ERDOĞAN’IN ÇAĞRISI SONRASI CUMHURBAŞKANLIĞI KÜLLİYESİ’NE GİTTİ
O gece televizyon izleyen Bünyamin İnce, gördüğü haberler karşısında beyninden vuruldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halkı sokağa çağırması, diğer haber kanalında yorumcunun ‘bugün ölmeyeceksek ne zaman öleceğiz” söylemi ve TRT’de okunan darbe bildirisi, İnce’yi hainlere karşı harekete geçirdi. 8 aylık hamile eşinin “gitme” demesine rağmen Bünyamin İnce, yeğeniyle beraber soluğu Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde aldı.

TANKIN ÖNÜNDE YATTI
15 Temmuz gecesinde yaşanan olayları Sabah’tan Ömer Çetin’e anlatan gazi Bünyamin İnce, gaziliğin lezzetini aldığını ancak şehitliğin lezzetini düşünemediğini, Allah’tan tek duasının şehadeti de nasip etmesi olduğunu ifade etti.
İnce, daha sonra şöyle konuştu:
“Düğünden sonra eve geldim. Televizyonda haber kanallarını taramaya başladım. Cumhurbaşkanımızın seslenişini izledim. Başka bir kanala geçtim. Orada yorumcu ‘öleceksek bugün ölelim’ falan dedi. TRT’yi açtığımda darbe bildirisini izledim. O anda gözlerim karardı. Eşim sıkıntılı bir hamilelik süreci geçiriyordu, stresli geldiğimiz için de ağrısı vardı. O sırada ablamın oğlu telefonda ‘ben duramıyorum, biz de gidelim’ demesi üzerine tamam diyerek kapattım.

Eşim bana gitme diyor ama benim duyacak halim kalmamıştı. Evde bir kapıyı çektiğimi hatırlıyorum. Sonrasında yeğenim ile buluştuk. Arabamıza yoldan birkaç vatandaş daha alarak yola çıktık. Cumhurbaşkanımızın Külliye’de olduğunu düşünerek oraya doğru gitmeye karar verdik. Tankların Jandarma Genel Komutanlığı’nın oradan Külliye’ye doğru yöneldiğini gördük. Tankların arasından boşluk bularak arabamız ile geçtik ve Millet Camii yanındaki yolun ortasına park ettik. Arkamızdan iki araç daha gelerek yolu kapatıp barikat kurduk. Sonra ben tanklara doğru koştum. O sırada üstümüzden uçaklar geçerek ses bombası etkisi yaratıp bizi korkutmaya çalışıyordu. Tank hareket ettiği sırada önüne yattım. Tanktaki askeri görmüyordum ama o beni gördüğünü biliyorum. Tank arada gaz vererek korkutup kaçmamı sağlamak istiyordu. Yaklaşık bir saat önünde yattım. Sonunda dayanamayarak durdu. O an halk tankın üzerine çıkarak askerleri içinden çıkardı.”

İLK KURŞUNU YİYEN GAZİ OLARAK TARİHE GEÇTİ
Tankın bir tanesini durdurmayı başaran gazi İnce, diğer tankın önüne geçtiği esnada da ilk kurşun yiyen gazi olarak tarihe geçti. İnce, “Diğer tanklar geri dönüş yaptı. Bu sefer en öne doğru koşayım derken tanktan açılan ateş sonucu karın bölgesinden yaralandım. Kendime baktım, canım yanmıyordu. Plastik mermi ile ateş açtıklarını düşündüm. O sırada halktan biri bağırmaya başladı: ‘Asker ateş açtı, sivil vuruldu’ diye. Yeğenim geldi ve ona eşime söylememesi için uyardım.” dedi.
GÖZLERİNİ AÇAR AÇMAZ İLK DUYDUĞU: ‘HAİNLER BAŞARAMADI’
Plastik mermi ile vurulduğunu düşünen İnce, “Vatandaşlar beni bir arabaya bindirdiklerinde yaralanmamın basit bir şey olduğunu düşünüyordum. Hastaneye girdiğimizde doktora plastik mermi ile vurulduğumu, bir şeyim olmadığını, pansuman yapıp geri döneceğimi söyledim. Sonra anladım ki normal mermi ile yaralanarak kalın bağırsağım parçalanmış. Beni başka bir hastaneye sevk etmeye karar verdiler. Ambulansa bindirildim ve Dışkapı Hastanesi’ne götürülüp direkt ameliyata alındım. Sabah gözlerimi açtığımda ne oldu diye sordum. Kuzenim, ‘başaramadılar, hainlere vatanı teslim etmedik’ dedi. 35 gün hastanede yattım” şeklinde konuştu.

“TEKRAR BİR KALKIŞMA OLURSA HİÇ DÜŞÜNMEDEN SOKAĞA ÇIKARIM”
15 Temmuz hain darbe girişimin üzerinden 8 yıl geçtiğini anımsatan İnce, kripto FETÖ’cülerin bir an önce tespit edilip adalete teslim edilmesi gerektiğini aktardı. İnci, “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün bürokrasi, yargı, emniyet içerisine yuvalanan kripto elemanları var. Bir an önce onların tespitinin yapılıp görevlerinden el çektirilmesini talep ediyoruz. 15 Temmuz darbe girişimin üzerinden 8 yıl geçti. 15 Temmuz da bunların neler yaptıklarını ne kadar acımasız olduklarını unutmaya başladık. Bu hain örgüt tekrar bir kalkışmaya kalkarsa hiç düşünmeden yine sokağa çıkarım. Bu sefer darbecilerle kimse müzakere etmez.” açıklamasında bulundu.
İnce, “Akıllarını başlarına alsınlar. Darbenin ne olduğunu artık her yaştan vatandaş öğrendi. Bu bilinç Türk halkına aşılandı. Tekrar bir kalkışma olduğunda neler olacağını tüm dünya gördü. Ama bu örgütün her şekle girmeyi başarıyor. Bunlar yargı üzerinden, sokaklar üzerinden her an ortalığı karıştırabilecek yetenek ve potansiyele sahipler. Sosyal medyayı etkin şekilde kullandıklarını görüyoruz. Bunu son olarak Kayseri’de yaşanan olaylarda bir kez daha ortaya çıktılar. Halkımız uyanık olması gerekiyor. Vatan sevgisini okullarda verilen sağlam eğitim ve ailelerin çocuklarını iyi bir şekilde yetiştirmesiyle aşılayabiliriz” dedi.

Bu kapsamda, 60 kişilik bir ekiple Kuzey Kutup Bölgesi’nde zarar gören arazilerin restorasyonu için çalışmaya başlayacak İnce ve Rus ekibi, bölgedeki hem doğal hem de insan faaliyetleri sonucunda bozulan sahaların iyileştirilmesine ve sürdürülebilir arazi kullanımını sağlamaya yönelik saha araştırması yapacak.
İnce, AA muhabirine, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin son 40 yılda daha yoğun şekilde hissedildiğini, dünya ortalama sıcaklığının yaklaşık 1,5 derece artığını, atmosferdeki karbondioksit miktarının 400 ppm seviyesine ulaştığını belirterek, bunun ekosistemi bozmaya başladığını söyledi.
Kuzey Kutup Bölgesi’nin iklim değişikliğinden etkilendiğini vurgulayan İnce, buradaki olası bozulmaların başta gıda ve su güvenliği ile sürdürülebilir arazi kullanımı açısından önemli olduğunu aktardı.
ACİL EYLEM PLANI OLUŞTURULACAK
İnce, Rusya’nın da sorumluluk alanında aksiyon alarak ihtiyaç duyulan bilimsel ve mühendislik çalışmalarını başlattığını ifade ederek, şöyle devam etti:
“Rusya Bilim ve Yüksek Öğretim Bakanlığı şahsımı böyle bir stratejik projede bilimsel direktör ve lider araştırmacı olarak davet etti. Projeyle Kuzey Kutup Bölgesi’nde doğal ve insan kaynaklı ekolojik ve çevresel sorunların bilimsel esaslar çerçevesinde, güncel inovatif mühendislik çözümleriyle sonuç odaklı, yani sürdürülebilir arazi kullanım planlarının oluşturulması, kısa, orta ve uzun vadeli yapılacak tüm bilimsel çalışmalar, iyileştirmeler ve mühendislik hizmetleri de dahil önümüzdeki yıllarda uygulanabilecek acil eylem planının oluşturulması sağlanacaktır.”
Prof. Dr. İnce, Kuzey Kutup Bölgesi’nde toprağın kalitesinin nispeten bozuk olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:
“Toprağın kalitesinin bozukluğu canlıların geleceğini tehdit ediyor. Projeyle Kuzey Kutup Bölgesi’nin bozulmuş sahalarının ıslahı ve arazi kullanım planlarının yeniden şekillenmesi amaçlanıyor. Sürdürülebilir arazi kullanım planı oluşturacağız. Laboratuvar çalışmalarını takiben pilot bölge çalışmalarına geçeceğiz. Toprağın kalitesini artıracak biyoıslah çalışmalarını yapacağız. Böylece, Rusya’da kirlenmiş ve vasfını kısmen ya da tamamen kaybetmiş sahaların rehabilitasyonu için pratik, ekonomik ve geniş sahalara uygulanabilir mühendislik çözümlerini geliştireceğiz. Tanımlanacak çözümlere ait idari, teknik ve mühendislik çalışmaların yürütülmesiyle Kuzey Kutup Bölgesi’nin, dolayısıyla dünyamızın gelecek kuşaklara güvenli olarak bırakılması sağlanacak. Bu çalışmaların diğer bir önemli çıktısının da gıda ve su güvenliği sağlanırken salgınlardan uzak daha sağlıklı bir dünyaya kavuşmamız olacaktır.”
BÖLGEYE İLK ZİYARET MAYISTA GERÇEKLEŞTİ
Kuzey Kutup Bölgesi TerrArctic Mega Hibe Projesi kapsamında bölgeye ilk ziyaretini 12-31 Mayıs tarihlerinde Tümen Devlet Üniversitesindeki meslektaşlarıyla yaptıklarını vurgulayan Prof. Dr. İnce, projenin tüm dünya için önemli olduğunu kaydetti.
Projeye Türk bilim insanlarını da davet edeceğini aktararak, kendisini tebrik eden İTÜ Rektörü İsmail Koyuncu’nun idari ve teknik gerekli görevlendirme onayını hemen vererek, İTÜ’nün böyle önemli projeye dahil olmasını sağladığını anlattı.
03 Temmuz Çarşamba akşamı Masterchef programında 3’lü eleme düellolarında yarışmacılardan yapılmasını istenen bu Steak tartar yemeği, doğal lezzetleriyle evinize Fransız mutfağının rafinesini taşıyacak basit ama etkileyici bir tariftir.

Steak tartar yaparken dikkat edilmesi gereken noktalar arasında çiğ etin hijyenik ve güvenli bir şekilde işlenmesi gerektiğidir. Tarifte yer alan malzemelerin tazeliği ve kalitesi, yemeğin lezzetini belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Steak tartar, gastronomi tutkunları için mutlaka deneyimlenmesi gereken lezzetlerden biridir. Hem hazırlaması keyifli hem de tadı muhteşem olan bu tarif, özel akşam yemekleri için vazgeçilmez bir seçenek olabilir.
STEAK TARTAR TARİFİ YAPARKEN DİKKAT ETMENİZ GEREKEN İPUÇLARI VE NOTLAR

STEAK TARTAR TARİFİ

Steak Tartar Tarifi İçin Malzemeler:
Malzemeler:
Yanında Servis Edilecekler:
Steak Tartar Tarifi Nasıl Yapılır?

Adım 1
Steak tartar tarifini yapmak için öncelikle bifteği küçük bir tabağa koyun ve yaklaşık 20 dakika dondurucuda sertleşene kadar bekletin. Dondurarak bifteği sertleştirmek, kesim işlemini kolaylaştırır. Dondurulmuş bifteği önce dilimlere, ardından ince şeritlere ve en sonunda incecik doğrayarak mümkün olduğunca küçük hale getirin. Hazırladığınız bifteği bir tabağa koyun ve diğer malzemeler hazırlanana kadar mutlaka buzdolabında saklayın.
Adım 2
Kapari, kornişon turşu, arpacık soğanı ve maydanozu ince kıyın. Bir karıştırma kabına alın ve üzerine acı sosu ile hardalı ekleyip iyice karıştırın. Hazırladığınız bifteği karışım kabına ekleyin ve karışıma tuz ekleyin. Tadına bakarak gerekiyorsa ilave yapın. Hazırlanan karışımı yemeğe hazır olana kadar buzdolabında soğutun.
Adım 3
Karışımı iki eşit porsiyona bölerek steak tartar karışımını yuvarlak bir kalıba doldurun. Servis tabaklarına alın. Her porsiyonun ortasına küçük bir çukur açın ve içine bir tane taze yumurta sarısını dikkatlice koyun.
Adım 4
Servis tabağına ince dilimlenmiş ve kızartılmış bagetleri, kornişon veya turşu sebzeleri ve yanına hardalı ekleyerek steak tartarı hemen taze olarak servis edin ve tadını çıkarın.
Steak tartar yapımı kolay, lezzetli ve evde denenebilecek bir tarif. Bu tarifi deneyerek, zarif Fransız mutfağının tadını evinize getirebilirsiniz. Afiyet olsun!
İlginizi çekebilir;
]]>İnce, Erzurum ve Ankara’da uzun süre devam eden tedavilere rağmen sağlığına kavuşamayarak felç kaldı.
O günden beri yatağa bağımlı yaşayan İnce, eşinin ve çocuklarının ilgisiyle hayatını sürdürüyor.

İsmail İnce, AA muhabirine, evliliklerinin 9’uncu yılında eşinin geçirdiği kaza sonrası felç kaldığını ve o günden sonra hiç yürüyemediğini söyledi.
Köydeki düğün merasiminde ahşap evin balkonunun çökmesi sonrasında eşinin balkondan düştüğünü anlatan İnce, tedaviye rağmen eşinin sağlığına kavuşamadığını ve yıllardır yatalak olarak yaşadığını ifade etti.
Çok zor süreçlerden geçtiklerini ve eşinin farklı hastalıklarla da mücadele ettiğini belirten İnce, “Tam 43 yıl oldu. Çocuklarımız küçüktü, ilk başlarda annelerinin durumlarına alışmakta zorlandılar. Çok şükür eşimin aklı başındaydı, yattığı yerden bana ve çocuklara iş tarif etti, bizi yönlendirdi. Kızlarım büyüyene kadar evde yemeği, ekmeği ben pişirdim. Babam halimize çok üzülürdü. Rahmetli anne ve babam da destek oldu. Ben işteyken çocuklarla, karımla onlar ilgilendi.” dedi.
Her şeye rağmen Allah’a şükrettiğini dile getiren İnce, “Allah bana öyle bir kolaylık verdi ki her şeyin üstesinden geldik. İnan ki bu köyde en huzurlu, mutlu hane benim evimdir. Evde eşim, çocuklarımla hep birlikte sevgi, saygı içinde mutlu bir ailemiz oldu. Dünya malında gözüm olmadı. Eşime, çocuklarıma sahip çıktım. Eşimle birlikte bu hayatı yaşadık.” diye konuştu.

– “KOCAM, 43 YIL BİR KERE BİLE ‘OF’ DEMEDEN BANA BAKTI”
Hamide İnce de kazadan sonra çok üzülmesine rağmen kocası, çocukları ve aile büyüklerinin desteğiyle hayata tutunduğunu dile getirdi.
Eşinin kendisine ve çocuklarına çok iyi baktığını vurgulayan İnce, “Ben yatalak kalınca kocama, ‘Karın yatalak oldu evlen’ dediler. Kocam da ‘Hayır evlenmeyeceğim. Çocuklarıma üvey anne getirmem’ dedi. Ben eşimden çok memnunum. Rızkı bol adamdı. Bizi hiçbir şeyden mahrum bırakmadı. Çocuklarım da büyüdükçe babalarına destek oldular.” ifadelerini kullandı.

İnce, her insan gibi yürümek, bağda bahçede çalışmak istediğini, bunun burukluğuyla yaşadığını anlatarak, şunları söyledi:
“Allah yine de kolaylığını veriyor. Kocam, kaynanam ve kaynatam beni hep el üstünde tuttu. Kocam, 43 yıl bir kere bile ‘of’ demeden bana baktı. Bazen benim kızdığım, bağırdığım olurdu. Hiç benim kusuruma bakmadı. Ben yatağa düştüğümde beşikte çocuğum vardı. Şimdi çocuklarımdan 6 torunum var hatta torunumun da 2 çocuğu var. Torunlarım da beni çok seviyor. Bu sevgi beni hayatta tutuyor.”

Hamide İnce, “Yürümenin, gezmenin kıymetini iyi bilin. Allah’a ailemi darda bırakma, beni ele muhtaç etme diye dua ettim. Kocam 43 yıldır baba gözü gibi baktı, hiçbir şeyimi eksik etmedi. Yüreği çok geniş, çok güzel. Ben de durumumu kabul ettim, Allah’a isyan etmedim.” dedi.


Samsun’un Atakum ilçesindeki Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışına katılan İnce, burada partililerle bir araya geldi.

Partililerle bir süre sohbet eden ve fotoğraf çektiren İnce, burada yaptığı konuşmada, gündemi değerlendirdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisine yönelik, ‘2018 seçim gecesi neredeydin’ diye sorduğunu hatırlatan İnce, “O gece Muharrem İnce kazanamadı diye, HDP barajı geçti diye ayakların havadaydı, zıplıyordun, oynuyordun. Şahitleri var bunun. Konuşturmayın beni. Açtırmayın kutuyu, söyletmeyin kötüyü. Konuşursam fena konuşurum, onun için Özgür Bey sus, işine bak. CHP’nin tarihine en kısa süreli genel başkan olarak geçme, İzmir’i tehlikeye atma, diyorum. Altındaki mesajı sen alırsın” ifadelerini kullandı.

‘SLOGAN ÇALAN SİYASETÇİ YENİ GÖRDÜM’
Memleket Partisi olarak duruşlarının belli olduğunu söyleyen İnce, “İktidardaki Erdoğan diyor ki, ‘Bana oy vermezseniz hizmet getirmem.’ Hem de bunu Hatay’da söyleyebiliyor. Muhalefet ise korkutarak yapıyor işi. ‘Bana oy vermezseniz AK Parti gelir.’ Muhalefet kolay yolu seçiyor. Toplama ve çarpma ile uğraşıyor muhalefet. Ona göz kırpalım 3 puan ondan alalım, buna göz kırpalım 5 puan alalım, toplayalım. Öyle olmaz. Zor olan doğru olandır. İdeolojini anlatacaksın, projelerini anlatacaksın. Halkı ikna edeceksin. Bunun üzerine kurulu bir siyaset yok Türkiye’de. Korku üzerine. Ona göz kırpayım, demleneyim. Böyle siyaset olmaz. Bu doğru değil. Biz Memleket Partisi olarak bu ülkeye 3 A’yı öneriyoruz. ‘Akıl, Adalet, Ahlak’ diyoruz. Dik duruşu, omurgayı öneriyoruz. Oy oranı sonraki iş. Önce duruş meselesi, önce omurga. Memleket Partisi olarak duruşumuz belli. ‘Ne sağdan ne soldan Atatürk’ün yolundan’ diyoruz. Bizim duruşumuz bu. ‘Üçüncü yol’ diyoruz. Son günlerde hırsızlık yapıyorlar, üçüncü yolu söylemimizi birileri çalmaya çalışıyor. ‘Ne sağdan ne soldan Atatürk’ün yolundan’ diyoruz onu çalmaya çalışıyorlar. Para çalan siyasetçileri gördüm ama slogan çalan siyasetçileri de yeni görüyorum” diye konuştu.

‘DURUŞUMUZDAN TAVİZ VERMEYECEĞİZ’
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisine yönelik açıklamalarının cevabının CHP’li Engin Altay’da olduğunu söyleyen İnce, “Herkes Memleket Partisi’nin duruşunu anlayacak, görecek. Ben bundan eminim. Nasıl dolar 10 lira olacak dediğimde gülüyorlardı bana. Sonra ‘dolar 30 lira olacak’ dedim. O zaman da güldüler bana. Şimdi diyorum ki bu kafayla gidersek dolar 60 lira olacak. Memleket kayaya toslayacak. Toslamaması için biz bu millete bir çıkış yolu öneriyoruz. Ecevit’in yaptığını yapıyoruz. Ecevit’e dediler ki 80’den sonra, ‘Gel CHP’nin başına geç’, ‘geçmem’ dedi. Kıytırık bir minibüsle bütün Türkiye’yi dolaştı. Biz de 20 yaşındaki otobüsümüzle Türkiye’yi karış karış dolaşıyoruz. Milletimize derdimizi anlatıyoruz. Biz bu duruşumuzdan asla taviz vermeyeceğiz. Bugün Özgür Bey, nereden çıktıysa, 6 sene geçmiş üstünden, ‘seçim gecesi neredeydin’ diyor. Ben de diyorum ki ona, ‘Senin ustan olduğunu açıklayan Engin Altay’a sor. O sana ‘Benim çırağımdır’ demişti. O gece Engin Altay yanımdaydı. Ustana sor. Ama CHP’nin sisteminin nasıl çöktüğünü ustan anlatsın sana. Ama ben senin ne yaptığını biliyorum. Şimdilik bu kadarını söyleyeyim. Ben işime, gücüme bakıyorum. Memleket Partisi’ni Türkiye’de var etmek için mücadele ediyorum. Haklılığımızın geç anlaşılmasını istemiyorum. Erken anlaşılmak istiyorum” dedi.


Yapılan ameliyatta 40 yaşındaki hastanın midesinden çıkanlar ise ağızları açık bıraktı. Midesinden 2 adet 12-13 santimetrelik ve ince bağırsağından 10 santimetre uzunluğunda 3 adet toplam 2 kilogram kıl kütlesi çıkarılan hastanın durumunun iyi olduğu bildirildi.

“BÜYÜK KIL YUMAKLARI TESPİT ETTİK”
Nadir görülen bir vakanın ameliyatını gerçekleştirdiğini söyleyen Yardımcı Doç. Dr. Seçkin Akküçük, yapılan müdahalenin ardından şu ifadeleri kullandı:
“Hastamız 40 yaşında kadın hasta yaklaşık bir bir buçuk aydır sürekli sıklıkla olan kusma şikayetiyle daha önce başka merkezlere de başvuruyor. Sonrasında hastanemiz dahiliye kliniğine başvuruyor. Burada genel durum bozukluğu olması sebebiyle ki uzun zaman kusması olduğu için tabii ki vücudun yeterli gıda, mineral vitaminleri alamaması ya da aldıklarını kaybetmesi sebebiyle genel durum bozukluğu ortaya çıkıyor dahiliyedeki hocamız sayın Turgay Güler hocamızla hastamızı genel durum bozukluğu ile yatırıp tetkiklerine başladık. Bu sırada tetkiklerinde bizim de dahil olduğumuz tetkiklerinde mide ve ince bağırsaklarında tıkanıklığa yol açan midesini tamamına yakını dolduran ince bağırsakta tıkanmaya yol açan büyük kıl yumakları bizim Trikobezoar dediğimiz sindirilmemiş gıdalardan ya da kıl yumaklarından ya da bazı ilaçlardan oluşan bezoarın olduğunu tespit ettik. Hastamızın genel durumunun toparlanmasını biraz daha bekledik gerekli destek ve tedaviyle hastamız genel durumu artık ameliyata uygun hale geldikten sonra dün ameliyatımızı gerçekleştirdik. Midesinden 2 adet yaklaşık 12-13 santimetrelik ve ince barsağını tam tıkayan yaklaşık 10-11 santimetrelik 2 adet bezoar çıkardık. Şu an hastamızın genel durumu gayet iyi kusmaları ortadan tabii ki kalktı. Bundan sonra iyileşme safhasındayız. Hastamız inşallah birkaç gün içerisinde sağlıklı şekilde taburcu etmeyi planlıyoruz.”

“ÇOK NADİR GÖRÜLEN BİR DURUM”
Hastada nadir görülen rapunzel sendromu tespit ettiklerini belirten Yardımcı Doç. Dr. Seçkin Akküçük ise şöyle konuştu:
“Bezoarlar çok nadir görülür, çok sık görülmez sindirilmemiş bazı sebze gıda artıkları birikebilir midede buna Phytobezoar diyoruz. Saç yeme alışkanlıkları olabilir, bazı psikolojik rahatsızlıklardan dolayı Trikobezoar diyoruz. Hatta literatürde bu rapunzel sendromu olarak da geçer. Rapunzelin özel masalı vardır, kuleden saçlarını uzatarak kurtulmaya çalışan bir prensesin hikayesi buradan esinlenilmiş bir rapunzel sendromu adı verilmiş. Çoğunlukla mide ne görülür, nadiren ince bağırsaklarda görülür. Bu hastamızı ilginç kılan özelliklerden bir tanesi hem midede hem de ince bağırsakta ayrı ayrı izole bezoarlarının olmasıydı. Bazen de çok çok daha nadiren de verilen ilaçların erimemesi sonrasında oluşabilir hatta ve hatta yeni doğan ya da sonrasındaki bebeklik aşamasındaki çocuklarda sütün sindirilememesine bağlı olabilir ama onları çok çok nadir görüyoruz. En çok gördüğümüz Phytobezoar’dır sonrasında Trikobezoar yani saç yeme alışkanlığıyla ortaya çıkan bizim hastamızdaki de Trikobezoar vardı. Umuyoruz ki bundan sonra o alışkanlığından da kurtulması üzerinde gerekli desteği alacaktır. Bezoarlar çoğunlukla geç fark edilirler çünkü belirli bir boyuta gelene kadar klinik vermezler. Eğer hastaya yakınları da bu alışkanlığından dolayı bir şeyden şüphelenmemiş hekime gitmemişlerse de bu hastamızda da olduğu gibi artık ilerlemiş tıkanıklıklara yol açmış durumda olurlar. Bazen kanamaya yol açabilirler hastamızda kanama yoktu ama midesi kanamaya yakın derecede iltihaplanmıştı. İlaçla tedavisi pek mümkün değildir maalesef dediğimiz o Phytobezoar sebze artıkları ya da çocuklarda görülen laktobezoarlar belki eritici enzim ya da asitli gıdalarla içeceklerle eritilmeye çalışılsa da çoğu zaman cerrahi gerekir. Trikobezoar zaten ilaç tedavisinin yeri yoktur. Dolayısıyla ameliyat gerekiyor ve bizde ameliyatımızı başarıyla gerçekleştirdik”
