İsrail’de Gazze’den alıkonulan Filistinlilerin tutulduğu Sde Teiman askeri üssündeki bir Filistinliye cinsel istismar ve işkencede bulundukları suçlamasıyla 9 askerin gözaltına alınmasıyla başlayan kriz, askerlerin sorgu için götürüldüğü askeri üste devam etti.
İsrail basınındaki haberlere göre, yaklaşık 100 kişilik İsrailli aşırı sağcı grup, gözaltına alınan 9 İsrail askerinin çıkarıldığı askeri mahkemenin de içinde bulunduğu Beit Lid askeri üssüne girdi.
Basına ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, askeri mahkemeye zorla giren İsrailli aşırı sağcı göstericiler ve onları önlemeye çalışan askerler arasında arbede yaşandı.
İsrail askerleri ve polislerinin, göstericileri askeri üsten çıkarmaya çalışırken kargaşa yaşandığı görüldü.
Beit Lid askeri mahkemesinden çıkarılan İsrailli aşırı sağcılar, askeri üssün gözaltı merkezinin önünde gösterilerine devam etti.
İsrailli aşırı sağcı gruplar, askeri hapishanenin bulunduğu bölümdeki demir kapıyı yumrukladı.
İsrail askerleri, göstericileri alandan uzaklaştırmak için askeri üsten sıktıkları tazyikli suya başvurdu.
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı aşırı sağcı Itamar Ben-Gvir, polise kanunu çiğneyenlere karşı harekete geçme talimatı verdiğini açıkladı.
İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi’nin de bölgedeki askeri üsse geldiği bildirildi.
İsrail muhalefetinden eski Savunma Bakanı Benny Gantz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, iktidar koalisyonu içindeki “şiddete çağrı yapan aşırıcı figürleri” eleştirerek İsrail’in sorrumlu kararlar alacak bir hükümete ihtiyaç duyduğunu belirtti.
9 İsrail askerinin bir Filistinliye cinsel işkence yapma suçlamasıyla gözaltına alınması
İsrail’de, Gazze Şeridi’nde alıkonulanların tutulduğu Sde Teiman gözaltı tesisinde Filistinlilere cinsel işkence yapmak ve cinsel istismar etmekle suçlanan 9 İsrail askerinin gözaltına alındığı haberleri ülkede siyasetin merkez gündemi oldu.
CİNSEL İŞKENCEYE MARUZ KALAN FİLİSTİNLİ YÜRÜYEMİYOR
Olayın kurbanı Filistinlinin hastaneye kaldırıldığı ve yürüyemediği İsrail basınında yer aldı.
Gözaltına alınan bazı askerlerin, askeri savcılığın gönderdiği askerlere göz yaşartıcı gaz sıktığı, taraflar arasında sözlü atışmalar yaşandığı görüntüler sosyal medyaya yansımıştı.
İsrailli aşırı sağcı milletvekillerinin de aralarında yer aldığı onlarca kişilik aşırı sağcı gösterici grubu, Sde Teiman askeri üssüne zorla girerek baskın düzenlemişti.
İsrail basınına yansıyan görüntülerde, aşırı sağcı Milletvekili Zvi Sukkot’un askeri üssün zincirli kapısını aralayarak içeri girmeye çalıştığı, askerlerin kendisini engellemeye çalıştığı görülmüştü.
Bunun ardından kalabalığın askeri üssün demir kapısını tutmaya çalışan askerleri zorlayarak içeri girdiği görülmüştü. Göstericilerin, askeri üssün içine doğru koşuşturduğu askerlerin bazılarını engellemeye çalıştığı anlar ile arbede ve kargaşa görüntüleri sosyal medyaya yansımıştı.
Ordu radyosunun haberine göre, silahlı ve üniformalı bazı yedek askerler de göstericilere destek olmak üzere bölgeye gelmişti.
Katil Binyamin Netanyahu, askeri üsse düzenlenen baskını kınayarak sükunet çağrısı yapmıştı.
İsrail’de iktidar koalisyonundaki sağ ve aşırı sağ partiler, askeri savcılığın askerleri gözaltına alma girişimine karşı çıkmıştı. Buna karşın muhalefet, “bağımsız yapıların soruşturmalarını yürütmesi gerektiği, kimsenin hukuktan üstün olmadığı” vurgusu yapmıştı.
SDE TEİMAN GÖZALTI MERKEZİ İŞKENCELERLE GÜNDEMDE
İsrail’in güneyinde yer alan ve alıkonan Gazzelilerin tutulduğu Sde Teiman gözaltı merkezi sık sık işkencelerle gündeme geliyor.
New York Times gazetesinde geçen ay çıkan haberde, Sde Teima gözaltı merkezinde alıkonan Gazzelilerin etrafı açık bir alanda gözleri bağlı olarak günde 18 saate kadar elleri kelepçeli şekilde yerde sessiz şekilde oturtulduğu belirtilmişti.
Haberde, gözaltı merkezine getirilen Filistinli tutukluların burada 3 aya kadar kaldığı ve sorgulama süreçlerinde birçok kişinin insanlık dışı muameleye ve işkenceye maruz kaldığı kaydedilmişti.
Burada tutulan ve daha sonra serbest bırakılan bazı Gazzeliler, Sde Teima’da maruz kaldıkları işkenceleri dile getirmişti.
]]>Serbest bırakıldıktan sonra Gazze Şeridi’nin merkezindeki Deyr el-Belah kentindeki Aksa Şehitleri Hastanesi’nde tedavi altına alınan Filistinliler, alıkonuldukları süre boyunca aç bırakıldıklarını ve İsrail askerleri tarafından işkence gördüklerini anlattı.
İsrail, dün Gazze Şeridi’nde alıkoyduğu, aralarında yaşlı bir kadının da bulunduğu 16 Filistinliyi serbest bıraktı. Deyr el-Belah’ın doğusundaki Kissufim askeri bölgesinden giriş yapan Filistinlilerden 13’ü sağlık durumlarının kötü olması nedeniyle Aksa Şehitleri Hastanesi’ne götürüldü.
İsrail ordusu, 7 Ekim’den bu yana Gazze’de aralarında çocuk, kadın, gazeteci, sağlık çalışanı olmak üzere binlerce Filistinliyi alıkoydu, bunlardan bir kısmını serbest bırakırken, kalanların akıbetinin ne olduğu bilinmiyor.
“Her gün açlık, susuzluk ve işkenceyle geçti”
Görme engelli Nadur Halid Gaseliyye (27), Gazze Şeridi’nin kuzeyinde sığındıkları bir barınma merkezinde aralarında yaşlıların da bulunduğu 10 kişiyle birlikte alıkonulduğunu söyledi.
Gaseliyye, görme engelli olmasına ve bunu belirtmesine rağmen İsrail askerlerinin diğer Filistinlilere yaptıkları gibi onun da gözlerini bağladığını ifade etti.
“Alıkonulma çok zordu, her gün açlık, susuzluk ve işkenceye maruz bırakıldık. Son günlerde suyumuzu kesmeye başladılar” diyen Gaseliyye, bu süre boyunca yaşadığı zorlukları şu sözlerle aktardı:
“Cezaevinde hava çok sıcaktı. Çok terliyordum. Gözlerimdeki bağ şiddetli ağrı ve yanmaya neden oluyordu. Yüzümü suyla yıkamalarını istedim ama reddettiler. Nakil sırasında şiddetli dayak da dahil olmak üzere çeşitli işkencelere maruz kaldık. Silahların dipçiğiyle sırtımıza ve omurgamıza vurdular. Bazı insanlar bu yüzden öldü. Dayakların şiddetinin yanı sıra üzerimize köpekleri salıyorlardı ve elektrikli cop kullanıyorlardı.”
Filistinliler en korkunç işkence ve aşağılanmalara maruz kalıyor
Serbest bırakılan 35 yaşındaki Muhammed Habib ise “ağır dayaklara, çıplak aramaya ve çok kötü muamelelere maruz kaldıklarını” belirtti.
Tutuldukları hapishanede “insanların dayanılmaz trajik koşullarda yaşam mücadelesi verdiğine ve insan haklarının ayaklar altına alındığına” dikkati çeken Habib, uluslararası toplumun ve insan hakları kuruluşlarının sessizliğinden güç alan İsrail güçlerinin hapishanelerde Filistinlilere en korkunç işkence, aşağılama ve kötü muamelede bulunduğunu vurguladı.
İşgal altındaki Doğu Kudüs’e gittiği sırada yolda alıkonulan 64 yaşındaki Filistinli kadın Necah Safi, İsrail askerlerinin “Batı Şeria’da bulunma süresi bittiği” gerekçesiyle kendisini alıkoyduğunu ifade etti.
Hasta kız kardeşine tedavisi sırasında refakat etmek için Batı Şeria’ya geldiğini belirten Safi, kardeşinin ölümünden sonra İsrail saldırıları nedeniyle Gazze Şeridi’ne dönemediğini ve Batı Şeria’da mahsur kaldığını dile getirdi.
Hapishanelerde çıplak arama yapılıyor
Askerlerin kendisini kelepçeledikten sonra bir sorgu merkezine götürdüğünü ve bütün gece orada kaldığını, ardından Remle hapishanesine nakledildiğini söyleyen Safi, yaşadığı şiddeti şu sözlerle anlattı:
“İsrailli kadın askerler Filistinlileri soydu ve güvenlik görevlilerinin önünde çıplak olarak arama yaptı. Askerler fotoğrafımı çekmek için beni başörtümü çıkarmaya zorladı. Başörtümü çıkarmayı reddettiğim için bana küfür ve hakaret yağdırdılar.”
Cezaevi idaresinin 27 günden uzun bir süre zarfında ailesiyle iletişim kurmasına ve onlara nerede tutulduğunu söylemesine izin vermediğini belirten Safi, askerlerin alıkoydukları tüm Filistinli kadınları hücrelerde tecrit altında tuttuklarını ve her gün hakaret ve küfür yağdırarak hem psikolojik hem fiziksel şiddet uyguladıklarını anlattı.
Filistinli yaşlı kadın, İsrail askerlerinin kendisini Deyr al-Belah’a götürerek serbest bıraktıktan sonra bulundukları bölgeye doğru ateş açtıklarını aktardı.
İsrail ordusu geçtiğimiz aylarda sağlık durumları kötüleşen onlarca esiri ayrı gruplar halinde serbest bıraktı.
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi’nden yapılan son açıklamaya göre, İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde 310 sağlık personeli ile 36 gazetecinin de aralarında bulunduğu 5 bin kişiyi alıkoymuştu.
Kentteki Aksa Şehitleri Hastanesi’ne getirilen, bedenindeki yaralarının yanı sıra psikolojik açıdan ciddi şekilde yıprandığı gözlemlenen Dahlan, Mevasi’de bulunan ailesine ulaştı.

Doktorlar, Bedir’in “İsrail hapishanelerinde maruz kaldığı işkenceler sonucu psikolojik rahatsızlık yaşadığını” ifade etti.
Eşi, kızı ve babasıyla Mevasi’de bir çadırda bulunan Dahlan’ın yakınları, Gazzeli gencin bulunduğu durum karşısında şok yaşadıklarını, alıkoyulmadan önceki haliyle şimdiki arasında çok fark olduğunu ifade etti.

“BİR GÜN ÇIKTI VE DAHA HABER ALAMADIK”
Bedir’in babası Muhammed Dahlan, Han Yunus sakinlerinden olduklarını, Refah’a zorla yerinden edildiklerini sonra da Han Yunus’taki Mevasi bölgesine göç ettirildiklerini aktardı.
Muhammed, oğlunun kaybolduğu günü şöyle anlattı:
“Bedir, bir şeyler almak için çadırdan çıktı ve bir daha haber alamadık, geri dönmedi. Onu her yerde aradık; İsrail saldırısında yaralanabileceği endişesiyle tüm hastanelere, denize bile baktık fakat bulamadık.”

“OĞLUMUN VÜCUDUNDA İŞKENCE İZLERİ BARİZ ŞEKİLDE GÖRÜLÜYOR”
Yaklaşık bir ay oğlundan hiçbir haber alamadıklarını belirten Muhammed, “20 Haziran’da telefonum çaldı ve kim olduğunu bilmediğim biri Bedir’in Aksa Şehitleri Hastanesinde olduğunu, İsrail hapishanesinden serbest bırakıldıktan sonra orada tedavi gördüğünü haber verdi.” dedi.
Tüm ailenin Bedir’i görmek için hastaneye koştuğunu ancak karşılaştıkları manzara karşısında şok geçirdiklerini kaydeden Muhammed, “oğlunun tamamen değişmiş olduğunu” belirtti.

Muhammed, oğlunun durumu hakkında şunları söyledi:
“İsrail hapishanesinden bırakılan oğlumun vücudunda işkence izleri bariz şekilde görülüyor. Başında ve ayaklarında çok derin yaralar var, ayrıca ayaklarında da yanıklar oluştu. Oğlumun psikolojisik durumunu tarif edemiyorum, ona neler olduğunu anlamıyorum.”
“Bedir, alıkoymadan önce herkes gibi çok normal bir insandı, diğerleri gibi hayatını idame ettiriyordu.” diyen Muhammed, “İsrail hapishanelerinde maruz kaldığı tutuklama ve işkencenin etkilerinden kurtulabilmesi için psikolojik tedavi görmesini temenni ediyorum.” diye konuştu.

“BENİ VE KIZINI TANIMIYOR GİBİ”
Bedir’in eşi Emani Dahlan ise “Bedir maruz kaldığı işkence nedeniyle hapishaneden anormal bir halde döndü. Sanki ne beni ne kızını tanıyor.” dedi.
Eşinin durumuna anlam veremediğini belirten Emani, şunları söyledi:
“Serbest bırakıldıktan beri çadırdan çıkmıyor öyle dalgın şekilde oturuyor. Birkaç kez çadırdan çıktığında babası kaybolabileceği endişesiyle onu takip etti.”

Emani, eşinin eskisi gibi olmasını umut ettiğini şu sözlerle aktardı:
“Bedir’in eskisi gibi sağlığına kavuşmasını umuyorum. O günleri özlüyorum. Diğer insanlar gibi eşimle güzel bir hayat yaşamayı; tekrar eskisi gibi kızıyla ilgilenmesini istiyorum.”
Bedir ise alıkonulduğu sürede yaşadıklarını “Beni delirttiler, yaktılar, elektrik verdiler.” ifadesiyle anlattı.

İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE 7 EKİM SONRASI
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde kara saldırılarına başlamasından bu yana aralarında kadın, çocuk, sağlık ve sivil savunma çalışanlarının da bulunduğu binlerce Filistinliyi alıkoydu. Bunlardan az bir kısmı daha sonra serbest bırakılırken, diğerlerinin akıbeti ise bilinmiyor.
İsrail güçlerinin alıkoyduğu ve sonrasında serbest bıraktığı Filistinlilerin ifadelerine göre, gözaltı süresi boyunca İsrail ordusu tarafından darp, işkence, hakaret ve sorguya maruz kalınıyor.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 694’ü çocuk, 10 bin 279’u kadın olmak üzere 37 bin 718 Filistinli öldü, 86 bin 377 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
]]>Filistin Esirler Cemiyeti ile Filistin Kurtuluş Örgütüne bağlı Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyetinden yapılan ortak açıklamaya göre, İsrail’de Necef (Negev) Çölü’ndeki Sde Teman gözaltı merkezinde alıkonulan Filistinli gazeteci Muhammed Sabir Arab, yaşadıklarını ve gözlemlerini kendisini ziyaret eden avukatı Halid Muhacene’ye anlattı.

İsrail askerlerinin sıkı kısıtlamaları ve denetimi altında gerçekleşen görüşmede, nerede tutulduğunu bilmeyen Filistinli gazeteci Arab’ın avukatına ilk sorduğu soru “Ben nerdeyim?” oldu.
Gazzeli gazeteci Arab, İsrail ordusunca yönetilen tartışmalı Sde Teman gözaltı merkezinde Gazze’den alıkonulan Filistinlilerin “insanlık onurunu aşağılayan korkunç şartlarda tutulduğunu” ifade etti.
Arab, “Sde Teman’da tutulan Filistinlilerden hayatını kaybedenlerin sayısının arttığını, alıkonulan Filistinlilerin işkence, aşağılama ve kötü muameleye maruz kaldığını” söyledi.
Filistinli gazeteci, Sde Teman’da alıkonulan Filistinlilerin tüm gün “gözleri bağlı ve zincirlenmiş bir şekilde tutulduğunu” aktardı.
Yaklaşık 50 gündür elbiselerini değiştiremediğini belirten Arab, avukatıyla görüşmeden önce pantolonunu değiştirmesine izin verildiğini, ceketini bile değiştirmesine izin verilmediğini ifade etti.

“CİNSEL ŞİDDET VE TECAVÜZ DE DAHİL SÜREKLİ İŞKENCE”
Arab, Sde Teman’da tutulan Filistinlilerin “sürekli olarak cinsel şiddet ve tecavüz de dahil olmak üzere çeşitli şekillerde işkence ve saldırılara maruz kaldığını” vurguladı.
Gördükleri işkence ve kötü muamele nedeniyle alıkonulan bazı Filistinlilerin hayatını kaybettiğini aktaran Arab, darp, aşağılama ve hakaretlerin sonunun gelmediğini, Filistinlilerin birbirleriyle görüşmesine de izin verilmediğini anlattı.
Filistinli gazeteci, “Kim konuşsa şiddetli bir şekilde darbediliyor, kendi kendine konuşsa, gizlice hamd ve dua etse bile. Alıkonulanlar, namaz veya herhangi bir dini ritüeli yapmaktan mahrum bırakılıyor.” dedi.
Bazı kişilerin uzuvlarının kesildiğini aktaran Arab, insanların vücudundan anestezi yapılmadan kurşunların çıkarıldığını belirtti.

“1 DAKİKA TUVALET HAKKI SÜRESİNİ AŞAN CEZALANDIRILIYOR”
Arab, “Sde Teman’da tutulanların çevresinde sürekli polis köpeklerinin bulunduğunu, her 4 tutukluya birer dakika tuvalet kullanma hakkı verildiğini, bu süreyi aşanların cezalandırıldığını” söyledi.
Alıkonulan Filistinlilerin ayakkabılarını yastık yaparak yerde uyumak zorunda kaldığını söyleyen Arab, Sde Teman’da tutulanlara haftada bir kez yalnızca 1 dakika duş alma hakkı verildiğine dikkati çekti.
Arab, alıkonulanların gündüz uyumalarına izin verilmediğini ve alıkonulduktan ancak 50 gün sonra saç traşına izin verildiğini ifade etti.
Yemek olarak “birkaç lokma peynir, birkaç parça salatalık veya domates” verildiğini aktaran Arab, tüm öğünün bundan oluştuğunu kaydetti.
El-Arabi kanalı muhabiri olarak çalışan Filistinli gazeteci Muhammed Sabir Arab, yaklaşık 100 gün önce İsrail ordusunun Gazze kentindeki Şifa Hastanesine baskınında alıkonulmuştu.
İsrail Yüksek Mahkemesi, Gazze’den alıkonulan Filistinlilerin öldürüldüğüne ve bu kişilere işkence yapıldığına yönelik raporların ortaya çıkmasının ardından 5 İsrailli insan hakları kuruluşunun Sde Teman’ın kapatılmasını talep eden başvurusunu değerlendirmeye aldı.
İsrail ordusu, aralarında çocuk, kadın, gazeteci, sağlık çalışanı olmak üzere Gazze’de binlerce Filistinliyi alıkoydu, bunlardan bir kısmını serbest bırakırken, kalanların akıbetinin ne olduğu bilinmiyor.
Haaretz gazetesinin 4 Haziran tarihli haberine göre İsrail ordusu, 36’sı Sde Teman’da olmak üzere Gazze’de alıkonulan 48 Filistinlinin öldürülmesine ilişkin soruşturma yürüttüğünü iddia etmişti.
Sde Teman’da tutulduktan sonra serbest bırakılan bazı Filistinliler de İsrail ordusunun yönettiği gözaltı merkezinde sistematik işkence, aşağılama, darp ve kötü muameleye maruz kaldıklarını duyurmuştu.
Haaretz gazetesinin mayıs sonunda İsrail ordusuna dayandırdığı haberinde, İsrail askerlerinin Gazze Şeridi’nde alıkoyduğu Filistinlilerin, İsrail hapishanelerinde veya hapishanelere götürüldüğü sırada şiddetli darp, tıbbi bakımsızlık gibi nedenlerden hayatını kaybettiği, açılan soruşturmaların karşılıksız kaldığı belirtilmişti.
Haberde, ismi açıklanmayan bir kaynağın Sde Teman için “başka bir dünya, bir kara delik” ifadesini kullandığına dikkati çekilerek, sağlık alanından kaynakların da bu gözaltı merkezini “hastalıkların kuluçka merkezi” olarak nitelediği kaydedilmişti.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 694’ü çocuk, 10 bin 279’u kadın olmak üzere 37 bin 396 Filistinli öldürüldü, 85 bin 523 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
]]>HABER7
140Journos‘un Ekim ayında yayınladığı ‘kedicik’ belgeselinin ardından dün ikinci kısım olan ‘Adnan’ belgeselini yayına aldı. Belgeselde Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı‘nın 1999 yılındaki operasyon sonrası Adnan Oktar’a ‘sahte rapor’ düzenlediğinin ve örgütün yıllarca yüzlerce kadını istismar etmesinin önünü açtığı belirtildi. Belgeselin yayınlanmasının ardından sol medya Fincancı‘yı aklamak için peş peşe haberler yayınladı.
GURBETÇİ BİR BABANIN HİKAYESİNE YER VERİLDİ
Yayınladığı belgesellerle bilinen 140Journos kanalı dün çok sayıda suçtan yargılanarak 8 bin 658 yıl hapse mahkum edilen Adnan Oktar örgütünden kızlarını kurtarmaya çalışan bir babanın çektiği sıkıntıları anlatan bir belgesel yayınladı. ‘Adnan’ isimli belgeselde gurbetçi bir baba olan Elvan Koçak‘ın reşit olmayan iki kızı Şeyma ve Büşra‘yı ve boşandığı eski eşi Gülperi Koçak‘ı Adnan Oktar suç örgütünden kurtarmaya çalışırken yaşadığı çaresizlik konu edinildi.

FİNCANCI ‘SAHTE RAPOR’LA ADNAN OKTAR’I AKLADI İDDİASI
Belgeselde 1999 yılında Adnan Oktar’a düzenlenen operasyonla ilgili çok dikkat çeken bir bilgiye yer verildi. 1999 operasyonu sonrası Şebnem Korur Fincancı‘nın örgüt üyelerine gözaltında işkence uygulandığına dair sahte raporlar hazırladığı, örgütün güçlenmesinin ve yıllarca çok sayıda genç kızın bu örgüt tarafından istismar edilmesinin sorumlusu olduğuna öne sürüldü.
Belgeselde cemaatin eski üyelerinden Özkan Mamati, mağdur avukatlarından Sena Akkaya Avvuran ve Eski İstanbul Mali Şube Müdürü Furkan Sezer, Şebnem Korur Fincancı’yı örgütü güçlendirmekle suçladı.
2000-2018 yılları arası örgütte aktif rol alan Özkan Mamati, “Biliyorsunuz Adnan Oktar’ın kendini Avrupa’da duyurması ‘Yaratılış Atlası’yla oldu. Sonra Şebnem Korur Fincancı, ‘İşkence Atlası’ diye bir kitap yapmaya karar verdi. Allah Allah, ne tesadüf. Ve bu ‘İşkence Atlası’nın içine bu örgütte yer alan, 1999 yılında gözaltına alınmış, doğuştan fiziksel bozuklukları olan kişileri sanki 1999 yılında işkenceye uğramışlar gibi 2005 yılında bu kitabın içine koydu.” şeklinde konuştu.
Belgeselde çok can alıcı bir cümle kullanan Mamati, “Bu kadın olmasa şu an bu örgüt olmayacaktı, ben de burada olmayacaktım” dedi.
Fincancı ise 140Journos ekibinin kendisine ulaşma ve iddialara cevap verme girişimlerine kayıtsız kaldı.
| Fincancı belgeselin yayınlanmasının ardından iddialar ilgili, “tıbbi belgeleme süreci tümünde her zaman uyguladığımız gibi tıp biliminin olanakları ile ve birçok uzmanlık alanından görüşler ve ilgili tetkiklerin değerlendirmesiyle hazırlanmıştır. Elbette bu raporlar tıbbi ortamlarda tartışılabilir. Yeni tetkikler varsa değerlendirilir. Bir bilimsel yayının tartışması bilimsel ilkelerle yapılır ancak işkencenin meşrulaştırılması için kullanılamaz ” sözleriyle karşılık verdi.
Fincancı, hakkında yer alan suçlamalar için hukuki süreç başlatacağını duyurdu. |
140journos ekibi ise TTB Başkanı Fincancı‘nın sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya yine aynı yöntemle cevap verdi. Fincancı’ya, yayından sadece bir hafta önce, 2 Şubat 2024‘te gönderildiği belirtilen bir maile ilişkin ekran görüntüsü yayınlayan ekip, aynı soruları kendisine yine iletti.
SOL MEDYA BİR ANDA HAREKETE GEÇTİ
Belgeselin yayınlanmasının ve Şebnem Korur Fincancı‘nın geçmişte yaptıklarının ortaya çıkmasının ardından sol medya bir anda ‘aklama’ girişimine başladı. Geçmişte Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak’ın kuzeyindeki operasyonlarında “kimyasal silah kullandığı”nı iddia eden ve “silahlı terör örgütü propagandası” suçlamasıyla verilen 2 yıl 8 ay 15 günlük hapis cezası bulunan Fincancı için 24 saat içerisinde çok sayıda haber yapıldı.
Gazete Duvar, T24, Evrensel gibi gazeteler hep bir ağızdan Fincancı’yı ‘aklamak’ adına haberler yayınladı. Gazete Duvar’a ‘Sahte rapor’ düzenleyerek Adnan Oktar’ı akladığı iddia edilen Fincancı’yla görüştü. İnternet sitesinde Fincancı’yı aklamak üzerine peş peşe haberler yayınlandı.

Konuyla ilgili çok sayıda habere imza atan Evrensel Gazetesi ise “TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın hedefe konulmasına tepki yağdı” başlığıyla bir haber yayınladı.

T24 de Adnan Oktar davasını takip eden gazeteci Semra Pelek’in görüşlerine yer vererek Fincancı’yı aklama çalışmalarında yerini aldı.
