GİZLİ AKŞAM YEMEĞİ
Solcu Liberation gazetesi, Macron ittifakında yer alan Horizon Partisinin Genel Başkanı ve eski Başbakan Philippe’in ve hükümetten bazı isimlerin aşırı sağcı RN lideri Le Pen ile aralık ayında “gizli” akşam yemeklerinde buluştuklarını ortaya çıkarması ülke gündeminde tartışmaya yol açtı.
TEHLİKELİ AKŞAM YEMEĞİ
Gazetenin “Macroncuların ve RN’nin gizli yemekleri: Tehlikeli ilişkiler’ başlığı ile servis ettiği haberde, Macron ittifakında yer alan eski Başbakan Philippe’in ve Savunma Bakanı Sebastien Lecornu’nun eski milletvekili Thierry Solere’in evinde aralık ayında aşırı sağın önde gelen ismi Le Pen ve RN Başkanı Jordan Bardella ile “gizlice” buluştuğu belirtildi.
Macron’un aşırı sağın yükselişini önlemek için gittiği erken genel seçimlerden mağlup çıkmasının ardından merkez sol ile koalisyon hükümeti kurma çabaları sürerken, kendi ittifakından bazı isimlerin, aşırı sağcılarla “gizli” yakınlaşması siyaset arenasını gerdi.
Philippe, TF1 kanalında katıldığı programda Le Pen ile yemek yediğini kabul ederek, “Bu yemeğin sonunda birçok konuda çok derin fikir ayrılıklarımız olduğunu fark ettik.” dedi.
İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, açıklamasında, “Philippe istediği kişiyle akşam yemeği yiyebilir ama ben Le Pen ile yemeğe çıkmayacağım.” dedi.
Eski Başbakan Philippe’in siyasi tecrübelerine atıf yapan Darmanin, “Ülkemizin daha iyiye gitmesine yardımcı olacağını umuyorum.” ifadelerini kullandı.
Başkent Paris’i de kapsayan Ile-de-France bölgesinin Başkanı Valerie Pecresse ise katıldığı televizyon programında, Philippe’in Le Pen ile akşam yemeğine çıkmasını “rahatsız edici” buldu. “Yakın olduğumuz kişilerle akşam yemeği yeriz” diyen Pecresse, kendisinin Le Pen ve Bardella ile böyle bir paylaşımının olamayacağını söyledi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yönelik ifadeleri nedeniyle Fransız Radyosundaki işinden olan komedyen Guillaume Meurice ise X hesabından yaptığı paylaşımda, Philippe-Le Pen yemeğine mizahi bir yaklaşımda bulundu. Meurice paylaşımında, “Bu akşam Edouard Philippe’te yiyoruz. (Philippe) İnsanlarla buluşmayı seviyor.” ifadelerine yer verdi.
FRANSA SEÇİMLERİ
Fransa’da ilk turu 30 Haziran ve ikinci turu 7 Temmuz’da yapılan erken genel seçimler, solcu 4 partinin oluşturduğu Yeni Halk Cephesinin galibiyetiyle sonuçlanmıştı. Seçim sonuçlarıyla toplam 577 milletvekilinin görev yapacağı mecliste hiçbir parti ya da ittifak hükümet kurmak için gerekli salt çoğunluğa ulaşamazken, seçimin kaybedeni Macron ittifakının koalisyon arayışları sürüyor.
Fransa’da son üç seçimdir oylarını artırmaya devam eden aşırı sağcı RN partisinin, en son 9 Haziran’daki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde yüzde 31,4 oyla galip gelmesi üzerine Macron, meclisi feshederek erken seçime gitme kararı almıştı.
Genel seçimlerde Yeni Halk Cephesi ittifakı 178 milletvekiliyle mecliste en fazla sandalyenin sahibi olmuştu.
Fransa’da 49 milyonu aşkın seçmenin Ulusal Mecliste halkı temsil edecek milletvekillerinin belirlendiği erken genel seçimin ikinci turu için oy verme işlemi, devam ediyor.
Başkent Paris’te vatandaşlar genel seçimlerin ikinci turunu AA muhabirine değerlendirdi.
Paris’in 9. bölgesinde oy veren Mael isimli seçmen, Macron’un Meclisi feshederek “sorumsuzca” davrandığını ifade etti.
Mael, erken genel seçimlerin birkaç hafta gibi bir sürede hazırlanmasına ilişkin, “Partilerin seçimlere hazırlanması için çok kısa (bir süre) olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Aşırı sağın anketlerde ve seçim sonuçlarında yüksek olmasının kaygıya neden olduğunu belirten Mael, bu seçimlerin aceleyle düzenlenmesinin aşırı sağın yükselişinde payı olduğunu savundu.
Mael, seçime katılımın yüksek olmasından memnuniyet duyduğunu dile getirerek, “Bunun ne gibi sonuçlar getireceğini göreceğiz.” diye konuştu.
Seçime ilişkin değerlendirmede bulunan 32 yaşındaki Camille Olivier ise erken seçim sürecinin biraz zorlu geçtiğini, AP seçimlerinin Fransa’da değişiklik getireceğini bildiklerini belirtti.
AP seçimlerinde aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin sandıktan birinci çıkması hakkında Olivier, “Belki de bir partinin diğerlerinden daha fazla öne çıkmasını beklemiyorduk, bu biraz sürpriz oldu. Ben Cumhurbaşkanı’nın Meclisi feshetmesini de hiç beklemiyordum.” ifadesini kullandı.
Olivier, seçim sürecinin kısa olduğuna dikkati çekerek, “Çok fazla hızlı geçti, hazırlanmak, biraz anlamak için 2 haftamız bile yoktu. Fransa’da tüm siyasi partilerde durum biraz karışıktı.” şeklinde konuştu.
Seçimde oyunu aşırı sağa karşı cephe almak için kullandığını aktaran Olivier, kimsenin Mecliste salt çoğunluğu alamayacağını düşündüğünü kaydetti.
Olivier aşırı sağın çoğunluğu alması halinde, bunun büyük bir karmaşa yaratacağını, böyle bir olasılığın kendisini endişelendirdiğini söyledi.
“Bu ülkeyi tanıyamıyorum”
Öğrenci olan 20 yaşındaki Eva ise ülkede aşırı sağın yükselmesinin çok üzücü olduğunu belirterek, “Bu ülkeyi tanıyamıyorum.” dedi.
Gençlerin seçim sürecinde aşırı sağa karşı harekete geçmesinin umut verici olduğunu anlatan Eva, “Oy verebilme şansımız var. Aşırı sağa karşı oy kullanmaya gitmek gerekiyor.” diye konuştu.
Eva, aşırı sağın içi boş bir siyaset güttüğünü savunarak, Fransa’nın “zengin beyazlardan” oluşan bir ülke olmadığının altını çizdi.
Fransa’nın erken seçime gidişi
Fransa’da son 3 seçimdir oylarını artırmaya devam eden aşırı sağcı RN, en son 9 Haziran’daki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde yüzde 31,4 oy alarak en yakın rakibi olan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Rönesans’ı ikiye katlamıştı.
Aşırı sağın AP seçimlerindeki galibiyeti üzerine Macron, 9 Haziran gecesi Meclisi feshederek 30 Haziran-7 Temmuz’da erken seçime gitme kararı almıştı.
Macron, bu kararını, “AP seçim sonuçlarına demokratik bir cevap vermeliydik.” sözleriyle savunmuş ancak ülkenin 26 Temmuz-11 Ağustos’ta ev sahipliği yapacağı 2024 Paris Olimpiyatlarının hemen öncesinde erken seçime gidecek olması, siyasi istikrarsızlık ve toplumsal huzursuzluk yaratabileceği gerekçesiyle kamuoyunda endişeyle karşılanmıştı.
Ülkedeki son genel seçimlerde bir türlü ittifak kuramayan solcu partiler, bu seçimlerde aşırı sağa karşı kısa sürede “Yeni Halk Cephesi” İttifakı altında bir araya gelmiş ve tek aday çıkaracaklarını duyurmuştu. Yeni Halk Cephesi İttifakı’nda ülkenin önde gelen sol partilerinden Sosyalist Parti (PS), Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Fransa Komünist Partisi (PCF) ve çevreci parti Yeşiller (EELV) yer alıyor.
Aşırı sağcı RN ise merkez sağdaki Cumhuriyetçiler (LR) Partisinin lideri Eric Ciotti ve bazı LR üyeleriyle ittifak yaparken iktidar partisi Rönesans ile ortakları MoDem ve Ufuklar Partisi de “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte” İttifakı’nı kurmuştu.
Seçimin ilk turunda, aşırı sağcı ittifak yüzde 33 civarında oyla sandıktan birinci çıkmış, Yeni Halk Cephesi İttifakı yüzde 28 ile ikinci, Macron’un “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte” ittifakı ise yüzde 20 oyla üçüncü sıraya yerleşmişti.
Seçimin ilk turunda 76 milletvekili seçilirken, bunların 39’u aşırı sağ, 32’si sol ittifak, 2’si Macron ittifakı ve kalan 3’ü merkez sağdaki Cumhuriyetçiler ve diğer sağ partilerin adayları olmuştu.
Paris’te oy veren vatandaşlar, genel seçimlerin ilk turunu AA muhabirine değerlendirdi.
Başkentte yaşayan soyadını vermeyen 33 yaşındaki Fransız seçmen Alex, bu seçimler karşısında herkes gibi endişelendiğini, böyle bir durumun içinde olmaktan memnun olmadığını ifade etti.
Alex, “Umarım aşırılara karşı herkes harekete geçer, barış ve paylaşım atmosferi içinde kalırız.” diyerek, Meclis’te aşırı sağın salt çoğunluğu almasının “umut verici bir perspektif olmadığını” dile getirdi.
İnsanların aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin hayatlarını değiştireceğini hayal ettiğini belirten Alex, bu düşüncenin gerçekle örtüşmediğini vurguladı.
Alex, seçmenlerin aşırı sağa karşı cephe almasını umduğunu söyledi.
Soyadını açıklamayan François isimli seçmen, Cumhurbaşkanı Macron’un, AP seçimlerinin ardından halka yeniden söz vermesini memnuniyetle karşıladığını ifade etti.
Seçim sürecinin birkaç hafta gibi kısa bir sürede düzenlenmesinin bir sorun teşkil ettiğine dikkati çeken François, bu süreçte oluşan ittifakların “farklı yönlere savrulduğu”nu savundu.
François, seçim kampanyasındaki müzakerelerin seviyesinin çok düşük olduğuna değinerek, “(Müzakereler) Doğru insanları ve doğru yönde seçmek için gerekli olan esaslı tartışmalar değildi, ittifak konularıydı.” dedi.
RN’nin sandıktan birinci çıkmasından yana olmadığını aktaran François, ancak ilk turda aşırı sağın birinci olacağını düşündüğünü öne sürdü.
François, şöyle devam etti:
“Ulusal Birlik iktidar olsa da (Meclis’te) salt çoğunluğu olmayacak her halükarda. Bence bir şey olmayacak. Bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar ülkede siyasi kararların biraz kilitlenme riski var.”
Paris’in 20. bölgesinde yaşayan soyadını paylaşmayan Virginie, erken seçim sürecinin zor geçtiğine işaret etti.
Virginie, ülkede mevcut belirsiz ortamda oy vermeye gitmenin önemini vurgulayarak, aşırı sağın sandıktan birinci çıkmamasını umduğunu söyledi.
Aşırı sağın ülkenin kırsal bölgesinde birinci gelmesinin öngörüldüğünü kaydeden Virginie, seçimin ilk turuna katılımının yüksek olduğuna dikkati çekti.
Virginie, aşırı sağın Meclis’te salt çoğunluğu alması durumunda 1 yıl sonra tekrar erken seçime gidilmesine olumlu baktığını kaydetti.
FRANSA’NIN ERKEN SEÇİME GİDİŞİ
Fransa’da son 3 seçimdir oylarını artırmaya devam eden aşırı sağcı RN, en son 9 Haziran’daki AP seçimlerinde yüzde 31,4 oy alarak en yakın rakibi olan Emmanuel Macron’un partisi Rönesans’ı ikiye katlamıştı.
Aşırı sağın AP seçimlerindeki galibiyeti üzerine Macron, 9 Haziran gecesi Meclis’i feshederek ilk turu 30 Haziran, ikinci turu 7 Temmuz’da olmak üzere erken seçime gitme kararı almıştı.
Macron, bu kararını, “AP seçim sonuçlarına demokratik bir cevap vermeliydik.” sözleriyle savunmuş ancak ülkenin 26 Temmuz-11 Ağustos’ta ev sahipliği yapacağı 2024 Paris Olimpiyatları’nın hemen öncesinde erken seçime gidecek olması, siyasi istikrarsızlık ve toplumsal huzursuzluk yaratabileceği gerekçesiyle kamuoyunda endişeyle karşılanmıştı.
Ülkedeki son genel seçimlerde bir türlü ittifak kuramayan solcu partiler, bu seçimlerde aşırı sağa karşı kısa sürede “Yeni Halk Cephesi İttifakı” altında bir araya gelmiş ve tek aday çıkaracaklarını duyurmuştu. Yeni Halk Cephesi İttifakı’nda ülkenin önde gelen sol partilerinden Sosyalist Parti (PS), Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Fransa Komünist Partisi (PCF) ve çevreci parti Yeşiller (EELV) yer alıyor.
Aşırı sağcı RN ise merkez sağdaki Cumhuriyetçiler (LR) Partisinin lideri Eric Ciotti ve bazı LR üyeleriyle ittifak yaparken iktidar partisi Rönesans ile ortakları MoDem ve Ufuklar Partisi de “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte İttifakı”nı kurmuştu.
Ülkede aşırı sağın yükselişi protestolara neden olmuş, çok sayıda kentte gösteriler düzenlenmişti.
Görev süresi 2027’de dolacak olan Cumhurbaşkanı Macron, aşırı sağcı RN partisinin genel seçimleri kazanması durumunda istifa etmeyeceğini “Sonuç ne olursa olsun kurumlar bellidir ve cumhurbaşkanının yeri de bellidir.” sözleriyle dile getirmişti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 6-9 Haziran’da Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin galibiyetinin ardından 9 Haziran’da Meclisi feshederek erken seçim kararı aldı. Seçmenler, iki turlu erken genel seçimlerde 5 yıl boyunca Ulusal Mecliste görev alacak 577 milletvekilini belirleyecek.

Ülkedeki 49,5 milyon Fransız seçmen genel seçimin ilk turu kapsamında yerel saatle 08.00’de oy kullanmaya başladı.
Oy kullanma işlemi Fransa’nın ana kara topraklarında 18.00’de sona erecek. Paris gibi büyük kentlerde ise vatandaşlar saat 20.00’ye kadar oy kullanılabilecek.
Fransa’da sandık başına gidemeyecek seçmenler, kendileri adına oy kullanması için bir başka seçmene vekalet verebiliyor. Seçime beklenmedik bir kararla gidilmesi ve seçim tarihlerinin tatil dönemine denk gelmesiyle vekaletle oy verme işlemine yönelik başvurular arttı. Bu kapsamda, Fransa İçişleri Bakanlığının verilerine göre seçimin ilk turunda oy kullanmak için vekalet verenlerin sayısı yaklaşık 2 milyon 641 bin oldu.
Ülkede 2022’deki genel seçimlerin ilk turunda bu sayı yaklaşık 1 milyon olmuştu. Bu yıl kayda değer oranda artan vekalet sayısı, ülkede erken genel seçimde sandığa gidenlerin oranının yüksek olacağının göstergesi oldu.

FRANSA GELECEK 5 YILIN 577 MİLLETVEKİLİNİ SEÇECEK
Fransa’da Parlamentonun üst kanadı Senato ve alt kanadı Ulusal Meclis yasama faaliyetini ortaklaşa yürütüyor.
Senatoda 348 sandalye bulunurken, uygulanan sistemle her 3 yılda bir senatörlerin bir bölümü yenileniyor.
Senato seçimlerinde sadece parlamenterler, bölge, vilayet ve belediye meclislerinin üyelerinden oluşan “seçilmişler” oy kullanabiliyor ve 6 yıl boyunca görev yapan senatörleri belirliyor.
Halkın doğrudan belirlediği temsilcileri olan milletvekillerinin de tıpkı senatörler gibi dokunulmazlığı bulunuyor.

Öte yandan, 18 yaşını dolduran Fransızlar, “Bourbon Sarayı” olarak adlandırılan Meclis binasında 5 yıl boyunca kendilerini temsil edecek 577 milletvekilini belirlemek üzere seçmen olmaya hak kazanıyor.
7 TEMMUZDA 2. TUR İÇİN TEKRAR SANDIĞA GİDECEK
İlk turunda 4 bin 9 milletvekili adayının yarıştığı genel seçimlerin ikinci turu, 7 Temmuz Pazar günü düzenlenecek.
Bir adayın ilk turda milletvekili seçilebilmesi için seçim bölgesinde oyların salt çoğunluğunu toplaması (yüzde 50’liden fazlasını) gerekiyor. Bu yüzdenin bölgede seçim kütüğüne kayıtlı olan seçmenlerin yüzde 25’ine tekabül etmesi gerekiyor.
Eğer herhangi bir aday ilk turda salt çoğunluğu sağlayamazsa, oyların yüzde 12,5’ini toplayan adaylar 1 hafta sonra düzenlenecek ikinci turda tekrar yarışıyor.
Ancak daha önce yapılan seçimlere de bakıldığında, milletvekillerinin ekseriyetinin ikinci turda belirlendiği gözlemleniyor.
Bu sistemle ilk turda en çok oy alan 2 aday otomatik olarak ikinci tura kalıyor. Ancak seçim bölgesinde 3 veya 4 aday da oyların en az yüzde 12,5’ini toplarsa ikinci tura çıkabiliyor.

ERKEN SEÇİM PARTİLERİ İTTİFAKA YÖNLENDİRDİ
Kurallar gereği, seçmen sayısı fazla olan partiler veya seçime ittifakla katılan partiler avantajlı oluyor.
Macron’un AP seçimleri yenilgisi sonrası aldığı erken seçim kararı, partilerin ittifaka yönelmesine neden oldu. Seçim yarışına girecek üç büyük siyasi ittifak oluştu.
Anketlerin favori gösterdiği aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisi seçime, merkez sağcı Cumhuriyetçiler (LR) partisinin lideri Eric Ciotti ve bazı LR adaylarıyla ittifak içinde katılıyor.
RN’nin Mecliste salt çoğunluğu almasından endişe eden solcu partiler Sosyalist Parti (PS), Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Fransa Komünist Partisi (PCF) ve çevreci parti Yeşiller (EELV) ise “Yeni Halk Cephesi” (NPF) ittifakını oluşturdu.
Fransa’yı 2017’den bu yana yöneten Macron’un partisi Rönesans da iktidarın ortakları Demokrasi Hareketi (MoDem) ve Horizons (Ufuklar) ile seçim kapsamında “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte” başlığı altında ittifak kurdu.
Bugün yerel saat ile 20.00’de ülke genelinde sandıkların tamamı kapandıktan sonra, ulusal basın araştırma şirketleri seçiminin tahmini sonuçlarını aktarmaya başlayacak. Seçimin ilk tur gecesinde, milletvekili seçilen veya ikinci tura kalan adayların yanı sıra, Mecliste farklı parti ve ittifakların nihai milletvekili sayısı hakkında tahminler de ortaya çıkacak.
Resmi sonuçlar ise İçişleri Bakanlığı tarafından daha sonra açıklanacak.
Olağandışı bir takvimde düzenlenen erken seçim kapsamında, çok sayıda seçim bölgesinde 3 adayın ikinci turda karşı karşıya gelmesi bekleniyor.
İpsos şirketinin Genel Müdürü Brice Teinturier, kamu yayıncısı Franceinfo’ya verdiği demeçte 250 kadar seçim bölgesinde ikinci turda 3 adayın karşı karşıya kalabileceğini belirtti.
İkinci tura, seçime ittifakla katılan partilerin adaylarının kalacağı tahmin ediliyor.
Son anketler, RN’nin başı çektiği ittifakın Mecliste salt çoğunluğu elde edebileceğini gösterirken, solcuların kurduğu ittifakın sandıktan 2. çıkacağını öngörüyor.
Anketler Rönesans’ın etrafında kurulan ittifakın seçimi 3. sırada bitireceğine işaret ediyor, bu da iktidarın 2022 genel seçimlerinde elde ettiği nispi çoğunluğu da kaybetmesi anlamına geliyor.
DİKKAT ÇEKEN MACRON İHTİMALİ
Fransa’da 1958’de kabul edilen anayasa göre, cumhurbaşkanının Meclisi feshedip erken seçim düzenledikten sonra aynı kararı alabilmesi için 1 yıl beklemesi gerekiyor.
Görev süresi 2027’de dolacak olan Macron, AP seçim sonuçlarının ardından “durumu açıklığa kavuşturmak için” erken genel seçim kararı aldığını belirtmiş; aşırı sağcı RN partisinin genel seçimleri kazanması durumunda da istifa etmeyeceğini “Sonuç ne olursa olsun kurumlar bellidir ve cumhurbaşkanının yeri de bellidir.” sözleriyle dile getirmişti.
Partisi Rönesans’ın iktidar ortaklarıyla kurduğu ittifak dışında bir ittifak ya da aşırı sağın salt çoğunluğu elde ettiği bir Meclis sandıktan çıkarsa Macron, seçimi kazanan siyasi partiden bir başbakan atamak zorunda kalacak. Bu, Macron’un cumhurbaşkanı olarak kendi partisinden farklı politikalar izleyen bir başbakanla çalışmasını gerektirecek.
Solcu partilerden oluşan Yeni Halk Cephesinin henüz net bir başbakan adayı olmasa da RN partisi, seçimde galip gelirlerse liderleri Jordan Bardella’yı başbakan olarak görmek istediklerini açıkladı.
Macron’un kendi ittifakı dışında bir başbakan ataması durumda, ülkede yeniden bir koalisyon hükümeti kurulabilir. Fransa’da en son 1997-2002 yıllarında koalisyon hükümeti ülkeyi yönetti.
Koalisyon hükümetlerinin ülke yönetiminde “çift başlılığa” neden olması ve farklı partilerden olan cumhurbaşkanı ve başbakan arasında anlaşmazlıklara yol açması nedeniyle 2000’de cumhurbaşkanlığı görev süresinde değişikliğe gidildi.
Cumhurbaşkanın görev süresi 7 yıldan 5’e indirildi, böylelikle milletvekili görev süresiyle aynı oldu ve koalisyon hükümeti kurulmasının büyük ölçüde önüne geçildi.
FRANSA’NIN ERKEN SEÇİME GİDİŞİ
Fransa’da son 3 seçimdir oylarını artırmaya devam eden aşırı sağcı RN, en son 9 Haziran’daki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde yüzde 31,4 oy alarak en yakın rakibi olan Macron’un partisi Rönesans’ı ikiye katlamıştı.
Aşırı sağın AP seçimlerindeki galibiyeti üzerine Emmanuel Macron, 9 Haziran gecesi Meclisi feshederek 30 Haziran-7 Temmuz’da erken seçime gitme kararı almıştı.
Macron, bu kararını, “AP seçim sonuçlarına demokratik bir cevap vermeliydik.” sözleriyle savunmuş ancak ülkenin 26 Temmuz-11 Ağustos’ta ev sahipliği yapacağı 2024 Paris Olimpiyatlarının hemen öncesinde erken seçime gidecek olması, siyasi istikrarsızlık ve toplumsal huzursuzluk yaratabileceği gerekçesiyle kamuoyunda endişeyle karşılanmıştı.
Ülkedeki son genel seçimlerde bir türlü ittifak kuramayan solcu partiler, bu seçimlerde aşırı sağa karşı kısa sürede “Yeni Halk Cephesi” İttifakı altında bir araya gelmiş ve tek aday çıkaracaklarını duyurmuştu. Yeni Halk Cephesi İttifakı’nda ülkenin önde gelen sol partilerinden Sosyalist Parti (PS), Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Fransa Komünist Partisi (PCF) ve çevreci parti Yeşiller (EELV) yer alıyor.
Aşırı sağcı RN ise merkez sağdaki Cumhuriyetçiler (LR) Partisinin lideri Eric Ciotti ve bazı LR üyeleriyle ittifak yaparken iktidar partisi Rönesans ile ortakları MoDem ve Ufuklar Partisi de “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte” İttifakı’nı kurmuştu.
]]>Fransa’da 4 bin 9 milletvekili adayının yarışacağı seçimlerin ikinci turu ise 7 Temmuz’da yapılacak. Seçimlerde yarışan adayların yüzde 41,1’i kadınlardan oluşuyor.
Fransa’da sandık başına gidemeyecek seçmenler, kendileri adına oy kullanması için bir başka seçmene vekalet verebiliyor. Bu kapsamda, Fransa İçişleri Bakanlığının verilerine göre seçimin ilk turunda oy kullanmak için vekalet verenlerin sayısı yaklaşık 2 milyon 125 bin oldu.
Ülkede 2022’deki genel seçimlerin ilk turunda bu sayı yaklaşık 1 milyon olmuştu. Bu yıl kayda değer oranda artan vekalet sayısı, ülkede erken genel seçimde sandığa gidenlerin oranının yüksek olacağının göstergesi oldu.
Oy kullanma işlemi Fransa’nın ana kara topraklarında, yerel saatle 08.00’de başlayıp 18.00’de sona erecek.
Paris gibi büyük kentlerde ise saat 20.00’ye kadar oy kullanılabilecek.
İlk turda yüzde 12,5 ve üzeri oy alan adaylar, ikinci tura katılabilecek.
Seçim 3 ana ittifak etrafında dönüyor
Seçimlere aşırı sağcı Marine Le Pen’in partisi Ulusal Birlik (RN), merkez sağcı Cumhuriyetçiler (LR) partisinin lideri Eric Ciotti ve bazı LR adaylarıyla ittifak içinde katılıyor.
Aşırı sağcıların seçimde galip gelmesinden endişe eden sol ve çevreci partiler de Halk Cephesi ittifakını kurdu.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Rönesans da iktidarın ortakları Demokrasi Hareketi (MoDem) ve Horizons (Ufuklar) ile seçim için “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte” başlığı altından ittifaka gitti.
Araştırma şirketleri sandıkların kapanmasından itibaren seçimin tahmini sonuçlarını vermeye başlayabilecek. Resmi sonuçlar daha sonra açıklanacak.
Anketlere göre aşırı sağ seçimde galibiyete koşuyor
Ülke çapında yapılan son anketler, aşırı sağcı RN liderliğindeki ittifakın bu seçimin ilk turunda oy çoğunluğu elde edeceğini gösteriyor.
Seçimlerin ilk turunda RN’nin açık ara farkla birinci çıkacağını öngören anketler, Halk Cephesinin ikinci sırada yer alacağı ve Macron’un ittifakının üçüncü sıraya gerileceğini tahmin ediyor.
Odoxa’nın Le Nouvel Obs dergisi için yaptığı ankete göre, RN koalisyonunun yüzde 33, Halk Cephesinin yüzde 28 ve iktidar kanadının yüzde 19 oy oranıyla sıralanacağı tahmin edilirken, Opinionway-Vae Solis tarafından Les Echos için yapılan ankete göre ise RN koalisyonu yüzde 35, Halk Cephesi yüzde 28 ve iktidarın kurduğu ittifak yüzde 22 oy alacak.
Ipsos anket şirketinin Le Parisien gazetesi ve Radio France için yaptığı anketlerin tahminleri ise RN ittifakının yüzde 31,5, Halk Cephesinin yüzde 29,5, iktidar kanadının ise yüzde 19,5 oy alacağı yönünde.
RN iktidar olunca göçü azaltma taahhüdünde bulundu
RN partisinin genç lideri Jordan Bardella, seçim kampanyası sırasında, Fransa’ya göç akışlarını büyük ölçüde azaltma vaadinde bulundu.
Bardella, sandıktan galip çıkarsa, ayrıca 30 yaş altı vatandaşların vergi vermeyeceğini duyururken, Ukrayna’ya Fransız askeri birlik gönderilmesine karşı olduğunu dile getirdi.
Halk Cephesinden Fransızlara “refah” sözü
Solcu ve çevrecilerin ittifakı, seçimi kazanmaları halinde, vatandaşlar için gıda, enerji ve akaryakıt fiyatlarını donduracaklarını ve asgari ücreti 1600 avroya yükselteceklerini açıkladı.
Halk Cephesi ayrıca, Macron’un cumhurbaşkanlığı döneminde yürürlüğe giren ve emeklilik yaşını kademeli olarak 62’den 64’e çıkaran tartışmalı reformunu yürürlükten kaldıracakları sözünü verdi.
Bu ittifak ayrıca, Filistin’i resmi olarak tanıyacağını vadetti.
Öte yandan, iktidar kanadı, enerji fiyatlarını düşüreceklerini ve ilk gayrimenkulünü alanlar için noter ücretini kaldıracaklarını açıkladı.
Resmi Fransız konsolosluğu verilerine göre, yurt dışında yaşayan Fransızlardan seçimin ilk turu kapsamında internet üzerinden oy verenlerin sayısı 410 bin oldu.
Paris Olimpiyatları öncesi seçime gidilmesi halkı endişelendiriyor
Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinin Fransa ayağında aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin açık ara farkla birinci çıkmasının ardından Macron parlamentoyu feshederek, 30 Haziran-7 Temmuz tarihlerinde erken seçim kararı aldığını duyurdu.
Macron’un, 26 Temmuz-11 Ağustos’ta başkent Paris’te düzenlenecek Olimpiyat Oyunları öncesinde erken seçim kararı alması vatandaşlar üzerinde endişe yarattı.
Fransız halkının, seçimler sebebiyle oluşacak siyasi gerginliklerin sokak eylemleri ve protestolara neden olması ve bunun olimpiyatlara ev sahipliği yapacak olan başkent Paris’i olumsuz etkilemesi konusunda tedirginliği sürüyor.
]]>Hamza Dağ’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Dün MYK toplantısı ile il başkanlığı ataması aynı sürece geldi. Teşkilat başkanlığımız süreci yönetir. İstifa süreci oldu. Sahadaki değerlendirmelerle 7 tane ilde yeni atamalar gerçekleştirildi. 31 Mart seçimleri sonrası değerlendirmeler devam ediyor. İl ve ilçelerde diğer etkiler var mı inceleniyor. İstişare toplantılarını gerçekleştiriyoruz. AK Parti dinamik olarak bu noktaya gelmiş bir parti. Belediyelerin büyük kısmını son seçime kadar kazanmış bir parti. Cumhurbaşkanımız değişim gerekiyorsa imtina etmiş bir kimse değil. Zamanı geldiğinde değişim olur. Ülkedeki değişimi başarmış, kendi içinde kırgınlık küskünlük olmadan yapmış bir parti.
SOKAK HAYVANLARI DÜZENLEMESİ: ÇÖZÜM KONUSUNDA ADIMLAR ATACAĞIZ
Meclis’te bir çalışma yapıldı. Bütün taraflar dinlendi. Herkesin söylemiş olduğu ifadeler çerçeve içine oturtuldu. Dün MYK’da bir değerlendirme yapıldı. Cumhurbaşkanımız başkanlığında bir toplantı daha yapılacak ve son hali verilecek. Çözüm konusunda değişik düşünceler var. Biz burada sorunun çözümü konusunda adımlar atacağız.
YENİ VERGİ DÜZENLEMESİ: SOMUTLAŞAN BİR ŞEY YOK
Hazine ve Maliye Bakanlığı çalışma yaptığını ifade ediyor. Henüz somutlaşan bir takım şeyler yok. Basın mensupları bazı haber kaynaklarından aldığı bilgilerden yansıtıyor bakanlık yalanlıyor.
YURT DIŞI ÇIKIŞ HARÇLARI
Henüz bir noktaya gelmiş değiliz deniliyor bana da. Doğrudan vergileri artıracak, dolaylı vergileri azaltacak sürece gitmemiz gerekiyor. Vergi reformuna ihtiyaç var. Bazı adımlar mutlaka atılacak.
ASGARİ ÜCRETE ARA ZAM OLACAK MI?
Covid’den sonra yaşadığımız süreç, Asgari ücrette yıllık taraflar bir araya gelerek süreç yürütülüyordu. Asgari ücrette yılda 2 kez tarafları bir araya getirdik. Esas mücadelemiz enflasyonu düşürme noktasında. Temmuz ayında asgari ücretle ilgili bir süreçle ilgili bir süreç olacak mı derseniz, olmayacak diyebilirim.
SİYASETTE NORMALLEŞME SÜRECEK Mİ?
Birileri ev ödevi verecek biz de yapacak değiliz. Müzakere etmezseniz çözemezsiniz. Biz diyalog noktasında bir şeye bugün de açık olduk daha önce de açıktık. Diyalog sürecinden Kılıçdaroğlu rahatsızdı.
Bizim ittifakımız bellidir. Masa üstünde ayrı üstünde farklı altında farklı değildir. Bu ittifak sadece seçim kazanmak için değil bu ülkenin ve coğrafyadaki süreçlerde duruş koymaktadır.
Cumhur İttifakı’nda bir mesele yok. Biz Türkiye Cumhuriyeti’ne gelecek noktasında çok önemli olduğunu görüyoruz. Yeni ittifak arayışımız yok. Ben sorun görmüyorum.
Gözden Kaçmasın [MHP lideri Bahçeli: Cumhur İttifakı yoluna devam edecek] MHP lideri Bahçeli: Cumhur İttifakı yoluna devam edecek.
Yarın tezkereler gelecek Meclis’e hem biz hem toplum duruşlarını görecek. Esas gündemimiz milletimizin yaşadığımız zorluğu ortadan kaldırmak.
SİNAN ATEŞ CİNAYETİ
Biz buna hukuk devleti çerçevesinde bakıyoruz. Hukuk görevini yapsın. Burada ön planında arka planında ne varsa savcılık araştırmalarını yaptı. Parti olarak davaya katılım sürecinde olduğumuzu düşünmüyorum.
BAKAN FİDAN’IN 3. DÜNYA SAVAŞI AÇIKLAMASI
Hakan bey daha önce çok kritik görevler yaptı. Dünyadaki gelişmeleri daha farklı görebilecek pozisyonda. Zorlu bir süreçten geçtiğimizi fark ediyoruz, dünya olarak.
]]>
SORU:
Biz yola çıktığımızda MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin önemli bazı açıklamaları oldu Sayın Cumhurbaşkanım. Biz de bunu uçaktan takip ettik. Bazı ifadelerini sizinle paylaşmak istiyorum ve bu konuyla ilgili değerlendirmelerinizi rica edeceğim efendim. Siyasette normalleşme arayışlarını temel aldığı açıklamasında Sayın Bahçeli şu ifadeleri kullandı; “Siyasi partiler arasında normalleşme ve yumuşama arayışlarının temel alınarak çok bilinmeyen ve yeni bir denklemin kurulmak istendiği gözlemlenmektedir. Bu kapsamda siparişi yapılan normalleşme ve yumuşama atmosferinin sürdürülebilir hale gelmesinin önünde şayet MHP bariyer olarak telakki ve tarif ediliyorsa, bu konuda da geniş bir ittifak husule gelmişse, bize düşen sorumluluk ülkemiz ve milletimiz uğruna her türlü fedakarlığı göze almak, gereğini ise gönül huzuruyla yapmaktır.” dedi daha sonra AK Parti içindeki gayri memnun kesimden bahsetti. “Eğer devamlı suyu bulandıranlar dikkate alınırsa AK Parti ile CHP arasında geniş tabanlı bir ittifakın vücuda gelmesi, buna da altılı masanın diğer unsurlarının desteği MHP’nin samimi dileği ve temennisidir.” diye devam etti sonra da dedi ki, “Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı görüşmeler, kurduğu ilişkiler, icra ettiği ikili temaslarını saygı karşılıyor, zatı devletlerine daha da rahatlatmak için bir kez daha feragatle hareket edip karşılıksız inisiyatif alıyor ve bu tercihi aziz milletimizle paylaşıyoruz.” Sayın Cumhurbaşkanım bu açıklamaları cümleleri nasıl değerlendirdiniz efendim?
CEVAP:
“BAHÇELi’NİN AÇIKLAMALARIN NET BİR DURUŞ VARDIR”
Sayın Devlet Bey’in yapmış olduğu açıklama bir devlet adamı yaklaşımıyla, sakin, herhangi bir tartışmaya fırsat vermeden yapılmıştır. Konuyu bu şekilde kapatmış olması, bence gayet isabetlidir. Bizler Cumhur İttifakı olarak asla duruşumuzdan taviz vermeyeceğiz. Parti sözcümüz Ömer Çelik Bey zaten gereken açıklamaları detaylıca yaptı. Bu açıklamalarda da dikkat ederseniz tahrik ve dalaşma yoktur. Sadece net bir duruş vardır. Cumhur İttifakı’nın bir tarafı olarak partimizin duruşunu belirtmesi bakımından Ömer Bey’in açıklaması isabetli olmuştur. Diğer taraftan CHP’den yapılan bazı açıklamalar oldu.
“HAZMEDEMEDİLER”
Biz iade-i ziyareti yapmak suretiyle siyasete bir yumuşama, bir kibarlık getirelim dedik. Ama bu kibarlıktan anlamayanlar İstanbul’da basın toplantısı yaptılar ve orada belli ki birilerinin etkisi altında kaldılar. Demek ki bazı yerlerden onay aldılar. Bunlar tabii doğru şeyler değil, güzel şeyler değil. Sürece katkı sağlayan şeyler değil. Yani bu, yumuşama değildir. Siyasete yeni bir başlangıç getirme değildir. Bizim iade-i ziyaretimizi demek ki hazmedemediler. Eğer bu iade-i ziyaretimizi CHP’nin başındaki arkadaş hazmedebilseydi, bu tür bir açıklamayı yapmaya gerek duymazdı. Böyle bir açıklama karşısında ben Cumhurbaşkanı olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin başkanı olarak, buna cevap vermeyi dahi yanlış bulurum. Ama onlar ne yaparsa yapsın. Biz Cumhur İttifakı olarak aynı duruşumuzu, aynı dayanışmamızı devam ettireceğiz. Şunu da söyleyeyim, Cumhur İttifakı bir altılı masa değildir. Altılı masanın içinde yer alanlar, bildiklerini okusunlar.
SORU:
Sayın Cumhurbaşkanım gündemdeki önemli konulardan bir tanesi de yeni anayasa. Özgür Özel’le görüşmenizde de bu gündeme geldi. Türkiye artık çağdaş ve sivil bir yeni anayasa yapabilecek mi? Neler düşünüyorsunuz?
CEVAP
“BİR TEKLİFİMİZİ YAPTIK”
Türkiye bu yeni dönemde yeni anayasayı gündemine almak suretiyle bir adım atabilir. Bizim bu ziyaretleri yapmamızın altında yatan gerçek de “her ne kadar ters görünse de CHP ile de böyle bir anayasa yapma başlığı altında buluşabilir miyiz?” arayışıydı. Teklifimizi yaptık. Onlardan “niye olmasın” noktasına gelen bir yaklaşım gördüm. Fakat iki gün sonra ortaya maalesef arzu etmediğimiz bir yaklaşım çıkınca bu durum da bizi üzmedi değil. Türkiye’nin artık darbe anayasası ayıbından kurtulması gerekiyor. Bu, siyaset kurumunun ve Meclisin millete karşı asli görevidir. Hiçbir siyasi parti bu yükümlülükten kaçamaz. Gerek Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş’un girişimleri, gerek bizim temaslarımız, artık yeni anayasa için adım atmanın zamanının geldiğini ortaya koymuştur. Mevcut anayasada birtakım değişiklikler yapılmış olması, darbe ruhunun anayasamızdan silindiği anlamına gelmiyor. Kaldı ki 1982 yılından bu yana dünya değişti, Türkiye gelişti ve yeni ihtiyaçlar ortaya çıktı. Milletin ihtiyaçlarına tam hizmet eden ideal anayasa bu millete siyasetin borcudur.
]]>MHP lideri Bahçeli’nin açıklaması şu şekilde:
“31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerini müteakiben Türk siyasetinde, demokrasinin vazgeçilmez kurumları olan siyasi partiler arasında normalleşme ve yumuşama arayışlarının temel alınarak çok bilinmeyenli yeni bir denklemin kurulmak istendiği gözlemlenmektedir.
Zira her şey milletimizin huzurunda gerçekleşmektedir.
Milliyetçi Hareket Partisi iyi niyetli, yapıcı, yol açıcı, millet ve ülke lehine olduktan sonra söz konusu munzam ve muhassıl diyalogları kuşkusuz makul ve mantıklı değerlendirmekten en ufak rahatsızlık duymayacaktır.
Kutuplaşmanın ve kavgaya tutuşmanın sonu ve sonucu asla yoktur.
Kucaklaşmak, konuşmak, milletimizin talep ve sorunlarına müşterek akılla çözüm aramak, bunu da başarmak siyasi partilerin asıl ve öncelikli görevidir.
Elbette buna diyecek veya itiraz edecek halimiz ve hevesimiz hiç olmayacaktır.
Ancak sıcak gündemin üst sıralarına yerleşen temas ve görüşme trafiğinin Milliyetçi Hareket Partisi’ni hedef alan karalama kampanyasına dönüştüğü de her türlü izahtan varestedir.

Dikkat, temkin ve titizlikle takip ettiğimiz nevzuhur gelişmelerin esrar perdesi aralandığında başka hesapların, alttan alta körüklenen farklı beklentilerin varlığı müşahede ve mütalaa edilmektedir.
Özellikle Milliyetçi Hareket Partisi’nin normalleşme ve yumuşama ortamına şaşı baktığı, şüpheyle yaklaştığı, hatta zarar verdiği televizyon ekranlarından, sosyal medya platformlarından ve gazete sayfalarından devamlı surette ileri sürülmektedir.
İddianamesi hazırlanan bir cinayet davası üzerinden de Milliyetçi-Ülkücü Hareket’e yönelik itibar suikastının yaygınlaşması, bu suikasta refakat eden kimi isimlerin sürekli parlatılması, dahası kapı kapı gezdirilmesi, ekran ekran dolaştırılması, bir hak ve hukuk arayışından öte iç huzur ve barış ortamını zehirlemeye tam teşebbüstür.
Milliyetçi Hareket Partisi mezkur davanın 1 Temmuz 2024 tarihinde yapılacak duruşmasında mutlaka hazır bulunacak, karanlık oyunlarla ve bu oyunların figüranlarıyla Türk yargısının huzurunda hesaplaşacaktır.
Yurt içi ve yurt dışı menşeli çıkar odaklarının, yıkım ortaklarının, siyasi istikrar muhalifi çevrelerin, bilhassa da Cumhur İttifakı muarızlarının partimizi töhmet altında bırakmak, bir yol ayrımının inşasını sağlamak maksadıyla kesintisiz faaliyet içinde oldukları meydandadır.
Bizim sevdamız Türkiye, mensubiyet onurumuz da büyük Türk milletidir.
Ne yapıyorsak, ne söylüyorsak Türkiye ve Türk milletinin çıkarınadır.
Bu kapsamda siparişi yapılan normalleşme ve yumuşama atmosferinin sürdürülebilir hale gelmesinin önünde şayet Milliyetçi Hareket Partisi bariyer olarak telakki ve tarif ediliyorsa,
Bu konuda da geniş bir ittifak husule gelmişse, bize düşen sorumluluk ülkemiz ve milletimiz uğruna her türlü fedakarlığı göze almak, gereğini ise gönül huzuruyla yapmaktır.
AK Parti içindeki gayri memnun kesimin devamlı suyu bulandırmasını da dikkate alarak, AK Parti ile CHP arasında geniş tabanlı bir ittifakın vücuda gelmesi, buna da altılı masanın diğer unsurlarının desteği Milliyetçi Hareket Partisi’nin samimi dileği ve temennisidir.
Buna rağmen Cumhur İttifakı’na bağlılığımız kararlılıkla devam edecek, TBMM’de kanun tekliflerine verilen desteğimiz aynen sürecektir.
Kaldı ki Cumhur İttifakı’ndan tavizimiz, geri dönüşümüz, yarı yolda bırakmamız, ilkelerinden ve hedeflerinden cayma göstermemiz mümkün değildir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da şartlar ne olursa sonuna kadar yanında ve arkasında olacağımızı, kesinlikle yalınız bırakmayacağımızı herkes çok iyi bilmelidir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı görüşmeleri, kurduğu ilişki ağlarını, icra ettiği ikili temasları saygıyla karşılıyor, zatı devletlerini daha da rahatlatmak için bir kez daha feragatle hareket edip karşılıksız inisiyatif alıyor ve bu tercihimizi aziz milletimizle paylaşıyoruz.”
MHP lideri ise Ferdi Tayfur’un şarkısı eşliğinde yürüyüş yaptığı görüntüleri paylaştı. CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova, o görüntünün ve şarkının kodlarını anlattı.

İşte Dicle Canova’nın açıklamaları:
BAHÇELİ BİR SPOR KULÜBÜNÜN TESİSLERİNDE HER GÜN YÜRÜYOR
Devlet Bahçeli’nin yürüyüş yaptığı yer, Ankara’da bir spor kulübünün tesisleri. Öğrendiğime göre hemen her gün fırsat buldukça akşam üzeri yürüyüş yapıyor. Evinde düştüğü için kolu sargıya alınmıştı. Tamamen iyileştiği bilgisini edindim. Zaten dün yayınlanan görüntüde de kolunda artık sargı olmadığı görülüyor.
“SAĞLIK NEDENİYLE MECLİS’TE YOKTU” İDDİASINI YALANLADI

Aslında o görüntünün X’ten paylaşılmasının ana nedeni de TBMM’deki özel oturuma ve resepsiyona katılmaması sonrası, ‘Sağlık durumu iyi değil, ameliyat olacak’ iddialarını yalanlama amaçlı. Sağlıklı olduğunu o görsel ile vurguladı Devlet Bahçeli.
TÜRK BAYRAĞININ İNDİRİLMESİNE TEPKİSİZLİĞE Mİ TEPKİ?
Ama bir de fonda kullanılan şarkı var. Ferdi Tayfur’un söylediği “Sensin” isimli parçası. Şarkının sitem dolu sözleri dikkat çekti. MHP kulislerinde nabız tuttum. Öncelikle şunu söyleyeyim; Devlet Bahçeli’nin TBMM 23 Nisan törenlerine katılmamasının da bu şarkı ile vermeye çalıştığı mesajın da kodları var. İki temel nedenden söz ediliyor. Birincisi DEM Parti’nin kazandığı Diyarbakır Belediyesi’nde ilk icraatın belediye meclis salonundaki Türk bayrağının kaldırılması. MHP lideri buna çok tepkili. Bu duruma, karşısındaki tepkisizliğe bir tepki olarak Meclis’e gitmediği konuşuluyor. İlgililerin gereken tepkiyi göstermediği düşüncesi var MHP’de.
Devlet Bahçeli bu konuda yaptığı açıklamada, “Türk bayrağını kabullenemeyenler, vatandaşlıktan derhal çıkarılmalı, mallarına-mülklerine el konulmalı, bunun yanında dem parti hakkında kapatma davasının açılarak bölücü milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmalı” ifadelerini kullanmıştı. Bu durumu özgürlük ve demokrasi çerçevesinde normalleştirip yumuşatmak felakete çanak tutar uyarısında bulunmuştu. Bahçeli’nin bu tutumuna karşın ilgili konumda olanların güçlü ve net bir tavır koyamadığı ifade ediliyor.
“OY ORANINDAKİ GERİLEME MHP KAYNAKLI” SÖYLEMİNE Mİ TEPKİ?
İkinci neden ise yerel seçim sonrası gündeme getirilen bir söylem. AK Parti’nin seçimdeki oy oranı gerilemesinin MHP’den dolayı olduğuna ilişkin bir takım tespitler. Bu tespitler bazı eski AK Partili kurmaylarca da açıktan yapıldı. En son Fatih Erbakan, TBMM resepsiyonunda gazetecilere “AK Parti’ye biz kaybettirmedik, bazı yerlerde MHP kaybettirdi” dedi. İşte bu söylem de MHP’de rahatsızlık yaratıyor. MHP’nin bakışı bunun aksine. Güç kazandırdığı yönünde ve varlığını işbirliğine dayandırdığı yaklaşımları topyekûn reddediliyor.
MHP: BİZ CUMHUR İTTİFAKINI BOZMAYIZ
Peki, tüm bunlar ittifakı olumsuz etkiler mi? Konuştuğum parti kaynakları “Biz cumhur ittifakını bozmayız” mesajını net şekilde verdi. Ancak “Bu söylemi dile getiren, böyle düşünenler buyursun ne yapıyorsa yapsın” diye de bir tepki var. Fakat dediğim gibi Cumhur İttifakı’nda bir sorun olmadığının altı çiziliyor. MHP lideri Bahçeli ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki güçlü diyaloğa da vurgu yapılarak, “Buradan ittifak bozulmaz” mesajları veriliyor.
ERDOĞAN-ÖZEL GÖRÜŞMESİNE TEPKİ VAR MI?
Diğer yandan yeni anayasa süreci ve “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Özgür Özel ile görüşecek olmasına tepki mi var?” sorusunu da MHP’li kaynaklara yönelttim. Bu konuda hiçbir rahatsızlık olmadığı ifade ediliyor. “Anayasa toplumun genelini ilgilendiriyor. Hemen herkes görüşünü masaya koyar. Meclis’te her parti ile görüşüle
]]>Kabaktepe’nin açıklamalarından satır başları:
İstanbul oy potansiyeli çok yüksek bir kent, biz önde olduğumuzu belgeleyen anketler var ama biz çalışmalarımızı artırmamız gerektiğini düşünüyoruz. Seçim sandığından 1,5,2 puan farkla çıkacağımızı da düşünüyoruz. Anketler bizim yarışı önde götürdüğümüzü işaret ediyor. Tüm hemşehrilerimizle birlikte terimizi daha çok akıtacağız. 10 günü 30 gün gibi yaşayacağız. Sözümüzü yükseltmeye gayret ediyoruz.

Murat başkanım bizim ipi göğüsleyeceğini düşünüyor, biz de öyle düşünüyoruz. Ben AK Parti’ye oy vermiş, MHP’ye oy vermiş seçmenlerimiz tercihlerini belirtiyorlar ama diğer partilere oy vermiş vatandaşlarımızın da Murat beyden yana tercihlerini kullanacağın düşünüyorum. “İşte falan partiyi düşünüyorum ama Murat beye oy vereceğim” diyen seçmenler var.
31 Mart akşamı hep birlikte zaferi kutlayacağız. Sabahın erken saatlerinde başlayıp gecenin geç saatlerine kadar biten tüm programların birlikte yapıldığı bir çalışma yürütüyoruz.
Sandığa giden vatandaşlarımız son anda da karar verebiliyor. Biz kararsız seçmenimizin farklı bakış açılarını yakalayıp farklı mesajlar vermeye çalışıyoruz. Ekonomik gerekçesi olan var, İBB ile ilgili gerekçesi olan var, adayımızın olumlu açıklamaları ile karar değiştiren var. Kararsız seçmenin karar verememesiyle ilgili maddeleri ortaya çıkarıyoruz, iletişim kuruyoruz. Tespit edebildiklerimizle yüz yüze görüşmeye de gidiyoruz.
CHP-DEM PARTİ İTTİFAKI
Yarış 2 aday arasında geçiyor, iki adayında partilerinin aldığı oylar konuşulacak. Siyasetteki en temel beklenti ittifakların şeffaf şekilde olmasıdır. Biz mesela MHP ile ittifak yaptığımız il, ilçeleri açıklıyoruz. DEM Parti ile CHP arasında ittifak var ama vatandaşın yüzüne yansıtılan şey CHP tarafından ‘İttifak yapmadık”. Kendi seçmenlerini kızdırmamak için ‘İttifak yapmadık’ diyorlar. İsteyen istediğiyle ittifak yapabilir bunda bir problem yok ama vatandaşlarımıza bu ittifaklar açıkça söylenmeli. CHP Genel Başkanının çıkıp açıklaması lazım. Masanın altı masanın üstü tartışmaları vardı şimdi de ittifak uzlaşı tartışmaları var.

AK PARTİ’NİN İSTANBUL MİTİNGİ
AK Parti’nin ‘Yeniden Büyük İstanbul’ mitingi 24 Mart Pazar günü saat 14.00’te Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirilecek. Miting için çalışmalar başladı, neticede bizim geleneğimiz seçimden önceki son Pazar günü Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımıyla bir miting yapıyoruz. İlçe teşkilatlarımız ilçelerde otobüs kaldıracaklar. Kendi aracıyla gelen vatandaşlarımız için otopark var. Metro var.
ÖZGÜR ÖZEL’DEN SES YOK
Para balyalarına önce cevap versinler. İşte 17 bakan varmış, sen yokken de 17 bakan vardı. Burada İstanbul’un sorunlarından kaçıyorlar. Ben 50 tane soru sordum, CHP sadece 2 tanesine cevap verdi. Bu sorular tutmadıkları vaatlerden, saydıkları para balyalarına kadar. Partinin yönetici fotoğrafta var, paralarla dağlar yapılıyor. CHP Genel Başkanı’nda ses yok. Vergi mi kaçırıyorsunuz, para mı kaçırıyorsunuz, milletten zorla para mı alıyorsunuz?
Özhaseki, “Geçtiğimiz seçimlerde iki tane ittifak vardı. Bizim ittifakımız net, Cumhur İttifakı. Sayın Cumhurbaşkanımız ile Devlet Bey kol kola girdiler ve önlerinde hiçbir engel tanımadan bu devletin birliği, bütünlüğü, vatanın bölünmez bütünlüğü uğruna ellerinden ne gelirse yapıyorlar. Bizim ittifakımızın özü, sözü bir. Biz yerliyiz; biz milliyiz. Biz tarihe karşı, medeniyetimize karşı sorumluluğumuzun olduğuna inanan insanlarız. Her şeyden önce bizim için bayrak geliyor, ezan geliyor. Biz bu niyetle devam ediyoruz. Fakat karşı tarafta da bir ittifak vardı. Adına ‘Millet İttifakı’ diyorlar. Görünürde 6 kişilerdi. Biz de durmadan diyorduk ‘Bu 6 değil. Milleti kandırmayın. Yalan söylemeyin. Bak masanın altından iki de bir PKK’nın adamları kafasını uzatıyor. O gölgeyle siz 7’siniz. Sonra dünyanın 2 tane en başarısız belediye başkanını da, İstanbul ve Ankara’yı ‘Cumhurbaşkanı yardımcısı’ diye ilan ettiler. Daha adamlar taş üstüne taş koymamış belediye başkanları, 9 oldu. Bu arada Kılıçdaroğlu herkesi keklemiş, sonradan açığa çıktı; bir adamcağız var, ona İçişleri Bakanlığı’nı da vermiş, MİT’i de vermiş, 10 oldu. Kaç olduğu belirsiz bir ittifak kurdu” dedi.

‘BUNLARI BİR ARAYA GETİREN CUMHURBAŞKANIMIZA VE DEVLET BEY’E OLAN DÜŞMANLIKLARI’
“Bunların hiçbiri birbirine benzemezler” diyen Özhaseki, “Ne sosyal olaylara bakışları, ne iktisadi meselelere getirmiş oldukları çözümler, ne askeri olaylardaki fikirleri hiçbirisinin birine benzer bir tarafı yoktur. Benzemezler ordusu gibiler. Aslında birbirlerini sevmezler de. Daha bir gün birisi, yanına eşini alıp da öbürüne çay yemeye bile gitmemiş. Peki bunları bir araya getiren nedir? Bunları bir araya getiren Cumhurbaşkanımıza ve Devlet Bey’e olan düşmanlıkları. ‘Recep Tayyip Erdoğan gitsin de ne olursa olsun.’ Ne yapacaksınız peki? Ne yapacaklarıyla ilgili iki cümle bile söylemiyorlar ve bolca da yalan söylüyorlar” ifadelerini kullandı.
‘ADETA YIKIM EKİBİ GİBİLER’
Özhaseki, “Seçim bitti; şimdi yeni yeni foyaları ortaya çıkmaya başladı. Partinin birindeki milletvekili diyor ki ‘Ben Kılıçdaroğlu’na vallahi oy vermedim.’ Allah’tan ki iktidara gelmemiş; Allah’tan ki Kılıçdaroğlu gelmemiş. Yoksa mahvolurdu bu Türkiye. Bakın bunların hepsini ifade ediyorlar. Peki sadece ‘Recep Tayyip Erdoğan gitsin de ne olursa olsun’ diyenleri bir arada tutan motivasyon sadece bu mu? Bunun için mi bir araya geldiler? Adeta yıkım ekibi gibiler” dedi.
‘SADECE BELEDİYE BAŞKANLIĞI SEÇİMİ OLARAK BAKMAYIN’
“Bu arada karşı ittifakta da o cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra bir dağılma oldu” diyen Özhaseki, “Herkes kendi başına bir şeyler yapmaya başladı. Bir baştan baş çekmeye başladı. Bu arada da üzülerek söylüyorum, bazı arkadaşlarımız nefislerine uyarak Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli’ye, Millet İttifakı saflarına katılıp zarar verelim diye ellerinden geleni yapıyorlar. Meseleye biraz daha yüksek perdeden bakın lütfen. Sadece belediye başkanlığı seçimi olarak bakmayın. Evet belediye başkanlığı seçimi olsa bile doğrusu biz çalışıyoruz; kol kola giriyoruz. Birlikte rahmet var, ayrılıkta azap var diye hep birlikte projelerin peşinde koşuyoruz” dedi.
‘BU SEÇİMDE SİZLER TARAFINDAN ÖN PLANA ÇIKMASI LAZIM’
Kent Merkezi Dönüşüm Projesi’ne değinen Bakan Özhaseki, “Bu projenin altından kalkabilecek karşı tarafta bir Allah’ın kulu var mı? Yapabilecek bir ekip var mı? Onlar da bu akıl, bu güç var mı? Hayır. Takdir tabi ki sizlerin. Ne çıkarsa başımızın üstüne ama neticesinde hizmeti önceleyen, eser siyasetiyle düşüp eser siyasetiyle kalkan, gecesi gündüzü milletine hizmet olan insanların da yine bu seçimde sizler tarafından ön plana çıkması lazım” diye konuştu.
]]>“ESENYURT’TA DEMLENİLİYOR”
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Esenyurt’ta yapılan ittifakla ilgili “Seçime gidiyoruz ve bu seçimlere giderken bir karar aldık. Hür ve müstakil kararımızın bu kadar rahatsız ettiği bir Türkiye’de demek ki çok doğru bir iş yapmışız. Ülkemize karşı çok iyi bir iş yapmışız. Bize hakaret edenler başkalarının gösterdiği adayların karşısında tek kelime etmediler. Ve ne mutlu ki İstanbul’da ve Türkiye’de ilçelerimizde hemen hemen her parti kendi adayını göstermek durumunda kaldı. Esenyurt’un bir özelliği var. Esenyurt’ta demleniliyor. Ne Esenyurt’muş kardeşim” dedi.
“BAYRAMDA EMEKLİLERİMİZE 7 BİN LİRA İKRAMİYE VERİN”
Akşener, “Ben 3 sene boyunca bütün Türkiye’yi ilçe ilçe dolaştım. Hakkâri’ye de gittim, Edirne’ye de gittim, ilçe ilçe dolaştım. O esnaf esnaf ilçe ilçe gezdiğim yerlerde aldığım bilgileri, öğrendiğim dertleri anlattım. Arkadaşlarım Allah razı olsun çözümler ürettiler. İktidar partisine ilettik. Mecliste ilettik. Kanun teklifi olarak ilettik. Bunlardan bir tanesi enteresan bir biçimde EYT’ydi. EYT’ye söz verilmişti, yerine getirmemişlerdi. Biz ısrar ettik, çözüldü, eksik çözüldü. Şimdi emeklileri konuşuyorum. Çünkü emekliler aç. Yerel seçimle emeklilerin ne alakası var diyebilirsiniz. Yerel seçimle emeklilerin çok alakası var. Bir kere belediye başkanlarımız sosyal belediyeciliği yapacaklar, emeklilerimize ve gençlerimize bu konuda ev kadınlarımıza yardımcı olacaklar. Onun ötesinde muhalefet olmak halkın avukatı olmaktır. İktidar olmak ise hizmet etmektir. Şimdi buradan hodri meydan diyorum. Sayın Erdoğan 17 gün kaldı. Çıkarın emeklilerin haklarını, bu bayramda emeklilerimize 7 bin lira ikramiye verin. Emeklilerimize 11 bin lira seyyanen zam verin. Ve en düşük emekli maaşını asgari ücret seviyesine getirin bu 17 gün içerisinde emeklileriniz oylarınızı size versin. Ama bunu yapmıyorsanız emeklilerimize sesleniyorum, oylarınızı İYİ Parti’ye verin, belediyelerde görün muhalefet nasıl yapılırmış” ifadelerini kullandı.
“BİZİM KIRMIZI ÇİZGİLERİMİZ VAR”
İYİ Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Buğra Kavuncu, bizim kırmızı çizgilerimiz var diyerek “Burada sizin huzurlarınızda İYİ Parti seçmenine sesleniyorum. Hani diyorlar ya İYİ Parti’nin seçmeni büyükşehir belediyesinde kendi adayına oy vermez. Ben de bunu söyleyenlere diyorum ki, ey muhteremler, siz önce Cumhuriyet Halk Partisi seçmenine bakın. Yapmış olduğunuz kent uzlaşılarıyla onları nasıl kırdığınızı, nasıl üzdüğünüzü, onların oy verip vermeyeceğini önce çözün ondan sonra İYİ Parti seçmenine bakarsınız. İYİ Parti seçmeni akıllıdır, şuurludur, hafızası güçlüdür, hiçbir şeyi unutmaz, ne olup bittiğinin de gayet farkında. Bizim kırmızı çizgilerimiz var. Bu kırmızı çizgilere dokunan yanar. İYİ Parti seçmeni de 31 Mart günü sandıkta iradesini gösterecek” şeklinde konuştu.
“BİZ ESENYURT’LA İTTİFAK YAPTIK”
İYİ Parti Esenyurt Belediye Başkan adayı Muharrem Yıldız ise “Esenyurt’ta herkes birileriyle ittifak yaptı. Birisi Dem’le, diğeri sağ tarafla ittifak yaptı. Biz Esenyurt’la ittifak yaptık. Esenyurtlu hemşerilerimizin sağına soluna bakmadan, ideolojik yapısına bakmadan, her kesimi kucaklayabilecek bir kadroyla yola çıktık. Esenyurt’ta yaşayan Doğulusu, Batılısı, Egelisi, Kuzeylisi, Trakyalısı kimler varsa el ele verdik Esenyurt ittifakını kurduk. İttifak oluştururken bir kırmızı çizgimiz vardı. Dedik ki Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olacak. Cumhuriyetle meselesi olmayacak. Vatanın bölünmez bütünlüğü, ay yıldızlı al bayrak ve milletimizle meselesi olmayan kim varsa herkesle yola çıkacağız. Herkesle kucaklaşacağız. Ve biz Esenyurt İttifakı’nı böyle kurduk” dedi.
]]>