İklim – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Fri, 02 Aug 2024 00:00:34 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İklim krizi gıda sanayisini dönüştürüyor https://www.foxtvhaber.com.tr/iklim-krizi-gida-sanayisini-donusturuyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/iklim-krizi-gida-sanayisini-donusturuyor/#respond Fri, 02 Aug 2024 00:00:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=17096 Son yıllarda Türkiye’de yaşanan sıcaklıklar ve aşırı hava olayları, tarım sektöründe verim kaybına ve gıda üretiminde aksamalara neden olmaya devam ediyor. İklim krizinin tetiklediği bu durum, sürdürülebilir gıda sistemlerinin oluşturulması gerekliliğini daha da belirgin hale getiriyor.

İKLİM KRİZİ BİLİNCİ GÜÇLENİYOR

Toplumun iklim değişikliğine dair bilgi seviyesi, görüş ve davranışlarına yönelik olarak Yuvam Dünya Derneği ve KONDA iş birliğiyle “Türkiye’de İklim Krizi Algısı” araştırması yapıldı. Araştırmaya göre; 2023 yılında yüzde 65’lik bir kesim iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu belirtirken bu yıl bu oran 19 puan artarak yüzde 84’e çıktı. Geçen seneye kıyasla artan büyük endişe ise “gıdaya erişimde zorlanmak”

Araştırma ayrıca iklim değişikliği konusunda kendisini sorumlu hissedenlerin hem daha endişeli hem de gelecekteki tehditleri daha ciddi algıladığını ortaya koyuyor. Bu grup; geri dönüşüm yapma, plastik kullanımını azaltma ve sürdürülebilir markaları tercih etme gibi çevreci uygulamalara daha fazla yöneliyor. Araştırma sonuçları, iklim değişikliğiyle ilgili endişeler ve pratik eylemlerin güçlü bir bağlantısı olduğunu ortaya koyuyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİR GIDA SİSTEMİNİN ANAHTARI TEKNOLOJİ VE İNOVASYON

BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün açıkladığı veriler, 2050’de dünya nüfusunun 9,7 milyara ulaşacağını gösteriyor. Açıklanan rakamlar artan nüfusu beslemek için yaklaşık 25 yılda gıda üretiminin yüzde 60 oranında artması gerektiğini ortaya koyuyor.

Gıda israfının önlenmesi bu süreyi uzatabilse de tek başına kalıcı bir çözüm sunmadığından, tüm dünya sürdürülebilir bir gıda sistemi yaratmanın ve gıda üretimini artırmanın anahtarı olarak teknoloji ve inovasyonı konuşuyor. Bitki bazlı ve laboratuvar ortamında üretilen besinler ‘yeni gıda’ adıyla, giderek daha fazla dünya gündemine giriyor. Üretilecek yeni gıdaların, yüksek besleyicilik değerinin yanında sürdürülebilir, üretimi kolay ve tüketicinin kolay erişebileceği sağlıklı gıdalar olması gerekliliği ifade ediliyor. Ayrıca üretimde verimliliği artıracak akıllı tarım teknolojileri ve dikey tarım gibi yenilikçi yöntemler üzerine çalışmalar devam ediyor.

 “SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GIDA SİSTEMİ OLUŞTURMAK, EKONOMİK VE TOPLUMSAL BİR GEREKLİLİK”

Sürdürülebilir gıda sistemleri oluşturmak için sadece yasal düzenlemeler ve üretim yöntemlerinin geliştirilmesinin yeterli olmadığının altını çizen TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar; “Ülkemizde faaliyet gösteren gıda üreticisi şirketlerin sürdürülebilirlik konusunda duyarlı davranarak projeler geliştirdiklerini gözlemliyoruz. Toplumumuzun iklim krizi konusundaki bilinci güçleniyor ancak günlük pratiklerin de bu bilinçle yeniden gözden geçirilmesi ve sürdürülebilirlik hedefleriyle ters düşecek uygulamaların terk edilmesi oldukça önemli. Çünkü sürdürülebilir bir gıda sistemi oluşturmak, sadece çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir gereklilik. Bizler bu bilinçle 2014 yılında başlattığımız Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin 10.’sunu bu yıl 21-22 Kasım’da gerçekleştireceğiz. TÜGİS olarak, toplumsal ve sektörel gelişim için sürdürülebilirlik alanındaki öncü çalışmalarımıza devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

TÜGİS HAKKINDA

Ülkemizin ilk işveren sendikalarından TÜGİS, aynı zamanda Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) kurucu üyesidir. Üyeleri arasında ülkemizin önde gelen gıda üreticilerinin yer aldığı TÜGİS, yarım asrı aşkın süredir Türk gıda sanayiinin gelişmesi ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün artırılması adına öncü çalışmalara imza atmaktadır. TÜGİS, faaliyetlerine başladığı 1961 yılından bu yana sosyal diyaloğa, çalışma barışına ve gıda sanayiinin gelişimine kesintisiz katkıda bulunan yenilikçi bir sivil toplum örgütüdür.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/iklim-krizi-gida-sanayisini-donusturuyor/feed/ 0
İklim değişikliği balıkçıların hayatını tehlikeye atıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/iklim-degisikligi-balikcilarin-hayatini-tehlikeye-atiyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/iklim-degisikligi-balikcilarin-hayatini-tehlikeye-atiyor/#respond Sun, 28 Jul 2024 00:36:03 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=16643 AA’nın iklim krizinin balıkçılık sektörü üzerindeki etkilerine yönelik hazırladığı haber dosyasının ilk bölümünde aşırı hava olaylarının balıkçılar üzerinde oluşturduğu riskler ele alındı.

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre balıkçılık ve kültür balıkçılığı sektöründe yaklaşık 58,5 milyon kişi istihdam edilirken bu kişiler ve bakmakla yükümlü oldukları yakınları da dikkate alındığında dünya genelinde yaklaşık 600 milyon kişi geçimini bu sektörden sağlıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre sektördekilerin yaklaşık yüzde 37’si tam zamanlı, yüzde 23’ü yarı zamanlı çalışırken diğer kısmı dönemsel çalışanlar oluşturuyor.

Okyanusların ısınması, asitlenmesi, oksijen kaybı gibi iklim krizinin yol açtığı sorunlar ise balıkçılık sektörünü ve bu sektörde çalışan milyonlarca kişinin gelirlerini ve can güvenliklerini tehdit ediyor.

ABD’deki Cornell Üniversitesi akademisyenlerinin yaptığı bir çalışma küçük ölçekli faaliyetler yürüten balıkçıların boğulmalarında hava koşullarının diğer etmenlere göre daha fazla öne çıktığını ortaya koydu.

İklim değişikliğinin balıkçılık üzerindeki etkisini araştıran bilim insanları, dünyanın en büyük ikinci gölü olan, Doğu Afrika’daki Victoria Gölü üzerinde avlanan balıkçılar üzerinde çalıştı.

Eylül-Kasım 2021 döneminde bölgedeki balıkçılarla, son bir yıldaki balıkçı ölümlerinin detaylarını konuşan araştırmacılar bu ölümleri hem yetersiz ekipman, donanım eksikliği hem de hava koşulları ve iklim değişikliği faktörleri üzerinden değerlendirdi.

BOĞULAN BALIKÇILARIN ÇOĞU DENEYİMLİYDİ

Toplam 141 boğulma vakasının incelendiği çalışmanın sonuçlarına göre boğulmaların yüzde 41,8’i kötü hava koşulları nedeniyle meydana gelirken, bu koşulların yüzde 47,5’ine dalgalı sular, yüzde 46,8’ine güçlü rüzgarlar, yüzde 12,1’ine ise şiddetli yağışlar eşlik etti.

Boğulma olaylarında teknelerin yüzde 85,1’inin bakımının yeterli olduğu, hayatını kaybeden balıkçıların da sektörde önemli deneyime sahip oldukları ve yüzde 75’ten fazlasının 3 yıldan fazla süredir balıkçılık yaptığı öğrenildi.

Tüm bu verilerden yola çıkan araştırmacılar, balıkçıların ölümlerinde, beklenmedik ya da hızla değişen hava koşullarının etkili olabileceği sonucuna vardı. Özellikle bölgedeki pek çok kişinin tek geçim kaynağının balıkçılık olmasının, bu kişileri kötü hava koşullarına rağmen balık avına çıkmaya zorlaması da ölümleri artıran bir diğer faktör olarak değerlendirildi.

Çalışmayı yürüten akademisyenlerden, ABD’deki Cornell Üniversitesi Veteriner Fakültesi Kamu ve Ekosistem Sağlığı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kathryn Fiorella, AA muhabirine, dünyanın balıkçılık yapılan birçok bölgesinde artık kıyıya yakın yerlerde yeteri kadar balık olmadığını söyledi.

“EN YÜKSEK RİSK DOĞU AFRİKA, GÜNEYDOĞU ASYA VE LATİN AMERİKA’DA”

Bu durumda, iklim değişikliğinin yanı sıra aşırı avlanmanın da etkisi olduğuna değinen Fiorella şöyle devam etti:

“Yapılan araştırmalar artık balıkçıların balık yakalayabilmek için kıyıdan daha fazla uzaklaşmaları gerektiğini gösteriyor ki bu da navigasyon ekipmanına ve hava uyarı sistemlerine sahip olmayan balıkçıları daha tehlikeli bir duruma sokuyor. Öte yandan balıkçıların daha uzağa gitmek zorunda kalması, riskli bir durumun oluşması halinde kıyıdan onlara yardım gitmesini de zorlaştırıyor. Balıkçılar hava koşullarının artık daha düzensiz olduğu görüşünü paylaşıyor. Dünyadaki balıkların üçte ikisi küçük ölçekli balıkçılar tarafından avlanıyor. Bunların yüzde 90’ı ekonomik olarak gelişmekte olan ülkelerdeki tropik bölgelerde faaliyet gösteriyor. Örneğin Doğu Afrika, Güneydoğu Asya ve Latin Amerika’da çok yoğun balıkçılık yapılıyor. Risklerin en yüksek olabileceği yerlerin oralar olduğunu düşünüyorum.”

Fiorella balıkçıların daha güvende çalışabilmeleri için can yeleği, erken uyarı sistemleri gibi gerekli ekipmanın sağlanması, ayrıca risklere karşı eğitilmeleri gerektiğini kaydetti.

“YAĞMUR SEZONUNDA TEHLİKE ARTIYOR”

Balıkçılığın önemli bir geçim kaynağı olduğu Doğu Afrika ülkesi Zanzibar’da nüfusun yaklaşık yüzde 20’si geçimini balıkçılıktan sağlıyor.

Almanya merkezli Potsdam İklim Etkisi Araştırma Enstitüsü’nün raporuna göre küresel ısınma Zanzibar’daki balıkçılık faaliyetlerini pek çok yönden etkiliyor. Özellikle suların ısınması sonucu balıkların kıyısal alanlardan uzaklaşması ve yağmur sezonlarında dalgaların şiddetinin artması balıkçılık faaliyetlerini riskli hale getiriyor.

Zanzibar’ın güneyindeki Kizimkazi Dimbani bölgesinde yaşayan balıkçı Ishaka Issa Hajj, bölgedeki pek çok kişi gibi geçimini balıkçılık faaliyetlerinden sağladığını söyledi.

Bölgede yaşayanların ekonomik durumlarının iyi olmadığını ifade eden Hajj, “Yeterli ekipmana ve sağlam teknelere sahip olmayanlar daha çok kıyıda balıkçılık yapıyorlar. Koşulları daha iyi olanlar ise denize açılıp daha ileride avlanabiliyor.” dedi.

Kıyıdan uzaklaştıkça daha büyük balıklar yakalayabildiklerinden ve bunun iyi bir gelir getirdiğinden bahseden Hajj, “Eskiden kıyı bölgelerde çok daha fazla balık vardı, ama şimdi daha az. Artık yeteri kadar balık avlayabilmek için kıyıdan daha fazla uzaklaşmamız gerek. Öte yandan denize açılmamız oldukça tehlikeli, örneğin bazen hava güzelken çıkıyoruz ve yağmurun yağacağını kestiremiyoruz, bu da bizi tehlikeye atıyor. Diğer yandan yağmur sezonunda tehlike daha da artıyor. Birçok balıkçı böyle durumlarda işini yapamıyor ve başka işler bakmak zorunda kalıyor. Ava çıkanlar arasında ise yaralananlar hatta ölenler oluyor.” diye konuştu.

Balıkçıların çok zor koşullarda faaliyetlerine devam etmeye çalıştığını dile getiren Hajj güvenlikleri için daha büyük ve sağlam teknelere ihtiyaçları olduğunu vurguladı.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/iklim-degisikligi-balikcilarin-hayatini-tehlikeye-atiyor/feed/ 0
50 bin yıllık büyük sır çözüldü! Nesilleri böyle tükendi… https://www.foxtvhaber.com.tr/50-bin-yillik-buyuk-sir-cozuldu-nesilleri-boyle-tukendi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/50-bin-yillik-buyuk-sir-cozuldu-nesilleri-boyle-tukendi/#respond Sat, 06 Jul 2024 08:36:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14300 Yapılan yeni bir araştırmada yaklaşık 50.000 yıl önce mamutların, dev tembel hayvanların ve bitki yiyen 44 dev “megaotçul” hayvanın neden soylarının tükendiği ele alındı.

Bilim insanları, bu canlıların soylarının tükenmesinden son iki Buzul Çağı boyunca yaşanan şiddetli iklim değişikliği olaylarının sorumlu olduğunu düşünüyordu. Fakat yeni bir çalışma farklı bir “suçlu” üzerinde duruyor: insanlar.

Mail Online’ın haberine göre, paleoklimatoloji verileri, korunmuş DNA örnekleri, arkeolojik kanıtlar ve daha fazlasını bir araya getiren kapsamlı bir incelemeyle ilk avcı-toplayıcılardan gelen “insan avcılığının” şu anda mevcut tüm kanıtlar tarafından en çok desteklenen neden olduğunu belirledi.

Yeni çalışmada, “Davranışsal olarak modern insanların doğrudan ve dolaylı baskıları için güçlü ve kümülatif bir destek var” sonucuna varıldı. 

ARAŞTIRMA SONUÇLARI İNSANLARI İŞARET EDİYOR

Bilim insanları uzun zamandır mamutların, dev tembel hayvanların ve 44 devasa, bitki yiyen ‘megaherbivor’un daha yaklaşık 50.000 yıl önce neden soylarının tükendiğini tartışıyor. Araştırma sonuçları, bu türlerin neslinin tükenmesinin ardındaki “temel etkenin” insanlar olduğunu gösteriyor. 

‘Megafauna’ olarak adlandırılan 45 kilogram üzerindeki büyük hayvanların, modern çağlardaki ortalamanın üzerindeki yok olma oranları olduğu görülüyor. Fosil kayıtları, bu büyük türlerin soylarının çok farklı zamanlarda ve çok farklı hızlarda tükendiğini, bazılarının sayılarının oldukça hızlı, bazılarının ise daha yavaş azaldığını (bazı durumlarda 10 bin yıl veya daha uzun bir süre boyunca ) ortaya koyuyor. 

Bu yok oluşların çok azı, “Geç Kuvaterner” dönemi olarak bilinen ve Pleistosen çağının sonunu, son iki Buzul Çağı’nı ve 11.700 yıl önce Holosen çağının başlangıcını içeren bu zaman dilimindeki iklim kayıtlarıyla iyi bir şekilde eşleşmektedir. Fakat bu yok oluşların çoğunun modern insanların yerel olarak gelişiyle bağlantılı olduğu ileri sürülmektedir.

HAYVAN POPÜLASYONU NASIL AZALDI?

Aarhus Üniversitesi’nde paleo-ekoloji ve biyoçeşitlilik araştırmaları yapan çalışmanın başyazarı Jens-Christian Svenning, “Erken modern insanlar en büyük hayvan türlerinin bile etkili avcılarıydı ve büyük hayvanların popülasyonlarını azaltma yeteneğine sahiplerdi” dedi.

Svenning, “Bu büyük hayvanlar, uzun gebelik dönemleri olduğu, bir seferde çok az sayıda yavru ürettikleri ve cinsel olgunluğa ulaşmaları uzun yıllar aldığı için aşırı sömürüye karşı özellikle savunmasızdı ve savunmasızdırlar” diyerek sözlerine devam etti. 

Danimarka Ulusal Araştırma Vakfı’nın Aarhus Üniversitesi’ndeki Yeni Biyosferde Ekolojik Dinamikler Merkezi’ni (ECONOVO) yöneten Svenning, yeni çalışmanın derlenmesine yardımcı olan diğer yedi araştırmacıdan oluşan bir ekibin başında bulundu.

Büyük hayvan neslinin tükenmesine ilişkin yaptıkları araştırma, en büyük 48 hayvandan 40’ının, yani 2.200 pound’un (1.000 kg) üzerinde olanların neslinin tükendiğini ortaya koydu.

Araştırmacı Jens-Christian Svenning, “Son 50.000 yıldaki büyük ve çok seçici megafauna kaybı, son 66 milyon yılda benzersizdir” ifadelerini kullandı.

Svenning yaptığı açıklamada, “Önceki iklim değişikliği dönemleri büyük, seçici yok oluşlara yol açmadı” dedi ve “bu da megafauna yok oluşlarında iklimin önemli bir rolü olmadığını savunuyor” dedi.

MIZRAK UÇLARINDA PROTEİN KALINTILARI VAR

Araştırma sonuçlarına göre tarih öncesi insanlar tarafından çok büyük hayvanları yakalamak için tasarlanan antik tuzakların yanı sıra insan kemiklerinin analizleri ve bulunan mızrak uçlarındaki protein kalıntıları, atalarımızın çevredeki en büyük memelilerden bazılarının avlanıp yendiğini göstermektedir.

Svenning, “İklimin rolüne karşı çıkan bir başka önemli örüntü de, son megafauna yok oluşlarının iklimsel olarak istikrarlı bölgelerde de istikrarsız bölgelerde olduğu kadar sert olmasıdır” dedi. Araştırma sonuçlarına göre Svenning’in ekibi, bir bölgenin iklim değişikliğine karşı savunmasızlığının bu yok oluşlarda rol oynamadığını fakat insan avcıların göçünün rol oynadığını tespit etti.

Ağırlık sınıfına göre yok olma yüzdelerinde azalma eğilimi gösteren megafauna ve özellikle uysal bitki yiyenlerin büyük bir hedef olduğu belirlendi. Geçtiğimiz beş bin yıldan günümüze kadar geçen daha yakın bin yılda, geri kalan megafauna, kaçak avcılar ve habitat kaybı da dahil olmak üzere, insan faaliyetlerinden dolayı yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalan türler arasında kaldı.

Araştırmacılar özellikle; Bubalus Mephistophelesadlı manda türünün, Equus Ovodovi adlı bir at ya da Equid türünün ve Junzi Imperialis adlı Gibon primat türünün dünya çapında yok oluşunu örnek gösterdi.

AKTİF KORUMA VE RESTORASYON GEREKİYOR

Svenning’e göre megafaunanın yok olması tüm ekosistemleri baltalayabilir çünkü bu büyük canlılar tohumların dağılmasında, beslenme alışkanlıklarıyla bitki örtüsünün şekillenmesinde ve atıklarıyla besin döngüsüne katkıda bulunmada rol oynuyor. Araştırmacı Svenning, ‘Sonuçlarımız aktif koruma ve restorasyon çabalarına duyulan ihtiyacı vurguluyor’ dedi. 

Svenning, “Büyük memelileri yeniden dünyaya getirerek ekolojik dengelerin yeniden kurulmasına yardımcı olabilir ve megafauna bakımından zengin ekosistemlerde evrimleşen biyolojik çeşitliliği destekleyebiliriz.” diyerek sözlerini noktaladı.

KAYNAK: MAİL ONLİNE
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/50-bin-yillik-buyuk-sir-cozuldu-nesilleri-boyle-tukendi/feed/ 0
Çevre yatırımları için yerel yönetimlere 50 milyar TL destek verildi https://www.foxtvhaber.com.tr/cevre-yatirimlari-icin-yerel-yonetimlere-50-milyar-tl-destek-verildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/cevre-yatirimlari-icin-yerel-yonetimlere-50-milyar-tl-destek-verildi/#respond Sat, 08 Jun 2024 04:12:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12065 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, AK Parti hükümetleri döneminde Türkiye’nin 22 yıllık çevre ve iklim değişikliğiyle mücadele çalışmalarını anlattı.

Bakanlığın 2002 yılından bu yana iklim değişikliğiyle mücadele ve yeşil dönüşüm konularında önemli adımlar attıklarına dikkat çeken Bakan Özhaseki, Türkiye Yüzyılı vizyonu çerçevesinde, ulusal ve uluslararası ölçekte yapılan önemli yatırımlardan bahsetti.

İklim değişikliği ile etkin mücadele edilebilmesi için ülke olarak, Paris İklim Anlaşması’na taraf olduklarını belirten Bakan Özhaseki, 2053 yılına yönelik ‘net sıfır emisyon’ hedeflerini de ortaya koyduklarını ifade etti.

Türkiye’nin sera gazı emisyon projeksiyonlarını gerçekleştirdiklerini anlatan Bakan Özhaseki, 2030 yılı Ulusal Katkı Beyanını Birleşmiş Milletler Sekreteryasına sunduklarını aktardı.

İklim Kanunu önerisini TBMM’ye sunacaklarını belirten Bakan Özhaseki, “2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi ve Yeşil Dönüşüm için İklim Kanunu önerimizi; paydaşların talepleri ve bilimsel veriler doğrultusunda güncelliyoruz. Kısa zamanda Yüce Meclis’e sunacağız” dedi.

Özhaseki, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Korunan alan miktarı ve kurduğumuz ekolojik koridorlarla ülkemizin yeşil varlığını artırıyoruz. Korunan alan miktarı 2011 yılında yüzde 6,3 iken 2024’te yüzde 12,9’a yükseldi. Hedefimiz, 2030 yılında yüzde 30’a ulaşmak. Ayrıca, AK Parti hükümetleri döneminde 7 milyardan fazla ağacı toprakla buluşturduk. Yıllık toprak kayıplarını 130 milyon tonun altına düşürme hedefimize ulaşarak, toprak kayıplarını yıllık 113 milyon ton seviyelerine düşürdük”

İklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltmayı amaçladıklarını vurgulayan Özhaseki, “Ülkemizin karbon stok miktarını artırmak gayesiyle yutak alanlarımıza yenilerini ekliyoruz. 2024 yılı içerisinde hedefimiz 3,5 milyon metrekare yeni karbon yutak alanı oluşturmak. Yine iklim değişikliğiyle mücadelede ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefimiz kapsamında 81 ilimizde 75 milyon 886 bin metrekare alanda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hedefimiz; 100 milyon metrekare millet bahçesini ülkemize kazandırmak” açıklamasında bulundu.

Son 20 yılda sosyal konut ve kentsel dönüşüm çalışmalarıyla üretilen 3 milyondan fazla konutun çevreye ile iklim dostu olduğunu söyleyen Bakan Özhaseki, “Hava Kalitesinin İyileştirilmesi Programı çerçevesinde şehir merkezlerinde yaklaşık 6000 konutun ısınmada temiz yakıt dönüşümü ile emisyon azaltımı sağladık. İnşası devam eden konutların dönüşümünde de aynı hassasiyeti gösteriyoruz. Ayrıca, ‘Daha Yeşil ve Yaşanabilir Şehirler’ hedefiyle ülkemiz genelince 1671 km bisiklet yolu, 420 kilometre yeşil yürüyüş yolu yaptık” ifadelerini kullandı.

ÇEVRE YATIRIMLARI İÇİN YEREL YÖNETİMLERE 50 MİLYAR TL DESTEK VERİLDİ

Özhakesi, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Çevrenin korunması, iyileştirilmesi ve daha temiz bir çevrede yaşanabilmesi amacıyla gerçekleştirilen çevre yatırımları için yerel yönetimlere 50 milyar TL değerinde nakdi destek sağladık. Bugüne kadar atık su arıtma tesislerinin enerji giderlerinin yarısını biz karşıladık. Yani yerel yönetimlere atık su arıtma tesisleri için 7 milyar 700 milyon TL değerinde destek sağladık. Atık suları da yeniden kullanıma sunuyoruz. 2024 itibarıyla arıtılmış atık suların yeniden kullanım oranını yüzde 5,3’e getirdik. Hedefimiz 2028 yılında yüzde 11’e; 2030 yılında ise yüzde 15’e çıkarmak.”

BAKAN ÖZHASEKİ, VATANDAŞLARI ÇEVREFEST’E DAVET ETTİ

Çevre bilinci oluşturmak ve iklim farkındalığına dikkat çekmek için ÇEVREFESt’i düzenlediklerini belirten Özhaseki, şunları kaydetti:

“Çevreci lider Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan liderliğinde çevreyi korumak ve iklim değişikliğiyle mücadele etmek adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Millet bahçelerinden yerel yönetimlere desteğe, Paris İklim Anlaşması’ndan korunan alan miktarının artırılmasına, denizlerin denetlemesinden havamızın ve toprağımızın korunmasına kadar pek çok çalışmayı sürdürdük, sürdürmeye devam ediyoruz. Bu çalışmalarımızın öncüsü, lokomotifi ise şüphesiz Sıfır Atık’tır. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi öncülüğünde bir dünya markası haline gelen Sıfır Atık, milletimizin yüz akıdır. Bu ve benzeri projelerimizi milletimize daha iyi anlatmak, çevre bilinci oluşturmak ve iklim farkındalığına dikkat çekmek için 6-9 Haziran tarihleri arasında ÇevreFest’i düzenliyoruz. Tüm vatandaşlarımızı Başkent Millet Bahçesine bekliyoruz.”

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/cevre-yatirimlari-icin-yerel-yonetimlere-50-milyar-tl-destek-verildi/feed/ 0
Bakü’de iklim müzakeresi: Temiz enerji üzerine yoğunlaşacaklar! https://www.foxtvhaber.com.tr/bakude-iklim-muzakeresi-temiz-enerji-uzerine-yogunlasacaklar/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakude-iklim-muzakeresi-temiz-enerji-uzerine-yogunlasacaklar/#respond Tue, 28 May 2024 22:12:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11340 Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, bu yıl Bakü’nün ev sahipliğinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi COP29’da en kritik gündem maddelerinden birinin iklim finansmanı olduğunu belirterek, “Müzakerelerin, gelişmekte olan ülkelerin temiz enerji teknolojilerine geçişi için finansmanın nasıl sağlanacağı üzerinde yoğunlaşacağını düşünüyorum.” dedi.

Birol, Abu Dabi’de düzenlenen, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed Bin Zayed Al Nahyan tarafından BAE’nin en yüksek sivil nişanına layık görüldüğü ödül töreni sonrasında AA muhabirine değerlendirmede bulundu.

BAE’nin 30 Kasım-12 Aralık 2023 tarihlerinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 28. Taraflar Konferansı’na (COP28) ev sahipliği yaptığını anımsatan Birol, COP28’de IEA’nın müzakerelerin başarıya ulaşması için “olmazsa olmaz” olarak nitelendirdiği 5 maddenin çoğunun yaklaşık 200 ülke tarafından kabul edildiğini söyledi.

Birol, bu maddeler arasında en önemlilerinden birinin küresel yenilenebilir enerji kapasitesini 2030’a kadar 3 ve enerji verimliliğindeki ilerleme hızını 2 katına çıkarma taahhüdünün yer aldığına işaret ederek, bu taahhütlerin yaklaşık 200 ülke tarafından imzalanmasında, COP28 ve IEA başkanlığında yapılan bir dizi toplantıda oluşan ortak görüşün etkili olduğunu dile getirdi.

Halihazırda aynı toplantıları COP29 Başkanı Mukhtar Babayev ile yaptıklarını ifade eden Birol, sözlerini şöyle sürdürdü:

“COP29 Başkanlığı ile çok yakın çalışıyoruz. Bence COP29’da eğilinmesi gereken birçok konu var ancak en kritik olanlardan birini seçecek olursam, o da gelişmekte olan ülkelerin temiz enerji teknolojilerine geçişteki finansmanının nasıl sağlanacağı. Dünya Bankası gibi uluslararası finans kuruluşları ve uluslararası toplum, bu ülkelere finansman sağlanmasında hangi mekanizmalarla nasıl yardımcı olabilirler?

Bu açıdan müzakerelerin, gelişmekte olan ülkelerin temiz enerji teknolojilerine geçişi için finansmanın nasıl sağlanacağı üzerinde yoğunlaşacağını düşünüyorum. Biz de bu konuda COP29 Başkanlığı ile görüşüyoruz ve bir plan çıkarıyoruz. İlk toplantımızı Paris’te yaptık. Ben de 3 Haziran’da Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve hükümet üyelerini ziyaret edeceğim ve COP28’in başarısını bu yıl Bakü’de COP29’da nasıl daha ileri noktaya taşıyabileceğimizi görüşeceğiz.”

EV SAHIBI ÜLKELER ARASINDA ILK KEZ EŞ GÜDÜM MEKANIZMASI KURULDU

Birol, geçen yıl BAE’de yapılan BM iklim müzakerelerinin bu yıl Azerbaycan’da, gelecek yıl da Brezilya’da düzenleneceğini, böylece iklim zirvelerinin üst üste 3 yıl petrol üreten ve ihraç eden ülkelerde gerçekleştirilmiş olacağını belirtti.

Bu 3 ülkenin bir araya geldiği ve ilk kez bir eş güdüm mekanizması kurulduğunu ifade eden Birol, “IEA olarak bizim de desteklediğimiz bir mekanizma. Bu mekanizmanın, ülkeler arasında tamamlayıcı ve destekleyici sonuçlar çıkarılmasına yardımcı olacağını düşünüyorum.” dedi.

Birol, iklim müzakerelerinin petrol üreticisi ve ihracatçısı ülkelerde yapılmasının bu ülkelerin temiz enerji dönüşümlerini hızlandırmasına katkı sağlayacağını umduğunu söyledi.

Bu toplantıların ülkelerdeki temiz enerji dönüşümüne belli bir ivme sağladığını dile getiren Birol, “Ama bu ivmenin ne kadar uzun süreli olacağını zamanla göreceğiz. Hem BAE hem de Azerbaycan’da temiz enerji dönüşümünde adım atma konusunda hükümeti son derece istekli görüyorum.” diye konuştu.

“ÜLKELERİN AÇIKLADIĞI HEDEFLER VE YAPTIKLARINI KARŞILAŞTIRARAK YAYINLAYACAĞIZ”

Birol, iklim müzakerelerinde ülkelerin birçok taahhüt açıkladığını, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası ile kurdukları takip mekanizmasıyla bu hedeflerin nasıl gerçekleştiğini izlediklerini belirtti.

Hedefler ve atılan adımları karşılaştırdıklarını söyleyen Birol, “Her ülkenin verdiği sözler ve yaptıklarını karşılaştırarak sonuçlarını şeffaf bir şekilde yayınlayacağız.” ifadesini kullandı.

Bu yıl Azerbaycan’ın ev sahipliği yapacağı COP29, 11-22 Kasım’da Bakü’de gerçekleştirilecek.

İKLİM FINANSMANI İHTİYACI

IEA’nın hesaplamalarına göre, Çin dışındaki gelişmekte olan ülkelerde temiz enerji yatırımlarının gelecek 10 yılda bugünkü seviyesine göre yaklaşık 7 kat artması gerekiyor. Bu da 2030’lara kadar yıllık 1,4 ila 1,9 trilyon dolar yatırım ihtiyacı anlamına geliyor.

Söz konusu yatırımların gerçekleşebilmesi için başta uluslararası kalkınma kuruluşlarının sağladığı finansman dahil olmak üzere bu alandaki finansmanın 3 katına çıkması gerekiyor.

Afrika, Latin Amerika ve Karayipler, Asya’da İsrail, Japonya ve Güney Kore’nin dışındaki ve Okyanusya’da Avustralya ve Yeni Zelanda hariç gelişmekte olan ülkelerin oluşturduğu Küresel Güney’de, yaş ortalaması 25 olan 6 milyar insan yaşıyor.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bakude-iklim-muzakeresi-temiz-enerji-uzerine-yogunlasacaklar/feed/ 0
Murat Kurum: Yeşil dönüşüm için ‘İklim Kanunu’ yapılmalıdır https://www.foxtvhaber.com.tr/murat-kurum-yesil-donusum-icin-iklim-kanunu-yapilmalidir/ https://www.foxtvhaber.com.tr/murat-kurum-yesil-donusum-icin-iklim-kanunu-yapilmalidir/#respond Thu, 16 May 2024 23:36:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10784 Murat Kurum, 15 Mayıs Dünya İklim Günü nedeniyle sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Son yıllarda karşı karşıya kaldığımız ve tüm insanlığı derinden etkileyen iklim krizi, ani ve aşırı hava olayları, orman yangınları, sel ve kuraklık gibi birçok afete neden olmuştur. Bu kriz ekolojik istikrarsızlık, biyolojik çeşitliliğin azalması ve çevre kirliliği gibi küresel sorunları beraberinde getirmiştir. Rusya ve Kazakistan’da nehir buzullarının ani erimesi sonucu insanlık tarihinde eşi görülmemiş su baskınlarının yaşanması, milyonlarca insanın yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kalması, Dubai’de, Suudi Arabistan’da yaşanan aşırı hava olayları sonucu ortaya çıkan sel manzaraları iklim krizinin boyutlarını göstermesi bakımından önemlidir. Bu örnekler artık hepimizin iklim krizinin çıktılarıyla yüzleşmesi gerektiğini gösteriyor. Bugün dünya kritik bir eşikten geçiyor ve bu kritik eşikte küresel ısınmayı 1,5 derece sınırında tutmak zorundayız. Bu hedefe ulaşmak için küresel emisyonların 2030 yılında yüzde 45 azaltılması, 2050 yılında ise net sıfıra ulaştırılması gerekiyor. İklim krizinden çıkışın şartsız ve koşulsuz tek yolu ise tüm insanlığın ve devletlerin iş birliği içerisinde doğa ile uyumu yeniden yakalamasından geçiyor” ifadelerini kullandı.

‘SIFIR ATIK, KIYMETLİ BİR ÇÖZÜM MEKANİZMASI’

Dünyanın kirlenmesinde ve iklim krizinde, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere kıyasla Türkiye’nin tarihi sorumluluğunun yok denecek kadar az olduğunu vurgulayan Kurum, “Buna rağmen ülkemiz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tüm insani konularda olduğu gibi bu bağlamda da yeni sorumluluklar yüklenmeye devam etmekte, yaşanan sorunların çözümü için yeni enstrümanlar geliştirmektedir. Bundan tam 7 yıl önce Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayeleri ve destekleriyle hayata geçirdiğimiz ‘Sıfır Atık Hareketi’ çok kıymetli bir çözüm mekanizmasıdır. Sıfır Atık Hareketi insaf ile israf arasındaki çizgiyi tüm insanlığa yeniden hatırlatmış küresel bir enstrüman olarak tüm insanlığa hizmet etmektedir. Bugün Türkiye’nin diplomatik girişimleri ile 30 Mart, tüm dünyada Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak kutlanmaktadır. Sıfır Atık, ‘Türkiye Yüzyılı’nın ekonomi politikalarında ihtiyaç duyulan bir kalkınma ve büyüme mekanizması, yeşil ekonomi modeli çerçevesinde geliştirilen finansal politikalar için yenilikçi bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım aynı zamanda yine üzerinde ısrarla durduğumuz Türkiye’nin ve şehirlerimizin iklim dostu yeşil dönüşümünün ne denli zaruri olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Tüm alanlarda ve sektörlerde gerçekleştireceğimiz yeşil dönüşüm ile bir yandan iklim uyumlu yaklaşımlar sergileyecek diğer yandan da küresel iklim değişikliği ve iklim kriziyle mücadele etmiş olacağız” dedi.

‘YEŞİL DÖNÜŞÜMÜ GERÇEKLEŞTİRMELİYİZ’

Afet ve kriz çağına yeşil çözümler getiren yaklaşımlar ile doğayı restore edip, ‘Türkiye Yüzyılı’nda çevre odaklı yatırımlar yapmaya devam edeceklerini aktaran Kurum, “Yine yürüttüğümüz iklim diplomasisinin bir sonucu olarak 2021 yılında taraf olduğumuz Paris İklim Anlaşması ile doğal ekosistemlerin bütüncül bir anlayışla korunması için yaptığımız çalışmalara uluslararası alanda yeni bir ivme kazandırdık. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde ‘Türkiye Yüzyılı’nın iklim politikalarını belirledik. Şehirlerimiz ve ortak evimiz dünyamız için ‘2053 Net Sıfır Emisyon’, ‘Yeşil Kalkınma’ hedeflerini ortaya koyduk. Bütüncül bir yaklaşımla ülkemizin tamamını kapsayacak iklim dostu yeşil dönüşümü gerçekleştirmeliyiz. Ancak yeşil dönüşüm çalışmalarında en önemli adım hiç şüphesiz İklim Kanunu’nun yapılmasıdır. İklim dirençli bir toplum ve ülke için tüm alanlarda ve sektörlerde çevre odaklı bir yaklaşım sergiliyor, milletimiz için ‘Türkiye Yüzyılı’nda bir güvence kaynağı oluşturuyoruz. Bu güvencenin yasal dayanağı İklim Kanunu olacaktır. Ülkemizin ve tüm dünyanın ortak sorunu olan iklim değişikliği ile mücadele kapsamında çıkaracağımız İklim Kanunu ile tüm vatandaşlarımızın, gelecek nesillerimizin çevre ve iklim hakkını koruyacak, çevre ve iklim adaletini en güzel şekilde sağlayacağız. Dünyanın halen yaşanabilir bir yer olarak kalmasını sağlayacak son nesil olduğumuz bilinciyle 15 Mayıs Dünya İklim Günü’nün tüm sorunların çözümüne vesile olmasını temenni ediyor, gelecek nesillerin yaşam hakkı için tüm insanlığı harekete geçmeye davet ediyorum” açıklamasında bulundu.

KAYNAK: DHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/murat-kurum-yesil-donusum-icin-iklim-kanunu-yapilmalidir/feed/ 0
İklim değişikliğinin Körfez ülkelerindeki yansımaları ve kıyamet Hadis-i Şerifi https://www.foxtvhaber.com.tr/iklim-degisikliginin-korfez-ulkelerindeki-yansimalari-ve-kiyamet-hadis-i-serifi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/iklim-degisikliginin-korfez-ulkelerindeki-yansimalari-ve-kiyamet-hadis-i-serifi/#respond Sun, 28 Apr 2024 22:12:37 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9669 Bütün dünyada son yıllarda çok daha şiddetli hissedilen iklim değişikliği rekor düzeyde yaygın sel ve şiddetli sıcak hava dalgaları ile milyarlarca insanın büyük zorluklarla karşı karşıya kalmasına neden oluyor.

AVRUPA YANIYOR

BM Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve Copernicus İklim Değişikliği Servisi tarafından ortaklaşa yayınlanan yeni verilere göre 2023 kayıtlardaki en sıcak veya ikinci en sıcak yıl oldu. Isıya bağlı ölümler son 20 yılda yaklaşık yüzde 30 arttı ve izlenen Avrupa bölgelerinin yüzde 94’ünde ısıya bağlı ölümlerin arttı.

KÖRFEZ’DE YAĞMURLU İKLİM DÖNEMİ

CNN’in haberine göre, uluslararası bir akademik işbirliği olan “World Weather Attribution” (WWA) bünyesindeki 21 bilim insanı, iklim değişikliğinin Umman, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Yemen’de hayatı olumsuz etkileyen yağışların üzerindeki etkisini inceledi.

Gerçek bir hava olayını iklim değişikliğinin olmadığı kurgusal bir dünya ile karşılaştıran bilgisayar simülasyonları oluşturan araştırmacılar, ayrıca Körfez bölgesindeki ülkelerin geçmiş yıllarda aldığı yağış oranlarını da inceledi.

Bilim insanları, incelemeler sonucunda, sadece bir günde kömür, petrol ve doğal gaz kullanımı nedeniyle yaşanan 1,2 santigrat derecelik ısınmanın olmadığı bir dünyada yağması gerekenden yüzde 10 ila 40 daha fazla yağmur yağdığını tespit etti.

BAE’DE NİSAN’DA SON 75 YILIN EN YÜKSEK YAĞIŞ MİKTARI

BAE Ulusal Meteoroloji Merkezi Nisan ayında ülkenin çeşitli bölgelerinde devam eden ve uçuşların ertelenmesine, uzaktan eğitim ve çalışma yöntemine geçilmesine sebep olan şiddetli yağışlar hakkında yaptığı açıklamada “Çeşitli bölgelerde, son 24 saatte modern tarihin en yüksek yağış miktarı görüldü. İklim verilerinin toplanmaya başlandığı 1949’dan bu yana en yüksek miktar kaydedildi.” ifadesi kullanmıştı.

DUBAİ’NİN YEŞİL HALİ

Dubai’de 17 Nisan’da süper hücrede yağış esnasında gökyüzü bir anda yeşile bürünmüştü.

DUBAİ’DE YÜZEN UÇAK

16 Nisan’da sel felaketinin yaşandığı Dubai’de Flydubai’ye ait bir uçağın taşkın yaşanan pistteki zor anları kameralara böyle yansımıştı.

TARİHİ DÖNÜŞÜM

Dubai son yüzyılda büyük bir değişim geçirdi. 1900’lerin başında adeta bir çöl olan bu kentin nüfusu sadece 10 bin iken, ülkenin en büyük şehri Dubai’nin nüfusu ise bugün yaklaşık 3,5 milyon. Dünyanın kozmopolit şehirlerinden biri Dubai’yi yılda 8 ila 10 milyon turist ziyaret ediyor. 

Toplam 10 milyon kişinin yaşadığı Birleşik Arap Emirlikleri’nde yabancı çalışan sayısı ise 9 milyona yaklaştı.

 

UMMAN’DAKİ SEL FELAKETINDE 21 KİŞİ ÖLDÜ

Umman haber ajansı ONA Nisan ayında şiddetli yağışlar nedeniyle yaşanan sel felaketinde 21 kişinin yaşamını yitirdiği bildirmişti.

ONA daha önce yayımladığı haberde yardım operasyonlarında 1630 vatandaşın kurtarıldığını, 630 kişinin tahliye edildiğini ve polis helikopterleriyle de 202 arama kurtarma uçuşu operasyonunun gerçekleştirildiğini duyurmuştu.

MEKKE’DE OVALAR VE DAĞLAR YEŞİLLENİYOR

Mekke’de geçen yılın başında günlerdir devam eden aşırı yağışlar sonrası ovalar ve dağlar yeşillenmişti.

YEŞİL MEKKE UYDU GÖRÜNTÜLERİNDE

Yağışların ardından Mekke’nin kurak dağlarının yeşilliklerle kaplandığı uydu görüntülerine de yansımıştı.

KIYAMET HADİSİ AKILLARA GELDİ

Körfez ülkelerinde yaşanan olağanüstü olaylar Hz. Ebu Hureyre’nin aktardığı Kıyamet Hadisi Şerifi diye de bilinen Peygamberimizin (ﷺ) şu sözlerini akıllara getirdi;

“Mal çoğalıp, kapıdan taşmadıkça kıyamet kopmayacaktır. O derecede ki: Bir adam malının zekâtını çıkaracak, fakat onu kabul edecek hiçbir kimse bulamayacak. Hatta Arap toprağı / Arap yarımadası (ziraat, mera, bağ-bahçe ile) ırmakların aktığı yemyeşil bir hale dönmedikçe kıyamet kopmaz.” (bk. Müslim, Zekât, 60; Ahmed b. Hanbel, 2/370, 417; Mecmau’z-Zevaid, 7/331)

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/iklim-degisikliginin-korfez-ulkelerindeki-yansimalari-ve-kiyamet-hadis-i-serifi/feed/ 0
Bakan Özhaseki: Yeniden bir seferberlik başlatıyoruz https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-ozhaseki-yeniden-bir-seferberlik-baslatiyoruz/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-ozhaseki-yeniden-bir-seferberlik-baslatiyoruz/#respond Mon, 22 Apr 2024 00:36:12 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9238 Bakan Özhaseki, Kayseri’de ‘Erciyes Dağı, Tekir Yaylası ve çevresi Karbon Yutak Alan Ağaçlandırması’ programına katıldı. Erciyes Dağı’nda düzenlenen programa Özhaseki’nin yanı sıra Vali Gökmen Çiçek, Ak Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahit Cıngı, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ile vatandaşlar katıldı.

Bugüne kadar 7 milyon ağacın dikildiği Erciyes’te bugün de 271 bin fidanın dikimini gerçekleştireceklerini söyleyen Özhaseki, “Bunlar bir taraftan elbette ki göze hoşluk verecek. Baktığımız zaman yemyeşil, zümrüt gibi bir manzara. Kar yağdığında onun zaten görüntüsü bir başka şekilde hoşluk oluşturacak. Ama bir taraftan da kirlenen dünyada karbon emisyonlarını çeken, o zehirli atıkları içine doğru alan, emen bir yapıya da kavuşmuş olacağız. İklim değişikliğinin getirmiş olduğu her türlü sıkıntılarla baş etmek için hep birlikte mücadele ediyoruz” diye konuştu.

‘SÖZ VERİP DE KAYBOLANLARDAN DEĞİLİZ’

Deprem bölgesine ilişkin de konuşan Özhaseki, “Seçimlik insanlar değiliz. Mevsimlik insanlar değiliz. Söz verip de kaybolanlardan değiliz. Popülizm konuşup, bu ülkeye hiçbir faydası olmayan siyasi gruplardan değiliz. Milletimizi seviyoruz. Tarihe, medeniyetimize, insanımıza karşı sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz. Onun içindir ki gece gündüz demeden uğraşıyoruz. Evlerinizi teslim edeceğiz, merak etmeyin diyoruz.

Tüm Türkiye’deki konutlarımızı, iş yerlerimizi ne kadar yapımız varsa; tamamını afetlere karşı, depreme karşı dirençli hale getirmeye uğraşıyoruz. Bu da başlı başına bir iş. İstanbul için proje açıkladık. Orta vadeli bütçede tam 485 milyar liralık bir destekle İstanbul’u dönüştürmeye gayret edeceğiz. Oradaki birçok sorumluluk sahibi belediye başkanının, ilçe belediye başkanlarının umurlarında olmayabilir. Ciddiye bile almayabilirler.

Ama bizler sorumluluk sahibi insanlarız. Olabilecek bir afetin nasıl bir sonuç doğuracağını çok iyi biliyoruz. Onun içindir ki gece gündüz demeden gerek İzmir’imizi gerek İstanbul’umuzu gerekse afete maruz kalabilecek bütün şehirlerimizi ayağa kaldırabilmenin mücadelesini ve programını yapıyoruz. İnşallah bunda da başarılı olacağız” dedi.

‘ORMAN VARLIĞINI BÜYÜTEN ENDER ÜLKELERDEN BİRİYİZ’

İklim değişikliği ile mücadele ettiklerini de ifade eden Özhaseki, “Taraf olduğumuz anlaşmalardaki kendi ahitlerimizi, sözlerimizi yerine getireceğiz. Paris İklim Anlaşması’nda ne söylemişsek, oradaki bütün taahhütlerimizi yerine getireceğiz. Ama bir taraftan da iklim sözleşmesiyle ilgili, iklim kanunumuzu hazırlıyoruz. Onlar da inşallah kısa süre içerisinde Meclis’e gelecek” diye konuştu.

Türk geleneğinde hatıra ormanlarının önemli bir yeri tuttuğunu ancak bunların zamanla yok olduğunu anlatan Özhaseki, “Her tarafı yemyeşil, zümrüt gibi olan Anadolu coğrafyasını adeta talan ettik. Ağaçlarımızı yok ettik, ormanlarımızı da kel hale getirdik. Şimdi yeniden bir seferberlik başlatıyoruz. Dünyada orman varlığını çoğaltan, büyüten ender ülkelerden birisiyiz. Şimdi de bunun bir örneğini burada vereceğiz. Bugün, 271 bin ağacı toprakla buluşturuyoruz” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bakan Özhaseki ve eşi Neşe Özhaseki’nin isimlerinin de yazılı olduğu fidanlar, toprakla buluşturuldu.

KAYNAK: DHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-ozhaseki-yeniden-bir-seferberlik-baslatiyoruz/feed/ 0
Dubai’de sele bulut tohumlama neden oldu iddası https://www.foxtvhaber.com.tr/dubaide-sele-bulut-tohumlama-neden-oldu-iddasi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/dubaide-sele-bulut-tohumlama-neden-oldu-iddasi/#respond Thu, 18 Apr 2024 21:36:22 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9010 Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai kentinde son 75 yılın en şiddetli yağışları sele neden oldu. Ülkede 24 saat içinde yaklaşık 1,5 yıllık yağmur yağdı. Bunun ardından da sosyal medyada bulut tohumlama yöntemiyle ilgili yanıltıcı spekülasyonlar dolaşmaya başladı.

Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) kıyı bölgesinde yer alıyor. Genelde de çok kurak bir bölge olma özelliğini taşıyor.

Yılda ortalama 100 mm’den daha az yağış alsa da, zaman zaman aşırı sağanak yağışlar da yaşanıyor.

Son yağışlarda ise Dubai’ye 100 km uzaklıktaki Al-Ain kentinde 24 saat içinde yaklaşık 256 mm yağmur yağdı.

Sıcak ve nemli havayı içine çeken ve diğer hava sistemlerinin gelmesini engelleyen “kapalı alçak basınç hava sistemi” bunun ana nedeniydi.

İngiltere’de Reading Üniversitesi’nde meteoroloji uzmanı ve Körfez bölgesindeki yağış modellerini inceleyen Prof. Maarten Ambaum, “Dünyanın bu bölgesi uzun süre yağmursuz ve ardından da düzensiz, şiddetli yağışlarla bilinir. Ancak yine de bu çok nadir görülen bir yağıştı” diyor.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ NASIL ROL OYNADI

İklim değişikliğinin ne kadar büyük bir rol oynadığını tam olarak ölçmek şu an için pek mümkün değil. Bunun için doğal ve beşeri unsurların bilimsel analizi gerekiyor. Ama bu da birkaç ay sürebilir.

Ancak rekor yağış, iklimin nasıl değiştiğiyle doğru orantılı.

Basitçe söylemek gerekirse; daha sıcak hava daha fazla nem tutabilir (her bir santigrat derece için yaklaşık yüzde 7 ilave nem olabilir); bu da yağmurun yoğunluğunu artırabilir.

Reading Üniversitesi’nde iklim bilimi profesörü Richard Allan, “Yağmurun şiddeti rekor kırdı, evet. Isınan iklimin, daha fazla nemle daha fazla ortaya çıkan fırtınaları ve aşırı yağış olaylarını ve bununla alakalı sel olaylarını giderek daha etkili hale getirmesinden söz edilebilir” diyor.

Kısa süre önce yapılan bir araştırmaya göre, dünya ısınmaya devam ettikçe BAE’nin büyük bölümünde yıllık yağış miktarı da yüzyılın sonuna kadar yaklaşık yüzde 30 oranında artabilir.

Yine İngiltere’de, Imperial College London’da iklim bilimi alanında çalışmalar yapan Dr. Friederike Otto, “İnsanlar petrol, gaz ve kömür yakmaya devam ederse iklim ısınmaya, yağışlar şiddetlenmeye ve sellerde can kayıpları olmaya devam edecek” diyor.

BULUT TOHUMLAMANIN ETKİSİ VAR MI?

Bulut tohumlama, mevcut bulutlara gümüş iyodid denen bir madde serpiştirilmesiyle yağmuru tetiklemeye ve sonucunda da daha fazla yağmur üretmeye yardımcı olan bir teknik.

Uçaklarla yapılabilen bu teknik onlarca yıldır kullanılıyor ve BAE de son yıllarda su sıkıntısını gidermek için bu tekniği kullandı.

Sellerin ardından bazı sosyal medya kullanıcıları aşırı hava koşullarını, yanlış bir şekilde ülkedeki son bulut tohumlama operasyonlarına bağladı.

Bloomberg tarafından daha önce yayımlanan haberler, bulut tohumlama uçaklarının Pazar ve Pazartesi günleri kullanıldığını, ancak selin meydana geldiği Salı günü kullanılmadığını öne sürdü.

BBC bulut tohumlamanın ne zaman yapıldığını bağımsız olarak doğrulayamamış olsa da, uzmanlar bunun fırtına üzerinde en iyi ihtimalle küçük bir etkisi olacağını ve bulut tohumlamaya odaklanmanın “yanıltıcı” olduğunu söylüyor.

Dr. Otto, “Bulut tohumlama, Dubai çevresindeki bulutları su bırakmaya teşvik etmiş olsa bile, atmosfer iklim değişikliği nedeniyle bulutları oluşturmak için muhtemelen daha fazla su taşıyordu” diyor.

Bulut tohumlama, genellikle yağmur için önemli olan rüzgar, nem ve toz koşullarının yetersiz olduğu durumlarda kullanılıyor. Hava tahmincileri geçen hafta Körfez genelinde yüksek sel riski uyarısında bulunmuşlardı.

BAE’de, Abu Dabi’deki Khalifa Üniversitesi Çevre ve Jeofizik Bilimleri Bölüm Başkanı Prof Diana Francis, “Bu tür yoğun ve büyük ölçekli sistemler tahmin edildiğinde, bir hayli masraflı bir işlem olan bulut tohumlama yapılmaz çünkü bölgesel ölçekte bu kadar güçlü sistemleri tohumlamaya gerek yoktur” diyor.

BBC Meteoroloji Servisi’nde görev yapan meteoroloji uzmanı Matt Taylor da şiddetli hava olayının önceden tahmin edildiğini söyledi. 

Taylor, “Bu hava olayından önce, (potansiyel bulut tohumlama etkilerini hesaba katmayan) bilgisayar modelleri yaklaşık 24 saat içinde bir yıllık yağış miktarının çok üzerinde yağmur yağacağını tahmin ediyordu” dedi.

Selin, bulut tohumlamasından beklenenden çok daha büyük olduğunu belirten Taylor, “Sel olayları, Bahreyn’den Umman’a kadar çok geniş bir alanda etkili oldu” diye.

BAE’de bulut tohumlama işlemlerini, hükümete bağlı Ulusal Meteoroloji Merkezi (NCM) yürütüyor.

KAYNAK: BBC TÜRKÇE
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/dubaide-sele-bulut-tohumlama-neden-oldu-iddasi/feed/ 0
Av sezonunu geride bırakan balıkçılar çaçaya hazırlanıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/av-sezonunu-geride-birakan-balikcilar-cacaya-hazirlaniyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/av-sezonunu-geride-birakan-balikcilar-cacaya-hazirlaniyor/#respond Sat, 13 Apr 2024 22:48:14 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8746 Denizlerdeki av yasağı 15 Nisan’da başlayacak. Yasağın bitmesine saatler kala balıkçıların çoğu teknelerini Karadeniz’den çekerken, 1 ay sürecek çaça avcılığı için eksikliklerini gideriyorlar. Balık av sezonunun balıkçıları üzmediğini ifade eden Samsun Bölgesi Su Ürünleri Kooperatifleri Birliği Başkanı Atıf Malkoç, çaça sezonunda da 1 ayda 50 bin ton çaça tutmayı umduklarını belirterek, sezonun artıları ve eksilerinin yanı sıra yapılması gerekenleri söyledi.

“İklimden dolayı şu anda denizin her yerinde denizanası var”
Balık av sezonunun kötü geçmediğini anlatan Malkoç, “Av sezonu, balıkçılık açısından normal geçti, kötü geçmedi. Daha iyi geçen seneler de olmuştu ama bu sene de iyi sayılır. İklimden dolayı şu anda denizin her yerinde denizanası var. Herkes avlanma sezonunu neredeyse bıraktı. Deniz suyu çok ısındı. İklim değişikliği nedeniyle dünyanın her yerinde buna bağlı olarak balık boyları kısaldı. Sezon bitti, çaça sezonu başlayacak. Tekneler de ona göre hazırlanıyor. Bu sezon palamut ve çinakop olmadı. Hamsi, barbun, mezgit ve istavrit oldu. Hamsi, kısa zamanda bol çıktı. Erken göçünü tamamladı. İstavritin boyu 13 cm, bizim tuttuklarımız 11-12 cm olduğundan geri bıraktık” dedi.

“Samsun’da 1 ayda 50 bin ton çaça tutulur”
Hedeflerinin 1 ayda 50 ton çaça avlamak olduğunu ifade eden Atıf Malkoç, “15 Nisan’dan sonra Samsun bölgesinde 1 ay çaça avlanacak. Aslında yaz boyunca çaça avlanması lazım. Karadeniz’deki tüm ülkeler, Türkiye hariç yaz boyunca çaça avlıyor. Çaça avı için en verimli sezon şimdi başlıyor. Sanayi balığı olduğundan, balık yapı ve unu yapılıp, ihracata gidiyor. 15 Nisan‘dan 15 Mayıs’a kadar çaça avıyla geçecek. Her sene Samsun’da 1 ayda 50 bin ton çaça tutulur. Bu sene de bu rekolteyi bekliyoruz” diye konuştu.

“Dünyanın her yerinde hamsinin ve diğer balıkların boyunda küçülme var”
Tüm denizlerdeki balıkların boylarında küçülme olduğuna dikkat çeken Başkan Malkoç, “Denizde balık bol ama boyları ufak. Deniz suyu sıcaklığından balıklar havyar tutuyor ama boyları büyümüyor. Sıkıntı burada, havalar kurak gittiğinde denize plankton inmiyor. Hamsi planktonla büyüyor. Birkaç yıldır hamsinin boyu büyümüyor. Bu, bizim avlanmamızla ilgili değil. Dünyanın her yerinde hamsinin boyunda küçülme var. Sadece hamsi değil, istavrit dahil tüm balıkların boyunda küçülme var. Suyun sıcaklığına ve iklim değişikliğine herkes bir şekilde ayak uyduruyor. Balıklar da bu iklim değişikliğine küçülerek ayak uyduruyor” şeklinde konuştu.

“Karadeniz’de bilimsel çalışma yapılması gerekiyor”
Av sezonu ile alakalı tarihlerin belirlenmesi için özellikle Karadeniz’de bilimsel çalışma yapılmasının şart olduğuna vurgu yağan Malkoç, şunları söyledi:

“Avlanma tarihi balıkçılık başladığında ileri-geri çekilebilir. Şimdiden bir şey denemez. Şu an deniz suyunun ısınmaya dönmesi lazım ama olmadı. 13 derecen sonra çaça toplanıyor, şu an 13 derecenin altındayız. Deniz geç soğudu şimdi geç ısınıyor. Balıklar buna ayak uydurmaya çalışıyor. Havyar dökmeleri ve büyümeleri değişiyor. Karadeniz’de bunlar göz önüne alınarak bir bilimsel çalışma yapılması lazım. İklim değişikliği ile ilgili yapılacak çalışma sonrasında avlanma sezonunun başlangıç tarihi belirlenebilir. Eski yıllarda da buna benzer iklim değişiklikleri olmuş. 60 yıl önce 3-4 metre kar yağarmış. O zaman da çeşitli iklim değişiklikleri, sıcaklıklar olmuş. Yine aynı sürece geldik. Karadeniz birçok evrim atlattı. Şimdi de böyle gelip, geçecek. Araştırma yapılmadan bir öngörüde bulunmak doğru değil. Önümüzdeki 1-2 sezonda durum daha çok netlik kazanır.”

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/av-sezonunu-geride-birakan-balikcilar-cacaya-hazirlaniyor/feed/ 0
Dünya Meteoroloji Örgütü: 2023’te aşırı iklim olaylarında yeni rekorlara ulaşıldı https://www.foxtvhaber.com.tr/dunya-meteoroloji-orgutu-2023te-asiri-iklim-olaylarinda-yeni-rekorlara-ulasildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/dunya-meteoroloji-orgutu-2023te-asiri-iklim-olaylarinda-yeni-rekorlara-ulasildi/#respond Wed, 20 Mar 2024 01:12:37 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=6965 WMO Genel Sekreteri Celeste Saulo, WMO’nun “2023 Küresel İklim Durumu” başlıklı raporunu düzenlenen basın toplantısında paylaştı.

Rapora göre 2023’te iklim durumu alışılmışın dışındaydı; sera gazı seviyeleri, yüzey sıcaklıkları, okyanus ısısı, deniz seviyesinin yükselmesi ve buzulların geri çekilmesinde yeni rekorlar kırıldı.

Sıcak hava dalgaları, seller, kuraklıklar, kontrol edilemeyen yangınlar ile hızla yoğunlaşan tropikal kasırgalar gibi aşırı iklim olayları sefalet ve kargaşaya yol açtı; bu milyonlarca insanın günlük hayatını etkiledi ve milyarlarca dolarlık ekonomik kayba neden oldu.

EN SICAK YIL

“2023 kayıtlara geçen en sıcak yıl oldu” ifadelerinin yer aldığı raporda, küresel ortalama yüzeye yakın sıcaklığın sanayi öncesi taban çizgisinin 1,45 santigrat derece üzerinde ölçüldüğü hatırlatıldı.

2014-2023 arasının tarihteki “en sıcak on yıllık dönem” olduğu bildirilen raporda, bu süreçteki on yıllık ortalama küresel sıcaklığın 1850–1900 yıllarındaki ortalamanın yaklaşık 1,20 santigrat derece üzerinde olduğu vurgulandı.

Rapora göre, 2023’te küresel olarak hazirandan aralığa kadar her ayda rekor düzeyde sıcaklık görüldü; en büyük sıcaklık artışı 0,46-0,54 santigrat derece civarında yükselişle Eylül 2023’te yaşandı.

“Küresel sıcaklıktaki uzun vadeli artış, atmosferdeki sera gazı konsantrasyonlarının artmasından kaynaklanıyor.” bilgisi verilen rapora göre, 2023’ün ortasında La Nina’dan El Nino hava olayları koşullarına geçiş, 2023’te sıcaklığın hızlı yükselişine katkıda bulundu.

DENİZ SEVİYESİ REKORA ULAŞTI

2023’te küresel ortalama deniz seviyesinin, 1993’ten bu yana tutulan uydu kayıtlarına göre rekor seviyeye ulaştığı, bu durumun, devam eden okyanus ısınmasının yanı sıra buzulların ve buz tabakalarının erimesini de yansıttığı vurgulandı.

Raporda, 2014-2023 küresel ortalama deniz seviyesi artış oranının, uydu kayıtlarının ilk on yılındaki (1993-2002) deniz seviyesi artış oranının iki katından fazla olduğu belirtildi.

Öncü verilere göre, küresel referans buzul setinin, hem Kuzey Amerika’nın batısı hem de Avrupa’daki aşırı erimenin etkisiyle (1950’den bu yana) kayıtlardaki en büyük buz kaybının yaşandığı kaydedilen raporda, İsviçre’deki buzulların son iki yılda mevcut hacimlerinin yaklaşık yüzde 10’unu kaybettiği aktarıldı.

Kuzey Amerika’nın batısında 2023’te, 2000-2019 dönemi için ölçülen oranlardan beş kat daha yüksek oranda buzul kaybının yaşandığı ve buradaki buzulların, 2020-2023 döneminde, 2020’ye kıyasla tahmini olarak hacimlerinin yüzde 9’unu kaybettiğine işaret edildi.

Hava koşullarından kaynaklanan tehlikeler 2023’te yerinden edilmeleri tetiklediği belirtilen raporda, “Bu durum, iklim şoklarının dayanıklılığı nasıl zayıflattığını ve en savunmasız nüfuslar arasında yeni koruma riskleri oluşturduğunu gösterdi.” denildi.

AŞIRI İKLİM OLAYLARININ SOSYOEKONOMİK ETKİLERİ OLDU

Aşırı hava ve iklim olaylarının tüm kıtalarda önemli sosyoekonomik etkileri oldu, bunlar arasında büyük seller, tropikal kasırgalar, aşırı sıcaklık ve kuraklık ile bunlara bağlı kontrol edilemeyen yangınlar oldu.

Raporda, “Akdeniz Daniel Kasırgası’ndan kaynaklanan aşırı yağışlarla bağlantılı sel felaketi eylülde özellikle Libya’da ağır can kayıplarına neden oldu, Yunanistan, Bulgaristan ve Türkiye’yi de etkiledi.” denildi.

Aşırı sıcakların dünyanın birçok yerini etkilediği belirtilen raporda, özellikle temmuzun ikinci yarısında Güney Avrupa ve Kuzey Afrika’nın çok etkilendiği hatırlatıldı.

İtalya’da sıcaklıklar 48,2 santigrat dereceye ulaştı, Fas’ta ise termometreler 50,4 santigrat dereceyi gösterdi.

Rapora göre, iklim değişikliğinden dolayı dünya çapında akut gıda güvensizliği yaşayan insanların sayısı COVID-19 salgını öncesi 149 milyonken bu sayı 2023’te 333 milyon kişiye yükseldi.

GUTERRES’TEN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE KARŞI “RADİKAL ADIMLAR” ATILMASI ÇAĞRISI

Basın toplantısına video mesaj yollayan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, iklimle ilgili yaşanan olaylar karşısında “Dünya imdat çağrısında bulunuyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Fosil yakıt tüketiminden kaynaklanan kirliliğin iklim dengesini “kaosa” sürüklediğini kaydeden Guterres, alarm zillerinin her alanda çaldığını bildirdi.

Guterres, sıcaklığın rekor seviyeye ulaştığını, deniz seviyelerinin yükseldiğini ve deniz suyu ısısının arttığını, buzulların çok daha hızlı eridiğini anımsatarak, “Tüm bunların etkisi çok şiddetli, acımasız ve ölümcül bir hızla artıyor.” uyarısını yaptı.

Acilen harekete geçilmesi gerektiğine işaret eden Guterres, iklim değişikliğindeki hıza oranla radikal adımlar atılması ve sürdürülebilir kalkınmaya uygun hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

WMO’DAN İKLİM KONUSUNDA EYLEME GEÇME ÇAĞRISI

WMO Genel Sekreteri Saulo, bu raporun, insanlığın iklim kriziyle ilgili karşı karşıya olduğu zorlukları gösterdiğine işaret etti.

Artan gıda güvensizliği, insanların yer değiştirmeleri ve biyolojik çeşitlilik kaybının savunmasız nüfuslar için tehdit oluşturduğunu vurgulayan Saulo, şunları kaydetti:

“Aşırı iklim koşulları, sıcak hava dalgaları, seller, kuraklıklar, kontrol edilemeyen yangınlar ve yoğun tropikal kasırgalar Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin tamamını baltalıyor, her yıl milyarlarca dolarlık ekonomik kayıplara neden oluyor. İklim eyleminin maliyeti yüksek görünebilir ancak bu konudaki eylemsizliğin maliyeti çok daha yüksek.”

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/dunya-meteoroloji-orgutu-2023te-asiri-iklim-olaylarinda-yeni-rekorlara-ulasildi/feed/ 0