Bakanlıktan yapılan açıklamada, Rusya Silahlı Kuvvetlerinin Ukrayna’daki eylemleriyle ilgili bilgi verildi.
Ukrayna: Rusya ilk kez kıtalararası balistik füze kullandı Haberi Görüntüle
Rus birliklerinin Donetsk bölgesinde Dalneye yerleşim birimini ele geçirdiği kaydedilen açıklamada, “İngiltere üretimi 2 adet “Storm Shadow” seyir füzesi, ABD yapımı 6 adet HIMARS füzesi ve 67 insansız hava aracı (İHA) vuruldu.” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, savaşın başlangıcından bu yana Ukrayna ordusuna ait 648 uçak, 283 helikopter, 36 bin 467 İHA, 586 hava savunma füze sistemi, 19 bin 420 tank ve zırhlı araç, 1490 çok namlulu roketatar, 18 bin 318 obüs ve havan topu ile 28 bin 573 özel askeri aracın imha edildiği kaydedildi.
Dün, İngiliz basınında çıkan haberlerde, İngiltere’nin Ukrayna’ya temin ettiği “Storm Shadow” (Fırtına Gölgesi) uzun menzilli seyir füzelerinin ilk kez Rus topraklarında kullanıldığı belirtilmişti. Söz konusu füzelerin, 250 kilometrenin üzerinde menzile sahip olduğu biliniyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankete göre katılımcıların yüzde 85’i ülkede bir ayrışma olduğunu belirtirken, yüzde 84’ü ülkedeki kamu hizmetlerinin, yüzde 83’ü ise İngiltere ekonomisinin endişe verici seviyede olduğunu ifade etti.
Ülkede temmuz sonunda başlayan ve yaklaşık 1 hafta süren aşırı sağcı şiddet olayları sonrasında yapılan ankete katılanların yüzde 73’ü aşırı sağın yükselişinin endişe verici olduğunu kaydetti.
Aşırı sağın yükselişinden endişeli olduğunu belirtenlerin sayısı marttan bu yana 11 puan artarken aşırı solun yükselişinden endişeli olanların oranı 7 puan artarak yüzde 59 oldu.
REKLAM
Katılımcıların yüzde 84’ü aşırı sağcı şiddet olaylarının yaşandığı bölgelerdeki halkın güvenliğinden endişe duyduğunu da vurguladı.
SOSYAL MEDYA BAŞARISIZ OLDU
Halkın yüzde 57’si aşırı sağcı olayları ele almakta polisi başarılı bulurken, Başbakan Keir Starmer’ı başarılı bulanların oranı yüzde 39, İçişleri Bakanı Yvette Cooper’ı başarılı bulanların oranı yüzde 30, politikacıları başarılı bulanların oranı ise yüzde 21 oldu.
Aşırı sağcı şiddet olaylarını ele almada ana muhalefetteki Muhafazakar Parti lideri Rishi Sunak’ın “iyi iş çıkardığını” belirtenlerin oranı yüzde 13, aşırı sağcı Reform UK Partisi lideri Nigel Farage’ı aynı konuda başarılı bulanların oranı yüzde 21 oldu.
Olayların yaşandığı dönemde Starmer’ın eleştiri oklarının hedefi olan sosyal medya şirketleri, halkın gözünde de olayları ele almakta başarılı olamadı.
Sosyal medya şirketlerini başarılı bulanların oranı yüzde 12, başarısız bulanların oranı yüzde 60 oldu.
REKLAMHALKIN YARISI SİYASİ GÖRÜŞ FARKLILIKLARININ AYRIŞTIRICI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR
İngiltere’de suçların ve antisosyal davranışların büyük bir problem olduğunu ifade edenlerin oranı yüzde 86 olurken, kadınların yüzde 55’i, erkeklerin ise yüzde 42’si bir suçun kurbanı olmaktan endişe duyduğunu aktardı.
Aralık 2018’de halkın yüzde 31’i insanların siyasi görüşlerindeki farklılıkların toplum için tehlikeli olacak kadar ayrıştırıcı olduğuna inanırken bu oran “Bölünmüş Britanya” anketine yüzde 51 olarak yansıdı.
Ankete katılanlar yüzde 73’ü ülkede demokrasinin durumundan, yüzde 74’ü ise dini aşırıcılıktan endişeli olduğunu dile getirdi.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bodrum, Marmaris ve Fethiye gibi ünlü destinasyonlara sahip bölgeyi tercih eden turistler arasında İngilizler yine ilk sırada yer alıyor.
Muğla Valisi İdris Akbıyık, Yeryüzü cenneti Muğla’nın, Türkiye ve dünyanın turizm cenneti olduğunu, kente çok sayıda ülkeden turist geldiğini ifade etti.
Misafirlerin en iyi şekilde ağırlandığını belirten Akbıyık, şunları söyledi:
“1 Ocak-30 Haziran döneminde kente gelen turist sayısı 1 milyon 251 bin 796’ya ulaştı. Bunun 594 bin 991’ini İngilizler oluşturdu. İngiltere Muğla ve Türkiye için bir ana pazar. İngiltere’den sonra en fazla turist 116 bin 623 kişiyle Rusya, 101 bin 938 kişiyle Polonya, 80 bin 923 kişiyle Almanya, 30 bin 134 kişiyle Hollanda ve 327 bin 187 kişiyle diğer ülkelerden gelen turistlerden oluşuyor. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 12’lik artış var.”
Akbıyık, yabancı turist sayısındaki artışın gelecek aylarda devam etmesini beklediklerini dile getirdi.
Türkiye’nin gözde turizm merkezlerinden Muğla’nın geçen yıl yaklaşık 3 milyon turist ağırladığını vurgulayan Akbıyık, kentte yabancı turistlerin yanı sıra yerli turistlerin de yoğunluk oluşturduğunu her yıl yaklaşık 7 ila 10 milyon civarında da yerli turistin kenti ziyaret ettiğini kaydetti.
Vali Akbıyık, İngiltere’nin Muğla ve Türkiye için de en büyük kaynak pazarlarından biri olduğunu vurgulayarak, her yıl olduğu gibi bu yıl da kente en çok İngiltere’den turist geldiğini söyledi.
Misafirlerin en iyi şekilde ağırlandığını anlatan Akbıyık, dünyanın önemli turizm destinasyonları arasında yer alan Muğla’nın denizi, kumu, güneşi kadar tarihi ve doğal güzellikleri, antik kentleri, lüks konaklama tesisleriyle de öne çıktığını vurguladı.
Kentte yılın 12 ayı kültür, sanat ve spor aktivitelerinin sürdüğünü anlatarak, bir önceki yıldan daha fazla turisti bu yıl ağırlamayı planladıklarını ifade etti.
İNGİLİZLER MARMARİS’TEN VAZGEÇMİYOR
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Marmaris Bölge Temsil Kurulu Başkanı Suat Esin ise Marmaris’in ana pazarının İngiltere olduğunu ve bu pazarın her yıl artarak devam ettiğini söyledi.
Geçen yıl bölgeye gelen İngiliz turist sayısında artış yaşandığını ve bu yıl da artışın sürdüğünü belirten Esin, “Martın ilk haftası ilk uçuşlarımız İngiltere’den başladı. İlk turistlerimiz geldi o günden bu güne sayısal olarak artarak devam etti. Sayısal olarak İngiliz ve Polonya pazarında artış var. Geçen yıla göre yüzde 12 artış yaşandı.” dedi.
Esin, sayısal artışın yaşandığını ancak son dönemde yaşanan fiyat artışının turizme olumsuz yansıdığına değinerek, “Sayısal artış var ama harcamalara yansımıyor. Fiyatların artmış olması turizme olumsuz yansıyacak. Genel ve yerel yönetimler fiyat artışına acilen çözüm bulmalı yoksa ileriki yıllarda çok büyük sorun yaşayabiliriz.” diye konuştu.
Esin, İngiliz turistlerin önümüzdeki aylarda da bölgeye gelmeye devam edeceğini aktardı.
]]>Ruandalı yetkililer tarafından yapılan açıklamada, İngiltere’nin göçmenleri Orta Afrika ülkesi olan Ruanda’ya göndermeyi amaçladığı plandan aldığı milyonlarca doları geri ödemek zorunda olmadığı duyuruldu. Ruanda Devlet Başkanı daha önce bu paranın iade edilebileceğini söylemişti.
Anlaşmanın bir parçası olarak İngiltere, göçmenleri kabul etmesi karşılığında Ruanda’ya yaklaşık yarım milyar dolar kalkınma fonu verecekti. İngiltere’nin bağımsız kamu harcamaları gözlemcisi mart ayı başında yaptığı açıklamada, hiçbir sığınmacının Ruanda’ya gönderilmemiş olmasına rağmen ülkeye 280 milyon dolar ödediğini söyledi.
GERİ ÖDEME MADDESİ ANLAŞMADA YOK
İngiltere’nin yeni başbakanı Keir Starmer, geçen hafta ülkenin liderliğini devraldıktan sonra planı rafa kaldırdı. Girişim, İngiltere’nin Muhafazakar Parti yönetimindeki önceki hükümeti tarafından, göçmenleri güvenli olmayan teknelerle Manş Denizi’ni geçerek İngiltere’ye ulaşmaktan caydırmak amacıyla tasarlanmıştı.
Ruanda Hükümet Sözcüsü Yardımcısı Alain Mukuralinda anlaşmanın bir geri ödeme maddesi içermediğini söyledi. Mukuralinda, Ruanda Yayın Ajansı tarafından sosyal medyada yayınlanan videoda “İngilizler uzun bir süre işbirliği talebinde bulunmaya karar verdi ve bunun sonucunda iki ülke arasında anlaşma yapıldı. Şimdi, eğer gelip işbirliği talep eder ve sonra da geri çekilirseniz, bu sizin kararınızdır. İyi şanslar” dedi.
İngiltere ile göç ortaklığı koordinatörü Doris Uwicyeza Picard, ülkesinin parayı iade etme “yükümlülüğü” altında olmadığını söyledi. Ruanda’nın bir sonraki adımlar konusunda İngiliz yetkililerle “sürekli görüşmeler” halinde olacağını söyleyen Picard, bu adımların neler olabileceği ya da bu görüşmelerin ne zaman başlayacağı konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.
DEVLET BAŞKANI PARAYI İADE EDEBİLECEKLERİNİ SÖYLEMİŞTİ
Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame ocak ayında BBC’ye verdiği demeçte anlaşma kapsamında sığınmacı gönderilmemesi halinde Ruanda’nın İngiltere’ye geri ödeme yapabileceğini söylemiş ve “Eğer gelmezlerse parayı iade edebiliriz” demişti. Anlaşmanın bir parçası olarak, taraflardan biri diğerine yazılı olarak bildirimde bulunarak anlaşmayı feshedebilir. İngiltere’nin bu yazılı bildirimi yapıp yapmadığı belli değildi, ancak Starmer görevdeki ilk tam gününde göçmen planını çöpe attı ve “Başlamadan öldü ve gömüldü” dedi.
DOLANDIRICILIK OLARAK ADLANDIRILDI
İngiltere’nin kolluk kuvvetleri, göç ve ulusal güvenlikten sorumlu yeni içişleri bakanı Yvette Cooper, haber kaynaklarına yaptığı açıklamada ofisinin “para, mevzuat ve süreçlerle ilgili tüm ayrıntıları” denetleyeceğini ve Parlamento’ya daha fazla ayrıntı vereceğini söyledi. Cooper “Tüm planı denetliyoruz. Açıkça görülüyor ki bu tam bir dolandırıcılık” dedi.
Göç ortaklığı, ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalı yoksul bir ülke olan Ruanda için önemli bir destek olacaktı. Dünya Bankası rakamlarına göre Ruanda’nın yıllık ekonomik çıktısı yaklaşık 14 milyar dolar, dolayısıyla göçmen anlaşması, ekonomisine oldukça büyük bir destek olacak. Ruandalı yetkililer, anlaşma kapsamında İngiltere’den gönderilen paranın, göçmenlerin beklenen varışına hazırlanmak ve ekonomik büyümeyi desteklemek için operasyonel maliyetler için kullanıldığını söylüyor. Paranın bir kısmı da başkent Kigali’nin dış mahallelerinden biri olan Gahanga’da göçmenlerin Ruandalılarla birlikte yaşaması beklenen uzun vadeli konutlar inşa etmek için kullanıldı. Göç ortaklığı iptal edilmiş olsa da Picard, Ruanda hükümetinin projeyi tamamlayacağını ve Ruandalılar için sosyal konutlar için kullanacağını söyledi.
SADECE KOMŞU ÜLKELERE EV SAHİPLİĞİ YAPILMIYOR
Bu politika aynı zamanda Kagame’nin küresel göçe kalıcı çözümler bulma hedefiyle de örtüşüyor. Kendisi ve hükümetinin pek çok üyesi Ruanda’nın 1994’teki soykırımından önce ve sonra Uganda, Kongo ve başka yerlerde mülteci olarak büyümüş ve savaşların masum insanlara yaptığı adaletsizlik hakkında defalarca konuşmuşlardı. Kagame, ülkesinin sadece komşu ülkelerden gelen mültecilere değil, aynı zamanda Libya’dan tahliye edilen Afrikalılara ve Taliban’dan kaçan Afgan kız öğrencilere de ev sahipliği yaptığını dile getiriyor.
PLANLAMA 2021 YILINDA BAŞLADI
İngiltere’nin göçmenleri Ruanda’ya gönderme planı 2021 yılında, sığınmacıları işlem için üçüncü ülkelere sınır dışı etme niyetinden bahseden dönemin başbakanı Boris Johnson döneminde şekillenmeye başladı. Bu fikir, Ruanda’nın sığınmacıların taleplerini işleme koymak için ne güvenli ne de yeterince hazır olduğunu söyleyen hak grupları, Birleşmiş Milletler yetkilileri ve İngiliz mahkemelerinin tepkisiyle karşılaştı. Aktivistler ayrıca Ruanda’daki siyasi ve medya baskısına ve on yıllardır iktidarda olan Kagame’yi eleştirenlerin adil olmayan yargılamalara ve kötü muameleye maruz kaldığına dikkat çekti. Bazıları da sığınmacıların yakından izleneceğinden, gazeteciler ve insan hakları araştırmacılarıyla özgürce konuşamayacaklarından endişe ediyor.
NİSAN AYINDA ‘GÜVENLİ ÜÇÜNCÜ ÜLKE’ İLAN EDİLMİŞTİ
Aktivistlere ve mültecilerle yapılan röportajlara göre Ruanda’da koruma arayan mülteciler öldürüldü, taciz edildi ve sınır dışı edildi. Kagame’nin askerleri ayrıca madenleri yağmalamak, katliamlar yapmak ve komşu Kongo’da büyük bir yerinden edilme dalgasına yol açmakla suçlanıyor. Ancak İngiltere’nin Rishi Sunak yönetimindeki bir önceki hükümeti tüm bu faktörleri göz ardı ederek nisan ayında Ruanda’yı güvenli üçüncü ülke ilan eden bir yasa çıkardı.
İngiltere'de akıllara durgunluk veren bir olay yaşandı. 14 yaşındaki Scarlett Vickers isimli bir kız çocuğu, baba Simon Vickers (48) ve anne Sarah Hall (44) tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
Ülkede büyük yankı uyandıran olay sonrası anne ve baba gözaltına alınırken, talihsiz kızın öldürülmeden saatler önceTikTok paylaşımında aynı odada ayna karşısında bir selfie çekilerek TikTok'tan paylaştığı görüldü. Siyah-beyaz paylaşımına Vickers'in "Lütfen dağınıklığı görmezden gelin" dediği ifade edildi.
Anne ve babası tarafından katledilen kızın arkadaşları, sosyal medya hesaplarından "En iyi arkadaşım seni özlüyor, zavallı bebeğim", "Orada rahat uyu, Scarlett gitti ama asla unutulmayacak", "Rahat uyu güzel kız, bunların hiçbirini hak etmedin" paylaşımlarıyla arkadaşlarına veda ettiler.
]]>
Erdoğan, şu açıklamaları yaptı:
“İSRAİL BU CANİLİĞİ DAHA FAZLA SÜRDÜRMEMELİ”
Gazze’de yaşanan son gelişmeleri yakından takip ediyorsunuz biliyorum. Bir ateşkes ve esir takası ihtimali yeniden gündemde mi, siz bunu hep gündemde tutuyorsunuz. Bu yönde önemli bir ilerleme var mı? Bir ateşkes için umutlu musunuz? Türkiye’nin bu süreçte rolü ile ilgili neler söylemek istersiniz? Bir de İsrail-Hizbullah gerginliği tedirgin edici, yeni bir savaş söz konusu olabilir mi? Böyle bir gelişme karşısında Türkiye’nin bölge ülkeleriyle diplomatik inisiyatif anlamında neler yapabileceğiyle ilgili görüşlerinizi merak ediyorum. Gazze’yle ilgili genel bir değerlendirme alabilir miyiz?
Gazze konusunda iki üç gündür ciddi manada olumlu bazı gelişmeler var. MOSSAD’ın başındaki şahsın Doha’da Hamas yetkilileriyle yaptığı görüşmeler söz konusu. Görüşmelerde daimi ateşkesi öngören bazı olumlu adımlar atıldı. Artık ateşkes için “an be an” diyorlar. Yani an be an oradan isabetli bir haber gelebilir. Ama bütün mesele Netanyahu’nun tavırları. İsrail bu caniliği, bu vahşeti daha fazla sürdürememeli. İsrail bu katliamları devam ettirmek noktasında ayak diremeyi artık bırakmalı ve bu insanlık dışı saldırıları sonlandırmalıdır. Bu konuda uluslararası toplumun ve özellikle Batılı ülkelerin İsrail’e yönelik baskılarını artırması şarttır. Bugüne kadar saldırıda direten, katliamları sürdüren İsrail’dir. İnsan haklarını ve uluslararası hukuku ayaklar altına alan İsrail’dir. Şimdi kalkmış çatışmaları bölgeye yaymak, kendilerini rahatlatmak için Lübnan’ı tehdit ediyorlar. İsrail çatışmaları bölgeye yayma niyetinden vazgeçmelidir. Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere Batılı ülkeler, bu noktada İsrail’e verdikleri destekten vazgeçmelidir. Türkiye, ilk andan itibaren barıştan yana olmuştur. Türkiye bu çatışmaların sona ermesi gerektiğini, 1967 sınırlarında iki devletli çözümün kalıcı barışı sağlayacağını en yüksek sesle dile getiren ülkedir.
“İRAN BİZİM ÖNEMLİ BİR KOMŞUMUZDUR”
İran’da geçtiğimiz günlerde bir seçim oldu ve Türk kökenli bir Cumhurbaşkanı seçildi. Her seferinde de Türk kimliğini saklamayan, iftar ettiğini de söyleyen birisi yeni Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan. Bundan sonra Türkiye-İran ilişkilerinde bu durumun bir etkisi olacağını düşünüyor musunuz? Bununla ilgili değerlendirmenizi alabilir miyiz?
Mesut Pezeşkiyan aslında Azeri kökenli bir Türk. Mesela Tebriz’de Türkçe konuşuyor. Ama Kürt bölgelerine gittiği zaman oralarda da Kürtçe konuşabiliyor. Farça’ya da gayet hakim. O şekilde onu da konuşabiliyor. Ben döndüğümüzde kendisiyle irtibat kurup tebrik edeceğim. Bundan sonraki süreçte Türkiye-İran ilişkileri inşallah daha iyi olacaktır. Kaldı ki İran’la bölgede münasebetleri en iyi olan ülke Türkiye. İran bizim tarihi ve kültürel bağlarımız bulunan önemli bir komşumuzdur. Yeni dönemde Türkiye-İran ikili ilişkilerinin artan bir tempoda olumlu istikamette gelişmesini bekliyorum.
TÜRKİYE-İNGİLTERE İLİŞKİLERİ
İngiltere’de de biliyorsunuz seçim oldu ve iktidardaki Muhafazakar Parti büyük bir hezimet yaşadı. Üstelik de Rishi Sunak katı göçmen politikasına rağmen büyük bir yenilgi aldı. Bu yeni dönemde İngiltere ile ilişkilerimiz nasıl olur ve siz bu katı göçmenlik politikaları sunan Rishi Sunak’ın kaybetmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şu ana kadar uyguladıkları politikalar ve İngiltere’nin ekonomik alanda yaşadığı sıkıntılar Rishi Sunak’ın bana göre en önemli kayıp sebebi olmuştur. Sola gelince, 14 yıldır malum İşçi Partisi İngiltere’de bir netice alamadı. Ama şimdi bu seçimde 411 milletvekili kazandılar. Bugüne kadar İşçi Partisi Tony Blair zamanında bile böyle bir sayıya ulaşamamıştı. Şimdi ise bu milletvekili sayısını yakalamak suretiyle İngiltere’de ikinci defa İşçi Partisi böyle bir güce erişti. İşçi Partisi lideri Keir Starmer’ı da henüz tebrik için arayamadım. Şimdi döner dönmez ilk yapacağımız işlerden bir tanesi onu da aramak olacak. Avrupa Birliği’nden ayrılmış bir ülke olarak tekrar katılmayı düşünmediğini söylüyor. Yapacağımız görüşmede “bundan sonra Türkiye-İngiltere ilişkilerini nereye vardırırız?” bunları da konuşacağız. Türkiye ile İngiltere ikili ilişkileri son derece köklüdür. Biz, iktidarımız döneminde gerek İşçi Partili gerek Muhafazakar Partili başbakanlarla çalıştık. Önemli olan iki ülkenin ortak çıkarları doğrultusunda çalışmalar ortaya koymaktır. Yeni dönemde de müttefikimiz İngiltere ile ilişkilerimizi her alanda geliştirmeye devam edeceğiz. Önümüzde önemli gündem başlıkları var bunları ele alarak ilişkilerimizdeki olumlu seyri ilerletmek niyetindeyiz.
KAYSERİ’DEKİ SURİYE PROVOKASYONLARI
Sayın Cumhurbaşkanım son bir yılda özellikle provokatif olaylar birbiri ardınca geliyor. Son örneğini de Kayseri’de gördük zaten. Bunların arkasında bir organize el olabilir mi? Çok sayıda olay oldu çünkü. Ne düşünüyorsunuz?
Muhakkak ortada bir mikser var. Yani bu tür olaylarda bir siyasi mikserin olmaması mümkün değil. Onlar ne kadar bu işi karıştırmaya gayret ederlerse etsinler zaten biz güçlü bir devlet olarak bunlara gereken tokadı anında attık. Bundan sonra da atmaya devam ederiz. Türkiye’nin gücü sayesinde nasıl ki PKK’yı, PYD’yi, KCK’yı, FETÖ’yü çökerttiysek, aynı şekilde bunları da çökertiriz. Ama yeter ki bizim içimizdeki siyasetçiler bu noktada akıllı hareket etsin. Artık biliyorsunuz ana muhalefet diye bir şey kalmadı. Bu muhalefet sürekli kışkırtıcılık yapmaya devam ediyor, rahat durmuyor. Hala kalkıyor, mültecilerle uğraşıyor.
“ESED’E DAVETİMİZİ YAPACAĞIZ”
Şu anda Suriye’den 3 milyonu aşan mülteci ülkemizde. Şimdi öyle bir noktaya geldik ki, Beşar Esed şu anda Türkiye ile ilişkileri düzeltme noktasında bir adım attığı anda biz de ona karşı o yaklaşımı gösteririz. Çünkü biz dün Suriye ile düşman değildik ki, biz Esed ile ailece görüşüyorduk. Biz davetimizi yapacağız. İnşallah bu davetle birlikte de Türkiye-Suriye ilişkilerini geçmişte olduğu gibi aynı noktaya getirelim istiyoruz. Davetimiz her an olabilir. Türkiye’de görüşme olması konusunda ise Sayın Putin’in yaklaşımları var. Irak Başbakanı’nın bu konuda yaklaşımları var. Biz her yerde arabuluculuktan bahsediyoruz da sınırımızdakiyle, komşumuzla niye olmasın?
Embankment Gardens isimli parkta toplanan eylemcilere seslenen Gazze asıllı Hala isimli protestocu, Gazze’de kurban ve ramazan bayramlarının bombardıman altında geçtiğini söyledi.
Kurban Bayramı’nda dağıtılan etlerin ihtiyaç sahiplerine yetmediğini anlatan Hala, “Herkesin aldığı etten yalnızca yarım ısırık yiyebildiğini düşünün. Bunu sadece çok az aile tadabildi. Gazze’nin kuzeyinde ise durum her geçen gün daha kötüye gidiyor. Gazze’nin güneyinde kurban edilen her 5-10 koyuna karşı kuzeyde 1 tane kesildi.” diye konuştu.
Hala, Gazze’nin kuzeyinde kurulan yardım mutfaklarında sadece pilav pişirildiğini de belirterek pilavın yanına ikinci bir yemeği ise ekleyemediklerine dikkati çekti.
Bölgede koyun fiyatlarının da binlerce dolar olduğunun altını çizen Hala, “Kıtlığın boyutu artıyor. Çocuklar çok hızla kilo kaybediyor. Yetişkinler 20-30 kilo kaybediyor. Bunlar tamamen bilinçli yapılıyor. İşgalciler bizim açlıktan ölmemizi istiyor.” dedi.
İsrail saldırılarında annesini ve bir bacağını kaybeden 15 yaşındaki Rafiq isimli bir çocuktan söz eden Hala, “Dünyanın bu çocuğa sahip çıkmasını beklerdik. Ancak son iki aydır Rafiq’in alabildiği tek yardım ağrıkesiciler oldu. Çünkü dünyada İngiltere de dahil hiçbir ülke Rafiq’i ameliyat etmiyor ve ona destek vermiyor. İngiltere’nin bugüne kadar Gazze’den aldığı hasta sayısı sıfır.” ifadelerini kullandı.
Hala, İngiltere’de yaşayan Gazzelilerin aile birleşimi vizelerine başvurmalarına rağmen sonuç alamadığının da altını çizdi.
Konuşmanın ardından protestocular gruplara ayrılarak “engel olma” eylemi yaptıklarında ya da gözaltına alındıklarında sahip oldukları yasal hakların anlatıldığı brifingleri dinledi.
GRUP DAĞILDIKTAN SAATLER SONRA BİR ARAYA GELEREK EYLEMİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ
Yaklaşık 100 eylemci, çok sayıda gruplara ayrılarak parkı terk etti. Küçük polis grupları tarafından takip edilen eylemciler, kısa süre sonra dağılsa da saatler sonra kentin en turistik mekanlarından sayılan Oxford Circus’u trafiğe kapatarak eylemlerini gerçekleştirdi.
Youth Demand’den yapılan açıklamaya göre, ünlü Oxford Caddesi ve Regent Caddesi’nin kesiştiği noktada bulunan kavşağı trafiğe kapatan eylemciler, meşaleler yakarak “Özgür Filistin” ve “Nehirden denize Filistin özgür olacak” sloganları attı.
Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen eylemcilerden Poppy Jabelman, “İngiltere’nin İsrail’e silah satışını durdurmasını istiyoruz çünkü İngiltere’nin Filistin’de açlıktan ölen insanların ve mülteci kamplarının üzerine bomba yağarken İsrail’e satmaya devam etmesi dehşet verici.” ifadesini kullandı.
İngiltere’de 4 Temmuz’da yapılacak genel seçimlere yönelik anketlerde birinci çıkan İşçi Partisi lideri Keir Starmer’a da seslenen Jabelman, “Starmer yaşananları ‘soykırım’ olarak nitelemeyi reddediyor. İşçi Partisi daha önce görülmemiş biçimde bu seçimi kazanacak gibi görünüyor ama çocukların öldürülmesindeki işbirlikleri nedeniyle bu zaferi kutlayamazlar.” değerlendirmesini yaptı.
Eylemci Violet Powell ise açıklamasında, “Ülkemiz bir soykırımın işbirlikçisi. Ülkenin en büyük iki partisi ise bir zulüm yaşandığını redderek İsrail’e silah satışının devamını sağlıyor.” ifadesini kullandı.
Youth Demand’in açıklamasına göre, eylem sonucunda hiçbir protestocu gözaltına alınmadı.
ÖNCEKİ EYLEMDE 10 KİŞİ GÖZALTINA ALINMIŞTI
Youth Demand’in 1 Haziran’da düzenlediği protestoda polis, eylemcilerin kaldırımlardan yollara inmesini engellemiş, tüm ara sokakları ve alt geçitleri kapatarak eylemcilerin belirlenen alanın dışına çıkmasının önüne geçmişti.
Londra Metropolitan Polisi, eylemcilerin Londra’nın içinden geçen Thames Nehri’nin güneyinden kuzeyine geçmesini de gözaltı sebebi sayacağını açıklamıştı.
Eylemciler, trafiğe kapalı alanlar ve kaldırımlarda yaklaşık 1 saat kadar süren yürüyüşün ardından iki ayrı gruba bölünmüş, kısa süre sonra da kentin önemli caddelerinden York Road isimli caddeyi iki farklı noktadan trafiğe kapatmıştı.
Yapılan oturma eylemine müdahale eden polis 10 eylemciyi gözaltına almıştı.
Nisanda da yüzde 4,86’lık artışla 1 milyon 61 bin 26 yabancı turistin rotasında yer alan kent, tüm zamanların en yüksek nisan rakamına ulaştı.
Önceki yıllarda en çok Rusya ve Ukrayna’dan misafirin geldiği Antalya’ya, bu sene en fazla turist gönderen ülkeler sıralamasında değişiklik yaşandı. İlk 4 ayda en fazla turist gönderen ülkeler arasında ilk sırada 539 bin 663 ziyaretçiyle Almanya yer alırken, Rusya 366 bin 783 turistle ikinci sıraya geriledi. Rusya’yı ise 266 bin 120 turistle İngiltere takip etti.
Rusya ve Ukrayna’daki savaş nedeniyle bu iki pazarda turist sayısında ciddi oranda düşüş yaşanırken, Almanya, İngiltere ve Polonya pazarlarında önemli artışlar kaydedildi. Geçen yıla göre Almanya pazarında yüzde 21, İngiltere’de yüzde 32, Polonya’da yüzde 30, İran’da yüzde 52, Belçika’da yüzde 42 ve Fransa’da yüzde 52 artış gerçekleşti.
“17 MİLYON TURİST HEDEFİNE EMİN ADIMLARLA İLERLİYORUZ”
Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği Başkanı Hakan Saatçioğlu, AA muhabirine, bu yıl için belirledikleri 17 milyon turist hedefine emin adımlarla ilerlediklerini söyledi.
Bu yıl kış sezonunun da iyi geçtiğini ve çok sayıda otelin açık kaldığını dile getiren Saatçioğlu, hareketliliğin Ramazan Bayramı tatiliyle daha da arttığını kaydetti.
Rusya ve Ukrayna’dan gelen turist sayısındaki düşüşe işaret eden Saatçioğlu, şöyle konuştu:
“Rusya’dan 2019’da 5,5 milyon turist gelmişti, geçen sene 3 milyon 400’de kaldı, Ukrayna’dan da 1 milyon 780 bin turist gelmişti, geçen sene 280 binde kaldı. Buna göre 3 milyon turisti ağırlama imkanımız yoktu, 3 milyon turist çok ciddi bir rakam. Alternatif pazarlarla Rusya ve Ukrayna’daki boşluğu doldurma şansımız oldu. Özellikle kaynak pazarlarımızdan Almanya, İngiltere ve Polonya’dan çok ciddi bir artış elde ediyoruz.”
Geçen sene kente gelen Rus ile Alman turist sayısı arasında çok az bir fark olduğunu anımsatan Saatçioğlu, bu yıl da Almanya, Rusya, İngiltere, Polonya gibi bir sıralama beklediklerini bildirdi.
Antalya turizminde İskandinav ülkelerinin de önemli olduğunu belirten Saatçioğlu, buradaki misafirlerin özellikle yüksek sezonda değil daha çok sakin dönemlerde geldiğini ve bu durumun turizmin 12 aya yayılmasını sağladığını kaydetti. 2013’te İskandinav pazarından yaklaşık 1 milyon turist geldiğini aktaran Saatçioğlu, son yıllarda ise bu pazarda da ciddi düşüşler yaşandığını ifade etti. Saatçioğlu, bu ülkelerde de çalışılarak sayının artırılabileceğini bildirdi.
OTELLERDEKİ DOLULUK ORANLARI YÜZ GÜLDÜRÜYOR
Kemer Yöresi Tanıtım Vakfı Başkanı Volkan Yorulmaz, turizmdeki gelişmelerin, bağlantılı olduğu tüm sektörleri de etkilediğini söyledi.
Özellikle son 2 yıldaki rakamların sektörün yüzünü güldürdüğünü dile getiren Yorulmaz, “İki önemli pazarımız Rusya ve Ukrayna’da ciddi düşüşler yaşadık. Ama pazar çeşitliliğinde uzun soluklu yaptığımız çalışmaların ekmeğini yemeye başladık. Avrupa pazarı hareketlendi, Almanya birinci pazarımız oldu. İngiltere, Polonya, Çekya, Sırbistan, Doğu ve Batı Avrupa hareketlenince ana pazarlarda düşüş olsa da otel doluluk oranlarımızı aynı seviyelerle devam ettirmeyi başardık.” dedi.
Yorulmaz, Almanya, İngiltere ve Polonya pazarlarında beklentinin üzerinde artış gördüklerini söyledi.
Antalya’nın bu yıl yeni bir rekora imza atabileceğini belirten Yorulmaz, şunları kaydetti:
“Genelde mayıs bizi zorlar ama şu anda yüzde 50-60 civarında doluluk var, ay sonunda dolulukların yüzde 80’i bulacağını tahmin ediyoruz. Tabii bu iyiye işaret. Haziran, temmuz, ağustos zaten hep iyi geçen aylar. Artık eylül, ekim de yüksek sezona girmeye başladı. Deniz suyunun, havanın sıcak olmasıyla Avrupalı turist de eylül, ekim aylarını tercih ediyor. Kasım da açık sezonlardan biri haline geldi.”
Sandviç panel sektörünün küresel ölçekteki üreticilerinden Assan Panel, globalleşme yolculuğuna ivme kazandırıyor. İlk yurtdışı yatırımını 2012’de Ürdün’de, ikinci stratejik yurtdışı hamlesini 2021 yılında Azerbaycan’da gerçekleştiren şirket, Avrupa’daki varlığını güçlendirmeye hazırlanıyor. Ortadoğu ve Kafkaslar’daki pazar payıyla her yıl ihracatta önemli başarılara imza atan şirket, İngiltere Suffolk bölgesindeki ‘Freeport East’ serbest ticaret bölgesinde 45 milyon sterlin yatırımla yeni bir üretim tesisi kurmak için çalışmalara başladı.
Geçtiğimiz yıl İngiltere ve Macaristan’da ofislerini devreye alan Assan Panel, 2025 sonbahar aylarında tamamlanması planlanan tesiste üreteceği yüksek teknolojili ürünlerini İngiltere başta olmak üzere Avrupa pazarına daha hızlı ve kolay şekilde ulaştıracak.
Haluk Kayabaşı: Globalleşme yolculuğumuzda emin adımlarla ilerliyoruz
Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, yarım asrı aşkın süredir Türkiye sanayisinin öncü toplulukları arasında yer alan Kibar Holding’in bugün dünyanın beş kıtasında, 100’ü aşkın ülkeyle ticari ilişkileri bulunduğunu vurguladı. Kayabaşı, “Hızlı bir başlangıç yaptığımız 2024 yılını, Topluluk şirketlerimizden Assan Panel’in globalleşme yolculuğu kapsamında attığımız stratejik bir yatırımla devam ettiriyor, globalleşme yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. Topluluk şirketlerimizden Assan Panel için devreye aldığımız yeni yatırım hamlesiyle, şirketimizin Avrupa pazarındaki varlığını daha da güçlendirmeyi amaçlıyoruz. 85 ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla Grubumuzun ihracat başarısına önemli katkı sunan Assan Panel’in başta İngiltere olmak üzere Avrupa sandviç panel pazarında önemli konuma geleceğine inancım tam” diye konuştu. Kayabaşı, “Önümüzdeki dönemde derinleşmek istediğimiz pek çok pazar var. Yeni yatırımlarımızla bu hedefimize kısa zamanda ulaşarak ülkemizin adını yurtdışında daha fazla duyuracağız” dedi.
‘Geniş ürün gamımızla İngiltere pazarında hızla büyüyeceğiz’
Assan Panel Genel Müdürü İhsan Tolga Akar da yeni yatırımlarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Yurt dışı yatırımlarımıza bir yenisi daha eklemenin mutluluğu ve gururu içerisindeyiz. Ürdün tesislerimiz sektörde bugün Ortadoğu’nun en önemli üretim merkezi, her yıl Ürdün’ün ihracat lideri sanayi şirketleri arasında en üst sıralarda yer alıyor. 2021’de yatırım yaptığımız Azerbaycan tesisimizde planlarımızı birbiri ardına başarılı şekilde devreye aldık. Sandviç panel, sera polikarbonat ve kompozit panel ürünlerinde gerek lokal gerekse bölgesel ihracat pazarlarında öncelikli tercih edilen üretici konumuna geldik” diye konuştu.
Akar, geçtiğimiz yıl ofis açtıkları İngiltere’de gerçekleştirecekleri yeni tesis yatırımıyla, 34 yıllık tecrübelerini İngiltere ve diğer Avrupa ülkelerine aktaracaklarını, inovatif, öncü, sürdürülebilir, enerji verimliliği yüksek ürünlerle Avrupa pazarında sektörde fark yaratmayı amaçladıklarını kaydetti. Akar, “Assan Panel’in kendi Ar-Ge laboratuvarlarında geliştirdiği SmartCore teknolojisi, sektöründe en iyi yalıtım oranını sunuyor, ayrıca Avrupa Birliği’nin başta sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm süreçleri gibi başlıklarda 2025’te devreye girecek yönetmeliklerini şimdiden karşılıyor. Assan Panel olarak yangın dayanımı gibi önemli konularda mevcut tüm regülasyonlara uyumlu ürünler üretiyor ve bu konularda müşterilerimizi bilgilendiriyoruz. Ürünlerimizin sertifikalandırılmış kalitesi ve yüksek performansıyla Avrupa pazarından kısa zamanda güçlü bir pay alacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.
]]>Pinch, annesinin bir Yahudi olarak İsrail’in Filistin topraklarında yaptığı eylemlerinden duyduğu utanç, İsrail karşıtı Yahudilerin maruz kaldıkları muamele ve Gazze’de insani krize ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yahudi aktivist Pinch, annesi Claudia Rosoux’un Nazi Almanyasının 1938’de ilhak ettiği Çekoslovakya’nın Sudetenland bölgesinden İngiltere’ye mülteci olarak geldiğini ve bir Yahudi olarak Filistinlilere yapılanlardan her zaman utanç ve nefret duyduğunu söyledi.
Annesinin asla kendisini kurban gibi hissetmek istemediğini ve kendisini de öyle yetiştirildiğini belirten Pinch, “Ne yazık ki annem şimdi hayatta değil fakat tamamen insanlıktan çıkarılan Filistinlilere yapılanlar karşısında mezarında ters dönüyordur.” dedi.
“İSRAİL’İ SOYKIRIMCI OLMAKLA SUÇLAMAYA CÜRET ETTİKLERİ İÇİN KÖTÜ MUAMELE GÖREN YAHUDİLER VAR”
Pinch, Yahudilik ile İsrail’i karşılaştırmanın en büyük antisemitizm olduğu, Yahudilik ile İsrail’in asla eş tutulamayacağı değerlendirmesini yaptı.
İngiltere’de kendisiyle aynı fikirde olan pek çok Yahudinin olduğuna işaret eden Pinch, “İsrail’i ırkçı ve aslında soykırımcı olmakla suçlamaya cüret ettikleri için kötü muamele gören, İşçi Partisi’nden ve diğer yerlerden atılan pek çok Yahudi var.” dedi.
Pinch, Gazze’de devam eden soykırımın yanı sıra, Batı Şeria’da da 1948’den bu yana etnik temizliğin devam ettiğinin altını çizerek, Filistin’de yaşananların yeni olmadığını ve 7 Ekim’de de başlamadığını dile getirdi.
Holokost’tan kurtulan Claudia Rosoux’un kızı Pinch, “Annem, bir Yahudi olarak İsrail’in Filistinlilere yaptıklarından utanç duyarak öldü.” ifadesini kullandı.
“İNGİLTERE FİLİSTINLİLERE EN BAŞINDAN BERİ İHANET ETTİ”
Pinch, eşitlik, insan hakları, haysiyet, hareket özgürlüğü ve uluslararası hukukun Filistinlilere de eşit şekilde uygulanmasını talep ettiklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Filistinlilere Batı, Amerika ve İngiltere tarafından oynanan bir oyunda piyon muamelesi yapıldı. İngiltere, İsrail’in kurulmasına yardımcı oldu ve Filistinlilere en başından beri ihanet etti. Filistinlilere yapılanlar karşısında dehşete düşen pek çok Yahudi olduğunu göreceksiniz. Hatta İsrail’de de bu yapılanlardan dehşete düşen arkadaşlarım var ve onlar bile şu anda nasıl hissettiklerini açıkça söyleyemiyor.”
Pinch, Gazze’de de arkadaşları olduğunu belirterek, “Hiçbir şeyleri olmadığı için yaşama isteklerini kaybetmiş insanlar var. Her şeyleri ellerinden alındı ve Gazze yok edildi. Ekoloji, tarım arazileri, eğitim, altyapı, her şey yok edildi.” dedi.
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının asla meşru gösterilemeyeceğinin altını çizen Pinch, sözlerini şöyle tamamladı: “Sakın bana bunların (İsrail’in saldırılarının) herhangi birinde meşru müdafaa olduğunu söylenmesin. Bu kasıtlı bir etnik temizlik, yıkım ve soykırımdır. Gazze halkına söyleyeceğim şey; size destek çıkan insanlar var, sizin için mücadele eden insanlar var fakat ne yazık ki şu anda sizin için gerçekten endişeleniyorum ama şunu da bilin ki dünyada başınıza gelenler karşısında dehşete düşen pek çok kişi var.”
Filistinli eşi Nadia El-Nakla’nın annesi ve babasının saldırılar sırasında Gazze’de mahsur kalmasını hatırlatan Yusuf, “Hayatımın en kötü dört haftasıydı. Kayınvalidem ve kayınbabamın öldürülüp öldürülmediğini bilmiyorduk.” diye konuştu.
Yusuf, ülkenin en güçlü siyasi figürlerinden biri olmasına rağmen eşinin ailesini Gazze’den çıkaramadığını, 4 hafta boyunca büyük çaresizlik duyduğunu ifade etti.

Kayınvalidesi ile kayınbabasının mahsur kaldıkları sırada kendilerinde travma yaratacak olaylara şahit olduğunu kaydeden Yusuf, “Benim için en anlaşılmaz olan durum (Gazze) bu düzeyde bir acının televizyon kanallarında gösteriliyor olması. Dünya bunu ya umursamıyor ya da açıkçası durdurabilecek kadar umursamıyor gibi görünüyor.” değerlendirmesini yaptı.
Yusuf, 7 Ekim’den sonra Batı’da ateşkes çağrısında bulunan ilk liderlerden olduğuna işaret ederek İngiltere Başbakanı Rishi Sunak ve ana muhalefetteki İşçi Partisi lideri Keir Starmer dahil, ülkedeki çeşitli siyasi figürlere mektup yazdığının altını çizdi.
Sunak’ın mektubu yanıtladığından bile emin olmadığını aktaran Yusuf, “Eğer aldıysam bile şu anki tutumundan farklı bir yanıt almamışımdır.” ifadelerini kullandı.
Yusuf, Starmer’ın Gazze konusundaki tutumuna da değinerek “Bir insan hakları avukatı olarak özellikle saldırıların ilk günlerinde toplu cezalandırmayı haklı çıkarmaya çalışması beni büyük hayal kırıklığına uğrattı. Onun geçmişine sahip birisi bu durumu daha iyi ele almalıydı. Tutumu yalnızca sorumsuzca değil aynı zamanda tamamen yanlıştı.” dedi.
– “DÜNYA İZLİYOR. HER BİRİMİZ YARGILANACAĞIZ. TARİH BİZİ YARGILAYACAK”
Hamza Yusuf, İngiltere’nin Gazze konusundaki tutumuna ilişkin, “İngiltere hükümetinin İsrail’e silah vermeyi durdurması gerekiyor.” diye konuştu.
İsrail’in Gazze’yi işgalinde yaşamını kaybeden sivillere değinen Yusuf, “İnsancıl hukukun alenen ihlalinden sorumlu bir orduya ve hükümete silah tedarik etmenin gerekçesi ne olabilir?” ifadelerini kullandı.

Yusuf, konuya ilişkin İngiltere hükümetiyle iletişime geçeceğini belirterek “elinden geleni yapacağı” mesajını verdi.
Ramazan ayında “İsrail’in işgal başlatma tehdidinin toplu katliama yol açacağını” ifade eden Yusuf, doğru olanın İsrail’e silah tedarik etmemek olduğunu, İngiltere hükümetinin, kendisini dinlemesini umduğunu söyledi.
Yusuf, Ekim 2023’ten bu yana Gazze’ye ilişkin istikrarlı bir tutumu olduğunu belirtti ve Gazze’de “derhal ateşkes sağlanması için uluslararası toplum olarak ellerinden geleni yapmaları gerektiğini” vurguladı.
Gazze konusunda bir çifte standart olduğunu belirten Yusuf, “Batı’nın Gazze’deki duruma verdiği yanıta bakılırsa, ahlaki otoritemizi kaybettik.” ifadesini kullandı.
Yusuf, Gazze’de masum çocuklar, kadınlar ve erkeklerin olduğunun altını çizerek “Onlar suç işlemedi, herhangi bir saldırıda yer almadı.” dedi.
Bölgedeki sivillerin “insani bir felaket” yaşadığını dile getiren Yusuf, “Dünya izliyor. Her birimiz yargılanacağız. Tarih bizi yargılayacak.” diye konuştu.
Yusuf, Gazze’de ateşkese ihtiyaç olduğunu belirterek bölgedeki sivillere ilişkin “Çok üzgünüm çünkü hükümetler tarafından yüzüstü bırakıldınız. İktidardakiler, sizi koruması gereken çok uluslu kuruluşlar tarafından yüzüstü bırakıldınız. Çocukları bile koruyamadık.” ifadelerini kullandı.
“YAHUDİ KARŞITI İFADELER PARLAMENTO BİNAMIZA YANSITILMIŞTIR”
İngiltere’nin sembollerinden Big Ben (Elizabeth Kulesi) saat kulesine “Nehirden denize Filistin özgür olacak” ifadesi yansıtıldığını hatırlatan Sunak, “Aşırıcılık yanlıları tarafından terörü teşvik etmek için meşru protestolar gasp edilmiş, halkın seçilmiş temsilcileri sözlü ve fiziksel olarak tehdit edilmiş ve Yahudi karşıtı ifadeler parlamento binamıza yansıtılmıştır.” ifadesini kullandı.
Sunak, mecliste ateşkes çağrısı yapan önergenin görüşülmesinde yaşanan gerginliğe de değinerek, “parlamentoya verilen gözdağının” işe yaradığını kaydetti.
“ANTİSEMİTİZM IRKÇILIKTIR”
İngiltere’de 7 Ekim 2023’ten sonra antisemitizm olaylarında patlama yaşandığını ifade eden Sunak, “Basitçe söylemek gerekirse antisemitizm, ırkçılıktır. Irkçılığı deneyimlemiş birisi olarak söylemeliyim ki ırkçılığı gördüğüm anda tanırım.” ifadelerine yer verdi.
Ülkesinin ilk Asya kökenli başbakanı olduğunu kaydeden Sunak, “Ailem bu ülkeye geldiğinde kültürel miraslarını ve dinlerini korudular ama bu onların yeni toplumu kucaklamalarına ve ona hizmet etmesine engel olmadı. İngiliz oldular ve bundan gurur duydular. Amacımız bu olmalı, son zamanlarda sokaklarımıza bulaşan şiddet, tehdit ve başkalarına karşı hoşgörüsüzlük değil.” değerlendirmesini yaptı.
“SUNAK’IN ZAYIFLIĞI”
İktidardaki Muhafazakar Parti Milletvekili Lee Anderson’un parti üyeliğinin askıya alınmasına neden olan Müslüman karşıtı ifadeleri hakkında Sunak’ın açıklama yapmaması ise muhalefet tarafından eleştirilerin hedefi oldu.
Ana muhalefetteki İşçi Partisi lideri Keir Starmer, The Observer için kaleme aldığı makalede, Sunak’ın Muhafazakar Partiyi aşırılık yanlıları için “güvenli liman” haline getirdiğini kaydetti.
Starmer, Anderson’un Londra Belediye Başkanı Khan hakkında kullandığı, “İslamistlerin Londra’yı kontrol altına aldığını düşünüyorum. (Khan) başkentimizi arkadaşlarına verdi.” ifadelerinin “İslamofobik” kabul edilirken, eski İçişleri Bakanı Suella Braverman’ın “İslamistler, aşırılık yanlıları ve antisemitistler İngiltere’yi yönetiyor.” ifadelerinin “İslamofobik” kabul edilmemesini de eleştirdi.
Sunak’ın partisindeki Müslüman karşıtı söylemlerde bulunanlara yönelik neden adım atmadığını soran Starmer, “Sunak’ın zayıflığı, Muhafazakar milletvekillerinin tamamen dokunulmaz şekilde hareket etmelerine neden oluyor.” değerlendirmesinde bulundu.

2 BİN 10 “İSLAMOFOBİ VAKASI” İHBARI YAPILDI
Müslüman karşıtı söylemlerin hedefindeki Londra Belediye Başkanı Khan, dün yaptığı açıklamada, bu sözlerin ülkede artan Müslüman karşıtı nefretin üzerine benzin döktüğünü belirterek, Başbakan Sunak’ın açıklama yapmamasını eleştirmişti.
Khan, “Sunak ve kabinenin sağır edici sessizliği bu ırkçılığa göz yumuyor. Bu, ülke genelinde çok sayıda insanın konu ırkçılık olduğunda bir hiyerarşi olduğuna inanmasını doğruluyor.” demişti.
Sunak ve bakanların söz konusu ifadeleri kınamamasına anlam veremediğini kaydeden Khan, “Bu tür ırkçılığın suç ortağı gibiler.” diyerek bu durumun, Müslümanlara karşı söylemlerin rahatlıkla kullanılıp, nefret suçlarının rahatlıkla işlenebileceği mesajı verdiğinin altını çizmişti.
İngiltere’de Müslüman karşıtlığı konusunda çalışmalar yürüten “Tell MAMA” sivil toplum kuruluşu, 7 Ekim 2023-7 Şubat’ta ülkede 2 bin 10 “İslamofobi vakası” ihbarı yapıldığını belirterek, bir önceki yılın aynı döneminde bu sayının 600 olduğunu açıklamıştı.