İddia – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Sun, 07 Jul 2024 03:12:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 MOSSAD ajanları yargılanıyor: Ara karar çıktı! https://www.foxtvhaber.com.tr/mossad-ajanlari-yargilaniyor-ara-karar-cikti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/mossad-ajanlari-yargilaniyor-ara-karar-cikti/#respond Sun, 07 Jul 2024 03:12:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14393 Türkiye’de yaşayan Filistinli aktivistler ile İsrail’in Filistin politikasına muhalif kişilere yönelik eylem hazırlığında oldukları ve İsrail İstihbarat Servisi’ne casusluk yaptıkları iddia edilen 57 sanıklı davanın görülmesine devam edildi.

İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada 8 tutuksuz sanık ve avukatları hazır bulundu. Duruşmaya 20 tutuklu sanık ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.

BU İSİMLERİ KULLANMIŞLAR

Duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı, İsrail istihbarat servisinin internet tabanlı mobil uygulamalar üzerinden uzaktan, çevrim içi operasyon ekibi oluşturduğunu, bu ekip tarafından “Abdalla Qassem”, “Abu Halid Abdalla Qassem”, “Janet Foster”, “Ali Al Jafrı”, “Şhirin Alayan”, “Roman Romanov”, “Cemal”, “Igor” ve “Ilya” isimlerinin kullanıldığını aktardı.

ELDE EDİLEN BİLGİLER DEVLETİN GİZLİ BİLGİLERİYMİŞ

Açıklanan mütalaada, Canlı kuryelerle Mossad’ın sahadaki hedeflerine yönelik taktik bazlı işler yapılmasının amaçlandığı ve sanıkların elde ettikleri bilgilerin devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgilerden olduğu belirtildi.

12’şer yıla kadar hapis talebi

Mütalaada 57 sanığın ‘yasaklanan bilgilerin casusluk maksadıyla temini’ suçundan 8’er yıldan 12’şer yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Duruşmada sanık avukatları, müvekkillerinin uzun süredir tutuklu kaldığını söyleyerek tahliyelerini talep ettiler.

ARA KARAR

Ara kararını açıklayan mahkeme, 18 sanığın tutuklu kaldıkları süreyi de dikkate alarak adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi. 36 sanığın yurt dışına çıkış yasağı yönündeki adli kontrol tedbirini mevcut delil durumunu dikkate alarak kaldırılmasına hükmeden heyet, sanıklar ile avukatlarına açıklanan mütalaaya karşı savunma hazırlayabilmeleri için süre verilmesine karar vererek duruşmayı erteledi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, İsrail istihbarat servisinin, internet tabanlı mobil uygulamalar üzerinden uzaktan, çevrim içi operasyon ekibi oluşturduğu, bu ekip vasıtasıyla uzaktan kaynak temini, canlı kurye ile kaynaklarına para transferi ve sahadaki hedeflerine yönelik taktik bazlı işler yapılmasının amaçlandığı aktarıldı.

Hazırlanan iddianamede, ilk temasın, cep telefonlarına kodlanan Telegram ve WhatsApp uygulamaları, sosyal medya hesapları, Linkedin, e-posta üzerinden sağlandığı, irtibatın operasyonel Telegram ve WhatsApp uygulamaları üzerinden sürdürüldüğü, kesinlikle görüntülü veya sesli görüşme yapılmadığı, yapılan işler karşılığında ödemelerin uluslararası para transfer şirketleri, kripto paralar, havale ofisleri ve canlı kuryeler vasıtasıyla gerçekleştirildiği belirtildi.

İddianamede, profesyonelce yapılması istenilen işlerde dedektiflerden, taktik işlerde ise ağırlıklı olarak şüphe uyandırmayan şahıslardan yararlanıldığı, dedektiflere biyografik bilgi toplama, keşif tahkikat, fotoğraf/video dokümanter, canlı takip, takip cihazı yerleştirme, canlı kurye bulma ve siber faaliyet görevlerinin verildiği, İsrail istihbarat servisinin iş yaptırdığı şahısların, gelen taleplerin sebebini, amacını, oluşturacağı maddi/manevi zararı ve oluşturacağı milli güvenlik açığını fark ettikleri halde faaliyetlerini sürdürdükleri, aynı zamanda muhataplarının kimliklerini gizleme gayretini, yapılan ödemeler karşılığında fatura kesmemesini, yurt dışında bulundukları halde Türkiye’deki şahıslar (canlı kurye) vasıtasıyla ödeme yapılmasını şüpheli bulmakla birlikte maddi kazançlarını ön planda tuttuklarının belirtildiği kaydedildi.

Hazırlanan iddianamede, 57 şüphelinin ‘devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/mossad-ajanlari-yargilaniyor-ara-karar-cikti/feed/ 0
Sinan Ateş davası başladı! İşte ilk ifadeler https://www.foxtvhaber.com.tr/sinan-ates-davasi-basladi-iste-ilk-ifadeler/ https://www.foxtvhaber.com.tr/sinan-ates-davasi-basladi-iste-ilk-ifadeler/#respond Fri, 05 Jul 2024 08:00:12 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14048 Ülkü Ocakları’nın eski genel başkanı Sinan Ateş’in Ankara’da öldürülmesine ilişkin dava başladı. Siyasilerin de takip ettiği davada 22 sanık hakim karşısına çıktı. Duruşmayı takip eden Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) avukatları, davaya katılma talebinde bulundu.

MHP’NİN TALEBİNE RET

Cinayete ilişkin ilk duruşma Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görülüyor.

Duruşmanın başında MHP avukatları davaya katılma talebinde bulundu.

Savcı, MHP’nin suçtan zarar görmediğini beyan ederek, katılma talebinin reddini istedi.

MAHKEME BAŞKANINDAN TARAFLARA UYARI

Özgür Özel, duruşma salonunda, Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ve Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte oturdu. Duruşma öncesi, sanıklardan Doğukan Çep, müşteki sıralarında oturanlara yönelik sözleri nedeniyle kolluk personeli tarafından duruşma salonundan çıkarıldı.

Duruşmanın başında mahkeme başkanı, taraflara, “Herhangi bir sataşma, laf atma olmasın. Gerek sanıklar gerek müşteki tarafından. Bunlara gerek yok. Bırakın işimizi yapalım. Tahrik etmeye çalışanlar olabilir. Meseli şahsileştirmeyin. Aşağıda bir sanığımız varmış. salona gelmeden önce bazı sözleri olmuş, olabilir. Sabırlı olacaksınız, sakin olacaksınız, tahriklere kapılmayın.” uyarısında bulundu.

“ADI GEÇEN SİYASİLERİ BİLMİYORUM”

Ardından tetikçi Eray Özyağci’nın savunmasına geçildi.

Özyağcı savunmasına, iddianamede adı geçen siyasi isimleri bilmediğini söyledi.

“Beni Ankara Gölbaşı’ndan Mustafa Kemal diye bir arkadaşım, olaydan dört gün sonra İzmir’e sonra Edirne’ye götürdü.” diyen tetikçi Özyağcı, “Sınırdan geçerken Yunan askerleri beni dövdü, sonra Türkiye sınırına attı.” ifadelerini kullandı.

Özyağcı’nın ardından motosikleti kullanan Vefat Balkaya’nın savunmasına geçildi.

AYŞE ATEŞ: AYRILAN DOSYADAKİ 17 ŞÜPHELİ DOSYAYA EKLENMELİ

Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ise duruşma öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulundu.

“Bizim buradan beklentimiz ve isteğimiz, ayrılan dosyadaki 17 kişi hakkında gerekli işlemlerin hızlı bir şekilde yapılması ve dosyamıza eklenmesidir.” diyen Ayşe Ateş, “İddianamedeki boşlukların tamamlanarak yeni ve doğru bir iddianamenin yazılması ve yargılamanın hızlı bir şekilde yapılmasıdır. Hedefimize sadece suçlular var, sadece suçluların adil bir şekilde yargılanmasından başka hiçbir talebimiz bulunmamaktadır.” ifadelerini kullandı.

Ateş, tehditler üzerine yaklaşık bir buçuk aydır koruma talebinde bulunduğunu ve yoğun güvenlik altında yaşadığını dile getirdi.

SİYASİLER DE TAKİP EDİYOR

Sanıklar ve müştekilerin hazır bulunduğu duruşmayı bazı siyasiler de takip ediyor.

Duruşma salonunda, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da izleyici olarak yer aldı. Duruşmayı, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve bazı il baro başkanları da izliyor.

NE OLMUŞTU?

Akademisyen ve Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş, 30 Aralık 2022’de Ankara’da uğradığı silahlı saldırı sonrasında yaşamını yitirmişti.

Aralarında tetikçi ve azmettiricilerin de olduğu iddia edilen isimler hakkında soruşturma başlatılmış, dönemin Ankara Emniyeti Cinayet Büro Amiri de bu isimlerle birlikte tutuklanmıştı.

Mahkeme tarafından kabul edilen iddianamede, tetikçi Eray Özyağci’nın de aralarında bulunduğu 5 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

Diğer Şüpheliler için istenen hapis cezası ise 15 yıldan 20 yıla kadar değişiyor.

 

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/sinan-ates-davasi-basladi-iste-ilk-ifadeler/feed/ 0
En acımasız çetenin ABD lideri yakalandı https://www.foxtvhaber.com.tr/en-acimasiz-cetenin-abd-lideri-yakalandi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/en-acimasiz-cetenin-abd-lideri-yakalandi/#respond Mon, 17 Jun 2024 04:48:36 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=13055 Dünyanın en acımasız suç örgütlerinde biri olarak bilinen, El Salvador merkezli MS-13’ün (Mara Salvatrucha) liderler kadrosunda yer alan ve ABD’den sorumlu olan üst düzey yöneticisi, Teksas’ta yakalandı.

Uluslararası suç örgütü MS-13’ün, ABD’deki suç faaliyetlerini yönetmekle suçlanan Cesar Humberto Lopez Larios, yargılanacağı New York’a sevk edildi. Larios’un New York’ta yargılanacağı Long Island’daki federal mahkemede, suçlu bulunması halinde ömür boyu hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceği belirtildi.

NARKO-TERÖRİZM İLE SUÇLANIYOR

Suç örgütü MS-13’ün ABD lideri olduğu iddia edilen Larios, uluslararası ve ulusal teröristlere maddi destek sağlamak, terör örgütü üyelerini saklamak, uluslararası terör eylemleri gerçekleştirmek için komplo kurmak, terörizmi finanse etmek ve narko terörizm komplosu ile suçlanıyor.

Larios, 2020 yılında New York’ta mahkemenin diğer suç ortaklarıyla birlikte hakkında hazırladığı iddianame sonrasında, FBI tarafından aranan en tehlikeli suçlular listesinde yer alıyordu. Larios’un, önümüzdeki günlerde New York’ta hakim karşına çıkartılacağı belirtildi. Larios’un, uluslararası MS-13 suç örgütünün üst düzey lider kadrosu olan Ranfla’nın da üyesi olduğu kaydedildi.

New York Doğu Bölgesi Başsavcılığı, Larios’un yakalanmasının ardından yaptığı açıklamada, son 20 yılda El Salvador, Meksika ve başka yerlerde aranan ayrıca hakkında yakalama kararı sonrasında üç yılı aşkın bir süredir ABD’de kaçak olan Larios’un, geçtiğimiz hafta Houston’daki George Bush Havaalanı’na vardığında FBI ve İç Güvenlik Bakanlığı ajanları tarafından yakalandığı kaydedildi.

“ÇOK ÖNEMLİ BİR ADIM ATILDI”

New York Doğu Bölgesi (EDNY) Başsavcısı Breon Peace, MS-13’ün dünyadaki üst düzey liderlerinden biri olan Larios’un tutuklanmasının önemli bir başarı olduğunu belirterek, “Uluslararası suç örgütünün çökertilmesi için çok önemli adım atıldı. Larios, yakında Long Island’daki federal bir mahkemede yargıç karşısına çıkacak. Burada, MS-13, onun emirleri doğrultusunda hareket ederek çok fazla kan döktü.” dedi.

Başsavcı Peace, Larios’u ele geçirmekle ABD kolluk güçlerinin çok önemli bir başarı elde ettiğini kaydetti.

FBI yetkilileri, suç örgütünün üst düzey liderlerinden biri olan Larios’un artık parmaklıklar ardında olduğunu, FBI’ın bu korkunç uluslararası suç örgütünün geri kalan kaçaklarını bulmak için diğer güvenlik güçleriyle iş birliği yapmaya devam edeceğini kaydetti.

Larios ve suç ortakları aleyhine 2020 yılında hazırlanan iddianamede, yakalanan Larios’un, MS-13 suç örgütünün farklı komuta ve kontrol yapısının tamamının bir üyesi olduğu kaydedildi. Larios’un, MS-13 örgütünün El Salvador, Meksika, ABD ve dünya çapındaki operasyonlarında önemli liderlik rolleri oynadığı öne sürüldü.

Larios’un 2002 yılından itibaren diğer MS-13 liderleriyle birlikte hapishanedeyken aldıkları kararlarını hayata geçirmek ve uygulamak için oldukça organize, hiyerarşik bir komuta ve kontrol yapısı kurdukları kaydedildi.

Bugüne kadar çok sayıda MS-13 örgütü üyesi yakalandı. Larios’un da içinde olduğu hapishanedeki lider kadrosunun, El Salvador’da, ABD’de ve başka ülkelerdeki şiddet ve cinayet eylemlerini yönettikleri, MS-13 örgüt üyelerini eğitmek için askeri eğitim kampları kurdukları belirtildi.

İddianameye göre, 2012 yılından itibaren Larios ve diğer lider kadrosu üyelerinin, El Salvador hükümetinden fayda ve imtiyazlar sağlamak için yetkililerle pazarlık yaptıkları iddia edildi. Larios’un da içinde olduğu MS-13 liderlerinin, El Salvador’daki sivil nüfusu tehdit ettiği, kolluk kuvvetlerini ve askeri yetkilileri hedef aldığı ve ülkedeki seçim sürecini manipüle etmek için kamunun gözleri önünde şiddet gösterilerine giriştiği belirtildi.

70’TEN FAZLA CİNAYET İDDİASI

İddianamede, Larios’un diğer üst düzey liderlerle birlikte ABD için almış olduğu kararlar çerçevesinde belirlenen operasyonları organize etmek için ülkeye geldiği öne sürüldü.

Larios’un, ülkeye silah ve uyuşturucu sokmak için bağlantılar kurmak üzere ABD’ye gönderildiği iddia edildi. Larios’un, ABD ve Meksika’nın da dahil olduğu MS-13 faaliyetlerinin dünya çapında genişletilmesini yönettiği, diğer uyuşturucu karteller ve insan ticareti yapan kaçakçılarla iş birliği yaptığı ifade edildi. Larios’un da içinde olduğu MS-13’ün liderlik yapısının, ABD’deki örgüt hedeflerine ulaşmak için şiddet eylemleri gerçekleştirdiği belirtildi.

Larios’un, MS-13 örgüt üyelerini ülkenin bazı bölgelerinde cinayetler, cinayete teşebbüsler, saldırılar, adam kaçırmalar, uyuşturucu kaçakçılığı, bireylere ve işletmelere gasp ve adaleti engelleme suçları işlediği ve haraç toplama emirleri verdiği iddia edildi.

ABD’den El Salvador’daki MS-13 liderlerine banka havalesi yoluyla suç faaliyetlerinden elde edilen gelirler gönderildiği belirtildi. İddianamede, New York’un Long Island bölgesinde şimdiye kadar MS-13 suç örgütü ve liderleri aleyhine yüzlerce ceza davası açıldığı, 2009’dan günümüze kadar bölgede 70’ten fazla cinayetin işlenmesinden MS-13’ün sorumlu tutulduğu kaydedildi.

KAYNAK: VOİCE OF AMERİCA (VOA) TÜRKÇE
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/en-acimasiz-cetenin-abd-lideri-yakalandi/feed/ 0
Milletvekili Kurt’tan İliç Maden Kazasında Terleten Sorular https://www.foxtvhaber.com.tr/milletvekili-kurttan-ilic-maden-kazasinda-terleten-sorular/ https://www.foxtvhaber.com.tr/milletvekili-kurttan-ilic-maden-kazasinda-terleten-sorular/#respond Sun, 09 Jun 2024 02:24:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12161 Milletvekili Kurt, “Her zaman önce insan, önce çevre ve doğa, sonra güvenli madencilik diyoruz. Bir can dünyaya bedel, yani buradaki hiçbir milletvekili arkadaşımız, hiçbir vatandaşımız bir can kaybına tahammül edemez.

Anagold Firmasına sormak istiyorum;

Kaza öncesinde kaç tane jeoradar vardı? Kazadan önce kaç sismik ve radar ölçüm cihazınız vardı? Dünya standartlarında bu tür bir sahada kaç radar bulunması gerekiyor

Burada ne yapmış olsaydık bu kaza meydana gelmezdi?

İliç sahasında düşük oranda ve kalitesiz çimento kullanıldığı iddia ediliyor, çatlaklara ilişkin risk değerlendirme raporlarında herhangi bir tespitiniz var mı ya da tespit öneri defterinde buna ilişkin iş güvenliği uzmanları tarafından yapılan tespitler ve şirket tarafından yapılan iyileştirmeler mevcut mu?

Daha önceki tecrübeli personelin maliyet düşürülmesi için işten çıkarıldığı ve tecrübesiz, liyakatsiz teknik ekiplerin çalıştırılmasından dolayı bu kazanın meydana geldiği iddiaları var, personelin tecrübesi ve yetkinliği var mı?

Derelere, nehirlere, toprağa herhangi bir kimyasal veya siyanür, başka bir tehlikeli madde veya ağır metal ulaşmış mıdır?”

Milletvekili Kurt Komisyonda yaptığı konuşmada;   

“Tabii, hepimizi üzen, elem veren büyük bir faciayı yaşamış olduk. Benim de birtakım sorularım var. Sayın Başkanım, ben maden sahasını gezdim, bütün Komisyon üyelerimiz gezdi ve öyle yüzde 11 eğim falan yok, kusura bakmayın, nasıl yüzde 11 tespit ettiniz bilmiyorum ama ben aynı zamanda iş güvenliği uzmanıyım, dolayısıyla da maden sahasındaki eğimin çok daha fazla olduğu görüşündeyim.

Kenan Öz telefonundan şirket yönetimine bir sahada sıkıntı olduğu yönünde mail atıldığı iddiaları var, doğru mudur?

İliç sahasında düşük oranda ve kalitesiz çimento kullanıldığı iddia ediliyor yani özellikle sahada -siz daha iyi biliyorsunuz- liç sahasında çimento kullanılıyor. Bu, standartlara uygun mudur, yeterli midir kullanılan, kalite olarak da uygun mudur?

Çöpler sahasında teknik personelin tecrübesi nedir? Sahada gözlemlerimizi yaptığımız gibi aynı zamanda halkla da buluştuk, çeşitli yerleri ziyaret ettik ve bize halkın, vatandaşların, orada çalışıp da o gün çarşıda veya sağda solda karşılaştığımız insanlar daha önceki tecrübeli personelin maliyet düşürülmesi için işten çıkarıldığı ve tecrübesiz, liyakatsiz teknik ekiplerin çalıştırılmasından dolayı bu kazanın meydana geldiği iddiaları var.

Yine, jeoradar kaç taneydi? “4 radar var.” diyorsunuz. Daha önce kaç tane jeoradar vardı? Dünya standartlarında, siz dünyanın birçok yerinde belki bu şekilde liç yöntemiyle altın madenciliği yapıyorsunuz, dünyanın diğer ülkelerinde bu büyüklükteki bir saha için kaç jeoradar var? Bu tespit edilen görüntüleri kim değerlendiriyor? Yani orada görüntüleri değerlendirecek teknik bilgi ve donanıma sahip çalışan var mıdır?

Yine, bu madende kullanılan üretim prosesi ve iş güvenliği önlemleri sizlerin yurt dışındaki diğer ülkelerdeki örneğin Kanada’da, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya gibi ülkelerle aynı mıdır, farklı prosesler var mıdır?

Yani Başkanın sorduğu soruyu ben tekrar etmek istiyorum. Burada ne yapmış olsaydık bu kaza meydana gelmezdi? Yani kazanın meydana gelmemesi için alınması gereken hangi önlem eksik olduğu için bu kazaya duçar olduk?

Yine, bu kazayla ilgili kamuoyunda en çok eleştiri yapılan konuların başında siyanür kullanımı geliyor. Yurt dışındaki altın madenlerinde de aynı oran ve proseslerde siyanür ve diğer tehlikeli kimyasalları kullanıyor musunuz, Türkiye’ye özgü müdür ve yurt dışında özellikle bu proseslerde üretim yapılırken liç sahalarındaki yükseklik ve eğim çöpler sahasındakine benziyor mu veya çöpler sahasındaki eğime benzer bir liç sahasında üretiminiz var mıdır? 

Derelere, nehirlere, toprağa herhangi bir kimyasal veya siyanür, başka bir tehlikeli madde veya ağır metal ulaşmış mıdır? Bununla ilgili çalışmalara katılıyor musunuz, destek veriyor musunuz?

Yine, çatlak tespiti yapıldığı ve çalışanlara mail yoluyla, özellikle sadece beyaz yakalı çalışanlara mail yoluyla duyurulduğu konusunda iddialar var, mavi yaka çalışanlara herhangi bir Whatsapp veya mail veya SMS gibi veya başka bir telefon, çağrı, anons gibi bir duyuru yapılmadığı yönünde mavi yaka çalışanların yakınları tarafından iddialar var. Beyaz yaka ve mavi yaka ayrımı yapıldı mı, yapıldıysa neden yapıldı?

Yine, sahada risk değerlendirme raporlarının alındığı, iş güvenliğiyle ilgili tüm önlemlerin alındığı söyleniyor. Geçmişte de bir topuk yapılmış, bir veya birkaç topuk yapılmış, bunlarla ilgili risk değerlendirme raporunda yer verdiniz mi? Veyahut da sahada karşınıza çıkan çatlaklara ilişkin risk değerlendirme raporlarında herhangi bir tespitiniz var mı ya da tespit öneri defterinde buna ilişkin iş güvenliği uzmanları tarafından yapılan tespitler ve şirket tarafından yapılan iyileştirmeler mevcut mu?

Sahada üretim baskısı olduğu yönünde bir iddia var. Üretim baskısı var mı? Çok fazla üretim yapmak için çalışanlara ciddi bir baskı olduğu yönünde iddia var.

Yine, işi “Reddetmeyen çalışan.” diyorsunuz “Çalışanlarımızın işi reddetme hakkı var ama reddetmiyor.” diyorsunuz. Yani tehlikeli bir ortam ortaya çıktığında, bir çatlak çıktığında veya tehlikeli riskli bir durum söz konusu olduğunda çalışan neden işi reddetmiyor?

Sahada çok sayıda alt işveren var, belki asıl işveren çalışanlarının sayısından fazla. Aslolan her zaman asıl işveren çalışanlarıyla üretim yapılmasıdır. Bir muvazaa tespiti yapıldı mı, bir muvazaa incelemesi yapıldı mı?

Yine sahada yüzde 70-80’lere varan eğim olduğu söyleniyor. Liç sahasının bazı bölgelerinde öyle yüzde 11, 12 değil, yüzde 70-80’lere varan eğimlerde liç sahası olarak kullanım yapıldığı iddia ediliyor. Yine -biraz önce söyledim- hedef baskısı var, hedef tutması için oksitli cevher bitmesine rağmen, killi cevherle besleme yapıldığı iddiası var. Killi cevherin geçirimsiz olması nedeniyle de solüsyonun tabana geçmediği ve şişme yaptığı ve belki de kazanın meydana gelmesinde önemli bir etken olduğu yönünde iddialar var.

Sahada yeteri kadar sismik ve radar ölçüm cihazı olmadığı iddia ediliyor. Yani öncelikle bu konuyu diğer milletvekili arkadaşlarımız da sordu. Kazadan önce kaç sismik ve radar ölçüm cihazınız vardı? Bunları kim değerlendiriyordu? Yani çok iyi bir cihazınız olabilir, 10 tane cihazınız olabilir ama o radar verilerini değerlendirebilecek yetkinlikte personeliniz var mı? Önceki yıllarda “topuk” adı verilen bir sistemle patlamayı engelleyici bir düzenleme yapılmış ve bununla ilgili olarak -biraz önce de söyledim- iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin bir değerlendirme yaptınız mı? Risk değerlendirme raporlarında bir revize yaptınız mı veya buna ilişkin bir risk görmediniz mi? Eğer bir risk görmediyseniz bu kazanın meydana gelmesinde gerekli denetleme ve düzenlemeleri yaptığınızı iddia edebilir misiniz?

Olaydan bir yıl önce patlamanın olduğu alanda solüsyon patlaması yaşandığı iddia ediliyor ve üç ay kapalı kaldığı iddiası var. Bu üç ay kapalı kaldığı dönemde iyileştirme yapıldı mı, yapıldıysa ne yapıldı, yapılmadıysa neden yapılmadı?

Bir can dünyaya bedel, yani buradaki hiçbir milletvekili arkadaşımız, hiçbir vatandaşımız bir can kaybına tahammül edemez. Şimdilik sorularım bunlar, teşekkür ediyorum.”

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/milletvekili-kurttan-ilic-maden-kazasinda-terleten-sorular/feed/ 0
27 Mayıs’ı böyle hazırladılar! https://www.foxtvhaber.com.tr/27-mayisi-boyle-hazirladilar/ https://www.foxtvhaber.com.tr/27-mayisi-boyle-hazirladilar/#respond Fri, 31 May 2024 06:00:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11511  HABER7

Türk demokrasisinin ilk darbesi bundan 64 yıl önce bugün meydana geldi. Tarihe kara bir leke olarak geçen; 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Eylül 1997 ile son olarak 15 Temmuz 2016 darbe girişimine zemin hazırlayan 1960 darbesiyle cuntacılar ilk kez sivil yönetime el koydu. Darbe ile Türkiye’nin çok partili dönemdeki ilk Başbakanı Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildi. 

BASIN DARBEYİ MEŞRULAŞTIRMAK İÇİN KULLANILDI

27 Mayıs darbesinde dönemin basın organları cunta yönetimi tarafından çok etkili olarak kullanıldı. 27 Mayıs 1960 askeri darbesine giden süreçte ve sonrasında ulusal basın tarafından, iktidara yönelik asılsız suçlamalar ve kara propaganda yöntemleri darbeyi meşrulaştırma çalışmaları yapıldı. 

Darbe öncesi Menderes ve arkadaşlarını suçlayarak halkın gözünde itibarsızlaştıran, askeri müdahaleye zemin hazırlayan basın organları, darbe sonrası da Menderes ve bakanların idamına zemin hazırladı. 

YOLSUZLUK YALANI 

Başbakan Adnan Menderes’in İdamına yol açan en büyük etkenlerden biri yolsuzluk iddiaları oldu. Halkın gözünde karalanan Menderes “12 uçak dolusu altınla kaçmaya çalışırken yakalandı” haberleriyle suçlamalara maruz kaldı. 

Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın ise zimmetinden 4 milyon lira çıktığı iddia edildi. 

Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar da yolsuzluklardan nasibini aldı. Milli Birlik Komitesi yaptığı açıklamada Bayar’ın banka hesabında yüklü miktarda para olduğunu açıklamıştı.

Ancak Celal Bayar’ın kızı Nilüfer Gülsoy yıllar sonra yaptığı açıklamada, “Babamın bankada 103 milyon lirası olduğunu iddia etmişlerdi, hesabından 16 lira çıktı. Köşkte ailesinin iaşesini bile kendi maaşından karşılardı” açıklamasında bulundu.

27 Mayıs sonrası vatandaşları galeyana getiren bir diğer haber ise cesetlerin makinede kıyılıp toz haline getirildiği iddiaları oldu. Bu haberin hemen altında, cesetlerin bulunması için halktan yardım istendiği de belirtildi.

ATATÜRK YALANI

“Kıbrıs” konusunun görüşüldüğü Londra Konferansı sırasında, Selanik’teki Atatürk’ün doğduğu eve Yunanlılar tarafından bomba atıldığı iddia edildi. Bu haberin ardından Ankara, İstanbul ve İzmir’de halkın sokağa dökülmesi ile 6 Eylül 1955‘te başlayan “6-7 Eylül Olayları” ile, sonrasında ilan edilen sıkıyönetim, gazetelerde farklı bir şekilde sunuldu. Zafer gazetesinde olaylar, “Gizli ve Kirli Ellerin Tertibi” başlığıyla verilirken, 7 Eylül 1955 tarihli Ulus gazetesinin manşeti “İstanbul ve İzmir’de Örfi İdare” oldu. Ulus gazetesinde, Zafer gazetesinden farklı olarak bombanın Atatürk’ün evine Yunanlılar tarafından atılmış olduğu ifade edildi. Haber Ekspres Gazetesi’nde ise ‘Atamızın Evi Bomba İle Hasara Uğradı’ şeklinde servis edildi.

“ATATÜRK’ÜN EVİNİ MENDERES BOMBALATTI” YALANI

6-7 Eylül olayları sonrası Yassıada’da dava açılmasında en büyük rol oynayanlardan biri de Fuad Köprülü oldu. 27 Mayıs 1960 darbesinden 8 gün sonra bir gazeteye röportaj veren Köprülü, 6-7 Eylül olaylarıyla ilgili dönemin Başbakan Yardımcısı Fatin Rüştü Zorlu ve Başbakan Adnan Menderes’i suçladı. Köprülü “Bu müessif hadisenin baş tertipçisi ve müsebbibi bizzat Menderes’ti. Kıbrıs’ı fethetmek için bu şekilde bir yol takip etmeyi doğru bulmuştur.” şeklinde konuştu.

Atatürk’ün evinin bombalanması hadisesinin de bir tertip olduğunu iddia eden Köprülü, “Bizzat tertipçisi Menderes’tir. Kendisine bu aklı yine Kıbrıs fatihlerinden Zorlu vermiştir.” iddiasında bulundu.

Köprülü’nün sözleri Yeni Sabah gazetesinde, “Ata’nın Selanik’teki evini Menderes bombalatmış” başlıklığıyla haberleştirildi.

DARBE SONRASI HER GÜN BİR YALAN HABER

27 Mayıs darbesinden kısa süre sonra Hürriyet gazetesinde 14 Haziran 1960 günü yayınlanan karikatürde, Celal Bayar ve Adnan Menderes köpek şeklinde çizildi. Darbeyi haklı göstermek isteyen cuntacılar, her gün farklı bir yalan haberi gazetelere servis ederek yayınlattı.

“Buzhanelerden toplu cesetler çıktı”, “Korkunç cinayetler aydınlanıyor: Bir çukura gömülen üç ceset çıktı” haberleri devam eden süreçte yayınlanan yalan haberlerden bir kaçı olarak tarihe geçti.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/27-mayisi-boyle-hazirladilar/feed/ 0
İsrail’den UAD’de pişkin savunma: Gazze’de bir soykırım yaşanmıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/israilden-uadde-piskin-savunma-gazzede-bir-soykirim-yasanmiyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/israilden-uadde-piskin-savunma-gazzede-bir-soykirim-yasanmiyor/#respond Fri, 17 May 2024 23:48:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10903 İsrail, Hollanda’nın Lahey kentindeki Uluslararası Adalet Divanı’nda Güney Afrika’nın Refah’taki saldırıların durdurulması talebi aleyhinde sözlü savunma yaptı. İsrail, Gazze’nin güneyindeki Refah’a saldırıların durdurulması için acil ihtiyati tedbir taleplerinin reddedilmesini istedi. Mahkemede söz alan İsrail Adalet Bakanlığı yetkilisi Gilad Noam, Güney Afrika’nın iddialarının aksine Gazze’de bir soykırım yaşanmadığını ve İsrail’in Hamas’la savaştığını söyledi. Güney Afrika’yı Soykırım Sözleşmesini istismar etmekle suçlayan Noam, “Tekrar belirtmek zorundayım, trajik bir savaş devam ediyor fakat bir soykırım yok” dedi.

Noam, İsrail ordusunun gayrimeşru uygulamaları ve üst düzey İsrailli yetkililerin tartışmalı açıklamalarının “istisnai” olduğunu ve bunların İsrail’in politikasını veya yaklaşımını yansıtmadığını ileri sürdü. Noam, “Hiçbir devlet, hatasız değildir. İsrail, uluslararası yükümlülüklerine uygun bir şekilde hareket etme bağlılığını korumaktadır” dedi.

“Tüm acil tedbir talepleri dayanaksızdır”

Güney Afrika’yı bu “istisnai” olayları ve açıklamaları seçici bir yaklaşımla öne çıkararak mahkemeyi manipüle etmeye çalışmakla suçlayan Noam, “Güney Afrika tarafından talep edilen tüm acil tedbir talepleri dayanaksızdır” diyerek İsrail’in Gazze’den çekilmesi yönünde bir emir verilmemesi gerektiğini söyledi. Noam, “Aksi takdirde, halen yüzden fazla İsrailli rehine Hamas’ın hiçbir engelle karşılaşmadan faaliyet göstermeye devam edeceği topraklarda kalacaktır. Böyle bir emir verilmesi durumunda İsrail, uluslararası hukukun kendisine tanıdığı haklardan mahrum bırakılmış olacaktır. Böyle bir karar alması halinde mahkeme, Soykırım Sözleşmesini koruyucu bir kalkan olmaktan çıkarıp bir kılıç haline getirecektir” dedi.

“Eğer birine ‘Artık yeter” denilmesi gerekiyorsa bu İsrail değil Güney Afrika’dır”

Savunmada Güney Afrika’yı Gazze’ye ilişkin gerçekleri İsrail aleyhinde çarpıtmakla suçlayan İsrailli hukukçu Noam, “Belki de en iğrenç olanı, Güney Afrika’nın Holokost sırasında Avrupalı Yahudilerin sistematik bir şekilde yok edilişlerini hatırlatan bir terminolojiye başvurarak İsrail’in ‘imha bölgeleri’ oluşturduğunu öne sürmesidir” dedi.

Noam, İsrail’in Gazze’ye kritik sınır geçişlerini kapattığı iddialarının ise açık bir şekilde yalan olduğunu ileri sürdü. Güney Afrika’nın iddialarının büyük bir kısmının mesnetsiz olduğunu savunan Noam, “Eğer birine ‘Artık yeter” denilmesi gerekiyorsa, bu İsrail değil Güney Afrika’dır. Güney Afrika’nın bu mahkemenin ihtiyati tedbir prosedürünü defalarca böylesine alçak ve sinsi bir şekilde istismar etme girişimlerine ne zaman dur diyeceğiz?” dedi.

Tourgeman, İsrail’in yardım geçişini engellemediğini iddia etti

İsrail Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Tamar Kaplan Tourgeman ise ülkesinin Refah’a tıbbi gereçler ve gıda geçişini engellemediğini savundu. Uluslararası kuruluşların beyanlarının aksine İsrail’in Gazze’ye yardım geçişini kolaylaştırdığını iddia eden İsrailli hukukçu, havadan bırakılan yardımlar ile Güney Kıbrıs deniz koridoru gibi uygulamaların İsrail’in yardım ulaştırılmasında işbirliği yaptığının kanıtları olduğunu söyledi. İsrail’in Gazze’de sivilleri korumak için olağanüstü tedbirler aldığını savunan Tourgeman, “Sivillerin uyarılması, insani yardımlara ilişkin bilgi sağlanması ve mesajlar ile broşürler yardımıyla tahliye rotalarının bildirilmesi bunlar arasında yer almaktadır” açıklamasını yaptı.

İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu ve bu hakkın elinden alınmasının düşünülemez olduğunu savunan İsrailli yetkili yargıçlara seslenerek, “İsrailli rehineler acımasız bir şekilde Refah’ta esir tutulurken, İsrail’in onları kurtaramayacağı iddia edilebilir mi? Hamas, Gazze’yi ayrım gözetmeyen saldırıları için bir saldırı merkezi olarak kullanmaya devam ederken İsrail’in bunlar aleyhinde kendisini savunamayacağı gerçekten iddia edilebilir mi?” diye sordu.

İsrail “Yalancılar” diyerek protesto edildi

Tourgeman’ın İsrail’in sözlü savunmasını tamamladığı sırada mahkemedeki katılımcılardan biri “Yalancılar” diye bağırarak İsrail heyetini protesto etti. Katılımcılardan birinin “yalancılar” diye bağırdığı sırada canlı olarak yayınlanan anlar yarıda kesilerek mahkemenin logosu ekrana yansıtıldı.

Uluslararası Adalet Divanı, ocak ayında İsrail’in soykırımı engellemek ve insani yardım geçişini sağlamak için elinden geleni yapmasını emretmiş fakat askeri saldırıların sona erdirilmesi için ihtiyati tedbir kararı almaktan kaçınmıştı. Mahkeme, Mart ayında verilen ikinci bir emirle, İsrail’in Gazze’deki insani durumun iyileştirilmesi için yeni önlemler alması gerektiğini açıklamıştı. Bir süre önce Türkiye ve ardından Mısır, Güney Afrika’nın BM’nin en üst düzey mahkemesi Uluslararası Adalet Divanındaki davasına müdahil olacağını açıklamıştı.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/israilden-uadde-piskin-savunma-gazzede-bir-soykirim-yasanmiyor/feed/ 0
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan 19 Mayıs mesajı https://www.foxtvhaber.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmustan-19-mayis-mesaji/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmustan-19-mayis-mesaji/#respond Fri, 17 May 2024 22:12:36 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10891 Kurtulmuş, 81 ilden gelen gençler ile KKTC ve Azerbaycan’dan gelen gençleri TBMM Tören Salonu’nda ağırladı. Gençlere Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da eşlik etti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, 19 Mayıs Atatürk’ü anma gençlik ve Spor bayramı vesilesiyle tarihimizin en anlamlı sayfalarından birisini bir kere daha hatırlamak için bir araya geldiklerini belirterek, “19 Mayıs Türkiye’nin milli mücadelesinin kilit noktalarından dönüm noktalarından birisidir. Türkiye bildiğiniz gibi Osmanlı Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra maalesef mağlup olduktan sonra, 30 Ekim 1918’de Mondros mütarekesi imzalanması ile birlikte galip devletler Anadolumuzu işgal etmeye başladılar. Bunlardan en önemlilerinden birisi de İzmir’in işgalidir. İzmir’in işgalinin ertesi günü Mustafa Kemal Paşa ve beraberindeki 18 subayla birlikte Türkiye’nin o zamanki 19. Kolordu müfettişi sıfatıyla Mustafa Kemal Paşa ve 18 subay arkadaşı Samsun’a gitmek için yola çıktılar. Samsun’a gitmek bir milli mücadeleyi başlatmak Anadolu’daki direniş ruhunu ateşlemek ve böylece emperyalizmin Anadolu’yu işgal eden öncü ordularına fırsat vermemek için ortaya konulmuş tarihi bir kararlılıktır. Hemen Samsun’un ardından bildiğiniz gibi Havza, Amasya ve Erzurum kongreleri gerçekleşti, bu kongrelerle birlikte yerel mücadele unsurları bir şekilde harekete geçirildi ve onlar arasında ortak bir kararlılık vurgulandı” ifadelerini kullandı.

19 Mayıs kendileri için milli tarihin sıradan sayfalarından birisi olmadığını kaydeden Kurtulmuş, “Fevkalade önemli bir dönüm noktasının başlangıcıdır. Bir kararlılığın, istikametin ve inancın müşahhas bir halidir. İnanç, azim, kararlılık ve direnç bütün bunların hepsini bir araya getiren bir ruh anlayışı ile böylesine büyük bir maneviyatla böylesine büyük bir kurtuluş ve diriliş ruhuyla büyüklerimiz ayağa kalktılar ve Türkiye’nin bağımsızlığını bizlere sizlere gelecek nesillere armağan ettiler. Ülkemizin bazı önemli liseleri kurtuluş Savaşı ondan önceki Birinci Dünya Savaşı sırasında yıllar boyunca mezun veremedin Kastamonu Lisesi’nin İstanbul Erkek Lisesi’nin, Kabataş Lisesi, Kayseri Lisesi’nin ve Anadolu’da Erzurum Lisesi’nin mezunları, öğrencileri hepsi cepheye koştular ve hepsi cephelerde şehit oldular. İstanbul Tıp Fakültesi’nin bir döneminden bir tek kişi bile mezun olamaz. Hepsi bu milletin yeniden kurtuluş mücadelesinde azimle, kararlılıkla, kahramanlık destanının bir parçası olabilmek için cepheye koştular ve bir metre sonra iki metre sonra öleceklerini bilmelerine rağmen ya Allah diyerek şehadete yürüdüler” şeklinde konuştu.

Kurtulmuş şöyle konuştu:

“Türkiye’nin özellikle bu bölgede, coğrafyada güçlü bir şekilde ayakta durmaktan başka bir şansı yoktur. Nasıl dün Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde sağdan soldan esen kuvvetli rüzgârlar bizi yerle bir etmek için bütün gücünü kullandıysa hiç şüphesiz bugünde aynı rüzgârlar çok daha kuvvetli bir şekilde esmektedir. Buna karşı suyun üstündeki saman copu gibi oradan oraya savrulup durmayacağız. İstikametimizi hedefimizi belirleyeceğiz ve özellikle ülkemizin en büyük kazanımı olan en büyük serveti olan gençliğimizi en güzel şekilde ileriye doğru hazırlayacağız. Bunun için iki araba başlık altında gelecekle ilgili söyleyeceklerimizi toparlamak isterim. Bunlardan birincisi iddia, irade ve azim iddia irade ve ahlak sahibi olmaktır. Türkiye’nin gençleri Türk gençleri tekraren söylüyorum iddialı iradeli ve ahlaklı olmak zorundadır. İddia sadece kendi şahsımızın kişisel hedeflerimizin kişisel kariyerimizin peşinde koşan bir iddia olamaz. Bu ülkeye bu coğrafyaya ve hatta mazlum ve masum insanların tamamına tüm insanlık ailesine karşı bir büyük iddiaya sahip olmak zorundayız. O da önce Türkiye’de, Türkiye’nin gerçekten güçlü bir Türkiye olması sözünün muteber gücünün de tesirli olmasını sağlayacak bir azim ve iddianın içerisinde olmamızdır. Ayrıca iddia sahibi tek başına etmez olmak yetmez bu iddiayı birlikten bir iradeyle desteklemek zorundayız Güçlü irade ancak güçlü bir iradeyle, güçlü iddia, güçlü iradelerle desteklenir ve sadece iddia ve irade sahibi olmak değil, aynı zamanda bunu iddia ve irade sahibi olarak ortaya koyduğumuz hedefleri kendimize, ülkemize ve insanlığa ait hedeflerimizi gerçekleştirmek için yüksek ahlakla hareket eden bir tavrı ortaya koymak mecburiyetindeyiz.”

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, milletvekili seçme ve seçilme yaşının 18 yaşına indirildiğini kaydederek, sporda da önemli bir ülke olduklarını ifade etti.

Hacı Bayram Veli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 3. Sınıf öğrencisi Harun Reşit Şeker, 19 Mayıs 1919’da Türk milletinin dünyaya ders verdiğini söyleyerek, 19 Mayıs kurtuluş müjdesi olduğunu ifade etti.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmustan-19-mayis-mesaji/feed/ 0
Böcek şovu yalan çıktı! https://www.foxtvhaber.com.tr/bocek-sovu-yalan-cikti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bocek-sovu-yalan-cikti/#respond Wed, 15 May 2024 06:36:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10674 ‘Makamımda böcek var’ iddiası ortaya atan ancak şikayetçi olmayan CHP’li Afyonkarahisar Belediye Başkanı Köksal’ın odasında savcılık tek bir böcek bile bulamadı.

Köksal’dan incelemek için ‘böcek’leri isteyen savcılık ‘imha ettik’ yanıtını aldı. Soruşturmada takipsizlik kararı verildi, Köksal’a soruşturma kapıda.

CHP’li Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal makam odasında yaptırdığı taramada böcek ve video kayıt cihazları bulunduğunu iddia etmiş, Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı da soruşturma başlatmıştı. Savcılık, Köksal’ın basında yer alan haberlerini kendisinin şikayetçi olmamasına rağmen ihbar kabul edip inceleme başlattı. Soruşturma dosyasında emniyetin belediye binasında yaptığı araştırmada iddia edilen ‘böcek’ diye tabir edilen kayıt cihazlarına rastlanmadığı yer aldı.

‘BÖCEKLERİ İMHA ETTİK’

Soruşturma dosyasında CHP’li Başkan Köksal’ın yazılı olarak yanıtladığı savcılığın sorularına verdiği yanıtlar da yer aldı. Başkan Köksal kimseden şikayetçi olmadığını ifade edip iddia ettiği böceklerin incelenmek üzere savcılığa verilmesi yönündeki soruya “Cihazlar görüldüğü anda imha edilip atılmıştır” yanıtını verdi. Köksal, savcılığın böcek olduğu iddia edilen materyallerle ilgili tutanak tutulup tutulmadığına ise “Tutanak tutmadık” cevabını verdi.

“İNCELEYECEĞİM, DEYİP ALDI”

Polisler, makam odasında arama yaptıkları sırada iddia edilen kayıt cihazlarını bulamadı. Dosyada, Başkan Yardımcısı Ömer Yıldız’ın polislere, “Söz konusu aletleri ‘Kendim araştırma yapacağım’ diyerek Burcu Köksal aldı” sözleri de dosyada yer aldı.

Soruşturmayı tamamlayan Cumhuriyet Başsavcılığı “Emniyet tarafından yapılan incelemede Burcu Köksal’ın belediyenin başkanlık makamı, özel kalem ve sekreterliğin bulunduğu odalarda ‘böcek” olarak tabir edilen dinleme cihazları ve gizli kameralar bulunduğu iddialarının gerçek dışı olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer yoktur” dedi.

KÖKSAL’A SORUŞTURMA

Takipsizlik kararı veren Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı karara süresinde itiraz edilmemesi ya da itirazın ret ile sonuçlanması halinde Belediye Başkanı Burcu Köksal hakkında ‘Suç uydurma ve iftira’ suçlarından soruşturma açılmasını talep etti. w HABER MERKEZİ

AK PARTİLİ VEKİL TBMM’YE TAŞIDI

CHP’li Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın makamında ‘böcek’ olduğunu iddia etmesine rağmen şikayetçi olmaması üzerine AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven, konuyu verdiği soru önergesi ile TBMM Başkanlığı’na taşımıştı.

Yurdunuseven verdiği önergede “Mezkur böcek ve kamera iddiası ile ilgili Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir suç duyurusunda bulunup bulunmadığı, suç duyurusunda bulunulmuş ise bu konuda soruşturma açılıp açılmadığı, Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın konu ile ilgili ifadesinin alınıp alınmadığını” sormuştu.

ZEYBEK: ‘BÖCEK DEĞİL UYDU’

Afyonkarahisar eski Belediye Başkanı Mehmet Zeybek, “Böyle bir şey söz konusu değil. Makamdaki masamın karşısındaki duvarda asılı olan televizyonun arkasında uydu cihazı için zamanında açılan deliği böcek diye yansıttılar” demişti.

NE ŞİKAYET VAR NE DE SUÇ

Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı ‘böcek’ iddialarının gündeme gelmesinin ardından “2-3 hafta geçmesine rağmen şikayet ya da suçlama yok. Herhangi bir teslim edilen görsel ses kaydı ya da buna bir benzer bir somut hiçbir şeyin olmadığını öğreniyoruz” demişti.

KAYNAK: DHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bocek-sovu-yalan-cikti/feed/ 0
Yeni 17-25 Aralık mı? Ankara Emniyeti’nde AK Parti’ye kumpas iddiası https://www.foxtvhaber.com.tr/yeni-17-25-aralik-mi-ankara-emniyetinde-ak-partiye-kumpas-iddiasi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/yeni-17-25-aralik-mi-ankara-emniyetinde-ak-partiye-kumpas-iddiasi/#respond Sat, 11 May 2024 23:24:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10472    HABER7

Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde AK Parti’ye yönelik bir kumpas girişimi düzenlendiği tespit edildi. Terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen’in talimatıyla bir takım yolsuzluklar yapıldığını iddia eden bazı polis ve savcıların da içerisinde yer aldığı döneminde Başbakanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve hükümeti hedef alarak kurulan 17-25 Aralık 2013 kumpasına benzer bir girişimin yaşandığı ortaya çıktı.

Ayhan Bora Kaplan organize suç örgütünün iki numarası olduğu iddiasıyla yargılanan firari Serdar Sertçelik, Ankara Emniyet müdürlüğünde yaşadıklarıyla ilgili çarpıcı iddialarda bulundu. Ankara Emniyeti’ne bağlı polislerin baskısıyla “gizli tanık” olduğunu iddia eden Sertçelik, 19 sayfalık ifadesinin içeriği konusunda bazı AK Partili isimlerin dosyaya dahil edilmesi için polis müdürleri ve memurlar tarafından zorlandığını iddia etti. Gelişmelerin ardından görevden almalar yaşandı.

AK PARTİLİ İSİMLER DOSYAYA SOKULMAYA ÇALIŞILDI

Sertçelik, kendisinin faili meçhul cinayetleri üstüne yıkılmasıyla tehdit edilmesi sonucu ‘gizli tanık’ olarak isminin yazıldığını ve bazı AK Partili kişilerin isminin dosyaya sokulmak için kendisinin zorlandığını öne sürdü. Sertçelik, Abdülhamit Gül, Bekir Bozdağ, Mücahit Aslan Süleyman Soylu, Fahrettin Koca ve Hasan Doğan’a karşı komplo kurmaya zorlayan Ankara Emniyeti’nden Organize Suçlar Şube Müdür Yardımcısı Ş. D. ile yaptığı görüşmenin kaydını yayınladı. 

“ÜSTLERİMİN BİLGİSİ DAHİLİNDE GÖRÜŞTÜM”

Firari Sertçelik‘le yaptığı konuşmalar yayınlanan ve bu kapsamda görevden uzaklaştırılan isimlerden biri olan Organize Suçlar Şube Müdür Yardımcısı Ş. D. sorgusunda dikkat çeken sözler sarf etti. Demircan, firari Sertçelik’le yaptığı telefon görüşmeleri ve AK Partili isimlerin dosyaya dahil edilmesi girişimine yönelik ‘üstlerimin bilgisi dahilinde görüştüm’ dedi. 

3 POLİS MÜDÜRÜ GÖREVDEN ALINDI

Firari Serdar Sertçelik’in Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ile ilgili iddialarının ardından görevden almalar yaşandı. Başkentteki organize suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü ve Müdür Yardımcısı görevden uzaklaştırıldı. 

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Ankara’daki bir organize suç örgütüyle ilgili sosyal medyada yer alan iddiaların açıklığa kavuşturulabilmesi için İçişleri Bakanlığımızca görevlendirilen mülkiye müfettişlerince, soruşturmanın selameti açısından Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü ve Müdür Yardımcısı görevlerinden uzaklaştırılmışlardır.” ifadelerine yer verildi.

ADALET BAKANLIĞI 6 MAYIS’TA SORUŞTURMA BAŞLATTI

6 Mayıs’ta da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Ayhan Bora Kaplan organize suç örgütünün iki numarası olduğu iddiasıyla yargılanan firari Serdar Sertçelik’in Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ile ilgili iddialarının ardından soruşturma başlatıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma yazısında “Gizli tanık olduğunu beyan eden SS. ile Erk ACARER isimli kişinin X-Twitter sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlarda ve ses kaydında Ankara İl Emniyet Müdürlüğünde görevli kamu görevlileri hakkındaki iddialar nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığımızca 5271 sayılı CMK’nın 160. maddesi uyarınca re’sen soruşturmaya başlanılmış olup, soruşturma dosyasına kaydı yapılmıştır.” ifadeleri yer aldı.

“BİR DAVA AK PARTİ’YE BİR DAVA DA MHP’YE OPERASYONA DÖNÜŞNÜŞ HALDE”

Konuyla ilgili Gazeteci Nedim Şener ise Haber Global canlı yayınında hükümete organize suç örgütü üzerinden kumpas kurulduğunu söyledi. Ankara Emniyeti’nde bazı görevlilerin ‘gizli tanık’ vasıtasıyla bir senaryo oluşturduğunu söyleyen Şener, “15 Temmuz’a geri dönmeyelim derken 17-25 Aralık 2013 öncesine geri döndük. Emniyet içerisinde bir takım tipler kumpas kuruyorlar. Bir dava AK Parti’ye yönelik operasyona dönüşmüş durumda, bir başka dava da MHP’ye operasyona dönüşmüş halde” dedi.

“SON GELİŞMELER ÜRKÜTÜCÜ”

AK Parti eski Milletvekili Şamil Tayyar da Ankara’da meydana gelen olaylara ilişkin sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın adli, İçişleri Bakanlığı’nın ise idari soruşturma açtığını söyleyen Tayyar, MİT’in de devreye girerek ‘siyasi operasyon’ iddialarının çok yönlü soruşturulduğunu söyledi. Konuyla ilgili İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile görüştüğünü söyleyen Tayyar paylaşımında şu ifadelere yer verdi;

Örgüt lideri Kaplan, teknik takibe alındıktan 10 gün sonra dinlendiğini öğreniyor. Berlin’e kaçmak için Esenboğa’ya giderken yakalanıyor. 

Kaplan sorgusunda görevlileri ‘ben yanarsam herkesi yakarım’ diye tehdit ediyor.

Örgütün üst düzey 3 yöneticisinden biri olan Serdar Sertçelik gizli tanık yapılarak koruma altına alınıyor. Yurtdışına çıkış yasağı olduğu halde kaçıyor.

Organize Suçlar Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan, gizli tanığa yurt dışındayken telefonla ulaşıyor, piyasaya yayılan o tezgah dolu konuşmayı yapıyor. İki taraf da konuşmayı kayda alıyor, gizli tanık konuşmayı medyaya servis ederken, müdür yardımcısı konuşmayı savcılığa vermiyor.

Müdür Yardımcısı Demircan, sorgusunda ‘üstlerimin bilgisi dahilinde görüştüm’ deyince, Organize Suçlar Şube Müdürü ve bağlı olduğu Ankara Emmiyet Müdür Yardımcısı ile birlikte açığa alınıyor.

Başka detaylar da var ama kısa özeti böyle.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/yeni-17-25-aralik-mi-ankara-emniyetinde-ak-partiye-kumpas-iddiasi/feed/ 0
Yeni 17-25 Aralık mı? Ankara Emniyeti’nde AK Parti’ye kumpas girişimi https://www.foxtvhaber.com.tr/yeni-17-25-aralik-mi-ankara-emniyetinde-ak-partiye-kumpas-girisimi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/yeni-17-25-aralik-mi-ankara-emniyetinde-ak-partiye-kumpas-girisimi/#respond Sat, 11 May 2024 22:12:36 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10458    HABER7

Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde AK Parti’ye yönelik bir kumpas girişimi düzenlendiği tespit edildi. Terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen’in talimatıyla bir takım yolsuzluklar yapıldığını iddia eden bazı polis ve savcıların da içerisinde yer aldığı döneminde Başbakanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve hükümeti hedef alarak kurulan 17-25 Aralık 2013 kumpasına benzer bir girişimin yaşandığı ortaya çıktı.

Ayhan Bora Kaplan organize suç örgütünün iki numarası olduğu iddiasıyla yargılanan firari Serdar Sertçelik, Ankara Emniyet müdürlüğünde yaşadıklarıyla ilgili çarpıcı iddialarda bulundu. Ankara Emniyeti’ne bağlı polislerin baskısıyla “gizli tanık” olduğunu iddia eden Sertçelik, 19 sayfalık ifadesinin içeriği konusunda bazı AK Partili isimlerin dosyaya dahil edilmesi için polis müdürleri ve memurlar tarafından zorlandığını iddia etti. Gelişmelerin ardından görevden almalar yaşandı.

AK PARTİLİ İSİMLER DOSYAYA SOKULMAYA ÇALIŞILDI

Sertçelik, kendisinin faili meçhul cinayetleri üstüne yıkılmasıyla tehdit edilmesi sonucu ‘gizli tanık’ olarak isminin yazıldığını ve bazı AK Partili kişilerin isminin dosyaya sokulmak için kendisinin zorlandığını öne sürdü. Sertçelik, Abdülhamit Gül, Bekir Bozdağ, Mücahit Aslan Süleyman Soylu, Fahrettin Koca ve Hasan Doğan’a karşı komplo kurmaya zorlayan Ankara Emniyeti’nden Organize Suçlar Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan ile yaptığı görüşmenin kaydını yayınladı. 

3 POLİS MÜDÜRÜ GÖREVDEN ALINDI

Firari Serdar Sertçelik’in Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ile ilgili iddialarının ardından görevden almalar yaşandı. Başkentteki organize suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü ve Müdür Yardımcısı görevden uzaklaştırıldı. 

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Ankara’daki bir organize suç örgütüyle ilgili sosyal medyada yer alan iddiaların açıklığa kavuşturulabilmesi için İçişleri Bakanlığımızca görevlendirilen mülkiye müfettişlerince, soruşturmanın selameti açısından Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü ve Müdür Yardımcısı görevlerinden uzaklaştırılmışlardır.” ifadelerine yer verildi.

“ÜSTLERİMİN BİLGİSİ DAHİLİNDE GÖRÜŞTÜM”

Firari Sertçelik‘le yaptığı konuşmalar yayınlanan ve bu kapsamda görevden uzaklaştırılan isimlerden biri olan Organize Suçlar Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan sorgusunda dikkat çeken sözler sarf etti. Demircan, firari Sertçelik’le yaptığı telefon görüşmeleri ve AK Partili isimlerin dosyaya dahil edilmesi girişimine yönelik ‘üstlerimin bilgisi dahilinde görüştüm’ dedi. 

ADALET BAKANLIĞI 6 MAYIS’TA SORUŞTURMA BAŞLATTI

6 Mayıs’ta da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Ayhan Bora Kaplan organize suç örgütünün iki numarası olduğu iddiasıyla yargılanan firari Serdar Sertçelik’in Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ile ilgili iddialarının ardından soruşturma başlatıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma yazısında “Gizli tanık olduğunu beyan eden SS. ile Erk ACARER isimli kişinin X-Twitter sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlarda ve ses kaydında Ankara İl Emniyet Müdürlüğünde görevli kamu görevlileri hakkındaki iddialar nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığımızca 5271 sayılı CMK’nın 160. maddesi uyarınca re’sen soruşturmaya başlanılmış olup, soruşturma dosyasına kaydı yapılmıştır.” ifadeleri yer aldı.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/yeni-17-25-aralik-mi-ankara-emniyetinde-ak-partiye-kumpas-girisimi/feed/ 0
H.K.G. davasında sürpriz gelişme… O avukat azledildi https://www.foxtvhaber.com.tr/h-k-g-davasinda-surpriz-gelisme-o-avukat-azledildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/h-k-g-davasinda-surpriz-gelisme-o-avukat-azledildi/#respond Wed, 08 May 2024 00:36:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10239
  • HABER7

  • Küçük yaşta cinsel istismara uğradığı ve zorla evlendirildiği iddiasıyla gündeme gelen Hiranur Vakfı Başkanı Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin avukatı değişti.

    H.K.G’nin ilk avukatı Hatice Akkaya’nın azledildiği öğrenildi.

    Davanın görüldüğü Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçe sunan avukat Akkaya’nın vekillikten azledildiği ve artık duruşmalara katılamayacağını beyan ettiği bildirildi.

    Hatice Akkaya, 2021 yılından bu yana H.K.G.’nin avukatlığını yapıyordu.

    Mağdur H.K.G.’nin boşanma sürecindeki avukatlığını da Hatice Akkaya üstlenmişti.

    H.K.G. dosyasına başından bu yana bakan, dosyanın gizliliğine titizlikle riayet ettiği görülen avukat Akkaya’nın neden davadan el çektirildiği hususunda bir bilgilendirme yapılmadı.

    Bazı odakların İslami oluşumları töhmet altında bırakma aracına dönüştürmek için gayret sarf ettiği H.K.G. davasında mağdur ve suçluların net şekilde ortaya çıkarılması beklenirken, davadaki karanlık noktaların da aydınlatılması isteniyor.

    TOPLAMDA 66 YIL CEZA

    Mahkeme, ‘Zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçundan tutuklu olan sanık Kadir İ.’ye 30 yıl, aynı suçtan tutuklu sanık baba Yusuf Ziya G.’ye 20 yıl, tutuksuz sanık anne Fatma G.’ye 16 yıl 8 ay hapis cezası vermişti.

    Dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını hem esas, hem de usul yönünden bozmuştu. Bozma kararının ardındna Anadolu 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülmeye başlanan davanın duruşması 6 Mayıs 2024’te görülmüştü. Mahkeme, duruşmayı 10 Haziran 2024 tarihine erteledi.

     

    __________

    TÜRKİYE’Yİ SARSAN İDDİA VE GÖRÜNTÜLER

    Dosya kapsamında tutuklanan H.K.G.’ye cinsel istismarla suçlanan Kadir İ.’nin yayınlanan fotoğrafları infiale neden olmuştu.

    Birgün gazetesinde 3 Aralık 2023’te yayınlanan “Karanlık dünya bir çocuğu yuttu: Tarikat karanlığında henüz 6 yaşında…” başlıklı yazıda, “İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G. babasının kendisini 6 yaşındayken imam nikahıyla ‘evlendirdiğini’, çocukluğu boyunca her gün cinsel istismara uğradığını anlatarak şikâyetçi oldu. 6 yaşındayken 29 yaşındaki bir müritle imam nikahı kıyılan H.K.G. ifadesinde cinsel istismarın kendisine bir oyun gibi gösterildiğini anlatıyor. 2012 yılında ise H.K.G.’nin cinsel istismarına yönelik soruşturmayı gizli ellerin örttüğü anlaşılıyor.” ifadelerine yer verildi.

    Birgün yazarı Timur Soykan, “Henüz 6 yaşındayken H.K.G’ye gelinliğe benzeyen beyaz bir kıyafet giydirdiler, Kadir’i gösterip ‘artık senin kocan’ dediler. Kadir onu bir fotoğraf stüdyosuna götürdü. Birlikte fotoğraf makinesine bakarken küçük kız evcilik oynadıklarını sanıyordu.” satırlarını kaleme aldı.

    KÜÇÜKLÜK FOTOĞRAFI HAFIZLIK İCAZETİ, DÜĞÜN FOTOĞRAFI 21 YAŞINDA

    Bu ifadeler çerçevesinde gündem olan olayla ilgili şok bilgiler ardı ardına geldi.

    H.K.G.’nin diğer kız kardeşleri, zorla evlendirme diye bir hadise olmadığını, bahse konu 6 yaşındaki gelinlik fotoğrafının ise hafızlık icazet merasimi için çekildiğini söyledi.

    H.K.G. ile Kadir İ.’nin düğün fotoğrafında ise mağdur kızın yaşının küçük olmadığı, doktor raporuna göre söz konusu fotoğrafların H.K.G 21 yaşındayken çekildiği belirtildi.

    12 YIL ÖNCEKİ SORUŞTURMADA CEVAP BEKLEYEN SORULAR

    Savcılığın 2012 yılındaki soruşturmasında, doktor raporuna dayalı olarak söz konusu fotoğrafların H.K.G 21 yaşındayken çekildiğini kabul ederek takipsizlik kararı verdiği gündeme geldi.

    2012 yılındaki soruşturmada H.K.G.’nin Kadir İ. ile kendi rızası ile evlendiği ve beraberlik yaşadıklarını söylediğinin de dosyaya girdiği saptandı.

    SAVCIYA SORUŞTURMA

    H.K.G. olayı ile ilgili 2012 yılındaki soruşturmada takipsizlik veren savcı hakkında Adalet Bakanlığı, Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) inceleme izni verdi. HSK tarafından konu ile ilgili müfettiş görevlendirildi.

    EVDEN KAÇMASI İÇİN İKNA EDEN RADYOCU

    Ardından bir ilginç bilgi daha gündeme geldi.

    Ailenin, “bir radyocu ile görüştükten sonra değiştiğini, radyocuya müstehcen fotoğraflarını gönderdiğini, evden kaçması için o radyocunun kendisini yönlendirdiğini” iddia ettiği davada, H.K.G.’nin de benzer ifade verdiği öğrenildi.

    6 yaşındayken evlendirildiği iddiasıyla ilgili açılan davada mağdur H.K.G., ailenin “görüştüğü radyocu” iddiasını yönelten hakimin sorusunu şöyle cevaplamıştı:

    Hakimin “Zekirdek” isimli kişinin görüştü kişi olup olmadığını sorması üzerine H.K.G., dikkat çeken “altınları alıp kaçma” iddiasını dillendirdiği ifadesinde şöyle konuştu:

    _____________

    İşte H.K.G.’nin kardeşlerinin konuya ilişkin basın açıklaması:

     

    KAYNAK: HABER7 – AJANSLAR
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/h-k-g-davasinda-surpriz-gelisme-o-avukat-azledildi/feed/ 0
    Seçil Erzan hakkında yeni iddianame: Mağdur sayısı 26’ya yükseldi https://www.foxtvhaber.com.tr/secil-erzan-hakkinda-yeni-iddianame-magdur-sayisi-26ya-yukseldi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/secil-erzan-hakkinda-yeni-iddianame-magdur-sayisi-26ya-yukseldi/#respond Sat, 04 May 2024 02:00:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10029 Yüksek kar getirisi bulunan güvenilir bir fon olduğunu ve Fatih Terim gibi isimlerin de bu fona dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolcular Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan’ın da bulunduğu 21 kişiyi yaklaşık 25 milyon dolar ile 7 milyon 384 bin lira dolandırdığı iddia edilen Şube Müdürü Seçil Erzan’ın davasında 5 yeni mağdur daha ortaya çıktı.

    MAĞDUR SAYISI 26’YA YÜKSELDİ

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca birleştirme talepli düzenlenen iddianamelerin kabul edilmesiyle mağdur sayısı 21’den 26’ya yükseldi. İddianamelerde Kaan Sinih, Sevgil Sinih, Tursun Sinih, Hacer Çorbacı ve Hasan Çorbacı ‘müşteki’ sıfatıyla yer aldı.

    Erzan’ın babasının da pazarcı olması sebebiyle tanışıklıklarının bulunduğu aktarıldı
    Hazırlanan iddianamede, müştekilerden Hacer ile Hasan Çorbacı’nın Tekirdağ’da yaşadıkları ve geçimini pazarcılık ile sağladıkları, Erzan ile müştekilerin, Erzan’ın babasının da pazarcı olması sebebiyle tanışıklıklarının bulunduğu, Erzan’ın müştekileri arayarak birikimlerini gizli bir fona yatıracağını söyleyerek ikna ettiği, sanıklardan Hüseyin Eligül’ün hesabına toplamda 1 milyon 900 bin lira aktardıklarını ve sonra dolandırıldıklarını anlayarak şikayetçi oldukları kaydedildi.

    Müşteki Hasan Çorbacı’nın ifadesine de yer verilen iddianamede, “2022 yılında arsa almak için Erzan’dan para talep ettim, bana ‘abi paranı bozarsan çok büyük zarar edersin’ dedi. Ben de ‘zarar önemli değil’ deyip paramı göndermesini istedim. O tarihten sonra bir daha da aradığımda kendisine ulaşamadım. Sunumdayım, toplantıdayım gibi şeyler yazarak beni oyaladı. Daha sonraki günlerde olayların gün yüzüne çıktığını görüp dolandırıldığımı anladım” dediği aktarıldı.

    “KENDİLERİNE HERHANGİ BİR BORCUM BULUNMAMAKTADIR” 

    Erzan’ın ise ifadesinde, “Hacer ve Hasan Çorbacı’yı pazarcı olması sebebiyle tanırım, ben bunlardan bu zamana kadar fon ya da başka bir ad altında hiçbir zaman para almadım. Sadece banka bir takım yasal işlemler yapmışlardır. Kendilerine herhangi bir borcum bulunmamaktadır’’ dediği kaydedildi.

    GEÇİMİNİ PAZARCILIK İLE SAĞLAYAN ÇİFTİ 125 BİN LİRA DOLANDIRDIĞI BELİRTİLDİ 

    İddianamede, Erzan’ın müştekilere yatırım yapacağını söyleyerek kandırıp fona para yatırmaya ikna ettiği, Erzan’ın sanıklardan Hüseyin Eligül ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek müştekilerden toplamda 125 bin lira para alarak dolandırıcılık yaptığı belirtildi.

    2 MİLYON 250 BİN LİRA İLE 150 BİN DOLAR DOLANDIRDIĞI AKTARILDI 

    İddianamede, Erzan’ın müştekiler Kaan Sinih, Sevgil Sinih ve Tursun Sinih’i ise başından itibaren kandırıp fona para yatırmaya ikna ettiği, müştekilerden toplamda 2 milyon 250 bin lira ile 150 bin dolar alarak dolandırdığı belirtildi.

    İddianamede, müştekilerin Erzan ile arkadaşları aracılığıyla tanıştıkları, Erzan’ın müştekilere devlet destekli bir fon olduğunu ve bundan kimseye bahsetmemeleri yönünde telkinlerde bulunduğu böylece müştekileri dolandırdığı belirtildi. Müştekilerin para çekmek istedikleri zaman Erzan’ın medyaya yansıyan haberlerini gördükleri ve bu şekilde dolandırıldıklarını anladıkları da kaydedildi.

    Öte yandan iddianamelerin kabul edilmesiyle birlikte Seçil Erzan hakkında talep edilen hapis cezası 275 yıla kadar yükseldi.

    KAYNAK: İHA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/secil-erzan-hakkinda-yeni-iddianame-magdur-sayisi-26ya-yukseldi/feed/ 0
    CHP’nin depremzedeler üzerinden çirkin algı operasyonuna 13 maddede cevap https://www.foxtvhaber.com.tr/chpnin-depremzedeler-uzerinden-cirkin-algi-operasyonuna-13-maddede-cevap/ https://www.foxtvhaber.com.tr/chpnin-depremzedeler-uzerinden-cirkin-algi-operasyonuna-13-maddede-cevap/#respond Fri, 26 Apr 2024 08:48:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9529 CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Antakya’nın 600 Evler bölgesinde bir mütevazi deprem konutu için 6 milyon 750 bin lira vatandaştan para istenmekte. Taksitlendirip, faizlendirip dünyanın borcu insanların sırtına yüklenmektedir.” iddiasında bulundu.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki CHP Liderinin çıkışına tepki göstererek “Müddei iddiasını ispata mecburdur. İddialarını ispat etmeye davet ediyoruz. Eğer ispat edemiyorsanız, bu iftiranızdan dolayı kamuoyundan ve depremzedelerden özür dilemenizi bekliyoruz” dedi.

    ÖZEL “DEPREMZEDELER YAŞADIĞI BÖLGEDEN BAŞKA BİR BÖLGEYE GÖNDERİLİYOR” DA DENDİ

    Depremzedeler için yapıla konutlar hakkında asılsız iddialarda bulunmayı sürdüren özel ayrıca “Biz hak sahiplerinin haklarının orada ya da çok yakında, yani orayı ranta çevirip, birileri için rezerve edip depremzedelerin başka yere yollanmasını istemiyor.” dedi.

    Özgür Özel’in iddia ettiği gibi herhangi bir vatandaşın yaşadığı bölgeden başka bir bölgeye gönderilmesinin söz konusu olmadığını belirten Bakan Özhaseki, “Altını çizerek belirtiyorum ki şehir merkezlerinde rezerv yapı alanı ilan edilen bölgede taşınmazı bulunan hak sahipleri herhangi bir hak kaybına uğramamakta ve yerinde dönüşümle konutu bulunanlara konut, iş yeri bulunanlara iş yeri verilmektedir. Sayın Özgür Özel’in iddia ettiği gibi herhangi bir vatandaşımızın yaşadığı bölgeden başka bir bölgeye gönderilmesi, söz konusu değildir. Biz, vatandaşın konutlarını güvenli bir şekilde inşa ederken vatandaşın evine kavuşmasına mani olmak için belirli ideolojik grupları harekete geçirip davalar açan yine CHP’dir. Hem kalıcı konutlara dava açtırıp işleri durduruyorsunuz hem de ‘yetişmiyor’ deyip yaygara koparıyorsunuz. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.” ifadelerini kullandı.

    Gazeteci Zafer Şahin Milliyet Gazetesindeki yazısında 31 Mart seçim şımarıklığı ile depremzedeler üzerinde algı operasyonuna girişen CHP’nin çirkin iddialarını çürüten gerçekleri madde madde sıraladı. İşte Şahin’in yazısındaki ilgili kısım;

    Özel’in iddialarına Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin verdiği cevap adeta tüm deprem bölgesinde yürütülen çalışmalara dair bir rapor niteliğinde. O sebeple madde madde üzerinde durulmayı hak ediyor… 

    1 – Şu anda afetten zarar gören şehirlerimizde 395 bin 220 konut ve 36 bin 244 ticari alanın inşa süreci devam ediyor. 

    2 – Bugüne kadar 76 binden fazla konut depremzedelere teslim edildi. Yıl sonunda bu rakam 200 bini bulacak. 

    3 – Bin 240 şantiyede 110 bin kişilik işçi ordusu ile çalışıyoruz. 

    4 – 4 bin 333 köyde klasik ya da çelikten köy evi inşa ediliyor. 

    5 – Şehir merkezlerinde 174 ayrı alanda inşa faaliyetleri sürüyor. 

    6 – Afetten zarar gören şehirlerimizin altyapıları için 64 milyar lira hibe veriyoruz. 

    7 – Şehir merkezlerini ve buralara çıkan ana caddeleri de bakanlık olarak biz yapıyoruz. 

    8 – Fay hatları ve kırıklarının olduğu alanlarda, sıvılaşmanın bulunduğu yerlerde, dere yataklarında asla yapılaşmaya müsaade etmiyoruz. 

    9 – Şehir merkezlerinde rezerv yapı alanı ilan edilen bölgelerde taşınmazı bulunan hak sahipleri hiçbir kayba uğramıyor. Yerinde dönüşümle konutu olana konut, iş yeri olana iş yeri veriliyor. Sayın Özel’in iddia ettiği gibi vatandaşımızın yaşadığı bölgeden başka bölgeye gönderilmesi söz konusu değil. 

    10 – Antakya 600 Konutlar bölgesindeki konutlar; başkaları için değil sadece orada hakları bulunan malikler için yapılıyor. 

    11 – Yine depremzedelere 6 milyon 750 bin lira borç çıkarıldığı tamamen iftiradır. Böyle bir yalanı neden, hangi sebeple uydurdular, biz de merak ediyoruz. 

    12 – Biz vatandaşların konutlarını güvenli bir şekilde inşa ederken onların evine kavuşmasına mani olmak için belirli ideolojik grupları harekete geçiren, davalar açan yine CHP’dir! Hem kalıcı konutlara dava açıp işleri durduruyorsunuz, hem de yetişmiyor deyip yaygara koparıyorsunuz! Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. 

    13 – Müzmin muhalefet yine bal veren arıya, meyve veren ağaca taş atmaya devam ediyor. Bilim insanlarımızla birlikte etütleri yapılmış sağlam zeminlere sahip rezerv alanlarda yürüttüğümüz inşa faaliyetlerimize laf atmak; yer biliminden, mühendislik ve mimarlık hizmetlerinden bihaber olmak demektir. 

     

    KAYNAK: ZAFER ŞAHİN – MİLLİYET GAZETESİ
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/chpnin-depremzedeler-uzerinden-cirkin-algi-operasyonuna-13-maddede-cevap/feed/ 0
    Seçil Erzan davasında yeni gelişme: Selçuk İnan ilk kez ifade verdi https://www.foxtvhaber.com.tr/secil-erzan-davasinda-yeni-gelisme-selcuk-inan-ilk-kez-ifade-verdi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/secil-erzan-davasinda-yeni-gelisme-selcuk-inan-ilk-kez-ifade-verdi/#respond Mon, 22 Apr 2024 01:12:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9247 İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılaması süren dava dosyasının müştekilerinden Gaziantep FK Teknik Direktörü Selçuk İnan’ın ifadesi, Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde alındı.

    İnan, ifadesinde sanık Seçil Erzan’ı, 2011’de Florya Denizbank şube müdürü olduğu tarihten beri tanıdığını, süreç içinde banka işlemlerini yaptığı için aralarında güven ilişkisi oluştuğunu söyledi.

    Erzan’ın, kendisine Denizbank’ta başlarındaki banka yöneticileri Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu’nun olduğu kurumsal bir fondan bahsettiğini kaydeden İnan, bu fona para yatırması durumunda kar payı alacağı bilgisinin Erzan tarafından verildiğini anlattı.

    İnan, Denizbank’ın da içinde olduğu 3 bankadan para çekerek bu fona 3 seferde toplam 3 milyon 685 bin Amerikan doları yatırdığını aktardığı ifadesinde, Denizbank’taki parayı sanık Erzan ile çektiklerini söyledi.

    Çekilen paraların veznedekilerin gözü önünde çantalara doldurulduğunu ve Erzan’ın aracına aktarıldığını kaydeden İnan, “Paranın bir kısmını da Erzan’a odasında teslim ettim. Yanında müdür yardımcısı sanık Asiye Öztürk de vardı. Bu paraların Denizbank’ın genel merkezine götürüleceği, fonun orada olduğu söylendi. Paraları tamamen bankanın içinde teslim ettim. 2 milyon 150 bin Amerikan dolarını süreç içerisinde fon getirisi olarak bana iade etti. Yatırdığım ana paradan geriye 1 milyon 535 bin Amerikan doları alacağım kalmıştır. Bankaya ve fonu yöneten Hakan Ateş ile Mehmet Aydoğdu’ya duyulan güven nedeniyle bu paraları ödedim.” ifadelerini kullandı.

    İnan, yatırdığı paralara ilişkin şube müdürü sıfatıyla Erzan’dan ıslak imzalı, kaşeli resmi belgeler de aldığını ve dava dosyasına bu belgeleri sunduğunu bildirerek, “Erzan 6 ay boyunca telefonlara çıkmayıp bütün taleplerimize rağmen bugün, yarın diyerek bizi oyaladıktan sonra ödemiş olduğumuz paranın zimmete geçirildiğini anladık. Bu arada Erzan’ın kuzeninden aldığımız bilgilere göre banka yöneticileri Hakan Ateş, Mehmet Aydoğdu ve diğerleri Erzan’ı günlerce yanlarında tutmuş, elinden bütün dosyaları almış ve müfettiş raporuna kendilerini sorumluluktan kurtarmak için tek yanlı beyanda bulundurtmuşlardır. Burada banka müfettişlerine verdirdikleri ifadelerinde, kendilerini ve bankayı sorumluluktan kurtarmak amacıyla tek yanlı beyan verdirtmişlerdir. Banka, Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu bu suretle sorumluluktan kurtulmaya çalışmaktadır.” şeklinde konuştu.

    Erzan, Ateş ve Aydoğdu’nun parayı birlikte zimmete geçirdiklerini ve Erzan’ın tek başına bu suçu işleyemeyeceğini düşündüğünü iddia eden İnan, “Erzan Denizbank şube müdürü olmasaydı bu parayı asla teslim etmezdim. Resmi, ıslak imzalı belgelerim zaten mevcuttur. Zararımın giderilmesini istiyorum. Erzan ile tüm banka yetkililerinden şikayetçiyim.” diye konuştu.

    İnan, ifadesinin ardından sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmasına rıza göstermediğini bildirdi.

    Mahkeme, İnan’ın avukatı huzurunda alınan ifadesini, ana davanın görüldüğü İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.

    İDDİANAMEDEN

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Seçil Erzan’ın, bir bankanın Levent’teki şubesinde müdür olarak çalıştığı ve müşteki Bülent Çeviker’den kişisel güven ilişkisine dayalı 2 milyon dolar alarak yüksek kar vaadiyle yeniden kendisine iade edeceğini bildirdiği kaydediliyor.

    İddianamede, müşteki Çeviker’e para karşılığında yazılı evrak verildiği, ancak daha sonra Çeviker’in Erzan’a ulaşmaya çalışsa da ulaşamadığı, durumu bankaya bildirdiği, banka tarafından araştırma yapıldığı, Erzan hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ifade ediliyor.

    Sanık Erzan’ın bu yöntemle futbolcular, iş insanları ve çeşitli meslek gruplarından müştekilere, yüksek kar getirisi olan güvenilir bir fon bulunduğunu ve yine kamuoyunda tanınan Fatih Terim ve Hakan Ateş gibi isimlerin bu fona dahil olduğunu söyleyerek, müştekileri bu fona para yatırmaya ikna ettiği anlatılan iddianamede, gerçekte ise böyle bir fonun hiç olmadığının tespit edildiği belirtiliyor.

    İddianamede, Erzan’ın, müştekilerin verdiği paralara ilişkin sahte belgeler oluşturup, bu belgelere bankanın kaşesini ve ıslak imzasını atıp müştekilere teslim ettiği ve dolandırıcılık kastıyla hareket ettiği kaydediliyor.

    SEÇİL ERZAN’IN 77 YILDAN 252 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR 

    “Özel belgede sahtecilik” ve “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık” suçlarından 69 yıldan 226 yıla kadar hapsi istenen ana iddianamenin ardından hazırlanan yeni iddianameyle Erzan hakkında istenen hapis cezası da yükseldi.

    Erzan’ın, 77 yıldan 252 yıla kadar hapsi talep ediliyor.

    İddianamede, sanıklar Ali Yörük, Kerem Can, Hüseyin Eligül, Nazlı Can, Atilla Yörük ve Asiye Öztürk’ün ise aynı suçlardan 3 yıl ile 85 yıl arasında hapisle cezalandırılması isteniyor.

    KAYNAK: AA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/secil-erzan-davasinda-yeni-gelisme-selcuk-inan-ilk-kez-ifade-verdi/feed/ 0
    Skandal ‘İsrail’ yalanı sonrası tepkiler peş peşe: Bedelini ödeyecekler! https://www.foxtvhaber.com.tr/skandal-israil-yalani-sonrasi-tepkiler-pes-pese-bedelini-odeyecekler/ https://www.foxtvhaber.com.tr/skandal-israil-yalani-sonrasi-tepkiler-pes-pese-bedelini-odeyecekler/#respond Wed, 10 Apr 2024 23:12:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8632 Terör ve Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, iddiaların ardından yaptığı açıklamada “Bunlar İsrail’in tetiklemesiyle, yapılan açıklamalar söylemler, eylemler ama Sayın Bayraktar’ın ifade ettiği gibi onu anmak bile bana göre zul. Hiçbir şey yapmaz. Bunlar attığı iftirada ve yalanda boğulacaklar. Bunun da bedelini ödeyecekler.” dedi.

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun iletişim kampanyalarını yöneten ekipten olduğu ortaya çıkan Evren Barış Yavuz, Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarılı projelerine imza atan neferlerinden BAYKAR Teknoloji’ye “İsrail’e jet yakıtı satıldı” diyerek çirkin bir iftiraya imza attı.

    Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, İsrail’e jet yakıtı satıldığı iddialarına çok sert tepki göstererek yalanladı. Bayraktar, konuyu yargıya taşıyacaklarının altını çizerek, kazanılan tazminatın Gazze’ye yardım olarak gönderileceğini vurguladı.

    BU İFTİRA İLK KEZ ORTAYA ATILMIYOR

    CHP medyası yıllar sonra aynı yalanın butonuna tekrar bastı. Türkiye, Filistin’e dünyada en çok yardım eden ilk sıradaki ülke konumunda olsa da bazı kirli siyaset odakları tarafından sosyal medya aracılığıyla Türkiye-İsrail ekseninde algı operasyonları yürütülmeye başlandı. 2014 yılında da benzer bir algı operasyonuna girişilmişti.

    ERDOĞAN 10 YIL ÖNCE YAPTIĞI KONUŞMAYLA JET YAKITI İFTİRASINA SERT TEPKİ GÖSTERMİŞTİ

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın o dönem konuyla ilgili yaptığı açıklama da yeniden gündem oldu. Türkiye’de kaos çıkarmak ve İsrail’in ekmeğine yağ sürmek için durmaksızın çalışan provokatörler, 2014 yılında da benzer bir algı operasyonuna girişmiş ve Türkiye’nin İsrail’e jet yakıtı satıldığını iddia etmişti.

    ‘ZATEN ÇIKININIZDA TEK ŞEY VAR. YALAN, İFTİRA, TAKİYE…’

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 22 Temmuz 2014’te yaptığı açıklamada, “Gazze katliamını örtmek, perdelemek için her gün alçakça iftiralar atılıyor. Neymiş Türkiye, İsrail’e jet yakıtı satıyormuş. Dürüst olun dürüst. Zaten çıkınınızda tek şey var. Yalan, iftira, takiye. Siz busunuz, siz busunuz. Enerji Bakanım kaç kez açıkladı, böyle bir şey söz konusu değil ama bunlar yalanı ciddi anlamda meslek edinmişler. Buraya İsrail’in uçağı gelir ve havalimanından kendi yakıtını alır. Bu her ulus için gittiği ülkelerde orada bakımını yapar, yakıtını alır, sonra yoluna devam eder.” tepkisini göstermişti.

    PAYLAŞIMINI SİLMEK ZORUNDA KALDI

    Sosyal medya kullanıcılarından da iftiraya tepki yağdı. BAYKAR’a destek mesajları paylaşıldı. İftiracı Evren Barış Yavuz, bu sebeple de paylaşımını silmek zorunda kaldı. Paylaşımı yaptığı sosyal medya hesabını da askıya aldı.

    DEZENFORMASYONLA MÜCADELE MERKEZİ “İSRAİL’İN JET YAKITLARI, TÜRKİYE’DEN GİDİYOR” İDDİASINI YALANLADI

    İsrail’e jet yakıtı temini iddiasına Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nden açıklama geldi.

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) “İsrail’in jet yakıtları, Türkiye’den gidiyor” iddiasının doğru olmadığını, bahse konu yakıtın, Türkiye topraklarındaki havalimanlarında İsrail’e ait sivil uçaklar için satın alınan jet yakıtı olduğunu bildirdi. DMM’den yapılan açıklamada, bazı sosyal medya hesaplarından paylaşılan “İsrail’in jet yakıtları, Türkiye’den gidiyor” iddiasının gerçeği yansıtmadığı belirtildi.

    Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun verilerinde de görülen jet yakıt satışının İsrail savaş uçaklarıyla herhangi bir ilgisinin bulunmadığı aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Bahse konu yakıt, İsrail’e gönderilen bir yakıt değil, tamamen Türkiye topraklarındaki havalimanlarında İsrail’e ait sivil uçaklar için satın alınan jet yakıtıdır. Yakıt alan uçakların tamamı yolcu uçağıdır. Kamuoyunun hassasiyetleri üzerinden yürütülen manipülasyon kampanyalarına itibar etmeyiniz.”

    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/skandal-israil-yalani-sonrasi-tepkiler-pes-pese-bedelini-odeyecekler/feed/ 0
    New York Times, Hamas’a attığı iftirayı aylar sonra düzeltti https://www.foxtvhaber.com.tr/new-york-times-hamasa-attigi-iftirayi-aylar-sonra-duzeltti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/new-york-times-hamasa-attigi-iftirayi-aylar-sonra-duzeltti/#respond Wed, 27 Mar 2024 04:24:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=7621 NYT’nin Nova Müzik Festivali’nin yapıldığı yerde 7 Ekim’de düzenlenen baskınla ilgili yeni makalesinde, “İsrailli bir askeri sağlık görevlisinin, 7 Ekim’de Hamas liderliğindeki terör saldırısında öldürülen iki gencin cinsel saldırıya uğradığını belirten açıklamasını çürüten yeni bir video ortaya çıktı.” denildi.

    Makalenin devamında, “Kibbutz sakinleri, 7 Ekim’de öldürülen iki kız kardeşin cinsel şiddet mağduru olmadığı sonucuna vardı.” denildi.

    New York Times’ın yeni makalesinde, İsrailli iki kadına tecavüz edildiği iddiasına yer verdiği “Sessiz Çığlıklar” adlı makaleyi 28 Aralık’ta yayımlamasından yaklaşık üç ay sonra kendi kaynaklarını çürüten yeni detaylar yer aldı.

    Gazetede, “Kibbutz’daki bir evde cinsel şiddet belirtilerine sahip, kısmen giyinik iki genç kızın cesedini gördüğünü söyleyen” İsrailli sağlık görevlisinin iddiasına karşın bölge sakini Nili Var Sinai’nin, “Bu haber yanlış.” sözleri yer aldı.

    NYT, “7 Ekim’de Be’eri’de bulunan İsrailli bir askerin çektiği ve şubat ayında topluluğun önde gelen üyeleri tarafından ve bu ay NYT tarafından izlenen görüntülerde, üç kadın kurbanın cesetlerinin tamamen giyinik olduğu ve herhangi bir cinsel saldırı belirtisine rastlanmadığı görüldü.” diye yazdı.

    Cinsel saldırı iddiası yalanlanmıştı

    Kar amacı gütmeyen “The Intercept” isimli basın kuruluşu, 4 Mart’ta internet sayfasında yayınladığı bir makalede, müzik festivaline yakın bölgede gerçekleştiği iddia edilen cinsel saldırının olmadığını ispatlayan delillere yer vermişti.

    Bünyesinde farklı etnik köken ve kültüre sahip birçok bağımsız gazetecinin yer aldığı haber kuruluşu, NYT’nin 2023 Aralık ayında yer verdiği 3 cinsel saldırı iddiasında, “siyah elbiseli kadın” olarak tanımlanan ilk kadının Gal Abdush olduğunu, aile üyelerinden bazılarının Times’ın iddialarına itiraz ettiğini yazmıştı.

    Haberde, Kibbutz’ta yaşandığı iddia edilen olaydaki iki kadının ise bölge sakinleri tarafından oluşturulan bir internet sayfasında Y. ve N. Sharabi adlı kız kardeşler olarak zikredildiği bilgisi paylaşılmıştı.

    The Intercept, röportaj yaptığı Michal Paikin isimli bölge sakininin, kız kardeşler için “Onlar sadece vuruldular, cinsel istismara maruz kalmadılar.” şeklindeki sözlerine yer vermişti.

    Kuruluşun haberinde ayrıca kadınların iddia edildiği gibi ayrı bir odada değil, evin salonunda anneleriyle bir arada bulunduğu kaydedilmişti.

    NYT konu için tecrübesi olmayan İsrailli çalışanını görevlendirmişti

    NYT’nin aralık ayında yayımladığı ilk haberin üç yazarından biri olan Anat Schwartz’ın, daha önce hiç gazetecilik deneyimi olmamasına rağmen yeğeni Adam Sella ve Jeffrey Gettleman ile haber üzerine çalıştığı tespit edilmişti.

    Film yapımcısı kimliğiyle anılan Schwartz, geçen yıl aniden NYT’de serbest gazeteci olarak işe alınmış, öncesinde ise İsrail Hava Kuvvetlerinin istihbarat biriminde görev yaptığı öğrenilmişti.

    Birleşmiş Milletler’in (BM) Çatışmalarda Cinsel Şiddet Özel Temsilcisi Pramila Patten, 12 Mart’ta BM Güvenlik Konseyinde, “Genel olarak, misyon ekibi Be’eri’deki kibbutzda cinsel şiddetin olup olmadığını tespit edemedi.” diye konuşmuştu.

    7 Ekim’de Hamas’ın saldırı düzenlediği Nova Festivali alanında “Cinsel şiddete ilişkin bulgular açısından net ve ikna edici bilgilere ulaştık” diyen Patten, “saldırılarda sağ kalan cinsel şiddet mağdurlarından hiçbiriyle görüşmediklerini” bazı iddiaların da “asılsız olduğunu değerlendirdiklerini” ifade etmişti.

    Özel Temsilcinin, bire bir cinsel şiddete uğrayan kimseyle görüşemeden ve şahit ifadelerine dayanarak yayımladığı raporun soruşturma niteliği taşımaması ve İsrail kaynaklarından derlenmiş olması tepkiye yol açmıştı.

    KAYNAK: AA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/new-york-times-hamasa-attigi-iftirayi-aylar-sonra-duzeltti/feed/ 0
    New York Times, Hamas’a yönelik cinsel saldırı iddiasını 3 ay sonra düzeltti https://www.foxtvhaber.com.tr/new-york-times-hamasa-yonelik-cinsel-saldiri-iddiasini-3-ay-sonra-duzeltti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/new-york-times-hamasa-yonelik-cinsel-saldiri-iddiasini-3-ay-sonra-duzeltti/#respond Wed, 27 Mar 2024 04:00:31 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=7618 ABD’nin yüksek tirajlı gazetelerinden New York Times (NYT), Hamas üyelerinin 7 Ekim 2023’te İsrailli kadınlara cinsel saldırıda bulunduğuna dair haberinde, yaklaşık üç ay sonra düzeltme yaptı.

    NYT’nin Nova Müzik Festivali’nin yapıldığı yerde 7 Ekim’de düzenlenen baskınla ilgili yeni makalesinde, “İsrailli bir askeri sağlık görevlisinin, 7 Ekim’de Hamas liderliğindeki terör saldırısında öldürülen iki gencin cinsel saldırıya uğradığını belirten açıklamasını çürüten yeni bir video ortaya çıktı.” ifadesi kullanıldı.

    Makalenin devamında, “Kibbutz sakinleri, 7 Ekim’de öldürülen iki kız kardeşin cinsel şiddet mağduru olmadığı sonucuna vardı.” ifadesi yer aldı.

    New York Times’ın yeni makalesinde, İsrailli iki kadına tecavüz edildiği iddiasına yer verdiği “Sessiz Çığlıklar” adlı makaleyi 28 Aralık’ta yayımlamasından yaklaşık üç ay sonra kendi kaynaklarını çürüten yeni detaylar yer aldı.

    Gazetede, “Kibbutz’daki bir evde cinsel şiddet belirtilerine sahip, kısmen giyinik iki genç kızın cesedini gördüğünü söyleyen” İsrailli sağlık görevlisinin iddiasına karşın bölge sakini Nili Var Sinai’nin, “Bu haber yanlış.” sözleri yer aldı.

    NYT, “7 Ekim’de Be’eri’de bulunan İsrailli bir askerin çektiği ve şubat ayında topluluğun önde gelen üyeleri tarafından ve bu ay NYT tarafından izlenen görüntülerde, üç kadın kurbanın cesetlerinin tamamen giyinik olduğu ve herhangi bir cinsel saldırı belirtisine rastlanmadığı görüldü.” diye yazdı.

    CİNSEL SALDIRI İDDİASI YALANLANMIŞTI

    Kar amacı gütmeyen “The Intercept” isimli basın kuruluşu, 4 Mart’ta internet sayfasında yayınladığı bir makalede, müzik festivaline yakın bölgede gerçekleştiği iddia edilen cinsel saldırının olmadığını ispatlayan delillere yer vermişti.

    Bünyesinde farklı etnik köken ve kültüre sahip birçok bağımsız gazetecinin yer aldığı haber kuruluşu, NYT’nin 2023 Aralık ayında yer verdiği 3 cinsel saldırı iddiasında, “siyah elbiseli kadın” olarak tanımlanan ilk kadının Gal Abdush olduğunu, aile üyelerinden bazılarının Times’ın iddialarına itiraz ettiğini yazmıştı.

    Haberde, Kibbutz’ta yaşandığı iddia edilen olaydaki iki kadının ise bölge sakinleri tarafından oluşturulan bir internet sayfasında Y. ve N. Sharabi adlı kız kardeşler olarak zikredildiği bilgisi paylaşılmıştı.

    The Intercept, röportaj yaptığı Michal Paikin isimli bölge sakininin, kız kardeşler için “Onlar sadece vuruldular, cinsel istismara maruz kalmadılar.” şeklindeki sözlerine yer vermişti.

    Kuruluşun haberinde ayrıca kadınların iddia edildiği gibi ayrı bir odada değil, evin salonunda anneleriyle bir arada bulunduğu kaydedilmişti.

    NYT, KONU İÇİN TECRÜBESİ OLMAYAN İSRAİLLİ ÇALIŞANINI GÖREVLENDİRMİŞTİ

    NYT’nin aralık ayında yayımladığı ilk haberin üç yazarından biri olan Anat Schwartz’ın, daha önce hiç gazetecilik deneyimi olmamasına rağmen yeğeni Adam Sella ve Jeffrey Gettleman ile haber üzerine çalıştığı tespit edilmişti.

    Film yapımcısı kimliğiyle anılan Schwartz, geçen yıl aniden NYT’de serbest gazeteci olarak işe alınmış, öncesinde ise İsrail Hava Kuvvetlerinin istihbarat biriminde görev yaptığı öğrenilmişti.

    Birleşmiş Milletler’in (BM) Çatışmalarda Cinsel Şiddet Özel Temsilcisi Pramila Patten, 12 Mart’ta BM Güvenlik Konseyinde, “Genel olarak, misyon ekibi Be’eri’deki kibbutzda cinsel şiddetin olup olmadığını tespit edemedi.” diye konuşmuştu.

    7 Ekim’de Hamas’ın saldırı düzenlediği Nova Festivali alanında “Cinsel şiddete ilişkin bulgular açısından net ve ikna edici bilgilere ulaştık” diyen Patten, “saldırılarda sağ kalan cinsel şiddet mağdurlarından hiçbiriyle görüşmediklerini” bazı iddiaların da “asılsız olduğunu değerlendirdiklerini” ifade etmişti.

    Özel Temsilcinin, bire bir cinsel şiddete uğrayan kimseyle görüşemeden ve şahit ifadelerine dayanarak yayımladığı raporun soruşturma niteliği taşımaması ve İsrail kaynaklarından derlenmiş olması tepkiye yol açmıştı.

    KAYNAK: AA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/new-york-times-hamasa-yonelik-cinsel-saldiri-iddiasini-3-ay-sonra-duzeltti/feed/ 0
    İsrail cinsel şiddet uyguladığını kabul etti https://www.foxtvhaber.com.tr/israil-cinsel-siddet-uyguladigini-kabul-etti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/israil-cinsel-siddet-uyguladigini-kabul-etti/#respond Tue, 05 Mar 2024 21:24:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=5642  BM’nin çatışmalarda Genel Sekreter Cinsel Şiddet Özel Temsilcisi Pramila Patten, İsrail-Hamas çatışmalarında İsrail ve Filistinli vatandaşların maruz kaldığı iddia edilen cinsel şiddet olaylarına ilişkin bir rapor yayımladı.

    İSRAİL SUÇLAMALARA NE DEDİ?

    İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lior Haitat ise raporun Hamas ile ilgili bölümünü memnuniyetle karşıladıklarını fakat Filistinlilerin ‘İsrail tarafından uygulanan cinsel şiddet’ iddialarını soruşturma çağrısını reddettiklerini belirtti.

    CİNSEL SALDIRI VE TACİZ İDDİALARI ARAŞTIRILDI

    Gazze’deki çatışmalarda BM Genel Sekreter Cinsel Şiddet Özel Temsilcisi Pramila Patten tarafından 17 günlük İsrail ziyareti sonrasında hazırlanan BM raporunu dün yayımladı.

    Patten ve dokuz uzmandan oluşan ekip, 7 Ekim olayları dahil Gazze’de yaşanan çatışmalardaki kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel saldırı ve taciz iddialarını araştırdı. Araştırma sırasında İsrailli temsilcilerle 33 toplantı yapıldığı, ‘7 Ekim saldırılarından sağ kurtulanlarla ve tanıklarla, serbest bırakılan rehinelerle, ilk müdahale ekipleriyle ve diğer kişilerle 34 gizli görüşme’ yapıldığı, 5 binden fazla fotoğrafın ve 50 saatlik video kaydının incelendiği ifade edildi. Ekibin ayrıca Filistin tarafını ziyaret ederek temsilcilerle bir araya geldikleri belirtildi.

    FİZİKSEL ŞİDDETİN HER TÜRLÜSÜNÜ UYGULADILAR

    Raporda, ekibin Filistin incelemelerinde BM çalışanları ile görüşüldüğü, aileler ile devam eden çatışma ve cinsel şiddet üzerine konuşulduğu ifade edildi. Raporda, İsrail’in Filistinlilere karşı tutumuyla ilgili olarak, ‘Filistin de yapılan incelemelerde herhangi bir cinsel saldırı vakasıyla karşılaşılmadığı, kadınların mahrem bölgelerine dokunma, zorla başörtülerini açma, işkence ve dayak unsurlarının’ yaşandığına dikkat çekildi.

    DELİLLER AÇIK VE İKNA EDİCİYDİ

    7 Ekim olaylarıyla ilgili olarak raporda “Rehinelere karşı tecavüz, cinsel işkence, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele de dahil olmak üzere cinsel şiddetin uygulandığına dair açık ve ikna edici bilgiler bulduğu” ifade edildi. Raporda ayrıca, ‘Hala rehin olarak tutulanlara karşı bu tür şiddetin devam edebileceğine inanmak için makul gerekçelerin bulunduğu’ vurgulandı.

    ‘İSRAİL İDDİALARI KABUL ETMİYOR’

    İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lior Haitat yayınlanan rapor ile ilgili olarak dün akşam şu açıklamayı yaptı;

    “İsrail, BM Genel Sekreteri’nin Çatışmalarda Cinsel Şiddete İlişkin Özel Temsilcisi Pramila Patten tarafından yayınlanan önemli raporda, Hamas’ın resmi bir BM temsilcisi tarafından cinsel suç işlediğinin kesin olarak tanınmasını memnuniyetle karşılıyor. İlk kez bir BM yetkilisi, 7 Ekim’de Hamas ve diğer terör örgütlerinin işlediği cinsel suçları açıkça kabul etti. BM ayrıca suçların aynı anda farklı yerlerde işlendiğini kabul ediyor ve tecavüz, işkence ve cinsel istismarın bir örneğine işaret ediyor.”

    RAPORUN YARISI ‘ALAYCI VE KASITLI BİR FİLİSTİN MANEVRASIDIR’

    “İsrail, raporun Filistinlilerin ‘İsrail unsurları tarafından uygulanan cinsel şiddet’ iddialarını soruşturma çağrısını reddediyor. Bu, Hamas tarafından işlenen ve işlenmeye devam eden korkunç suçlar ile İsrail ve İsraillilere karşı ileri sürülen kötü niyetli ve asılsız iddialar arasında kabul edilemez bir denklik yaratmayı amaçlayan alaycı ve kasıtlı bir Filistin manevrasıdır.”

    KAYNAK: DHA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/israil-cinsel-siddet-uyguladigini-kabul-etti/feed/ 0
    Taksiciyi öldüren Delil Aysal hakkında cezai ehliyet kararı https://www.foxtvhaber.com.tr/taksiciyi-olduren-delil-aysal-hakkinda-cezai-ehliyet-karari/ https://www.foxtvhaber.com.tr/taksiciyi-olduren-delil-aysal-hakkinda-cezai-ehliyet-karari/#respond Thu, 29 Feb 2024 21:36:41 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=5160 İzmir’de, soğuktan üşümemesi için kendisini aracına alan taksici Oğuz Erge’yi (44) tabancayla öldürüp, cep telefonuyla kulaklığını gasbettiği gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan tutuklu sanık Delil Aysal’ın (19) akıl sağlığı yerinde çıktı. Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nde hazırlanan rapor, mahkemeye ulaştı.

    Olay, 1 Şubat’ta saat 03.30 sıralarında, Gaziemir ilçesinde meydana geldi. Maskeli ve kapüşonlu Delil Aysal, evli ve 2 çocuk babası Oğuz Erge’nin kullandığı taksiye bindi. Bir süre taksiyi çeşitli adreslere dolaştıran Aysal, ineceğini söyleyip cebinden para alır gibi yaparak, yanındaki tabancayı çıkardı. Aysal, tabancayla ateş edip Erge’yi yaraladı. Ardından taksiyi ve şoförün cebini karıştıran Aysal, Erge’nin kulaklık ve cep telefonunu gasbedip kaçtı. Silah sesini duyanların ihbarıyla, olay yerine gelen sağlık ekipleri, Oğuz Erge’yi ambulansla İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı. Tedaviye alınan Oğuz Erge, doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı.

    Olayla ilgili soruşturma başlatan polis, taksinin araç kamerası ile bölgedeki yaklaşık 70 güvenlik kamerasından görüntü inceledi. İzlenen toplam 110 saatlik görüntüden şüphelinin Delil Aysal olduğu tespit edilip, olayın ertesi günü saklandığı evde yakalandı. Gözaltına alınan Aysal, polisteki işlemleri sonrası sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemede tutuklandı.

    ARAÇ KAMERASI KAYDETTİ

    Olay anını anbean kaydeden araç kamerasının görüntüsünde, cebinden para çıkarır gibi yapan Delil Aysal’ın tabancayla ateş edip vurduğu taksi şoförü Erge’nin, yan koltuğa devrilip hareketsiz kalması yer aldı. Aysal’ın tabancayla yaraladığı Oğuz Erge’ye tokat atıp, üzerinde ve takside bir şeyler aradıktan sonra kaçtığı görüldü.

    İDDİANAME HAZIRLANDI

    Olayla ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmanın ardından hazırlanan iddianame, 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. İddianamede, olayın özeti, sanığın savunması ve öldürülen taksicinin kızı N.E.’nin (16) ifadesine ve taksideki araç kamerasınca kaydedilen diyaloglara yer verildi. Sanık Delil Aysal’ın ifadesinde, ailesiyle yaşadığı sıkıntılar nedeniyle bunaldığını, kendisini öldürmek için dışarı çıktığını söylediği kaydedildi. Aysal ifadesinde, olayda kullandığı silahı kimden aldığını hatırlamadığını belirterek, “Taksi ücretini kredi kartıyla ödemek istedim. Ancak taksici pos cihazının şarjının bittiğini söyledi. Ücreti daha sonra ödemeyi teklif ettim ancak ‘Şimdi ödemen gerekiyor’ diye karşılık verdi” dediği kaydedildi. Olayı bir anlık sinirle gerçekleştirdiğini anlatan Aysal, ifadesinde ayrıca, “Biraz ilerledikten sonra pişman olup döndüm. Taksiciye ait telefonu alarak ‘Kızım’ diye kayıtlı numarayı arayıp durumu anlattım. 112’yi aramadım” dedi.

    Taksideki telefonu ve kablosuz kulaklığı aldığına da ifadesinde yer veren Aysal, toza karşı duyarlılığı olduğu için olay sırasında maskeli olduğunu, delilleri ortadan kaldırmak için kovanları topladığını kaydetti.

    Erge’nin kızı N.E. ise ifadesinde, “Babamın kullandığı telefondan arama geldi. Telefonu açtığımda tanımadığım bir erkek, ‘Baban Gaziemir Belediyesi’nin arkasında Migros’un arkasındaki ara sokakta takside. Ağır yaralı, ambulans çağır, ben çağıramıyorum’ dedi, ardından da telefonu kapattı” dedi.

    Savcının olaya ilişkin değerlendirmesinde Aysal’ın suç tarihinde tanınmasına engel olabilecek şekilde başı kapüşonla kapalı ve yüzü maskeli olduğu belirtildi. Ruhsatsız tabancayla Erge’ye ateş edildiği, kendisini savunamayacak durumda bulunan maktule ait cep telefonuyla kablosuz kulaklığın yağmalandığı kaydedilerek, “Böylelikle şüphelinin üzerine atılı nitelikli adam öldürme, nitelikli yağma ve ruhsatsız silah taşıma suçlarını işlediği anlaşılmaktadır” denildi. İddianamede Aysal için ‘Nitelikli kasten öldürme’, ‘Nitelikli yağma’ ve ‘Ruhsatsız silah taşıma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

    RAPOR MAHKEMEYE ULAŞTI

    Tutuklu sanık Delil Aysal, 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başlandı. 16 Şubat’ta davanın ilk duruşması görüldü. İlk duruşmada tutukluluğuna devam kararı verilen sanık Delil Aysal ile ilgili istenilen cezai ehliyet raporu da mahkemeye ulaştı.

    Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nce hazırlanan raporda, Aysal’ın işlediği iddia edilen suçlara yönelik cezai sorumluluğunun tam olduğu belirtildi.

    Raporda, “Şahsın ceza sorumluluğunu etkileyecek düzeyde bir akıl hastalığı ya da zayıflığının saptanamadığı, suç tarihinde şahsın işlediği iddia edilen fillerin hukuki anlam ve sonuçlarını anlayabildiği ve bu fillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tam olduğu, dolayısıyla işlediği iddia edilen suçlara yönelik ceza sorumluluğunun tam olduğu görülmüştür” denildi. 

    KAYNAK: DHA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/taksiciyi-olduren-delil-aysal-hakkinda-cezai-ehliyet-karari/feed/ 0
    Karamollaoğlu’nun yalanını Haber7 ortaya çıkardı! Arınç yaşananları tek tek anlattı https://www.foxtvhaber.com.tr/karamollaoglunun-yalanini-haber7-ortaya-cikardi-arinc-yasananlari-tek-tek-anlatti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/karamollaoglunun-yalanini-haber7-ortaya-cikardi-arinc-yasananlari-tek-tek-anlatti/#respond Wed, 28 Feb 2024 03:00:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=5046
  •   Haber7-ÖZEL

  • Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, geçtiğimiz gün katıldığı bir televizyon programında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın 2006 yılında merhum Necmettin Erbakan‘ı hapse attırmaya çalıştığını iddia etti. 

    GERÇEĞİ HABER7 YAZDI, ARINÇ PAYLAŞTI

    Karamollaoğlu’nun iddiaları üzerine Haber7 Necmettin Erbakan gerçeğini deşifre etti. Haber7 yaptığı özel haberiyle Merhum Erbakan‘ın hapse girmemesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti hükümetinin elinden geleni yaptığı kronolojik sırasıyla haberleştirildi. Haberimizin gerçekleri gün yüzüne çıkarmasının ardından 22. Dönem TBMM Başkanı Bülent Arınç, sosyal medya hesabından haberi alıntılayarak Karamollaoğlu’nun iddialarının yalan olduğunu belirtti. Arınç yaptığı paylaşımla o dönem yaşananları tek tek anlattı. 


    ARINÇ: İDDİALAR GERÇEĞİ YANSITMIYOR

    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu‘nun merhum Erbakan‘ın hapsiyle ilgili iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyleyen Arınç, sürecin işleyişine ilişkin yaşananların Haber7‘nin haberinden detaylı bir şekilde görülebileceğini ifade etti. 

    Erbakan’ın söz konusu olan cezaevine girme ihtimalini ortadan kaldırmak adına ellerinden geleni yaptıklarını söyleyen Arınç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la istişare ederek o dönemki AK Parti Grup Başkanvekili Saddullah Ergün‘ü aradığını ve Erbakan için olumsuz bir durumun ortaya çıkmaması adına gerekli kanuni düzenlemenin yapılması için çalışma yapılması yönünde talimatı kendisinin verdiğini söyledi. 

    SEZER VETO ETTİ, AYNI GÜN TEKRAR GÖNDERİLDİ

    İlgili kanun teklifinin TBMM‘de kabul edilmesinin ardından dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer‘e gönderildiğini ancak kendisi tarafından veto edildiğini belirten Arınç, “biz ise aynı gün herhangi bir değişiklik yapmadan kanunu tekrar kabul ederek Sezer’e havale ettik ve o da anayasamız gereği onaylamak zorunda kaldı.” dedi. 

    Arınç, yaşananların bununla da sınırlı kalmadığını söyleyerek CHP’nin konuyu Anayasa Mahkemesi‘ne taşıdığını ancak AYM’nin CHP‘nin itirazını reddetmesi üzerine kanunun yürürlüğe girerek Erbakan’ın söz konusu cezayı evinde geçirmesinin sağlandığını ifade etti.

    Arınç, yaşananların en yakın şahidi olarak ise Recai Kutan, Yasin Hatipoğlu, Mustafa Kamalak ve Şeref Malkoç’un olduğunu söyledi. 

    ERBAKAN’IN TALEPLERİ YERİNE GETİRİLDİ

    Necmettin Erbakan‘ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve kendilerine ilettiği birçok muhtelif talebi de yerine getirdiklerini belirten Arınç, “Hocamız, bu konudan dolayı özel olarak bana ve genel olarak da bu konuda hizmeti geçen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ve takdirlerini iletmiştir.” dedi. 

    Necmettin Erbakan‘ın hapis cezasıyla ilgili ortaya atılan iddiaların bugüne kadar hiçbir yerde gündeme getirilmediğini söyleyen Arınç, paylaşımının sonunda sözlerini şu şekilde sonlandırdı;

    31 Mart Yerel Seçimleri’nin yaklaştığı şu günlerde üzerinden yıllar geçmiş bir konuyu gerçeklerden uzak bir şekilde yeniden kamuoyunun önüne sunmanın siyasi etik ile bağdaşmadığı görüşündeyim.

    İşte Bülent Arınç’ın o paylaşımı;





    Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Karamollaoğlu’nun geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında ortaya attığı ve ardından da Mehmet Altınöz tarafından onaylanan iddialar üzerine birkaç söz söylemek gereği hâsıl oldu.

    Ortaya atılan iddialar gerçeği yansıtmıyor! 

    Sürecin nasıl geliştiği aşağıda paylaştığım linkteki haberde detaylı bir şekilde görülebilir.

    O dönem rahmetli Erbakan Hocamız için söz konusu olan cezaevine girme ihtimalini ortadan kaldırmak adına elimizden geleni ivedilikle yaptık. Başkanı olarak o dönemki grup başkanvekilimiz Sadullah Ergün’ü arayarak hocamız için olumsuz bir durumun ortaya çıkmaması adına gerekli kanuni düzenlemenin yapılması için çalışma yapılması yönünde talimatı o dönemki Başbakanımız, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile istişare ederek ben verdim. İlgili kanun teklifi mecliste kabul edilmesinin ardından dönemin cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edildi; biz ise aynı gün herhangi bir değişiklik yapmadan kanunu tekrar kabul ederek Sezer’e havale ettik ve o da anayasamız gereği onaylamak zorunda kaldı. Ardından da CHP harekete geçerek ilgili kanunu anayasa mahkemesine taşıdı. Anayasa mahkemesinin CHP’nin itirazını reddetmesi akabinde de kanun yürürlüğe girdi ve rahmetli hocamızın söz konusu cezayı evinde geçirmesi sağlanmış oldu. Bu dönem yaşananların en yakın şahitleri arasında Sayın Recai Kutan, Yasin Hatipoğlu, Mustafa Kamalak ve Şeref Malkoç da vardır. Bana gelip bu talebi ileten de kendileridir. 

    Yakinen şahit olduğum birçok konu vardır ki o dönem Erbakan Hocamız tarafından Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve bizlere iletilen muhtelif talepler de tereddütsüz yerine getirilmiştir. Hocamız, bu konudan dolayı özel olarak bana ve genel olarak da bu konuda hizmeti geçen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ve takdirlerini iletmiştir. 

    Sayın Karamollaoğlu ve Altınözün ortaya attıkları konu, bugüne kadar hiçbir yerde gündeme getirilmemiştir. 31 Mart Yerel Seçimleri’nin yaklaştığı şu günlerde üzerinden yıllar geçmiş bir konuyu gerçeklerden uzak bir şekilde yeniden kamuoyunun önüne sunmanın siyasi etik ile bağdaşmadığı görüşündeyim.

    KAYNAK: HABER7
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/karamollaoglunun-yalanini-haber7-ortaya-cikardi-arinc-yasananlari-tek-tek-anlatti/feed/ 0
    Rama’dan Erdoğan’a teşekkür: Türkiye olmasaydı kim bilir kaç insan hayatını kaybederdi https://www.foxtvhaber.com.tr/ramadan-erdogana-tesekkur-turkiye-olmasaydi-kim-bilir-kac-insan-hayatini-kaybederdi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ramadan-erdogana-tesekkur-turkiye-olmasaydi-kim-bilir-kac-insan-hayatini-kaybederdi/#respond Wed, 21 Feb 2024 02:00:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4402 Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, bugün Ankara’ya ziyarette bulundu.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın özel daveti üzerine Türkiye’ye gelen Rama, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde resmi törenle karşılandı.

    Törenin ardından ikili görüşme gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rama, Anlaşmaların İmza Töreni ve ortak basın toplantısı için kameralar karşısına geçti.

    Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

    Sayın Rama’yı Ankara’da misafir etmekten büyük bir memmuniyet duyuyorum. Geçtiğimiz sene Türkiye ve Arnavutluk arasındaki diplomatik ilişkilerin yüzüncü yıl dönümünü ilan ettik.

    YENİ HEDEF 2 MİLYAR DOLAR

    Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

    “Geçtiğimiz sene Türkiye ve Arnavutluk arasındaki diplomatik ilişkilerinin tesisinin 100. yıldönümünü idrak ettik. Çok yönlü ilişkilerimiz Başbakan Rama ile birlikte Ankara’da ilan ettiğimiz stratejik ortaklık temelinde gelişmeye devam ediyor.

    Türkiye’nin Arnavutluk’un kalkınmasına verdiği önemi, Arnavutluk halkının refahının artırılmasına yönelik desteği bir kez daha vurguladım. Ticaret hacmimizi 1 milyar dolar seviyesine çıkardık, yeni hedefimizi 2 milyar dolar olarak belirledik.

    Özel sektörümüzün gayretleriyle bu rakama kısa sürede ulaşacağımıza inanıyorum. Türkiye 3,5 milyar dolara ulaşan yatırımlarıyla Arnavutluk’ta yer alıyor. 600’ü aşkın Türk firması Arnavutluk halkına istihdam sağlıyor. Karşılıklı yatırımlarımızı artırmak, iş çevrelerimizdeki bağları daha da güçlendirmek için çalışmaya devam edeceğiz.

    ‘RAMA’YLA İDDİAYA GİRMİŞTİK…’

    TİKA’nın Tiran Koordinasyon Ofisi’ne ilişkin olarak az önce imzalanan anlaşma bu alandaki işbirliğimize güç katacaktır. Arnavutluk’ta 3 ay içinde bir hastane inşa edeceğimizin müjdesini ve sözünü vermiştik. Bu konuda sayın Rama’yla iddiaya girmiştik. Hamdolsun 3 ay gibi rekor sürede hastanemizi inşa ettik.

    FETÖ İLE ORTAK MÜCADELE

    Arnavutluk’un her bölgesinden gelen hastaların şifa bulduğu bu hastaneyi birlikte işletmeye devam edeceğiz. Sayın Başbakanın FETÖ ile mücadele konusundaki hassasiyetini biliyor ve bunu takdirle karşılıyoruz. İlişkilerimizi zehirlemek için her yolu deneyen bu şer şebekesinin amacına ulaşmasına fırsat vermeyeceğiz.

    Örgütle mücadelemizi karşılıklı anlayış çerçevesinde mücadelemizi sürdüreceğiz. Türkiye Maarif Vakfı’na sağladığı katkılar için sayın Başbakana müteşekkiriz.

    Sayın Başbakanla bölgemizde ve dünyada yaşanan gelişmeler hakkında fikir alışverişinde bulunduk. Türkiye ve Arnavutluk Balkanların barış ve istikrarına katkı sağlayan iki NATO müttefiktir. Savunma sanayi ve askeri alandaki yakın işbirliğini derinleştirmek arzusundayız. Askeri Çerçeve Anlaşması bu irademizin en somut tezahürüdür.

    Arnavutluk’u başarıyla tamamladığı BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliğinden ötürü tebrik ediyoruz. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’na Arnavutluk önemli katkılar yapacaktır.

    Görüşmelerimizde Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarındaki İsrail zulmünü de ele aldık. 4 ayı aşkın süredir devam eden mezalimin durdurulması ve Filistinli kardeşlerimizin güvenli ve müreffeh geleceklerinin teminat altına alınmasında uluslararası camianın sorumlulukları ortadadır. Uluslararası Adalet Divanı ve BM’de izlenilen süreçler bu konudaki tutumumuzun haklılığını ortaya koymuştur. Arnavutluk oylamadaki tutumuyla tarihin doğru yanında yer almıştır.

    Dostum Rama’yla önümüzdeki süreçte yapılacak girişimler kapsamında temasımızı sürdüreceğiz.

    Aldığımız karar ve imzaladığımız anlaşmaların hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”

    “TÜRKİYE’YE MİNNETTARIZ”

    Arnavutluk Başbakanı Rama ise şu ifadeleri kullandı:

    “Sıcak sözleriniz için teşekkür ederim. Bizimkisi özel bir dostluktur. Bir açıklama yapmak istiyorum. Hastane konusu iddia değil; çünkü iddialar Türkiye’de kanuni olarak yasaktır. Bizde sadece online olarak izin veriliyor iddialara. Ben size ‘iddiaya giremem’ demiştim. Sizin söylediğiniz söz gerçekleştirilir. Verilen sözler tutulur. O hastane Türkiye’nin yapmış olduğu çok önemli yatırımdır.

    ‘İDDİAYI KAZANDINIZ’

    Siz gerçekten Arnavutlarla yaptığınız bu iddiayı kazandınız. Size alenen teşekkür etmek istiyorum. Tekrarlamak istiyorum ki, Türkiye ile olan ilişkilerimiz konusunda her görüştüğümüzde Arnavutluk, Kosova, Arnavutlar üç önemli şeydir. Bence bizim milli hafızamızda bu önemli 3 şey bugün de yarın da kalacaktır.

    Öncelikle sizin ve hükümetiniz sayesinde Kosova bağımsız cumhuriyet olarak tanındı. Kendi parlamentosunda bağımsızlığı ilan edildikten birkaç dakika sonra sizin devletiniz tarafından tanındı. Arnavutluk çok ağır sonuçları olan bir depremle sarsıldığında siz bizimle iletişime geçen ilk kişiydiniz.

    ‘TÜRKİYE OLMASAYDI KİM BİLİR KAÇ KİŞİ HAYATINI KAYBETMİŞTİ’

    Bana dediniz ki ‘Türkiye ayakta olduğu sürece Arnavutluk yalnız olmayacaktır’. Önemli girişimlerde bulundunuz. 500 dairenin inşaatı için hemen işe başladınız. Arnavutluk ve Arnavutluk halkı Balkanların diğer halkları ile birlikte sudan çıkmış balık gibi hissettiler kendilerini. Dünya koronavirüs tarafından sarsıldığında.

    Televizyon ekranlarında gördüğümüz gibi Avrupa’da aşılamalar başlamıştı. Eğer Türkiye olmasaydı ve siz olmasaydınız kim bilir kaç kişi hayatını kaybetmiş olurdu.

    Bunlar üç önemli andır bizim için. Arnavutluk’un hayat ve ölüm arasında verdiği mücadelede yaşandığı anlar bunlar. Çok rekor bir zamanda hastane kuruldu. Ama bu sizin kırdığınız tek rekor değildi bildiğim kadarıyla. En önemlisi olan da şu; bugün o hastane Arnavutluk vatandaşları için öncelikli olarak tercih edilen hastanedir.”

    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/ramadan-erdogana-tesekkur-turkiye-olmasaydi-kim-bilir-kac-insan-hayatini-kaybederdi/feed/ 0
    İsrail Şifa Hastanesi ile ilgili iddialarını kanıtlayamadı https://www.foxtvhaber.com.tr/israil-sifa-hastanesi-ile-ilgili-iddialarini-kanitlayamadi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/israil-sifa-hastanesi-ile-ilgili-iddialarini-kanitlayamadi/#respond Fri, 22 Dec 2023 09:48:07 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=1295 ABD’den yayın yapan Washington Post gazetesi, İsrail’in Gazze’deki en büyük sağlık merkezi olarak bilinen Şifa Hastanesi’ne saldırıları ve hastanenin altında “Hamas’ın komuta merkezi olduğuna ve tünellere bağlandığına” dair iddialarını inceledi.

    İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, 27 Ekim’de düzenlediği basın toplantısında, Şifa Hastanesi’nin altında “Hamas’ın komuta merkezi olduğunu” iddia ederek, hastanelerin “terör amaçlı kullanıldığında uluslararası hukuka göre korunma statüsünü kaybedeceği” tehdidinde bulunmuştu.

    Bunun ardından İsrail güçleri hastaneyi bombalamış, daha sonra da işgal etmişti. Hagari, bu iddialarını “somut kanıtlarla” desteklediğini öne sürmüştü.

    Washington Post’un haberinde, İsrail’in aksine bu iddiaların geçerli kanıtlara dayanmadığı vurgulanarak, şu ifadelere yer verildi:

    İSRAİL’İN KANITLARI YETERSİZ KALIYOR

    “Washington Post’un açık kaynaklı görseller, uydu görüntüleri ve ordunun kamuoyuna açıkladığı tüm materyaller üzerinde yaptığı analize göre, İsrail hükümetinin sunduğu kanıtlar Hamas’ın hastaneyi bir komuta ve kontrol merkezi olarak kullandığını göstermekte yetersiz kalıyor.”

    “İsrail ordu birlikleri tarafından keşfedilen tünel ağına bağlı odalarda Hamas’ın askeri kullanımına ilişkin herhangi bir kanıt görülmedi.” ifadeleri kullanılan haber, şöyle devam etti:

    “Hagari’nin tespit ettiği 5 hastane binasından hiçbirinin tünel ağına bağlı olmadığı görüldü. Tünellere hastane koğuşlarının içinden erişilebileceğine dair hiçbir kanıt bulunmuyor.”

    Gazete, delilleri titizlikle inceledikten sonra Şifa Hastanesi’nde bir komuta ve kontrol merkezi olduğu yönündeki iddiaların yetersiz kaldığını dolayısıyla uluslararası insancıl hukuka göre öncelikli korunması gereken hastaneye yönelik askeri saldırılar hakkında hukuki ve insani açıdan kritik soruların ortaya çıktığını belirtti.

    Bu doğrultuda kanıtların yetersizliğini göz önüne alan uluslararası hukuk ve insan hakları uzmanlarının, İsrail’in hastaneye saldırıları ve kuşatması ve daha sonra da baskınlarının neden olduğu sivil zayiatın değerlendirilen tehditle orantılı olup olmadığı sorularını gündeme getirdiği vurgulandı.

    ABD’DE KANITLARI PAYLAŞAMADI

    İsrail güçlerinin hastaneyi işgal etmesinden saatler önce ABD yönetiminden, İsrail’in iddialarını doğrulayan istihbarata sahip olduklarına dair açıklamalar geldiğini hatırlatan Washington Post, buna karşılık bu değerlendirmelerin dayandığı istihbaratın paylaşılmadığına dikkati çekti.

    İSRAİL’İN İDDİALARI

    Önceki yıllarda da Gazze’de hastane, okul, medya ve Birleşmiş Milletlere bağlı ofisleri hedef alan İsrail, 7 Ekim’den bu yana Gazze’ye saldırıları sırasında da Gazze Şeridi’nin en büyük sağlık merkezlerinden Şifa Hastanesi dahil sivillerin sığındığı her noktayı hedef aldı.

    İsrail ordusu, “Hamas’ın ana karargahı olduğu için uluslararası korunma statüsünün kalmadığını” savunarak Şifa Hastanesi yerleşkesini defalarca bombalamış ve işgal etmiş, yüzlerce can kaybına neden olmuştu.

    İsrail’in hastaneye saldırıları Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri tarafından da savaş suçu olarak nitelendirilmişti.

    Ordunun, “Hamas’ın ana askeri karargahı” olduğunu iddia ettiği Şifa Hastanesi’yle ilgili 22 Kasım’da yayımladığı görüntüler ve Ordu Sözcüsü Daniel Hagari’nin anlatımları tartışma konusu olmuştu.

    Hagari’nin anlatımlarındaki çelişkiler, görüntülerin eksik verilmesi, silah veya askeri ekipmanın bulunmaması ve daha önce hiç kullanılmadığı izlenimi veren sığınaklar nedeniyle İsrail’in yeni tünel iddiaları, eski Başbakan Ehud Barak’ın “Şifa Hastanesi’nin altında sığınaklar inşa ettik” itirafıyla ilişkilendirilmişti.

    İsrail güçleri, hastaneyi işgal etmesine rağmen hala hastanenin altındaki yapının “askeri amaçlı” kullanıldığına dair geçerli kanıt sunamadı.

    Anadolu Ajansı (AA) da açık kaynaklı görseller ve İsrail ordusunun iddialarına dayanak amacıyla paylaştığı görüntüler ve çizimleri inceleyerek 3 Kasım ve 23 Kasım’da abonelerine sunduğu haberlerinde, ordunun hastaneyle ilgili iddialarının geçerli kanıtlara dayanmadığını yazmıştı.

     

    KAYNAK: AA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/israil-sifa-hastanesi-ile-ilgili-iddialarini-kanitlayamadi/feed/ 0