GİZLİ AKŞAM YEMEĞİ
Solcu Liberation gazetesi, Macron ittifakında yer alan Horizon Partisinin Genel Başkanı ve eski Başbakan Philippe’in ve hükümetten bazı isimlerin aşırı sağcı RN lideri Le Pen ile aralık ayında “gizli” akşam yemeklerinde buluştuklarını ortaya çıkarması ülke gündeminde tartışmaya yol açtı.
TEHLİKELİ AKŞAM YEMEĞİ
Gazetenin “Macroncuların ve RN’nin gizli yemekleri: Tehlikeli ilişkiler’ başlığı ile servis ettiği haberde, Macron ittifakında yer alan eski Başbakan Philippe’in ve Savunma Bakanı Sebastien Lecornu’nun eski milletvekili Thierry Solere’in evinde aralık ayında aşırı sağın önde gelen ismi Le Pen ve RN Başkanı Jordan Bardella ile “gizlice” buluştuğu belirtildi.
Macron’un aşırı sağın yükselişini önlemek için gittiği erken genel seçimlerden mağlup çıkmasının ardından merkez sol ile koalisyon hükümeti kurma çabaları sürerken, kendi ittifakından bazı isimlerin, aşırı sağcılarla “gizli” yakınlaşması siyaset arenasını gerdi.
Philippe, TF1 kanalında katıldığı programda Le Pen ile yemek yediğini kabul ederek, “Bu yemeğin sonunda birçok konuda çok derin fikir ayrılıklarımız olduğunu fark ettik.” dedi.
İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, açıklamasında, “Philippe istediği kişiyle akşam yemeği yiyebilir ama ben Le Pen ile yemeğe çıkmayacağım.” dedi.
Eski Başbakan Philippe’in siyasi tecrübelerine atıf yapan Darmanin, “Ülkemizin daha iyiye gitmesine yardımcı olacağını umuyorum.” ifadelerini kullandı.
Başkent Paris’i de kapsayan Ile-de-France bölgesinin Başkanı Valerie Pecresse ise katıldığı televizyon programında, Philippe’in Le Pen ile akşam yemeğine çıkmasını “rahatsız edici” buldu. “Yakın olduğumuz kişilerle akşam yemeği yeriz” diyen Pecresse, kendisinin Le Pen ve Bardella ile böyle bir paylaşımının olamayacağını söyledi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yönelik ifadeleri nedeniyle Fransız Radyosundaki işinden olan komedyen Guillaume Meurice ise X hesabından yaptığı paylaşımda, Philippe-Le Pen yemeğine mizahi bir yaklaşımda bulundu. Meurice paylaşımında, “Bu akşam Edouard Philippe’te yiyoruz. (Philippe) İnsanlarla buluşmayı seviyor.” ifadelerine yer verdi.
FRANSA SEÇİMLERİ
Fransa’da ilk turu 30 Haziran ve ikinci turu 7 Temmuz’da yapılan erken genel seçimler, solcu 4 partinin oluşturduğu Yeni Halk Cephesinin galibiyetiyle sonuçlanmıştı. Seçim sonuçlarıyla toplam 577 milletvekilinin görev yapacağı mecliste hiçbir parti ya da ittifak hükümet kurmak için gerekli salt çoğunluğa ulaşamazken, seçimin kaybedeni Macron ittifakının koalisyon arayışları sürüyor.
Fransa’da son üç seçimdir oylarını artırmaya devam eden aşırı sağcı RN partisinin, en son 9 Haziran’daki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde yüzde 31,4 oyla galip gelmesi üzerine Macron, meclisi feshederek erken seçime gitme kararı almıştı.
Genel seçimlerde Yeni Halk Cephesi ittifakı 178 milletvekiliyle mecliste en fazla sandalyenin sahibi olmuştu.
1981’DEN BERİ GÖRÜLEN EN YÜKSEK KATILIM ORANI
Erken genel seçimin dünkü ilk turunda sandık çıkış anketlerine göre oylarını artıran aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisi yüzde 34 ile sandıktan birinci parti çıktı.Ulusal Birlik Partisi’ni, oyların yüzde 28,1’ini alan sol ve çevreci partilerin oluşturduğu Yeni Halk Cephesi izledi. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Rönesans’ın liderliğindeki Cumhuriyet İçin Hep Birlikte İttifakı ise oyların ancak yüzde 20,3’ünü alabildi. Merkez sağdaki Cumhuriyetçiler Partisi’nin oy oranı ise yüzde 10,2 oldu.
Araştırma şirketi Elebe’nin tahminine göre, 49.5 milyon seçmenin oy kullandığı seçime katılım oranı yüzde 67,5 oldu. Bu Fransa’da, 1981’den bu yana görülen en yüksek katılım oranı.
LE PEN:MACRON’U YOK ETTİK
2027’de yeniden Ulusal Birlik Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı olması beklenen Marine Le Pen sandık çıkış anketi sonrası yaptığı açıklamada “Demokrasi konuştu ve Fransız halkı Ulusal Birlik Partisi’ni ve müttefiklerini zirveye çıkararak Macron kampını neredeyse yok etti” dedi.
“Halk net bir şekilde 7 yıllık küçümseyici ve yıpratıcı yönetime son vermek” istiyor diyen Le Pen ikinci turda da seçmenlerden destek istedi. Le Pen, Ulusal Birlik Partisi’nin lideri Jordan Bardella’nın başbakan olarak atanabilmesi için önümüzdeki hafta Ulusal Meclis’te çoğunluğu sağlamaları gerektiğini vurguladı.
MACRON’DAN BİRLEŞME ÇAĞRISI
Sandık çıkış anketi sonrası Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan Cumhurbaşkanı Macron ise seçmenlere, seçimin ikinci turunda, “cumhuriyetçi ve demokrat” adaylar etrafında birleşme çağrısı yaptı.
Macron, genel seçimin ilk turunda katılım oranının yüksek olmasının da, kendisini memnun ettiğini söyledi.
FRANSIZ MEDYASI: MACRON KENDİ SONUNU GETİRDİ
Fransız basını Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aşırı sağın açık farkla ilk sırayı alması üzerine, 9 Haziran’da Ulusal Meclis’i fesheden Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un erken seçim kararıyla kendi sonunu getirdiği değerlendirmesinde bulundu.
Challenges dergisinin “2024 genel seçimleri: Kral Macron’un saltanatının sonu” başlıklı haberinde, Macron’un Ulusal Meclis’i feshederek kendi düşüşünü tetiklediği kaydedildi.
Haberde, Macron’un eski Başbakanı Edouard Philippe, mevcut Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire ve İçişleri Bakanı Gerald Darmanin’in Macron’un düşüşünü daha da hızlandırdığı belirtilerek “Bu genel seçimler, Macronculuk saltanatının sonunu imzalayabilir.” ifadesine yer verildi.
Le Monde gazetesi, ilk sonuçlara göre seçimin ilk turunda iktidarın, rakipleri aşırı sağ ve solcuların gerisinde kalmasını “Mağlup olan Macron cephesi, üçüncü sıraya yerleşti” başlığıyla duyurdu. Gazete, bir diğer haberinde, seçimin ilk turunu 4. bitiren merkez sağcı Cumhuriyetçiler (LR) partisinin ülke genelinde güç kaybettiği değerlendirmesini yaptı.
Fransız Le Figaro gazetesi de “Genel seçimler: Macron’un kaybettiği bahis” başlığıyla geçtiği haberde, Macron’un merkezdeki “blokunun” yok olma riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. Haberde, “Avrupa (Parlamentosu) seçimleri tokadından 3 hafta sonra Elysee’de yine bir mağlubiyet gecesi.” ifadesi kullanıldı.
Kamu yayıncısı Franceinfo ilk turun sonuçlarını derlediği haberde, aşırı sağcı RN partisinin seçimin ilk turuna hakim olduğunu aktarırken “Emmanuel Macron’un Ulusal Meclis’in feshedildiğini açıklamasından 3 hafta sonra, erken genel seçimlerin ilk turu aşırı sağ parti ve müttefikleri açısından benzeri görülmemiş bir başarı teşkil ediyor.” değerlendirmesine yer verildi.
İNGİLİZ MEDYASI: SONUÇ FELAKET, SİYASİ BİR DEPREMHaberin Devamı
Macron’un 3 hafta içinde aldığı ikinci yenilgi bugün Avrupa’nın da bir numaralı gündemi oldu. İngiliz medyası ilk tur sonuçlarını ‘felaket’ olarak değerlendirdi. The Telegraph gazetesi Fransa’yı ilk kez aşırı sağ liderliğin eşiğine getiren “siyasi bir deprem” olarak tanımlandı.
Independent Le Pen’in güçlenen konumuna dikkat çekti ve Macron’un hem içeride hem de dünya sahnesinde zayıfladığını öne sürdü. Guardian gazetesi ise “Macron’un grubu ve sol-yeşil ittifakı, Ulusal Cephe’yi iktidardan uzak tutmak için işbirliği yapmak zorunda kalacak, ancak bu kolay olmayacak” ifadelerini kullandı.
Politico, ‘Macron çoktan bitti. Le Pen’i durdurabilecek var mı?’ başlıklı haberinde Macron’un acı bir seçimle karşı karşıya kaldığını öne sürdü.
ABD MEDYASI:FRANSA FELÇ OLABİLİR
ABD’li Washington Post gazetesi, ilk tur seçimlerin Macron’un merkezci ittifakını parçaladığını ve ikinci turda net bir çoğunluk sağlanamaması durumunda Fransız siyasetinin felç olabileceğini yazdı. Fransa’nın eski ABD büyükelçisi Gérard Araud’ın sözlerine atıfta bulunan gazete “Fransız krizi daha yeni başladı” ifadesini kullandı.
New York Times gazetesi ise Macron’un oynadığı kumarın ters teptiğini, aşırı sağın ezici bir zafer kazandığını yazdı.
AŞIRI SAĞ KARŞITLARI SOKAĞA İNDİ
Aşırı sağ karşıtı göstericiler, başkent Paris’in sembolik önem taşıyan noktası Cumhuriyet Meydanı’nda toplandı.
Ellerinde Filistin bayrakları taşıyan göstericiler, RN karşıtı slogan attı. Öte yandan ülkenin ikinci büyük kenti Lyon’da yaklaşık 800 faşizm karşıtı, gösteri düzenledi.
Göstericiler, kamu mallarına zarar ve çöp bidonlarını ateşe verdi. Güvenlik güçleri, Cumhuriyet Sokağı’nda göstericilere biber gazıyla müdahale etti.
Yüzü maskeli bazı eylemciler, Lyon’un 1. bölgesindeki belediye binasına girmeye çalıştı ancak başarısız oldu.
]]>Avrupa’nın yakın bir tehlikeyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunan Macron, “Her şey çok hızlı bir şekilde dağılabilir” dedi. Ayrıca Avrupa’yı güvenli hale getirmek için yapılacak çok iş olduğundan bahsetti. Ancak Macron’un anketlerde ilk sırada yer almaması ve Almanya ile ilişkilerinin kötü olması uyarılarının geniş kesimler tarafından ele alınmasının önünü kapatıyor.
“RUSYA SINIR TANIMIYOR”
Macron’un uyarısının ardındaki itici güç Ukrayna’nın işgali. Savaşın Rusya’yı değiştirdiğini belirten Macron, Putin yönetiminin uluslararası hukuku hiçe saydığını, nükleer tehditler savurduğunu, silahlanmaya ve hibrit taktiklere büyük yatırımlar yaparak bilinen tüm çatışma alanlarında saldırganlığı benimsediğini ve artık sınır tanımadığını belirtti. Moldova, Litvanya, Polonya, Romanya ya da herhangi bir komşu ülkenin Rusya’nın hedefi olabileceğini söyleyen Macron, “Eğer Ukrayna’da kazanırlarsa, Avrupa’nın güvenliği yerle bir olacaktır” dedi.
Avrupa’ya “bu yeni tehlikeye karşı uyanma” çağrısı yapan Macron, şubat ayında Avrupa’nın Ukrayna’ya asker göndermeyi göz ardı etmemesi gerektiği yönündeki açıklamasından geri adım atmayı reddetti. Macron, çağrısına ihtiyatlı yaklaşan Batı ülkelerinin bu tutumunun Rusya’yı daha da cesaretlendireceğinde ısrar ediyor:
“Hiç şüphesiz, artık sınırları olmayan ve saldırgan olan birine karşı eylemimizin sınırlarını tanımlayarak çok tereddütlü davrandık.”
“ABD’YE ASKERİ BAĞIMLILIKTAN KURTULMALIYIZ”
Macron, 2025 yılında Beyaz Saray’da kim olursa olsun, Avrupa’nın Amerika’ya on yıllardır süren askeri bağımlılığından ve bununla birlikte sert gücü ciddiye alma konusundaki isteksizliğinden kurtulması gerektiği konusunda kararlı. “Benim sorumluluğum ABD’yi Çin karşısında Avrupalılar ile kendi çıkarları arasında seçim yapmak anlamına gelecek stratejik bir ikileme asla sokmamaktır.” diyen Macron, Birleşik Krallık ve Norveç gibi AB üyesi olmayan ülkelerin de katılımıyla Avrupa savunması için Amerika’ya daha az yük getirecek yeni bir çerçeve oluşturulabileceğini öne sürdü.
Macron’un ikinci endişesi ise Avrupa’nın Amerika ve Çin’in gerisinde kalmasıyla endişe verici bir endüstriyel uçurumun ortaya çıkması. Macron’a göre bu, enerji ve teknolojide, özellikle de yenilenebilir enerji ve yapay zeka alanlarında daha geniş bir bağımlılığın parçası. “Avrupa şimdi yanıt vermeli, yoksa asla yetişemeyebilir” diyen Macron, Amerikalıların Çinlileri uluslararası ticaret kurallarına uydurmaya çalışmaktan vazgeçtiklerini söylüyor. Enflasyonu Düşürme Yasası’nı “kavramsal bir devrim” olarak nitelendiren Macron, Amerika’yı kritik endüstrilerini sübvanse ederek Çin’e benzemekle suçluyor.
Fransa lideri çözüm olarak ise Avrupa’nın Amerikan ve Çin sübvansiyonlarına ve korumasına denk olmasını istemekten bir adım daha öteye giderek aynı zamanda Avrupa’nın çalışma biçiminde de köklü bir değişiklik gerektiğini bildirdi.
AR-GE harcamalarını iki katına çıkaracak, sanayiyi serbestleştirecek, sermaye piyasalarını serbest bırakacak ve Avrupalıların risk iştahını artıracak bir plan tasarlayan Macron, Avrupa’nın uzmanlaşmaya ihtiyacı olduğunu belirtti.
“MACRON’UN PLANLARI AVRUPA’YI SAVUNMASIZ BIRAKABİLİR”
Macron’un öne sürdüğü fikirler birçok kesim tarafından benimsenirken, bu fikirlerin Avrupa’ya zarar vereceğini düşünenler de var. Uzmanlara göre Macron’un planları Amerika’yı Avrupa’dan uzaklaştırabilir ama bu boşluğu güvenilir bir Avrupalı alternatifin doldurması çok zor. Bu da Avrupa’yı Rusya’nın saldırılarına karşı daha savunmasız bırakacaktır. Ayrıca uzun zamandır Avrupa ve Amerika ile bir ittifak olarak değil ayrı ayrı mücadele etmek isteyen Çin’in de işine gelir.
Uzmanlara göre Macron’un planları AB’nin hantal yapısına da kurban gidebilir. Bu planlar, güce aç 27 hükümetin vergilendirme ve dış politika üzerindeki egemenlik kontrolünden vazgeçmesini ve Avrupa Komisyonu’na daha fazla nüfuz vermesini gerektiriyor ki bu da pek mümkün görünmüyor. Eğer Macron’un sanayi politikası deregülasyon, liberalizasyon ve rekabet yerine daha fazla sübvansiyon ve koruma getirirse, bu durum Macron’un geliştirmeye çalıştığı dinamizmi olumsuz etkileyebilir.
]]>
Macron, Ürdün ziyareti kapsamında bölgede görev alan Fransız askerleriyle bir araya geldiği askeri üste yaptığı konuşmada, İsrail’in saldırılarının devam ettiği Gazze ve Batı Şeria’daki durumu ele aldı.
‘GAZZE’YE ŞİMDİYE KADAR 100 MİLYON AVROLUK YARDIMDA BULUNDUK’
Gazze’de bir an önce ateşkes sağlanması ve bölge halkının ihtiyaçlarını karşılamak için Fransa ve Ürdün’ün birlikte çabaladığını belirten Macron, ülkesinin şimdiye kadar Gazzelilere 100 milyon avroluk yardımda bulunduğunu kaydetti.
‘YAHUDİ YERLEŞİMCİLERİ CEZALANDIRMANIN ZAMANI GELDİ’
Bölgenin istikrarının tehdit altında olduğunu belirten Macron, “Gazze’de yaşanan insani dramı unutmuyorum.” dedi.
Macron, bir siyasi ufkun yeniden açılması için Gazze’de ateşkes konusunda çalışılması gerektiğini vurgulayarak, “Ateşkesten çalınan her gün, bölgenin geleceğinden tahsil edilen bir gün demek.” ifadesini kullandı.

Emmanuel Macron, “çalınan her masum hayatın, bugünün ve yarının fanatizmine bir bağış” olduğu değerlendirmesinde bulundu.
‘HUSİLERİN KIZILDENİZ’DEKİ TEHDİDİ KABUL EDİLEMEZ’
Batı Şeria’da barışı tehdit eden Yahudi yerleşimcileri cezalandırmanın zamanının geldiğini vurgulayan Macron, ülkesinin bölgedeki çatışmanın daha fazla yayılmaması için çabaladığını söyledi.
Macron, “Husilerin, Kızıldeniz’de seyrüsefer özgürlüğüne yönelik tehditleri kabul edilemez.” ifadesini kullanarak, bölgede çok sayıda ülkede Fransız askerlerinin bulunduğuna değindi.
