Küresel – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Sun, 04 Aug 2024 01:36:32 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Türkiye’nin Orta Doğu ve Orta Asya’ya açılan kapısı olacak https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyenin-orta-dogu-ve-orta-asyaya-acilan-kapisi-olacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyenin-orta-dogu-ve-orta-asyaya-acilan-kapisi-olacak/#respond Sun, 04 Aug 2024 01:36:32 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=17248 Küresel tedarik zincirinin sürdürülebilirliğinin sağlanması için Türkiye, küresel tedarik zinciri alanlarında adımlar atacak. Kritik ulaştırma koridorları kavşağında bulunan Türkiye, Doğu Akdeniz bölgesinde Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerinin çıkış kapısı olacak. Doğu Akdeniz’de transit yük odaklı, bölgenin gelişmesine ve ihracatın artırılmasına katkı sağlayacak bir ana liman inşa edilecek.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi tarafından, Türkiye’nin UDY politikasının genel çerçevesini çizmek ve bu alandaki uygulamalara rehberlik etmek üzere hazırlanan “Türkiye UDY Stratejisi (2024-2028)” yayımlandı.

TÜRKİYE’DEN ORTA DOĞU VE ORTA ASYA’YA AÇILACAK ANA LİMAN ADIMI

AA muhabirinin stratejiden derlediği bilgilere göre, küresel tedarik zinciri kapsamında ülkenin küresel değer zincirlerine entegrasyonunun güçlendirilmesi için yeşil ve dijital dönüşüm alanında uluslararası ticaret politikalarına uyum seviyesi artırılacak.

Bu kapsamda, dijital pazarlarda rekabet ortamının iyileştirilmesine yönelik mevzuat çalışması yapılacak. AB dijital ekonomi düzenlemelerinin Türkiye ticaretini etkileyen boyutları ve atılması gereken adımlar tespit edilecek.

Ülke ve dünya ticaretinde yaşanan ekonomik gelişmeler göz önünde bulundurularak Türkiye’nin taraf olduğu ikili ve çok taraflı anlaşmaların (Gümrük Birliği, serbest ticaret anlaşmaları, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları vb.) güncellenmesine ve yeni anlaşmaların hayata geçirilmesine yönelik çalışmalar yürütülecek.

Türkiye’nin tercihli ticaret ağı güçlendirilecek, yeni serbest ticaret anlaşmaları müzakere edilecek ve yürürlükteki serbest ticaret anlaşmalarının kapsamının genişletilmesine yönelik çalışmalar yapılacak.

Gümrük Birliğinin güncellenmesi müzakereleri yürütülecek ve kamu, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ile akademisyenlerin görüşleri alınarak ulusal müzakere hazırlık çalışmaları tamamlanacak.

YEŞİL LİMAN UYGULAMALARINA DESTEK SÜRECEK

Türkiye’nin küresel değer zincirlerindeki konumunun güçlendirilmesi amacıyla tüm ulaşım modlarında lojistik kabiliyetleri ve altyapısı, çevre ve yeşil dönüşüm hassasiyetleri dikkate alınarak geliştirilecek.

Liman operasyonlarında enerji verimliliğinin artırılması ile çevresel etkilerin en aza indirilmesine yönelik düşük emisyonlu/emisyon üretmeyen makine ve ekipmanların kullanımı teşvik edilerek yeşil liman uygulamalarının desteklenmesi sürdürülecek.

Tüm ulaşım modlarında, elektrikli veya diğer alternatif yakıtlı araçların kullanımı için altyapı ve teknoloji yatırımları yapılacak, yeni nesil, sürdürülebilir, bütünleşik hareketlilik hizmetleriyle ilgili uyum ve mevzuat düzenlemeleri tamamlanacak.

Küresel tedarik zincirinin sürdürülebilirliğinin sağlanması için ülkenin içinde bulunduğu ulaştırma koridorlarının etkinliğini ve çeşitliliğini artırma çalışmaları sürecek.

Doğu Akdeniz bölgesinde Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerinin çıkış kapısı olacak, transit yük odaklı, bölgenin gelişmesine ve ihracatın artırılmasına katkı sağlayacak bir ana liman inşa edilecek.

Yeni sanayi bölgeleri ve lojistik hatları afet riskleri gözetilerek oluşturulacak, mevcut demir yolu altyapısı daha etkin kullanılarak, sanayi bölgeleri ve limanlarla (Ro-Ro dahil) bağlantıları güçlendirilecek.

YEREL FİRMALARIN KÜRESEL DEĞER ZİNCİRLERİNE ENTEGRASYONU ARTIRILACAK

Türkiye’deki mevcut uluslararası yatırımcılar ile yerel tedarikçi firmaların iş birlikleri geliştirilerek yerel firmaların küresel değer zincirlerine entegrasyonu artırılacak. Yerli tedarik zincirini güçlendirecek şekilde KOBİ’lerin büyük ölçekli firmalar etrafında kümelenmeleri teşvik edilecek.

Ana sanayi üreticileri ve büyük işletmelerin tedarik zincirlerine KOBİ’lerin eklemlenebilmeleri için eşleşmeleri kolaylaştırılacak ve gerekli kalite, verim, kapasite artışlarıyla ürün geliştirme (ÜR-GE) faaliyetleri tedarikçi geliştirme süreçleri kapsamında desteklenecek.

Gümrük işlemlerinde etkinlik ve verimliliğin artırılması amacıyla bilgi ve iletişim teknolojilerinden azami ölçüde yararlanılacak, gümrük hizmetleri yeşil ve dijital dönüşümle uygun bir yapıya kavuşturulacak.

Dış ticaret işlemlerinde blokzincir ve otomatik karakter tanıma (OCR) gibi yenilikçi teknolojiler kullanılarak kağıtsız ortamda gümrük uygulamaları yaygınlaştırılacak.

İhracat işlemlerinde blokzincir teknolojisinin kullanılmasına ilişkin yürütülen çalışmaların Bilgisayarlı Gümrük Etkinlikleri Sistemini (BİLGE) de kapsayacak şekilde geliştirilmesi sağlanacak.

İmalat sektöründeki katma değeri artırmaya yönelik AR-GE, ÜR-GE, tasarım, tedarik zinciri yönetimi, dağıtım ve bakım-onarım gibi nitelikli hizmet girdilerinin payının artırılmasına yönelik çalışmalar yapılacak.

Öncelikli sektörler başta olmak üzere firma iş ortaklarının yüksek teknolojili ÜR-GE ve ticarileştirmesinin desteklendiği Sanayi Yenilik Ağ Mekanizması Programı yaygınlaştırılacak.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyenin-orta-dogu-ve-orta-asyaya-acilan-kapisi-olacak/feed/ 0
Yatırım Ofisi Başkanı Dağlıoğlu: Türkiye UDY Stratejisi yol haritası olarak tasarlanmıştır https://www.foxtvhaber.com.tr/yatirim-ofisi-baskani-daglioglu-turkiye-udy-stratejisi-yol-haritasi-olarak-tasarlanmistir/ https://www.foxtvhaber.com.tr/yatirim-ofisi-baskani-daglioglu-turkiye-udy-stratejisi-yol-haritasi-olarak-tasarlanmistir/#respond Tue, 30 Jul 2024 01:00:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=16831 Dağlıoğlu, Türkiye UDY Stratejisi’ne ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, Yatırım Ofisinin 2024-2028 stratejisinin, Türkiye Yüzyılı vizyonunun en önemli bileşenlerinden biri olduğunu, Türkiye’nin ekonomik kalkınmasını sürdürülebilir ve teknolojik dönüşüm odaklı bir yaklaşımla desteklemeyi amaçlayan bu stratejinin, küresel yatırım trendlerini dikkate alarak Türkiye’ye daha fazla nitelikli yatırım çekmeyi hedeflediğini kaydetti.

‘İSTİHDAM ALANI GENİŞLEYECEKTİR’

Dağlıoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımızın belirlediği dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer alma hedefi doğrultusunda, bu strateji sayesinde ülkemizin küresel rekabetçiliği artacak, ekonomik büyüme hızlanacak ve nitelikli istihdam alanları genişleyecektir.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisinin yeni stratejisinin, küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi, tersine küreselleşme ve korumacılık eğilimleri, makroekonomik belirsizlikler, iklim değişikliği ve çevresel sürdürülebilirlik, dijitalleşme, bölgesel ve ulusal sanayi politikalarının ağırlık kazanması gibi küresel eğilimlerin dikkate alarak hazırlandığını bildiren Dağlıoğlu, bu eğilimlerin, yatırımcıların kararlarını etkileyen önemli faktörler ve Türkiye’nin bu değişen dünya düzenine uyum sağlamasının, stratejinin en kritik unsurlarından biri olduğunu belirtti.

‘STRATEJİNİN ANA HEDEFİ, TÜRKİYE’NİN KÜRESEL SERMAYE AKIMLARINDAN ALDIĞI PAYI NİTELİKLİ YATIRIMLARLA ARTIRMAK’

Burak Dağlıoğlu, Türkiye UDY Stratejisi’nin, küresel ekonomik coğrafyanın yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye’yi dünyanın önde gelen yatırım, üretim ve ihracat merkezlerinden birine dönüştürmenin yol haritası olarak tasarlandığını anlatarak, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi tarafından ilgili tüm paydaşların aktif katkılarıyla hazırlanan strateji belgesinde, küresel trendleri göz önünde bulunduran, sürdürülebilir kalkınma odaklı ve kanıta dayalı bir yaklaşımın benimsendiğini söyledi.

Türkiye’deki uluslararası doğrudan yatırım politikalarının çatısını oluşturan bu belgenin sadece Yatırım Ofisi için değil, ekosistemdeki tüm paydaşlar için bir rehber olmasının hedeflendiğini kaydeden Dağlıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye’nin uzun vadeli kalkınma hedeflerine hizmet edecek olan strateji belgesinin odak noktası, yüksek katma değerli, yeşil ve dijital dönüşümü destekleyen, yüksek teknolojiye dayalı ve kaliteli istihdam sağlayan nitelikli yatırımları ülkemize daha fazla çekmektir. Stratejinin ana hedefi, Türkiye’nin küresel sermaye akımlarından aldığı payı nitelikli yatırımlarla artırmak ve 2028 yılı itibarıyla yüzde 1,5’e çıkarmak olarak belirlenmiştir.

Türkiye, 21 yıldır kesintisiz bir şekilde yürüttüğü reform süreciyle ekonomide özel sektörün önünü açan, yatırımcı dostu bir ortam oluşturmuş ve uluslararası doğrudan yatırımlar için halihazırda bir çekim merkezine dönüşmüştür. Ülkemiz yeni dönemde de bu vasfını güçlendirerek sürdürecek ve uluslararası yatırımların tercih ettiği, büyüyüp geliştiği lider ekonomilerden biri olmaya devam edecektir.”

‘BU YATIRIMLARIN HER BİRİ GELECEĞİMİZİN TEMİNATI OLACAK PROJELERDİR’

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, Türkiye’nin 2024-2028 stratejisi kapsamında hedeflenen nitelikli yatırımlar arasında iklim dostu yatırımlar, dijital yatırımlar, küresel tedarik zinciri odaklı yatırımlar, bilgi yoğun yatırımlar, nitelikli istihdam sağlayan yatırımlar, katma değerli hizmet yatırımları ve nitelikli finansal yatırımlarının yer aldığını, bu yatırımların, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına ve teknolojik dönüşümüne önemli katkılar sağlayacağını vurgulayarak, “Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun bir parçası olarak, bu yatırımların her biri geleceğimizin teminatı olacak projelerdir.” dedi.

Türkiye’nin yeni stratejisinin, yeşil ve dijital dönüşümü destekleyerek sürdürülebilir kalkınmayı hedeflediğini belirten Dağlıoğlu, yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik edecek, çevre dostu teknolojilerin kullanımını yaygınlaştıracak ve dijital altyapıyı güçlendirecek politikalar uygulanacağını, bu sayede Türkiye’nin iklim dostu ve dijital dönüşüm süreçlerinin hızlanacağını, uluslararası yatırımcılar için cazip bir yatırım ortamı oluşacağını, Türkiye Yüzyılı’nda, yeşil ve dijital dönüşümün öncü ülkelerinden biri olmayı amaçladıklarını kaydetti.

‘YENİ STRATEJİ, TÜRKİYE’NİN BÖLGESEL REKABET GÜCÜNÜ ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ARTIRACAK’

Yeni stratejinin uygulanmasında 5 temel politika alanına odaklanılacağını bildiren Dağlıoğlu, bu alanların “yatırım ortamı rekabetçiliği”, “yeşil dönüşüm”, “dijital dönüşüm”, “küresel tedarik zinciri” ve “nitelikli insan kaynağı” olduğunu aktardı.

Dağlıoğlu, yeni stratejinin, Türkiye’nin bölgesel rekabet gücünü önemli ölçüde artıracağına işaret ederek, “Türkiye, sahip olduğu stratejik konum, nitelikli iş gücü ve güçlü lojistik altyapısı ile bölgesinde öne çıkmaktadır. Strateji, bu avantajları kullanarak bölgesel doğrudan yatırım pastasından daha fazla pay almayı hedeflemekte. Ayrıca, Türkiye’ye gelen yatırımların bölgesel payı artırılarak ülkemizin ekonomik ve teknolojik gelişimi desteklenecektir. Türkiye Yüzyılı’nda, bölgesel liderlik hedefimizi pekiştirmek istiyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisinin yeni stratejisi kapsamında yatırımcılara geniş teşvik mekanizmaları sunulacağını aktaran Dağlıoğlu, “Bu teşvikler arasında vergi indirimleri, yatırım destekleri, altyapı hizmetleri ve bürokratik süreçlerin hızlandırılması yer almaktadır. Ayrıca, teknoloji girişimciliği ekosisteminin geliştirilmesi amacıyla yenilikçi finansman imkanları ve dijital altyapı yatırımları da desteklenecektir. Bu teşvikler, uluslararası yatırımcıların Türkiye’de yatırım yapmalarını cazip hale getirecektir. Türkiye Yüzyılı’nda, yatırımcılar için en cazip ülkelerden biri olmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.

‘TÜRKİYE’Yİ BİR BÖGLESEL EKONOMİK MERKEZDEN KÜRESEL EKONOMİK GÜÇ MERKEZİNE DÖNÜŞTÜRMEYE KARARLIYIZ’

Burak Dağlıoğlu, Türkiye UDY Stratejisi’nin sunuş yazısındaki değerlendirmesinde de Türkiye’nin, çeşitlenmiş ekonomisi ve girişimciliği destekleyen iş kültürü sayesinde finansal ve stratejik yatırımlar için dünyanın önde gelen bir yatırım destinasyonu olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin, 2003-2022 dönemindeki yükselen ekonomik performansı ve yatırımcılara sunduğu üst düzey değer önerileri sayesinde uluslararası doğrudan yatırım girişlerinde önemli bir ivme yakaladığını ve toplamda çektiği 262 milyar dolar uluslararası doğrudan yatırım ile Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı kapsayan bölgesinde ön plana çıktığını dile getiren Dağlıoğlu, bugün itibarıyla 80 binin üzerinde çok uluslu şirketin faaliyet gösterdiği Türkiye’nin, bu şirketlerin üretim faaliyetlerinin AR-GE merkezleri, tasarım ekipleri, satın alma ofisleri, lojistik üsleri ve bölgesel yönetim merkezleriyle desteklendiği bir bölgesel ekonomik merkez haline geldiğini belirtti.

Dağlıoğlu, “Ülkemizin bu performansını, Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonu ile artırarak devam ettirmeye ve Türkiye’yi bir bölgesel ekonomik merkezden küresel ekonomik güç merkezine dönüştürmeye kararlıyız. Ülkelerin rekabetçilik gücünün sürdürülebilirlik hedeflerine uyum ve dijital dönüşüm kabiliyeti ile yeniden tanımlandığı, küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemeçte Türkiye, bu sınamayı başarıyla geçmeye en hazır ülkeler arasındadır.” ifadelerini kullandı.

Mevcut küresel ekonomik gelişmeleri de göz önüne alarak, Türkiye’deki UDY politikalarının çatısını oluşturan Türkiye UDY Stratejisi’ni (2024-2028) Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi tarafından ilgili paydaşların katkılarıyla hazırladıklarını hatırlatan Dağlıoğlu, bir rehber niteliği taşıdığına inandıkları bu belgenin Türkiye için hayırlı olmasını diledi.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/yatirim-ofisi-baskani-daglioglu-turkiye-udy-stratejisi-yol-haritasi-olarak-tasarlanmistir/feed/ 0
Dijital tehlikeye dikkat! İşte Türkiye’nin olası krizden kurtuluş reçetesi https://www.foxtvhaber.com.tr/dijital-tehlikeye-dikkat-iste-turkiyenin-olasi-krizden-kurtulus-recetesi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/dijital-tehlikeye-dikkat-iste-turkiyenin-olasi-krizden-kurtulus-recetesi/#respond Fri, 19 Jul 2024 23:00:07 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=15975
  •      Haber7-ÖZEL

  • ABD’li teknoloji devi Microsoft’un 365 uygulamalarında yaşanan arızalar nedeniyle dünyadaki birçok sektörde problemler oluştu. Yazılım sistemindeki küresel sıkıntı havacılık ve bankacılık gibi sektörler başta olmak üzere tüm sektörlerde aksamalara neden oldu. Dünyayı etkisi altına yazılım sıkıntısı gelecek yıllarda yaşanabilecek olası olaylar için pek çok soruyu da beraberinde getirdi. 

    ABD, AVRUPA VE KÜRESEL SİSTEME BAĞLI ÜLKELER ETKİLENDİ

    Dünya genelinde yaşanan şimdiye kadarki en büyük yazılım sorunu küresel sisteme bağlı tekel içinde dönen birçok ülkeyi olumsuz etkiledi. ABD başta olmak üzere, Avrupa hatta Avustralya’ya kadar birçok ülkedeki hizmetlerde sorunlar yaşanıyor. İngiltere’de bazı televizyon kanallarının yayını kesilirken, büyük bankalar, havaalanları, hastaneler ve finans kurumları geçici olarak hizmet dışı kaldı. 

    Berlin‘de tüm uçuşlar durdurulurken ABD’de acil servis hizmetleri bile askıya alındı. İngiltere‘de ise sağlık randevu sistemi çöktü. 

    TÜRKİYE’DE DE BİRÇOK KURUM ETKİLENDİ

    Dünya genelinde yaşanan aksaklıktan Türkiye de nasibini aldı. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de birçok sistemde problemler ortaya çıktı. Resmi makamlardan “Sistemi bir an önce işler hale getireceğiz” açıklamaları yapılırken ülkemizdeki hava yolu şirketleri, telekom hizmetleri ve bankalar gibi önemli kurumlarda problemler yaşanıyor. 

    MİLLİ YAZILIMIN ÖNEMİ BİR KEZ DAHA ORTAYA ÇIKTI

    Küresel sistemin teknolojilerini kullanan birçok ülke yaşanan krizden etkilenirken, yazılım krizi bir gerçeği daha gözler önüne serdi. Dünya genelinde global sisteme karşı kendi yazılım sistemini geliştiren ve kullanan Rusya ve Çin gibi ülkelerin yaşanan krizden etkilenmemesi yerli yazılımın önemini ortaya çıkardı. 

    Türkiye’nin gelecekte yaşanabilecek bu tarz küresel sorunlardan etkilenmemek için savunma sanayi ve havacılık sanayinde olduğu gibi yazılım sektöründe de milli sistemlere geçmesinin önemi vurgulanıyor. Teknolojik anlamda yeterli alt yapıya sahip olunan ülkemizde, bilgisayar sistemlerinin ve yazılımlarının da yerlileştirilmesi ülkemizi önümüzdeki yıllarda yaşanabilecek olası siber saldırılar ve global teknoloji şirketlerinin yaşadığı olumsuzluklarda güvence altına alacak. 

    YERLİ YAZILIM KULLANAN RUSYA’DA KRİZ HİSSEDİLMEDİ

    ABD‘li yazılımlara bağlı dünya ülkeleri Microsoft krizine karşı seferber olurken küresel güçlerin sistemlerine karşı kendi yazılımlarıyla sistemlerini kuran Rusya’da ise kriz hissedilmedi. Rusya Dijital Kalkınma Bakanlığı, dünya çapında başta havalimanları olmak üzere çok sayıda sektörü etkileyen iletişim kesintisine ilişkin yaptığı açıklamada “Microsoft ile ilgili gelişmeler, kritik altyapı tesislerinde yabancı yazılımların yerine yerli yazılım kullanılmasının önemini bir kez daha gösteriyor” ifadesi kullanıldı.

    Ülkenin en büyük bankası Sberbank da yaptığı açıklamada, küresel iletişim kesintisinin bankanın faaliyetlerini etkilemediğini bildirdi.

    SELÇUK BAYRAKTAR’DAN YERLİ YAZILIM VURGUSU

    Dünya çapında yaşanan kriz sonrası BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar da yerli ve milli yazılıma dikkat çekti. Sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Bayraktar şu ifadelere yer verdi;

    Tek işletim sistemi,
    Tek arama motoru,
    Bir iki sosyal medya platformu
    Birkaç alışveriş sitesi…
    Sadece birinin çökmesi bile dünyada bağlı olan tüm devletlerin kritik alt yapısının neredeyse çökmesine neden oluyor.

    Refahı tüm dünyaya yayması umulan yüksek teknoloji ve inovasyon, an geliyor, dünya sistemini kilitliyor. Yüksek teknoloji küresel düzeyde tekelleştiğinde, işte bu kadar kırılgan.

    Yaşadığımız siber fiziksel ağlarla örülü dünyada, teknolojinin her alanında bağımsızlık toplumlar için vazgeçilmez.

    İşte tam da bu nedenle; Tam bağımsız ve müreffeh bir Türkiye için Milli Teknoloji Hamlesi diyoruz.

    KAYNAK: HABER7
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/dijital-tehlikeye-dikkat-iste-turkiyenin-olasi-krizden-kurtulus-recetesi/feed/ 0
    2024 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu açıklandı https://www.foxtvhaber.com.tr/2024-surdurulebilir-kalkinma-raporu-aciklandi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/2024-surdurulebilir-kalkinma-raporu-aciklandi/#respond Sat, 29 Jun 2024 04:24:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=13842 Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı (SDSN) 2024 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu’nu açıkladı. 2015 yılında Birleşmiş Milletler’e üye devletler tarafından “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları”nın kabul edilmesinden bu yana kaydedilen ilerlemeyi gözden geçirmek üzere her yıl hazırlanan Sürdürülebilir Kalkınma Raporu’nda, bu yıl küresel iş birliğinin ve finansmanın güçlendirilmesi gerekliliğine dikkat çekildi.

    2015 yılında ilan edilen 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’nın 2030 yılına kadar gerçekleştirilemeyeceğinin belirtildiği raporda; belirlenen hedeflerin sadece yüzde 16’sında ilerleme kaydedildiği, hedeflerin yüzde 84’lük kısmında ise ilerlemenin sınırlı veya tersine dönmüş durumda olduğu ifade edildi.

    İSKANDİNAV ÜLKELERİ LİDERLİĞİNİ SÜRDÜRDÜ 

    Sürdürülebilir Kalkınma Hedef Endeksi’nde İskandinav ülkeleri geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da liderliğini sürdürdü. Sürdürülebilir Kalkınma Endeksi’nde Finlandiya 1.sırada yer alırken onu sırasıyla İsveç, Danimarka, Almanya ve Fransa takip etti.

    BRICS ülkeleri (Brezilya, Rusya Federasyonu, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) ile BRICS+ ülkelerinin (Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri) 2015 yılından bu yana dünya ortalamasından daha hızlı ilerleme kaydettikleri, yoksul ve kırılgan ülkelerin ise Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmada oldukça geri kaldıkları görüldü. Türkiye ise, 70.5 puan alarak 167 ülkenin yer aldığı endekste 72. oldu.

    “KÜRESEL FİNANSAL MİMARİ YENİDEDN DÜZENLENMELİ” 

    Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşma yolundaki en büyük zorluğun yatırım sorunları olduğunun vurgulandığı raporda özellikle düşük ve alt-orta gelirli ülkelerdeki altyapı, eğitim ve sağlık gibi alanlarda temel kamu yatırımları için gerekli finansal kaynak yetersizliğinin ve gelişmekte olan ülkelerin borç yükü altında olmasının Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmayı zorlaştırdığı kaydedildi.

    İnsanlığın temiz hava ve su gibi ulus devletlerin ötesine geçen birçok vazgeçilmez ortak mal ve hizmete ihtiyaç duyduğu belirtilen raporda, küresel finansal mimarinin reform ihtiyacının daha da acil hale geldiği vurgulandı. Düşük gelirli ülkelerin (LIC’ler) ve alt-orta gelirli ülkelerin (LMIC’ler), büyük ölçekli yatırımlar yapabilmeleri ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşabilmeleri için hızlı erişilebilir, uygun maliyetli ve uzun vadeli sermayeye erişimleri gerektiği belirtildi. Raporda, gerekli fonları sağlamak üzere yeni örgütlerin kurulması, yeni küresel finansman yöntemlerinin uygulanması (küresel vergilendirme dahil) ve evrensel kaliteli eğitime erişim gibi alanlara küresel finansmanın önceliklendirilmesi gerektiği ifade edildi.

    Raporda, küresel finansal mimaride reform yapılması için “resmi finansmanın artırılması, ulusal kalkınma bankalarının performansının iyileştirilmesi, küresel vergilendirme uygulamaları, özel sermaye piyasalarının reformu ve mevcut borçların yeniden yapılandırılması stratejileri önerildi.

    HAYVANSAL BAZLI PROTEİN TÜKETİMİ SINIRLANDIRILMALI 

    Rapor, gıda ve arazi sistemlerine ilişkin Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’nın iyiye gitmediğine, 2030 yılına kadar dünya genelinde yaklaşık 600 milyon insanın açlık çekeceğine ve obezite oranlarının artacağına dikkat çekti. Mevcut ulusal taahhütler çerçevesinde ilerlemenin önemli ancak yetersiz olduğu belirtilen raporda, sürdürülebilir gıda ve arazi sistemlerini desteklemek için FABLE (Gıda, Tarım, Biyoçeşitlilik, Arazi Kullanımı ve Enerji) önerileri sunuldu. Önemli ilerleme kaydedilebilmek adına hayvansal bazlı protein tüketimini sınırlandırmak, verimliliği artıracak yatırımlar yapmak ve ormansızlaşmayı durdurmak için kapsayıcı, sağlam ve şeffaf izleme sistemleri uygulamak konusunda tüm paydaşların acil ve koordineli şekilde eyleme geçmesi gerektiği kaydedildi.

    Prof. Dr. Naci İnci: “Sürdürülebilir bir gelecek için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz”

    Boğaziçi Üniversitesi’nin bileşeni olduğu Birleşmiş Milletler SDSN Ağı’nın 2024 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu hakkında değerlendirmelerde bulunan Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci İnci: “SDSN’nin Türkiye Ağı, Türkiye’de sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirmesine yönelik çözümlerin üretilmesi amacıyla Boğaziçi Üniversitesi himayesinde 2014 yılında oluşturuldu. Bu yıl dokuzuncusu hazırlanan Sürdürülebilir Kalkınma Raporu, BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmak için küresel iş birliği ve yenilikçi finansman yöntemlerinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Boğaziçi Üniversitesi olarak, bilimsel araştırmalar ve akademik iş birlikleriyle sürdürülebilir bir gelecek için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz.” dedi.

    KAYNAK: HABER7
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/2024-surdurulebilir-kalkinma-raporu-aciklandi/feed/ 0
    Fitch, Türkiye’nin ekonomik büyüme tahminini yükseltti https://www.foxtvhaber.com.tr/fitch-turkiyenin-ekonomik-buyume-tahminini-yukseltti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/fitch-turkiyenin-ekonomik-buyume-tahminini-yukseltti/#respond Mon, 17 Jun 2024 23:48:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=13115 Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, küresel ekonomiye ilişkin büyüme beklentisini bu yıl için yüzde 2,4’ten yüzde 2,6’ya yükseltti.

    Fitch, Küresel Ekonomik Görünüm Raporu’nun haziran sayısını “Para Politikası Yeni Bir Aşamaya Giriyor” başlığıyla yayımladı.

    Raporda Avrupa’da toparlanma ihtimaline olan güven arttığı, Çin’in ihracat sektörü canlandığı ve Çin dışındaki gelişmekte olan piyasalarda iç talep daha güçlü bir ivme gösterdiği için küresel büyüme tahminlerinin yukarı yönlü revize edildiği aktarıldı.

    Dünya ekonomisinin büyüme tahmininin 2024 yılı için yüzde 2,4’ten yüzde 2,6’ya çıkarıldığı kaydedilen raporda, küresel ekonominin 2025 ve 2026’da her iki yılda da yüzde 2,4 büyümesinin beklendiği kaydedildi.

    ABD EKONOMİSİ KADEMELİ OLARAK YAVAŞLIYOR

    Raporda, ABD ekonomisinin yavaşladığı ancak bunun kademeli olduğu ve ülke ekonomisi için büyüme tahmininin bu yıl için değiştirilmeyerek yüzde 2,1 seviyesinde bırakıldığı belirtildi. ABD ekonomisinin 2025’te yüzde 1,5 ve 2026’da yüzde 1,6 büyümesinin beklendiği aktarıldı.

    Avro Bölgesi ekonomisinin büyüme tahmininin ise bu yıl için yukarı yönlü revize edildiği belirtilen raporda, bölge ekonomisinin büyüme tahmininin 2024 yılı için yüzde 0,6’dan yüzde 0,8’e çıkarıldığı kaydedildi. Raporda, Avro Bölgesi ekonomisinin 2025’te yüzde 1,5 ve 2026’da yüzde 1,4 büyümesinin öngörüldüğü belirtildi.

    Raporda, Çin ekonomisinin de büyüme tahmininin bu yıl için yüzde 4,5’ten yüzde 4,8’e yükseltildiği, ülke ekonomisinin 2025’te yüzde 4,5 ve 2026’da da yine yüzde 4,5 büyümesinin öngörüldüğü aktarıldı.

    KÜRESEL PARA POLİTİKASI DÖNGÜSÜ YENİ BİR AŞAMAYA GİRİYOR

    Merkez bankalarının artık para politikasını gevşetmeye yöneldiğine işaret edilen raporda, ancak enflasyonun şaşırtıcı derecede kalıcı olmaya devam ettiği ve küresel faiz oranlarının gelecek 12-18 ay boyunca “daha sığ” bir hızda düşmesinin beklendiği ifade edildi.

    Raporda, küresel para politikası döngüsünün, faiz oranlarının yavaş ama yine de talebi kısıtlayacak seviyelere düşeceği yeni bir aşamaya girdiği aktarıldı.

    Avrupa Merkez Bankasının (ECB) bu yıl iki kez daha faiz indirimi yapmasının öngörüldüğü belirtilen raporda, ABD Merkez Bankasının (Fed) eylül ayında faiz indirimine başlamasının ve aralık ayında bir faiz indirimi daha yapmasının beklendiği kaydedildi.

    Raporda, merkez bankalarının özellikle yüksek hizmet enflasyonu ışığında para politikasını çok hızlı gevşetme konusunda temkinli davrandığı ifade edildi.

    TÜRKİYE’NİN BÜYÜME BEKLENTİSİ YÜZDE 3,5’E YÜKSELTİLDİ

    Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelere de yer verilen raporda, ekonominin bu yılın ilk çeyreğinde ihracattaki toparlanma, ithalattaki keskin düşüş ve hala güçlü olan iç talep nedeniyle tahminlerin üzerinde büyüdüğü aktarıldı.

    Raporda, Türkiye ekonomisinin büyüme tahmininin bu yıl için yüzde 2,8’den yüzde 3,5’e çıkarıldığı bildirildi. Ülke ekonomisinin 2025’te yüzde 3 ve 2026’da yüzde 3,2 büyümesinin beklendiği kaydedildi.

    Daha sıkı para politikası, daha yavaş kredi büyümesi ve maliye politikasının beklenen sıkılaşmasının bu yıl enflasyonun düşürülmesine yardımcı olacağı, önemli baz etkileriyle de temmuz ayından itibaren yıllık oranın düşmesine katkıda bulunacağı belirtilen raporda yıl sonu enflasyon beklentisinin 2024 için yüzde 43, 2025 için yüzde 23 ve 2026 için 18 olduğu kaydedildi.

    KAYNAK: AA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/fitch-turkiyenin-ekonomik-buyume-tahminini-yukseltti/feed/ 0
    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, G7’ye ilişkin makale yazdı https://www.foxtvhaber.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-g7ye-iliskin-makale-yazdi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-g7ye-iliskin-makale-yazdi/#respond Sat, 15 Jun 2024 04:12:30 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12912 Söz konusu makalede, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan sistemin küresel sorunlar, sınamalar ve kırılmalar karşısında çaresiz kaldığı bir süreçten geçtiğini belirten Altun, belli ülkelerin çıkarları ve taleplerine göre işleyen küresel sistemin çatışma ve savaşları körüklerken refah, barış ve istikrar gibi yapıcı olguları da arka plana ittiğini ifade etti.

    Dünyanın soğuk savaşın fiilen bittiği 1990’lardan bugüne barış ve istikrar yönünden hayli sancılı bir süreç geçirdiğine işaret eden Altun, içinde bulunulan bu sürecin bölgesel ve küresel işbirliklerini, küresel aktörlerin sorunların çözümünde daha aktif rol almasını gerektirdiğinin altını çizdi.

    “SİSTEM ÇÖKMEKTE VE FAKAT YENİ DÖNEMİN RUHUNA UYGUN BİR SİSTEM DE KURULAMAMAKTADIR”

    Ukrayna-Rusya savaşı, İsrail’in Filistin saldırıları ve diğer birçok hadisenin de uluslararası aktörlerin, bölgesel sorunların çözümünde işlevsiz kaldığını, gerekli olan çözüm iradesini gösteremediğini vurgulayan Altun, şunları kaydetti:

    “Uluslararası aktörlerin son dönemde kaybettiği irtifa, 2000 sonrası çok aktörlü ve çok boyutlu dünya sisteminin mahiyetinin görmezden gelinmesinden kaynaklanmaktadır. Açıkça kabul etmek gerekir ki, 2 ya da 3 tane süper güç ve bu güçlerin siyasi ve ideolojik kaygıları uluslararası sistemi şekillendiremez. Bu güçlerin çıkarları ve menfaatleri uğruna diğer ülke ve halkların sömürüldüğü bir dünya sistemi tasavvur edilemez. Uluslararası örgütler ve bu örgütleri domine eden başlıca devletlerin öncelikle bu gerçeği kavraması ve yeni dönem stratejilerini buna göre tanzim etmesi gerekmektedir.

    Dolayısıyla İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası sistem çökmekte ve fakat yeni dönemin ruhuna uygun bir sistem de kurulamamaktadır. Yeni dönemin ruhuna uygun bir sistemin inşası için uluslararası örgütlerin ve inisiyatiflerin ivedilikle sorumluluk alması önem arz etmektedir. Bunlardan biri olan G7’nin siyasi ve ekonomik nüfuzu uluslararası arenada günden güne artmaktadır. G7, başlangıcında daha çok iktisadi kaygılarla kurulmuş ve 1970’lerden bugüne odağını giderek genişletmiştir. Finansal zorlukları tartışmak için geçici bir toplantıdan, önemli küresel sorunların ele alındığı daha resmi bir forum haline gelmiştir.”

    “İSRAİL’İN HİÇBİR HUKUK TANIMAYAN SALDIRILARINA KARŞI BAŞTA G7 OLMAK ÜZERE ULUSLARARASI AKTÖRLER İYİ BİR SINAV VEREMEDİ”

    Ortak değerler ve ilkeler çerçevesinde birleşmiş bir grup olan G7’nin uluslararası alanda özgürlük, demokrasi ve insan haklarının desteklenmesinde rol oynama iddiasında olduğunu belirten Altun, son yıllarda yaşanan uluslararası kriz ve çatışmalar göz önünde tutulduğunda, G7’nin bu iddiasını ne kadar gerçekleştirebildiğinin ve aldığı kararların uluslararası mecralarda nasıl karşılık bulduğunun yeniden düşünülmesi ve tartışılması gerektiğini vurguladı.

    G7’nin bağlayıcı kararlar alma yetkisi olmadığını hatırlatan Altun, “Fakat sözüm ona bağlayıcı kararlar alma yetkisi olan uluslararası örgütlerin bile işlev ve fonksiyonlarının tartışıldığı günümüzde G7 de bu sorgulamalardan kendisini azade kılamaz.” ifadesini kullandı.

    Bu yıl İtalya dönem başkanlığında 13-15 Haziran’da 50’ncisi düzenlenecek zirvede “kurallara dayalı uluslararası sistemin savunulması, Rusya-Ukrayna savaşı ve Ukrayna’ya desteğin sürdürülmesi, Orta Doğu’daki çatışma ve bunun küresel gündemdeki sonuçları, enerji güvenliği, gelişmekte olan ülkeler ve gelişmekte olan ekonomilerle ilişkiler, Afrika ile ilişkiler, Hint-Pasifik bölgesi, iklim-enerji bağlantısı, gıda güvenliği, göç, yapay zeka” konularının üzerinde durulacağını aktaran Altun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özel davetli olarak katılacağı bu yılki zirvenin temasının “kural temelli uluslararası sistem” olarak belirlendiğini kaydetti.

    Altun, “Böyle bir tema belirlenmesine karşın şu gerçeği de vurgulamak gerekmektedir; günümüzde uluslararası sistemin benimsediği ve üzerine inşa olduğu kurallar ne yazık ki bazı devletler tarafından hoyratça ihlal edilebilmektedir. İsrail’in Filistin saldırıları insani ve diplomatik anlamda mevcut uluslararası hukukun aylardır ayaklar altına alınmasının en çarpıcı ve en son örneğidir.” değerlendirmesinde bulundu.

    İsrail’in aylardır devam eden saldırılarında on binlerce masum insanı katlettiğini; en nihayetinde bizatihi kendisinin “güvenli bölge” ilan ettiği Refah’ı bile bombaladığını belirten Altun, İsrail’in Gazze’de ve diğer şehirlerde yaptıklarının açık bir savaş suçu olduğunu kaydetti.

    “İSRAİL’İN ULUSLARARASI SİSTEM TARAFINDAN KORUNDUĞU DÜŞÜNCESİ YAYGIN BİR KABUL HALİNE GELMİŞTİR”

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, şöyle devam etti:

    “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in pervasız saldırılarının durdurulması gerektiğini aylardır her platformda dile getirmektedir. İsrail’in durdurulması bir yana uluslararası sistem tarafından korunduğu düşüncesi dünya ölçeğinde yaygın kabul haline gelmiştir. Bu kabulde İsrail’in hiçbir hukuk, ilke ve değer tanımayan saldırılarına karşı başta G7 olmak üzere uluslararası aktörlerin iyi bir sınav verememesinin payı yadsınamaz. On binlerce çocuk ve kadın katledilirken uluslararası sistemin ateşkes çağrısı bile yapamadığına şahit olduk. Aylar süren katliamlar sonrası dünyanın ayağa kalkması, üniversitelerin ve gençlerin ‘artık yeter’ deyip isyan etmesi üzerine ateşkes çağrıları yapılabildi.

    İsrail’in saldırılarına karşı yükselen küresel itirazlar ve isyanlar, İsrail’e destek veren ülkelerin utanç içinde hatırlanacağının en somut göstergesidir. G7 ülkelerinin liderleri, ABD Başkanı Joe Biden’ın 31 Mayıs’ta duyurduğu ateşkes planına tam destek verdiklerini bildirdi. Ancak hem bu çağrı hem de bu çağrıya verilen desteğin özellikle İsrail üzerinde nasıl bir caydırıcı etkisinin olacağı son derece tartışmalıdır. G7’nin ve diğer uluslararası aktörlerin, elbette, bundan daha fazlasını yapması istenmekte ve beklenmektedir. Bu yüzden mevcut uluslararası sistem yeniden yapılandırılmalı ve güçlünün korunduğu değil, haklı ve mazlumun savunulduğu bir sistem inşasının yolları aranmalıdır.”

    “TÜRKİYE BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞA, İSTİKRARA VE KRİZLERİN ÇÖZÜMÜNE KATKI SUNMAYA DEVAM EDECEK”

    Altun, uluslararası aktörlerin son yıllarda cereyan eden kriz ve çatışmalardaki işlevsizliği ve sessizliğinin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dünya Beşten Büyüktür” ve “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” şiarlarının ne kadar haklı ve yerinde olduğunu gösterdiğini vurgulayarak, Türkiye’nin küresel barış çabalarına büyük önem ve destek verdiğini belirtti.

    Rusya-Ukrayna savaşındaki ateşkes için gerçekleştirdiği arabuluculuk rolü, tahıl krizindeki yapıcı girişimlerin Türkiye’nin küresel barışa katkılarının son yıllardaki en somut tezahürleri olduğunu belirten Altun, “Küresel bir sorun haline gelen düzensiz göçten iklim değişikliğine, uluslararası terörizmden bozulan tedarik zincirlerine kadar çeşitli alanlarda ortaya çıkan sınamalara karşı Türkiye, dün olduğu gibi bugün de bölgesel ve küresel barışa, istikrara ve krizlerin çözümüne katkı sunmaya devam edecektir.” sözlerini kaydetti.

    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-g7ye-iliskin-makale-yazdi/feed/ 0
    Dünya Bankası, 2024 küresel ekonomik büyüme tahminini yükseltti https://www.foxtvhaber.com.tr/dunya-bankasi-2024-kuresel-ekonomik-buyume-tahminini-yukseltti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/dunya-bankasi-2024-kuresel-ekonomik-buyume-tahminini-yukseltti/#respond Thu, 13 Jun 2024 02:00:41 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12625 Dünya Bankası, Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu’nun Haziran 2024 sayısını yayımladı.

    Raporda, küresel ekonominin bu yıl, üç yıl aradan sonra ilk kez istikrara kavuşmasının beklendiği ancak bu istikrarın yakın tarihi standartlara göre zayıf bir seviyede kalacağı vurgulandı.

    Küresel büyümenin 2024’te yüzde 2,6 ve 2025 ile 2026’da yüzde 2,7 olmasının tahmin edildiği belirtilen raporda, bu oranların Kovid-19 salgınından önceki 10 yılda yüzde 3,1 olan ortalamanın oldukça altında kaldığı aktarıldı.

    Raporda, bu tahminin 2024-2026 yıllarında dünya nüfusunun ve küresel Gayrisafi Yurt İçi Hasılanın (GSYH) yüzde 80’inden fazlasını oluşturan ülkelerin salgından önceki on yıla göre daha yavaş büyüyeceği anlamına geldiğine işaret edildi.

    Dünya Bankası’nın ocak ayında yayımladığı raporda, küresel ekonomiye ilişkin büyüme beklentisi 2024 için yüzde 2,4 ve 2025 için yüzde 2,7 olmuştu.

    GELİŞMİŞ VE GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE DAİR BÜYÜME TAHMINLERİ YÜKSELTİLDİ

    Gelişmekte olan ekonomilerin 2024’te ortalama yüzde 4 büyümesinin öngörüldüğü ve bu oranın 2023’e göre daha yavaş olduğuna işaret edilen raporda, düşük gelirli ekonomilerdeki büyümenin 2023’teki yüzde 3,8’den 2024’te yüzde 5’e çıkmasının beklendiği kaydedildi.

    Raporda, gelişmiş ekonomilerde, büyümenin 2024’te yüzde 1,5 olacağı ve 2025’te 1,7’ye yükseleceğinin öngörüldüğü ifade edildi.

    Bankanın ocak ayındaki raporunda, bu yılki büyüme tahmini gelişmekte olan ülkeler için yüzde 3,9, düşük gelirli ülkeler için yüzde 5,5 ve gelişmiş ülkeler için 1,2 olarak açıklanmıştı.

    Raporda, Türkiye’ye dair büyüme beklentisi 2024 için yüzde 3, 2025 için 3,6 olurken, ABD için de sırasıyla yüzde 2,5 ve 1,8 olarak öngörüldü.

    ENFLASYONUN DÜŞÜŞ HIZI YAVAŞLADI

    Küresel enflasyonun 2024’te yüzde 3,5’e ve 2025’te 2,9’a gerilemesinin beklendiği bildirilen raporda düşüş hızının daha önceki tahmine göre daha yavaş olduğu belirtildi.

    Raporda, birçok merkez bankasının politika faiz oranlarını düşürmede temkinli kalmasının beklendiği vurgulandı.

    Küresel faiz oranlarının son on yılların standartlarına göre yüksek kalmaya devam etmesinin muhtemel olduğu belirtilen raporda, 2025-2026 döneminde ortalama yüzde 4 civarında seyredeceği bunun da 2000-2019 ortalamasının yaklaşık iki katı olduğu aktarıldı.

    Raporda yer alan iki analitik bölümün ilkinde kamu yatırımının özel yatırımı hızlandırmak ve ekonomik büyümeyi desteklemek için nasıl kullanılabileceği özetlenirken, ikinci bölümde 1,5 milyon veya daha az nüfusa sahip küçük ülkelerin neden kronik mali zorluklar yaşadığı araştırıldı.

    Kamu yatırımlarının güçlü bir politika kaldıracı olabileceği aktarılan raporda, küçük devletlerin mali zorluklarını ele almak için de kapsamlı reformlara ihtiyaç olduğunun altı çizildi.

    “KÜRESEL EKONOMİK BÜYÜMENİN İSTİKRARA KAVUŞTUĞU GÖRÜLÜYOR”

    Rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dünya Bankası Grubu Başekonomisti ve Kıdemli Başkan Yardımcısı Indermit Gill, “Pandemi, çatışmalar, enflasyon ve parasal sıkılaştırmanın neden olduğu çalkantılardan dört yıl sonra, küresel ekonomik büyümenin istikrara kavuştuğu görülüyor.” ifadesini kullandı.

    Büyümenin 2020 öncesinden daha düşük seviyelerde olduğuna değinen Gill, dünyanın en fakir ekonomileri için beklentilerin daha da endişe verici olduğunu vurguladı.

    Gill, gelişmekte olan ekonomilerin özel yatırımı teşvik etmenin, kamu borcunu azaltmanın ve eğitim, sağlık ve temel altyapıyı iyileştirmenin yollarını bulmak zorunda kalacağına işaret etti.

    Dünya Bankası Grubu Başekonomist Yardımcısı Ayhan Köse ise gıda ve enerji fiyatlarının dünya genelinde ılımlı seyretse de çekirdek enflasyonun nispeten yüksek kalmaya devam ettiğini ve bu şekilde kalabileceğini anlattı.

    Bu durumun gelişmiş ekonomilerdeki merkez bankalarını faiz indirimlerini ertelemeye sevk edebileceğini kaydeden Köse, “‘Daha uzun süre yüksek’ oranların olduğu bir ortam, daha sıkı küresel finansal koşullar ve gelişmekte olan ekonomilerde çok daha zayıf büyüme anlamına gelecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

    KAYNAK: AA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/dunya-bankasi-2024-kuresel-ekonomik-buyume-tahminini-yukseltti/feed/ 0
    Sabancı Holding, EFQM Global Award’ın sahibi oldu https://www.foxtvhaber.com.tr/sabanci-holding-efqm-global-awardin-sahibi-oldu/ https://www.foxtvhaber.com.tr/sabanci-holding-efqm-global-awardin-sahibi-oldu/#respond Wed, 12 Jun 2024 01:00:42 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12527 Sabancı Holding, Avrupa Kalite Yönetimi Vakfı (European Foundation for Quality Management-EFQM) tarafından her yıl geleneksel olarak verilen ve dünyada kendi alanında en prestijli ödüllerden biri olarak kabul edilen Küresel EFQM Ödülü’nün (EFQM Global Award) sahibi oldu.

    Dünya çapında çok sayıda kamu kuruluşu, özel şirket ve sivil toplum örgütünün dahil olduğu değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayan Sabancı Holding, şirketlerin başarılarının elmaslarla tanımlandığı etkinlikte toplam 6 elmasa layık görüldü. Sabancı Holding ayrıca, ortaya koyduğu sürdürülebilirlik stratejisi ve yaklaşımıyla küresel ölçekte en iyi örnek gösterilirken, “Sürdürülebilirlikte Üstün Başarı” (Outstanding Achievement for Sustainability) unvanıyla onurlandırıldı.

    Küresel EFQM Ödülü, bu yıl İstanbul’da düzenlenen EFQM Gala Yemeği ve Küresel Ödül Töreni’nde, EFQM Yönetim Kurulu Başkanı Dr Paul G.K. Little CBE ve EFQM CEO’su Russell Longmuir tarafından Sabancı Holding CEO’su Cenk Alper’e takdim edildi.

    “SABANCI TOPLULUĞU, KALİTE YOLCULUĞUNDA HER DAİM EN ÖN SAFLARDADIR”

    Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Cenk Alper, EFQM ödüllerinin Avrupa’da ilk olarak 1992’de verildiğini hatırlatırken, “Şirketlerin kalite yolculuğunu cesaretlendirmek için başlatılan bu ödüllerde, Sabancı Topluluğu şirketleri ilk günden bu yana her zaman ön saflarda yer almıştır. Türkiye’de ilk kez 1993’te verilen Ulusal Kalite Ödülü’nü kazanan Brisa, 1996’da ise bu kez Avrupa çapında büyük ödülün sahibi olmuş; bu ödüle layık görülen ilk Türk şirketi olmanın gururunu yaşamıştır. Yıllar içinde, Beksa ve Kordsa gibi çok sayıda şirketimiz bu yolculuğun ulusal ve küresel liderleri arasında yer almıştır. Sabancı Topluluğu, EFQM modelinin işaret ettiği kalite anlayışının Türk sanayisine yerleşmesinde her zaman öncü olmuştur. Sabancı’nın açtığı bu yol, Türk sanayi şirketlerine küresel rekabette büyük avantajlar sağlamıştır” dedi.

    Küresel EFQM Ödülü’nün, Topluluk çapında EFQM modeline verdikleri önemin en büyük göstergesi olduğunun altını çizen Cenk Alper “Yüksek kalitenin, her zaman daha iyiyi aramanın ve sözden aksiyona geçişin sembollerinden olan bu model, bugün Sabancı’nın açık inovasyon ve iş birliği yaklaşımının da temelini oluşturuyor. Sabancı’nın bu ödüle layık görülmesinde özveriyle çalışan 60 binden fazla çalışanımıza teşekkür ediyorum. Bunun yanında, ‘Sürdürülebilirlikte Üstün Başarı’ unvanıyla, küresel ölçekte örnek olarak gösterilmemiz de bizler için son derece anlamlı. Sürdürülebilirlik alanındaki kararlılığımızın, bu konudaki gerçekçi ve iddialı yol haritamızın Avrupa’nın simge platformlarından biri tarafından takdir edilmesi Sabancı için olduğu kadar ülkemiz için de büyük bir gurur kaynağı” şeklinde konuştu.

    “LİDER SADECE YOLU GÖSTEREN DEĞİL, AYNI ZAMANDA O YOLU YÜRÜYENDİR”

    Ödül değerlendirmesinin yanı sıra, EFQM Forum’da “EFQM Modeli Gözünden Dönüşümsel Liderlik” temalı bir konuşma gerçekleştiren Cenk Alper, kariyerinin ilk günlerinden bu yana söz konusu modelin her zaman kendisi için bir pusula niteliğinde olduğunu ifade ederken şöyle devam etti: “Bugün dünyanın içinde bulunduğu bu mutlak belirsizlik süreci, liderlik anlayışını da baştan aşağı değiştirmiş durumda. Liderlerin görevi sadece yolu göstermek değil. Bu yolu, yol gösterdiği kişilerle birlikte yürümek aynı zamanda. İçinde bulunduğu organizasyonu, finansal faydanın çok daha ötesinde, yüksek bir amaca doğru yönlendirmek. Mükemmeliyet ve inovasyon vizyonunu ekip arkadaşlarına aşılarken bu anlayışı güven yaratarak, şeffaflık sağlayarak, yetki vererek güçlendirmek. Sadece kendi organizasyonun değil, dünyanın ve insanlığın da nereye gittiğini önemseyen bir iş kültürü yaratmak. Tüm bunlar aslında EFQM modelinin günümüz dünyasındaki iz düşümleri. Bu model, bugün değişimden korkmayan; aksine değişimin gücünden faydalanmayı seçen, bundan heyecan duyan organizasyonlar yaratabilmenin de en büyük destekçilerinden biri.” 

    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/sabanci-holding-efqm-global-awardin-sahibi-oldu/feed/ 0
    Başkan Erdoğan ‘Bu artık kaçınılmaz’ deyip dünyaya mesajı verdi! https://www.foxtvhaber.com.tr/baskan-erdogan-bu-artik-kacinilmaz-deyip-dunyaya-mesaji-verdi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/baskan-erdogan-bu-artik-kacinilmaz-deyip-dunyaya-mesaji-verdi/#respond Tue, 28 May 2024 23:00:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11348 Son dakika haberi… Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kaos dünyanın rengi haline geldi. Uluslararası sistemde denge kaybolmuştur” ifadelerini kullandı.

    Dünyada gelir adaletinin bozulduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyadaki en zengin yüzde 1’lik kesimi toplam küresel servetin neredeyse yarısına sahip” tepkisinde bulundu.

    Başkan Erdoğan “Küresel sistemin tüm unsurlarıyla günümüz gerçekleriyle dizayn edilmesi gerektiğini söylüyoruz. Rusya- Ukrayna savaşı ve Gazze  soykırımıyla birlikte artık bu kaçınılmaz olmuştur.” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şu şekilde;

    İki gün boyunca konuşulacak başlıklara baktığımızda kapsamlı bir hazırlık görüyoruz. İslam ekonomisinin odağında geniş bir yelpazede paneller, yol gösterici tartışmalara zemin olacaktır.

    Zirve’nin ülkemiz, bölgemiz, ekonomimiz insanlık için hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye, Albaraka Zirvelerine ilk kez evsahipliği yapıyor. Dünyanın 75 farklı ülkesinden yaklaşık 1500 den fazla katılımcıyı zirve münasebetiyle Türkiye’de misafir edeceğiz. Ülkemizde İslami finans ve katılım sektöründe ivme kazandıracağına inanıyorum. Kıymetli fikirleriyle zirveye katkı sunan tüm katılımcılara şimdiden teşekkür ediyorum.

    Geçen sene hizmete açtığımız İstanbul finans merkezi bu çabalarımızın sembolü oldu. İstanbul’un İslami finans alanında büyük bir potansiyel sahip olduğunu uluslararası yatırımcılar da tastik ediyor. Global ölçekte İslam ekonomisine yönelik hizmet ve ürün pazarlarının keşfedilmesine zirvenin yardımcı olacağı kanaatindeyim.

    “ULUSLARARASI DENGE KAYBOLMUŞ, KAOS DÜNYANIN HAKİM RENGİ GALİNE GELMİŞTİR”

    Son yıllarda dünyamız köklü bir sürecin içinden geçiyor. Şunu çok net görebiliyoruz. Uluslararası sistemde denge kaybolmuş, istikrarsızlık ve kaos dünyanın hakim rengi haline gelişmiştir.

    “KİMSE KENDİNİ EMNİYYET HİSSEDEMEZ”

    Afrika’da onca yeraltı kaynağına rağmen insanlar ölüyorsa, Suriye’de, Yemen’de kan akmaya devam ediyorsa Gazze’de onca insan katlediliyorsa, her yıl binlerce umut yolcusu son nefesini çöllerde veriyorsa kimse kendini emniyette hissedemez, gece başını yastığa rahat koyamaz. Güvenliğin olmadığı yerde demokrasi ve özgürlük olmaz. Küresel sistemin elitleri bu tabloyu duymazdan geliyor.

    “SORUN ÜRETEN SİSTEMDEN VAZGEÇMELİYİZ”

    İnsanlık olarak hem kendimizin hem evlatlarımızın müreffeh bir dünyada yaşamasını istiyorsak sorun üreten sistemden vazgeçmeliyiz. Bunun yerine daha dengeli, daha kuşatıcı bir sistem için hep beraber el ele vermeliyiz.

    Hangi inanca kültüre mensup olursak olalım bunun için mücadele etmemiz gerektiğinin altını bir kez daha çizmek istiyorum.

    Meydan okumalar, esasen hiçbir alternatif bırakmıyor.

    “FİNANSAL SİSTEM , REEL SEKTÖRÜ SÖMÜREN BİR YAPIYA DÖNÜŞTÜRMÜŞTÜR”

    Küresel finansal mimarinin gayesi asıl refah artışına fayda sağlamak olmalıdır. Finansal sistem, reel sektörü sömüren bir yapıya dönüşmüştür. Gelir ve servet adaletsizlikleriyle yapay büyümeyle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerinde baskıya neden oluyor. Sistemin yapısal sorunları gün yüzüne çıktığı halde süreç geçici önlemler alındı. Finans mimarisinin oldukça kırılgan yapıda olduğunu herkes kabul ediyor.

    Uluslararası Finans Enstitüsü’ne göre küresel borçluluk 315 trilyon dolar seviyesine ulaştı. Bu oranların sürdürülebirliliği bile şüpheliyken borçlanmanın daha da artması bekleniyor. Servet eşitsizliği tarihi bakımdan en yüksek seviyeye çıktı. En zengin yüzde 1’lik kesim küresel servetin neredeyse yarısına sahip. Alttaki yüzde 50’lik kesimin payı ise yüzde 1’i dahi geçmiyor. Fakirden zengine doğru artan bir servet transferi yaşanıyor. Afrika’dan Asya’ya milyarlarca insan bir avuç kişi için adeta seferber olmuş durumdadır.

    Elini vicdanına koyan hiç kimsenin bu manzarayı içine sindireceğini düşünmüyorum. Kapitalist sistemin serbest piyasayı teşvik ediyor gibi görünse de tekelleşmeyi, paradan para kazanmayı ödüllendirdiğini görüyoruz. Fakiri daha da fakirleştiren bu sistemin dertlerimize derman olamayacağını hepimiz kabul etmek zorundayız.

    Sosyal adaleti önceleyen, pozitif sosyal etki etmeyi amaçlayan katılım finans, tüm insanlığa hitap edecek potansiyele sahiptir. Türkiye olarak bunu tecrübe ettik. Özel finans kurumları 40 sene içerisinde sürekli değişerek bugünlere kadar geldi.

    “KATILIM FİNANSI HAK ETTİĞİ YERE GETİRMEMİZ GEREKİYOR”

    Bankacılık içindeki payı yüzde 9’a yaklaştı. Katılım finansın halen arzu ettiğimiz seviyenin gerisinde olduğunu itiraf etmek durumundayım. Yastık altı denilen, sistem dışı tasarruf anlayışına sahibiz. İnsanımız zor günler için gelirinin bir kısmını tasarruf eder. Bunu da altın ve maalesef dövizle yapmaktadır. Ekonomiye aktif bir katkısı olmadığını biliyoruz. Yastık altını ekonomiye sokmak için çağrıda bulunduk. Kurumlarımız toplumu ikna edici finansal ürünler geliştiremedi.

    Ön yargılar hala kırılmadı. Bilgiden ziyade ön kabullerle hareket edildiğini görüyoruz. Katılım finansı hak ettiği yere getirmemiz gerekiyor. Ekseriyetle dini hassasiyetle tasarrufun değerlendirilmesi olarak görülüyor. Kısa vadede bankacılık içindeki payını yüzde 15’e çıkarmayı hedefliyoruz. İstanbul Finans Merkezi’nin açılışı ve yeni katılım finansların katılımı ile mesafe kat ettik. Katılım finansın gelişimine verdiğimiz önemi gösterdik. Finans ofisimiz tarafından hazırlanan katılım finans strateji belgesini de yayınladık.

    “İSTANBUL’U KÜRESEL FİNANS VE KATILIM FİNANS MERKEZLERİNDEN BİRİ HALİNE GETİRECEĞİZ”

    OVP ve Kalkınma Planı’nda önemli hedefler koyduk. Eylem maddelerimizle geniş alanda çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde inşallah katılım finans kanunuyla taçlandırmak arzusundayız. Son 21 yılda Türk ekonomisine başarılar yaşatmış bir hükümet olarak katılım finansı hak ettiği yerlere getireceğiz. İstanbul’u küresel finans ve katılım finans merkezlerinden biri haline getireceğiz.

    “TÜRKİYE’YE GÜVENEN HİÇ KİMSE PİŞMAN OLMADI”

    Türkiye’ye güvenen hiç kimse pişman olmadı. Kazandırarak kazanmayı amaçlayan hiçbir müteşebbis sonradan nedamet duymadı. Bundan sonra da kazan-kazan temeliyle iş birliklerimizi ilerleteceğiz. Tüm kurumlarımızın sizlere gereken kolaylığı ve yardımı yapmaya hazır olduğunu söylemek istiyorum.

    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/baskan-erdogan-bu-artik-kacinilmaz-deyip-dunyaya-mesaji-verdi/feed/ 0
    BM, Türkiye’nin ekonomik büyüme tahminini açıkladı https://www.foxtvhaber.com.tr/bm-turkiyenin-ekonomik-buyume-tahminini-acikladi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bm-turkiyenin-ekonomik-buyume-tahminini-acikladi/#respond Fri, 17 May 2024 08:24:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10875 Birleşmiş Milletler (BM), kısa vadeli küresel ekonomik görünümün ihtiyatlı bir şekilde iyimser olduğunu belirtti.

    BM, Dünya Ekonomik Durumu ve Beklentiler 2024 raporunu güncelledi.

    BM, bu yıla ilişkin küresel ekonomik büyüme tahminini yüzde 2,7’ye çıkardı.

    Raporda, küresel ekonomik beklentilerin ocak ayından bu yana iyileştiğine işaret edilerek, büyük ekonomilerin ciddi bir gerilemeden kaçındığı ve işsizliği artırmadan enflasyonu düşürdüğü vurgulandı.

    BM’nin raporunda, gelecek yıllardaki küresel büyümenin, 2010-2019 dönemindeki ortalama olan yüzde 3,2’lük büyümenin altında kalmasının beklendiğine değinildi.

    “İKLİM RİSKLERİ VE JEOPOLİTİK RİSKLER BÜYÜMENİN ÖNÜNDE ZORLUK OLUŞTURUYOR”

    Ancak görünümün yalnızca ihtiyatlı bir şekilde iyimser olduğuna işaret edilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

    Uzun süre yüksek faiz oranları, borç sürdürülebilirliği zorlukları, devam eden jeopolitik gerilimler ve giderek kötüleşen iklim riskleri, özellikle en az gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan küçük ada devletleri için onlarca yıldır süren kalkınma kazanımlarını tehdit ederek büyümenin önünde zorluklar yaratmaya devam ediyor.

    2024 KÜRESEL BÜYÜME TAHMİNİ 0,3 PUAN ARTIRILDI

    Raporda, küresel ekonominin bu yıl yüzde 2,7 büyümesinin beklendiği belirtilerek, bunun ocak ayında öngörülenden 0,3 puan daha yüksek olduğu aktarıldı.

    Dünya ekonomisinde öngörülen büyümenin gelecek yıl için 0,1 puan artışla yüzde 2,8’e çıkarıldığı bildirilen raporda, yukarı yönlü revizyonların başta ABD olmak üzere Brezilya, Hindistan ve Rusya’daki daha iyi görünümü yansıttığı kaydedildi.

    ABD’YE DAİR BÜYÜME BEKLENTİSİ

    Raporda, ABD’ye dair büyüme beklentisi 2024 için 0,9 puan artışla yüzde 2,3’e yükseltildi.

    ÇİN’E İLİŞKİN GÖRÜNÜM BEKLENTİSİ

    Çin’e ilişkin görünümde küçük bir artış kaydedildiği ve bu yıl ülkedeki büyümenin yüzde 4,8 olmasının beklendiği belirtildi.

    AFRİKA’NIN EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ

    Afrika’nın ekonomik görünümünün ise son yayından bu yana kötüleştiğine işaret edilen raporda, 2024 için beklenen büyümenin 0,2 puan azalışla yüzde 3,3’e gerilediği aktarıldı.

    TÜRKİYE’DE EKONOMİK BÜYÜME BEKLENTİSİ: YÜZDE 3,2

    Raporda, Türkiye’de ekonomik büyümenin bu yıl yüzde 3,2 olmasının beklendiği kaydedildi. İç talebin yumuşaması ve ithalatın azalması nedeniyle Türkiye’nin cari açığının bu yılın başında daraldığı ifade edildi.

    Ocak ayında yayınlayan raporda, Türkiye’nin 2024 yılında yüzde 2,7 oranında büyüyeceği ve enflasyonun 2024’te gevşemesinin beklendiği kaydedilmişti.

    GELİŞMEKTE OLAN EKONOMİLERDE KALICI ZORLUKLAR

    Uluslararası emtia fiyatlarındaki yumuşama ve çoğu merkez bankasının benimsediği sıkı parasal duruşun küresel ekonomiyi enflasyonla mücadele yoluna soktuğuna değinilen raporda, buna rağmen gelişmekte olan bazı ekonomilerin inatla yüksek enflasyonla boğuşmaya devam ettiği belirtildi.

    Raporda, gelişmekte olan ekonomilerin çoğunun, yüksek borçlanma maliyetleri, kalıcı döviz kuru baskıları ve kalıcı siyasi istikrarsızlık gibi zorluklarla da karşı karşıya olduğuna işaret edildi.

    “GELİŞMEKTE OLAN EKONOMİLERDEKİ DURGUN İSTİHDAM DURUMU REKOR DÜŞÜK SEVİYELERE YAKIN”

    Gelişmekte olan ekonomilerdeki durgun istihdam durumunun, işsizlik oranlarının rekor düşük seviyelere yakın olduğu Kuzey Amerika, Avrupa ve Japonya başta olmak üzere gelişmiş ekonomilerdeki durumla tezat oluşturduğu vurgulanan raporda, ayrıca, bazı ekonomilerin kısa vadeli görünümünün, dünya genelinde jeopolitik gerilimlerin ve çoklu çatışmaların potansiyel olarak yoğunlaşması nedeniyle gölgelendiği belirtildi.

    KAYNAK: AA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/bm-turkiyenin-ekonomik-buyume-tahminini-acikladi/feed/ 0
    Gazze’deki olaylar ile dünyanın ezberi bozuldu! Küresel siyaset küme düştü https://www.foxtvhaber.com.tr/gazzedeki-olaylar-ile-dunyanin-ezberi-bozuldu-kuresel-siyaset-kume-dustu/ https://www.foxtvhaber.com.tr/gazzedeki-olaylar-ile-dunyanin-ezberi-bozuldu-kuresel-siyaset-kume-dustu/#respond Wed, 15 May 2024 01:24:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10652
  • Haber7 – ÖZEL

  • Filistin’de aylardır süren vahşet yaşanırken insanlık da büyük bir sınav veriyor. Birçok savaş suçunun işlendiği, insanlık haklarının yok sayıldığı bu dönemde bölge halkının psikolojik ve sosyolojik olarak nasıl etkilendiğini Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan cevapladı.

    Filistin’de psikolojik ve sosyolojik durum hakkında önemli açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu soykırımın dünya genelinde soru işaretlerine neden olduğuna dikkat çekerek “Filistin halkının böyle bir canlı soykırıma tepkisi, bütün dünyanın ezberini bozdu. Hem İslam dünyasının hem bütün küresel sistemin hem de siyasetin ezberini bozdu. Toplumları da şaşırttı. Küresel vicdanı harekete geçirici bir etki de yaptı. Oradaki 2 milyon civarındaki Gazzeli mağdur ve mazlum kişiler, 8 milyar insanlığın kafasında birçok soru işareti uyandırdı.” dedi.

    KÜRESEL SİYASETTE ÇİFTE STANDART

    Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Gazze’de yaşanan vahşetin İslamofobiyi alt üst ettiğine değinerek “Dünya kamuoyu etkisi iki türlü; bir küresel siyasetin tepkisi, iki toplumun etkisi. Küresel siyasetin tepkisi tam çifte standart oldu. İnsan haklarıyla ilgili mangalda kül bırakmayan küresel siyaset, böyle bir durumda küme düştü diyebiliriz. Ciddi bir şekilde insanlığı hayal kırıklığına uğrattı.” ifadelerini kullandı.

    Her savaşta yüzde 3-5 oranında sivil ölümü görüldüğünü söyleyen Tarhan, Gazze’de ise bu oranın yüzde 80-90 civarı olduğunu belirtti. Yaşanan vahşete sessiz kalınmasına karşılık olarak Dante’nin “Cehennemin en karanlık yerleri, buhran zamanlarında tarafsız kalanlara ayrılmıştır” sözüne yer verdi.  Bu olaylarda ailelere düşen rolün önemine değinen Tarhan, “Her ailenin kendi çocuğuna zalimliğin, canlı bir soykırımın, empatisizliğin, mağdur ve mazlum insanlara böyle acımasız davranmanın ne kadar kötü olduğunu ve kötülüğün sıradanlığını anlatmaları için bir fırsat.” açıklamasında bulundu.

    Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Hitlerin Alman halkını nasıl ikna ettiği araştırılırken kötülüğün sıradanlığı kavramı geliştiriliyor. İnsanlar kötülüğü bir müddet sonra normalleştiriyor ve yapmaya başlıyorlar.” sözleriyle kötülüğün normalleşmesine dikkat çekti. Tarhan, Vietnam Savaşı boyunca bir Amerikan vatandaşın Beyaz Saray’ın önünde her gün tek bir mum yakarak protestoda bulunduğu hikâyeyi anlattı. Hikâyeye göre; gazeteciler bu kişiye neden mum yaktığını sorduğunda “Kötülük beni değiştirmesin” cevabını alıyorlar. Tarhan, bu olaya atıf yaparak “En azından bir mum yakılabilir, bir tepki verilebilir.” dedi.

     

     

    İNSAN OLANLA OLMAYANIN SAVAŞI

    Dünyada üniversite gençlerinin iyi bir örnek olduğuna işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu savaşın hilal ve haç savaşı olmadığını dile getirerek “İnsan olanla olmayanın savaşı, bu nedenle bu savaşı yanlış bir şekilde yorumlayarak politize etmek isteyenlerin oyununa gelmemek gerekiyor. Bu insanlığa karşı açılmış bir savaştır.” şeklinde konuştu.

    Öğrenilmiş çaresizlik konusuna değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sorgulayıcı ve farklı bakış açısına sahip kişilerin ümitsizliğe düşmediğini ve böylelikle çıkış yolu bulabildiklerini aktardı. “Bir şey zorsa yapılabilir, imkânsızsa zaman alır.” sözleriyle aktif sabıra dikkat çeken Tarhan, sosyolojik değişimler olacağını kaydetti.

    KAYNAK: HABER7
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/gazzedeki-olaylar-ile-dunyanin-ezberi-bozuldu-kuresel-siyaset-kume-dustu/feed/ 0
    Görülmemiş fırsat! Türkiye, şimdiden yüzde 42’ye ulaştı: Dünya yüzde 32 ile diken üstünde https://www.foxtvhaber.com.tr/gorulmemis-firsat-turkiye-simdiden-yuzde-42ye-ulasti-dunya-yuzde-32-ile-diken-ustunde/ https://www.foxtvhaber.com.tr/gorulmemis-firsat-turkiye-simdiden-yuzde-42ye-ulasti-dunya-yuzde-32-ile-diken-ustunde/#respond Wed, 08 May 2024 22:00:36 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10279 Küresel elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı 2023’te ilk kez yüzde 30’u aşarken, Türkiye elektriğinin yüzde 42’sini bu kaynaklardan üreterek küresel ortalamanın üzerine çıktı.

    Londra merkezli enerji düşünce kuruluşu Ember’in, küresel elektrik talebinin yüzde 92’sini oluşturan 80 ülkenin elektrik üretim verilerini kapsayan Küresel Elektrik Görünümü Raporu yayımlandı.

    Buna göre, dünyanın elektrik talebi geçen yıl 29,5 teravatsaatle rekor seviyeye ulaştı. Özellikle gelişmiş ülkelerdeki tüketim düşüşünden dolayı küresel elektrik talebi geçen yıl yüzde 2,2 ile yavaş bir büyüme eğilimi gösterdi.

    Elektrik talebini karşılamak için üretimde en hızlı büyüyen kaynaklar ise güneş ve rüzgar enerjisi oldu.

    Geçen yıl, küresel elektrik üretiminin yüzde 5,5’i güneş enerjisi ve yüzde 7,8’i rüzgar enerjisinden sağlandı.

    Güneş enerjisi yüzde 23,2 ile elektrik üretiminde yıllık bazda en büyük artışın görüldüğü kaynak oldu. Güneş, aralıksız 19 yıldır dünyanın en hızlı büyüyen elektrik kaynağı konumunu korudu.

    Rüzgar enerjisinden elektrik üretimi 2023’te önceki yıla göre yüzde 9,8 yükseldi.

    Küresel elektrik üretiminde geçen yıl hidroelektrik kaynakların payı yüzde 14,3 ile önceki yıla göre yüzde 2 geriledi.

    ELEKTRİK SEKTÖRÜ KARBONDİOKSİT YOĞUNLUĞUNDA REKOR DÜŞÜŞ

    Biyoenerji kaynakları dünya elektrik üretiminde geçen yıl yüzde 2,4 pay alırken, diğer yenilenebilir enerji kaynaklarıyla küresel elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin toplam payı ilk kez yüzde 30’u aştı.

    Böylece, küresel elektrik üretiminde karbondioksit yoğunluğu geçen yıl rekor şekilde düşerek 2007’deki zirve değerine göre yüzde 12 daha düşük bir noktaya geriledi.

    Kömür ve doğal gazın küresel elektrik üretimindeki payı geçen yıl sırasıyla yüzde 35,4 ve yüzde 22,5 oldu. Kömürden elektrik üretimi 2023’te yüzde 1,4 ve gazdan üretim ise yüzde 0,8 artış gösterdi.

    Nükleer enerjiden elektrik üretimi 2023’te yıllık bazda yüzde 1,8 yükselerek toplam üretimde yüzde 9,1 pay aldı.

    Rapora göre beklenen temiz elektrik üretimi artışı, 2024’te küresel düzeyde fosil yakıtlardan elektrik üretiminde öngörülen yüzde 2’lik düşüşle, elektrik sektörü emisyonlarında azalmanın başladığı yeni bir döneme işaret ediyor.

    Geçen yıl Dubai’de düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Konferansı COP28’de dünya liderleri 2030’a kadar küresel yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına çıkararak bu kaynakların elektrik üretimindeki payını yüzde 60’a yükseltme hedefinde uzlaşmaya varmıştı.

    TÜRKİYE’DE ELEKTRİĞİN YÜZDE 16’SI GÜNEŞ VE RÜZGARDAN

    Türkiye’de de güneş ve rüzgar enerjisinden elektrik üretiminde dünyadakine benzer bir büyüme görüldü. Türkiye, elektriğinin yüzde 42’sini yenilenebilir kaynaklardan üreterek küresel ortalamanın üzerine çıktı

    Türkiye’nin elektrik üretiminin yüzde 6’sı güneş ve yüzde 10’u rüzgar enerjisinden karşılanırken, hidroelektrik yüzde 20 ile en büyük yenilenebilir elektrik kaynağı olmayı sürdürdü. Geçen yıl, Türkiye’de elektriğin yüzde 58’i ise fosil yakıtlardan üretildi.

    Ember’e göre Türkiye’nin yenilenebilir enerjiden elektrik üretim potansiyeli oldukça yüksek seviyedeyken, ülkenin 2030’da elektriğinin yüzde 47’sini yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılama hedefi bulunuyor.

    “ELEKTRİK SEKTÖRÜ EMİSYONLARINDA DÜŞÜŞ KAÇINILMAZ”

    Ember Küresel Program Direktörü Dave Jones, rapora ilişkin değerlendirmesinde, özellikle güneş enerjisinin herkesin mümkün olduğunu düşündüğünden daha hızlı bir şekilde ivme kazandığını belirterek, “Elektrik sektörü emisyonlarındaki düşüş artık kaçınılmaz. 2023 muhtemelen, enerji tarihindeki büyük bir dönüm noktası, yani elektrik sektöründe emisyonların tepe noktasını gördüğü bir yıldı. Ama emisyonların düşüş hızı, yenilenebilir enerji devriminin ne kadar hızlı sürdüğüne bağlı. Ülkelerin güneş ve rüzgarın tüm potansiyelinden faydalanmalarına yardımcı olacak kilit kolaylaştırıcıların neler olduğunu zaten biliyoruz. Temiz enerjinin geleceğinde ön saflarda olmayı tercih eden ülkeler için benzeri görülmemiş bir fırsat var.” ifadelerini kullandı.

    Ember Türkiye Lideri Ufuk Alparslan ise Türkiye’nin muazzam hidroelektrik kaynakları sayesinde yenilenebilir enerji devrimine diğer pek çok ülkeye göre avantajlı başladığını dile getirerek, “Ancak hidroelektrik kuraklığa karşı hassas. Özellikle çatı ve yüzer güneş enerjisi santrali olmak üzere diğer potansiyellerimizi de kullanmak, hidroelektrik üretimindeki değişkenliğe karşı ülkemizin korunmasını sağlayarak enerji güvenliğimizi artıracaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

    KAYNAK: AA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/gorulmemis-firsat-turkiye-simdiden-yuzde-42ye-ulasti-dunya-yuzde-32-ile-diken-ustunde/feed/ 0
    Dünya ilk kez yüzde 30’u görürken, Türkiye yüzde 42’ye ulaştı! Enerjide müthiş hamle https://www.foxtvhaber.com.tr/dunya-ilk-kez-yuzde-30u-gorurken-turkiye-yuzde-42ye-ulasti-enerjide-muthis-hamle/ https://www.foxtvhaber.com.tr/dunya-ilk-kez-yuzde-30u-gorurken-turkiye-yuzde-42ye-ulasti-enerjide-muthis-hamle/#respond Wed, 08 May 2024 07:36:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10261 Küresel elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı 2023’te ilk kez yüzde 30’u aşarken, Türkiye elektriğinin yüzde 42’sini bu kaynaklardan üreterek küresel ortalamanın üzerine çıktı.

    Londra merkezli enerji düşünce kuruluşu Ember’in, küresel elektrik talebinin yüzde 92’sini oluşturan 80 ülkenin elektrik üretim verilerini kapsayan Küresel Elektrik Görünümü Raporu yayımlandı.

    Buna göre, dünyanın elektrik talebi geçen yıl 29,5 teravatsaatle rekor seviyeye ulaştı. Özellikle gelişmiş ülkelerdeki tüketim düşüşünden dolayı küresel elektrik talebi geçen yıl yüzde 2,2 ile yavaş bir büyüme eğilimi gösterdi.

    Elektrik talebini karşılamak için üretimde en hızlı büyüyen kaynaklar ise güneş ve rüzgar enerjisi oldu.

    Geçen yıl, küresel elektrik üretiminin yüzde 5,5’i güneş enerjisi ve yüzde 7,8’i rüzgar enerjisinden sağlandı.

    Güneş enerjisi yüzde 23,2 ile elektrik üretiminde yıllık bazda en büyük artışın görüldüğü kaynak oldu. Güneş, aralıksız 19 yıldır dünyanın en hızlı büyüyen elektrik kaynağı konumunu korudu.

    Rüzgar enerjisinden elektrik üretimi 2023’te önceki yıla göre yüzde 9,8 yükseldi.

    Küresel elektrik üretiminde geçen yıl hidroelektrik kaynakların payı yüzde 14,3 ile önceki yıla göre yüzde 2 geriledi.

    ELEKTRİK SEKTÖRÜ KARBONDİOKSİT YOĞUNLUĞUNDA REKOR DÜŞÜŞ

    Biyoenerji kaynakları dünya elektrik üretiminde geçen yıl yüzde 2,4 pay alırken, diğer yenilenebilir enerji kaynaklarıyla küresel elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin toplam payı ilk kez yüzde 30’u aştı.

    Böylece, küresel elektrik üretiminde karbondioksit yoğunluğu geçen yıl rekor şekilde düşerek 2007’deki zirve değerine göre yüzde 12 daha düşük bir noktaya geriledi.

    Kömür ve doğal gazın küresel elektrik üretimindeki payı geçen yıl sırasıyla yüzde 35,4 ve yüzde 22,5 oldu. Kömürden elektrik üretimi 2023’te yüzde 1,4 ve gazdan üretim ise yüzde 0,8 artış gösterdi.

    Nükleer enerjiden elektrik üretimi 2023’te yıllık bazda yüzde 1,8 yükselerek toplam üretimde yüzde 9,1 pay aldı.

    Rapora göre beklenen temiz elektrik üretimi artışı, 2024’te küresel düzeyde fosil yakıtlardan elektrik üretiminde öngörülen yüzde 2’lik düşüşle, elektrik sektörü emisyonlarında azalmanın başladığı yeni bir döneme işaret ediyor.

    Geçen yıl Dubai’de düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Konferansı COP28’de dünya liderleri 2030’a kadar küresel yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına çıkararak bu kaynakların elektrik üretimindeki payını yüzde 60’a yükseltme hedefinde uzlaşmaya varmıştı.

    TÜRKİYE’DE ELEKTRİĞİN YÜZDE 16’SI GÜNEŞ VE RÜZGARDAN

    Türkiye’de de güneş ve rüzgar enerjisinden elektrik üretiminde dünyadakine benzer bir büyüme görüldü. Türkiye, elektriğinin yüzde 42’sini yenilenebilir kaynaklardan üreterek küresel ortalamanın üzerine çıktı

    Türkiye’nin elektrik üretiminin yüzde 6’sı güneş ve yüzde 10’u rüzgar enerjisinden karşılanırken, hidroelektrik yüzde 20 ile en büyük yenilenebilir elektrik kaynağı olmayı sürdürdü. Geçen yıl, Türkiye’de elektriğin yüzde 58’i ise fosil yakıtlardan üretildi.

    Ember’e göre Türkiye’nin yenilenebilir enerjiden elektrik üretim potansiyeli oldukça yüksek seviyedeyken, ülkenin 2030’da elektriğinin yüzde 47’sini yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılama hedefi bulunuyor.

    “ELEKTRİK SEKTÖRÜ EMİSYONLARINDA DÜŞÜŞ KAÇINILMAZ”

    Ember Küresel Program Direktörü Dave Jones, rapora ilişkin değerlendirmesinde, özellikle güneş enerjisinin herkesin mümkün olduğunu düşündüğünden daha hızlı bir şekilde ivme kazandığını belirterek, “Elektrik sektörü emisyonlarındaki düşüş artık kaçınılmaz. 2023 muhtemelen, enerji tarihindeki büyük bir dönüm noktası, yani elektrik sektöründe emisyonların tepe noktasını gördüğü bir yıldı. Ama emisyonların düşüş hızı, yenilenebilir enerji devriminin ne kadar hızlı sürdüğüne bağlı. Ülkelerin güneş ve rüzgarın tüm potansiyelinden faydalanmalarına yardımcı olacak kilit kolaylaştırıcıların neler olduğunu zaten biliyoruz. Temiz enerjinin geleceğinde ön saflarda olmayı tercih eden ülkeler için benzeri görülmemiş bir fırsat var.” ifadelerini kullandı.

    Ember Türkiye Lideri Ufuk Alparslan ise Türkiye’nin muazzam hidroelektrik kaynakları sayesinde yenilenebilir enerji devrimine diğer pek çok ülkeye göre avantajlı başladığını dile getirerek, “Ancak hidroelektrik kuraklığa karşı hassas. Özellikle çatı ve yüzer güneş enerjisi santrali olmak üzere diğer potansiyellerimizi de kullanmak, hidroelektrik üretimindeki değişkenliğe karşı ülkemizin korunmasını sağlayarak enerji güvenliğimizi artıracaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

    KAYNAK: AA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/dunya-ilk-kez-yuzde-30u-gorurken-turkiye-yuzde-42ye-ulasti-enerjide-muthis-hamle/feed/ 0
    Bakan Şimşek: Türkiye ticaretteki yeni eğilimlerden faydalanıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-simsek-turkiye-ticaretteki-yeni-egilimlerden-faydalaniyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-simsek-turkiye-ticaretteki-yeni-egilimlerden-faydalaniyor/#respond Tue, 30 Apr 2024 00:36:32 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9735 İslam Kalkınma Bankasının (İKB) 50. yıl dönümü dolayısıyla Riyad’da düzenlenen İKB Yıllık Toplantıları kapsamında “Guvernörler Diyaloğu-Türkiye” oturumu düzenlendi.

    Toplantıda konuşan Şimşek, Türkiye’de enflasyonla mücadeleyi desteklemek için güvenilir bir mali çerçeve oluşturduklarını ve depremin etkilerine rağmen kamu maliyesinin iyiye gittiğini söyledi.

    Türkiye’nin kamu borç stokunun milli gelire oranının yüzde 29,5 ile gelişmekte olan piyasaların ortalamasının yarısından daha az olduğunu dile getiren Şimşek, mali disiplinin de Türkiye’nin Orta Vadeli Programı’nın temel bileşenlerinden olduğunu vurguladı.

    Şimşek, Türkiye’nin çok kapsamlı bir yapısal reform gündemi de olduğunu kaydederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Para politikası ve maliye politikası arzu ettiğiniz sonuçlara ulaşmanıza yardımcı olabilir ancak bunları sürdürülebilir kılmak yapısal uyum gerektirir. Dolayısıyla yapısal reform programımız verimliliği arttırmayı, rekabetçiliği geliştirmeyi ve dolayısıyla potansiyel büyümeyi artırmayı amaçlıyor. Gördüğünüz gibi program oldukça sağlam, kendi içinde tutarlı ve güvenilir. Programı açıkladığımızdan bu yana güçlü bir yatırımcı ilgisi var. Yurt içi ve yurt dışından gelen tepkiler oldukça güçlü oldu. Bu, 2 yıllık bir program. Dolayısıyla tam sonuçlarını görmemiz için zamana ihtiyacımız var. İlk göstergeler programın işe yaradığı ve Türkiye’yi yeniden sürdürülebilir yüksek büyüme patikasına oturtmak için gerekenlere sahip olduğu yönünde.”



    “PROGRAMIMIZA YÖNELİK TEPKİLER SON DERECE OLUMLU OLDU”

    Bakan Şimşek, programın henüz ilk aşamada olsa dahi işe yaradığını belirterek, “Önümüzdeki yıl bu zamanlar sonuçlar hakkında konuşabilecek bir konumda olacağımızı düşünüyorum.” diye konuştu.

    Cari işlemler açığının neredeyse yarı yarıya azaldığını dile getiren Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:

    ” İşsizlik oranı son on yılın en düşük seviyesinde. Makul bir büyüme, düşük işsizlik oranı, iyileşen kamu maliyesi ve dezenflasyon sürecine sahibiz. Programımıza yönelik tepkiler son derece olumlu oldu. Tam bir not artırımı aldık, tüm derecelendirme kuruluşları Türkiye’ye ilişkin görünümlerini negatif ya da durağandan pozitife çevirdi. Büyük olasılıkla kredi notumuzda artışlar olacak. “



    TÜRKİYE TİCARETTEKİ YENİ EĞİLİMLERDEN FAYDALANIYOR

    Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, küresel ticaretteki bölünmeye işaret ederek, bölünmenin ticaretin önünde büyük bir engel olduğunu ancak Türkiye için bir avantaj oluşturduğunu söyledi.

    Küresel ticaretteki parçalanmayla dost ve yakın ülkelerden tedariğin arttığını anlatan Şimşek, “Yakın ülkelerden tedarik (nearshoring) küresel pandemi sonrası yeni normaldi. Şimdi, stratejik rekabet ve ticari parçalanmayla dost ülkelerden tedarik (friendshoring) yeni normal haline geldi. Her ikisine de baktığımızda, Türkiye bu iki eğilimden en fazla yararlanan ülkelerden biri oldu.” şeklinde konuştu.

    Bakan Şimşek, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ile Gümrük Birliği’ne dayalı ticari ilişkisine; Orta Doğu ve Kuzey Afrika ile tarihi, kültürel ve ticari bağlarına ve Orta Asya ülkeleriyle dostluğuna dikkati çekerek, “Türkiye’nin ihracatının yüzde 70’ini oluşturan çevremiz dost ve yakın olarak nitelendirilebilir. Dolayısıyla, ticaretteki parçalanmadan fayda sağlayabiliyoruz.” ifadelerini kullandı.

    “YEŞİL DÖNÜŞÜM TÜRKİYE İÇİN GEREKLİLİK”

    Bakan Şimşek, Türkiye’nin yeşil ekonomi ve enerji dönüşümünde attığı adımlara değinerek, yenilenebilir enerjiye yatırımın bir gereklilik olduğunu vurguladı.

    Türkiye’nin 2022’de petrol ve doğal gaz ithalatına 97 milyar dolar ödediğini anımsatan Şimşek, bu rakamın 2023’te 70 milyar doların üzerinde olduğunu ve bu yıl da 80 milyar dolara yakın olacağını söyledi.

    Şimşek, Türkiye’nin enerji ithalatına bağımlılığını azaltabildiği ölçüde makro finansal istikrarsızlığın ana kaynağı olan cari açığı da düşürebileceğini belirterek, “Dolayısıyla, bizim için cari açığın sürdürülebilirliği söz konusu olduğunda, yenilenebilir enerji kilit öneme sahip. Tek başına yenilenebilir enerji de değil, ekonominin yeşil dönüşümü konusunda büyük bir potansiyelimiz var.” açıklamasında bulundu.

    Türkiye’nin geçen yıl dünyadaki en büyük 4’üncü turizm destinasyonu olduğuna değinen Şimşek, “Bu yıl 60 milyon turist ve 60 milyar dolar turizm geliri hedefliyoruz. Yılın ilk 3,5 aylık dönemindeki rezervasyonlara ve seyahatlere baktığımızda, hedeflerimizle uyumlu bir ilerleme olduğunu görüyoruz ki bu Ukrayna ve Gazze’deki gelişmelere rağmen.” diye konuştu.

    “KÜRESEL FİNANS KOŞULLARININ GEVŞEMESİ GELİŞMEKTE OLAN EKONOMİLER İÇİN İTİCİ RÜZGAR”

    Konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Şimşek, küresel merkez bankalarının faiz politikaları ve gelişmekte olan piyasalara ilişkin bir soru üzerine, şu anda iyi bir hikayesi olan çok az gelişmekte olan ülke bulunduğunu söyledi.

    Türkiye’nin harika bir hikayesinin olduğunu dile getiren Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hikaye, ülkemizin yapısal olarak dönüşümüdür. Türkiye’nin programı fiyat istikrarını sağlamaya yönelik ancak sadece bununla sınırlı değil. Kapsamlı bir yapısal reform programı da var. İnsan kaynağına yatırım yapmaya, yatırım ortamını iyileştirmeye, kamu maliyesi reformu yapmaya kararlıyız. Yeşil dönüşüm kadar dijital dönüşüm de önemli ve biz bu ikiz dönüşüm konusunda da gerekli adımları atacağız.”

    Şimşek, ABD Merkez Bankası (Fed) veya Avrupa Merkez Bankası gibi bankaların ileriye dönük politikalarını gevşetmesinin finansal koşulları iyileştirme potansiyeli olduğunu vurgulayarak, finansal koşullar gevşediğinde getiri arayışının da güçleneceğini söyledi.

    Türkiye gibi ülkelerin daha fazla yatırım çekmek istediğini ve risk iştahının arttığını kaydeden Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Küresel finansal genişleme aynı zamanda küresel büyüme için potansiyel destekleyici bir ortam anlamına ve güçlü küresel büyüme daha yüksek risk iştahı anlamına geliyor. Dolayısıyla, yüksek risk iştahı, gelişmekte olan piyasalara açıkça fayda sağlıyor ve Türkiye de bunlardan biri. Biz harika bir hikayeye sahibiz ancak aynı zamanda küresel koşulların gevşemesi biz ve diğer gelişmekte olan ekonomiler için itici bir rüzgar olacak.”

    KAYNAK: AA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-simsek-turkiye-ticaretteki-yeni-egilimlerden-faydalaniyor/feed/ 0
    IMF’den ‘finansal kırgınlık’ uyarısı https://www.foxtvhaber.com.tr/imfden-finansal-kirginlik-uyarisi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/imfden-finansal-kirginlik-uyarisi/#respond Wed, 17 Apr 2024 00:12:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8911 Uluslararası Para Fonu (IMF), yakın vadeli finansal istikrar risklerinin gerilediğini ve gelecek yıl küresel büyüme üzerinde daha az aşağı yönlü risk olduğunu belirterek, “Ancak enflasyondaki düşüş sürecinin son aşaması, kısa vadede göze çarpan birkaç finansal kırılganlık nedeniyle karmaşık hale gelebilir.” uyarısında bulundu.

    IMF, Küresel Finansal İstikrar Raporu’nun Nisan 2024 sayısını “Son Aşama: Finansal Kırılganlıklar ve Riskler” başlığıyla yayımladı.

    Küresel finansal koşulların, ekim sayısının yayımlanmasından bu yana rahatladığına işaret edilen raporda, dünyanın birçok yerinde beklenenden iyi gelen ekonomik veriler karşısında, küresel ekonominin yumuşak inişe geçeceğine olan güvenin arttığı belirtildi.

    Raporda, yatırımcılar ve merkez bankalarının enflasyonu merkez bankalarının hedeflerine geri döndürmek için yeterince kısıtlayıcı parasal koşullar yarattığına inanıldığından, para politikasının gelecek çeyreklerde gevşemesinin beklendiği ifade edilerek, “Ancak küresel enflasyonun ısrarla bu hedeflerin üzerinde kalması bu söylemi zorlayabilir ve istikrarsızlığı tetikleyebilir. Bazı ülkelerde çekirdek enflasyon göstergelerinde son dönemde yaşanan dalgalanmalar, enflasyonla mücadele çabalarının henüz tamamlanmadığını hatırlatıyor.” değerlendirmesinde bulunuldu.

    Finansal sistemde yüksek faiz oranlarıyla ortaya çıkan çatlakların, şu ana kadar daha fazla kırılmadığı vurgulanan raporda, gelişmekte olan başlıca piyasalardaki finans ve dış sektörlerin faiz oranlarındaki yükseliş boyunca dirençli olduklarını kanıtladığı, geçen yıl ABD ve İsviçre’deki banka iflaslarının sistemin diğer bölümlerine yayılmadığı ve çoğu finans kuruluşunda dayanıklılığın devam ettiği kaydedildi.

    Raporda, bu nedenle yakın vadeli finansal istikrar risklerinin gerilediğine ve gelecek yıl küresel büyüme üzerinde daha az aşağı yönlü risk olduğuna vurgu yapılarak “Ancak enflasyondaki düşüş sürecinin son aşaması, kısa vadede göze çarpan birkaç finansal kırılganlık nedeniyle karmaşık hale gelebilir.” ifadesi kullanıldı.

    BAZI BANKALAR İÇİN TİCARİ GAYRİMENKUL UYARISI

    Ticari gayrimenkul (CRE) fiyatlarının, artan faiz oranları ve Kovid-19 salgını sonrasındaki yapısal değişiklikler nedeniyle geçen yıl dünya genelinde reel anlamda yüzde 12 düşüş gösterdiğine değinilen raporda, en büyük düşüşlerin ABD ve Avrupa ofis sektörlerinde görüldüğü aktarıldı.

    Raporda, bankaların CRE kayıplarını karşılama konusunda iyi bir konumda görünmelerine rağmen, bazı ülkelerin bankalarının büyük miktarlarda CRE kredisi tutması nedeniyle özellikle bu alandaki kredilerin yoğunlaşması durumunda daha fazla sıkıntı yaşayabileceğinin altı çizildi.

    Muhtemelen küresel faiz artırım döngüsünün sona yaklaştığına dair artan iyimserliğin bir yansıması olarak volatilitenin çoğu varlık sınıfı için son yılların en düşük seviyelerine gerilediği kaydedilen raporda, “Büyük enflasyon sürprizleri yatırımcı duyarlılığını aniden değiştirebilir, varlık fiyatlarındaki oynaklığı hızla azaltabilir ve finansal koşullarda keskin bir sıkılaşmaya yol açabilir.” ifadesine yer verildi.

    Raporda, son aşama boyunca orta vadeli kırılganlıkların arttığı belirtilerek, gelişmiş ve gelişmekte olan piyasalarda hem kamu hem de özel borçların birikmeye devam etmesinin olumsuz şokları şiddetlendirebileceği ve gelecekte büyümeye yönelik aşağı yönlü riskleri kötüleştirebileceği vurgulandı.

    Temerrütlerin yükselişte olmasına rağmen, kurumsal borçlanmadaki büyümenin öncekilere göre daha hızlı toparlandığına işaret edilen raporda, özel kredilerin bu eğilimin artmasına yardımcı olduğuna dikkat çekildi.

    Raporda, bankaların çoğunun geçen yılki iflaslardan bu yana dayanıklılık gösterdiği ancak ileriye bakıldığında, toplam varlıkları 33 trilyon dolar veya küresel bankacılık varlıklarının yüzde 19’u olan bankaların, 5 temel risk göstergesinden en az üçünü ihlal ettiği ve bunların çoğunu Çin ve ABD bankalarının oluşturduğu kaydedildi.

    “MERKEZ BANKALARI ERKEN PARASAL GENİŞLEMEDEN KAÇINMALI”

    Merkez bankalarının, erken parasal genişlemeden kaçınması gerektiği vurgulanan raporda, “Finansal koşulların gevşemesine katkıda bulunabilecek ve enflasyondaki düşüşün son aşamasını zorlaştırabilecek politika faizi indirimlerine ilişkin aşırı iyimser piyasa beklentilerine karşı uygun şekilde direnmeli.” değerlendirmesinde bulunuldu.

    Raporda, enflasyonun düşürülmesinde kaydedilen ilerlemenin, enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde hedefe doğru ilerlediğini göstermesi için yeterli olduğu durumlarda, merkez bankalarının kademeli olarak daha tarafsız bir politika duruşuna geçmesi gerektiğinin altı çizildi.

    Yetkililerin borç kırılganlıklarını kontrol altına alma çabalarını güçlendirmesi gerektiğine işaret edilen raporda, denetleyici ve düzenleyici otoritelerin bankaların ve banka dışı finans kuruluşlarının ticari ve konut amaçlı gayrimenkullerdeki zorluklara ve kredi döngüsündeki krize karşı dayanıklı olmalarını sağlamak için uygun araçları kullanması gerektiği vurgulandı.

    Siber saldırılardan kaynaklanan kayıpların çoğunun mütevazi düzeyde olmasına rağmen, aşırı kayıp riskinin arttığına değinilen raporda, “Siber olaylar bugüne kadar sistemik olmasa da hassas verilere maruz kalması, yüksek yoğunlaşma ve teknolojik ve finansal birbirine bağlılığı nedeniyle finansal sistemi ciddi şekilde tehdit ediyor.” ifadesi yer aldı.

    Bir siber güvenlik stratejisinin etkili düzenleme ve denetim kapasitesinin yanı sıra siber olayların daha iyi raporlanmasıyla birlikte finans sektörünün siber direncini güçlendirebileceği kaydedilen raporda, finansal şirketlerin siber olaylar karşısında operasyonel kalabilmek için müdahale ve kurtarma prosedürleri geliştirmesi ve test etmesi gerektiği de aktarıldı.

    KAYNAK: AA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/imfden-finansal-kirginlik-uyarisi/feed/ 0
    IMF, Türkiye için büyüme beklentisini açıkladı https://www.foxtvhaber.com.tr/imf-turkiye-icin-buyume-beklentisini-acikladi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/imf-turkiye-icin-buyume-beklentisini-acikladi/#respond Tue, 16 Apr 2024 22:36:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8895 Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) ilkbahar dönemi “Global Ekonomik Görünüm Raporu” yayımlandı. Rapora göre, önceki raporunda Türkiye için büyüme beklentisini 2024 yılı için yüzde 3,1, 2025 yılı için yüzde 3,2 olarak belirleyen IMF, bu raporunda da aynı tahminini sürdürdü.

    Açıklamada, parasal sıkılaştırmanın sona ermesi ve tüketimin toparlanmaya başlamasıyla birlikte 2024’ün ikinci yarısında ekonomik aktivitenin güçlenmesinin beklendiğine işaret edildi.

    Raporda, 2024 yılı ortalama tüketici fiyatları beklentisi yüzde 58,0’den yüzde 59,5’e çıkarılırken, gelecek yıl için beklenti yüzde 38,4 seviyesinde oluştu.

    IMF, cari işlemler açığının GSYH’ye oranını bu yıl için yüzde -2,9’dan yüzde -2,8’e revize ederken, gelecek yıl beklentisini yüzde -2,2 olarak belirledi.

    IMF, önümüzdeki iki yıl işsizlik oranının yüzde 9,6 seviyesinde olacağı öngörüsünde bulundu.

    KÜRESEL EKONOMİDE BÜYÜME BEKLENEDEN İYİMSER

    2022-2023 yıllarında küresel çapta yaşanan dezenflasyon sürecinde, ekonomik faaliyetlerin dikkate değer bir direnç sergilediğini belirten IMF, “Küresel enflasyonun 2022 ortalarındaki zirvesinden düşüşe geçmesine rağmen, ekonomik büyüme istikrarlı bir şekilde devam ederek stagflasyon ve küresel durgunluk endişelerine meydan okudu” dedi.

    Bu direncin, istihdam ve gelirlerdeki büyümenin yanı sıra beklenenden fazla kamu harcaması ve hanehalkı tüketimi gibi destekleyici talep gelişmelerine dayandığına işaret eden IMF, özellikle işgücüne katılımdaki beklenmedik artışın, arz tarafındaki genişlemeyi yansıtarak bu istikrarlı büyümeye katkı sağladığını vurguladı. IMF ayrıca, pandemi sırasında biriken önemli tasarrufların kullanılması gibi faktörleri de ekonomik direncin arkasındaki sebepler arasında saydı.

    IMF bugün yayınladığı Dünya Ekonomik Görünüm raporunda, 2023’te yüzde 3,2 olarak tahmin edilen küresel büyümenin 2024 ve 2025’te de aynı hızda devam etmesinin beklendiğini ortaya koydu. 2024 tahmini, Ocak 2024 Dünya Ekonomik Görünüm (WEO) Güncellemesi’ne görde 0,1 puan, Ekim 2023 WEO’ya göre ise 0,3 puan yukarı yönlü revize edildi.

    ABD ekonomisi için 2024 tahminini 0,5 puan artırarak yüzde 2,7’ye çıkaran IMF, 2025 büyüme tahminini yüzde 0,2 puan artırarakyüzde 1,8 olarak korudu.

    AB için 2024 büyüme tahminini Ocak ayındaki revizyona göre 0,1 puan düşürerek yüzde 0,8’e indiren IMF, 2025 büyüme tahminini de yüzde 1,7’ye çekti.

    IMF, gelişmekte olan piyasalar için 2024 büyüme tanminini yüzde 4,1’den 4,2’ye çıkaran IMF, 2025 için ise yüzde 4,1 olarak korudu. Çin için 2024 ve 2025 büyüme tahminlerini yüzde 4,6 ve 4,1 olarak sürdürdü.

    Ancak IMF, büyüme hızının, hala yüksek olan borçlanma maliyetleri ve mali desteğin geri çekilmesi gibi yakın vadeli faktörlerin yanı sıra COVID-19 salgını ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgali gibi uzun vadeli etkilerden dolayı tarihsel standartlara göre düşük seyretmekte olduğunu da vurguladı.

    “Küresel manşet enflasyonun 2023’te yıllık ortalama yüzde 6,8’den 2024’te yüzde 5,9’a ve 2025’te yüzde 4,5’e düşmesi bekleniyor” ifadelerini kullanan IMF, “Gelişmiş ekonomilerin enflasyon hedeflerine daha erken dönmesi öngörülüyor. Ancak, bu iyimser görünüme rağmen, orta ve düşük gelirli ülkelerde yaşam standartlarına doğru yakınsama hızının yavaşladığı ve küresel ekonomik eşitsizliklerin devam ettiği belirtiliyor” dedi.

    Küresel ekonomiye yönelik risklerin şu anda genel olarak dengeli göründüğünü belirten IMF, Ukrayna’daki savaş ve Gazze ile İsrail arasındaki çatışmalar gibi jeopolitik gerilimlerden kaynaklanan yeni fiyat artışlarının, işgücü piyasalarının hala sıkı olduğu bölgelerde çekirdek enflasyonla birlikte faiz oranı beklentilerini artırabileceğini ve varlık fiyatlarını düşürebileceğini ifade etti. IMF ayrıca, büyük ekonomiler arasındaki dezenflasyon hızlarındaki farklılığın finansal sektörleri baskı altına alabileceğini vurguladı.

    Merkez bankaları için yakın vadeli önceliğin, enflasyonun sorunsuz bir şekilde düşmesini sağlamak olması gerektiğini anlatan IMF, “Ancak, merkez bankalarının daha az kısıtlayıcı bir duruş sergilerken, orta vadeli mali konsolidasyonun uygulanmasına yeniden odaklanılması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

    Küresel ekonomideki bu karmaşık manzaranın, farklı ülkelerin özel politika yanıtlarını gerektirdiğini belirten IMF, “Arz artırıcı reformların yoğunlaştırılması, ekonomilerin büyümeyi artırmasına ve daha yüksek gelir seviyelerine doğru yaklaşmasına olanak tanıyabilir” dedi.

    Bu süreçte, çok taraflı işbirliğine ihtiyaç duyulmakta olduklarını anlatan IMF, “Jeoekonomik parçalanma ve iklim değişikliğinin maliyet ve risklerinin sınırlanması, yeşil enerjiye geçişin hızlandırılması ve borçların yeniden yapılandırılmasının kolaylaştırılması için” diye konuştu.

     

    UNCTAD, TÜRKİYE İÇİN BÜYÜME TAHMİNİNİ YÜKSELTTİ

    UNCTAD, nisan ayına ilişkin küresel ticaret ve kalkınmanın gidişatına yönelik raporunu yayımladı.

    Raporda, UNCTAD’ın, 2024 için küresel büyüme tahminini 0,1 puan artırarak yüzde 2,6’ya çıkardığı bildirildi.

    Türkiye’ye ilişkin 2024 büyüme tahmininin yüzde 2,9’dan yüzde 3,5’e çıkarıldığı aktarılan raporda, ülkenin 2023’de yüzde 4,5 büyüdüğü hatırlatıldı.

    UNCTAD raporunda, 2024’teki düşük ekonomik büyüme ve ticaret kesintilerinin ekonomik kalkınmayı etkileyeceği uyarısında bulunuldu.

    Azalan yatırımlar ve durgun küresel ticaret dinamiklerine atıfla 2024’te ekonomik büyümenin daha da yavaşlayacağına dikkatin çekildiği raporda, faiz oranlarının düşürülmesi ihtimalinin hükümetler ve şirketler için mali görünümü iyileştirebileceği belirtildi.

    Para politikasının tek başına tüm acil küresel zorlukları çözemeyeceği vurgulanan raporda, kamu borçları, giderek artan eşitsizlikler ve iklim değişikliğiyle bağlantılı devam eden krizlere işaret edildi.

    UNCTAD raporunda, mali sürdürülebilirliğin sağlanması, istihdam oluşturulması ve gelir dağılımının iyileştirilmesi için mali, parasal, talep yönlü ve yatırımı artırıcı tedbirlerden oluşan dengeli bir politika karışımı ile birlikte çok taraflı ortak eylem ihtiyacı olduğuna vurgu yapıldı.

    Çoğu gelişmiş ekonomide merkez bankalarının enflasyonla mücadele etmek için 2022’nin başından bu yana faiz oranlarını agresif bir şekilde artırdığı hatırlatılan raporda, “Ancak bu yaklaşım, Kovid-19 salgınıyla bağlantılı tedarik zinciri sıkıntılarını ve daha yüksek fiyatlara ve kârlara yol açan artan pazar hakimiyetini tam olarak dikkate almadı. 2023’te istikrarlı istihdama rağmen enflasyonun düşmesi, daha önceki enflasyona sadece talebin değil arzla ilgili sorunların da katkıda bulunduğunu göstermektedir.” denildi.

    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/imf-turkiye-icin-buyume-beklentisini-acikladi/feed/ 0
    İMF’den dünyaya ABD uyarısı: Böyle devam ederse endişe verici https://www.foxtvhaber.com.tr/imfden-dunyaya-abd-uyarisi-boyle-devam-ederse-endise-verici/ https://www.foxtvhaber.com.tr/imfden-dunyaya-abd-uyarisi-boyle-devam-ederse-endise-verici/#respond Fri, 12 Apr 2024 00:00:27 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8676 Georgieva, IMF-Dünya Bankası Bahar Toplantıları öncesi katıldığı etkinlikte “2020’ler: Çalkantılı mı, Ilık mı, Dönüşümcü mü? Zayıf Küresel Ekonomi İçin Politika Tercihleri” başlıklı bir konuşma yaptı.

    Konuşmasında, şokların daha sık yaşandığı ve belirsizliğin arttığı bir dünyada, iyi politika tercihlerine ihtiyaç olduğunu vurgulayan Georgieva, doğru politika tercihlerinin yapılmasının dünya ekonomisinin geleceğini belirleyeceğine işaret etti.

    Georgieva, gelecek hafta yayımlanacak Dünya Ekonomik Görünümü Raporu’nda ABD ve birçok gelişmekte olan piyasa ekonomisindeki güçlü faaliyetler nedeniyle küresel büyümenin marjinal olarak daha güçlü olduğunun görüleceğini belirtti.

    Öngörülen küresel resesyon ve stagflasyon döneminden kaçınıldığının altını çizen Georgieva, hala endişelenecek pek çok konunun olduğunu, küresel ortamın daha zorlu hale geldiğini ve jeopolitik gerilimlerin dünya ekonomisinin parçalanma riskini artırdığını kaydetti.

    Georgieva, küresel mali krizden bu yana büyüme beklentilerinin yavaşladığına ve enflasyonun tam olarak yenilmiş olmadığına dikkati çekerek, mali tamponların tükendiğini ve borçların artmasının birçok ülkede kamu maliyesi için büyük zorluk teşkil ettiğini anlattı.

    Salgının izlerinin hala devam ettiğini söyleyen Georgieva, 2020’den bu yana küresel üretim kaybının yaklaşık 3,3 trilyon dolar olduğunu bildirdi.

    Georgieva, gelişmiş ekonomiler arasında ABD’nin, artan verimlilik artışının da yardımıyla en güçlü toparlanmayı yaşadığına işaret ederek, buna karşılık, Avro Bölgesi’ndeki faaliyetlerin, yüksek enerji fiyatlarının ve zayıf üretkenlik artışının kalıcı etkilerini yansıtacak şekilde çok daha kademeli bir şekilde toparlandığını ifade etti.

    Küresel büyümeye ilişkin orta vadeli görünümün tarihsel ortalamanın oldukça altında, yüzde 3’ün biraz üzerinde olduğunu kaydeden Georgieva, “Rotada bir düzeltme olmazsa gerçekten de durgun ve hayal kırıklığı yaratan bir on yıla, ‘ılık yirmilere” doğru gidiyoruz. Bu noktada politika yapıcılar bir seçimle karşı karşıya. İhtiyacımız olan şey ‘dönüşümcü yirmiler’.” diye konuştu.

    “ENFLASYONUN BU YIL DÜŞMEYE DEVAM ETMESİNİ BEKLİYORUZ”

    Kristalina Georgieva, ancak ilk önce fiyat istikrarının geri getirilmesi gerektiğini vurgulayarak, enflasyonun 2022 ortalarında zirveye ulaştığını anımsattı.

    Gelişmiş ekonomilerde manşet enflasyonun, 2023’ün son çeyreğinde, 18 ay önceki yüzde 9,5 seviyesinden yüzde 2,3’e gerilediğini hatırlatan Georgieva, “Bu eğilimin 2024’te de devam etmesini ve büyük gelişmiş ekonomi merkez bankalarının yılın ikinci yarısında faiz indirimine başlaması için gerekli koşulları yaratmasını bekliyoruz.” dedi.

    Georgieva, çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere bazı merkez bankalarının gevşemeye başladığına işaret ederek, ancak özellikle gelişmiş ülkelerin hala beklemede olduğunu dile getirdi.

    Merkez bankalarının kararlarını gelen verilere göre dikkatli şekilde ayarlayacaklarını söyleyen Georgieva, gerektiğinde politika yapıcıların erken faiz indirimi çağrılarına direnmesini, erken gevşemenin daha fazla parasal sıkılaştırmayı gerektirebilecek yeni enflasyon sürprizlerine neden olabileceğini belirtti.

    Georgieva, faiz indirimini çok uzun süre geciktirmenin ise ekonomik aktiviteyi olumsuz yönde etkileyebileceğini anlattı.

    KÜRESEL İŞBİRLİĞİ VURGUSU

    Georgieva, sürdürülebilir borç seviyelerine ulaşmak ve gelecekteki şoklarla başa çıkmak için mali tamponlarının yeniden oluşturmanın önemine değinerek, çoğu ülkede mali tamponların tükendiğini ve borç seviyelerinin çok yüksek olduğunu bildirdi.

    Faizlerin çok daha yüksek olmasının borçların ödenmesinin maliyetini artırdığına dikkati çeken Georgieva, borç sıkıntısı çeken ülkeler için yeniden yapılanmanın gerekli olduğunu söyledi.

    Georgieva, büyümeyi yeniden canlandıracak politikaların da önemli olduğunu belirterek, “Ekonomik dönüşümü teşvik edecek, yeşil ve dijital geçişi hızlandıracak politikalarla daha da fazlası başarılabilir. Bunları ne kadar iyi ele aldığımız, bu on yılın mirasını belirleyecek.” ifadelerini kullandı.

    Dünya için önemli olan politikalar konusunda işbirliği yapılması gerektiğini anlatan Georgieva, verimliliği artırmak ve küresel zorluklara çözüm bulmak için daha fazla ticaret ve sınır ötesi yatırım akışını savunduklarını kaydetti.

    Georgieva, zorlukların üstesinden gelmek ve fırsatları takip etmek için ülkeleri bir araya getirmenin her zamankinden daha önemli olduğunu vurgulayarak, dünya salgın ve yaşam pahalılığı kriziyle sarsıldığında IMF’nin de üyeleriyle mali ve politik destek sağlamak için kararlı bir şekilde harekete geçtiğini hatırlattı.

    “ABD’DE YÜKSEK FAİZ ORANLARIN UZUN SÜRE DEVAM ETMESİ ENDİŞE VERİCİ OLABİLİR”

    ABD ekonomisinin daha yenilikçi olması ve girişimciliğe alan açması, iş gücü piyasasının iyi durumda olması nedeniyle başarılı olduğunu belirten Georgieva, ülkede “Enflasyonu Azaltma Yasası”nın da ekonomiye ivme kazandırdığını kaydetti.

    Georgieva, ABD’nin büyümesinin küresel ekonomiye yardımcı olduğunu ancak ABD’deki yüksek faiz oranlarının dünyanın geri kalanı için “harika” bir haber olmadığını savundu.

    Yüksek faiz oranlarının ABD’yi daha çekici kıldığını vurgulayan Georgieva, “Yani finansal akışlar buraya geliyor. Bu da dünyanın geri kalanını biraz zor durumda bırakıyor. Yüksek faiz oranları doların da güçlü olması anlamına geliyor. Bu diğer ülkelerin daha zayıf olduğu anlamına geliyor. Eğer uzun süre devam ederse, tüm bu nedenlerden dolayı finansal istikrar açısından biraz endişe verici hale gelebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

    Georgieva, ABD’de enflasyonun düştüğünü fakat şu an oyalanmanın endişe kaynağı olduğunu ifade ederek, ancak ABD Merkez Bankasının (Fed) ihtiyatlı davrandığını söyledi.

    KAYNAK: AA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/imfden-dunyaya-abd-uyarisi-boyle-devam-ederse-endise-verici/feed/ 0
    IMF Başkanı uyardı: “Durgun ve hayal kırıklığı” https://www.foxtvhaber.com.tr/imf-baskani-uyardi-durgun-ve-hayal-kirikligi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/imf-baskani-uyardi-durgun-ve-hayal-kirikligi/#respond Thu, 11 Apr 2024 23:48:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8673 Georgieva, IMF-Dünya Bankası Bahar Toplantıları öncesi katıldığı etkinlikte “2020’ler: Çalkantılı mı, Ilık mı, Dönüşümcü mü? Zayıf Küresel Ekonomi İçin Politika Tercihleri” başlıklı bir konuşma yaptı.

    Konuşmasında, şokların daha sık yaşandığı ve belirsizliğin arttığı bir dünyada, iyi politika tercihlerine ihtiyaç olduğunu vurgulayan Georgieva, doğru politika tercihlerinin yapılmasının dünya ekonomisinin geleceğini belirleyeceğine işaret etti.

    Georgieva, gelecek hafta yayımlanacak Dünya Ekonomik Görünümü Raporu’nda ABD ve birçok gelişmekte olan piyasa ekonomisindeki güçlü faaliyetler nedeniyle küresel büyümenin marjinal olarak daha güçlü olduğunun görüleceğini belirtti.

    Öngörülen küresel resesyon ve stagflasyon döneminden kaçınıldığının altını çizen Georgieva, hala endişelenecek pek çok konunun olduğunu, küresel ortamın daha zorlu hale geldiğini ve jeopolitik gerilimlerin dünya ekonomisinin parçalanma riskini artırdığını kaydetti.

    Georgieva, küresel mali krizden bu yana büyüme beklentilerinin yavaşladığına ve enflasyonun tam olarak yenilmiş olmadığına dikkati çekerek, mali tamponların tükendiğini ve borçların artmasının birçok ülkede kamu maliyesi için büyük zorluk teşkil ettiğini anlattı.

    Salgının izlerinin hala devam ettiğini söyleyen Georgieva, 2020’den bu yana küresel üretim kaybının yaklaşık 3,3 trilyon dolar olduğunu bildirdi.

    Georgieva, gelişmiş ekonomiler arasında ABD’nin, artan verimlilik artışının da yardımıyla en güçlü toparlanmayı yaşadığına işaret ederek, buna karşılık, Avro Bölgesi’ndeki faaliyetlerin, yüksek enerji fiyatlarının ve zayıf üretkenlik artışının kalıcı etkilerini yansıtacak şekilde çok daha kademeli bir şekilde toparlandığını ifade etti.

    Küresel büyümeye ilişkin orta vadeli görünümün tarihsel ortalamanın oldukça altında, yüzde 3’ün biraz üzerinde olduğunu kaydeden Georgieva, “Rotada bir düzeltme olmazsa gerçekten de durgun ve hayal kırıklığı yaratan bir on yıla, ‘ılık yirmilere” doğru gidiyoruz. Bu noktada politika yapıcılar bir seçimle karşı karşıya. İhtiyacımız olan şey ‘dönüşümcü yirmiler’.” diye konuştu.

    “ENFLASYONUN BU YIL DÜŞMEYE DEVAM ETMESİNİ BEKLİYORUZ”

    Kristalina Georgieva, ancak ilk önce fiyat istikrarının geri getirilmesi gerektiğini vurgulayarak, enflasyonun 2022 ortalarında zirveye ulaştığını anımsattı.

    Gelişmiş ekonomilerde manşet enflasyonun, 2023’ün son çeyreğinde, 18 ay önceki yüzde 9,5 seviyesinden yüzde 2,3’e gerilediğini hatırlatan Georgieva, “Bu eğilimin 2024’te de devam etmesini ve büyük gelişmiş ekonomi merkez bankalarının yılın ikinci yarısında faiz indirimine başlaması için gerekli koşulları yaratmasını bekliyoruz.” dedi.

    Georgieva, çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere bazı merkez bankalarının gevşemeye başladığına işaret ederek, ancak özellikle gelişmiş ülkelerin hala beklemede olduğunu dile getirdi.

    Merkez bankalarının kararlarını gelen verilere göre dikkatli şekilde ayarlayacaklarını söyleyen Georgieva, gerektiğinde politika yapıcıların erken faiz indirimi çağrılarına direnmesini, erken gevşemenin daha fazla parasal sıkılaştırmayı gerektirebilecek yeni enflasyon sürprizlerine neden olabileceğini belirtti.

    Georgieva, faiz indirimini çok uzun süre geciktirmenin ise ekonomik aktiviteyi olumsuz yönde etkileyebileceğini anlattı.

    KÜRESEL İŞBİRLİĞİ VURGUSU

    Georgieva, sürdürülebilir borç seviyelerine ulaşmak ve gelecekteki şoklarla başa çıkmak için mali tamponlarının yeniden oluşturmanın önemine değinerek, çoğu ülkede mali tamponların tükendiğini ve borç seviyelerinin çok yüksek olduğunu bildirdi.

    Faizlerin çok daha yüksek olmasının borçların ödenmesinin maliyetini artırdığına dikkati çeken Georgieva, borç sıkıntısı çeken ülkeler için yeniden yapılanmanın gerekli olduğunu söyledi.

    Georgieva, büyümeyi yeniden canlandıracak politikaların da önemli olduğunu belirterek, “Ekonomik dönüşümü teşvik edecek, yeşil ve dijital geçişi hızlandıracak politikalarla daha da fazlası başarılabilir. Bunları ne kadar iyi ele aldığımız, bu on yılın mirasını belirleyecek.” ifadelerini kullandı.

    Dünya için önemli olan politikalar konusunda işbirliği yapılması gerektiğini anlatan Georgieva, verimliliği artırmak ve küresel zorluklara çözüm bulmak için daha fazla ticaret ve sınır ötesi yatırım akışını savunduklarını kaydetti.

    Georgieva, zorlukların üstesinden gelmek ve fırsatları takip etmek için ülkeleri bir araya getirmenin her zamankinden daha önemli olduğunu vurgulayarak, dünya salgın ve yaşam pahalılığı kriziyle sarsıldığında IMF’nin de üyeleriyle mali ve politik destek sağlamak için kararlı bir şekilde harekete geçtiğini hatırlattı.

    “ABD’DE YÜKSEK FAİZ ORANLARIN UZUN SÜRE DEVAM ETMESİ ENDİŞE VERİCİ OLABİLİR”

    ABD ekonomisinin daha yenilikçi olması ve girişimciliğe alan açması, iş gücü piyasasının iyi durumda olması nedeniyle başarılı olduğunu belirten Georgieva, ülkede “Enflasyonu Azaltma Yasası”nın da ekonomiye ivme kazandırdığını kaydetti.

    Georgieva, ABD’nin büyümesinin küresel ekonomiye yardımcı olduğunu ancak ABD’deki yüksek faiz oranlarının dünyanın geri kalanı için “harika” bir haber olmadığını savundu.

    Yüksek faiz oranlarının ABD’yi daha çekici kıldığını vurgulayan Georgieva, “Yani finansal akışlar buraya geliyor. Bu da dünyanın geri kalanını biraz zor durumda bırakıyor. Yüksek faiz oranları doların da güçlü olması anlamına geliyor. Bu diğer ülkelerin daha zayıf olduğu anlamına geliyor. Eğer uzun süre devam ederse, tüm bu nedenlerden dolayı finansal istikrar açısından biraz endişe verici hale gelebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

    Georgieva, ABD’de enflasyonun düştüğünü fakat şu an oyalanmanın endişe kaynağı olduğunu ifade ederek, ancak ABD Merkez Bankasının (Fed) ihtiyatlı davrandığını söyledi.

    KAYNAK: AA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/imf-baskani-uyardi-durgun-ve-hayal-kirikligi/feed/ 0
    Xiaomi, 2023 Yılı dönem sonu kârını açıkladı! https://www.foxtvhaber.com.tr/xiaomi-2023-yili-donem-sonu-karini-acikladi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/xiaomi-2023-yili-donem-sonu-karini-acikladi/#respond Fri, 29 Mar 2024 00:24:07 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=7833 Merkezinde Nesnelerin İnterneti (“IoT”) platformuyla bağlantılı akıllı telefonlar ve akıllı donanımlar bulunan tüketici elektroniği ve akıllı üretim şirketi Xiaomi Corporation, 31 Aralık 2023’te sona eren yıla ilişkin denetlenmiş konsolide sonuçlarını açıkladı.

    2023 yılında grubun toplam geliri 271 milyar RMB olurken, düzeltilmiş net kârı %126,3 oranında artarak 19,3 milyar RMB’ye ulaştı. Düzeltilmiş net kârdaki artış piyasa beklentilerinin oldukça üzerinde gerçekleşti ve grubun borsaya kote olmasından bu yana görülen en yüksek ikinci kârlılık seviyesine işaret etti.

    Akıllı Elektrikli Araç ve diğer yeni girişimlerin giderleri 6,7 milyar RMB’ye yükseldi (akıllı elektrikli araç ve diğer yeni girişimlerle ilgili 0,8 milyar RMB tutarındaki hisse bazlı giderler hariç). 2023’ün dördüncü çeyreğinde, Xiaomi’nin toplam geliri iki çeyrek üst üste artarak yıllık %10,9 artışla 73,2 milyar RMB’ye ulaştı ve düzeltilmiş net kârı %236,1 artışla 4,9 milyar RMB’ye yükseldi.

    Xiaomi, 2023 yılı boyunca “ölçek ve kârlılığa yönelik ikili odaklanma” stratejisini tüm faaliyetlerinde özenle uyguladı. Aynı zamanda, grubun “İnsan × Araba × Ev” olarak  genişletilen akıllı ekosisteminin hayata geçirildiği ilk yıl oldu. İş performansı açısından, 2023’ün ilk yarısında kâr artışı hızlanırken, yılın ikinci yarısında üç aylık gelirlerde toparlanma görüldü.

    Her iki gösterge de grubun olağanüstü büyüme direncini ve iş operasyonlarındaki verimliliğini yansıtması açısından büyük önem taşıyor. Ekosistem gelişimi tarafında ise Xiaomi yeni işletim sistemi Xiaomi HyperOS’u tanıttı ve Xiaomi Elektrikli Araç Teknoloji Lansmanı etkinliğini düzenledi. Grubun ekosistem portföyünü daha da zenginleştirecek olan Xiaomi SU7 Serisi ürün lansman etkinliğinin 28 Mart 2024 tarihinde yapılması planlanıyor.

    PREMIUMLAŞMA, AMIRAL GEMISI AKILLI TELEFON MODELLERINE YÖNELIK TALEBI ARTIRIYOR

    Akıllı telefon segmentinde, Xiaomi’nin küresel satışları 2023 yılında yaklaşık 145,6 milyon adede ulaşırken, yıllık akıllı telefon geliri 157,5 milyar RMB’ye ve brüt kâr oranı %14,6’ya ulaştı. Canalys’e göre Xiaomi, dünya genelinde üst üste üç yıl boyunca en çok akıllı telefon satışı gerçekleştiren 3. şirket oldu. 2023’ün dördüncü çeyreğinde, grubun küresel akıllı telefon satışları bir önceki yılın aynı dönemine göre %23,9 artışla 40,5 milyon adede ulaştı.

    Yoğun pazar rekabetinin olduğu 2023 yılında Xiaomi, teknoloji alanındaki inovasyonlarına devam etti ve premium akıllı telefon pazarında önemli atılımlar gerçekleştirdi. 2023 yılında, şirketin Çin’deki akıllı telefonlarının ortalama satış fiyatı bir önceki yıla göre %19’un üzerinde artış gösterdi. Üçüncü taraf verilerine göre, Xiaomi’nin Çin’de 4.000-6.000 RMB fiyat segmentindeki akıllı telefon satışlarındaki pazar payı, 2023 yılında bir önceki yıla göre 9,2 puan artarak %16,9’a ulaştı.

    Aynı fiyat segmentindeki satış sıralaması dördüncü çeyrekte 1 numaraya yükseldi. Çin’de Xiaomi’nin premium akıllı telefon (perakende fiyatı 3.000 RMB veya üzerinde olan modeller) satış oranı, grubun yıl içindeki toplam akıllı telefon satışlarının %20’sinden fazlasını temsil etti.

    Çin’in en başarılı küresel markalarından biri olan Xiaomi akıllı telefonlar, geçtiğimiz yılda da küresel pazardaki güçlü konumunu korudu. Canalys’e göre, 2023 yılında Xiaomi akıllı telefon satışları açısından dünya genelinde 51 ülke ve bölgede ilk üçe, 65 ülke ve bölgede ise ilk beşe girdi.

    Akıllı telefon satışları açısından Xiaomi Orta Doğu’da 2. sırada yer alırken, Latin Amerika, Afrika ve Güneydoğu Asya’da 3. sırada yer aldı ve tüm bu bölgelerde pazar payını artırma başarısını gösterdi. Amiral gemisi akıllı telefon modeli Xiaomi 14 serisi mükemmel kullanıcı deneyimi sunarak büyük beğeni topladı.

    Xiaomi’nin yeni perakende işletme stratejisi olan “vitrin entegrasyonu”, çevrimdışı perakende mağazalarının verimliliğinde önemli bir iyileşmeyle meyvelerini verdi. Üçüncü taraf verilerine göre Xiaomi’nin 2023 yılında Çin’de çevrimdışı kanallar aracılığıyla yapılan akıllı telefon satışlarındaki pazar payı %8,4’e yükseldi.

    AIoT platformundaki bağlı IoT cihazlarının sayısı rekor seviyeye ulaştı ve yurtdışı pazarlarda büyük beğeni topladı

    2023 yılında Xiaomi’nin IoT ve yaşam tarzı ürünlerinden elde ettiği gelir 80,1 milyar RMB oldu ve brüt kâr marjı %16,3’e ulaşarak rekor seviyeye yükseldi. 31 Aralık 2023 itibarıyla, Xiaomi’nin AIoT platformundaki bağlı IoT cihazlarının sayısı (akıllı telefonlar, tabletler ve dizüstü bilgisayarlar hariç) bir önceki yıla göre %25,5 artışla 739,7 milyona ulaşırken, AIoT platformuna bağlı beş veya daha fazla cihaza sahip kullanıcı sayısı (akıllı telefonlar, tabletler ve dizüstü bilgisayarlar hariç) bir önceki yıla göre %25,3 artışla 14,5 milyona ulaştı. Grubun Mi Home Uygulamasının aylık aktif kullanıcı sayısı Aralık 2023’te 85,8 milyona ulaştı.

    Xiaomi, akıllı yaşam senaryolarını genişletmeye devam etti ve istikrarlı bir şekilde küresel tanınırlık kazanmayı başardı. Böylelikle Xiaomi TV premiumlaştırma stratejisini daha da ilerletti. All View Cloud’a göre Xiaomi, 2023 yılında TV satışlarında dünya genelinde ilk beş arasında yer aldı. Xiaomi, akıllı büyük ev aletleri satışlarında yakaladığı büyüme ivmesini 2023 yılında da sürdürdü ve gelirlerini bir önceki yıla göre yaklaşık %40 artırdı. Xiaomi’nin küresel tablet satışları bir önceki yıla göre %50’den fazla artarak 5 milyon adedi aştı. Xiaomi’nin yurtdışı pazarlardaki yıllık tablet satışları bir önceki yıla göre iki katına çıktı.

    Giyilebilir ürünler sektöründe Xiaomi, kapsamlı özellikleri ve çeşitli ürün portföyüyle sektördeki lider konumunu korumaya devam etti. Canalys’e göre Xiaomi, 2023 yılında giyilebilir bant satışları açısından hem Çin’de hem de küresel pazarlarda 2. sırada yer aldı. TWS kulaklık satışlarında ise Çin’de 2. sırada yer aldı.

    İNTERNET HİZMETLERİ SEGMENTİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜMEYİ DESTEKLEMEK İÇİN İŞ BİRLİKLERİ BENİMSENİYOR

    2023 yılında, grubun internet hizmetleri hem gelir hem de brüt kâr marjında rekor seviyelere ulaştı.

    İnternet hizmetleri geliri 30,1 milyar RMB ve internet hizmetlerinin brüt kâr marjı %74,2 oldu. Küresel ayak izinden faydalanan Xiaomi’nin dünya genelindeki ve Çin’deki aktif kullanıcı sayısı (akıllı telefonlar ve tabletler dahil) sırasıyla 641,2 milyon ve 155,6 milyona ulaştı.

    Xiaomi, küresel iş ortaklıklarında açık bir yaklaşım benimseyerek bu iş alanındaki gelir edinme potansiyelini ortaya çıkarmaya devam etti. Şirketin 2023 yılında yurtdışı internet hizmetlerinden elde ettiği gelir, bir önceki yıla göre %24,1 artışla 8,4 milyar RMB’ye ulaşarak rekor kırdı ve grubun toplam internet hizmetleri gelirinin %28’ini oluşturdu.

    Xiaomi, platformu genelinde verimliliği optimize etmeye devam ederken, grubun reklam geliri bir önceki yıla göre %11,2 artarak 20,5 milyar RMB’ye ulaştı. Akıllı telefon premiumlaştırma stratejisindeki ilerlemenin yanı sıra, grubun oyun işindeki aktif ve ödeme yapan kullanıcı sayısı artmaya devam ederek, oyun gelirinin 2023 yılında bir önceki yıla göre %7 artışla 4,4 milyar RMB’ye ulaşmasını sağladı.

    Xiaomi, en ileri teknolojiler alanında dünya genelinde lider konuma gelmek için temel teknolojilere yatırım yapmaya devam ediyor

    Xiaomi, 2023 yılında 2020-2030 yıllarına yönelik yeni hedeflerini açıkladı. Grup, ana temel teknolojilere sürdürülebilir yatırımlar yapmayı taahhüt ediyor ve küresel en son teknolojilerin gelişen alanında lider olmayı amaçlıyor.

    2023 yılında Xiaomi’nin araştırma ve geliştirme harcamaları bir önceki yıla göre %19,2 artışla 19,1 milyar RMB oldu. 31 Aralık 2023 itibarıyla grup genelinde toplam çalışan sayısının %53’ünü oluşturan 17.800 Ar-Ge çalışanı bulunuyor.

    Xiaomi, 28 Aralık 2023’te Xiaomi Elektrikli Araç Teknoloji Lansmanı etkinliğinde ilk elektrikli aracı Xiaomi SU7 Serisini tanıttı. Etkinlikte Xiaomi’nin yeni girişiminde başarının anahtarını oluşturan Xiaomi EV’nin beş temel teknolojisi sergilendi.

    KAYNAK: HABER7
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/xiaomi-2023-yili-donem-sonu-karini-acikladi/feed/ 0
    Dünya Meteoroloji Örgütü: 2023’te aşırı iklim olaylarında yeni rekorlara ulaşıldı https://www.foxtvhaber.com.tr/dunya-meteoroloji-orgutu-2023te-asiri-iklim-olaylarinda-yeni-rekorlara-ulasildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/dunya-meteoroloji-orgutu-2023te-asiri-iklim-olaylarinda-yeni-rekorlara-ulasildi/#respond Wed, 20 Mar 2024 01:12:37 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=6965 WMO Genel Sekreteri Celeste Saulo, WMO’nun “2023 Küresel İklim Durumu” başlıklı raporunu düzenlenen basın toplantısında paylaştı.

    Rapora göre 2023’te iklim durumu alışılmışın dışındaydı; sera gazı seviyeleri, yüzey sıcaklıkları, okyanus ısısı, deniz seviyesinin yükselmesi ve buzulların geri çekilmesinde yeni rekorlar kırıldı.

    Sıcak hava dalgaları, seller, kuraklıklar, kontrol edilemeyen yangınlar ile hızla yoğunlaşan tropikal kasırgalar gibi aşırı iklim olayları sefalet ve kargaşaya yol açtı; bu milyonlarca insanın günlük hayatını etkiledi ve milyarlarca dolarlık ekonomik kayba neden oldu.

    EN SICAK YIL

    “2023 kayıtlara geçen en sıcak yıl oldu” ifadelerinin yer aldığı raporda, küresel ortalama yüzeye yakın sıcaklığın sanayi öncesi taban çizgisinin 1,45 santigrat derece üzerinde ölçüldüğü hatırlatıldı.

    2014-2023 arasının tarihteki “en sıcak on yıllık dönem” olduğu bildirilen raporda, bu süreçteki on yıllık ortalama küresel sıcaklığın 1850–1900 yıllarındaki ortalamanın yaklaşık 1,20 santigrat derece üzerinde olduğu vurgulandı.

    Rapora göre, 2023’te küresel olarak hazirandan aralığa kadar her ayda rekor düzeyde sıcaklık görüldü; en büyük sıcaklık artışı 0,46-0,54 santigrat derece civarında yükselişle Eylül 2023’te yaşandı.

    “Küresel sıcaklıktaki uzun vadeli artış, atmosferdeki sera gazı konsantrasyonlarının artmasından kaynaklanıyor.” bilgisi verilen rapora göre, 2023’ün ortasında La Nina’dan El Nino hava olayları koşullarına geçiş, 2023’te sıcaklığın hızlı yükselişine katkıda bulundu.

    DENİZ SEVİYESİ REKORA ULAŞTI

    2023’te küresel ortalama deniz seviyesinin, 1993’ten bu yana tutulan uydu kayıtlarına göre rekor seviyeye ulaştığı, bu durumun, devam eden okyanus ısınmasının yanı sıra buzulların ve buz tabakalarının erimesini de yansıttığı vurgulandı.

    Raporda, 2014-2023 küresel ortalama deniz seviyesi artış oranının, uydu kayıtlarının ilk on yılındaki (1993-2002) deniz seviyesi artış oranının iki katından fazla olduğu belirtildi.

    Öncü verilere göre, küresel referans buzul setinin, hem Kuzey Amerika’nın batısı hem de Avrupa’daki aşırı erimenin etkisiyle (1950’den bu yana) kayıtlardaki en büyük buz kaybının yaşandığı kaydedilen raporda, İsviçre’deki buzulların son iki yılda mevcut hacimlerinin yaklaşık yüzde 10’unu kaybettiği aktarıldı.

    Kuzey Amerika’nın batısında 2023’te, 2000-2019 dönemi için ölçülen oranlardan beş kat daha yüksek oranda buzul kaybının yaşandığı ve buradaki buzulların, 2020-2023 döneminde, 2020’ye kıyasla tahmini olarak hacimlerinin yüzde 9’unu kaybettiğine işaret edildi.

    Hava koşullarından kaynaklanan tehlikeler 2023’te yerinden edilmeleri tetiklediği belirtilen raporda, “Bu durum, iklim şoklarının dayanıklılığı nasıl zayıflattığını ve en savunmasız nüfuslar arasında yeni koruma riskleri oluşturduğunu gösterdi.” denildi.

    AŞIRI İKLİM OLAYLARININ SOSYOEKONOMİK ETKİLERİ OLDU

    Aşırı hava ve iklim olaylarının tüm kıtalarda önemli sosyoekonomik etkileri oldu, bunlar arasında büyük seller, tropikal kasırgalar, aşırı sıcaklık ve kuraklık ile bunlara bağlı kontrol edilemeyen yangınlar oldu.

    Raporda, “Akdeniz Daniel Kasırgası’ndan kaynaklanan aşırı yağışlarla bağlantılı sel felaketi eylülde özellikle Libya’da ağır can kayıplarına neden oldu, Yunanistan, Bulgaristan ve Türkiye’yi de etkiledi.” denildi.

    Aşırı sıcakların dünyanın birçok yerini etkilediği belirtilen raporda, özellikle temmuzun ikinci yarısında Güney Avrupa ve Kuzey Afrika’nın çok etkilendiği hatırlatıldı.

    İtalya’da sıcaklıklar 48,2 santigrat dereceye ulaştı, Fas’ta ise termometreler 50,4 santigrat dereceyi gösterdi.

    Rapora göre, iklim değişikliğinden dolayı dünya çapında akut gıda güvensizliği yaşayan insanların sayısı COVID-19 salgını öncesi 149 milyonken bu sayı 2023’te 333 milyon kişiye yükseldi.

    GUTERRES’TEN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE KARŞI “RADİKAL ADIMLAR” ATILMASI ÇAĞRISI

    Basın toplantısına video mesaj yollayan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, iklimle ilgili yaşanan olaylar karşısında “Dünya imdat çağrısında bulunuyor.” değerlendirmesinde bulundu.

    Fosil yakıt tüketiminden kaynaklanan kirliliğin iklim dengesini “kaosa” sürüklediğini kaydeden Guterres, alarm zillerinin her alanda çaldığını bildirdi.

    Guterres, sıcaklığın rekor seviyeye ulaştığını, deniz seviyelerinin yükseldiğini ve deniz suyu ısısının arttığını, buzulların çok daha hızlı eridiğini anımsatarak, “Tüm bunların etkisi çok şiddetli, acımasız ve ölümcül bir hızla artıyor.” uyarısını yaptı.

    Acilen harekete geçilmesi gerektiğine işaret eden Guterres, iklim değişikliğindeki hıza oranla radikal adımlar atılması ve sürdürülebilir kalkınmaya uygun hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

    WMO’DAN İKLİM KONUSUNDA EYLEME GEÇME ÇAĞRISI

    WMO Genel Sekreteri Saulo, bu raporun, insanlığın iklim kriziyle ilgili karşı karşıya olduğu zorlukları gösterdiğine işaret etti.

    Artan gıda güvensizliği, insanların yer değiştirmeleri ve biyolojik çeşitlilik kaybının savunmasız nüfuslar için tehdit oluşturduğunu vurgulayan Saulo, şunları kaydetti:

    “Aşırı iklim koşulları, sıcak hava dalgaları, seller, kuraklıklar, kontrol edilemeyen yangınlar ve yoğun tropikal kasırgalar Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin tamamını baltalıyor, her yıl milyarlarca dolarlık ekonomik kayıplara neden oluyor. İklim eyleminin maliyeti yüksek görünebilir ancak bu konudaki eylemsizliğin maliyeti çok daha yüksek.”

    KAYNAK: AA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/dunya-meteoroloji-orgutu-2023te-asiri-iklim-olaylarinda-yeni-rekorlara-ulasildi/feed/ 0
    Moody’s’den Türkiye tahmini https://www.foxtvhaber.com.tr/moodysden-turkiye-tahmini/ https://www.foxtvhaber.com.tr/moodysden-turkiye-tahmini/#respond Sat, 02 Mar 2024 03:12:32 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=5301 Moody’s, Küresel Makro Görünüm 2024-25 Raporu’nun şubat ayı güncellemesini “G20 ekonomilerinin büyümesi 2024’te biraz daha düşük seviyelerde istikrar kazanacak” başlığıyla yayımladı.

    Raporda, küresel ekonominin gelişmiş ve gelişmekte olan piyasalarda ekonomik faaliyetlerin istikrarlı şekilde normalleşmesiyle Kovid-19 sonrası dengeye geçiş yaptığı belirtilerek, etkili politika manevraları, iyileşen arz-talep dengeleri ve Avrupa’da kışların ılıman geçmesi gibi iyi etkenler nedeniyle birçok gelişmiş ekonomi için yumuşak bir inişin mümkün göründüğü ifade edildi.

    Sağlam ABD ekonomisine ek olarak, birçok gelişmekte olan ülkede salgın sonrası sürdürülebilir ve beklenenden daha güçlü toparlanmaların, yapıcı büyüme tablosu oluşturduğuna işaret edilen raporda, ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankasının (ECB) muhtemelen ikinci çeyrekte faiz indirimine başlayacağı kaydedildi.

    Raporda, jeopolitik riskler ve enflasyonun, ekonomik görünüme yönelik potansiyel tehdit olmaya devam ettiği vurgulanarak, küresel üretim ve ticari ortamın jeopolitik değişimlerle uyum içinde gelişeceği aktarıldı.

    G20 küresel büyümesinin 2022 ve 2023 seviyelerine göre düşmesinin muhtemel olduğu ifade edilen raporda, geçen yıl yüzde 2,9 olan G20 ekonomik büyümesinin 2024’te yüzde 2,4 ve 2025’te yüzde 2,6 olacağının öngörüldüğü bildirildi.

    Raporda, gelişmiş G20 ekonomilerinin bu yıl yüzde 1,5, gelecek yıl yüzde 1,6, gelişmekte olan ekonomilerin de sırasıyla yüzde 3,8 ve 3,9 büyümesinin beklendiği, bu yıl daralması muhtemel tek G20 ekonomisinin ise Arjantin olduğu kaydedildi.

    BÜYÜK MERKEZ BANKALARI FAİZLERİ DÜŞÜRME YOLUNDA

    Fed, ECB ve Japonya Merkez Bankasının (BoJ) faiz oranlarını düşürme ve normalleştirme yolunda ilerlediğine değinilen raporda, enflasyonun aşağı yönlü çizgide kalması koşuluyla, büyük merkez bankalarının zamanı gelince para politikasını normalleştirmeye başlayacağı vurgulandı.

    Raporda, Moody’s’in Fed’in 2024’te faiz oranını 100 baz puan düşürerek yüzde 4,25-4,50 aralığına çekeceği ve 2025’te daha da indirime gideceği yönündeki beklentisini koruduğu ve ECB’nin ikinci çeyrekte politika normalleşmesine başlamasının beklendiği ifade edildi.

    Makroekonomik risklerin geçen yıla göre azaldığına dikkat çekilen raporda, jeopolitik risklerin ise ön plana çıktığı belirtildi.

    Raporda, temel makroekonomik ve finansal riskler arasında enflasyon, faiz oranlarının nihai düzeyine ilişkin belirsizlik ve finans sektöründeki kırılganlıkların yer aldığı, jeopolitik gelişmelerin emtia piyasaları ve küresel ticaret üzerinde risk oluşturmaya devam ettiği aktarıldı.

    Devam eden Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki çatışmalar ve Asya genelindeki gerginliklerin bölgesel ve küresel büyümeye ciddi belirsizlikler kattığı vurgulanan raporda, yurt içi ekonomi ve ticaret politikaları ile teknoloji transferlerinin de dış politika tarafından şekilleneceği anlatıldı.

    TÜRKİYE’NİN BU YIL YÜZDE 2,5 BÜYÜYECEĞİ TAHMİN EDİLİYOR

    Moody’s bu yıla dair büyüme tahminlerinde ABD, Hindistan ve Rusya ekonomisi ile G20 geneli için yukarı yönlü revizyona giderken, Avro Bölgesi, Almanya, Suudi Arabistan ve Arjantin için beklentilerini aşağı çekti.

    Kredi derecelendirme kuruluşunun raporunda, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 2,5, gelecek yıl yüzde 3 büyümesinin beklendiği kaydedildi.

    KAYNAK: AA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/moodysden-turkiye-tahmini/feed/ 0
    İş dünyası büyüme verilerini memnuniyetle karşıladı https://www.foxtvhaber.com.tr/is-dunyasi-buyume-verilerini-memnuniyetle-karsiladi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/is-dunyasi-buyume-verilerini-memnuniyetle-karsiladi/#respond Fri, 01 Mar 2024 23:12:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=5253 Türkiye ekonomisi geçen yıl yüzde 4,5, 2023’ün son çeyreğinde de yüzde 4 büyüme kaydetti. Türkiye, 2023’ün son çeyreğinde, yıllık bazda, ekonomik büyüme verisi açıklanan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütüne (OECD) üye ülkeler arasında ikinci, G20 ülkeleri arasında üçüncü ülke oldu.

    Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, GSYH sonuçlarına ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, “İş dünyası olarak, yılın son çeyreğinde büyümenin yüzde 4,0 gerçekleşerek, yılın tamamında Orta Vadeli Program’da öngörülen yüzde 4,4’ün üzerinde, yüzde 4,5 olarak gerçekleşmesini memnuniyetle karşılıyoruz.” dedi.

    Olpak, 2023 yılının pek çok açıdan zorlu bir yıl olduğunu ifade ederek, jeopolitik gelişmelerin dünya ekonomisi ve küresel ticaret üzerindeki olumsuz etkileri ile düşük küresel büyüme oranlarının gerçekleştiğini belirtti.

    Türkiye’nin 2023 yılı büyüme performansı açısından hedef büyüme oranının aşılması ve büyüme istikrarının korunmasının değerli bir kazanım olduğunu vurgulayan Olpak, “Sektörel olarak değerlendirdiğimizde ise tarım sektöründeki ufak daralma dışında her sektörün büyümeye pozitif katkı verdiğini görüyoruz. Sanayideki büyümenin yüzde 0,8 artmasını da dikkatli okumalıyız. Çünkü sanayimizdeki ivme, ihracatımızın artışıyla da doğrudan etkilidir.” değerlendirmelerinde bulundu.

     

    Olpak, şunları kaydetti:

    “Sonuçları yıllık olarak değerlendirdiğimizde, ihracatımızın özellikle 2023’ün ilk yarısında küresel ekonomideki gelişmelere bağlı olarak negatif katkı vermesiyle, yılın ikinci yarısındaki toparlanmaya rağmen yılın tamamında büyümeye negatif katkı veren tek kalem olduğunu görüyoruz. 2024 yılına da yine küresel zorluklarla mücadele ederek başladık. Elbette yurt içinde finansal istikrarı sağlayarak, yatırım, üretim ve ihracatı artırma odaklı politikaların uygulanmasına devam etmek önemli. Özellikle küresel büyümenin yavaş seyrettiği bir ortamda ihracatımızın büyümeye daha fazla katkı sağlaması açısından, sanayi sektöründeki büyümenin bu dönemde daha fazla ön plana çıkması gerektiğini düşünüyoruz.”

     

    “TÜRKİYE ÜRETİM VE İHRACATA DÖNÜŞECEK YATIRIMLARLA BÜYÜDÜ”

    Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe de büyümede yaşanan bu istikrarın son derece değerli olduğunu belirtti.

    Gültepe, dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer almak gibi büyük bir hedef olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

    “Türkiye İhracatçılar Meclisi olarak en büyük hedefimiz, ülkemizin küresel ihracat liginde de ilk 10 ülke arasında yer alması. 2023 yılında büyüme rakamlarının detaylarını iyi okumamız gerekiyor. Büyümenin çok önemli bir bölümü makine ve teçhizat yatırımlarından geldi. Bu yatırımları, yakın gelecekte daha çok üretimin ve daha çok ihracatın müjdecisi olarak değerlendiriyoruz. Diğer yandan ihracatın büyümeye katkısında bir miktar gerileme var. Bu durum da dış talepte daralma ve rekabetçilik kaybına işaret ediyor.

    Bu iki rakamı birlikte okuduğumuzda, sanayicinin yatırım iştahının yüksek olduğunu ancak rekabetçilik noktasında yaşanan gerilemenin ihracatı olumsuz etkilediğini görüyoruz. Bu yatırımların artmasında, önceki yıllarda rekabetçilikte kazandığımız güçlü rüzgarın bir etkisi var. 2024 yılında küresel talep noktasında önemli artışlar bekleniyor. İhracat ailesi olarak ülkemizde üretim, yatırım ve istihdamın dinamosu olmaya devam edeceğiz.”

     

    “BÜYÜME ORANLARI 2024 YILI İÇİN ÇOK BÜYÜK BİR MOTİVASYON KAYNAĞI OLACAK”

    Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Mahmut Asmalı da milli ekonominin pozitif büyüme eğilimini üst üste 14’üncü çeyreğe taşıyarak “Türkiye Yüzyılı” iddiasına yaraşır bir başlangıç yaptığını söyledi.

    Asrın felaketi olarak nitelenen 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin yanı sıra mayıs ayında yapılan iki büyük seçim sürecinin getirdiği belirsizliklere rağmen Türkiye ekonomisinin göstermiş olduğu bu performansın takdire şayan bir gelişme olduğunu dile getiren Asmalı, şöyle devam etti:

    “MÜSİAD olarak, söz konusu büyüme oranlarının 2024 yılı için de çok büyük bir motivasyon kaynağı olacağına inanıyor, ülke ekonomimizin üretim, ihracat ve istihdam odaklı büyüme sürecinin devam edeceğine olan inancımızı yineliyoruz. Makro-finansal dengelenme bağlamında Türkiye ekonomisi için oldukça önemli ve başarılı bir dönem olarak geride kalan 2023’ün ardından Türkiye ekonomisi; enflasyonu kalıcı bir şekilde düşürme, kurda istikrarı sağlama, kamu mali dengeleri ve dış ticarette sürdürülebilirliğe ulaşma hedeflerine adım adım yaklaşmayı sürdürecektir.”

     

    “OVP HEDEFİNİN AŞILMASI POZİTİF BİR GELİŞME”

    İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de büyümenin 14 çeyrektir sürmesi ve 2023’te yüzde 4,5 ile OVP hedefinin aşılmasının pozitif bir gelişme olduğunu ifade ederek, “2023’te tüketimin katkısı öne çıkarken, iş dünyası olarak 2024’ün katma değerli dış taleple fark oluşturacak bir yıl olması için çalışacağız. Öte yandan, yatırımların artması ve tarımsal üretime yeni bir soluk getirmek için de daha çok gayret etmeliyiz.” dedi.

     

    “ÜLKEMİZ HAK ETTİĞİ NOT ARTIRIMLARINA KAVUŞACAKTIR”

    Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın da Türkiye’nin kesintisiz bir şekilde 14 çeyrektir ekonomisini büyütmesinin büyük bir başarı olduğunu ifade ederek, kamu maliyesindeki tasarrufun etkilerinin son çeyrekte görülmesinin gayet memnuniyet verici olduğunu kaydetti.

    Gelişmiş ülkelerde teknik resesyonun konuşulduğunu aktaran Aydın, “Rotamız, OVP hedeflerinden sapmadan üretimle büyüyen kalıcı sürdürebilir bir ekonomik büyümedir. Özellikle son çeyrekte kamu maliyesinde görülen harcamalarda tasarruf tedbirlerine uyulduğunu görmek OVP hedeflerine de uygun gösterilmektedir. Bu aynı zamanda kredi derecelendirme kuruluşlarının da dikkatlerinden kaçmayacak ve ülkemiz hak ettiği not artırımlarına kavuşacaktır.” diye konuştu.

     

    “GELECEK İÇİN UMUT VERİCİ”

    İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz da küresel ekonomilerde yön arayışının sürdüğü ve zayıflama beklentisinin olduğu bir süreçte, Türkiye ekonomisinin 2023 yılının tamamında gösterdiği yüzde 4,5’lik büyüme performansının gelecek için umut verici olduğunu ve önemli bir başarıya imza atıldığını söyledi.

    Küresel ticarette yaşanan olumsuzluklardan, Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan, ABD, Çin ve AB ekonomilerindeki zayıflıklardan bahseden Kopuz, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Tüm olumsuzluklara rağmen 2024 için Türkiye olarak OVP hedefimiz olan yüzde 4 büyüme hedefimizde bir bozulma olmayacağını düşünüyoruz. 2023 yılında elde edilen bu güçlü büyüme oranı, küresel piyasalarda faizlerin düşeceği ve yatırım iştahının artacağını umduğumuz bir sürece daha güçlü girmemizi sağlayacaktır. Bu noktada fiyat istikrarına karşı uygulanan sıkılaştırıcı politika adımlarını ekonomik aktiviteye ve istihdama halel gelmeyecek şekilde sürdürülmesi önem arz ediyor.”

    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/is-dunyasi-buyume-verilerini-memnuniyetle-karsiladi/feed/ 0
    Münih Güvenlik Konferansı’nda “kaybet kaybet” teması https://www.foxtvhaber.com.tr/munih-guvenlik-konferansinda-kaybet-kaybet-temasi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/munih-guvenlik-konferansinda-kaybet-kaybet-temasi/#respond Fri, 23 Feb 2024 08:48:06 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4644 BARTU EKEN-KANAL7 DIŞ HABERLER SERVİSİ

    1963’ten bu yana düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı 16-18 Şubat tarihlerinde gerçekleştirildi.

    Almanya’nın öncülük ettiği ve bilhassa Avrupa Birliği’nin temsil edildiği toplantılarda, aralarında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da bulunduğu üst düzey siyasi temsilciler ve güvenlik uzmanları bir araya geldi.

    Konferansa başkanlık eden Alman diplomat Christoph Heusgen, yeni güvenlik raporunun önsözünde üç ana başlığa dikkat çekti ve yıl sonuna kadar hangi sorunlarla karşı karşıya kalınabileceğini ifade etti.

    Bu başlıklar; “Jeopolitik gerilimlerdeki artış, ekonomik belirsizlikler ve bu durumun tetikleyicisi durumundaki küresel siyasetteki düşüş eğilimi” oldu.

    Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik işgali geçen yılki Münih Güvenlik Endeksi araştırmasında, bilhassa G7 ülkelerinde güvenliğe yönelik en büyük tehdit olarak nitelendirilmişti.

    Bu yıl da Batı ülkelerinin tutumu değişmedi.

    Konferans sırasında gerçekleştirilen anketlerde, barışın sağlanması için Rusya’nın Kırım da dahil olmak üzere Ukrayna’da ilhak ettiğini açıkladığı bölgelerden çekilmesi, Kiev yönetiminin de AB ve NATO ittifakına katılması gerektiğ igörüşü ön plana çıktı.

    Öte yandan bu konuyla ilgili Alman Şansölyesi Olaf Scholz’ün “Zeitenwende” yani geri dönülemez nokta olarak tanımladığı Rusya’nın Ukrayna saldırısından sonra AB ülkelerine yönelik taarruzunu devam ettireceğine dair inancın ise azalması dikkatleri çekti. Risk açısından yüksek gözükse de, savaş yıllara yayıldıkça Kremlin’in niyetinin Batı ile daha büyük bir savaş başlatmak olmadığı değerlendirmeleri yapılıyor.

    Konferansta, Çin’in ekonomik gücünün yükselişi, düzensiz göçmen kitlelerinin Avrupa’ya ilerlemeye devam etmesi, DEAŞ ve El Kaide terör örgütleri gibi yapıların bilhassa Afrika’da etkinliklerini artırması, küresel ısınma ve organize suçlardaki artış diğer önemli risk faktörleri olarak görülmüş durumda.

    Tüm bu durumlar, Sonuç Bildirisi’ne de yansıdı.

     “Münih Güvenlik Konferansı: Organizatörler, küresel güç mücadelelerinin daha da tırmanması ve herkesin kaybettiği bir ‘kaybet-kaybet’ dinamiği konusunda uyarıyor.“ ifadelerine yer verildi.

    Avrupa merkezci bir dünya yapısının değiştiği kabul edilerek durumla ilgili neler yapılabileceği değerlendirmeleri yapıldı.

    BATI ÇİN İLE REKABET KONUSUNDA GERİDE KALIYOR

    Onuncu güvenlik raporunda “Kaybet-Kaybet” başlığının altında mevcut gergin küresel durumda tarafların nasıl kaybettiği detaylandırılıyor.

    Hint-Pasifik bölgesinde Çin ve Tayvan arasında askeri çatışma riskinin yükseldiği ifade edildi.

    Dünyada yaşanan krizlere karşı genellikle arabulucu rolü oynayan  Çin’in siyasi gücünün arttığına vurgu yapılırken; Bu durumun bilhassa Japonya’da korku yarattığı ifade edildi.

    ABD, Almanya, Fransa ve Hindistan’ın da Çin’in yükselişinden duyduğu rahatsızlık raporda yerini aldı.

    Christoph Heusgen G7 ülkelerinde nüfusun büyük bölümünün, on yıl içinde ülkelerinin daha az güvenli ve müreffeh olacağına inandığına dikkat çekti.

    Bunun başlıca sebebinin ekonomik krizler ve mülteci akınları olduğu değerlendirmeleri yapıldı.

    Buna karşın Çin’in yükselişinin her alanda devam edeceği beklentisi hakim olmuş durumda.

    Konferansta en dikkat çekici durum ise tüm bu gelişmeler değerlendirilirken, Çin Komünist Partisi’nin en üst düzey dış politika temsilcisi Wang Yi’nin toplantıya katılımı oldu.

    Wang Yi Amerika’yı sorumsuz hareket etmekle suçladı ve Washington’ın ilişkileri daha fazla germekte olduğunu vurguladı.

    İSRAİL’İN GAZZE’YE SALDIRILARI DEĞERLENDİRİLDİ

    Toplantıda bir başka önemli başlık ise İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik gerçekleştirdiği saldırılar oldu.

    İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron savaş sonrası döneme işaret etti.

    İşgal altındaki Filistin topraklarına fon sağlanmasına yardımcı olan Avrupa ülkeleriyle Körfez ülkelerinin yetkililerinin, İsrail ve Filistin halkının geleceğini tartışmak üzere Münih etkinliğinin oturum aralarında buluşacaklarını ifade etti.

    Analistler bu görüşmelere ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in da katılacağını değerlendirdi.

    İsrail, Gazze’de 1.5 milyon nüfusun sıkıştığı yer olan Refah’a yönelik saldırısını sürdürmemesi yönünde baskıyla karşı karşıya.

    Art arda yapılan açıklamalar Tel Aviv yönetimini kara saldırısına girişmemesi yönünde uyarıyor.

    Ancak İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz Münih’te konuyla ilgili gazetecilere demeç verdi.

    Hamas’ı orada bırakamayacağı için başka seçenekleri olmadığını söyleyerek saldırının başlayabileceğini aktardı.

    Katz’a bu durumda Refah’taki mültecilerin nereye gidecekleri de soruldu.

    Katz, daha önce yerle bir edilen Han Yunus’a işaret etti.

    İsrail Dışişleri Bakanı, saldırılarla ilgili Mısır’la da koordinasyon sağlayacaklarını söyledi.

    İki ülke ilişkilerine zarar vermemenin bir yolunu bulacaklarına inandığını aktardı.

    KÜRESELLEŞMEDE DURGUNLUĞA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Mühin Güvenlik Konferansı’nın bir başka başlığı ise genel olarak ekonomik koşullardan duyulan memnuniyetsizliğin artışı oldu.

    Soğuk Savaş sonrası dönemde büyük başarılar elde edildiği ifade edildi.

    Ancak zaman içinde Batı’nın egemen devletlerinin mevcut durumdan ve küresel anlamdaki paylarından memnun olmadığı aktarıldı.

    Rapora göre küreselleşmede ciddi sorunlar yaşanıyor.

    Almanya’daki şirketlerin bu genel eğilimin tersine hareket eden girişimlerde bulunması ise dikkat çekiyor.

    Alman şirketleri, Berlin hükümetinin aksi yöndeki çağrılarına meydan okumuş durumda…

    Çin’e yoğun yatırımlar yapılmaya devam ediyor.

    Çin’deki Alman yatırımları, 2023’ün ilk yarısında rekor seviyeye ulaştı.

    AFRİKA’DAKİ YÖNETİM DEĞİŞİKLİKLERİ RAHATSIZLIK OLUŞTURDU

    Konferansta, Rusya’nın Afrika’daki Sahel bölgesinde artan askeri tesiri de raporda öne çıkan bir diğer konu olarak ön plana çıktı.

    Nijer’deki yönetim değişikliğinin ardından eski sömürgeci güç Fransa’nın etkisi hızla kayboldu.

    Bunu fırsat bilen Rusya ise Atlantik Okyanusu’ndan Kızıldeniz’e kadar uzanan yaklaşık 5 bin kilometrelik bir alanı kaplayan Sahel ülkelerini, Avrupa ve ABD etkisinden arındırmaya çalıştı.

    Raporda, bölgeyle ilgili yapılan değerlendirmede;

    “2020’den bu yana her darbe, Sahel bölgesine daha fazla şiddet getirdiği için bölge halkı barış ve demokratik ilerleme şansını kaybediyor.” ifadeleri kullanıldı.

    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/munih-guvenlik-konferansinda-kaybet-kaybet-temasi/feed/ 0
    LNG projelerine 1 trilyon dolar harcanacak https://www.foxtvhaber.com.tr/lng-projelerine-1-trilyon-dolar-harcanacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/lng-projelerine-1-trilyon-dolar-harcanacak/#respond Mon, 15 Jan 2024 09:00:41 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2370 San Francisco merkezli düşünce kuruluşu Global Energy Monitor’un (GEM) “LNG 2023” raporundan edinilen verilere göre, on yıl içinde birçok yeni LNG ihracat projelerinin devreye girmesi beklenirken, ABD ve Katar halihazırda yapım aşamasında olan projelerin yarısından sorumlu bulunuyor.

    Rapora göre, hükümetler anlaşmalarla belirlenen iklim hedeflerine ulaşırsa, bugün yapım aşamasında olan 118 milyar dolar değerindeki ihracat projelerinde geri adım atılabilir.

    Buna göre, Asya ve Avrupa yeni LNG ithalat projelerinin başlıca geliştiricileri olup, tüm yeni kapasitenin yaklaşık yüzde 90’ına ev sahipliği yapıyor.

    Bununla birlikte, Avrupa’daki LNG talebi, kıtada karbonsuzlaştırma çalışmaları sürerken kısa ömürlü olabileceği ve birçok Asyalı ithalatçının fiyat hassasiyeti, LNG talep artışı tahminlerini sorgulanır hale getirebileceği öngörülüyor.

    Geçen yıl Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası AB’nin Rus gazı ithalatını azaltma sözü nedeniyle enerji güvenliği krizi yaşandığına işaret edilen raporda, şunlar kaydedildi:

    “Avrupa ülkeleri spot piyasadan LNG toplamak ve bir dizi yeni LNG ithalat projesi önermek için acele ederken, bunu takip eden küresel gaz sıkıntısı ABD’de önerilen devasa ihracat terminallerine yeni bir ivme kazandırdı. Bu yıl, bu değişen küresel dinamiklerin etkileri somutlaşmaya başladı. Avrupa’da 2023’te 7 LNG terminali faaliyete geçerek bölgenin ithalat kapasitesini yaklaşık beşte bir oranında artırdı ve ABD’de mevcut ihracat kapasitesinin yaklaşık yarısına denk gelen 3 ihracat projesi için nihai yatırım kararı alındı.”

    Rapora göre, 2023 sonu itibarıyla küresel olarak yıllık kapasitesi toplam 917 milyon tonluk LNG ihracat ve 705 milyon tonluk ithalat projesi yaklaşık 1 trilyon dolarlık yatırımla sürüyor.

    Halihazırda 192,7 milyon ton kapasiteli ihracat projeleri inşa aşamasında ve 203 milyon tonluk ithalat kapasitesi sağlayacak LNG projelerinin de yapımı sürüyor. Kapasitelerin geriye kalan kısmı ise inşaat öncesi geliştirilme aşamasındaki projeler olarak dikkati çekiyor.

    GEM’e göre, ihracat projeleri için sermaye yatırımının 878 milyar dolar, ithalat projeleri için ise 190 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

    LNG MALİYETLİ BİR KAYNAK

    Rapora ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan GEM Araştırma Analisti Robert Rozansky, yeni LNG yatırımlarının risklerine değinerek, “Geçen yıl yaşanan küresel gaz krizi, LNG’nin güvensiz ve değişken bir kaynak olduğunu ve enerji için LNG’ye bel bağlayan ülkelere büyük maliyetler yüklediğini gösterdi. Bu arada, güneş ve rüzgar enerjisi dünyanın pek çok yerinde gazla çalışan enerjiyi çoktan geride bırakmış durumda ve yenilenebilir enerjinin zaman içinde daha da ucuzlaması bekleniyor.” diye konuştu.

    Rozansky, LNG’nin küresel gaz ticaretinde boru gazından daha büyük paya sahip olduğunun altını çizerek, uluslararası raporlara göre LNG’nin gaz ticaretindeki payının 2022 sonu itibarıyla bir önceki yıl yüzde 46 olan payın yüzde 51’e yükseldiğini anımsattı.

    ABD YATIRIMLARDA BAŞI ÇEKİYOR

    Yeni ihracat terminalleri geliştiren ülkelerin başında ABD (336,9 milyon ton), Rusya (164,1 milyon ton), Kanada (75,8 milyon ton), Meksika (69,3 milyon ton) ve Katar (49 milyon ton) geliyor.

    Yeni ithalat kapasitesi Asya (454 milyon ton) ve Avrupa (183 milyon ton) tarafından domine edilirken, Çin (267,9 milyon ton), Hindistan (75,2 milyon ton) ve Almanya (65,4 milyon ton) geliştirilen projelerde en fazla kapasiteye sahip ülkeler olarak sıralanıyor.

    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/lng-projelerine-1-trilyon-dolar-harcanacak/feed/ 0
    Kızıldeniz’e alternatif rota arayışı hızlandı https://www.foxtvhaber.com.tr/kizildenize-alternatif-rota-arayisi-hizlandi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/kizildenize-alternatif-rota-arayisi-hizlandi/#respond Sun, 14 Jan 2024 13:12:21 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2333 AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları Kızıldeniz’deki gerginliği de büyüttü. Başta ABD olmak üzere bazı ülkelerin İsrail’in yanında yer alarak savaş ve uçak gemilerini bölgeye göndermesi üzerine Yemen’deki Husiler de Hamas’a destek verdiğini açıkladı.

    Husilerin İsrail’e giden Kızıldeniz’deki ticari gemilere insansız hava araçları ve füzelerle saldırıda bulunmasıyla bölgedeki tansiyon yükseldi. Bunun üzerine çok sayıda ticari gemi rotasını Kızıldeniz yerine taşımanın daha uzun sürdüğü Süveyş Kanalı’na kırdı.

    ABD ve İngiltere de Yemen’de Husilere ait hedefleri vurmaya başladı. Amerikan ve İngiliz savaş uçakları, son olarak Sana, Hudeyde ve Taiz kentlerindeki bazı noktalara hava saldırısı gerçekleştirdi.

    Bu gelişmeler küresel nakliye firmalarının rotalarını yeniden çizmek zorunda kalmasına yol açarken bölge genelinden haber akışı ve gelişmeler devletlerin yanı sıra yatırımcıların da odağına yerleşti.

    GELİŞMELER TEDARİK ZİNCİRİNİ ETKİLEDİ

    Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Kuzey Afrika Uzmanı Dr. Kaan Devecioğlu, AA muhabirine, Kızıldeniz’de yaşanan gelişmelerin ticarete ve ulaşım rotalarına etkisine ilişkin değerlendirmede bulundu.

    Uluslararası Ticaret Odası (ICC) verilerine göre, dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 80’inin deniz taşımacılığıyla gerçekleştirildiğini belirten Devecioğlu, “Babülmendep Boğazı özelinde Kızıldeniz’in küresel ticaret açısından temel önemi, dünya ticaretinin en az yüzde 10’unun, Avrupa ticaretinin ise yüzde 40’ının geçtiği bir su yolu olmasından kaynaklı.” dedi.

    Husilerin İsrail menşeli gemilere saldırı düzenlemesinin ardından ABD’nin bölgede operasyon başlattığını hatırlatan Devecioğlu, karşılıklı saldırılarla olayların büyüdüğünü dile getirdi.

    Devecioğlu, mevcut durumda ABD ve İngiltere’nin Yemen’deki Husi hedeflerini vurduğunu hatırlatarak şunları ifade etti:

    “Bu durum küresel ekonomideki krizi derinleştirecek. Bu iddianın temel nedeni ise ABD ve İngiltere operasyonunun ardından İran ve Hizbullah’ın kınama yayınlaması ve Rusya’nın BM Güvenlik Konseyini acil toplantıya çağırması. Dolayısıyla küresel ve alt bölgedeki aktörler arasında ciddi bir diplomatik ve askeri çatışma mevcut. Bu kriz tedarik zincirlerinin aksamasını ve küresel enflasyonun artmasını tetikleyecek. Alternatif rotanın ise Ümit Burnu’nu içermesi ve yaklaşık olarak 6 bin kilometre olması ekstra maliyetler yaratacak.”

    DENİZCİLİK ŞİRKETLERİ ROTALARINI DEĞİŞTİRİYOR

    Araştırmacı-yazar Dr. Hüseyin Korkmaz da Husilerin İsrail’in Gazze’deki saldırıları nedeniyle Kızıldeniz’de gemileri hedef almasının bir süredir bölgesel güvenliği tehdit ettiğini, bu durumun küresel tedarik zincirini aksatarak maliyetlerin artmasına da neden olacağını söyledi.

    Korkmaz, Kızıldeniz’in, enerji nakli ve küresel deniz ticareti için kritik öneme sahip olduğuna dikkati çekerek, “Dolayısıyla burada meydana gelen çatışmalar küresel piyasaları etkilemekle beraber enerji geçişleri konusunda da sıkıntılara neden oluyor.” diye konuştu.

    Denizcilik şirketlerinin güvenlik riskleri nedeniyle rotalarını değiştirmek zorunda kaldığına işaret eden Korkmaz, bu sebeple navlun maliyetlerinde artışlar yaşandığını bildirdi.

    Korkmaz, ABD liderliğinde başlatılan operasyona değinerek şöyle konuştu:

    “Bu kapsamda ABD ve İngiltere’nin Yemen’deki askeri unsurlara yaptığı hava saldırısı, küresel rekabet bağlamında yeni bir cephenin daha açılmasına neden olabilir. Bu aynı zamanda navlun maliyetlerindeki artışı hızlandırabilir. Çatışmanın derinleşmesi küresel ticaretin önemli bir kısmının geçtiği Kızıldeniz hattının tamamen kapanmasına gidecek olayları tetikleyebilir.”

    “PETROL ARZI ETKİLENEBİLİR”

    Kızıldeniz hattının kritik özelliklerinden birinin de küresel petrol ticaretindeki hayati rolü olduğunu vurgulayan Korkmaz, bölgede yaşanan istikrarsızlıklar ve çatışmaların küresel petrol arzında belirsizliklere yol açabileceğini dile getirdi.

    Korkmaz, ABD ve Çin arasında devam eden küresel ölçekli rekabetin her alanda hissedildiğini belirterek şunları kaydetti:

    “Çin, Kızıldeniz’de meydana gelen olaylarda nötr çizgide durmaya çalışsa da bölgede yapılacak askeri müdahalelere karşı bir pozisyonda bulunuyor. Kızıldeniz’de devam eden gelişmeler uluslararası arenada yeni çatışma alanlarının açılmasına ve böylece küresel çapta bir kaosun artmasına neden olabilir. Küresel jeopolitik alanın, artan çatışmalar ve belirsizliklerle şekillendiği bu dönem, uluslararası ilişkilerde daha fazla kutuplaşmayı ve bölgesel güçlerin daha aktif ve etkin roller üstlenmesini kaçınılmaz kılıyor.”

    KAYNAK: AA
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/kizildenize-alternatif-rota-arayisi-hizlandi/feed/ 0
    Küresel heyecan yarattı! Milli uçak gemisi batı medyasında https://www.foxtvhaber.com.tr/kuresel-heyecan-yaratti-milli-ucak-gemisi-bati-medyasinda/ https://www.foxtvhaber.com.tr/kuresel-heyecan-yaratti-milli-ucak-gemisi-bati-medyasinda/#respond Mon, 08 Jan 2024 07:36:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2108 Geçtiğimiz günlerde Beştepe’de gerçekleştirilen Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, savunma sektörünün uzun süredir beklediği müjdeyi vererek yerli uçak gemisinin tasarım faaliyetlerine başlanması yönünde karar alındığını açıkladı. Küresel savunma medya organları ise açıklamanın büyük bir heyecan yarattığına vurgu yaparak şimdiden uçak gemisinin özelliklerine ilişkin tahminlerin yürütülmeye başlandığı bilgisini paylaştılar.

    SAVUNMA SEKTÖRÜNE GÜVEN BÜYÜDÜ

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin ilk milli uçak gemisine ilişkin aldığı karar küresel savunma medyasında da heyecan yarattı. Dünyanın en saygın uluslararası askeri denizcilik yayın organlarından Navy Recognition’da ”Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan Türk Donanması için ilk uçak gemisini istiyor” başlığıyla verilen haberde Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısında alınan karara değinilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Komite, aralarında MİLGEM sınıfı fırkateynlerin, (MİLGEM 9, 10, 11, 12) açık kıyı savunma araçlarının, yeni tip çıkarma gemilerinin, yeni jenerasyon mayın avcısı gemilerin, saldırı botlarının inşasına başlanmasının yanı sıra ülkenin ilk uçak gemisinin tasarım aşamasına geçilmesi yönünde de karar aldı. Türk savunma sektörü 5.5 milyar dolarlık rekor bir savunma ihracat hacmi yakalayarak bir önceki yıla göre yüzde 27’lik bir büyüme yakaladı. Savunma sektörüne olan küresel güven Türkiye’nin savunma ürünlerini alan ülke sayısının 176’dan 185’e çıkmasıyla da kendisini göstermekte.

    DENİZLERDEKİ GÜÇ ARTACAK

    Yayın organı Türk ordusunun aralarında Somali, Irak, Suriye ve Katar’ın da bulunduğu bölgelerde askeri varlığını sürdürdüğünü ve uçak gemisi ile birlikte bu gücün vurgulanmak istendiği yorumunda bulunurken yerli uçak gemisi sayesinde Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de hem denizde hem de havadaki askeri gücün arttırılmasının planlandığına vurgu yapıldı. Analiz yazısında Türkiye’nin ayrıca Mısır’ın yükselen deniz gücüyle rekabet halinde olduğu ve ön plana çıkmasının beklendiği ifadesine de yer verildi.

    EN ÖNEMLİ ADIMLARDAN BİRİSİ

    Küresel denizcilik yayın organı Naval News’de “Türk hükümeti uçak gemisi ve yeni 4 adet İstanbul sınıfı fırkateyne yeşil ışık yaktı” başlığıyla yayınlanan analiz yazısında Türkiye’nin milli uçak gemisi projesinin denizcilik dünyasında heyecan yarattığına değinildi. “SSİK toplantısından merakla beklenen karar çıktı ve ulusal askeri gemi projeleri kapsamında milli bir uçak gemisinin tasarım aşamasına geçilmesine karar verildi” ifadesiyle gelişmeyi okuyucularına duyuran yayın organı yeni gemilerin yanı sıra yeni füzeler, radarlar, elektronik harp cihazları, mühimmatlar, silahlar, savunma sistemleri, uydu ve uzay sistemleri başlıklarında da önemli kararlar alındığının altını çizdi. “Uçak gemisi kararı Türk Donanması’nın yenilenmesi ve genişlemesine ilişkin en önemli adımlardan birisi” yorumunda bulunulan analiz yazısında “toplantıdaki tek şaşırtıcı karar TF-200 destroyerlerinin inşasına ilişkin hiçbir vurgu yapılmamış olmasıydı” ifadesine yer verildi.

    KÜRESEL SEKTÖR TAHMİNLERE BAŞLADI

    Küresel savunma medyasının en büyük yayın organı olarak kabul edilen İngiltere merkezli Jane’s Report ise gelişmeyi okuyucularına “Türkiye, İstanbul sınıfı fırkateynleri ve uçak gemisi projesini onayladı” başlığıyla duyurdu. Kate Tringham imzasıyla yayınlanan analiz yazısında dört adet İstanbul sınıfı fırkateynin hali hazırda inşa halinde olduğu ve dört yeni fırkateyn ile donanmanın güçlendirilmesinin beklendiği yorumunda da bulunuldu. Analiz yazısında milli uçak gemisine ilişkin şu ifadelere yer verildi:

    “Uçak gemisi yapımının ilk aşaması kabul edilen tasarım ve ilerleme süreci Türkiye hükümeti tarafından resmen başlatıldı. Uçak gemisinin yanı sıra yeni insansız hava araçları (İHA) ve insansız kara araçlarının da (İKA) Türk Ordusunun envanterine katılması için çalışmalara başlanacağı bilgisine yer verildi. Türkiye’nin yeni uçak gemisi projesine ve tasarımına ilişkin bir zaman dilimi ya da detay henüz verilmedi. Küresel denizcilik sektöründe şimdiden uçak gemisinin ‘hafif sınıf’ (LAC) olacağı ve ağırlıkla İHA/SİHA platformu olarak kullanılabileceği tahmininde bulunuluyor.”

    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/kuresel-heyecan-yaratti-milli-ucak-gemisi-bati-medyasinda/feed/ 0