Ülkenin en turistik şehirlerinden Santa Marta, tarihi, görkemli manzaraları, kültürü, masmavi plajlarının yanı sıra etkileyici gün batımıyla dünyanın her yerinden ziyaretçi çekiyor.
İspanyol kaşif Rodrigo Galvan de Bastidas tarafından 29 Temmuz 1525’te kurulan Santa Marta, ülkenin en önemli liman kentlerinden sayılıyor.
Bastidas’ın, İspanya’nın Sevilla kentinde adına kutlama yapılan Azize Marta’nın ismini, Kolombiya’da keşfettiği bu şehre verdiği biliniyor.

Santa Marta’yı ele geçirdiği altınlarla kolonileştirmek ve sıfırdan inşa etmek isteyen Bastidas, bir grup sömürgeci askerin bıçaklı saldırısına uğramasının ardından tedavi için gittiği Küba’da hayatını kaybetti.
Zengin altın rezervleri nedeniyle İngiliz, Hollandalı ve Fransız korsanlarca, 16. yüzyılda 20’den fazla saldırıya uğrayan Santa Marta, ciddi şekilde talan edildi.
Santa Marta, 1834’teki şiddetli depremin ardından onlarca yıl sürecek yıkımla karşı karşıya kaldı.
Kolombiya’nın efsanevi futbolcularından “El Pibe” lakaplı Carlos Alberto Valderrama Palacio ve bir dönem Galatasaray’da da top koşturan Radamel Falcao, Santa Marta’da dünyaya geldi.
– TAYRONA ULUSAL TABIAT PARKI
Kolombiya’nın en önemli ekolojik rezerv alanı kabul edilen Tayrona Ulusal Tabiat Parkı, kamp alanları, arkeolojik buluntular ve tropikal ormanlarıyla kentin en çok ziyaret edilen mekanlarından.
Tayrona Ulusal Tabiat Parkı’nı gezen ziyaretçiler, Kristof Kolomb öncesi tarihi, yerlilerin kuyumculukta nasıl usta olduklarını ve şehrin inşa edilme sürecindeki mühendisliğine de tanık oluyor.
Santa Marta’ya gelen yerli ve yabancı turistlerin gezdiği başlıca mekanların arasında 6 Latin Amerika ülkesinin bağımsızlık önderi ve bölgede halen “Kurtarıcı” (Libertador) diye anılan Simon Bolivar’ın yaşamını yitirdiği çiftlik Quinta de San Pedro Alejandrino, Parque de los Novios (Sevgililer Parkı), Centro Historico (Tarihi Meydan), Plaza Parque Simon Bolivar (Simon Bolivar Parkı) ve Monumento Tayrona (Tayrona Anıtı) yer alıyor.
– SIERRA NEVADA
Santa Marta kent merkezine 30 kilometre mesafede yer alan dünyanın en yüksek kıyı dağı Sierra Nevada’nın eteklerine çıkan doğaseverler, çadır kamplarda kalıyor.
Şehrin kültürel ve doğal mirasının korunması için çeşitli politikalar yürüten yetkililer, plaj temizliği, mercan resiflerinin korunması ve tropikal alanların muhafazası için çeşitli yatırımlar gerçekleştiriyor.
Renkli duvarları ve değişik desenli kolonyal evleriyle fotoğrafçıların ilgisini çeken şehir, özellikle aralık, ocak ve temmuz aylarında en hareketli zamanlarını yaşıyor.
Santa Marta Turizm Bürosu yetkilisi Hernan Penaranda, AA muhabirine, Santa Marta’nın her yıl bir milyonun üzerinde ziyaretçisinin olduğunu belirtti.
Penaranda, yapılacak yatırımlar sayesinde kentin “ciddi sıçrama” yaşayacağına inandığını söyledi.

– SÖMÜRGECİLER İLE YERLİLER ARASINDAKI SAVAŞ
Kolombiya Merkez Bankası arşivlerine göre, İspanyolların bölgeye gelmesinden sonra sömürgecilerle Tayrona yerlileri arasında yaklaşık yüzyıl süren ve sonunda sömürgecilerin kazandığı savaş yaşandı.
Uzun süren savaşlara son vermek isteyen dönemin Valisi Juan Guiral Velon, modern şekilde donattığı orduyla yerli köyleri Jeriboca, Bonda, Masinga, Durama, Origua, Dibokaca, Doana, Masaca ve Chengue’ye baskınlar yaparak Tayronaları yenilgiye uğrattı.
Savaşın sonunda aralarında liderlerin de olduğu 70 yerli idam edildi.
İspanyol İmparatorluğu’na karşı geldikleri gerekçesiyle valinin emriyle yerlilerin evlerine ve topraklarına el konuldu.

– İSPANYOLLAR, YENİ KOLONYAL ŞEHİRLER KURDU
Hayatta kalan yerliler ise vergi ödemek koşuluyla şehirden uzak düzlüklerde yaşamak zorunda bırakıldı.
Sömürgecilerin baskınları ve çetelerin neden olduğu huzursuzluk nedeniyle kenti terk etmek zorunda kalan binlerce kişi, komşu şehirler Cartagena, Mompox ve Ocana gibi güvenli alanlara sığındı.
Tayronaların yenilmesinin ardından harekete geçen İspanyollar, bugünkü Santa Marta şehrinin yanı sıra Cienaga, Riohacha ve Valledupar’da kolonilerini kurdu.
Komşu kentleri de kolonileştiren İspanyollar, zaman içinde topladıkları altın ve diğer değerli madenleri gemilerle İspanya’ya taşıdı.
Kentin sömürgecilerden kurtarılması amacıyla 1820’de İspanyollarla yapılan “Cienaga Grande (Büyük Bataklık) Savaşı”nı özgürlük ordusu kazandı.
“BU ÜLKEYİ DEPREME HAZIRLAMAK ZORUNDAYIZ”
Türkiye coğrafi olarak Alp-Himalaya deprem kuşağında olduğunun altını çizen Prof. Dr. Naci Görür, “Uyumamanız lazım çünkü bu işin şakası yok. Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye’deki kadar deprem planı yoktur. Her kentin yüzlerce planı var. Özellikle AFAD’da binlerce rapor var ve hepsi raflardadır. Üzeri açılıp bakılmamıştır. Sakın bizim burada fay yok demeyin. Canlı fay olmayınca yan gelip yatacak mıyız? Çağdaş düşünmek lazım. Bu ülkeyi depreme hazırlamak zorundayız. Herhangi bir yerde bir gece kalktığımızda insanlarımız ölmüşse bu hepimizin sorumluluğudur. Hepimiz vatandaş olarak ülkemize sahip çıkmak zorundayız” şeklinde konuştu.
“Türkiye Cumhuriyeti var olacaksa deprem problemini çözmemiz gerekir” diyen Görür, deprem problemini çözmenin mümkün olduğunu söyledi. Görür, “Bugüne kadar çözülmemesinin nedeni bu konuda siyasi iradenin olmayışı ve halkın kendi topraklarına, insanına sahip çıkmayışındandır. Her gün televizyonlarda domates ve biberin fiyatını, emeklinin maaşını konuşan halk bir gün dahi çoluğum çocuğum ölmesin diye depremi asla konuşmuyor. Bu işi böyle çözemeyiz” ifadelerini kullandı.
“ANTALYA’YI DEPREMDE ETKİLEYECEK 3 TANE DEPREM ZONU VAR”
Antalya’nın istenilmesi takdirde depreme dirençli hale getirebileceğine dikkat çeken Görür, “Antalya ebediyen var olacaksa ve Antalyalılar burada yaşayacaksa buradaki faylar ister fazla ister seyrek olsun Antalya depreme dirençli yapılmak zorundadır. Antalya’yı depremde etkileyecek üç tane deprem zonu var. Kim yok diyorsa bu işi bilmiyordur. Bunların zamanı gelirse tehlikelidir. Birincisi Fethiye-Burdur fay zonu burada olabilecek bir deprem 100 kilometre çapındaki bir alana afet boyutunda zarar verebilir. İkincisi Beyşehir, üçüncüsü de Antalya’nın güneyinde yer alan Helen-Kıbrıs fay zonudur. Bu bahsettiğim üç zonda şu anda stres birikiyor. Ayrıca, ülkenin kimi yerlerinde olan faylar diğer yerlerdeki faylara stres biriktirebilir. Oranın vaktinden önce harekete geçip deprem üretmesine sebep olabilir. 6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen depremlerin Helen-Kıbrıs zonunda stres artımına neden olma ihtimali büyüktür. Biz 6 Şubat depremleri olduğu zaman Kıbrıs’a dikkat diye uyarı verdik. Halen o uyarı geçerlidir. Bu stres bir raddeye kadar birikir ve fay orada kırılarak deprem üretir. Fayda yeterince stres biriktiği zaman doğa matematik gibi çalışır, pat diye deprem vurur” dedi.
Görür, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Deprem dirençli kent, bir kente deprem geldiği zaman o depremi minimum hasarlı atlatan kent demektir. Kaliforniya, Japonya, Tayvan, Endonezya, Şili, Arjantin, Hindistan, Çin, İtalya gibi ülkelerde bizlerden büyük depremler oluyor. Buralarda 3-5 kişi tesadüfen ölüyor. Günlük yaşam da değişmiyor. Bizde ise deprem hayatımızı karartıyor. Bütün ülkeye kabus gibi çöküyor. Örneğin 6 Şubat depremi. Bir senedir insanlar sürünüyor. Bir kenti tanımlayan altı bileşen vardır. Bunlar sırasıyla yönetim, halk, altyapı yapı stoku, ekosistem – çevre, ekonomidir. Bir kenti tanımlayan parametreler bunlardır. Eğer biz bu parametreleri deprem dayanıklı dirençli yaparsak o kent otomatik olarak depreme dirençli olur.”
“ANSİAD 8. Olağan Toplantısı” ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in, toplantının başkanlığını yapan ANSİAD Geçen Dönem Başkanı Akın Akıncı ile birlikte konuğumuz Bilim Akademisi Üyesi & Jeolog & Deprem Bilimci Prof. Dr. Naci Görür’e günün anısına “Triskeles” hediye etmesinin ardından sona erdi.
Kentin ana giriş noktalarından Santa Lucia Tren Garı ve Roma Meydanı’na uygulamaya dair bilgilendirici panolar, ödeme ve kontrol noktaları konulurken, kente gelen yerli ve yabancı turistler işlemlerini internet üzerinden yapmadıysa bu noktalarda ödemelerini gerçekleştirdi.
İtalyan basınında yer alan haberlerde, uygulamanın ilk günü olan bugün için “Contributo di Accesso a Venezia” (Venedik’e Giriş Ücreti) isimli internet sitesinden 80 bin kişinin kayıt yaptırdığı, bunlardan sadece 7 binden fazlasının tarihi kent merkezine erişim için gereken 5 avroyu ödediği belirtildi. Bu ödemelerden 36 bin avrodan fazla gelir elde edildiği aktarıldı.
Uygulamayla, dünyada ilk kez bir kente günübirlik giriş için ücret ödendiği ifade edilirken, benzer şekilde turist yoğunluğuna sahip diğer şehirlerin de ilk kez yürürlüğe konan uygulamayı dikkatle takip ettikleri kaydedildi.
Venedik Belediye Başkanı Luigi Brugnaro da basına yaptığı açıklamada, “Giriş ücreti, dünyada ilk olan bir deneyimdir. Turist akışını yönetme, bölge sakinleri ve misafirlerimiz için daha iyi bir yaşam kalitesini garanti etme girişimidir.” ifadesini kullandı.
Giriş ücretini ödeyen bazı turistler gazetecilere yaptığı açıklamada, Venedik’e yardım için bu uygulamayı desteklediğini belirtirken, kimi ise bir şey değişmeyeceğini, bu kontrol noktalarıyla şehrin eğlence parkı havasına sokulduğunu ifade etti.
Uygulamaya karşı çıkanlar da var
Venedik’teki uygulamaya karşı olanlar kentin pek çok yerine, “Kitle turizmini idare etmek için bilet uygulamasına gerek yok. 25 Nisan’da giriş bileti uygulamasına hayır.” yazılı pankartlar astı.
İki dönem Venedik Belediye Başkanlığı görevini yürüten Massimo Cacciari de Adnkronos ajansına verdiği demecinde, “giriş ücreti” uygulamasına karşı çıkarak, “Bu safça bir çılgınlık. Tamamen gayrı meşru, anayasaya da aykırı. Dünyada hiçbir şehre girmek için para ödemezsiniz. ‘Aklınızı mı kaçırdınız’ diyen biri yok mu? Bir şehre girmek için vergi konulur mu? Orta Çağ’da mı olduğunu sanıyorsun.” ifadelerini kullandı.
Cacciari, turistleri bu “giriş ücreti”ni vermemeye çağırdı.
Uygulamanın devreye alındığı günde yüzlerce kişi de kentin Roma Meydanı’nda “giriş ücretine hayır” yazılı pankartlarla protesto yürüyüşü yaptı. Göstericiler, uygulamayı getiren Belediye Başkanı Brugnaro’ya tepki gösterdi.
Protesto yürüyüşünde, polis kordonunu aşmak isteyen göstericilerle güvenlik güçleri arasında zaman zaman arbedeler yaşandı. Polisin, kalkan ve cop kullanarak göstericileri engellediği anlar basına yansıdı. Göstericilerin eylem sırasında “Utanın-Utanın” ve “Faşistler” şeklinde slogan attıkları görüldü.
Bir grup da garın önündeki kontrol noktasında ellerindeki sahte İtalyan pasaportlarını göstererek, Avrupa Birliği’nde (AB) ve İtalya’da serbest dolaşım olduğunu ancak Venedik’te bunun bugün itibariyle sona erdiğini savundu.
Venedik’e giriş ücreti uygulaması
Venedik Belediye Meclisinin kentteki turist yoğunluğunu kontrol altına almak maksadıyla Eylül 2023’te kabul ettiği “Venedik’e giriş ücreti” uygulaması, bu yıl ilk aşamada yoğunluk oluşması beklenen bazı tatil günlerini de kapsayan 29 günde denenecek.
Venedik’e günübirlik ziyaretleri belirlenen 29 güne denk gelen turistler, “Contributo di Accesso a Venezia” (Venedik’e Giriş Ücreti) adıyla oluşturulan siteden rezervasyon yaparak giriş ücretlerini ödeyebilecek.
5 avroluk giriş ücretini ödeyen ziyaretçilerin akıllı telefonuna geçiş belgesi özelliğinde bir karekod gönderilecek ve şehirde rastgele yapılacak kontrollerde bu karekodun gösterilmesi gerekecek. Giriş ücretini ödemeyenler, yerel yetkililerin kontrollerinde tespit edilmeleri halinde, giriş ücretine ek olarak 50 ila 300 avro idari para cezasına ödemek durumunda kalacak.
Venedik Belediyesi sınırlarındaki tesislerde konaklayanlar, Venedik’in içinde bulunduğu Veneto bölgesinde ikamet edenler, 14 yaş altı çocuklar, bakıma muhtaç olanlar, spor müsabakalarına katılanlar, seyahate çıkan lise öğrencileri, güvenlik güçleri ve itfaiye ekipleri giriş ücreti ödemekten muaf tutulacak.
Kanalların üstüne kurulu yapısı ve tarihi dokusuyla Venedik, her yıl milyonlarca turisti ağırlıyor.
Kente gelen yerli ve yabancı turistler camilere, medreselere, kiliselere yoğun ilgi gösterince tarihi mekanlarda kimi zaman uzun kuyruklar oluştu.
Kentte 22 bin yatak kapasitesinin bulunduğu otellerde doluluk yüzde 100’e ulaşırken, sadece bayramın üç gününde merkez Artuklu ilçesindeki Deyrulzafaran Manastırı ile Kasımiye Medresesi 12’şer bin, kent merkezine 30 kilometre uzaklıktaki Dara Antik Kenti ise 30 bin ziyaretçi ağırladı.
Turist yoğunluğu hem turizm sektörünü hem de esnafı mutlu etti.

“Son yılların en büyük kalabalığı yaşanıyor”
Seyahat acentesi yetkilisi Fehmi Sincar, AA muhabirine, hoşgörü kenti Mardin’in turizmde önemli bir ivme yakaladığını söyledi.
Her mevsimde ziyaretçilerini cezbeden kentte bayram tatilinde ayrı bir yoğunluk yaşandığına işaret eden Sincar, “Çifte bayram yaşadık. Müthiş bir kalabalık var bütün kentte. Ülkenin tüm illerinden yoğun bir talep var. Son yılların en büyük kalabalığı yaşanıyor. Şu andaki gibi bir yoğunluk görmedik. Deyrulzafaran Manastırı, Dara Antik Kenti tıklım tıklım.” dedi.
Dara Antik Kenti’nde hediyelik eşya satan Mevlüt Açılmış da kente gelen ziyaretçileri ağırlamanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, büyük bir ilgiyle karşılaştıklarını aktardı.
Esnaf olarak yüzlerinin güldüğünü dile getiren Açılmış, “Turizm yoğunluğu beklediğimizden fazla, işler çok güzel. Herkes mutlu. Gelenler daha çok yöresel ürünleri alıyorlar. Yoğunluktan yüzümüz gülüyor. Biz de misafirlerimizin yüzünü güldürmeye çalışıyoruz.” diye konuştu.

“İnsanlar Mardin’i görmek istiyor”
Deyrulzafaran Manastırı Bakım Onarım ve Yaşatma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Hiçbezmez, kentte ilk defa böyle bir yoğunluk yaşadıklarını ifade etti.
Hiçbezmez, tarihi mekanı günde ortalama 4 bin kişinin ziyaret ettiğini anlatarak, şunları söyledi:
“Manastır olarak buna hazırlıklıydık. Personel sayımızı artırdık. İnsanlar Mardin’i görmek istiyor, tarihi bir kent. Elimizden geldiği kadar onları memnun etmeye çalışıyoruz.”
Hiçbezmez, turizmde her sene daha da ilerleme kaydeden kente yılın her mevsimi ziyaretçi beklediklerini sözlerine ekledi.
Manastırda görevli Rahip Gabriel Akkurt ise İslam aleminin bayramını kutlayarak, kentte son yıllarda turizmde önemli bir yoğunluk yaşanmaya başladığını, manastıra da yoğun bir talep olduğunu kaydetti.

“Tatilim çok güzel geçti”
İstanbul’dan gelen öğretmen Ece Hacıoğlu, Mardin’i ilk kez ziyaret etme fırsatı bulduğunu anlatarak, kenti çok beğendiğini söyledi.
Niğde’den gelen Eda Pala da bayram tatilini değerlendirmek için Mardin’i tercih ettiklerini belirterek, “Mardin’i çok sevdim, kente bayıldım. Tatilim çok güzel geçti. Tarihi yerleri gezmek, görmek çok iyi oldu. Çok sevdim. Herkesi bu kente bekliyoruz.” diye konuştu.
Malatya’dan gelen Nazan Şahbaz ise bayram tatilini fırsat bilerek Mardin’e geldiklerini ifade ederek, kenti çok güzel bulduklarını dile getirdi.
Şahbaz, kentin tarihi ve kültürel mekanlarını ziyaret ettiklerini, hediyelik eşyalar aldıklarını, şal taktıklarını, tatili dolu dolu geçirdiklerini belirtti.

‘HER BÜYÜK DEPREMDE 10 BİNLER, 50 BİNLER VEREMEYİZ’
“Deprem dirençli kent, deprem geldiği zaman depremi minimum hasarla atlatan kent demektir” diyen Prof. Dr. Görür, “Her büyük depremde kentlerde birtakım hasarlar görülür ama bu hasarların afet boyutuna çıkması; bizim hatamızdır, yaptığımız yanlıştır. Bu da bizim açımızdan utanılacak bir şeydir. Her büyük depremde 10 binler, 50 binler veremeyiz. Aydın, bilimle yönetilen ülkelerde depremlerde bu kadar hasar olmamalıdır. Bir deprem sonucu 10 binleri, 50 binleri toprağa veren bir ülkeye bakışlar hoş değildir. Bundan utanıyorum. Bir ülke büyük bir depremde bu kadar insanı, bir gecede toprağa gömüyorsa; o ülke kokuşmuş bir ülkedir, tefessüh etmiş bir ülkedir. Depremleri durduramayız. Kentlerimizi deprem dirençli yapabiliriz. Deprem dirençli yerler, bugünkü bilimle, teknoloji ile yapılabilir. Bunu yapabilecek her şeyimiz var. Olmayan, siyasetin iradesidir, halkın gözetim ve denetim görevidir. Eğer insanlarımız talep etmezse, siyaseti zorlamazsa siyasetçi bu işe girmez. Biz de her depremde binlerce insanımızı toprağa veririz. Bu iş böyle gitmez. Bu deprem işini halletmemiz lazım; aksi halde tarihin çöplüğüne atılır, gideriz” açıklamalarında bulundu.

‘İZMİR’DEKİ FAYLAR, İZMİR’İ FELÇ EDEBİLİR’
Depremin asla zamanla ölçülmeyeceğini aktaran Prof. Dr. Görür, “Zamanı deprem ile karıştırırsanız; en büyük hatayı yaparsınız. Deprem ne zaman olursa olsun, eğer hazırlıklı olmazsak; insanımız ölecek demektir. İzmir, bir deprem kenti. M.S. 175-1864 yılları arasında 6-7 şiddetinde depremler var. İzmir’de deprem kaynağı çok ve özellikle İzmir yarımadası üzerinde çok sayıda fay var. Manisa ve Aydın çevresinde faylar mevcut. Burada görülen her fay, 7 ve üzerinde büyüklükte deprem üretebilir ve İzmir’i felç eder” dedi.
İnsanları tehdit eden fayların özelliklerinin bilinmediğini söyleyen Prof. Dr. Görür, “Şimdiye kadar bu özellikleri bilmeden geldik ve çok şanslıyız. Her fay hattının kendine özgü özellikleri var. İlk önce geometrisine bakılmalı. Fayın uzunluğu tespit edilmeli. Ayrıca fayın bazıları dallı budaklı olurken, bazıları paralel olarak yan yana dizilmiş olabiliyor. Bir diğeri derinliğinin tespit edilmesi. Sığ olan fay daha küçük deprem üretirken, derin olan fay büyük depremler üretebiliyor. Ayrıca fay hattının en son ne zaman deprem ürettiği de bilinmeli ki tekrar ne zaman deprem üreteceği öngörülecek. Bu nedenle düşmanımızı tanımalıyız. Bu düşman soteye yatmış ve ne zaman uyanacağı belli değil. Deprem olacağı zaman 100 binlerce insanımızı kaybetmek istemiyorsak; bu fay özelliklerini bilip, önlem almalıyız” diye konuştu.
‘İZMİR’DE FAY ANALİZİ ÇALIŞMALARINA BAŞLANDI’
İzmir’de önce fay analizinin yapılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Görür, “Bugün İzmir’de bu çalışma başladı. ODTÜ’deki arkadaşlarla analizler yapıyor. Fay analizi tespitinden sonra İzmir’in topografyasına bakmak lazım. İzmir’de bazı yerler yüksek, bazı yerler ova ya da çukur. Yüksek olan yerlerin depreme daha dayanıklı olduğuna işaret edilir. Aynı bölgede bazı yerler alçak olurken, bazı yerlerin yüksek olması o bölgede depremlerin meydana geldiğini gösterir. Üçüncüsü; jeolojisini incelemek. Çeşitli üniversiteler, İzmir’in jeolojisini çalışmışlar. ‘Hidrojeoloji’ denilen İzmir’in altındaki su rezervleri, bize problem çıkaran şeylerdir. Eğer zemin altında su varsa, deprem sırasında problem var demektir. Bu su akışların nerelerde kalınlaştıkları, nerede azaldığı ve akış yönleri önemlidir. Killi, sulu zeminler yapılan yollar, binalar ve üst yapılar depremde yıkılmaya mahkumdur. Bugün İzmir’de bunlar da yapılıyor. Jeofizikte özellikle sismoloji parametreleri yapıyoruz” dedi.
‘KENT YÖNETİMİ VE KENT YÖNETİMİNDEKİ YAPILANMA DEĞİŞTİRİLMELİ’
Mikro bölgeleme çalışmalarının İzmir’de yapılan bir hazırlık olduğunu söyleyen Prof. Dr. Görür, “Dirençli kent haline gelebilmek için kent yönetimi mikro bölgeleme esaslarına göre yapılmalı. Kent yönetimi ve kent yönetimindeki yapılanma değiştirilmeli. İzmirlileri eğiteceksin. İzmir halkı deprem direncine karşı bilgili olmadığı sürece, İzmir’i deprem dirençli kent yapmazsınız. İzmirliler, 30 tane kaçak kat çıkabilir. Bunu bilinçsiz yapıyorlar hatta kaçak katları affedenleri omuzlarında taşıyor. Yapı stoku çok önemli ve sihirli bir kelime. Tüm siyasiler; kentsel dönüşüm adı altında yapı stokunu halledersek, depreme hazırlarız sanıyorlar. Kentsel dönüşüm sanki yapı stoku ile hal olurmuş gibi sanıyorlar. Sadece yapı stokuna yönelirsen; deprem problemini gelecek nesillere ihraç etmiş olursunuz. Bunun için bütün kentin bileşenlerini deprem dirençli yapmak lazım; sadece bina ile olmaz” diye konuştu.
]]>ÖMER ÇELİK: YÜREĞİR’İN DOKTORU OLACAK
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Parti Sözcüsü ve Adana Milletvekili Ömer Çelik, yaptığı konuşmada Dr. Halil Nacar’ın Yüreğir’e hizmet için çalışacağını belirtip, “İnşallah sizlerin oyları ile Halil Nacar başkan seçilip Yüreğir’in doktoru olacak” dedi.

HERKES VE HER ŞEY İÇİN PROJE
Cumhur İttifakı AK Parti Yüreğir Belediye Başkan adayı Dr. Halil Nacar ise projelerini Kentsel Dönüşüm, Sanat, Spor, Çevre, Emekliler, Kadınlar, Gençler, Çocuklar, istihdama yönelik projeler başlığı altında sıraladı.
ULAŞILABİLİR BELEDİYE
Dr. Halil Nacar, öncelikle sosyal ve ulaşılabilir bir belediye olacaklarını ifade ederek, “Beyaz masa her vatandaşı dinleyecek 107 mahalle muhtarını her hafta arayacak. Kent konseyimiz Yüreğir istişare kurulu olarak çalışacak. Seni seçim zamanı gördük bir daha göremeyiz sözlerine inşallah yine aranızda olarak son vereceğiz” dedi.
İŞTE PROJELER
Dr. Halil Nacar’ın “Yüreğir’e Yakışacak” başlığı altında bazı projeleri şöyle:
YÜREĞİR KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ
Bu dönüşümde her hane kazanacak. Bana inanın kaybetmeyecek kazanacaksınız. Yüreğir belediye kentsel dönüşüm ofisimiz kurulacak.
KENT MEYDANLARI
Yüreğir’e yakışacak içerisinde vakit geçirilecek kent meydanı
TRAFİĞE KAPALI ENGELSİZ SOKAKLAR
Yüreğir cazibe merkezi olacak
GÜNEY ÇEVRE YOLU PROJESİ
Bu proje ile trafiğimiz rahatlayacak
NEFES YÜREĞİR
Çevreye duyarlı Yüreğir hayal ediyorum ve bunu ilçemize kazandıracağız.
YÜREĞİR SAHİL MASTER PLANI
YÜRÜYÜŞ BİSİKLET YOLU
BİR MİLLET BAHÇESİ DAHA YAPACAĞIZ
AİLE MESİRE VE PİKNİK ALANLARI
HALKA AÇIK SPOR ALANLARI
DOĞAL AFETLERE KARŞI TOPLANMA ALANLARI
ÇOCUK OYUN ALANLARI
UYGUN FİYATLI BELEDİYE KAFELERİ
EMEKLİ KIRAATHANELERİ
MAHALLE ÇOCUK OYUNLARI
BÖLGESEL KREŞLER
GRNÇLER İÇİN MAHALLE SPOR ALANLARI
BÖLGESEL PAZAR ALANLARI
BÖLGESEL TAZİYE EVLERİ
KENT ORMANI
SIFIR ATİK TOPLAMA ALANLARI
SOSYAL YARDIM OFİSİ
YÜREĞİR KART DAR GELİRLİ EMEKLİLERE YILLIK 2 İKRAMİYE YÜKLEME YAPACAĞIZ
YÜREĞİR GENÇ KART
DARBGELİRLİ BÖLGELERİMİZDE BELEDİYE MARKETLERİ AÇACAĞIZ
AKTİF YAŞAM MERKEZİ
ENGELSİZ YAŞAM BAKIM REHABİLİTASYON VE AİLE DANIŞMA MERKEZİ
NİKAH VE DÜĞÜN SALONU HALKA AÇIK
GENÇLERİMİZ İÇİN GELECEK YÜREĞİR
YÜREĞİR GENÇLİK MECLİSİNİ KURACAĞIZ
GENÇLİK MERKEZİ KURACAĞIZ SOSYAL ALANLAR VE SPOR ALANLARI OLACAK
7/24 HİZMET VEREN KÜTÜPHANE
KÜLTÜR KENTİ YÜREĞİR
MİSİS FİLM PLATOSU
DRİFT FESTİVALİ
YÜREĞİR OBASINDA FESTİVAL ŞENLİK OLACAK
FİLM VE MÜZİK FESTİVALLERİ
YEREL SANATÇILARIMIZA HERZAMAN DESTEK OLACAĞIZ
SPORUN MERKEZİ YÜREĞİR
ÇOK AMAÇLI SPOR MERKEZİ
3000 SEYİRCİ KAPASİTELİ TAM OLİMPİK YÜZME HAVUZU BUNUN DIŞINDA MAHALLE MERKEZLERDE HAVUZ
SAĞLIKLI YÜREĞİR
YAŞLI BAKIM MERKEZİ VE REFAKATÇİ MİSAFİRHANESİ
KALKINAN YÜREĞİR
İSTİHDAM OFİSLERİ
KADIN KOOPERATİFLERİ MAHARETLİ ELLER ÇARŞISI
KÜÇÜK SANAYİ SİTESİ
TEKNO YÜREĞİR TAKIMI İŞE TEKNOFEST TE YERİMİZİ ALACAĞIZ
ESPOR TAKIMLARI KURACAĞIZ
ÜRETEN ÇİFTÇİLER
HAYVAN SATIŞ VE KESİM ALANLARI ÇAĞA UYGUN MODERN
Projelerimizi 6 ana başlık altında sizlerle paylaşmak istiyoruz…
Yollarıyla, toplu taşımasıyla ilk konu başlığımız Ulaşan Şehir Bursa..
Mevcutta Kestel’den başlayıp Acemlere kadar gelen buradan 2 hatta ayrılıp şehrimizde toplam 57 km raylı sistem hizmet veriyor. Bursaray hattının kapasitesini yüzde 60 artırdık. Yaklaşık 25 kimlik ilave yapmış olduk. Geçtiğimiz dönemde 9 kilometrelik tramvay hattı ile İstanbul caddesini raylı sistemle buluşturduk.
Raylı sistem ağımızı YTH ile buluşturuyoruz. 5.4 km uzunluğa sahip 3 istasyona oluşan hat ile Üniversite’den Görükle’ye erişimi sağlıyoruz.
YENİ METRO HATLARI
Çalı – Demirtaş metro hattına önümüzdeki dönem başlıyoruz. 22 km uzunluğu ile toplam 16 istasyonu olan metro hattı Çalı İstasyonu’ndan Bursa terminaline ulaşacak. İlk kez kuzey – güney aksında bir metro yatırımı gerçekleştirmiş olacağız. Önümüzdeki dönem toplam 89 km metro hattına ulaşacağız.
68 adet metro aracını 189 milyon euro yatırımla kentimize kazandırıyoruz. Türkiye’nin en genç otobüs filosuna sahip kentimize 500 yeni otobüs kazandıracağız. Elektrikli otobüs dönüşümünü de başlatacağız.
Yol ve kavşak çalışmaları da hayati öneme sahip. Mudanya ve İzmir yönünde tek bir ulaşım aksına sahip. Güney çevre yolu yıllardır konuşuluyor.
Tek ana aksa alternatif biri kuzey biri güney olmak üzere iki yeni koridor oluşturuyoruz. 2.3 km’lik güzergahla araçlar direkt 11 Eylül Burvarı’na ulaşacak.
Koridorun 3. kısmında Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı’nı 3 gidiş 3 geliş olmak üzere Hamitler’e bağlıyoruz.

“İKİ TÜNEL İLE BURSA’DA BİR İLKİ BAŞARACAĞIZ”
Kuzey Koridoru’nda sağladığımız konforun bir benzerini güney koridorunda sağlıyoruz.
16 kilometrelik yeni bir alter oluşturuyoruz. Çalı – Görükle ve Şehir Hastanesi güzergahında ağır araç trafiğini yönlendirecek 9 kilometrelik yeni güzergah açıyoruz.
Kuzey’de ve Güney’de inşa edeceğimiz iki tünel ile Bursa’da bir ilki başaracağız.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılacak Kuzey Otoyolu önemli bir yol üstlenecek. Hali hazırda kullanılan otoyol, Çevre Yolu olarak Büyükşehir Belediyesi’ne devredilecek.
Mudanya Yolu, Şehir Hastanesi’ne oradan da Özlüce’ye kadar uzanan yeni bir alternatif güzergah oluşturuyoruz. Geçit Köptrüsü’nde yapım çalışmalarını başlattığımız çalışma ile Mudayna yolundaki dar boğazları gideriyoruz.
Trafik yükünü kaldırmayan Görükle Kavşağı yerine yepyeni bir kavşağın yapımına başlıyoruz.
Toplu taşıma yol ve kavşak çözümlerimizle artan ihtiyaçları giderirken otopark ihtiyacını 50 bin kapasiteli otoparkla gidereceğiz.
KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ
Deprem özellikle şehrimiz gibi aktif fay hatları üzerine kurulu kentler için tartışılmaz bir gerçek. Önümüzdeki dönemin en önemli konu başlığı kentsel dönüşüm. Dirençli şehir Bursa için şimdi dönüşüm zamanı.
Bursa’daki 530 bin yapı ve 1 milyon bağımsız alan için çalışma başlattık. İstanbul Caddesi’nden Karapınar’a, Sıcak Su Gazi Emir’den Yiğitler’e ve kent merkezine kadar dönüşüm projesini başlatıyoruz. 4 farklı dönüşüm projesi ile 11 bin konutu sahiplerine teslim edeceğiz.
Jayka alanında uzman alanında akademisyenlerden oluşan bilim kurulumuzla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İlimiz bütünümüzdeki alanlarda kentsel dönüşüm çalışmalarına hız kesmeden devam edeceğiz. Yeni dönemde 100 bin konutluk kentsel dönüşüm projemizi hayata geçiriyoruz.
Önümüzdeki dönem kentimizde 16 bin yeni sosyal konut inşa ediyoruz. Yeni evlenen çiftlerimiz, işçilerimiz ve emeklilerimiz başta olmak üzere uygun fiyatlarla herkesi ev sahibi yapıyoruz.
Uzun yıllardır konuşulan Hanlarbaı bölgemiz ile tarihimize imza attık. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Hanlar bölgesini ilmek ilmek işleyeceğiz. Geçtiğimiz dönemde birçok eseri gün yüzüne çıkardık ve bölgede önemli bir seviyeye geldik.
Setbaşı, Yeşil, Emirsultan kısmında dönüşümü gerçekleştiriyoruz. Kent merkezimizin önemli tarihi yerlerinden olan Kayhan Bölgesi’nde meydanlı otopark projesini gerçekleştireceğiz. 3 bin metrekarelik alandaki meydan projemiz 300 araçlık kapalı otoparkıyla Çarşı bölgesindeki önemli bir eksiği giderecek.
Tarihi mahalle ve köylerimizi de koruyacağız. Uluabat gölü içerisindeki Gölyazı’yı eşsiz bir turizm destinasyonu haline geleceğiz. Gemlik’teki Umurbey mahallesini ön plana çıkaracağız.
Bir akıllı şehir yönetim merkezi oluşturuyoruz. Bu merkez istatistik ve bilgi analizi yaparken bir afet sırasında operasyon merkezine dönülecek. Şehrin dijital ikizinin oluşturulması çalışmalarını hızla oluşturuyoruz.
Buski yeni dönemde de şehrimizin dirençli kent yolculuğunda en önemli görevleri kararlılıkla sürdürecek. Şubat ayı içerisindeki düzenleme ile su faturalarındaki ilk kademeyi 12 metreküpten 18 metreküpe çıkardık. Çınarcık barajının suyunu Bursa ile buluşacak çalışmayı başlattık.
YEŞİL BİR BURSA
Geçtiğimiz dönemde 1,5 milyon metrekare yeni yeşil alan sözü vermiştik. 3,2 milyon metrekare yeni yeşil alanı kentimize kazandırdık. Bursa çok daha yeşil ve yaşanabilir bir şehir olacak. 3,5 milyon metrekarelik yeni yeşil alan sözünü veriyorum.
Şehrimizde yeşil mavi bir ağ oluşturacağız. Ayvalıdere, Nilüfer Çayı, Gök Dere, Hacivat deresi güzergahlarında yeşil alanlar, yürüyüş yolları yaratacağız. Kent bütünlüğüne yayacağımız tematik parklarımızla yeşili günlük yaşamın bir parçası haline getiriyoruz.
Şehrimizin çöp depolama alanı olarak kullanılan 180 bin metrekare alan üzerinde bir park konseptini hayata geçiriyoruz. Gemlik ilçesindeki 480 bin metrekarelik Kumsaz sahilinde su temalı eğlence parkımızı vatandaşlara açıyoruz. 500 bin metrekarelik bir park da açacağız.
Hamitler’de 180 bin metrekarelik alandaki düzenli katı atık tesisimizi botanik parka dönüştürüyoruz.
Bursa olarak günde 3 bin 500 ton katı atık üretiyoruz. Son teknoloji katı atık tesisimizi şehrimize kazandırıyoruz. Kapalı sistemde koku başta olmak üzere çevreye hiçbir olumsuzluk yaratmayan tesiste günde 2 bin 500 ton katı atık bertaraf ederek 100 bin evin elektriğini sağlayacağız. Önümüzdeki dönem Bursa Belediyesi’nin enerjisinin yüzde 70’ini yenilenebilir kaynaklardan sağlayacağız.
HER ALANDA ÜRETEN BİR BURSA
Dağınık halde bulunan ve işlevlerini yerine getiremeyen imalathaneleri şehrin doğu ve batısında oluşturacağımız iki farklı KOBİ sanayi bölgesine taşıyacağız.
Üreticilerimizi yeni yerlere taşıyacağımız gibi mevcut yerleri de şehrimize kazandıracağız. Üreticilerimizin ihtiyaçlarını gidermek üzere şehrin iki bölgesinde lojistik merkezleri kuruyoruz. Hava taşımacılığı deniz ve raylı sistemlerle entegre olacak. Gemlik Zeytini’nin merkezini oluşturmuş olacağız.
Tarım ve hayvancılığın her sektörüne desteğimizi devam edeceğiz. Fidan ve süs bitkisi üreticileri ile ortak proje geliştireceğiz. İhracatımızı her yıl artırarak devam edeceğiz. Genç ve kadın girişimcilere 100 bin TL’lik yeni iş hibesi sağlayacağız. Bursa İstihdam Ofisi ile vatandaşları iş ile buluşturacağız. Gençleri staj ile buluşturup maddi imkan sağlayacağız.
Kadınlarımızın ürünlerini alım garantisi ile ekonomiye sunacağız. Bursa’yı projelerimizle turizmde üst seviyeye çıkaracağız. Uludağ’ın turizm potansiyelini harekete geçirecek projeler yapacağız. Mudanya, Güzel Yalı ve Gemlik’te yapacağımız yat limanı ile Bursa Sahili’ni önemli bir turizm alanı haline getiriyoruz. Buralara yapacağımız yürüyüş ve rekreasyon alanları ile Bursa’nın şehri kimliğini canlandırıyoruz.
GENÇLERE VE EMEKLİLERE MÜJDE ÜSTÜNE MÜJDE
Genç Kant’a yıllık 5 bin TL yüklüyoruz. Gençler bu 5 bin TL ile sanatsal aktivitelere katılacak. STK faaliyetlerini tek çatı altında toplayan ortak alanlar yapacağız.
Düzenlenen etkinlikler için mekanlara ihtiyaç da üst düzeye çıkmış durumda. Bu dönemde kentimize 2 büyük kongre ve kültür merkezi kazandırıyoruz. Biri Yıldırım ilçesine yapılacak. 800 kapasiteli sahne sanatlarının icra edileceği, sergi ve workshop alanları olan bir tesis inşa ediyoruz.
İkinci tesisimizi de Nilüfer’e inşa ediyoruz. Yeni dönemde modern sanat müzesi, kültür sanat müzesi gibi projeleri haklın kullanımına sunacağız. Gençlere kariyer imkanı sağlayacak Genç Ofisi’ni kuruyoruz.
18 bin metrekarelik inşaat alanında 3 bin kişilik kapasiteli Atatürk Spor Salonu’nun ihalesini yaptık, kullanıma sunuyoruz. Şehrimizin batı bölgesine yeni bir spor kompleksini kuruyoruz. Şehrimizde off-road, drift, motorcross gibi sporların düzenli olarak yapılabilmesi için ihtiyaç duyulan tesisi şehrimize kazandıracağız.
Yelken, kano, dalış branşlarında hizmet veren spor kulüplerini tek çatı altında toplayan bir tesisi şehrimize kazandıracağız.
Okçuluk, matrak gibi sporları içeren Ata Sporları Kamp Merkezi’ni de İznik’te devreye alıyoruz. Yeni evlenecek çiftlerimize düğün salonu temin ediyoruz. Mobilya konusunda kendilerine destek sağlayacağız. 16 bin öğrenciye burs imkanı sağlayacağız. Genç sporcularımıza kriter gözetmeksizin burs imkanı sağlayacağız.
Öğrencilerimize ailelerinin yanlarına ulaşabilmeleri için yılda iki kez yol ücreti sağlayacağız. Önümüzdeki dönemde YSK kurs sayısını 15’e çıkaracağız.
Kütüphanesi’nden kafeteryasına, ücretsiz psikolog ve destek gibi hizmetleri olan gençlik merkezi sayısını artırıyoruz. Kesintisiz internet hizmetini yaygınlaştırıyoruz. Ana kucağı projemiz yaygınlaşıyor. 32 ana kucağında 4 bin yavrumuz okul öncesi eğitimle tanışıyor. Ana kucağı sayımızı 100’e çıkaracağız.
Aile eğlence merkezlerini hizmete alıyoruz. Çocuklar eğlenirken ailelerinin vakit geçireceği mekanlar sağlayacağız. Bünyesinde yer alan fitness merkezleri, psikolog, pedagog, diyetisyen gibi hizmetleri olan aile destek merkezlerini kazandıracağız. Yavrularımıza 600 liralık kantin desteği sunuyoruz.
Tüm emeklilerimize ulaşımda, su faturalarında ve sosyal tesislerimizde verdiğimiz kartla yüzde 25 indirim imkanı veriyoruz. Emeklilere yılda 2 kez olmak üzere 1500 TL’lik nakdi destek sunacağız
Projelerimizi 6 ana başlık altında sizlerle paylaşmak istiyoruz…
Yollarıyla, toplu taşımasıyla ilk konu başlığımız Ulaşan Şehir Bursa..
Mevcutta Kestel’den başlayıp Acemlere kadar gelen buradan 2 hatta ayrılıp şehrimizde toplam 57 km raylı sistem hizmet veriyor. Bursaray hattının kapasitesini yüzde 60 artırdık. Yaklaşık 25 kimlik ilave yapmış olduk. Geçtiğimiz dönemde 9 kilometrelik tramvay hattı ile İstanbul caddesini raylı sistemle buluşturduk.
Raylı sistem ağımızı YTH ile buluşturuyoruz. 5.4 km uzunluğa sahip 3 istasyona oluşan hat ile Üniversite’den Görükle’ye erişimi sağlıyoruz.
YENİ METRO HATLARI
Çalı – Demirtaş metro hattına önümüzdeki dönem başlıyoruz. 22 km uzunluğu ile toplam 16 istasyonu olan metro hattı Çalı İstasyonu’ndan Bursa terminaline ulaşacak. İlk kez kuzey – güney aksında bir metro yatırımı gerçekleştirmiş olacağız. Önümüzdeki dönem toplam 89 km metro hattına ulaşacağız.
68 adet metro aracını 189 milyon euro yatırımla kentimize kazandırıyoruz. Türkiye’nin en genç otobüs filosuna sahip kentimize 500 yeni otobüs kazandıracağız. Elektrikli otobüs dönüşümünü de başlatacağız.
Yol ve kavşak çalışmaları da hayati öneme sahip. Mudanya ve İzmir yönünde tek bir ulaşım aksına sahip. Güney çevre yolu yıllardır konuşuluyor.
Tek ana aksa alternatif biri kuzey biri güney olmak üzere iki yeni koridor oluşturuyoruz. 2.3 km’lik güzergahla araçlar direkt 11 Eylül Burvarı’na ulaşacak.
Koridorun 3. kısmında Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı’nı 3 gidiş 3 geliş olmak üzere Hamitler’e bağlıyoruz.

“İKİ TÜNEL İLE BURSA’DA BİR İLKİ BAŞARACAĞIZ”
Kuzey Koridoru’nda sağladığımız konforun bir benzerini güney koridorunda sağlıyoruz.
16 kilometrelik yeni bir alter oluşturuyoruz. Çalı – Görükle ve Şehir Hastanesi güzergahında ağır araç trafiğini yönlendirecek 9 kilometrelik yeni güzergah açıyoruz.
Kuzey’de ve Güney’de inşa edeceğimiz iki tünel ile Bursa’da bir ilki başaracağız.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılacak Kuzey Otoyolu önemli bir yol üstlenecek. Hali hazırda kullanılan otoyol, Çevre Yolu olarak Büyükşehir Belediyesi’ne devredilecek.
Mudanya Yolu, Şehir Hastanesi’ne oradan da Özlüce’ye kadar uzanan yeni bir alternatif güzergah oluşturuyoruz. Geçit Köptrüsü’nde yapım çalışmalarını başlattığımız çalışma ile Mudayna yolundaki dar boğazları gideriyoruz.
Trafik yükünü kaldırmayan Görükle Kavşağı yerine yepyeni bir kavşağın yapımına başlıyoruz.
Toplu taşıma yol ve kavşak çözümlerimizle artan ihtiyaçları giderirken otopark ihtiyacını 50 bin kapasiteli otoparkla gidereceğiz.
KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ
Deprem özellikle şehrimiz gibi aktif fay hatları üzerine kurulu kentler için tartışılmaz bir gerçek. Önümüzdeki dönemin en önemli konu başlığı kentsel dönüşüm. Dirençli şehir Bursa için şimdi dönüşüm zamanı.
Bursa’daki 530 bin yapı ve 1 milyon bağımsız alan için çalışma başlattık. İstanbul Caddesi’nden Karapınar’a, Sıcak Su Gazi Emir’den Yiğitler’e ve kent merkezine kadar dönüşüm projesini başlatıyoruz. 4 farklı dönüşüm projesi ile 11 bin konutu sahiplerine teslim edeceğiz.
Jayka alanında uzman alanında akademisyenlerden oluşan bilim kurulumuzla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İlimiz bütünümüzdeki alanlarda kentsel dönüşüm çalışmalarına hız kesmeden devam edeceğiz. Yeni dönemde 100 bin konutluk kentsel dönüşüm projemizi hayata geçiriyoruz.
Önümüzdeki dönem kentimizde 16 bin yeni sosyal konut inşa ediyoruz. Yeni evlenen çiftlerimiz, işçilerimiz ve emeklilerimiz başta olmak üzere uygun fiyatlarla herkesi ev sahibi yapıyoruz.
Uzun yıllardır konuşulan Hanlarbaı bölgemiz ile tarihimize imza attık. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Hanlar bölgesini ilmek ilmek işleyeceğiz. Geçtiğimiz dönemde birçok eseri gün yüzüne çıkardık ve bölgede önemli bir seviyeye geldik.
Setbaşı, Yeşil, Emirsultan kısmında dönüşümü gerçekleştiriyoruz. Kent merkezimizin önemli tarihi yerlerinden olan Kayhan Bölgesi’nde meydanlı otopark projesini gerçekleştireceğiz. 3 bin metrekarelik alandaki meydan projemiz 300 araçlık kapalı otoparkıyla Çarşı bölgesindeki önemli bir eksiği giderecek.
Tarihi mahalle ve köylerimizi de koruyacağız. Uluabat gölü içerisindeki Gölyazı’yı eşsiz bir turizm destinasyonu haline geleceğiz. Gemlik’teki Umurbey mahallesini ön plana çıkaracağız.
Bir akıllı şehir yönetim merkezi oluşturuyoruz. Bu merkez istatistik ve bilgi analizi yaparken bir afet sırasında operasyon merkezine dönülecek. Şehrin dijital ikizinin oluşturulması çalışmalarını hızla oluşturuyoruz.
Buski yeni dönemde de şehrimizin dirençli kent yolculuğunda en önemli görevleri kararlılıkla sürdürecek. Şubat ayı içerisindeki düzenleme ile su faturalarındaki ilk kademeyi 12 metreküpten 18 metreküpe çıkardık. Çınarcık barajının suyunu Bursa ile buluşacak çalışmayı başlattık. Hizmete alınacak olan Gemlik – Büyükkumla Barajı ile 2500 kilometrelik yeni içme suyu
İşte röportajın tamamı:
“HER SANATÇI KENTLERE FARKLI ŞEKİLDE DOKUNDU” ‘
Öncelikle Denizhan Özer’i tanıyabiliriz miyiz?
Ben Denizhan Özer, serginin küratörüyüm. Sadece Türkiye’de değil dünyanın dört bir tarafında sergiler ve sanat projeleri yapıyorum. Çifte vatandaşlığım olduğu için biraz İstanbul’da biraz da Londra’da yaşıyorum. Bu sergide de kenti irdeleyen 32 sanatçının 50 farklı da eserine yer verdik.
Kent Manzaraları sergisinde bizleri nasıl bir kent tasviri bekliyor?
“Bu sergide sadece İstanbul yok, Kent Manzaraları derken kentin ve kentlerin ruhunu irdeleyen bir sergi oluşturduk. Tabii ki İstanbul’da olduğumuz için ağırlıklı olarak İstanbul manzaraları var. Fakat şu an yanında durduğumuz Zeynep Yazıcı’nın eseri yapıbozumcu bir resim olarak bombalanan ve parçalanan kentler olarak Ortadoğu’yu, Gazze’yi, Halebi anlatıyor. Avrupa’dan kentler var, erimiş kentlerden Çernobil var. Bu sergide her sanatçı kentlere farklı bir şekilde dokundu.”
DÜŞTEN GERÇEĞE KENT MANZARALARI
Manzara denildiği sadece görünen değil aynı zamanda kentin ruhu da bu sergide yakalanmaya çalışıldığını belirten Denizhan Özer, hayallerin ve gerçeklerin bir arada olduğu kent manzaralarını bu sergide sunuyor.
“Biz bu sergide ustalar, orta kuşak ve genç sanatçılardan oluşan, fırsat eşitliği ilkesine bağlı kalarak bir seçki yaptık. Çünkü zaten üniversite ortamında bulunuyoruz ve çağdaş bir dünyada bunu yapmak gerekiyordu. Serginin 5-6 farklı bölümü var. Bunlardan bir tanesi doğayla ilgili, doğa-kent ilişkisi üzerine hazırlandı. Çünkü insanlar kenette yaşarken, kentin o koşturmacası içinde doğaya bir özlem duyuyor. Diğer bir bölümde ise gördüğümüz kentler; yani İstanbul, Galata Kulesi gibi manzara olarak gördüğümüz kentler yer alıyor. Başka bir bölümde kaostan beslenen kentler irdelendi. Kudüs gibi kutsal kentler ise serginin bölümlerinden birini oluşturdu. Kent-yaşam ilişkisi ve insanın yok sayıldığı erimiş kentler ise farklı bir bölüm olarak ele alındı. Yani kent kavramını farklı farklı kavramlar ve temalarla ele aldık. Biz buna düşten gerçeğe kent dedik. Çünkü kentler insanların hayatlarında her zaman düşsel olarak da yeri vardır.”
Kent Manzaraları sergisinde hangi şehirleri görüyoruz?
“Doğal olarak İstanbul var, Kudüs, Gazze, Şam, Halep gibi yıkılan ve yeniden yapılan kentler var. Bunların dışında Çernobil, Trabzon, İskenderun gibi kentler de yer alıyor. Kısacası farklı coğrafya ve kentlerden oluşan bir Kent Manzaraları sergisi oluşturuldu.”
Kent Manzaraları sergisi sadece bir sergi olmanın da dışında özel bir projeye de ev sahipliği yapıyor bu projeden bize bahseder misiniz?
“Sergi İstanbul Kent Üniversitesi’nin Kağıthane kampüsünde, Kağıthane Belediyesi’nin destekleriyle gerçekleştiriyor. Dolayısıyla hem İstanbul Kent Üniversitesi’ne hem de Kağıthane Belediyesi’ne çok teşekkür ediyoruz. Çünkü sanatı burada gençlerle ve halkla buluşturdular. Sanatçıların görünür olmasına katkı sağladılar. Bu sergi sadece İstanbul Kent Üniversitesi öğrencilerine açık değil herkese açık bir sergi dolayısıyla bütün sanatseverleri bekliyoruz.”
‘Öğrencileri sanatla buluşturuyoruz’
“Bunların haricinde de Milli Eğitim Bakanlığı ve Kağıthane Belediyesi’nin desteğiyle lise ve ortaokul öğrencilerini sergiye gelip sanatla buluşmaları için de destek olacağız ve sergiye taşıyacağız. Böylelikle lise ve ortaokul öğrenciler hem üniversite ortamını görecekler hem de sanatla karşılaşacaklar.”
Son olarak ne söylemek istersiniz?
İlk olarak serginin 15 Mart’a kadar açık onu belirteyim. 2 haftalık süreç içerisinde zamanı olan, bu kentin koşturmacası içinde zaman bulabilen herkesi sergimize bekliyoruz. Burada görevli arkadaşlarımız var her konuda sanat severlere yardımcı olacaklardır.
Hamza Dağ’ın açıklaması şu şekilde;
“Öncelikle Açık Kapı stratejisi uygulayacağız. Hemşehrilerimizin doğrudan büyükşehir belediyemize; soru, talep ve önerilerini iletilebileceği mekanizmaları açık kapı platformunu hayata geçireceğiz. Şeffaf olacağız.
Yönetimimiz boyunca, her adımımızı açıklık, dürüstlük ve hesap verebilirlik temelinde atacağız. İnsan merkezli çalışmayı ilke edineceğiz. Altyapı, ulaşım, eğitim, sağlık, çevre düzenlemelerinde her daim insan odaklı çalışmaları esas alacağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak vatandaşlarımızın her anında hep yanında olacağız.
Kent sakinlerimiz; yaşamlarının her aşamasında, hayatlarının her anında destekleyici ve yönlendirici bir anlayışla bizleri hep yanlarında görecek. İzmir’imize 360 derece belediyecilik ile her alanda kaliteli hizmet sunacağız.
Her vatandaşımızın refahını düşünen, ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirliği birleştiren, yenilikçi politikalarımızla kent yaşamını destekleyeceğiz. Sürdürülebilir kaliteli hizmet vizyonuyla hareket edeceğiz.
Şehrimize sunacağımız tüm alt yapı ve üst yapı projelerinde dayanıklı ve modern ürünler kullanarak sürdürülebilir kaliteli bir hizmet anlayışını kentimize kazandıracağız. Katılımcı bir yönetişim dönemi için söz veriyoruz. Bu dönem kentte her sesin gücü ve çeşitliliği ön planda olacak. Kapsayıcı bir bakışla İzmir’de unutulan hiç kimse, görmezden gelinen tek bir hemşerimiz kalmayacak.
Şimdi de, yönetim anlayışımıza geçmek istiyorum. İzmir’imizi Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızı yaparken nasıl bir yönetim anlayışı benimseyeceğiz. İlk olarak yerelde hizmet anlayışıyla her daim ulaşılabilir olacağız. İzmirli hem şehrilerimiz, vatandaşın ayağına giden bir belediye ile tanışacak. Mobil iletişim araçlarımız sürekli İzmir’imizin sokaklarında dolaşacak.
Planlı olacağız. Yapılan çalışmaların süresini, başlama-bitiş tarihlerini, çalışmalardan etkilenen sokak ve caddelerde oturan vatandaşlarımızın bilgisine sunacağız. Hizmetlerimiz şehrin ihtiyaçlarına cevap verirken kentin tarihi cazibesini tamamlayacak, kalkınmanın İzmir’in kültürel mirası doğal çevresiyle uyum içinde olmasını sağlayacaktır.
İzmir’in eşsiz kimliğini geleceğe taşıyacağız. Ortak akılla istişare kültürünü benimseyeceğiz. İzmirlilerin ortak aklı, İzmir’in ortak aklı olacak. Çözüm odaklı olacağız. Kente dair sorunları; siyasi görüş ayırt etmeksizin, ötelemeden ana gündemimiz haline getirecek, çözüme kavuşturacağız. Şehrimize dair her meseleyi yenilikçi bir vizyonla ele alacağız.
Kent sakinlerimizin yaşam kalitesini artırabilecek yenilikçi politikaları, teknolojileri ve kentsel yönetişim yaklaşımlarını benimseyeceğiz. Güncel teknolojik yöntemleri şehrimize kazandıracağız. Hizmetlerimiz için dijital platformlardan, yenilenebilir enerji altyapısına, trafik akışını optimize eden akıllı sistemlere kadar tüm teknolojik çözümleri şehrimizde uygulayacağız.”
11 BAŞLIKTA PROJELER
Hamza Dağ projelerini ise şu 11 başlıkta sıraladı;
Ulaşılabilir İzmir
Sosyal Belediyeciliği ile Eşsiz İzmir
Çevre Altyapısıyla Eşsiz İzmir
Dönüşümüyle Eşsiz İzmir
Turizmiyle Eşsiz İzmir
Eğitim Ve İstihdamıyla Eşsiz İzmir
Akıllı Şehircilik
Sağlık Altyapısıyla Eşsiz İzmir
Tarımıyla Eşsiz İzmir
Spor Altyapısıyla Eşsiz İzmir
Kültürüyle Eşsiz İzmir
Dağ, ‘Ulaşılabilir İzmir’ başlığı altındaki projeleri şöyle açıkladı;
İZMİR KÖRFEZ GEÇİŞİ
İzmir Körfez Geçişi, İzmir’in iki yakası birbirine bağlayan bir köprü ve tüp geçit projesidir. Körfezin iki yakasını birbirine daha da yakınlaştıracak bu proje, şehrimizin ulaşım ağını köklü bir şekilde dönüştürecektir.
Bu proje 12,6 kilometre, gidiş geliş 3 şeritli yol, 6,9 kilometresi deniz geçişi olmak üzere 4 bin 175 metre körfez deniz köprüsü ve yapay ada içerecektir.
Projeyle birlikte yapılacak raylı sistem, her iki yakadaki raylı sistemlere entegre edilecek. Bu sayede, İzmir’in ulaşım ağında entegre, verimli ve hızlı bir sistem oluşturulacak.
YENİ ÇEVREYOLU PROJESİ
İzmir’imizin en can alıcı sorunlarından biri olan trafik meselesine köklü bir çözüm getirecek olan “İzmir’e Yeni Çevre Yolu Projesi”ni hayata geçireceğiz.
Yeni çevreyolumuz ile şehrin trafiğini rahatlatmayı, şehre nefes aldırmayı hedefliyoruz. Bu yol şehrin içindeki araç yoğunluğunu azaltarak, emisyon miktarlarında önemli bir düşüş sağlayacak.
MENEMEN-BUCA ARASI 20 DAKİKAYA DÜŞECEK
Yeni çevreyolunun devreye girmesiyle, Menemen-Bayraklı arası trafikte kalma süresi 10 dakikaya, Menemen-Buca arası ise 20 dakikaya inecek. Bu, her bir İzmirli için değerli zamanını, aileleri ve sevdikleriyle geçirilebileceği anlamına geliyor.
Yeni çevreyolunu şehir merkezine bağlayacak 9 önemli bağlantı yolu yapacağız. Bu bağlantı yolları şunlar olacak;
– Koyundere
– Harmandalı-Ulucak
– Harmandalı-Çiğli
– Örnekköy Mezarlık bölgesi
– Doğançay
– Şehir Hastanesi
– Manisa Yolu
– Ambarlar Bölgesi İzmir -İstanbul Otoyolu Bağlantısı
– Buca-Çeşme Otoyol Ayrımı
RAYLI SİSTEMLER
Karşıyaka ve Konak tramvay hatlarını birleştirerek, hafif raylı sistem ağımızı bütünleştireceğiz. Yapımı devam eden Buca Metrosu’nu tamamlayacağız.
Halkapınar-Otogar İZBAN hattını hayata geçirerek havalimanı ile otogar arasında kesintisiz raylı ulaşımı sağlayacağız. Buca Metrosu’nu tamamlama çalışmasını devam ederken Karabağlar-Gaziemir Metrosu çalışmalarına başlayacağız. İZBAN’a yeni rota olarak Bergama-Kınık hattının eklenmesiyle İzmir’in ulaşımını modern, hızlı ve çevreci bir yapıya kavuşturacağız.
İZBAN’a 4 durak eklenecek
İZBAN’a 4 durak ekleyeceğiz. Devam eden Gürçeşme ve Katip Çelebi Üniversitesi durakları hızlıca hayata geçirilecek, Asarlık ve Koyundere duraklarını da en kısa sürede yapacağız.
9 VAGONA ÇIKACAK
Yerli ve milli tren setlerimizle İZBAN’ı 9 vagona çıkartarak, burada yaşanan izdihamları da bitireceğiz. 30 yeni tren seti alarak, istasyonlardaki 24 dakikalık bekleme süresini 12 dakikaya, 12 dakikalık bekleme süresini ise, 6 dakikaya indirerek hemşehrilerimize zamandan yarı yarıya tasarruf ettireceğiz.
’90 DAKİKA’ UYGULAMASI BAŞLAYACAK
“90 dakika” uygulamasını geri getireceğiz. Ayrıca Genç İzmirim Kart sahipleri için bu süreyi 120 dakikaya çıkartacağız.
OTOPARKLARDA YÜZDE 50 İNDİRİM
“Park Et, Ücretsiz Devam Et” uygulamasıyla özel araçlarını otopark noktalarına park eden vatandaşlarımız “İZMİRİM KART” uygulamasıyla hem otoparktan indirimli yararlanacak hem de toplu taşıma araçlarında yapacakları ilk 90 dakika yolculuklarda ücretsiz seyahat edebilecektir.
Ayrıca, belediyemize ait otoparkları kullanan “İZMİRİM KART” sahibi vatandaşlarımız ilk 30 dakika ücretsiz park etme hakkına sahip olacaktır. Mevcut otopark tarifelerinde Nisan 2024 itibariyle YÜZDE 50 oranında indirime gideceğiz
OTOGAR YENİLENECEK
Otogarı İzmir’in yenilikçi, modern ve yeşil kimliğine uygun bir şekilde yerinde yenileyeceğiz. Yenileme projesi kapsamında, mevcut kot farkını koruyarak, otobüslerin giriş ve çıkışlarının ayrı katlardan yapılmasını sağlayacağız. Bu, hem trafik akışını kolaylaştıracak hem de terminalin işlevselliğini artıracak bir adım olacak.
DENİZ ULAŞIMININ ULAŞIM İÇİNDEKİ PAYI ARTACAK
Mevcut iskeleleri aktif hale getirerek, deniz ulaşımının payını yüzde 2,5’ten yüzde 5’e çıkartarak, toplam ulaşım içindeki payını 2 katına artıracağız.
]]>