Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Levent Küçük, tüketicilerin ödeme seçenekleriyle ilgili herhangi bir kısıtlama yapılamayacağını söyledi.
Bazı işletmelerin satışlarını sadece kredi kartıyla sınırlamasının bu işletmelerin kendilerine özel müşteri grubu oluşturma çabasının sonucu olduğunu belirten Küçük, “Vatandaş olarak temel beklentimiz kendi seçtiğimiz ödeme yöntemiyle alışveriş yapabilmek. Bu nedenle de ‘Sadece kredi kartın varsa işletmemizden alışveriş yapabilirsin.’ anlayışı tüketiciyi mağdur eden bir yaklaşım.” dedi.
Küçük, bu durumun ticari açıdan da haksız bir uygulama olduğuna işaret etti.
Bankalararası Kart Merkezi verilerine göre 123 milyondan fazla kredi kartı kullanımı olduğunu anımsatan Küçük, şu değerlendirmede bulundu:
“Veriler kart kullanan kişi sayısının oldukça fazla olduğunu gösteriyor ancak bu ‘Kimse nakit kullanmıyor, satışlarımızı sadece kredi kartlıya yaparsak kimse mağdur olmaz.’ anlamına gelmiyor. Kredi kartı kullanmaktan kaçınan çok fazla tüketici var. Bu nedenle de işletmelerin mutlaka nakit alışveriş seçeneği sunmaları gerekiyor. İlgili kuruluşların söz konusu durum yayılmadan gerekli düzenlemeyi yapmasında fayda var.”
“YAŞLI, ENGELLİ VE KÜÇÜK YAŞTAKİ TÜKETİCİLER DE DÜŞÜNÜLMELİ”
Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Ergün Kılıç da bazı işletmelerin nakit para kabul etmediğine yönelik yoğun şikayet aldıklarını bildirerek, “Tüketicilerin ekonomik çıkarlarının korunması ve temel ihtiyaçlarının karşılanması gibi temel haklarını ihlal eden bir durumla karşı karşıyayız. Bu durum, kredi kartı borcunu ödeyemeyen milyonlarca tüketiciyi dışlayarak, temel ihtiyaçlara erişimde eşitsizliğe yol açmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
Söz konusu uygulamanın, kredi kartı kullanımını artıracağını, dolayısıyla da daha fazla borçlanmaya yol açacağını dile getiren Kılıç, artan borcun sosyal krizlere neden olacağını ifade etti.
Kılıç, işletmelerin sadece kredi kartıyla satış yapma isteklerini daha hızlı ve hijyenik diye pazarlamalarının da doğru bir strateji olmadığının altını çizerek, şu değerlendirmede bulundu:
“Kredi kartı kullanımının hem tüketiciler hem de işletmeler için çeşitli avantajlar sunduğunu görmek mümkün. Ancak bu avantajlar değerlendirilirken dezavantajlı tüketicilerin de göz önünde bulundurulması ve herkesin eşit haklara sahip olduğu unutulmamalıdır. Nakitsiz alışveriş anlayışı, özellikle kredi kartı kullanmayan yaşlı, engelli ve küçük yaştaki tüketicilerin haklarının ihlali anlamına geliyor. Bu nedenle evrensel tüketici haklarına uygun dezavantajlı tüketicilerin haklarının ihlaline izin vermeyecek şekilde bir düzenleme yapılması gerekiyor.”
“KREDİ KARTINA TEŞVİK VATANDAŞLARI TÜKETİME YÖNELTİR”
Tüketiciler Konfederasyonu Genel Başkanı Aziz Koçal da satıcıların, müşterilere nakit ve kredi kartı olmak üzere farklı ödeme seçenekleri sunmak zorunda olduğuna dikkati çekerek, “Tüketici, almış olduğu ürünün veya hizmetin ödemesini ister kart, ister nakitle yapabilmeli. Aksi bir uygulama tüketicinin seçimlik hakkı ortadan kaldırmış olur.” ifadelerini kullandı.
Koçal, nakit ödeme seçeneği sunulmayarak kredi kartı kullanımının teşvik edilmesinin tüketicileri daha fazla tüketime yönelttiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Birçok firma kredi kartıyla alışverişte mutlaka komisyon farkı uyguluyor. Nakit ödeme seçeneği sunulmadığında, kartla ödemede fiyatlara komisyon ilave edildiği yönünde şüpheler artacaktır. Tüketiciler, nakit ödeme seçeneğinin sunulmaması durumunda satıcıya nakit ödeme seçeneğinin neden sunulmadığını sorabilirler ve bu doğrultuda haklarını arayabilirler.”
Meyve ve sebze reyonlarındaki ürünler ise etiketlerle birlikte ürün künyelerinin bulunup bulunmadığına bakılarak, Hal Kayıt Sistemi (HKS) Mobil Uygulama üzerinden sorgulandı. Denetimlerde bununla birlikte satıştan kaçınma, stokçuluk, fahiş fiyat artışının olup olmadığı da kontrol edildi.
Denetimler hem rutin olarak hem de vatandaştan gelen gerek CİMER, gerek e-mail, sözlü ve gerekse Haksız Fiyat Artışı (HFA) Sistemi üzerinden gelen tüm şikayetler üzerine yapılıyor.
Yılbaşından bugüne ağırlık verilen bir başka denetimde kafe, restoran ve lokanta vb. işletmelerin giriş kapılarında ürün fiyat tarifelerinin/listelerinin olup-olmadığı incelendi. Bu tür bazı işletmelerde her ne kadar günün şartları gereği ‘QR kodu’nun mevcut olduğu görülse de mevzuat gereği QR kodunun tek başına yeterli olmadığı fiyat listesinin müşteri tarafından okunabilir şekilde bulundurulmasının şart olduğu da işletme sahiplerine hatırlatıldı.
Denetim esnasında il müdürlüğü personeli tarafından tutanak tanzim edilerek fiyat etiketi olmayan ürünlere, kasa – raf farkı olması ve satıştan kaçınma durumlarında her bir kalem için 2 bin 172 lira idari para cezası uygulandı.
29 Mayıs 2024’te Resmi Gazete’de yayımlanan 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda değişiklik yapıldı. Buna göre; üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından bir mal veya hizmetin satış fiyatında fahiş artış yapanlara her bir aykırılık için 100 bin liradan 1 milyon liraya ceza kesilecek.
Üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından piyasada darlık oluşturucu, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyetler ile tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyici faaliyetlerde bulunanlara (stokçuluk yapanlara) ise her bir aykırılık için 1 milyon lira ile 12 milyon liraya kadar idari para cezası kesilecek. Bu aykırılığın bir yılı içinde en az 3 defa tekrar etmesinden dolayı idari para cezası uygulanan üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin iş yerlerini 6 güne kadar kapatmaya Ticaret Bakanlığı yetkili kılındı.
Bursa genelinde bugün itibarıyla 2024 yılının ilk 5 ayında yapılan denetimde bin 600 işletmede yaklaşık 310 bin ürün denetlenirken toplamda yaklaşık 2 milyon 300 bin lira ceza uygulandı.
Bakanlık, etkin bir şekilde denetimlerin gerçekleştirilmesi için bu yıl yeterli düzeyde personel ve araç desteği de sağladı. Piyasada herhangi bir aykırılığa, düzensizliğe, fırsatçılığa ve haksızlığa mahal vermemek adına, yasal ticareti de zorlaştırmadan ve engellemeden geniş kapsamlı piyasa denetimleri il genelinde devam edecek.
“E-TİCARET YÜZDE 115,15 ARTARAK, 1,85 TRİLYON LİRAYA ULAŞTI”
Rapora göre e-ticaret hacmi 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 115,15 artarak, 1,85 trilyon liraya ulaştı. İşlem sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 22,25 artarak, 5,87 milyar adet olarak gerçekleşti. 2024 yılında ise e-ticaret hacminin 3,4 trilyon lira ve işlem sayısının da 6,67 milyar adet olacağı öngörülüyor. E-ticaret hacminin genel ticaret hacmine oranı, 2019 yılında yüzde 10,1 iken, yıllar içinde büyük bir artış kaydederek 2023 yılında yüzde 20,3’e ulaştı. 2023 yılında e-ticaret hacminin gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) içindeki payı (E-GSYH) bir önceki yıla göre yüzde 33,3 oranında artarak yüzde 6,8’e ulaştı. E-GSYH’nin 2019-2023 yılları arasında yıllık bileşik büyüme oranı yüzde 26 oldu.
“E-TİCARET HACMİNDEN EN BÜYÜK PAYI ALAN İLK ÜÇ SEKTÖR BEYAZ EŞYA, ELEKTRONİK VE GİYİM AKSESUAR VE AYAKKABI SEKTÖRÜ OLDU”
Raporda e-ticaret hacminin yüzde 51’ini mal ticareti, yüzde 49’unu ise hizmet ticareti oluşturuyor. Bunun yanında, kartlı işlem hacminin yüzde 63’ü mal ticareti iken, yüzde 37’si hizmet ticareti kaynaklı işlemlerden meydana geldiği açıklandı.
E-ticaret hacminden en büyük payı alan ilk üç sektörden birincisi 233 milyar lira ile beyaz eşya ve küçük ev aletleri olurken bu sektörü sırasıyla 135 milyar lira ile elektronik sektörü ve 127 milyar lirası ile giyim, ayakkabı ve aksesuar sektörleri izliyor.
“E-TİCARETE UYUMU EN YÜKSEK OLAN İLLER SIRASIYLA İSTANBUL, KAYSERİ, ÇORUM, İZMİR VE KOCAELİ OLARAK ÖNE ÇIKTI.”
Öte yandan Ticaret Bakanlığı tarafından geliştirilen metodolojiyle Türkiye’de illerin e-ticarete uyumuna ilişkin bir endeks oluşturuldu. İlin e-ticaret satışlarının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı, ilde e-ticaret faaliyetinde bulunan işletme sayısının o ildeki toplam işletme sayısına oranı yani ildeki işletmelerin e-ticarete entegrasyonu, il bazındaki e-ticaret satışlarının ildeki e-ticaret alışlarını karşılama oranı, ilde faaliyet gösteren e-ticaret işletmesi başına düşen e-ticaret satış hacminin kriter olarak yer aldığı metodolojide, e-ticarete uyumu en yüksek olan iller sırasıyla İstanbul, Kayseri, Çorum, İzmir ve Kocaeli olarak öne çıktı.
“E-TİCARET FAALİYETİNDE BULUNAN ESNAF İŞLETMESİ SAHİPLERİNİN YÜZDE 70,5’İ ERKEK, YÜZDE 29,5’İ KADIN”
Raporda 2023 yılında Türkiye genelinde e-ticaret yapan işletme sayısı 559 bin 412’ye ulaştığı belirtildi. Buna göre pazaryerlerinde e-ticaret faaliyeti yürüten işletme sayısı ise 540 bine yaklaştı. Kendi sitesinden veya mobil uygulamasından e-ticaret faaliyetinde bulunan ETBİS’e kayıtlı işletmelerin sayısı 35 bini aştı. Ayrıca e-ticaret faaliyetinde bulunan esnaf işletmesi sahiplerinin yüzde 70,5’i erkek, yüzde 29,5’i ise kadın olarak kayıtlara geçti. Esnaf işletmesi sahiplerinin yaşlarına göre dağılımına bakıldığında çoğunluğun 25-44 yaş aralığında olduğu görüldü.
“E-TİCARET HARCAMALARINDA EN FAZLA İŞLEM 18.00-00.00 ARASINDA GERÇEKLEŞTİ”
Raporda, işlem sayısı ve işlem hacminin satış kanallarına göre dağılımına bakıldığında, mobil uygulamalardan yapılan alışverişler öne çıkıyor. Web, mobil web ve mobil uygulama şeklinde sınıflandırılan sipariş platformları arasında işlem sayısı bakımından yüzde 91; işlem tutarı bakımından ise yüzde 80 oranında mobil uygulama kullanıldı. E-ticaret harcamalarının saat aralıklarına göre dağılımına bakıldığında ise, yüzde 43 ile en fazla sayıda işlem 18.00-00.00 arasındaki 6 saatlik zaman diliminde gerçekleştirildi.
“EN YÜKSEK SAYIDA KARGO GÖNDERİMİ YAPAN İL YÜZDE 55,27 İLE İSTANBUL OLDU”
Raporda İstanbul il yüzde 55,27 ile en yüksek sayıda kargo gönderimi yapan oldu. İstanbul’u sırasıyla Kocaeli, Ankara, İzmir, Bursa ve Kayseri illeri takip etti. En fazla kargo gönderimi yapan ilçelere bakıldığında ise İstanbul iline bağlı Bağcılar ilçesi ilk sırada yer aldı. En fazla sayıda kargo alan il yüzde 29,74 oranı ile yine İstanbul oldu. Ankara, İzmir, Bursa, Antalya ve Kocaeli, İstanbul’u takip etti. En yüksek sayıda kargo alan ilçe ise Ankara iline bağlı Çankaya ilçesi oldu.
Rapor çerçevesinde sektör bazında en çok satılan ürünlere bakıldığında ise, Giyim, ayakkabı ve aksesuar sektöründe, ayakkabı, gömlek, mont ve ceket, pantolon, elbise, elektronik sektöründe; cep telefonu, dizüstü bilgisayar, televizyon, ağ sistemleri, masaüstü bilgisayar, Beyaz eşya ve küçük ev aletleri sektöründe: airfryer ve fritöz, klima, mutfak ve yemek aletleri, çamaşır makinesi, buzdolabı, Gıda ve süpermarket sektöründe; meyve ve sebze, çay ve demleme içecek, et, deniz ürünleri ve yumurta, kahve yemek sektöründe; hamburger, kebap, pizza, pide, döner, tatlı, dondurma en çok satılan ürünler olarak kayda geçti.
]]>“Teknolojideki dönüşüm ile birlikte bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de e-ticaretin önemi ve toplam ticaret içerisindeki payı günden güne artıyor. E-ticaret alanında yaşanan gelişmeleri, önemli istatistiklerle destekleyen, bu alanda tüm aktörlerinin etkin bir şekilde faydalanacağı yol gösterici olmayı amaçlayan “Türkiye’de E-Ticaretin Görünümü Raporu” Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlandı.
Raporda e-ticaret istatistikleri titizlikle takip edilirken yükselen trendlerden, uzman görüşlerine; e-ticaretin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH), genel ticaret ve perakende ticaret içindeki durum analizine kadar çeşitli çıktılar incelendi.
Türkiye’nin 2023 yılı E-Ticaret hacmi 1,85 trilyon liraya ulaştı
E-ticaret hacmi 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 115,15 artarak,1,85 trilyon liraya ulaştı. İşlem sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 22,25 artarak, 5,87 milyar adet olarak gerçekleşti. 2024 yılında ise e-ticaret hacminin 3,4 trilyon lira ve işlem sayısının da 6,67 milyar adet olacağı öngörülüyor.
E-ticaret hacminin genel ticaret hacmine oranı, 2019 yılında yüzde 10,1 iken, yıllar içinde büyük bir artış kaydederek 2023 yılında yüzde 20,3’e ulaştı. 2023 yılında e-ticaret hacminin gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) içindeki payı (E-GSYH) bir önceki yıla göre yüzde 33,3 oranında artarak yüzde 6,8’e ulaştı. E-GSYH’nin 2019-2023 yılları arasında yıllık bileşik büyüme oranı yüzde 26 oldu.
E-ticaret hacminin yüzde 51’ini mal ticareti, yüzde 49’unu ise hizmet ticareti oluşturuyor. Bunun yanında, kartlı işlem hacminin yüzde 63’ü mal ticareti iken, yüzde 37’si hizmet ticareti kaynaklı işlemlerden meydana geliyor.
E-ticaret hacminden en büyük payı alan ilk üç sektörden birincisi 233 milyar lira ile beyaz eşya ve küçük ev aletleri olurken bu sektörü sırasıyla 135 milyar lira ile elektronik sektörü ve 127 milyar lirası ile giyim, ayakkabı ve aksesuar sektörleri izliyor.
E-Ticarete uyum endeksine göre uyumu en yüksek il İstanbul
Ticaret Bakanlığınca geliştirilen metodoloji sayesinde ülkemizde illerin e-ticarete uyumuna ilişkin bir endeks oluşturuldu.
Bu metodolojide yer alan kriterler;
– İlin e-ticaret satışlarının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı (e-GSYH),
– İlde e-ticaret faaliyetinde bulunan işletme sayısının o ildeki toplam işletme sayısına oranı yani ildeki işletmelerin e-ticarete entegrasyonu,
– İl bazındaki e-ticaret satışlarının ildeki e-ticaret alışlarını karşılama oranı,
– İlde faaliyet gösteren e-ticaret işletmesi başına düşen e-ticaret satış hacmidir.
Bu göstergeler değerlendirilerek oluşturulan e-ticarete uyum skorlarına bakıldığında e-ticarete uyumu en yüksek olan iller sırasıyla İstanbul, Kayseri, Çorum, İzmir ve Kocaeli olarak öne çıktı.
2023 yılında Türkiye genelinde e-ticaret yapan işletme sayısı 559 bin 412’ye ulaştı. Pazaryerlerinde e-ticaret faaliyeti yürüten işletme sayısı ise 540 bine yaklaştı. Kendi sitesinden veya mobil uygulamasından e-ticaret faaliyetinde bulunan ETBİS’e kayıtlı işletmelerin sayısı 35 bini aştı.
Ülkemizde e-ticaret yapan işletmelerin yüzde 76’sı şahıs işletmesi, yüzde 21’i limited şirket ve yüzde 3’ü anonim şirkettir. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya, e-ticaret faaliyetinde bulunan işletmelerin en çok bulunduğu ilk 5 il olarak öne çıktı.
E-ticaret faaliyetinde bulunan esnaf işletmesi sahiplerinin yüzde 70,5’i erkek, yüzde 29,5’i ise kadındır. Esnaf işletmesi sahiplerinin yaşlarına göre dağılımına bakıldığında çoğunluğun 25-44 yaş aralığında olduğu görüldü.
2023 yılında işlem hacmi olarak en yoğun dönem kampanyaların etkisiyle kasım ayı oldu. Kasım ayında e-ticaret hacmi, yıl genelindeki aylık ortalamaların yüzde 50 üstünde seyretti. 2023 yılında en yüksek işlem yapılan günler, Kasım ayı kampanyalarının etkisiyle 11 Kasım ve Öğretmenler Günü olan 24 Kasım oldu.
E-ticaret harcamalarının yaşa göre dağılımında, 25-36 yaş aralığı dikkat çekiyor. E-ticaret alışveriş tutarlarının yaş dağılımına bakıldığında en fazla harcamayı 29 yaşındaki tüketiciler gerçekleştirirken, e-ticaret hacminin yarısından fazlasını 25-36 yaş aralığındaki tüketiciler yaptığı alışverişler oluşturdu.
Mobil uygulamaların tercih edilme oranı yüksek
İşlem sayısı ve işlem hacminin satış kanallarına göre dağılımına bakıldığında, mobil uygulamalardan yapılan alışverişler öne çıkıyor. Web, mobil web ve mobil uygulama şeklinde sınıflandırılan sipariş platformları arasında işlem sayısı bakımından yüzde 91; işlem tutarı bakımından ise yüzde 80 oranında mobil uygulama kullanıldı.
E-ticaret harcamalarının saat aralıklarına göre dağılımına bakıldığında, yüzde 43 ile en fazla sayıda işlem 18.00-00.00 arasındaki 6 saatlik zaman diliminde gerçekleştirildi.
Ortalama kargo teslim süresi ne kadar?
Teslim edilemeyen kargo gönderilerine bakıldığında, ilk sebep yüzde 34,13 ile müşterinin gönderiyi kabul etmemesi iken, yüzde 26,43 ile adreste bulunamama ikinci sırayı aldı. En az karşılaşılan sebep ise yüzde 1,2 ile hasarlı kargo oldu.
En yüksek sayıda kargo gönderimi yapan il yüzde 55,27 ile İstanbul oldu. İstanbul’u sırasıyla Kocaeli, Ankara, İzmir, Bursa ve Kayseri illeri takip etti. En fazla kargo gönderimi yapan ilçelere bakıldığında ise İstanbul iline bağlı Bağcılar ilçesi ilk sırada yer aldı.En fazla sayıda kargo alan il yüzde 29,74 oranı ile yine İstanbul oldu. Ankara, İzmir, Bursa, Antalya ve Kocaeli, İstanbul’u takip etti. En yüksek sayıda kargo alan ilçe ise Ankara iline bağlı Çankaya ilçesi oldu.
Sektör bazında aşağıdaki ürünler en çok satılan ürünler olarak dikkat çekti:
– Giyim, ayakkabı ve aksesuar sektöründe, ayakkabı, gömlek, mont ve ceket, pantolon, elbise.
– Elektronik sektöründe, cep telefonu, dizüstü bilgisayar, televizyon, ağ sistemleri, masaüstü bilgisayar.
– Beyaz eşya ve küçük ev aletleri sektöründe, airfryer ve fritöz, klima, mutfak ve yemek aletleri, çamaşır makinesi, buzdolabı.
– Gıda ve süpermarket sektöründe, meyve ve sebze, çay ve demleme içecek, et, deniz ürünleri ve yumurta, kahve.
– Yemek sektöründe, hamburger, kebap, pizza, pide, döner, tatlı, dondurma.”
]]>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sosyal medyadaki videoda bir işletmede askeri üniforma giyen bir şahsın mekanda bulunan masalara askeri üniforma ile servis yapıldığının görüldüğü üzerine soruşturma işlemlerine başlandığı ve söz konusu işletme mesul müdürünün Abdulkadir Güler, işletme sahibinin Adnan Kalkmaz, video içerisinde askeri üniforma giyerek servis yapan kişinin ise Suriye uyruklu Yousuf Jaafer olduğunun tespit edildiği anlatıldı.

Hazırlanan iddianamede, şüphelilerin yayınlamış oldukları videonun devletin askeri teşkilatının şeref ve saygınlığını zedeleyici niteliğinin bulunduğu, video içeriğinin düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmesinin mümkün olmadığı, toplumun gelişmesine katkıda bulunmadığı gibi devletin askeri teşkilatını alenen aşağılamaya yönelik olduğu aktarıldı.
Söz konusu videonun kışkırtıcı tutum ve davranışlar sergilemeye yönelik hareketler içerdiğinin belirtildiği iddianamede, hareketlerin halkın bir kesiminin diğer kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa, ayrımcılığı gerektirecek nefrete yönlendirici nitelikte olduğu, hareketlerin bulunduğu videonun sosyal medya ve basın yayın organlarında yayınlanmasının ardından birçok hesap ile grup tarafından yorumlarla birçok defa paylaşılarak medyada gündem oluşturduğu, ilaveten tahrik edilenler nazarında endişe yaratacak şekilde bir etki oluşturarak kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıktığı kaydedildi.
“TÜRK ASKERİ ÜNİFORMASI OLDUĞUNU BİLMİYORDUM”
Şüpheli Yousuf Jaafer’in iddianamede de yer alan ifadesinde şunları söylediği öğrenildi:
“’Ben 2017 yılının yaz aylarında yasal yollar vasıtasıyla Suriye’den Türkiye’ye giriş yaptım. Türkiye’ye geldikten sonra ilk olarak İstanbul ili Bakırköy ilçesi sonrasında Beylikdüzü ilçesinde restoranlarda çalışmaya başladım. Daha sonra 2022 yılı yaz aylarında sosyal medya vasıtasıyla video çekmeye ve gelir elde etmeye başladım. Söz konusu restorana gittiğimde burada müşteri olarak bulunan, Dubai’den geldiklerini söyleyen yabancı uyruklu 2 kişi, Eminönü’nden almış oldukları askeri üniformayı bana getirerek video çekme teklifinde bulundular.
“VİDEOYU ÇEKME AMACIM KESİNLİKLE TÜRK ASKERİ TEŞKİLATINI AŞAĞILAMAK DEĞİLDİR”
Ben de askeri üniformalı videonun daha fazla izleneceğini düşünerek bu teklifi kabul ettim. Video içerisinde et servisi yaptığım masada bulunan iki kişi bana askeri üniformayı getirerek video teklifinde bulunan tanımadığım 2 kişidir. Giymiş olduğum üniformanın üzerinde herhangi bir bayrak ya da yazı yoktu, Türk askeri üniforması olduğunu bilmiyordum. Çok pişmanım. Videoyu çekme amacım kesinlikle Türk askeri teşkilatını aşağılamak değildir.”
Şüpheli Jaafer’in askerlik mesleğine özgü elbiseleri başkalarını yanıltacak biçimde giyerek çektiği ve hesabından yayınlamış olduğu videoyu daha sonra sildiğinin de belirtildiği iddianamede, işletme mesul müdürü şüpheli Abdulkadir Güler ve işletme sahibi şüpheli Adnan Kalkmaz’ın, işletme üzerindeki yetkileri ve konumları gözetilerek videonun bilgileri dışında çekilerek yayında kaldığına yönelik savunmalarına itibar edilmeyeceği de belirtildi.
7’ŞER YIL 6’ŞAR AYA KADAR HAPİS TALEBİ
Hazırlanan iddianamede şüpheliler Abdulkadir Güler, Adnan Kalkmaz ve Yousuf Jaafer’in “devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama”, “özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama” suçlarından toplamda ayrı ayrı 2 yıl 3 aydan 7 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep edildi. Şüphelilerin yargılanmasına önümüzdeki günlerde İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.
]]>20-21 Nisan’da restoran, kafe gibi mekanlara gitmeme boykotuna akademisyenlerden ünlülere birçok isim destek verdi.
Sosyal medyada boykot çağrısı yapan ekonomist İris Cibre ise bazı işletmelerin tüketiciyi aptal yerine koyduğunu söyledi.
Televizyon programcısı Armağan Çağlayan, “katılımın nasıl olacağı bende merak konusu?” derken, Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Bengi Başer “Bu cumartesi ve pazar kafe ve restoranlara gitmiyoruz!” diyerek boykota destek verdi.
Müzisyen Melis Danişmend de kampanyayı desteklediklerini belirtti.

ODALARA ÇAĞRI YAPTI
Boykota destek veren Tüketiciler Birliği Başkanı Mahmut Şahin, “Boykotun dize getiremeyeceği firma yoktur. Her şey hükümetten beklenmemeli, yaptırım gücü olan odalar elini taşın altına koymalı” dedi.
Şahin, illerdeki esnaf ve ticaret odalarının kendi üyeleri ile karşı karşıya gelmemek için ses çıkarmadığını belirterek, “Bir esnafın odaya kayıt olmadan işletme açması bile yasak. Odaların fiyat listesinin üzerine çıkılmayacağına dair alacağı karara hepsi uymak zorunda. Odalar dernek gibi değil. Cezai yaptırımları var. Bakanlık devreye girerek odaların yetkisini artırmalı ve bunların önüne geçilmeli. Bu iki günlük boykot bilinçlenme konusunda etkili olur. Git kasaptan al, etini pişir ye. Restoranda 100 grama bir kilo parası verme. İki gün değil hatta iki ay yap bunu, bak o zaman restoranlar nasıl dize geliyor” diye konuştu.
İÇİMİZDE FIRSATÇILAR VAR
Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği Başkanı Ramazan Bingöl, yapılan boykotun haklı olduğunu söyledi. Fahiş fiyat artışlarından turistlerinden şikâyetçi olduğunu belirten Bingöl, “Bu gidişle turizm bitecek! Maalesef içimizde fırsatçılar var. Enflasyonu artıranda bu fırsatçılar. Hem vatandaşı hem de esnafı memnun edecek bir formül bulmalıyız” dedi.

“EN AZINDAN TARAFIMIZ BELLİ OLSUN”
Sabah Gazetesi yazarı Mahmut Övür de konuyu bugünkü köşesine taşıdı. İnsanların fiyatlar yüzünden çileden çıktığına dikkat çeken Övür yazısında şu ifadeleri kullandı:
Eskiden Türkiye’de piyasa hareketlensin diye alışveriş teşvik edilir, hatta kampanyalar düzenlenirdi. Bugünse yüksek enflasyona paralel dizginlenemeyen fahiş fiyat artışları nedeniyle toplum bırakın alışverişi, kafe ve restoranlara bile gitmeme kararında.
Çünkü ortada fiyat artışına yol açacak olağanüstü bir gelişme olmadığı hâlde her gün fiyatların değişmesi insanları çileden çıkardı.
Marketlerdeki gibi kafe ve restoranlarda da sürekli fiyatlar değişiyor.
Bir vatandaş sosyal medyada şöyle diyor:
“Öyle saçma fiyatlar var ki; 1 tas mercimek çorbası 200 TL, 1 bardak çay 30 TL, 1 fincan kahve 100 TL, olamaz. Denetim şart, yemeğe boykot şart.”
İşin belki de en vahim tarafı, fiyat artışı yapanların aynı zamanda devleti de vergi açısından kandırıyor olmaları. Gıdaya yüzde 1 KDV oranı konulduğu için vergi dairesine müşterinin sadece “ekmek yediği” fiş kesiliyor.

Konu hükümetin de gündeminde ki önceki gün Başkan Erdoğan şöyle diyordu:
“Fahiş fiyat uygulamalarına dair çok yakın vadede ciddi yaptırımlar gelecek.”
O yaptırımların ne olacağını da Ticaret Bakanı Ömer Bolat açıkladı… Bakan Bolat, cezaların artırılacağına dair bir yasanın Meclis’e sunulduğunu söyledi. Buna göre bu yılın başında alt sınır 50 bin TL olan ceza miktarı 80 bin TL’ye, üst sınır ise 500 bin TL’den 800 bin TL’ye çıkarılacak.
Bu cezalar caydırıcı olacak mı doğrusu emin değilim ama geçmişle kıyaslandığında yeni bir şans var; sivil toplumda bu cezalara paralel ciddi bir tepki yükseliyor. Bu hafta sonu Türkiye’de ilk kez fahiş fiyat artışlarına karşı sivil toplum, kafe ve restoranlara karşı büyük bir boykot kampanyası başlatıyor.
Ne kadar etkili olur bilinmez ama sosyal medyadan seslenen Barış Ülgen’in dediği gibi bu boykot bir işaret fişeği olabilir:
“Bu hafta sonu dışarıdan su bile içmeyeceğim. Karınca misali yangını söndüremezsek bile en azından tarafımız belli olsun.”

LOKANTACILAR FEDERASYONU’NDAN ‘FİYAT TARİFESİ’ TALEBİ
Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu Genel Başkanı Sayit Karabağlı, Türkiye’de yeme-içme sektöründeki fiyat tarifelerinin illere ve işletme sınıfına göre federasyon tarafından onaylanması talebinde bulundu.
Karabağlı, sosyal medyadan yeme-içme sektörü için yapılan boykot çağrısını değerlendirdiği yazılı açıklamasında, federasyon olarak şikayetleri hususunda irtibat kuran vatandaşların sorunlarını çözüme kavuşturduklarını bildirdi.
Yeme-içme sektöründe fiyat artışını tetikleyen girdi maliyetleri, komisyonlar ve vergi gibi sorunlara işaret eden Karabağlı, sektörün, tedarik edeceği ürünlere daha kolay ve ucuz fiyatla ulaşabilmesini sağlamak için odaların ve federasyonların tanzim ve tedarik kooperatifleri kurmasının desteklenmesi önerisinde bulundu.
İŞYELERİ İÇİN DE KİRA ZAMMINA SINIR GETİRİLSİN!
Karabağlı, konutlarda kira artışına sınırlama getiren düzenlemelerin işyerlerini de kapsaması, kira stopajlarının kira geliri elde eden mülk sahibi tarafından karşılanması ve işyeri tahliyelerinin zorlaştırılması konularında düzenleme yapılmasını da istedi.
Fiyatı Etiketi Yönetmeliği’nde düzenleme talep eden Karabağlı, şunları kaydetti:
* Denetlenebilir olması için fiyat tarifeleri 81 ilde faaliyet gösteren odalar tarafından sınıflarına göre belirlenmeli ve federasyonumuz tarafından onaylanmalı.
* Onaylı fiyat tarifeleri kayıt altına alınarak üyelere verilmelidir. Tarifeler, aslının aynı olmak kaydıyla iş yerlerinin kapısına asılmalı veya iş yeri girişine görünür şekilde konulmalıdır.
* Denetim sırasında denetçilerin onaylı tarife ile asılı tarifeyi karşılaştırması daha sağlıklı ve yürütülebilir olacak.
BAKANLIK DENETİMLERİ SIKLAŞTIRDI
Öte yandan, Ticaret Bakanlığı Türkiye’nin dört bir yanında restoran, lokanta, kafe ve pastane gibi işletmelerde denetim gerçekleştirdi.
Ekipler, restoran ve kafelerde tarife ve fiyat listelerinin görünür şekilde işletmenin önüne ve masaların üzerine konulup konulmadığını denetledi.
Kocaeli Ticaret İl Müdürü Veysi Uzunkaya işletme girişlerinde belirtilen fiyat listeleri ile masada yer alan fiyat listelerinin aynı olması gerektiğini dile getirerek, kasada ne kadar ücret ödeyeceğini bilerek masadan kalkmasının tüketicinin en doğal hakkı olduğunu kaydetti.

Kocaeli’de 15 ekiple denetim yaptıklarını bildiren Uzunkaya, “Sadece kafe, restoran ve pastane gibi işletmelere yönelik denetimlerde 2024’ün başından bugüne kadar 1537 firma denetlendi. 331 firmada aykırılık tespit edildi. 331 firmaya uygulanan idari para cezası yaklaşık 720 bin lira oldu.” diye konuştu.
Bursa Ticaret İl Müdürü İsmail Aslanlar, servis hizmeti sunulan işletmelerde, tüketiciler sipariş verinceye kadar fiyat listelerinin masanın üstüne konulması gerektiğini söyledi. Arslanlar masaların üzerinde yer alan QR kodlu menülerin tek başına yeterli olmadığına dikkat çekerek şöyle devam etti:
“Hizmet sunulan masaya menü getirilmesi esastır. Ek bir hizmet olarak QR kodu kullanılmasında bir sakınca görülmemektedir. Denetim esnasında tarife ve fiyat listelerine rastlanılmaması veya liste fiyatı ile kasa fiyatı arasında uyumsuzluk olması halinde her bir aykırılık için 2 bin 172 lira idari para cezası uygulanmaktadır. Girdi fiyatlarında bir artış olmamasına rağmen satış fiyatlarında artış söz konusuysa, bunları da tespit ederek Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulunda değerlendirilmek ve gereği yapılmak üzere Bakanlığımıza gönderiyoruz. Aykırılık olması halinde bunlara da Bakanlığımızca idari para cezası uygulanmaktadır. Kent genelinde bu yıl 1207 işletmede 300 bin 40 ürün denetlendi, 1 milyon 776 bin 682 lira idari para cezası uygulandı.”

Adana’da da Ticaret İl Müdür Vekili Hüseyin Gödelek ve beraberindeki ekip, Turgut Özal Bulvarı’nda fiyat etiketi denetimi yaptı. Ekipler, iş yeri sahiplerine işletme girişlerine fiyat listesi konulması uygulamasına yönelik bilgi de verdi.
Gödelek, 1 Ocak’ta yürürlüğe giren düzenlemeyle keyfi fiyat artışı yapılmasının önüne geçildiğini hatırlatarak, hizmete sunulmayan herhangi bir ürünün menüde bulunmaması gerektiğini bildirdi. Gödelek, denetimlerdeki ilk hedefin tüketicinin mağdur edilmemesi olduğuna işaret etti.
“İŞLETMELERİMİZİ UYARDIK”
Trabzon’un Ortahisar ilçesinde faaliyet gösteren kafe ve restoranlara yönelik de denetim yapıldı. Ticaret İl Müdürü Kasım Tiryaki, fiyat listelerinin yanı sıra “servis ücreti” adı altında herhangi bir ücret talep edilip edilmediğini incelediklerini söyledi.
Menü ve kasa fiyatı uyumunu da kontrol ettiklerini vurgulayan Tiryaki, şu değerlendirmede bulundu:
“Denetimlerimiz devam edecek. Burada amacımız, vatandaşlarımızın restorana veya kafeye girmeden önce alacağı hizmeti ve buna mukabil ödeyeceği ücreti görmesi ve bu doğrultuda bir tercihte bulunabilmesi. Tüketicinin bilgilendirilmesini, ekonomik çıkarlarının korunmasını ve olabilecek mağduriyetlerin engellenmesini hedefliyoruz.”

Diyarbakır Ticaret İl Müdürü Zafer Atik de restoran, kafe ve benzeri işletmelerde Fiyat Etiketi Yönetmeliği kapsamında denetim yaptıklarını söyledi.
Fiyat listeleri ile servis ücreti uygulamasına yönelik inceleme gerçekleştirdiklerini belirten Atik, şunları kaydetti:
“Denetimlerde amacımız, tüketicilerin yiyecek ve içecek hizmeti sunulan yerlerde işletmelere girmeden kapı girişlerindeki tarife ve ücret listelerini görerek ve fiyat karşılaştırması yaparak tercihte bulunabilmelerini sağlamak. Yönetmeliğimiz yürürlüğe girmeden önce Bakanlığımızın rehberlik görevi kapsamında sektör temsilcilerimizi ve işletmelerimizi bu konularda uyardık. İşletmelerimizin cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalması açısından belirtilen hususlara dikkat etmeleri faydalı olacaktır.”
6 Şubat’taki depremlerden etkilenen 11 ilde faaliyet gösteren işletmelere “Deprem Sonrası Mikro, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Canlanması Destek Programı” kapsamında 450 milyon dolar kaynak sağlandığını hatırlatan Kacır, bu işletmelere hasar durumu ve işletme ölçeğine göre değişen oranlarda destek verildiğini belirtti.
Desteğin açıklandığı 31 Ekim 2023 tarihinden bugüne kadar 39 bin 680 işletmeye 12,8 milyar lira ödeme yapıldığını dile getiren Kacır, “İşletmelerin destek başvurusu ve ödeme süreçleri devam ediyor. Söz konusu destek programıyla depremzede işletmelere ilk 24 ayı ödemesiz olmak üzere 36 aylık faizsiz kredi imkanı sağlandı.” ifadesini kullandı.
KOBİ’lerin faaliyetlerinin aksamaması ve devamlılıklarını sağlayabilmeleri için KOSGEB İşletme Geliştirme Destek Programı kapsamında daha önce “Afet Dönemi Yaşam Alanı Desteği” ile “Afet Dönemi İşletme Desteği” programlarının da yürürlüğe girdiğini anımsatan Kacır, bu programlar kapsamında bugüne kadar bin 414 işletmeye toplam 108,2 milyon lira destek verdiklerini kaydetti.
İşletmelere verilen destekler ilişkin rakamları aktaran Kacır, şu bilgileri paylaştı:
“Deprem Acil Destek Kredisi vasıtasıyla bugüne kadar toplam 6 bin 924 işletmemizin bankalardan kullandığı 2,37 milyar liralık kredinin 566 milyon liralık kar payı veya faiz giderinin tamamı KOSGEB tarafından ve geri ödemesiz şekilde karşılandı. Böylece, işletmelerimiz sıfır faizli kredi imkanına kavuştu. Bu kredi, sadece sıfır faizli bir kredi olmayıp ilk yılı tamamen geri ödemesiz ve toplam 36 ay vadelidir.
Buna ilaveten, Kredi Garanti Fonu AŞ de kredi kefalet imkanı sağlayarak uygulamada resmi taraf olarak yer almıştır. İşletme başına 1,5 milyon lira azami kredi limitinin olduğu bu destek kapsamında depremden etkilenen ilerimizde olduğu gibi Hatay ilimizde de toplam bin 228 işletmemizin bankalardan kullandığı 463 milyon liralık kredinin 111 milyon lira tutarındaki kar payı veya faiz giderinin tamamı yine KOSGEB tarafından karşılanmıştır.”
İş yerleri ağır hasarlı, acil yıkılacak ve tamamen yıkılmış olan işletmelere ilişkin bazı imkanlar getirdiklerini bildiren Kacır, bu firmaların daha önceden KOSGEB desteklerinden yararlanıp yararlanılmadığına bakılmaksızın “Geleneksel Girişimci Destek Programı” ve “İleri Girişimci Destek Programı” kapsamındaki desteklerin üst limitlerini yüzde 100 arttırdıklarını kaydetti.
Deprem bölgesindeki illerde imalat sanayinde faaliyet gösteren işletmelerin istihdam seviyelerini korumalarına yardımcı olduklarına belirten Kacır, “Depremzede firmalarımızın uygun koşullarda kredi kullanmalarına yönelik İstihdam Taahhütlü KOBİ Finansman Destek Programı vasıtasıyla 412 işletmeye toplam 672,7 milyon lira kredi kullandırılmış olup bu krediler için yaklaşık 16 milyon lira faiz/kar payı tutarı KOSGEB tarafından karşılanmıştır. Bu uygulama sonrası deprem bölgesindeki işletmeler, Geleneksel Girişimci Destek Programı kapsamında 130 bin liraya kadar, İleri Girişimci Destek Programı çerçevesinde ise 750 bin liraya kadar desteklenmektedir.” ifadelerini kullandı.
]]>