Cezayir’in Türkiye’nin ekonomik, enerji ve askeri hedeflerinin bulunduğu Mağrip politikasında stratejik bir konumda olduğu belirtilen analizde, Türkiye’nin askeri etkinliğini de arttırdığı Cezayir ile ilişkilerine büyük önem vermeye başladığı belirtildi.
Analizde ayrıca; Fransa’nın Afrika’da hem askeri hem de ekonomik olarak daha fazla güç kaybettiğine dikkat çekilerek, bu anlamda Fransa’nın boşluğunu Türkiye’nin doldurmaya başladığı belirtildi.
İşte Arab News’de yayınlanan analiz:
Cezayir, Ankara ile ilişkilerinde fırsatlar yakalarken, Türkiye’nin Afrika ekseninde müttefik olarak kilit bir konumda yer alıyor.
Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf geçtiğimiz hafta Ankara’yı ziyaret etti ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile kapalı kapılar ardında bir görüşme gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki görüşmeyle ilgili herhangi bir detay açıklanmamış olsa da Türkiye-Cezayir ilişkilerine daha yakından bakmak, ilişkilerin gidişatı hakkında fikir verecektir.
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmadjid Tebboune’nin 2022 yılında Türkiye’ye gerçekleştirdiği devlet ziyareti ve Erdoğan’ın geçen yıl gerçekleştirdiği iade-i ziyaret, iki ülke arasında giderek güçlenen bağları pekiştirdi.
Erdoğan’ın Cezayir ziyareti sırasında Ankara ve Cezayir, ilişkilerini stratejik düzeye çıkararak Tebboune’nin göreve geldiği 2019 yılından bu yana ilişkilerde önemli bir ilerlemeye işaret etti.
1955 yılında Türkiye, Batı odaklı dış politika çizgisi nedeniyle Batı dünyasının yanında yer almış ve BM Genel Kurulu’nda Cezayir’in kendi kaderini tayin etmesine ilişkin oylamada çekimser kalmıştı. Savaş zamanındaki bağımsızlık hareketi Türkiye’nin çekimser kalmasını Fransa’nın yanında yer almak olarak algıladı.
Ancak Türkiye’nin bu tutumu NATO müttefiklerini destekleme taahhüdünden kaynaklanıyordu. 1960 yılında hükümet değişikliğinin ardından Türkiye, Cezayir’in bağımsızlığını destekleme yönünde oy kullandı.
Ortak bir tarihi mirasa sahip olmalarına rağmen Türkiye ve Cezayir, farklı siyasi ve ideolojik eğilimleri nedeniyle Soğuk Savaş dönemi boyunca mesafeli bir ilişki içinde oldular. Dönemin başbakanı Turgut Özal, 1985 yılında Türkiye’nin 1950’lerde Fransa’ya yönelik tarafgirliği için özür diledi. Bu açılımlara ve Demir Perde’nin çöküşüne rağmen iki ülke daha yakın ilişkiler kurmak için ortak bir zemin bulamadı.
Ancak Arap Baharı olarak adlandırılan 2010 yılı, olumlu bir şekilde olmasa da ilişkilere yeni bir boyut getirmiştir.
Özellikle 2010 sonrası dengeye İran boyutunu eklemek önemlidir. İran, Türkiye ile Cezayir arasındaki ilişkilerin cansız performansından faydalanmaya çalıştı. Suriye krizi İran’ın bu stratejisi için önemli bir zemin oluşturdu.
Cezayir ve İran’ın politikalarındaki artan uyum Suriye krizinden bu yana ivme kazanırken, Türkiye Cezayir-İran ekseninin karşı kampında yer aldı. İran ve Cezayir, Suriye’nin içişlerine herhangi bir dış müdahaleye kararlılıkla karşı çıktı.
İslam İşbirliği Teşkilatı’nın 2012’de Mekke’de yapılan ve Suriye’nin askıya alınmasının salt çoğunlukla kabul edildiği, sadece İran ve Cezayir’in itiraz ettiği toplantısında da benzer bir tutum sergilemişlerdi.
İranlı liderler birçok kez İran ve Cezayir’in yeni bir dünya düzeni yaratma kapasitesine sahip olduğunun altını çizmiş ve ilişkilerin her alanda genişletilmesi ve çeşitlendirilmesi yoluyla kardeşlik bağlarının bir örneği olabileceklerini ifade etmişlerdir. Dini Lider Ali Hamaney, Kuzey Afrika ülkesinin 1979’daki İran Devrimi’nden bu yana iyi bir ortak ve İsrail karşıtı bir direniş cephesi olduğunu birçok kez dile getirmiştir.
Cezayir ve İran’ı bir araya getiren bir diğer nokta ise anti-emperyalist duruşlarıdır. Cezayir, Batı’nın bölgedeki ortağı olarak Fas’ı tercih etmesine meydan okumak amacıyla İran’a yakınlaşmıştır.
Bu çerçevede İran, Cezayir ekseninde Türkiye için bölgesel bir rakip konumunda. Zira Tahran ve Cezayir’in birçok bölgesel dosyada ortak noktaları var.
TÜRKİYE FRANSA’NIN BOŞLUĞUNU DOLDURUYOR
Cezayir’deki Fransız etkisinin azalması Türkiye’nin işine geliyor.
Fransa, Mağrip’teki geleneksel sömürgeci etkisinde, özellikle de Fransız yanlısı bir ideolojiye daha az meyilli olan yeni elitler arasında ciddi bir düşüş görüyor.
Örneğin Cezayir hükümetinin 2021’de Fransız askeri uçaklarının hava sahasını kullanmasını yasaklama kararı, sembolizmin ötesinde önemli sonuçlar doğurdu.
Cezayir, Fransa’ya bölgedeki sömürgeci geçmişiyle şekillenen tarihsel rolünün eskisi kadar güçlü olmadığını göstermeyi amaçlıyor. Bu, Cezayirli liderler arasındaki zihniyet değişimini yansıtıyor ve Türkiye-Cezayir ilişkilerinin artmasından endişe duyan Fransa’nın boşluğunu Türkiye’nin doldurmasının önünü açıyor.
Ancak Fransa’nın endişesi sadece ekonomik ya da siyasi kayıplarla ilgili değil, aynı zamanda Mağrip’teki askeri nüfuzuyla da ilgili.
Türkiye Libya’daki siyasi ve askeri varlığını pekiştirmeye çalışıyor ve son dönemde Mısır ile bağlarını çoktan sağlamlaştırdı. Ayrıca, Tunus ve Fas ile dengeli bir ilişki sürdürmeye özen gösteriyor.
Bu bağlamda Ankara, Libya ile sınırı olan ve Türkiye’nin askeri etkinliğini arttırdığı Cezayir ile ilişkilerine büyük önem veriyor.
Cezayir aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik, enerji ve askeri hedeflerinin bulunduğu Mağrip politikasında stratejik bir kapı konumunda. Cezayir, Afrika’nın dördüncü büyük ekonomisi ve büyük doğal kaynak rezervleri nedeniyle önemli bir enerji ülkesi.
Cezayir’deki Türk yatırımları şimdiden Çin’i geçmiş durumda ve birçok sektörde önemli bir yer tutuyor.
Ekonomik işbirliği açısından, Türkiye ve Cezayir’in BRICS grubuna muhtemel üyeliğinin bu ilişkilere yeni bir boyut kazandırması beklenmektedir.
Son dönemdeki ekonomik ve siyasi işbirliği Cezayir’i Türkiye için önemli bir ortak haline getirse de, karşılıklı çıkarlara dayalı kalıcı bir ilişki kurma arayışında olan Türk politika yapıcıları için Cezayir hala yeni bir dış politika alanıdır.
Bu bağlamda, Filistin davası konusunda işbirliği Türkiye-Cezayir ilişkileri için önemli bir yol sunmaktadır. Çünkü uzun yıllar boyunca ikili ilişkiler Ankara’nın İsrail ile yakın ilişkileri nedeniyle karmaşık bir hal almıştır.
Dolayısıyla, Cezayir Türkiye için fırsatlar sunarken, diğer ülkelerin buradaki rekabetçi etkisiyle ilgili zorlukları da beraberinde getirecektir.
Kadın hakim bir gün Leventoğlu’na, “Benim bazı sıkıntılarım var. Sen güçlü bir erkeksin bana yardımcı olmanı istiyorum, ben daha önce Edirne’de görev yaptım. Orada görev yaparken hakkımda rüşvet iddialarında bulunduğu, sahtecilik yaptığımı söylediler. Senin beni bu suçlamalardan kurtarman, dosyalarımı kapattırman ve o kişilerden beni korumanı istiyorum” dedi.
Bunun üzerine kadın hakim ile yaklaşık 5 yıl yasak aşk yaşayan Leventoğlu, bu süre zarfında cinsel birlikteliklerinin görüntülerini kaydedip karşılıklı olarak birbirleriyle paylaştı.
Kadın hakimin başka erkeklerle de menfaat karşılığında ilişki yaşadığını öğrenen Server Leventoğlu ayrılmak istedi. Leventoğlu, hakimi telefonla arayıp 5 yıl süren birlikteliklerini sona erdirip, kendisiyle irtibat kurmamasını, aksi halde Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunacağını söyledi. Bunun üzerine Mayıs ayında Leventoğlu tehdit edilmeye başladı.
“DİKKAT ET, ÖLDÜRÜLEBİLİRSİN”
Galericiler Sitesi’nde bir iş yerine giden Leventoğlu’nu karşılayan iki kişi, “Sende hakime hanımın videoları varmış, bunların silmen gerekiyor. İş yerine girerken veya çıkarken öldürülebilirsin, bu işleri başkaları yapacak” dedi. Bunun üzerine Leventoğlu, kadın hakim hakkında şikayetçi oldu.
Server Leventoğlu’nun şikayeti üzerine hakim hakkında HSK 1. Dairesi tarafından soruşturma izni verildi. Hakimin Osmaniye Asliye Ceza Mahkemesinde ‘akaryakıt kaçakçılığı’ iddiasıyla yargılanan sanıktan beraat etmesi karşılığında 500 milyon lira rüşvet aldığı öne sürüldü.
Hakimin yargılaması olan kişiye Edirne ilinde birlikte görev yaptığı Cumhuriyet Savcısı F.A.’nın duruşmada beraat mütalaasında bulunup beraat kararı verdireceğini belirtip 500 milyon talep ederek parayı elden teslim aldığı, o Cumhuriyet Savcısının yargılanan sanık hakkında beraat kararı verilmesi yönünde talepte bulunduğu, ancak o celse karar verilmeyip sonraki celsede başka bir Cumhuriyet Savcısının mahkumiyet mütalaasında bulunmasıyla ceza aldığı ortaya çıktı.
Sanığın hakime hem para verip hem de ceza aldığını söylemesi üzerine ise kadın hakimin, “Kafaya takma, istinaf sürecinde beraat kararı çıkartırız” dediği öne sürüldü.
ADLİ EMANETTEN UYUŞTURUCU ALMIŞ
Ayrıca hakimin bir özel hastaneden reçetesiz olarak uyuşturucu özelliği bulunan ilaç temin edip içtiği, pandemi döneminde nöbeti olduğu hafta sonu adli emanetten aldığı metanfetamin maddesi ihtiva eden hapları kullanması nedeniyle nöbetini başka bir hakimle görüşerek değiştirdiği, bir Cumhuriyet Başsavcı vekili, bir Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi ve bir Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi ile birlikte içki içip Başsavcı vekilinin adli emanet deposundan çıkarttığı metanfetamin olarak bilinen uyuşturucuyu kullanıp birlikte parti yaptıkları belirlendi.
BAKANLIK İHRAÇ EDİLDİĞİNİ DUYURDU
Adalet Bakanlığı, hakimin açığa alındığını ve başka bir dosya nedeniyle de ihraç edildiğini duyurdu. Bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Adana Adliyesi’nde görevliyken tehdit ve şantaj olaylarına adı karıştığı ifade edilen hakim G.A., mesleğinin nüfuz ve itibarını kullanarak yaptığı bu işlemler nedeniyle açığa alınmış olup, başka bir dosya nedeniyle de ihraç edilmiştir.”
“EVLİ OLDUĞUNU BİLMİYORDUM”
İhlas Haber Ajansı’nın ulaştığı iş adamı Server Leventoğlu, “Beni güçlü görüp benimle yakınlaştı. Benimle yemek yeme teklifinde bulundu. Yemekten sonra ağlamaya başladı. Sonra ilişkimiz başladı. 4-5 sene sürdü ilişkimiz. İlk başta ben evli olduğunu bilmiyordum ama sonra kocası olduğunu öğrendim. Benden sürekli yardım istedi” diye konuştu.
“BÖYLE BİR İLİŞKİYİ HAZMEDEMEDİM”
Kendisine hakim tarafından tuzaklar kurulduğunu öne süren Leventoğlu, “Gidip savcılığa suç duyurusunda bulundum. Kocası bu ilişkiye rıza gösteriyordu. Oğluna bir şirket kurdurduk. Bugün dahi hakim beni arayıp tehdit ediyor. Beni intihara zorlamaya çalışıyor. Ben bu kadının birtakım insanlarla irtibata geçip kendisini kullandırdığını öğrendiğim an bırakmak istedim. Böyle bir ilişkiyi hazmedemedim” dedi.
İster arkadaşlık, ister romantik, isterse bir iş ilişkisi olsun; iki kişi arasındaki kimyanın uyuşması o ilişkinin sağlıklı bir şekilde devam edip etmeyeceğini yansıtmada önemli rol oynar. Karşınızdaki kişi ile kimyanızın uyuşup uyuşmadığını anlamak için; o kişi ile birlikte iken nasıl hissettiğiniz, sohbet ederken rahat olup olmadığınız gibi birçok faktörü göz önünde bulundurmalısınız.

Arkadaşlık heyecanına kapılarak kimyanızın uyuşmadığı bir insanla yanlış bir arkadaşlık kurmamanız için karşınızdaki kişi ile kimyanızın uyuşup uyuşmadığını iyi bir şekilde analiz etmeniz gerekir. Karşınızdaki kişi ile kimyanızın uyuşup uyuşmadığını anlamanız için kendinize sormanız gereken 10 soruluk bir mini test ile bu konuda size yardımcı olmak istedik.
İşte aşağıda yer alan bu mini testi çözerek karşınızdaki kişi ile kimyanızın uyuşup uyuşmadığını analiz edebilir ve daha sağlıklı bir iletişim içerene arkadaşlık kurabilme yolunda adımlar atabilirsiniz. Öyleyse hadi teste geçelim!
KARŞINIZDAKİ KİŞİ İLE KİMYANIZIN UYUŞUP UYUŞMADIĞINI ANLAMANIZ İÇİN ÇÖZMENİZ GEREKEN 10 SORULUK TEST

1- O kişi ile kendinizi hiç garip hissetmeden rahatlıkla uzun sohbetler edebiliyor musunuz?
2- Benzer ilgi alanlarına ve hobilere sahip misiniz?
3- Sık sık birlikte güldüğünüz oluyor mu?
4- O kişinin sizi ve sizin de onu anladığınızı düşünüyor musunuz?
5- Yaşadığınız çatışmaları ve anlaşmazlıkları nasıl çözüyorsunuz?
6- Karşı taraf ile duygu ve düşüncelerinizi paylaşırken kendinizi rahat hissediyor musunuz?
7- Birlikte geçirdiğiniz zamanlardaki enerjinizi nasıl tanımlarsınız?
8- Karşı tarafın sözlü bir şekilde belirtmediği hareketlerini doğru anlayabildiğinizi düşünüyor musunuz?
9- Karşınızdaki kişi ile aranızda bir bağ olduğunu düşünüyor musunuz?
10- O kişi ile kendinizi uzun bir süre arkadaşlık kuracak bir ilişki içerisinde düşünebiliyor musunuz?
SONUÇLAR

Bir kişi ile kimyanızın uyuşup uyuşmadığını anlamak için çözdüğünüz bu teste verdiğiniz cevap şıklarının sayısına göre sonuçlar şu şekilde;
Çoğu yanıtınız a şıkkı ise: O kişi ile aranızda derin bir kimya var ve müthiş uyumlusunuz demektir. Uzun ve kaliteli aynı zamanda eğlenceli bir arkadaşlık yaşamanız muhtemeldir.
Çoğu yanıtınız b şıkkı ise: Aranızdaki kimya ve uyum tam kesin olmasa da biraz çaba ve dikkat ile gayet güzel bir arkadaşlığa dönüşebilir.
Çoğu yanıtınız c şıkkı ise: O kişi ile aranızdaki kimya oldukça düşük görünüyor, birbirinize uyumlu bir arkadaş değil gibi duruyorsunuz. İlerleyen zamanlarda problemli bir ilişki yaşamamak adına ilişkinizi gözden geçirerek mesafenizi korumanızda büyük fayda olabilir.
İlginizi çekebilir;
]]>Altan, Romanya’nın başkenti Bükreş’te, Yunus Emre Enstitüsü (YEE) koordinesinde, “Türkiye-Romanya Medya Buluşması”nın ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yarın yapacağı Romanya ziyareti öncesi AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Romanya ve Türkiye’nin tarihsel ilişkilere sahip olduğuna işaret eden Büyükelçi Altan, iki ülkenin “dost ve müttefik” olduğunu söyledi.
AVRUPA ÜLKESİNDEN TÜRKİYE’YE BAYRAKTAR TB2 İÇİN ORTAKLIK TEKLİFİ
Altan, Türkiye’nin Romanya’nın bağımsızlığını tanıyan 2. ülke olduğunu hatırlatarak, “146 yıllık bir ilişki serüveninde tamamen dostluğa dayanan bir ilişkimiz var.” ifadesini kullandı.
2004’te Romanya’nın NATO’ya üyelik sürecinde Türkiye’nin destek verdiğini vurgulayan Altan, şöyle devam etti:
“NATO’ya üyelik sürecinde cumhurbaşkanlarımız arasında çok yoğun bir ziyaret ve temas trafiği yaşanmış. Akabinde 2011’de ilişkilerimizin yeni aşamaya taşınmasına karar verilmiş ve stratejik ortaklık tesis edilmiş. 2013’te de bu stratejik ortaklığı uygulanmasına yönelik bir eylem planı üzerinde karar alınmış. Bugüne geldiğimizde gerçekten Romanya, Balkanlar’da Türkiye’nin en büyük ortaklarından bir tanesi. İki ülke de NATO müttefiki.”
“ROMANYA HAVA SAHASINI, RUMEN UÇAKLARLA BİRLİKTE KORUYORUZ”
İki ülke arasında Karadeniz’den komşuluk ilişkisinin, ticari ve askeri ilişkilerin son derece üst seviyede olduğunu belirten Altan, şu ifadeleri kullandı:
“Şu anda NATO hava polisliği çerçevesinde yaklaşık 80 kadar askeri personel ve 4 adet F-16’mızla Romanya hava sahasını, Rumen uçaklarla birlikte koruyoruz. Biliyorsunuz, Karadeniz’in çevresinde şu anda savaş da yaşanıyor, Ukrayna’da ve Karadeniz’de ciddi şekilde bir serseri deniz mayını tehdidi var. Bu herkesi etkiliyor. Ortak bir tehdit.
Bu çerçevede, Türkiye’nin girişimiyle Rumen ve Bulgar müttefiklerimizin de katılımıyla bu serseri deniz mayınlarını tespit ve gerektiği takdirde imha bağlamında ortak bir operasyon yapılmasına karar verildi. 11 Ocak’ta İstanbul’da yapılan bir törenle bunun mutabakat muhtırası da imzalandı.”
Altan, iki ülkenin NATO bünyesinde ikili manada birçok işbirliği projesinin ve üst düzey ziyaretlerin devam ettiğini dile getirdi.
“İKİ ÜLKE ARASINDA TİCARİ İLİŞKİLER HER GEÇEN GÜN ARTIYOR”
Bakan Fidan’ın Bükreş’e geleceğine değinen Altan, Romanya’nın Türk savunma sanayisi ürünlerine ilgisinin olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“2023’te Romanya, 18 tane silahlı insansız hava aracımızı, Bayraktar TB2’yi satın aldı. Bunların teslimatları tabii bu sene, önümüzdeki senelerde sürecek. Onun haricinde de bu alanda devam eden birtakım ihaleler var. Bunlara firmalarımızın ilgisi var ve aslında Türk firmalarının, Romanya özelinde artık Rumenlerin bizim için son derece yakın bir müttefik olmasından da kaynaklanan bir husus. Romanya’nın, bu ürünleri ortak üretim talebi de var.”
Altan, iki ülke arasında ticari ilişkilerin her geçen gün arttığını, 2023’te 11 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşıldığını aktararak, “İki ülke ticaret hacminde ilk hedefimiz, 2025 itibarıyla 15 milyar dolar, bir sonraki hedefimiz de 20 milyar dolar.” dedi.
KILIÇDAROĞLU-ÖZEL FARKI
DEM Parti ile bir süredir ittifak görüşmeleri gerçekleştiren CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti‘nin yerel seçimler için en büyük şartını kabul ettiğini duyurmuştu. Görüşme sonrası basın toplantısı düzenleyen CHP Genel Başkanı Özel ‘yerel seçim’ için DEM Parti’nin isteğine boyun eğerek artık kapalı kapılar ardında pazarlık yapılmayacağını, DEM Parti ile yerel seçim için ‘Açık işbirliği’ yapılacağını açıkladı.
Bugünkü “Kılıçdaroğlu niye şeffaf ilişkiden kaçınmıştı” başlıklı yazısında Özgür Özel’le Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP ilişkisini ele alan Ahmet Hakan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP ile ilişkisinin “Dolaylı, kapalı, kameralar karşısında yaşanmayan, net olmayan, ürkek bir ilişki” olduğunu Özgür Özel’in HDP ile ilişkisinin ise “Açıktan, doğrudan, şeffaf, görünür, kameralar karşısında, net bir ilişki.” olduğunu söyledi.
ÖZEL NEYE GÜVENEREK AÇIK İLİŞKİ KURUYOR?
Kemal Kılıçdaroğlu‘nun HDP ile şeffaf ve açık ilişki kurmamasının nedeninin “Şehit haberleri geldiğinde kamuoyu bize tepki gösterir”, İktidar bu bloku bu ilişkiyi bize karşı kullanır” endişelerinden kaynaklandığını belirten Hakan, “Şimdi cevabını aradığımız soru şu Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaşadığı bu deneyim ortadayken… Özgür Özel, neye güvenerek HDP’nin yeni versiyonu DEM’le açık ve şeffaf ilişki kurmaya kalkıştı? Sorunun cevabını veriyorum: Hiçbir şeye.” ifadelerini kullandı.
“ÖZEL AYNI YOLDA DAHA TEHLİKELİ İLERLİYOR”
Terör örgütü PKK’nın son dönemdeki saldırılarıyla “Türk askerinin o bölgede ne işi var?” diyerek operasyonları tartışmaya açmaya çalıştığını söyleyen Gazeteci Nedim Şener, “PKK/HEDEP-DEM bunu yıllardır yapıyor ama buna ilk kez Özgür Özel CHP’si de katkı sağlamaya başladı.” dedi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllardır HDP ile olan ilişkisi nedeniyle PKK ile sınır ötesi mücadeleye karşı olduğunu tezkerelere ‘hayır’ oyu vererek gösterdiğini söyleyen Şener, “Ama o bunu “Türkiye’de yabancı askerin ne işi var?” sorusuyla kamufle ederdi. Yerine gelen Özgür Özel ise buna gerek duymadan aynı yolda daha tehlikeli ilerliyor. Tezkereye ‘hayır’ deme yanında Pençe-Kilit operasyonlarının üzerinden sözüm ona sorular sorarak Türkiye’nin sınır ötesi terörle mücadelesini tartışmaya açmaya çalışıyor.” dedi.
“HER ŞEY EKREM İMAMOĞLU İÇİN”
Özgür Özel’in 22-23 Aralık terör saldırılarının ardından TBMM’den çıkarılan ortak bildiriye CHP’ye imza attırmadığını hatırlatan Şener, tüm yapılanların aslında Ekrem İmamoğlu için olduğunu söyledi. Şener, “Her şey İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun seçilmesinin tek yolu olarak gördükleri PKK’nın siyasi kolu HEDEP-DEM ile yerel seçimlerde işbirliği yapmak için.” diyerek şu maddeleri sıraladı; Özgür Özel’in
1-14 Mayıs seçimleri öncesi PKK terör örgütünün televizyonuna bağlantı yapması,
2-4 Kasım Kurultay’ında PKK/HDP’li Demirtaş’a selam yollaması,
3-Irak ve Suriye’de PKK/YPG terör örgütü ile mücadele için gerekli tezkereye ‘hayır’ demesi,
4-PKK/HDP-HEDEP-DEM’li Pervin Buldan ile PKK terör örgütü ağzıyla Türk askerini suçlayan bir operacıyı izlemeye gitmesi ve elini öpmesi,
5-13 Aralık 2023 günü Pençe-Kilit operasyonu bölgesinde yapılan saldırıda şehit olan Piyade Teğmen Eril Alperen Emir’in cenazesine katılıp, öğleden sonra PKK’nın siyasi kolu DEM’lilerle yerel seçimlerde işbirliği görüşmesi yapması,
6-22 ve 23 Aralık 2023 günü Pençe Kilit operasyon bölgesinde 12 askerimizin şehit olmasıyla sonuçlanan saldırı sonrası, İYİ Parti’nin girişimiyle TBMM’de hazırlanan PKK terör örgütünü kınayan bildiriye imza atmaması,
7-11 Ocak günü PKK/HEDEP-DEM’lileri CHP Genel Merkezi’nde kırmızı halılarla karşılaması,
8-PKK’nın 12 Ocak saldırısı sonrası ortaya attığı sorular,
Sadece ve sadece yerel seçimlerde PKK/HEDEP-DEM ile işbirliği yapmak ve mümkünse bunu 2028 yılındaki seçimlere de taşımak için.
Şener, bu yapılanların amacına da ulaştığını ifade ederek PKK’nın yayın organı Medya Haber’de Özgür Özel’in yere göğe konulamadığını söyledi.
]]>