Lapseki Belediyesi önündeki alanda düzenlenen festivalin açılışında konuşan Başkan Atilla Öztürk, 2 yıl önce coğrafi tescilini alan şeftaliyi bu yıl festival yaparak daha fazla tanıtmak istediklerini söyledi.

Etkinlikler kapsamında düzenledikleri şeftali ve nektarin yarışmalarına 29 şeftali üreticisi ile 19 nektarın üreticisinin katıldığını aktaran Öztürk, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinden akademisyenler ile İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden mühendislerin ürünleri değerlendireceğini belirtti. Öztürk, yarışmaya katılan üreticilere başarılar diledi.
REKLAM
Lapseki İlçe Tarım ve Orman Müdürü Ali Kaçan ise Lapseki Belediyesi tarafından bu yıl ilki düzenlenen festival kapsamında gerçekleştirilen yarışmada ürünleri sertlik, boy, ambalaj, tat ve aroma olmak üzere beş kategoride değerlendireceklerini anlattı.

Yarışmada şeftali kategorisinde Yılmaz Teoman, Sancaktar Meyve birinci, Ayhan Zeybek ikinci, Kıymet Defne Yeşilbaş üçüncülüğü elde ederken, nektarin kategorisinde Recep Özkan birinci, Metehan İş ikinci, Mehmet Olgun üçüncü oldu.

Her iki kategorinin birincisine 2 bin liralık gübre desteği ve cep telefonu, ikincisine 1500 liralık gübre desteği ve yarım altın, üçüncüsüne 1000 liralık gübre desteği ve çeyrek altın ödülü verildi.

Festivale İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, Lapseki Kaymakamı Emre Öztürk, Cumhuriyet Başsavcısı Ozan Koç, Lapseki Ziraat Odası Başkanı Ali Balta ile vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“ÖZELLİKLE RUSLAR TARAFINDAN DA BOL BOL TÜKETİLİYOR”
Çanakkale’nin Lapseki ilçesi, kirazı ve şeftalisiyle önemli bir rekolte ve pazar payına sahip. Kiraz sezonunun sona erdiği ilçede şeftali hasadı ise başladı. Şeftali denince de akla Lapseki ilçesi ve Umurbel beldesi geliyor. Yetkililer, yörede 40 bin dekar alanda bu yılki şeftali üretiminin 150 ton arasında olmasını bekliyor. Geçen yıl coğrafi tescil işaretli Lapseki şeftalisinde yaklaşık 90 bin ton arası şeftali ihracatı gerçekleşirken, bu yıl ise bu rakamın yaklaşık 100 bin ton olması bekleniyor. Hasadı başlanan Lapseki şeftalisinin 30 ile 35 lira arasında satılması ise üreticiyi memnun etti. Üreticiler bu fiyatın hasat sonuna kadar böyle devam etmesini istiyor. Lapseki ilçesinde toprak yapısı ve rüzgarın etkisiyle daha lezzetli yetişen coğrafi tescilli işarete sahip şeftali, iç pazarda olduğu kadar yurt dışında da büyük rağbet görüyor. Aromasıyla, büyüklüğüyle ve görüntüsüyle dikkat çeken şeftaliler, özellikle Ruslar tarafından da bol bol tüketiliyor.

“ŞU ANDA 30 İLE 35 LİRA”
Yaklaşık bir buçuk aydır şeftali hasadının devam ettiğini belirten Lapseki İlçe Tarım ve Orman Müdürü Ali Kaçan, “Şeftali ve nektarin hasadımız devam ediyor. Bütün çeşitler devreye girince bir hafta içinde üretimimiz pik seviyeye ulaşacak. Üreticimiz de memnun. Lapseki’mizde 40 bin dekar alanda şeftali ve nektarin üretimi yapılıyor. Bu yıl ise 150 bin tona yakın bir üretimimiz var. İhracatımızda artıyor. İhracatçılar Lapseki’mizdeki şeftali ve nektarinleri tercih ediyorlar. Yıllardır biz Rusya’ya ve dış pazara ürün sunuyoruz. İstanbul ve İzmir piyasası da bizim ürünlerimizi tercih ediyorlar. Ürünümüzün farklılığını coğrafi işaretimizle süsledik. Üreticimiz memnun, Lapseki’miz geçiş iklimine sahip bir coğrafya. Biz İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri olarak sahadayız. Üreticimizde bu konuda neyi nasıl yapması gerektiğini çok iyi biliyorlar. Üretimlerini, attıkları ilaçları zamanında takip ediyorlar ve sağlıklı bir şekilde ürün üretiyoruz. Tüketiciler, üzerinde Lapseki ve Çanakkale yazan tüm ürünleri gönül ferahlığıyla tüketebilirler. Şu anda 30 ile 35 lira arasında üreticiyi memnun eden fiyatlarla deva ediyoruz. İnşallah bu fiyatlar ürünün bol olduğu zamanlarda da devam eder. Böylelikle üretici hem kendi hem de ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam edecektir” dedi.

Lapseki’nin aranan ürünlerin üretildiği yer olduğunu da kaydeden Müdür Ali Kaçan sözlerine şöyle devam etti: “Herkes ürün üretebilir. Herkes ürün yetiştirebilir. Fakat Lapseki, ürettiği ürünün farklılığını ortaya koyuyor. Coğrafi işaret buradan ortaya çıkıyor.”
Umurbey’de meyvenin bol olduğunu belirten şeftali üretici Hikmet Şahin ise, “Fiyat durumları şu anda iyi. Bereket versin. Fiyatlar 30 ile 35 lira. Fiyatlardan memnunum. Malına bakarsan, kalitesi iyi olursa, fiyatlarda karşılıyor” diye konuştu.



Olay, 16 Şubat’ta Biga ilçesinde meydana geldi. İddiaya göre; Fırat Yıldızhan bir süredir ayrı yaşadığı, boşanma aşamasındaki eşi Saliha Gizem Yıldızhan’ın Lapseki ilçesindeki evinin önüne geldi. Konuşmak istediğini söyleyen Fırat Yıldızhan, Saliha Gizem’i otomobil ile alıp, Biga istikametine doğru yola çıktı. İkili arasında tartışma çıktı. Fırat Yıldızhan, ilk eşinden 2 çocuğu olan Saliha Gizem’i iple boğdu. Yıldızhan, daha sonra cesedi Biga ilçesi Çavuşköy mevkisindeki bir hafriyat alanına gömdü. Saliha Gizem’den haber alamayan yakınları, durumu polise bildirdi.

SUÇUNU İTİRAF EDİP, CESEDİ GÖMDÜĞÜ YERİ GÖSTERDİ
Çalışma başlatan polis, Saliha Gizem Yıldızhan’ın Lapseki’de bir otomobile binip, Fırat Yıldızhan ile ilçeden ayrıldığını belirledi. Harekete geçen ekipler, şüpheliyi yakaladı. Yıldızhan ifadesinde; cinayeti itiraf edip, cesedi gömdüğü yeri gösterdi. Bölgede inceleme yapan polis ekipleri, 18 Şubat’ta Saliha Gizem’in cansız bedenine ulaştı. Polis, cesedi gömerken Fırat Yıldızhan’a yardım ettiği ileri sürülen kardeşi Yağız Yıldızhan’ı da gözaltına aldı. Cenaze otopsi için Mehmet Akif Ersoy Çanakkale Devlet Hastanesi’ne gönderilirken, polisteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 2 kardeş, tutuklandı.
‘BOĞAZINI HAREKETSİZ KALANA KADAR SIKTIM’
Fırat Yıldızhan, savcılıktaki ifadesinde, boşanma aşamasındaki eşi Saliha Gizem Yıldızhan ile 8 aydır ayrı yaşadıklarını belirtip, “16 Şubat’ta akşam saatlerinde köyden arkadaşım olan A.Ö.’nün aracını emanet olarak alıp, kardeşim Yağız Yıldızhan ile Lapseki ilçesine gittik. Gidiş amacımız, Saliha ile konuşmaktı. Saliha ile konuşup ya boşanmaya karar verecektik ya da evliliğimizi sürdürecektik. Problemlerimiz esnasında konuşurken Saliha bana hitaben ‘Seni defalarca aldattım’ söylemlerinde bulununca, sinirime hakim olamadım ve cebimdeki saman balya ipini Saliha’nın boğazına dolayıp, sıkmaya başladım. Bu esnada Saliha bana karşı çıkmaya çalışıyordu. Kardeşim Yağız Yıldızhan da kolumdan tutarak beni engelleyemeye çalışıyordu. Kardeşimi ittirerek karışmaması gerektiğini söyledim. Saliha’nın direnmesi esnasında bir ara elimdeki ipi yere düşürdüm. Bunun üzerine elim ile boğazını hareketsiz kalana kadar sıktım. Hareketsiz kalınca sıkmayı bıraktım. Bu esnada arabayı hareket ettirdik ve Lapseki içinde turlamaya başladık. O esnada yanlış kontrol etmediysem, Saliha’nın nabzı atıyordu. Ancak ölmesini istediğim için hastaneye götürmedim. Bir müddet sonra öldüğünü fark ettim” dedi.
‘OĞLUMUN DOĞUM GÜNÜNE KADAR YAKALANMAMAK İÇİN CESEDİ SAKLAMAYA ÇALIŞTIK’
“Ne yapacağımızı bilmediğimden Lapseki içerisinde turlamaya devam ettik” diyen Yıldızhan, şunları anlattı: “En sonunda Biga’ya doğru yola çıktık. Çavuşköy girişinde sol taraftaki tarlaların kenarındaki su kanalının bulunduğu çukura Saliha’yı çekerek koydum. Yakındaki mezarlıktan almış olduğumuz kazmalarla üzerini moloz ve toprak ile kapattık. Çünkü kendime gelmeye başlamıştım. Ne yapacağımı bilmiyordum. 22 Şubat, oğlumun doğum günü. O güne kadar yakalanmamak için cesedi saklamaya çalıştık. Doğum gününden sonra kendim teslim olacaktım. Kardeşim Yağız, bu süreçte beni engellemeye çalıştı. Ancak ölüm olayı gerçekleştikten sonra o da korkarak gömülmesine yardım etti. Olay Saliha’nın beni tahrik etmesi sonucu oluşan öfke ile meydana gelmiştir.”
“‘ÖLDÜ’ DİYEREK ARKA KOLTUĞA YANIMA KOYDU’
Savcılıktaki ifadesinde olay günü ağabeyi Fırat Yıldızhan ile kahvehanede karşılaştıklarını belirten Yağız Yıldızhan ise “Köydeki arkadaşından aracını ödünç aldığını, gezeceğini söyledi ve Lapseki ilçesine doğru gittik. Lapseki ilçesine geldiğimizde yengem Saliha Gizem Yıldızhan’ı aradı. Bunun üzerine yengem yanımıza geldi. Ağabeyim ile yengem ön koltukta oturuyorlardı, ben arka koltuktaydım. Aralarında konuşmaya başladılar. Ağabeyim, yengemin kendisini aldattığını ima ediyordu. Yengem ise kabul etmiyordu. Konuşma bu minimalde ilerledi ve şiddeti artmaya başladı. Bir süre sonra ağabeyim, yengemin boğazını sıkmaya başladı. Ağabeyim, daha öncesinde yengemin astım hastası olduğunu söylemişti. Ben de bu nedenle müdahale etmek istedim. Ayırmaya çalıştığım esnada ağabeyim bana tokat atıp, vurdu. Bunun üzerine ben de ‘Ne haliniz varsa görün’ diyerek koltukta oturup, beklemeye başladım. Ağabeyim yengemin boğazını uzun bir süre eliyle sıktıktan sonra cebinden çıkardığı örülü vaziyetteki balya ipini yengemin boğazına doladı ve tekrar sıkmaya başladı. Yengem hareketsiz kaldıktan sonra ‘öldü’ diyerek arka koltuğa benim yanıma koydu. İlk başta korktuğum için müdahale edemedim. Akabinde şoka girmiştim, ne yapacağımı bilmiyordum. Araç ile dolaştıktan sonra Biga ilçesine geldik. İlk başta yengemin cesedini köprüden çaya atmak istedik. Ancak yengem çok kilolu olduğundan kaldıramadık. Bunun üzerine Çavuşköy’deki tarlaların yanındaki su kanalı için açılmış çukura attık. Üzerini de molozlar ve toprak ile kapattık” dedi.
]]>