İsrail meclisinin 120 milletvekilinden 64’ünün desteğiyle ayakta duran Netanyahu hükümeti, aşırı sağcı ortaklarının özellikle 7 Ekim sonrasında baskıları ve tehditleri sebebiyle dağılma tehlikesiyle karşı karşıya.
Tel Aviv hükümeti, Netanyahu’nun liderliğindeki Likud Partisi’nin yanı sıra ortodoks Yahudi partilerden Şas, Birleşik Tevrat Yahudiliği, aşırı sağcı partilerden Dini Siyonizm, Yahudilik Gücü ve Noam partilerinden oluşuyor.
Partilerin birbiriyle çelişen talepleri, siyasi kariyeri hükümetin devamına bağlı olan Netanyahu için tehdit ve şantaja dönüşüyor. Koalisyon ortaklarının talepleri sebebiyle, Netanyahu’nun Likud Partisi üzerindeki kontrolünün ciddi oranda azaldığı görülüyor.
ULTRA ORTODOKS YAHUDİLERİN ASKERE ALINMA SORUNU
Netanyahu hükümeti, Haredi halkının (Ultra Ortodoks Yahudiler) askere alınmasıyla ilgili yeni bir kanun tasarısı üzerinde çalışırken, Likud milletvekilleri ise düzenlemenin yetersiz olduğu düşüncesiyle karşı çıkıyor.
Tasarıya göre dini eğitim yoluyla askerliklerini tecil ettirebilen Haredilerin zorunlu askere alınma yaşı 26’da 21’e düşürülürken, Likud Partisi’nden Savunma Bakanı Yoav Gallant, Ekonomi Bakanı Nir Barakat ve milletvekili Dan Illouz zorunlu askerlik yasasını desteklemeyeceğini açıkladı.
Barakat, sosyal medya hesabından, “Savaşı kazanmak için daha fazla askere ihtiyac var.” ifadelerini kullanarak, İsrail ordusunun Gazze’deki saldırıları için daha çok İsrail vatandaşının askere alınmasını istedi.
Milletvekili Illouz ise Netanyahu yönetiminin “hükümeti düşürme tehdidi” sebebiyle Likud Partisinin “kendi değerleriyle çatışan bir siyaset izlemeye zorlandığını” belirterek, Likud’dan birçok vekilin yasa tasarısına karşı oy kullanabileceğini vurguladı.
Askerlikten muafiyet yaşına kadar dini eğitim sebebiyle askerliklerini erteleten Harediler de yasa tasarısına tepki göstererek sıklıkla İsrail’deki zorunluk askerlik hizmetini protesto gösterileri düzenliyor.
– Haham Yasasına Şas Partisinden tepki
Netanyahu’nun çıkarmak istediği ve İsrail Meclisinde 18 Haziran’da görüşüleceği açıklanan Haham Yasası, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir başkanlığındaki aşırı sağcı Yahudi Gücü ile Likud partilerinin muhalefeti sebebiyle ertelendi.
Yasa tasarısının geri çekilmesi, Şas yetkilileri ve Likud vekilleri arasında İsrail meclisinde şiddetli tartışmalara yol açarken, Şas Partisi, “hükümetinin dağılmasının an meselesi” olduğu uyarısında bulundu.
Haham yasa tasarısı, İsrail’de görev yapan hahamların yerel yönetimler yerine Şas Partisinin kontrolündeki Din İşleri Başkanlığı tarafından atanmasını öngörüyor.
İsrail devlet televizyonu KAN ise Netanyahu ile Şas’ın lideri Haham Aryeh Deri’nin telefon görüşmesinde, Deri’in Netanyahu’yu koalisyonun kontrolünü kaybetmekle ve hükümetini Haredi halkı (Ultra Ortodoks Yahudiler) için zararlı olmaya başlamakla suçladığını aktardı.
Netanyahu sonraki gün paylaştığı görüntülü bir mesajda, “Birçok cephede savaşıyoruz. Büyük zorluklarla ve zor kararlarla karşı karşıyayız. Bu yüzden tüm koalisyon ortaklarına kendilerine mukayyet olma çağrısı yapıyorum.” ifadelerini kullandı.
“Küçük politikaların ve yasaların zamanı değil” diyen Netanyahu, İsrail’in Gazze ve Lübnan’a yönelik saldırılarının devam ettiğini hatırlatarak koalisyon ortaklarından sakin olmalarını istedi.
]]>
“Filistin’e özgürlük. Cezasızlığa hayır. Katliama son verin” başlığıyla kent merkezinde organize edilen yürüyüşe katılan binlerce kişi, uluslararası topluma “Artık yeter. Sözü bırakın harekete geçin” çağrısı yaptı.
“Bu bir savaş değil soykırım“, “Filistin’e özgürlük“, “Hemen ateşkes” sloganları atan ve bu ifadelerin olduğu pankartlar taşıyan İspanyollar, İsrail’in Gazze’yi işgalinin ve bombalamasının, ayrıca Refah bölgesine saldırı planının durdurulmasını istedi.
Gösteriye, azınlık sol koalisyon hükümetinin küçük ortağı Sumar ittifakından 5, koalisyonunun büyük ortağı Sosyalist İşçi Partisi’nden (PSOE) 1 bakan ile hükümete dışarıdan destek veren ancak İsrail’e karşı gerekli yaptırımları uygulamadığı için eleştiren Podemos partisinin yöneticileri de katıldı.

İSPANYA HÜKÜMETİ İSRAİL’E KARŞI POLİTİKASINDA VAAT VE İCRAAT KONUSUNDA İKİLEM YAŞIYOR
Filistin’e destek ve İsrail’e karşı baskı yapılması için bu zamana kadar birçok çağrı yapan İspanya’daki sol koalisyon hükümeti, her şeye rağmen bu politikasında vaat ve icraat konusunda tutarsızlığını sürdürdü.
İktidara gelirken “ilk icraatımız Filistin devletini tanımak olacak” diyen PSOE ve Sumar, geride kalan 3,5 ayda Filistin devletini tanıma hususunda somut bir adım atmazken, hükümet görevlileri bununla ilgili yöneltilen soruları cevapsız bırakmaya devam etti.
Gösteriye katılan Sumar lideri, Başbakan Yardımcısı ve Çalışma Bakanı Yolanda Diaz, Ukrayna’yı işgal eden Rusya örneğini vererek, İsrail’e de Filistin’de insan haklarını çiğnemesinden dolayı yaptırım uygulanmasını istedi.
“İnsan haklarında görecelik yoktur ve aynı standartlar aynı durumlarda geçerli olmalıdır.” diyen Diaz, kendileri iktidarda olmalarına rağmen İsrail’e karşı karar almakta zorlandıklarını gizlemedi. Diaz, “Uluslararası toplumun daha fazlasını yapmasını talep ediyoruz. Ayrıca İspanya hükümetinin de daha fazla taahhütte bulunmasını istiyoruz, çünkü bu barbarlığa artık son vermek çok önemli.” diye konuştu.
PSOE’den Ulaştırma Bakanı Oscar Puente ise Başbakan Pedro Sanchez’in “Filistin devletinin tanınması temelinde iki devletli çözüm ve uluslararası barış konferansı düzenlenmesi” sözlerini tekrarlayarak, “Gazze’de hemen ateşkes ilan edilmesi” çağrısında bulundu.
Puente, İspanya’nın İsrail’e silah sattığı iddialarını yalansa da hükümete dışarıdan destek veren Podemos partisi, PSOE’yi hedef alarak bu yöndeki eleştirilerini sürdürdü.
Hükümetin İsrail’e karşı politikasının “sadece makyaj operasyonu” olduğunu savunan Podemos partisi lideri Ione Belarra “Suç devleti İsrail’in yaptığı bir soykırımdır ve İspanyol hükümeti hemen silah alım satımını durdurmalıdır, bunu yapmadıkça bu soykırımın bir parçası olacaktır.” şeklinde konuştu.

GÖSTERİYE KATILAN İSPANYOLLAR, AVRUPALI HÜKÜMETLERDEN İSRAİL’E KARŞI BOŞ SÖZLER DEĞİL EYLEM BEKLİYOR
Bu arada, gösteriye katılan İspanyollardan Paz Ruiz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Sadece İspanya değil tüm hükümetler, güç, para ve korkudan dolayı İsrail’e karşı seslerini çıkaramıyor. Hükümetler konuşmaya gelince çok şey söylüyorlar ama iş eyleme geçtiğinde verdikleri sözler uçup gidiyor. Biz artık boş sözler değil eylem bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Antonio Gonzalez de “İsrail her geçen gün daha fazla insan öldürüyor ve sivil halka daha fazla zarar veriyor. Avrupa’da Almanya gibi ülkeler ise hiçbir şey yapmıyor. Maalesef bizim yapabildiğimiz tek şey gösteri yapıp, baskı kurmaya çalışmak ama AB adım atmadan hiçbir şey olmaz.” dedi.

“GAZZE’DEKİ KATLİAM DERHAL SONA ERMELİ”
Gösteri sonunda okunan manifestoda, “Gazze’deki katliam derhal sona ermeli ve Filistin sorununa adil bir çözüm bulmayı garanti edecek tüm eylemler teşvik edilmeli.” denilerek, “Filistin halkının korunmasını ve kendi geleceğine özgürce karar vermesine olanak tanınmasını sağlayacak, uygulanabilir ve tam egemen bir Filistin Devleti’nin etkili bir şekilde tanınması garanti edilmelidir.” çağrısı yapıldı.
İsrail’in Gazze’de sağlık ve su altyapılarına yönelik saldırılarını da sert dille eleştiren İspanya’daki sol siyasi partiler ve örgütler, sağlık personelinin ve gazetecilerin öldürülmesini, binaların yarısından fazlasının yıkılmasını ve 1 milyon 700 bin Filistinlinin yerinden edilmesini kınadı.

Bu patlamanın birçok nedeni olduğu, bunlardan birinin de İsrail’in Filistin yönetimine vergi fonlarını aktarmayı reddetmesi olduğu ifade ediliyor.
“Batı Şeria’daki işçilerin İsrail’deki iş yerlerine gitmelerinin engellenmesi, İsrail güçlerinin bölgeye yönelik baskın, gözaltı ve suikastlarını artırması, yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırıları ve bölgedeki yerleşim projelerinin hızlandırılması da” Batı Şeria’daki patlamanın öne çıkan nedenleri arasında gösteriliyor.
İsrail Ekonomi ve Sanayi Bakanı Nir Barkat başta olmak üzere İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in yanı sıra koalisyonu oluşturan Likud Partisi’nden bakanların baskısıyla Netanyahu hükümeti Batı Şeria’daki Filistinli işçilerin dönüşü konusunda karar almaktan kaçınıyor.
Gazze Şeridi’ne saldırıların başladığı andan itibaren İsrail, ülkenin çeşitli bölgelerinde çalışan Batı Şeria’daki Filistinli işçilerin dönüşüne izin vermiyor.
Maliye Bakanı Smotrich’in de vergi fonlarının Filistin yönetimine aktarılmasına engel olması nedeniyle Filistin yönetimi, memurların maaşını yerel bankalardan borç almadan ödeyemez hale geldi.
İsrail güçleri, Gazze’ye saldırıların başlamasının ardından işgal altındaki Batı Şeria’daki baskınlarını ve gözaltılarını artırırken, Filistinli makamlar 7 Ekim’den bu yana Batı Şeria’da 6 bin 25 Filistinlinin gözaltına alındığını belirtiyor.
Ayrıca İsrail güçlerinin Batı Şeria’daki belde ve kentlere yönelik baskınlarında öldürdüğü Filistinlilerin sayısında da ciddi bir artış yaşanıyor.
Yerleşim birimi inşası konusunda ise İsrailli sivil toplum kuruluşu Peace Now (Barış Şimdi) Hareketi, 7 Ekim’den beri Batı Şeria’da yerleşim birimi faaliyetlerinde daha önce görülmemiş bir “sıçrama” yaşandığını duyurdu.
İSRAİL MEDYASINA GÖRE BATI ŞERİA’DAKİ GERİLİMİN BÜYÜK BİR PATLAMAYA DÖNÜŞMESİ YAKIN
Haaretz gazetesinin 17 Ocak’taki başyazısında, “Netanyahu, aşırı sağın ilhak, Yahudi üstünlüğü ve savaş arzusuna dayanan hükümetini tehlikeye atmaktansa İsrail’i tehlikeye atmayı tercih ediyor.” ifadeleri kullanıldı.
Yazıda, hükümetin, “suç teşkil eden bir şekilde, İsrail ordusunun iç güvenlik teşkilatı Şin-Bet’in (Şabak) defalarca yaptığı uyarıları yok saymasından çıkarılacak tek sonucun bu olduğuna” dikkat çekildi.
Gazetede, “Güvenlik kurumunun mesajı son derece açık; İsrail’in, Batı Şeria’da süratle kötüleşen ekonomik durumu hafifletmek için bir şey yapması gerekiyor. ABD’liler de aynı şeyi söyledi.” ifadesine yer verildi.
Yazıda ayrıca İsrail hükümetinin “savaşın ortasında da olsa sıkı denetim altında ve sınırlı sayıda Filistinli işçinin İsrail’e girmesine izin vermesi ve Gazze’ye aktarılacak meblağı kesmeden tüm vergi fonlarını Filistin yönetimine teslim etmesi gerektiği” vurgulandı.
Haaretz’deki başyazıda “Batı Şeria’da gerilimin tırmandırılması ve savaşta farklı bir cephenin açılması, önlenmesi gereken bir tehlikedir.” uyarısı yapıldı.
Başyazıda şu ifadelere yer verildi:
“İsrail hükümeti, Filistinlilere yönelik ekonomik bunaltma politikalarıyla, Filistin yönetimine sözlü saldırı ve onu sorumsuz bir şekilde Hamas ile kıyaslamasıyla, daha fazla yerleşimcilerin silahlanmasına izin vermesi ve Filistinlileri topraklarından etmesiyle yangına körükle gitmekten başka bir şey yapmıyor. Hükümetin içindeki aşırılık yanlısı yerleşimcilerin dayatmalarına ve Batı Şeria’yı 3. İntifada’ya sürüklemesine izin vermemeliyiz.”
Haaretz gazetesi yazarı İsrailli askeri uzman Amos Harel de yazısında, İsrail’deki tüm güvenlik kurumlarına “vergi gelirlerinin Filistin yönetimine aktarılmaması ve Filistinlilerin İsrail’de çalışmasının engellenmesi nedeniyle Batı Şeria’da gerilimin büyük bir patlamaya dönüşmesinin yakın olduğu” uyarısında bulundu.
İsrail’de yayın yapan Kanal 12’nin, 16 Ocak’ta adını açıklamadığı İsrailli güvenlik yetkililerine dayandırdığı haberinde, “Batı Şeria’da patlamanın yaklaştığı” belirtildi.
Haberde, İsrail ordusu ve Şin-Bet’in Netanyahu hükümetinden Filistinli işçilerin İsrail’e dönüşü için bir pilot proje uygulamasını istediği aktarıldı.
Gazze’ye saldırıların başlamasından önce 150 bin Filistinlinin İsrail’de çalıştığı kaydedilen haberde, ilk plana göre günlük 5 bin işçinin İsrail’e geçişine izin verilmesinin öngörüldüğü kaydedildi.
Haberde, “ABD’liler ve Savunma Bakanı Yoav Gallant bunu destekliyor ancak hükümetin bakanları karşı çıkıyor. Bu konuda karar vermesi gereken Başbakan ise iki arada bir derede kaldı.” ifadesi kullanıldı.
Filistin vergi fonları, İsrail’den veya İsrail aracılığıyla Filistin pazarına ithal edilen mallara uygulanan vergi ve harçlar olarak biliniyor.
İsrail, Filistin’in ithal ettiği malların gümrük vergilerini “Filistin yönetimi adına” topluyor ve Filistin’e ortalama aylık 190 milyon dolar ödeme yapıyor. Filistin yönetimi, büyük ölçüde söz konusu vergi fonlarına dayanıyor.
Maliye Bakanı Smotrich, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana geçen süredeki vergi gelirlerinin tamamını Filistin yönetimine devretmeyi reddediyor.
Buna karşı Filistin yönetimi ise Kasım 2023’te İsrail’in Gazze’ye tahsis edilen miktarı keserek yaptığı ödemeyi (yaklaşık 162 milyon dolar) kabul etmedi ve İsrail’e iade etti.
Vergi fonlarının kesilmesi nedeniyle son iki ayda Filistinli memurların maaşlarının ödenmesi ertelendi ve maaşların bir kısmının ödenmesi için yerel bankalardan borç alındı.
İsrail’in, söz konusu vergi fonlarından Filistin yönetimine aylık yaklaşık 190 milyon dolar ödeme yapması gerekiyor ve bunun ortalama 75 milyon doları Gazze Şeridi’ne aktarılıyor.
Gazze’ye aktarılan fonlar, bölgedeki memurların maaşları ile Gazze’deki elektrik santrali yakıtının ödenmesi için kullanılıyordu.
ABD, İsrail’e, 4 Ocak’ta başlıca gelir kaynağı olması nedeniyle söz konusu vergi fonlarının aktarılmasının “Filistin yönetiminin çöküşüne yol açacağı” uyarısında bulunmuştu.
]]>