Türkiye’nin lojistik alanındaki yüksek yatırım potansiyelinin bu yılın ilk çeyrek verileriyle kapsamlı şekilde ortaya konduğu ve uluslararası yatırımcılara özel olarak hazırlanan rapor, Avrupa, Asya ve Orta Doğu ülkelerinden gelebilecek lojistik yatırımcılar için önemli veriler içeriyor.
Raporda, Türkiye’nin ekonomik ve stratejik konum olarak öne çıkan özellikleri, lojistik sektör verileri, altyapı projeleri, yatırım bölgeleri, talep ve pazar koşulları, ortak piyasa uygulamaları, ticaret rotaları, teşvikler ve küresel trendler detaylı olarak ele alınıyor.
TÜRKİYE EKONOMİK, GÜVENLİ VE STRATEJİK BİR PAZAR FIRSATI SUNUYOR
Küresel ticaret yollarının “Kızıldeniz çevresindeki çatışmalar ve Rusya-Ukrayna Savaşı kaynaklı tedarik zinciri krizleri nedeniyle” değişim sürecini analiz eden rapor, uluslararası ticarette yeni pazar arayışına giren yatırımcılar için “yakın kıyı” kavramının önem kazandığını ortaya koyuyor.
Geçen yıl jeopolitik riskler sonucunda yaşanan döviz kuru dalgalanmaları ve uzayan ticaret rotaları nedeniyle operasyonel maliyetlerin arttığı ve navlun fiyatlarının 1480 dolardan 3 bin 400 dolara kadar yükseldiği belirtilen raporda, daha ekonomik, güvenli ve çevreci tedarik zincirleri aramaya yönelen uluslararası yatırımcıların üretimlerini daha yakın bölgelere taşımasını ifade eden “yakın kıyı” kavramının küresel tedarik zincirinde yaşanan krizlere karşı oluşturulan en güçlü argümanlardan olmaya devam ettiği belirtildi.
Raporda, yakın kıyı kavramının merkezindeki ülkelerden birisinin de Türkiye olduğu vurgulandı.
MALİYET VE VERİMLİLİK AVANTAJLARI ÖNE ÇIKIYOR
Rapora göre, çok uluslu şirketlerin üretim, ihracat ve yönetim merkezi olarak konumlandığı Türkiye, Avrupalı şirketler için en popüler kaynak bulma ve yeniden tedarik bölgelerinde üçüncü sırada yer alıyor.
Türkiye’nin yer aldığı Orta Koridor, Kuzey Koridoru’na göre daha ekonomik ve hızlı olmasıyla öne çıkıyor.
Teknolojik ilerleme ve altyapı yatırımları sayesinde maliyet ve verimlilik avantajları sunan ve bu imkanları daha ulaşılabilir kılan Türkiye, savaş gündemi nedeniyle enerji sıkıntısı çeken Avrupa’nın aksine, “güvenli enerji arzıyla” uluslararası yatırımcılar için tedarik zinciri sorunlarının üstesinden gelmek adına bir şans olarak görülüyor.
LOJİSTİK PAZARI 100 MİLYAR DOLARA ULAŞTI
Raporda yer alan ve 2023 verilerine göre 50 ülkenin değerlendirildiği “Agility Gelişmekte Olan Piyasalar Lojistik Endeksi”nde Türkiye, lojistik alanında 11. sırada yer alıyor. Türkiye, “yurt içi ve yurt dışı fırsatları, işletme temelleri ve dijital hazırlık” kriterlerinde aldığı yüksek puanlarla öne çıkıyor.
100 milyar dolarlık lojistik pazarıyla küresel lojistik ihracatının yüzde 2,5’ini alan Türkiye, stratejik konumu, lojistik kapasitesinin son 5 yılda istikrarlı bir şekilde artması, yükselen altyapı yatırımları, ekonomik büyümesi, ihracat odaklı sanayi tabanı, nüfusu ve geniş iş gücü havuzu sayesinde taşımacılık ve lojistik için küresel bir merkez olma potansiyeli taşıyor.
Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini “güçlü perakende pazarı ve hızla büyüyen e-ticaret kapasitesi” de yükseltiyor. Bu kapsamda, ülkenin 89,42 milyar dolar olan dijital ticaret işlem değerinin 2027’de 136,89 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.
ULUSLARARASI DEVLER YATIRIM İÇİN SIRADA
Rapora göre, e-ticaretin hızlı büyümesi, transfer merkezleri ve bölgesel depolara yapılan yatırımları hızla artırırken, yeni lojistik koridorlar ve altyapı yatırımları sayesinde birçok uluslararası firma üretim hatlarını Türkiye’ye taşıma niyetinde bulunuyor.
Çinli otomotiv şirketi Skywell Türkiye’ye 1,6 milyar dolarlık yatırım yapacağını duyururken, SAIC Motor ve DFSK Motor, yakın gelecekte Türkiye’de yeni yatırım planladıklarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Amazon, Türkiye’deki ilk lojistik merkezini Tuzla’da açarak yerel ve küresel pazarlara daha verimli hizmet verme imkanı yakalarken, Fedex Express, İstanbul Havalimanı Kargo Bölgesi’nde üç kıtadaki operasyonları entegre edecek 23 bin metrekarelik büyük bir merkezin kurulumuna başladı.
Operasyonel maliyetlerin depo arzını sınırlı kıldığı sektörde yaşanan güçlü talep, son yıllarda kiraları artırırken, kısa ve orta vadede lojistik tesis arzının hareketlenmesi bekleniyor.
Lojistik sektöründe kiralara bakıldığında ise yılın ilk çeyreğinde Kuzey Marmara bölgesinde birincil metrekare kiraları 110-285 lira, Doğu Marmara bölgesinde 155-310 lira, Sakarya-Düzce bölgesinde 115- 155 lira, Ankara bölgesinde 110-200 lira ve İzmir-Manisa bölgesinde 100-200 lira aralığında değişiyor.
İSTANBUL, EMEA BÖLGESİ’NDE REKABETÇİ KİRA SEVİYELERİYLE ÖNE ÇIKIYOR
Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’yı kapsayan EMEA Bölgesi’ndeki 44 kentin birincil kira ve getiri karşılaştırmalarının da ele alındığı rapora göre, İstanbul rekabetçi kira seviyeleriyle öne çıkıyor.
Yılın ilk çeyreğinde İstanbul’daki prime kiralar aylık 8,75 avro seviyelerinde seyrederken, bu durum İstanbul’u EMEA bölgesindeki şehirler arasında 12. sıraya yerleştiriyor. Listenin başında İsviçre’den Zürih, Birleşik Krallık’tan Londra ve yine İsviçre’den Cenevre bulunuyor.
İstanbul, kira getirilerinin dolar bazında daha önceki senelere oranla oldukça yüksek olması ve stratejik konumuyla hem yerli hem de uluslararası yatırımcılar için cazip bir seçenek olmaya devam ediyor.
İKİZ DÖNÜŞÜM TRENDİYLE AKILLI DEPOLAMA ALANLARINA İHTİYAÇ ARTIYOR
Nitelikli ve akıllı depolama alanlarına ihtiyaç duyulan yeni dönemde teknoloji ve otomasyona yapılan yatırımlar önemli ölçüde artarken, yapay zekayla yönetilen lojistik sistemleri ile robotik otomasyon ve sürdürülebilir enerji çözümleri öne çıkan eğilimler arasında yer alıyor.
Hızlı teslimat beklentilerini karşılamak için dronların ve otonom araçların yaygın kullanımını “önemli bir gelişme” olarak nitelendirilirken, dijital ve yeşil lojistik uygulamalarının bir arada kullanılmasını ifade eden dijital dönüşüm sürecinin dünya çapında şirketlerce uygulaması bekleniyor.
Rapor, Türkiye’nin Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın bir parçası olarak 12. Kalkınma Planı’nda dijital dönüşümü desteklediğini ve bu nedenle daha çevreci pazarlar arayan uluslararası yatırımcılar açısından da önemli fırsatlar sunduğunu ortaya koyuyor.
“TÜRKİYE’NİN KÜRESEL LOJİSTİK ÜSSÜ OLMAK KONUSUNDA CİDDİ POTANSİYELİ VAR”
Rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, Türkiye’nin sunduğu yüksek potansiyeli tüm dünyada anlatırken, ayrıcalıklı jeostratejik konumunun üzerinde önemle durduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 2003’ten bu yana büyük altyapı yatırımlarının hayata geçirildiğini dile getiren Dağlıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu atılım bizi rekabet coğrafyamızda uluslararası doğrudan yatırımlar için bir cazibe merkezi haline getirdi. 1,3 milyar insanın yaşadığı ve yaklaşık 30 trilyon dolarlık GSYH hacminden bahsettiğimiz bir coğrafyanın tam ortasındayız. Lojistik alanında altı çizilmesi gereken çok önemli detaylar var. Raporun bu noktada uluslararası yatırımcılara bilgilendirici ve güncel bir kaynak olarak sunuluyor olmasını çok değerli buluyorum.”
Cushman & Wakefield | TR International Yönetim Kurulu Başkanı Tuğra Gönden de Lojistik Pazar Görünümü Türkiye 2024 raporuyla Türkiye’nin bu alanda taşıdığı önemli potansiyeli tüm yönleriyle yatırımcılara aktarmayı hedeflediklerini vurguladı.
Uluslararası yatırımcılara daha önce yayınlanmamış güncel veriler sunarak bilinçli kararlar almalarını desteklemeyi amaçladıklarını dile getiren Gönden, “Raporun yeni pazar arayışındaki lojistik yatırımcılarının bu alanda Türkiye’deki fırsatları daha sağlıklı değerlendirmelerini sağlayacak bir başucu rehberi olmasını temenni ediyoruz.” dedi.
Gönden, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin raporun hazırlanmasında yönlendirme ve sektörel veri sağlama konularında destek sağladığını dile getirerek, “Bunun yanı sıra raporun küresel yatırımcılara ulaşmasında önemli bir rol oynadı. Biz de ülkemize ihracat geliri kazandıracak önemli bir yatırım hamlesine rehber görevi üstlenen bu raporu hazırlamaktan memnuniyet duyuyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Kızıldeniz’de artan gerilim tüm dünyadaki ticari faaliyetlerin etkilenmesine ve ticaretteki dengelerin değişmesine neden oldu. Dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 12’sinin geçtiği Kızıldeniz üzerinden gerçekleşen lojistik faaliyetleri önemli ölçüde sekteye uğradı. Yaşanan durum lojistik sektörünün çeşitli çözüm yolları ve alternatif rotalar aramasına yol açtı.
Kızıldeniz’de yaşanan durumun ticari dengelerde değişmeye yol açarak Türk ihracatçısına rekabet avantajı sağlayabileceğinin altını çizen Globelink Ünimar İcra Komite Üyesi Ahmet Güçlü, “Kızıldeniz’de yaşanan güvenlik endişeleri lojistik sektöründe büyük bir dönüşüme yol açtı. Kızıldeniz, lojistik sektörü için oldukça önemli bir bölge çünkü Asya ile Akdeniz arasındaki en kısa denizyolu güzergahı Süveyş Kanalı’ndan geçiyor. Aynı bölgeler arasında trafiğin sağlanması için oluşturulacak alternatif güzergahta ise Ümit Burnu’nun dolaşılması gerekiyor. Ancak bu şekilde seferler en az 20 gün uzuyor. Tabii mesafenin artması sadece sefer sürelerinin uzamasına değil, aynı zamanda maliyetlerin yükselmesine ve tedarik zincirinin aksamasına da neden oluyor. Dolayısıyla Kızıldeniz’deki kriz özellikle Avrupa ülkelerinin Asya pazarından gerçekleştirdiği ithalatı daha zor ve pahalı hâle getiriyor. Mevcut durum ele alındığında ise bölgede Asya ülkelerine alternatif olarak Türkiye karşımıza çıkıyor. Türkiye’den Avrupa’ya gerçekleştirilen ihracatta Süveyş Kanalı kullanılmıyor. Yani hem teslimat süreleri hem de lojistik maliyeti açısından önemli bir rekabet avantajı elde ediliyor. Kızıldeniz’de artan bu gerilimin ne zaman son bulacağına ilişkin net bir tarih vermek zor ancak sorunlar bugün çözülmüş olsa dahi etkilerinin yıl sonuna kadar görülmeye devam edeceğini düşünüyorum.” dedi.
Türkiye’nin coğrafi konumu Türk ihracatçıların rekabet gücünü artırıyor
Kızıldeniz’deki süreç nedeniyle gemi ticaretinde yaşanan aksamaların Avrupa’ya yönelik tedarik süreçlerini olumsuz etkilediğini belirten Güçlü, Türkiye’nin coğrafi konumunun avantajlarını kullanarak Avrupa’ya daha fazla ihracat yapabileceğini belirtti ve ekledi. “Türkiye’nin coğrafi konumu, Avrupa’ya olan yakınlığı ve hızlı ulaşım imkânlarıyla Türk ihracatçısına Asya ile rekabet etme şansı sunuyor. Rota değişiklikleri ve taşıma süreçlerinde meydana gelen farklılıklar sektörü yakından etkiliyor. Bu doğrultuda Türkiye, coğrafi konumunun sağladığı avantajı kullanarak Avrupa’nın gerçekleştirdiği ithalatta daha sık tercih edilebilir.
Bu kapsamda zaten ülkemizin en çok ihracat gerçekleştirdiği bölgelerin başında Avrupa geliyor. Yani ihracatçımızın Avrupa’da hâli hazırda bir pazarı mevcut. Asya’daki üreticilerin yaşadığı maliyet artışı da ihracatçımız için pozitif bir etki yaratabilir. Bu noktada Globelink Ünimar olarak biz de her zaman olduğu gibi ihracatçımızın yanında yer alarak gerek bölgedeki ofislerimizle gerek pazar tecrübemizle ihracatçılarımıza tüm modlarda uçtan uca lojistik çözümleri sunarak elde ettikleri rekabet avantajını doğru bir biçimde değerlendirmeleri için destek oluyoruz.
Üretim hattının Avrupa’ya daha yakın bir noktaya taşınması sürecinde ülkemizin önemli bir konum olabileceğini düşünüyorum
Kızıldeniz krizinin lojistik açısından Türkiye’nin önemini artırdığını ve ihracatçı firmalarımız için önemli fırsatlar yarattığını söylemek mümkün. Pandemi sürecinde de sıklıkla tartışılan üretim hatlarının Asya’dan Avrupa’ya daha yakın coğrafyalara taşınması fikri ülkemiz için de oldukça avantajlı olabilecek gibi gözüküyor. Bölgede patlak veren krizler ve tedarik sürecinde yaşanan aksamalar sebebiyle ilerleyen dönemde üretimde Asya’daki yoğunluğu için alternatif üretim ağlarına geçişin değerlendirileceğini söyleyebiliriz. Böyle bir durumda doğru yatırım fırsatları yapıldığında üretim hattının Çin’den Avrupa’ya daha yakın bir noktaya taşınması sürecinde Türkiye’nin önemli bir merkez olabileceğini öngörüyorum. Şartlar ne olursa olsun, Türkiye stratejik konumuyla ve güçlü lojistik altyapısıyla uluslararası ticarette önemli bir rol oynamaya devam edecektir.” dedi.
]]>