İsrail’in Hudeyde Limanı’na saldırısı, Binyamin Netanyahu hükümetinin açıklamasına göre, Husilerin 19 Temmuz’da Tel Aviv’e gerçekleştirdiği insansız hava araçlı saldırıya karşılık olarak verildi.
İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberine göre, Husilerin Tel Aviv’deki ABD konsolosluk binası yakınlarına düzenlediği bu saldırıda, bir İsrailli öldü, 10 kişi yaralandı.

Evimiz İsrail Partisi lideri Avigdor Liberman, İsrail’in saldırdığı Hudeyde Limanı’nın “tamamen yok edilmesi” yönünde çağrıda bulundu.
Husiler, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim 2023’ten beri Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu belirttikleri ticari gemilere el koyuyor ve bazılarına da insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenliyor.
Husiler, Gazze Şeridi ve Filistin ile dayanışma çerçevesinde, dini, ahlaki ve insani görevlerinin gereği olarak, İsrail’in Kızıldeniz, Umman Denizi ve Hint Okyanusu’ndaki gemilerini veya bağlantılı gemileri işgal altındaki Filistin’in (İsrail) limanlarına yönelmesini engelleme kararlarını, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırıları sona erip bölgedeki abluka bitene kadar uygulamaya devam edeceğini duyurmuştu.
ABD öncülüğünde kurulan koalisyon ise 12 Ocak 2024’ten bu yana, Husilerin bu saldırılarına karşılık Yemen’in çeşitli bölgelerindeki hedefleri vurmaya başladı.
Washington ve Londra’nın müdahalesi ve gerilimin tırmanmasıyla, Husiler, artık tüm ABD ve İngiliz gemilerini askeri hedefleri arasında gördüğünü duyurdu.
Yemen’in dünyaya açılan kapısı
Hudeyde limanı, Yemen’in Kızıldeniz üzerindeki batı kıyılarının orta kesimlerinde yer alıyor ve ülkenin başlıca dış ticaret limanı sayılıyor.
Bölgenin Doğu ile Batı arasındaki küresel ticaret hareketine yakınlığı nedeniyle liman, 1961 yılında dönemin Sovyetler Birliği’nin desteğiyle inşa edildi.
Önünden doğudan batıya çeşitli emtia ve petrol ticareti yapan gemiler geçen limanın yakınında da tam tersi yönde, doğu ile batı arasındaki uluslararası internet hatları, deniz alanının tabanından geçiyor.
Limandan, aynı zamanda, savaştan bu yana ülkeye ulaşan insani yardımların yanı sıra, çeşitli ihracat ve ithalat ürünleri ile Yemen’in geçmişte tanık olduğu ve halen devam eden büyüme ve gelişme sürecinin gerektirdiği her türlü emtianın geçişi gerçekleşiyor.
Hudeyde Limanı, Kızıldeniz kıyısındaki diğer limanlara göre stratejik konumu, uluslararası nakliye hatlarına yakınlığı, dalgalardan ve su akıntılarından doğal koruması ve muson rüzgarlarına maruz kalmaması gibi bir dizi avantaja sahip olması bakımından benzersiz sayılıyor.
Nakliye şeridi 10 bin 433 deniz mili uzunluğunda, 200 metre genişliğinde ve yaklaşık 10 metre derinliğinde olan liman, maksimum 31 bin ton yük kapasiteli konteyner gemilerini kabul etme kapasitesine sahip.
Limanda, 2014 yılına kadar, 250 metre uzunluğunda iki rıhtımın yanı sıra toplam bin 461 metre uzunluğunda 8 rıhtım bulunuyordu ve liman rıhtımı petrol tankerleri ve diğer petrol ürünlerinin boşaltılmasına ayrılmıştı.
Hayati tesislerin hedef alınması
Yangının ve yükselen dumanın büyüklüğünü ortaya koyan görüntülerde, İsrail’in Hudeyde Limanı’ndaki petrol ve petrol ürünlerinin depolarını kasten bombaladığı görülüyor.
İsrail’in bu saldırısı, Yemen’i artan yakıt ihtiyacını karşılamakta ek zorluklarla karşı karşıya bırakıyor.
Zorlu insani koşullar tehlikeli bir şekilde tırmanırken, Hudeyde kentinin en önemli enerji santrallerinden birinin yanı sıra, petrol tesisi ofisleri de İsrail tarafından vuruldu.
Yemen hükümetinin 2010 yılına ait verilerine göre, limandaki toplam alanı bir milyon metrekareyi aşan 12 depo kısmen veya tamamen İsrail bombardımanına maruz kaldı.
Husiler, şu ana kadar, limandaki toplam hasarın boyutunu, kargo gemilerini ve insani yardım karşılama imkanının kalıp kalmadığına ilişkin bir açıklama yapmadı.
Yemen’de, Şiiliğin Sünniliğe en yakın kolu sayılan ve bir zamanlar Yemen’i yöneten Zeydi mezhebine mensup kesim içinde şekillenmeye başlayan Husiler, siyasi bir hareket olarak 1992’de Hüseyin Bedreddin el-Husi tarafından kuruldu.

Hüseyin el-Husi, ruhani önderliğini babası Bedreddin el-Husi’nin yaptığı Mümin Gençler Cemaati’ni Ensarullah Hareketi adıyla siyasi ve silahlı bir harekete dönüştürdüğü 2004 yılına kadar yönetti.
Husiler ile Yemen hükümeti arasında ilk savaş, Yemen hükümetinin 2004’te Sada’daki sınırlı çatışmalarda 3 askerin öldürülmesinden Husileri sorumlu tutmasıyla çıktı ve 2010 yılında taraflar arasında varılan ateşkesle sona erdi.
Halen uluslarası kamuoyu tarafından tanınan Aden merkezli Yemen hükümeti, Husileri, “Lübnan Hizbullahı’na ve İran’a bağlı olmakla ve 1962’ye kadar yüzyıllar boyunca kuzey Yemen’de iktidar olan Zeydi İmamlık sistemini yeniden kurmaya” çalışmakla suçluyor. Husiler ise bu suçlamaları ve hükümetin meşruiyetini reddederek hükümeti “ABD ve Suudi Arabistan’ın kuklası olmakla” itham ediyor.
İran tarafından destekleniyor
Ensarullah Cemaatini, Hüseyin Bedreddin el-Husi’nin 2004’te Yemen ordusu tarafından Sada’da öldürülmesinden bu yana kardeşi Abdülmelik el-Husi yönetiyor.
Kurucusu Husi’nin adına nispeten “Husiler” olarak anılan Ensarullah Cemaatinin en bariz ve önemli destekçisi ise İran.
İran tarafından mali ve askeri olarak desteklenen Husiler, 2004’ten 2010’a kadar hükümet güçleriyle savaşırken, Arap Baharı’nın en önemli ülkelerinden biri olan Yemen’de Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in 2012’de devrilmesinin ardından ülkedeki nüfuzunu güçlendirmeyi başardı.
Uzun süren halk hareketi sonrası Yemen’de bir türlü istikrar sağlanamaması sonucu bir hükümet krizi oluşmuş, Husiler de başkent Sana başta olmak üzere ülkenin önemli bir kısmını ele geçirmişti.
Yaklaşık 10 yıl süren iç savaş
İran destekli Husiler, Eylül 2014’ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulunduruyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015’ten itibaren Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.
Devrik lider Ali Abdullah Salih’in ardından Cumhurbaşkanı olan Abdurabbu Mansur Hadi’nin gittiği Suudi Arabistan’ın öncülüğünde kurulan ve 10 ülkeden oluşan Arap Koalisyonu güçleri Mart 2015’te Husilere karşı operasyon başlatmış ve meşru hükümete destek vermişti.
Ülkede büyük bir insani trajediye yol açan ve yıllar süren iç savaşın ardından Suudi Arabistanlı yetkililer, Umman’ın arabuluculuğuyla ilk kez 9 Nisan 2023’te Sana’da Husilerle bir araya geldi.
Eylül 2023’te Suudi Arabistan’da Husiler ile Suudi yetkililer arasında barış sürecini destekleyen bir yol haritasının geliştirilmesi ve Yemen’deki iç savaşın sona erdirilmesi amacıyla 5 gün süren görüşmeler başlatılmıştı.
Kızıldeniz’de Husiler’in eylemleri
İran’ın desteklediği Yemen’deki Husiler, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim’den bu yana Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu söyledikleri ticari gemilere el koymaya ve bazılarına da dron ve füzelerle saldırılar düzenlemeye başladı.
ABD güçleri bu süreçte birçok kez Yemen’den atılan füze ve kamikaze dronları düşürdüğünü duyurdu.
Husilerin eylemlerinin ardından çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz’deki seferlerini durdurma kararı aldı.
ABD, küresel deniz ticareti güvenliğinin tehlikeye girdiği gerekçesiyle 18 Aralık’ta bir grup ülkenin katılımıyla Husi güçlere karşı “Refah Muhafızı Operasyonu” adında çok uluslu “deniz görev gücü” oluşturulduğunu duyurdu.
Kızıldeniz’de 31 Aralık’ta İsrail’le bağlantılı gemiyi ele geçirmeye çalışan Husilere ait 3 sürat teknesi ABD helikopterleri tarafından ateş altına alındı.
Husiler, 10 Ocak’ta da İsrail’e destek olduğu gerekçesiyle Kızıldeniz’de ABD’ye ait bir geminin füze ve kamikaze dronlarla hedef alındığını duyurdu.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), 11 Ocak’ta ABD ve Japonya tarafından sunulan ve Husilerin Kızıldeniz’deki saldırılarının acilen sonlandırılmasını talep eden karar tasarısını kabul etti.
Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan Süveyş Kanalı üzerinden küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’si yapılıyor.