UZMAN İSİM AÇIKLADI: OKUMADAN İMZALAMAYIN
Kiralarda uygulanan yüzde 25 zam sınırının kalkmasıyla birlikte gözler yeniden ev sahibi ile kiracılara çevrildi. Son 2 yılda artan anlaşmazlıklar ve dava süreçleri nedeniyle birçok olumsuz durum yaşanırken, iki taraf arasında hazırlanan kira sözleşmeleri de bu tip durumlar için büyük önem arz ediyor. Peki kira sözleşmelerinde nelere dikkat etmek gerekir? Hem kiracı hem de ev sahibi açısından kira sözleşmeleri nasıl hazırlanmalı? Konuya dair A Haber canlı yayınına bağlanan Avukat Zafer İşeri önemli bilgiler anlattı.
Son yıllarda Türkiye’de ev sahibi ve kiracı arasındaki anlaşmazlıklar giderek artıyor. Artan kira ücretleri ve uygulanan zam limitleri, bu ilişkilerde önemli gerilimlere neden oluyor. İşte bu durumu en aza indirebilmek adına hazırlanacak doğru bir kira sözleşmesinin önemi büyük. Peki, etkili bir kira sözleşmesi için nelere dikkat etmek gerekir?
YAZILI SÖZLEŞMENİN GÜCÜ
Kira sözleşmeleri sözlü olarak da yapılabilir, ancak hukuki anlaşmazlıklarda ispat güçlüğü çekilmemesi için yazılı yapılması önerilir. Ayrıca, yazılı sözleşme olmadan bazı temel hizmetlerin sağlanması güçleşebilir.
KİRA DÖNEMİ VE ÖDEME DETAYLARI
Sözleşmede kira dönemi, ödeme başlangıç tarihi ve kira bedelinin açıkça belirtilmesi gerekiyor. Ödeme detayları, sözleşme tarafları arasında herhangi bir anlaşmazlık çıktığında önemli bir referans noktası oluşturur.
İMZA KİMLER TARAFINDAN ATILMALI?
Kiralanacak ev eğer aile konutu ise eşlerden birinin imzası yeterli. Ancak öğrenci evleri gibi paylaşımlı konutlarda, tüm kiracıların imzası, sözleşmenin tüm bireyler için bağlayıcılığını sağlar.
TAŞINMAZIN DURUMU VE DEMİRBAŞLAR
Sözleşme, taşınmazın ve demirbaşların mevcut durumunu açıkça belirtmelidir. Bu, ileride çıkabilecek ihtilafların önüne geçilmesinde kritik bir role sahiptir.
ZAM ORANININ BELİRLENMESİ
Zam oranı, TÜFE’nin 12 aylık ortalamasını geçmeyecek şekilde belirlenmeli. Bu oran, kira sözleşmesinin yenileme dönemlerinde de göz önünde bulundurulmalıdır.
DEPOZİTO BEDELİ SÖZLEŞMEDE OLMALI
Kira sözleşmelerinde ödenen depozito ücretleri de sözleşmede yer almalı. Depozito bedeli kira sözleşmesi bittiğinde, taraflar eğer tahliye konusunda anlaşmışsa tahliye tarihindeki güncel kira bedeline oranlanması gerekir. Ancak kira sözleşmesinde “depozito bedeli güncel değere göre ödenmeyecek ve aynen ödenecektir” şeklinde bir madde varsa güncel bedel ödenmez.
TAHLİYE TAAHHÜDÜ NASIL DÜZENLENMELİ?
Son dönemde birçok ev sahibi kira sözleşmesinin yanında tahliye taahhütnamesi de imzalatmak istiyor. Ancak tahliye taahhüdü ile kira sözleşmesinin aynı gün imzalanması durumunda bu taahhütnamenin geçerliliği bulunmuyor. Tahliye taahhütnamesinini boş olarak hazırlanması da mümkün. Eğer kiracı bunu boş olarak imzalasa da geçerliliği bulunuyor.
GEÇ ÖDEMEYE CEZA YOK
Kiracı kira bedelini geç öderse, yasal faiz uygulanabilir fakat fazladan ceza şartı konulamaz. Ayrıca, kiracılar emlak vergisi gibi giderleri ödemek zorunda değildir.
SÖZLEŞMEDE KEFİL VE GARANTİ ŞARTLARI
Kira sözleşmelerinde kefil koşulu aranabilir. Müteselsil kefalet durumunda, kefil, borçtan doğrudan sorumlu tutulabilir.
KİRA ELDEN ÖDENMEMELİ
Elden yapılan ödemelerde, ödemenin yapıldığına dair yazılı bir belge alınmalıdır. Aksi halde, kiracı ödediği kira bedelini ispatlayamaz ve bu durum kötü niyetli ev sahipleri tarafından sorun yaratabilir.
Konuya dair A Haber canlı yayınına bağlanan avukat Zafer İşeri önemli bilgiler anlattı:
EV SAHİBİ YOKLUĞU VE İMZA ATMA KONUSU
İl dışında bulunma ya da emlak danışmanı gibi aracıların olması sebebiyle doğrudan ev sahibinin imzasını almak söz konusu olmayabiliyor. Böyle durumda imza atacak kişiler kiraya verecek kimsenin yetkisi olup olmadığını denetlemeli. Yani mutlaka yetkili kişilerle imza süreci yürütülmeli.
ZAM ORANLARI NASIL OLMALI VE HESAPLANMALI?
Kira sözleşmesi hazırlanırken kira artış oranı kira artış oranı belirtilmişse bu her evrede geçerlidir. Sadece yüzde 25 sınırını uyguladığımız son 2 yılda bir istisna söz konusu oldu. Kira sözleşmesinde tarafların kararlaştırdığı zam oranına göre periyodik artışlar yapılacak. Mevzuat bunun TÜFE’yi geçemeyeceğini söylüyor. 12 aylık ortalamaya bakılıyor. Bu yolda izlenirse uzun yıllar problemsiz şekilde ilerlenebilir. TÜFE’yi aşmayacak şekilde zamlar yapılabilir.
TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİ NASIL OLUR?
Eğer kiracı bir yazılı belge ile belli sürede taşınmazı tahliye edeceğini taahhüt etmişse mahkeme sürecine gerek olmadan doğrudan belge İcra Müdürlüğüne verilip tahliye prosedürü başlatılıp hızlıca tamamlanır. Bu kiracılar için el bombası niteliğindedir ve bunun bilinçsizce yapılması durumunda istediği zaman gerekçe göstermeden tahliye edebilir.
Son zamanlarda kira artışlarıyla beraber mal sahipleri bu taahhütnameyi almadan sözleşmeyi imzalamamaya taşınmazlarını kiracılara vermemeye başladı. Eğer ki kira sözleşmesi ile aynı tarihte taahhütname imzalanmışsa yargı bunu geçersiz kılıyor. Çünkü eve girebilmek için mecburen iradesi sakatlanarak bunu imzalamıştır kabul ediliyor ve taahhütnameyi kabul ediyor.
Tahliye taahhütnamesinin düzenleme tarihinin ileriye atmak ya da buradaki tarihleri boş bırakmak gibi gerçeğe aykırı durumlar ortaya çıkıyor. Yüksek Mahkeme ne yazık ki boş bırakma ya da sonradan doldurma olgularını kiracının aleyhine kabul ediyor. Kiracı sorumlu davranmalı deniyor.
]]>Elektronik İmza Kanunu’nda yapılan düzenlemeler sonucunda Elektronik Mührün resmi mühür dahil her türlü fiziki mühür ile aynı hukuki niteliğe sahip olacağını kaydeden Bakan Uraloğlu, “Elektronik Mührün, Mali Mühür yerine kullanılabileceğine ilişkin düzenlemelerin yapılmasının ardından ülkemizde kullanımını başlatmayı planlıyoruz” diye konuştu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nda yapılan “Elektronik Mühür” düzenlemelerine dair açıklamalarda bulundu. Elektronik İmzanın gerçek kişilere verildiğini ve kişinin ıslak imzasına karşılık olarak geldiğini kaydeden Bakan Uraloğlu, imza sahibinin kimliğinin doğrulanmasını ve imzalanan verinin bütünlüğünü sağladığını söyledi.
Elektronik mührün ise tüzel kişiliklere yani şirketlere, kuruluşlara ve kurumlara verildiğini belirten Bakan Uraloğlu, mühür sahibinin kimliğini doğrulama amacıyla kullanılacağını ifade etti. Uraloğlu “Elektronik bir dokümanın tüzel kişi tarafından oluşturulduğunun ve kaynağının belirlenmesi, mühürlenen verinin bütünlüğü elektronik mühür ile sağlanacak. Kamu işlemlerinin dijitalleşmesinin yanı sıra zamandan, kâğıttan ve birçok diğer giderden tasarruf sağlayacak, resmi evrak güvenliğini artıracak bir adımı daha atmış bulunuyoruz” dedi.

“GEREKLİ HAZIRLIK ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI”
Türkiye’de, 5070 sayılı Kanun kapsamında yetkilendirilmiş ve aktif olarak faaliyet gösteren 8 adet elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı (ESHS) bulunduğunu ifade eden Bakan Uraloğlu, “Yönetmelik ile düzenlenen elektronik mühürler de elektronik imza mevzuat kapsamında faaliyet gösteren ESHS’ler tarafından verilebilecek. Bunun için gerekli hazırlık çalışmalarımızı tamamladık. Elektronik Mührün, Mali Mühür yerine kullanılabileceğine ilişkin düzenlemelerin de yapılmasının ardından ülkemizde elektronik mührün kullanımını başlatmayı planlıyoruz” şeklinde konuştu.
Bakan Uraloğlu, ıslak imzaların “gerçek kişiler” tarafından kullanıldığını ve imza sahibinin kimliğinin doğrulanmasını sağladığını anımsatarak, “Elektronik mühür ise tüzel kişiliklere yani şirketlere, kuruluşlara ve kurumlara verilecek. Mühür sahibinin kimliğini doğrulama amacıyla kullanılacak. Elektronik bir dokümanın tüzel kişi tarafından oluşturulması ve kaynağının belirlenmesi, mühürlenen verinin bütünlüğü elektronik mühür ile sağlayacak” diye konuştu.
“Teknolojik Gelişmelere Paralel Olarak Elektronik İmzalı Verileri Kimin İmzaladığı Kadar Yazıyı İmzalayanın Hangi Kurum Adına İmza Attığı Önemli İhtiyaç Haline Geldi”
Teknolojik gelişmelere paralel olarak elektronik imzalı verileri kimin imzaladığı kadar yazıyı imzalayanın hangi kurum adına imza attığının önemli bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulayan Bakan Uraloğlu, “Elektronik ortamda bir belgeyi üreten kurum, kuruluş, işletme ya da tüzel kişiliğin belirlenebilmesi için “Mali Mühür” uygulamasını başlattık. 5070 sayılı Kanun ve İlgili Yönetmelik ile hukuki dayanağı oluşturulan ‘Elektronik Mühür’ ile ilgili çalışmaların yapılmasının ardından Elektronik mührün hem mali mühür hem de kurumsal mühür yerine kullanılabilmesini sağlayacağız.” açıklamasında bulundu
İki lider arasında gerçekleştirilen görüşmede, Türkiye ile İspanya arasındaki ilişkiler ve Gazze Şeridi’nde devam eden saldırılar ele alındı. Erdoğan ve Sanchez ikili ve heyetlerarası görüşmeden sonra kameralar karşısına geçti.
SANCHEZ: GAZZE KONUSUNDA ORTAK GÖRÜŞLERİ PAYLAŞIYORUZ
Basın toplantısında ilk olarak sözü alan Sanchez, “Türkiye ile İspanya örnek iki ülkedir. Yıllık 20 milyar dolar hedefine ulaşma hedefi belirlemiştik, bunun önümüzdeki aylarda aşılacağını düşünüyoruz. Aramızdaki işbirliğini sürdürmeye devam ediyoruz. Türkiye ile AB arasındaki rolümüzü sürdürmeye devam edeceğiz. Her iki ülke de barışa odaklı çalışmaya devam ediyor. Gazze konusunda acil ihtiyaçlarımızda ortak görüşleri paylaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
İmzaların atılmasının ardından Başkan Erdoğan’ın basın mensuplarına yaptığı açıklamalar şu şekilde;
İspanya hükümet başkanı kıymetli dostum Sayın Pedro Sanchez ile Türkiye-İspanya 8. Hükümetler Arası Zirve toplantısı vesilesiyle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Kendilerine şahsıma ve heyetime gösterdikleri misafirperverlik için teşekkür ediyorum. 2021 yılında Ankara’da düzenlediğimiz son zirve toplantımızda ilişkilerimizi kapsamlı ortaklık düzeyine yükseltmiştik.
Bugünkü toplantımız ve imzaladığımız anlaşmalarla münasebetlerimizi yeni alanlara teşmil etme yönünde önemli adımlar attık. İkili ticaret hacminde 20 milyar hedefini yakalamak üzereyiz. Bir sonraki hedefimiz önümüzdeki 5 yıl içinde 25 milyar avroya ulaşmak.
“ÜYELİK SÜRECİNE EN BAŞINDAN BERİ DESTEK VEREN DOSTLARIMIZ”
740’dan fazla İspanyol şirketinin Türkiye’deki yatırımlarını Türkiye’ye duyulan güvenin işareti olarak addediyoruz. Hükümetler olarak toplantılarda yapılan çalışmaların somut iş birliklerine dönüşmesinin takipçisi olacağız. Ekonomi ve ticaret ortak komitemizin üçüncü toplantısını en kısa zamanda Türkiye’de düzenleyeceğiz. İspanya ile gelişmiş askeri iş birliğimizi ve savunma sanayii ilişkilerimizi detaylı şekilde gözden geçirdik. İspanya 2015’ten bu yana ülkemizde konuşlu hava savunma sistemleriyle hem müttefik olarak Türkiye’nin hem de NATO’nun kolektif güvenliğine destek veriyor.
İspanya Türkiye’nin AB’ye katkılarını en iyi bilen, üyelik sürecine en başından beri destek veren dostlarımızdandır. Sayın hükümet başkanı ile Avrupa’da artan İslam düşmanlığını ele aldık.
“DİĞER ÜLKELERE ÖRNEK OLMALI”
İstişarelerimizde Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında yaşanan gelişmeler de odağımızda yer aldı. İspanya’nın Filistin’i tanıma kararı alması çok önemli, dirayetli duruşundan dolayı Sanchez ve İspanya halkına gönülden teşekkür ediyorum. Filistin’i tanıma kararına diğer ülkelere örnek olmalı. İki ülke olarak sorunun çözülmesi için birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Pazartesi günü BM’de alınan kararın uygulanmasını takip edeceğiz.
Rusya Ukrayna savaşı da gündemimizde yer aldı. Ukrayna için kapsamlı bir barışın tesisinin müzakerelerle mümkün olduğunu bir kez daha dile getirdim.”
SORU/CEVAP
GAZZE’DE KALICI ATEŞKES MÜMKÜN MÜ?
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Adil ve kalıcı barışı sağlayacak, akan kanı durduracak, bölgemize huzur getirecek her karar ve planı olumlu değerlendiririz. Önemli olan bunların samimi bir şekilde ele alınması, kağıtta kalmaması. Biz başından beri akan kanın durması gerektiğini söyledik. Temaslarımız şu anda da sürüyor.
Başta ABD olmak üzere güvenlik konseyi kararın arkasında durup İsrail’e gerekli baskıyı yapmalıdır. Bu süreç böyle devam etmeyecek. Temennimiz İsrail’in bu saldırılardan artık vazgeçmesi. Süreci yakından takip ediyoruz.
TÜRKİYE-İSPANYA ARASINDAKİ SAVUNMA ANLAŞMALARI
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savunma sanayinde bir dayanışmanın teklifidir bu. Birinci sırada TGC Anadolu ile adım attık. Şimdi bir üst segmente geçelim istiyoruz. Mevcuttan daha büyüğünü birlikte yapalım istiyoruz. Savunma Bakanlığımız bu çalışmayı yürütüyor. İnsansız hava araçlarında yapılabilecek bazı adımları atıyoruz. Türkiye bu konuda daha ileri adımları atmak istiyor. İspanya ile bu konuda işbirliğimiz olacak.
11 ANLAŞMA İMZALANDI
Moncloa Sarayı’nda baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından iki ülke arasında çeşitli anlaşmaların imza törenine geçildi.
Törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Sanchez huzurunda iki ülke arasında 11 anlaşma imzalandı.
İmza altına alınan anlaşmalar şöyle:
“- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile İspanya Krallığı Çalışma ve Sosyal Ekonomi Bakanlığı Arasında Mutabakat Zaptı
– Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile İspanya Krallığı Ekolojik Dönüşüm ve Demografik Sınama Bakanlığı Arasında Enerji Dönüşümü Alanında Mutabakat Zaptı
– Tarım ve Orman Bakanlığı ile İspanya Krallığı Ekolojik Dönüşüm ve Demografik Sınama Bakanlığı Arasında Ormancılık Alanında Ortak Eylem Planı
– Yunus Emre Enstitüsü ile Cervantes Enstitüsü Arasında Mutabakat Zaptı
– Milli Eğitim Bakanlığı ile İspanya Krallığı Eğitim, Mesleki Eğitim ve Spor Bakanlığı Arasında Mesleki ve Teknik Eğitim Alanında Mutabakat Muhtırası
– Gemi adamlarının eğitim, belgelendirme ve vardiya standartlarına dair STWC unvanlarının tanınmasına ilişkin Mutabakat Zaptı
– Türk Eximbank ile İspanyol İhracat Kredi Ajansı (CESCE) Arasında İmzalanan Mutabakat Zaptı Hakkında Deklarasyon
– Sigorta ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile İspanya Sigorta ve Emeklilik Fonları Genel Müdürlüğü arasında Mutabakat Zaptı
– Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile İspanya Krallığı Bilim, Yenilikçilik ve Üniversiteler Bakanlığı Arasında Bilimsel ve Teknolojik İşbirliği Mutabakat Zaptı
– Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile İspanya Krallığı Bilim, İnovasyon ve Üniversiteler Bakanlığı Arasında Uzay Çalışmalarında Barışçıl Amaçlar Doğrultusunda İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı
– Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile İspanya Krallığı Kapsayıcılık, Sosyal Güvenlik ve Göç Bakanlığı Arasında İşbirliğine Dair Mutabakat Zaptı”
Törende ayrıca, Cumhurbaşkanlığı Türkiye Varlık Fonu ile İspanyol Kalkınma Finansmanı Şirketi (COFIDES) Arasında Ortak Bildiri de imza altına alındı.
Törene, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, TBMM Başkanvekili Celal Adan, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Metin Kıratlı, MİT Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Çağatay Özdemir de katıldı.
]]>Hikaye, deneme, inceleme ve çocuk kitabı türünde 50’ye yakın eseri bulunan Mustafa Kutlu’nun “Uzun Hikaye” kitabı, 2012’de sinemaya uyarlandı.
YENİ KİTABINI İMZALADI
Hikayeci Yazar Mustafa Kutlu, 6 yıl aradan sonra çıkardığı hikaye kitabı “Başkanın Adamları” için okurlarıyla bir araya geldi. Dergah Yayınları’nın Üsküdar’da açtığı 1727 Kitap Kafe’de gerçekleştirilen imza gününde çoluk çocuk, genç yaşlı Kutlu’yu görmek ve imza almak için uzun kuyruklar oluşturdu. Kadınlar ve gençler çoğunluktaydı. Türkiye’nin başka illerinden gelenler de oldu. İstanbul’un farklı ilçelerinden öğrenciler, üzerlerinde okul formalarıyla yazarı görmek ve kitaplarını imzalatmak için sıraya girdi. Her okuyucusuyla ilgilenmeye çalışan Mustafa Kutlu, yoğunluk oluşmaması adına birer kitap imzalayacağını söylediği halde, uzaktan katılanlar için bu prensibini bozarak gelenleri elleri boş göndermedi.

TANIDIK YÜZLERİN FARKLI MACERASI
50 yıllık hikayeciliğe ara verip üç fikir kitabı yayınlayan usta yazar, Başkanın Adamları’yla hikayeciliğe kaldığı yerden devam etti. 2003 yılında yazdığı “Tufandan Önce” hikayesinin karakterleriyle inşa ettiği kitap, bir kasaba belediye başkanının ve başkanlarına gönülden bağlı birkaç adamın festival düzenlerken yaşadıkları maceraları konu ediniyor.
Dolayısıyla hikaye farklı olsa da karakterler tanıdık. Yazar, “Elbette kasaba dahil pek çok unsuru değişmiş bulacaksınız. Eh, o kadar olur” diye de anlaşılmayı kolaylaştırıyor. Kutlu’nun hikayelerinde değişmeyen unsur burada da var: Bir ayağı Anadolu’da olmak.
Karakterler, Anadolu’nun sokaklarında rastlayabileceğimiz, iyi, kötü, meczup veya hilekar olmak üzere insana dair ne varsa, olayların akışında ilmek ilmek çözülerek hikayeye dahil edilir. Bu yüzden okurken hiç yabancılık çekilmez, tanıdık simalarla karşılaşmak bir nevi iyi de gelir.

ŞENLİKLE FESTİVAL KOL KOLA
Kutlu, festival mevsiminde bir festival hikayesi anlattığı yeni kitabında, işte bu tiplerin hepsiyle yeniden tanışmaya davet ediyor. Çamlıpınar Belediye Başkanı Şemsettin Bilen, son yılların akımına uyarak tertip ettiği festivalin adını “Şelale Şenliği Et ve Süt Festivali” koyuyor.
Çamlıpınar kasabasında şenlikle festival kol kola. “Eskiden şenlik vardı daha mütevazıydı” diyor bir nevi. Ama devir değişti. Başkanın kızı üniversitede okuyor ve değişen dünyayı yakından takip ettiği için babasının aklına giriyor. Başkan da yeni fikirlere çok açık, eh bunca yıl hizmetin büyüğü küçüğü olmaz deyip görevini en iyi şekilde yapmış. Festival modasını kasabasına getirmek de ona yakışır.
Bir yanda festivalciler, diğer yanda şenlikçiler… Mustafa abi nasıl bir şeyin içine soktu bizi? Şenlikçiler “Üstad” dedikleri birini davet etmek için konuşurken, “Para verirsek gelir” diyor biri. Çok tanıdık bir ifade. İlk etapta heyettekiler itiraz ediyor, “Bizim inancımıza da fikriyatımıza da ters” deniyor. Fikri ortaya atan, “Paranın rengi kainatı kapladı, geçmiş geçmişte kaldı” diye savunuyor.
Düzenin unsurlarını lehine kullanmak şeklinde bir açıklaması da var.
HEM HİCVEDİYOR HEM DİKKAT ÇEKİYOR
Nihayetinde şenlik de yapılıyor, festival de, ‘Üstad’ da geliyor, konser de veriliyor… Üstelik küçücük bir kasabadan yayılan ses, dünyada yankılanıyor. Sonu da sürpriz olsun. Kutlu, okuyucuyla muhabbet eder gibi anlattığı hikayesinde, vermek istediği mesajları da veriyor aslında. Anlatırken hem hicvediyor hem eleştiriyor hem de zamanın şartlarında kaçınılmaz olan uygulamaların altını çiziyor. Ülkedeki festival çılgınlığına gönderme olarak da okuyabiliriz bunu, büyük şehirlerde yaşananların küçük yerleri nasıl etkilediğine örnek olarak da…
Mustafa Kutlu yine düşündürürken, bir yandan da eğlendirmeyi ihmal etmiyor.
Öte yandan eserleriyle çok sayıda ödüle layık görülen usta yazar, 2016’da Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldü.
Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) ve Birleşik Ödeme ve Elektronik Para A.Ş. arasında, Başkent Kart Ekosistemi’nin genişletilmesine yönelik 2886 sayılı Kanun kapsamında sözleşme imzalandığı öğrenildi. 17 Kasım 2023 tarihinde imzalanan bu sözleşmede mal alımı olmadığı halde ABB tarafından alt yüklenici durumunda olan ASİS Elektronik A.Ş.’ne ait 4000 adet validatör, 1000 adet sürücü kontrol paneli ve 500 adet POS cihazı alındığı iddia edildi.
İmzalanan sözleşmede geçen maddelerle EGO’nun menfaatleri gözetilmedi, ASİS’e karşı maliyetler 3 katına çıktı. Peşkeş sözleşmesine imza atmayan bürakratlar görevden alındı.
Ankara Büyükşehir Belediyesi şartname dokümanlarına 4 bin adet validatör ve bin adet sürücü kontrol paneli koyması nedeniyle yüklenicinde alması gereken komisyon tutarının bir kısmından vazgeçerek donanımların alımını yaptığı iddia edildi.
Alınan cihazlar ise Elektrik Gaz Otobüs (EGO) otobüslerinde kart okuma yapan ve dolum yapma işleminde kullanılan cihazlar olduğu öğrenildi. Yapılan alımların “Başkent Kart Ekosistemi Kapsamının Genişletilerek Gelir Paylaşımı Karşılığında İşletilmesi” sözleşmesinde doğrudan ilişkisi olmadığı iddia edildi. ABB’nin ASİS Elektronik A.Ş.’nden aldığı bu cihazlar ise EGO’ya hibe ettiği öğrenildi.
EGO, ASİS’E BAĞIMLI HALE GETİRİLDİ
Yapılan anlaşmada dikkat çeken detay ise, ASİS Elektronik A.Ş. ile yapılan sözleşmede, cihazlara ait yazılım kaynak kodlarının üçüncü bir taraf ile paylaşılamayacağına dair hükümler içermesi oldu. Bu durumda, EGO‘nun bu cihazları işletirken sadece ASİS’ten hizmet almasını zorunlu hale getirildiği iddia edildi.
8 MİLYONDAN 25 MİLYONA ÇIKTI
Mevcut uygulamada önceki yüklenici firmanın aylık bedeli 8 milyon 750 bin iken, yeni sözleşme ile ASİS’e ödenecek fiyatın aylık 25 milyona çıktığı iddia edildi. Hali hazırda kullanılan cihazların ise sadece yenilenmesi ise EGO’ya maliyeti 5 milyon 500 bin olacağı öğrenildi.

Üstelik devam eden sözleşmede validatör, yazılım, bilgilendirme ekranı, kameralar, akıllı durak, pos, kiosk, işlem merkezleri, saha operayonları, güncellemeler, araç takip sistemin yüklenicinin sorumluluğunda. (8 milyon 750 bin) Ancak yeni sözleşme kapsamında ASİS yalnızca validatör, yazılım, sürücü kontrol paneli, kiosk, saha operasyonundan sorumlu olduğu iddia edildi.
EGO’NUN KASASI ARTIK ASİS’TE
Önceki firma ile yapılan anlaşmada, ulaşım kartlarına yapılan yüklemeler ve kullanımlar önce EGO hesabına yatırılarak ardından EGO tarafından firmaya ödenirken ASİS ile yapılan yeni sözleşmeyle ücretlerin ilk olarak ASİS hesabına yatacağı iddia edildi.
Aynı şekilde önceden EGO’nun veri tabanına kaydolan hesap ve tüm veriler artık ASİS sistemi kontrolü altına girmiş oldu. EGO ise yapılan ödemelerin bilgilerine ulaşamadığı için ASİS’in kendilerine yapılmış olduğu ödemelerin denetimini yapamayacağı öğrenildi.


VERİLEBİLECEK CEZA 15 MİLYONDAN 360 BİNE DÜŞTÜ
EGO bir önceki sözleşmesinde sistemi çöktüğü takdirde yüklenici firmaya ceza olarak 15 milyon lira kesebiliyorken yapılan yeni sözleşmeyle ASİS’in bütün sistemi çökse bile sadece 360 bin lira ceza kesebileceği iddia edildi.

700 DOLARLIK VALİDATÖRLERE 3 BİN 200 DOLAR
ASİS’in ABB’ye sattığı bir validatörün fiyatı 3 bin 200 dolarken farklı firmaların ise aynı ürünü 700 dolara satış yaptığı iddia edildi. Sözleşmede bahsi geçen cihazların arızalanması durumunda ise bir önceki firmanın ücretsiz değişimini yaparken EGO’nun ASİS’e ücret ödemesi gerektiği öğrenildi.
İTİRAZ EDEN BÜROKRATLARI GÖREVDEN ALINDI
ASİS’e bağımlı olunduğundan “Elektonik Ücret Toplama Sistemi Ana Bayilik, Sunucu Hizmeti ve Teknik Servis İşletme Sözleşmesi” zorunlu hale geldi, 10’a yakın bürokrat sözleşmeyi imzalaya karşı çıktığı için yerlerinin değiştirildiği iddia edildi. EGO Genel Müdürlüğü’ne yapılan yeni değişikliklerde ilk olarak Taylan Engin genel müdürlüğe atandı.
Engin’in ardından, EGO Ulaşım Teknolojileri Daire Başkanı Bülent Özkan sözleşmeyi imzalamayı reddettiği için görevden alınarak yerine CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever’in oğlu Alican Ersever getirildi. Ersever’in göreve getirilmesiyle birlikte 10’a yakın bürokratın imzalamadığı Elektonik Ücret Toplama Sistemi Ana Bayilik, Sunucu Hizmeti ve Teknik Servis İşletme” sözleşmesi seçim öncesi 5 Mart 2024’te imzalandığı öğrenildi.
]]>Yakalanan şüpheliler, polisteki ifadelerinde Tevfik Sutaş’a elden bu parayı borç verdiklerini öne sürdü. İfadelerin ardından şüpheliler serbest bırakıldı. Savcı dosyayı bilirkişi incelemesine gönderdi. Evrak incelenirken bilirkişi heyeti, başka amaçla atılmış imzadan faydalanmak suretiyle elde edilmiş sahte bir senet olduğu, bu yöntemin de ‘Pencere yöntemi’ adı verilen ve sık karşılaşılan bir sahteciliğin bulguları olduğu yönünde tespit yaptı. İcra takibi dururken, konuyla ilgili soruşturma sürüyor.
‘BÖYLE BİR BORCUM YOK, BU İNSANLARI TANIMIYORUM’
Yaşadıklarını anlatan Tevfik Sutaş, “İzmir’deki oturduğum dairenin görevlisi beni aradı. ‘Tevfik Bey adınıza bir ödeme emri geldi icradan. Ben aldım onu sizin adınıza, gelince vereceğim’ dedi. Geriye göndermemiş, muhtara göndermemiş. O görevlinin yaptığı bana büyük bir iyilik. Görevli hayatımı kurtardı. Görevli o mektubu almayıp muhtara gönderseydi, tebligat benim elime geçmiş sayılacaktı. Ben de 40 milyon borcu kucağımda bulacaktım. Hemen süresi içerisinde itiraz ettik. Benim böyle bir borcum yok, ben bu insanları tanımıyorum. Savcılığa da suç duyurusunda bulundum. Şüpheliler ifade verdi. Beni tanıdığını söylemiş. İnşaat yaptığımı ve borç para istediğimi beyan etmiş. Bana para verdiğini söylemiş. Bunu söyleyen yeşil kartlı, evsiz barksız biri. Bunları da şüphelileri araştırınca öğrendik. Yapılan incelemesinde senedin kare kutu içine imza almak suretiyle kargo veyahut başka bir tebligat teslim edilerek yapıldığı ortaya çıktı. Bu olaydan sonra artık gelen bu tür teslim formu ya da tebligatları imzalamıyorum. Benim, ağzım yandı, başkalarınınki yanmasın. Benim gibi mağdur olmak istemiyorlarsa, bu tür evrakları imzalarken dikkatli olsunlar” diye konuştu.
‘KAĞIDIN ALTINA SENET KOYULMUŞ’
Avukat Fırat Ay, “Tevfik Sutaş’a 40 milyon TL’yi elden borç olarak verdikleri yönünde bir iddiada bulundular. Tabii bu iddianın, biz, hayatın olağan akışı kavramına uygun olmadığını düşünüyoruz. Çünkü bu para, 150 kilo bandında bir ağırlığa sahip. Ayrıca Tevfik Sutaş’ın böyle bir para almasını gerektirebilecek bir ihtiyacı da yok. Kendisinin yaşlı olmasından kaynaklı hedef olduğunu düşünüyoruz. Son zamanlarda sıkça kullanılan pencere yöntemi ile yani kağıdın altına senet konularak bu dolandırıcılık gerçekleşmiş. Vatandaş kargoya imza attığını zannederek alttaki senede imzalıyor. Bir evraka imza attıkları zaman muhakkak o imzanın, o kağıdın arka tarafında başka bir kağıt olup olmadığını elleriyle mümkün olunca kontrol etsinler. Güvenmediği kişilerden bu şekilde bir imza talebi geldiği zaman muhakkak evrakları okuyup o şekilde imzada bulunsunlar. Yoksa bu telafisi mümkün olamayacak birçok zarara sebebiyet verecek” dedi.
Buna göre Özel, “CHP adaylarını sözleşmeyi imzalamaya teşvik edeceğini ifade ederek gençlik politikalarına dair 57 üye örgütüyle birlikte GoFor ile çalışma sözü verdi”. Aydınlık, bilgiyi CHP kaynaklarından doğrulattı. Özgür Özel’in birlikte çalışma sözü verdiği 57 üye içinde Türkiye’nin ilk gey lezbiyen örgütü olmakla övünen Kaos Gey Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği (KaosGL) ve Genç Lezbiyen Gey Biseksüel Trans İnterseks Gençlik Çalışmaları ve Dayanışma Derneği de yer alıyor. GoFor, ABD Büyükelçiliği ile Avrupa merkezli kurum kuruluşlar tarafından fonlanıyor.
ÖZEL, CHP’Lİ ADAYLARA DA İMZALATACAK
GoFor, hazırladığı protokolü yerel seçimler öncesinde Özgür Özel’e de imzalattı. Özel’i TBMM’deki makamında ziyaret eden GoFor temsilcileri protokolü siyasi partilerin genel başkanları, belediye başkan adayları ve belediye meclis üyesi adaylarının imzasına açtıklarını bildirdiler. GoFor’un sosyal medya hesaplarından da paylaştığı haberde şu ifadeler yer aldı:
“Özgür Özel, gençlik hakları, yerel yönetimlerde gençlik katılımı ve gençlik örgütlerinin dahiliyetine dair beyanlar içeren Gençlik Hakları Sözleşmesi’ni imzaladı. Gençlerin haklarını ve katılımını önceleyen bir yerel yönetim modelinin öneminden bahseden Özel, gençlik odaklı çalışmalar yürüttüklerini belirtti. CHP adaylarını sözleşmeyi imzalamaya teşvik edeceğini ifade ederek gençlik politikalarına dair 57 üye örgütüyle birlikte GoFor ile çalışma sözü verdi.”
GELİŞTİRME ÇALIŞMALARI SÖZÜ
Bu 57 örgüt arasında KaosGL, Genç Lezbiyen Gey Biseksüel Trans İnterseks Gençlik Çalışmaları ve Dayanışma Derneği dikkat çekiyor. Özel’in imza attığı sözleşmede gençlik tanımının farklı dil, din ırk, etnisite, millet, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve sosyoekonomik sınıf gibi sosyal grupları içinde barındırdığına dikkat çekiliyor. Sözleşmede, bu kimliklere uygun “yerel gençlik gündemlerini takip ederek makro ve mikro politikalar geliştirilmesini sağlama” ve bu alanda uzman danışmanlarla çalışma sözü veriliyor.
TOPLUMUN AYRIŞTIRILMASI
GoFor, yerel seçimler öncesinde belediyelerde gençlerin temsiliyeti için “Kaç Genç Var/ Seçim 2024” çalışması başlattı. Çalışmanın tanıtım yazısında, gençlerin temsilinin önüne engeller konulduğu ifade edildi, Türk milleti kimliklere ayrıldı. Yazıda “Var olma mücadelesi veren gençler olarak karşılaştığımız hak ihlalleri ve ayrımcılık, kadın, LGBTİ+, mülteci, Kürt, Roman, Alevi, engelli, işsiz ve sahip olduğumuz diğer birçok kimlikle birlikte daha da derinleşiyor.(…) Bizler bugün ırk, etnik köken, cinsiyet kimliği, cinsel yönelim, inanç, hastalık, engellilik, eğitim seviyesi ve politik görüş gibi nedenlerle ayrıştırılmaya çalışılan, hakları gasp edilen, görmezden gelinenler olarak temel hak ve özgürlüklerimize sahip çıkmak için buradayız.” denildi.
CHP’DEKİ ÇALIŞMALAR GEÇMİŞE DAYANIYOR
CHP içinde “Toplumsal cinsiyet eşitliği” adı altında yürütülen çalışmalar geçmişe dayanıyor. Daha önce de CHP’nin Kadına Şiddet Sorunu için Çözüm Raporu’nda belediyelerde toplumsal cinsiyet eşitliği kurullarının oluşturulması istendi. Doç. Dr. Emel Memiş, 14 Ekim 2022’de yayımlanan raporu hazırlayan Kadına Şiddet Çözüm Masası üyeleri arasında yer alıyor. Memiş ayın zamanda Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD)’nin yönetim kurulu üyesi. CEİD’in eşitlik birimleri ile ilgili raporunda ise siyasi partilerin politika olarak bu kurulları benimsemesi gerektiği ifade edildi. 29 belediyedeki Eşitlik Birimleri’nin yürüttüğü LGBT propagandasını Aydınlık açığa çıkarmıştı. CEİD’in Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin İzlenmesi Projesi AB tarafından finanse ediliyor. Projenin bütçesi 1 milyon 628 bin avro. Hedef grubunda cinsiyet odaklı sivil toplum örgütleri, hak temelli izleme yapan örgütler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kamu kurumları, valilikler ve belediyeler var.
TÜRKİYE-AZERBAYCAN ÜNİVERSİTESİ KURULDU
Türkiye Cumhuriyeti Yükseköğretim Kurulu İle Azerbaycan Cumhuriyeti Bilim Ve Eğitim Bakanlığı Arasında Türkiye-Azerbaycan Üniversitesinin Kurulmasına Dair Mutabakat Zaptı, Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ile Azerbaycan Bilim ve Eğitim Bakanı Emin Emrullayev tarafından imzalandı.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Veterinerlik Alanında İşbirliği Anlaşmasını, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov imzaladı.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığı ile Vergiden Kaçınmaya Engel Olma Anlaşmasına Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Azerbaycan Ekonomi Bakanı Mikail Cabbarov imza attı.

BAŞKAN ERDOĞAN’DAN AÇIKLAMA!
HEDEF 15 MİLYAR DOLAR
Azerbaycan ile işbirliğinin “Umummilli Lider” merhum Haydar Aliyev’in işaret ettiği “tek millet, iki devlet” temelinden ilerlediğini gördüklerini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

“Toplam ticaret hacmimiz geçtiğimiz sene ilk defa 7,5 milyar dolar seviyesini yakaladı. 15 milyar dolarlık hedefimize ulaşmak için gayretlerimizi arttırma kararlılığındayız. Kritik meydan okumaların yaşandığı bir dönemde ülkelerimizin ulaştırma ve enerji alanlarındaki potansiyelini geliştirmemiz gerektiği aşikardır. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı esasen bunun en somut örnekleri arasında yer alıyor. Bu hattan en yüksek verimi alabilmemiz için yenileme çalışmalarının ivedilikle tamamlanması lazım. Eylül ayında Türk Kapısı Nahçıvan’ı ziyaretim sırasında Kars-Nahçıvan Demiryolu Projesi’ne ilişkin niyet protokolünü bu anlayışla imzaladık. TANAP’ın kapasitesinin arttırılması ve Hazar doğal gazının Türkiye’ye ve Avrupa’ya aktarılması bu kulvardaki önceliklerimiz arasındadır. Nahçıvan ziyaretim sırasında temelini attığımız Iğdır-Nahçıvan Doğalgaz Boru Hattı Projesi ile enerji işbirliğimize yeni bir boyut kazandırdığımızı da hatırlatmak isterim.”
YÖK’YEN ÜNİVERSİTE AÇIKLAMASI! DETAYLAR BELLİ OLDU
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in huzurunda imzalanan mutabakat zaptı kapsamında kurulacak Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi, yeni bir yükseköğretim modeli olarak uluslararası öğrencilere hitap edecek.
Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan yazılı açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in önderliğinde Bakü’de ortak üniversite kurulmasına yönelik çalışmalar tamamlandı.
İki ülke arasındaki bilimsel ve teknolojik işbirliğini yeni bir boyuta taşıyacak Türkiye-Azerbaycan Üniversitesinin Bakü’de kurulmasına dair mutabakat zaptı, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ile Azerbaycan Bilim ve Eğitim Bakanı Emin Emrullayev tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen törenle imzalandı.
Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi başta sağlık, mühendislik ve bilişim sahalarında Türk yükseköğretim tecrübesini Azerbaycan’a taşıyacak.
Bu yıl içinde faaliyete geçecek ortak üniversitede eğitim verilen alanlarda nitelikli insan gücü yetiştirilmesi ve her iki ülkenin bilimsel araştırma kapasitelerinin bir araya getirilmesi amaçlanıyor.
Yükseköğretim Kurulunca belirlenecek köklü Türk üniversitelerinin ön lisans, lisans ve lisansüstü programlarının yürütüleceği Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi yeni bir yükseköğretim modeli olarak uluslararası öğrencilere hitap edecek.
YÖK Başkanı Özvar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, dünyada yeni bir uluslararası üniversite modeli olan Türkiye-Azerbaycan Üniversitesinin ülkeye ve bilim dünyasına hayırlı olmasını diledi.
]]>Olayın peşini bırakmayan Hülya Avşar, olayı aydınlatmak için kolları sıvadı. Söz konusu olan tebligat PTT’ye bağlı taşeron bir firma ile kurye İbrahim K. tarafından Avşar’ın kızı Zehra Çilingiroğlu’na isim ve imzası alınması karşılığında teslim edildi olarak gösterilmiş, ancak ne Avşar ne de kızı Zehra ellerine böyle bir evrak ulaşmadığı beyan ettiler.

Hülya Avşar hakkında açılan icra dosyasının tebligatı, yapılan araştırmalar ve kayıtlar doğrultusunda kuryenin Zehra Çilingiroğlu’nun isim ve imzasını taklit ederek “teslim aldı” olarak gösterdiği ortaya çıktı.
Evrakın eline ulaşmadığını belirten Hülya Avşar, yaşadığı mağduriyet ve maddi zorluklar yüzünden kurye hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Savcılık tarafında kurye hakkında “Resmi belgede sahtecilik” suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

HÜLYA AVŞAR VE KURYE HAKİM KARŞISINA ÇIKTI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede müşteki taraf Hülya Avşar ve Zehra Çilingiroğlu, sanık ise PTT‘ye bağlı taşeron firmada kurye olarak çalışan İbrahim K. olarak yer aldı. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya kurye İbrahim K. katılırken, Hülya Avşar ve kızı Zehra Çilingiroğlu‘nu avukatları temsil etti.
PTT‘ye bağlı taşeron firmada kurye olarak çalışan İbrahim K. savunmasında “Tebligat dağıtımı konusunda bize herhangi bir bilgi verilmedi. Ben işe girerken sadece kargo dağıtacağımı düşünmüştüm. Ancak işe başlayınca bunun böyle olmadığını gördüm. Hülya Avşar’a daha önce de tebligat yapmıştım. Hatta bir keresinde almadığı için tebligatı muhtara bırakmıştım” diyerek kendini ifade etti.

“TEBLİGATI KIZI ZEHRA ÇİLİNGİROĞLU’NA VERDİM AMA ACELESİ OLDUĞU İÇİN İMZA ALAMADIM”
Olay gününden bahseden İbrahim K. tebligatı Hülya Avşar’a teslim etmek için evlerinin olduğu siteye geldiğini ve güvenlik görevlisi ile konuştuğundan bahsetti. Avşar’ın evde olmadığını ancak kızı Zehra Çilingiroğlu’nun evde olduğunu öğrendiğinde ona da teslimat yapabileceğini bildiği için evine kadar gittiğini söyleyen İbrahim K, “Hülya hanımın olmadığını, kızı Zehra Çilingiroğlu’nun evde olduğunu söylediler. Bunun üzerine icra tebligatı olduğu için tebligatı kızına yapabileceğimi bildiğimden evine doğru gittim. Yanlış hatırlamıyorsam asansör inişinde Zehra Çilingiroğlu ile karşılaştım. Acelesi olduğundan bahsediyordu. Ben tebligatı ona verdim. Bunu çok net hatırlıyorum. Telaştan imzasını almadım. Daha doğrusu almayı unuttum” diyerek savunmasını yaptı.

YAPTIĞIM YANLIŞ AMA TEBLİGATI BİZZAT KIZINA VERDİM
Hakim karşısında savunmasına devam eden sanık İbrahim K. “PTT’de imzasız tebligat parçasını sisteme giriş yapılamadığı için ve tebligatı bizzat Zehra Çilingiroğlu’na verdiğimden bir şey olmaz düşüncesiyle imzayı ben attım. Suç işleme kastım bulunmamaktadır. Suç olduğunu bilsem yapmazdım. Kötü niyetim yoktu” diye yaptığının suç olduğunu bilmediğini belirterek beraatını talep etti.
AVŞAR’IN AVUKATI SANIĞI AFFETMEDİ!
Sanığın yaptığı açıklamalardan sonra Hülya Avşar ve kızı Zehra Çilingiroğlu’nun avukatı ise şikayeti geri çekmeyeceklerini belirterek, “Sanığın eyleminden dolayı müvekkillerim 600 bin TL’lik teminat senedi vermişlerdir. Mallarına haciz gelmiş maddi ve manevi olarak zor günler geçirmişlerdir“ diyerek cezalandırılmasını talep etti.
Avşar’ın avukatı Zehra Çilingiroğlu’nun adına atılan isim ve imzaya ait belgenin bilir kişi raporunu da dosyaya ekleyerek hakime sundu. Rapor üzerinde isim ve imzanın Zehra Çilingiroğlu’na ait olmadığı, kurye İbrahim K. Tarafından bizzat atıldığı tespit edildi. Savcı tarafından sanık üzerine atılı olan suçun işlenmesi gerekçesiyle cezalandırılması talep edildi.

RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇUNDAN 2 YIL HAPİS VERİLDİ
Her iki tarafı da dinleyen mahkeme heyetini, sanık kurye İbrahim K. Hakkında “Resmi belgede sahtecilik” suçundan 2 yıl hapis cezası verdiğini ancak sanığın duruşma esnasındaki hal ve hareketlerini dikkate alarak bu süreyi 1 yıl 8 ay hapis cezasına düşürdü.
Sanığın iyi hali ve temiz sicilini de değerlendiren mahkeme heyeti, herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmaması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl içerisinde herhangi kasıtlı bir suç işlememesi halinde davanın düşürüleceğine karar verdiğini açıkladı.
]]>Bu kapsamda, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi katkıları ile Medeniyet Üniversitesi ve dünyanın en hızlı büyüyen fintek şirketlerinden Colendi arasında bir iş birliği anlaşması imzalandı. İş birliği sayesinde Medeniyet Teknopark, kurumsal firmaların yanı sıra daha küçük ölçekli girişimlere proje desteği vererek, bölgesel ekonomik büyümeye katkıda bulunmayı amaçlıyor.
Teknopark bünyesindeki teknoloji şirketlerinin yenilikçi çözümlerinin dünyaya açılmasıyla 240 milyon dolarlık ihracatın yanı sıra, finansal teknoloji şirketlerinin uluslararası alanda rekabet gücünün artırılması ve bölge ekonomisinin güçlenmesine katkı sunulması hedefleniyor.
Açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, “Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi olarak doğrudan yatırım ve girişimcilik alanında aktif bir rol oynuyoruz. Bu projenin ortaya çıkmasına vesile olduğumuz için de çok mutluyuz. Bu alanda baktığımızda 2003 yılından bu yana imza atılmış önemli başarılar var.
Bugün yüze yakın teknoparkımız, buralarda faaliyet gösteren 10 binin üzerinde şirketimiz, 1300 civarında Ar-Ge merkezimiz var. Uluslararası yatırımcılarımızın sahip olduğu Ar-Ge ve tasarım merkezi sayısı 2 yıl önce 450 iken bugün bu sayı 700’e ulaşmış durumda. Türkiye genelinde farklı bölgelerdeki teknoparklarla iş birliği içinde çalışıyoruz. “ ifadelerini kullandı.
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Teknopark gibi yapıların Türkiye Yüzyılı vizyonu çerçevesinde hedeflenen teknoloji odaklı büyümeye çok önemli katkılar yapacağına inandıklarını belirten Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, “Bu değerli projenin hayata geçirilmesinde emekleri olan tüm paydaşlara teşekkür ediyorum.” Dedi.

GİRİŞİMCİLERE ÖZEL İMKANLAR
Medeniyet Teknopark, genç ve yeni işletmelerin gelişimini desteklemek amacıyla sunduğu olanaklarla dikkat çekiyor. Girişimlerin birbirlerinin teknoloji ve çözümlerini tamamlamaları ile gelişen ekosistem yaklaşımı için uygun altyapı, Medeniyet Teknopark’ın kuruluşlara sunduğu en büyük değer olacak.
Bunun yanında girişimci firmalar, ofis hizmetleri, yerinde veri merkezi, toplantı ve konferans salonları, ekipman desteği, yönetim desteği, mali kaynaklara erişim ve kritik iş ve teknik destek hizmetleri, gibi imkanlarla Medeniyet Teknopark’ta rahat bir çalışma ortamı bulabilecek.
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Gülfettin Çelik ise yaptığı açıklamada, “Yüksek teknoloji kalkınmanın asli gündem maddesidir. Dünya bir yarış içinde ve Türkiye bu yarışta öncü ülkelerden biri olacak. Dünya 5’ten büyüktür diye bir iddiamız var.
Biz İstanbul Medeniyet Üniversitesi olarak bilginin sahibi, araştırmada öncülük eden aynı zamanda bunları toplumsallaştıran ve reel hayata aktaran bir üniversite olmak istiyoruz. Colendi şirketi ile olan anlaşmamızı da bu bağlamda çok değerli ve anlamlı buluyorum.” diyerek teknoloji yatırımlarının önemine dikkat çekti.
İHRACAT VE İSTİHDAM ARTACAK
Ayrıca girişimcilere sunulacak eğitim programları ve sosyal etkinlikler ile iletişim ağlarını geliştirmeleri ve ihracat potansiyellerini artırmaları hedefleniyor.
Bu kapsamda networking buluşmaları, yurt dışı ticari heyet gezileri, proje yatırım desteği, patent rehberliği, akademik danışmanlık imkanı, yatırımcı desteği ve B2B ile B2C olanakları sunulacak. Bütün bu olanaklar beraberinde istihdam artışı da sağlayacak.

İmza töreninde konuşmasını yapan Medeniyet Teknopark Genel Müdürü Ali Ramazan Tak, anlaşmaya ilişkin detayları aktararak, “Medeniyet Teknopark olarak kamuya bir yük oluşturmadan uygun paydaşlarımızla finansal bir ekosistemi beraber oluşturduk.
Kamu ve özel tüm yatırım sözleşmelerini inceledikten sonra kendimize özgü bir finans modeli ve yatırım anlaşması ortaya çıkardık. Bir start-up olarak inanılmaz başarılara imza atmış olan Colendi ile birlikte yeni bir teknoloji üssü inşa etmeye karar verdik.” İfadelerini kullandı.
2 MİLYAR TL İHRACAT HEDEFLENİYOR
Bugün imzalanan yatırım anlaşmasının akabinde 7 ay gibi kısa bir sürede bitmesi planlanan projenin Eylül ayı gibi faaliyete alınacağını vurgulayan, Medeniyet Teknopark Genel Müdürü Ali Ramazan Tak, 17.000 m2 kapalı alana sahip merkezimizde paylaşımlı ofis kullanacak 200 start-up’a, kapalı ofis kullanacak 69 ar-ge firmasına ev sahipliği yapacağız.

Firmalarımızın ürettikleri teknoloji ile yılda 2 milyar TL ihracat hedeflenmektedir. Colendi iş birliği ile Medeniyet Teknopark, Göztepe’de finansal bir kümelenme dikeyinde kurgulayacağımız merkezimizle, Türkiye Yüzyılında ekonomik büyümenin teknoloji faktörüne büyük bir katkı oluşturacaktır.” Dedi.
Medeniyet Teknopark, bölgesel ve ulusal düzeyde finansal teknolojilerin gelişimine önemli katkılar sağlayarak, bölgedeki teknoloji ekosistemini güçlendirmeyi hedefliyor.
Türkiye’nin fintek alanındaki yüksek potansiyeli açığa çıkacak
Teknopark ile imzaladıkları anlaşmayı değerlendiren Colendi Kurucu Ortağı ve CEO’su Bülent Tekmen, “Türkiye, son yıllarda finansal teknolojiler alanında tam bir atılım içerisinde. Bunun temelinde de ülkemizin bankacılık sektöründe dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olması yatıyor.
Türkiye’nin bankacılık altyapısı ve teknolojisi dünyada ön sıralarda yer alıyor. Bu deneyim ve geleneksel finans kurumlarıyla iş birliği sayesinde finteklerin büyümesi için çok uygun bir alana sahibiz. Yapay zeka (AI) ve büyük veri, fintek sektöründe devrim yaratıyor. Bu teknolojiler, finansal
hizmetleri daha hızlı ve daha erişilebilir hale getiriyor. Colendi olarak bu alanda eriştiğimiz deneyimi ve birikimi, Türkiye’deki girişimcilik ekosistemi ile paylaşarak global oyuncular yaratmak için çalışacağız.
Medeniyet Teknopark ile yaptığımız iş birliği ile ülkemizin bu potansiyelini ortaya çıkaracak bir projeye imza atmaktan memnuniyet duyuyoruz. İnanıyorum ki, bu yeni teknoloji merkezine sağladığımız desteklerin ve burada ortaya çıkacak sinerjinin katkısıyla Türkiye’den, Türk mühendislerin geliştirdiği, fintek alanında unicorn’lar decacorn’lar dünya sahnesine çıkacak” dedi.

‘GÜÇLÜ BİR SİLAHLI KUVVETLERE SAHİP OLMAMIZ HAYATİ ÖNEME HAİZDİR’
Bakan Güler, başta Türkiye’nin yakın coğrafyası olmak üzere tüm dünyada çatışmaların arttığı ve savaşa dönüştüğü bir sürece şahit olduklarını dile getirerek, “Bu kaotik ortam, risk ve tehlikeler, her zamankinden daha öngörülemez hale gelmiştir. Dolayısıyla bu hassas dönemde ülkemizin hakkını ve hukukunu korumak için güçlü bir silahlı kuvvetlere sahip olmamız hayati öneme haizdir. Binlerce yıllık şanlı mazisi ile dünyadaki emsalleri arasında seçkin ve saygın bir konuma sahip olan Kara Kuvvetlerimizi daha modern, daha etkin ve daha güçlü kılmak için çalışmalarımızı yoğun bir şekilde gayretle sürdürüyoruz” diye konuştu.
‘KARA KUVVETLERİMİZE ÇOK DEĞERLİ KATKILAR SAĞLAYACAKTIR’
Sürdürülen bu çalışmalar kapsamında, 4 önemli füze sisteminin seri üretim sözleşmesinin imzalandığını ifade eden Güler, “Bu ürünler yurt içi ve sınır ötesinde, başta terörle mücadele olmak üzere yoğun ve kapsamlı faaliyetler icra eden Kara Kuvvetlerimize çok değerli katkılar sağlayacaktır. Her geçen gün ordumuzun envanterine kazandırdığımız tüm bu sistemlerin ne kadar kritik ve gerekli olduğu, savunma ve güvenlik konularının her geçen gün daha fazla emniyet arz ettiği, bu süreçte çok daha iyi anlaşılmaktadır” ifadelerini kullandı.

‘ULAŞTIĞIMIZ SEVİYENİN YUKARILARA TAŞINMASI HAYATİ ÖNEME HAİZDİR’
Yerli savunma sanayisini, ülke bekasının ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini belirten Güler, “Bu kapsamda, savunma sanayisi ürünlerimizin değişim ve yeniliklere uyum sağlaması, modern teknolojiye entegre bir şekilde geliştirilmesi; üretim, imkan ve kapasitelerinin en üst seviyeye çıkartılması, ayrıca savunma sanayisi alanında istihdam edilecek donanımla ve yeterli sayıda personele sahip olunması, kalıcı ve sürdürülebilir bir kurumsallaşma ile ulaştığımız seviyenin daha da yukarılara taşınması hayati öneme haizdir” dedi.

‘YAPACAK DAHA ÇOK İŞİMİZ VAR’
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ise Türk savunma sanayisinin gelişimine değinerek, bu gelişimin uluslararası anlamda dikkat çektiğini kaydetti. Görgün, TSK’nın Türk savunma sanayisi ürünlerini kullanmaktan gurur duyduğunu ve bu durumun da kendileri için en büyük motivasyon kaynağı olduğunu ifade etti. Savunma sanayisinde yüzde 80’lere ulaşan yerlilik oranının, oluşturulan büyük bir ahenk sonucu olduğunu söyleyen Görgün, “Allah’a şükür biz bunu yakalamış durumdayız. Dünya, bunu gıptayla izler durumda; ama yapacak daha çok işimiz var. Bunun da farkındayız. Biz bir oldukça, birlikte çalıştıkça, bu ahengimizi devam ettirdikçe zaman da bereketlenir, ortaya koyduğumuz kaynaklar da bereketlenir. Yeter ki hepimizin gayreti ve samimiyeti bu ortak hedeflere ulaşmak noktasında olsun” diye konuştu.
‘EN İYİSİNİ YAPACAĞIMIZDAN HİÇ ENDİŞEMİZ YOK’
Kritik teknolojilerde aşılması gereken bariyerlerin olduğunu ve bunun için de daha çok çalışmak gerektiğini belirten Görgün, “Birtakım alışılagelmiş yöntemlerin, üretimlerin ve teknolojilerin ötesinde, kutunun dışından bakarak çözüm oluşturmamız gereken çok önemli, ciddi teknik problemler var. Bunları çözmek için de bizim motivasyonumuz, gayretimiz ve bizi sonuna kadar destekleyen Cumhurbaşkanımız var. En iyisini yapacağımızdan hiç endişemiz yok” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından Bakan Güler’e Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün tarafından, törende sözleşmesi imzalanan ürünlerden Tayfun füzesinin maketi hediye edildi. Ardından, ürünler için imzalar atıldı. İmzalanan sözleşme ile birlikte, Tayfun füzesinin Blok-1 versiyonu, TRLG-230 füzesi, Sungur hava savunma füze sistemi ve Karaok kısa menzilli tanksavar silahının program çerçevesinde TSK’ya teslimatları gerçekleştirilecek.
AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Cumhuriyet’in 100. yılının ardından “Türkiye Yüzyılı” hedefiyle yol alan ülkenin üretim, yatırım ve ihracat üssüne dönüştürülmesi hedefleniyor.
Bu kapsamda enerjiden ticarete, tarımdan sanayiye hemen her alanda uluslararası işbirliklerine özel önem veriliyor. Türkiye’nin son dönemde sanayi ve teknoloji alanlarında imzaladığı uluslararası anlaşmalar da stratejik adımlar olarak görülüyor.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın göreve başladığı 4 Haziran’dan bu yana ülkelerle diyalog ön plana çıktı. Kacır, ABD, Çin, Hindistan, Belçika, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan, Türkmenistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Macaristan’a ziyarette bulunarak çeşitli görüşmeler gerçekleştirdi. Türkiye’ye gelen yabancı bakanlarla da işbirliği değerlendirmeleri yapıldı. Bu kapsamda 9 anlaşmaya imza atıldı.
İHA’LARDAN YAPAY ZEKAYA KADAR
İmzalanan anlaşmalar uzaydan yapay zekaya, insansız hava araçlarından iletişim teknolojilerine kadar çeşitli alanlara yayıldı.
Ukrayna ile stratejik endüstriler alanında karşılıklı işbirliği yapılması kararlaştırıldı. Bu kapsamda, başta insansız hava araçları (İHA) olmak üzere otonom sistemler ve motor AR-GE, üretim ve bakım faaliyetleri alanında ortak projeler desteklenecek.
Avusturya ile üretim ve yatırım ekosistemlerine yönelik işbirliği hedeflenirken Gümrük Birliği ve vize muafiyeti kritik alanlar olarak belirlendi.
Türkiye ile Mısır arasında hız kazanan siyasi ilişkilerin, sanayi yatırımlarına da yansıtılması hedefleniyor. Bu ülkeyle ortak ve kapsayıcı bir sanayi işbirliği anlaşması için hazırlıklara başlandı.
Suudi Arabistan ile doğrudan yatırım, savunma sanayisi, enerji, savunma ve iletişim alanlarında işbirlikleri derinleştirilirken özellikle yapay zeka alanında ortak çalışmaların hayata geçirilmesi kararlaştırıldı.
BAE ile savunmadan dijital dönüşüme, ortak fırlatma araçları kabiliyetlerinin geliştirilmesi ve yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması alanlarında iki mutabakat zaptı ve bir uluslararası anlaşma imzalandı. Yeni yılla birlikte bu anlaşmaların hızla uygulamaya dönüşmesi bekleniyor.
Katar ile ilk olarak 65 nanometrelik çiplerin Türkiye’de üretilmesi için 60 milyon dolarlık stratejik işbirliği için anlaşma imzalandı. Bu anlaşmayla bilimsel işbirliği ve bilgi teknolojileri alanında mutabakat zaptlarına da imza atıldı.

ULUSLARARASI KURULUŞLARLA STRATEJİK ANLAŞMALAR
Bakan Kacır’ın ABD ziyareti de yeni işbirliklerine kapı araladı. Tesla ve SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile görüşmede, Starlink uyduları ve elektrikli araçlar konusunda işbirliği değerlendirildi.
Hindistan’da düzenlenen G20 Dijital Ekonomi Bakanlar Toplantısı’na katılan Kacır, sağlık, eğitim, finansal teknolojiler, döngüsel ekonomi alanında önde gelen firmalarla görüşerek, Türkiye’nin yatırım fırsatlarını anlattı.
Çin ziyaretinde ise dünyanın önde gelen elektrikli araçlar ve batarya üreticilerinin Türkiye’ye yatırım yapması için davette bulunuldu.
Çeşitli uluslararası kuruluşlarla imzalanan anlaşmalar da işbirlikleri bakımından öne çıktı. Dünya Bankası ile “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi” kapsamında 450 milyon dolarlık finansman anlaşması uygulamaya alınırken 6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen illere yönelik 450 milyon dolarlık anlaşma imzalandı. OSB’lerin yeşil dönüşümü için ise 300 milyon dolarlık finansman sağlandı.
Türkiye, firmaların dijital dönüşümüne yönelik desteklerini güçlendirmek amacıyla 7,5 milyar avro bütçeli Dijital Avrupa Programı’na da katıldı.
Ayrıca, Bakanlık kritik teknolojilere finansman sağlayacak 1 milyar avroluk dünyanın ilk çok uluslu girişim sermayesi fonu ve aynı zamanda Avrupa’nın en büyük derin teknoloji fonu olan NATO İnovasyon Fonu’na ortak oldu.
SAVUNMA SANAYİSİ VE UZAY İŞBİRLİKLERİ GELİŞİYOR
İstanbul’da gerçekleştirilen Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı (IDEF), Ankara’da yapılan SAHA-EDGE Savunma Sanayi Buluşması, bu alanlardaki işbirliği anlaşmalarına sahne oldu.
Bakan Kacır’ın Macaristan ziyaretinde de savunma sanayisi alanında mutabakat zaptı imzalandı.
Ziyaretlerde öne çıkan konulardan biri de uzay alanındaki işbirlikleriydi. Türkiye, bu yıl 3 TEKNOFEST’te çok sayıda yabancı konuk da ağırladı. Bu alandaki uluslararası etkileşim artırıldı.
Bunun yanı sıra Türkiye, “Uluslararası Uzay Kongresi”ni 2026 yılında Antalya’da düzenleme hakkını da elde etti.
Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever, Türkiye’nin ilk uzay yolcuları olarak belirlendi. Gezeravcı’nın gelecek ay uzay yolculuğuna başlaması planlanıyor.
İlk milli haberleşme uydusu Türksat 6A’nın 2024’te, ay aracının ise 2026’da uzaya fırlatılması için hazırlıklar hızlandı.

ANTARKTİKA VE ARKTİK SEFERLERİ
Türk heyeti bugüne kadar Antarktika’ya 7, Arktik’e 3 sefer düzenledi. 116 Türk bilim insanının kutup bölgelerinde araştırma yürütmesine imkan sağlandı. Bu gayretler neticesinde 252 bilimsel çıktı üretildi.
Üçüncü Arktik Bilimsel Araştırma Seferi ekibi Brezilya, Çekya ve Norveç’ten 3 bilim insanının da dahil olmasıyla uluslararası boyut kazandı.
Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi köşe yazısında konuştuğu CHP’lilere dayandırarak parti içinde yaşanan fırtınayı yazdı.
İşte Selvi’nin ‘CHP milletvekili soruyor: ‘Biz şehit cenazesine nasıl gideceğiz’ başlıklı yazısının ilgili kısmı;
Ulaştığım CHP milletvekillerine soruyorum. CHP milletvekillerinin sosyal medya hesaplarını takip ediyorum.
CHP, PKK’yı kınayan Meclis’teki ortak bildiriye imza atmazken; milletvekillerine soruldu mu sorulmadı mı sorusunun yanıtını arıyorum. Şu ana kadar milletvekillerine soruldu diyeni bulamadım. PKK’yı kınayan ortak bildiriye imza atılmamasını savunan tek bir CHP milletvekiline rastlamadım. Özgür Özel ve Ali Mahir Başarır hariç.
DEM’LE BİRLİKTE HAREKET
Kerpiç yapılı, yoksul evlerine şehit ateşinin düştüğü bir günde; CHP’nin PKK’nın siyasi uzantısı olan DEM Parti ile birlikte hareket etmesini doğru bulan bir CHP’li görmedim.
Özgür Özel, PKK’nın siyasi kanadı olan DEM Parti’ye şirin gözükeyim derken kendi ipini çekmiş farkında değil. Şunu buraya yazın; Özgür Özel, CHP’nin en kısa süreli Genel Başkanı olarak tarihe geçebilir. Çünkü tepetakla gidiyor. Milletvekilleriyle konuşana kadar CHP’deki infialin boyutunu anlamamıştım.
“Seçim bölgelerimizde şehit cenazeleri var. Biz şimdi şehit cenazelerine nasıl gideceğiz?” diyen CHP milletvekili çıktı. “Bu karar tarihi bir kırılma noktasıdır” diye konuşan CHP milletvekili oldu.

SONUCU SARSICI OLACAK
Konuştuğum CHP’liler özet olarak, “CHP devleti kuran bir partidir. CHP tarihinde böyle bir olay yaşanmadı. Büyük bir infial halindeyiz. Bu karar nedeniyle CHP’de tarihi bir kırılma yaşanıyor. Sonucu sarsıcı olacak. Zaten bu sarsıntı başladı. Genel Başkan şehit cenazesinde yuhalandı. Bunu provokasyon diye geçiştiremeyiz” diyorlar.
100 MİLLETVEKİLİ RAHATSIZ
CHP’nin 130 milletvekili var. PKK’yı kınayan ortak bildiriye imza atılmaması nedeniyle en az 100 milletvekilinin rahatsız olduğunu söyleyebilirim. Netice itibarıyla bu insanlar siyaset yapıyor. Seçim bölgelerine şehit cenazeleri geldiğinde gidemeyecekse, CHP, PKK ile anılan bir parti konumuna düşecekse onun bedelini milletvekilleri ödeyecek.
SEÇİMLERDEKİ KANDİL DESTEĞİ
Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kandil’den PKK baronlarının yaptığı açıklamaların bedeli sandıkta ödendi. Seçimlerden sonra hazırlanan raporda; Kandil’den yapılan açıklamalara karşı sessiz kalınması seçimlerin kaybedilmesinin birinci sebebi olarak gösterildi. Seçimlerde yaşananlardan ders çıkarılmamış ki CHP tarihinde ilk kez teröre karşı Meclis tarafından yapılan ortak açıklamaya imzasını atılmadı.

MİLLETVEKİLLERİNE SORULDU MU
CHP, Meclis tarafından yayınlanan ortak bildiriye imza vermezken milletvekillerine sordu mu? Bütçe görüşmeleri nedeniyle milletvekilleri Meclis’teydi. Ortak açıklama teklifi iktidardan değil, İYİ Parti’den geldi. Bir tereddüt oluştuysa CHP’nin ne yapması gerekirdi? Meclis’te oturuma 15 dakika ara verilmesini talep etse, milletvekilleriyle yan salona geçer kararı alırdı. Ya da buna gerek duyulmazsa milletvekillerinin ait olduğu WhatsApp grubundan sorulabilirdi. Bunun hiçbiri yapılmıyor. Özgür Özel’in kime danıştığı bilinmiyor. Özgür Özel ile Ali Mahir Başarır konuşuyor. CHP milletvekilleri de imza atılmayacağını herkesle birlikte öğreniyorlar. Tabii o anda önce bir şaşkınlık, sonra büyük bir şok yaşanıyor.

Kuzey Irak’taki Pençe Kilit operasyonunda çıkan çatışmada öldürülen 12 asker için çok büyük bir acı yaşadıklarını belirten Özel, “Biz teröristlerle mücadelesinde her zaman olduğu gibi kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) arkasında olduk olmaya devam edeceğiz. Elbette siyasi partiler takındıkları sorumluluğun gereğini yerine getirmek zorundalar. Biz bir yandan birlik beraberlik dayanışma duygularını ifade ederken, birileri de bir yandan kendi sorumluluklarını örtmek birilerini kendi sorumluluklarına ortak etmek ve süreci kendileri açısından hasarsız atlatmanın hesap kitabı içerisine girdiler. Birileri bir büyük oyunun, algı operasyonunun da ilk günlerini yaşadığımızı akıl sahibi vicdan sahibi olan her birimize hissettirdiler.
“MECLİS’İN, MİLLETİMİZİN BİLGİLENDİRİLMESİNİ İSTEDİK”
Ankara’da birileri alışılmış ezberleri tekrar ettirmekle meşguldüler. Biz 12 askerimizin nasıl şehit olduğunun, ve Pençe Kilit Operasyon Bölgesi’ndeki askerlerimizin durumunu Meclis’te anlatılmasını, Cumhurbaşkanı veya Milli Savunma Bakanı’nın eliyle hem halkın huzuruna çıkıp bir şeyler söylemesini hem de parti gruplarının, Meclis’in, milletimizin bilgilendirilmesini istedik. Bölgeden çok çelişkili haberler geliyordu. Rakamlarla ilgili, oradaki şartlarla ilgili farklı farklı haberler gelmeye devam ediyordu. 12 tane ev gördük, fakir, o fotoğraflara bakarak hepimiz bir şey hissediyorduk” ifadelerini kullandı.
“3 GÜN MİLLİ YAS İLAN EDİLSİN, AÇILIŞLAR, FESTİVALLER İPTAL EDİLSİN DEDİK”
Özel, şehit olan 12 asker için milli yas ilan edilmesi gerektiğini ifade ederek, “Öncelikle hepimiz dedik ki 3 gün milli yas ilan edilsin, açılışlar, festivaller iptal edilsin ve bu ülke acıda bir araya gelsin. Bu daha önce de yapıldı ve kanunu var, nasıl yapılacağı belli, ilan edecek kişi olan Cumhurbaşkanı da belli. Ama oralı olmadılar. Bu yetkiyi Suudi kralı öldüğünde 3 gün kullandılar. Bu milletin 12 evladı hayatını kaybedince milli yas ilan edecek bir şey görmüyorlar” ifadelerine yer verdi.
“SİZİ MEŞRULAŞTIRACAK HİÇBİR BELGENİN ALTINA İMZA ATMAYACAĞIZ”
İkinci 6 şehidin haberi geldiğinde Meclis’in çalışma halinde olduğunu fakat yine de bilgilendirme yapılmadığını belirten Özel, “Bir A4 kağıt, 2 satır yazı, bunun altına hep birlikte imza atılıp ‘terörü kınayalım, şehitlerimizi analım, milli yas ilan etmeyelim, ne yaşanıyor size anlatmayalım, çünkü milletin vekili olsanız da sarayın muhatabı değilsiniz, ama bu göreviniz var bu A4 kağıdına imza atacaksınız, hep birlikte kınama yapacaksınız’ dediler. Biz o gün ‘milli yas ilan edilmeden Meclis bilgilendirilmeden, Ana Muhalefet Partisi başta olmak üzere partiler bilgilendirilmeden sizin sorumluluğunuza ortak olacak sizi meşrulaştıracak hiçbir belgenin altına imza atmayacağız’ dedik. Artık sizin istediğiniz kağıtlar üzerine imzalar koyup iktidarın peşinde koşturup, şehitleri bir sonraki habere kadar unutan anlayışla ortaklaşmadık bundan sonra da ortaklaşmayacağız” diye konuştu.
“BİZİM BİLDİRİMİZ ÇOK DAHA CİDDİDİR”
‘CHP, tepki gelince kendisi bildiri imzaladı’ diye bir yalan söylendiğini iddia eden Özel, “Meclis tutanaklarını açın bu bildiri yayınlandıktan hemen sonra Grup Başkanvekilimiz Ali Mahir Başarır söz aldı ve bildirimizi satır satır Meclis’te okuduk. 4 partinin bildirisinin okunduğu dakika ile CHP’nin bildirisinin okunduğu dakika aynıdır. İçerik olarak bizim bildirimiz çok daha ciddidir. Onların bildirisi terörü kınarken, bizim bildirimiz terörü lanetlemektedir. Şehit ailelerine sahip çıkmaktadır bizim bildirimiz. Yaptıkları dezenformasyon, ezberleri bozulmuştur” ifadelerine yer verdi.
“İSTERSENİZ CAMİYE GELMEYİN DEDİLER”
Özel, Manisa’da şehit olduğu haberini alınca Enis Budak’ın cenaze namazına gittiklerini fakat burada provokasyonlarla karşılaştıklarını belirterek, “Akhisar Askeri Havalimanı’na gittik. Ailesi, kardeşleriyle birlikte 400’e yakın ailesine mensup yakınlarıyla havalimanının bahçesinde saatlerce cenazeyi bekledik. Bütün milletvekillerimizden Manisa’nın ilçelerinden cenazeye insanların getirildiği ve bir provokasyon bilgisi olduğu, ‘Özgür Özel gelince yuhalayacaksınız, Özgür dışarı diye slogan atacaksınız’ gibi birkaç kişiden provokasyon bilgisi bize geldi. Yöneticilerimize gelen bilgiler var. İsterseniz camiye gelmeyin dediler. Provokasyon olacak diye kendi memleketimde beni sözde itibarsızlaştırmaya kalkacaklar diye gitmezsem oturduğum koltuğun hakkını verememiş olurum” değerlendirmesinde bulundu.
Mehmet Sevigen’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
Böyle bir kararı beklemiyordum. Beklemek de mümkün değil. 12 askerimizi kaybettik, yaralılarımız var. Kolay değil… Onlar cephede savaşırken seçtiğiniz insanlar destek olsun. Bize ne oldu? CHP’yi tanıyamıyorum.
Daha önce biz de bildiri hazırlıyorduk, ayrı gayrı yok. Mühim olan o mecliste birlik olmak. Kendilerini o tarafa yönlendirmişler. DEM Parti, dünkü kongrede siz barışı sağlayamazsınız Trakya’da da Adana’da da rahat olamazsınız diye Türkiye’yi tehdit ediyor.
Orayı imzala sen kardeşim, sonra hükümete ne hesap soracaksan sorarsın. Peygamber ocağı orası, biz askeri görünce ağlardık. O çocuklar orada savaşıyor eksi 10 derecede. Bir şey istemiyorlar, Türkiye olarak bizi destekleyin istiyorlar. Eğer bu ülkenin kurucusu partinin koltuğunda oturan büyük yazık yapıyor partiye. Yalnızca demokrasilerde muhalefet vardır. Yok etmeye çalışıyorlar.
“BİR İSTANBUL İÇİN CHP’Yİ YOK ETMEYE DEĞER Mİ?”
Lanetliyoruz, diyorlar. Kimi lanetliyorsun? PKK diye bir madde var mı? FETÖ de terör örgütü, DEAŞ da terör örgütü, PKK da terör örgütü. Bir İstanbul için, birinin kariyeri için CHP’yi yok etmeye değer mi ya? Özgür bey ile konuşmaya gidecek olan arkadaşlar sesleniyorum; partinizi koruyun.
“GELEN GİDENİ ARATIYOR”
Türkiye’ye rezil olduk. Bir siyaset adamı için en kötü şey kendi ilinde yuhalanmasıdır. Kendi ilinde yuhalanıyorsa sırf bu destek yüzünden işte. Her şeye kızıyorum. CHP buraya imza atsa bu tartışma olmazdı. Ondan sonra çıkıp hesap soracaktı. Gelen gideni aratıyor. Kılıçdaroğlu olsa o bildiriye imza atardı. Bu bildiride onu aradım.
“DEM’DEN BİZE FAYDA YOK”
Özgür Özel 12 şehit verince Kılıçdaroğlu’na sormamıştır, Ekrem beye sormuştur. Ekrem bey eskiden her şeye karışırdı, bu kadar tartışma oluyor, Ekrem beyin neden sesi çıkmıyor? Çünkü onun seçimi var. DEM’den derman bekliyor. Seçim olmasa imza atardı. Kesinlikle atardı diye atardı diye inanıyorum. DEM’den bize fayda yok. Teröristlerin isimlerini teker teker okudu kongrede DEM parti.
“TERÖR ÖRGÜTÜ DEMEYECEKLERSE İLİŞKİNİZİ KESECEKSİNİZ”
CHP ile DEM Parti ittifak kuracak. Bunu açık açık yapmalılar. Kapalı kapılar arkasında yapmalılar. Sen gidip DEM’e yaklaşmayacaksın, onlar yaklaşacak. Terör örgütlerini alkışlattıklarında ben senin yanına gelmekten pişman oldum demeli. PKK terör örgütü mü değil mi? Bu kadar basit, bunu diyeceksiniz. Terör örgütü demeyeceklerse ilişkinizi keseceksiniz. Başkaları başka türlü milliyetçi olabilir ama biz Atatürk milliyetçisiyiz. PKK’ye terör örgütü demiyorsa çok şey kaybederiz. Meral hanımın kucağına giderler. Son zamanlarda en çok yanlış yapan Meral hanıma gitmek zorunda kalırlar.
“BİR İMZADAN DOLAYI HİÇBİR YERE KATILAMIYORSUN”
Bir arkadaş şehit babasını hedef almış. Biz ne zaman böyle olduk ya! Birlik beraberlik kaybedildi. Bir sıradan vekil olarak Cumhurbaşkanı’na laf eder miydik, bir saygı vardı. Özgür Özel, çıkıp “Benim ilimde bir şehit var nasıl bunları söylersin, otur oturduğun yerde” diyecek. Babanın içi yanıyor onun söylediklerine bakılır mı, ciğeri yanmış. Ondan daha büyük acı var mı? İsterse gelsin bana küfretsin, sesimi çıkarmam. Özgür beyin çıkıp bunlara haddini bildirmesi lazım. Biz başka ülkelere benzemeyiz.
Bildiri vakası gibi böyle bir iki vaka daha olsun seçimi kaybederler. CHP’de büyük kavga çıkacak. Şimdi ön seçim yapmıyor, verdiği sözü tutmuyor, yala söylüyor. İmajı silindi… Şimdi en büyük kavga belediye meclis üyeliklerinden ve seçilemeyen başkan adaylarından olacak. Bir imzadan dolayı hiçbir yere katılamıyorsun. Özgür Özel kendi ilinde protesto edildi. İnsan ölür. Ben bütün Türkiye’de iyi karşılanıyorum.
Parti içinden de geri dönüşler var, ‘biz yanlış yaptık’ diyorlar. Yarısı özgür Özel’i seçmedi. Onlar da Ekrem beyin partiye karışmasına kızıyorlar. Siyasetçilerle kavga edilmez, yarış edilir. Ulusal konularda imza atalım. Yas istiyorsanız bugün yarıya indirin bayrakları. Mansur Yavaş’ı ciddiye almıyor. O CHP’li değil, CHP’yi taşeron olarak kullanıyor. Ondan daha başarılı arkadaşlarımız var. Kemal beyin kendisinden olmayanlara takıntısı vardı.
“MERAL HANIMIN GİTMESİ CHP’NİN ÖNÜNÜ AÇMIŞ”
Meral hanımın durduğu yer belli değil. Arkadaşlarının çoğu teker teker ayrıldı gitti. Meral hanımın gitmesi CHP’nin önünü açmış, örgütteki arkadaşlara fırsat tanımıştır.
EŞ BAŞKANLIK TARTIŞMASI
Orada hanım efendi bizimle dalga geçti. Bir tane Ekrem bey var bir de siz varsınız, diyor. Ben olsam “Siz dalga mı geçiyorsunuz?” derdim. Terk ederdim orayı. Bir şey söyleyemedi, dili tutuldu. Belediye başkanlarının İstanbul’da ne işi var? Görüşmeye geliyorlar İstanbul’a.