Bursa İl Emniyet Müdürlüğü İznik İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelinde aranan şahıslara yönelik operasyonlarını aralıksız sürdürüyor. Son yapılan operasyonda, 35 suç kaydı bulunan ve 13,5 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla aranan E.S. gözaltına alındı.
Öte yandan, yaralama suçundan 5 yıl hapis cezası bulunan A.A., hırsızlık suçundan 4 yıl hapis cezası bulunan E.A., uyuşturucu madde suçundan 4 yıl hapis cezası bulunan B.O. ve dolandırıcılık suçundan 17 yıl hapis cezası ile aranan A.C. cezaevine gönderildi.
İlçe Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, ilçenin huzur ve güveni için çalışmaların aralıksız süreceğini belirtti. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İznik Kaymakamlığının yürüttüğü çalışmalar kapsamında İznik Belediyesince çevredeki evler istimlak edildi.
Bursa Büyükşehir Belediyesinin de destek verdiği çalışmalar sonucu, temsili mezar kaldırılarak, bir türbe yapıldı ve çevresi düzenlendi.

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Basri Öcalan, AA muhabirine, tasavvuf ve İslam düşünce tarihinde büyük etkileri bulunan İbnü’l-Arabi geleneğini bugünlere taşıyan Davud-i Kayseri’nin çok önemli bir alim olduğunu söyledi.
Osmanlı’nın ilk müderrisinin yaşamıyla ilgili bilgiler veren Öcalan, şunları kaydetti:
“Eğitimine Kayseri’de başlayan Davud-i Kayseri, daha sonra İslam dünyasının en önemli ilim merkezlerinden Mısır’a gidiyor. Mısır’dan sonra tekrar Anadolu’ya dönüyor. Bu dönem, Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarına tekabül eder. Orhan Gazi, 1331’de İznik’i fethedince burada bir medrese yapıyor ve o dönemde 60-70 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğimiz Davud-i Kayseri’yi davet ediyor. Bu davet, çok anlamlıdır. Davud-i Kayseri, sadece dini ilimlerde fıkıh, kelam, tefsir, tasavvuf değil, aynı zamanda akli ilimler dediğimiz astronomi gibi ilimlerde de ‘yedi tuğla’ sahibidir yani bu konuda mahir olan birisidir. Orhan Gazi, İznik’te yaptırdığı medresenin başına Davud-i Kayseri’yi getirip yevmiye 30 akçeyle müderris tayin ediyor.”
Öcalan, Davud-i Kayseri’nin İznik’teki medresede uzun yıllar müderrislik yaptığını, talebe yetiştirdiğini ve kitaplar yazdığını dile getirerek, bunlar arasında Muhyiddin İbnü’l-Arabi’nin “Fususü’l-Hikem” adlı eserine yazdığı şerhin çok önemli olduğunu ve bugünlere kadar geldiğini vurguladı.

– DÖNEMİN ÜSLUBUNA UYGUN MEZAR TAŞI YAPILACAK
Davud-i Kayseri’nin 1350’de vefat ettiğini ancak mezarının bugünlere ulaşamadığını belirten Öcalan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Nereye defnedildiğine dair tarifler, ‘İznik’te Yeşil Cami’nin karşısındaki çınar, medresenin civarlarına defnedildi’ gibi rivayetler vardı. Son yıllara kadar mezarı bilinmiyordu. Buraya gelenler, Davud-i Kayseri’nin mezarı yerine, ‘Bu çınar ağacının altındadır’ diye bir tabelayla karşılaşıyordu. Orhan Gazi dönemindeki medresenin vakfiyesi ve diğer arşiv belgelerini inceledik, araştırdık. Gerçekten de mezarının yerinin şu anki yer olduğunun tespiti yapıldı. İznik Kaymakamlığı ve belediye vasıtasıyla bu belgeleri Bursa’daki Anıtlar Kuruluna gönderdik, orada tescil edildi. Tescil edilince etrafının açılması da gündeme geldi. Etraftaki yerler istimlak edilerek projelendirme yoluna gidildi. Bursa Büyükşehir Belediyesi, İznik Kaymakamlığı da devreye girerek, Davud-i Kayseri’nin şanına yakışır şekilde bir türbe ve çevre düzenlemesi yapıldı.”
Türbenin yanındaki evlerin belediye ve kaymakamlık tarafından bedelleri ödenerek kamulaştırıldığını anlatan Öcalan, Orhan Gazi’nin yaptırdığı medresenin ise kesin bilgisi olmasa da bu alanda olduğunu tahmin ettiklerini belirtti.
Prof. Dr. Öcalan, Davud-i Kayseri’nin mezar taşının bugünlere ulaşmadığını ifade ederek, “Bununla ilgili bir çalışma yaptık. Davud-i Kayseri’nin hayatını kısaca ifade eden cümlelerle mezar taşı kitabesi yazdık ve bunu bir hattata verdik. Hattat yazıp mermere işledikten sonra yerine konulacak ve böylece Davud-i Kayseri’nin şanına yakışır, o dönemin klasik mezar taşı üslubuna uygun olarak yapılacak.” dedi.
Davud-i Kayseri ile ilgili çalışmalar yapan akademisyenler olduğu bilgisini veren Öcalan, “Özellikle Muhyiddin İbnü’l-Arabi’nin Fususü’l-Hikem adlı eserine yaptığı şerhi, günümüzde İran’da Kum şehrinde ders kitabı olarak okutuluyor. Davud-i Kayseri’nin diğer kitapları üzerinde de çalışmalar, tercümeler yapıldı. Günümüzde halen bunlar okunmaya devam ediyor.” diye konuştu.
Öcalan, geçen yıl İznik’te yabancı bir turistle karşılaştığını, aralarındaki sohbette bu kişinin Gregory Philips adında, Müslüman olduktan sonra Derviş Salih ismini aldığını ve sadece Davud-i Kayseri’nin kabrini ziyaret etmek için Kanada’nın Toronto kentinden geldiğini öğrendiğini sözlerine ekledi.
Kralların taç giydiği bu özel bölüm, kare planlı, mermer parçaların birbirine geçmesi ile oluşturulan mozaik sanatıyla oluşturulmuş, yeşil, sarı, gri renk tonlarındaki dairesel mermerlerden yapılmış, bugün var olmayan ana taban mozaiğinden ayrı olarak, Bizans imparatorlarının taç giydiği ‘Omphalion’ olarak isimlendiriliyor.

TÜRKİYE’DE SAYILI YERLERDE VAR
Bezemelere, benzer olarak Türkiye’de sadece İznik’te, İstanbul Ayasofya’da ve Khora Manastırı’nda rastlandı. Yunancada ‘Yer’in Göbeği’ manasında, Omphalion (Delf’te Omphalos) olarak da isimlendirilen ve Bizanslılarca kutsal sayılan bu yer, Ortodoks inançta Bizans imparatorlarının Patrik tarafından taç giyme törenlerinin gerçekleştirildiği ve imparatorların bazı toplantıları izlediği yer olarak kayıtlara geçti.
2. İZNİK KONSÜLÜ’NE EV SAHİPLİĞİ YAPTI
İznik Müzesi eski Müdürü Taylan Sevil, “İznik Ayasofya Camii’nde (Müze) 4 imparator taç giydi. Ayasofya tarihte 2. İznik Konsülü’ne ev sahipliği yapmış önemli bir yer. Ortodokslar için ziyaret edildiğinde hacı sayılan bir yer. İznik neyse Ayasofya odur, Ayasofya neyse İznik de odur. Yıllar önce günde 70 turun geldiği zamanlar oldu. Ama maalesef onarım ve restorasyon adı altında yapılan çalışmalardan sonra artık yılda bir ya da 2 tur geliyor” dedi.

TÖRENLER HAKKINDA BİLGİ VERDİ
İmparatorların taç giyme törenleri hakkında da bilgiler veren Taylan Sevil, “1204 yılında Haçlı Ordusu İstanbul’u fetih ettiği zaman, oradaki imparator 1. Teodor Lasgaris kaçarak İznik’e geldi. İmparatorluğunu burada ilan etti. Fakat, taç takması da gerekiyordu. Bu nedenle Ortodoks Patriği İznik’e taşımak istedi. O an bu teklifi kabul görmedi. Ama 1208 yılında yani 4 yıl sonra Ortodoks Patriği makamını buraya taşınarak artık törenle taç giyme hakkı çıktı. Böylece, Lasgarisler döneminde 1. İmparator olan Teodor Lasgaris, (1208) törenle taç giyerek kendi durumunu güçlendirdi. Bundan sonra da 1222’de Dukas Vatatzes, 1254’te 2. Teodor Lasgaris ve 1259’da Mihail Paleologos İznik Ayasofya’da taç giydi. 1261 yılında İstanbul tekrar geri alındığında Bizans başkenti tekrar İstanbul’a taşındı. Dolayısıyla bu dört imparator döneminde, buradaki tüm imparatorlar taç giymiş oldu” diye konuştu.
Mozaiklerin Hazreti İsa ve havarilerin, sembolize ettiği iddialarını ise ‘rivayet’ olarak değerlendiren Taylan Sevil, “Ortadaki yuvarlağın Hazreti İsa’yı temsil ettiğini, etrafındaki 12 dairenin de Hazreti İsa’nın havarilerini temsil ettiği söylenmektedir. Ama bunlar rivayetten ibarettir” ifadelerini kullandı.

MÜHENDİSLER İNCELEMELİ
Eski Müze Müdürü Taylan Sevil, sözlerini şöyle noktaladı:
“Söylediği şeylerin kendi fikirleri olduğunun altını çizen Taylan Sevil, Ayasofya’nın restorasyonun doğru yapılmadığını ifade ederek, “Orta nefe giren kapı, cam değil daha orijinal bir şey yapılabilirdi. Bugün pencere olarak gördüğümüz yerler orijinalinde kapıdır. Buralar yan neflere giren kapılardır. Bugün bakıyorsunuz, pencere olmuş. Camiye çevrildikten sonrada yapılan birtakım onarımlar o an için gerekli olan şeylerdi. Bugüne kadar bu şekilde korunmuş, bundan sonra şekli değişmemiş. Benim kişisel endişem, içeride bir alan bölünmüş yazıhane gibi bir şey olmuş. Orta çağa uygun yapı elemanlarıyla yapılacağına, alüminyum doğramalarla yapılmış. Özellikle çok endişe ettiğim bir bölüm var, şurada yarım kubbenin üzerine yapılan yeni örmeler çok ağır. Mühendisler burayı bir an önce incelemeli ve rapor halinde sunmalılar.”
Mozaiklerin bulunduğu bir bölümün hasar gördüğü de dikkatlerden kaçmadı.
İZNİK ROMA TİYATROSU
Makedonya Kralı Büyük İskender’in kumandanlarından Antigonius Monophthalmos tarafından M.Ö. 316’da kurulan, Bithynia, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetinin izlerini bugün bile hala belirgin olarak taşıyan Bursa’nın İznik ilçesinin her köşesinden tarih fışkırıyor. 2015 yılından bu yana Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin sponsorluğunda kazı çalışmalarının sürdüğü İznik tiyatrosu da Roma dönemine ait Anadolu’nun ayakta kalan en görkemli eserlerinden biri konumunda. Düz bir alana inşa edilerek tonozlarla yükseltilmesi sebebiyle mimari açıdan Türkiye’deki tek örnek olan tiyatro, MS. 2’nci yüzyılda Roma İmparatoru Trajan tarafından Bithynia Valisi olan tarihçi ve yazar Plinius’a yaptırıldı.

Bir dönem gladyatör dövüşlerine ev sahipliği yapan tiyatro, Hristiyanlığın ardından tiyatronun yasaklanmasıyla birlikte dini alan olarak kullanıldı. 358, 362 ve 368 yıllarındaki büyük depremlerde zarar görüp onarılan tiyatro, İznik’in savunulması için feda edilirken, tiyatrodan sökülen parçalar surların güçlendirilmesinde kullanıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle ilk olarak 1980 yılında kazı çalışmalarının başladığı Roma Tiyatrosu’ndaki kazılar, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin devreye girmesiyle 2015 yılından itibaren Dokuz Eylül Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nün başkanlığındaki bir ekip tarafından sürdürülüyor.
İSTANBUL KAPI VE YENİŞEHİR KAPI
Öte yandan İznik’te yapımına Bitinya döneminde M.Ö. 4’üncü yüzyılda başlanan ve antik yazarlardan Strabon’un verdiği bilgiye göre 2,5 kilometre uzunluğunda olan İznik Surları, Kuzey Avrupa’da yaşayan barbar kavimlerden Gotların 258 yılındaki saldırıları sonrasında güçlendirilip, uzatılarak bugünkü hali olan 4 ana ve 12 tali kapı ile 4970 metre uzunluğa ulaşmış. Tarih boyunca yaşanan kuşatmalar ve büyük depremlere rağmen günümüze kadar ulaşmayı başaran tarihi surlar ile İstanbul Kapı ve Yenişehir Kapı, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izni ile İznik Müzesi Başkanlığında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından restore ediliyor.

Tarihi bölgedeki restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından İznik Roma Tiyatrosu, İstanbul Kapı ve Yenişehir Kapı, düzenlenen törenle tekrar ziyarete açıldı. Tören öncesinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, Bursa Milletvekilleri Mustafa Varank ve Refik Özen, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, İl Kültür Turizm Müdürü Kamil Özer, İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta tarihi Roma Tiyatrosu’nu gezdi. İznik Müze Müdürlüğü başkanlığında yapılan kazılara başkanlık eden Dokuz Eylül Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aygün Ekin Meriç tarafından çalışmalar hakkında bilgilendirilen protokol üyeleri, tarihi yapıyı yakından inceledi.
“GÜZEL ORGANİZASYONLARA EV SAHİBİ YAPACAĞIZ”
Törende konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, tarihimize ışık tutan önemli eserlerin restorasyon çalışmalarının tamamlanmasıyla tekrar ziyarete açıldığını söyledi. İznik’in tarihî dokusu, doğal güzelliklerinin yanında Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı dönemini yansıtan eserleriyle göz kamaştıran bir zenginliğe sahip olduğunu belirten Başkan Aktaş, geçmişe açılan camiler, göz kamaştırıcı mozaiklerle süslü kiliseler, muhteşem tarihî eserler ve sur duvarlarıyla çevrili antik şehrin her bir taşının altında binlerce senenin hikâyesinin yattığını ifade etti. Sokakları dolaşırken atılan adımların tarihin izleriyle birleştiğini dile getiren Başkan Aktaş, “Selçuklu başkenti İznik ilçemiz sadece Bursa için değil, ülkemiz hatta dünya için de önemli yerlerden biridir. Maalesef özellikleri çok fazla ortaya çıkaramıyordu. İlçemiz, Kültür ve Turizm Bakanlığı’mızın çalışmalarıyla 2014 yılında Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yerini aldı. 80’lerden beri bölgede çalışmalar yapılıyordu ama işin yüzde 5’ini tutmayacak çalışmalardı. 2017’ten itibaren Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak çalışmaları daha ciddi noktalara getirdik. Bugün de İznik’in Unesco Dünya Mirası Listesi’ne girmesi için yaptığımız önemli çalışmaları görüyoruz ve bunun gururunu yaşıyoruz. Bahar aylarından itibaren buralarda çok güzel organizasyonlara ev sahipliği yapacağız. Yabancı sanatçıları getirerek farklı programlar düzenleyerek burayı tanıtmak istiyoruz. Bu da İznik’in her bir köşesine yansıyan unsur haline dönüşecek. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı da güzel bir Çevre yolu yapıyor. Hızlı tren çalışmaları da yakın zamanda bitecek. Ulaşım, bu işin önemli kısmıdır. Başka kazı ekibine ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Tarihi yapıların açılışları hayırlı olsun” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, Türkiye’yi tarif ederken en değerli arazi yapısı olarak Bursa’yı gösterdiğini belirtti. İpek Yolu’ndan modern ulaşım yollarına kadar tüm ulaşım koridorlarının geçtiği merkez olarak tanımlayan Bakan Uraloğlu, “Bu tarihi yapılar da bu kıymetin yapı taşlarıdır. Tarihi tiyatroyu yakından görme fırsatı bulduğum için çok mutlu oldum. Tarihi bölgelerde emek harcayan başta kazı ekibi olmak üzere herkesi tebrik ediyorum. İnşaat mühendisi olarak bu tür yapıları fırsat buldukça geziyorum. Buradaki iç içe giren kemerlerin nasıl kesiştiğini ve düz bir arazide nasıl tonozlarla bir yapının yükseltildiğini gördüm. Çok mutlu oldum. Bu eser bir gayretin neticesinde ortaya çıkarıldı. Biz ülkemizin tarihine sahip çıkıyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, 2017’den bu yana sadece insana dokunmamış, tarihe de dokunmuş. Bu eserin gün yüzüne çıkmasına büyük katkı sunduğu için Başkanımız Alinur Aktaş’a da teşekkür ediyorum. Bunlar insanlık tarihinin eseridir. Korumak da bize yakışır. Cumhurbaşkanımız da bu tür çalışmalara önem veriyor. Bizler de bu şiarla çalışıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.
İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta, 1980 yılında Bedri Yalman başkanlığında çalışmaların başladığı, 1984’te kendisinin de yaz tatilinde çalıştığı mekanın çocukluğunun oyun yeri olduğunu hatırlattı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin güçlü destekleriyle harika eserlerin ortaya çıkarıldığını anlatan Usta, “Bizler ecdada sahip çıkıyoruz. Kim olursa olsun Roma’ya da sahip çıkan biziz. Bunu herkes bilsin. Yapanların ve destek olanların eline, emeğine sağlık. Hayırlı olsun” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu ve Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ile protokol üyeleri, açılış töreni öncesinde de İznik Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen iftar programın katılarak yüzlerce İznikli ile birlikte Ramazan ayının manevi iklimini yaşadı.