
TİHEK Kanunu çerçevesinde belirlenmiş 15 temeldeki her türlü ayrımcılığın yasaklandığını kaydeden Kılıç, kanunda öngörülen temellerden birinin de din ve inanç temelinde ayrımcılık olduğunu söyledi.
Söz konusu ayrımcılıkla, özel mülklerde havuzların kullanımı ve başka hizmet alanlarında karşılaşılabildiğini belirten Kılıç, “Vatandaşlara bir ayrımcılık yapılması, aynı durumda olanlara ayrımcı muamele sergilenmesi kanunen yasaklanmış durumda.” açıklamasını yaptı.
TİHEK’in daha önce bu konuda yapılan başvurularda ihlal kararları verdiğini anımsatan Kılıç, 2021’de verilen bir kararda, haşema ile havuza girilmesinde sağlık açısından sorun olmadığının raporlandığını, ihlal kararında da bu rapora değinildiğini ifade etti.

– “KİŞİLERİN HİZMET ALIRKEN KISITLANMALARI YASAKLANMIŞ DURUMDA”
Kılıç, TİHEK Kanunu ile düzenlenen yasaklama ve düzenlemelerin yanında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden başlamak üzere uluslararası sözleşmelerde ve Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komitesinin 22 numaralı yorumunda da ayrımcılığın yasaklandığını belirtti.
Muharrem Kılıç, “Kişilerin din ve inançlarını temsil eden giyimle kuşamla ya da ritüellerin temsili niteliğindeki durumlar üzerinden ayrımcılığa maruz bırakılması insan haklarına ve eşitlik hukukuna aykırılık teşkil ediyor.” dedi.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yorumları doğrultusunda da hak ve özgürlük alanına ilişkin kısıtlamaların makuliyet ölçüsünü aşacak şekilde yapılmasının yasaklandığını belirten Kılıç, konuyla ilgili yargı makamlarınca verilen kararların da mevcut olduğunu dile getirdi.
Prof. Dr. Kılıç, “Din ve inanç özgürlüğünün herhangi ritüelle olduğu gibi o dinin sembollerinin gösterimi noktasında kişilerin haklarının hizmet alırken kısıtlanmaları, ayrımcılığa maruz bırakılmaları yasaklanmış durumda.” diye konuştu.
– BUGÜNE KADAR “HAŞEMA” NEDENIYLE 13 İHLAL KARARI VERİLDİ
TİHEK Başkanı Kılıç, haşema ile havuz kullandırılmaması nedeniyle daha önce verilen kararlara ilişkin, “2020’de ilk kararımızı vermiştik, ayrımcılık yasağının ihlali olarak nitelendirilmiştik. Bir sitede, o sitenin sakini olan bir vatandaşın kendi inancına uygun olan kıyafetle, haşemayla havuza girme isteğinde, diğer vatandaşlara imkan sağlanırken ona sağlanmaması nedeniyle, başvuran kişi hakkında ihlal kararı vermiştik.” dedi.
Kılıç, TİHEK tarafından diğer yıllarda verilen kararlara ilişkin, “2021 yılında da vermiş olduğumuz bir karar vardı. 2022’de 8 karar verdik bu noktada. Yine ihlal kararı verdi kurulumuz. Geçen yıl da 3 karar, yani kurulumuz bu zamana kadar 13 karar vermiş durumda. Bu bir içtihadın, içtihat birliğinin oluştuğu anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.
TİHEK’in verdiği kararlara ilişkin yargı yolunun açık olduğunu dile getiren Kılıç, verilen ihlal kararlarının yargı kurumlarınca uygun bulunduğunu belirterek, “Yani hem yargı kararları hem de kurulumuzun vermiş olduğu kararlar, bunun din ve inanç özgürlüğüne dair bir ihlal olduğunu tespit etmiş durumda.” diye konuştu.

– TİHEK’IN RESEN İNCELEME YETKİSİ DE BULUNUYOR
Muharrem Kılıç, ayrımcılığa maruz kalanların TİHEK’e başvurabileceklerini, bunu şahsen ya da avukatları aracılığıyla da yapabileceklerini dile getirdi.
Kılıç, TİHEK’e müracaatta herhangi bir başvuru ücretinin bulunmadığını vurgulayarak, “İllerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar üzerinden ya da doğrudan web sayfamız üzerinden bize başvuru yapabilirler.” ifadelerini kullandı.
TİHEK’e başvuru öncesi, ayrımcılığa maruz kaldığını iddia eden kişilerin, mağduriyetlerinin giderilmesini ilgili kişiden isteme koşulunun bulunduğunu belirten Kılıç, 30 gün içinde yanıt alınmadığı halde, mağdur olduğunu savunanların TİHEK’e başvurabileceğini söyledi.
Kılıç, telafisi imkansız bir durumla karşı karşıya kalınması halinde ise başvuru koşulu aranmaksızın TİHEK’in harekete geçebileceğini belirterek, resen inceleme yetkilerinin de bulunduğunu bildirdi.

Bu mağduriyet durumlarının, hukuk ya da ceza davasına konu olabilecek nitelikte de olabildiğini dile getiren Kılıç, TİHEK’e yapılan başvuruların dava sürelerini durdurduğunu belirterek, bunun herhangi bir mahrumiyet ya da mağduriyete yol açmadığını kaydetti.
TKDK Erzurum İl Koordinatörü Mustafa Kılıç, AA muhabirine, kentte 2013’ten bugüne çok sayıda tarımsal faaliyet ve kırsal kalkınma alanında hibe desteği sunulduğunu anlattı.
Tarım ve kırsal kalkınmaya yönelik hemen hemen her alanda hibe destekleri verdiklerini ifade eden Kılıç, TKDK’nin 2024 itibarıyla IPARD III programına geçtiğini söyledi.

Kentte 2013’ten 2023’e kadar IPARD I ve II dönemi boyunca toplam tutarı 1,6 milyar lira olan yatırımlara, 720 milyon lira hibe verildiğini belirten Kılıç, şöyle konuştu:
“IPARD II dediğimiz 2017 ve 2023 yılları arasında uygulanan programda ise ilimizde toplamda 37 et süt hayvancılığı ahırı, 5 et süt işleme tesisi. 15 konaklama ve yeme içme tesisi yani otel projesi, 3 mantar üretim tesisi, 11 güneş enerjisi, 18 zanaatkarlık ve katma değerli ürünlere yönelik tesis, süt toplama, makine parkı, 41 arıcılık projesi ve 20 kültür balıkçılığı projesi hayata geçirildi. Bunlara toplamda 15 milyon avro hibe verdik. Bu yatırımlar neticesinde ilimizde 1820 kişilik ek istihdam ortaya çıkarıldı.”
“VATANDAŞIMIZ MEMLEKETİMİZDE İKAMET ETMEYE DEVAM EDECEK”
Kılıç, TKDK’nin dağıttığı hibelerle, kırsal kalkınmanın yerinde gerçekleştirildiğini, böylece vatandaşın kırsalda ikametine ve üretiminin sürdürülebilirliğine direkt etki edildiğini vurguladı.
Göçün ülkede ve kentte büyük sorun olduğuna işaret eden Kılıç, “Bu yatırımlarla vatandaşımız memleketimizde ikamet etmeye devam edecek. Özellikle kadın ve genç yatırımcılara ek puan vererek projelerinin öne çıkmasını sağlıyoruz. Kırsal kalkınmanın baş aktörleri gençler ve kadınlar. Verilen ek puan ve hibe oranlarıyla gençleri ve kadınları kırsalda tutup göç sorununun da önüne geçilmesi hedefleniyor.” ifadelerini kullandı.
Kılıç, hibe başvurularında, yatırımcının 18-65 yaş aralığında olması, belli suçlardan sabıka kaydının bulunmaması, hayvan kayıt ve çiftçi kayıt sistemi ya da KOSGEB üyeliği gibi belli şartlar arandığını, bu şartların sektörlere göre değişebildiğini bildirdi.
Hibe programlarına danışman firma aracılığıyla hazırlanan projelerle de başvurulabileceğini belirten Kılıç, “TKDK’ye başvuran vatandaşlarımız hem tesisin bina yapım işlerine hem üretim için gerekli olan makine ekipmanlarına hem de mühendislik işleri gibi fizibilite çalışmaları ile danışmanlık hizmetleri gibi harcamalara da hibe alabiliyor.” diye konuştu.
“AMACIMIZ EN ÜCRA YERLERDEKİ VATANDAŞA ULAŞABİLMEKTİ”
Kılıç, hibe alan kişilerin yatırımlarında KDV gibi vergilerden istisna tutulduğuna dikkati çekerek, aynı zamanda alınacak hibenin yarısı kadar da avans kullanılabildiğini kaydetti.
Bayburt’un 2024 yılı itibarıyla hibe başvurusunda bulunmaya başladığını anlatan Kılıç, “Bayburt’ta IPARD programı, hibeleri yeni olduğu için tüm çiftçilerimize ulaşmak amacıyla merkez ve ilçelerde tanıtım ve bilgilendirme toplantıları düzenledik, kayıtlı 13 bin çiftçimize kısa mesajla hibe ve başvuru takvimini ilettik. Aynı şekilde Erzurum’da da bilgilendirme ve tanıtım toplantılarına ek olarak kayıtlı 72 bin çiftçimize kısa mesajla program ve başvuru takvimini ilettik. Amacımız en ücra yerlerdeki vatandaşa ulaşabilmekti.” dedi.

“KIZINCA YANLIŞ ŞEYLER YAPTIM”
Tutuklu Muhammet Kılıç, Aksaray 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘tasarlayarak kasten öldürme ve yaralama’ suçlarından yargılanmaya başladı. Kılıç, 12 Ocak’ta yapılan ilk duruşmada, Melike Arıbaş ile evlenmek istediğini belirterek, “Kızları ile evlenmek istiyordum ancak ailesi buna müsaade etmedi. Bu yüzden kızdım, yanlış şeyler de yaptım. Bu sefer de sağda, solda iftira attılar. Güya nişanlıyken kızlarını dövüyormuşum, ‘Ahıra girme, annenin, babanın işini görme’ diye tehdit ediyormuşum. Dedikoduları duydum, M.Ö. aracılığıyla uyardım. Sonrasında da kızlarının fotoğrafını kızgınlıkla internete attım. Yarı müstehcen ama kapalı bir şekilde fotoğraflardı. Fazla durmadı. 5- 10 dakika kadar bile durmadı, sonra da sildim” dedi.

“DÜŞMAN SAHİBİYİM, SİLAHIM HER ZAMAN ÜSTÜMDE OLUR”
Kılıç, “Olay gününe gelirsek de 1 gün öncesinden kararlaştırmıştık, kız arkadaşımla buluşacaktık. Berberde tıraş oldum, çorba içmeye gittim. Araçları geçerken tesadüfen gördüm. Peşlerine takıldım, kalktım, yürüyerek gittim. Yanımda silahım vardı. Düşman sahibiyim, koyunlarım var. Silahım her zaman üstümde olur. Arabanın yanına gittim. Kızları araçtan indi. Tam dönüp gidecektim, öfkeme yenildim. Sol omzunun üstüne ateş ettiğimi hatırlıyorum. Başka da bir şey hatırlamıyorum. Doğanay Arıbaş’ın ‘Dur yapma, ne olur’ dediğini hatırlıyorum. Annesi zaten dibimdeydi, ona hiçbir şekilde eylemde bulunmadım. Doğanay’a da niyetim yoktu ama direksiyon başında olduğu için isabet etmiş. 4 el ateş ettiğimi hatırlıyorum. Sonuncu mermiyi de dışarıya doğru attım. İstemiş olsaydım Doğanay’ı da vurabilirdim” diye konuştu. Olay sırasında küfrettikleri gerekçesiyle diğer davetlilere de ateş açtığını belirten Kılıç, “Şarjörüm bitti. Yolda şarjörü değiştirdim. Küfredince de ateş etmeye devam ettim. Peşimden gelmemeleri için şarjörü taktım. Havaya da yere de ateş etmedim. Nişan alarak karşı tarafa ateş ettim. Kızgınlıkla, korkutmak amacıyla ateş ettiğimi söylemiştim. Direkt onları hedef alarak ateş ettim” dedi.

DAVADA KARAR ÇIKTI
Tutuklu Kılıç, 12 Haziran’da son kez hakim karşısına çıktı. Kılıç, öldürdüğü Melike Arıbaş’a yönelik olarak ağırlaştırılmış müebbet hapis, yaraladığı Doğanay Arıbaş’a yönelik olarak da 15 yıl hapis cezası aldı. Kılıç’a ayrıca ‘kasten öldürme teşebbüs’ suçundan olay müdahale polis memuru Şahin Ay’a yönelik 14 yıl, davetliler Bayram Ali Arıbaş, Tekin Aygün ve düğün sahibi Davut Yavaş’a yönelik 13 yıl 6’şar ay hapis cezası verildi. Kılıç, ‘6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunu’na muhalefet’ suçundan da 2,5 yıl daha hapis cezasına çarptırıldı.

ACILI BABA: ADALET YERİNİ BULDU
Mahkeme sonrası açıklama yapan Doğanay Arıbaş, “Aldığı ceza sonrası aile olarak bir nebze olsun içimiz ferahladı. Bu ceza, çocuk katillerine örnek olsun. Başka Melike’lerin başına böyle bir olay gelmesin. Adalet yerine buldu” dedi.
Kılıç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin, İsrail’in Gazze’deki savaş suçu niteliğindeki eylemlerine ilişkin Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Uluslararası Adalet Divanına açtığı soykırım konulu davaya müdahil olacağının açıklandığını anımsattı.
Açılan davada, Uluslararası Adalet Divanının, İsrail’in eylemlerini durdurması ve aldığı tedbirleri mahkemeye raporlaması yönünde karar aldığını anımsatan Kılıç, “Ama ne yazık ki o tarihten bugüne kadar İsrail yine savaş suçu niteliğindeki eylemlerini sürdürüyor.” dedi.
Saldırılarda çok sayıda Filistinlinin hayatını kaybettiğini belirten Kılıç, sağ kalanların ise yaşam mücadelesi verdiğini belirtti. Kılıç, bölgedeki insanların gıdaya erişim, barınma hakkına erişim noktasında ciddi anlamda bir ablukayla karşı karşıya kaldıklarını, açlıkla yüzleştiklerini ifade etti.
“21. yüzyılın ilk çeyreği biterken böylesi bir durumla karşılaşmak büyük bir trajedi ne yazık ki.” değerlendirmesinde bulunan Kılıç, dünya kamuoyunun İsrail’in soykırım eylemleri karşısında duyarsız kalmadığını dile getirdi.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin olayların başladığı 7 Ekim’den bu yana “Filistin’in bağımsızlığı ve ayrı bir devlet olarak varlığını sürdürme” noktasında irade ortaya koyduğunu belirterek, insani desteğini de sürdürdüğünü kaydetti.
Türkiye’nin son olarak açılan davaya müdahil olacağının açıklandığını dile getiren Kılıç, şu değerlendirmelerde bulundu:
“(Türkiye) Bu trajedi sürecinde insani desteğini sürdürmüştü ve başından itibaren siyasi anlamda desteğini de sürdürdü. Boykot kararı aldı. Ticari ilişkileri bu noktada kesmişti. En son gelişme bu noktada Uluslararası Adalet Divanına söz konusu dava çerçevesinde müdahillik açıklamasında bulundu. Güney Afrika’nın açmış olduğu bu savaş suçuyla, soykırım suçu davasına müdahil olacak Türkiye. Türkiye’nin müdahil olmasının anlamı, değeri, bir kere hukuken zaten Uluslararası Adalet Divanının ilgili mevzuatı çerçevesinde baktığımız zaman taraf ülkelere buna imkan tanındığını görüyoruz. Türkiye bu yetkisini, taraf ülke olması hasebiyle kullanıyor. Bunu herhangi bir hukuki engel söz konusu değil.”
“BU TARİHİ HADİSELERİN KAYIT ALTINA ALINMASI CEZA ADALETİ ANLAMINDA ÖNEMLİ”
TİHEK Başkanı Kılıç, Türkiye’deki sivil toplum örgütleri ile kamu kurumlarının Gazze’de yaşananları delillendirdiğini, kayıt altına aldığını bildirdi.
Anadolu Ajansının “Kanıt” isimli kitabında İsrail’in Gazze’deki katliamına yer verildiğini aktaran Kılıç, “Bu tarihi hadiselerin kayıt altına alınması, tarihe not düşülmesi noktasında önemli. Hakikatin ortaya çıkması açısından, ceza adaleti anlamında da önemli.” dedi.
Türkiye’nin, İsrail’in zulmünden kaçan Filistinlilere ev sahipliği yaptığını belirten Kılıç, “Türkiye’nin siyaseten bu süreçte müdahil olması hukuk tekniği açısından da önemli diyebilirim delilerin ispatı noktasında.” dedi.
“TÜRKİYE’NİN DAVAYA MÜDAHİLLİĞİ İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI ÜYELERİNİ MOTİVE EDECEK”
Prof. Dr. Kılıç, TİHEK’in Filistin’de yaşanan soykırım eylemleri ve insan hakları ihlallerine ilişkin bir komisyon oluşturduğunu, komisyonun raporlama faaliyeti çerçevesinde Türkiye’ye gelen Filistinlilerle görüşmeler gerçekleştirdiğini bildirdi.
İsrail zulmüne maruz kalan Filistinlilerin gözlemlerinin alındığı, yaşadıkları durumların tespit edildiğini aktaran Kılıç, “Bunları da biz raporumuza derç edeceğiz ve yakın zamanda komisyonumuz faaliyetini tamamladıktan sonra bütün dünya kamuoyuyla paylaşacağız.” dedi.
Türkiye’nin açılan soykırım davasına müdahil olmasının uluslararası diplomasındaki ağırlığı dikkate alındığında olumlu etki doğuracağını vurgulayan Kılıç, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’nin bu davaya müdahil olmasının bir başka önemli boyutu da İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesindeki devletlerin harekete geçmesi, siyasi tutum sergilemesi, davaya müdahil olmaları, taraf olmaları noktasında bir motivasyon yaratacağını, bütün dünyada bir etki yaratacağını ifade etmeliyim. Malumunuz Kolombiya’nın müdahillik talebi söz konusuydu. İslam dünyası açısından da Türkiye hem diplomasi noktasında hem jeopolitik gücü ve uluslararası diplomasındaki ağırlığı çerçevesinde böyle bir davaya müdahilliği olumlu bir etki edecek. Bu soykırım eylemlerine, insanlığa karşı eylemlere karşı vicdanın sesi olarak, küresel adaletin sesi, nefesi olarak büyük önem arz ediyor.”
“Her ne kadar pazarlama tekniği olarak bazı tur ve seyahat firmalarına ya da ülke bazında farklı fiyatlar uygulansa da yapılması gereken adil ve dengeli ücretlendirme ve standart fiyat açıklaması” olduğunu aktaran Güllü, bu fiyat üzerinden tur ve seyahat firmalarına indirim yapılması gerektiğini söyledi.
Tatil endüstrisinin adil ve dengeli bir fiyatlandırma politikasını benimsemesinin önemine değinen Güllü, şöyle devam etti:
“Halkımız ve yabancı ziyaretçiler için uygun fiyatlar sağlanabilir, farklı fiyatlar ve uygulamalar insan hakları ve eşitlik kurallarına da aykırılık oluşturmaktadır. Bu husus Anayasa’mızın 10’uncu maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne de aykırıdır. ‘Milliyet farkı’ adı altında farklı ücret ödemek durumunda kalan tüketiciler, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna şikayette bulunabilir ve tüketici hakem heyetine başvurarak ödediği farkın avans faiziyle iadesine karar verilmesini isteyebilir.”
“YASALARA AYKIRIDIR, AYRIMCILIKTIR”
Tüketici Hakları Derneği (THD) Genel Başkanı Ergün Kılıç da “Otellerin ‘milliyet farkı’ adı altında ekstra ücret talep etmesi yasal değildir, tüketicilerin mal hizmetlerden eşit yaralanmasına aykırıdır ve ayrımcılıktır.” dedi.
Kılıç, turizm belgeli otellerde uygulanacak fiyat tarifelerinin hazırlanmasına ve onaylanmasına ilişkin hükümlerin Turizm Tesislerinin Belgelendirilmesine ve Niteliklerine İlişkin Yönetmelik’te belirlendiğini ve belirtilen yönetmelikte milliyet ayrımına göre bir fiyatlandırma yapılamayacağını söyledi.
Tüketicinin korunması hakkındaki kanunda paket turlarla ilgili sözleşme hazırlanmadan önce tüketiciye ön bilgilendirme amaçlı broşür verilmesinin zorunlu olduğunu belirten Kılıç, turizm belgeli işletmelerin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanmış fiyat tarifelerine göre hizmet vermek zorunda olduklarının altını çizdi.
İşletmelerin onaylı tarifelerin üzerinde bir fiyat uygulaması yapamayacağını dile getiren Kılıç, “Pazarlama şartları dikkate alınarak onaylı fiyatların altında bir fiyat uygulayabilirler. Ancak uygulamada mağduriyetler oluşmakta. Bununla ilgili olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini düşünen tüketici veya müşteri, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna başvuru yapıp ilgili kuruma idari para cezası kesilmesini sağlayabilir.” diye konuştu.
“MERKEZ BANKASI’NIN KURU ESAS ALINMAK ZORUNDA”
Kılıç, şu değerlendirmede bulundu:
“Oteller, Belgeli İşletmelerin Uygulayacakları Fiyat Tarifelerinin Hazırlanması ve Onaylanmasına İlişkin Genel İlkeler Hakkında Tebliğe göre, fiyat tarifelerini, içinde bulundukları yılın eylül-ekim aylarında onaylatırlar ve fiyat tarifeleri bellidir. Ancak uygulamada bu fiyatlarında dışına çıkıldığı ve farklı fiyatlar uygulandığını görmekteyiz. Mesela çift yataklı odada tek kişi kaldığı takdirde oda fiyatının en fazla yüzde 80’i talep edilmek zorundadır. Ancak oteller daha fazla fiyat almakta ve tüketiciyi mağdur etmektedir.”
İlave yatak ücretinin, çift kişilik odada tek yatağa isabet eden miktarın yarısını geçemeyeceğini dile getiren Kılıç, şunları kaydetti:
“Ancak bu konuda da oteller ilave yatak içinde yüksek fiyat talep etmektedirler. Bu konuda tüketiciler veya müşteriler aradaki farkın iadesi için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapabilirler. Aynı zamanda ödemelere ilişkin yapılan fiyat hesaplamalarında, ödemenin yapıldığı ayın 1. günündeki Merkez Bankası tarafından ilan edilen döviz alış kuru esas alınmak zorundadır. Ancak oteller ödemenin yapıldığı günkü kuru esas almaktadırlar. Bu tür konularda fiyat tarifelerinde ve uygulanacak esaslarda ciddi anlamda bilgisizlik ve bilgi kirliliği söz konusudur.”
Kılıç, dernek olarak her türlü desteği ve yardımı vermeye hazır olduklarını ve bu konuda üyelerine gerekli eğitimleri verdiklerini bildirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu tarz bir durumla karşılaşmaları durumunda tüketiciler haklarını nasıl koruyabilir? Hangi yolu izlemeliler? Turizm Tesislerinin Belgelendirilmesine ve Niteliklerine İlişkin Yönetmelik, turizm tesislerine turizm yatırımı ve turizm işletmesi belgelerinin verilmesine, bu tesislerin yönetim, personel ve işletme özellikleri ile uymak zorunda oldukları fiziki şartlara, işletmecilik esaslarına, uygulanacak fiyat tarifelerinin hazırlanmasına ve onaylanmasına ilişkin hükümleri kapsar.
Tanıtım, bilgilendirme ve fiyat tarifeleri başlıklı maddesinde ise tesis tanıtımı Bakanlıktan alınan belgeye uygun olarak yapılır. ‘Tesis tanıtımında tüketici hakları açısından doğru bilgilere yer verilir, ülke turizmini zedeleyecek ya da yanıltıcı olabilecek tanıtımlarda bulunulamaz’ denilmekte. Ayrıca ‘onaylı fiyat tarifeleri’, müşteri profiline göre belirlenecek dillerde gerektiğinde müşteriye verilmek üzere hazır bulundurulur.”
Konaklama tesislerinin, oda ve yatak fiyatlarını müşterinin kolayca görüp okuyabileceği şekilde teşhir etmesinin zorunlu olduğunu aktaran Kılıç, “Yeme-içme ve eğlence tesislerinde uygulanan fiyatlar liste halinde müşteriye sunulur. Bu hal, onaylı tarifelerin istendiği takdirde müşteriye verilmesi gereğini ortadan kaldırmaz. ‘Fiyat listelerinde şikayetlerin yapılacağı mercilerin adres, telefon numaraları ve elektronik posta adresleri belirtilir.’ ifadesi yer almaktadır.” bilgisini paylaştı.
]]>
İsmailağa Cemaati’nden yapılan açıklamada, “Şeyhimiz Hasan Efendi Hazretlerimiz Rahmet-i Rahmân’a kavuşmuştur. Ümmet-i Muhammed’in başı sağ olsun!” ifadelerine yer verildi.
CENAZESİ SAKIZAĞACI ŞEHİTLİĞİ’NDE TOPRAĞA VERİLECEK
Kılıç’ın cenazesi bugün ikindi namazına müteakip Fatih Camii’nden kaldırılıp Sakızağacı Şehitliği’nde toprağa verildi.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN DA CENAZEDE

Fatih Camii’nde düzenlenen törene, Cumhurbaşkanı Erdoğan da katıldı.

Mahmud Efendi’nin vefatı üzerine İsmailağa Cemaati’nin başına geçen Hasan Kılıç, dün tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmişti. 94 yaşında hayatını kaybeden Hasan Kılıç için Fatih Camii’nde cenaze töreni düzenlendi.

Törene Cumhurbaşkanı Erdoğan, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici ve Kılıç’ın çok sayıda yakını katıldı.

MAHMUD EFENDİ’YLE DÜNÜRDÜ
İsmailağa Cemaati’nde Mahmud Ustaosmanoğlu’nun vefatı sonrası yerine geçen Hasan Kılıç, 1929’da Trabzon Dernekpazarı’nda dünyaya geldi.
Hafızlığını küçük yaşta tamamlayan Kılıç, daha sonra Of’ta Çalekli Hacı Dursun Efendi’den Arapça ve İslâmî ilimler eğitimi aldı.
Çocukluklarında talebe arkadaşı olduğu, İsmailağa Cemaati’nin 2022 yılında vefat eden manevi önderi Mahmud Efendi’nin daveti ile 1954 yılında Fatih’in Atikali semtindeki Kumrulu Mescid’de göreve başlayan Hasan Kılıç Hoca, emekli olana kadar burada görev yaptı.
Kendisi uzun yıllar İsmailağa Cemaati’nde talebe yetiştirdi. Mahmud Efendi ile dünür de olan Kılıç, uzun yıllar İsmailağa’daki hocalardan teşekkül ettirilen on kişilik heyetin başkanlığını yürüttü.

‘AK PAK HOCA’ DERDİ
Mahmud Efendi’nin yanında bulunan hocalara hoşlanacakları isimlerle hitap ettiği biliniyordu. Mahmud Efendi, vekili Hasan Efendi’yi de “Ak pak Hoca” diye tasvir ederdi. Hasan Kılıç Hocaefendi’nin sakalları bembeyazdı. Cemaate yakın isimler Hasan Efendi’yi, “Şeyhimiz neden ‘Ak Pak Hoca’ demiştir bilemem. Lakin Hasan Efendi Hocamız sakalları gibi çok temiz, tertemiz bir kişiliktir. Mahmud Efendi Şeyhimiz ne dediyse odur” diyerek anlatıyordu.

‘BANA BİR ŞEY OLURSA VEKİLİM HASAN EFENDİ’DİR’
Merhum Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi 2005 yılında Fatih Çarşamba’dan ayrılınca, yakın çevresine ve evlatlarına “Bana bir şey olursa vekilim Hasan Efendi’dir” şeklindeki vasiyeti üzerine, Hasan Efendi’nin İsmailağa Cemaati’nin yeni önderi olduğunu Mahmud Efendi’nin oğlu tarafından cenaze namazında ilan edilmişti.
HASAN KILIÇ HOCAEFENDİ’NİN VEFATI SONRASI ÇOK SAYIDA İSİM TAZİYE MESAJI PAYLAŞTI
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bugün vefat haberini derin bir teessürle öğrendiğim, son devrin manevi liderlerinden Hasan Kılıç Hocaefendiye Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Merhum Hasan Efendi ile kısa bir süre önce yüz yüze görüşmüş, kendisinin hayır duasını almıştık. Rabbim, ruhunu şad, mekanını cennet eylesin diyorum. Kıymetli hocamızın ailesine, yakınlarına, talebelerine ve tüm İsmailağa camiasına başsağlığı diliyorum.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş: İslam’ın nesiller boyu yaşanması yolunda binlerce talebe yetiştiren, ilim ve irfan yolunun mümtaz şahsiyetlerinden edep ve güzel ahlak timsali Hasan Kılıç Hocaefendi’nin vefatından derin bir teessür duydum. Kendisine yüce Allah’tan rahmet, ailesine ve İsmailağa camiasına başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet, makamı ali olsun.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: Mutasavvıf, alim, arif Hasan Kılıç Hocaefendi’ye Cenab-ı Allah’tan rahmet; ailesine, talebelerine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Ülkemizin manevi büyüklerinden, İslam yolunda çok sayıda talebe yetiştiren Hasan Kılıç Hocaefendiye Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet, makamı âli olsun.
Eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop: Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir. Muhterem ilim adamı, mutasavvıf, Hasan Kılıç Hocaefendi’nin vefatını teessürle öğrendim. Manevî hayatımıza, irfanımıza katkısı büyüktür. Hocamıza Cenab-ı Hak’tan rahmet, ailesi, sevenleri, bağlıları ve ilim/tasavvuf dünyamıza başsağlığı ve sabr-ı cemil diliyorum.
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: “İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn”. Rahmet-i Rahman’a kavuşan, Ülkemizin manevi önderlerinden Hasan Efendi Hoca’ya Yüce Allah’tan rahmet, ailesi, yakınları, talebeleri ve İsmailağa camiasına mensup kardeşlerimize başsağlığı-sabır diliyorum.
HÜDAPAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu: Ömrünü ilme ve irşad faaliyetlerine vakfeden İsmailağa Cemaatinin Şeyhi Hasan Kılıç Hocaefendi’nin vefat haberini büyük bir teessürle öğrendim. Merhuma Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyor; ailesine, talebelerine ve tüm sevenlerine sabr-ı cemil diliyorum. Mekânı cennet olsun.
İHH Başkanı Bülent Yıldırım: Ülkemizin manevi değerlerinden, ömrünü ümmete hizmetle geçirmiş muhterem Hasan Kılıç Hocaefendi’ye Allah’tan rahmet, ailesi ve tüm İsmailağa Camiasına başsağlığı diliyorum.
]]>TÜM KAMU GÖREVLİLERİN YANINDAYIZ
Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Kılıç, MYK’nın 31 Mart Seçim sonuçlarını ele aldığını bildirerek, “Merkez Yürütme Kurulumuz 31 Mart Yerel Seçim sonuçlarını ele almış, kapsamlı değerlendirmelerini yapmış ve ileriye dönük olarak yol haritasını çıkarmıştır. Her şeyden evvel Yozgat ve Şanlıurfa illerimiz başta olmak üzere sandık sonuçlarına itiraz edilen, tartışmaların yaşandığı illerimiz var. Bitlis bu illerimizden, Van da keza. Bu illerimizde yeniden yapılıyor. Sayım çalışmalarının tekrardan yapıldığı illerde tüm kamu görevlilerinin yanındayız, sadece sandık görevlilerimizin değil adaylarımızın ya da partilerimizin değil tüm kamu görevlilerimizin yanındayız. Bütün illerimizde sandıklar tekrardan sayılmalı, hukuka uyulmalı, vatandaşın özgür iradesinin yansımasına herkes ahlaki bir görev olarak sahip çıkmalıdır” ifadelerini kullandı.

Kılıç konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yeniden Refah Partimiz, 31 Mart seçimlerinde biri il belediyesi, biri büyükşehir belediyesi olmak üzere toplam 66 belediyeyi kazanmış bulunmaktadır. Yeniden Refah Partisi’nin girmiş olduğu ilk yerel seçimden bir büyükşehir, bir il ve toplamda 66 belediye kazanarak çıkmış olması büyük bir kazanımdır, büyük bir başarıdır. Emeği olan bütün adaylarımızı, teşkilatlarımızı, görevlilerimizi kutluyor ve tebrik. Başarılarının daim olmasını diliyoruz. Bu kazanılan belediyelerde yeni bir dönem başlamıştır; Yeniden Refah Belediyeciliği başlamıştır. Kamuoyunun kendilerinden beklediklerini vermek için canla başla çalışacaklarından en ufak bir kuşkumuz yoktur.”
“Yeniden Refah Partisi, olası bir seçimde bugün itibarıyla baraj problemini tek başına geride bırakmış bulunmaktadır”
Yeniden Refah Partisi’nin girmiş olduğu ilk yerel seçimden Türkiye’nin en çok oy alan üçüncü partisi olarak çıktığını hatırlatan Kılıç, “Kuruluşumuzun beşinci yılında girmiş olduğumuz ilk yerel seçimde yüzde 6,98 oy oranıyla üçüncü sırada çıkmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu sonuçla Yeniden Refah Partisi, olası bir seçimde bugün itibarıyla baraj problemini tek başına geride bırakmış bulunmaktadır ve sadece yüzde 7 oy oranına ulaşmakla kalınmıştır; aynı zamanda seçim sürecinin zor koşulları da toptan aşılmıştır” açıklamasında bulundu.
Kılıç ayrıca seçimlerde medya desteğinin de bulunmadığına dikkati çekti. Katı bir televizyon ambargosu ile karşı karşıya kaldıklarını belirten Kılıç, seçim süreci boyunca hazineden siyasi partilere verilen yardımlardan da yararlanmadıklarını dile getirdi.
Basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıç, “Seçim daha dün bitti, bugün erken seçimi konuşmak için çok erken ama şunu ifade edebilirim. 50 gündür sahadayım, Genel Başkanımız da sahada. Partimizin başarısı ülkemizin Refah Belediyeciliği buluşması için Genel Başkanımız gerçekten sıra dışı bir ortaya koydu. Parti teşkilatı ve MYK üyelerimiz olarak uçağımız yok, helikopterimiz yok ama gösterdiği performansa, gittiği il sayısına ve ulaştığı ilçelere, yaptığı mitinglere bakıldığı zaman sanki uçak ve helikopterlerimiz varmış gibi sıra dışı bir performans ortaya koydu” diye konuştu.
TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİ ERKEN SEÇİM OLMAMALI
Türkiye’nin 2023 yılının başından bu yana sürekli olarak seçim gündemi içerisinde olduğunu hatırlatan Kılıç, “Sokağın beklediği bu andan itibaren ekonomideki kronik sorunların çözülmesidir. Sokak yeni ve erken bir seçim düşüncesinde, talebinde değildir. Türkiye’nin bugün erken bir seçime götürülmesini telaffuz etmenin Türkiye’ye bir faydası yok, siyasete bir faydası yok, toplumsal kesimlere bir faydası yok, mağdur inşalara bir faydası yok. Faydasız bir seçime gitmek anlamlı değil. Ama şunu hükümete bir çağrı olarak iletiyoruz; geçen yıl seçimle geçti, bu yıl da bugüne kadar seçimle geçti. Bugünden sonra artık ekonomiye odaklanmak zorundasınız. Ciddi bir enflasyon problemi var; ciddi bir faiz problemi var, ödemeler konusunda ciddi problemler var. Mutfak enflasyonu piyasada görülenin çok üzerinde. İnsanlar, emekliler, asgari ücretli geçinemiyorum diyor. Erken seçimle meşgul olmak doğru olan değildir. Olması gereken ekonomiye odaklanmaktır, bu şartlarda Türkiye’nin gündemi erken seçim değil ekonomi olmalıdır. Seçimin üzerinden bir yıl bile geçmedi; hükümetin 4 yıl gibi bir görev süresi var. Bu sürenin bir anını bile boşa harcamadan sorunların çözümüne odaklanmaları lazım” açıklamasında bulundu.
]]>