BORÇLARINI ÖDEYEMEZ OLDU
Antalya Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı Recep Yavuz, 24 yıllık geçmişe sahip, dünya genelinde 124 ülkeye turist götüren ve dünya turizminde ciddi bir hareketlenme yaratan FTI’nin Mısır, Türkiye, İtalya, Yunanistan, İspanya gibi ağırlıkla Akdeniz ülkelerinde güçlü bir tur operatörü olduğunu söyledi. Yavuz, “Pandemiden önce yaşadıkları ekonomik zorluklar gittikçe daha ağırlaştı. Pandemide devletten 600 milyon euro civarında bir destek aldılar. Geri ödemekte çok zorlandılar. Büyük kısmını ödeyemediler. Tekrar başvurdular. Ama Alman hükümeti, ikinci desteği vermeyi kabul etmedi. Bunun üzerine şirket yönetimi önceki gün sabah iflasını ilan etti” dedi.
ANTALYA’YA 1 MİLYON TURİST
Türkiye ve Akdeniz ülkeleri başta birçok turizm ülkesinin iflastan etkileyeceğine dikkati çeken Yavuz, “Bugünden itibaren bütün operasyonları durdu. Türkiye’ye yansıması nasıl olur? Özellikle Antalya, bunu çok yakından hisseder. Çünkü Antalya’ya, 1 milyonun üzerinde Avrupalı turist getiriyordu. Şu anda yaklaşık 900 bin civarında Antalya ve Türkiye tatili almış misafir var. Bu durum da bir belirsizliğe girdi. Bunlar ne olacak? Paraları iade mi edecek? İptal mi edecekler? Önümüzdeki günlerde göreceğiz ama büyük olasılıkla diğer tur operatörleri birtakım alternatifler hazırlayarak, bu yolcuların gelmesini sağlayacaklardır diye düşünüyorum. Ama yine de bir kısım kayıp olacaktır” diye konuştu.
‘BU İŞLER, ÇOK MAĞDUR YARATIYOR’
Alman acente aracılığıyla Türkiye’ye gelmiş 25 bin misafir bulunduğunu belirten Yavuz, şunları kaydetti:
“Bu misafirlerin sorunsuz ve problemsiz bir şekilde geri gitmesi gerekiyor. Ama maalesef bu işler, çok mağdur yaratıyor. Bir kere elinde biletiyle havaalanında olup da uçağa binemeyen kişi de mağdur. Haftaya gelmeyi düşünen, iznini almış, bütün planını yapmış, parasını ödemiş olan turist de mağdur. Uçak şirketi de mağdur, otel de mağdur. Şirketin 11 bin çalışanı var, onlar şu anda ne olacağını bilmiyorlar, onlar da mağdur. Bu iflas, çok ciddi bir mağduriyet yaratıyor. Bunu geçtiğimiz Thomas Cook döneminde yaşadık. Bu tarz firmaların yeri kolay kolay da dolmuyor. O yüzden Akdeniz ülkeleri bu süreçte bir bocalama dönemine girecektir.”
‘BİRAZ MORALLER BOZULDU’
Kundu’daki beş yıldızlı bir otelin Genel Müdürü İsmail Çağlar, Rusya- Ukrayna, İsrail- Filistin arasındaki savaşlara da dikkati çekerek, hem Rusya pazarında hem Orta Doğu pazarında ciddi kayıplar yaşandığını söyledi. Son olarak Almanya’dan da kötü bir haber aldıklarını ve FTI gibi büyük bir tur operatörünün iflas ettiğini söyleyen Çağlar, “Türkiye için çok önemli bir tur operatörüydü. Orada ciddi kayıplarımız var. Türkiye için yaklaşık 1 milyar euro gibi bir ciro oluşturan yapıdan bahsediyoruz. Dün itibarıyla operasyonlarını durdurdu. Bu bizim için kötü bir durum. Şimdi onun çalışmasını yapıyoruz. Bayram moralimizi düzeltmişti ama dün itibarıyla biraz moraller bozuldu. Şu an onu çözmek için tüm turizmciler harekete geçti. İnşallah kısa sürede çözeriz” dedi.
500 BİNİ AŞKIN REZERVASYON
Bu yıl rekor beklenen Alman pazarı için bu iflasın olumsuz yansımalarının olacağını belirten Çağlar, “Şu anda Türkiye’ye 500 bin aşkın misafirin rezervasyonu gözüküyor. Bu rezervasyonlar gelebilecek mi? Mevcut rezervasyonları her an getirecek bir yapı yok. Çünkü halihazırda orada iki farklı tur operatörü var. Onlar da kendi planlamasını yapmıştır. Bu işin operatör ayağı var, acente ayağı var, otel ayağı var. Bunları tamamlamak kolay değil. Büyük bir insan hareketinden bahsediyoruz, çok zor. Belli bir kısmı illaki gelecektir. Çünkü tatil Avrupa’da temel ihtiyaç ama bunun tamamının gelmesinin zor olduğunu düşünüyorum. Sigorta şirketleri aracılığıyla zannediyorum zararlar karşılanacaktır” diye konuştu.
ANTALYA NASIL ETKİLENECEK?
Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya’da tatillerini yapan yaklaşık on binlerce turistin iflastan etkilendiğini belirterek otelcilerin mağdur olan turistlerin geri dönüşlerini planladığını söyledi.
İlerleyen süreçte iptallerin olacağını ve bu konuda tedbirlerin alındığını belirten Vali Şahin, “Hiçbir sıkıntı olmadan bu turistleri bizim otelcilerimiz tatillerini yapıp geri dönüşlerini planladı. Bundan sonraki dönem için de zaten gelmemişlerdi. Dolayısıyla bir alan açıldı, rezervasyon iptalleri olacak. Bununla ilgili tedbirler alındı. Vakit var, bu daha önce yaşanan iflaslarla ilgili büyük çaplı bir etki yapacağını düşünmüyoruz” dedi.
Antalya turizminin Tomas Cook döneminde yaşanan olayların bu süreçte yaşanmasının söz konusu olmadığını ve hızlı şekilde oluşacak boşlukların doldurulacağının altını çizen Antalya Valisi Hulusi Şahin, “Antalya turizmi daha tedbirli, bir sigorta mekanizması da işliyor. Dolayısıyla FTI’ın Antalya turizminin totaline olumsuz bir etkisi olacağını düşünmüyoruz. İlk izlenimler olumsuzdu, ama her geçen gün daha da bu konunun çözüleceği yönünde gidiyoruz. Bu konuda herkesin içi rahat olsun. Bir miktar kış turizmi ile ilgili şüpheler oluştu ama önümüzde ciddi bir vakit var. Bunu da bizim Antalya turizminin dinamiklerinin hızlı bir şekilde o boşlukları dolduracağını düşünüyorum. Eski yıllarda Tomas Cook’un döneminde yaşanan olayların bu dönemde yaşanması söz konusu olmayacak” ifadelerini kulandı.
BORÇLARINI ÖDEYEMEZ OLDU
Antalya Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı Recep Yavuz, 24 yıllık geçmişe sahip, dünya genelinde 124 ülkeye turist götüren ve dünya turizminde ciddi bir hareketlenme yaratan FTI’nin Mısır, Türkiye, İtalya, Yunanistan, İspanya gibi ağırlıkla Akdeniz ülkelerinde güçlü bir tur operatörü olduğunu söyledi. Yavuz, “Pandemiden önce yaşadıkları ekonomik zorluklar gittikçe daha ağırlaştı. Pandemide devletten 600 milyon euro civarında bir destek aldılar. Geri ödemekte çok zorlandılar. Büyük kısmını ödeyemediler. Tekrar başvurdular. Ama Alman hükümeti, ikinci desteği vermeyi kabul etmedi. Bunun üzerine şirket yönetimi önceki gün sabah iflasını ilan etti” dedi.
ANTALYA’YA 1 MİLYON TURİST
Türkiye ve Akdeniz ülkeleri başta birçok turizm ülkesinin iflastan etkileyeceğine dikkati çeken Yavuz, “Bugünden itibaren bütün operasyonları durdu. Türkiye’ye yansıması nasıl olur? Özellikle Antalya, bunu çok yakından hisseder. Çünkü Antalya’ya, 1 milyonun üzerinde Avrupalı turist getiriyordu. Şu anda yaklaşık 900 bin civarında Antalya ve Türkiye tatili almış misafir var. Bu durum da bir belirsizliğe girdi. Bunlar ne olacak? Paraları iade mi edecek? İptal mi edecekler? Önümüzdeki günlerde göreceğiz ama büyük olasılıkla diğer tur operatörleri birtakım alternatifler hazırlayarak, bu yolcuların gelmesini sağlayacaklardır diye düşünüyorum. Ama yine de bir kısım kayıp olacaktır” diye konuştu.
‘BU İŞLER, ÇOK MAĞDUR YARATIYOR’
Alman acente aracılığıyla Türkiye’ye gelmiş 25 bin misafir bulunduğunu belirten Yavuz, şunları kaydetti:
“Bu misafirlerin sorunsuz ve problemsiz bir şekilde geri gitmesi gerekiyor. Ama maalesef bu işler, çok mağdur yaratıyor. Bir kere elinde biletiyle havaalanında olup da uçağa binemeyen kişi de mağdur. Haftaya gelmeyi düşünen, iznini almış, bütün planını yapmış, parasını ödemiş olan turist de mağdur. Uçak şirketi de mağdur, otel de mağdur. Şirketin 11 bin çalışanı var, onlar şu anda ne olacağını bilmiyorlar, onlar da mağdur. Bu iflas, çok ciddi bir mağduriyet yaratıyor. Bunu geçtiğimiz Thomas Cook döneminde yaşadık. Bu tarz firmaların yeri kolay kolay da dolmuyor. O yüzden Akdeniz ülkeleri bu süreçte bir bocalama dönemine girecektir.”
‘BİRAZ MORALLER BOZULDU’
Kundu’daki beş yıldızlı bir otelin Genel Müdürü İsmail Çağlar, Rusya- Ukrayna, İsrail- Filistin arasındaki savaşlara da dikkati çekerek, hem Rusya pazarında hem Orta Doğu pazarında ciddi kayıplar yaşandığını söyledi. Son olarak Almanya’dan da kötü bir haber aldıklarını ve FTI gibi büyük bir tur operatörünün iflas ettiğini söyleyen Çağlar, “Türkiye için çok önemli bir tur operatörüydü. Orada ciddi kayıplarımız var. Türkiye için yaklaşık 1 milyar euro gibi bir ciro oluşturan yapıdan bahsediyoruz. Dün itibarıyla operasyonlarını durdurdu. Bu bizim için kötü bir durum. Şimdi onun çalışmasını yapıyoruz. Bayram moralimizi düzeltmişti ama dün itibarıyla biraz moraller bozuldu. Şu an onu çözmek için tüm turizmciler harekete geçti. İnşallah kısa sürede çözeriz” dedi.
500 BİNİ AŞKIN REZERVASYON
Bu yıl rekor beklenen Alman pazarı için bu iflasın olumsuz yansımalarının olacağını belirten Çağlar, “Şu anda Türkiye’ye 500 bin aşkın misafirin rezervasyonu gözüküyor. Bu rezervasyonlar gelebilecek mi? Mevcut rezervasyonları her an getirecek bir yapı yok. Çünkü halihazırda orada iki farklı tur operatörü var. Onlar da kendi planlamasını yapmıştır. Bu işin operatör ayağı var, acente ayağı var, otel ayağı var. Bunları tamamlamak kolay değil. Büyük bir insan hareketinden bahsediyoruz, çok zor. Belli bir kısmı illaki gelecektir. Çünkü tatil Avrupa’da temel ihtiyaç ama bunun tamamının gelmesinin zor olduğunu düşünüyorum. Sigorta şirketleri aracılığıyla zannediyorum zararlar karşılanacaktır” diye konuştu.
ANTALYA NASIL ETKİLENECEK?
Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya’da tatillerini yapan yaklaşık on binlerce turistin iflastan etkilendiğini belirterek otelcilerin mağdur olan turistlerin geri dönüşlerini planladığını söyledi.
İlerleyen süreçte iptallerin olacağını ve bu konuda tedbirlerin alındığını belirten Vali Şahin, “Hiçbir sıkıntı olmadan bu turistleri bizim otelcilerimiz tatillerini yapıp geri dönüşlerini planladı. Bundan sonraki dönem için de zaten gelmemişlerdi. Dolayısıyla bir alan açıldı, rezervasyon iptalleri olacak. Bununla ilgili tedbirler alındı. Vakit var, bu daha önce yaşanan iflaslarla ilgili büyük çaplı bir etki yapacağını düşünmüyoruz” dedi.
Antalya turizminin Tomas Cook döneminde yaşanan olayların bu süreçte yaşanmasının söz konusu olmadığını ve hızlı şekilde oluşacak boşlukların doldurulacağının altını çizen Antalya Valisi Hulusi Şahin, “Antalya turizmi daha tedbirli, bir sigorta mekanizması da işliyor. Dolayısıyla FTI’ın Antalya turizminin totaline olumsuz bir etkisi olacağını düşünmüyoruz. İlk izlenimler olumsuzdu, ama her geçen gün daha da bu konunun çözüleceği yönünde gidiyoruz. Bu konuda herkesin içi rahat olsun. Bir miktar kış turizmi ile ilgili şüpheler oluştu ama önümüzde ciddi bir vakit var. Bunu da bizim Antalya turizminin dinamiklerinin hızlı bir şekilde o boşlukları dolduracağını düşünüyorum. Eski yıllarda Tomas Cook’un döneminde yaşanan olayların bu dönemde yaşanması söz konusu olmayacak” ifadelerini kulandı.
Avrupa’nın en büyük üç büyük tur operatöründen biri olan Almanya- Münih merkezli FTI Group’un iflası, Türkiye’nin içinde bulunduğu Akdeniz çanağındaki ülkelerde büyük kriz yarattı. Almanya’dan gelen iflas haberi, Antalya’da turizm sektörünü alarma geçirdi. FTI tur operatörü aracılığıyla rezervasyon yapan onlarca otellerde, kriz masası düzeyinde ekipler oluşturuldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı, FTI ile Türkiye’ye gelen 25 bin turistin ülkelerine geri gönderilmesi için çalışma başlattı.
BORÇLARINI ÖDEYEMEZ OLDU
Antalya Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı Recep Yavuz, 24 yıllık geçmişe sahip, dünya genelinde 124 ülkeye turist götüren ve dünya turizminde ciddi bir hareketlenme yaratan FTI’nin Mısır, Türkiye, İtalya, Yunanistan, İspanya gibi ağırlıkla Akdeniz ülkelerinde güçlü bir tur operatörü olduğunu söyledi. Yavuz, “Pandemiden önce yaşadıkları ekonomik zorluklar gittikçe daha ağırlaştı. Pandemide devletten 600 milyon euro civarında bir destek aldılar. Geri ödemekte çok zorlandılar. Büyük kısmını ödeyemediler. Tekrar başvurdular. Ama Alman hükümeti, ikinci desteği vermeyi kabul etmedi. Bunun üzerine şirket yönetimi önceki gün sabah iflasını ilan etti” dedi.
ANTALYA’YA 1 MİLYON TURİST
Türkiye ve Akdeniz ülkeleri başta birçok turizm ülkesinin iflastan etkileyeceğine dikkati çeken Yavuz, “Bugünden itibaren bütün operasyonları durdu. Türkiye’ye yansıması nasıl olur? Özellikle Antalya, bunu çok yakından hisseder. Çünkü Antalya’ya, 1 milyonun üzerinde Avrupalı turist getiriyordu. Şu anda yaklaşık 900 bin civarında Antalya ve Türkiye tatili almış misafir var. Bu durum da bir belirsizliğe girdi. Bunlar ne olacak? Paraları iade mi edecek? İptal mi edecekler? Önümüzdeki günlerde göreceğiz ama büyük olasılıkla diğer tur operatörleri birtakım alternatifler hazırlayarak, bu yolcuların gelmesini sağlayacaklardır diye düşünüyorum. Ama yine de bir kısım kayıp olacaktır” diye konuştu.
‘BU İŞLER, ÇOK MAĞDUR YARATIYOR’
Alman acente aracılığıyla Türkiye’ye gelmiş 25 bin misafir bulunduğunu belirten Yavuz, şunları kaydetti: “Bu misafirlerin sorunsuz ve problemsiz bir şekilde geri gitmesi gerekiyor. Ama maalesef bu işler, çok mağdur yaratıyor. Bir kere elinde biletiyle havaalanında olup da uçağa binemeyen kişi de mağdur. Haftaya gelmeyi düşünen, iznini almış, bütün planını yapmış, parasını ödemiş olan turist de mağdur. Uçak şirketi de mağdur, otel de mağdur. Şirketin 11 bin çalışanı var, onlar şu anda ne olacağını bilmiyorlar, onlar da mağdur. Bu iflas, çok ciddi bir mağduriyet yaratıyor. Bunu geçtiğimiz Thomas Cook döneminde yaşadık. Bu tarz firmaların yeri kolay kolay da dolmuyor. O yüzden Akdeniz ülkeleri bu süreçte bir bocalama dönemine girecektir.”
‘BİRAZ MORALLER BOZULDU’
Kundu’daki beş yıldızlı bir otelin Genel Müdürü İsmail Çağlar, Rusya- Ukrayna, İsrail- Filistin arasındaki savaşlara da dikkati çekerek, hem Rusya pazarında hem Orta Doğu pazarında ciddi kayıplar yaşandığını söyledi. Son olarak Almanya’dan da kötü bir haber aldıklarını ve FTI gibi büyük bir tur operatörünün iflas ettiğini söyleyen Çağlar, “Türkiye için çok önemli bir tur operatörüydü. Orada ciddi kayıplarımız var. Türkiye için yaklaşık 1 milyar euro gibi bir ciro oluşturan yapıdan bahsediyoruz. Dün itibarıyla operasyonlarını durdurdu. Bu bizim için kötü bir durum. Şimdi onun çalışmasını yapıyoruz. Bayram moralimizi düzeltmişti ama dün itibarıyla biraz moraller bozuldu. Şu an onu çözmek için tüm turizmciler harekete geçti. İnşallah kısa sürede çözeriz” dedi.
500 BİNİ AŞKIN REZERVASYON
Bu yıl rekor beklenen Alman pazarı için bu iflasın olumsuz yansımalarının olacağını belirten Çağlar, “Şu anda Türkiye’ye 500 bin aşkın misafirin rezervasyonu gözüküyor. Bu rezervasyonlar gelebilecek mi? Mevcut rezervasyonları her an getirecek bir yapı yok. Çünkü halihazırda orada iki farklı tur operatörü var. Onlar da kendi planlamasını yapmıştır. Bu işin operatör ayağı var, acente ayağı var, otel ayağı var. Bunları tamamlamak kolay değil. Büyük bir insan hareketinden bahsediyoruz, çok zor. Belli bir kısmı illaki gelecektir. Çünkü tatil Avrupa’da temel ihtiyaç ama bunun tamamının gelmesinin zor olduğunu düşünüyorum. Sigorta şirketleri aracılığıyla zannediyorum zararlar karşılanacaktır” diye konuştu.
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 38 müşteki, 1 müşteki şüpheli, Gülnihal Çiçek ve Alisya Bahar Candan’ın da aralarında bulunduğu 21 şüpheli yer aldı.
“SAZAN SARMALI” DOLANDIRICILIK YÖNTEMİNİ UYGULADILAR
İddianamede, Onur Apaydın ve İlker Oflu’nun şebekenin elebaşları olduğu, dolandırıcılık ve tefecilik suçlarından gelir elde etmek üzere teşekkül eden organize suç örgütünün üyesi olan şüphelilerin, örgüt yapısı ve iş bölümünün sağladığı kolaylıktan faydalanarak suç dünyasında “Sazan Sarmalı” olarak tabir edilen dolandırıcılık yöntemini uyguladıkları belirtildi.
Şüphelilerin, mağdurlara tanıdıkları vasıtasıyla ulaşıp güven kazandıktan sonra icra, vergi dairesi, TMSF gibi resmi kurum ve kuruluşlarla yakın ilişki içerisinde olduklarını, kurum-birim amirleri vasıtasıyla ihale yoluyla aldıkları araçları piyasa fiyatının altında bedelle sattıklarını anlattıkları aktarılan iddianamede, şüphelilerin araç ve fiyat bilgilerini içeren listeyi mağdurlara göstererek teklifte bulundukları kaydedildi.

VADETTİKLERİ ARAÇLARI TESLİM ETMEDEN KAYIPLARA KARIŞTILAR
İddianamede, şüphelilerin, listeden beğendikleri araçları almak isteyen mağdurlarla anlaşma yaptıkları, araç bedeli ile aracılık komisyon bedelinin bu iş için özel kurulmuş paravan firmanın hesabına gönderilmesini sağladıkları belirtilerek, şüphelilerin mağdurlardan araç ücretlerini ve komisyon bedellerini peşin aldıktan sonra çeşitli bahaneler öne sürüp vadettikleri araçları teslim etmeden kayıplara karıştıkları aktarıldı.
Hakkını aramak isteyen mağdurların tehdit edildiklerinin belirlendiği kaydedilen iddianamede, suç örgütü terminolojisinde “proje” olarak adlandırılan dolandırıcılık eyleminin gerçekleştirilmesi öncesinde örgütün saha elemanlarının ön çalışma yaptıkları, kurdukları sosyal bağlantılar ile ekonomik durumu iyi olan mağdur adaylarını ve onların kişisel zaaflarını tespit ettikleri, örgüt bütçesinden tahsis edilen maddi kaynakla zaafları bilinen mağdur adayıyla kişisel ilişki kurdukları anlatıldı.

MAĞDURLARIN KANDIRILMASINDA ETKİN ROL OYNADILAR
Alisya Bahar Candan ve Gülnihal Çiçek’in örgüt içindeki konumuna da yer verilen iddianamede, şüpheli Candan kardeşlerin önceki tarihlerde televizyon programlarına katıldıkları, ünlü olduktan sonra da magazin programlarında yer aldıkları, ”sosyal medya fenomeni” olarak tabir edildikleri, toplumun geniş kesimleri tarafından tanındıkları için suç örgütü tarafından dolandırıcılık eylemlerine yönelik düzenlenen özel toplantılarda mağdurların kandırılmasında etkin rol oynadıkları ve örgüt elebaşlarından Onur Apaydın ile yakın ilişki içerisinde oldukları belirtildi.
ÖRGÜTÜN GİZLİ MUHASEBECİSİ VE KASASI
İddianamede, hakkında yakalama kararı olan örgüt elebaşı Onur Apaydın’ın bankacılık sistemlerini aktif olarak kullanamadığı için suç gelirinden elde ettiği parayı, suç örgütü içerisinde “gizli muhasebeci ve kasa” konumunda olan şüpheli Alisya Bahar Candan üzerinden bankacılık sistemine sokarak, suç gelirini akladığı anlatıldı.
İddianamede ifadesine yer verilen şüpheli Hacı İsrafil Sağlam, örgüt toplantılarında yer aldığını aktararak, üst kademeden herkesin iştirak ettiği toplantılara saha elemanları ve alt kademenin asla katılmadığını kaydetti.
“NİHAL CANDAN ÖRGÜT LİDERİ ONUR APAYDIN’IN SEVGİLİSİYDİ”
Sağlam, “Toplantıların ikisinde Nihal Candan’ı gördüm. Nihal Candan örgüt lideri Onur Apaydın’ın sevgilisiydi. Diğer şahıslar Nihal Candan’a saygı gösteriyor ve mesafeli davranıyordu. Nihal Candan’ın yanında da örgütün iç işleyişine ilişkin konular, araba alım-satım işleri konuşuldu. Sazan sarmalı proje yöntemine ilişkin işlemler tartışılırdı.” ifadelerini kullandı.
İddianamede, Alisya Bahar Candan’ın ablası Gülnihal Çiçek’e göre suç örgütü içinde daha etkin rol oynadığı, şüpheli Gülnihal Çiçek’in tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak adli kontrol şartıyla tahliye edildiği aktarıldı.
BAHAR CANDAN HAKKINDA 44 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ
İddianamede Alisya Bahar Candan hakkında “suç örgütüne üye olmak” ve “kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık” suçlarından 14 yıldan 44 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
NİHAL CANDAN HAKKINDA İSE 24 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ
Gülnihal Çiçek’in ise aynı suçlardan 8 yıldan 24 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.
Diğer 20 şüpheli hakkında ise farklı suçlardan farklı oranlarda hapis cezası öngörüldü.
Hazırlanan iddianame, ağır ceza mahkemesine gönderildi.

MAĞDUR EDİYORLAR
Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı da olan Altay “0212, 0312, 0800 ve 0850 gibi numaralardan aranan tüketiciler, aboneliğin sonlanacağı, yeni abonelik başlatma ya da daha avantajlı kampanyalar ve fırsatlar öne sürülerek rahatsız ediliyor. Bu konuda onlarca şikayet alıyoruz” dedi. Altay, tüketicilerin, “Bu aramaları çekmek mecburiyetinde miyiz” ya da “Bu arayanları her seferinde engellemek zorunda mıyız” şeklinde şikayette bulunduğunu anlattı. Arayan kişilere tüketicinin abonelik sonlandırma ve yeniden başlatma yetkileri olduğundan dolandırıcı da demediklerini dile getiren Altay, “Ancak ikna ettikleri tüketicimiz yeni abonelik yaptığı ve önceki abonelik sözleşmesi feshedildiği için, taahhüt süresi de bitmediğinden ayrıca cayma bedeli ödeyip mağdur oluyor. İkinci mağduriyet ise yeni aboneliğe geçişte, tüketiciye belirtilen meblağ üzerinden çok daha fazla miktar faturaya yansıtılıyor” diye konuştu.

MUTLAKA TEYİT EDİN
Altay, bu tarz numaralardan arayan firma ya da kişilerin nereden ve hangi firmadan aradıklarının tespit edilip, önlem alınması gerektiğini belirtti. İnternet aboneliği sözleşmesinin devam etmesi durumunda söz konusu numaralardan arayan kişilere yeni abonelik yaptırıldığı için ciddi mağduriyet yaşandığını kaydeden Altay, “Tüketiciler kendi hizmet aldıkları internet firmalarını aramadan, teyit almadan kesinlikle bir işlem yaptırmasın, kişisel bilgilerini paylaşmasınlar çünkü taahhüt bitmeden abonelik sonlandırılırsa ve işlem yapılırsa tüketici cayma bedeli ödemek zorunda kalıyor” dedi.
60 YAŞ ÜZERİNİ HEDEF ALIYORLAR
Vatandaşlardan Burak Can Erzenoğlu da 0800 ve 0850’li numaralardan “taahhüdünüz, sözleşmeniz bitti” şeklinde gün içinde çok kez arandığını anlatarak, “Arayan numaraları direkt engelleyerek önlem alıyorum ama özellikle 60 yaş üzeri vatandaşlar çok daha fazla kandırılıyor. Çevremde internet hizmeti gibi taahhüt süresi devam ederken ‘taahhüt süreniz bitti’ şeklinde aranıp yeni abonelik yaptıran kişilerden çok mağdur olanlar oldu. Cayma bedeli ödediler. Vatandaşlarımız bu konuda bilinçli olsun. Bu konularda işlem yapacaklar hizmet aldıkları müşteri temsilcileriyle görüşmeli” ifadelerini kullandı.

Sadrettin Bayram ise “Size ev interneti verelim, sözleşmeniz doldu” gibi sözlerle gün içinde sıkça arandığını, söz konusu numaralardan gelen aramaları reddedip engellediğini belirterek, “Vatandaşlarımız bunlara inanmasın. Milleti dolandırıyorlar” dedi.

İNTERNET ŞİKÂYETLERİ YÜZDE 615 ARTTI
Çözüm platformu Şikayetvar, internet servis sağlayıcılarıyla ilgili çözüm bekleyen konuları mercek altına aldı. Açıklanan verilere göre, mart ayı itibarıyla bir önceki yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında sektörle ilgili şikayet artış oranı yüzde 615 olarak gerçekleşti. Kullanıcılar, en çok internetin yavaşlığından ve yeni zamlarla birlikte hizmetin pahalı oluşundan şikâyet etti.
KAYNAK: AKŞAM
]]>Kozan’da ailesiyle birlikte yaşayan Tuğçe Y., 2018’de annesine, 7 yaşından 15 yaşına kadar halasının eşi H.İ’nin cinsel istismarına uğradığını söyledi.
Konuşmaya şahit olan Tuğçe Y’nin o dönem 6 yaşında olan en küçük kız kardeşi E.Y. de aynı kişinin bir süredir kendisine de cinsel istismarda bulunduğunu söyledi.
Ardından ortanca kız kardeş S.Y. de H.İ’nin istismarına uğradığını anlattı.
Anne Canan Y. ertesi gün olayı yargıya taşıdı.
Şikayetin ardından gözaltına alınan H.İ., işlemlerinin ardından çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.
İSTİSMAR 8 YIL BOYUNCA SÜRDÜ
Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede mağdur 3 kız kardeşin ifadelerine dayanarak sanığın çocuğun cinsel istismarı, sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yargılanması talep edildi.
Adana 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada mağdur Tuğçe Y. ifadesinde, “Tam tarih hatırlamıyorum. Fakat ilkokul 1’inci sınıftayken beni ve oğlunu bisikletle okuldan aldı. Beni bisikletin ön tarafına oturttu. Özel bölgeme dokundu. Daha sonraki süreçte yıllar içerisinde defalarca kalçama dokunma, sarılma, zorla dudağımdan öpme, odamda giyinirken gizlice seyretme gibi eylemleri oldu. Bu durum 8 yıl sürdü.” dedi.
“UTANDIĞIM İÇİN ANLATMADIM”
Mağdur S.Y. ise ifadesinde sanığın izin günlerinde evde olduğunu, çocuk odasına girip çıkarken dudağından öptüğünü, kalçasına vurduğunu, bilgisayardan kadınların göğüslerine baktığını gördüğünü, çıplak kadın resimleri ya da videosu izlediğini, bu tarz davranışlarının sayısını hatırlamamakla birlikte evde birileri olmayınca genellikle böyle şeyler yaptığını, utandığı için uzun bir süre annesine bunları anlatamadığını söyledi.
“SAPIKLIKLAR YAPTI”
Mağdur E.Y. ise sanığın kendisine gösterilen resimlerden göğsünü kastederek o bölgelerine dokunduğunu, yine gösterilen resimlerden erkek cinsel organını kastederek sanığın o bölgelerini gördüğünü, dudağını ve yanağını öptüğünü, kendi cinsel bölgelerine dokundurduğunu ve daha ileriye gittiğini, bu olaylar yaşanırken ana sınıfına gittiğini, 6 yaşında olduğunu beyan etti.
SANIK SUÇLAMALARI REDDETTİ
Sanık H.İ. ise üzerine atılı suçlamaların hiçbirini kabul etmediğini belirterek, “Eşim benden boşanmak istiyordu ben ise istemiyordum. Şart koşmak için bu tür iddialarda bulunduklarını düşünüyorum. Mağdurlara yönelik bir cinsel istismarım olmamıştır. Suçsuzum.” dedi.
MAHKEMEYE RAPOR SUNULDU
Mağdurların avukatı, mahkemeye S.Y’nin beyanlarına itibar edilmesini engelleyecek akıl hastalığının olmadığı, mağdurun olayı anlatımı, beden dili ve duygu durum arasında bir tutarsızlık gözlenmediği, beyanlarının kurgu olduğu yönünde bir izlenim oluşmadığına dair raporu ile Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nın mağdur Tuğçe Y’nin olaya bağlı olarak travma sonrası stres bozukluğu tanısı konulduğu, maruz kaldığı iddia edilen cinsel istismar nedeniyle ruh sağlığının bozulduğuna dair raporunu mahkemeye sundu.
26 YIL HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILDI
2019’un Mart ayında görülen karar duruşmasında sanığa toplamda 26 yıl hapis cezası verildi. Sanık avukatları kararı Yargıtay’a taşıdı.
BERAAT KARARI VERİLDİ
Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi, sanık H.İ’nin, toplanan deliller göz önüne alındığında çocuğun cinsel istismarı, sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraat verilmesini talep ederek kararı bozdu.
Bunun üzerine ilk cezayı veren mahkeme, H.İ’nin beraatine hükmetti.
Mağdur kız kardeşler ise avukatları aracılığıyla karara itiraz etti.
Yaklaşık 2 yıldır Yargıtay’dan gelecek yeni kararı bekleyen kız kardeşler, H.İ’nin hak ettiği cezayı almasını istiyor.
“ÇOCUĞUN BEYANI ESASTIR DERLERDİ…”
Beraat kararına tepki gösteren mağdur Tuğçe Y., aile olarak zor günler geçirdiklerini söyledi.
Tuğçe Y. şöyle konuştu:
“Bu uzun sürede sürekli olan bir şeydi. Biz onlara gittiğimizde, onlar bize geldiğinde istismara maruz kalıyordum. Özel bölgelerime dokunuyordu. Cinsel içerikli videolar izletiyordu. O süreçte kimseye söyleyemedim. Çocuktum ve babam duyarsa çok kötü olur onu öldürür hapse girer diye korktum. Bana daha çok zarar verirse korkusuyla söylemedim. Ama süreç sonunda bu kişi dışarıda rahat bir şekilde dolaşıyor. Ben ve kardeşlerim ise dolaşamıyoruz. Biz hala korku içerisindeyiz. Her an karşıma çıkacakmış gibi hissediyorum. Çocuğun beyanı esastır, dendi ama bizim beyanımız esas alınmadı. Kendim, kardeşlerim ve dışarıdaki tüm çocuklar için tedirginim. Bu yüzden gereken cezanın verilmesini istiyoruz.”
ANNE ERTESİ GÜN ŞİKAYETTE BULUNDU
DHA’da yer alan habere göre ardından ortanca kız kardeş S.Y. (17) de H.İ.’nin istismarına uğradığını anlattı. Anne Canan Y. (40) ertesi gün savcılığa şikayette bulundu. Şikayetin ardından gözaltına alınan H.İ., işlemlerinin ardından çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.
“İSTİSMARI 8 YIL SÜRDÜ”
Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede mağdur 3 kız kardeşin ifadelerine dayanarak sanığın ‘çocuğun cinsel istismarı’, ‘sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı’ ve ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından yargılanması talep edildi. Adana 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada mağdur Tuğçe Y. ifadesinde, “Sanık, halamın eşi olur. Tam tarih hatırlamıyorum. Fakat ilkokul 1’inci sınıftayken beni ve oğlunu bisikletle okuldan aldı. Beni bisikletin ön tarafına oturttu. Özel bölgeme dokundu. Daha sonraki süreçte yıllar içerisinde defalarca kalçama dokunma, sarılma, zorla dudağımdan öpme, odamda giyinirken gizlice seyretme gibi eylemleri oldu. Bu durum 8 yıl sürdü” dedi.
“UTANDIĞIM İÇİN ANLATAMADIM”
Mağdur S.Y. ise ifadesinde sanığın izin günlerinde evde olduğunu, çocuk odasına girip çıkarken dudağından öptüğünü, kalçasına vurduğunu, bilgisayardan kadınların göğüslerine baktığını gördüğünü, çıplak kadın resimleri ya da videosu izlediğini, bu tarz davranışlarının sayısını hatırlamamakla birlikte evde birileri olmayınca genellikle böyle şeyler yaptığını, utandığı için uzun bir süre annesine bunları anlatamadığını belirtti.
“SAPIKLIKLAR YAPTI”
Mağdur E.Y. ise sanığın kendisine sapıklıklar yaptığını, gösterilen resimlerden göğsünü kastederek o bölgelerine dokunduğunu, bu olaylar yaşanırken ana sınıfına gittiğini, 6 yaşında olduğunu beyan etti.
Sanık H.İ. ise üzerine atılı suçlamaların hiçbirini kabul etmediğini belirterek, “Eşim benden boşanmak istiyordu ben ise istemiyordum. Şart koşmak için bu tür iddialarda bulunduklarını düşünüyorum. Mağdurlara yönelik bir cinsel istismarım olmamıştır. Suçsuzum” dedi.
OLAY ANLATIMI, BEDEN DİLİ VE DUYGU DURUMU TUTARLI
Mağdurların avukatı, mahkemeye S.Y.’nin beyanlarına itibar edilmesini engelleyecek akıl hastalığının olmadığı, mağdurun olayı anlatımı, beden dili ve duygu durum arasında bir tutarsızlık gözlenmediği, beyanlarının kurgu olduğu yönünde bir izlenim oluşmadığına dair raporu ile Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nın mağdur Tuğçe Y.’nin olaya bağlı olarak ‘travma sonrası stres bozukluğu’ tanısı konulduğu, maruz kaldığı iddia edilen cinsel istismar nedeniyle ruh sağlığının bozulduğuna dair raporunu mahkemeye sundu.
TOPLAM 26 YIL HAPİS CEZASI
Ara duruşmaların ardından 2019’un mart ayında görülen karar duruşmasında mahkeme heyeti, sanığa, S.Y.’ye yönelik sarkıntılık suretiyle ‘çocuğun cinsel istismarı’ suçundan 5 yıl 2 ay 15 gün, Tuğçe Y.’ye yönelik ‘çocuğun cinsel istismarı’ suçundan 10 yıl 5 ay, E.Y.’ye yönelik ‘çocuğun cinsel istismarı’ suçundan ise 10 yıl 5 ay olmak üzere toplam 26 yıl hapis cezası verdi. Sanık avukatının itirazı üzerine karar Yargıtay’a taşındı.
YARGITAY’DAN BERAAT KARARI
Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi, sanık H.İ.’nin, toplanan deliller göz önüne alındığında ‘çocuğun cinsel istismarı’, ‘sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı’ ve ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarını işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraat verilmesini talep ederek kararı bozdu.
Bunun üzerine ilk cezayı veren mahkeme, H.İ’nin beraatine hükmetti. Mağdur kız kardeşler ise avukatları aracılığıyla karara itiraz etti. Yaklaşık 2 yıldır Yargıtay’dan gelecek yeni kararı bekleyen kız kardeşler, H.İ’nin hak ettiği cezayı almasını istiyor.
“ÇOCUĞUN BEYANI ESASTIR DERLERDİ”
Tuğçe Y., aile olarak çok zor bir süreçten geçtiklerini belirterek, “Bu uzun sürede sürekli olan bir şeydi. Biz onlara gittiğimizde, onlar bize geldiğinde istismara maruz kalıyordum. Özel bölgelerime dokunuyordu. Cinsel içerikli videolar izletiyordu. O süreçte kimseye söyleyemedim. Çocuktum ve babam duyarsa çok kötü olur onu öldürür hapse girer diye korktum. Bana daha çok zarar verirse korkusuyla söylemedim. Ama süreç sonunda bu kişi dışarıda rahat bir şekilde dolaşıyor. Ben ve kardeşlerim ise dolaşamıyoruz. Biz hala korku içerisindeyiz. Her an karşıma çıkacakmış gibi hissediyorum. Çocuğun beyanı esastır, dendi ama bizim beyanımız esas alınmadı. Kendim, kardeşlerim ve dışarıdaki tüm çocuklar için tedirginim. Bu yüzden gereken cezanın verilmesini istiyoruz” dedi.
“BERAATIN BOZULACAĞINA İNANIYORUZ”
Mağdur avukatı Abdurrahman Savaş ise 26 yıl cezanın bozulduğunu ve ilk kararı veren mahkemenin beraate hükmettiğine dikkat çekerek, “Tuğçe ve kardeşleri hala iyileşmeye çalışıyorlar. Sanığın tutuklu olması bir nebze onları soğutmuş durumdayken Yargıtay’dan bu karar geldi. Kararı temyiz ettik. Kızlar, haklarını cesurca savunuyor. Tek dileğimiz toplum için tehlike arz eden bu kişinin bundan kolayca sıyrılmaması ve kararın emsal olması. Beraatın bozulacağına inanıyoruz” diye konuştu.
Mersin’de ‘Kent Kart’ bayisi ve satıcısı durumunda olan onlarca kişi Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak bir hırsızlık ve dolandırıcılık olayını ihbar ederlerken, mağduriyetleri için de suç duyurusunda bulundular. Kendilerini dolandıran ve mağduriyetlerine sebep olan kişinin, Şüpheli U.C.S. Olduğunun beyanı ile bu kişinin Mersin Büyükşehir İmar İnşaat A.Ş.’den çalışan personel olduğunu belirttiler.

MERSİN BÜYÜKŞEHİR’DE “PONZİ” BENZERİ BİR OLAY
Mağdur Kent Kart bayisi vatandaşlar, hayatlarının şokunu yaşadıklarını, maddi ve manevi mağdur edildiklerini, bunu yapanın ise Mersin Büyükşehir Belediyesi İmar A.Ş.nin adını ve kimliğini ve yetkisini kullanarak kendilerini dolandırmak suretiyle mağdur ettiğini, bu şekilde çok sayıda bayinin dolandırıldığını ve mağdur edildiğini, yolsuzluk yapılarak haksız kazanç miktarının oldukça büyük olduğunu, belirterek zararlarını karşılanmasını ve bu işte ihmali kastı olan ilgililer hakkında gereken adli işlemin yapılmasını istediler.

MAĞDUR BAYİLER SAVCILIĞA TEK TEK ŞİKÂYET BAŞVURUSU YAPTILAR
Kent kart ile dolandırıldıklarını ve paralarının iç edildiğini anlayan mağdur bayiler, verdikleri şikâyet dilekçelerinde;
“Şüpheli U.C.S., Mersin Büyükşehir İmar İnşaat A.Ş.’den çalışan personeldir. Mersin Büyükşehir İmar İnşaat A.Ş.’yi temsilen biz bayilere Mersin 33 Kart getiren ve satışa arz eden kişi olarak biliriz. Bu kişi ben bu işe başladığımız günden itibaren, her zaman ilgili şirket adına gelmiş, gerek satışa arz edilecek Mersin 33 kartı gerekse kent kartın çalıştırıldığı pos cihazı kuran yetkili kişidir. Biz kendisini, kurumun yetkili kişisi, amiri olarak biliriz. Bu bağlamda şahıs yaklaşık … ay önce …. adet kent kart getirdi. Bu getirilen kartları aldım. Herhangi bir şüphe ve endişeye kapılmadım. Ancak bir müddet sonra bu kartlardan vatandaşa satıp, halka arz ettikten sonra, elimde yaklaşık …. adet kalmıştır. Bir vatandaşımız geldi ve bu karttan istedi. Kartı kendisine arz ettik ve kartın çalışmadığını ve sistemin kapalı olduğunu gördük. İlgili İmar İnşaattaki yetkilileri aradık. Bu kartların çalıntı olduğunu ve kendilerini bağlamadığını, ancak bu kişiyle ilgili suç duyurusunda bulunduklarını belirtilerek. Sorumluluğu üzerlerinden atmak suretiyle, bizim mağduriyetimize sebep olmuşlardır. Bu itibarla maddi ve manevi mağdur duruma düşüren ve halk nezdinde çalıntı mal edinip, satma gibi bir algıya neden olduğu için şüpheli şahıstan ve ilgililerden davacı ve şikâyetçiyiz, soruşturma esnasında tespit olunacak diğer kişi ve kurumlardan da şikayetçiyiz.” ibaresini kullandılar.

BAYİLER BAYİLİK NUMARASI VEREREK SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDULAR
Suç duyurusunda bulunan bayiler dilekçelerinde şu detaya da yer verdiler:
“Mersin 33 Kartlarını tarafımca işletilen …. market/gıda (Mersin 33 Kart bayilik numaram ….. ) satmaya çalışmıştır. İş bu kent kartlarını, satış yetkisi bulunan şahıs tarafından, Mersin 33 Kartını güven ilişkisine dayalı olarak şüpheli şahıstan aldım. Bu konuyla ilgili olarak edindiğim bilgide, Mersin Büyükşehir İmar İnşaat A.Ş.’de şüpheli şahıs hakkında, Hırsızlık, Dolandırıcılık, Güveni Kötüye Kullanma vs. suçlarından suç duyurusunda bulunmuştur. Tarafıma satılan bu Mersin 33 Kartının hırsızlık malı olduğunu bilmem, hayatını olağan akışına aykırıdır. Aldığım kartlar yüzünden, tarafıma ait işletmem maddi ve manevi zarar uğramıştır. Haricen edindiğimiz bilgilere göre şüpheli şahıs, Mersin ili genelinde onlarca bayi ve bakkallı zarara uğratmıştır. Bu nedenle işlenen suçlar hakkında şüpheli hakkında soruşturma başlatılması ve kamu davası açılması yönünde bu suç duyurusunun verilmesi hâsıl olmuştur”
SAVCILIK SORUŞTURMAYA BAŞLADI
Mağdurların şikâyetleri, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı hazırlık ve müracaat bürosu savcılarınca alınırken, Konu ile ilgili, 2024/14638- 2024/14639- 2024/14652- 2024/14651- 2024/14552- 2024/14551- 2024/14553- 2024/14545- 2024/14591- 2024/14548- 2024/14599- 2024/14592- 2024/14547 ve sonrası numaralar ile çok sayıda şikâyet ve suç duyurusu yapıldığı, Başvurucuların ifadelerinin alındığı, dolandırılan kişilerin halen suç duyurusunda bulundukları ortaya çıktı.. Mağdurlardan, A.K., C.Ş., S.Ç., M.S., R.Ö., H.Y., S.Ş., C.B., N.K., G.A., F.A., Y.E., E.Y., F.Y. ve ismini hazırlık numarasını alamadığımız onlarca kişi daha şikayetçi oldular.

MERSİN BAKKALLAR VE BAYİLER ODASI İŞİN PEŞİNE DÜŞTÜ
Konu ile ilgili olarak Mersin Bakkallar ve Bayiler Odası Başkanı Ramazan Turan, kendi sosyal sayfasında bir paylaşım yapan oda başkanı Ramazan Turan, “Odamızın hukukçularını bu işle ilgili olarak görevlendirdik, hiçbir esnafımızı mağdur ettirmeyeceğiz. Bu işin peşini bırakmayacağız. Her zaman esnafımızın ve üyelerimizin yanındayız. Şu ana kadar 20’nin üzerinde üyemizin mağdur edildiği söz konusu. Sayı giderek artıyor. Sorumlular ve ilgililer hakkında adli idari ne işlem yapılacak ise onu da takip edeceğiz. Kimsenin kuşkusu olmasın” dedi.
Mersin Bakkallar ve Bayiler Odası Başkan ve yönetimi ile hukuk bölümünde çalışan avukatları Savcılık da suç duyuruları yapılırken mağdurların yanında hazır bulunarak toplu fotoğraf çektirdiler.

MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ DE ADI GEÇEN ŞAHIS HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNMUŞ
Onlarca kent kart bayisini ve vatandaşı mağdur duruma düşüren şahıs hakkında, Mersin Büyükşehir Belediyesi ilgili ve yetkililerin de suç duyurusunda bulunduklarını, olayın şahsın kendisi tarafından yapıldığını, parayı zimmetine geçirdiğini, kartların çalıntı olduğunu, şahıs hakkında önceden suç duyurusunda bulunduklarını, kurumu bağlamadığını belirttikleri ortaya çıktı.
KAYNAK: ABDULLAH BİÇER / HABER7
İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya, tutuksuz yargılanan Ender Saraç katılırken; Benan Saraç ve mağdur çocuk katılmadı. Duruşmada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı ve çocuk adına baronun atadığı avukatlar ile Ender Saraç’ın avukatları da hazır bulundu. Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, müvekkilinin kişilik hakları ve çocuğun yaşının küçüklüğü nedeniyle duruşmanın kapalı yapılmasını talep etti. Ancak mahkeme, şartlar oluşmadığı gerekçesiyle kapalı oturum talebini reddetti.

“BU SUÇU KESİNLİKLE REDDEDİYORUM”
Savunması sorulan Ender Saraç, “Kesinlikle bu suçu tümüyle reddediyorum. Bu önceden hazırlanmış tuzaktır. Ucundan kıyısından dahi geçmedim, komplodur” dedi. Oğlunun Çocuk İzlem Merkezi’nde verdiği ikinci ifadesinde tüm suçlamaları geri çektiğini söyleyen Saraç, eşi Benan Saraç ile aralarındaki boşanma sürecinin Eylül 2023’te başladığını, oğlunun okuluna giden Benan Saraç’ın, avukatı Yücel Önder ile telefonda konuşarak oğluna ne yazdırması gerektiğine dair talimat aldığını da iddia etti. Ender Saraç, söz konusu tutanak tutulduktan sonra Benan Saraç’ın bu tutanağı ve montajlanarak hazırlandığını öne sürdüğü video kayıtlarını, çeşitli suçlardan hakkında kırmızı bültenle arama kararı bulunan firari Muhammed Yakut’a gönderdiğini ve Yakut aracılığıyla sosyal medyada paylaştırıldığını, bu görüntülerin yapay zekayla oluşturulduğunu öne sürdü. Kendisi ve yanında çalışanlar hakkında çeşitli iftiralarda bulunulduğunu anlatan Saraç, “Bunların FETÖ bağlantısı ortaya çıkıyor. Bununla ilgili Benan Saraç organize suçlar şubesi tarafından gözaltına alındığını öğrendik. Dün de serbest bırakılmıştır. Bunların tüm iddiaları yalan” diye konuştu.
“ÇOK BÜYÜK BİR İFTİRAYA UĞRADIM”
Ender Saraç, “Çok büyük bir iftiraya uğradım. Trafik cezam bile yok. Vergi cezam yok. 40 yıllık doktorum, 200 bin hastam oldu. Bu olaylardan sonra ilk 24 saat kusmak istedim. Üzüntüden hasta oldum. Benan Saraç tarafından iki kere darp edildim. Bir keresinde öldürmeye teşebbüs etti. Bir kere boğuluyordum, son anda elemanım kurtardı. Erkek olarak negatif ayrımcılık var maalesef. Tek yapabildiğim kendimi savunmaktı. Boşanma davasından sonra çok yüksek bir para istendi. Sonra bunlar iddia edildi. Oğlum ve annesi ikinci ifadelerinde gerçeği söylüyorlar. Burada olmaktan dolayı çok üzgünüm. Çocuklarımı 4 aydır göremiyorum ve onları çok özledim” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı. Saraç, “Türkiye’de 30 yıldır tanınan bir doktorum. Mağdur oldum. Zarar gördüm. Acilen beraatimi ve hayatımı geri istiyorum” dedi.
Saraç’ın avukatı Altın Mimir de davanın tarafları ile aynı apartmandan komşu olduklarını, daha sonra Ender Bey’in avukatı olarak boşanma davasını üstlendiğini, tüm olanların kurgudan ibaret olduğunu , örgütlü şekilde planlandığını ifade ederek “Müvekkilim bir komployla karşı karşıya. Boşanma davasında alamadığını bu yolla almaya çalışmış biri vardır karşıda. Kişisel hırsı uğruna evladını mağdur etmiştir. Annenin akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılmasını istiyoruz” dedi.
AİLE BAKANLIĞI AVUKATI TUTUKLU YARGILANMASINI TALEP ETTİ
Mağdur çocuğun avukatı, çocuğun ilk ifadesinde olayı detaylı anlattığını belirterek bunları yaşamadan anlatmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu öne sürdü. Aile Bakanlığı avukatı ise Ender Saraç’ın tutuklu yargılanmasını talep etti.
TANIK DİNLENDİ
Daha sonra Ender Saraç’ın komşusu avukat Murat Aksu duruşmada tanık olarak dinlendi. Aksu, 25 senedir Ender Saraç’la hem doktor, hasta hem de dostluk ilişkilerinin olduğunu, Benan Saraç ile de dolayısıyla dostluklarının olduğunu ifade ederek Benan Saraç’ın kendisini arayarak elinde kasetler olduğunu ve Ender Saraç’tan boşanmak istediğini söylediğini, bir görüntüyü ısrarı üzerine birkaç saniye izledikten sonra kendisinin dostlukları nedeniyle davayı almasının etik olmayacağını, ancak anlaşmalı boşanma isterse yardımcı olacağını Ender’le görüşeceğini söylediğini anlattı.
DURUŞMA ERTELENDİ
Mahkeme heyeti mazeret sunan Benan Saraç’ın bir defalık mazeretinin kabul edildiği ihtarında bulunarak gelecek celse dinlenmesine, mağdurun uzman eşliğinde ifadesinin alınmasına ve rehber öğretmenlerin tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Benan Saraç’ın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılması talebini reddeden heyet, Aile Bakanlığı avukatının duruşmaya kabulüne karar verdi. Ender Saraç’ın tutuklanması talebini reddeden heyet, duruşmayı erteledi.
“YARGILAMANIN BÜTÜN GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARACAĞINA İNANCIMIZ TAM”
Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, basın mensuplarının soruları üzerine, “Duydunuz müvekkilimin nasıl bir komploya maruz bırakıldığını. Biz yüce Türk adaletinin yargılamasının bütün gerçekleri ortaya çıkaracağına inancımız tam. Müvekkilim gerçekten çok büyük bir iftirayla karşı karşıya bunun bütün delillerini dosyaya sunduk. Kısa sürede yargılamanın sonuçlanmasını bekliyoruz” dedi.
İDDİANAME
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, mağdur çocuk M.S’nin 5 Aralık 2023 günü öğrenim gördüğü okuldaki öğretmenlerine, babasından cinsel istismar gördüğüne dair beyanda bulunduğu, öğretmenlerinin ve okul idaresinin tutmuş olduğu tutanakların polise bildirildiği ve savcılıkça soruşturma başlatıldığı belirtildi. Mağdur çocuğun 7 Aralık 2023 günü Çocuk İzlem Merkezinde (ÇİM) ilk verdiği ifadesinde, istismara uğradığını anlattığı, ancak 13 Aralık 2023’te ÇİM’de ek ifade vererek bu kez babasının annesine ve kendilerine kötü davrandığı için babasına ders vermek amacıyla cinsel istismara maruz kaldığını söylediğini, istismara maruz kalmadığını, şikayetçi olmadığını söylediği iddianamede yer aldı. Benan Saraç’ın da 13 Aralık 2023 tarihinde polise ek ifade verdiği, çocuğu ile yapmış olduğu görüşmede oğlunun babası hakkında yalan beyanda bulunduğunu kendisine bildirdiğini, babasını ailelerinden uzak tutmak için çocuğun babası hakkında cinsel istismar olayını uydurduğunu, bu nedenle şüpheli hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini söylediği belirtildi. İddianamede, mağdur çocuğun ilk aşamada vermiş olduğu ayrıntılı beyanlarının samimi ve gerçeği yansıtır mahiyette olduğuna kanaat getirildiği, olay yargıya taşındıktan ve basında yer aldıktan sonra mağdur çocuğun şikayetten vazgeçmesine itibar edilmediği vurgulandı. Ender Saraç’ın “Çocuğun Cinsel İstismarı” suçundan 12 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istendi. (