KUM KUTUSU SEÇİMİ VE ÖNEMİ

Kum kutusu, evcil dostunuzun ev içerisindeki tuvalet alışkanlığını kazanmasında kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle kedi sahipleri için, kedi tuvaleti kokusuyla ilgili endişeler doğabilir. Bu nedenle, doğru kum, kum kutusu seçimi ve düzenli temizlik rutinleri oldukça önemlidir. Evcil hayvanınızı evin herhangi bir yerine değil, özel olarak belirlenmiş bir kum kutusuna yönlendirmek, hem evinizin temizliğini korur hem de evcil hayvanınızla olan ilişkinizi daha sağlıklı ve mutlu bir seviyeye taşır.
Kum kutusu, evcil dostunuzun kendini rahat hissetmesi ve doğal ihtiyaçlarını gidermesi için güvenli ve rahat bir alan sağlar. Doğru kum ve kum kutusu seçimi, evcil hayvanınızın tuvalet alışkanlığını olumlu yönde etkilerken, düzenli temizlik ise evde hoş olmayan kedi tuvaleti kokularının oluşmasını engeller. Bu nedenle, kum kutusunun uygun yerleştirilmesi ve düzenli olarak temizlenmesi, evinizdeki hijyen seviyesini artırırken, aynı zamanda evcil hayvanınızın sağlığını ve mutluluğunu da korur.
DÜZENLİ TEMİZLİK RUTİNLERİNİN ÖNEMİ

Kedinizin kum kutusunu doğru şekilde kullanması, hem sizin hem de tüylü dostunuzun yaşam kalitesini artırabilir. Ancak, özellikle “kedi tuvaleti kokusu” gibi önemli bir konuyu göz önünde bulundurarak, kum kutusunu kullanırken bile, kokuların kontrol altına alınması zor olabilir. Temiz bir tuvalet, kediniz için rahat ve hijyenik bir ortam sağlar. Bu da daha az kaza olasılığı demektir ve sizinle olan ilişkinizi daha mutlu kılar. Kediler özellikle temiz tuvaleti tercih ederler ve kirli bir tuvaletin onları rahatsız ederek kullanmaktan uzaklaştıracağını unutmamak gerekir. Günlük temizlik, kedi tuvaleti kokusunun oluşumunu ve yayılmasını önleyeceği için tuvaleti günde en az bir kez temizlemek, kedinizin memnuniyetini ve hijyenini korumak için oldukça önemlidir.
SU VE SİRKE SOLÜSYONUYLA KOKULARI YOK ETME

Kedi tuvaleti kokusuyla başa çıkmak için etkili bir çözüm, su ve sirke kombinasyonunu kullanmaktır. Ancak, bu çözümü uygulamadan önce belirli adımları izlemek önemlidir. İlk olarak, topaklanmış atıkları temizleyin ve kum kutusunun tabanına kadar tüm kalıntıları temizleyin. Daha sonra, su ve sirke solüsyonuyla tuvalet kabını güzelce temizleyin ve kurumasını bekleyin. Son olarak, iyice durulayın ve güzelce kuruladıktan sonra temiz kum ekleyerek işlemi tamamlayın.
Bu çözüm sadece hoş olmayan kedi tuvaleti kokuları gidermekle kalmaz, aynı zamanda böcekleri uzak tutar ve kedinizin sindirim sağlığını iyileştirir. Artık bu basit ve etkili yöntemi kullanarak kedinizin tuvaletini temizlemenin ve hoş olmayan kokulardan kurtulmanın keyfini çıkarabilirsiniz.
]]>Kabartma tozunun farklı kullanım alanları arasında; leke giderme, yüzey temizleme, koku hapsetme ve tıkanıklık giderme gibi yetenekler yer alır. Bu yetenekler arasında hiç şüphesiz en çok işe yarayan ise kokuları hapsetme kabiliyetidir. Peki, kabartma tozunun farklı kullanım alanları nasıl çalışır ve tam olarak nelerdir?

İşte ev temizliğinde kabartma tozunun farklı kullanım alanları…
KABARTMA TOZUNUN FARKLI KULLANIM ALANLARI
Kabartma Tozu İle Giysilerdeki Lekeleri Çıkarın
Kabartma tozunun farklı kullanım alanlarından bir tanesi de giysilerdeki lekeleri çıkarmada üstün performans göstermesidir. Kabartma tozunu leke çıkarıcı olarak kullanmak için su ve kabartma tozunu karıştırarak katı bir macun hazırlayın ve bunu giysilerdeki lekeleri alanlara uygulayarak 15-20 dakika bekletin. Ardından giysinin lekeli yüzeyini soğuk su ile durulayın ve her zamanki yıkadığınız gibi giysiyi yıkayın ve lekelerinden kurtarın.
Kabartma Tozu İle Mutfak Yüzeylerini Aşındırmadan Temizleyin
Kabartma tozunun farklı kullanım alanları arasındaki mutfak yüzeylerini aşındırmadan temizlemekte yer alır. Bunun için bir yemek kaşığı kabartma tozunu birkaç yemek kaşığı su ile karıştırarak macun kıvamına getirin. Hazırlamış olduğunuz bu macunu tezgah ve lavabo gibi kirli yüzeylere sürerek yumuşak kıllı bir diş fırçası ya da sünger yardımıyla hafifçe ovalayarak temizleyip kalan kalıntıları arındırmak için iyice durulayın.
Kabartma Tozu İle Buzdolabı Kokusunu Ortadan Kaldırın
Kabartma tozunun farklı kullanım alanları arasında en çok bilinenlerden bir tanesi buzdolabında oluşan kötü kokuları gidermek. Buzdolabını taze tutmak ve kokusunu ortadan kaldırmak için raflardan bir tanesine bir kase içerisinde kabartma tozu koyun ve ayda bir değiştirin.

Kabartma Tozu İle Halılarda Oluşan Kötü Kokuyu Giderin
Kabartma tozunun farklı kullanım alanları arasında en çok fayda gösterdiği konu kötü kokuları hapsetmesidir. Kabartma tozunun bu yeteneği halılar üzerinde hoş olmayan kokuları gidermek için de kullanılabilir. Kokusundan hoşlanmadığınız halının üzerine ince bir tabaka olacak şekilde kabartma tozu serpin ve 20 dakika bekletin. Ardından elektrikli süpürgenizin en güçlü ayarında tüm halıyı 2 kere süpürün.
Kabartma Tozu İle Fırın Temizliğini Basitleştirin
Kabartma tozunun farklı kullanım alanları arasında zorlayıcı fırın lekelerinin temizliğini kolaylaştırmak da yer alıyor. Kabartma tozu ile fırın temizlemek için fırının tabanına kabartma tozunu serpin, üzerine biraz su püskürtün ve bir gece boyunca fırının kapağı açık olacak şekilde bekletin. Sabah nemli bir bez yardımıyla kiri hafifçe ovalayarak temizleyin.
Kabartma Tozu İle Boru Tıkanıklığını Açın
Kabartma tozunun farklı kullanım alanlarından bir tanesi ise duyunca şaşıracağınız boru tıkanıklığı açmaktır. Bunun için tıkalı gidere yarım bardak kabartma tozu ve sirke dökün. 30 dakika bu şekilde bekletin ve sıcak su ile durulayın. Gerekirse işlemi tekrarlayın.
]]>HATMİ ÇİÇEĞİ NEDİR?
Hatmi çiçeği, bilimsel adı Althaea officinalis olan ve Avrupa, Batı Asya ile Kuzey Afrika’da yetişen bir bitkidir. Geleneksel tıpta asırlardır boğaz ağrısı ve öksürük gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Yaz aylarında büyük, soluk pembe veya beyaz çiçekler açar ve 1,2 ila 2 metre arasında yüksekliğe ulaşabilir. Yumuşak, tüylü yaprakları ile tanınır.

HATMİ ÇİÇEĞİ FAYDALARI
Hatmi çiçeğinin sağlığa olan faydaları, özellikle kökünde bulunan müsilaj adı verilen bileşikten kaynaklanır. Bu bileşik su ile birleştiğinde jel benzeri bir madde oluşturur ve tahrişi azaltarak boğaz, mide veya cildi kaplayabilir.
Öksürüğü Hafifletir: Hatmi kökü, boğazda koruyucu bir antioksidan tabaka oluşturarak kuru öksürük ve boğaz ağrısını hafifletir. Almanya’da yapılan bir çalışmada, hatmi çiçeği kökü ekstresi kullanan katılımcıların çoğu, 10 dakika içinde rahatlama hissetmiştir.
Cilt Tahrişini Giderir: Hatmi kökü, cilt kremleri ve merhemlerinde kullanılarak cilt sağlığını destekler, cilt hasarlarını ve yaralarını iyileştirir. Araştırmalar, hatmi kökünün antioksidan ve anti-inflamatuar özellikleri sayesinde tahrişi azalttığını göstermiştir.
Sindirim Sistemi Sorunlarına İyi Gelir: Hatmi kökü müsilajı, mideyi ve boğazı kaplayarak asit reflü ve mide ülserini hafifletebilir. Ayrıca, antioksidan içerikleri hücre hasarını önlemeye yardımcı olabilir.

HATMİ ÇİÇEĞİ ÇAYI NASIL YAPILIR?
Hatmi çiçeği çayı hazırlamak için, 150 mililitre kaynamış suya 0.5-5 gram kurutulmuş hatmi kökü ekleyin. 5-10 dakika demledikten sonra biraz bal ekleyerek günde üç fincan içebilirsiniz.
HATMİ ÇİÇEĞİ ÇAYININ FAYDALARI
Öksürüğe İyi Gelir: Mukopolisakkaritler sayesinde öksürüğü yatıştırır.
Boğaz Ağrısını Hafifletir: Saponinler ve anti-inflamatuar bileşenler sayesinde boğaz ağrısını hafifletir.
Bağışıklık Sistemini Destekler: C vitamini ve antioksidanlar içerir, bağışıklık sistemini güçlendirir.
Cilt Sağlığına Katkıda Bulunur: Nemlendirici özellikleri ile ciltteki küçük yaraların ve tahrişlerin iyileşmesini hızlandırır.
Kanser Riskini Azaltabilir: Flavonoidler ve fenolik bileşikler içerir, serbest radikallerle savaşarak oksidatif stresten korunmaya yardımcı olur.

HATMİ ÇİÇEĞİ YAĞI FAYDALARI
Hatmi çiçeği kökünde bulunan bileşenler sayesinde cildinize nemlendirici olarak kullanabilirsiniz.
Saçlarınız için doğal bir yağ olan hatmi çiçeği, dökülmeleri engellemek için kullanılabilir.
Besleyici ve canlandırıcı etkileri ile vücudunuza duş sonrası uygulayabilirsiniz.
HATMİ ÇİÇEĞİ NASIL KULLANILIR?
Hatmi çiçeği, genellikle kurutulmuş kökü çay olarak tüketilir. Ayrıca, çay poşetleri, sıvı tentürler, şuruplar, pastiller, kapsüller, merhemler ve kremler gibi formlarda da bulunur.
Çay: 150 ml suya 0.5-5 gram kurutulmuş hatmi kökü ekleyerek günde üç defa içebilirsiniz.
Tentürler ve Şuruplar: Günde bir kez 2-8 ml ekstrakt tüketilebilir.
Kremler ve Merhemler: Çocuklar için yüzde 1, yetişkinler için yüzde 20 yoğunlukta merhemler kullanılabilir.

HATMİ ÇİÇEĞİNİN ZARARLARI
Fazla Tüketim: Mide rahatsızlığı ve baş dönmesine neden olabilir.
Alerjik Reaksiyonlar: Nadiren alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Kurdeşen, kaşıntı, deri döküntüsü gibi belirtiler görülebilir. Nefes almada zorluk, kafa karışıklığı ve kalp hızında artış gibi ciddi belirtiler görülürse doktora başvurulmalıdır.
KİMLER HATMİ ÇİÇEĞİ TÜKETMEMELİ?
Hamile ve emziren kişiler için hatmi kökünün güvenliği üzerine yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu kişiler hatmi çiçeği tüketmemelidir.

HATMİ ÇİÇEĞİNİN İLAÇ ETKİLEŞİMİ
Hatmi çiçeği kökü, diğer ilaçların sindirim sisteminde emilimini zorlaştırabilir. Hatmi kökü aldıktan iki saat sonra diğer ilaçlarınızı içmeniz önerilir. Ayrıca, bazı antidepresanlar ve diyabet ilaçları ile doğrudan etkileşime girebilir.
Hatmi çiçeği kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız.
]]>Bekir Kantarcı, serginin hikayesinin 35 yıl öncesine dayandığını belirterek, “Kokuyla üniversite yıllarında ilgilenmeye başladım. Zaman içerisinde kokuyla ilişkim, ilgi boyutundan çıkarak profesyonel bir anlama dönüştü. Kokuların ve şişelerin üretim ve tasarım sürecine dair araştırmalar, uluslararası fuarları takip etme, parfüm müzelerini dolaşma, eski parfümlere dair kitapları okuma gibi süreçlerle mesele giderek büyümeye başladı. O zamanlar kendimi bir koleksiyoner olarak tahayyül etmemiştim ama küçük de olsa bir idealim vardı. Geldiğim noktada, bir hayalle başlayan bu yolculuk, zengin bir koleksiyona dönüştü. Bunun en büyük nedeniyse sanata, kültüre, medeniyetimizin zengin birikimine olan ilgimdi.” dedi.

Serginin köklerinin Kapalıçarşı’da açtığı “Parfümane” müzesine dayandığını aktaran Kantarcı, Osmanlı’dan bugüne parfüm, şişe, koku sanatı ve tarihi üzerine derli toplu bir birikimi sanatseverle buluşturdukları için çok mutlu olduğunu dile getirdi.
“GEÇMİŞTE, KOKU KADAR ONU MUHAFAZA EDEN ŞİŞELER DE FAZLASIYLA KIYMETLİYDİ”
Kantarcı, kokunun 1850’lerden itibaren endüstriyel ve sentetik bir alım satım ürününe dönüştüğünü söyleyerek, “Bu tarihten önce koku ulaşılamayacak kadar kıymetliydi, az miktarda ve pahalıydı. Şu anda bile bir gram amberinin 150 dolara satıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Geçmişte bu kadar değerli bir ürününün muhafazasını ve sunumunu sağlayan şişeler de kokuya uyumlu olarak fazlasıyla kıymetli, estetik değeri yüksekti. Bizim sergimizin en önemli noktalarından birisi de tam olarak bu durumu vurgulamak.” ifadelerini kullandı.
Ticari kaygının her sektörde olduğu gibi koku üretim ve tüketiminde etkili olduğunu kaydeden Kantarcı, şu bilgileri verdi:
“Artık koku herkesin rahatça alabildiği bir ürün. Fakat bunun tam tersine, kokunun saflığı artık ne yazık ki ortadan kalkıyor. Bu, bizim için fazlasıyla üzücü bir durum. Şu anda neredeyse hemen hemen her yerde aynı kokular var. Bunun istisnası ise Arap Yarımadası. Onlar kendi otantik kokularını, amberi muhafaza ediyor. Şimdilerde dünyanın en önemli markaları da bu kokulara yatırım yapıyor, arabesk ve oryantal kokuları üretmeye, bunları öne çıkartmaya çalışıyor. Koku üreticileri böyle bir ticari kaygıyla Arap kokusunu bütün dünyaya sunuyor. Çünkü otantik olan o. Yakın bir vakte kadar kimsenin haberinin olmadığı ve değer vermediği udun, bu kadar kıymetlenmiş olmasının nedeni de bu.”

“EVLİYA ÇELEBİ, İSTANBUL’DA İKİ BİNDEN FAZLA KOKUCUNUN OLDUĞUNU SÖYLÜYOR”
Bekir Kantarcı, koku ve koku etrafında oluşan kültürün insanlığın tarihiyle başladığına dikkati çekerek, “Koku, çok zengin bir kültürel tarihe dayanıyor. Bir koku tarihinden bahsetmek hiç yanlış olmasa gerek. Koku hem kişisel ve estetik değeri olan hem de ilahi olanla kurulan temasta önemli işleve sahip bir ürün. Dolayısıyla kokuyu sürekli incelen ve gelişen bir güzellik unsuru olarak anlamak mümkün. Bizim kendi geleneğimizde de Peygamber Efendimiz’in, mealen söyleyecek olursak, ‘Bana, güzel koku sevdirildi.’ hadisiyle hem Araplar hem Türkler için koku, çok önemli ve merkezi bir unsura dönüşüyor. Selçuklulardan Osmanlılara kadar geniş bir coğrafya ve zaman diliminde misk, amber ve ud, bizim kültürümüzün en önemli unsurları olarak çıkıyor karşımıza. Bütün bu zengin literatür içinde, koku ham maddelerini, bu maddelerin nasıl ve nerede oluştuğuna dair araştırma yaparken karşıma çıkan ve beni en çok etkileyen ise Evliya Çelebi’nin, İstanbul’da iki binden fazla kokucunun olduğunu söylemesiydi. Bunlar, ihtisas ehli kokucular. Sadece gül, lavanta ya da amber satan dükkanların bulunduğunu ifade ediyor Evliya Çelebi. Bu, ne kadar zengin bir koku kültürünün döneme hakim olduğunu bize gösteriyor.” dedi.
Serginin küratörü Beste Gürsu da serginin alt başlığının “Osmanlı’dan Günümüze Koku Şişeleri” olduğuna işaret etti.
Osmanlı’ya atfen üst başlık olarak “Gılaf-ı Reyya” ifadesini kullandıklarını vurgulayan Gürsu, “Reyya güzel, gılaf ise kılıf demek. Dolayısıyla ziyaretçilerimize burada güzel koku kılıflarını sunuyoruz. Sergimizin temel hareket noktası bu. Bekir Bey’le yaptığımız envanter çalışması sürecinde, kokunun ve bununla gelişen kültürün, çağlar boyunca insanlığı pozitif yönde etkilediğini gördük. İster fakir ister zengin olsun herkes bir koku kullanırdı eskiden. Dolayısıyla çok zengin bir gelenek var karşımızda. Bizim seçkimiz, bu zenginliğin sadece bir kısmını ifade ediyor.” diye konuştu.
Gürsu, bir nesneyi sergilemenin, o nesneyi kamusal alana taşımak olduğunu ve bundan dolayı da birbirinden farklı düşünce ve beklentilere hitap edebilecek bir seçki hazırladıklarının altını çizdi.

Seçkide çok geniş yelpazede ürünler olduğunu vurgulayan Gürsu, “Osmanlı’dan başlayıp günümüze gelen bu seçkimizde, bir yandan literatüre girmiş gülabdanlar ve buhurdanlıklardan Beykoz Şişe Fabrikası’na ve orada üretilen şişelere, bir yandan da Avrupa, Çin, Asya gibi kültürlerin ürettiği seramiklerden porselenlere kadar farklı koku örneklerine yer vermeye çalıştık. Sergimizde İngiliz saraylarında asilzadelerin kullandığı kokular da var, cep şişeleri ve mücevher olarak paha biçilemez bir değer ifade eden koku kültürünün en önemli kolyeleri de. Biz de bu zengin kültürünü, temsil gücü yüksek bir sergiyle sanatseverlere sunmak istedik.” değerlendirmesinde bulundu.
Beste Gürsu, kokunun hem insani hem de ruhani bir anlama sahip olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:
“Kokuyu ilk olarak ruhunuzun sevmesi gerek. Koku, sizi mutlu eden ve gün içinde sizi etkileyen bir ürün. Böylesi bir ürünü, öncelikle dış formundan, yani kılıfından doğru seçerseniz, bu anlamda size ilk cazip gelen kokunun şişesidir. Beğendiğiniz bir şişenin içindeki ürünü deneye deneye, doğru şişenin içindeki güzel kokuyu bulmuş olursunuz. Kısacası şişeyle koku bütünleşir ve sizin satın aldığınız da tam da bu birlikteliktir. Dolayısıyla bir kokuyu üretmek ne kadar önemliyse, bir şişeyi tasarlamak, sanatsal değeri yüksek bir ürün meydana getirmek de en az bunun kadar önemlidir. Çünkü kültürün devamını sağlayan sadece koku değil, o kokuyu sunduğunuz formdur.”

Kokunun eski zenginliğini yitirdiğine ve bu durumun dünyanın genelinde benzer şekilde cereyan ettiğine işaret eden Gürsu, “Örneğin Avrupa’nın dünyaya sunacağı bir kokusu yok. Orada bir kimliksizlik söz konusu çünkü her şey iç içe geçmiş durumda. Avrupa kiliselerindeki tütsüler, Arapların udları, Osmanlı’nın gül suyu, üç farklı toplumun otantik koku gelenekleri ve örnekleridir. Fakat koku, sadece kişisel değil uhrevi bir anlama da sahiptir ve Avrupa’daki manevi kuvvetin kokuyla olan diyaloğu artık bizimki gibi değil. Biz hala gülsuyunu seviyor ve ikram ediyor, onu kullanıyoruz. Avrupa’da ise bu konuda bir zayıflık var. Her şeyin maddeleştiği bir yerde, hakiki koku da ne yazık ki giderek ortadan kalkıyor.” dedi.
Kuveyt Türk Katılım Bankası katkılarıyla gerçekleştirilen sergi, 22 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek.
Eldeki sarımsak kokusu ne kadar yıkansa da elden hemen çıkan bir koku değildir. Sarımsağın bu güçlü kokusunun sebebi; sarımsağın hücre duvarları parçalanıp ezildiğinde, bir enzim serbest bırakır ve kükürt bileşikleri ortaya çıkar. Ve bu da sarımsağın keskin bir koku ortaya çıkarmasına sebep olur.

Sarımsak ezici mutfak aletleri her ne kadar ellerinizi koruyup koku oluşumunu önlese de bu yöntem sarımsağın yemeğe vereceği lezzeti azalttığı için aşçılar tarafından pek tercih edilmemektedir. Sarımsağı ne kadar küçük ve ince doğrarsanız suyu o kadar yoğun olacağı için kokusu da keskinleşir. Eğer yemek yaparken ellerinizde sarımsak kokusunun çok olmasını istemiyorsanız sarımsağı küçük küçük ezdirmek yerine dilimlemeniz tavsiye edilir.

Peki, eldeki sarımsak kokusu geçirecek etkili yöntemler nelerdir? Gelin birlikte öğrenelim…
ELDEKİ SARIMSAK KOKUSU NASIL GEÇER?
Yöntem 1: Paslanmaz Çelik Bir Yüzeyle Ellerinizi Ovalayın

Eldeki sarımsak kokusunu geçirmek için uygulayabileceğiniz en etkili ve hızlı yöntemlerden bir tanesi ılık akan suyun altında parmak uçlarınızı paslanmaz çelik bir yüzeye sürtmektir. Bu paslanmaz çelik yüzey bir bıçak ya da kase olabilir.
Dikkatli bir şekilde bıçağın sırtına parmak uçlarınızı sürterek saniyeler içerisinde eldeki sarımsak kokusunu yok edebilirsiniz.
Yöntem 2: Ellerinizi Mutfak Lavabosuna Sürtün

Eldeki sarımsak kokusunu geçirmenin bir diğer yöntemi de ilk yönteme benzer bir işlemdir. Mutfak lavabosu da paslanmaya karşı dayanıklı olduğu için etkili yöntemdir.
Sarımsak ile işiniz bittikten sonra ellerinizi su ve sabunla güzelce yıkayın. Bu aşamada ellerinizin kokmasını sağlayan bileşiklerin çoğu ortadan kaybolacaktır. Daha sonra mutfak lavabosunu yıkayın ve hem yıkarken hem de durularken parmak uçlarınızı lavabonun kenarına sürtün. Bu sayede parmağınızda kalan kükürt bileşikleri lavabonun kenarlarında bulunan çeliğe yapışacak ve elinizdeki sarımsak kokusu yok olacak.
Yöntem 3: Karbonat İle Ellerinizi Ovalayın

Karbonat, alkali özelliği sayesinde eldeki sarımsak kokusunu giderecek etken bir maddedir. Bunun için bir miktar karbonat ve suyu karıştırarak bir macun elde edin. Hazırladığınız bu macunu ellerinize sürerek birkaç dakika nazikçe ovalayın. Ardından ellerinizi su ve sabunla yıkayın. Sarımsak kokusundan eser kalmadığını fark edeceksiniz.
Yöntem 4: Limon suyu

Limon suyu içerisindeki asitler ile ellerdeki sarımsak kokusunu nötralize eder. Bu yöntem de karbonat yöntemine benzerlik gösterir. Limon suyu yöntemi ile ellerdeki sarımsak kokusunu gidermek için bir miktar limon suyu ile ellerinizi sürün ve ovalayın. Ardından sabun ve su ile güzelce yıkayın.
Limon suyuna alternatif olarak bütün bir limonu ılık su içerisinde yıkamak ve bir dilim limon ile ellerinizi ovalamakta ellerdeki sarımsak kokusunu ortadan kaldırır.
]]>İddiaya göre; hasta olan annesi ile birlikte yaşayan Yaşar Kaplan, yaklaşık 5 yıl önce hasta bakıcı bir kadını yanlarına alarak birlikte yaşamaya başladı. Bir süre sonra ise bakıcı kadın sokaklardan topladığı çöpleri eve taşıyıp odalarda biriktirmeye başladı.
KOKU TÜM BİNAYI SARDI
Yaklaşık 1 yıl önce ise yaşlı kadın vefat edince Kaplan ve bakıcı kadın birlikte yaşamaya devam etti. Çöp toplamaya devam eden kadın dairenin tüm odalarını doldurunca kötü koku nedeniyle binada yaşayan vatandaşlar şikayetçi olmaya başladı. Durumu merak edip komşularının evine giden vatandaşlar karşılaştıkları manzara karşısında şaşkına döndü.

7 KAMYON ÇÖP ÇIKTI
Vatandaşlar durumu Sultangazi Belediyesine bildirdi. Bunun üzerine binaya gelen ekipler, kötü kokunun sardığı dairedeki çöplerin boşaltılması için çalışma başlattı. Mutfak ve banyosu dahil tamamen dolu olan evdeki çöplerin dışarı çıkartılması için sokak, yaya ve araç trafiğine kapatıldı. Tedbirlerin alınmasının ardından çöpler, balkon ve pencerelerden atılarak kamyonlara yüklendi. 2 gün süren çalışmalarda evden 7 kamyon çöp çıkartıldı. Daire sahibi Yaşar Kaplan’ın ise bu esnada ekiplerin başında durup çalışmaları izlemesi dikkat çekti.

“BENİM DE HABERİM YOK, GELİNCE ÖĞRENDİM”
Daire sahibi Yaşar Kaplan, kendisinin hasta olduğunu; bu nedenle hastanede tedavi gördüğü için yaklaşık 2 aydır evine gelmediğini ve geri döndüğünde ise böyle bir manzara ile karşılaşınca bakıcı kadını evden gönderdiğini iddia etti. Ancak binada yaşayan komşuları kendisinin yalan söylediğini ve kokunun uzun zamandır geldiğini 2 ayda bu kadar çöp toplanmasının imkansız olduğunu öne sürdü.
BELEDİYE EKİPLERİ ÇALIŞMA BAŞLATTI
Temizlik çalışması ile ilgili açıklama yapan Sultangazi Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Havva Canbakkal, “Burada bir çöp ev olduğu şikayeti bize gelmişti. Onunla alakalı ekipleri yönlendirdik. Ama işin boyutu çok büyük olduğu için bir de sağlık ve hijyenik şartlar olmadığı için büyük koku problemi var içeride. Atıkların uzun süredir burada biriktirildiği anlaşıldı. Ev tıklım tıklım dolu. Çalışma başlattık” dedi.

“KOKUDAN DURAMIYORUZ”
Binada yaşayan Durmuş Yılmaz isimli vatandaş, “Ben burada 20 senedir oturuyorum. Fakat 5 senedir bu dairelerin birisinde bayan çöp topluyordu. Rahatsız oluyorduk. Biz de belediyeye başvurmak zorunda kaldık. Sağ olsunlar geldiler ilgileniyorlar. Daire kapılarını açtığımız zaman kokudan duramıyoruz. Sanki bir lağım patlamış gibi koku geliyor. Çocuklarımız rahatsız oluyor, boğazlarında ağrılar başladı, sineklerden cam açamıyoruz. Büyük sinekler camdan içeri fırlıyor. Mikrop yuvası gibi. Bütün odalara baktım. Hepsi tavana kadar dolu, banyo bile tıkanmış. Sadece 3 metre bir alan var. Dairenin içinde çöpleri her yere tıkamış” dedi.
Bir diğer komşu Canan Erbaş ise “Binamızda 5-6 senedir aşırı derecede koku vardı. Komşularımız da çok rahatsız oluyorlardı. Zabıtayı aradık geldiler. Bir bayan vardı. O sürekli topluyordu eve çöpleri biz de bu durumdan rahatsız oluyorduk” diye konuştu.
Paketleri üzerinde bir son kullanma tarihi yazar ancak bu tarih geçtikten sonra da rahatlıkla kullanılabilir. Ama zamanla eski tatlarını kaybederler ve yemeklere verdikleri lezzet de giderek azalır. Bu yüzden gereğinden fazla baharat kullanmak zorunda kalabilirsiniz.

Peki, baharatların son kullanma tarihinin geçtiği nasıl anlaşılır, son kullanma tarihi geçen baharatlar nasıl değerlendirilir ve baharatların tazeliğini koruması için alınması gereken önlemler nelerdir? Gelin birlikte öğrenelim!
BAHARATLARIN SON KULLANMA TARİHİ GEÇTİĞİ NASIL ANLAŞILIR?
Baharatların son kullanma tarihi geçip geçmediğini ve ne durumda olduğunu anlamak için aşağıdaki yöntemleri izleyin.
Son Kullanma Tarihini Saklayın
Baharat ambalajları üzerinde “son kullanma tarihi” bulunur ve bu tarih onların paketlendiği tarihi yansıtır. Marketlerden baharat satın alırken mümkün olduğu kadar son kullanma tarihi en uzak olanı tercih edin ki hasat zamanı bekleme süresini de göz önünde bulundurmuş olun.
Baharatlarınızı evde kutusuna koyarken üzerine paketin üzerindeki son kullanma tarihini kesip yapıştırın ya da bir yere not alın.
Son kullanma tarihi yaklaşmış ya da geçmiş baharatları tüketmek sakıncalı değildir. Ancak yemeğe verdiği lezzeti büyük ölçüde etkiler. Bu yüzden yemeğe tarifte yazan miktardan fazla baharat eklemeniz gerekebilir. Bu da size baharatların son kullanma tarihinin geçtiğini gösterir.

Kokusuna ve Tadına Bakın
Baharatların son kullanma tarihlerinin geçip geçmediğini anlamanın bir diğer noktası da az miktarda alıp tadına bakmak ya da baharatı koklamaktır. Normal kokusundan başka bir kokuya sahip olan ya da tadına baktığınızda damağınızda ekşi bir tat bırakan baharatların son kullanma tarihi geçtiğini rahatlıkla anlayabilirsiniz.

SON KULLANMA TARİHİ GEÇMİŞ BAHARATLAR NASIL DEĞERLENDİRİLİR?
Baharatların son kullanma tarihleri geçtiyse onları bir süre kullanabilirsiniz evet ama yemeğe vereceği lezzeti de kaybedecekleri için yenileri ile değiştirmek en mantıklı seçenek olabilir. Peki, kullanmayacağınız son kullanma tarihi geçmiş baharatları ne yapmalısınız?

BAHARATLARI TAZE TUTMANIN YOLLARI NELERDİR?
İlginizi çekebilir;
]]>