KILIÇDAROĞLU-ÖZEL FARKI
DEM Parti ile bir süredir ittifak görüşmeleri gerçekleştiren CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti‘nin yerel seçimler için en büyük şartını kabul ettiğini duyurmuştu. Görüşme sonrası basın toplantısı düzenleyen CHP Genel Başkanı Özel ‘yerel seçim’ için DEM Parti’nin isteğine boyun eğerek artık kapalı kapılar ardında pazarlık yapılmayacağını, DEM Parti ile yerel seçim için ‘Açık işbirliği’ yapılacağını açıkladı.
Bugünkü “Kılıçdaroğlu niye şeffaf ilişkiden kaçınmıştı” başlıklı yazısında Özgür Özel’le Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP ilişkisini ele alan Ahmet Hakan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP ile ilişkisinin “Dolaylı, kapalı, kameralar karşısında yaşanmayan, net olmayan, ürkek bir ilişki” olduğunu Özgür Özel’in HDP ile ilişkisinin ise “Açıktan, doğrudan, şeffaf, görünür, kameralar karşısında, net bir ilişki.” olduğunu söyledi.
ÖZEL NEYE GÜVENEREK AÇIK İLİŞKİ KURUYOR?
Kemal Kılıçdaroğlu‘nun HDP ile şeffaf ve açık ilişki kurmamasının nedeninin “Şehit haberleri geldiğinde kamuoyu bize tepki gösterir”, İktidar bu bloku bu ilişkiyi bize karşı kullanır” endişelerinden kaynaklandığını belirten Hakan, “Şimdi cevabını aradığımız soru şu Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaşadığı bu deneyim ortadayken… Özgür Özel, neye güvenerek HDP’nin yeni versiyonu DEM’le açık ve şeffaf ilişki kurmaya kalkıştı? Sorunun cevabını veriyorum: Hiçbir şeye.” ifadelerini kullandı.
“ÖZEL AYNI YOLDA DAHA TEHLİKELİ İLERLİYOR”
Terör örgütü PKK’nın son dönemdeki saldırılarıyla “Türk askerinin o bölgede ne işi var?” diyerek operasyonları tartışmaya açmaya çalıştığını söyleyen Gazeteci Nedim Şener, “PKK/HEDEP-DEM bunu yıllardır yapıyor ama buna ilk kez Özgür Özel CHP’si de katkı sağlamaya başladı.” dedi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllardır HDP ile olan ilişkisi nedeniyle PKK ile sınır ötesi mücadeleye karşı olduğunu tezkerelere ‘hayır’ oyu vererek gösterdiğini söyleyen Şener, “Ama o bunu “Türkiye’de yabancı askerin ne işi var?” sorusuyla kamufle ederdi. Yerine gelen Özgür Özel ise buna gerek duymadan aynı yolda daha tehlikeli ilerliyor. Tezkereye ‘hayır’ deme yanında Pençe-Kilit operasyonlarının üzerinden sözüm ona sorular sorarak Türkiye’nin sınır ötesi terörle mücadelesini tartışmaya açmaya çalışıyor.” dedi.
“HER ŞEY EKREM İMAMOĞLU İÇİN”
Özgür Özel’in 22-23 Aralık terör saldırılarının ardından TBMM’den çıkarılan ortak bildiriye CHP’ye imza attırmadığını hatırlatan Şener, tüm yapılanların aslında Ekrem İmamoğlu için olduğunu söyledi. Şener, “Her şey İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun seçilmesinin tek yolu olarak gördükleri PKK’nın siyasi kolu HEDEP-DEM ile yerel seçimlerde işbirliği yapmak için.” diyerek şu maddeleri sıraladı; Özgür Özel’in
1-14 Mayıs seçimleri öncesi PKK terör örgütünün televizyonuna bağlantı yapması,
2-4 Kasım Kurultay’ında PKK/HDP’li Demirtaş’a selam yollaması,
3-Irak ve Suriye’de PKK/YPG terör örgütü ile mücadele için gerekli tezkereye ‘hayır’ demesi,
4-PKK/HDP-HEDEP-DEM’li Pervin Buldan ile PKK terör örgütü ağzıyla Türk askerini suçlayan bir operacıyı izlemeye gitmesi ve elini öpmesi,
5-13 Aralık 2023 günü Pençe-Kilit operasyonu bölgesinde yapılan saldırıda şehit olan Piyade Teğmen Eril Alperen Emir’in cenazesine katılıp, öğleden sonra PKK’nın siyasi kolu DEM’lilerle yerel seçimlerde işbirliği görüşmesi yapması,
6-22 ve 23 Aralık 2023 günü Pençe Kilit operasyon bölgesinde 12 askerimizin şehit olmasıyla sonuçlanan saldırı sonrası, İYİ Parti’nin girişimiyle TBMM’de hazırlanan PKK terör örgütünü kınayan bildiriye imza atmaması,
7-11 Ocak günü PKK/HEDEP-DEM’lileri CHP Genel Merkezi’nde kırmızı halılarla karşılaması,
8-PKK’nın 12 Ocak saldırısı sonrası ortaya attığı sorular,
Sadece ve sadece yerel seçimlerde PKK/HEDEP-DEM ile işbirliği yapmak ve mümkünse bunu 2028 yılındaki seçimlere de taşımak için.
Şener, bu yapılanların amacına da ulaştığını ifade ederek PKK’nın yayın organı Medya Haber’de Özgür Özel’in yere göğe konulamadığını söyledi.
]]>Haber7-ÖZEL
HDP ile dirsek temasıyla hareket eden Cumhuriyet Halk Partisi 2019 yerel seçimlerinde birlikteliğini resmileştirdi. Özellikle İstanbul ve Ankara‘da yapılan işbirliği ile HDP büyük kentlerden aday çıkarmayarak CHP adaylarını destekledi. HDP oylarıyla Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş‘ın belediye başkanı seçilmesiyle CHP-HDP ittifakı farklı bir evreye girdi.
CHP’NİN HDP’DEN FARKI KALMADI
2019 yerel seçimlerinden sonra CHP’nin ‘ulusalcı’ kimliği adeta parça parça yok olma haline geçti. 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de HDP ile birlikte hareket eden CHP, seçimleri kaybetse de 31 Mart 2024 yerel seçimleri için HDP ittifakından vazgeçmedi. Bugün gelinen noktada ise CHP’nin HDP yani bugünkü adıyla DEM Parti’den hiçbir farkı kalmadı. CHP, artık Türkiye’nin güvenlik, siyasi, ekonomik, kültürel çıkarlarını ilgilendiren hiçbir konuda millet lehine hareket edemez konuma getirildi.
ÜLKE ALEYHİNE KARARLAR ALMAYA BAŞLADI
Öyle ki Türkiye’nin terörle mücadelesinde önceki dönemlerde zaman zaman farklı görüşleri olsa da hükümete destek olan CHP, 2020 yılından itibaren rota değiştirdi. CHP, parti olarak artık Türkiye’nin çıkarlarına değil, parti çıkarları gereği ülkenin aleyhine oylar veren ve kararlar alan bir partiye dönüştü. 2019 öncesi birçok ulusal güvenlik için çıkarılan tezkerede hükümete destek olan CHP, HDP ile ittifakının ardından HDP gibi hareket ederek ‘Askerlerimizin sınır dışında ne işi var?’ söylemiyle, terörün yerinde bitirilmesi için alınan tezkerelere ‘hayır’ oyları verdi. CHP, Libya tezkeresi, Suriye ve Irak tezkeresi olmak üzere TBMM’deki oylamalarda HDP çizgisinde hareket etti.
Son gelinen noktada ise 12 şehidimizin ardından TBMM’de çıkarılan teröre karşı ortak tepki gösteren bildiriye bile imza atamaz konuma geldi.
TEZKERELERDEKİ OYLAMALAR
30 Kasım 2023 tarihinde Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korumak adına Libya’daki Türk askerinin görev süresinin 24 ay daha uzatılmasına ilişkin tezkerede CHP, HDP ile hareket ederek ‘hayır’ oyu verdi. Tezkere AK Parti, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi. Böylece TSK’nin Libya’da görev süresi 2 Ocak 2024 tarihinden itibaren 24 ay daha uzatıldı.
17 Ekim 2023 tarihinde TBMM’ye gelen Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Irak ve Suriye’deki görev süresini 2 yıl daha uzatan Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi’nde de benzer oylama ortaya çıktı. Tezkereye CHP ile sınır ötesi operasyonlara karşı çıkan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) ‘hayır’ oyu verirken, tezkereye AK Parti ve MHP’nin yanı sıra İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve Deva Partisi “evet” oyuyla Meclis’ten geçti.
21 Haziran 2022′de oylanan Libya Tezkeresi’nde de CHP, HDP ile hareket ederek TBMM’de ‘hayır’ oyu kullandı. Libya’ya asker gönderilmesi için verilen izin süresinin 18 ay daha uzatılmasına dair Cumhurbaşkanlığı tezkeresine TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti, MHP ve İYİ Parti “evet”, HDP ve CHP ise “hayır” oyu verdi.
26 Ekim 2021 Irak ve Suriye tezkeresinde de CHP yine ‘hayır’ oyu kullandı. Genel Kurul’da CHP, HDP ve TİP’in “Hayır” oyu kullandığı oylamada tezkere AK Parti, MHP ve İYİ Parti’nin “Evet” oylarıyla kabul edildi.
CHP 2019 ve 2020’DE ‘EVET’ OYU VERMİŞTİ
CHP, 2020 yılında yapılan Suriye ve Irak Tezkeresi oylamasında bugünün aksine milli menfaatleri öne çıkaran bir politika izliyordu. 8 Ekim 2020‘de Cumhurbaşkanlığı’nın Irak ve Suriye’de sınır ötesi askeri operasyonlarını sürdürmesi yönündeki tezkerede HDP ‘hayır’ oyu verirken, CHP bağımsız hareket ederek ‘Evet’ oyu vermişti. Söz konusu tezkere AK Parti MHP’nin yanı sıra CHP ve İyi Parti “kabul” oyu vermişti.
8 Ekim 2019‘da TBMM’de oylanan Suriye ve Irak Tezkeresi’nde de CHP, ulusal güvenliği öne çıkararak hükümeti desteklemişti. AK Parti, CHP, İYİ Parti ve MHP tezkerenin lehine oy kullanırken, HDP ise beklendiği gibi yine ‘hayır’ oyu vermişti.
ŞİMDİ BİLDİRİ BİLE İMZALAYAMIYORLAR
Bugün gelinen noktada ise CHP tezkereler değil, HDP oylarını kaybetmek korkusuyla terör örgütü PKK’ya karşı bile adeta söz söyleyemez konuma geldi. CHP’nin genel başkanı sabah ‘şehit cenazesi’ne akşam DEM Parti ile ittifak görüşmelerine giderken, Irak’ın kuzeyinde 12 askerimizin alçakça şehit edilmesinin ardından TBMM’den çıkarılan ortak bildiriye bile imza atamadı.
Bugünkü CHP, yerel seçim kaygısıyla içerisinde ‘PKK‘nın ismi bile geçmeyen sade bir bildiriyi kendi partisi adına yayınlayabilen bir parti haline dönüştü.