Usta öğretmen ve yazar İz, vefatının sene-i devriyesinde İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından düzenlenecek “İz Bırakan Bir Muallim” anma etkinliğinde yad edilecek.
9 Temmuz 2024 Salı günü saat 15:00’de başlayacak etkinliğe edebiyat dünyasının tanınmış isimleri Uğur Derman, Sadeddin Ökten, Mehmet İpşirli ve Mustafa Uzun katılacak. Etkinliği Coşkun Yılmaz yönetecek.
Etkinlik, Alay Köşkü Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi’nde gerçekleşecek.

MAHİR İZ KİMDİR?
İz, Medine-i Münevvere, Midilli, Balıkesir ve Ankara’da kadılıkları yapan Külahizade es-Seyyid İsmail Abdulhalim Efendi ile Şerife Raife Hanımın oğlu olarak 28 Ocak 1895’te İstanbul’da dünyaya geldi.
Tam adı Abdullah Mahir İz olan yazar, ilk ve orta okulu babasının görevi nedeniyle Midilli, Balıkesir ve Isparta’da tamamladı. İstanbul Vefa Lisesi’nde başladığı lise eğitimini 1916’da Ankara Sultanisinin edebiyat bölümünde bitiren İz, aynı okulda Türkçe öğretmenliğine başladı.
Edebiyat tarihçisi Fahir İz’in ağabeyi olan usta kalem, ailesi tarafından itinalı bir eğitime tabi tutularak, resmi eğitimin yanında, pek çok önemli isimden de özel ders aldı.
Mahir İz, TBMM’de zabit katipliği yaptı, Milli Mücadele yıllarında Ankara’da Mehmet Akif Ersoy ile Fars ve Fransız edebiyatı üzerine çalıştı.
YAZILARI DERGİLERDE YAYINLANDI
İstiklal Marşı’nı bir eğitim aracı olarak görüp her fırsatta okuyan İz, gençliğinde kaleme aldığı şiirleri Maksud Kamuran adıyla Ankara’da çıkan “Say” dergisinde okuyucuyla buluşturdu.
Eğitim tutkusuyla ücretsiz dersler veren İz, o zamanlar için, “Ben İstiklal Marşı’nı anlatırken, o devrin, dine, diyanete, millete, milliyete, ahlaka aykırı düşen durumları dolayısıyla çocuklara verilmesi gereken din, diyanet, millet, milliyet terbiyesini İstiklal Marşı içinde işleyerek verirdim. O zamanın müfredatı bu değerleri vermeye müsait değildi.” ifadelerini kullanmıştı.
Talebelerinden Prof. Dr. Mustafa Uzun, İz’in örnek kişiliğine işaret ettiği bir açıklamasında şunları kaydetmişti:
“Rahmetli Hocamız ayrıca din ve vatan uğrunda şehadet dahil her şeyi göze alacak nesiller yetiştirmeye son nefesine kadar emek vermiştir. Mahir Hoca iyi bir muallimdi, medeniydi. Tam bir Osmanlı beyefendisi idi. İyi hocalardan sağlam bir eğitim alırken şiir de yazmaya başladı. O; Muallim Naci, Muallim Cevdet ve Muallim Kilisli Rifat gibi büyük muallimler neslindendir. Derin bilgisi vardı. Hocamız bildiğini iyi bilen ve onlar için ne yapılması gerektiğini kavrayan, bütün öğrencilerine iyi insan, iyi Müslüman, ahlaklı birer kişi olmalarını tavsiye eden ve bunun da en iyi örneğini kendi şahsıyla gösteren bir isimdir.”
Prof. Dr. Mahmut Kaya ise Mahir İz’in dönemin diğer hocalarından farkını şöyle ifade eder:
“Mahir İz Hoca, bir insanda kabiliyet, yetenek gördüğünde elinden tutar, onu yönlendirirdi. Biz eski hocalarımızdan bunları görmedik. Okuyoruz, kitapları deviriyoruz, aradan yıllar geçiyor. Geleceğimize, Türkiye’nin geleceğine, İslam dünyasının geleceğine ait bize hiçbir kelime söyleyen olmadı. ‘Çalışın oğlum çalışın’. İyi de bunu bize ninem de söylüyor. Nasıl bir yöntem kullanacak ve nasıl bir yol takip edeceğiz? İşte Mahir Bey bize bunu öğretti.”
İz’in, edebi ve sosyal konulu yazıları Namık Yaz, bilim konulu makaleleri ise Abdullah Söğüt imzasıyla çeşitli dergilerde yayımladı.
Sonraki yıllarda yazdıkları “Sebilürreşad”, “Yeni İstiklal”, “İslam Düşüncesi”, “Bugün”, “Yeni Asya”, “Sabah”, “Yeni İstanbul” ve “Diyanet Dergisi” gibi gazete ve dergilerde yer bulan İz, aralarında Kuleli Askeri Lisesi, Nişantaşı Ortaokulu, Haydarpaşa Lisesi ve Çamlıca Kız Lisesi’nin de olduğu birçok okulda görev yaptı.

KİMYA VE HUKUK EĞİTİMİ ALDI
Yazar İz, 1924’te tayin olduğu İstanbul İmam Hatip Okulu’nda öğretmenlik yaptığı sırada İstanbul Üniversitesi Kimya Bölümü ile Hukuk Fakültesi’ne devam etti.
İstanbul İmam Hatip Okulu’nda bir sene müdürlük yaparak emekliye ayrılan İz, aynı yıl Taksim’de Yeni Kolej’in müdürü olarak yeniden eğitimciliğe döndü ve altı ay sonra yeni açılan İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nde edebiyat, tasavvuf tarihi, hitabet ve irşat dersleri vermeye başladı.
Mahir İz, İslam bilimi ve tasavvuf alanında araştırmalar yapıp dersler verirken, bu yeni eğitimcilik döneminden 10 yıl sonra ikinci kez emekli oldu.
Ahmet Cevdet Paşa’nın Hz. Adem’den başlayarak bütün peygamberlerin tarihini içeren “Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa” eserini sadeleştiren İz, 27 Mayıs 1960 Darbesi’nden sonra Diyanet İşleri Başkanlığınca (DİB) Kur’an-ı Kerim’in Latin harfleriyle basılması konusunda danışmanlık yapması için davet edildi. Ancak İz, bu durumun yanlış olduğunu söyleyerek vazgeçilmesini sağladı.
Hayatını mesleğine adayan İz, DİB tarafından 1961’de hazırlanan “Kur’an-ı Kerim Meali”nin redaksiyon heyetine başkanlık yaptı.
YAKLAŞIK 60 YILLIK MESLEK HAYATI
Öğretmenlik yaptığı yıllarda talebelerine nasihatlerde bulunan İz, “Dünyaya tekrar gelme imkanım olsaydı, yine muallim olmak isterdim” sözünü sık sık tekrarlayarak pek çok önemli olaya şahitlik etti ve yaklaşık 60 yıl süren hocalık yaşamında, devrin ileri gelen din, siyaset ve edebiyat insanlarıyla yakın ilişkide bulundu.
Siyasi, ilmi, fikri ve sosyal yönden çok ciddi değişikliklerin olduğu bir dönemde yaşayan İz, tasavvuf, edebiyat ve felsefe alanında uzmanlaştı ve bu alanlarda eserler verdi.
Mahir İz, tanıyanlarda hayranlık hissi uyandıran, Türkçeyi çok güzel kullanan, güçlü bir hafızaya sahip ve vefalı yapısıyla tanındı, geniş bir dinleyici halkasına sahip oldu.
Son dönemlerde tasavvufi yönü ağır basan İz, aile dostlarından şair Muhyiddin Raif Bey’in kızı Mihrinur Hanım’la evlendi. Çiftin bir kızı oldu.
“Yılların İzi” kitabında hayatını anlattı
Yaşamını, tanığı olduğu olayları, tanıdığı kişileri ve anılarını “Yılların İzi” kitabında toplayan yazar, Sönmez Neşriyat Şirketinin kuruluş yıllarında Yönetim Kurulu Başkanlığı ile İlim Yayma Cemiyetinin Danışma ve Bilim Kurulu’nda çalıştı.
Mahir İz, İslami İlimler Araştırma Vakfı ile Türk Kültürü Vakfının da kurucuları arasında yer alırken, gerek derslerinde gerekse çevresinde pek çok bilim ve edebiyat adamının yetişmesini sağladı.
Tedavi gördüğü Paşabahçe Devlet Hastanesi’nde 9 Temmuz 1974’te hayatını kaybeden İz’in Erenköy Sahrayı Cedid Mezarlığı’ndaki mezar taşına talebesi Prof. Dr. Uğur Derman tarafından celi ta’lik “Muallim Mahir İz” hatlı kitabe işlendi.
Her kesiminden kalabalık bir cemaatin katıldığı cenaze törenine ilişkin İsmail Özdoğan, şu açıklamayı yapmıştı:
“Cenazede dikkatimi çeken simalar arasında, bu fakir şoför, son derece üzgün; devrin önde gelen siyasilerinden Ferruh Bozbeyli ve sanayi kesiminden Vehbi Koç da vardı. Yani bu kadar birbirine uzak mesafelerde olan cemaat, herkesin cenazesinde bulunmaz. Bu bir insanın, her sınıftan, her kademeden veya tahsil ve kültür derecesinden insanlara ne verdiğini gösterir.”
Mahir İz, araştırma ve inceleme alanında “Tasavvuf”, “Peygamber Efendimiz”, “Din ve Cemiyet”, anı türünde “Yılların İzi”, şiir seçkisi olarak “Hoca’nın Seçtikleri” ve sadeleştirme eserleri olarak ise “Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı” ve “Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa” isimli çalışmaları kaleme aldı.
Bölgede, AFAD, Jandarma Arama Kurtarma (JAK), Ankara Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı (JÖAK) ile gönüllü arama ve kurtarma ekiplerinin yanı sıra iz takip ve kadavra köpekleriyle arama başlatıldı.

250 KİLOMETRELİK ALAN 5 KEZ TARANDI
Dron ve İHA’ların da kullanıldığı aramalarda, 250 kilometrekarelik alan, havadan ve karadan 5 kez sil baştan aranmasına rağmen Berzeg ile köpeği bulunamadı. Gönen Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla, Korhan Berzeg’in, Armutlu Mahallesi ve İstanbul Büyükada’daki evlerinde arama yapıp, bilgisayarları inceleyen ekipler, 20 kişinin de şüpheli olarak ifadesini aldı. Olay günü ve öncesinde, Armutlu Mahallesi’nden geçen araçların plakalarını belirleyen jandarma ekipleri, 40 araç sürücüsünü de sorguladı ancak hiçbir ize ulaşamadı.

74 GÜN SONRA ‘TİNA’ EVİNE DÖNDÜ
Berzeg’in köpeği Tina, kaybolduktan 74 gün sonra, 29 Ağustos sabahı, Armutlu Mahallesi’ndeki eve geldi. Evde kimseyi bulamayan köpek, 500 metre ileride, komşularının evinin olduğu bölgeye gitti. Tina’yı görenlerin ihbarıyla, Armutlu Mahallesi muhtarı Hamit Erman, olay yerine gelip, jandarmaya bilgi verdi. Çip kontrolünde de köpeğin Tina olduğu tespit edilince Angela Berzeg, Büyükada’dan Armutlu’ya gelip, köpeği teslim aldı. Tina’nın bakımlı olduğu, üzerinde arazide kaldığına dair kir, toprak ve çamur gibi izlerin bulunmadığı, patilerinin de temiz olduğu görüldü.

TİNA, ÇALIŞMALARA KATILDI ANCAK KATKISI OLMADI
İlk olarak köpeğin yakın bölgede alıkonulurken bırakıldığı ya da kaçtığı değerlendirildi. ‘Tina’nın dışkı ve kan örnekleri incelendi; köpeğin doğada kalmadığı bulgularına ulaşıldı. Aramalara ‘Tina’ da dahil edildi. 74 gün boyunca alıkonulduğu yere gitmesi için GPS takılıp, aç bırakılan ‘Tina’, her defasında, eve geri döndü. Ekipler, Tina’nın otomobille getirilip, bulunduğu yere bırakıldığı ihtimalini araştırmaya başlarken; çalışmalarda katkısı olmayacağı düşünülen köpek, bir süre sonra Angela Berzeg’e teslim edildi. Tina, Angela Berzeg ile İstanbul Büyükada’daki evlerine döndü.

ARAMALAR 130’UNCU GÜNDE SONLANDIRILDI
Tina’nın geri dönmesinin ardından, ekip sayısı arttırıldı, arama çalışmaları 120 kişiyle yeniden başlatıldı. Ekipler, daha önce 5 kez aranan 250 kilometrekarelik bölgeyi genişletti. 325 kilometrekareye çıkartılan alanı 9 kez arayan ekipler, son olarak Tina bırakıldıktan sonra Berzeg’in atılma ihtimali üzerine bölgedeki 10 kuyuyu boşaltıp, içini kameralarla izledi. Berzeg, Armutlu Mahallesi’ndeki evinden Çanakkale sınırına kadar olan 54 kilometrelik alan da dahil, 325 kilometrekarede arandı. Gönen’de 20’den fazla mahalle ile Gönen Çayı’nın, Erdek’te denize döküldüğü güzergahlar defalarca özel olarak kontrol edildi ancak hiçbir ize rastlanmadı. 50 kişilik ekiple sürdürülen arama çalışmaları, Korhan Berzeg kaybolduktan 130 gün sonra, 24 Ekim’de sonlandırıldı.
‘NE ÖLÜSÜ VAR, NE DİRİSİ’
Bölgedeki kayıp olaylarının kısa sürede çözüldüğüne ve gizemli bir durum olduğuna dikkat çeken yetkililer, sadece yapılan ihbarları değerlendirmeye başlarken, Berzeg’in kuzeni Levent Berzeg, soruşturmanın aileden de gizli yürütüldüğünü söyleyerek, “Bize de bilgi vermiyorlar. Bir gelişme yok, artık ihbar da yok. Ne ölüsü var ne dirisi, bir haber yok. Bu adamı ne yaptılar, ne ettiler hiçbir şey bilmiyoruz. Kaybolduğu gün neyse, o kadar bilgi var elimizde” dedi.
HER ARACIN İÇİNE BAKIYOR
Berzeg’in eşi Angela Berzeg de köpeği Tina’yı aldıktan sonra ayrıldığı Gönen’e bir daha gelmedi. Berzeg, İstanbul Büyükada’daki evinde yaşamaya devam ederken, ailenin yakınları, 200 gün geçmesine rağmen Tina’nın hala Korhan Berzeg’i beklediğini söyledi. Tina’nın kaybolduktan 74 gün sonra döndüğünde, eskisinden çok daha sağlıklı ve bakımlı olduğuna dikkat çekilirken, eskiden bir araç gördüğünde tepki vermeyen köpeğin, şu anda adada yanından geçen araçları görünce durup içine baktığı belirtildi.
Daha önce böyle bir davranış sergilemeyen köpeğin, döndüğünde temiz ve bakımlı olmasının yanı sıra bu davranışının da araçla kaçırılmış olma ihtimalini güçlendirdiği belirtilirken, psikolojik destek alan Tina’nın gayet sağlıklı olduğu ve günde 3 kez yürüyüşe çıkarıldığı da öğrenildi.