Çetinkaya, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) hesaplamalarında enflasyon sepetindeki madde fiyatlarının neden açıklanmadığı, diğer kuruluşlarca yayımlanan endeksler ile farklılıklar, fiyat artışlarına etki eden faktörler gibi konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Haziran ayıyla enflasyonun iniş sürecine başladığını izlediklerini ifade eden Çetinkaya, enflasyon hesaplamalarına ilişkin tartışmaların devam edeceğini öngördüklerini, bunun algı yönlendirmesine açık bir konu olduğunu, bu sebeple de doğru bilgiyi anlatmak için toplantıyı organize ettiklerini söyledi.

Çetinkaya, TÜFE’nin, tüketim harcamalarına konu olan mal ve hizmetlere ait fiyatların genel düzeyinde zaman içerisinde meydana gelen değişimi ölçtüğünü ifade ederek, endeksin Türkiye hanehalkının ortalama harcama alışkanlıklarını temsil eden sabit bir mal ve hizmet sepetine dayandığını ve tüketicilerin karşılaştığı perakende fiyatlarındaki ortalama değişimi ölçtüğünü belirtti.
TÜFE’nin yaşam maliyetlerini ölçmediğiyle ilgili bazı mecralarda tartışmalar yaşandığına işaret eden Çetinkaya, TÜFE ile yaşam maliyeti endeksinin farklı kavramlar olduğunu, TÜFE sabit bir mal ve hizmet sepetinin maliyetindeki değişikliği ölçerken, yaşam maliyeti endeksinin sabit bir “refah” düzeyinin maliyetindeki farklılıkları yansıttığını vurguladı.
“TÜFE’Yİ AYLIK 600 BİNİN ÜZERİNDE FİYATI DERLEYEREK HESAPLIYORUZ”
TÜİK Başkanı Çetinkaya, madde fiyatlarının yayımlanmasını durdurmalarına ilişkin eleştirileri şöyle yanıtladı:
“TÜFE’yi Türkiye genelinde aylık 600 binin üzerinde fiyatı derleyerek hesaplıyoruz. Bu sonuçları dünyada en erken açıklayan ülkelerden biriyiz. TÜFE’yi her ayın 3. iş günü kamuoyu ile paylaşıyoruz. Bu fiyatların yaklaşık 300 bini marketlerden alınan kasa fiyatlarından oluşuyor. Bu da ayın sonunda toplanıyor. Söz konusu hesaplamaların açıklanma tarihi olan ayın 3’üne yetişmesi çok zor. Enflasyon, 600 bin fiyatın ağırlıklı ortalaması alınarak toplulaştırıldığı bir hesaplamadır. Bir madde veya hizmetin çeşitlerinin ortalaması alınmaktadır. Örneğin Van’daki bir domates ile İstanbul Etiler’deki çeri domatesin fiyatı aynı olabilir mi? Bunların fiyatlarının ağırlıklı ortalamaları alınarak toplulaştırılan fiyatlar enflasyon hesaplamasında kullanılmaktadır. Madde sepeti olduğu yerde duruyor, madde sepetini gizlemek kimsenin yetkisinde değildir, yayınlanmayan tablolar madde fiyatlarıdır. Geçmişte açıklanan madde fiyatlarının bir gösterge niteliği yoktu. Madde fiyatlarının açıklanması için ekstra bir gün daha çalışma yapmak gerekiyor. Bu sebeple artık gösterge niteliği taşımayan bu fiyatları yayınlamıyoruz.”
Çetinkaya, Avrupa Birliği’ne (AB) üye ve aday ülkeler, EFTA ülkeleri, ABD ve Kanada istatistik ofislerinin internet siteleri de incelendiğinde madde düzeyinde tüm fiyatları yayınlayan herhangi bir ülke bulunmadığına dikkati çekerek, Kurumun bu anlamda haksız eleştirilere maruz kaldığını bildirdi.

Basına yansıyan haberlerde endeks zaman içerisinde yürütülerek madde sepetindeki bazı fiyatların hesaplandığını ifade eden Çetinkaya, şu değerlendirmede bulundu:
“Yumurta, doktor muayenesi fiyatları denildiğinde toplulaştırılmış bir fiyattan bahsediliyor. Örneğin bugün (dün) basına yansıyan bir haberde 2,57 lira yumurta fiyatı ifade ediliyor. Gezen tavuk yumurtası 5 lira. Ama 30’lu yumurtaların tanesi 2 lira. Tüketim ağırlıklarına bakıldığında vatandaşların çoğunlukla 30’lu yumurta tükettiği görülüyor. Ortalama toplulaştırılmış fiyatlara bakıldığında yumurta için 2,57 lira gayet mantıklı bir fiyat. Olay bir süre sonra teknik hesaplamalardan çıkıp algı yönetimine giriyor.”
TÜFE’nin, Eurostat standartlarına yüksek derecede uyumlu olarak hesaplandığına dikkati çeken Çetinkaya, “Geçen yıl doğal gaz desteği sağlandığı dönemde TÜİK olarak ‘hükümetin lehine rakamları açıklıyoruz’ diye sosyal medyada yemediğimiz dayak kalmadı. Halbuki doğal gaz sıfırlandı ve herkesin cebine yansıdı. Bu desteğin endeks hesaplamalarında yer alıp almama konusunu Eurostat’a sorduk. Söz konusu indirimli fiyatların TÜFE içerisinde hesaplanması gerektiğini belirtti, biz de TÜİK olarak hesaba dahil ettik.” diye konuştu.
“ENAG HER AY TÜM KİRACILARIN EV DEĞİŞTİRMİŞ OLDUĞU VARSAYIMI ÜZERİNDEN HESAP YAPIYOR”
Çetinkaya, TÜİK ile ENAG’ın açıkladığı enflasyon rakamlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, ENAG’ın internet sayfasından erişim sağlanan metodoloji dokümanında hesaplamalarda geçerli olan yöntem ve uygulamalara ilişkin bilgiler paylaşılmadığını ifade etti.
ENAG tarafından yayımlanan aylık TÜFE oranlarının gerçeği yansıtmaktan oldukça uzak olduğunu dile getiren Çetinkaya, endekslerinin sadece 4 yıla yakın bir dönemde piyasa fiyatlarından ortalama 2-3 kat uzaklaştığının görülebildiğini kaydetti.
Bir araştırmanın Türkiye genelini temsil edebilmesi için uygun örnekleme yöntemlerinin kullanılması gerektiğinin altını çizen Çetinkaya, şunları kaydetti:
“TÜİK ve ENAG verileri arasındaki farkı, kira fiyatları hesaplamalarında görebiliriz. TÜİK tarafından takip edilen kira fiyatları için diğer tüm mal ve hizmet fiyatlarında olduğu gibi sabit tanım ve kalitede seçilmiş olan 5 binin üzerinde konutun aylık kira değeri izlenmektedir. ENAG ise kira fiyatlarını emlak sitelerinden doğrudan almakta ve kira artışını her ay tüm kiracıların ev değiştirmiş olduğu varsayımı üzerinden hesaplamaktadır. ENAG, her ay tüm kiracılar yeni bir eve taşınıyormuşçasına hesaplama yapıyor, internet üzerinden her ay gözlemlediği artışları yanlış şekilde üst üste ekleyerek şişirilmiş bir zam hesabı yapıyor. Bu örnek ENAG’ın TÜFE metodolojisinden ne kadar uzak olduğunu sadece kira maddesinde dahi ortaya koymaktadır.”
Çetinkaya, TÜFE ile İTO İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi arasındaki farklılıklara yönelik yorumları da değerlendirerek, İTO’nun söz konusu hesaplarının metodolojisini 30 yıl önce TÜİK’ten aldığını ancak bu yöntemlerin artık eskidiğini ifade etti. Öte yandan söz konusu hesaplamalarda İTO’nun TÜİK’in çok küçük bir modelini kullandığını, kapsamının da TÜFE’ye göre dar olduğunu belirtti.

Yöntem farklılıklarının hem ana grup oranlarında hem de geçinme endeksi ve TÜFE oranlarında ayrışmaya neden olduğunu ifade eden Çetinkaya, bu ayrışmanın düşük enflasyon olduğu dönemlere kıyasla yüksek enflasyon olduğu dönemlerde daha fazla dikkati çektiğini, sürekli değişen tüketici alışkanlıklarına paralel olarak değişen madde sepetlerinin 2 endeks arasında oluşan farkın artmasına neden olduğunu söyledi.
“ŞİRKET KARLARINA BAĞLI BİR FAHİŞ FİYAT ARTIŞI VAR”
TÜİK Başkanı Çetinkaya, akademik çalışmalara göre, Türkiye’deki şirket karlarının enflasyonu yukarı taşıyan bir etkiye sahip olduğuna dikkati çekerek, “Türkiye’deki şirketler enflasyonist ortamı kullanarak normalde alması gereken karlardan daha yüksek fahiş karlar elde ediyorlar. Enflasyondan bağımsız şirket karlarına bağlı bir fahiş fiyat artışı var. Bu etki, pandemi sonrasından itibaren gözlemleniyor.” dedi.
“DÜNYADA ENFLASYON NASIL HESAPLANIYORSA TÜRKİYE’DE DE ÖYLE HESAPLANIYOR”
Ülkelerin resmi kurumlarının açıkladığı enflasyon ile algılanan enflasyon arasındaki rakamlara bakıldığında Türkiye’deki rakamların diğer ülkelere kıyasla birbirine en yakın oranları yakaladığını anlatan Çetinkaya, “Algılanan enflasyona ilişkin hususlar Türkiye’ye özgü olmayıp, gelişmiş ülkelerde de aynı durum görülmekte ve bu durum Eurostat tarafından ifade edilmektedir. Örneğin son 20 yıl boyunca AB’de hissedilen enflasyon açıklanan enflasyonun ortalama 5 katı düzeyinde seyrederken Türkiye’de 2 katı düzeyinde seyretmiştir.” bilgisini paylaştı.
Çetinkaya, dünyada enflasyon nasıl hesaplanıyorsa Türkiye’de de öyle hesaplandığını belirterek, “TÜFE ve Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) arasında oluşan fark da sadece Türkiye’ye özgü değil.” diye konuştu.
Söz konusu makasın 2021 yılı başından itibaren tüm dünyada gözlendiğini aktaran Çetinkaya, “TÜİK’i IMF Türkiye Masasına şikayet etmişler, orada bir şeyler mi dönüyor diye. IMF Türkiye Masası şefi geldi, hesaplamalarımıza baktılar. Sadece Türkiye’de değil dünyada diğer ülkelerde de ÜFE’nin TÜFE’nin üzerine çıkmış olduğunu fark ettiler ve ‘Biz bunu araştıralım’ diye gittiler. Yakın zamanda derecelendirme kuruluşları da istatistikleri inceledi, onlar da tatmin edici yanıtları alarak döndüler.” ifadelerini kullandı.
“BAZI ZAMLAR TEMMUZ AYI ENFLASYON RAKAMLARINI ETKİLEYECEK”
TÜİK Başkanı Çetinkaya, memur zamlarının belli olduğu haziran ayı TÜFE rakamlarının beklentilerin altında geldiğine yönelik eleştirilere de yanıt vererek, haziran ayı sonunda açıklanan zamların hemen haziran ayı TÜFE rakamlarına yansıyacağı yönünde yanlış bir algı olduğunu belirtti.
Haziran ayının, enflasyona 20-40 yıllık uzun seride bakıldığında en düşük enflasyon ayı olduğunu ifade eden Çetinkaya, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çünkü tarla ürünleri çıkmaya başlar. Dolayısıyla bu bir normalleşmedir. Zamlar haziranda duyurulmakla beraber geçerlilik tarihi temmuz. Hazirandan bu yana ötelenen bazı zamlar temmuz ayı enflasyon rakamlarını etkileyecek. Kurlar da Türkiye’deki enflasyon belirleyicilerinden biridir. Kurdaki stabilitenin aylık enflasyon üzerinde ciddi bir etkisi var, enflasyonun artışını baskılıyor. Kur düşse bazı maddelerde fiyat gerilemeleri olabilir.”
MHP 31 Mart’ta yapılan Pınarbaşı’ndaki seçimlerde usulsüzlük olduğunu ispat etmiş ve tekrarı sağlanmıştır. CHP Başkanı müfteriliğine yeni bir halka eklendi. Ağzından çıkacak sözler bunlar mı olmalıydı? MHP’nin herhangi bir mensubunu terörle ilişkilendirmek yumuşama pozu veren biz zatın edepsiz beyanıdır. CHP başkanı terör ve terörist görmek hususunda merakta ise yanı başında vazo gibi tuttuğu DEM’li bölücülere bakması en doğal tercih olacak. Bize üslup uyarısı yapan kişinin önce kendi ağzını yıkaması tavsiyemdir. Yalan iddialarda bulunan CHP başkanının yolu yol değildir.
Bir yanağımıza tokat atana diğerini dönemeyiz, Ya aynısı ile karşılık veririz ya da o eli kırar atarız. Dümenciliğin sonu aylaklık ve ayakçılıktır. Taktik üstünlüklerle avunmak yerine Türk milletine karşılıksız sevda ile hizmet etmeyi, kararlılıkla sürdüreceğiz. Bizde geri adım olmaz. bizde meselelere hesabi yaklaşmak diye bir şey de olamaz. Bizim kalbimizde çarpan vatan ve millet sevgisidir. Yumuşama arayanlar önce bu sevgide uzlaşacak cesareti göstermelidir. Açılan tiyatro perdelerine karnımız toktur.
Onun bunun değirmen taşında öğütülecek ne bir arkadaşımız ne de siyasetimiz vardır. yumuşama diyenler Türk ve Türkiye sevgisinde, Türk milletinin ortak paydasında buluşmaya tamam diyorlarsa haydi buyursunlar bize her yer Türkiye’dir.
HAKKARİ BELEDİYE BAŞKANI’NIN GÖREVDEN ALINMASI
31 Mart’ta seçilmiş bir belediye başkanı düşünün, örgütlerde görev almış olsun. Sözde vergiler toplasın, terörist cenazelerini organize etsin, kepenk kapatmaya karşı çıkan esnafı tehdit etsin, Mehmetlerimize ve polislerimize eylem amacıyla dağdan şehre inmiş aileleri evinde barındırsın, Hakkari Belediye Başkanı görevden uzaklaştırılmıştır. İçişleri Bakanlığımız hukuk sınırları dahilinde harekete geçmiştir. İçişleri Bakanımızı yürekten kutluyorum. Bir teröristin aday gösterilmesi, devlet ile yöre halkını karşı karşıya getirmenin hazırlığını yapmaktır. Örgüt propagandası yapmak suçlarından yargılanması süren ve hakkındaki kararın açıklaması an meselesi olan birinin seçimler katılması başlı başına bir skandaldır. Demokrasi ve özgürlük istismarı ile Türk düşmanlığı yapanlar bellidir. Terör örgütüne destek veren kimlik ve kişilik yoksunları bellidir. Türk devletinin ve Türk milletinin mukadder gücü yılının başını ezer. PKK’lı sözde Hakkari Belediye Başkanı’nın kirli yakasından nasıl tutulmuşsa, diğer milletvekillerinin de yakalarından öyle tutulacaktır.
“TÜRKİYE İŞGAL ÜLKESİ DEĞİLDİR”
Türkiye muz cumhuriyeti ya da işgal ülkesi değildir. Türk milletinin kudretini göreceklerdir. Türkiye’nin bölünmesini planlayanlar unutmasınlar ki Türk milletinde kahramanlar bitmez. Terörist başkan, vekil istemiyoruz. Kayyum edebiyatı bakanlar PKK’ya nasıl baktıklarını DEM’e nasıl baktıklarını netliğe kavuştursunlar. Beşinci kol faaliyeti içinde nasıl zehir döktüklerini açıkça göreceksiniz. Yumuşama sözlerini tedavüle sokan CHP’ye sorarım hangi konuda yumuşamamızı bekliyorsunuz. Yumuşayarak hangi karara varacaksınız? Terörist Demirtaş ve DEM’e övgüler yağdıranlar, maksadınız hangisi, hangisinde yumuşayalım, hangisine seyirci kalalım. Size aldandık diyelim, aziz ecdadımıza ne anlatacağız? Eğer bildiğiniz bir şey varsa itiraf ediniz.
Devletimiz çöküntüye uğrasa da milletimiz ayaktaysa, ayrışmamışsa kaybettiğimiz değerleri yeniden inşa ederiz. İçi boş demokrasi arzusunu milletin önüne çıkaran gafillerin nasıl yıkıma götüreceğini anlamak için son iki asırlık tarihimize bakmak yeterli.
“OYUN UŞAKLARI KURNAZDIR”
MHP ve Cumhur ittifakı Türkiye’nin temel harcı ve güvencesidir. MHP ve ülkücü gençlik böyle bir kavganın tarafı olmayacaktır. Biz terör konusundaki duruşumuz, kırmızı çizgilerimiz çok iyi bilinmektedir. DEM’lenmişlerin bu konularda nerede bulunduklarına göz atması tutarlılık gereğidir. Menfur saldırıların asıl maksadı gözümüzden kaçmamakta. Provokasyon ve saldırı mekaniği hız kazanmakta. Oyun uşakları kurnazdır. Tehlike küresel mahiyetlidir. Karanlık senaryolar artan dozlarda ilerletilmekte.
Yargıya intikal eden cinayette partimizin ve ülkü ocaklarının suçlanması tesadüf değildir. Hepsini biliyoruz. Verilmeyecek bir hesabımızın olmadığını cümle aleme paylaşıyoruz. Dostumuzu da düşmanımızı da tefrik edecek karakter bizde vardır.
“ONLARLA HER SEVİYEDE HESAPLAŞACAĞIZ”
Elinde ülkücü kanı olanlarla hesaplaşmayı buradan teklif ediyorum. Hesaplaşmaktan kaçmayız. Başkaları için küçük bizim için büyük ayrıntı da şudur, hesaplaşacağız ama affetmeyeceğiz. Dün kanımızı dökenlerin bugün mahkeme kurmaları utanmazlığın sınır tanımadığına acıklı örnektir. Ülkücülüğü terörle ilişkilendirenler eninde sonunda mağlup olacak. İlk mermiyi atanların binlerce dava arkadaşımızın kanına girdiğini biliyoruz. Onlarla her seviyede hesaplaşacağız.
Hesaplaşma teklifimizi tekrar ediyorum. Hatta hodri meydan diyorum, bir ara partimizde yer alsa da neyin hesaplaşması diyen çürüklerin ipliğini pazara çıkarmak davamıza vefa borcudur. Aramızda açık hesap olanlar sanmasınlar ki kapandı defterler.
Pirinç taşlarının içindeki beyaz taşları ayıkladık. Davamız ağırdır, davamız zordur. Davamız Türk milliyetçiliği davasıdır. Şehitlerimiz ve gazilerimiz kurşun gibi ağır dönemlerin tanığıdır. Kutlu davamız dua ile koruma altındadır.
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Değerli hakim ve savcılarımız, sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne hoş geldiniz. İran’dan üzücü haber aldık. Sayın Reisi ve beraberindekilerin helikopter kazasında vefa ettiklerini öğrendik. Reisi’ye ve diğer yetkililere Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Şahsım ve milletim adına İran halkına baş sağlığı diliyorum. Tüm imkanlarımızla arama kurtarma çalışmalarına katkı vermeye hazır olduğumuzu belirttik. Akıncı ve helikopterimizi bölgeye sevk ettik. Kurtarma ekiplerimiz de bölgeye intikal etti. İranlı kardeşlerimizin bu süreci kadim şekilde yöneteceklerine yürekten inanıyorum.
Merhum Reisi’yi Ocak ayında misafir etmiştik. Bölgemizi ilgilendiren konularda çok yakın diyalog içinde olmuştuk. Verdiği çabalara bizzat şahitlik ettik. Kendilerini şükran ve minnetle yad ediyorum.
Türkiye olarak biz de her zaman olduğu gibi dost ve kardeş İran halkının yanında olacağız.
YARGI KURA TÖRENİ
Bugün 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Töreni vesilesiyle bir aradayız. Yargı adaylarımızın bir kısmının kurasını çekeceğiz. 1044 hakim ve savcımızı ülkemizin dört bir yanındaki görev yerlerine yolcu edeceğiz. 81 vilayeti ile bu ülkeyi çok sevmelerini istiyorum. İnşallah gittikleri yerlerde adalet sancağını yücelteceklerine inanıyorum. Bugünkü törenle 25 bine yaklaştırıyoruz hakim savcı sayımızı. 9 bin 349 olan hakim savcı sayısını 2 buçuk kattan fazla artırdık.
Adalet teşkilatımızın personel sayısı 61 bin iken bugün 204 bini buldu. Adalet camiamıza güçlü destek verdik. Merdiven altı sistemden bugünkü koşullara ulaştık. Mahkeme kararlarındaki hataları en aza indirmek amacı ile istinaf mahkemelerini kurduk. Adalet kurumlarının modern mekanlar olmasına hassasiyet gösterdik.
Bina ve kadro haricinde kanuni düzenlemeler ile hukuk devletini güçlendirdik. Yargının bağımsız hareket edebilmesinin yasal altyapısını oluşturduk. Engel teşkil eden vesayet araçlarını ortadan kaldırdık. Çok geniş yelpazede adalete erişimi kolaylaştıran tarihi reformlara imza attık. Güven veren ve erişilebilir adalet ile çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Medeniyetimizin temel direği adalettir.
“YURT DIŞINA KAÇAN ALÇAKLARIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”
Adalet suçunun hapiste masumun dışarıda olmasıdır. Cezasızlık algısının yaygınlaşması toplumsal barışı dinamitleyecektir. Tecelli eden adalet birliğimizin huzurumuzun güvencesidir. Her mahkeme kararı sonrasında hak yerini buldu anlayışı ne kadar güçlenirse toplum da kendini emniyette hisseder. Hakkın yerini bulmasının önemi tartışma götürmez. Ülkemizdeki darbe geleneği ile de hesaplaştık, darbecilerin yargılanmasını sağladık. İlk defa milli iradeye karşı çıkan darbeciler yargılandı, cezalarını aldılar. 12 Eylül ve 28 Şubat’ta demokrasiye darbe yapanlar bağımsız Türk mahkemeleri tarafından da mahkum edildi. Aynı durum 15 Temmuz darbe teşebbüsü için de geçerlidir. 253 insanımızı şehit edenler gün yüzü göremeyecek. Yurt dışına kaçan alçakların peşini de bırakmayacağız. Son FETÖ’cü hain hesap verene kadar enselerinde olacağız.
“HUKUK BUNLARDAN HESAP SORMAK ZORUNDADIR”
Vatanımızın bekasına, vatandaşın huzuruna kim kastederse karşısında yine bizi bulacak, yargımızı bulacaktır. Demokrasimize uzanan elleri kırmaktan çekinmedik yine çekinmeyeceğiz. Görevi huzuru sağlamak olanların darbe şartlarının olgunlaşmasını beklediği günler artık geride kalmıştır. Antidemokratik yollara başvuranların varacağı tek yer hukuka hesap vermek olacak. 6-8 Ekim olayları ilgili mahkeme kararların bu zaviyeden değerlendiriyoruz. Bu hadise asla protesto gösterisi değil 37 insanımızın vahşice öldürüldüğü terör kalkışmasıdır. Devlete karşı bir isyan girişiminde bulundular. 35 il 96 ilçede sokaklar dükkanlar, okullar ateşe verilmiş masumların kanı akıtılmıştır. Katledilenler arasında 16 yaşındaki Yasin Börü ve arkadaşları vardır. Hukuk elbette bunlardan hesap sormak zorundadır. Siyasi dava denilmesi her şeyden önce demokrasiye ve hukuka hakarettir. Haddi aşan yorumları tasvip etmiyoruz. Karar yüreklere su serpmiştir. İsyan girişiminden 10 yıl sonra geç de olsa hakkın yerini bulduğunu görüyor, bundan memnuniyet duyuyoruz.
Yargımızın tarafsızlığını ve bağımsızlığını koruması ilk ve öncelikli şarttır. Adalete güveni ne kadar sağlam inşa edersek ekonomide o kadar hızlı mesafe alırız. Yaşanan ve yaşanacak sıkıntıların bizi yavaşlatacağını asla göz ardı etmiyoruz. Adalet alanındaki reformu kritik önemde görüyoruz. Bundan sonra da yeni adımlar atmayı sürdüreceğiz.
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Değerli hakim ve savcılarımız, sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne hoş geldiniz. İran’dan üzücü haber aldık. Sayın Reisi ve beraberindekilerin helikopter kazasında vefa ettiklerini öğrendik. Reisi’ye ve diğer yetkililere Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Şahsım ve milletim adına İran halkına baş sağlığı diliyorum. Tüm imkanlarımızla arama kurtarma çalışmalarına katkı vermeye hazır olduğumuzu belirttik. Akıncı ve helikopterimizi bölgeye sevk ettik. Kurtarma ekiplerimiz de bölgeye intikal etti. İranlı kardeşlerimizin bu süreci kadim şekilde yöneteceklerine yürekten inanıyorum.
Merhum Reisi’yi Ocak ayında misafir etmiştik. Bölgemizi ilgilendiren konularda çok yakın diyalog içinde olmuştuk. Verdiği çabalara bizzat şahitlik ettik. Kendilerini şükran ve minnetle yad ediyorum.
Türkiye olarak biz de her zaman olduğu gibi dost ve kardeş İran halkının yanında olacağız.
YARGI KURA TÖRENİ
Bugün 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Töreni vesilesiyle bir aradayız. Yargı adaylarımızın bir kısmının kurasını çekeceğiz. 1044 hakim ve savcımızı ülkemizin dört bir yanındaki görev yerlerine yolcu edeceğiz. 81 vilayeti ile bu ülkeyi çok sevmelerini istiyorum. İnşallah gittikleri yerlerde adalet sancağını yücelteceklerine inanıyorum. Bugünkü törenle 25 bine yaklaştırıyoruz hakim savcı sayımızı. 9 bin 349 olan hakim savcı sayısını 2 buçuk kattan fazla artırdık.
Adalet teşkilatımızın personel sayısı 61 bin iken bugün 204 bini buldu. Adalet camiamıza güçlü destek verdik. Merdiven altı sistemden bugünkü koşullara ulaştık. Mahkeme kararlarındaki hataları en aza indirmek amacı ile istinaf mahkemelerini kurduk. Adalet kurumlarının modern mekanlar olmasına hassasiyet gösterdik.
Bina ve kadro haricinde kanuni düzenlemeler ile hukuk devletini güçlendirdik. Yargının bağımsız hareket edebilmesinin yasal altyapısını oluşturduk. Engel teşkil eden vesayet araçlarını ortadan kaldırdık. Çok geniş yelpazede adalete erişimi kolaylaştıran tarihi reformlara imza attık. Güven veren ve erişilebilir adalet ile çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Medeniyetimizin temel direği adalettir.
“YURT DIŞINA KAÇAN ALÇAKLARIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”
Adalet suçunun hapiste masumun dışarıda olmasıdır. Cezasızlık algısının yaygınlaşması toplumsal barışı dinamitleyecektir. Tecelli eden adalet birliğimizin huzurumuzun güvencesidir. Her mahkeme kararı sonrasında hak yerini buldu anlayışı ne kadar güçlenirse toplum da kendini emniyette hisseder. Hakkın yerini bulmasının önemi tartışma götürmez. Ülkemizdeki darbe geleneği ile de hesaplaştık, darbecilerin yargılanmasını sağladık. İlk defa milli iradeye karşı çıkan darbeciler yargılandı, cezalarını aldılar. 12 Eylül ve 28 Şubat’ta demokrasiye darbe yapanlar bağımsız Türk mahkemeleri tarafından da mahkum edildi. Aynı durum 15 Temmuz darbe teşebbüsü için de geçerlidir. 253 insanımızı şehit edenler gün yüzü göremeyecek. Yurt dışına kaçan alçakların peşini de bırakmayacağız. Son FETÖ’cü hain hesap verene kadar enselerinde olacağız.
“HUKUK BUNLARDAN HESAP SORMAK ZORUNDADIR”
Vatanımızın bekasına, vatandaşın huzuruna kim kastederse karşısında yine bizi bulacak, yargımızı bulacaktır. Demokrasimize uzanan elleri kırmaktan çekinmedik yine çekinmeyeceğiz. Görevi huzuru sağlamak olanların darbe şartlarının olgunlaşmasını beklediği günler artık geride kalmıştır. Antidemokratik yollara başvuranların varacağı tek yer hukuka hesap vermek olacak. 6-8 Ekim olayları ilgili mahkeme kararların bu zaviyeden değerlendiriyoruz. Bu hadise asla protesto gösterisi değil 37 insanımızın vahşice öldürüldüğü terör kalkışmasıdır. Devlete karşı bir isyan girişiminde bulundular. 35 il 96 ilçede sokaklar dükkanlar, okullar ateşe verilmiş masumların kanı akıtılmıştır. Katledilenler arasında 16 yaşındaki Yasin Börü ve arkadaşları vardır. Hukuk elbette bunlardan hesap sormak zorundadır. Siyasi dava denilmesi her şeyden önce demokrasiye ve hukuka hakarettir. Haddi aşan yorumları tasvip etmiyoruz. Karar yüreklere su serpmiştir. İsyan girişiminden 10 yıl sonra geç de olsa hakkın yerini bulduğunu görüyor, bundan memnuniyet duyuyoruz.
Yargımızın tarafsızlığını ve bağımsızlığını koruması ilk ve öncelikli şarttır. Adalete güveni ne kadar sağlam inşa edersek ekonomide o kadar hızlı mesafe alırız. Yaşanan ve yaşanacak sıkıntıların bizi yavaşlatacağını asla göz ardı etmiyoruz. Adalet alanındaki reformu kritik önemde görüyoruz. Bundan sonra da yeni adımlar atmayı sürdüreceğiz.
13 Şubat günü Erzincan’ın İliç ilçesindeki bir altın madeninde heyelan meydana geldi. Yaklaşık 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan aşağı doğru hızla akarken, 9 işçi kayan toprağın altında kaldı. İhbar üzerine bölgede Erzincan Jandarma, AFAD ve sağlık ekipleri arama kurtarma çalışmalarını sürdürürken, sosyal medyadaki bazı hesapların yaşanacak büyük felaketi günler öncesinden yazması dikkat çekti.
MADEN FACİASINI 5 ÖNCE SÖYLEDİ
Yıllardır yaptığı paylaşımlarla FETÖ‘ye hizmet ettiği belirlenen ve FETÖ iltisakı nedeniyle kamudan atılan KHK’lıları aklamak için açıldığı tespit edilen bir X hesabında ‘Kızıl Deli Kahin’ isimli kullanıcı, Erzincan’daki maden faciasının yaşanacağını 5 gün önce rüyasında gördüğünü söyledi. 8 Şubat’ta yani maden kazasından 5 gün önce paylaşılan mesajda Kızıl Deli Kahin isimli kişi “Düşte göründü tedbir alın geç olmadan. Altın firması dağı terk ederken ardından patlar siyanür havuzu, koca bir nehir, koca bir ilçe zehre boğulur, yarısı oyulmuş dağ tel tel dökülür.” ifadelerine yer verdi. FETÖ hesabı Kızıl Deli Kahin‘in paylaşımının altına “19smile19” isimli bir hesap ise direk adres vererek “Erzincan İliç” şeklinde yorum yaptı.

Paylaşımdan birkaç gün sonra maden faciasının meydana gelmesi sonrasında yeni bir paylaşım yapan Kızıl Deli Kahin isimli hesap “Tedbir alın demedim mi?” mesajını paylaştı.

15 TEMMUZ, KHK VE HAKAN ŞÜKÜR PAYLAŞIMLARI
Erzincan’daki maden faciası paylaşımı sonrası ‘Kızıl Deli Kahin’ isimli hesabın önceki paylaşımları da dikkat çekti. Kızıl Deli Kahin‘in bugüne kadar FETÖ sebebiyle kamu görevlerinden uzaklaştırılan KHK’lılar için çok sayıda paylaşım yaptığı görüldü. Öte yandan Kızıl Deli Kahin’in FETÖ’cü firari Hakan Şükür‘le ilgii de rüyalar gördüğü ve paylaşımlar yaptığı tespit edildi.
Hesabın en dikkat çeken tweetlerinden biri ise 15 Temmuz alçak darbe girişimiyle ilgili oldu. FETÖ’cü hesap, darbeci alçakların 2016’daki kalkışmasını ‘millet ve askerin, polisin birbirine kırdırılması’ olarak yansıttığı belirlendi.
MURAT KURUM ALEYHİNDE ÇALIŞMALAR
Diğer bir yandan ise Erzincan’daki maden felaketinin günler önce rüyasını gördüğünü iddia eden Kızıl Deli Kahin‘in günlerdir AK Parti’nin İBB adayı Murat Kurum‘un aleyhinde algı çalışmaları yaptığı belirlendi. Maden kazasından sonra birçok hesap kazayı Murat Kurum‘la ilişkilendirerek seçim öncesi bir operasyona kalkıştı.

Bununla birlikte ‘Ekşi sözlük‘te birçok başlık açılarak Murat Kurum‘un adaylıktan çekildiğine varan iddialar ortaya atıldı.
SABOTAJ MI ?
Erzincan’da yaşanan faciayı FETÖ’ye bağlı olduğu belirtilen hesapların günler öncesinden paylaşması, sonrasında aynı hesapların X ve birçok sosyal medya platformunda eş zamanlı olarak Murat Kurum aleyhine çalışmaları yürütmesi akıllarda soru işaretleri oluşturdu. Yaşananlar İliç’teki maden bölgesinde yaşanan heyelanın bir kaza değil “sabotaj” olabileceği konusunu akıllara geldi. Sosyal medyada çok sayıda kullanıcı, maden sahasındaki göçüğün kirli eller tarafından yapılan bir sabotaj olabileceğini ve tüm detaylarıyla araştırılması gerektiğini söyledi.
13 Şubat günü Erzincan’ın İliç ilçesindeki bir altın madeninde heyelan meydana geldi. Yaklaşık 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan aşağı doğru hızla akarken, 9 işçi kayan toprağın altında kaldı. İhbar üzerine bölgede Erzincan Jandarma, AFAD ve sağlık ekipleri arama kurtarma çalışmalarını sürdürürken, sosyal medyadaki bazı hesapların yaşanacak büyük felaketi günler öncesinden yazması dikkat çekti.
MADEN FACİASINI 5 ÖNCE SÖYLEDİ
Yıllardır yaptığı paylaşımlarla FETÖ‘ye hizmet ettiği belirlenen ve FETÖ iltisakı nedeniyle kamudan atılan KHK’lıları aklamak için açıldığı tespit edilen bir X hesabında ‘Kızıl Deli Kahin’ isimli kullanıcı, Erzincan’daki maden faciasının yaşanacağını 5 gün önce rüyasında gördüğünü söyledi. 8 Şubat’ta yani maden kazasından 5 gün önce paylaşılan mesajda Kızıl Deli Kahin isimli kişi “Düşte göründü tedbir alın geç olmadan. Altın firması dağı terk ederken ardından patlar siyanür havuzu, koca bir nehir, koca bir ilçe zehre boğulur, yarısı oyulmuş dağ tel tel dökülür.” ifadelerine yer verdi. FETÖ hesabı Kızıl Deli Kahin‘in paylaşımının altına “19smile19” isimli bir hesap ise direk adres vererek “Erzincan İliç” şeklinde yorum yaptı.

Paylaşımdan birkaç gün sonra maden faciasının meydana gelmesi sonrasında yeni bir paylaşım yapan Kızıl Deli Kahin isimli hesap “Tedbir alın demedim mi?” mesajını paylaştı.

15 TEMMUZ, KHK VE HAKAN ŞÜKÜR PAYLAŞIMLARI
Erzincan’daki maden faciası paylaşımı sonrası ‘Kızıl Deli Kahin’ isimli hesabın önceki paylaşımları da dikkat çekti. Kızıl Deli Kahin‘in bugüne kadar FETÖ sebebiyle kamu görevlerinden uzaklaştırılan KHK’lılar için çok sayıda paylaşım yaptığı görüldü. Öte yandan Kızıl Deli Kahin’in FETÖ’cü firari Hakan Şükür‘le ilgii de rüyalar gördüğü ve paylaşımlar yaptığı tespit edildi.
Hesabın en dikkat çeken tweetlerinden biri ise 15 Temmuz alçak darbe girişimiyle ilgili oldu. FETÖ’cü hesap, darbeci alçakların 2016’daki kalkışmasını ‘millet ve askerin, polisin birbirine kırdırılması’ olarak yansıttığı belirlendi.
MURAT KURUM ALEYHİNDE ÇALIŞMALAR
Diğer bir yandan ise Erzincan’daki maden felaketinin günler önce rüyasını gördüğünü iddia eden Kızıl Deli Kahin‘in günlerdir AK Parti’nin İBB adayı Murat Kurum‘un aleyhinde algı çalışmaları yaptığı belirlendi. Maden kazasından sonra birçok hesap kazayı Murat Kurum‘la ilişkilendirerek seçim öncesi bir operasyona kalkıştı.

Bununla birlikte ‘Ekşi sözlük‘te birçok başlık açılarak Murat Kurum‘un adaylıktan çekildiğine varan iddialar ortaya atıldı.
SABOTAJ MI ?
Erzincan’da yaşanan faciayı FETÖ’ye bağlı olduğu belirtilen hesapların günler öncesinden paylaşması, sonrasında aynı hesapların X ve birçok sosyal medya platformunda eş zamanlı olarak Murat Kurum aleyhine çalışmaları yürütmesi akıllarda soru işaretleri oluşturdu. Yaşananlar İliç’teki maden bölgesinde yaşanan heyelanın bir kaza değil “sabotaj” olabileceği konusunu akıllara geldi. Sosyal medyada çok sayıda kullanıcı, maden sahasındaki göçüğün kirli eller tarafından yapılan bir sabotaj olabileceğini ve tüm detaylarıyla araştırılması gerektiğini söyledi.
MASAK tarafından hazırlanan ve Yükseköğretim Kurulu tarafından üniversitelere gönderilen afişlerde öğrencilere “Gelecek hesaplarınızı yakmayın. Kara para aklama, terör örgütlerinin finansmanı ve dolandırıcılık gibi suçların para transferlerinde banka hesaplarınızın kullanılması durumunda ağır hapis cezası ile karşılaşabilirsiniz. Banka hesaplarınızı başkalarına kullandırmayın.” uyarısı yapılıyor.

YÜKSEKÖĞRETİM KURULUNDAN VİDEOLU UYARI
Öte yandan Yükseköğretim Kurulu öğrencileri bilgilendirmek amacıyla Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Birimi ve ODTÜ Enformatik Enstitüsü Siber Güvenlik Anabilim Dalı uzmanlarından görüş alarak, video hazırladı.
Yükseköğretim Kurulunun sosyal medya hesaplarından paylaşmak üzere hazırladığı videoda, ODTÜ Enformatik Enstitüsü Siber Güvenlik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cihangir Tezcan, öğrencilerin hesaplarının kötü niyetli kişilerce farklı yöntemlerle kullanılabileceğine işaret etti.

ODTÜ Enformatik Enstitüsü Siber Güvenlik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cihangir Tezcan
Siber saldırı yoluyla öğrencilerin banka hesaplarına erişilebileceğini, para karşılığında öğrencilerin hesaplarını kısa süreliğine kullanmanın teklif edebileceğini veya dolandırıcıların e-mail, SMS yoluyla link gönderip hesap bilgilerini ele geçirilebileceğini anlatan Doç. Dr. Tezcan, öğrencilere şunları önerdi:
“Özellikle vurguladığımız şey, gelen e-mailin hakikaten beklediğiniz yerden geldiğine eminseniz bile oraya basmak yerine bu bağlantıyı kendi tarayıcınıza da yazabilirsiniz. Öğrencilerin banka hesaplarını hiçbir zaman tanımadığı insanların kullanmasına izin vermemesi gerekiyor ayrıca düzenli olarak da kontrol etmesi gerekiyor. Aslında çift faktörlü uygulamayı açarlarsa başkalarının hesaplarına erişimlerini büyük ölçüde engellemiş olurlar.”

ERDEN ŞAHİN: ÖĞRENCİLER KENDİ KULLANIMLARINDA OLAN HİÇBİR ŞEYİ VERMESİNLER
Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Soruşturma Şube Müdürü Erden Şahin de bilinçli internet kullanmadıkları için öğrencilerin hedef haline gelebildiğini belirtti.
Erden Şahin, öğrencilerin kredi kartı bilgilerini paylaşmaları, “oltalama” tabir edilen linklere girmeleri nedeniyle veya arkadaş kurbanı oldukları için hesaplarının kullanıldığı kaydetti.

Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Soruşturma Şube Müdürü Erden Şahin
Öğrencilerin dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Şahin, şu önerilerde ve uyarılarda bulundu:
“Hesaplarını kesinlikle ve kesinlikle kendi kullanımları haricinde yakın dahi olsa arkadaşlarına vermemesi lazım ki dolandırıcılığın veya başka bir suçun para transferine aracılık etmesin. Kendisinden IBAN isteyen, hesap açmasını isteyen birileri varsa mutlaka bunu emniyete, savcılığa bildirsin. Hesabını kullandırmasın. Kim hesabını kullandırırsa ne yazık ki bunun sonucunda adli işlem görür. Biz kolluk olarak şunu söylüyoruz; hesabını verirsen, hesabı verirsin! Hesaplarını kimseye vermesinler, sadece kendi kullanımlarında olsun. Bu akrabası da olsa üçüncü bir şahıs da olsa kendi kullanımlarında olan hiçbir şeyi kimseye vermesinler.”
]]>Yılmaz, vatandaşın bankaya yatırdığı altını ihtiyacı olduğunda çekebilmesi amacıyla bankaların fiziki altın teslimini kolaylaştırmaya yönelik yeni adımlar atılacağını söyledi.

Yastık altı altın stokumuzun 4 bin 670 ton ile yaklaşık 300 milyar dolar değerinde olduğunu, ithalatın haziran-ekimde 2.8 milyar dolar azaldığını söyleyen Yılmaz, şu mesajları verdi:
İTHALATI AZALTMA
İthalata kota uygulamasına 7 Ağustos 2023’te başladı. Rafinerilerin üretebileceği en küçük altında alt sınırı 1 gram olarak belirlenmesiyle altın talebinin azaltılması hedeflendi. Ağustos ayında ek vergi uygulaması yürürlüğe girdi. Kıymetli metallerle kaplama adi metallerden olan ürünlerin ithalatında yüzde 20 ek mali yükümlülük uygulamasına geçildi.
2.8 MİLYAR DOLAR GERİLEDİ
Düzenlemelerin etkisi Eylül 2023 itibarıyla görülmeye başladı. Altın ithalatı eylül ve ekim aylarında geçen yılın aynı ayına göre sırasıyla 2.8 ve 3.1 milyar dolar seviyesinden yaklaşık yüzde 31 ve 39 oranında azalarak her iki ay içinde yaklaşık 1.9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
650 BİN TL’YE KADAR DEVLET GÜVENCESİ
Kişilerin altın hesabı 650 bin liraya kadar devlet güvencesi altındadır. Vatandaşlarımız altınlarını saklama maliyetine katlanmadan güvenli bir ortamda altın olarak muhafaza ettikleri gibi reel bazda getiri elde etme imkânına sahip olacaklar.

KUYUMCU ALTIN DEĞERLEME SİSTEMİ
Kuyumcu Altın Değerleme Sistemi ile fiziki olarak bulundurulan altınların sisteme dahil kuyumcular aracılığıyla bankalardaki altın mevduat hesaplarına aktarılması sağlanmaktadır. Vatandaşların, elinde tuttuğu çeşitli ayarlardaki tüm kolye, bilezik gibi takılar, çeyrek, cumhuriyet altınları gibi ziynet altınlarının yanı sıra gram altınları seçkin kuyumculardan oluşan 72 ildeki 300’den fazla altın değerleme noktalarında gram cinsinden 24 ayar olarak banka mevduat hesabına aktarılmaktadır.
ALTINA DAYALI KİRA SERTİFİKASI
Hazine ve Maliye Bakanlığı, Altın Tahvili/Altına Dayalı Kira Sertifikası ihraç ediyor. Bu sertifika yastık altında ya da banka kasalarında hiçbir getiri olmaksızın tutulan altınlara yıllık belli bir getiri imkânı sunuyor, elde edilecek getirilerden stopaj vergisi de alınmıyor. Ayrıca vatandaş dilediği sertifikasını satarak nakde dönüştürebilir ya da vade sonunda altınını fiziki olarak da alabilir.

ALTINDAN DÖNÜŞÜMLÜ KUR KORUMA
Merkez Bankası tarafından Fiziki Altından Dönüşümlü Kur Korumalı Hesap ile fiziki altınların banka hesabına aktarılması sonrası hesap açılarak altın bazında ek getiri sağlanıyor. Bu finansal ürün sayesinde bireysel yatırımcılar yıllık bazda 3 ay vadeli hesapları için yüzde 2, 6 ay vadeli hesapları için yüzde 3, 1 yıl vadeli hesaplar için ise yüzde 4 getiri imkânı elde etmektedir. Yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılmasına yönelik mevcut sistemlerin geliştirilmesi ve yeni uygulamaların hayata geçirilmesi için çalışmalara devam edilmektedir. Bu süreçte bankaların daha aktif olması ve vatandaşın yatırdığı altını ihtiyacı olduğunda çekebilmesi için bankaların fiziki altın teslimini kolaylaştırması önümüzdeki dönemde atılması planlanan adımlar arasındadır.
CAZİP ENSTRÜMANLAR VAR
Altının bir kısmı ziynet niteliğinde, bir kısmı tasarruf, bir kısmı da sanayi amaçlı kullanılıyor. Daha çok tasarruf aracı olarak tercih ediliyor, kültürel alışkanlıklar da var. Burada mesele altına yatırım yapılması değil sistemin dışında kalması. Sisteme dahil olursa üretim ve yatırma katkıda bulunur. Bu durum döviz için de geçerli. Dövizi evinde tutan ABD, Avrupa’ya sıfır faizli kredi veriyor. Önemli olan sisteme dahil olması. Cazip enstrümanlar geliştirildi, bunların geliştirilmesi için çalışmalar yapılıyor.

ÜRETİMİN ARTMASI GEREKİYOR
Altın üretimini artırmamız gerekiyor, yeni keşifler var. Altında ihtiyacı karşılayacak üretim çıkabilir. Orman, maden, çevre tartışmalarında hassasiyetler var. Tüm bunları çevre kurallarına uyarak geliştirmek lazım. Sanayi ve Orman Bakanlığı çalışma yapıyor. Yatırım yeri tahsisi, çevresel hassasiyetler, madencilik çalışmaları, ruhsat süreçleri de etkiliyor. Tarım Bakanlığı noktasal değil de bütüncül şekilde süreci belirlemeye yönelik sanayi, maden için nereler ayrılabilir diye çalışıyor. İşin sosyolojik tarafını izlemek lazım. Sosyal bilimciler bunu çalışmalı.