Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliğinin (TAB) verilerine göre Türkiye’de yılda yaklaşık 400 ton polen üretiliyor. Zengin bir besin olması ve sağlığa faydası dolayısıyla arı poleni doğrudan veya farklı gıdalara ilave edilerek tüketilebiliyor. Artan sağlıklı beslenme bilinci ve alternatif doğal ürünler arayışına olan eğilim arı polenine olan ilgiyi artırıyor.
Polenlerin renkleri, toplandıkları çiçeğin özelliklerine, iklim koşullarına, toprağın özelliklerine göre farklılık gösteriyor.
Polenleri renklerine göre sınıflandırabilmek için hayata geçirilen “Arıcılıkta Yapay Zeka Tabanlı Polen Sınıflandırma Makinesi Tasarımı” projesi TÜBİTAK 1711 Yapay Zeka Ekosistem Çağrısı kapsamında üniversite ve sanayi işbirliğinde gerçekleştiriliyor.
Ankara Üniversitesi’nin teknoloji sağlayıcı kurum olarak bulunduğu projede Yıldırım Plastik ve VİTEX Honey Alinda Arıcılık, özel sektör bileşenleri olarak yer alıyor.
Projeyle ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri ve Teknolojileri Mühendisliği Bölümü Tarım Makineleri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Koç, karışım polenlerden tek bitki poleni elde etmek için yapay zeka destekli bir sınıflandırma makinesi prototipi tasarladıklarını ve bu prototipin standart tek bitki poleni elde edilmesi için renge göre sınıflandırma yaptığını söyledi.
Yüksek besin içeriğine sahip polenlerin yüzde 20 ila yüzde 30 protein içerdiği bilgisini paylaşan Koç, ayçiçeği gibi pestisit bulaşıklı polenlerin ayrıştırılmasının yanı sıra, kekik, lavanta gibi farklı polenlere alerjileri olan kişilerin, alerjilerinin olmadığı diğer polenleri tüketebilmeleri açısından da polenlerin ayrıştırılarak sınıflandırılmasının önemli olduğunu belirtti.
Koç, “Her arı poleninin rengi bir bitkiyi ifade ediyor. Biz yapay zeka algoritmaları kullanarak bu arı polenlerini renklerine göre sınıflandırmak için bir makine tasarladık ve yüzde 90’ın üzerinde başarıyla da bu ayrıştırma işlemlerini gerçekleştirdik.” dedi.
PROTOTİP NASIL ÇALIŞIYOR?
3 farklı banttan oluşan prototipin yaklaşık 1,5 metre uzunluğunda ve 50 milimetre genişlikte olduğunu ve elektronik kartlar ve monitörle yaklaşık 1,5 metrekarelik bir alanı kapladığını aktaran Koç, prototipin çalışma prensibini şöyle anlattı:
“Öncelikle veri seti oluşturularak işe başlanıyor. Her bir ürüne ait polenleri renklere göre gruplandırıyoruz. Her bir ürüne 500’er adet örnek alıyoruz. Bunların teker teker fotoğraflarını çekiyoruz. Bu çekilen fotoğraflar yapay zeka algoritmalarına sokuluyor. Hangi gruba ait olduğunu yapay zekayla, makine öğrenmesiyle sisteme tanıtıyoruz. Bizim kartlarımız var. Bu kartlar, örneğin kırmızıyı gördüğünde evet bu kırmızıdır, bu siyahtır, bu turuncudur diye tespit ediyor. Biz bunları teker teker tanıtıyoruz, daha sonra sistemi çalıştırıyoruz. Sistem çalışırken polenler tek bir hizada farklı renklerde tek tek akarken bir kameranın önüne geliyor. Kamera da bu renkleri algıladığında, polen hangi renk grubundaysa arka tarafta yer alan üfleçlerle üflenerek ilgili depoya gönderiliyor.”
YAPAY ZEKANIN KATKISI
Yapay zeka tabanlı polen sınıflandırma makinesinin dünyada bir ilk olduğunun altını çizen Koç, arı poleninin hem şeklen bozuk ve küçük hem de birçok süreçten geçmesi gereken bir materyal olması nedeniyle yapay zekanın bu zorlukların üstesinden gelinmesi konusunda fayda sağladığını dile getirdi.
Yapay zeka teknolojisi sayesinde prototipin çok daha kısa sürede renkleri ayrıştırmaya olanak tanıdığına ve bu sayede enerji verimliliği sağladığına değinen Koç, “Biz elektrik enerjisi kullanıyoruz. Yapay zeka kullandığımız için makinenin çalışma süresi çok kısaldı. Haliyle 3 saat çalışarak yapacağı işi yaklaşık olarak 15, 20 dakikada yapabiliyor. Hem çevreci hem de enerji sarfiyatı bakımından oldukça ekonomik bir cihaz. Polenler belli bir banttan sıralı bir hizada akarken saniyede 3 ila 5 arasındaki polen taneciğini ayrıştırabiliriz. Bu da yaklaşık olarak dakikada 250, 300 arasında poleni sınıflandırmak demek. 1 kilo poleni birkaç saat içerisinde sınıflandırabiliyoruz.” diye konuştu.

“YAPAY ZEKAYLA DAHA HIZLI KARAR ALINIYOR, SÜREÇLER DOĞRU YÜRÜTÜLÜYOR”
Projede yapay zeka konusunda görev alan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri ve Teknolojileri Mühendisliği Bölümü Doktora Öğrencisi Dilara Koç, polenin prototipin önüne gelmesi, algılanması, ne olduğuna karar verilmesi ve üfleçlerin önüne gelmesine kadarki süreçlerin birbiriyle iletişim halinde olması için incelikli bir yazılım işlendiğini kaydetti.
Yapay zekanın projeye entegre edilmesi sürecinde çok çaba sarf ettiklerinden bahseden Koç, “Bu çabaların başında veri seti oluşturma süreci vardı. Bu küçük ve yorucu materyalleri tek tek ayırarak renklerine göre fotoğraflarını çekmek, görüntü almak gerekiyordu. Hem ön hem arka planı karışık, tek renk, birden çok polenin ya da tek çeşitli polenin olduğu fotoğraflar aldık ve daha sonra veri artırma yoluna gittik.” dedi.
Koç, projede yapay zekanın sağladığı en büyük avantajların hızlı karar vermesi ve süreçleri doğru bir şekilde yürütmesi olduğunu ifade etti.
Koç, Türkiye-Çekya maçı öncesinde gerçekleşen buluşmada, yapay zekâdan spora, veri güvenliğinden dijitalleşmeye kadar şirketin her alandaki icraat ve hedeflerini açıkladı.
İLK KONU, “YAŞ GÜNÜ”YDÜ…
“1994’te Türkiye’yi cepten ilk ‘Alo’ ile tanıştırarak başladığımız bu yolculuk, milyonlarca insanın hayatını kolaylaştırarak ülkemizin dijital dönüşümüne öncülük ettiğimiz, Türkiye’nin lider iletişim ve teknoloji şirketi olduğumuz bir noktaya ulaştı” diye söze başlayan Koç, “Bu 30 yıl sadece bizim şirket tarihimiz değil aynı zamanda Türkiye’nin dijital yolculuğunun da ta kendisi” dedi ve ekledi: “Sektörde birçok yeniliğe imza attık. İlklerin markası olduk. 30 yıldır Türkiye’de Turkcell eşittir teknoloji.
Bugün geldiğimiz noktada sadece bir telekom operatörü olmanın çok ötesine geçerek teknolojiyi üreten bir şirket konumuna geldik. Nitekim Türkiye’nin gururu Togg’da kullanılan yapay zekâ algoritmalarının birçoğunu ise Turkcell olarak biz sağlıyoruz. Paycell, TV+, BiP, fizy, lifebox, GAME+, Turkcell Global Bilgi, Turkcell Superonline, veri merkezlerimiz, enerji santrallerimiz ve daha pek çok şirketimizle kişilere ve endüstrilere yenilikçi çözümler sunuyoruz. O yüzden gururla diyebiliriz ki bugün ‘Her şey Turkcell’le çalışıyor, Turkcell herkesle çalışıyor.’”
Turkcell’i, “Türkiye’nin dijital dönüşümünün lokomotifi” olarak tanımlayan Koç, 2,5 milyar TL yatırım yaptıkları 4 veri merkezine dikkat çekti: “Gebze, İzmir, Temelli ve Avrupa olmak üzere 4 yeni nesil veri merkezimiz var.
Bugün, veri merkezlerimizde Turkcell dışında yaklaşık 4 bin yerli ve yabancı şirket ve kuruma bulut ve veri barındırma hizmeti veriyoruz. Ülkemizi dünyanın en önde gelen veri ve bulut teknolojileri üssü haline getirme amacımız doğrultusunda 2021 yılında Avrupa Veri Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdik.
Avrupa Veri Merkezi’yle birlikte bu alanda bugüne kadar yaptığımız yatırımlar 2,5 milyar TL’yi aştı. Güvenilirliği uluslararası sertifikalarla kanıtlanmış Turkcell veri merkezlerinde sunduğumuz ihtiyaca uygun çözümler ile kurumlar ve şirketler IT altyapılarını güvenle saklayabiliyor. Verinin üretilmesinden depolanmasına, kurumsal entegrasyonundan veri güvenliğine kadar uçtan uca hizmet sunuyoruz. Ülkemizdeki bireylerin ve kurumların yanısıra birçok global şirket de veri merkezi eksenli hizmetlerimizi ve bulut çözümlerimizi kullanıyor.”
“YIL SONUNA KADAR BİR DÜNYA DEVİ GELEBİLİR” SİNYALİ
Başka şirketlerin de veri merkezleri yok mu? Cevap “Evet ama…” “Büyümeyi farklı şeylerden yapmak lazım. O da veri saklama işi” diyen Koç, “Altyapı yapmadan hub olamazsınız. Tier-3 Tasarım, Tesis ve Operasyonel Sürdürülebilirlik alanlarında uluslararası sertifikalara sahip ilk şirketiz. Bu çok değerli. Üç başlıkta da bu seviyede olmak herkesin sağlayamayacağı bir başarı. Ayrıca 9 şiddetine dayanıklı yapılar inşa ettik. Verilerimizi sadece siber tehditlere karşı değil, doğal afetlere karşı da koruyoruz. Bu alana büyük önem veriyoruz. Veri merkezi şirketi kurmayı planlıyoruz.
Bu noktada ‘hyper-scaler’ olarak adlandırabileceğimiz, küresel bir markayı Türkiye’ye getirmeyi hedeflediğimizi de söylemek isterim” diye konuştu. ”Aklınıza gelen pek çok banka, e-ticaret siteleri, enerji şirketleri, alternatif operatörler bizim müşterimiz” diyen Koç’a Google gibi dünya devlerin müşterileri olup olmayacağını sorduğumuzda şu yanıtı aldık: “Merkezler tamam. Bundan sonra mevzuatı da halledeceğiz. Sonra devler gelebilir. Görüşmeler var. Bu sene sonuna kadar resmi bir açıklama yapmak istiyoruz.”
“TURKCELL UZAYDA DA OLACAK”
Ali Taha Koç, Turkcell’in ana misyonunu “Dijital çağın lideri olarak Türkiye’ye öncülük etmek” diye özetlerken, şu yorumu yaptı: “Geleceğe yönelik bu hızlı değişimde liderlik rolü üstlenmek için belirlediğimiz 4 ana odak noktasıyla yatırımlarımızı şekillendiriyoruz: siber güvenlik, veri, enerji ve yapay zekâ. ‘Herkesi birbirine bağladığımız’ çağdan ‘her şeyi birbirine bağladığımız’ çağa geçiş yaptık. Ben bu döneme ‘birliktelik çağı’ diyorum. Bu birliktelik çağında dijital servislerimizle de kullanıcıların her zaman yanında olmaya çalışıyoruz.
Verinin güvenliği bizim için artık en az sınırlarımızın güvenliği kadar önemli ve öncelikli. ‘Türkiye’nin en büyük ve en kaliteli veri merkezi işletmecisi’ konumundayız.” Yapay zekâyı “olmazsa olmazımız” diye nitelendiren Turkcell Genel Müdürü, hedefi de yüksek tuttu: “İlerde de uzaya çıkacağız ve Turkcell uzayda da olacak. Türkiye Yüzyılı başlarken bir söz verdik; teknolojide ülkemizin en parlak yıllarını Türkiye Yüzyılı’nda yazacağız.”
HER ŞEYİ DEĞİL, BİR ŞEYİ ÇOK İYİ YAPAN AI…
2024, yapay zekâ (AI) yılı… 44 yaşındaki Ali Taha Koç da AI üzerine yaptıkları çalışmaları şöyle özetledi: “En büyük problemimiz AI’nin ne olduğu ve ne olmadığını bilen insan sayısının azlığı. AI’nin büyük devlet ve büyük şirketlerin elinden alınması gerekiyor. Örneğin, ChatGPT’nin bilmediği tek şey var. ‘I don’t know’ yani ‘Bilmiyorum’ demeyi bilmiyor! Tüm verileri topluyor ve ortaya bir halüsinasyon çıkıyor. O yüzden stratejimiz büyük AI yerine küçük AI… Yani, her şeyi yapan değil, bir şeyi çok iyi yapan yapay zekâ üzerine çalışacağız.”
SPORA DESTEK “BÜYÜYEREK DEVAM EDIYOR”
0 yılda kültür sanattan eğitime kadar birçok alanda projelere imza atan Turkcell’in Genel Müdürü, şirketin spora yaptığı yatırımları da şöyle sıraladı: “Futboldan atletizme, bireysel sporlardan takım sporlarına kadar çok geniş bir yelpazede spora destek oluyoruz ve bu desteği her yıl daha da büyüterek yola devam ediyoruz. Uzun yıllar süper lige isim sponsoru olarak destek olduk. Anadolu kulüplerimize sponsorluklar yaptık.
Türkiye Futbol Federasyonu’nun 2002 yılından beri destekçisiyiz. Kadın futbol liginin ilk isim sponsoruyuz. 10 yıldan uzun süredir engelli branşlarına da desteklerimiz var. Sporun birleştirici gücüne inanıyor, Türkiye’nin yarınları olan gençlerin gelişimi için taşıdığı öneme odaklanıyoruz.”
Koç, etkinliğin ikinci gününün açılışında yaptığı konuşmada, hayatı ve kariyeri boyunca hep teknolojiyle beraber olduğunu ve bu alanda 63 patenti bulunduğunu söyledi.
Başarıya giden en önemli yollardan birinin hayal etmek olduğunu vurgulayan Koç, şöyle konuştu:
“Dünyanın hayal edenlere ihtiyacı var ama hayal ettiklerini gerçekleştirenlere daha çok ihtiyacı var. İşte AIPA da bir hayal olarak kuruldu ama artık hayal ettiklerini gerçekleştiren bir ekip. Bu kadar güzel, kaliteli, içerik dolu konferansları gerçekleştirebilecek duruma geldi.”

“Yapay zekanın iş süreçlerinde birçok şeyi değiştirdiğini görebiliyoruz”
Koç, yıllar boyunca insanın hayal ettiklerini gerçekleştirme kapasitesinin arttığına dikkati çekerek, teknolojinin insanlara hayal ettiklerini gerçekleştirme anlamında çok büyük destek sağladığını dile getirdi.
Sibernetik biliminin kurucusu El Cezeri’nin bilim dünyasına katkılarına işaret eden Koç, onun, yaşadığı dönemde hayal ettiği şeyi gerçekleştirdiğini söyledi.
Koç, El Cezeri ve onun gibi birçok araştırmacının etkisiyle üretken yapay zekalı robotların gelişiminin yavaş yavaş ilerlediğini belirterek, “Şu anda artık üretken yapay zekalı robotlar iş yapıyor, fabrikalarda çalışıyor, otonom sürüşlü araba kullanıyor. Hayal etmeyle başlayan yapay zekanın iş süreçlerinde ve iş yapış şeklimizde birçok şeyi değiştirdiğini görebiliyoruz.” dedi.
Eskiden 10 yılda bir olan büyük değişimlerin artık aylık, haftalık hatta günlük periyotta gerçekleşebildiğini belirten Koç, yapay zekadan kuantum teknolojilerine kadar artırılmış bağlantılı iş gücünden her zaman ve her yerde güvenilir olan bulut erişimine kadar birçok teknolojinin insan hayatında olduğunu ifade etti.

“Yapmamız gereken, yapay zekayı kullanmayı da öğretebilmek”
Koç, yapay zeka ve teknolojiden konuşulurken ortaya çıkan en önemli sorulardan birinin de “üretken yapay zekanın insanın yerini alıp alamayacağı” olduğunu söyledi.
Bu soruya çok net cevap verdiğini belirten Koç, şöyle devam etti:
“Yapay zeka, insanın potansiyelini daha da geliştiren, insana destek olan bir şeydir. Kesinlikle ve kesinlikle insanın yerini almayacak ama şunu mutlaka bilmemiz gerekiyor ki yapay zekayı kullananlar, kullanmayanların yerini alacak. Bizim yapmamız gereken, yapay zekayı üretmenin yanında onu kullanmayı da öğretebilmek. Eğer siz de iş dünyasındaysanız veya bir girişimciyseniz mutlaka yapay zekayı bilmeniz gerekiyor.”
Bu durumun sadece insanlar için değil, şirketler için de geçerli olduğunu dile getiren Koç, yapay zeka kullanan şirketlerin, kullanmayanların önüne geçeceğini söyledi.
Koç, bu nedenle 2027’de her 4 şirketten 3’ünün üretken yapay zekayı kullanmasının beklendiğine işaret ederek, “Yani artık şirketlerin de olmazsa olmazı yapay zeka olacak.” ifadesini kullandı.

2027’de üretken yapay zeka modellerinin yüzde 50’sinin fonksiyonel olmasının beklendiğini belirten Koç, şu değerlendirmede bulundu:
“Şu anda yapay zekanın, özellikle de üretken yapay zekanın her şeyi yapabileceği düşünülüyor ama artık fonksiyon yapay zekaların üretilmeye başladığını görüyoruz. Yani her şeyi yapan yapay zekadan, bir şeyi çok iyi yapan yapay zekaya doğru bir geçiş var.”
Koç, gelinen noktada yeterince geliştirilmiş bir teknolojinin gerçekten sihirden ayırt edilemediğini vurguladı.
Yapay zeka konusunda karşılarına büyük bir sorumluluğun çıktığını belirten Koç, şunları ifade etti:
“Bu ne? Yapay zekayı nasıl eğiteceğiz? Yapay zeka aslında bir çocuk gibi. Onu nasıl eğitirseniz ortaya çıkan sonuç o oluyor. Yapay zekayı eğitirken hangi veri setiyle ve hangi algılarla eğitildiğini bilmemiz gerekiyor. Biz kullanmayı öğrendik ama kullandığımız şeyin hangi veri setiyle eğitildiğini bilmemiz gerekiyor. Kesinlikle yapay zeka algoritmalarının nasıl bir veri setiyle eğitildiği konusunda bizlere bilgi verilmesi gerekiyor. Çünkü onu bilmeden çıkan sonuca güvenebilmemiz bence hepimiz için çok büyük bir sorun teşkil edecektir.”

“Veri gizliliği bizim için çok değerli”
Yapay zekada ortaya çıkabilecek sorunları örneklerle anlatan Koç, bu teknolojilerde insan faktörünün önemli olduğunu dile getirdi.
Koç, yapay zeka algoritmalarında hangi veri setlerinin kullanıldığının bilinmesi hususunda etik değerlerin öne çıktığını söyledi.
Turkcell olarak etik değerleri oluşturan bir algoritma yaptıkları bilgisini veren Koç, “Türkiye’de yapay zeka etik değerlerinin bir dokümanı olan tek şirketiz diyebilirim. Turkcell’de bir yapay zeka teknolojisi geliştirilecekse sorulan bazı şeyler var. Öncelikle ‘Siz bu verileri nasıl topladınız? Bu verileri toplarken rıza aldınız mı?’ Elbette ön yargılardan arınılmış olmasını sağlamak ve veri gizliliği bizim için çok değerli.” diye konuştu.

“Artık bir çağ dönüşümüne doğru gidiyoruz”
Koç, son teknolojik gelişmelerle birlikte artık iş hayatında “yaka”ların da değiştiğini, mavi ve beyaz yakanın yanına dijital metal yakanın eklendiğini belirtti.
Artık makinelerin de iş yapmaya başladığına dikkati çeken Koç, Turkcell’in yüzlerce dijital metal yakaya sahip olduğunu ifade etti.
Koç, geçen yıl Turkcell’de 2 bin kalem işi dijital metal yakaların yaptığını söyledi.
Tekrarlanabilir özelliğe sahip işleri artık insanların değil, yapay zekayla geliştirilmiş dijital metal yakalı robotların yapması gerektiğini vurgulayan Koç, artık nesnelere de hizmet vermeye başladıklarını dile getirdi. Koç, şöyle devam etti:
“Sadece insanlara değil nesnelere de hizmet veriyoruz. Artık bir çağ dönüşümüne doğru gidiyoruz. Bu çağ dönüşümünün ismine de ‘Birliktelik Çağı’ deniliyor. Peki ‘Birliktelik Çağı’ ile neyi kastediyoruz? Eski çağlarda sadece insanlar iletişim kurarken artık insanların nesnelerle de iletişim kurduğu bir çağa gidiyoruz.”
Koç, artık iş yapış şekilleriyle insanların da hayatlarını hem nesnelerle hem de dijital metal yakalarla uyumlu bir şekilde idame ettirmesi gerektiğini vurguladı.
Hem Turkcell’den hem de tüm teknoloji firmalarından her zaman, her yerde en yüksek kalitede bağlantı istenildiğini ifade eden Koç, Turkcell’in 30’uncu yılını kutladığını, bu dönemde her zaman, her yerde en kaliteli bağlantıyı kendilerinin sağladığını söyledi.

“Artık nesneler de bağlantı kurmak istiyor”
İnsanların bağlantı kurmaktan ve bağlantılı kalmaktan vazgeçemediklerini belirten Koç, sabah kalktığında herhangi bir şeye bakmadan ilk olarak cep telefonuna bakanların “dijital obez” olarak tanımlandığını dile getirdi.
Koç, şunları kaydetti:
“Artık bağlantılı kalmaktan kurtulamıyorsunuz. Soruyorum size, gece 8 saat uyuduğunuz sürede dünyada ne olmuş olabilir? Sosyal medyada ne olmuş olabilir? Hemen gece boyunca ne olduğunu merak ediyoruz. İşte insanımız bağlantılı kalmaktan ve bağlantı kurmaktan vazgeçemiyor. Sadece insanımız mı? Hayır. Artık nesneler de bağlantı kurmak istiyor. 2030’a geldiğimiz zaman 40 milyar tane nesnenin bağlantılı olacağı düşünüyoruz.”

8,5 milyar insanın olduğu bir yerde, 40 milyar nesnenin çok büyük bir market oluşturacağına işaret eden Koç, önemli olanın, bu iki grubun beraber nasıl çalışacağını keşfetmek olduğunu söyledi.
Koç, burada şirketlere büyük görev düştüğünü ifade ederek, girişim ve teknoloji şirketlerinin buna ayak uydurması ve bununla ilgili teknolojik yatırımlar yapması gerektiğini dile getirdi.
Turkcell olarak böyle bir çalışmayı başlattıkları bilgisini veren Koç, 30’uncu yıl mottolarının “Turkcell her şeyle çalışıyor, herkes Turkcell’le çalışıyor” olduğunu söyledi.

“Türkiye Yüzyılı’nı dijitalin yüzyılı haline getireceğiz”
Koç, Turkcell’in bir girişim yatırım fonu kurduğunu da belirterek şunları söyledi:
“Burada belki birçok arkadaşımız girişimci ve şirketlerini kuruyorlar. Bizler de sizlere destek olmak için mutlaka ve mutlaka Turkcell’e gelin diyoruz. Girişimci yatırım fonumuzla beraber sizleri daha fazla desteklemeyi ve büyüme sürecinize katkıda bulunmayı istiyoruz. Yüzde 3-5 oranını geçmeyeceğiz. Sizleri elimizden geldiğince destekleyerek daha büyük olmanızı sağlayacağız. Hedefimiz, melek yatırımcı olarak sizlere bir anlamda can suyu olabilmek.”
Girişimcilere tavsiyelerde bulunan Koç, girişimcilerin öncelikle kendi fikirlerine kendilerinin ikna olması gerektiğini ifade etti.
Koç, karşılaştığı birçok girişimin fikrini içtenlikle benimsediğini, bunun ise bir anlamda rasyonelliği ortadan kaldırdığını dile getirdi.
Girişim ekosisteminin tek kişilik bir alan olmadığını belirten Koç, kişiye değil, takıma yatırım yaptıklarını söyledi.
Koç, herkesin yapay zekayla ilgili bir şeyler yapmaya çalıştığını, bunların çoğunun düzgün kullanılamadığını ifade etti.
Öncelikle var olan yapay zeka algoritmalarını düzgün kullanabilecek ve onları doğru eğitebilecek hale gelinmesi gerektiğine işaret eden Koç, şöyle dedi:
“Bundan sonra doğal bir işlemeyi üretmemiz gerekiyor. Yapılan çalışmaları çok yakından takip ediyor ve destekliyoruz ancak ayaklarımızın yere basması da önemli. Geldiğimiz günden beri ‘Turkcell eşittir teknoloji’ diyoruz ve teknolojiye yatırım yapmaya da devam edeceğiz. 1500’ün üzerindeki AR-GE personelimizle ve sizlerle beraber teknolojiyi takip eden değil, geliştiren bir ülkeye doğru yol almak için elimizden geleni yapacağız. Türkiye Yüzyılı başlarken Turkcell olarak dijitalin yüzyılında da var olacağımızı ve Türkiye Yüzyılı’nı dijitalin yüzyılı haline getireceğimizi söylüyoruz.”
Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi İpek Kıraç, Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, Koç Holding üst yönetimi ve hissedarların katılımıyla düzenlenen toplantı, Nakkaştepe’deki Holding merkezinde yapıldı.
Koç Topluluğu’nun ülke ekonomisine katma değer sağlamaya devam ettiğini vurgulayan Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, “Her fırsatta dile getirdiğimiz üzere, ülkemizin geleceğine güveniyoruz” dedi. Koç, yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti: “Koç Topluluğu olarak kuvvetli mali gücümüz, çeşitlendirilmiş portföy yapımız, geniş tedarik zincirimiz, çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim alanlarındaki öncü uygulamalarımız ve etkin risk yönetimi politikalarımız ile bu zorlu dönemde de ülkemiz için değer yaratmayı sürdürdük. Her zaman olduğu gibi kârlı ve sürdürülebilir büyüme fırsatlarını titizlikle değerlendirip yatırımlarımıza hız kesmeden devam ettik. 2023 yılındaki 3,7 milyar ABD doları yatırımla beraber son 5 yılda yaklaşık 11,2 milyar ABD doları kombine yatırıma ulaştık; memleketimize güvendik ve inandık. Dünyanın en büyük şirketlerinin listelendiği Fortune Global 500’de geçen yıl da ülkemizi temsil eden tek şirket olduk.”
ÖMER M. KOÇ: “ÜLKEMİZİN MÜREFFEH VE ÇAĞDAŞ GELECEĞİNE HİZMET ETMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ.”
Cumhuriyet’in 100’üncü yaşının coşkuyla kutlandığı özel bir yılı geride bıraktıklarını belirten Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, “Büyük Atatürk’ün bir asır önce bu ülke için kurduğu hayâllerin, O’nun muasır medeniyet tahayyülünün bugüne kadar başarılanların çok ötesinde olduğunun farkındayız. Koç Topluluğu, bir asırdır işte bu hayâlleri gerçekleştirmek için var gücüyle çalışıyor. Bundan sonra daha da çok çalışarak ülkemizin müreffeh ve çağdaş geleceğine hizmet etmeyi sürdüreceğiz” mesajlarını paylaştı.
Stratejik vizyonları doğrultusunda hem mevcut işlerinde hem de yeni alanlarda yatırımlarına devam ettiklerini belirten Ömer M. Koç, “Arçelik ile dünyanın önde gelen ev aletleri üreticilerinden Whirlpool’un Avrupa’daki üretim, satış ve pazarlama iştirakleri Arçelik kontrolü altında birleştirildi. Tofaş da Stellantis ile Türkiye satış ve dağıtım şirketini satın almak üzere anlaşmaya vardı, Rekâbet Kurumu’nun onayı bekleniyor. Ford Otosan, Avrupa’nın önde gelen elektrikli ticari araç üreticisi olarak yeni araç yatırımlarına devam ediyor. Diğer taraftan, yenilenebilir enerji yatırımlarımızı da sürdürüyoruz. Dünya genelinde ortalama yaşam süresinin uzaması ve nüfusun yaşlanması nedeniyle gelişen sağlık sektörüne yatırım yapıyor ve bu alandaki fırsatları takip ediyoruz. Yapı Kredi Bankası’ndaki ana hissedarlığımız devam ederken 2023 yılı içerisinde sahip olduğumuz hisselerin bir kısmını uluslararası kurumsal yatırımcılara sattık. Tat Gıda’daki paylarımızın satışını tamamladık. Daha da güçlenen likiditemiz ile önümüzdeki dönemde tüm paydaşlarımız için uzun vadeli değer yaratma hedefiyle çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.
LEVENT ÇAKIROĞLU: “KOÇ MARKASININ İTİBARINI ARTIRARAK 2’NCİ YÜZYILIMIZA İLERLİYORUZ”
Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu da şu mesajları vurguladı: “Kurumsal kültürümüzden aldığımız güç ve sürekli geliştirdiğimiz rekabetçiliğimizle, sürdürülebilir büyüme hedefimizden sapmadan, daha iyi bir dünya hedefiyle tüm paydaşlarımız için değer yaratıyor ve Koç markasının itibarını artırarak büyük bir özgüvenle 2’nci yüzyılımıza ilerliyoruz.”
“Elde ettiğimiz başarılarda, değişimi kucaklayan bir kurumsal kültürü benimsememizi sağlayan çok boyutlu dönüşüm programlarımızın büyük payı var” diyen Çakıroğlu, “Bu programlar sayesinde geliştirdiğimiz dijital yetkinliklerle, çevik yönetim, veriye dayalı karar verme ve etkin kaynak kullanımı disipliniyle ve en önemlisi çağın yetkinlikleriyle donattığımız benzersiz insan kaynağımızla yarınlarda çok daha büyük başarılara ulaşacağımıza eminiz” ifadelerini kullandı. Başarı tanımını hiçbir zaman finansal sonuçlarla sınırlı görmediklerini belirten Çakıroğlu, “Bir asırlık emeğin, özverinin, kuruluşumuzun temellerindeki kurumsal değerlerin ve ülke ekonomisinde çığır açan ilklerin karşılığı olan itibarımızı en değerli varlığımız sayıyoruz. Tüm çalışma arkadaşlarımızın hassasiyetle benimsediği bu tutum sayesinde ne mutlu ki 2023’te de Türkiye’nin en itibarlı markası seçildik” dedi.
Levent Çakıroğlu, geçen yılın başında yaşanan depremler sonrasında Koç Topluluğu’nun AFAD’la iş birliği içinde 5 ilde toplam 20 bin kişilik Umut Kentleri kısa sürede yerleşime hazır hale getirdiğini belirtti. Ayrıca Koç Topluluğu’nun faaliyet gösterdiği bölgelerde şirketlerinin ve iş ortaklarının deprem kaynaklı risklerini dikkate alan kapsamlı bir değerlendirme çalışmasına başladıklarını da ekledi.
İHRACAT PERFORMANSI 25 MİLYAR DOLAR CİVARINDA
Koç Halding tarafından yapılan açıklamada, holdingin Fortune’un “Dünyanın En Büyük 500 Şirketi” sıralamasında yer alan tek Türk şirketidir. Ayrıca, Forbes tarafından yayınlanan “Dünyanın En İyi İşverenleri” listesinde 2023 yılında da Türkiye’nin 1 numarası olduğu belirtildi.
Holding 2023 yılı Faaliyet Raporu’ndan öne çıkan başlıklar ise şöyle:
Küresel büyüme, güçlü markalar yaratma, tüm paydaşlarımız için hep daha fazla değer sağlama ve insan kaynağımızı geliştirme hedefleri yatırımlarımıza yön vermeye devam etti.
2023’te en fazla yatırım otomotiv sektöründe gerçekleştirildi, onu dayanıklı tüketim ve enerji sektörleri izlendi.
Ar-ge, inovasyon, teknoloji ve dijital dönüşüm Topluluğun odaklandığı başlıca alanlar arasında olmaya devam etti.
Koç Topluluğu, Türkiye’de özel sektör Ar-Ge yatırımlarının yaklaşık yüzde 7’sini gerçekleştiriyor.
Topluluğumuzun kombine gelirlerinin Türkiye’nin GSYH’sine oranı yaklaşık yüzde 8 seviyesinde, ihracatı da Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 7’sini oluşturdu.
Koç Topluluğu’nun yurt dışı gelirleri, özellikle otomotiv ve dayanıklı tüketim şirketlerinin ihracat performansları ile yaklaşık 25 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
Yurt dışı gelirlerin toplam kombine gelirler içindeki payı yaklaşık yüzde 29 oldu.
Holding, 2050 yılına yönelik karbon nötr taahhüdü kapsamında başlattığı Karbon Dönüşüm Programı ile farklı sektörlerdeki Topluluk şirketlerinin düşük karbon ekonomisine geçişini sağlamayı hedefliyor.
Holding 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda doğrudan (Kapsam 1 ve Kapsam 2) sera gazı emisyonlarını 2030 yılında yüzde 27, 2040 yılında yüzde 49 oranında azaltmayı hedefliyor.
Topluluk doğrudan sera gazı emisyonlarında 2017 baz yılından bu yana yüzde 13 azalış elde etti.
]]>Turkcell, 30’uncu yaşını yıl boyu sürprizlerle kutlayarak, müşterilerine pek çok avantaj sağlayacak.
Abonelerin paketindeki GB ve dakikalar ikiye katlanırken, gençlere yönelik sinema ve yemek gibi birçok kampanya yıl boyu devam edecek.
Açıklamada görüşlerine yer verilen, Turkcell Genel Müdürü Koç, “Türkiye Yüzyılını Dijitalin Yüzyılı” yapma vizyonuyla çalıştıklarını aktardı. Turkcell’n 30 yıllık tarihinin Türkiye’nin dijital teknoloji tarihi olduğunun altını çizen Koç, Türkiye’yi bireysel ve kurumsal anlamda dijitalleştirmek için çok çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.
Şirketin gelecek stratejisinin ana ekseninde yenilikçi teknolojiler olduğunu belirten Koç, “Nasıl ki 30 yıl önce ‘İnsan İçin Teknoloji’ vizyonuyla ülkemizde yeni bir çağ başlattıysak ve döneminin ötesinde bir strateji ortaya koyduysak 30’uncu yılımızda da yine bugünün ötesinde bir vizyonla, yeni bir stratejiyle ülkemizin toplumsal, ekonomik ve kültürel gelişimine katkı sağlayacağız. Uçtan uca teknoloji sağlayıcısı pozisyonumuzu daha da büyüteceğiz.” ifadelerini kullandı.
Sadece sesli iletişim ve SMS ile başlayan Turkcell’in hikayesinin, MMS, WAP, GPRS, EDGE, 3G ve 4.5G teknolojileri ile adım adım ilerlediğinin altını çizen Koç, bu ilerlemeye cep telefonlarının donanım kabiliyetlerinin sürekli artması ve ekran teknolojilerindeki gelişmelerin de eşlik ettiğini vurguladı.
Ekosistemlerinde çok değerli şirketler barındırdıklarından söz eden Koç, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Paycell, TV+, BiP, fizy, lifebox, GAME+, Turkcell Global Bilgi, Turkcell Superonline, veri merkezlerimiz, enerji santrallerimiz ve daha pek çok şirketimizle kişilere ve endüstrilere yenilikçi çözümler sunuyoruz. Milyonlarca insan gibi yüzbinlerce şirket de Turkcell’in güçlü altyapısı ve teknolojisiyle çalışıyor. Türkiye’nin dijital yolculuğunda iz bırakan tarihimize baktığımızda gururla görüyoruz ki, teknolojinin olduğu her yerde Turkcell var, her şey Turkcell’le çalışıyor, Turkcell herkesle çalışıyor. Sim kartı olsun ya da olmasın herkes Turkcell’li olacak, herkesin yolu bir şekilde Turkcell’den geçecek demiştik. Bugün görüyoruz ki hizmet verdiğimiz kişi ve kurumlar sadece Turkcell sim kartına sahip olanlar değil. Şehir hastaneleri, havalimanları gibi kritik alanlarda altyapımızdan faydalananlar da otonom sistemlere sağladığımız dijital teknolojilerimizi kullananlar da bizim için Turkcell’li.”
Turkcell Grup bünyesinde toplam 56 milyonu aşkın abonesi (bireysel, kurumsal, bağlı cihazlar) olmasına rağmen 84 milyonun tamamının hayatına dokunduklarını bildiren Koç, 600 bin kurum ve kuruluşun teknoloji altyapısının, dijital dönüşüm operasyonlarının ve siber güvenliklerinin Turkcell tarafından sağlandığı bilgisini verdi.
Koç, sözlerine şunları ekledi:
“Tüm bunları yaparken dijital operatör yetkinliğimize entegre bir biçimde, üretken yapay zeka teknolojilerini kullanıyor, uydu teknolojilerini test ediyor, kuantum teknolojileri üzerinde çalışıyoruz. Türkiye’nin lider teknoloji ve sistem entegratörü pozisyonumuzu koruyacak, uçtan uca teknoloji sağlamaya devam edeceğiz. Bütüncül bir bakışla ele aldığımız AR-GE çalışmalarımız, dijital iş servislerimiz, enerji ve bulut bilişim operasyonlarımız, veri merkezi ve siber güvenlik faaliyetlerimiz 30’’uncu yılımızın stratejik odak alanları. 30 yıllık tarihimiz boyunca insanımızın ihtiyaçlarında, eğitimden spora, kültür-sanattan sürdürülebilirliğe, her yaş grubundan ve toplumun her kesiminden milyonlarca vatandaşımızın yanında olduk. Üretime dahil olan kadınları, geleceğin parlayan yıldızı gençleri ve başarılarıyla göğsümüzü kabartan sporcuları unutmadık. Ülkemizin küresel arenadaki gücünü artıracak ve toplum için daha faydalı bir dijital gelecek ortaya koyacak yatırımlarımızı sürdüreceğiz.”
]]>Raporda, ekonomideki koşulların yanı sıra teknolojik gelişmelerle birlikte otomotiv dünyasının hızlı değişmeye devam ettiği ve, yoğun rekabetin yaşandığı 2023 yılında Tofaş’ın sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kapsamında, ekonomik değer yaratmaya, toplumsal gelişimi destekleyici projeler üretmeye, çevresel, sosyal ve yönetsel performansı sürekli iyileştirerek paydaşları için yaratılan değeri artırmaya devam edileceği vurgusu yapıldı.
”TÜRKİYE’NİN OTOMOTİV ÜRETİMİNİN YÜZDE 16’SINI GERÇEKLEŞTİRDİ”
Koç Holding ve Tofaş Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, faaliyet raporunda yaptığı değerlendirmede, Cumhuriyetle neredeyse yaşıt bir topluluk olarak, kurumsal ilke olarak benimsedikleri, Vehbi Koç’un “Ülkem varsa ben de varım; demokrasi varsa hepimiz varız” sözleri doğrultusunda çağdaş Cumhuriyet değerlerinin savunucusu ve hizmetkârı olmaya devam edeceklerini kaydetti.
Koç, Şubat ayında meydana gelen büyük depremde yitirilen on binlerce yurttaşımızın acısını asla unutmayacaklarını söyleyerek, bölgeye destek vermeyi sürdüreceklerini de belirtti.
Türkiye otomotiv sektörünün Cumhuriyet tarihi rekorunu kırdığını hatırlatan Ömer M. Koç, pazarın 2023 yılında, bir önceki yıla göre toplamda yüzde 9 artışla 1 milyon 468 bin 393 adet üretim seviyesine ulaştığına dikkat çekti.
Koç, “55’inci kuruluş yılını geride bırakan Tofaş, 2023 yılında 7 milyonuncu aracını üretirken, 240 bin adetle ülkemiz otomotiv üretiminin yüzde 16’sını gerçekleştirdi ve 60 bin adetlik ihracat yaptı. Türkiye binek ve hafif ticari araç pazarında yüzde 16,2 pay elde eden Tofaş, Fiat markasıyla sektör liderliğini 5’inci yıla taşırken, tüm markalarımız da kayda değer bir pazar büyümesi elde etti” dedi.
Koç, 2023 yılının Mart ayında Koç Holding ile Stellantis Grubu arasında imzalanan çerçeve anlaşma ve Temmuz ayında Tofaş ile Stellantis Türkiye arasındaki satın alma anlaşması olduğunu da sözlerine ekleyerek, “Çok önemli bu stratejik iş birliği, Koç Holding ve Stellantis’in ülkemizin geleceğine olan büyük güvenlerinin güçlü bir teyididir. Rekabet Kurumu onayı da dâhil olmak üzere, düzenleyici onaylara tâbi olan bu işlemin 2024 yılında tamamlanmasını umuyoruz” ifadelerini kullandı.
”PREMİUM MARKALARDA BÜYÜME DİKKAT ÇEKTİ”
Tofaş Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Cengiz Eroldu ise Tofaş olarak Türkiye otomobil ve hafif ticari araç pazarındaki beş marka ile 200 bin 204 satış adedi ile pazar liderliğini sürdürdüklerine ve Tofaş’ın temsil ettiği markalarla tüm segmentlerde başarılı sonuçlar elde ettiğini de söyledi.
Eroldu “Tofaş’ta geliştirerek, ürettiğimiz ve 2023’te Türkiye pazarındaki 500 bininci satışı gerçekleşen Egea’nın, yenilenen versiyonlarıyla 8 yıldır ülkemizin en çok tercih edilen otomobili olması hepimizi bir kez daha gururlandırdı. Premium markalarımızdaki büyümenin dikkat çektiği 2023 yılında; Jeep satışlarında yüzde 50 artış sağlandı. Alfa Romeo markamızda da satışlarımızı 3 katına çıkardık. Lüks segmentte önemli yeri olan Maserati markamızın satışlarında son 3 yılda 12 kat artış gerçekleşirken, 2023 satışları 600 adedi geçti. Tüm bu operasyonel verilerin ışığında, şirketimizin gelirleri bir önceki yıla göre yüzde 3, net kârı da yüzde 61 artış gösterdi” bilgilerini paylaştı.
”AR-GE İTİCİ GÜCÜMÜZ”
Cengiz Eroldu, Tofaş’ın Stellantis Grubu bünyesinde yeni araç geliştirme yetkinliğine ve sorumluluğuna sahip ileri Ar-Ge merkezlerinden birine sahip olduğunu ve Türkiye’nin en çok Ar-Ge harcaması yapan şirketlerinden biri konumunda bulunduğunu kaydetti.
Tofaş’ın küresel otomotiv yazılımı alanındaki ihtiyaçlara yanıt vermek üzere faaliyet kapsamını ve Ar-Ge ekosistemini genişletmeyi, Ar-Ge ihracatını artırmayı hedeflediğini söyleyen Eroldu, “32 Avrupa Birliği projesinin 2023 yıl sonu itibariyle 21’ini tamamlayan Ar-Ge Merkezimiz, 2023 yılında 8 yeni projenin kabulünü de alarak devam eden proje sayısını 19’a çıkardı. Dijital optimizasyon uygulamalarıyla akıllı fabrikaya yönelik çalışmalar kapsamında, Son 5 yılda dijitalleşme alanında 1.700’ü aşkın proje gerçekleştirdik. Connect uygulamasını 2024 yılında bünyemizdeki diğer markalarımızda kullanılabilir hale getirerek, bu teknolojiyi daha geniş kitlelerle buluşturmayı planlıyoruz” dedi.
]]>
Programda konuşan TAGEM Genel Müdür Yardımcısı Dr. İbrahim Halil Sözmen, “Bandırma Hayvancılık Araştırma Enstitüsü, köklü geçmişi ve tarımsal araştırmalar ve politikalar konularındaki tecrübesiyle Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak hayvan yetiştirme konusunda araştırma faaliyetleri yürüten öncü kuruluşlardan birisidir. Enstitümüz 1935 yılında “Merinos Yetiştirme Çiftliği” olarak kurulmuş olup 90 yıldır misyonunu sürdürmektedir. Bugüne kadar üreticilere 60 bin adet damızlık vasıflı Karacabey Merinosu teslim edilmiştir. Özellikle Karacabey (Türk) Merinosu, bölgede bir marka haline gelmiştir. Yerli ve milli üretimin günümüzde çok daha fazla önem kazandığı bir dönemde, yetiştiricilere sunduğumuz Karacabey Merinosu damızlıkları, titizlikle yürütülen ıslah çalışmaları sonucunda elde edilmiştir. Verim artışına yönelik olarak gerçekleştirilen ıslah çalışmalarına, 2016 yılından itibaren çağın getirdiği yenilikler genetik yöntemler de eklenmiştir. Verim kayıplarını önleyen, hastalıklara dirençli genetik seleksiyon yapılmış damızlıkları üretmenin haklı gurunu yaşamaktayız. Bugün burada, geleneksel hale gelen damızlık koç satış törenimizin 81. yılını kutluyor olmanın coşkusunu hep birlikte yaşıyoruz. Geçmişten geleceğe uzanan bu zorlu yolculukta heyecanımıza ortak olduğunuz için sizlere şükran duyuyor, damızlık koçlarımızın sürünüze bereket katmasını diliyor, tüm üreticilerimize şimdiden hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ederek sevgi ve saygılarımı sunuyorum” dedi.

Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu ise konuşmasında, Balıkesir’in tarım ve hayvancılık alanında önemli bir rolü olduğunu ifade etti. Ustaoğlu, “Enstitümüzün 81 yıllık tecrübesi ile gerçekleştirilen bilimsel araştırmalar, ülkemizin tarım ve hayvancılık politikalarına yön vermiştir.. Ülkemiz için stratejik olduğuna inandığımız böyle bir müessesenin Bandırma’da faaliyet göstermesine ayrı bir anlam kazandırıyor. İlimizde tarımsal faaliyete, hayvancılık sektörünün gelişmesine katkı sağlıyor. Ülkemizde önemli besi işletmecileri ilimizde faaliyet gösteriyor ve ülkemiz ekonomisine ciddi katkı sağlıyor. Balıkesir ilimiz Türkiye’yi doyuran il vasfının hakkıyla endinmiş bir ildir. Türkiye’de kırmızı ete olan talep her geçen gün artmaktadır. Küçükbaş hayvancılıkta yerli ırkların muhafazası ve ıslahı da çok önemlidir. Bandırma Hayvancılık Araştırma Enstitüsü bu durumda çok stratejik bir öneme sahiptir. Sağlıklı nesli oluşturmak, hastalıklara karşı dirençli ırk yetiştirmek, damızlık üretimiyle bu gibi yerlerde yetiştirmelidir. bu vesile ile hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerine yer verdi.

Açık artırmada merinos ırkı damızlık bir koçu, 150 bin liralık rekor fiyatla satın alan Erdekli hayvan yetiştiricisi Ceyhun Mırız, yaptığı açıklamada, “Merinos koçlarımız çok ünlü. Aldığımız koçun şeceresine bakmıştık, takip ediyorduk. Bu koçu almak bize nasip oldu. Merinos’a bir nebze olsun faydamız olsun istedik. Erdek’te bir çiftliğimiz var. Koçumuzu damızlık olarak kullanacağız inşallah. Hayırlı olsun,” diye konuştu.

Mırız’a rekor fiyata satın aldığı koç dolayısıyla, günün anısına bir plaket takdim edildi.
