Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Lakshmi Shyam-Sunder ve Türkiye Masası şefi James Walsh başkanlığındaki geniş IM heyeti ayrı ayrı ekonomi bürokrasisi ve özel sektör temsilcileriyle bir dizi temasta bulundular.
IMF heyetinin ziyaretinin tüm üye ülkeler için yapılan yıllık rutin 4. Madde ziyareti olduğu öğrenildi.
UYGULANAN PROGRAMA YOĞUN İLGİ
Edinilen bilgiye göre, Dünya Bankası heyetinin başkan yardımcısı düzeyinde, alışılmışın dışında kalabalık IMF heyetinin de farklı uzmanlık alanlarından 12 kişiden oluşması bu kuruluşların uygulanmakta olan programa yoğun ilgisi olarak değerlendiriliyor.
Dünya Bankası heyetinin döndüğü, IMF heyetinin temaslarının bu hafta da sürdürdüğü belirtiliyor.
Geçen hafta TOBB başta olmak üzere mesleki örgütler ve hükümet dışı kurumlarla da dar kapsamlı da olsa görüşmeler yapıldı.

IMF ŞEFİ WALSH “TÜRKİYE DOĞRU YOLDA” DEMİŞTİ
Mayıs ayı başında konuşan IMF Türkiye Masası Şefi James Walsh, “Türkiye doğru yolda” mesajı vermişti. Walsh, “TCMB ile enflasyonun düşeceği konusunda hemfikiriz” demişti.
TCMB’nin övgüyü hak ettiğini belirten Walsh, TCMB’nin para politikasını sıkılaştırma ve finansal sistemi reforme etme konusunda uzun bir yol kat ettiğini, faiz oranlarını yüksek seviyeye getirdiğini, para politikasını ve finans sektörünün verimliliğini engelleyen birçok mali düzenlemeyi de basitleştirdiğini vurgulamıştı.
BAKAN ŞİMŞEK İLE ÖNEMLİ GÖRÜŞME
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Dünya Bankası Grubu Başkanı Ajay Banga ile bir araya geldi. Şimşek ve Banga arasındaki görüşme, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda gerçekleşti.
Basına kapalı gerçekleşen görüşme, yaklaşık 1 saat sürdü.
Banga’nın ziyareti, uzun süre sonra Dünya Bankası Grubu Başkanı düzeyinde Türkiye’ye gerçekleştirilen ilk ziyaret olması bakımından önem taşıyor.

GÖRÜŞMEDE NELER ELE ALINDI?
Edinilen bilgiye göre, görüşmede, Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ele alındı. Banga, Türkiye’nin ekonomi programına desteğini yineledi.
Ayrıca, Dünya Bankası ile Türkiye arasında 2024-2028 mali yıllarını kapsayan mali ve teknik işbirliğinin temelini oluşturan “Ülke İşbirliği Çerçevesi” görüşüldü. Bu kapsamda, afetlere dirençlilik, enerji, yeşil dönüşüm, iklim değişikliği ile mücadele, ihracatın desteklenmesi, reel sektör, altyapı, lojistik, sanayi, tarım, eğitim, sağlık ve kapsayıcılık gibi birçok alanda geliştirilebilecek işbirlikleri üzerinde duruldu.

Dünya Bankası, Türkiye’nin Eylül 2023’te açıkladığı Orta Vadeli Program’ın (OVP) hemen ardından, programa desteğini ifade etmek için 17 milyar dolar olan Türkiye’ye yönelik kaynak tutarını, 18 milyar dolar artırarak 35 milyar dolara çıkarmıştı. Söz konusu kaynak OVP ve 12. Kalkınma Planı’nda ortaya konulan öncelikler kapsamında geliştirilecek projelerin finansmanında kullanılıyor.
BAKAN BAYRAKTAR İLE DE GÖRÜŞTÜ
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ile Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecine verilen destekleri görüştü.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve beraberindeki heyeti Bakanlıkta ağırladıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Enerji dönüşüm sürecinde yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, iletim ve dağıtım altyapısı konularında verilen destekleri ve bu desteklerin nasıl artırılabileceğini ele aldık. Türkiye’de öngörülebilir, şeffaf ve akılcı yatırım ortamı oluşturmak için attığımız adımlara yönelik Dünya Bankası ile işbirliği imkanlarını değerlendirdik.”
Ekonomi gazetesine konuşan Walsh geçtiğimiz ay yapılan Bahar Toplantıları sırasındaki görüşmeyle ilgili olarak da “Orada bir program hakkında konuşmadık, IMF’den kredi düzenlemesine ilgi olduğuna dair hiçbir işaret almadık. Politikalar hakkında fikir alışverişinde bulunuldu, hepsi bu“ şeklinde konuştu.
“MERKEZ BANKASI ÖVGÜYÜ HAK EDİYOR”
Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye Masası Şefi James Walsh TCMB’nin para politikasını sıkılaştırma ve finansal sistemi reforme etme konusunda uzun bir yol kat ettiğini; faiz oranlarını bu kadar yükselterek, para politikasını ve finans sektörünün verimliliğini engelleyen birçok mali düzenlemeyi de basitleştirdiği için büyük övgüyü hak ettiğini söyledi.
Ekonomi gazetesine konuşan Walsh, bir yıl önce bana “Türkiye’de faizler bir yılda yüzde 50 olur mu? diye sorsaydınız muhtemelen bunun pek mümkün olmadığını söylerdim” dedi.
Bu yılsonu için enflasyon tahminlerinin TCMB’nin biraz üzerinde olduğunu ancak önemli olanın Türkiye’de enflasyonun bu yılın ikinci yarısında düşeceği konusunda hemfikir olmaları olduğunu belirten Walsh, “TCMB ile enflasyonun düşeceği konusunda hemfikiriz” şeklinde konuştu.

TCMB’nin enflasyonu düşürmek ve finans sektörünü serbestleştirmeye devam etmek için çalıştığını, ancak sürecin karmaşık olduğunu belirten Walsh atılan adımların etkisini görmenin biraz zaman aldığını belirtti. Bahar Toplantıları’nda Türkiye’ye ilgi duyan birçok yatırımcıyla konuştuklarını belirten Walsh “Duyduğum mesaj şuydu: Reformlar iyi ve doğru yönde gidiyor” ifadesini kullandı.
Walsh Gita Gopinathın paylaşımındaki görüşmede kendisinin de bulunduğunu belirterek, “Ben de o toplantıdaydım. Orada bir program konuşmadık, IMF’den herhangi bir kredi düzenlemesine ilgi olduğunu gösteren hiç bir işaret almadık. Politikalar hakkında fikir alışverişinde bulunuldu, hepsi bu” dedi.
* 2024 yılında küresel ekonomi nasıl bir performans sergileyecek? Bunun Türkiye’ye yansımaları ne olacak?
IMF’nin 2024 tahminleri kapsamında, küresel büyümenin 2023’teki %3,2’ye çok yakın olmasını öngörüyoruz. ABD, Euro Bölgesi ve İngiltere gibi önde gelen ekonomilerin çoğunun, enflasyonun düştüğü ve büyüme üzerinde çok fazla bir maliyet görmediğimiz yumuşak bir iniş gerçekleştirmesini bekliyoruz. Şu ana kadar işler bu yönde gidiyor gibi görünüyor. Fed ve ECB’nin bu yıl faiz indirimine başlamasını bekliyoruz. Fed yılı muhtemelen %4,6 civarında ve ECB muhtemelen %3,3 civarında politika faiz oranlarıyla bitirecek. Ancak görünümde her zaman riskler vardır. Enflasyon devam ederse faiz indirimleri gecikebilir. Enflasyonun beklediğimizden biraz daha hızlı düşmesi ve faiz indirimlerinin öne alınması da mümkün.
* Bu yıl faiz indirimini pas geçme ihtimalleri var mı?
Evet bu mümkün, sadece enflasyonun nereye gittiğine bağlı. Ancak bu ekonomilerde yumuşak bir iniş gerçekleştirmiş gibiyiz. Asıl mesele tam olarak “son mil” dediğimiz durum. Yani, enflasyonu şu anki seviyesinden merkez bankalarının yüzde 2’lik hedeflerine doğru nasıl aşağı çekeceğiniz.
* Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler büyük merkez bankalarının parasal gevşemelerinden nasıl etkilenecek? Türkiye sermaye girişi açısından bu süreçte kendisini avantajlı bir biçimde konumlandırabilir mi?
ABD ve Avrupa’da gördüğümüz yumuşak iniş Türkiye için çok iyi bir haber çünkü bunlar Türkiye’nin ana ticaret ortakları arasında. Daha düşük enflasyon ve güçlü büyüme beklentisi, bu ihracat pazarlarının büyümeye devam edeceği anlamına geliyor, bu da Türkiye ekonomisi için olumlu. Bu aynı zamanda Türkiye’de yeniden dengelenme açısından da iyi çünkü iç talebin zayıfladığını görmek istiyoruz. Genel büyümeyi güçlü tutmak için, para politikası yoluyla soğutmayı umduğumuz yurt içi talebin bir kısmının yerini alabilecek ihracat talebinin olması iyi bir şey. Enflasyonun kontrol altına alınmasıyla birlikte, dünya genelinde faizlerin de düştüğünü göreceğiz ve bu da Türk şirketlerinin borçlanmasını ve yatırım yapmasını kolaylaştıracak.
* Türkiye’de enflasyon yüzde 70’e yaklaştı ve TCMB yılsonuna kadar enflasyonu yüzde 36’ya düşürmeyi hedefliyor. IMF’nin bu konudaki öngörüsü nedir? TCMB’nin tahminini gerçekçi buluyor musunuz? Bu hedefe ulaşmak için yeterince çaba gösterildiğini düşünüyor musunuz?
Öncelikle, TCMB’nin para politikasını sıkılaştırma ve finansal sistemde reform konusunda uzun bir yol kat ettiğini söylemek çok önemli. Bir yıl önce bana “Türkiye’de faizler bir yılda yüzde 50 olur mu?” diye sorsaydınız muhtemelen bunun pek mümkün olmadığını söylerdim. TCMB faiz oranlarını bu kadar artırdığı, para politikasını ve finans sektörünün verimliliğini engelleyen birçok mali düzenlemeyi basitleştirdiği için büyük övgüyü hak ediyor. Enflasyonu düşürmek her ülkede çok zor bir süreç olduğundan gerçekten çok şey yaptıklarını söylemek önemli. Enflasyon ABD ve Avrupa’da Türkiye’ye göre çok daha düşük ve nereye gideceğini tahmin etmenin çok zor olduğunu orada da görüyoruz. Bu yılsonu tahminimiz TCMB’nin biraz üzerinde ama önemli olan Türkiye’de enflasyonun yılın ikinci yarısında düşeceği konusunda hemfikir olmamız. Merkez bankasının bu günlerde enflasyon konusunda nasıl düşünmesi gerektiği konusunda hemfikiriz ve enflasyonun düşeceği konusunda da hemfikiriz.

* Türkiye, geçen yılki seçimlerin ardından geleneksel politikalara geri döndü. Yabancı sermaye girişinde bir miktar artış olsa da henüz istenen seviyelere ulaşılamadı. Türkiye’nin yeniden önemli miktarda yabancı sermaye çekebilmesi için hangi adımların atılması gerekiyor?
Sizin de söylediğiniz gibi Türkiye geçen yıl daha ortodoks politikalara yöneldi ve yatırımcıların ilgisinde artış gördük. Geçen yıl boyunca borsaya büyük girişler oldu ve bunun muhtemelen biraz faydası oldu. Daha fazla giriş muhtemelen enflasyonu düşürmek için daha fazla çalışma gerektirecektir. Pek çok yatırımcı enflasyonun düşmesini bekliyor ve bunun yılın ikinci yarısında da gerçekleşmesini bekliyor. Bu aynı zamanda finans sektöründe geri kalan bazı önlemlerin serbestleştirilmesine de yardımcı olacak. Piyasadaki etkilerinin görülmesinin biraz zaman aldığı doğru. Bu tür reformlar önemli ve devam ettikçe fiyatlandırmanın daha net olduğunu ve muhtemelen daha fazla yatırımcının geri geldiğini göreceğiz. TCMB enflasyonu düşürmek ve finans sektörünü düzenlemek için çalışıyor ancak süreç karmaşık ve etkisini görmek biraz zaman alıyor.
* Atılan para politikası adımlarının sonuçları belirli bir süre sonradan görülebiliyor. Türkiye izlediği politikadan sapmazsa sizce daha ne kadar beklemesi gerekecek? Bir yıl, iki yıl? Daha fazla?
Yatırımcılar sadece Türkiye’ye değil, aynı zamanda dünyaya da bakacaklar. Dolayısıyla, ABD ve Avrupa’da uzun vadeli faiz oranlarının düştüğünü görmeye başlarsak, o zaman insanlar paralarını yatırabilecekleri daha yüksek faiz oranlarına sahip yerler aramaya başlayacak ve bunlar Türkiye gibi ülkeler olacak. Aradıkları şey açısından bakıldığında en önemli şey düşük enflasyon olacaktır. Bu nedenle enflasyonun yılsonuna doğru düşmeye başlaması iyi bir şey. Ayrıca piyasada kolaylıkla işlem yapıp isterlerse menkul kıymet satın alıp istemedikleri zaman satabileceklerinden emin olmak isteyeceklerdir. Yani likidite çok önemli. Dolayısıyla yabancı yatırımcıların Türkiye’ye gelip fiyatları anlamasını, menkul kıymet alıp satabilmesini kolaylaştıracak TCMB’nin aldığı bazı önlemler var. O zaman daha fazla yabancı yatırımcının geleceğine inanıyorum. Nisan sonundaki bahar toplantılarımızda Türkiye’ye ilgi duyan birçok yatırımcıyla konuştuk. Duyduğum mesaj şuydu: Reformlar iyi ve doğru yönde gidiyor. Ancak bugünlerde bu reformlara katılan çok sayıda ülke var. Yani herkes birçok farklı pazara bakıyor. İlerleme kaydetmeye devam etmek önemli olacak.

* Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Gita Gopinath ile fotoğrafı çok konuşuldu, çeşitli iddialar ortaya atıldı. Türkiye’de IMF’nin uyguladığı tedbirlerin benzeri adımlar atıldığını düşünen pek çok kişi “IMF’siz bir IMF programının uygulandığını savunuyor. Ne söylemek istersiniz?
Ben de o toplantıdaydım. Orada bir program hakkında konuşmadık, IMF’ten kredi düzenlemesine ilgi olduğuna dair hiçbir işaret almadık. Politikalar hakkında fikir alışverişinde bulunuldu, hepsi bu.
ENFLASYONU DÜŞÜRMEK EN ÇOK YOKSUL İNSANLARA YARDIMCI OLACAK
* Türkiye’nin gelir eşitsizliği son yıllarda arttı; en tepedeki %20’lik kesim tüm gelirin yarısını alıyor. Alt ve orta gelir gruplarına yönelik zorlu koşulların bir süre daha devam etmesi beklendiğinden; enflasyonla mücadelenin maliyetinin orta ve alt gelir gruplarına yansımaması için neler yapılması gerekiyor?
Bu, IMF’de çok konuştuğumuz bir konu. Yıllar boyunca enflasyonun çok yüksek olduğu ve enflasyonu düşüren birçok ülkeyle çalıştık. Eşitsizlik gerçek bir sorun. Enflasyonu düşürmek istiyoruz ama toplumdaki en savunmasız insanlara zarar vermediğimizden de emin olmak istiyoruz. Enflasyonun en çok yoksul insanları etkilediğini hatırlamak önemli, çünkü onların gelirlerini korumaları daha zor. Daha zengin olanlar genellikle kendi evlerine sahip olur, bu nedenle yaşam maliyetlerinde bir miktar korumaları vardır veya gelirlerini enflasyondan korumalarına yardımcı olacak hisse senedi veya diğer varlıkları satın alabilirler. Ancak ne yazık ki yoksul insanlar, paralarının çoğunu fi yatların hızla yükseldiği ve bütçelerini zorladığı gıda ve enerjiye harcıyor. Yoksul insanlar, fi yatlar nispeten düşük olduğunda, daha sonra tüketmek için stok yapmak üzere büyük miktarlarda mal satın almakta da zorluk çekiyorlar. Her zaman daha küçük miktarlarda satın almak zorunda kalırsanız, bu harcamaları daha az esnek hale getirir ve dolayısıyla daha yüksek enflasyona daha fazla maruz kalır. Yani enflasyonu düşürmek en çok yoksul insanlara yardımcı olacak. Düşük gelirli insanların gelirlerini koruyabilmemiz için en önemli öncelik bu olmalıdır.

Pazartesi günü açıklanan kurtarma paketi, Pakistan Başbakanı Shehbaz Sharif ile IMF Genel Müdürü Kristalina Georgieva arasında Riyad’da düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu toplantısı çerçevesinde yapılan görüşmenin ardından geldi.
Sharif hükümeti, küresel kredi kuruluşu ile mevcut 3 milyar dolarlık standby düzenlemesinin (SBA) 11 Nisan’da sona ermesinin ardından yeni bir IMF anlaşması arayışına girmişti.

‘DERHAL ÖDENECEK’ MİKTAR
Pazartesi gecesi Pakistan Maliye Bakanlığı ve IMF yaptıkları toplantı sonrasında borç verenin geçen yıl imzalanan bir anlaşma kapsamında kabul edilen toplam 3 milyar dolarlık krediyi tamamlayan 1.1 milyar dolarlık dilimin “derhal ödenmesini” onayladığını doğruladı.
EKONOMİK KRİZ
Pakistan iki yılı aşkın bir süredir ciddi bir ekonomik krizin pençesinde kıvranıyor; enflasyon bir ara yüzde 38’e kadar yükseldi ve döviz rezervleri Şubat 2023’te 3 milyar dolara, yani beş haftalık ithalattan daha azını karşılamaya yetecek kadar kaldı.

IMF KURTARMA PAKETİ
Geçen yıl Haziran ayında Sharif, IMF kurtarma paketini güvence altına alarak devlet temerrüdünü önlemeyi başardı. Son merkez bankası verilerine göre mevcut döviz rezervlerini neredeyse 8 milyar dolar olduğu belirlendi.
MALİYE BAKANLIĞI DANIŞMANINDAN AÇIKLAMA
Maliye Bakanlığı’nın eski danışmanlarından Khaqan Najeeb Al Jazeera’ye verdiği demeçte Pakistan’ın 350 milyar dolarlık ekonomisinin son dokuz aydaki performansının ülkenin yetersiz olan dış rezervlerini arttırdığını ve Mart ayında yüzde 20 olan enflasyonun yavaş da olsa düştüğünü söyledi:

‘SERAP GÖSTEGELER’
Ancak Pakistan’ın önde gelen ekonomistlerinden Kaiser Bengali, mevcut politikaların sürdürülebilirliğini sorguladığı ve daha fazla yapısal reform görmek istediği için ekonomik görünümle ilgili çekincelerini dile getirdi.
Mevcut ekonomik göstergeleri “serap” olarak nitelendiren Bengali, algılanan istikrarın daha fazla kredi gelme ihtimalinden kaynaklandığını sözlerine ekledi. “Eğer sözde istikrar ihracattaki artıştan ya da daha iyi dolar girişinden kaynaklansaydı, bu anlamlı olurdu ama böyle bir şey olmuyor. Şu anda gördüğümüz şey, piyasanın günlük bilgilere tepki verdiği geçici bir durum” dedi.
DIŞ BORÇLAR
Pakistan’ın dış borç yükümlülükleri şu anda 130 milyar doların üzerinde ve Lahor merkezli ekonomist Hina Shaikh, mali açığı gidermek için daha fazla borç kullanma politikasının daha fazla enflasyon yaratacağından korkuyor.
Bengali gündemlerinin “geçmiş borçları ödemek için yeni kredileri nereden bulacakları” olduğunu söyledi. “Kamu sektörü gelişimi geride bırakıldı. Son kırk yılda sağlık, eğitim ya da konut alanında neredeyse hiç büyük proje yapılmadı” dedi.
Bengali bir uyarıda bulunarak sözlerini tamamladı: IMF bile Pakistan’ın içinde bulunduğu mali krizden çıkmasına yardımcı olmak için büyük miktarlarda para yatırma konusunda isteksiz davranabilir.
“Hiçbir banka size süresiz kredi vermez, özellikle de kötüleşen bir bilanço gördüklerinde” dedi.
Açıklamada, parasal sıkılaştırmanın sona ermesi ve tüketimin toparlanmaya başlamasıyla birlikte 2024’ün ikinci yarısında ekonomik aktivitenin güçlenmesinin beklendiğine işaret edildi.
Raporda, 2024 yılı ortalama tüketici fiyatları beklentisi yüzde 58,0’den yüzde 59,5’e çıkarılırken, gelecek yıl için beklenti yüzde 38,4 seviyesinde oluştu.
IMF, cari işlemler açığının GSYH’ye oranını bu yıl için yüzde -2,9’dan yüzde -2,8’e revize ederken, gelecek yıl beklentisini yüzde -2,2 olarak belirledi.
IMF, önümüzdeki iki yıl işsizlik oranının yüzde 9,6 seviyesinde olacağı öngörüsünde bulundu.
KÜRESEL EKONOMİDE BÜYÜME BEKLENEDEN İYİMSER
2022-2023 yıllarında küresel çapta yaşanan dezenflasyon sürecinde, ekonomik faaliyetlerin dikkate değer bir direnç sergilediğini belirten IMF, “Küresel enflasyonun 2022 ortalarındaki zirvesinden düşüşe geçmesine rağmen, ekonomik büyüme istikrarlı bir şekilde devam ederek stagflasyon ve küresel durgunluk endişelerine meydan okudu” dedi.
Bu direncin, istihdam ve gelirlerdeki büyümenin yanı sıra beklenenden fazla kamu harcaması ve hanehalkı tüketimi gibi destekleyici talep gelişmelerine dayandığına işaret eden IMF, özellikle işgücüne katılımdaki beklenmedik artışın, arz tarafındaki genişlemeyi yansıtarak bu istikrarlı büyümeye katkı sağladığını vurguladı. IMF ayrıca, pandemi sırasında biriken önemli tasarrufların kullanılması gibi faktörleri de ekonomik direncin arkasındaki sebepler arasında saydı.
IMF bugün yayınladığı Dünya Ekonomik Görünüm raporunda, 2023’te yüzde 3,2 olarak tahmin edilen küresel büyümenin 2024 ve 2025’te de aynı hızda devam etmesinin beklendiğini ortaya koydu. 2024 tahmini, Ocak 2024 Dünya Ekonomik Görünüm (WEO) Güncellemesi’ne görde 0,1 puan, Ekim 2023 WEO’ya göre ise 0,3 puan yukarı yönlü revize edildi.
ABD ekonomisi için 2024 tahminini 0,5 puan artırarak yüzde 2,7’ye çıkaran IMF, 2025 büyüme tahminini yüzde 0,2 puan artırarakyüzde 1,8 olarak korudu.
AB için 2024 büyüme tahminini Ocak ayındaki revizyona göre 0,1 puan düşürerek yüzde 0,8’e indiren IMF, 2025 büyüme tahminini de yüzde 1,7’ye çekti.
IMF, gelişmekte olan piyasalar için 2024 büyüme tanminini yüzde 4,1’den 4,2’ye çıkaran IMF, 2025 için ise yüzde 4,1 olarak korudu. Çin için 2024 ve 2025 büyüme tahminlerini yüzde 4,6 ve 4,1 olarak sürdürdü.
Ancak IMF, büyüme hızının, hala yüksek olan borçlanma maliyetleri ve mali desteğin geri çekilmesi gibi yakın vadeli faktörlerin yanı sıra COVID-19 salgını ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgali gibi uzun vadeli etkilerden dolayı tarihsel standartlara göre düşük seyretmekte olduğunu da vurguladı.
“Küresel manşet enflasyonun 2023’te yıllık ortalama yüzde 6,8’den 2024’te yüzde 5,9’a ve 2025’te yüzde 4,5’e düşmesi bekleniyor” ifadelerini kullanan IMF, “Gelişmiş ekonomilerin enflasyon hedeflerine daha erken dönmesi öngörülüyor. Ancak, bu iyimser görünüme rağmen, orta ve düşük gelirli ülkelerde yaşam standartlarına doğru yakınsama hızının yavaşladığı ve küresel ekonomik eşitsizliklerin devam ettiği belirtiliyor” dedi.
Küresel ekonomiye yönelik risklerin şu anda genel olarak dengeli göründüğünü belirten IMF, Ukrayna’daki savaş ve Gazze ile İsrail arasındaki çatışmalar gibi jeopolitik gerilimlerden kaynaklanan yeni fiyat artışlarının, işgücü piyasalarının hala sıkı olduğu bölgelerde çekirdek enflasyonla birlikte faiz oranı beklentilerini artırabileceğini ve varlık fiyatlarını düşürebileceğini ifade etti. IMF ayrıca, büyük ekonomiler arasındaki dezenflasyon hızlarındaki farklılığın finansal sektörleri baskı altına alabileceğini vurguladı.
Merkez bankaları için yakın vadeli önceliğin, enflasyonun sorunsuz bir şekilde düşmesini sağlamak olması gerektiğini anlatan IMF, “Ancak, merkez bankalarının daha az kısıtlayıcı bir duruş sergilerken, orta vadeli mali konsolidasyonun uygulanmasına yeniden odaklanılması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
Küresel ekonomideki bu karmaşık manzaranın, farklı ülkelerin özel politika yanıtlarını gerektirdiğini belirten IMF, “Arz artırıcı reformların yoğunlaştırılması, ekonomilerin büyümeyi artırmasına ve daha yüksek gelir seviyelerine doğru yaklaşmasına olanak tanıyabilir” dedi.
Bu süreçte, çok taraflı işbirliğine ihtiyaç duyulmakta olduklarını anlatan IMF, “Jeoekonomik parçalanma ve iklim değişikliğinin maliyet ve risklerinin sınırlanması, yeşil enerjiye geçişin hızlandırılması ve borçların yeniden yapılandırılmasının kolaylaştırılması için” diye konuştu.
UNCTAD, TÜRKİYE İÇİN BÜYÜME TAHMİNİNİ YÜKSELTTİ
UNCTAD, nisan ayına ilişkin küresel ticaret ve kalkınmanın gidişatına yönelik raporunu yayımladı.
Raporda, UNCTAD’ın, 2024 için küresel büyüme tahminini 0,1 puan artırarak yüzde 2,6’ya çıkardığı bildirildi.
Türkiye’ye ilişkin 2024 büyüme tahmininin yüzde 2,9’dan yüzde 3,5’e çıkarıldığı aktarılan raporda, ülkenin 2023’de yüzde 4,5 büyüdüğü hatırlatıldı.
UNCTAD raporunda, 2024’teki düşük ekonomik büyüme ve ticaret kesintilerinin ekonomik kalkınmayı etkileyeceği uyarısında bulunuldu.
Azalan yatırımlar ve durgun küresel ticaret dinamiklerine atıfla 2024’te ekonomik büyümenin daha da yavaşlayacağına dikkatin çekildiği raporda, faiz oranlarının düşürülmesi ihtimalinin hükümetler ve şirketler için mali görünümü iyileştirebileceği belirtildi.
Para politikasının tek başına tüm acil küresel zorlukları çözemeyeceği vurgulanan raporda, kamu borçları, giderek artan eşitsizlikler ve iklim değişikliğiyle bağlantılı devam eden krizlere işaret edildi.
UNCTAD raporunda, mali sürdürülebilirliğin sağlanması, istihdam oluşturulması ve gelir dağılımının iyileştirilmesi için mali, parasal, talep yönlü ve yatırımı artırıcı tedbirlerden oluşan dengeli bir politika karışımı ile birlikte çok taraflı ortak eylem ihtiyacı olduğuna vurgu yapıldı.
Çoğu gelişmiş ekonomide merkez bankalarının enflasyonla mücadele etmek için 2022’nin başından bu yana faiz oranlarını agresif bir şekilde artırdığı hatırlatılan raporda, “Ancak bu yaklaşım, Kovid-19 salgınıyla bağlantılı tedarik zinciri sıkıntılarını ve daha yüksek fiyatlara ve kârlara yol açan artan pazar hakimiyetini tam olarak dikkate almadı. 2023’te istikrarlı istihdama rağmen enflasyonun düşmesi, daha önceki enflasyona sadece talebin değil arzla ilgili sorunların da katkıda bulunduğunu göstermektedir.” denildi.
]]>