Kurum, Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikleri içeren taslağı 11 Temmuz’da resmi internet sitesinden kamuoyu görüşüne açmıştı ve 15 gün boyunca ilgili kurumlar ve sektörden gelen görüşler toplandı. Bir sonraki adımda EPDK’nin taslağa yönelik nihai kararını vermesi bekleniyor.
Elektrik piyasasında yapılacak iyileştirme ile sektörde daha adil ve sürdürülebilir bir yapı oluşturulması amaçlanıyor.
YENİ TEDBİRLER CAYDIRICI OLACAK
Taslak çalışma kapsamında planlanan değişiklikle, kayıp kaçak elektrik kullanımına yönelik caydırıcı tedbirler hayata geçirilecek. Kaçak miktarın tespiti ve önlenmesinde teknolojik imkan ve veri kullanımı artırılacak. Kaçak elektrik tespiti, tahakkuku, faturalandırma ve tahsil aşamalarında dağıtım şirketlerinin uygulamalarındaki eksiklikler giderilerek tüm süreçlerde uygulama birliği sağlanacak.
DÜZENLİ ÖDEYENLERDEN GÜVENCE ALINMAYACAK
Ayrıca, fatura ödemelerini düzenli yapan mesken abonelerinden yeni sözleşmelerde güvence bedeli alınmayacak. Perakende satış sözleşmeleri dijital ortamda aboneye iletilerek sektörün dijitalleşen dünyaya uyumu için kağıt ve zaman israfının da önüne geçilecek.
KAÇAK KULLANIMA KARŞI TEDBİRLER ARTIRILACAK
Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (Elder) Yönetim Kurulu Başkanı Barış Erdeniz, söz konusu taslak düzenlemenin bazı operasyonel değişiklikleri ve süreç iyileştirmelerini içerdiğini belirterek, özellikle kaçakla mücadele, sayaç okuma ve faturalama süreçlerindeki belirsizliklerin giderilmesiyle uygulamada karşılaşılan sorunların önüne geçilmesinin hedeflendiğini aktardı.
Erdeniz, değişiklik hayata geçtiğinde sürekli iyileştirme sürecinde yeni bir aşamaya geçileceğine dikkati çekerek, sektörde şeffaflık ve hesap verebilirliğin güçleneceğini ifade etti.
Kaçak elektrik kullanımını azaltılmaya yönelik önlemlerin piyasanın daha adil ve düzenli işlemesine katkı sunacağını aktaran Erdeniz, kaçak elektrik tespiti ve işlemlerinde standardı yükseltilmiş prosedürlerin uygulanmasıyla, süreçlerin daha tutarlı ve sorunsuz işletilmesinin sağlanacağını dile getirdi.
Erdeniz, tespit ve tahakkuk işlemlerinin belirli standart ve teknolojik imkanlar kullanılarak yapılmasının öneminin altını çizerek, “Uzaktan okuma ve izleme sistemleri gibi uygulamalar işlemlerin hızlanması ve verimliliğin artması açısından da önemli. Bu, kaynakların daha etkin kullanması yoluyla son tahlilde tüketici lehine çıktı sağlayacak bir durum. Kaçak elektrik kullananlara yönelik tedbirlerin daha da etkinleştirilmesi, kaçak kullanımı caydıracağı gibi toplumsal adalet duygusunun gelişmesine yardımcı olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Kaçak elektrik kullandığı tespit edilen tüketicilere yönelik yüksek ceza ve faturalandırma yöntemlerinin caydırıcı etki oluşturarak kaçak kullanım oranlarını düşüreceğine dikkati çeken Erdeniz, “Kaçak elektrik kullanımında ceza katsayısına yönelik düzenleme, kaçakla mücadeleyi olumlu yönde etkileyecek bir dizi tedbiri içermektedir. Bu tedbirler, kaçak kullanımın caydırılması, düzenli ödeme alışkanlıklarının teşviki, bilinçlendirme ve toplumsal sorumluluk bilincinin artırılması gibi birçok önemli avantaj sunmakta.” ifadelerini kullandı.
Erdeniz, kaçak elektrik tespit süreçlerinin fotoğraf ve video kayıtları ile belgelenmesinin, işlemlerin şeffaflığı ve izlenebilirliğini artıracağına değinerek, bu durumun hukuki süreçlerin daha hızlı tamamlanmasına ve tüketicilerin dağıtım şirketlerinin verdiği kayıp kaçak mücadelesine dair farkındalık oluşturmasına katkı sağlayacağını söyledi.
SEKTÖRDE DİJİTALLEŞME YAYGINLAŞACAK
Sayaç okuma ve faturalama süreçlerindeki iyileştirmelerin tüketici güvenini artıracağını vurgulayan Erdeniz, “Elektronik posta gibi dijital yöntemler yoluyla da bildirim yapılabilmesine izin veren dijital çözüm süreçlerinin, tüketicilerimizin en çok faydalanacağı değişiklikler olduğunu söyleyebiliriz. Fatura ve bildirimlerin elektronik yolla yapılması dijitalleşmenin yaygınlaşmasına da katkı sağlayacak. Aynı zamanda çevre dostu bu uygulama hem şirketler hem de tüketiciler için operasyonel kolaylık sağlarken, kağıt israfını da önleyecek.” diye konuştu.
Erdeniz, yönetmelikte yer alan güvence bedellerinin taksitlendirilmesi ve belirli tüketici gruplarına sağlanan ek korumaların ise mali yüklerin daha yönetilebilir hale gelmesine imkan sağlayacağını söyledi.
Söz konusu taslak düzenlemelerin sektör tarafından olumlu karşılandığını ifade eden Erdeniz, şunları kaydetti:
“Taslağın daha da geliştirilmesine yönelik olarak sektör olarak öneri setimizi hazırlıyoruz. Amacımız, elektrik dağıtım hizmetinin kesintisiz ve kaliteli olarak sürdürülmesini sağlamak. Bu bağlamda, kaçak elektrik tüketiminin önlenmesine ve tüketicinin korunmasına yönelik ilave düzenlemelere de taslakta yer verilmiş olmasından büyük memnuniyet duyduğumuzu belirtmek isterim. Elektrik dağıtım hizmetlerinde şeffaflık ve verimliliğin artırılması, tüketicilere daha güvenilir ve sürdürülebilir bir hizmet sunulması için bu düzenlemeler büyük önem taşımaktadır.”
Erdeniz, taslakta yer alan “faturalarını düzenli ödeyen mesken abonelerinden güvence bedeli alınmaması” maddesinin tüketici memnuniyetini artırma, ödeme disiplinini teşvik etme ve müşteri bağlılığını güçlendirme amacı olduğunu sözlerine ekledi.
Kurum, Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikleri içeren taslağı 11 Temmuz’da resmi internet sitesinden kamuoyu görüşüne açmıştı ve 15 gün boyunca ilgili kurumlar ve sektörden gelen görüşler toplandı. Bir sonraki adımda EPDK’nin taslağa yönelik nihai kararını vermesi bekleniyor.
Elektrik piyasasında yapılacak iyileştirme ile sektörde daha adil ve sürdürülebilir bir yapı oluşturulması amaçlanıyor.
Taslak çalışma kapsamında planlanan değişiklikle, kayıp kaçak elektrik kullanımına yönelik caydırıcı tedbirler hayata geçirilecek. Kaçak miktarın tespiti ve önlenmesinde teknolojik imkan ve veri kullanımı artırılacak. Kaçak elektrik tespiti, tahakkuku, faturalandırma ve tahsil aşamalarında dağıtım şirketlerinin uygulamalarındaki eksiklikler giderilerek tüm süreçlerde uygulama birliği sağlanacak.
Ayrıca, fatura ödemelerini düzenli yapan mesken abonelerinden yeni sözleşmelerde güvence bedeli alınmayacak. Perakende satış sözleşmeleri dijital ortamda aboneye iletilerek sektörün dijitalleşen dünyaya uyumu için kağıt ve zaman israfının da önüne geçilecek.
KAÇAK KULLANIMA KARŞI TEDBİRLER ARTIRILACAK
Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (Elder) Yönetim Kurulu Başkanı Barış Erdeniz, söz konusu taslak düzenlemenin bazı operasyonel değişiklikleri ve süreç iyileştirmelerini içerdiğini belirterek, özellikle kaçakla mücadele, sayaç okuma ve faturalama süreçlerindeki belirsizliklerin giderilmesiyle uygulamada karşılaşılan sorunların önüne geçilmesinin hedeflendiğini aktardı.
Erdeniz, değişiklik hayata geçtiğinde sürekli iyileştirme sürecinde yeni bir aşamaya geçileceğine dikkati çekerek, sektörde şeffaflık ve hesap verebilirliğin güçleneceğini ifade etti.
Kaçak elektrik kullanımını azaltılmaya yönelik önlemlerin piyasanın daha adil ve düzenli işlemesine katkı sunacağını aktaran Erdeniz, kaçak elektrik tespiti ve işlemlerinde standardı yükseltilmiş prosedürlerin uygulanmasıyla, süreçlerin daha tutarlı ve sorunsuz işletilmesinin sağlanacağını dile getirdi.
Erdeniz, tespit ve tahakkuk işlemlerinin belirli standart ve teknolojik imkanlar kullanılarak yapılmasının öneminin altını çizerek, “Uzaktan okuma ve izleme sistemleri gibi uygulamalar işlemlerin hızlanması ve verimliliğin artması açısından da önemli. Bu, kaynakların daha etkin kullanması yoluyla son tahlilde tüketici lehine çıktı sağlayacak bir durum. Kaçak elektrik kullananlara yönelik tedbirlerin daha da etkinleştirilmesi, kaçak kullanımı caydıracağı gibi toplumsal adalet duygusunun gelişmesine yardımcı olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Kaçak elektrik kullandığı tespit edilen tüketicilere yönelik yüksek ceza ve faturalandırma yöntemlerinin caydırıcı etki oluşturarak kaçak kullanım oranlarını düşüreceğine dikkati çeken Erdeniz, “Kaçak elektrik kullanımında ceza katsayısına yönelik düzenleme, kaçakla mücadeleyi olumlu yönde etkileyecek bir dizi tedbiri içermektedir. Bu tedbirler, kaçak kullanımın caydırılması, düzenli ödeme alışkanlıklarının teşviki, bilinçlendirme ve toplumsal sorumluluk bilincinin artırılması gibi birçok önemli avantaj sunmakta.” ifadelerini kullandı.
Erdeniz, kaçak elektrik tespit süreçlerinin fotoğraf ve video kayıtları ile belgelenmesinin, işlemlerin şeffaflığı ve izlenebilirliğini artıracağına değinerek, bu durumun hukuki süreçlerin daha hızlı tamamlanmasına ve tüketicilerin dağıtım şirketlerinin verdiği kayıp kaçak mücadelesine dair farkındalık oluşturmasına katkı sağlayacağını söyledi.
SEKTÖRDE DİJİTALLEŞME YAYGINLAŞACAK
Sayaç okuma ve faturalama süreçlerindeki iyileştirmelerin tüketici güvenini artıracağını vurgulayan Erdeniz, “Elektronik posta gibi dijital yöntemler yoluyla da bildirim yapılabilmesine izin veren dijital çözüm süreçlerinin, tüketicilerimizin en çok faydalanacağı değişiklikler olduğunu söyleyebiliriz. Fatura ve bildirimlerin elektronik yolla yapılması dijitalleşmenin yaygınlaşmasına da katkı sağlayacak. Aynı zamanda çevre dostu bu uygulama hem şirketler hem de tüketiciler için operasyonel kolaylık sağlarken, kağıt israfını da önleyecek.” diye konuştu.
Erdeniz, yönetmelikte yer alan güvence bedellerinin taksitlendirilmesi ve belirli tüketici gruplarına sağlanan ek korumaların ise mali yüklerin daha yönetilebilir hale gelmesine imkan sağlayacağını söyledi.
Söz konusu taslak düzenlemelerin sektör tarafından olumlu karşılandığını ifade eden Erdeniz, şunları kaydetti:
“Taslağın daha da geliştirilmesine yönelik olarak sektör olarak öneri setimizi hazırlıyoruz. Amacımız, elektrik dağıtım hizmetinin kesintisiz ve kaliteli olarak sürdürülmesini sağlamak. Bu bağlamda, kaçak elektrik tüketiminin önlenmesine ve tüketicinin korunmasına yönelik ilave düzenlemelere de taslakta yer verilmiş olmasından büyük memnuniyet duyduğumuzu belirtmek isterim. Elektrik dağıtım hizmetlerinde şeffaflık ve verimliliğin artırılması, tüketicilere daha güvenilir ve sürdürülebilir bir hizmet sunulması için bu düzenlemeler büyük önem taşımaktadır.”
Erdeniz, taslakta yer alan “faturalarını düzenli ödeyen mesken abonelerinden güvence bedeli alınmaması” maddesinin tüketici memnuniyetini artırma, ödeme disiplinini teşvik etme ve müşteri bağlılığını güçlendirme amacı olduğunu sözlerine ekledi.
Hayata geçirilen yatırımlarla trafo bazlı kayıp kaçak oranını aylık, günlük ve saatlik olarak tespit edebilen şirket, abonelerin tüketimindeki değişimleri de takip ediyor.
Bölgede 2011’den bu yana hizmet veren şirketin yaptığı çalışmalarla dört ilde yıllık 60 milyon kilovatsaat enerji kayıp kaçak olmaktan çıkarıldı.
Kayıp ve kaçak enerji kullanımı yüzde 12’den yüzde 8 seviyesine düşürüldü
Fırat EDAŞ Müdürü Müjdat Çelik, AA muhabirine, şirket olarak geniş bir alanda hizmet verdiklerini söyledi.
Yaklaşık 1 milyonu aşkın abonenin memnuniyeti için çalıştıklarını ifade eden Çelik, bu kapsamda yatırımlar yaptıklarını, güzel hizmetler sunduklarını belirtti.
Genç ve dinamik kadrolarıyla kesintisiz enerji için 7/24 esasıyla çalıştıklarını dile getiren Çelik, şunları kaydetti:
“Biliyoruz ki kayıp enerji ve kaçak kullanımının azaltılması, enerji maliyetlerinin düşmesine ve milli kaynaklarımızın korunmasına vesile olmaktadır. Bölgedeki kayıp enerji ve kaçak kullanım miktarı devir öncesi (2011 öncesi) yüzde 12 seviyelerindeyken teknolojik yatırımlar ve saha çalışmalarıyla deprem (6 Şubat 2023) dönemine kadar yüzde 8 seviyelerine kadar düşürdük. Bugüne kadar yapmış olduğumuz çalışmalar ve hayata geçirdiğimiz yenilikçi projelerle yıllık 60 milyon kilovatsaat enerjiyi kayıp kaçak olmaktan çıkardık, 2011’den bu yana da 500 milyon lira Türkiye ekonomisine katkı sağladık.”
RADYO FREKANS HABERLEŞMESİ YÖNTEMİ İLE KAÇAK KULLANIMA ANLIK TESPİT
Çelik, bünyelerindeki AR-GE birimleri ve deneyimli mühendisler sayesinde sektörde öncü işlere imza attıklarını, karşılaşılan problemlerin çözümüne yönelik başarılı projeler hayata geçirdiklerini ifade ederek, “Elektrik dağıtım sektörünün ilklerinden olan ‘Radyo frekans haberleşme’ yöntemi ile kaçak kullanımın anlık tespit edilmesi, bu projelerin başında geliyor. Türkiye’de ‘Radyo frekans haberleşme’ yöntemini kullanan öncü şirketlerden biri olarak projenin uygulandığı bölgelerdeki kaçak elektrik kullanımı anlık olarak tespit edilebiliyoruz. Sürekli izlenen enerji hattında kaçak kullanıma bağlı uyarı alındığında bölgeye müdahale sağlanıyor.” diye konuştu.
Çelik, lokasyon bazlı uyguladıkları bu projenin var olan versiyonunu güncelleyip geliştirerek ilerleyen süreçte daha da yaygın bir şekilde kullanmayı amaçladıklarını kaydetti.
Sıklıkla ve etkin bir şekilde kullandıkları otomatik sayaç okuma sistemleri ile 35 bin müşteriye ait sayaçlardaki verilerin kontrolünü sağlayıp, kaçak kullanım tespiti yaptıklarını, kullanıcıların tüketim alışkanlıklarını modelleyebildiklerini anlatan Çelik, yapılan modellemeler ve sayaçlardan alınan verilerin incelenmesi sonucu kaçak kullanımı tespit ettiklerini söyledi.
“Türkiye’de elektrik dağıtım sektöründe mühendislerin hayata geçirdiği ve ilk kez şirketimizde kullanılan ‘Trafo Bazlı Kayıp Kaçak Projesi’ ile trafo bölgelerindeki tüketimi kontrol ederek bölge bazlı kaçak kullanım tespitini gerçekleştirebiliyoruz. Güç hattı haberleşmesi modüllerinin kullanıldığı sayaçlarla sayaçların uzaktan kontrolünü gerçekleştirdiğimiz PLC sayaç montajları ile tüketim kontrolünü ve dışarıdan yapılan olası müdahalelerin tespitini sağlıyoruz, kaçak kullanım durumlarını açığa çıkarıyoruz.” ifadelerini kullanan Çelik, bu çalışmaların da iyi sonuç verdiğini belirtti.
Çelik, şirket olarak gerek milli kaynakları korumak gerekse usulüne uygun enerji kullanımı yapan müşterilerin yanında olmak için kaçak enerji kullanımına ilişkin mücadeleyi yenilikçi, teknolojik yatırımlarla kararlılıkla sürdüreceklerini sözlerine ekledi.

Hac Umre Seyahat Acentaları Derneği (HURSAD) Başkanı Diyaeddin Şahin’in yazısı şöyle:
2024 YILINDA HAC: NELER YAŞANDI?
2024 yılı hac organizasyonu, Türkiye kamuoyunda geçmiş yıllardan oldukça farklı bir şekilde yankı buldu. Önceki yıllarda haber kanalları genellikle hacıların yaş ortalamaları ve vefat sayıları gibi istatistiklere odaklanırken, bu yıl özellikle sosyal medyada hac ile ilgili bambaşka konular gündeme geldi. Turist vizesiyle hacca giden vatandaşların karşılaştıkları zorluklar üzerine yoğunlaşan tartışmalar daha çok ilgi gördü.

Seyahat acentalarını temsilen Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulunda yer aldığım için, 2024 yılı hac organizasyonuyla ilgili tüm görüşmeleri gerçekleştiren heyetin bir üyesi olarak, yaşananları ve bu sürecin arka planını kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.
TÜRKİYE’DE HAC ORGANİZASYONU: YÖNTEM VE KURALLAR
Türkiye’de hac organizasyonu düzenlenmesiyle ilgili düzenleyici bir kurul olan Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu, Diyanet İşleri Başkanı başkanlığında 7 bakan yardımcısı ve Seyahat Acentalarının temsilcisinden oluşan 9 kişilik bir heyettir. Hac kayıtları, kalınacak süre, konaklanacak otellerle ilgili standartlar ve hac için vatandaşların ödeyeceği tutar gibi tüm konular kurulda görüşülüp karara bağlanır.
Suudi Arabistan, Müslüman ülkelere nüfuslarının binde biri oranında hac kotası tahsis ediyor. Bu yıl nüfusumuz göz önüne alındığında 85,430 kişilik hac kotası aldık. Kanun ve bu kanuna dayanarak çıkarılan Cumhurbaşkanı kararı ve yönetmeliklerle hac kotasının yüzde 40’ı seyahat acentalarına, yüzde 60’ı ise Diyanet İşleri Başkanlığına verilmektedir. Hacca gitmek isteyen vatandaşlarımızın sayısı 2,4 milyon seviyesindedir. Yani ülkemize tanınan hac kotasının otuz katı bir talep var. Hal böyle olunca hacca gideceklerin tespitinde kura yöntemi uygulanmaktadır.
ELEKTRONİK VİZE DÖNEMİ: KOLAYLIKLAR VE SINIRLAR
Suudi Arabistan, 2023 yılı Ekim ayından itibaren Türkiye Cumhuriyeti pasaportu taşıyanlara yönelik vize kolaylığı getirdi. Online olarak turistik vize veya kapıda turistik vize alma imkanı sağlandı. 1 yıl geçerliliği olan ve 3 ay ülkede kalış süresi tanıyan çok girişli bir vizeden bahsediyoruz. Bu vizelerle Suudi Arabistan’a seyahatleri teşvik etmek istiyorlar. Hem umre için ülkeye gitmek isteyenlere kolaylık sağlamak, hem de ülkenin tarihi ve turistik yerlerine ilgiyi artırmak için bu tür erişimi kolay vize uygulaması başlattılar. Üstelik 100 dolara yakın, çok ucuz bir maliyetle.
Ancak bu vizelerle hac yapmanın mümkün olmadığını özellikle belirttiler. Hac için uygulanan vize, farklı prosedürlere tabi olan ve özel ayrıcalıklar tanıyan bir vize türüdür.
HAC VİZESİ: PROSEDÜRLER VE AVANTAJLAR
Hac vizesi alınmadan önce, her hacı için ciddi miktarlarda bir ödeme yapılmaktadır. Hem Kurul kararıyla hem de Hac ve Umre Bakanlığınca belirlenen nitelikte otellerin kiralanmış olması, yemek ve transfer anlaşmalarının yapılmış olması ve buna ilişkin ödemelerin yapılmış olması gerekir. Tüm bu sözleşmeler elektronik ortamda ve Hac Bakanlığı’nın onayıyla ve garantisiyle yapılır. Çok önemli bir gider olan Arafat, Müzdelife ve Mina çadır, yemek ve transfer sözleşmeleri de yine elektronik ortamda yapılır ve buna göre ödemeler vize sürecinden önce tamamlanır.

Hac vizesi alındığında, hacının kalacağı otel, yiyeceği yemek, hac günlerinde gideceği tüm kutsal mekanlardaki klimalı çadır gibi tüm ihtiyaçları temin edilmiş olmaktadır. Özellikle hac günlerinde Arafat, Müzdelife ve Mina için yapılan ödemeler oldukça yüksektir. Bu kutsal bölgelere her taşıt giremez. Gerekli izinleri alınmış ve sözleşme süreci tamamlanmış otobüsler girebilmekte, hacıları onlar taşımaktadır.
TURİSTİK VİZELERİN EKSİKLİKLERİ
Turistik vizelerle hacca gidenler için durum oldukça farklı. Otel şartı ve standardı olmadığı için insanlar düşük kalitede otellerde konaklatılıyor. Yemek kalitesi de oldukça düşük. Arafat, Mina ve Müzdelife’de çadırları yok. Transfer için akredite otobüsleri bulunmuyor. Sağlık sigortaları olmadığı için herhangi bir sağlık hizmetinden yararlanamıyorlar. Kayıtları olmadığı için Diyanet hastanesinden bile faydalanamıyorlar. Tüm bu eksikliklere rağmen ödedikleri bedel de maalesef oldukça yüksek. Hac kurasında ismi çıkmayan vatandaşlarımızın başka arayışlara girmesini anlıyorum ancak maalesef güvenli bir başka yol da bulunmuyor.
2024 HAC HAZIRLIKLARI VE ÖNEMLİ GÖRÜŞMELER
2024 Yılı Haccı ile ilgili iş ve işlemler çok erken bir tarihte başlatıldı. Ekim ayında ülkemizi ziyaret eden Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı ve heyetiyle yapılan tüm görüşmelerde bulundum. Ardından Ocak ayında Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde gerçekleşen Hac protokol görüşmelerinde ve imza töreninde de oradaydım. Tüm bu toplantılarda, Suudi Arabistan tarafı özellikle bir hususu vurguluyorlardı. Hac vizesi dışında, diğer vizelerle hac yapılmasına müsaade edilmeyeceği idi. Bu hususa riayet etmeyen tüm organizatörlere yaptırım uygulanacağı ta ilk andan itibaren söylendi. Mekke ve Medine’nin 15 Zilkade-15 Zilhicce (22 Mayıs-21 Haziran) tarihleri arasında diğer vize türlerini kullanarak ülkeye girecek olanlara kapatılacaktı.

Bu hususun kendileri için kırmızı çizgi olduğunu defalarca söylediler. Biz de Kasım ayının hemen başında kamuoyunu uyarmak gayesiyle açıklamalarda bulunduk. Kurasız hac ilanlarına karşı dikkatli olunmasını, hac vizesi dışında vizeyle hac yapmanın kural olarak mümkün olmadığını ifade ettik. Yine Diyanet İşleri Başkanlığı çeşitli tarihlerde bu hususu kamuoyuyla paylaştı. Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı tabiri caizse bangır bangır bağırarak hac vizesi dışında bir vizeyle hac yapılmasına izin verilmeyeceğini ilan etti.
HAC DÖNEMİNDE ALINAN TEDBİRLER
Suudi makamları, gayri nizami (kaçak) hacıların önüne geçmek için yoğun bir çaba gösterdiler. Hatta nizami hacıların hayatını zorlaştıracak tedbirler de aldılar. Sürekli hac izin belgesi (NUSUK kartı) sordular, otobüslere binişlerde bu kartların sistemde kontrol edilmesi gibi hacıların oldukça fazla vaktini alan uygulamalar yaptılar. Yukarıda belirttiğim tarihler arasında Mekke’de adeta olağanüstü hal ilan edildi. Hac vizesi dışında gelenlerin otelleri basılıp, hacılar Mekke dışına çıkarıldılar. Bir kısmının parmak izi alınarak yurda girişleri yasaklandı. Arafat’a çıkma günü yaklaştıkça bu baskı giderek arttı. Artık kaçak hacıların Arafat’a gitmesinin neredeyse imkansız görünmeye başladığı günlerde, durup dururken sosyal medyada ve bazı siyasilerin söylemlerinde “Diyanet, Türk vatandaşlarını Suudililere şikayet ediyor” yaygarası kopartılmaya başlandı.

BU TARTIŞMALAR NEDEN BAŞLADI?
Kaçak yollarla Mekke’ye hacı getirenler, hem hacıların tepkilerini dindirmek hem de kendilerine ait sorumluluktan kurtulmak maksadıyla bu sözleri yaydılar. Özellikle sosyal medyada, Diyanet İşleri Başkanımıza karşı ideolojik tutum sergileyen kullanıcılar bunu köpürtmeye başladılar. Bazı siyasetçiler de süreci bilmeden, bu tartışmalara dahil oldular. Oysa ne Diyanet kimseyi şikayet etmişti, ne de hac organizasyonuna ev sahipliği yapan Suudi Arabistan’ın Türklere karşı özel bir tutumu vardı. Tüm kaçak hacılara karşı harekete geçilmişti. Hac Dairesi Başkanının 2023 yılı haccında yaşananlardan bahseden videosu sanki yeniymiş gibi manipüle edilerek servis edildi. Elbette Diyanet’in benim savunmama ihtiyacı yok. Zaten kendileri defaatle bu konuyu açıkladılar. Tüm süreçlere şahitlik yapmış biri olarak vicdanımı susturmamı kimse beklemesin.
KAÇAK YOLLARLA İNSANLARI HACCA GÖTÜRENLER KİMLER?
Eser miktarda kendi imkanlarıyla ve kişisel planlamalarıyla bu yolla hacca giden vatandaşlarımız elbette var. Ancak büyük bir çoğunluk birileri tarafından organize edildi. Kimdi bunlar? Çok ama çok büyük çoğunluğu seyahat acentası dahi olamayan kişiler vasıtasıyla hacca götürüldüler. Yani kaçak acentacılık faaliyetiyle götürüldüler. Bir kısmı da hac organizasyonu dahi düzenleme yetkisine haiz olmayan acentalarca götürüldü. Yani yetkisiz acentacılık faaliyeti. Ne kadarı yetkili acentalarca götürüldü bilmiyoruz. Aslında kaç vatandaşımız bu yolla hacca gitti bilmiyoruz. Zira elimizde bir kayıt yok. Türkiye’deki herhangi bir kuruma kayıt ettirmedikleri ya da bildirilmedikleri için maalesef bunu bilme şansımız yok. Kimin hangi organizasyonla geldiğini de bilmiyoruz. Bunu maalesef hiçbir kurum bilmiyor. El yordamıyla ulaşıyoruz tüm bu bilgilere. Özellikle Arafat dönüşü yaşanan sıkıntıların çözümü için yaptığımız yoğun çalışmalar sonucu bazı bilgilere ulaştık ancak bunların birçoğu hala teyide muhtaç.

HAC GÜNLERİNDE YAŞANANLAR
Hac, belirli zamanlarda ve belirli günlerde yapılan bir ibadet. Rütüeller ve sembollerden oluşur. 8-13 Zilhicce (14-19 Haziran) tarihleri arasında, Arafat meydanı, Müzdelife vadisi, Mina, Cemarat ve Kabe’de yapılan bir dizi ibadetler zinciridir. Hac vizesiyle hacca gidenler (nizami hacılar) otellerinden kendileri için tahsis edilmiş otobüslerle Arafat’a çıkarlar. Burada klimalı çadırlarda konaklar, 4 öğün yemek ve kumanya hizmeti alırlar. Yaklaşık 24 saat süren Arafat kısmı tamamlandıktan sonra Müzdelife’ye yine otobüslerle geçilir. Müzdelife sonrası ise yürüyerek yani fiziki eforla eda edilir. Yürüyemeyecek durumda olanlar ise, hac bakanlığınca ücreti mukabili tahsis edilen otobüslerle götürülürler. Hem Arafat hem de diğer kutsal mekanlarda hastanelerden yararlanma hakları vardır. Suudi makamlar bu hizmetleri verir ve koordine eder. Yani hac vizeliler; sıcak ve izdiham başta olmak üzere tüm diğer olumsuzluklardan asgari seviyede etkilenirler. Bunu gayri nizami yollarla hacca gidenlerin durumu daha net anlaşılsın diye uzunca izah ettim.
KAÇAK HACILAR VE KARŞILAŞILAN ZORLUKLAR
Kaçak hacılar ise çok daha farklı şeyler yaşadılar. Bir kısmı yürüyerek, bir kısmı da gayri resmi ve çoğunluğu dinen hoş görülmeyecek yollarla Arafat’a çıkarıldılar. Bir grup Mısırlı kaçak hacının Arafat’a yürüyerek çıkmaya çalışması, polisin sert tepkisiyle bastırıldı. Ancak sosyal medyada vicdan kanatan görüntülerin yayılması ile polis müdahaleden vazgeçti ve Arafat’a gidiş yolundaki tedbirleri uygulamaktan vazgeçtiler. Sonuç olarak, Arafat’ta çadırları yoktu. Yemek ve içecekleri de yoktu. Dışarda güneşin altında, veya resmi hacıların kaldığı çadırların gölgesinde günü geçirdiler. Bazı hacılar da nizami hacıların çadırlarını işgal ettiler. Gün boyu güneşin altında bitap düşen hacılar, güneşin batışından itibaren yürütülerek Müzdelife vadisine götürüldüler. Pek azı otobüs imkanı bulabildi. Ayrıca yürüyemeyecek durumda olanlar için dahi otobüs bulmaları güçtü. Bu şekilde meşakkatli bir yolculuğun ardından haccı eda ettiler. Zor şartlarda yorgun bitap ve hasta olarak otellerine gelebildiler.
Ancak herkes bu kadar şanslı olmadı. Bayramın ikinci gününden itibaren, telefonlarımız ve sosyal medya hesaplarımız, yakınlarına ulaşamayan hacı yakınlarının mesajlarıyla doldu. Nizami hacılardan tek bir tanesi için böyle bir durum oluşmadı. Hiçbir kaydı olmayan, hangi tarihte hangi otele girdikleri bilinmeyen vatandaşlarımıza ulaşmak, milyonlarca insanın olduğu Mekke’de çok zordu. Kaybolan, hastalanan hatta vefat eden vatandaşlarımız oldu. Diyanet, HURSAD ve konsolosluk yetkililerinden oluşan bir kriz masası kurarak vatandaşlarımızın akıbetini araştırdık. Bir kısmını Mekke sokaklarında, bir kısmını hastanelerde bir kısmını da morglarda bulduk. Hala ulaşamadığımız 7-8 vatandaşımız var.
HACCA SADECE HAZ VİZESİ İLE GİDİN
Bu yaşananlar, önümüzdeki yıllar için vatandaşlarımıza örnek olmalıdır. Hac konusunda bizim, Diyanet’in ve HURSAD’ın uyarı ve tavsiyelerinin dikkate alınması gerekir. Hac vizesi dışındaki yollarla hac ibadetini yerine getirmeye çalışmak, maddi ve manevi büyük zorluklara yol açabilir. İnsanlar bazı şeyleri yaşamadan tam olarak idrak edemiyor. Hac ibadeti, manevi bir yolculuk olmasının yanında, fiziksel ve lojistik açıdan da titizlikle planlanması gereken bir süreçtir. Hac vizesiyle yapılan düzenlemeler, hacıların güvenli, rahat ve huzurlu bir ibadet geçirmelerini sağlamayı hedeflemektedir. Bu yüzden, hac organizasyonları sırasında ortaya çıkan tüm kurallara ve prosedürlere uyulması büyük önem taşımaktadır. Vatandaşlarımızın, Diyanet’in ve HURSAD’ın uyarı ve tavsiyelerini dikkate alarak, güvenli ve düzenli bir hac yolculuğu yapmalarını temenni ediyorum. Bunca yaşanan sıkıntıların ders olmasını diliyorum ve gelecek yıllarda bu tür sorunlarla karşılaşmamayı umuyorum. Hac, hayat boyu hatırlanacak bir ibadet olmalı, zorluklar ve sıkıntılarla değil, huzur ve maneviyatla anılmalıdır.

GÜBRE DEPOSUNDAN KAYIT DIŞI TRAFO ÇIKTI
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) regülasyonları doğrultusunda hizmet vermeyi sürdüren Dicle Elektrik’in kaçak ekipleri, sadece 2024 yılı içerisinde 2.155 kayıt dışı trafonun tespit edildiği Şanlıurfa’da, traktör römorkunda gübre deposuna gizlenmiş vaziyette kullanılan bir kayıt dışı trafo daha tespit etti. Ekiplerin Akçakale ilçesine bağlı kırsal Şanlı Mahallesi’nde tespit ettiği 250 KVA gücündeki kayıt dışı trafonun 100 hanenin elektrik ihtiyacını karşılayacak güçte olduğu belirlendi.
TOPRAĞA GÖMÜLÜ TRAFO BELİRLENDİ
Havadan drone ile yapılan kontroller sırasında ise Viranşehir ilçesine bağlı kırsal Kırbalı Mahallesi’nde pamuk sulamasında kullanılmak üzere toprağa gömülen 250 KVA gücünde bir trafo belirlendi. Toprağa gömülen trafonun üzerinin ise serpilen toprakla örtülerek havadan da görünmesinin engellenmeye çalışılması dikkat çekti.
FARK EDİNCE TRAKTÖRLE KAÇIRDILAR
Ceylanpınar ilçesine bağlı kırsal Gellegöç Mahallesi’nde drone ile yapılan kontroller sırasında, traktör römorkuna yüklenmiş ve bu şekilde kullanılmakta olan bir kayıt dışı trafo tespit edildi. Trafo sahipleri, görüldüklerini fark edince kaçak trafo dakikalar içinde traktöre bağlanarak hızla kaçırıldı. Kaçırılan trafonun 160 KVA gücünde olduğu ve buğday tarlasının sulanmasında kullanıldığı belirlendi.

265 KONUTUN ELEKTRİK İHTİYACINI KARŞILAYABİLİR
Dicle Elektrik ekipleri, kaçak tespit tutanağı düzenleyerek 265 konutun elektrik ihtiyacını karşılayabilecek toplam 660 KVA gücünde olan bu trafolara el konulabilmesi için çekilen görüntüleri de delil olarak sundu. Şirket avukatları ise el koyma kararı alınması için savcılığa başvuruda bulundu. Kaçak elektrik tüketen kayıt dışı trafolara ancak savcılık kararı alındıktan sonra el konulabilecek.
GÜVENLİK ÖNLEMİ ALAN JANDARMAYA DA DİRENDİLER
Dicle Elektrik, kaçak tüketimin yanı sıra yıllardır ödenmeyen elektrik bedellerini tahsil etmek için de mücadele veriyor. Şırnak’ın Silopi ilçesine bağlı Kavaközü, Mahmutlu ve Çukurca köylerinde yıllardır biriken borçlarını ödenmeyen tarımsal sulama abonelerine ait 5 trafo için haciz kararı çıkarıldı. Bunun üzerine haciz memurları, avukatlar ve Dicle Elektrik ekipleri, jandarmanın aldığı tedbirler eşliğinde söz konusu köylere gitti. Ancak yıllardır borcunu ödemeyen aboneler, jandarmaya da direnerek trafoları vermek istemedi. Yaşananlar cep telefonu kameralarına da yansırken bir abonenin, daha önce trafosuna el koymak için gelen askerlere nasıl direndiğini anlatması, trafo alınırsa da yerine yenisini koyacağını belirtmesi dikkatlerden kaçmadı. Köylüler, ekiplerin geçişini tarlaları traktörle sürerek engellerken ancak 3 trafoya haciz işlemi uygulanabildi.
YETKİLİLERDEN KAÇAK ELEKTRİK KULLANANLARA UYARI
Dicle Elektrik yetkilileri, kayıt dışı trafo ile kaçak elektrik kullanılmasının şebekeyi olumsuz etkilediği kadar ülke ekonomisine de ciddi biçimde zarar verdiğini hatırlatarak, “Şirketimiz mevcut imkânları ile her koşulda kaçak elektrik kullanımını tespit edecek durumdadır. Kaçak elektrik tüketmek için kayıt dışı trafo kullananların, yakalanarak cezai yaptırımla karşı karşıya kalmamaları için trafolarını kayıt altına almak üzere en yakın Dicle Elektrik merkezine başvurmalarını bekliyoruz.” dedi.

SADECE MARDİN’ DE TÜKETİLEN KAÇAK ELEKTRİK 4.8 MİLYON KİŞİYE YETER
Dicle Elektrik yetkilileri tarafından yapılan açıklamada; “2023 yılında Mardin ilinde 5 milyar kWh enerji çekişi oldu. 2 milyar 465 milyon kWh’ı kayıt içinde olduğu tespit edildi. İl genelinde 2.5 milyar kWh kayıp kaçak enerji çekişi mevcut. Bu kaçak enerjinin ülkeye maliyeti ise 6 milyar 250 milyon liradır. Sadece Mardin’de tüketilen kaçak enerji, 1.2 milyon hanenin tüketimine eşittir. Her hanede 4 kişinin yaşadığını varsayarsak bu da 4 milyon 800 bin kişinin enerji tüketimine denk gelmektedir. Enerji çekişi her geçen gün artmakta. Şehrimizin kesintisiz ve kaliteli enerji alması için olağanüstü bir çabayla çalışmalarımıza devam ediyor, kayıt dışı kullanımla mücadele ediyoruz.” denildi.
Kayıt dışı kullanıma bağlı olarak her geçen gün enerji çekişinin artmasının hem şebekeye hem de milli ekonomiye ciddi zararlar verdiğinin belirtildiği açıklamada Kızıltepe ve Derik’teki kaçak tüketim vurgusu dikkat çekti.

MARDİNLİ TARIMSAL SULAMA ABONELERİ 3 KAT FAZLA ELEKTRİK HARCIYOR
Tarımsal sulamanın etkisi ile elektrik tüketiminde astronomik artış gerçekleştiğine ilişkin örnek tüketim verisi paylaşan Dicle Elektrik yetkilileri, “Mardin’de 272 bin aktif abone bulunuyor ve aboneler sulama dönemi öncesi bir günde yaklaşık 5.4 milyon KWh elektrik harcıyor. Sayıları 7 bin olan Mardinli tarımsal sulama abonesi, toplam abone sayısı içinde yaklaşık %2.5’luk bir kesimi oluşturuyor. Söz konusu 7 bin tarımsal sulama abonesinin, sulamanın başlaması ile birlikte günlük tüketim miktarının 18 milyon KWh’ın üzerine çıktığını görüyoruz. Diğer bir tabirle Mardinli tarımsal sulama aboneleri, ildeki diğer abone gruplarının 3 katına yakın yükseklikte elektrik tüketimi gerçekleştiriyor.” dedi.

KIZILTEPE VE DERİK’ E HİÇ ENERJİ VERİLMEMESİ RİSKİ VAR
Kaçak trafo ile de aralıksız mücadele verdiklerini hatırlatan Dicle Elektrik yetkilileri, “Yılda 6.5 milyar kWh elektriği, tarlalarını yeraltı suyu ile sulamak için kullanan bölge genelindeki 35 bin abonenin 7 bini aşkın kısmı Mardin’de bulunuyor. Bu abonelerden 5.600’ünün birikmiş olan elektrik borcu ise 10 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Tarımsal sulamanın en yoğun olarak yapıldığı Kızıltepe ve Derik’teki kaçak kullanımın bu şekilde devam etmesi durumunda, bu iki ilçede şebekelerin tamamen çökeceğini ve bu ilçelere enerji verilememe riskini göz önünde bulundurmak gerekir.” dedi. Kamuoyunda zaman zaman dile getirilen elektrikteki dalgalanmalara ilişkin de bilgi veren yetkililer, yüksek kayıp kaçak oranı sebebi ile kırsalda enerji dalgalanmalarının başladığına vurgu yaptı. Yetkililer bu durumun kırsalda yürütülen tüm faaliyetleri sekteye uğrattığının da altını çizdi.
]]>
Kontrollerde asgari 100 bin nüfuslu bir ilçeye yetecek yaklaşık 53 bin 500 KVA gücünde 351 kayıt dışı elektrik trafosu tespit edildi.
Kaçak kullanıcıların normalden 9-10 kat fazla enerji tükettiği, bunun da tedarik sürekliliğini sekteye uğrattığı vurgulanan açıklamada, sadece nisan ayı içinde yapılan denetimlerde tespit edilen kaçak trafoların sulama sezonunda çalışsa bile ekonomiye zararının yılda 200 milyon liradan fazla olduğuna işaret edildi.
Ceylanpınar ve Viranşehir’de 19 kayıt dışı trafoya el koyan dağıtım şirketi, kalan 332 kayıt dışı trafoya el konulması için suç duyurusunda bulundu.

Drone kayıtlarında trafoların tarlalara gömülerek gizlendiği tespit edildi.
Kaçak tüketimle mücadele vurgusu yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Bugüne kadar süren mücadele neticesinde bölge genelinde yüzde 42,8’e düşürülen kaçak tüketimle mücadele sürecek. Bölgede elektriği bu şekilde hunharca ve kaçak kullanan vatandaşlar dağıtım ve iletim hatlarına çok büyük zararlar vermektedir. Bu durum bölgedeki abonelerin kaliteli ve kesintisiz elektrik kullanma haklarını yok etmektedir. Özellikle tarımsal sulama döneminde hatlara orantısız aşırı yüklenme sebebiyle meydana gelen arızalar, bu bölgelerdeki dağıtım şebekesinin tamamen çökmesine sebep olmakta ve uzun süreli kesintilere neden olmaktadır. Bu durum sadece bölgenin değil, ülkenin kesintisiz enerji arzını da tehdit ettiği için bu şekilde kaçak kullanımın devam etmesi durumunda, şebekenin aşırı yüklenildiği zamanlarda zorunlu kesintiler de kaçınılmaz olacaktır. Bu bağlamda sahada fiili olarak teknoloji destekli kontrollere aralıksız devam ediyoruz. Elektrik hırsızlığı ile mücadelemiz kararlılıkla sürecek.”

HESAP BASİT, RAKAM İSE DUDAK UÇUKLATIYOR
Dicle Elektrik yetkilileri, kaçak yollarla elektrik tüketenlerin normalden 9 ila 10 kat daha fazla elektrik sarf ettiklerini bildirerek, basit bir hesapla tespit edilen elektrik hırsızlığının ekonomik boyutunu gözler önüne serdi. Açıklamanın devamında bir hesaplama paylaşan yetkililer “Kaçak kontrol ekiplerimizin sadece bu Nisan ayında tespit ettiği ve el koyduğu kayıt dışı trafoların gücü 53 bin 500 kVA’dır. Bu trafoların harcadığı enerji kabaca bir hesaplamayla bir saatte yaklaşık 75 bin TL’ye denk geliyor. Kaçak kullanan birinin günde 15 saat tarımsal sulama yaptığını var sayarsak, günlük elektrik tüketimi 1 milyon TL’yi aşıyor. Ne yazık ki bedel ödemeden kaçak elektrik kullanan çoğu çiftçi, dinamosunu çalıştırıp belki haftalarca kapatmıyor. Bunun yanında bölgede çiftçilerin çoğu yılda sadece bir ürün ekmiyor. Birçok yerde 2, hatta 3 ürün ekiliyor. Bu sebeple sulama dönemi de uzadıkça uzuyor. Bir yılda kaçak elektrikle 7 aylık sezon boyunca aralıksız sulama yapıldığı var sayıldığında ise günlük 1 Milyon TL’den yılda 210 milyon TL’den fazla elektriğin bedelsiz olarak kullanıldığı gerçeği ortaya çıkıyor ki bu gerçekten kabul edilebilir bir durum değil. Çünkü kullanılan kaçağın bedelini tüm ülke insanı ödüyor. Vatandaşlarımıza kanunen ve vicdanen kabul edilemez bu suça ortak olmamaları konusunda çağrı yapıyoruz.” diyerek sözlerine son verdi.



Dicle Elektrik, milli ekonomiyi her yıl milyarlarca lira zarara uğratan, dağıtım bölgesinde özellikle de il ve ilçe merkezlerinde elektrik tedarikini sekteye uğratan kaçak tüketimle mücadelesini tüm olumsuzluklara rağmen kararlılıkla sürdürüyor. Engellemeler nedeniyle Şanlıurfa’nın Akçakale, Ceylanpınar, Eyyübiye, Haliliye, Harran, Siverek ve Viranşehir ilçelerinde jandarma destekli kontroller gerçekleştiren kaçak ekipleri, kırsalda tümü tarımsal sulama için kullanılan 351 adet kayıt dışı trafo belirledi. Ceylanpınar ve Viranşehir’ de 19 kayıt dışı trafoya el koyan dağıtım şirketi, kalan 332 kayıt dışı trafolara el konulması için suç duyurusunda bulunurken, drone kayıtlarında trafoların nasıl gizlendiği ve nasıl kaçırıldıkları da açıkça gözler önüne serildi.
Kaçak kullanım dağıtım şebekesinin çökmesine neden oluyor
Dağıtım şirketinden konuyla ilgili yapılan açıklamada, bugüne kadar süren mücadele neticesinde bölge genelinde %42,8’e düşürülen kaçak tüketimle mücadelesine vurgu yapan yetkililer enerji arz güvenliğine ilişkin, “Bölgede elektriği bu şekilde hunharca ve kaçak kullanan kişiler dağıtım ve iletim hatlarını çok büyük zararlar vermektedir. Bu durum bölgedeki abonelerin kaliteli ve kesintisiz elektrik kullanma haklarını yok etmektedir. Özellikle tarımsal sulama döneminde hatlara orantısız aşırı yüklenme sebebiyle meydana gelen arızalar, bu bölgelerdeki dağıtım şebekesinin tamamen çökmesine sebep olmakta ve uzun süreli kesintilere neden olmaktadır. Bu durum sadece bölgenin değil, ülkenin kesintisiz enerji arzını da tehdit ettiği için bu şekilde kaçak kullanımın devam etmesi durumunda, şebekenin aşırı yüklenildiği zamanlarda zorunlu kesintiler de kaçınılmaz olacaktır. Bu bağlamda sahada fiili olarak teknoloji destekli kontrollere aralıksız devam ediyoruz. Elektrik hırsızlığı ile mücadelemiz kararlılıkla sürecek.” denildi.
Hesap basit, rakam ise dudak uçuklatıyor
Dicle Elektrik yetkilileri, kaçak yollarla elektrik tüketenlerin normalden 9 ila 10 kat daha fazla elektrik sarf ettiklerini bildirerek, basit bir hesapla tespit edilen elektrik hırsızlığının ekonomik boyutunu gözler önüne serdi. Açıklamanın devamında bir hesaplama paylaşan yetkililer “Kaçak kontrol ekiplerimizin sadece bu Nisan ayında tespit ettiği ve el koyduğu kayıt dışı trafoların gücü 53 bin 500 kVA’dır. Bu trafoların harcadığı enerji kabaca bir hesaplamayla bir saatte yaklaşık 75 bin TL’ye denk geliyor. Kaçak kullanan birinin günde 15 saat tarımsal sulama yaptığını var sayarsak, günlük elektrik tüketimi 1 milyon TL’yi aşıyor. Ne yazık ki bedel ödemeden kaçak elektrik kullanan çoğu çiftçi, dinamosunu çalıştırıp belki haftalarca kapatmıyor. Bunun yanında bölgede çiftçilerin çoğu yılda sadece bir ürün ekmiyor. Birçok yerde 2, hatta 3 ürün ekiliyor. Bu sebeple sulama dönemi de uzadıkça uzuyor. Bir yılda kaçak elektrikle 7 aylık sezon boyunca aralıksız sulama yapıldığı var sayıldığında ise günlük 1 Milyon TL’den yılda 210 milyon TL’den fazla elektriğin bedelsiz olarak kullanıldığı gerçeği ortaya çıkıyor ki bu gerçekten kabul edilebilir bir durum değil. Çünkü kullanılan kaçağın bedelini tüm ülke insanı ödüyor. Vatandaşlarımıza kanunen ve vicdanen kabul edilemez bu suça ortak olmamaları konusunda çağrı yapıyoruz.” diyerek sözlerine son verdi.
]]>