Erdoğan, 21 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Sakarya Gaz Sahası’ndaki gaz üretiminde kullanılacak yeni bir doğal gaz gemisi alındığını, söz konusu yüzer gaz işletme platformu gemisinin Türkiye’ye gelmek üzere gelecek hafta yola çıkacağını dile getirdi.
Erdoğan, aynı açıklamada, 300 metre boyunda 58 metre genişliğindeki geminin yaklaşık 2 ay sonra Türkiye’de olacağını müjdeledi. Faaliyete geçtiğinde 5 milyon hane halkına yetecek kadar doğal gazı üretecek bu platformun bir üs gibi Karadeniz’de 15-20 yıl hizmet vermesi planlanıyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da Kasım 2023’te yaptığı açıklamada, filoya denizde konumlanarak üretim yapabilecek yüzer üretim, depolama ve tahliye (FPSO) gemisinin eklenmesinin planlandığını duyurmuştu.
Bayraktar, “Dünyada fazla olmayan ama önümüzdeki süreçte FPSO dediğimiz, platform yerine denizin ortasında lokasyon üzerinde konumlandıracağımız bir gemiyi filomuza katıyoruz.” ifadesini kullanmıştı.
Enerjide bağımsızlık hedefine emin adımlarla ilerleyen Türkiye, kendi karasularında 4 sondaj gemisi ve 2 sismik araştırma gemisiyle çalışmalarını sürdürüyor.
Türkiye’nin denizlerde doğal gaz ve petrol arama çalışmalarına yönelik sismik ve sondaj faaliyetleri için kurduğu enerji filosunda Fatih, Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han sondaj gemileri ile Barbaros Hayrettin Paşa ve MTA Oruç Reis sismik arama gemileri olmak üzere toplam 6 gemi bulunuyor.
SİSMİK GEMİLER
Deniz araştırma, arama ve işletme ruhsat alanlarında sismik veri toplama projeleri sürdüren Türkiye, bu çalışmaları önceleri hizmet alımı şeklinde yürütürken, 2012’nin sonunda Türkiye’nin ilk sismik arama gemisi olarak devreye giren Barbaros Hayreddin Paşa sayesinde ülkede yerli envanter oluşturulmaya başlandı.
31 Aralık 2012’de satın alınan Barbaros Hayreddin Paşa gemisi, denizin 8 kilometre altındaki jeolojik yapıları inceleyebiliyor, iki ve üç boyutlu sismik veri toplayabiliyor. Brüt 4 bin 711 ton ağırlığındaki gemi, yön ve pozisyon tayinini uydu haberleşmesiyle otomatik olarak yapabiliyor. Uzunluğu 84, genişliği 21,6 metre olan gemide bir helikopter pisti bulunuyor.
Barbaros Hayreddin Paşa gemisi şu an Kastamonu açıklarındaki İnebolu Limanı’nda göreve hazır şekilde bekliyor.
Diğer sismik araştırma gemisi MTA Oruç Reis’in inşasına ise 2012’de tamamen yerli imkanlarla başlandı. İleri teknoloji ürünü birçok bilimsel ve teknik ekipmanla donatılan gemi, 2017 yılı ağustos ayı içinde operasyon test, eğitim ve tecrübe faaliyetlerine başladı.
Açık denizlerde iki ve üç boyutlu derin sismik araştırmalar yapabilecek kapasitede modern sevk ve manevra sistemleriyle donatılan MTA Oruç Reis gemisiyle, petrol ve doğal gaz araştırmalarının yanı sıra kara alanlarının deniz altındaki devamlılıklarının izlenmesi bağlamında kıta sahanlığı gibi stratejik öneme sahip bilimsel araştırmalar da etkin bir şekilde icra edilebiliyor.
MTA Oruç Reis ile deniz tabanından itibaren 15 bin metre derinlikteki jeolojik yapılar görüntülenebiliyor. Modern uzaktan kumandalı su altı aracıyla 1500 metre su derinliğindeki deniz tabanı ayrıntılı olarak izlenebiliyor, deniz suyundan ve tabanından numune alınarak ölçüm ve analizler anında yapılabiliyor.
Boyu 87, genişliği 23 metre olan gemide değişik açılarda aktif 35 kamera bulunuyor.
Zonguldak açıklarındaki Filyos Limanı’nda bulunan MTA Oruç Reis Sismik Araştırma Gemisi, destek gemileriyle eylül sonunda Somali’ye gitmeye hazırlanıyor.
SONDAJ GEMİLERİ
Türkiye’nin ilk milli sondaj gemisi olan Fatih, 2017’de Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) envanterine katıldı. Fatih, İstanbul’un fethinin 567. yıl dönümü 29 Mayıs 2020’de Karadeniz’deki ilk milli sondajı gerçekleştirmek üzere Haydarpaşa Limanı’ndan uğurlandı. Fatih, 20 Temmuz 2020’de Zonguldak açıklarındaki ilk olarak Tuna-1 olarak isimlendirilen lokasyonda 3 bin 500 – 4 bin metre derinlik hedefiyle Karadeniz’deki ilk milli derin deniz sondajına başladı.
Güney Kore’de 2011’de inşa edilerek denize indirilen Fatih sondaj gemisi, 6. nesil teknolojiyle çalışmalarını sürdürüyor. Gemi, 229 metre uzunluğunda, 36 metre genişliğinde ve 51 bin 283 groston ağırlığa sahip. Fatih’in 12 bin 200 metre derinlikte ve çok yüksek basınç altında dahi deniz sondajı yapabilme kabiliyeti bulunuyor.
İki kulesinin toplam yük kaldırma kapasitesi 1750 ton olan Fatih, aktif konumlandırma sistemi sayesinde 6 metre yükseklikteki dalga boyunda bile sabit kalarak operasyonlarını sürdürebiliyor.
Fatih’le Karadeniz’de yapılan Türkiye tarihinin en büyük doğal gaz keşfi, aynı zamanda 2020’de denizlerdeki en büyük keşif olarak kayıtlara geçti. Fatih, 23 Mayıs 2024’te Karadeniz’deki Göktepe-2 kuyusunda başladığı sondaj çalışmalarına devam ediyor.
YAVUZ SONDAJ GEMİSİ
Yavuz sondaj gemisi 2011’de yapımının tamamlanmasının ardından Tanzanya, Kenya, Malezya ve Filipinler başta olmak üzere farklı ülkelerde görev aldı. Türkiye’nin ikinci sondaj gemisi Yavuz, TPAO tarafından 2018’de satın alınarak envantere katıldı.
Yaklaşık 230 metre uzunluğa ve 36 metre genişliğe sahip gemi, deniz seviyesinden yaklaşık 103 metre yükseklikte sondaj kulesine sahip. 12 bin 200 metre derinliğe kadar çok yüksek basınç altında dahi sondaj yapabilen gemi, dinamik pozisyonlama sistemiyle 6 metreye ulaşan dalgalarda sondaja devam edebiliyor. Yavuz gemisi çift kuleli tasarımla hem asıl hem yardımcı işlerin yapılabildiği eş zamanlı operasyona imkan sağlıyor.
Dünya genelinde bu konseptteki 16 gemiden biri olma özelliğini taşıyan Yavuz’da spor ve sinema salonu, dinlenme odaları bulunuyor. Gemide tam zamanlı bir doktorun görev aldığı 4 yataklı mini bir hastane de yer alıyor. Elektrik ihtiyacını 42 megavat kapasiteli dizel jeneratörlerden karşılayan Yavuz’un 7,5 milyon litre yakıt kapasitesi bulunuyor.
Yavuz sondaj gemisi, Karadeniz’de doğal gaz arama çalışmalarını sürdürüyor.
KANUNİ SONDAJ GEMİSİ
Türkiye’nin üçüncü sondaj gemisi olan Kanuni, 2020 başında filoya dahil oldu. 2012’de inşa edilen gemi 227 metre uzunluğa ve 42 metre genişliğe sahip. Mart 2020’de Taşucu Limanı’na ulaşan gemi, bakım, güncelleme ve reaktivasyon işlemlerinin ardından 13 Ekim 2020’de Taşucu’ndan ayrıldı.
19 Ekim 2020’de Haydarpaşa Limanı’na ulaşan Kanuni, 13 Kasım 2020’de Haydarpaşa Limanı’ndan Karadeniz’e doğru yola çıktı. Kanuni, Filyos Limanı’ndaki kule montajı, deniz seyir testi, sondaj ekipmanlarının montajı ve kuyu dibi emniyet sistemi bakım işlerinin tamamlanmasının ardından Sakarya Gaz Sahası’ndaki görevine başladı.
Kanuni sondaj gemisi, ilk görevi için 5 Mayıs 2021’de Karadeniz’e açıldı. İlk sondajını Sakarya Gaz Sahası’nda yapan gemi, Türkali-2 kuyusunda derin deniz kuyu testlerini gerçekleştirdi.
Kanuni, Karadeniz’de doğal gaz arama çalışmalarına devam ediyor.
ABDÜLHAMİD HAN SONDAJ GEMİSİ
Abdülhamid Han sondaj gemisi 2022 yılında Türkiye’nin filosuna katılan dördüncü gemi oldu.
TPAO tarafından Kasım 2021’de 180 milyon dolara satın alınan gemi, Güney Koreli Daewoo Shipbuilding & Marine Engineering firması tarafından “Cobalt Explorer” adıyla Okpo Tersanesi’nde inşa edildi. Güney Kore’deki Okpo Limanı’ndan 7 Mart 2022’de yola çıkan gemi, Mayıs 2022’de Mersin’in Taşucu Limanı’na ulaştı. Yedinci nesil üstün teknolojiye sahip 238 metre uzunluğunda ve 42 metre genişliğinde olan geminin kule yüksekliği 104 metre.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 13 Haziran 2022’de geminin adının “Abdülhamid Han” olarak belirlendiğini açıkladı.
Aktif konumlandırma sistemi bulunan 200 mürettebat kapasiteli gemi, kontroller ve boyama çalışması gibi sondaja hazırlık süreci için yaklaşık 2 ay limanda kaldı. 12 bin 200 metre derinlikte sondaj yapabilen gemi, teknik donanımı ve fiziki özellikleriyle filonun “en güçlüsü” olarak görev yapıyor.
Gemi, 9 Ağustos 2022’de limanda düzenlenen uğurlama töreni ile Yörükler-1 Kuyusu’na sondaj için gönderilmiş ve 17 Ağustos 2022’de ilk sondajını gerçekleştirmişti.
]]>Yeni Scudo her iki versiyonunda da yenilenmiş ön yüzü ve yeni ön ızgarası, şirketin ürün ailesiyle özdeşleşen özel ön farları ve yeni Fiat logosuyla satışa sunuluyor. Yeni Scudo, yenilenmiş tasarımı, artırılmış verimliliği, son teknoloji bağlantı özellikleri ve ileri sürüş yardımcılarıyla ticari araç kullanıcılarının hayatlarını kolaylaştırmayı hedefliyor.
Scudo’nun kabini içinde, ön konsoldaki değişiklikler öne çıkıyor. Scudo Van’da 5 inç siyah-beyaz dijital göstergeler ve 5 inç dokunmatik ekran standart olarak yer alırken 10 inç dijital renkli gösterge paneli, 10 inç dokunmatik ekran ve geri görüş kamerası teknoloji paketi ile alınabiliyor.
SCUDO COMBIMIX 6 KIŞILIK TAŞIMA KAPASITESI SUNUYOR
Scudo Combimix, önde 3 ve arkada da 3 koltuk olmak üzere 6 kişilik taşıma kapasitesi sunuyor. Modelde çift sürgülü kapı standart olarak yer alıyor.
Scudo Combimix’te standart olarak 10 inç dijital renkli gösterge paneli,10 inç dokunmatik ekranlı multimedya sistemi ve geri görüş kamerası standart olarak bulunuyor.
Tüm modellerde yeni tasarıma sahip çok fonksiyonlu direksiyon yer alıyor.
SCUDO VAN 1.3 TONA KADAR TAŞIMA KAPASITESI SUNUYOR
5,31 metre uzunluğa, 1,94 metre yüksekliğe ve 1,92 metrelik genişliğe sahip olan Scudo Van ise 12,4 m’lik dönüş çapı ile şehir içinde dar alanlarda da kolay bir kullanım sunmayı hedefliyor. Yeni Scudo’nun sürgülü yan kapısı 935 mm’lik genişliği ile 1 Euro paletin rahatlıkla yüklenebilmesine imkan tanırken ayrıca toplam 3 Euro paletin rahatlıkla yüklenebileceği alan ve 1.3 tona kadar taşıma kapasitesi sunuyor.
Scudo’da ön konsolda yer alan açık ve kapalı saklama alanlarının yanı sıra yolcu koltuğunun alt kısmında da geniş bir alan yer alıyor. Ayrıca Scudo’yu daha kullanışlı hale getiren “Plus Paket” tercih edildiğinde, sınıfının en iyi modülerlik çözümünü sunan “Magic Cargo” (modüler kargo) özellikli ikili koltuk ve koltuk altı saklama alanları yer alıyor.
Uzunluk ve ek hacim sağlaması itibari ile sınıfındaki en akıllı modülerlik çözümü olan Magic Cargo (Modüler Kargo), ara bölmenin sağ alt tarafındaki kapak sayesinde 4 metreye kadar uzun yüklerin ön kabine uzatılmasını sağlıyor ve bu alan ek 0.5 metreküp hacim sağlayabiliyor. Böylelikle Magic Cargo toplam 6.6 metreküplük hacim sunuyor.
Yenilenen Scudo modelinde yüksek verimliliğe sahip 2.0 litre dizel ve yüzde 100 elektrikli motor seçenekleri yer alıyor. 6 ileri manuel şanzıman ile eşleştirilen 2.0 litrelik dizel motor, 145 HP motor gücü ve 340 Nm (Newton-Metre) torkuyla yüksek taşıma kapasitesini destekliyor.
Scudo dizel motor WLTP (Dünya Çapında Uyumlaştırılmış Hafif Taşıtlar Test Prosedürü) ölçümlerine göre birleşik 6.9 lt/100 km ile düşük tüketim değerine sahip. Elektrikli E-Scudo ise, 75 kWh (Kilowatt saat) batarya kapasitesi ile 100 HP güç ve 360 kilometreye varan menzil sağlıyor.
Yeni Scudo, tüm yolculuklarda en üst düzeyde konfor ve güvenlik sağlamayı amaçlayan standart “Gelişmiş Sürücü Destek Sistemleri” ile donatıldı. Bu özellikler arasında “Çarpışma Uyarısı” ve “Acil Durum Fren Sistemi (AEBS)”, “Trafik İşareti Tanıma”, “Yorgunluk Uyarı Sistemi”, “Şerit Takip Sistemi ve Akıllı Hız Asistanı” bulunuyor.
FIAT ULYSSE 1 MILYON 586 BIN 900 LIRADAN BAŞLAYAN FIYATLARLA SATIŞA SUNULUYOR
Maksimum konfor için en yeni teknolojilerin kullanıldığı Fiat Ulysse’de güncellenen kabin tüm yolcular ve kullanıcıları için lüks bir deneyim sunuyor. 10 inç’lik dijital renkli gösterge paneli sürücünün her yol koşulunda verileri rahatça okumasını sağlıyor. Yeni 10 inç dokunmatik multimedya ekranı ise, sezgisel kullanımıyla müşteri dostu bir deneyimi mümkün kılarken en yeni bağlantı özellikleriyle akıllı telefonların ekrana yansıtılması sağlanıyor.
Lounge ve Konfor olmak üzere iki donanım seviyesine sahip Ulysse’de 3+3+3 koltuk düzeniyle birlikte araç içerisinde yüksek konforlu ve geniş bir yaşam alanı sunuluyor. Otomatik açılan elektrikli ve sürgülü yan kapılar kolay kullanımı sağlıyor. Ulysse, 980 litrelik bagaj hacmi ile tüm yolculukların ihtiyaçlarını karşılıyor.
Yeni Ulysse, 8 ileri tam otomatik şanzıman ile kombinlenen verimli “2.0 Multijet3 dizel motor” ile sunuluyor. 177 HP güç ve 400 Nm tork üreten motor (WLTP) normlarına göre birleşik 6,8-7,8 lt/100 km. yakıt tüketim değerlerine sahip.
Yeni Scudo Van 1 milyon 132 bin 900 liradan, ve Ulysse 1 milyon 586 bin 900 liradan başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.
Temmuza özel olarak, Scudo modellerinde, 800 bin lira 12 ay ve yüzde 2,99 faiz oranlı ,Ulysse modellerinde ise 300 bin lira 12 ay yüzde 2,99 faiz oranlı kredi imkanı ve nakit alımlarda 50 bin lira fiyat avantajı bulunuyor.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, FSM Köprüsü’nün hizmete alınmasının yıl dönümü dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, köprünün, İstanbul’un ulaşımına 36 yıldır önemli katkılar sağladığına işaret etti.
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün sadece trafiği rahatlatmakla kalmadığını dile getiren Uraloğlu, projenin, kentin ekonomisine ve çevre kirliliğinin önlenmesine de önemli bir katkı sunduğunu anlattı.

Uraloğlu, köprüden bugüne kadar 2,1 milyar aracın geçtiğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“FSM Köprüsü’nden günlük ortalama 230 bin araç geçiyor. Dünyanın en güzel şehirlerinden İstanbul’un iki yakasını birbirine bağlayan FSM ve 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne ek olarak Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Avrasya Tüneli gibi mega projeler hayata geçirdik. Alternatif ulaşım koridorlarıyla mesafeleri kısaltırken, vatandaşlarımızın vakitten ve yakıttan tasarruf etmelerini sağladık, karbon salımını azaltarak çevre kirliliğinin önüne geçtik. Hızlı, güvenli ve konforlu ulaşım imkanı sağlayan projelerimizin bakım çalışmalarını ihtiyaçlar dahilinde 7 gün, 24 saat esaslı sürdürüyoruz.”
İSTANBUL İÇİN HAYAL EDİLEN KÖPRÜLERİN İLKİNİN TEMELİ 1973’TE ATILDI
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, tarihi, siyasi, ticari ve kültürel değerini yüzyıllardır koruyan İstanbul, 15 milyon 655 bin 924 kişilik nüfusuyla Türkiye’nin yüzde 18,34’üne ev sahipliği yapıyor.
Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık yarısını gerçekleştiren İstanbul, ülke genelinde toplanan 100 liralık verginin 45 lirasını ödüyor. Sanayi işletmelerinin yaklaşık 3’te birinin bulunduğu İstanbul, Türkiye’de yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği kentler arasında ilk sırada yer alıyor.

Dünyanın sayılı şehirleri arasında bulunan İstanbul, binlerce yıla dayanan tarihiyle de öne çıkıyor.
Türkiye’nin en kalabalık ili olma özelliği taşıyan ve 2023 nüfusuyla 131 ülkeyi geride bırakan megakentte ulaşım tarihin her döneminde öne çıktı.
Geçmişten bu yana birçok medeniyete ev sahipliği yapan kentin iki yakasını bir araya getirme fikri milattan önceye kadar uzanırken, 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra hızlı bir kentleşme sürecine girilmesiyle köprü ihtiyacı da arttı.

Bu kapsamda yerleşim yerlerinin büyümesi, göç dalgaları ve trafiğin artmasıyla İstanbul Boğazı için hep bir hayal olan köprülerin yapılması için ilk adımlar atıldı ve 30 Ekim 1973’te Boğaziçi Köprüsü açıldı.
Asya ve Avrupa arasındaki ilk sabit bağlantı olma özelliğini taşıyan Boğaziçi Köprüsü’nün hizmete açılması sonrasında gerek Türkiye’nin ekonomik koşulları gerekse İstanbul çevresindeki hızlı gelişme ve nüfus artışına bağlı olarak günlük ortalama araç trafiği beklentilerin üzerinde hızlı bir artış kaydetti.
Köprü ilk yılında günde ortalama 32 bin 520 araca hizmet verirken, bu sayı 14. hizmet yılında günlük ortalama 130 bin seviyelerine yükseldi. Köprüdeki bu yoğunluk hizmet kalitesini düşürürken, kentte ikinci bir köprünün varlığını zaruri hale getirdi. Böylece Fransa İmparatoru Napolyon Bonapart’ın “Dünya bir ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu” sözleriyle ifade ettiği megakentte ikinci bir köprü için 1985’te harekete geçildi.
TEMELİ İSTANBUL’UN FETHİNİN YIL DÖNÜMÜNDE ATILDI
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün temeli İstanbul adına çok anlamlı olan ve kentin fethedildiği günün yıl dönümüne denk gelen 29 Mayıs 1985’te atıldı. Yapım çalışmalarına 4 Aralık 1985’te başlanan köprünün ilk tabliyesi 17 Eylül 1987’de yerine yerleştirilirken, tabliyelerin montajı 4 Şubat 1988’de tamamlandı.
Yapımı için 1100 iş günü öngörülen köprü, taahhüt edilenden 192 gün önce, 29 Mayıs 1988’de tamamlandı ve 3 Temmuz 1988’de hizmete açıldı.
FSM Köprüsü, Boğaziçi Köprüsü’nden 5 kilometre kuzeyde, Boğaz’ın Rumeli yakasında, Hisarüstü ile Anadolu Yakası’nda Kavacık mevkileri arasında yer alıyor.
Yapımının ardından İstanbul’un trafik yükünü hafifleten köprü, kentin modernleşmesine önemli bir katkı sunuyor.
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, halihazırda kentin iki yakasını birbirine bağlayan 4 farklı kara yolu (Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Avrasya Tüneli ve 15 Temmuz Şehirler Köprüsü) alternatifi arasında en çok kullanılan ulaşım projesi olarak öne çıkıyor.
DENİZDEN 64 METRE YÜKSEKLİKTE
Kule ayakları arasındaki orta açıklığı 1090 metre olan köprünün kule temelleri Boğaz’ın iki yakasındaki yamaçlara yerleştirildi, kuleler ise hemen hemen tabliye mesnet seviyesinden başladı.
Köprünün düşey gabarisi denizcilik standartlarına uygun olarak 64 metre olarak belirlenirken, köprü kule temelleri ve ankraj blokları, Avrupa ve Anadolu Yakası’nda devoniyen sistemine ait kireç taşı ve yumrulu kireç taşı formasyonu üzerine inşa edildi.
Yapının iki ucunda, taşıyıcı ana kablolardan gelen çekme yüklerini kaya zemine aktaran planda ise 50×60 metre boyutunda ve 35 metre kadar derinlikte masif betonarme birer ankraj bloku yer alıyor. Ankraj bloklarının içinde kabloların tespit edildiği birer oda yer alıyor.
Toplam genişliği 39,4 metre, tabliye sayısı 62, orta açıklığı 1090 metre, denizden yüksekliği 64 metre, kule yüksekliği 107,1 metre olan köprünün kulelerinin ağırlığı 7 bin tonu buluyor.
Kastamonu 15. Bölge Müdürlüğü yol ağı bu alanda en fazla ikinci çelik tel ağı uygulanan bölge oldu.” ifadelerini kullandı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) tarafından kaya düşmesi riski bulunan dik ve sarp yamaçlardaki yollarda yürütülen çelik ağ uygulamaları hakkında açıklamalarda bulundu.

Karayollarında kaya düşme riski bulunan dağlar ve sarp yamaçlarda uyguladıkları çelik grid ağ uygulaması ile riskleri en aza indirdiklerini belirten Bakan Uraloğlu, “Türkiye’nin dört bir yanında kuzey, güney, doğu, batı, dağ, bayır demeden çalışıyoruz. Otoyollar, köprüler, tüneller, viyadüklerin yanında farklı coğrafyalarımızdaki dik ve sarp yamaçlarda bulunan yollarımızda emniyetli geçişi sağlamak ve vatandaşlarımızı korumak için yamaçları ve taşları çelik grid ağlarla ile örüyoruz.” dedi.

“4 MİLYON 596 BİN 980 METREKARE ÇELİK AĞ UYGULAMASI YAPILDI”
Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki yol ağında ülke genelinde toplamda 4 milyon 596 bin 980 metrekare çelik ağ uygulaması yapıldığının altını çizen Uraloğlu, bu sayının yaklaşık 640 futbol sahası büyüklüğüne denk olduğunu söyledi. Bakan Uraloğlu, “Çelik grid ağ ile Türkiye’nin yol güvenliğini sağlıyoruz. Bu kapsamda İstanbul 1. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki; Sakarya-Mekece Devlet Yolu’nda 4 bin 200 metre uzunluğunda 30 bin metrekare, İzmir 2. Bölge Müdürlüğü ağındaki Denizli, Uşak, Muğla, İzmir, Manisa illerinde toplamda 260 bin metrekare çelik ağ yapımı tamamlandı. 2024 yılı sonuna kadar da yaklaşık 30 bin metrekare çelik ağ sermeyi planlıyoruz.” dedi.
Konya 3. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki; Konya-Beyşehir ve Konya-Hadim-Taşkent yollarında toplam 65 bin metre kare çelik ağ uygulaması bulunduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, Ankara 4. Bölge Müdürlüğüne bağlı yol ağında da;toplamda 36 bin 730 metre çelik ağ uygulaması bulunduğunu ifade etti.
Uraloğlu, “Düzce-Gölyaka İl Yolu’nda 11 bin metre kare, Bolu Dokurcun-Mudurnu Devlet Yolu’nda 4 bin 630 metre kare, Mudurnu-Nallıhan Devlet Yolu’nda 5 bin 200 metre kare, Göynük-Nallıhan Devlet Yolu’nda 10 bin 800 metre kare, Ankara-Kırıkkale Devlet Yolu’nda 600 metre kare, Ankara Nallıhan-Beypazarı Yolu’nda 750 metre kare, Çubuk-Şabanözü İl Yolu’nda 3 bin 750 metre kare çelik ağ uygulaması yapılmıştır.” şeklinde konuştu.
Bakan Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğü’ne bağlı diğer bölge müdürlüklerinin yol ağında bulunan çelik ağ uygulamaları ile ilgili olarak şu bilgileri verdi:
“Mersin 5. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki; Anamur -Aydıncık Devlet Yolu, Aydıncık – Silifke Devlet Yolu, Silifke – Kızkalesi Devlet Yolu, Ermenek – Mut Devlet Yolu, Silifke – Gülnar İl Yolu, Tarsus – Çamlıyayla İl Yolu, Hatay İskenderun – Topboğazı Devlet Yolu ve Kahramanmaraş Elbistan – Nurhak İl Yolu’nda toplam 48 bin 200 metre kare çelik ağ uygulaması yapılmıştır.
Kayseri 6. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki;
Niğde ilinde Ulukışla – Pozantı Devlet Yolu’nda 26 bin metre kare çelik ağ uygulaması gerçekleştirilmiştir.
Samsun 7. Bölge Müdürlüğü’ne bağlı yol ağındaki;
Amasya Çevre Yolu’nda 30 bin metre kare, Amasya – Taşova Yolu’nda 20 bin metre kare, Çorum – Sungurlu Yolu’nda 20 bin metre kare, Çorum – Merzifon Yolu’nda 5 bin metre kare, Oğuzlar İl Yolu’nda 55 bin metre kare, Merzifon – Osmancık – Tosya Yolu’nda 30 bin metre kare, Ordu Topçam – Mesudiye Yolu’nda 240 bin metre kare, Bolaman – Perşembe Yolu’nda 10 bin metre kare, Aybastı İl Yolu’nda 8 bin metre kare, Samsun Vezirköprü – Durağan Yolu’nda 15 bin metre kare, Tokat Çevre Yolu’nda 20 bin metre kare olmak üzere toplamda 453 Bin metre kare çelik ağ uygulaması tamamlanmıştır.
Elazığ 8. Bölge Müdürlüğü yol ağında;
Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli illerinde 2020-2023 yılları arasında 282 bin metrekare,
Diyarbakır 9. Bölge yol ağında yer alan; Birecik-Suruç Devlet Yolu’nda bin 800 metre kare, Suruç-Şanlıurfa Devlet Yolu’nda 50 bin metre kare çelik ağ uygulaması yapılmıştır.
Trabzon 10. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki;
Trabzon, Rize, Artvin, Gümüşhane, Giresun ve Bayburt illerinde yaklaşık 15 yıllık süreçte toplam 587 bin metre kare çelik tel ağ ve 693 bin metre kare halka ağ yapımı tamamlanmıştır. 2024 yılı sonuna kadar da yaklaşık 20 bin metre kare daha ağ serilmesi planlanmaktadır.
Erzurum 12. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki;
Erzurum ilinde 360 bin metre kare, Ağrı ilinde 50 bin metrekare olmak üzere toplamda 410 bin metrekare çelik ağ uygulaması gerçekleştirilmiştir.
Antalya 13. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki;
Antalya, Isparta, Burdur illeri ve Fethiye ilçesinde 15 yılda toplam 450 bin metre kare çelik ağ uygulaması yapılmıştır.
Bursa 14. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki;
Bozüyük-Bilecik-Mekece, Balıkesir-Edremit, Bozüyük-Kütahya, Bursa-Orhaneli, Bilecik-Osmaneli, İnegöl-Bozüyük yollarında da 290 bin metre kare çelik ağ uygulaması tamamlanmıştır.
Kastamonu 15. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki;
İnebolu-Kastamonu Devlet Yolu, Yenice-Karabük Yolu, Cide-Şenpazar Yolu, Devrek-Mengen Yolu, Ereğli-Zonguldak Yolu, Bartın-Abdipaşa Yolu, Kurşunlu-Korgun Yolu, Çerkeş-Kurşunlu-Ilgaz Yolu ve Çankırı-Şabanözü Yolu’nda toplam 764 bin 250 metre çelik ağ uygulaması gerçekleştirilmiştir.
Sivas 16. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki;
Sivas’ta 40 bin metre kare, Erzincan’da 25 bin metre kare çelik ağ uygulaması yer alırken, 2024 ve 2025 yıllarında bu bölgedeki çeşitli yollarda toplam 50 bin metre kare daha çelik ağ yapılması planlanmaktadır.
Kars 18. Bölge Müdürlüğü’ndeki yol ağında yer alan;
Kağızman’da toplam 85 bin metre kare çelik ağ yapımı tamamlanmıştır. 2024 yılı sonuna kadar da yaklaşık 10 bin metre kare daha çelik ağ yapımı planlanmaktadır.”
Böyle bir evin çocukluk hayali olduğunu anlatan 38 yaşındaki Çelik, arkadaşının tavsiyesi ile 12 metrelik 30 ton yük taşıma kapasitesine sahip demir direk satın aldığını belirtti.
Maceracı bir karaktere sahip olduğunu anlatan Çelik, “Severim çocukluğumdan beri böyle yapıları. İlk başta ihtimal vermiyordum ama hayal gücümü kullanınca her şey yerli yerine oturdu ve evi yapmaya başladım.” dedi.
“YOLLAR KÖTÜ, VİNCİN GİDİP GELMESİ ZOR OLDUĞU İÇİN SÜREÇ UZUN SÜRDÜ”
Çelik, tasarladığı evi, direğin üstüne 14 çelik bariyer kullanarak vidaladığını kaydederek, “Zeminde taban alanı oluşturduktan sonra, direği vinç yardımıyla kaldırarak çelik vidalarla yere sabitledik. Çok uğraştık uzun zaman aldı. Birkaç kez denemek zorunda kaldık. Vinç bazı denemelerimizde sabitlediğimiz yerinden kalktı. Yollar kötü, vincin gidip gelmesi zor olduğu için süreç uzun sürdü.” diye konuştu.
Yaklaşık 3 yıl önce evin inşası sırasında devrilen vincin çarpması sonucu kafatası ve omuriliğinde çatlak oluştuğunu dile getiren Çelik, uzun süren tedavisinin ardından omuriliğinde 4 platin olmasına rağmen tekrar çalışmaya başladığını aktardı.
Çelik, uzun uğraşlar sonucu girişi yerden 12, çatısı 20 metre yüksekte 70 metrekarelik bungalov evi tamamladığına değinerek, “Ev 2+1 ve 70 metrekare. Birinci katı salon, mutfak ve balkondan, ikinci katı ise banyo, tuvalet ile biri çocuk odası olmak üzere 2 odadan oluşuyor.” ifadelerini kullandı.
“EN BÜYÜK HAYALİMDİ”
Hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığın vurgulayan Çelik, “Böyle bir şeyi başarmak en büyük hayalimdi. Bunu başarmış olmak huzur veriyor. Hayalim bu manzaraya bakmaktı. O kadar sıkıntı ve stresi bundan dolayı çektik. Buna ulaşmak güzel bir duygu, tarifi yok.” dedi.
Evde halen çalışmaların sürdüğünü belirten Çelik, yağmurlu havada da kullanabilmek için balkonun üstünü kapatmayı düşündüğünü söyledi.

İlginç evlerle ilgili internette araştırma yaptığını anlatan Çelik, “12 metre tek direk üzerine böyle bir yapı yok. Onun vermiş olduğu bir huzur var. Olmayan bir şeyi başarmış oldum.” diye konuştu.
Çelik, evi yaparken kimsenin kendisini cesaretlendirmediğini ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu:
“İki sene önce büyük rüzgarlar oldu, hasar almayınca güven vermeye başladı. Burada komşuların çatıları uçtu, benim eve hiçbir şey olmadı. Rüzgar olduğu zaman direk eve geliyorum, verdiği tepki ve etkiyi izliyorum. Her hangi bir hasar olmadı.”
“TURİZM AÇISINDAN İLGİ ÇEKİCİ OLUYOR”
Arkadaş ziyareti sırasında direk üzerindeki evi gördüğünü dile getien Orhan Alptekin de “Çok ilginç, tek direk üzerine yapılmış. Yapana teşekkür ediyoruz. İlginç yapılar, turizm açısından da ilgi çekici oluyor. Doğa ile iç içe.” dedi.
İshak Güngör de direği görünce baz istasyonu yapılacağını düşündüklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Ev yapılacağını sonradan öğrendik ama ortaya neler çıkacağını bilmiyorduk. Bütün aşamalarını tek tek izledik. Sonuçta böyle bir şaheser ortaya çıktı. Büyük bir mühendislik gerektiren çalışma. Yüksekte, rüzgar, kar var. Oturduğumuz yerde rüzgar olmasına rağmen sallantı yok. Keyfi paha biçilemez.”
“KARADENİZLİYE ‘İMKANSIZ’ DE SONRA OTUR İZLE”
Cem Sultan Karabulut da evin yapımını yakından takip ettiğini anlatarak, “Karadenizliye, Rizeliye ‘imkansız’ de sonra otur izle. Cihat kardeşim imkansızı söyledi, oturduk izledik. Temelinden son vidasını çakana kadar gözlemledik. İstanbul’dan her gelişimde köydeki evden önce buraya geliyorum. Buranın havasını aldıktan sonra evime geçiyorum.” şeklinde konuştu.
Çelik’in evin yapımı sırasında ağır bir kaza geçirdiğini vurgulayan Karabulut, şöyle devam etti:
“Çok zor bir süreç geçirdi. Allah bize bağışladı. Hastane süreci de zor geçti ama Karadeniz’in klasik lafıdır, ‘umudumuzun bittiği yerde inadımız başlar.’ O inadı devreye girdi, sağlığına kavuştuktan sonra projeyi bitirdi. ‘Yapamaz, edemez, olmaz.’ diyenleri haksız çıkardı. ‘Yapamazsın’ diyenler, balkonda çay içebilmek için Cihat’a rezervasyon yaptırıyor.
Bakan Uraloğlu, Yeni Zigana Tüneli’nden 1 yılda 1 milyon 770 bin aracın geçtiğini belirterek, “Tünel sayesinde güzergah 8 kilometre kısaldı. Seyahat süresi de otomobiller için 10 dakika, ağır tonajlı araçlar için 60 dakika olmak üzere ortalama 20 dakika azaldı.” diye konuştu.
Yapılan çalışmalar sonrasında eğimin yüzde 7,7’den yüzde 3,3’e düşürülerek yolun geometrisinin iyileştirildiğini belirten Uraloğlu, “Trabzon-Gümüşhane hattındaki keskin virajlar ve rampalarla birlikte dik yamaçlardan taş düşmesi gibi problemlerin de ortadan kaldırıldı” dedi.

“SEYAHAT SÜRELERİ AZALDI”
Trabzon’u Gümüşhane üzerinden Bayburt ve Erzurum’a bağlayan Yeni Zigana Tüneli’nden 1 yılda 1 milyon 770 bin araç geçtiğinin altını çizen Bakan Uraloğlu, “Zigana Dağı’nın eteğinde 14,5 kilometrelik uzunluğuyla dünyanın üçüncü, Avrupa ve Türkiye’nin en uzun çift tüplü kara yolu tüneli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla 3 Mayıs 2023’te ulaşıma açıldı. Tünel sayesinde 8 kilometre kısalan güzergahta seyahat süresi düştü. Seyahat süresi otomobiller için 10 dakika, ağır tonajlı araçlar için 60 dakika olmak üzere ortalama 20 dakika azaldı.” dedi.

“GÜVENLİ VE KONFORLU ULAŞIM İMKANI SAĞLADI”
Uluslararası Yol Federasyonu 2023 Global Başarı Ödülleri kapsamında “yapım metodolojisi” kategorisinde en iyi proje ödülüne layık görülen tünelin, mevcut Trabzon-Gümüşhane hattındaki keskin viraj ve rampaların yanı sıra dik yamaçlardan taş düşmesi gibi problemleri de ortadan kaldırarak sürücülere daha güvenli ve konforlu ulaşım imkanı sağladığını vurgulayan Uraloğlu, “Yeni Zigana Tüneli’nin, Doğu Karadeniz’in en önemli merkezi konumundaki Trabzon’u Gümüşhane üzerinden Bayburt, Aşkale ve Erzurum’a bağlayan güzergahta inşa edildi.” şeklinde konuştu.

“TÜNELİN UZUNLUĞU 15.1 KİLOMETREYE ULAŞTI”
Tünelin, Trabzon-Aşkale Yolu’nun 44’üncü kilometresindeki Maçka-Başarköy mevkisinde 1015 metre kotunda başladığını belirten Uraloğlu, “1264 metre kotuna yüzde 3,30 eğim ile tırmanmakta, yüzde 0,85 eğimle inerek, 67’nci kilometrede yer alan Köstere-Gümüşhane Yolu’na 1212 metre kotunda köprülü kavşak ile bağlanmaktadır.” dedi. Uraloğlu, 14,5 kilometre uzunluğunda çift tüpten oluşan tünelin uzunluğunun bağlantı yollarıyla 15,1 kilometreye ulaştığını söyledi. Zigana Tüneli havalandırma sistemleri, kara yolu tünellerinde Türkiye’de ilk defa yapılan dikey şaft yapıları ile teşkil edildiğini belirten Uraloğlu, “Proje kapsamında her bir istasyonda 1 adet temiz, 1 adet kirli hava olmak üzere 2 istasyonda toplam 4 adet havalandırma şaft yapısı bulunmaktadır.” açıklamasında bulundu.

“MEVCUT GÜZERGAHTAKİ 90 VİRAJ ORTADAN KALDIRILDI”
Yeni Zigana Tüneli’nin inşasıyla 12 metre genişliğindeki mevcut devlet yolunun 4 şeritli bölünmüş yol haline getirildiğine dikkati çeken Uraloğlu, Projenin tamamlanarak hizmete açılmasıyla, Zigana’nın zirvesinde 2 bin 10 metre olan ve birinci tünelde 1825 metreye indirilen kot’un, 600 metre daha aşağı çekilerek 1212 metreye indiğinin altını çizdi. Yapılan çalışmalar ile mevcut güzergahtaki 90 virajın da ortadan kaldırıldığını anımsatan Uraloğlu, “Eğim yüzde 7,7’den yüzde 3,3’e düşürülerek yolun geometrisi iyileştirilmiştir. Güzergah 8 kilometre kısaltılmış, seyahat süresi otomobiller için 10 dakika, ağır tonajlı araçlar için 60 dakika olmak üzere ortalama 20 dakika azaltılmıştır. Kış şartlarında kesintiye uğrayan trafiğin kesintisiz ve konforlu akışı tesis edilmiştir. Zigana Tüneli sayesinde yılda zamandan 152 milyon lira, akaryakıttan da 210 milyon lira olmak üzere 362 milyon lira tasarruf sağladık. Karbon salınımını da yıllık 15 bin ton azalttık.” şeklinde konuştu.

“YERLİ VE MİLLİ KAYNAKLAR KULLANILDI”
Zigana Tüneli ve bağlantı yollarının yapım, tasarım ve kontrolünde yüzde yüz yerli ve milli kaynaklar kullanıldığının altını çizen Uraloğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Proje Türk mühendisleri ve işçileri tarafından inşa edilmiştir. Zigana Tüneli, ülkemizin ve Avrupa’nın en uzun çift tüplü kara yolu tünelidir. Zigana Tüneli’nden hizmete sunulduğu 3 Mayıs 2023’ten bugüne kadar 1 milyon 770 bin araç geçiş yaptı.” diye konuştu. Trabzon-Gümüşhane hattındaki keskin virajlar ve rampalarla birlikte dik yamaçlardan taş düşmesi gibi problemlerin de ortadan kaldırıldığını anlatan Uraloğlu, “Trafiğin Karadeniz sahil kesimindeki yerleşkelere, limana, turizm ve sanayi merkezlerine sorunsuz akışı sağlandı, yurt içi kara yolu ulaşımı ile uluslararası ticaretin daha hızlı ve güvenilir yapılmasına katkıda bulunuldu.”
]]>
‘TÜNEL UZUNLUĞU 3 BİN 115 METREYE ÇIKTI’
Çalışmaların 1’inci etabı kapsamında, Ankara yönünde tünel girişinin çelik konstrüksiyon, her biri 7 milimetre kalınlığında olan çift plakalı koruge çelik yapı olarak ve 370 ton çelik kullanılarak 90 metre uzatıldığını aktaran Bakan Uraloğlu, “Böylelikle tünelin toplam uzunluğunu 3 bin 25 metreden 3 bin 115 metreye çıkardık. Yapılan bu çalışmayla söz konusu kesimde meydana gelebilecek bir heyelanın trafik güvenliği açısından tehlike oluşturmamasını hedefledik” ifadelerini kullandı.
Uraloğlu, 3 viyadükte depreme karşı özel tasarlanmış sigorta kutulu 5 adet çelik genleşme derzi değişimi yapıldığını kaydederek, trafiğe kapatılan kesimde ağır yük şeridindeki tekerlek izi oturmalarının giderilmesi amacıyla 3,2 kilometre üstyapı onarım çalışması, 3 kilometrelik kesimde de refüjdeki beton bariyerlerin yenilenerek 7 Kasım 2023’te otoyolun trafiğe açıldığını anlattı.

‘2’NCİ ETAP ÇALIŞMALAR TEMMUZ’DA BAŞLIYOR’
Bakan Uraloğlu, çalışmaların 2’nci etabı kapsamında, Bolu Dağı geçişinin Kaynaşlı-Abant kavşakları arasında kalan ve Bolu Dağı Tüneli’ni de kapsayan 23 kilometrelik kesimin İstanbul istikametinin temmuz ayında trafiğe kapatılarak çalışmalara başlanacağını aktardı. D-100 üzerindeki heyelan çalışmalarına bağlı olarak tarihin değişkenlik gösterebileceğini ifade eden Bakan Uraloğlu, söz konusu istikamette trafiğin Abant kavşağından D-100 devlet yoluna aktarılacağını bildirdi. Bakan Uraloğlu, sürücülerin otoyola Kaynaşlı kavşağından tekrar katılabileceklerini bildirerek, tünel portalının İstanbul yönü tünel çıkışının, çelik konstrüksiyon her biri 7 milimetre kalınlığında olan çift plakalı koruge çelik yapı olarak ve 300 ton çelik kullanılarak 67 metre uzatılacağının da bilgisini paylaştı.
‘ÇALIŞMALARIN 50 GÜN SÜRMESİ PLANLANMAKTA’
Bakan Uraloğlu, ayrıca “Her iki tüp üzerine mühendislik dolgusu yapılarak çalışmalar tamamlanacaktır. Yapılacak bu çalışmayla söz konusu kesimde meydana gelebilecek bir heyelanın trafik güvenliği açısından tehlike oluşturmamasını hedefledik. Viyadük-1 ve Viyadük-4’te depreme karşı özel tasarlanmış sigorta kutulu 4 adet çelik genleşme derzi değişimi yapacağız. Ayrıca, trafiğe kapatılan kesimde refüjdeki beton bariyerler yenilenecek. Ankara ve İstanbul arasında ulaşımı sağlayan bu önemli güzergahı bakanlık olarak ihtiyaçlar ve talepler doğrultusunda güçlendiriyor ve yeniliyoruz. Söz konusu çalışmaların yaklaşık 50 gün sürmesi planlanmakta olup otoyol trafiğe açıldıktan sonra mühendislik dolgusu ve gabion yapısının tamamlanması için şerit daraltmaları olabilecektir” açıklamasında bulundu.
2019’da Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencileri tarafından kurulan Creatiny Roket Takımı, okul atölyesinde geliştirdikleri roketlerle hem yurt içinde hem de uluslararası arenada yarışmalara katıldı.
TEKNOFEST’TE 2 KEZ DERECEYE GİRDİLER
33 kişilik ekip, farklı mühendislik disiplinlerinden öğrencilerden oluşuyor ve TEKNOFEST gibi önemli etkinliklerde önemli başarılar elde etti. 2022’de yüksek irtifa roket kategorisinde ikincilik, 2023’te ise orta irtifa roket kategorisinde üçüncülük kazandılar.

ABD’DEKİ TURNUVADA ŞAMPIYONLUK HEDEFLIYORLAR
Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Başkan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Serdar Özkaya’nın danışmanlığında, ekip yeni ödüller için çalışmalarını sürdürüyor. “FIRTINA-N” adını verdikleri roketleriyle, ABD’de 17-22 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek Spaceport America Cup’ta birincilik hedefliyorlar.
YARIŞMALARDA EKSİKLERİNİ ÇÖZÜP ŞİRKETLEŞMEK İSTİYORLAR
Takım kaptanı Muhammed Efecan Baş, orta ve yüksek irtifada Türkiye dereceleri elde ettiklerini söyledi.
Yurt dışındaki yarışmalarda da Türkiye’yi temsil ettiklerini belirten Baş,
Bu yıl içerisinde de Spaceport America Cup yarışmasına katılacağız inşallah. Amacımız TEKNOFEST, Spaceport America Cup gibi yarışmalara katılmak, yarışmalar sonrasında gördüğümüz eksiklere çözüm üretip gelecekte şirketleşmek. dedi.

YAKITI ATÖLYELERİNDE ÜRETİYORLAR
Baş, tasarladıkları roketin tamamının kendi üretimleri olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
Yakıtı atölyemizde üretiyoruz. Yakıtın birçok tipi var, bunlardan en basiti şekerden yapılan yakıt. Bunun dışında daha kuvvetli ve tehlikeli olan bazı yakıtlar da var. Bunların üretimine de başladık ama en temel olan şeker yakıtı; yerden 50-100 metreye uçurabilecek etkiye ulaşabiliyorsun. Yaptığımız roketin bütün malzemelerini de kendimiz üretiyoruz.
Trabzon genelinde de roket yarışmaları düzenlemeyi planladıklarını belirten Baş, bu sayede roket ve havacılık işlerine hevesli gençleri takımlarına katmak istediklerini söyledi.

“3 BİN METRE İRTİFAYA ULAŞIYOR”
Bu sene katıldığı takımda tasarım ve analiz görevini yürüten Onurcan Işık ise tasarladıkları roketin üç bölümden oluştuğunu ifade ederek, şunları söyledi:
Burun konisi, üst gövde ve motor gövdesinden oluşuyor. Üst ve motor gövdesini cam elyaftan, burun konisini de karbon fiberden yapıyoruz, en çok basıncı bu bölge yediği için daha sağlam olması gerekiyor.
Işık, “FIRTINA-N” adlı roketin 6 metrelik rampası olduğunu kaydederek, şu bilgileri paylaştı:
Bu rampadan çıkış hızı yaklaşık 100 kilometre ve maksimum ulaştığı hız ise 900 ila bin kilometre/saat arasında değişiyor. Yaklaşık 25 saniyede tepe noktasına, 3 bin metre irtifaya ulaşıyor ve buraya ulaştıktan sonra 1,5 metre çapında burun konisinden bir paraşüt çıkıyor. İlk ayrılma burada gerçekleşiyor. Sonrasında 550 metre irtifaya geldiğinde, gövdeler arasında ikinci ayrılma gerçekleşiyor. Buradaki paraşütün çapı da 3 metre, 4 dakika içinde saatte 8 kilometre hızla yere güvenli iniş yapıyor.
İSTANBUL’DA VATANDAŞLARIMIZI AKILLI ULAŞIM ÇÖZÜMLERİNE YÖNLENDİRECEK ÇALIŞMALAR YAPIYORUZ
Uraloğlu, İstanbul’u, Avrupa’nın ve dünyanın en gelişmiş ulaşım altyapısına sahip şehirleri arasında zirveye taşımak için dünyanın en özgün ve saygın kent içi raylı sistem projelerini bir bir hayata geçirdiklerini belirterek, “İstanbul’u bir baştan diğer başa modern raylı sistem ağlarıyla donatıyoruz. Bu projemiz sadece bir raylı sistem işi değil, aynı zamanda yaya odaklı yeni nesil bir ulaşım projesidir. İstanbul’da kentsel hareketliliği teşvik edecek, insanımızı aktif hareketliliğe, toplu taşıma ve diğer temiz, akıllı ulaşım çözümlerine yönlendirecek çalışmalara büyük önem veriyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bakanlık olarak öncülük edilen tüm proje ve yatırımların çevre hassasiyetiyle yapıldığını kaydeden Uraloğlu, “Bütünsel kalkınma esaslı vizyonumuz, Avrupa Yeşil Mutabakatı, Paris İklim Anlaşması ve Avrupa İklim Yasası gibi AB’nin temel yaklaşımlarıyla da birçok ortak paydaya sahip. Kent içi raylı sistemlerin yaygınlaştırılmasının yanı sıra karbon emisyonunu azaltıcı politikalar çerçevesinde yeni nesil yöntemlerle karbon emisyonunu azaltmayı hedefliyoruz. Bu konuda etkin, verimli ve çözüm odaklı bir mikro hareketlilik sistemi oluşturuyoruz.” açıklamasında bulundu.
İSTANBULLU VATANDAŞLARIMIZA ŞEHRİN KALBİNDE BÜYÜK BİR YEŞİL ALAN KAZANDIRDIK
Bakan Uraloğlu, şehirlerde toplu taşımanın ve bisiklet kullanımının yaygınlaştırılması ve yayalaştırma projelerinin gelişmesine verdikleri öneme işaret ederek, Kazlıçeşme-Sirkeci Kentsel Ulaşım ve Rekreasyon Odaklı Dönüşüm Projesi’nin de bunun en güzel örneklerinden biri olduğunu söyledi.

Sirkeci-Kazlıçeşme arasında atıl vaziyette duran 8,3 kilometrelik hattın, gerekli iyileştirmeler ve değişimler yapılarak 8 istasyonla tekrardan kullanıma hazır hale getirildiğini bildiren Uraloğlu, İstanbul’a şehrin kalbinde büyük bir yeşil alan kazandırdıklarını belirterek şu bilgileri verdi:
“Bu proje; bir raylı sistem projesi olmasıyla birlikte kapsamında yer alan 7 bin 300 metre bisiklet yolu, 7 bin 300 metre yaya yolu, 10 bin 120 metrekare meydan ve rekreasyon alanları, 6 bin metrekare kapalı sosyal kültürel alan, 74 bin metrekare yeni yeşil alan, 3 yaya üst geçidi, 22 kara yolu ve yaya alt geçidi, Yedikule, Kocamustafapaşa, Yenikapı, Kumkapı olmak üzere 4 tescilli istasyonu, Sirkeci ve Cankurtaran olmak üzere 2 yenilenecek istasyonu ve Kazlıçeşme ile Cerrahpaşa’daki 2 istasyonu ile İstanbul halkına ulaşım ihtiyacının yanı sıra sosyokültürel, turizm, ekolojik, rekreasyon, spor, gezinti, bisiklet, scooter gibi imkanlarla da hibrit karakterde yeni nesil bir ulaşım projesi oldu. Ayrıca, Samatya ve Cerrahpaşa’da, sahil yolunu Samatya ve Cerrahpaşa hastanelerini bağlayan kavşak modernize edilerek alt geçit gabarisini de yükseltip yeniden inşa ettik.”
215 BİN METREKARELİK ALANIN 122 BİN 550 METREKARESİ VATANDAŞLARIN YAYA OLARAK KULLANIMI İÇİN PLANLANDI
Uraloğlu 215 bin metrekarelik Sirkeci- Kazlıçeşme hattın da çalışma alanının 92 bin 450 metrekaresini (yüzde 43) demiryolu ulaşımına, 122 bin 550 metrekaresini ise yaya yürüme alanı, bisiklet, scooter parkuru, dinlenme, rekreasyon alanları olarak düzenlendiklerini belirterek, “122 bin 550 metrekare alanı vatandaşlarımızın yaya olarak kullanımına açılmak suretiyle şehrin kalbinde büyük bir yeşil alan kazandırmış olduk.” ifadelerine yer verdi.
Uraloğlu proje ile sadece demiryolu inşası yapmayıp, hat boyunca çevrede yaşayan insanların yaşam konforunu artıracak diğer düzenlemeleri de gerçekleştirdiklerini ifade ederek, proje kapsamında raylı sistem, yaya ve mikro mobilite araçları, sosyal aktivite alanları oluşturarak, yıllardır kronikleşmiş trafik ve güvenlik sorunlarına neden olan yaya ve karayolu alt geçitlerini de rehabilite ettiklerini söyledi.
‘SİRKECİ-KAZLIÇEŞME HATTI’ TEK YÖNLÜ SEFER SÜRESİ 20 DAKİKA OLACAK
İstanbulluların hayatına kalıcı olarak dokunan bir büyük bir eseri daha tamamladıklarını belirten Uraloğlu, “Sirkeci liman bölgesindeki yeni demir yolu hattı sayesinde Sirkeci ve Haydarpaşa limanları arasında ulaşım ve koordinasyon sağlanacak. Projede tüm altyapı imalatlarını tamamladık. Tescilli istasyonlarda restorasyon işlerini bitirdik. Yeni yapılan Cerrahpaşa ve Kazlıçeşme istasyonlarında imalatları tamamladık. Yenilenen Sirkeci, Cankurtaran istasyonlarını da tamamlandı. Yine toplamda 26 sanat yapısındaki çalışmalar bitirildi. Sinyalizasyon ve elektrifikasyon imalatları ve bisiklet-yürüme yolu imalatı ve peyzaj işleri tamamlandı. Sirkeci-Kazlıçeşme hattı tek yönlü sefer süresi 20 dakika olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
PROJE İLE 2023-2053 YILLARI ARASINDAKİ EKONOMİK KAZANÇ 785 MİLYON AVRO OLACAK
Uraloğlu, projenin tamamlanmasıyla 2023-2053 yılları arasındaki ekonomik kazancın 785 milyon avro olacağını bildirerek, Türkiye’nin dört bir köşesinde olduğu gibi, dünyanın en önemli metropollerinden olan İstanbul’da da hizmet ve eser fırtınası estirmeye devam edeceklerini ifade etti.
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Sarayönü Belediyesi işbirliğiyle yürütülen çalışmalar kapsamında bulunan yer altı şehrinde, yaklaşık 20 bin kişinin su ihtiyacını karşılayabilecek sarnıç, muhtelif büyüklükte işlikler, büyük şaraphane gibi mekanlar yer alıyor.

Yayıldığı 20 bin metrekarelik alanda tespit edilen mekanların sayısı 41’e yükseldi.
Konya Müzeler Müdürlüğü Arkeoloğu ve Kazı Başkanı Hasan Uğuz, AA muhabirine, yer altı şehrinin geçmişini, elde ettikleri buluntularla henüz 8’inci yüzyıla tarihlendirebildiklerini söyledi.
Uğuz, yer altı şehrinde evsel mekanlar, bağlantılı galeriler, odayı andıran yaşam alanları, su kuyuları, sarnıç, şaraphane, ocaklar, atölyeler, bacalar, aydınlatma için kandil yerleri, kilerler, depolar, havalandırmalar ve niteliği henüz araştırılan mekanlar bulunduğunu ifade etti.

Konya Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle bölgede jeoradar çalışmasını genişlettiklerini belirten Uğuz, “Mevcut yer altı şehrinin 1 kilometre kuzeyinde yeni bir yeraltı şehri daha tespit ettik. Bu iki yer altı şehrini birbirine bağlayan tünel sistemleri olduğunu belirledik. Bu, yer altı şehrinin çok daha geniş bir alana yayılacağının habercisi niteliğinde. Yeni yılda da jeoradar çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” diye konuştu.
– “Sarnıçta bir orduya yetecek kadar su mevcut”
Yıkıntı oluşan tünelleri temizlerken büyük bir sarnıç keşfettiklerine, sarnıcın besleme kuyusundan ve birbirine bağlı üç galeriden oluştuğuna dikkati çeken Uğuz, şöyle konuştu:
“Sarnıcın genişliği 63 metrekare. Yaz aylarında burada 1 metre 20 santimetre yüksekliğinde su birikiyor. Yani burada 63 metreküp su rezerv olarak bulunuyor. Yer altı şehrinde kaç kişinin, dışarıya çıkmadan ne kadar süre yaşayabileceğini, 63 metreküp su rezervinin kaç insana yetebileceğinden hesaplıyoruz. Sarnıcı besleyen kuyularla birlikte neredeyse 20 bin kişilik bir su kaynağı var. Yani sarnıçta bir orduya yetecek kadar su mevcut. Suyun analizini yaptırdığımızda kaynağın kendi dönemine göre kaliteli bir su olduğunu tespit ettik. Suyun topraktan süzülerek gelmesi ve depolama yöntemi bu kaliteyi sağlıyor.”
Sarnıca ulaşan tünellerde güvenlik amaçlı yuvarlak taşlarla kilitleme mekanizmaları olduğunu aktaran Uğuz, kaynağın, düşmanlarca zehirlenme riskine, kuşatma zamanlarında ya da kriz dönemlerinde yağmayı engellemeye karşı korunduğunu dile getirdi.
– “Buradan antik bir tohum elde etmeyi umuyoruz”
Dışarıyla bağlantısı olan, taş bloklarla ve ahşap döşemeyle kapatılmış mekanda ise bölgenin antik dönemdeki tarımsal faaliyetlerine ışık tutacak buluntular elde ettiklerini belirten Uğuz, şunları kaydetti:
“Kazı ve temizlik çalışmalarımızı yoğunlaştırınca bulduğumuz işliğin bir şaraphane olduğunu tespit ettik. Mermer taşlardan bir üzüm ezme yeri var. Üzüm şırasının aktığı oluklu bir yer ve depolandığı küpler var. Şaraphaneden çıkan numunelerin içinde üzüm çekirdekleri ve tortular bulduk. Yeni dönemde analizlerini yaptıracağız. Bulduğumuz üzüm çekirdeklerinden antik bir tohum elde etmeyi umuyoruz. Bin yıl önce bu topraklarda yetişmiş bir üzüm türüne rastlarsak bu bizim çalışmalarımızı taçlandıracak. Hem sarnıcın hem tahkimatlı alanların hem de şaraphanenin keşfi buranın bizim de tahminlerimizin ötesinde geniş bir kullanım alanı olduğunu ortaya koyuyor.”
Bu hain saldırıların hesabının misli ile sorulduğunu ve sorulmaya devam edileceğini belirten Uraloğlu, “Bu kalleşçe saldırılarla bizi asla yıldıramayacaklar. Birliğimizi, bütünlüğümüzü bozamayacaklar. Ülkemizin büyümesine gelişmesine, açılışını gerçekleştireceğimiz Sabiha Gökçen Havalimanı 2. pisti gibi kalkınma odaklı yatırımlarımıza engel olamayacaklar.” diye konuştu.
Uraloğlu, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın 2’nci pistinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle açılışını gerçekleştirerek, ülkenin havacılık alanındaki en önemli projelerinden birini daha başarıyla tamamlamanın gururunu yaşayacaklarını dile getirdi.
Küreselleşme sürecinde ülkeler arasında ilişkilerin artması nedeniyle havaalanı hizmetlerinin gelecekte daha da önemli olacağını vurgulayan Uraloğlu, “Bu noktada coğrafi bakımdan Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının ortasındaki kilit konumuyla, gelişmiş pazarlarla gelişmekte olan pazarlar arasındaki uçuş rotaları üzerinde yer alan ve sadece 4 saatlik uçuş süresiyle 1.4 milyar insanın yaşadığı ve 8 trilyon 600 milyar dolar ticaret hacmi bulunan 67 ülkenin merkezindeki avantajlı konumuyla ülkemiz, havacılık alanında dünyanın transit merkezi olmaya çok müsaittir.” diye konuştu.
“CİDDİ BİR KAPASİTE ARTIŞINA İHTİYAÇ DUYMAKTAYDI”
Abdulkadir Uraloğlu, 2002 yılında başlattıkları “sivil havacılık politikası” kapsamında, sektörün özel işletmelere açılmasıyla oluşan rekabet ortamı sayesinde havacılık faaliyetlerinin çok hızlı bir büyüme sürecine girdiğini söyledi.
Düşen maliyetler, atıl havaalanlarının yenilenerek aktif hale getirilmesi ve yeni yapılan havalimanları ile iç ve dış hat yolcu sayında çok önemli artışlar olduğuna dikkati çeken Uraloğlu, şunları kaydetti:
“Bugün, gururla belirtmek istiyorum ki ‘dünyada ulaşamadığımız hiçbir nokta kalmayacak’ hedefiyle hareket ederek ülkemizi; artan rekabet, cesaretlendirici politikalar ve adeta örnek niteliğinde uygulamalarımız sonucunda, dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerden birine dönüştürdük. Gökyüzünde kurduğumuz köprülerle havacılık alanında bölgesinde lider, küresel bir havacılık merkezi olduk.”
Uraloğlu, Türkiye’nin 2022 yılında Avrupa ve dünya havalimanları toplam yolcu trafiği sıralamasında, Avrupa ülkeleri arasında 3. sıraya, dünyada ise 6. sıraya yükseldiğini belirterek, yolcu trafiği bazında ise 3 havalimanının Avrupa’da ilk 20’de, dünyada ise ilk 50’de yer aldığını belirtti.
Sabiha Gökçen Havalimanı’nın 2. pist ve tamamlayıcı yapıları projesinin, yapımı devam eden en önemli havayolu projelerinden biri olduğunu ifade eden Uraloğlu,
“Bu önemli projeyi başarıyla tamamlamış olmanın gurunu yaşıyoruz. Sabiha Gökçen Havalimanı’mız her geçen gün artan yolcu sayısı ve vatandaşlarımızdan gelen talep üzerine ciddi bir kapasite artışına ihtiyaç duymaktaydı. Bu nedenle Sabiha Gökçen Havalimanı’nı yenilikçi ve vizyoner bir bakış açısıyla geliştirecek çalışmaları başlattık. 2021 yılında iç ve dış hatlarda yaklaşık 181 bin uçuş trafiği ile yaklaşık 25 milyon yolcu ağırlayan Sabiha Gökçen’de 2022 yılında bu sayı yaklaşık 31 milyon yolcuya yükseldi. Yolcu sayısında geçen yıla göre yüzde 21’lik bir artış olacaktır.
Bugün Sabiha Gökçen Havalimanı, ülkemizde İstanbul Havalimanı ve Antalya Havalimanı’ndan sonra yolcu trafiğinin en çok olduğu üçüncü havalimanıdır. Hizmete açacağımız 2. pist ile önümüzdeki yıllarda bu sayının çok daha büyük oranlarda artarak devam edeceğini öngörüyoruz. Hava trafiği açısından en verimli kullanım olacağı ve maksimum kapasiteyi sağlayacağı için yeni pistimizi iniş, eski pisti ise kalkış amacıyla kullanacağız. Böylece Sabiha Gökçen Havalimanı’mızın hava trafik kapasitesini en az 2 katına çıkaracağız.”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın altyapı ile hava trafik kontrol kulesi, teknik blok, gümrük, itfaiye ve garaj binası gibi 19 bin metrekare kapalı alana sahip tüm üstyapı tesislerini çağın en son teknolojisiyle yenilediklerini bildirdi.
Uraloğlu, 91 metre yüksekliğindeki Hava Trafik Kontrol Kulesi’nin yaklaşık 1 yıldır tüm hava trafik sistemleriyle 7/24 hava trafik operasyonuna hizmet verdiğini belirterek, “İnşa ettiğimiz 60 metre genişliğindeki ve 3 bin 540 metre uzunluğundaki 2. pisti ile en geniş gövdeli uçaklar da havalimanımıza inebilecektir. Ayrıca 1 adet 3 bin 520 metre, 1 adet 3 bin metre ve 1 adet 2 bin 400 metre uzunluğunda 3 adet paralel taksi yolu ile 62 uçak kapasiteli yaklaşık 650 bin metrekare orta apron ve 40 uçak kapasiteli yaklaşık 300 bin metrekare kargo apronunu da proje kapsamında hayata geçirdik.” diye konuştu.
Yeni pisti, mevcut pistten 540 metre daha uzun inşa ettiklerini belirten Uraloğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Pistin TEM Otoyolu ile D100 Bağlantı Yolu üzerinden geçebilmesi ve Sabiha Gökçen Havalimanı yolcu kapasitesini artıracak olan yeni terminal binasının yapılabilmesini teminen; 1,520 metre uzunluğunda ve çift tüplü geliş-gidiş trafiğin akışını sağlayacak TEM Bağlantı Tünelini de inşa ettik. Özellikle sosyal medyada dağ olmayan yere tünel yaptılar diye yalan yanlış paylaşımlarla yayınlanan tünelimiz de bu tünel. TEM Bağlantı Tüneli ile 1,636 metre uzunluğunda Kemiklidere Islahı Tüneli’ni, 960 metre uzunluğunda kargo ve hangar alanına ulaşım için karayolu tünelini ve 838 metre uzunluğundaki orta apron tünelini de inşa ettik. 2. pistimizin yapımı esnasında pistin altından geçen tüneller ile ilgili yapılan eleştirileri üzülerek takip ettik. Şimdi ise o tünellerin ne işe yaradığını daha iyi anlamışlardır diye düşünüyorum. Umarım o eleştirileri yapanlar, bu tünellerimizi kullanarak havalimanımıza daha hızlı, konforlu ve emniyetli bir şekilde ulaşım sağlar.”