Shenzhen ve Dongguan kentlerindeki resmi temaslarda, Komisyon Başkanı Mustafa Varank, Başkanvekili Şahin Tin, Komisyon Sözcüsü Cevahir Uzkurt, Üyeler Adem Çalkın, Arslan Tatar, Yusuf Ziya Aldatmaz, Mehmet Eyüp Özkeçeci, Müzeyyen Şevkin, Ednan Arslan, Şeref Arpacı, Ömer Öcalan ve Rıdvan Uz yer aldı.

Çin temaslarına ilişkin AA muhabirine bilgi veren Mustafa Varank, Çin’in davetlisi olarak gerçekleştirilen ziyareti komisyon üyesi tüm partilerden milletvekillerini davet ederek gerçekleştirdiklerini belirtti.
Varank, görüşmelerde Çin ile önümüzdeki dönemde yapılabilecek işbirliği fırsatlarının ele alındığını belirterek, “Dünyada devam etmekte olan üretim teknolojilerindeki ve sanayi alanındaki yarışta ülkelerin konumlarını, pozisyonlarını ve kapasitelerini görmek için bu organizasyonu gerçekleştirdik.” dedi.

ÇİNLİ ŞİRKETLER TÜRKİYE’YE GELECEK
Shenzhen’in teknoloji ve üretim anlamında dünyadaki örnek şehirlerden biri olduğunu kaydeden Varank, “Bu bölgeye Çin’in Silikon Vadisi deniyor. Burası hem sanayi üretimi hem de teknoloji geliştirme anlamında dünyanın en önemli yerlerinden bir tanesi. Burada farklı şirketleri ve farklı alanlarda çalışan firmaları ziyaret ettik. Aynı zamanda Shenzhen bölgesinin yönetimiyle de temaslarımızı sürdürdük. Onlar da Türkiye ile işbirliğini geliştirmek için gerekli adımları atmak üzere ülkemize bir ziyaret gerçekleştirecekler.” ifadelerini kullandı.

ZİYARET TÜRKİYE’YE VE ÇİN’E ÖNEMLİ KATKILAR SAĞLAYACAK
Türkiye’nin sadece bölgesinde değil artık dünyada da üretim ve teknoloji ile ön plana çıktığını dile getiren Varank, şöyle devam etti:
“Kendi ayaklarımız üzerinde durmak, kendi teknolojimizi geliştirmek, dünyaya sanayi ürünleri ihraç eden bir ülke olmak istiyoruz. Bu konuda bu zamana kadar çok güzel neticeler aldık. Önümüzdeki dönemde hangi işbirliklerini gerçekleştirebiliriz, hangi ülkelerle, hangi şirketlerle güçlerimizi birleştirerek teknoloji geliştirip üretim yapabiliriz, bunun gayretini gösteriyoruz. Sanayi ve teknoloji üretiminde farklı ülkelerin, farklı pozisyonları var. Biz aslında Türkiye ile işbirliği anlamında doğu ya da batı demeden bütün ülkelerle ve şirketlerle işbirliğini geliştirmeye çalışıyoruz. Bir yandan onları doğrudan yatırımlarla Türkiye’ye davet ederken, diğer yandan ortak teknoloji geliştirme ve teknoloji transferiyle işbirliği yapmaya çalışıyoruz. Bu ziyaret Türkiye’ye ve Çin’e önemli katkılar sağlayacak. Komisyon olarak hükümetimize ve ilgili bakanlıklarımıza burada edindiğimiz tecrübeleri, yaptığımız görüşmeleri aktaracağız.”

TEKNOLOJİ GELİŞTİRME VE TEKNOLOJİ TRANSFERİ
Mustafa Varank, Çin temasları sırasında dünyanın en önemli teknoloji firmalarından birisi olan Huawei’yi de ziyaret ettiklerini belirtti.
Varank, Huawei’nin Çin’deki AR-GE ve üretim tesislerini ziyaretlerinde ise otonom sürüş, elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji ve depolama teknolojileri hakkında bilgiler aldıklarına işaret ederek, “Heyetimiz resmi temaslarında Türkiye ile Çin arasında doğrudan yatırım fırsatlarını ele alırken, teknoloji geliştirme ve teknoloji transferi konusunda da görüş alışverişinde bulundu.” dedi.

OTONOM SÜRÜŞ DENEYİMİ
Varank, Huawei’nin üst düzey yöneticileriyle yaptıkları toplantılar ile AR-GE ve üretim tesislerindeki gözlemlerine ilişkin şu bilgileri verdi:
“Huawei Türkiye’de 22 yıldır faaliyet gösteren bir firma. 1500 çalışanıyla 1300’ün üzerinde mühendisiyle, Türkiye’de Türk mühendislerle çözümler geliştirip bu ürünleri dünyaya pazarlayan bir şirket. Önümüzdeki dönemde de bu manada işbirliklerimizi artırmayı hedefliyoruz. Yakın dönemde Türkiye’de özellikle veri merkezi yatırımlarıyla ilgili ön açıcı kanuni çalışmalarımız da oldu. Türkiye’ye veri merkezi yatırımlarını çekmek istiyoruz. Buradaki veri merkezi ve benzeri sistemlerle ilgili dünyadaki güçlü oyunculara baktığımızda bir tanesinin de Huawei olduğunu biliyoruz. Huawei’nin Türkiye’de yapacağı veri merkezi yatırımıyla ilgili görüşmelerimiz oldu. Aynı zamanda bize dünyadaki en önemli teknoloji alanlarından biri haline gelen elektrikli araçlarla ilgili yaptıkları çalışmaları gösterdiler. Otonom sürüş noktasında geldikleri noktaları bize tanıtmaya çalıştılar. Otonom sürüş, elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji ve depolama teknolojileri konusunda Türkiye ve Çin’in önümüzdeki dönemde yapabileceği işbirlikleri var. Bunların artırılmasını istiyoruz. Önümüzdeki dönemde Çinli şirketlerin Türkiye’ye daha fazla ilgi göstereceğini göreceğiz. Komisyonumuzun temaslarının buna önemli katkıları olacağına inanıyorum.”
TEKNOLOJİ TRANSFERİ VE ÜRETİM SÜREÇLERİNDE İŞBİRLİĞİ
TBMM heyetinin Çin ziyaretinin sonunda, teknoloji ve inovasyon alanında işbirliği imkanları değerlendirilerek, Türkiye ve Çin arasında teknoloji transferi ve bilgi paylaşımının artırılması yönünde olumlu adımlar atılması konusunda mutabık kalındı.
Ziyaret sonunda yapılan açıklamalarda, bu tür ziyaretlerin, iki ülke arasındaki teknolojik işbirliğini güçlendireceği ve yenilikçi projelerin hayata geçirilmesine katkı sağlayacağı ifade edildi.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin görüşmesinin yankıları sürerken Pyongyang’dan ikili arasında imzalanan Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşmasına dair açıklama geldi.
Tarafların muhtemel bir saldırı halinde birbirlerine gecikmeksizin askeri yardım sağlama konusunda mutabık kaldığı belirtilirken, Birleşmiş Milletler (BM) Anlaşmasının 51. maddesinin “BM üyesi ülkelerin kendilerine karşı silahlı bir saldırı düzenlenmesi halinde bireysel ve kolektif meşru müdafaa hakkına sahip olduğunu öngördüğü” hatırlatıldı. Putin ve Kim tarafından imzalanan anlaşmada “İki taraftan biri, tek bir ülkeden veya birkaç ülkeden gelen silahlı saldırı nedeniyle savaşa girerse diğer taraf BM Anlaşmasının 51. maddesi ile Kuzey Kore ve Rusya Federasyonu yasaları uyarınca elindeki tüm imkanları seferber ederek gecikmeksizin askeri ve diğer yardımları sağlayacaktır” ifadelerinin yer aldığı kaydedildi. Anlaşmanın ayrıca taraflara birbirlerinin çıkarlarını ihlal eden üçüncü ülkelerle işbirliği yapmama şartı getirdiği belirtildi.

ANLAŞMANIN AMACI KALICI ORTAKLIK
Amacı “uluslararası hukuk ilkelerine dayalı kalıcı bir ortaklık geliştirmek” olan anlaşma çerçevesinde tarafların “küresel stratejik istikrarı ve yeni adil ve eşit bir uluslararası düzeni” kurmak üzere işbirliğini güçlendireceği ifade edilirken, anlaşma metninde “İki taraf, savaşın önlenmesi ve bölgesel ve küresel barış ve güvenliğin sağlanması için savunma kabiliyetlerini güçlendirmeye yönelik mekanizmalar geliştirecektir” ifadelerinin yer aldığı belirtildi.
Savunma dışında birçok farklı alanda işbirliği öngören anlaşmada şu maddeler yer aldı:
– Taraflar, karşılıklı ticaret hacmini artırmak, gümrük ve mali hizmetler gibi alanlarda ekonomik işbirliği için uygun şartları oluşturmak ve 28 Kasım 1996 tarihinde kabul edilen Yatırımların Teşviki ve Korunmasına İlişkin Hükümetlerarası Anlaşmaya uygun olarak karşılıklı yatırımları teşvik etmek ve korumak için çaba gösterecektir
– Taraflar, Kuzey Kore ve Rusya Federasyonu’nun özel veya serbest ekonomik bölgelerine ve bu bölgelerde çalışan kuruluşlara destek sağlayacaktır
– Taraflar uzay, biyoloji, barışçıl nükleer enerji, yapay zeka, bilişim alanları dahil olmak üzere bilim ve teknoloji alanlarında değişim ve işbirliğini geliştirecek ve ortak araştırmaları proaktif olarak kolaylaştıracaktır
– Taraflar, kapsamlı ikili ilişkilerin geliştirilmesinin önemi doğrultusunda karşılıklı ilgi alanlarında işbirliğini ve kalkınmayı destekleyecektir
– Taraflar, Kuzey Kore ve Rusya Federasyonu arasında doğrudan bağlar kurulması için elverişli şartlar kuracak ve iş forumu, seminer, sergi ve ticaret fuarı gibi bölgeler arası ortak etkinlikler düzenleyerek ekonomik ve yatırım potansiyellerinin karşılıklı olarak anlaşılmasını teşvik edecektir
– Taraflar tarım, eğitim, halk sağlığı, spor, kültür, turizm gibi alanlarda değişim ve işbirliğini artıracak ve çevre koruma, doğal afetlerin önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması alanlarında birbirleriyle işbirliği yapacaktır
– Taraflar ülke dışı nitelik taşıyan yaptırımlar da dahil olmak üzere tek taraflı zorunlu yaptırımların uygulanmasına karşı çıkacak ve bu tür yaptırımların uygulanmasını BM kuralları ve uluslararası hukuk ve düzenlemelere aykırı yasadışı tedbirler olarak kabul edecektir
– Herhangi bir üçüncü ülkenin taraflardan birine karşı tek taraflı zorunlu yaptırımlar uygulaması halinde, iki taraf da yaptırımların dolaylı etkilerini ortadan kaldırmak veya en aza indirmek için pratik çaba gösterecektir
– Taraflar uluslararası terörizm, radikalizm, çok uluslu organize suçlar, insan ticareti, rehin alma, yasadışı göç, yasadışı para dolaşımı, suç yoluyla elde edilen gelirin aklanması, terörizmin finansmanı, kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanı, sivil havacılık ve deniz seyrüseferinin güvenliğini tehdit eden yasadışı eylemler ve malların, uyuşturucu bileşenlerinin, silahların, kültürel ve tarihi kalıntıların yasadışı dolaşımı gibi tehditlerle mücadelede birbirleriyle işbirliği yapacaktır
– Taraflar bilgi güvenliği alanında birbirleriyle işbirliği yapacak ve ilgili yasal ve normatif temelin geliştirilmesi ve kurumlar arasındaki diyaloğun derinleştirilmesi gibi yollarla ikili işbirliğini güçlendirmeye çalışacaktır
– Taraflar, bu anlaşmanın ve bu anlaşmada belirtilmeyen alanlara ilişkin diğer anlaşmaların uygulanması için aktif olarak işbirliği yapacaktır
24 YIL ARADAN SONRA İLK ZİYARET
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 24 yıl aranın ardından ilk kez ziyaret ettiği Kuzey Kore’de ülke lideri Kim Jong-Un ile bir araya gelmiş, ikilinin karşılıklı işbirliğini yeni bir boyuta taşımak üzere Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzaladığı açıklanmıştı. Putin, detayları merak konusu olan anlaşma ile ilgili yaptığı ilk açıklamada, “Bugün imzalanan kapsamlı ortaklık anlaşması, diğer hususların yanı sıra taraflardan birine yönelik dış saldırı durumunda karşılıklı yardımlaşmayı da içeriyor” ifadelerini kullanmıştı. Pyongyang’ın muhtemel askeri riskler karşısında kendini savunma hakkı olduğunu belirten Putin, “Rusya bugün imzalanan anlaşma uyarınca Kuzey Kore ile askeri-teknik işbirliğini göz ardı etmemektedir” demişti.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde baş başa ve heyetler arası görüşmelerde bulundu.
Görüşmelerin ardından, Yılmaz ve Asadov’un başkanlığında, Türkiye-Azerbaycan Karma Ekonomik Komisyonu 11. Dönem Toplantısı düzenlendi.
Toplantı sonrasında iki ülke arasındaki anlaşmaların imza törenine geçildi.

120 maddelik KEK Protokolü’nü imzalayan Yılmaz ve Asadov’un huzurunda, komisyon kapsamında ayrıca şu anlaşmalar imza altına alındı:
“- Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ile Azerbaycan Cumhuriyeti Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Kalkınması Ajansı (KOBİA) Arasında Mutabakat Zaptı
– Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı Arasında Ticaretin Kolaylaştırılması Ortak Çalışma Grubu Kurulmasına İlişkin Mutabakat Zaptı
– Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Su Alanında İşbirliği Anlaşması
– Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Gıda Güvenliği Ajansı Arasında Hayvan Hastalıkları ile Mücadelede İşbirliği Hakkında Niyet Beyanı.”

“İKİLİ İLİŞKİLERİMİZE PEK ÇOK BAŞLIKTA İVME KAZANDIRMAYI HEDEFLİYORUZ”
İmza töreninin ardından Asadov ile birlikte basın açıklaması yapan Yılmaz, iki ülke arasındaki işbirliğinin bu seviyelere gelmesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in dirayetli liderliği, dostluğu ve kararlılığının büyük rolü olduğunu söyledi.
İki kardeş ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da güçlendirilmesi yönünde KEK mekanizmasına önem verdiklerini dile getiren Yılmaz, 10. dönemde imzalanan 86 maddelik eylem planındaki eylemlerden yüzde 74’ünü, 64 adedini gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yeni eylem planımızda ise ticaret, yatırım, sanayi, teknoloji, dijital dönüşüm, tarım, orman, su, gıda güvenliği, enerji, madencilik, çevre, şehircilik, eğitim, bilim, kültür, turizm, gençlik ve spor, sağlık, afet-acil durum, finans, göç ve diaspora gibi başlıklarda 120 adet eylem maddemiz bulunuyor. 11. Dönem Eylem Planımızda, KOBİ’ler arasında işbirliğinin geliştirilmesi, kamu-özel sektör işbirliği alanında tecrübe paylaşımı yapılması, yeni kara yolu anlaşmasının imzalanması, Orta Koridor’da işbirliğinin güçlendirilmesi, Enerji Forumu’nun 4. toplantısının düzenlenmesi, üniversiteler arası işbirliğinin geliştirilmesi, gençlik forumu düzenlenmesi, işgalden kurtarılan bölgelerin kalkınması alanında işbirliğinin güçlendirilmesi, Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması yönünde çalışmaların yapılması gibi eylemler bulunmaktadır. Önümüzdeki dönemde, bu eylem maddelerini Azerbaycanlı kardeşlerimizle koordinasyon içerisinde hızlı ve etkin bir şekilde hayata geçirerek, ikili ilişkilerimize pek çok başlıkta ivme kazandırmayı hedefliyoruz.”
“HEDEFİMİZ, 15 MİLYAR DOLARLIK TİCARET HACMİNİ EN KISA SÜREDE YAKALAMAKTIR”
Toplantı vesilesiyle, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri güçlendirme yollarına, mevcut işbirliklerinin derinleştirilmesine, yeni işbirliği alanlarının ortaya konulmasına ve ortak projeler geliştirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunduklarını aktaran Yılmaz, 2023 yılında Azerbaycan ile ikili ticaret hacminin 7,5 milyar doları bulduğunu, Türkiye’nin Azerbaycan’ın ihracatında ikinci, ithalatında ise üçüncü sırada yer aldığını hatırlattı.
Yılmaz, Azerbaycan’ın en önemli ticaret ortaklarından biri olmaktan büyük memnuniyet duyduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Hedefimiz, Sayın Cumhurbaşkanlarımız tarafından belirlenen 15 milyar dolarlık ticaret hacmini en kısa sürede yakalamaktır. Yolun yarısına gelmiş durumdayız, kalanını da önümüzdeki dönemde hızlı bir şekilde alacağımıza inanıyoruz. Bu kapsamda, 2021 yılında yürürlüğe giren Tercihli Ticaret Anlaşmamızın kapsamını genişletiyoruz. Kapsamın Genişletilmesine İlişkin Protokol’e dair iç onay süreçlerini en kısa sürede tamamlamayı ve iş insanlarımızın Türkiye ve Azerbaycan pazarına erişimlerini daha avantajlı hale getirmeyi amaçlıyoruz. Bu çalışmalarımız, ticaret hacmi hedefimize ulaşmayı kolaylaştıracaktır. Tercihli ticareti orta vadede serbest ticaretle de inşallah taçlandıracağız.”
Ulaşım imkanlarını geliştirme, gümrüklerde sadeleştirme, gümrük kapılarında iyileştirme gibi tedbirlerle ticareti çok daha kolay ve hızlı hale getirmeyi hedeflediklerini belirten Yılmaz, Türkiye’nin Azerbaycan’daki yatırımlarının 13 milyar dolar seviyesine ulaştığını, üçüncü ülkelerden giden yatırımların eklenmesiyle bu rakamların daha yükseleceğini dile getirdi.
Cevdet Yılmaz, Azerbaycan’ın Türkiye’deki yatırımlarının 21 milyar dolar seviyesinde olduğunu bildirerek, “Müteahhitlerimiz, Azerbaycan’da bugüne kadar 19,3 milyar dolar değerinde 526 proje üstlenmiştir. Bundan sonraki süreçte de Azerbaycan’daki yatırımlarımızı arttırmaya ve başta işgalden kurtarılan bölgeler olmak üzere Azerbaycan’ın alt ve üstyapısının geliştirilmesine yönelik tüm projelere katkı sunma konusunda hazır ve istekliyiz.” diye konuştu.
Türkiye Yüzyılı’nı Azerbaycan-Türkiye kardeşliğinin de yüzyılı yapmak için omuz omuza çalışmaya devam edeceklerini anlatan Yılmaz, “Her zaman iyi günde, kötü günde, rahat ve sıkıntılı zamanlarda kader birliği içinde tek millet iki devlet anlayışıyla yolumuza devam edeceğiz.” dedi.
Toplantıda, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile Azerbaycan Dijital Kalkınma ve Ulaştırma Bakanı Reşad Nebiyev ve Bilim ve Eğitim Bakanı Emin Emrullayev de hazır bulundu.
]]>
Enerjideki işbirliği alanlarını “yakın ve daha ileriye dönük” olarak sınıflandıran Stambolis, “Acil alanların başında elektrik geliyor, çünkü halihazırda elektrik alışverişi yapıyoruz. Bir elektrik bağlantı hattımız var. İki ülke ikinci bir bağlantı hattı inşa etmeye karar verdi. Sistemin elektrifikasyonu sağlandıkça daha fazla elektriğe ihtiyaç duyulacak. Bu nedenle ara bağlantılar çok önemli hale geliyor.” dedi.
Stambolis, Nea Santa ile Babaeski arasında planlanan ikinci bağlantı hattının, yenilenebilir enerji üretimindeki artışın yanı sıra Türkiye’de nükleer enerji santralinin devreye alınmasıyla daha fazla elektrik üretiminin öngörüldüğü bir döneme denk geldiğini belirterek şöyle devam etti:
“Bunun geliştirilmesi çok önemli stratejik bir adım. Bu iki ülke arasındaki elektrik ticaretini de teşvik edecektir. Türkiye’nin enerji borsası EPİAŞ, bizim enerji borsamız HEnEx gibi çok önemli bir iş yapıyor. Dolayısıyla bir sonraki adım, EPİAŞ ile HEnEx arasında bir tür işbirliği olacaktır.”
Doğal gazın enerji dönüşümünde önemli bir yere sahip olacağını dile getiren Stambolis, “Bu alanda iki ülke, politika hamlelerinin koordinasyonu ve güvenliği açısından birlikte çalışabilir.” değerlendirmesinde bulundu.
Stambolis, “Türkiye’nin gaz piyasası çok gelişmiş durumda ve ülke, bölgenin ana enerji merkezi konumunda. Türkiye’de çok sayıda gaz giriş noktası var, ayrıca Sakarya’da kendi gazını üretmeye başladı.” ifadesini kullandı.
İki ülke arasındaki mevcut doğal gaz boru hattının 15 yılı aşkın süredir faaliyette olduğuna işaret eden Stambolis, büyük bir hat olmasına rağmen bu hattan yeterince faydalanılamadığını söyledi.
Stambolis, “Yunanistan tarafındaki alım sahasını geliştirmemiz şartıyla Türkiye’den daha fazla gaz alma imkanımız var.” diye konuştu.
İki ülkenin sahip olduğu yüzer LNG terminallerine dikkati çeken Stambolis, “LNG çok alınıp satılabilen bir şey. Yunanistan ile Türkiye arasındaki petrol ürünleri ticareti gibi LNG ticareti yapacağımız bir durumu öngörebiliyorum.” dedi.
Stambolis, “Yunanistan ile Türkiye ve belki de bölgedeki diğer ülkeler arasında daha geniş bir işbirliği geliştirmenin bir sonraki aşaması, bölgesel olarak petrol ve gaz ticareti yapabileceğiniz EastMed enerji pazarını kurmak olacaktır. Sizin EPİAŞ’ınız var, bizim de HEnEx’imiz var. Hem türev piyasasında hem de fiziksel piyasada bazı ortak ürünler oluşturabilirler.” değerlendirmesinde bulundu.
İki ülkenin pek çok konuda bilgi alışverişinde bulunabileceğine işaret eden Stambolis, şunları söyledi:
“İki ülke arasında elektrik ve gaz konusunda bir daimi komite kurulmasını etkileşim açısından çok önemli buluyorum. Her iki ülkenin de yararına çalışabilir. Bu alanı takip eden bir enstitü olarak iki hükümete bir öneride bulunacak olsaydık, yıl boyunca düzenli olarak toplanacak, bilgi alışverişinde bulunacak ve birbirlerinden deneyim kazanmaya çalışacak ortak bir elektrik ve gaz komitesi kurun derdik. Bu spesifik bir öneri.”
“KİLİT NOKTA İŞBİRLİĞİ”
Yunanistan’ın doğal gaz iletim sistemi operatörü DESFA’nın Strateji ve İş Geliştirme Direktörü Michael Thomadakis de ikili işbirliğinde öngörülen ilk projelerden birinin enterkonnekte bağlantı hatlarının açılması olduğunu belirterek, “Elektrik şebekeleri ne kadar çok birbirine bağlanırsa o kadar iyi olacaktır.” dedi.
Thomadakis, sisteme yüklü miktarda dahil edilen yenilenebilir enerji kaynaklarının istikrarsızlığa sebep olduğunu dile getirerek şöyle konuştu:
“İstikrarsızlık 3 yolla giderilir. Birincisi, yenilenebilir enerjiyi kesmek, ki böyle bir şey söz konusu değil ve bu her zaman mümkün değildir. İkinci yol ise üretimi tüketime göndermek. Bu nedenle elektrik bağlantı hatları son derece önemlidir. Çünkü fazla üretiminizi anında takas edebilir ya da eksik üretiminizi komşunuzdan karşılayabilirsiniz. Bu çok önemli bir unsur. Elektrik iletimi gaz gibi değil, anlıktır. Dolayısıyla yedek güç dedikleri bu şeyi sağlamak bir zorunluluk.”
Yenilenebilir enerjiye geçiş sürecinde operatörler düzeyinde çok fazla işbirliği gerektiğini vurgulayan Thomadakis, “Bunun için piyasanın da bunu desteklemesi gerekir. Eğer EPİAŞ ve HEnEx bir yol bulurlarsa, ki Avrupa’da bu çok yaygın, biz de burada iki ülke arasında aynısını yapabilirsek, o zaman ticaret Türkiye ve Yunanistan arasındaki temel fiziksel sistemlerin düzgün çalışmasını kolaylaştıracaktır. Kilit nokta işbirliği. Sektörde rol alan bireyler arasında daha sık ve yakın işbirliği kurmalıyız.” diye konuştu.
Thomadakis, Türkiye ile Yunanistan arasındaki doğal gaz boru hattının her iki ülke için de büyük bir fırsat olduğunu ve iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Türk satıcıları daha fazla kapasite almaya çağırdı.
Türkiye’nin doğal gaz merkezi hedefine de değinen Thomadakis, açık bir piyasaya sahip olması halinde ülkenin son derece başarılı bir gaz merkezi olacağını dile getirdi.
Thomadakis, enerji işbirliğine ilişkin, “Çalışma düzeyinde birbirimizle daha sık görüşmeliyiz. Bu çok önemli, zira politikacılar gün sonunda piyasanın ne istediğini takip ederler. Sınırın her iki tarafındaki insanlar birbirleriyle konuşsun ve işbirliği yolları bulsun. Biri diğerinin neye ihtiyacı olduğunu bulsun. Bence kilit mesele budur.” ifadesini kullandı.
TÜRKİYE-YUNANİSTAN ENERJİ İŞBİRLİĞİ
Türkiye ile Yunanistan, karşılıklı petrol ürünleri ticaretinin yanı sıra son 20 yılda hayata geçirilen ortak projelerle elektrik ve doğal gaz alanlarında da işbirliği yapıyor. Coğrafi olarak önemli bir konumda yer alan iki ülke arasında enerjinin birçok farklı alanında işbirliği imkanı bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 6 yıl aradan sonra 7 Aralık 2023’te Yunanistan ile Türkiye arasındaki Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin 5’inci toplantısı kapsamında Atina’ya ziyaret gerçekleştirmişti.
Ziyarette, eğitim, enerji, ulaşım, turizm ve ticaret gibi alanlarda işbirliğini öngören 15 önemli anlaşma, mutabakat muhtırası ve ortak bildirgelere imza atılmıştı.
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, 18 Nisan’da yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Ankara’da yapacağı görüşmenin tarihinin 13 Mayıs olarak belirlendiğini ifade etmişti.
]]>
MADDE MADDE 26 ANLAŞMA
İletişim Başkanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan bilgilendirmede Türkiye ile Irak arasında imzalanan 26 anlaşmanın detayları açıklandı. İmzalanan anlaşmalara ilişkin şu bilgilere yer verildi:
* Irak Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Su Alanında İşbirliği Çerçeve Anlaşması.
* Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanlığı ile Irak Dışişleri Bakanlığı Dış Hizmetler Enstitüsü Arasında İşbirliği Mutabakat Zaptı.
* Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı ile Irak Cumhuriyeti Kültür, Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı Millî Kütüphanesi ve Arşivi arasındaki Mutabakat Zaptı.

* Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Irak Cumhuriyeti Hükümeti arasında Medya ve İletişim Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı.
* Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı arasında, İstihdam ve Sosyal Güvenlik Alanlarda Mutabakat Zaptı.
* Eğitim Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı.
* Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı.
* Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Irak Cumhuriyeti Hükûmeti arasındaki Sağlık ve Tıp Bilimleri Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı.

* Stratejik Çerçeveye İlişkin Mutabakat Zaptı.
* DEİK ile Irak Ticaret Odaları Birliği Arasında Mutabakat Zaptı.
* Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı ile Irak Cumhuriyeti Sünni Vakfı Divanı Arasında İslami İşler Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı.
* Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ile Irak Cumhuriyeti Savunma Sanayii Komisyonu (DIC) arasında Savunma Sanayii Alanında Stratejik İşbirliği Mutabakat Zaptı.
* Güvenlik İşbirliği Mutabakat Zaptı.
* Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı arasında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zabıtları.
* Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı arasındaki Turizm Alanında Mutabakat Zaptı.
* Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı Arasında Askeri Eğitim İşbirliği Mutabakat Muhtırası.
* Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması.
* Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı ve Irak Cumhuriyeti Sanayi ve Maden Bakanlığı Sınai Kalkınma Genel Müdürlüğü arasındaki Mutabakat Zaptı.
* Türkiye-Irak Tarım Çalışma Grubu 2024-2025 Dönemi Eylem Planı.
* Ürün Güvenliği ve Ticarette Teknik Engeller Alanlarında Danışma ve İşbirliği Mekanizması Tesis Edilmesine Dair Protokol.

* Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanlığı arasındaki Kalkınma Yolu Hakkında Mutabakat Zaptı.
* Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı arasında Askeri Sağlık Alanında Eğitim ve İşbirliği Protokolü.
* Gençlik ve Spor Alanlarında İşbirliği Mutabakat Zaptı.
* Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile Irak Cumhuriyeti Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı (MOHESR) arasındaki Bilim, Teknoloji ve Yenilik Alanlarında İşbirliği Mutabakat Zaptı.
* Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi Kurulmasına Dair Mutabakat Zaptı.
* Türkiye Adalet Akademisi ile Irak Cumhuriyeti Yüksek Yargı Konseyi Adalet Enstitüsü arasında Türkiye Adalet Akademisi ve Irak Adalet Enstitüsü Öğrencileri’nin, Hakim ve Savcı Yardımcılarının Yargısal Eğitimine Yönelik İşbirliği Hakkında Mutabakat Zaptı.”
]]>3.8 MİLYAR DOLAR YATIRIM
2023 itibarıyla Koreli şirketlerin Türkiye’deki kümülatif yatırımı yaklaşık 3.8 milyar dolar. Güney Koreli şirketler, Türkiye’de özellikle otomotiv, enerji, inşaat, telekomünikasyon ve teknoloji gibi sektörlerde yatırım yapıyor. Ayrıca savunma sanayi, enerji, inşaat, otomotiv, telekomünikasyon ve bilgi teknolojileri gibi sektörlerde işbirliği projeleri yürütülüyor. Sabah’ın haberine göre, Güney Kore Dışişleri Bakanı Park Jin, Türkiye’de 160’a yakın Koreli şirketin faaliyet gösterdiğini belirterek, “Türkiye, Güney Kore için Avrupa’daki en önemli ekonomik ortaklardan biri. Altyapı alanında iki ülke arasında Avrasya Tüneli ve 1915 Çanakkale Köprüsü gibi başarılı işbirliği örnekleri ortaya konuluyor” dedi. Ülkesinden Türkiye’yi 8 yıl sonra ziyaret eden bakan olduğuna işaret eden Park, “kan kardeşi ülke” olarak gördükleri Türkiye’ye ziyaretin anlamlı olduğunu, gelecek dönemde iki ülkenin stratejik ortaklığının çeşitli alanlarda daha da gelişeceğini söyledi. Park, Türkiye’nin Kore Savaşı’na en çok asker gönderen 4. ülke olduğunu anımsatarak, “Halkımız, Türkiye’nin fedakarlığını ve özverisini unutmayarak her zaman minnet duymaktadır, her iki ülke halkları da birbirini ‘kardeş ülke’ olarak tanır. Size bir örnek vermek gerekirse; depremden sonra Korelilerin, Türkiye’nin Seul Büyükelçiliğine yaptığı taziye ziyaretleri nisanın sonuna kadar devam etti” ifadesini kullandı.
AVRUPA’DAKİ EN ÖNEMLİ ORTAK
Park, Türkiye’nin, Güney Kore için Avrupa’daki en önemli ekonomik ortaklardan biri olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Altyapı alanında iki ülke arasında Avrasya Tüneli ve 1915 Çanakkale Köprüsü gibi başarılı işbirliği örnekleri ortaya konuluyor. Karşılıklı güven olmadan işbirliğinin mümkün olmadığı savunma sanayinde, Kore’den temin edilen güç grubu donanımlı Altay tankının teslim töreni, bu yılın nisan ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın huzurunda gerçekleştirildi.”
ALTAY TANKININ MOTORU GÜNEY KORE’DEN
Türkiye ve Güney Kore, savunma sanayisinde işbirliğini güçlendirmeyi hedefliyor. İki ülke, gelecek dönemde askeri anlaşma imzalama konusunda mutabakata vardı. Kısa süre önce Güney Kore’den tedarik edilen motorun ve transmisyonun entegre edildiği 2 adet ALTAY Tankı, testler için Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edildi. Testlerin tamamlanmasının ardından ALTAY, Güney Kore üretimi güç grubuyla seri üretime geçecek. Öte yandan T-155 FIRTINA Obüsü gibi bazı Türk savunma sanayii ürünlerinde de Güney Kore’den alınan teknoloji transferinin etkisi büyük.
Şimşek, AA muhabirine, Dünya Bankası ile yürütülen işbirliği çalışmalarına ilişkin değerlendirmede bulundu.
Dünya Bankasından kısa süre önce 3 ayrı proje için 1,5 milyar dolarlık finansman temin edildiğini anımsatan Şimşek, bu kaynağın Türkiye’nin enerji arz güvenliğinin sağlanması ve işletmelerin yeşil dönüşüm sürecinin desteklenmesi için kullanılacağını söyledi.
Şimşek, Dünya Bankası ile şimdi de 2024-2028 mali yıllarını kapsayan dönemdeki mali ve teknik işbirliğinin temelini oluşturan önemli bir programa imza atıldığına işaret ederek, “Dünya Bankası ile yürüttüğümüz güçlü işbirliği kapsamında gelecek 5 yıllık döneme ilişkin mali işbirliği programı oluşturuldu. Dünya Bankasının ilk üç yıl içinde ülkemize ilave 18 milyar dolarlık finansman sağlayacağı Ülke İşbirliği Çerçevesi (Country Partnership Framework-CPF) Programı, Bankanın İcra Direktörleri Kurulunda görüşülerek yürürlüğe girdi.” diye konuştu.
“TÜRKİYE UYGUN KOŞULLU KREDİDE ÜÇÜNCÜ SIRADA”
Şimşek, Dünya Bankasının, Orta Vadeli Program’ın açıklanmasının ardından Türkiye’ye aktardığı kaynak tutarını, devam eden 17 milyar dolarlık programa 18 milyar dolar daha ilave ederek 35 milyar dolara yükseltme kararı aldığını anımsattı. Türkiye’nin Bankadan uygun koşullu kredi kullanan ülkeler arasında dünyada 3’üncü, bölgesinde ise birinci sırada olduğu bilgisini veren Şimşek, yeni programın detaylarını da paylaştı.
Bakan Şimşek, Türkiye’nin 12’nci Kalkınma Planı önceliklerine uyumlu hazırlanan programın, yüksek ve sürdürülebilir verimlilik artışı, kapsayıcı hizmetler ile istihdam ve dayanıklılığın güçlendirilmesi alanlarına odaklanacağını belirterek, bu başlıkların, Dünya Bankası ile geliştirilebilecek işbirliği alanlarını ortaya koyduğunu dile getirdi.
“AFETLERE DAYANAKLILIKTAN İHRACATA KADAR PEK ÇOK ALANDA DESTEK SAĞLANACAK”
Bu kapsamda, afetlere karşı dirençlilik, enerji, yeşil dönüşüm, iklim değişikliğiyle mücadele, ihracatın desteklenmesi, reel sektör, altyapı, lojistik, sanayi, tarım, eğitim, sağlık ve kapsayıcılık gibi birçok alanda Dünya Bankası desteğinin sağlanmasının planlandığını vurgulayan Şimşek, şu değerlendirmede bulundu:
“Program, Dünya Bankası kuruluşları olan Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD), Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ve Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı (MIGA) tarafından ortaklaşa uygulanacak. Bankanın ülkemizdeki faaliyetlerinin etkisi artırılacak. Bu süreçte, ülkeye özgü zorlukların çözümüne odaklanan, özel sektör katılımını artırmayı hedefleyen ve operasyonlarda bütüncül sonuçları elde etmeyi amaçlayan bir yaklaşım izlenecek.”
“ÖZEL SEKTÖRÜN GELİŞTİRİLMESİNDE KULLANILACAK”
Şimşek, Ülke İşbirliği Çerçevesi Programı kapsamında Dünya Bankasının 3 yıl içinde Türkiye’ye sunacağı ilave 18 milyar dolarlık finansman paketine değinerek, “Söz konusu tutarın 6 milyar dolarının IBRD’den, 9 milyar dolarının IFC’den sağlanması bekleniyor. MIGA’nın ise kısa vadeli garantiler aracılığıyla 3 milyar doları harekete geçirmesiyle 3 yıl içinde sağlanacak finansmanın yaklaşık üçte ikisinin özel sektörün geliştirilmesinde kullanılması öngörülüyor.” ifadelerini kullandı.
Ayrıca, Dünya Bankası tarafından gerçekleştirilen makro ve sektörel bazdaki teknik ve analitik çalışmaların yeni program döneminde de devam edeceğini dile getiren Şimşek, şunları kaydetti:
“Ayrıca ülkemizin kalkınma hedeflerini desteklemek adına diğer kalkınma paydaşlarıyla yeni ortaklıklar kurmanın yolları aranacak. Dünya Bankası 70 yılı aşkın süre boyunca ülkemizin kalkınma hedeflerine ulaşmasında en önemli paydaşlarından biri olmuştur. Yeni Ülke İşbirliği Çerçevesi, Banka ile olan ortaklığımızı daha da pekiştiriyor. Söz konusu işbirliği, Dünya Bankasının ülkemizin gelecek 5 yıllık dönemine, ekonomi ve yatırım programımıza duyduğu güvenin de göstergesidir. Yeni dönemde ülkemize kaynak akışı artarak devam edecek.”
]]>
DIŞİŞLERİ BAKANI FİDAN’IN KONUŞMASINDAN KONU BAŞLIKLARI
Fidan, iyi komşuluk ilişkileri ve tarihi dostluk bağları üzerine kurulu üçlü toplantı mekanizmasının ortak çıkarları ve endişeleri tartışmak için eşsiz bir platform olduğunu kaydetti.
Tiflis’te düzenlenen son toplantıdan bu yana uzun zaman geçtiğine işaret eden Fidan, bu sürede gerek uluslararası alanda gerek bölgede büyük krizlere tanıklık edildiğini hatırlattı.

KOVİD-19 SALGINI
Fidan, Kovid-19 salgınının ekonomik düzeni altüst ettiğini, ulaştırma ve tedarik zincirini olumsuz etkilediğini vurguladı.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI
Rusya-Ukrayna Savaşı’na değinen Fidan, “Ukrayna’daki savaş, bölgemizde ve ötesinde her geçen gün daha da insani ve maddi yüke mal olmayı sürdürüyor” ifadesini kullandı.

GAZZE’DEKİ KATLİAM
Bakan Fidan, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına ilişkin “Gazze’de devam eden katliam, uluslararası sistemin içerisinde bulunduğu acziyeti göstermeye devam ediyor.” diye konuştu.
AZERBEYCAN’IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ
Bölgede olumlu gelişmelerin de yaşandığına işaret eden Fidan, Azerbaycan’ın 30 yıllık işgalin ardından toprak bütünlüğünü yeniden tesis ettiğini, Gürcistan’ın Avrupa Birliği’ne (AB) aday statüsü aldığını söyledi.
GÜNEY KAFKASYA İÇİN HEDEFLERİ
Fidan, toplantıda, bölgedeki yeni durumu ve işbirliğini geliştirmenin yollarının arandığını kaydederek, “Güney Kafkasya’yı bir barış, istikrar ve ortak refah alanına dönüştürmek için önümüzde gerçek bir fırsat var.” dedi.

ENERJİ İŞBİRLİĞİ
Türkiye’nin Azerbaycan ve Gürcistan ile enerji, bağlantısallık alanlarındaki başarılı işbirliğini derinleştirme konusunda mutabakata varıldığını söyleyen Fidan, çalışmaların ilerletilmesi için neler yapılabileceğinin görüşüldüğünü vurguladı.

BAKÜ-TİFLİS-KARS DEMİRYOLU
Fidan, toplantıda, Bakü-Tiflis-Kars demir yolu hattının bir an önce tam kapasiteyle faaliyete geçmesi gerektiğinin vurgulandığını aktararak, “Karadeniz’in güvenlik, ekonomi, enerji ve ulaştırma gibi alanlar başta olmak üzere tüm bölge için taşıdığı stratejik öneme değindik. Somut projelerle, bölgemizde ve ötesinde işbirliğimizi güçlendirmek için birlikte çalışma yönündeki irademizi yineledik” diye konuştu.
ÜÇLÜ EKONOMİK İŞBİRLİĞİ
Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın, çok taraflı ekonomik platformlarda da işbirliği ruhuyla hareket ettiğine dikkati çeken Fidan, buna en yakın örneğin 2023’te yaşandığını ifade etti.
Fidan, Türkiye’nin Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı dönem başkanlığında, Azerbaycan ve Gürcistan’ın çalışmalarına büyük katkı sağladığını, Türkiye’nin de her konuda elinden gelen desteği vermeye hazır olduğunu belirtti.

AZERBEYCAN’DA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KONFERANSI
Azerbaycan’ın bu yıl BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29’uncu taraflar konferansına ev sahipliğini ve dönem başkanlığını memnuniyetle karşıladıklarını ve tebrik ettiklerini dile getiren Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü;
KÜRESEL GÜVENLİK
“Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve istikrarın sağlanması sadece bölge için değil küresel güvenlik ve bağlantısallık açısından da fevkalade önemlidir. İkinci Karabağ Savaşı’nın sona erdiği Kasım 2020’den bu yana bu hedefe ulaşmak için tarihi bir fırsatın ortaya çıktığına inanmaktayız. Diğer bölge ülkelerinin de kazan-kazan anlayışıyla yapıcı bir yaklaşım sergilemelerini ve Zengezur hattı gibi bölgesel ve küresel bağlantı projelerine destek vermelerini bekliyoruz.”

BARIŞ VE NORMALLEŞME SÜREÇLERİ
Fidan, mevkidaşlarıyla bölgede devam eden barış ve normalleşme süreçlerini de ele aldıklarını, mevkidaşı Bayramov’un Azerbaycan ve Ermenistan barış anlaşması müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında kendilerini bilgilendirdiğini kaydetti.
GÜRCİSTAN’A TAM DESTEK
Gürcistan’ın uluslararası kabul görmüş sınırları dahilindeki toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyulması gerektiğinin altını çizdiklerini aktaran Fidan, Gürcistan hükümetinin Abhazya ile Güney Osetya ihtilaflarının barışçıl çözümüne yönelik politikalarına tam desteklerini yinelediklerini belirtti.
Fidan, Gürcistan’ı AB aday ülkesi statüsü verilmesinden dolayı tebrik ettiklerini, Gürcistan’ın Avrupa Atlantik siyasi ve güvenlik yapılarıyla daha fazla bütünleşme arzusuna destek vermeye devam edeceklerini söyledi.

‘ZULME SON VERİN’
Gazze’deki katliamı ve yaşanan eşi görülmemiş insani trajedinin bölgesel ve uluslararası güvenliğe etkilerini de değerlendirdiklerini aktaran Fidan, şunları kaydetti:
“Mübarek ramazan ayında halen Gazzelileri açlık ve salgın hastalıklarla karşı karşıya bırakmaya devam eden bu zulmün sonlandırılması çağrısında bulunduk. Acil ateşkes ilanının, insani yardımların Gazze’ye derhal ve kesintisiz ulaşılmasının önemini vurguladık. İki devletli çözüm temelinde bölgeye kalıcı barış getirmesi ihtiyacı hakkında mutabık kaldık. Son olarak üçlü formatta ve ikili ilişkiler yoluyla işbirliğimizin daha fazla geliştirilmesi yönündeki kararlılığımızı bir kez daha teyit ettik.”

DIŞİŞLERİ BAKANI FİDAN’IN KONUŞMASINDAN KONU BAŞLIKLARI
Fidan, iyi komşuluk ilişkileri ve tarihi dostluk bağları üzerine kurulu üçlü toplantı mekanizmasının ortak çıkarları ve endişeleri tartışmak için eşsiz bir platform olduğunu kaydetti.
Tiflis’te düzenlenen son toplantıdan bu yana uzun zaman geçtiğine işaret eden Fidan, bu sürede gerek uluslararası alanda gerek bölgede büyük krizlere tanıklık edildiğini hatırlattı.

KOVİD-19 SALGINI
Fidan, Kovid-19 salgınının ekonomik düzeni altüst ettiğini, ulaştırma ve tedarik zincirini olumsuz etkilediğini vurguladı.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI
Rusya-Ukrayna Savaşı’na değinen Fidan, “Ukrayna’daki savaş, bölgemizde ve ötesinde her geçen gün daha da insani ve maddi yüke mal olmayı sürdürüyor” ifadesini kullandı.

GAZZE’DEKİ KATLİAM
Bakan Fidan, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına ilişkin “Gazze’de devam eden katliam, uluslararası sistemin içerisinde bulunduğu acziyeti göstermeye devam ediyor.” diye konuştu.
AZERBEYCAN’IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ
Bölgede olumlu gelişmelerin de yaşandığına işaret eden Fidan, Azerbaycan’ın 30 yıllık işgalin ardından toprak bütünlüğünü yeniden tesis ettiğini, Gürcistan’ın Avrupa Birliği’ne (AB) aday statüsü aldığını söyledi.
GÜNEY KAFKASYA İÇİN HEDEFLERİ
Fidan, toplantıda, bölgedeki yeni durumu ve işbirliğini geliştirmenin yollarının arandığını kaydederek, “Güney Kafkasya’yı bir barış, istikrar ve ortak refah alanına dönüştürmek için önümüzde gerçek bir fırsat var.” dedi.

ENERJİ İŞBİRLİĞİ
Türkiye’nin Azerbaycan ve Gürcistan ile enerji, bağlantısallık alanlarındaki başarılı işbirliğini derinleştirme konusunda mutabakata varıldığını söyleyen Fidan, çalışmaların ilerletilmesi için neler yapılabileceğinin görüşüldüğünü vurguladı.

BAKÜ-TİFLİS-KARS DEMİRYOLU
Fidan, toplantıda, Bakü-Tiflis-Kars demir yolu hattının bir an önce tam kapasiteyle faaliyete geçmesi gerektiğinin vurgulandığını aktararak, “Karadeniz’in güvenlik, ekonomi, enerji ve ulaştırma gibi alanlar başta olmak üzere tüm bölge için taşıdığı stratejik öneme değindik. Somut projelerle, bölgemizde ve ötesinde işbirliğimizi güçlendirmek için birlikte çalışma yönündeki irademizi yineledik” diye konuştu.
ÜÇLÜ EKONOMİK İŞBİRLİĞİ
Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın, çok taraflı ekonomik platformlarda da işbirliği ruhuyla hareket ettiğine dikkati çeken Fidan, buna en yakın örneğin 2023’te yaşandığını ifade etti.
Fidan, Türkiye’nin Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı dönem başkanlığında, Azerbaycan ve Gürcistan’ın çalışmalarına büyük katkı sağladığını, Türkiye’nin de her konuda elinden gelen desteği vermeye hazır olduğunu belirtti.

AZERBEYCAN’DA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KONFERANSI
Azerbaycan’ın bu yıl BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29’uncu taraflar konferansına ev sahipliğini ve dönem başkanlığını memnuniyetle karşıladıklarını ve tebrik ettiklerini dile getiren Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü;
KÜRESEL GÜVENLİK
“Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve istikrarın sağlanması sadece bölge için değil küresel güvenlik ve bağlantısallık açısından da fevkalade önemlidir. İkinci Karabağ Savaşı’nın sona erdiği Kasım 2020’den bu yana bu hedefe ulaşmak için tarihi bir fırsatın ortaya çıktığına inanmaktayız. Diğer bölge ülkelerinin de kazan-kazan anlayışıyla yapıcı bir yaklaşım sergilemelerini ve Zengezur hattı gibi bölgesel ve küresel bağlantı projelerine destek vermelerini bekliyoruz.”

BARIŞ VE NORMALLEŞME SÜREÇLERİ
Fidan, mevkidaşlarıyla bölgede devam eden barış ve normalleşme süreçlerini de ele aldıklarını, mevkidaşı Bayramov’un Azerbaycan ve Ermenistan barış anlaşması müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında kendilerini bilgilendirdiğini kaydetti.
GÜRCİSTAN’A TAM DESTEK
Gürcistan’ın uluslararası kabul görmüş sınırları dahilindeki toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyulması gerektiğinin altını çizdiklerini aktaran Fidan, Gürcistan hükümetinin Abhazya ile Güney Osetya ihtilaflarının barışçıl çözümüne yönelik politikalarına tam desteklerini yinelediklerini belirtti.
Fidan, Gürcistan’ı AB aday ülkesi statüsü verilmesinden dolayı tebrik ettiklerini, Gürcistan’ın Avrupa Atlantik siyasi ve güvenlik yapılarıyla daha fazla bütünleşme arzusuna destek vermeye devam edeceklerini söyledi.

‘ZULME SON VERİN’
Gazze’deki katliamı ve yaşanan eşi görülmemiş insani trajedinin bölgesel ve uluslararası güvenliğe etkilerini de değerlendirdiklerini aktaran Fidan, şunları kaydetti:
“Mübarek ramazan ayında halen Gazzelileri açlık ve salgın hastalıklarla karşı karşıya bırakmaya devam eden bu zulmün sonlandırılması çağrısında bulunduk. Acil ateşkes ilanının, insani yardımların Gazze’ye derhal ve kesintisiz ulaşılmasının önemini vurguladık. İki devletli çözüm temelinde bölgeye kalıcı barış getirmesi ihtiyacı hakkında mutabık kaldık. Son olarak üçlü formatta ve ikili ilişkiler yoluyla işbirliğimizin daha fazla geliştirilmesi yönündeki kararlılığımızı bir kez daha teyit ettik.”
İki ülke arasındaki istihbarat işbirliği Rusya-Ukrayna savaşında da devam ederken, haberde Washington’ın ülkedeki personelini tahliye etmesine karşın casuslarını bıraktığına dikkati çekti.
Haberde, CIA’nin, uzun yıllardır Ukrayna istihbarat birimlerine eğitim, ekipman ve istihbarat desteğinde bulunduğu, 14 gizli üs kurduğu ve 2022’deki savaşın patlak vermesiyle Ukrayna’nın savunmasına kayda değer katkı sunduğu kaydedildi.
ABD’NİN UKRAYNA İSTİHBARAT İŞBİRLİĞİ SAVAŞ ÖNCESİNE UZANIYOR
Habere göre, CIA ile Ukrayna istihbarat birimleri arasındaki yakınlık savaştan yaklaşık 8 yıl öncesine uzanırken, üç farklı ABD başkanı döneminde de sürdü.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından uzunca bir süre Rusya ile yakın görünen Kiev yönetimi, 2014’te ABD ile yakınlaşmaya başladı.
CIA, 2016’da Rus istihbaratının şifreleme sistemlerini kırabilmeleri, Rus insansız hava araçlarını ve iletişim ekipmanlarını ele geçirebilmeleri için Ukraynalı özel komando birliklerini eğitti.
Eğitilen özel komando birliğindeki askerlerden biri olan General Kirilo Budanov, Ağustos 2020’den bu yana Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat Ana Müdürlüğünü yönetiyor.
Öte yandan, CIA ayrıca Rusya, Avrupa, Küba ve Rusların yoğun olarak bulunduğu diğer yerlerde faaliyet gösteren Ukraynalı istihbarat personelinin eğitilmesine de yardımcı oldu.
CIA ajanları, savaş sırasında Rusya’nın saldırmayı planladığı yerler ve kullanacağı silah sistemlerine dair kritik önemdeki bilgileri Ukrayna ile paylaşırken, dönemin iç istihbarat birimi Ukrayna Güvenlik Servisinin (SBU) Başkanı Ivan Bakanov, “Onlar olmadan Rusya’ya direnmenin ya da yenmenin imkanı olmazdı.” dedi.
Taraflar arasındaki işbirliğinin devamının taahhüdü olarak CIA direktörü William J. Burns ise savaşın başlangıcından bu yana 10 kez Ukrayna’yı ziyaret etti.
CIA BAŞLANGIÇTA UKRAYNA İLE İŞBİRLİĞİNE ÇEKİNCELİ
Ukrayna istihbaratı içinde Sovyetler Birliği döneminden kalma çok fazla isim olduğunu ve bunların Rusya’ya bilgi aktarabileceğini savunan CIA, ayrıca bu işbirliğinin Rusya’nın tepkisini çekebileceği endişesiyle Ukrayna’ya temkinli yaklaştı.
Ancak Ukraynalı istihbaratçılar, Rus denizaltıları ve filolarına dair edindikleri detaylı gizli bilgileri CIA ile paylaşarak ABD’yi işbirliğine ikna etti. Ukrayna Askeri İstihbarat Başkanı General Valeriy Kondratiuk bu duruma dair “Güven için koşulları oluşturmamız gerektiğini anlamıştık.” dedi.
İki ülke istihbarat birimleri arasındaki ilişki Şubat 2014’te Kremlin yanlısı Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç ve istihbarat şefinin ülkeyi terk ederek Rusya’ya kaçmasıyla sonuçlanan gösterilerin ardından filizlendi.
“Onur Devrimi” olarak bilinen gösterilerin ardından kurulan Batı yanlısı hükümetin istihbarat direktörü Valentyn Nalyvaiçenko, CIA ve MI6’dan istihbaratın yeniden yapılandırılması ve geliştirilmesinde yardım istedi.
Nalyvaiçenko, Mart 2014’te ise Rusya’nın Kırım’ı ilhakı sırasında bölgenin savunulması için CIA’den uydu görüntüleri ve istihbarat paylaşımı talep etti.
Kırım merkezli çatışmaların şiddetlenmesiyle dönemin CIA direktörü John O. Brennan, Kiev’e yaptığı ziyarette muhataplarına “kendilerinin istediği seviyede işbirliğine hazır olduklarını” iletti.
Amerikalı bir yetkili, bu işbirliğini “Ukraynalılar bizden balık istediler ve bazı politikalar gereği balık veremiyorduk ama ekipman sağlamaya ve balık tutmayı öğretmeye hazırdık.” ifadelerini kullandı
CIA bu kapsamda 2016’da gizli iletişim kanallarını çözebilecek ekipmanlar göndermeye başladı. Rusya sınırındaki 12 gizli üsse bilgi toplama ekipmanları kurulurken, buradaki Ukraynalı casuslara Rus güçlerine karşı saldırılar için eğitimler verildi.
CIA’NİN UKRAYNA’YA DESTEĞİ TRUMP DÖNEMİNDE DE SÜRDÜ
Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın söylemlerinin aksine Mike Pompeo direktörlüğündeki CIA, Ukrayna’ya desteğini artırarak bölgedeki üsleri takviye etti.
Bu dönemde CIA’in işbirliği amaçlarından biri olarak Rusya’nın ABD seçimlerine müdahalesinin önüne geçilmesi girişimleri öne çıktı.
Zelenskiy’in 2020’de Ukrayna Dış İstihbarat Teşkilatı direktörlüğüne atadığı General Budanov ise bu dönemdeki işbirliğine dair “Sadece güçlendi. Sistematik olarak büyüdü. İşbirliği başka alanlarda gelişti ve daha kapsamlı hale geldi.” şeklinde konuştu.
Öte yandan, CIA’in Rusya’ya karşı yürütülen faaliyetleri idare eden “Rusya Evi” dairesi de Hollanda’nın Lahey kentinde İngiltere ve Almanya başta olmak üzere bazı Batılı ülkelerle Ukraynalı istihbaratçıları bir araya getirerek işbirliğini geliştirdi.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞIYLA CIA’NİN DESTEĞİ ARTTI
Rusya-Ukrayna savaşının başlamasıyla ABD Başkanı Joe Biden yönetimi istihbarat ekiplerine Ukrayna’nın Rusya’ya karşı saldırılarında destek sağlanması talimatı verdi.
Bu kapsamda CIA, Rusya’nın Ukraynalı liderlere yönelik suikast planlarına dair bilgi paylaştı.
CIA ayrıca savaşın başlamasının hemen ardından Ukraynalılara destek için çok sayıda yeni ajan gönderirken, Amerikalı bir yetkili “Tetiği mi çekiyorlar? Hayır. Hedef tespitine yardım mı ediyorlar? Evet.” dedi.
Öte yandan Temmuz 2022’de Ukrayna güçleri İngiliz istihbaratı MI6’nın sağladığı gerçek zamanlı uydu görüntülerle Dnipro Nehri’ni geçmeye çalışan Rus konvoyunu vurdu.
Üst düzey istihbarat yetkilisi General Serhii Dvoretskiy ayrıca halihazırda sığınaklarda Alman yapımı uçaksavarların Rusya’nın saldırılarına karşı savunma pozisyonunda olduğunu ifade etti.
Ayrıca CIA şefi Burns’ün Kiev’e yaptığı geçen haftaki ziyarete dair bir CIA yetkilisi, “Yıllar boyunca Ukrayna’ya açıkça bağlılığımızı gösterdik ve bu ziyaret bunun devam edeceğinin diğer bir güçlü işaretidir.” diye konuştu.
Türkiye-Japonya ilişkilerinin bir asırdan daha uzun süren, karşılıklı güvene dayanan, dünya savaşı ve iki ülkedeki doğal afetler gibi birçok zorluğun üstesinden gelen çok uzun bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Katsumata, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerinin 1924 yılına dayandığını söyledi.
Katsumata, Japonya’nın 1925’te Orta Doğu’daki ilk büyükelçiliğini Türkiye’de açtığını anımsatarak, “Bu, Japonya hükümetinin ilişkilerimize çok önem verdiği anlamına geliyor.” dedi.

TÜRKİYE’YE BM TEŞEKKÜRÜ
Türk hükümetinin, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Japonya’nın Birleşmiş Milletlere (BM) üye olmasını desteklemek için girişimde bulunduğunu hatırlatarak Katsumata, bunun için teşekkür etti.
İki ülke ilişkilerinin güvene dayalı olduğunu ve birçok doğal afet ve depremle de güçlendiğini kaydeden Katsumata, “Bu zor zamanları aşmamızla gerçek dostu bulabildik. Türkçe atasözünde olduğu gibi, ‘Dost kara günde belli olur.'” ifadesini kullandı.
Katsumata, Japon ve Türk halklarının gelecek nesillerinin birbirine bağlanmasında köprü görevi görmeyi sürdürmek için çabaladığını belirtti.
“KAHRAMANMARAŞ’TA GENÇ VE ÇOCUKLARA JUDO KIYAFETİ BAĞIŞLAYACAĞIZ”
Bu yılın “çok önemli” olduğunu vurgulayan Katsumata, iki ülke diplomatik ilişkilerinin 100. yılını tüm sene boyunca kutlamak istediklerine işaret etti.
İki ülke arasındaki ortak etkinliklere değinen Katsumata, bu konuda Türkiye’deki çalışmaları ilgili kuruluşlarla işbirliği yaparak “kardeş şehirler” olarak yürüttüklerini söyledi.
Katsumata, “Sadece Ankara veya İstanbul gibi büyük şehirlerle sınırlı kalmayıp, etkinliklerimizi bölgesel olarak da genişletmeye çalışıyoruz.” dedi.
Bu bağlamda 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgelerdeki depremzedeleri desteklemek istediklerini vurgulayan Katsumata, ilk etkinlik olarak Büyük Doğu Japonya depreminin arka planını içeren animasyon filmini gösterdiklerini anlattı.
Katsumata, depremzede çocukları destekleyeceklerinin altını çizerek, “Türkiye genelinde çok sayıda judo topluluğu bulunuyor. Judo yapan öğrencileri, çocukları teşvik ediyoruz. Önümüzdeki ay Kahramanmaraş’ta genç ve çocuklara judo kıyafeti bağışlayacağız.” diye konuştu.

Türk Japon Vakfı aracılığıyla Japonya’nın deprem mağduru Hyogo vilayeti ile işbirliğinde depremle ilgili birçok etkinlik düzenleneceğini kaydeden Büyükelçi, depremden etkilenen bölgelerde yaşayanları destekleyen etkinliklere de ev sahipliği yapacaklarını belirtti.
Katsumata, “Böylece dostluğumuzu pekiştirmek, sürdürmek ve güçlendirmek için böyle güzel bir fırsat yaratmak istiyoruz.” dedi.
“DENİZCİLİK VEYA UZAY İŞBİRLİĞİNİN BİZİM İÇİN GÜNDEM OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”
İki ülke arasında gelecekteki işbirliği alanlarına da değinen Katsumata, daha fazla potansiyelin ve çalışma alanının olduğunu vurguladı.
Katsumata, “Öncelikle, Japonya ve Türkiye, deprem ülkeleri olduğundan gelecek nesillerin afet zararlarından daha az etkilenmesi için çaba harcamamız gerekiyor.” dedi. Bu konuda Japonya’nın çok deneyimli olduğuna dikkati çeken Katsumata, bu deneyim sayesinde teknolojiyi ve depreme dayanıklı koruma mimarisini geliştirebildiklerini söyledi.
Katsumata, “Dolayısıyla ülkenize ve deprem bölgesindeki insanlara acil yardım veya tıbbi destek gibi ilk desteklerimizin yanı sıra şimdi geleceğe yönelik işbirliği için daha fazla enerji üretmenin zamanı geldi.” ifadesini kullandı.
Bölgede özel sektörle de işbirliği yaparak birçok projeye başladıklarını aktaran Katsumata, “Geleceğe yönelik ilişkilerimizi sabırsızlıkla bekliyoruz. Denizcilik veya uzay işbirliğinin bizim için gündem olabileceğini düşünüyorum.” dedi.
Katsumata, Türkiye’nin ilk astronotunun başarıyla görevini tamamladığını belirterek, Japonya’nın da Ay’a iniş konusunda çok fazla deneyime sahip olduğunu dile getirdi.
Büyükelçi Katsumata, “Bilimsel teknoloji, birlikte çalışmak için çok büyük bir alandır, gelecekteki işbirliği alanımızdır.” dedi.
İstanbul’da “Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin açılması için” birlikte çalışıldığını anlatan Katsumata, bilimsel teknolojide işbirliğinin önemini vurguladı.
Katsumata, Türkiye ile işbirliği alanlarının sağlık hizmetleri, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme gibi alanlara da genişlediğini belirterek, bu alanlardaki aktörlerin genç nesiller olacağını söyledi.

“JAPONYA-TÜRKİYE, DÜNYANIN EN ÖNEMLİ ORTAKLIĞIDIR”
İki ülke arasındaki mevcut ekonomik ilişkiler ve geleceğe yönelik hedeflerle ilgili Büyükelçi, “Ekonomik açıdan bakıldığında, Japonya-Türkiye, dünyanın en önemli ortaklığıdır. Türkiye, artık G20 ülkeleri gibi, dünyanın 20 ülkesi arasında yer alıyor ama bölgesinde de çok büyük bir ekonomiye sahip.” değerlendirmesini yaptı.
Katsumata, Japonya’nın da Asya Pasifik’teki ekonominin ve para sisteminin merkezinde yer aldığını belirterek, iki ülke arasındaki 10 bin kilometrelik mesafeye rağmen iyi dostluk ve iddialı ekonomik yaklaşımla ilişkileri geliştirdiklerini söyledi.
Türkiye’nin jeopolitik önemine dikkati çeken Katsumata, Türkiye’nin birçok ülkeye ulaşılabilir olduğunu dile getirdi.
Katsumata, Türkiye’nin nüfus yapısı gibi birçok avantajının da bulunduğunu, genç nüfusa ve yetenekli insan kaynağına sahip olduğunu söyledi.
“DAHA İYİ ORTAKLIKLARIN ZAMANI GELDİ”
Büyükelçi Katsumata, “Türkiye’nin bu avantajını, Japonya’nın da böyle bir teknoloji avantajını kullanarak ekonomi iş ağlarımızı küresel çapta yayarak artık daha iyi ortaklıklar kurmamızın zamanının geldiğini düşünüyorum.” diye konuştu.
İki ülke arasındaki Ekonomik Ortaklık Anlaşması görüşmelerine değinen Katsumata, şu ifadeleri kullandı:
“Ortaya çıkan bu işbirliklerini desteklemek amacıyla hükümetlerimiz şu anda Ekonomik Ortaklık Anlaşması görüşmelerini sürdürüyor. Bu ticaretimizi, yatırımımızı, iş kurallarımızı ve adil rekabeti kapsamlı şekilde içeriyor. Gelecekte işbirliğimizi, ekonomiyi ve yatırımları artıracak en önemli itici gücün bu olabileceğini düşünüyorum.”
Söz konusu Ekonomik Ortaklık Anlaşması için çok çalıştıklarını belirten Katsumata, “Bu, üçüncü ülkelerdeki yeni ikili ticaret ve yatırım ilişkimiz için çok güçlü bir motor olabilir.” dedi.
Katsumata, Japon firmalarının “Türkiye’deki kaliteli insan kaynağını kullanarak burada iyi ürünler yapmak ve Türkiye’den AB gibi diğer ülkelere ihracat yapma konusunda” oldukça istekli olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Bunun, ülkelerimiz arasında ‘kazan-kazan’ ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Bu, şu anda yaptığımız önemli şeylerden biri. Sadece ikili ekonomik ilişkilerde kalmak değil, artık üçüncü ülkelerle daha geniş kapsamlı işbirliği yapmamızın zamanının geldiğini düşünüyorum.”
Katsumata, Türk ve Japon şirketlerinin Orta Asya’da ve bazı Afrika ülkelerinde ortak projeler yürüttüğünü aktardı.
“Aynı zamanda Ukrayna’nın yeniden inşası için de işbirliği yapmamız gerekiyor.” diyen Katsumata, Türk ve Japon şirketlerinin çok fazla deneyime, beceriye ve erişilebilirliğe sahip olduğunu vurguladı.