Dünya Gıda Programı’nın (WFP) verilerini göz önünde bulundurarak açlıkla mücadele etmek için “Hayat Kurtarılmaya Aç” kampanyasını başlatan Yeryüzü Doktorları, ihtiyaç sahibi ülkelerde beslenme tedavileri uygularken; Ramazan ayı boyunca gıda desteği sağlayarak kriz bölgelerine destek oldu.
WFP’ye göre 783 milyon insanın temel gıdaya erişim sağlayamadığı, 50’den fazla ülkede yaklaşık 47 milyon kişinin açlığın eşiğinde hayatını sürdüğü dünyada Yeryüzü Doktorları beslenme sağlığı projelerini desteklemek, Ramazan ayının bereketini uzak coğrafyalara taşımak ve açlıkla mücadeleye dikkat çekmek için 30 ülkede ihtiyaç sahiplerine gıda yardımı yaptı.

30 ÜLKEDE 60 BİNDEN FAZLA İHTİYAÇ SAHİBİNE ULAŞILDI
Ramazan ayı boyunca gıda desteği sağlayan Yeryüzü Doktorları, Afganistan, Bangladeş, Benin, Çad, Etiyopya, Hindistan, Kazakistan, Azerbaycan, Arnavutluk, Fildişi Sahili, Mali, Nijer, Pakistan, Kamboçya, Somali, Suriye, Yemen, Sri Lanka, Uganda, Peru, Kamerun, Honduras, Kosova, Tanzanya, Türkiye, Togo, Lübnan, Gazze, Mısır ve Sudan’ın yer aldığı ülkelerde toplam 7 bin 625 kumanya dağıtarak 47 binden fazla ihtiyaç sahibine ulaştı. Bununla birlikte iftar programı gerçekleştiren Yeryüzü Doktorları Ramazan ayında 13 bin kişinin iftar sevincine ortak oldu.

Savaş ortamında ve saldırılar altında Ramazan ayını geçirmek zorunda kalan Gazze’de çalışmalarını aralıksız olarak sürdüren dernek çalışanları on binlerce kişiye iftar sofrası kurarak Gazzelilerin yanında yer aldı. Mobil sağlık ekipleri de bölgenin ihtiyaçlarını tespit ederek açlık krizinin yaşandığı şehire Mısır’dan tedarik ettiği yardım kolilerinin teslimini sağladı.
Her yıl Ramazan ayında gerçekleştirdiği kumanya dağıtımlarıyla on binlerce kişiye ulaşan Yeryüzü Doktorları, Afrika’dan Asya’ya, Balkanlar’dan Güney Amerika’ya kadar dünyanın dört bir yanında çalışmalarını gerçekleştirdi. Her bölgenin kültürel alışkanlıkları gözetilerek hazırlanan, dağıtılan kumanya kolileri ve iftar programı ile Yeryüzü Doktorları 60 binden fazla insanın sofrasına ulaştı.
BESLENME SAĞLIĞI MERKEZLERİNDE YOĞUN TEDAVİ PROGRAMI
Yeryüzü Doktorları, kumanya dağıtımlarını gerçekleştirirken açlığın önemli bir sorun teşkil ettiği Afganistan, Çad, Somali, Yemen’de açtığı beslenme sağlığı merkezlerinde yetersiz beslenmenin küçük yaşlarda meydana getirdiği malnutrisyon hastalığına karşı tıbbi beslenme tedavisiyle mücadele veriyor. 4 ülkede 21 beslenme sağlığı merkezi ve 11 mobil sağlık ekibiyle malnutrisyon hastalığını tedavi etmek için özel olarak hazırlanmış destekleyici ve terapötik gıdaları hastalıktan etkilenen insanları hayata tutundurmak için kullanıyor.

Ramazan ayının sonunda tüm gıda yardım kolilerinin ihtiyaç sahipleriyle buluşturulduğunu söyleyen Yeryüzü Doktorları Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Yahyahan Güney “Her yıl olduğu gibi bu Ramazan ayında da bağışçılarımız sayesinde birlik ve beraberlik içinde yardımlaşmanın mutluluğunu, paylaşmanın sonucunda binlerce ihtiyaç sahibi insanın hayatına dokunmanın huzurunu yaşadık. Sağlanan destekler ile kısa vadeli çözümler yerine sürdürülebilir çözümlere odaklanarak faaliyetlerimizi gerçekleştiriyoruz. Gazze’deki ekiplerimizle hem sahada hem hastanede destek vermeye devam ediyoruz. Gazze’nin kuzeyinde mobil ekiplerimizle ve güneyde 3 hastanede yer alan doktorlarımızla çalışmalarımızı sürdürüyoruz, bağışlarla da aralıksız olarak Mısır’dan yardımlarımızı ulaştırıyoruz. Bu doğrultuda günlük sıcak yemek ve gıda kolilerimizin dağıtımlarına devam ediyoruz. Bugün 30 ülkede gerçekleştirdiğimiz kumanya dağıtımlarımızı başarıyla tamamladığımızı, 4 ülkede yer alan beslenme sağlığı merkezimizde tedavi uygulamalarının devam ettiğini gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Somali’den Gazze’ye, Bangladeş’ten Honduras’a kadar sağlık ve insani yardım alanında ihtiyaç sahiplerinin yanında olacağız” dedi.

HASENE OLARAK ZEKÂT ÇALIŞMALARINIZLA İLGİLİ GENEL BİR BİLGİ VEREBİLİR MİSİNİZ?
Hasene ailesi olarak zekâtı, İslam’ın toplumun dertlerini tedavi etmek ve ihtiyaçlarını karşılamak üzere getirdiği temel prensiplerden biri olarak kabul ediyoruz. Zekâtı bir sosyal yardımlaşma sistemi olarak görüyor ve bu çerçevede hem bireysel hem de toplumsal kalkınmanın sağlanmasını amaçlıyoruz. Zekât, sosyal refahın artırılmasını, örneğin ağır borç altında olanlara yardım edilmesini, İslam’a yeni dönen kişilere destek olunmasını ve eğitim, sağlık gibi birçok alanda harcama yapılmasını içeren kapsamlı bir ibadettir. Zekâtlarımız, aynı zamanda Avrupa’da yaşayan Müslüman gençlerin geleceğine yatırım yapacak kurumların oluşturulmasına da katkı sağlayacaktır.
Zekât yardımlarını ihtiyaç sahiplerine nasıl ulaştırıyorsunuz?
Zekât yardımlarını ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için detaylı bir sistemimiz var. Yardımların ihtiyaç sahiplerine en doğru şekilde ulaşmasını sağlamak için öncelikle ihtiyaçların belirlenmesi gerekir. Bu amaçla saha çalışmaları yürütülüyor. Bunun için yerel STK’lar ve yetkililerle iş birliği yapılıyor. Bu çalışma sonucu yardıma ihtiyaç duyan kişilerin ve ailelerin detaylı profilleri oluşturuluyor. Bu profillerde aile üyelerinin sayısı, yaşları, sağlık durumları, gelir durumu gibi bilgiler yer alıyor.
İhtiyaçlar belirlendikten sonra, her bir aile için özel bir yardım planı hazırlanıyor. Bu planda, ailenin temel ihtiyaçlarının yanı sıra eğitim, sağlık ve barınma gibi konulardaki ihtiyaçları da göz önünde bulunduruyoruz. Yardımlar, bölgedeki ekiplerimiz ve yerel STK’lar aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine dağıtılıyor. Yardımların yerinde ve doğru şekilde kullanıldığından emin olmak için dağıtım sırasında zekat müşahitlerimiz bulunuyor ve fotoğraf ve video çekimleri de yapılıyor.

Yardımların dağıtılmasının ardından izleme ve değerlendirme çalışmaları yürütülüyor. Zekat müşahidlerimiz tarafından yıl boyunca yapılan denetimler ile yardımların etkinliği ve ihtiyaçlara uygunluğu kontrol ediliyor. Elde edilen veriler doğrultusunda yardım planları güncellenerek daha etkin bir yardımlaşma sistemi kurulması sağlanıyor.
HANGI BÖLGELERDE PROJELER GELIŞTİRİLİYOR?
Zekat projelerimiz yıl boyunca ortalama yüz ülke ve bölgede yürütülmektedir. Her yıl odaklandığımız bölgeler değişse de, temel hedefimiz ihtiyaç sahiplerine ulaşmaktır. Bu yıl özellikle savaş mağdurları ve mültecilere çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz. Gazze başta olmak üzere Filistin, Lübnan, Ürdün, Sudan, Ukrayna ve Kırım ve Nepal gibi bölgelerde özel projeler planlıyoruz.
BU BÖLGELERDE NE TÜR PROJELER PLANLIYORSUNUZ?
Planladığımız projeler bölgenin ihtiyaçlarına göre değişiklik gösterebiliyor. Genel olarak gıda, barınma, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçlara yönelik çalışmalar yapıyoruz. Ayrıca yardımları sadece bir seferlik maddi veya erzak yardımı olarak değil, aynı zamanda kalıcı ve sürekli gelir kaynağı sağlayacak şekilde planlıyoruz. Örneğin, ihtiyaç sahibi ailelere dikiş makinesi, overlok makinesi gibi araçlar temin ediliyor, dükkanlar açılıyor, hayvancılık destekleniyor. Bu yardımlar sayesinde aileler çalışarak düzenli ve kalıcı gelir elde edebiliyor.
GAZZE’DE DURUM
Gazze’de ise durum biraz farklı. Ekim 2023’te başlayan çatışmalar nedeniyle büyük bir insani krizle karşı karşıyayız. Dört aydır süren savaşta 100.000’den fazla insan hayatını kaybetti, yaralandı veya kayboldu. Bu sayı, Gazze Şeridi’nin toplam nüfusunun yaklaşık %5’ine denk geliyor. Çatışmalar sırasında evler, okullar, sağlık tesisleri ve diğer altyapılar büyük ölçüde yıkıldı. Gazze’de açlık ve susuzluk nedeniyle ölen veya ölmek üzere olan binlerce insan var. UNRWA ile yapılan koordinasyon toplantılarında, gıda ve temiz suyun giderek azalması ve hastalıkların artması nedeniyle çocuklarda yetersiz beslenmenin keskin bir şekilde arttığı bildirildi.

HASENE’NİN GAZZE’DEKİ ÇALIŞMALARI
Bu nedenle, Hasene ailesi olarak Gazze’de acil yardım çalışmalarına yoğunlaştık. Temel ihtiyaçlara odaklanarak ailelerin besin ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Un, kuru bakliyat ve konserve yiyecekler gibi temel gıda maddelerini dağıtarak şu ana kadar ortalama 70 bin kişiye ulaştık. 450 bin et konserveyi bölgeye ulaştırmak için hazırlıklarımız ise devam ediyor.
Gıda yardımlarının yanı sıra, çadır, hijyen ve sağlık malzemeleri de bölgeye ulaştırıldı. UNRWA ile yapılan koordinasyon toplantılarında belirlenen sanitasyon, temiz su ve ambulans gibi ihtiyaçlar için de gerekli başvurular yapıldı. Gıda desteğimiz Ramazan ayı boyunca da devam edecek.
KAYIP ÇOCUKLAR VE YETİMLER
Gazze’de planlanan bir diğer projemiz ise kayıp çocukları aileleriyle buluşturmak ve yetimler için bakıcı aileler bulmak ve desteklemek. Tahmini olarak 17.000’den fazla refakatsiz veya ailesinden ayrı düşmüş çocuk var. En az 10.000 çocuğun da iki ebeveyninden birini kaybettiği düşünüldüğünde, bu sayının en az 27.000’e ulaştığı öngörülmektedir. Bu çocuklar, güvenlik, beslenme, sağlık, eğitim, koruma ve psikolojik destek gibi temel ihtiyaçlardan yoksun durumdadır. Bu çocukların aileleriyle iletişim kurmalarına, yakınlarıyla yeniden bir araya gelmelerine, sağlık, eğitim ve koruma hizmetlerinden faydalanmalarına ve travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik sorunlarla başa çıkmalarına yardımcı olunmalıdır.

GAZZE’DEKİ YETİM VE KAYIP ÇOCUKLARA DESTEK PROJESİ
Bu nedenle, zekât kampanyası çerçevesinde, UNRWA ile iş birliği yaparak Gazze’deki yetim ve kayıp çocuklara destek vermek için özel bir proje hazırlıyoruz. Projemizin amacı, Gazze’deki yetim çocuklara maddi ve manevi destek sağlamak, temel ihtiyaçlarını karşılamak, eğitim, sağlık ve koruma hizmetlerine erişimlerini kolaylaştırmak ve psikososyal refahlarını geliştirmektir.
Proje kapsamında kayıp çocukların tespiti, risklerin ve özel ihtiyaçların değerlendirilmesi ve sevk yollarının belirlenmesi için çalışmalar yapılıyor, çocuklar için bakıcı ailelerin tespiti ve eğitimi için çalışmalar yürütülüyor. Bu çocukları evlat edinen veya bakan ailelere toplamda iki milyon Euro nakit yardımı da öngörülüyor. Proje ilk etapta yaklaşık 5.000 yetim çocuğu kapsayacak.
GAZZE’DE SAVAŞ SONRASI ÇALIŞMALAR
Hasene ailesi olarak Gazze’de savaşın sona ermesinden sonra da çalışmalarımıza devam edeceğiz. Yıkımın ve ihtiyaçların gerçek boyutlarını daha belirgin olarak göreceğimiz bu dönemde, bölgenin yeniden imarı ve ihtiyaç sahiplerine yönelik kalıcı projelerin hayata geçirilmesi öncelikli hedeflerimiz arasında yer alacak.
Savaş sonrası bizleri daha büyük görev ve sorumluluklar beklemektedir. Bu görevleri yerine getirmek için sizlerin desteğine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Zekatlarınızı Hasene’ye bağışlayarak Gazze’ye umut olabilirsiniz.
UNRWA’NIN FAALIYETLERI HAKKINDA BILGI VEREBILIR MİSİNİZ?
Hasene ailesi olarak, Filistinli mültecilere yardım etme misyonumuz doğrultusunda 2020 yılında imzaladığımız iş birliği protokolü gereği Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA) ile yakın iş birliği içerisindeyiz. UNRWA, 1949 yılında Filistinli mültecilerin acil ihtiyaçlarını karşılamak için kurulmuş bir Birleşmiş Milletler ajansıdır. Yaklaşık 5,6 milyon Filistinli mülteciye insani yardım, eğitim, sağlık ve sosyal hizmetler sunmaktadır.
UNRWA’nın misyonu sadece acil ihtiyaçların karşılanmasıyla sınırlı değil; aynı zamanda Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkını da desteklemektedir. Bu çerçevede, UNRWA, Filistinli mültecilerin güvenli ve onurlu bir şekilde evlerine dönme hakkını vurgulamakta ve bu süreci desteklemek için uluslararası toplumla iş birliği yapmaktadır.
Hasene’nin UNRWA ile iş birliği ne zaman başladı ve bu iş birliğinin temel amacı nedir?
UNRWA’nın geniş saha ağına ve deneyimine sahip olması, yardımların ihtiyaç sahiplerine en etkin şekilde ulaşmasını sağlıyor. Hasene ve UNRWA, ortak planlama ve koordinasyon yoluyla yardımların çakışmasını önlüyor ve kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlıyor. UNRWA, Filistinli mültecilerin özel ihtiyaçlarını karşılama konusunda uzmanlaşmış bir kuruluştur. Hasene olarak UNRWA ile iş birliği yaparak bu uzmanlıktan faydalanıyoruz.

ÜRDÜN VE LÜBNAN’DAKİ YARDIM ÇALIŞMALARINIZ NELERI İÇERİYOR?
Ürdün ve Lübnan Filistin mülteci kamplarında, insani yardım, gıda, sağlık, hijyen, eğitim ve kalkınma alanlarında çalışmalar yapılıyor. İlk etapta 15 bin Filistinli mülteciye insani yardım ulaştırıldı. Ayrıca işsiz mülteci ailelere gelir temini desteği sağlanıyor.
SUDAN VE NEPAL İLE İLGİLİ DURUM NEDİR?
15 Nisan 2023’te Sudan’da patlak veren silahlı çatışmalar, yaklaşık 8,1 milyon insanın yerinden edilmesine yol açtı. Bu, zamanımızın en büyük mülteci krizlerinden biridir. Sudan, Etiyopya ve Eritre’den gelen yaklaşık bir milyon mülteciye de ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle Darfur bölgesi olmak üzere 18 eyaletin tamamında insani durum felaket boyutundadır. Örneğin Orta Darfur’da, su mevcut olmasına rağmen, yerinden edilmiş insanların %100’ü için su ihtiyacı karşılanamıyor ve %52’si için hiçbir sağlık hizmeti mevcut değil. Geri kalan %48’i için ise sağlık hizmetleri yetersizdir. Bu nedenle gıda, temiz su ve sağlık projeleri hayati önem taşımaktadır.
Ancak insanların hayatlarını onurlu ve güvenli bir şekilde yeniden inşa etmelerinin en etkili yollarından biri çalışabilmeleri ve geçimlerini sağlayabilmeleridir. Bu nedenle mülteci ailelere iş yönetimi ve girişimcilik becerileri konusunda eğitim verilmesi ve gelir getirici faaliyetler için başlangıç sermayesi hibe edilmesi planlanıyor.
Nepal’de Arakanlı mültecilere yönelik özel projeler geliştirdik. Temel ihtiyaçların yanı sıra barınma, eğitim ve sağlık alanlarında da çalışmalar planlanmaktadır. Ayrıca, geçimlerini sağlayabilmeleri için çalışma izinleri alabilmeleri için çaba gösteriyoruz
HASENE DERNEĞİ’NE ZEKAT BAĞIŞI NASIL YAPILIR?
Hasene Derneği’ne zekât bağışında bulunmak için çeşitli yöntemler bulunmaktadır. İlk olarak, Hasene Derneği’nin resmî web sitesi üzerinden online olarak zekat bağışı yapabilirsiniz. Ayrıca telefon aracılığıyla da zekât bağışında bulunma imkânınız vardır. Bunun yanı sıra, Hasene Derneği’nin belirtilen banka hesaplarına havale veya EFT yoluyla da zekât bağışı gerçekleştirebilirsiniz. Son olarak, Hasene Derneği’nin zekât zarflarını kullanarak da bağışta bulunabilirsiniz. Bu zarfları Hasene Derneği’nin ofislerinden veya İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) camilerinden temin edebilirsiniz. Zarfları doldurduktan sonra yine Hasene Derneği’nin ofislerine veya IGMG camilerine teslim edebilirsiniz.
Yüce Rabbim verdiğimiz ve vereceğimiz zekât ve sadakalarımızı en güzel şekilde kabul eylesin. Bizleri rızasını kazanan kullarından eylesin.
]]>Havadan, karadan ve denizden kuşattığı şehirde en az 13 bin 430’u çocuk, 8 bin 900’ü kadın olmak üzere 30 bin 800 sivili katletti.

Okul, hastane, ibadethane ve bütün yaşam alanlarını yok eden İsrail on binlerce insanı da yerinden etti.
Hayatta kalan insanlar ise zor şartlar altında yaşamını sürdürmeye çalışıyor.
Filistin’de durum her geçen gün daha da kötüleşiyor.

İsrail, Gazzelilerin temel insani ihtiyaçlara dahi ulaşmasına engel oluyor.
Hatta yardım almak için meydanlara toplanan masumlara dahi acımasızca kurşun yağdırdı.
İşte bu şartlar altında Deniz Feneri Derneği Gazze’ye yardım için bütün imkanlarını seferber etti.
Onlarca yardım kampanyası düzenleyerek Gazze’ye umut olmak için seferber olmuş durumda.
Filistin dışında iç savaş, göç ve yoksulluk sebebiyle ihtiyaç yoksulluk içindeki Afrika ülkelerini de Ramazan ayında yalnız bırakmıyor.
Bu yılki faaliyet sloganını “Bağışlayın Bereketlensin” olarak belirleyen Deniz Feneri Derneği, iftar sofraları, zekât, fitre, fidye, gıda paketi ve bayramlık elbise dağıtımlarıyla 1 milyon kişiye ulaşmayı hedefliyor.
Uzun yıllardır dünyanın çeşitli mazlum coğrafyalarında Ramazan çalışmaları yapan Deniz Feneri Derneği bu yıl da Türkiye’de ve dünyada 3 kıta 25 ülkede yardım faaliyetleri gerçekleştirecek.

Dernek, iftariyelik ikramlarında ve kumanya dağıtımlarında bulunacak, çocuklara bayramlıklar hediye edecek.
Ayrıca, bağışçıların zekât, fidye ve fitreleri de dernek tarafından ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak.
Çalışmalardan; Afrika, Asya, Orta Doğu ve Balkanlar bölgesi dahil 1 milyon ihtiyaç sahibi kişinin istifade etmesi hedefleniyor.
25 ÜLKEDE İFTAR SOFRALARI KURULACAK
Yüzyılın iyilik hareketi yardımlarını bu yıl yine uzak diyarlara ulaştıracak.
Afganistan, Bangladeş , Filistin, Lübnan, Somali, Sudan, Yemen’inde aralarında bulunduğu 25 ülkede gıda kolisi dağıtımı yapılacak.
Koli içeriği, dağıtım yapılacak ülkelerin beslenme alışkanlıkları dikkate alınarak oluşturuluyor.
Türkiye’de dağılacak kumanya paketlerinin içerisinde yer alan ürünler şu şekilde: Pirinç, şeker, reçel, nohut, bulgur, kırmızı mercimek, ayçiçek yağı, makarna, arpa şehriye, tel şehriye, tuz, yeşil mercimek, çay, kuru fasulye, pirinç, un, zeytin.
Öte yandan, dernek tarafından yurt içinde ihtiyaç sahibi 50 bin aileye de gıda kartı dağıtılması planlandı”
“Bağışçılar, yapacakları 130 TL’lik destekle bir kişinin iftarlığını karşılayabilecek.
15 RAMAZAN YETİMLER GÜNÜ
Ramazan ayı kapsamında çocuklara yönelik çalışmalar da planlandı.
Bu çerçevede, yurtiçi ve yurtdışında 10 binlerce yetim ve ihtiyaç sahibi çocuğa bayramlık kıyafetler hediye edilecek.
Hayırseverler, 1050 TL’ye bir çocuğun bayramlık ihtiyacını karşılayabilecek.
Ramazan ayı boyunca yetimlere yönelik iftar programları ve 15 Ramazan
“İslam Dünyası Yetimler günü” olarak kabul edilen Ramazan’ın 15’ci günü, 25 ülkede yetim sofraları kurup, bayramlık ve yetim harçlığı dağıtılması planlandı.
ADAK, AKİKA, ŞÜKÜR KURBAN
Deniz Feneri, hayırseverlerin adak, akika ve şükür kurbanlarını bu Ramazan da da keserek, ihtiyaç sahibi, dul, yetim, öksüz, fakir ve muhtaç ailelere dağıtıyor. Adak kurban bedeli: yurt içi 7.500 TL, yurt dışı 3.200 TL’dir.

FİTRE VE ZEKAT
Deniz Feneri Derneği bağışçılardan emanet aldığı zekat ve fitreleri de Ramazan’da on binlerce kişiye ulaştırmayı hedefliyor.
-FITRE yazıp 5407’ye SMS göndererek 130 TL
Türkiye’nin bağış hattı 5560’tan da 1 SMS karşılığı 25 TL bağışlanabilir.
Ramazan ayı boyunca gerçekleştireceği insani yardımlara destek olabilirler.
Ayrıca, daha yüksek tutarlarda bağış yapmak isteyen hayırseverler, Deniz Feneri’nin banka hesaplarından, internet sitesinden online olarak veya 0212 414 60 60 numaralı telefonu arayarak çağrı merkezimizden bağışlarını yapabilirler.

AV. MEHMET CENGİZ’DEN RAMAZAN MESAJI
Deniz Feneri Derneği Genel Başkanı Av. Mehmet Cengiz’in Ramazan Ayı mesajı:
Oruçlarımızla, namazlarımızla, okunan mukabelelerle bir Ramazan Ayına daha kavuşuyoruz.
Bu kutlu ayda nefis muhasebesi yaparak kulluğumuzu gözden geçirip; muhtaçlara elimizi ve gönlümüzü açarak kardeşliğin tadını yüreğimizde hissedeceğiz.
İçimizdeki ibadet aşkı, insan sevgisi, ihtiyaç sahiplerine el uzatma isteği her zamankinden daha coşkulu bir şekilde davranışlarımıza inşAllah yansıyacak.
Bu vesile ile Filistin’de, İsrail’in uyguladığı devlet terörü altında soykırıma uğratılan Ramazan-ı Şerif’e kan ve gözyaşıyla giren kardeşlerimizin yanında olduğumuzu söyleyerek, bütün İslam alemine birlik ve beraberlik diliyorum.
]]>1984 yılında ilk defa şarj edilebilir nikel kadmiyum pil üretimi, 1985’te telsiz bataryası, 1993’te havacılık aküleri yaptıklarını anlatan Özdemir, 2015 yılında pil tasarımı ve üretimi için AR-GE faaliyetlerine başladıklarını, 2022 yılında da yeni fabrikalarını devreye alıp pil seri üretimi gerçekleştirdiklerini belirtti.
Özdemir, böylece Türkiye’nin geçmişte şarj edilebilir pil üretiminde ASPİLSAN ile sahip olduğu ve kaybettiği yetenekleri yeni teknolojilerle tekrar kazandığını vurguladı.
Ham maddeden pil üretip, bunu elektronik kart ve yazılımlarla birleştirip, termal yönetimleriyle birlikte bir kasanın içerisine koyup batarya haline getiren sayılı şirketten biri olduklarına işaret eden Özdemir, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu yetenek her yerde yok. Türkiye için çok özel olduğu gibi dünyada da yapmış olduğumuz işi yapan çok sayılı firma var. Pili üretip buradan bataryaya dönüştüren bir şirketiz. Bu önemli bir kabiliyet. Tesisimiz daha önce Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde hem batarya tasarımı yapıyordu hem de raylı sistemler, deniz ve havacılık akülerini nikel kadmiyum kimyasında üreten bir imalat ekibimiz vardı. Bu fabrikamız orada devam ediyor. Pil imalatı, havacılık aküsü imalatı orada sürüyor.
Ama zamanla Türkiye’ye dağıldık. İstanbul’da hidrojen ve yakıt pili çalışan bir AR-GE ekibimiz, Ankara’da havacılık bataryaları çalışan başka bir AR-GE ekibimiz, yine Ankara’da elektrikli araç bataryaları çalışan bir ekibimiz, Kayseri’de telsiz ve taşınabilir enerji sistemleri için nispeten daha düşük voltaj, akım ve gerilimlerde çalışan bataryaları tasarlayan başka bir AR-GE ekibimiz bulunuyor. Bunun yanında iki tane fabrikamız Kayseri’de faaliyet gösteriyor.”

YENİ DOĞAN MESLEKLER
Pil ve batarya teknolojilerine yapılan yatırımlar ve kurulan tesislerle Türkiye’de istihdam alanında bir dizi ilke imza attıklarına değinen Özdemir, şöyle konuştu:
“Firmamızda Türkiye’nin ilk elektrot teknikeri, teknisyeni, ham maddeyi alıp karıştırdığımız mikser kısmının ilk operatörleri, montaj kısmında elektrotu sarıp pil hücresini kasa içerisine yerleştiren işleri yapan teknisyenleri çalışıyor. Formasyon hattındaki teknisyenlerimiz, formasyon mühendislerimiz bu alanlarda çalışan, Türkiye’nin bu meslekleri yapan ilk kişileri oldu.
Ekosistem içinde arkadaşlarımızı yetiştirmiş, meslek tanımlarını yapmış, bu yönde ilk istihdamları ülkemize sağlamış olduk. Dolayısıyla istihdama katkısı hem yeni mesleklerin Türkiye’de hayata geçmesi açısından bir önem arz ediyor hem de 2021 öncesinde 180 kişiyken bu fabrika ve diğer lokasyonlarda görev yapan 150 yeni arkadaşla bugün 330 nitelikli istihdamla sektörde hizmet vermeye devam ediyoruz. Bunların rakamların ötesinde nitelik açısından, onlara tanımladığımız işler ve ülkemize kazandırdığımız yeni meslekler anlamında önemli olduğunu değerlendiriyoruz.”
Dünyada taşınabilir enerjiye ihtiyaç arttıkça ki trendin bunu gösterdiğini vurgulayan Özdemir, bu meslek gruplarına sektörün ilgisinin artarak devam edeceğini belirtti. Özdemir, “Batarya tasarımları yapan, yazılımları yapan, gerek mekanik, gerek elektronik, gerekse yazılım anlamında teknik insanlara ihtiyaç duyulduğu gibi savunma ve enerji alanlarında sözleşme yönetimi, proje yönetimi, hukuk danışmanlığı yapan kişiler de mesleklerinde aslında ilk ve daha çok ihtiyaç duyulacak.
Gün geçtikçe bu kişilerin istihdamıyla ilgili daha çok potansiyel oluşacak. Bu anlamda enerji ve bunlarla birlikte çalışan meslek gruplarına gelecekte daha çok ihtiyaç duyulacağı, piyasada bu mesleklerin daha çok ilgi göreceği aşikar bir gerçektir.” dedi.

İNSAN KAYNAĞI YETİŞTİRMEDE ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞ BİRLİĞİ
Ahmet Turan Özdemir, savunma sanayisinde özel alanlarda, mühimmat üretiminde, havacılık ve uzay konularında üniversite veya Milli Eğitim müfredatlarının her zaman ihtiyaç duyulan meslek gruplarını yetiştirecek ölçüde olmayabildiğine işaret ederek, sektörün bazı zamanlarda kendi personelini yetiştirme yoluna gittiğini söyledi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bu noktada sektörün farklı ihtiyaçlarını görerek “Sektör Kampüste” isimli bir program başlattığını ifade eden Özdemir, bu programın 11 üniversite ve 11 sanayi kuruluşu olmak üzere 22 paydaşı bulunduğunu, ASPİLSAN’ın da bunlardan biri olduğunu belirtti.
Bu programa, üniversitelerde yeni müfredatların oluşturulması, yeni derslerin tanımlanması ve sektörde ihtiyaç duyulan alanlarda mühendislik eğitimine katkı için kendi mühendisleriyle destek verdiklerini vurgulayan Özdemir, “Savunma Sanayii Başkanlığımız da KÖK programıyla, farklı programlarla ihtiyaç duyan insan kaynağını karşılamak üzere değişik yapılarla bu süreçleri destekliyor. Bu anlamda biz münferiden yine Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonunda, onlarla birlikte bu tür programları destekliyoruz. Bir şekilde sektörün ihtiyaç duyduğu elemanı sektörün desteğiyle birlikte ülkemiz geliştiriyor. Biz de bu anlamda elimizden gelen yardımı esirgemeden sağlıyoruz.” diye konuştu.
TÜRKİYE, AMBARGOYA KARŞI MEYDAN OKUDU
ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Ahmet Turan Özdemir, AA muhabirine, şirketin 1981 yılında Kıbrıs Barış Harekatı’ndan alınan dersler neticesinde ordunun enerji ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulduğunu söyledi.
1984 yılında ilk defa şarj edilebilir nikel kadmiyum pil üretimi, 1985’te telsiz bataryası, 1993’te havacılık aküleri yaptıklarını anlatan Özdemir, 2015 yılında pil tasarımı ve üretimi için AR-GE faaliyetlerine başladıklarını, 2022 yılında da yeni fabrikalarını devreye alıp pil seri üretimi gerçekleştirdiklerini belirtti.
Özdemir, böylece Türkiye’nin geçmişte şarj edilebilir pil üretiminde ASPİLSAN ile sahip olduğu ve kaybettiği yetenekleri yeni teknolojilerle tekrar kazandığını vurguladı.

Ham maddeden pil üretip, bunu elektronik kart ve yazılımlarla birleştirip, termal yönetimleriyle birlikte bir kasanın içerisine koyup batarya haline getiren sayılı şirketten biri olduklarına işaret eden Özdemir, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu yetenek her yerde yok. Türkiye için çok özel olduğu gibi dünyada da yapmış olduğumuz işi yapan çok sayılı firma var. Pili üretip buradan bataryaya dönüştüren bir şirketiz. Bu önemli bir kabiliyet. Tesisimiz daha önce Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde hem batarya tasarımı yapıyordu hem de raylı sistemler, deniz ve havacılık akülerini nikel kadmiyum kimyasında üreten bir imalat ekibimiz vardı. Bu fabrikamız orada devam ediyor. Pil imalatı, havacılık aküsü imalatı orada sürüyor. Ama zamanla Türkiye’ye dağıldık. İstanbul’da hidrojen ve yakıt pili çalışan bir AR-GE ekibimiz, Ankara’da havacılık bataryaları çalışan başka bir AR-GE ekibimiz, yine Ankara’da elektrikli araç bataryaları çalışan bir ekibimiz, Kayseri’de telsiz ve taşınabilir enerji sistemleri için nispeten daha düşük voltaj, akım ve gerilimlerde çalışan bataryaları tasarlayan başka bir AR-GE ekibimiz bulunuyor. Bunun yanında iki tane fabrikamız Kayseri’de faaliyet gösteriyor.”

YENİ DOĞAN MESLEKLER
Pil ve batarya teknolojilerine yapılan yatırımlar ve kurulan tesislerle Türkiye’de istihdam alanında bir dizi ilke imza attıklarına değinen Özdemir, şöyle konuştu:
“Firmamızda Türkiye’nin ilk elektrot teknikeri, teknisyeni, ham maddeyi alıp karıştırdığımız mikser kısmının ilk operatörleri, montaj kısmında elektrotu sarıp pil hücresini kasa içerisine yerleştiren işleri yapan teknisyenleri çalışıyor. Formasyon hattındaki teknisyenlerimiz, formasyon mühendislerimiz bu alanlarda çalışan, Türkiye’nin bu meslekleri yapan ilk kişileri oldu.
Ekosistem içinde arkadaşlarımızı yetiştirmiş, meslek tanımlarını yapmış, bu yönde ilk istihdamları ülkemize sağlamış olduk. Dolayısıyla istihdama katkısı hem yeni mesleklerin Türkiye’de hayata geçmesi açısından bir önem arz ediyor hem de 2021 öncesinde 180 kişiyken bu fabrika ve diğer lokasyonlarda görev yapan 150 yeni arkadaşla bugün 330 nitelikli istihdamla sektörde hizmet vermeye devam ediyoruz. Bunların rakamların ötesinde nitelik açısından, onlara tanımladığımız işler ve ülkemize kazandırdığımız yeni meslekler anlamında önemli olduğunu değerlendiriyoruz.”
Dünyada taşınabilir enerjiye ihtiyaç arttıkça ki trendin bunu gösterdiğini vurgulayan Özdemir, bu meslek gruplarına sektörün ilgisinin artarak devam edeceğini belirtti. Özdemir, “Batarya tasarımları yapan, yazılımları yapan, gerek mekanik, gerek elektronik, gerekse yazılım anlamında teknik insanlara ihtiyaç duyulduğu gibi savunma ve enerji alanlarında sözleşme yönetimi, proje yönetimi, hukuk danışmanlığı yapan kişiler de mesleklerinde aslında ilk ve daha çok ihtiyaç duyulacak. Gün geçtikçe bu kişilerin istihdamıyla ilgili daha çok potansiyel oluşacak. Bu anlamda enerji ve bunlarla birlikte çalışan meslek gruplarına gelecekte daha çok ihtiyaç duyulacağı, piyasada bu mesleklerin daha çok ilgi göreceği aşikar bir gerçektir.” dedi.

İNSAN KAYNAĞI YETİŞTİRMEDE ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞ BİRLİĞİ
Ahmet Turan Özdemir, savunma sanayisinde özel alanlarda, mühimmat üretiminde, havacılık ve uzay konularında üniversite veya Milli Eğitim müfredatlarının her zaman ihtiyaç duyulan meslek gruplarını yetiştirecek ölçüde olmayabildiğine işaret ederek, sektörün bazı zamanlarda kendi personelini yetiştirme yoluna gittiğini söyledi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bu noktada sektörün farklı ihtiyaçlarını görerek “Sektör Kampüste” isimli bir program başlattığını ifade eden Özdemir, bu programın 11 üniversite ve 11 sanayi kuruluşu olmak üzere 22 paydaşı bulunduğunu, ASPİLSAN’ın da bunlardan biri olduğunu belirtti.
Bu programa, üniversitelerde yeni müfredatların oluşturulması, yeni derslerin tanımlanması ve sektörde ihtiyaç duyulan alanlarda mühendislik eğitimine katkı için kendi mühendisleriyle destek verdiklerini vurgulayan Özdemir, “Savunma Sanayii Başkanlığımız da KÖK programıyla, farklı programlarla ihtiyaç duyan insan kaynağını karşılamak üzere değişik yapılarla bu süreçleri destekliyor. Bu anlamda biz münferiden yine Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonunda, onlarla birlikte bu tür programları destekliyoruz. Bir şekilde sektörün ihtiyaç duyduğu elemanı sektörün desteğiyle birlikte ülkemiz geliştiriyor. Biz de bu anlamda elimizden gelen yardımı esirgemeden sağlıyoruz.” diye konuştu.