İSRAİL’in saldırıları birçok ülkede protesto edildi.
Almanya, İspanya ve Pakistan’da binlerce kişi, 7 Ekim saldırılarının birinci yılında Filistin’e destek olmak amacıyla yürüyüş düzenledi.
Almanya’nın başkenti Berlin’de yaklaşık 4 bin kişi, uluslararası topluma Gazze’deki çocukların durumunu yakından izleme çağrısı yaparak, bir an önce ateşkes sağlanması talebinde bulundu.
İspanya’nın Barselona kentinde de binlerce kişi, Filistin ve Lübnan bayrakları taşıyarak iki ülkedeki mevcut insani duruma dikkat çekti. Protestoya katılanlar, İsrail’e Gazze ve Lübnan’daki sivillere yönelik saldırıları nedeniyle tepki gösterdi.
Pakistan’ın güneyindeki Karaçi kentinde ise binlerce protestocu Gazze halkıyla dayanışma içinde olduklarını söyleyerek, uluslararası topluma çatışmanın durdurulması çağrısı yaptı.
Son günlerde, ABD, İtalya, Polonya, Letonya ve Yemen dahil olmak üzere birçok ülkede İsrail’e yönelik protesto gösterileri düzenlendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları şu şekilde;
Değerli basın mensubu arkadaşlar, sizleri en kalbi duygularımla, saygıyla selamlıyorum. İspanya ve İtalya’ya gerçekleştirdiğimiz ziyaretleri az önce tamamlamış bulunuyoruz.
Bildiğiniz üzere Türkiye-İspanya 8. Hükümetlerarası Zirve Toplantısı vesilesiyle 12-14 Haziran’da Madrid’deydik. İlk gün İspanya Kralı 6. Felipe ile bir araya geldim ve kendisiyle baş başa bir akşam yemeği, Mehmet Şimşek kardeşimiz de yanımızda olması suretiyle yedik. Ertesi gün İspanya Hükümet Başkanı Sayın Pedro Sanchez’le birlikte başkanlığını yaptığımız “Hükümetlerarası Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı”nda bakanlarımızın da iştirakiyle ilişkilerimizi tüm yönleriyle gözden geçirdik.
Münasebetlerimizi tanımlayan kapsamlı ortaklık temelinde iş birliğimizi derinleştirme yönünde önemli kararlar aldık. Her iki ülkeden iş adamlarının katıldığı iş forumunun açılışını Sayın Sanchez’le beraber yaptık. Sizler de sanıyorum oradaydınız. Türkiye ve İtalya’dan yaklaşık 400 iş adamının katıldığı bir buluşma oldu.
Zirve sonunda açıkladığımız ortak bildiriyle yeni ticaret hacmi hedefimizi 20 milyar dolardan 25 milyar avroya çıkardık. Muhtelif alanlarda imzaladığımız 12 anlaşmayla ilişkilerimizin ahdi zeminini güçlendirdik.
SANCHEZ İLE GÖRÜŞME
Bu arada TCG Anadolu, İspanya’yla savunma sanayi iş birliğimizin sembolüydü. Şimdi yaptığımız görüşmelerle birlikte artık bunun bir üst segmentine geçme kararı aldık ve bunun da adımını attık. Zaten proje çalışmalarını Savunma Sanayii Başkanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri adına Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız şu anda yürütüyor. İspanya, Avrupa Birliği içerisinde Türkiye’nin Avrupa ve Birlik açısından taşıdığı stratejik öneme vakıf ülkeler arasında. Hükümet başkanı Sayın Sanchez’e tam üyelik sürecimize dair beklentilerimizi ilettik. Kıymetli dostum Sanchez’le bölgesel konuları da ele aldık.
Gazze’de yaşanan katliam gündemimizin ilk sırasındaydı. İspanya’nın Filistin’i tanıma kararıyla ilgili olarak duyduğumuz memnuniyeti yine kendisiyle paylaştım. Sayın Sanchez’in tüm baskılara rağmen Filistin’in halklı mücadelesine verdiği destek her türlü takdire şayandır. İsrail-Filistin ihtilafının çözümünde inşallah bundan sonra da İspanya ile dayanışma içinde hareket edeceğiz.

AVRUPA PARLAMENTOSU SEÇİMLERİ
Avrupa Parlamentosu seçimleri, ırkçı ve faşist yapılarla ilgili bizim kaygılarımızı haklı çıkardı. Avrupa’daki Müslümanları ve göçmenleri maalesef daha zor günler bekliyor. Medeniyetler İttifakı girişimini hayata geçiren iki ülke olarak, İslam ve yabancı düşmanı akımlara dair ortak endişelerimizi dile getirdik. Zaten 20’nci yıla giriyoruz ve Medeniyetler İttifakı’nda 20’nci yılla ilgili de müşterek bir hazırlık yapacağız. Gelecek yıl 20’nci yıl dönümüne erişeceğimiz Medeniyetler İttifakı çerçevesinde diyalog ve karşılıklı anlayışa vurgu yapan faaliyetler düzenleme imkanlarını da gözden geçireceğiz. 8. Hükümetlerarası Zirve Toplantımızın ve Madrid’deki istişarelerimizin İspanya ile ilişkilerimizin güçlenmesine önemli katkılar yapacağına inanıyorum.
LİDERLER ZİRVESİ
Madrid ziyaretimizin ardından İtalya Başbakanı Sayın Giorgia Meloni’nin davetine icabetle İtalya’ya geçtik. Burada G20 dönem başkanı İtalya’nın ev sahipliğinde düzenlenen Liderler Zirvesi’ne iştirak ettik. Görüşlerimizi zirve marjında gerçekleştirilen Afrika ve Akdeniz ile Yapay Zeka ve Enerji Konulu Yüksek Düzeyli Oturum’da mevkidaşlarımızla paylaştık. Bölgemizin karşı karşıya kaldığı çok boyutlu tehdit ve meydan okumalar hakkında fikir alışverişinde bulunduk. Gazze özelinde mevcut uluslararası sistemin ve kurumların asli görevlerini yerine getirme noktasında sınıfta kaldıklarını bir kez daha açıkça ifade ettim. İnsanlığın mazlumların sesine kulak veren çok daha adil bir dünyada yaşamasının mümkün olduğuna işaret ettim. Zirve marjında bazı G7 ve davetli ülke liderleriyle ikili görüşmeler de gerçekleştirdim.

Zirve hitabında Gazze’de acil kalıcı ateşkes ilan edilmesi ve insani yardımların kesintisiz akışının sağlanması için bir kez daha çağrıda bulundum. Görüşmelerimizin ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyor, şimdi sözü sizlere bırakıyorum.
GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADI
SORU: Türkiye ile İspanya arasındaki ticari ve kültürel bağlantılar iki ülke için, özellikle de Filistin hususunda ortaklaşa takındıkları tavırlar, bütün dünya ve insanlık için ne vadediyor, ne beklemeliyiz?
İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan katliamları karşısında İspanya ile duygularımızın çekincelerimizin ve itirazlarımızın ortak olduğunu görmek sevindirici. Özelikle Filistin’in devlet olarak tanınması konusunda İspanya, zifiri karanlıkta insanlık gemisine yol gösteren bir deniz feneri olduğunu kanıtladı. Gerek insanlığın vicdanını harekete geçirici çağrıları gerekse cesur ve kararlı uygulamaları bunu perçinledi. Ancak insanlık gemisinin yoluna kazasız belasız devam edebilmesi için yeni deniz fenerlerine ihtiyaç var. Filistin meselesinde İspanya’yla aynı istikamete bakışımız şu bakımdan önem arz ediyor. İspanya malum bir Avrupa Birliği üyesi, Avrupa Birliği üyesi olmanın yanında aynı zamanda da NATO’da beraber olduğumuz bir ülke. İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan tavrı karşısında Filistin’in haklı direnişine yüreğini koyması ve hemen ardından da Avrupa ülkelerinden bazı çözülmelerin başlaması açısından da çok büyük önem arz ediyor. Özellikle Filistin’in devlet olarak tanınması konusunda İspanya’nın tavrının İsrail’e öyle ya da böyle destek olan devletler arasından çözülmeleri beraberinde getireceği inancındayım. Nitekim Sanchez’le yaptığımız ayaküstü görüşmelerde de “bunun devamı gelecek” yaklaşımları oldu. İnsanlığın karşı karşıya olduğu Filistin sınavından geçmek için daha çok ülkenin bence İsrail’e cesurca “dur” demesi ve barışın yanında yer alması gerekir. Ama İspanya gibi ülkeler bu adımı atınca, inşallah barışın yanında yer alacak ülkelerin sayısı da artacaktır. Biz de İspanya da diğer dostlarımız da insanlığa barışı vadetmeye ve bunun için çabalarımızı artırmaya devam etmeliyiz.
SORU: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Gazze ile ilgili aldığı ateşkes kararının hayata geçirilebilmesi, uygulanabilmesi konusunda ne düşünüyorsunuz? Kısa zaman içerisinde bir ateşkes sağlanabilecek mi? Bir de Filistin devletinin tanıması konusunda yeni bir ivme başladı mı? Bu ivme bir sonuç verir mi sizce? İhtimali nasıl görüyorsunuz?
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bugüne kadar attığı adımlara dikkat ederseniz Amerika Birleşik Devletleri her zaman kesişim noktası olmuştur. Burada da büyük ihtimalle yine öyle olacak. Aslında bizim “dünya beşten büyüktür” tezimizin işaret ettiği nokta da burası. Çünkü İsrail aleyhinde alınması gereken kararlar söz konusu olduğunda Amerika, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni bloke ediyor. Şu anda alınan ateşkes kararında da benim endişem yine bir şekilde Konsey’i bloke edeceği şeklinde. Fakat öyle de olsa, böyle de olsa, bizim için en önemli adım Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden öte, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan çıkan kararlardır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan çıkan olumlu kararlarda 150’ye yakın ülke ne yaptı? Bizim düşündüğümüz gibi düşündüler ve Filistin’in yanında yer aldılar. Bunları daha ileri taşımamız lazım. Bunu başardığımız takdirde bu yaklaşım zaman içerisinde inşallah Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni de belli bir noktaya çekecektir. Aslında mevcut durum Birleşmiş Milletler için de bir fırsattır. BM yapılanması başta İsrail olmak üzere bazı hukuk tanımaz ülkelerin yerle yeksan ettiği itibarını yeniden kazanmak istiyorsa, bu fırsatı çok iyi değerlendirmesi gerekir. İsrail’in durdurulması sadece Gazze’de huzuru sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda BM sistemine, uluslararası hukuka, insan haklarına karşı gerçekleştirilen İsrail saldırılarını da bastıracak. Bu sorumluluk öncelikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyelerinin omuzlarındadır. Birleşmiş Milletler’in sonunun Milletler Cemiyeti gibi olmasını istemiyorsak, bunu sağlamak mecburiyetindeyiz. Her zaman söylediğimiz gibi, bölgede nihai barışın yolu iki devletli çözümden geçer. Bu formül beraberinde kalıcı çözümü getirir. Güvenlik Konseyi üyelerinin Filistin’i devlet olarak tanıması bölgede iklimi değiştirebilir.

GAZZE’DE ÜÇ AŞAMALI ATEŞKES PLANI
SORU: ABD Başkanı Joe Biden’in bizzat açıkladığı üç aşamalı bir ateşkes planı var. Fakat daha öncesinde de İsrail’in bu ateşkes çabalarını defalarca sabote ettiğini biliyoruz. Mesela Joe Biden yine Ramazan ayı öncesi bir ateşkes olacağını açıklamıştı ama olmamıştı. İsrail buna uymamıştı. Bu defa ümit var olmak için bu zemini müsait görüyor musunuz? Yani bu defa Joe Biden’in bizzat açıkladığı bu üç aşamalı ateşkes planına İsrail uyar mı sizce? Ümitli misiniz?
Kabataslak baktığımız zaman bu açıklamadan memnuniyet duyuyoruz. Ama bu BMGK’nın beş daimi üyesini Filistin’in yanına çekmeye yetmiyor. Buraya özellikle bakmamız lazım. Ben, inanıyorum ki, Amerika Birleşik Devletleri de İsrail’in artan şımarıklığından rahatsız. Bu rahatsızlığı Amerikan yönetimi açık açık dile getirmese de Amerikan üniversitelerinden, sokaklarından, öğrencilerinden, rektörlerden yükselen sesler, burada artık belli bir dönüşümün başladığını gösteriyor. Bu da İsrail’i ciddi manada rahatsız ediyor. Artık şundan herkes emin ki bu kervan böyle yürümez. İnşallah Amerika’da yaklaşan son seçimlerle birlikte hava çok daha farklı gelişebilir. Biden’in bu açıklamasından sonra bizim yaptığımız açıklamalar var. Dünyada birçok ülkenin bu konuda yaptığı açıklamalar var. İnşallah isabetli adımları hep beraber atarız ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden bu konuyla ilgili çıkacak kararlar bundan böyle çok daha farklı istikamette gelişir. Sayın Biden’dan bu planın bir seçim yatırımı değil, gerçekten ve samimi olarak Filistin’deki katliamları sonlandırmak için atılmış bir adım olduğunu ispat etmesi doğal olarak beklenir. Güvenlik Konseyi kararı bir adımdır, ancak yeterli değildir. Kağıt üstündeki bir çok kararın İsrail tarafından nasıl yok sayıldığını hepimiz biliyoruz. Sayın Biden da artık bir samimiyet testinden geçmektedir.
HAKAN FİDAN VE PUTİN RUSYA’DA GÖRÜŞTÜ
SORU: Suriye’de terör örgütünün yapmaya çalıştığı sözde seçim Türkiye’nin kararı ve tutumu sonrasında ertelendi ama iptal edilmedi ve yeniden deneme ihtimalleri bulunuyor. Eğer yeniden bu seçimi yapmaya çalışırlarsa Türkiye’nin tavrı ne olur?

Ortada seçim falan yok, öncelikle bunu belirtelim. Ortada terör örgütünü meşrulaştırma ve bölgede bir teröristan kurmak için tertiplenmiş bir oyun var. Biz oyun bozma konusunda ne kadar mahir olduğumuzu bundan önceki süreçlerde net bir şekilde gösterdik. Tabii burada Suriye yönetimi de kesinlikle onlara bu noktada rahat adım atma veya hareket etme müsaadesini vermeyecektir, vermez. Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Moskova’daydı. Moskova’da Sayın Putin’le bu konuları etraflıca görüştüler. Rusya Dışişleri Bakanı Sayın Lavrov’la görüşmeleri oldu. Suriye’de PKK terör örgütünün ve diğerlerinin rahat hareket etme imkanı inşallah olmayacaktır. Böyle bir durum olduğu anda zaten biz de ilgili birimlerimizi gerekli şekilde seferber ederiz. Burnumuzun dibinde bir teröristan kurdurmayız. Bunun için gereken ne ise yapmaktan da asla ve asla imtina etmeyiz.
“BİRÇOK ÜLKE TÜRKİYE’NİN KAPISINI ÇALAR HALE GELDİ”
SORU: Bu ziyaretinizde Eurofighter meselesi gündeme geldi mi? Almanya’nın bir blokajı var bunu aşmak mümkün olacak mı?
Bu konuyu Sayın Sanchez’le görüştük. İspanya’nın biliyorsunuz eğitim uçakları önemli. Bu eğitim uçaklarından bize verebilme şansları veya kabiliyetleri var. Ama Almanya’yla temas noktasında bu konuda bize yardımcı olma durumunu kendilerine söyledim. Eurofighter’la ilgili böyle bir görüşme yapabileceğini ifade etti. Ama hepsinden öte bizim için şu anda Eurofighter önemli. Bu konuda Almanya’da artık yumuşadı. İlgili bakanlarımız muhataplarıyla gerekli görüşmeleri yapıyorlar, yapacaklar. Bizim temel yaklaşımımız bellidir: ihtiyaçlarımızı öncelikle NATO müttefiklerimizden karşılamak isteriz. Fakat sürecin sonunda olumsuz bir sonuç elde edilirse alternatifsiz de değiliz. KAAN’ımız artık kanatlandı. İlerleyen dönemlerde seri üretimin başlaması ve envantere giriş sürecinin tamamlanması sonrası bu konuda sıkıntımız da kalmayacak. Bir dönem benzer süreci insansız hava araçlarında da yaşamıştık. O zaman da müttefiklerimizden bunları alamamıştık. Sonra ne oldu, insansız hava araçlarımızı en yüksek kalitede ürettik. Şimdi birçok ülke bunları alabilmek için Türkiye’nin kapısını çalar hale geldi.
SORU: Konuşmanızın başında Avrupa Parlamentosu seçimlerine değindiniz. Avrupa’da aşırı sağ ve ırkçı partilerin yükselişini birkaç yıldır gözlemliyoruz. Son olarak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde birçok ülkede sandıkta ciddi bir güç elde ettiler. Bu durum Türkiye- Avrupa Birliği ilişkilerini nasıl etkileyecek, Türkiye oluşan bu yeni durumla ilgili yeni bir strateji belirleyecek mi?
Şu anda özellikle bizim Avrupa Birliği üyesi ülkelerle atacağımız adımlarda ibre bizden yana dersem abartmış olmam. Bu konuyla ilgili olarak da şu anda Avrupa Birliği’nden Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılan partilerin çoğu Türkiye’nin ne denli haklı olduğunu kabul ediyor. Mesela onlardan biri İspanya Başbakanı Sanchez. Türkiye’nin duruşunu takdirle karşıladığını bizlere ifade etti. Almanya Başbakanı Olaf Scholz da bu noktada olumlu duruş sergiliyor. O da Türkiye’ye bakışı lehte olanlardan. Biz işimize bakacağız. Bu süreçte Türkiye’nin gerek Almanya’da gerek İngiltere’de gerek Fransa’da yakaladığı şanslar var. Biz bu şanslarımızı da güçlü durarak denemeye devam edeceğiz. Bizler uzun zamandan beri, yaklaşan tehlikeyi işaret ediyorduk. Özellikle Avrupa’da yükselen ırkçılığın bir tehlike olduğunu, buna imkan verilmemesi gerektiğini muhataplarımıza anlattık.

Sokaklarını, meydanlarını insanların kutsallarına hakarete, yabancı karşıtlığına açan, onların sırtlarını işlerine geldiği için sıvazlayan ülkeler, şimdi görmezden geldikleri gerçekle yüzleşti. Sık sık söylediğimiz bumerang etkisi işte tam olarak budur. Avrupa’nın “zararın neresinden dönersek kardır” anlayışıyla hareket etmesi ve gerçekçi tedbirleri hayata geçirmesi elzemdir. Yoksa bu ateş herkesi yakacak boyuta ulaşır. Terör konusunda da benzer bir tehlike söz konusudur. Testi kırılmadan Avrupa’ya çağrımızı tekrarlıyorum. Gelin terörün her türlüsü ile ayrım gözetmeksizin mücadele edelim. Gelin terör belasını birlikte gündemimizden nihai biçimde çıkartalım.
CUMHUR İTTİFAKI MESAJI
SORU: Biz yola çıktığımızda MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin önemli bazı açıklamaları oldu Sayın Cumhurbaşkanım. Biz de bunu uçaktan takip ettik. Bazı ifadelerini sizinle paylaşmak istiyorum ve bu konuyla ilgili değerlendirmelerinizi rica edeceğim efendim. Siyasette normalleşme arayışlarını temel aldığı açıklamasında Sayın Bahçeli şu ifadeleri kullandı; “Siyasi partiler arasında normalleşme ve yumuşama arayışlarının temel alınarak çok bilinmeyen ve yeni bir denklemin kurulmak istendiği gözlemlenmektedir. Bu kapsamda siparişi yapılan normalleşme ve yumuşama atmosferinin sürdürülebilir hale gelmesinin önünde şayet MHP bariyer olarak telakki ve tarif ediliyorsa, bu konuda da geniş bir ittifak husule gelmişse, bize düşen sorumluluk ülkemiz ve milletimiz uğruna her türlü fedakarlığı göze almak, gereğini ise gönül huzuruyla yapmaktır.”dedi daha sonra AK Parti içindeki gayri memnun kesimden bahsetti. “Eğer devamlı suyu bulandıranlar dikkate alınırsa AK Parti ile CHP arasında geniş tabanlı bir ittifakın vücuda gelmesi, buna da altılı masanın diğer unsurlarının desteği MHP’nin samimi dileği ve temennisidir.” diye devam etti sonra da dedi ki, “Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı görüşmeler, kurduğu ilişkiler, icra ettiği ikili temaslarını saygı karşılıyor, zatı devletlerine daha da rahatlatmak için bir kez daha feragatle hareket edip karşılıksız inisiyatif alıyor ve bu tercihi aziz milletimizle paylaşıyoruz.” Sayın Cumhurbaşkanım bu açıklamaları cümleleri nasıl değerlendirdiniz efendim?

Sayın Devlet Bey’in yapmış olduğu açıklama bir devlet adamı yaklaşımıyla, sakin, herhangi bir tartışmaya fırsat vermeden yapılmıştır. Konuyu bu şekilde kapatmış olması, bence gayet isabetlidir. Bizler Cumhur İttifakı olarak asla duruşumuzdan taviz vermeyeceğiz. Parti sözcümüz Ömer Çelik Bey zaten gereken açıklamaları detaylıca yaptı. Bu açıklamalarda da dikkat ederseniz tahrik ve dalaşma yoktur. Sadece net bir duruş vardır. Cumhur İttifakı’nın bir tarafı olarak partimizin duruşunu belirtmesi bakımından Ömer Bey’in açıklaması isabetli olmuştur. Diğer taraftan CHP’den yapılan bazı açıklamalar oldu. Biz iade-i ziyareti yapmak suretiyle siyasete bir yumuşama, bir kibarlık getirelim dedik. Ama bu kibarlıktan anlamayanlar İstanbul’da basın toplantısı yaptılar ve orada belli ki birilerinin etkisi altında kaldılar. Demek ki bazı yerlerden onay aldılar. Bunlar tabii doğru şeyler değil, güzel şeyler değil. Sürece katkı sağlayan şeyler değil. Yani bu, yumuşama değildir. Siyasete yeni bir başlangıç getirme değildir. Bizim iade-i ziyaretimizi demek ki hazmedemediler. Eğer bu iade-i ziyaretimizi CHP’nin başındaki arkadaş hazmedebilseydi, bu tür bir açıklamayı yapmaya gerek duymazdı. Böyle bir açıklama karşısında ben Cumhurbaşkanı olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin başkanı olarak, buna cevap vermeyi dahi yanlış bulurum. Ama onlar ne yaparsa yapsın. Biz Cumhur İttifakı olarak aynı duruşumuzu, aynı dayanışmamızı devam ettireceğiz. Şunu da söyleyeyim, Cumhur İttifakı bir altılı masa değildir. Altılı masanın içinde yer alanlar, bildiklerini okusunlar.
ÖZGÜR ÖZEL’E İADE-İ ZİYARET
SORU: Sayın Cumhurbaşkanım gündemdeki önemli konulardan bir tanesi de yeni anayasa. Özgür Özel’le görüşmenizde de bu gündeme geldi. Türkiye artık çağdaş ve sivil bir yeni anayasa yapabilecek mi? Neler düşünüyorsunuz?
Türkiye bu yeni dönemde yeni anayasayı gündemine almak suretiyle bir adım atabilir. Bizim bu ziyaretleri yapmamızın altında yatan gerçek de “her ne kadar ters görünse de CHP ile de böyle bir anayasa yapma başlığı altında buluşabilir miyiz?” arayışıydı. Teklifimizi yaptık. Onlardan “niye olmasın” noktasına gelen bir yaklaşım gördüm. Fakat iki gün sonra ortaya maalesef arzu etmediğimiz bir yaklaşım çıkınca bu durum da bizi üzmedi değil. Türkiye’nin artık darbe anayasası ayıbından kurtulması gerekiyor. Bu, siyaset kurumunun ve Meclisin millete karşı asli görevidir. Hiçbir siyasi parti bu yükümlülükten kaçamaz. Gerek Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş’un girişimleri, gerek bizim temaslarımız, artık yeni anayasa için adım atmanın zamanının geldiğini ortaya koymuştur. Mevcut anayasada birtakım değişiklikler yapılmış olması, darbe ruhunun anayasamızdan silindiği anlamına gelmiyor. Kaldı ki 1982 yılından bu yana dünya değişti, Türkiye gelişti ve yeni ihtiyaçlar ortaya çıktı. Milletin ihtiyaçlarına tam hizmet eden ideal anayasa bu millete siyasetin borcudur.

ENFLASYON İÇİN TARİH VERDİ
SORU: Enflasyonla ilgili uygulanan politikalarda hedefe doğru yaklaşıldığı görülüyor. Tam olarak rahatlama için hedef nedir Sayın Cumhurbaşkanım?
Yılın son çeyreğini bekleyeceğiz. Yılın son çeyreğinde inşallah bunlar tam manasıyla görünecek. Şu anda işi sıkı tutuyoruz. Ama bütün mesele yine geliyor, faiz olayına dayanıyor. İnşallah faizde atacağımız adımlarla enflasyonu son çeyrekte çok daha olumlu bir konuma taşımış olacağız. Nitekim ekonomide dengelenmeye yönelik politikalar meyvelerini veriyor. Cari işlemler açığı önemli ölçüde azaldı. Mayıs itibarıyla yıllık ihracatımız 260 milyar doları aştı. İthalatımızdaki düşüş aynı şekilde sürüyor. Merkez Bankası rezervlerimiz 146,2 milyar dolarla tarihimizin en yüksek seviyesine çıktı. Rezervlerdeki artış devam edecek. Hayat pahalılığını tetikleyen sebeplerden olan fahiş fiyat artışları ve fırsatçılıkla mücadelemizden de taviz vermiyoruz. Milletin aşına ve ekmeğine kan doğrayanlara göz açtırmayacağız. Bu kritik süreci bir taraftan mali disiplini koruyup, kamuda tasarrufu teşvik ederek, diğer taraftan denetimleri artırarak hassasiyetle yürüteceğiz.

İSPANYA’NIN FİLİSTİN’İ DEVLET OLARAK TANIMASI
SORU: Türkiye ile İspanya arasındaki ticari ve kültürel bağlantılar iki ülke için, özellikle de Filistin hususunda ortaklaşa takındıkları tavırlar, bütün dünya ve insanlık için ne vadediyor, ne beklemeliyiz?
CEVAP: İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan katliamları karşısında İspanya ile duygularımızın çekincelerimizin ve itirazlarımızın ortak olduğunu görmek sevindirici. Özelikle Filistin’in devlet olarak tanınması konusunda İspanya, zifiri karanlıkta insanlık gemisine yol gösteren bir deniz feneri olduğunu kanıtladı. Gerek insanlığın vicdanını harekete geçirici çağrıları gerekse cesur ve kararlı uygulamaları bunu perçinledi. Ancak insanlık gemisinin yoluna kazasız belasız devam edebilmesi için yeni deniz fenerlerine ihtiyaç var. Filistin meselesinde İspanya’yla aynı istikamete bakışımız şu bakımdan önem arz ediyor. İspanya malum bir Avrupa Birliği üyesi, Avrupa Birliği üyesi olmanın yanında aynı zamanda da NATO’da beraber olduğumuz bir ülke. İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan tavrı karşısında Filistin’in haklı direnişine yüreğini koyması ve hemen ardından da Avrupa ülkelerinden bazı çözülmelerin başlaması açısından da çok büyük önem arz ediyor. Özellikle Filistin’in devlet olarak tanınması konusunda İspanya’nın tavrının İsrail’e öyle ya da böyle destek olan devletler arasından çözülmeleri beraberinde getireceği inancındayım. Nitekim Sanchez’le yaptığımız ayaküstü görüşmelerde de “bunun devamı gelecek” yaklaşımları oldu. İnsanlığın karşı karşıya olduğu Filistin sınavından geçmek için daha çok ülkenin bence İsrail’e cesurca “dur” demesi ve barışın yanında yer alması gerekir. Ama İspanya gibi ülkeler bu adımı atınca, inşallah barışın yanında yer alacak ülkelerin sayısı da artacaktır. Biz de İspanya da diğer dostlarımız da insanlığa barışı vadetmeye ve bunun için çabalarımızı artırmaya devam etmeliyiz.
GAZZE İÇİN ALINAN ATEŞKES KARARI
SORU: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Gazze ile ilgili aldığı ateşkes kararının hayata geçirilebilmesi, uygulanabilmesi konusunda ne düşünüyorsunuz? Kısa zaman içerisinde bir ateşkes sağlanabilecek mi? Bir de Filistin devletinin tanıması konusunda yeni bir ivme başladı mı? Bu ivme bir sonuç verir mi sizce? İhtimali nasıl görüyorsunuz?
CEVAP: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bugüne kadar attığı adımlara dikkat ederseniz Amerika Birleşik Devletleri her zaman kesişim noktası olmuştur. Burada da büyük ihtimalle yine öyle olacak. Aslında bizim “dünya beşten büyüktür” tezimizin işaret ettiği nokta da burası. Çünkü İsrail aleyhinde alınması gereken kararlar söz konusu olduğunda Amerika, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni bloke ediyor. Şu anda alınan ateşkes kararında da benim endişem yine bir şekilde Konsey’i bloke edeceği şeklinde. Fakat öyle de olsa, böyle de olsa, bizim için en önemli adım Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden öte, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan çıkan kararlardır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan çıkan olumlu kararlarda 150’ye yakın ülke ne yaptı? Bizim düşündüğümüz gibi düşündüler ve Filistin’in yanında yer aldılar. Bunları daha ileri taşımamız lazım. Bunu başardığımız takdirde bu yaklaşım zaman içerisinde inşallah Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni de belli bir noktaya çekecektir. Aslında mevcut durum Birleşmiş Milletler için de bir fırsattır. BM yapılanması başta İsrail olmak üzere bazı hukuk tanımaz ülkelerin yerle yeksan ettiği itibarını yeniden kazanmak istiyorsa, bu fırsatı çok iyi değerlendirmesi gerekir. İsrail’in durdurulması sadece Gazze’de huzuru sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda BM sistemine, uluslararası hukuka, insan haklarına karşı gerçekleştirilen İsrail saldırılarını da bastıracak. Bu sorumluluk öncelikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyelerinin omuzlarındadır. Birleşmiş Milletler’in sonunun Milletler Cemiyeti gibi olmasını istemiyorsak, bunu sağlamak mecburiyetindeyiz. Her zaman söylediğimiz gibi, bölgede nihai barışın yolu iki devletli çözümden geçer. Bu formül beraberinde kalıcı çözümü getirir. Güvenlik Konseyi üyelerinin Filistin’i devlet olarak tanıması bölgede iklimi değiştirebilir.
BIDEN’IN SUNDUĞU ATEŞKES PLANI
SORU: ABD Başkanı Joe Biden’in bizzat açıkladığı üç aşamalı bir ateşkes planı var. Fakat daha öncesinde de İsrail’in bu ateşkes çabalarını defalarca sabote ettiğini biliyoruz. Mesela Joe Biden yine Ramazan ayı öncesi bir ateşkes olacağını açıklamıştı ama olmamıştı. İsrail buna uymamıştı. Bu defa ümit var olmak için bu zemini müsait görüyor musunuz? Yani bu defa Joe Biden’in bizzat açıkladığı bu üç aşamalı ateşkes planına İsrail uyar mı sizce? Ümitli misiniz?
CEVAP: Kabataslak baktığımız zaman bu açıklamadan memnuniyet duyuyoruz. Ama bu BMGK’nın beş daimi üyesini Filistin’in yanına çekmeye yetmiyor. Buraya özellikle bakmamız lazım. Ben, inanıyorum ki, Amerika Birleşik Devletleri de İsrail’in artan şımarıklığından rahatsız. Bu rahatsızlığı Amerikan yönetimi açık açık dile getirmese de Amerikan üniversitelerinden, sokaklarından, öğrencilerinden, rektörlerden yükselen sesler, burada artık belli bir dönüşümün başladığını gösteriyor. Bu da İsrail’i ciddi manada rahatsız ediyor. Artık şundan herkes emin ki bu kervan böyle yürümez. İnşallah Amerika’da yaklaşan son seçimlerle birlikte hava çok daha farklı gelişebilir. Biden’in bu açıklamasından sonra bizim yaptığımız açıklamalar var. Dünyada birçok ülkenin bu konuda yaptığı açıklamalar var. İnşallah isabetli adımları hep beraber atarız ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden bu konuyla ilgili çıkacak kararlar bundan böyle çok daha farklı istikamette gelişir. Sayın Biden’dan bu planın bir seçim yatırımı değil, gerçekten ve samimi olarak Filistin’deki katliamları sonlandırmak için atılmış bir adım olduğunu ispat etmesi doğal olarak beklenir. Güvenlik Konseyi kararı bir adımdır, ancak yeterli değildir. Kağıt üstündeki bir çok kararın İsrail tarafından nasıl yok sayıldığını hepimiz biliyoruz. Sayın Biden da artık bir samimiyet testinden geçmektedir.
EUROFIGHTER NE ZAMAN ALINACAK?
SORU: Bu ziyaretinizde Eurofighter meselesi gündeme geldi mi? Almanya’nın bir blokajı var bunu aşmak mümkün olacak mı?
CEVAP: Bu konuyu Sayın Sanchez’le görüştük. İspanya’nın biliyorsunuz eğitim uçakları önemli. Bu eğitim uçaklarından bize verebilme şansları veya kabiliyetleri var. Ama Almanya’yla temas noktasında bu konuda bize yardımcı olma durumunu kendilerine söyledim. Eurofighter’la ilgili böyle bir görüşme yapabileceğini ifade etti. Ama hepsinden öte bizim için şu anda Eurofighter önemli. Bu konuda Almanya’da artık yumuşadı. İlgili bakanlarımız muhataplarıyla gerekli görüşmeleri yapıyorlar, yapacaklar. Bizim temel yaklaşımımız bellidir: ihtiyaçlarımızı öncelikle NATO müttefiklerimizden karşılamak isteriz. Fakat sürecin sonunda olumsuz bir sonuç elde edilirse alternatifsiz de değiliz. KAAN’ımız artık kanatlandı. İlerleyen dönemlerde seri üretimin başlaması ve envantere giriş sürecinin tamamlanması sonrası bu konuda sıkıntımız da kalmayacak. Bir dönem benzer süreci insansız hava araçlarında da yaşamıştık. O zaman da müttefiklerimizden bunları alamamıştık. Sonra ne oldu, insansız hava araçlarımızı en yüksek kalitede ürettik. Şimdi birçok ülke bunları alabilmek için Türkiye’nin kapısını çalar hale geldi.
AP SEÇİMLERİ VE TÜRKİYE’NİN AB ÜYELİĞİ
SORU: Avrupa’da aşırı sağ ve ırkçı partilerin yükselişini birkaç yıldır gözlemliyoruz. Son olarak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde birçok ülkede sandıkta ciddi bir güç elde ettiler. Bu durum Türkiye- Avrupa Birliği ilişkilerini nasıl etkileyecek, Türkiye oluşan bu yeni durumla ilgili yeni bir strateji belirleyecek mi?
CEVAP: Şu anda özellikle bizim Avrupa Birliği üyesi ülkelerle atacağımız adımlarda ibre bizden yana dersem abartmış olmam. Bu konuyla ilgili olarak da şu anda Avrupa Birliği’nden Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılan partilerin çoğu Türkiye’nin ne denli haklı olduğunu kabul ediyor. Mesela onlardan biri İspanya Başbakanı Sanchez. Türkiye’nin duruşunu takdirle karşıladığını bizlere ifade etti. Almanya Başbakanı Olaf Scholz da bu noktada olumlu duruş sergiliyor. O da Türkiye’ye bakışı lehte olanlardan. Biz işimize bakacağız. Bu süreçte Türkiye’nin gerek Almanya’da gerek İngiltere’de gerek Fransa’da yakaladığı şanslar var. Biz bu şanslarımızı da güçlü durarak denemeye devam edeceğiz. Bizler uzun zamandan beri, yaklaşan tehlikeyi işaret ediyorduk. Özellikle Avrupa’da yükselen ırkçılığın bir tehlike olduğunu, buna imkan verilmemesi gerektiğini muhataplarımıza anlattık.
Sokaklarını, meydanlarını insanların kutsallarına hakarete, yabancı karşıtlığına açan, onların sırtlarını işlerine geldiği için sıvazlayan ülkeler, şimdi görmezden geldikleri gerçekle yüzleşti. Sık sık söylediğimiz bumerang etkisi işte tam olarak budur. Avrupa’nın “zararın neresinden dönersek kardır” anlayışıyla hareket etmesi ve gerçekçi tedbirleri hayata geçirmesi elzemdir. Yoksa bu ateş herkesi yakacak boyuta ulaşır. Terör konusunda da benzer bir tehlike söz konusudur. Testi kırılmadan Avrupa’ya çağrımızı tekrarlıyorum. Gelin terörün her türlüsü ile ayrım gözetmeksizin mücadele edelim. Gelin terör belasını birlikte gündemimizden nihai biçimde çıkartalım.
İki lider arasında gerçekleştirilen görüşmede, Türkiye ile İspanya arasındaki ilişkiler ve Gazze Şeridi’nde devam eden saldırılar ele alındı. Erdoğan ve Sanchez ikili ve heyetlerarası görüşmeden sonra kameralar karşısına geçti.
SANCHEZ: GAZZE KONUSUNDA ORTAK GÖRÜŞLERİ PAYLAŞIYORUZ
Basın toplantısında ilk olarak sözü alan Sanchez, “Türkiye ile İspanya örnek iki ülkedir. Yıllık 20 milyar dolar hedefine ulaşma hedefi belirlemiştik, bunun önümüzdeki aylarda aşılacağını düşünüyoruz. Aramızdaki işbirliğini sürdürmeye devam ediyoruz. Türkiye ile AB arasındaki rolümüzü sürdürmeye devam edeceğiz. Her iki ülke de barışa odaklı çalışmaya devam ediyor. Gazze konusunda acil ihtiyaçlarımızda ortak görüşleri paylaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
İmzaların atılmasının ardından Başkan Erdoğan’ın basın mensuplarına yaptığı açıklamalar şu şekilde;
İspanya hükümet başkanı kıymetli dostum Sayın Pedro Sanchez ile Türkiye-İspanya 8. Hükümetler Arası Zirve toplantısı vesilesiyle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Kendilerine şahsıma ve heyetime gösterdikleri misafirperverlik için teşekkür ediyorum. 2021 yılında Ankara’da düzenlediğimiz son zirve toplantımızda ilişkilerimizi kapsamlı ortaklık düzeyine yükseltmiştik.
Bugünkü toplantımız ve imzaladığımız anlaşmalarla münasebetlerimizi yeni alanlara teşmil etme yönünde önemli adımlar attık. İkili ticaret hacminde 20 milyar hedefini yakalamak üzereyiz. Bir sonraki hedefimiz önümüzdeki 5 yıl içinde 25 milyar avroya ulaşmak.
“ÜYELİK SÜRECİNE EN BAŞINDAN BERİ DESTEK VEREN DOSTLARIMIZ”
740’dan fazla İspanyol şirketinin Türkiye’deki yatırımlarını Türkiye’ye duyulan güvenin işareti olarak addediyoruz. Hükümetler olarak toplantılarda yapılan çalışmaların somut iş birliklerine dönüşmesinin takipçisi olacağız. Ekonomi ve ticaret ortak komitemizin üçüncü toplantısını en kısa zamanda Türkiye’de düzenleyeceğiz. İspanya ile gelişmiş askeri iş birliğimizi ve savunma sanayii ilişkilerimizi detaylı şekilde gözden geçirdik. İspanya 2015’ten bu yana ülkemizde konuşlu hava savunma sistemleriyle hem müttefik olarak Türkiye’nin hem de NATO’nun kolektif güvenliğine destek veriyor.
İspanya Türkiye’nin AB’ye katkılarını en iyi bilen, üyelik sürecine en başından beri destek veren dostlarımızdandır. Sayın hükümet başkanı ile Avrupa’da artan İslam düşmanlığını ele aldık.
“DİĞER ÜLKELERE ÖRNEK OLMALI”
İstişarelerimizde Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında yaşanan gelişmeler de odağımızda yer aldı. İspanya’nın Filistin’i tanıma kararı alması çok önemli, dirayetli duruşundan dolayı Sanchez ve İspanya halkına gönülden teşekkür ediyorum. Filistin’i tanıma kararına diğer ülkelere örnek olmalı. İki ülke olarak sorunun çözülmesi için birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Pazartesi günü BM’de alınan kararın uygulanmasını takip edeceğiz.
Rusya Ukrayna savaşı da gündemimizde yer aldı. Ukrayna için kapsamlı bir barışın tesisinin müzakerelerle mümkün olduğunu bir kez daha dile getirdim.”
SORU/CEVAP
GAZZE’DE KALICI ATEŞKES MÜMKÜN MÜ?
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Adil ve kalıcı barışı sağlayacak, akan kanı durduracak, bölgemize huzur getirecek her karar ve planı olumlu değerlendiririz. Önemli olan bunların samimi bir şekilde ele alınması, kağıtta kalmaması. Biz başından beri akan kanın durması gerektiğini söyledik. Temaslarımız şu anda da sürüyor.
Başta ABD olmak üzere güvenlik konseyi kararın arkasında durup İsrail’e gerekli baskıyı yapmalıdır. Bu süreç böyle devam etmeyecek. Temennimiz İsrail’in bu saldırılardan artık vazgeçmesi. Süreci yakından takip ediyoruz.
TÜRKİYE-İSPANYA ARASINDAKİ SAVUNMA ANLAŞMALARI
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savunma sanayinde bir dayanışmanın teklifidir bu. Birinci sırada TGC Anadolu ile adım attık. Şimdi bir üst segmente geçelim istiyoruz. Mevcuttan daha büyüğünü birlikte yapalım istiyoruz. Savunma Bakanlığımız bu çalışmayı yürütüyor. İnsansız hava araçlarında yapılabilecek bazı adımları atıyoruz. Türkiye bu konuda daha ileri adımları atmak istiyor. İspanya ile bu konuda işbirliğimiz olacak.
11 ANLAŞMA İMZALANDI
Moncloa Sarayı’nda baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından iki ülke arasında çeşitli anlaşmaların imza törenine geçildi.
Törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Sanchez huzurunda iki ülke arasında 11 anlaşma imzalandı.
İmza altına alınan anlaşmalar şöyle:
“- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile İspanya Krallığı Çalışma ve Sosyal Ekonomi Bakanlığı Arasında Mutabakat Zaptı
– Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile İspanya Krallığı Ekolojik Dönüşüm ve Demografik Sınama Bakanlığı Arasında Enerji Dönüşümü Alanında Mutabakat Zaptı
– Tarım ve Orman Bakanlığı ile İspanya Krallığı Ekolojik Dönüşüm ve Demografik Sınama Bakanlığı Arasında Ormancılık Alanında Ortak Eylem Planı
– Yunus Emre Enstitüsü ile Cervantes Enstitüsü Arasında Mutabakat Zaptı
– Milli Eğitim Bakanlığı ile İspanya Krallığı Eğitim, Mesleki Eğitim ve Spor Bakanlığı Arasında Mesleki ve Teknik Eğitim Alanında Mutabakat Muhtırası
– Gemi adamlarının eğitim, belgelendirme ve vardiya standartlarına dair STWC unvanlarının tanınmasına ilişkin Mutabakat Zaptı
– Türk Eximbank ile İspanyol İhracat Kredi Ajansı (CESCE) Arasında İmzalanan Mutabakat Zaptı Hakkında Deklarasyon
– Sigorta ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile İspanya Sigorta ve Emeklilik Fonları Genel Müdürlüğü arasında Mutabakat Zaptı
– Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile İspanya Krallığı Bilim, Yenilikçilik ve Üniversiteler Bakanlığı Arasında Bilimsel ve Teknolojik İşbirliği Mutabakat Zaptı
– Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile İspanya Krallığı Bilim, İnovasyon ve Üniversiteler Bakanlığı Arasında Uzay Çalışmalarında Barışçıl Amaçlar Doğrultusunda İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı
– Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile İspanya Krallığı Kapsayıcılık, Sosyal Güvenlik ve Göç Bakanlığı Arasında İşbirliğine Dair Mutabakat Zaptı”
Törende ayrıca, Cumhurbaşkanlığı Türkiye Varlık Fonu ile İspanyol Kalkınma Finansmanı Şirketi (COFIDES) Arasında Ortak Bildiri de imza altına alındı.
Törene, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, TBMM Başkanvekili Celal Adan, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Metin Kıratlı, MİT Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Çağatay Özdemir de katıldı.
]]>İspanya’ya tavrından dolayı teşekkür eden Erdoğan, “İlk günden bu yana gerçekten ilkeli tutarlı bir politika seyrederek hem İspanya halkını hem Filistinli kardeşlerimizin hem de Türkiye’nin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir.” dedi.
Başkan Erdoğan, “Türkiye ekonomisi geçen yıl yaşadığı deprem felaketine rağmen toparlanmaya devam ediyor.” ifadelerini de kullandı.
Başkan Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şu şekilde;
Toplantılarımızın ekonomik ilişkilerin daha da ilerlemesine vesile olmasını diliyorum. Dostumuz İspanya ile mükemmel ilişkilere sahibiz. Ziyaretin yeni ortaklıklara vesile olmasını diliyorum. Dayanışma ve iş birliği hayati önemde.
2002 yılı öncesinde 2 milyar dolar civarındaki ticaret hacmimiz geçtiğimiz yıl 19.2 milyar dolar seviyesine çıktı. Türkiye, İspanya’dan çok sayıda yatırımcıyı ülkemize davet ediyoruz. Türkiye bölgemizin cazibe merkezi.
Sanayiden finansa gerçekleştirilecek oturumların önemli olduğunu düşünüyorum. Markalara arasındaki iş birlikleri giderek güçleniyor. G-20’deki çabalar da ayrı bir teşvik olmaktadır. Yeni ortaklıklara fırsat tanımalıyız. Ülkelerimizi geleceğe taşıyabiliriz. Ekonomik ilişkilerimiz kazan-kazan esaslı olmalı.
Siyasetçiler olarak bizim görevimiz iş dünyasının önünü açmaktır. Hükümetler olarak iş dünyamızı destekleyeceğiz. Siz yatırım yaptıkça biz de her daim yanınızda olacağız. İmzalanacak anlaşmalarla iş birliğimizi güçlendireceğiz.
SANCHEZ’İN GAZZE POLİTİKASI: TÜRK MİLLETİNİN GÖNLÜNDE MÜSTESNA BİR YER EDİNMİŞTİR
Gazze’de insanlar göz göre göre katledildi. Mülteci kampları bombalandı. Masum siviller kurşunların hedefi oldu. Gazze’de ve işgal edilmiş Filistin topraklarında 250 gündür yaşanan soykırım, vicdan sahibi herkesin yüreğini kanatıyor.
Ateş çağrılarına şımarıklıkla karşılık veren bir tablo ile karşı karşıyayız. İspanya Başbakanı Sanchez’in tebrik ediyorum tavrından dolayı. Sanchez ilk günden beri tutarlı bir politika izleyerek Türk milletinin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir.
“AB’YE ÜYELİK ADIMLARIMIZ, BİR TAKIM ÜYELERİN ENGELLEMELERİ NEDENİYLE KARŞILIK BULAMIYOR”
Avrupa Birliği’ne yönelik samimi adımlarımız, salt kendi çıkarını düşünen bir takım üyelerin engellemeleri nedeniyle karşılık bulamıyor. AP seçimlerinin ortaya çıkardığı tablo ve endişeyle izlenen aşırı sağın yükselişi bu durumu körükleyecek.
Katı vize uygulamaları, gümrük birliği anlaşmasının yenilenememesi durumları da mevcut. İspanya’nın bize verdiği samimi desteğe müteşekkirim. Bu olumlu adımların artarak devam edeceğin inanıyorum.
“DEPREM FELAKETİNE RAĞMEN EKONOMİ TOPARLANMAYA DEVAM EDİYOR”
Türkiye ekonomisi geçen yıl yaşadığı deprem felaketine rağmen toparlanmaya devam ediyor.
Durmadan çalışacağız, çalışmaya devam edeceğiz. Özellikle savunma sanayii konusunu çok önemsiyorum. Uçak gemisi, İHA’lar, denizaltılar… Ortaklığımız çok daha iyi bir noktaya gelecektir.
TÜRKİYE ÖNEMLİ BİR ORTAK
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez de törende yaptığı konuşmada “Türkiye, İspanya için anahtar bir ekonomik ortak ve bölgesinde önemli bir oyuncu.” dedi.
“İspanyol şirketleri Türk ekonomisinin iyileşen görüntülerini, alınan tedbirlerin cesaretini, ekonomik programın sağlamlılığını takdir ediyor.” diyen Sanchez, şöyle devam etti:
“Türkiye’ye her zaman güven duyduk. Bunun için çok sağlam temellerimiz var. Biz hep Türkiye’ye güvendik. Bazıları Türkiye’den çekilirken biz yatırımlarımızı ikiye katladık. Biz bu güveni koruduk. Türkiye önümüzdeki 10 yıllarda ekonomik ağırlığını ve önemini artırmaya devam edecektir. Türkiye ve İspanya birbirine güvenen ve özel ilişkileri olan, dost ülkelerdir.”
İspanya’nın Türkiye ile mevcut Karşılıklı Yatırımların Korunması ve Geliştirilmesi Anlaşması’nı gözden geçirme kararı aldığını ve bunun çok değerli olduğunu kaydeden Sanchez, “devlet kurumları arasında imzalanacak 5 mutabakat zaptının yatırımları ve üçüncü ülkelerdeki ortak projeleri daha da hızlandıracağını” dile getirdi.
Sanchez, “Büyük fırsatla karşı karşıya olduğumuza dair inancımız tam. Muhteşem ilişkilerimizi güçlendirmeliyiz.” diye konuştu.
]]>Futbolun anavatanı olarak bilinen Birleşik Krallık’a bağlı dört ülkeden biri olan İskoçya, 14 Haziran-14 Temmuz tarihlerinde Almanya’da düzenlenecek turnuvayla tarihinde 4. kez Avrupa Şampiyonası finallerinde yer alacak.
Tarihinde 1992, 1996 ve 2020 Avrupa şampiyonalarına katılan İskoçya, hiçbir turnuvada grup aşamasından öteye gidemedi.
Kupaya katılma mücadelesi
İskoçya, EURO 2024’e eleme grubunu ikinci bitirerek katıldı.
Avrupa Şampiyonası Elemeleri’nde A Grubu’nda yer alan İskoçya; İspanya, Norveç, Gürcistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile karşılaştı.
Yaptığı 8 müsabakada 5 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 yenilgi yaşayan İskoçya, lider İspanya’nın ardından ikinci olarak adını finallere yazırdı.
Rakip fileleri 17 kez havalandıran İskoçya, kalesinde ise 7 gol gördü. Teknik direktör Steve Clarke’ın öğrencileri, grupta 25 gol atıp, sadece 5 gol yiyen lider İspanya’ya 2-0’lık skorla tek mağlubiyetini tattırdı.
İskoçya’nın elemelerde aldığı sonuçlar ve puan durumu şöyle:
İskoçya-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi: 3-0
İskoçya-İspanya: 2-0
Norveç-İskoçya: 1-2
İskoçya-Gürcistan: 2-0
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi-İskoçya: 0-3
İspanya-İskoçya: 2-0
Gürcistan-İskoçya: 2-2
İskoçya-Norveç: 3-3
Takım O G B M A Y Av. P
1. İspanya 8 7 0 1 25 5 20 21
2. İskoçya 8 5 2 1 17 8 9 17
3. Norveç 8 3 2 3 14 12 2 11
4. Gürcistan 8 2 2 4 12 18 -6 8
5. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi 8 0 0 8 3 28 -25 0
Öne çıkan oyuncuları
Kadrosundaki isimlerin çoğu Premier Lig takımlarında top koşturan İskoçya’da orta saha oyuncusu Scott McTominay ile santrfor John McGinn dikkati çekiyor.
EURO 2024 Elemeleri’nde 7 gol atan Scott McTominay ile 3 kez ağları havalandıran John McGinn, takımlarının başarısında önemli rol oynadı. Kuzey Avrupa ülkesinde, Lyndon Dykes, Kenny McLean, Callum McGregor, Ryan Porteous, Lawrence Shankland ve Stuart Armstrong birer kez ağları havalandırdı.
McGinn, mecvut kadroda 64 müsabakada attığı 18 golle en golcü oyuncu konumunda bulunuyor. Bu oyuncuyu 36 milli müsabakada 9 gol atan Dykes izledi.
Kadro
Teknik direktör Steve Clarke’ın EURO 2024 için açıkladığı aday kadroda şu futbolcular bulunuyor:
Kaleciler: Zander Clark, Craig Gordon (Heart of Midlothian), Angus Gunn (Norwich), Liam Kelly (Motherwell).
Savunma: Liam Cooper (Leeds United), Grant Hanley (Norwich), Jack Hendry (Al-Ettifaq), Scott McKenna Kopenhag), Ross McCrorie (Bristol City), Ryan Porteous (Watford), Anthony Ralston, Greg Taylor (Celtic), Andrew Robertson (Liverpool), John Souttar (Rangers), Kieran Tierney (Real Sociedad).
Orta saha: Stuart Armstrong (Southampton), Ryan Christie (Bournemouth), Billy Gilmour (Brighton&Hove Albion), Ryan Jack (Rangers), John McGinn (Aston Villa), Callum McGregor (Celtic), Kenny McLean (Norwich), Scott McTominay (Manchester United).
Hücum: Che Adams (Southampton), Ben Doak (Liverpool), Lyndon Dykes (Queens Park Rangers), James Forrest (Celtic), Lawrence Shankland (Heart of Midlothian).
Maç takvimi
İskoçya’nın EURO 2024 A Grubu’nda oynayacağı maçların programı (TSİ) şöyle:
14 Haziran Cuma:
22.00 Almanya-İskoçya (Allianz Arena)
19 Haziran Çarşamba:
22.00 İskoçya-İsviçre (RheinEnergie)
23 Haziran Pazar:
22.00 İskoçya-Macaristan (MHP Arena)
]]>EURO 2024, Almanya’nın ev sahipliğinde 14 Haziran-14 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek. Milli takımlar düzeyinde Avrupa’nın en başarılı ekiplerinden olan İspanya, turnuvanın en zor gruplarından birinde yer alacak.
Bu yıl 17’ncisi düzenlenecek Avrupa Şampiyonası finallerinde 11 kez mücadele eden “Boğalar”, turnuvanın en başarılı 2 takımından biri durumunda. 1964, 2008 ve 2012’de kupayı müzesine götüren İspanya, Almanya ile Avrupa Şampiyonası’nı en çok kazanan takım olarak dikkati çekiyor.
1984’te ikinci olan İspanya, 2020’de yarı final, 1996 ve 2000’de çeyrek final, 2006’da son 16 turu oynadı. İspanya, 1980, 1988 ve 2004’te grup aşamasını geçemedi.
2012 sonrası duraklama dönemine giren İspanya, 2022-2023 sezonunda UEFA Uluslar Ligi’ni alarak eski günlerine dönüş sinyali verdi.
Elemelerden grup lideri olarak geldi
İspanya, EURO 2024 Elemeleri’nde grubunu lider tamamladı.
Elemelerde İskoçya, Norveç, Gürcistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile A Grubu’nda yer alan İspanya, 7 galibiyet, 1 mağlubiyetle 21 puan topladı. Yaptığı 8 maçta 25 gol atan İspanya, kalesinde sadece 5 gol gördü.
“Boğalar”da elemelerde dörder gol atan Joselu ile Alvaro Morata, en golcü futbolcular oldu. Bu oyuncuları 3 golle Fernan Torres, ikişer golle Dani Olmo, Lamine Yamal ve Gavi takip etti. İspanya’da Mikel Merino, Nico Williams, Ohian Sancet, Alejandro Baena, Mikel Oyarzabal ile Robin Le Normand birer gol kaydetti.
İspanya’nın elemelerde aldığı sonuçlar ve puan durumu şöyle:
İspanya-Norveç: 3-0
İskoçya-İspanya: 2-0
Gürcistan-İspanya: 1-7
İspanya-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi: 6-0
İspanya-İskoçya: 2-0
Norveç-İspanya: 0-1
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi-İspanya: 1-3
İspanya-Gürcistan: 3-1
Takım O G B M A Y Av. P
1. İspanya 8 7 0 1 25 5 20 21
2. İskoçya 8 5 2 1 17 8 9 17
3. Norveç 8 3 2 3 14 12 2 11
4. Gürcistan 8 2 2 4 12 18 -6 8
5. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi 8 0 0 8 3 28 -25 0
Kadro
Teknik direktör Luis de la Fuente’nin EURO 2024 için belirlediği aday kadroda şu futbolcular bulunuyor:
Kaleci: Unai Simon (Athletic Bilbao), David Raya (Arsenal), Alex Remiro (Real Sociedad)
Defans: Dani Carvajal, Nacho (Real Madrid), Jesus Navas (Sevilla), Robin Le Normand (Real Sociedad), Aymeric Laporte (Al-Nassr), Dani Vivian (Athletic Bilbao), Pau Cubarsi (Barcelona), Alejandro Grimaldo (Bayer Leverkusen), Marc Cucurella (Chelsea)
Orta saha: Rodri (Manchester City), Martin Zubimendi, Mikel Merino (Real Sociedad), Fabian Ruiz (PSG), Alex Baena (Villarreal), Pedri, Fermin Lopez (Barcelona), Marcos Llorente (Atletico Madrid), Aleix Garcia (Girona)
Forvet: Alvaro Morata (Atletico Madrid), Nico Williams (Athletic Bilbao), Lamine Yamal, Ferran Torres (Barcelona), Dani Olmo (Leipzig), Joselu (Real Madrid), Mikel Oyarzabal (Real Sociedad), Ayoze Perez (Real Betis)
Maç takvimi
İspanya’nın EURO 2024 B Grubu’nda oynayacağı maçların programı (TSİ) şöyle:
15 Haziran Cumartesi:
19.00 İspanya-Hırvatistan (Berlin Olimpiyat)
20 Haziran Perşembe:
22.00 İspanya-İtalya (Veltins Arena)
24 Haziran Pazartesi:
22.00 Arnavutluk-İspanya (Merkur Spiel Arena)
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Türkiye-İspanya 8. Hükümetlerarası Zirvesi kapsamında, 12-13 Haziran’da İspanya’ya gitmesi bekleniyor. Erdoğan ve İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in katılımıyla ülkenin başkenti Madrid’de “İspanya-Türkiye İş Forumu”nun düzenlenmesi planlanıyor.
Forum çerçevesinde; finans, yeşil dönüşüm, enerji, altyapı, ulaşım alanlarında gerçekleştirilecek panellerde iki ülke arasındaki ticari işbirliğinin artırılması hedefleniyor.

“İSPANYA, GEÇEN YIL EN FAZLA İHRACAT YAPILAN SEKİZİNCİ ÜLKE OLDU”
DEİK Türkiye-İspanya İş Konseyi Başkanı Ebru Özdemir, AA muhabirine, iki ülke arasındaki ticari ilişkilere ve iş dünyası için yatırım fırsatı sunan alanlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İki ülke iş dünyasının birbirine “ticareti ve yatırımı dost ile yap” (friendshoring) kavramı çerçevesinde yaklaştığını belirten Özdemir, geçen yıl ikili ticaret hacminin 19,2 milyar dolar civarında olduğunu dile getirdi.
Özdemir, Türkiye’nin geçen yıl 9,3 milyar dolarla İspanya’ya tüm zamanların en yüksek ihracatını gerçekleştirdiğine dikkati çekerek, “İspanya, 2023 yılında en fazla ihracat yaptığımız sekizinci ülke olurken, Türkiye’nin toplam ihracatından aldığı pay yüzde 3,6 oldu. Bu hacmin gerçek potansiyelimizi yansıttığını düşünmüyorum. İki ülke arasındaki potansiyelin daha fazla olduğunu biliyor, bunun için daha büyük adımlar atıyoruz.” dedi.
“İSPANYOL FİRMALARIN TÜRKİYE’YE YAPTIĞI YATIRIMLAR 10,5 MİLYAR DOLARA ULAŞTI”
İkili ticaret hacminin lokomotifini otomotiv sektörünün oluşturduğunu söyleyen Özdemir, bu sektörü, 2,3 milyar dolarla hazır giyim ve konfeksiyon, 1,3 milyar dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri, 620,8 milyon dolarla elektrik ve elektronik, 437,8 milyon dolarla çelik sektörkerinin izlediğini aktardı.
Özdemir, İş Konseyi olarak bu sektörlerde elde edilen ikili işbirliğini, özellikle sürdürülebilir enerji kaynakları, dijital teknolojiler, savunma sanayi, lojistik, sağlık ve turizm gibi alanlarda geliştirmeyi hedeflediklerini ifade etti.
Türkiye’de geçen yıl itibarıyla 775’ten fazla İspanyol firmanın faaliyet gösterdiğini bildiren Özdemir, “İspanyol firmaların 2016’dan bu yana Türkiye’ye yaptığı yatırımlar 10,5 milyar dolara ulaştı. Bu oldukça sevindirici bir rakam. Bu gelişmeyi tek taraflı okumamamız gerekiyor. Türk firmaların İspanya’da yaptığı faaliyetlerin olumlu yansıması olarak İspanyol firmalar, Türk iş dünyasını yakından tanıyor, ülkemizdeki fırsatların farkına varıyor.” dedi.

“İKİ ÜLKE ÖZELLİKLE KOBİ’LERİN DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜNÜ DESTEKLİYOR”
İki ülke iş dünyasının özellikle dijitalleşme ve yeşil dönüşüm alanlarında daha yakın çalışmasını önemsediklerini belirten Özdemir, İspanya-Türkiye İş Forumu’nun odağında da bu konuların yer alacağını kaydetti.
Özdemir, Türkiye ve İspanya arasında yeşil dönüşüm konusunda önemli işbirliği fırsatlarının olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“İspanya’nın, elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin payını yüzde 50,3’ün üzerine çıkarmayı başarması bu çabada önemli bir adım. İspanyol hükümeti tarafından ana hatları çizilen 2030 Ulusal Entegre Enerji ve İklim Planı, elektrik üretimi için 157 gigavatlık birleşik kurulu kapasite öngörüyor. Türkiye’nin geçen yıl enerji üretiminin yüzde 39’u yenilenebilir kaynaklardan sağlanırken, enerji yatırımlarının yüzde 64’ü yenilenebilir enerji projelerine tahsis edilmiş durumda. Yenilenebilir enerji kaynakları ve elektrikli araçlar konusunda attığımız adımlar önemli. Yeşil dönüşümde kararlı iki ülkenin iş dünyası için bu alanda hem tecrübe paylaşımı hem de işbirliği fırsatlarını değerlendirmemiz gerektiğine inanıyorum.”
Dijital dönüşümün de işbirliğinde önemli fırsatları beraberinde getirebileceğine değinen Özdemir, Türkiye ve İspanya’nın özellikle KOBİ’lerin dijital dönüşümünü desteklediğini, bu çerçevede Türk iş dünyasının ortak çalışmalar yapmaya tamamen hazır olduğunu söyledi.
Özdemir, Türkiye’nin girişim (start-up) ekosistemini geliştirmek için önemli adımlar attığının altını çizerek, bu konuda da iki ülkenin işbirliğini artırmaya hazır olduklarını belirtti.
Türk iş dünyasının Afrika, Orta Doğu, Orta Asya ile olan yakın temaslarının İspanyol iş dünyası için potansiyel işbirliği alanı oluşturduğunu vurgulayan Özdemir, “İspanya’nın Latin Amerika’da tecrübe ve sahip olduğu önemli ilişkileri, Türk iş dünyası için benzersiz bir fırsat sunuyor.” dedi.
“TURİZM VE SAĞLIK SEKTÖRLERİ KARŞILIKLI YATIRIM FIRSATLARI SUNUYOR”
Özdemir, iki ülke arasında yenilenebilir enerji alanındaki işbirliğinin yanı sıra turizm ve sağlık sektörlerinde de yatırım fırsatları bulunduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:
“İki ülke arasındaki turizm işbirliklerinin derinleştirilmesi gerekiyor. Bu doğrultuda karşılıklı uçuşların ve uçuş noktalarının artırılması, deniz taşımacılığının geliştirilmesi, her iki ülkeyi de kapsayan uzak pazarlardan gelen turistler için ortak tur paketleri oluşturulması, Akdeniz’in çevre temizliği ve rehabilitasyonuna odaklanılması gibi hedeflerimizin olduğunu söylemek mümkün. Sağlık turizmini teşvik etmek için ortak pazarlama stratejileri geliştirmek ve ilaç endüstrisi ile sağlık teknolojileri alanında ortak AR-GE projelerine yatırım yapılmasının önemine değinmek isterim. Bu işbirliği, Türkiye’nin Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) desteğiyle finanse edilen sağlık projeleri de dahil olmak üzere, her iki ülkenin sağlık sistemlerini entegre etmeyi, uluslararası sağlık turizmi pazarındaki rekabet güçlerini artırmayı amaçlayarak sağlık sektöründe işbirliği desteklenebilir.”
Forum çerçevesinde; finans, yeşil dönüşüm, enerji, altyapı, ulaşım alanlarında gerçekleştirilecek panellerde iki ülke arasındaki ticari işbirliğinin artırılması hedefleniyor.
“İSPANYA, GEÇEN YIL EN FAZLA İHRACAT YAPILAN SEKİZİNCİ ÜLKE OLDU”
DEİK Türkiye-İspanya İş Konseyi Başkanı Ebru Özdemir, iki ülke arasındaki ticari ilişkilere ve iş dünyası için yatırım fırsatı sunan alanlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İki ülke iş dünyasının birbirine “ticareti ve yatırımı dost ile yap” (friendshoring) kavramı çerçevesinde yaklaştığını belirten Özdemir, geçen yıl ikili ticaret hacminin 19,2 milyar dolar civarında olduğunu dile getirdi.
Özdemir, Türkiye’nin geçen yıl 9,3 milyar dolarla İspanya’ya tüm zamanların en yüksek ihracatını gerçekleştirdiğine dikkati çekerek, “İspanya, 2023 yılında en fazla ihracat yaptığımız sekizinci ülke olurken, Türkiye’nin toplam ihracatından aldığı pay yüzde 3,6 oldu. Bu hacmin gerçek potansiyelimizi yansıttığını düşünmüyorum. İki ülke arasındaki potansiyelin daha fazla olduğunu biliyor, bunun için daha büyük adımlar atıyoruz.” dedi.
“İSPANYOL FİRMALARIN TÜRKİYE’YE YAPTIĞI YATIRIMLAR 10,5 MİLYAR DOLARA ULAŞTI”
İkili ticaret hacminin lokomotifini otomotiv sektörünün oluşturduğunu söyleyen Özdemir, bu sektörü, 2,3 milyar dolarla hazır giyim ve konfeksiyon, 1,3 milyar dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri, 620,8 milyon dolarla elektrik ve elektronik, 437,8 milyon dolarla çelik sektörkerinin izlediğini aktardı.
Özdemir, İş Konseyi olarak bu sektörlerde elde edilen ikili işbirliğini, özellikle sürdürülebilir enerji kaynakları, dijital teknolojiler, savunma sanayi, lojistik, sağlık ve turizm gibi alanlarda geliştirmeyi hedeflediklerini ifade etti.
Türkiye’de geçen yıl itibarıyla 775’ten fazla İspanyol firmanın faaliyet gösterdiğini bildiren Özdemir, “İspanyol firmaların 2016’dan bu yana Türkiye’ye yaptığı yatırımlar 10,5 milyar dolara ulaştı. Bu oldukça sevindirici bir rakam. Bu gelişmeyi tek taraflı okumamamız gerekiyor. Türk firmaların İspanya’da yaptığı faaliyetlerin olumlu yansıması olarak İspanyol firmalar, Türk iş dünyasını yakından tanıyor, ülkemizdeki fırsatların farkına varıyor.” dedi.
“İKİ ÜLKE ÖZELLİKLER KOBİ’LERİN DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜNÜ DESTEKLİYOR”
İki ülke iş dünyasının özellikle dijitalleşme ve yeşil dönüşüm alanlarında daha yakın çalışmasını önemsediklerini belirten Özdemir, İspanya-Türkiye İş Forumu’nun odağında da bu konuların yer alacağını kaydetti.
Özdemir, Türkiye ve İspanya arasında yeşil dönüşüm konusunda önemli işbirliği fırsatlarının olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
Dijital dönüşümün de işbirliğinde önemli fırsatları beraberinde getirebileceğine değinen Özdemir, Türkiye ve İspanya’nın özellikle KOBİ’lerin dijital dönüşümünü desteklediğini, bu çerçevede Türk iş dünyasının ortak çalışmalar yapmaya tamamen hazır olduğunu söyledi.
Özdemir, Türkiye’nin girişim (start-up) ekosistemini geliştirmek için önemli adımlar attığının altını çizerek, bu konuda da iki ülkenin işbirliğini artırmaya hazır olduklarını belirtti.
Türk iş dünyasının Afrika, Orta Doğu, Orta Asya ile olan yakın temaslarının İspanyol iş dünyası için potansiyel işbirliği alanı oluşturduğunu vurgulayan Özdemir, “İspanya’nın Latin Amerika’da tecrübe ve sahip olduğu önemli ilişkileri, Türk iş dünyası için benzersiz bir fırsat sunuyor.” dedi.
“TURİZM VE SAĞLIK SEKTÖRLERİ KARŞILIKLI YATIRIM FIRSATLARI SUNUYOR”
Özdemir, iki ülke arasında yenilenebilir enerji alanındaki işbirliğinin yanı sıra turizm ve sağlık sektörlerinde de yatırım fırsatları bulunduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:
MADRİD’DE TÜRKİYE TANITIM GECESİ
THY’nin Türkiye tanıtımını içeren yeni reklam filmi de ilk kez Madrid’de yayınladı. Oyuncu Melis Sezen’in rol aldığı yeni kampanya filmi, özellikle Frigya Vadisi üzerinden, şehrin turizm potansiyelini artırmayı ve uluslararası arenada tanıtmayı hedefliyor. Madrid’deki Türkiye tanıtım gecesine Türkiye’nin İspanya Büyükçelçisi Nükhet Küçükel Ezberci ve THY yetkilileri de katıldı.
Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Ahmet Bolat, Türkiye’nin İspanya Büyükelçisi Türk Hava Yolları’nın diğer üst düzey yöneticilerinin yanı sıra sinema ve medya sektöründen oyuncu Melis Sezen, Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli‘nin de aralarında bulunduğu basın mensupları katılım sağladı. Ayrıca Türkiye’nin büyüsünü sergileyen turistik ve tarihi “Göbeklitepe Zamanın Sıfır Noktası” sergisi de yer aldı.

Geçen yıl İspanya’dan Türkiye’ye 324 bin turistin geldiğini, bu yıl bu rakamın 500 bin civarında beklendiğini ve sonrasında ise 1 milyon İspanyol turistin hedeflendiğini söyleyen Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Ahmet Bolat, şunları söyledi:
“Türkiye’nin ulusal bayrak taşıyıcısı olarak, benzersiz hizmet anlayışımızla İspanya ile Türkiye arasındaki bağların güçlenmesine katkıda bulunmaktan mutluluk duyuyoruz. 40. yıl dönümümüz sadece geçmişteki başarılarımızı kutlamak değil, aynı zamanda bu iki canlı ülke arasındaki kültürel alışverişi, turizmi ve ekonomik bağları geliştirmeye olan bağlılığımızın da bir kez daha teyit edilmesidir.”
Türkiye Cumhuriyeti’nin İspanya Büyükelçisi Nüket Küçükel Ezberci, “İspanya ile Türkiye arasındaki 40 yıllık güçlü ortaklığı kutlamak bir onurdur” dedi. Ezberci, “Türk Hava Yolları 40 yıldır iki ülke arasında binlerce insanı birbirine bağlıyor. Köklü turizm faaliyetlerini sürdürme kararlılığımızın ve ulusal bayrak taşıyıcımızın başarısının gerçek bir yansıması olan bu kutlama, Türkiye’nin İspanya ile kurduğu güçlü ilişkinin bir göstergesidir.” diye konuştu.

İSPANYA-TÜRKİYE: KALICI BÜYÜME İÇİNDE BİR İLİŞKİ
Türk Hava Yolları, 1984 yılından bu yana milyonlarca insanı en iyi hizmet ve kaliteyle birbirine bağlayarak İspanya ve Türkiye arasındaki ortaklığın güçlendirilmesine yardımcı oldu. 40. yıldönümünün kutlanması, iki ülke arasındaki güçlü ilişkiye olan kalıcı bağlılığı yansıtıyor. Bu ilişkinin gücü, 2023 yılında 680 binden fazla yolcunun İspanya-İstanbul arasında uçmak için Türk Hava Yolları‘nı tercih etmesiyle rakamlardan açıkça görülüyor. Türk Hava Yolları’nın İspanya’daki uçuş kapasitesini 2024 takviminde yüzde 10’dan fazla artırmasıyla bu rakamın daha da fazla yukarılara çıkması bekleniyor.

İspanya’da seferlerini 14 kat artıran Türk Hava Yolları, 1984’te Madrid’den başlayarak, 1992’de Barselona, 2011’de Malaga, 2011’de Valencia ve 2012’de Bilbao’yla devam eden köprüler kurma yolculuğunun 40 yılı boyunca, İspanya ile Türkiye arasında milyonlarca yolcu taşıdı. Mayıs 2024 itibarıyla, her iki ülke arasında 450 binden fazla yolcuyu birbirine bağlayan şirket, Valensiya ve Bilbao bağlantılarında olduğu gibi kapasitesini artırmaya devam etmeyi bekliyor.
Türk Hava Yolları‘nın 2024 yaz uçuşları baz alındığında, İspanya‘dan haftada toplam 84 sefer gerçekleştirdiği, en fazla bağlantının olduğu Barselona ve Madrid’in olduğu, ardından Malaga, Valensiya ve Bilbao’nun geldiği görülüyor.

BM İLE YAKIN İŞ BİRLİĞİ
Türk Hava Yolları, Birleşmiş Milletlerin turizm alanında önde gelen uluslararası kamu kuruluşu olan Dünya Turizm Örgütü (BM Turizm Örgütü) ile yakın iş birliği içerisinde çalışmak ve sürdürülebilir turizmi teşvik etmek için önemli bir mutabakat zaptı (Momerandum of Understanding) imzaladı. Gerçekleştirilen imza törenine Türkiye Cumhuriyeti İspanya Büyükelçisi Nüket Küçükel Ezberci’de katılım sağladı.
Bu potansiyel iş birliği ile taraflar, sürdürülebilir turizm uygulamalarını ve havacılığın gelişimi teşvik etmeyi planlıyorlar. Gelişmekte olan destinasyonlarda hava bağlantısındaki ilerlemeleri desteklemek için kamu ve özel sektör iş birliğinin genişletilmesine odaklanılacak. Her iki taraf da kendi alanlarındaki uzmanlıklarından yararlanarak, bilgi alışverişinde bulunarak sürdürülebilir havacılık yakıtı gibi konular üzerinde çalışmalar yapacak.

İmzalanan mutabakat zaptıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, “Sürdürülebilir turizmi teşvik etme ve küresel bağlantıyı güçlendirme yönündeki ortak hedeflerimize ulaşmak için BM Turizm ile stratejik bir ortaklık kurma yolculuğuna çıkmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu potansiyel ortaklık, sürdürülebilir turizme olan bağlılığımızın göstergesi olarak dünya çapında insanları ve kültürleri bir araya getiren küresel bir havayolu olan rolümüzü de vurguluyor” dedi.
Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü Bağlı Üyeler Direktörü Ion Vilcu ise, “Mutabakatın imzalanmasıyla, sürdürülebilir ve sorumlu turizme olan bağlılığımızı ilerletmek için bir ortaklığa imza atıyoruz. Türk Hava Yolları, turizmin ve kültürel alışverişin desteklenmesinde küresel bir öncüdür. Bu şüphesiz sivil katılımı ve kültürel çeşitliliği teşvik etmemize ve yerel mirası öne çıkarmamıza olanak tanıyacak tarihi bir gün” ifadelerini kullandı.
Türk Hava Yolları ile Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü arasında imzalanan mutabakat zaptı, turizm ve havacılık sektörlerini yönlendirme açısından stratejik ortaklıkların önemini ortaya koymakta olup, her iki kuruluş da yakın iş birliği içinde çalışarak, ortak fayda sağlayacak konularda istişarede bulunarak küresel turizm için daha sürdürülebilir bir gelecek oluşturmayı amaçlamakta.
__________
11 ÜLKE, 10 MİLYON TURİST, 30 MİLYAR DOLAR GELİR
Turist sayısını artırmaya yönelik çalışmaları sürdüren THY; ABD, Kanada, Meksika, Avustralya, Singapur, Güney Kore, Endonezya, Japonya, Çin, Tayvan ve Malezya‘ya yönelik 2023’te ciddi sonuçlar aldı. THY, 2023 yılında bu 11 ülkeden gelen turist sayısını yüzde 43 artırarak 1 yılda 1,9 milyondan 2,8 milyona çıkardı. THY, bu ülkelerden 10 milyon turist ve 30 milyar dolar gelir hedeflediğini açıkladı.
MADRİD’DE TANITIM GECESİ
THY’nin Afyonkarahisar tanıtımını içeren yeni reklam filmi de ilk kez Madrid’de yayınladı. Oyunca Melis Sezen’in rol aldığı yeni kampanya filmi, özellikle Frigya Vadisi üzerinden, şehrin turizm potansiyelini artırmayı ve uluslararası arenada tanıtmayı hedefliyor. Madrid’deki tanıtım gecesine Türkiye’nin İspanya Büyükçelçisi Nükhet Küçükel Ezberci ve THY yetkilileri de katıldı.
Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Ahmet Bolat, Türkiye’nin İspanya Büyükelçisi Türk Hava Yolları’nın diğer üst düzey yöneticilerinin yanı sıra sinema ve medya sektöründen oyuncu Melis Sezen, Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli‘nin de aralarında bulunduğu basın mensupları katılım sağladı. Ayrıca Türkiye’nin büyüsünü sergileyen turistik ve tarihi “Göbeklitepe Zamanın Sıfır Noktası” sergisi de yer aldı.

Geçen yıl İspanya’dan Türkiye’ye 324 bin turistin geldiğini, bu yıl bu rakamın 500 bin civarında beklendiğini ve sonrasında ise 1 milyon İspanyol turistin hedeflendiğini söyleyen Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Ahmet Bolat, şunları söyledi:
“Türkiye’nin ulusal bayrak taşıyıcısı olarak, benzersiz hizmet anlayışımızla İspanya ile Türkiye arasındaki bağların güçlenmesine katkıda bulunmaktan mutluluk duyuyoruz. 40. yıl dönümümüz sadece geçmişteki başarılarımızı kutlamak değil, aynı zamanda bu iki canlı ülke arasındaki kültürel alışverişi, turizmi ve ekonomik bağları geliştirmeye olan bağlılığımızın da bir kez daha teyit edilmesidir.”
Türkiye Cumhuriyeti’nin İspanya Büyükelçisi Nüket Küçükel Ezberci, “İspanya ile Türkiye arasındaki 40 yıllık güçlü ortaklığı kutlamak bir onurdur” dedi. Ezberci, “Türk Hava Yolları 40 yıldır iki ülke arasında binlerce insanı birbirine bağlıyor. Köklü turizm faaliyetlerini sürdürme kararlılığımızın ve ulusal bayrak taşıyıcımızın başarısının gerçek bir yansıması olan bu kutlama, Türkiye’nin İspanya ile kurduğu güçlü ilişkinin bir göstergesidir.” diye konuştu.

İSPANYA-TÜRKİYE: KALICI BÜYÜME İÇİNDE BİR İLİŞKİ
Türk Hava Yolları, 1984 yılından bu yana milyonlarca insanı en iyi hizmet ve kaliteyle birbirine bağlayarak İspanya ve Türkiye arasındaki ortaklığın güçlendirilmesine yardımcı oldu. 40. yıldönümünün kutlanması, iki ülke arasındaki güçlü ilişkiye olan kalıcı bağlılığı yansıtıyor. Bu ilişkinin gücü, 2023 yılında 680 binden fazla yolcunun İspanya-İstanbul arasında uçmak için Türk Hava Yolları‘nı tercih etmesiyle rakamlardan açıkça görülüyor. Türk Hava Yolları’nın İspanya’daki uçuş kapasitesini 2024 takviminde yüzde 10’dan fazla artırmasıyla bu rakamın daha da fazla yukarılara çıkması bekleniyor.

Türk Hava Yolları, 1984’te Madrid’den başlayarak, 1992’de Barselona, 2011’de Malaga, 2011’de Valensiya ve 2012’de Bilbao’yla devam eden köprüler kurma yolculuğunun 40 yılı boyunca, İspanya ile Türkiye arasında milyonlarca yolcu taşıdı. Mayıs 2024 itibarıyla, her iki ülke arasında 450 binden fazla yolcuyu birbirine bağlayan şirket, Valensiya ve Bilbao bağlantılarında olduğu gibi kapasitesini artırmaya devam etmeyi bekliyor.
Türk Hava Yolları‘nın 2024 yaz uçuşları baz alındığında, İspanya‘dan haftada toplam 84 sefer gerçekleştirdiği, en fazla bağlantının olduğu Barselona ve Madrid’in olduğu, ardından Malaga, Valensiya ve Bilbao’nun geldiği görülüyor.

BM İLE YAKIN İŞ BİRLİĞİ
Türk Hava Yolları, Birleşmiş Milletlerin turizm alanında önde gelen uluslararası kamu kuruluşu olan Dünya Turizm Örgütü (BM Turizm Örgütü) ile yakın iş birliği içerisinde çalışmak ve sürdürülebilir turizmi teşvik etmek için önemli bir mutabakat zaptı (Momerandum of Understanding) imzaladı. Gerçekleştirilen imza törenine Türkiye Cumhuriyeti İspanya Büyükelçisi Nüket Küçükel Ezberci’de katılım sağladı.
Bu potansiyel iş birliği ile taraflar, sürdürülebilir turizm uygulamalarını ve havacılığın gelişimi teşvik etmeyi planlıyorlar. Gelişmekte olan destinasyonlarda hava bağlantısındaki ilerlemeleri desteklemek için kamu ve özel sektör iş birliğinin genişletilmesine odaklanılacak. Her iki taraf da kendi alanlarındaki uzmanlıklarından yararlanarak, bilgi alışverişinde bulunarak sürdürülebilir havacılık yakıtı gibi konular üzerinde çalışmalar yapacak.

İmzalanan mutabakat zaptıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, “Sürdürülebilir turizmi teşvik etme ve küresel bağlantıyı güçlendirme yönündeki ortak hedeflerimize ulaşmak için BM Turizm ile stratejik bir ortaklık kurma yolculuğuna çıkmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu potansiyel ortaklık, sürdürülebilir turizme olan bağlılığımızın göstergesi olarak dünya çapında insanları ve kültürleri bir araya getiren küresel bir havayolu olan rolümüzü de vurguluyor” dedi.
Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü Bağlı Üyeler Direktörü Ion Vilcu ise, “Mutabakatın imzalanmasıyla, sürdürülebilir ve sorumlu turizme olan bağlılığımızı ilerletmek için bir ortaklığa imza atıyoruz. Türk Hava Yolları, turizmin ve kültürel alışverişin desteklenmesinde küresel bir öncüdür. Bu şüphesiz sivil katılımı ve kültürel çeşitliliği teşvik etmemize ve yerel mirası öne çıkarmamıza olanak tanıyacak tarihi bir gün” ifadelerini kullandı.
Türk Hava Yolları ile Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü arasında imzalanan mutabakat zaptı, turizm ve havacılık sektörlerini yönlendirme açısından stratejik ortaklıkların önemini ortaya koymakta olup, her iki kuruluş da yakın iş birliği içinde çalışarak, ortak fayda sağlayacak konularda istişarede bulunarak küresel turizm için daha sürdürülebilir bir gelecek oluşturmayı amaçlamakta.
Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru ile söz konusu girişimin yasal işleyişinin otomatik askıya alınacağını aktaran Bolanos, “Anayasa Mahkemesine yaptığımız başvuru hükümetin politikalarıyla tutarlıdır. Anayasayı, Katalonya’nın kurumlarını, diyaloğu ve anlaşmaları koruyan bir itiraz yapılmıştır.” dedi.
“Bölücü, toplumu parçalayan ve gerilim yaratan her türlü girişimi reddettiklerini” vurgulayan Bolanos, “Ne hükümet ne de Sosyalist İşçi Partisi (koalisyonun büyük ortağı) Katalonya’nın İspanya ve Avrupa Birliği’nden herhangi bir şekilde dışlanmasını istiyor. Tam tersine, Katalonya’nın İspanya’nın ve Avrupa’nın önemli ve temel bir parçası olmasını istiyoruz.” diye konuştu.

Adalet Bakanı, İspanya Anayasası ile belirlenen mevcut Katalonya özerk yönetim statüsünün, “Katalonya’da bir arada yaşamanın en iyi garantisi olduğunu” savundu.
Solidaritat Catalana por la Independencia (Bağımsızlık için Katalan Dayanışması) adlı sivil toplum kuruluşunun girişimiyle Katalonya özerk yönetim parlamentosuna sunulan, tek taraflı bağımsızlık ilanına ilişkin önerge, Katalonya Sosyalist Partisi’nin (PSC) karşı, Katalonya Cumhuriyetçi Solu’nun (ERC) çekimser oylarına rağmen Katalonya için Birlik (Junts) ve Halk Birliği Adaylığı (CUP) partilerinin desteğiyle yerel parlamento başkanlığınca 20 Şubat’ta kabul edilip, gündeme alınmıştı.
Katalonya’da 12 Mayıs’ta erken yerel parlamento seçimleri yapılacak olmasından dolayı bu bölgedeki ayrılıkçı girişimler de tekrar gündeme geliyor.
KATALONYA BAĞIMSIZLIK YANLISI GİRİŞİMLERİN SÜRECİ
Katalonya’da bağımsızlık yanlısı siyasi girişimler, 2012’de başlamış ve dönemin Katalonya Özerk Hükümet Başkanı Artur Mas’ın öncülüğünde 9 Kasım 2014’te yasa dışı ilk bağımsızlık yanlısı halk oylaması yapılmıştı.
Ardından Ocak 2016-Ekim 2017 döneminde Katalonya Özerk Hükümet Başkanı olarak görev yapan, halihazırda Avrupa Parlamentosu üyesi olan, İspanya’da hakkında yakalama ve tutuklama emri bulunan Carles Puigdemont’un liderliğinde 1 Ekim 2017’de Anayasa Mahkemesinin iptal kararına rağmen yasa dışı bağımsızlık referandumu düzenlenmişti.
Katalonya Özerk Yönetim Parlamentosu da 27 Ekim 2017’de “açıklanması ertelenen tek taraflı bağımsızlık deklarasyonunu” kabul etmiş ve aynı gün İspanya Senatosunda alınan ve Anayasa’nın 155. maddesinin uygulandığı kararla Katalonya’nın özerk hakları geçici olarak merkezi hükümete devredilmişti.
Bu gelişmelerin ardından İspanya mahkemelerinden kaçan Puigdemont ve 6 eski Katalan siyasetçi ülkeyi terk ederken diğer eski Katalan özerk yönetim hükümeti üyeleri ve iki sivil toplum örgütü temsilcisi, 2 Kasım 2017’de tedbiri kararla cezaevine gönderilmişti.
Yüksek Mahkemede tutuklu yargılanan eski Katalonya özerk yönetim hükümeti üyeleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden 9’u “devlete karşı ayaklanma”, “kamu parasını kötüye kullanma” ve “devletin kurumlarına itaatsizlik” suçlarından Ekim 2019’da açıklanan kararla 9 ila 13 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
İspanya’da geçmiş dönemdeki sol koalisyon hükümeti, Katalonya sorununa çözüm amacıyla tutuklu 9 Katalan siyasetçi hakkında 22 Haziran 2021’de kısmi af çıkarmıştı.
Kasım 2023’te kurulan yeni sol koalisyon hükümeti de ayrılıkçı Katalan siyasetçilerden ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden 370’den fazla kişiyi kapsayan geniş kapsamlı affı öngören yasa tasarısını 14 Mart’ta Meclis’ten geçirip Senato’ya gönderdi.
Söz konusu af yasa tasarısının mayıs sonunda parlamento süreçlerini tamamlayıp yürürlüğe girmesi bekleniyor.
“Filistin’e özgürlük. Cezasızlığa hayır. Katliama son verin” başlığıyla kent merkezinde organize edilen yürüyüşe katılan binlerce kişi, uluslararası topluma “Artık yeter. Sözü bırakın harekete geçin” çağrısı yaptı.
“Bu bir savaş değil soykırım“, “Filistin’e özgürlük“, “Hemen ateşkes” sloganları atan ve bu ifadelerin olduğu pankartlar taşıyan İspanyollar, İsrail’in Gazze’yi işgalinin ve bombalamasının, ayrıca Refah bölgesine saldırı planının durdurulmasını istedi.
Gösteriye, azınlık sol koalisyon hükümetinin küçük ortağı Sumar ittifakından 5, koalisyonunun büyük ortağı Sosyalist İşçi Partisi’nden (PSOE) 1 bakan ile hükümete dışarıdan destek veren ancak İsrail’e karşı gerekli yaptırımları uygulamadığı için eleştiren Podemos partisinin yöneticileri de katıldı.

İSPANYA HÜKÜMETİ İSRAİL’E KARŞI POLİTİKASINDA VAAT VE İCRAAT KONUSUNDA İKİLEM YAŞIYOR
Filistin’e destek ve İsrail’e karşı baskı yapılması için bu zamana kadar birçok çağrı yapan İspanya’daki sol koalisyon hükümeti, her şeye rağmen bu politikasında vaat ve icraat konusunda tutarsızlığını sürdürdü.
İktidara gelirken “ilk icraatımız Filistin devletini tanımak olacak” diyen PSOE ve Sumar, geride kalan 3,5 ayda Filistin devletini tanıma hususunda somut bir adım atmazken, hükümet görevlileri bununla ilgili yöneltilen soruları cevapsız bırakmaya devam etti.
Gösteriye katılan Sumar lideri, Başbakan Yardımcısı ve Çalışma Bakanı Yolanda Diaz, Ukrayna’yı işgal eden Rusya örneğini vererek, İsrail’e de Filistin’de insan haklarını çiğnemesinden dolayı yaptırım uygulanmasını istedi.
“İnsan haklarında görecelik yoktur ve aynı standartlar aynı durumlarda geçerli olmalıdır.” diyen Diaz, kendileri iktidarda olmalarına rağmen İsrail’e karşı karar almakta zorlandıklarını gizlemedi. Diaz, “Uluslararası toplumun daha fazlasını yapmasını talep ediyoruz. Ayrıca İspanya hükümetinin de daha fazla taahhütte bulunmasını istiyoruz, çünkü bu barbarlığa artık son vermek çok önemli.” diye konuştu.
PSOE’den Ulaştırma Bakanı Oscar Puente ise Başbakan Pedro Sanchez’in “Filistin devletinin tanınması temelinde iki devletli çözüm ve uluslararası barış konferansı düzenlenmesi” sözlerini tekrarlayarak, “Gazze’de hemen ateşkes ilan edilmesi” çağrısında bulundu.
Puente, İspanya’nın İsrail’e silah sattığı iddialarını yalansa da hükümete dışarıdan destek veren Podemos partisi, PSOE’yi hedef alarak bu yöndeki eleştirilerini sürdürdü.
Hükümetin İsrail’e karşı politikasının “sadece makyaj operasyonu” olduğunu savunan Podemos partisi lideri Ione Belarra “Suç devleti İsrail’in yaptığı bir soykırımdır ve İspanyol hükümeti hemen silah alım satımını durdurmalıdır, bunu yapmadıkça bu soykırımın bir parçası olacaktır.” şeklinde konuştu.

GÖSTERİYE KATILAN İSPANYOLLAR, AVRUPALI HÜKÜMETLERDEN İSRAİL’E KARŞI BOŞ SÖZLER DEĞİL EYLEM BEKLİYOR
Bu arada, gösteriye katılan İspanyollardan Paz Ruiz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Sadece İspanya değil tüm hükümetler, güç, para ve korkudan dolayı İsrail’e karşı seslerini çıkaramıyor. Hükümetler konuşmaya gelince çok şey söylüyorlar ama iş eyleme geçtiğinde verdikleri sözler uçup gidiyor. Biz artık boş sözler değil eylem bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Antonio Gonzalez de “İsrail her geçen gün daha fazla insan öldürüyor ve sivil halka daha fazla zarar veriyor. Avrupa’da Almanya gibi ülkeler ise hiçbir şey yapmıyor. Maalesef bizim yapabildiğimiz tek şey gösteri yapıp, baskı kurmaya çalışmak ama AB adım atmadan hiçbir şey olmaz.” dedi.

“GAZZE’DEKİ KATLİAM DERHAL SONA ERMELİ”
Gösteri sonunda okunan manifestoda, “Gazze’deki katliam derhal sona ermeli ve Filistin sorununa adil bir çözüm bulmayı garanti edecek tüm eylemler teşvik edilmeli.” denilerek, “Filistin halkının korunmasını ve kendi geleceğine özgürce karar vermesine olanak tanınmasını sağlayacak, uygulanabilir ve tam egemen bir Filistin Devleti’nin etkili bir şekilde tanınması garanti edilmelidir.” çağrısı yapıldı.
İsrail’in Gazze’de sağlık ve su altyapılarına yönelik saldırılarını da sert dille eleştiren İspanya’daki sol siyasi partiler ve örgütler, sağlık personelinin ve gazetecilerin öldürülmesini, binaların yarısından fazlasının yıkılmasını ve 1 milyon 700 bin Filistinlinin yerinden edilmesini kınadı.
