu gerçeği geciktirmek hem popülasyonu hızla artan köpeklere hem de hayatı tehlikede olan insanlara haksızlık olacak. Şayet bu yanlışsa, farklı düşünenlerden kalıcı ve gerçekçi çözüm önerileri duymak isteriz, linç ve slogan değil. Başlıktaki soruyu hepimiz dert etmeliyiz: İnsanımızı nasıl koruyacağız?
|
YASAL DÜZENLEME ŞART! Başıboş köpek sorununun büyümesinde 5199 sayılı kanunun neden olduğu belirtiliyor. Çözümsüzlüğe neden olan ve değiştirilmesi talep edilen 5199 sayılı kanunun 6. maddesini dayanak alan belediyeler, saldırgan olsa bile başıboş köpekleri 10 günlük sözde bir ‘rehabilitasyon’dan geçirip tekrar alındığı yere bırakıyor. Belediyelerin takıldığı 6. maddede şu ifadeler yer alıyor: “Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların en hızlı şekilde yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur. Bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanır. Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır.” Vatandaşlar yasanın iptali için çağrıda bulunurken konuyla ilgili konuşan hukukçular ise kanunun değişmesinin gerektiğine vurgu yapıyor. |
Kocaeli Valiliği, vatandaşların şikayetleri üzerine sokak hayvanlarıyla ilgili alınacak tedbirlere ilişkin açıklama yaptı.

Kocaeli Valiliğince yapılan yazılı açıklamada, “Sokak hayvanları hakkında e-mail, CİMER, sosyal medya, dilekçe ve şahsen yapılan şikayetler nedeniyle konuyla ilgili yapılan değerlendirmeler doğrultusunda yapılacak işlemler ve görevler hakkında büyükşehir ve ilçe belediyelerine resmi yazı yazılmak suretiyle hatırlatmalarda bulunulmuştur. Yazılan yazıda özetle; 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği kapsamında sahipsiz hayvanlara yönelik rehabilitasyon işlemlerinin belediyelerin yetki ve sorumlulukları arasında olduğu belirtilmiştir. Hayvanları Koruma Kanunu’nun ‘Hayvanların sahiplenilmesi, bakımı ve korunması’ başlıklı 6. maddesinin 4. fıkrasında ‘Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların en hızlı şekilde belediyelerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur. Bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanır’ amil hükmü ile aynı kanunun geçici madde 4’ünde yer alan, ‘Büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu 75 bini aşan belediyeler 31 Aralık 2022, diğer belediyeler ise 31 Aralık 2024 tarihine kadar ek 1. maddenin birinci fıkrasında belirtilen hayvan bakımevlerini kurmakla yükümlüdür. Belediyeler bu madde yürürlüğe girdikten sonra 3 yıl süreyle birinci fıkra gereğince hayvan bakımevleri kurmak ve rehabilitasyon işlemlerini gerçekleştirmek için kesinleşmiş en son bütçe gelirlerinin binde 5’i oranında kaynak ayırır. Bu oran büyükşehir belediyelerinde binde 3 olarak uygulanır. Bu fıkra uyarınca ayrılan ödenekler başka bir amaç için kullanılamaz” hükümlerine göre işlem yapılması gerektiği ifade edildi.

UAYRILARDA BULUNULDU
Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı;
Hayvanların korunması ve rahat yaşamalarının sağlanmasında insanlarla diğer hayvanların hijyen, sağlık ve güvenlikleri de dikkate alınmalıdır’ hükmünün amil olduğuna vurgu yapılmıştır. Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliğinin ‘Belediyelerin alacağı tedbirler’ başlıklı 7. maddesinin (e) bendinde; ‘Geçici bakımevlerinde kaldıkları süre içerisinde; kanunî istisnalar ile bulaşıcı, tedavi edilemez veya tedavi sonrası iyileşme ihtimali olmayan bir hastalığa sahip olan, alındığı ortama bırakıldığında insan ve çevre sağlığını önlenemez derecede tehdit eden hayvanlar’ ile ilgili alınması gerekli tedbirlere ilişkin hükümler çerçevesinde işlem tesis edilmesinin ehemmiyetine değinilmiştir.

YERİNE GETİRİLMEZSE İŞLEM BAŞLATILACAK
İlimizde bulunan rehabilite edilmemiş köpek popülasyonunun azaltılması maksadıyla ivedilikle kısırlaştırma çalışmalarının yürütülmesi, yapılan çalışmalarda asgari standartların yakalanması ve hayvan bakımevi yapımı için gerekli çalışmaların ne şekilde yapılacağı hususlarında daha önce yazılan yazılarımıza da atıfta bulunulup, yukarıda belirtilen hususlara azami özen ve hassasiyetin gösterilmesi ayrıca gerekli tedbirlerin mevzuatta öngörülen en kısa süre içerisinde alınarak aksamaya mahal verilmemesi hususunda ikazda bulunulmuş, belirtilen görevlerin yerine getirilmemesi halinde gereken işlemlerin başlatılacağı noktasında uyarılarda bulunulmuştur.
]]>