Standart TL mevduatın toplam içindeki oranı artarken kur korumalı mevduat hesaplarında da son 24 haftanın en sert düşüşü gerçekleşti.
Kur korumalı mevduat hesapları bir haftada 60.9 milyar lira geriledi ve KKM bakiyesi 1.88 trilyon liraya indi. KKM’nin toplam mevduat içindeki oranı da yüzde 11,23’e düşerek 1 Nisan 2022 haftasındaki seviyesine geldi.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu haftalık bankacılık sektörü verilerini yayımladı. Buna göre sektörün kredi hacmi 19 Temmuz haftasında bir önceki haftaya göre 41.56 milyar lira azaldı ve 13 trilyon 915,5 milyar liraya geriledi. Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil, geçen hafta 74 milyar 128 milyon lira artarak 16 trilyon 747 milyar 35 milyon liraya çıktı. Standart TL mevduat 19 Temmuz haftasında 75.9 milyar lira artarak 8 trilyon 618,8 milyar liraya yükseldi.
DÖVİZ MEVDUATLARI 1.36 MİLYAR DOLAR ARTTI
Merkez Bankası haftalık para ve banka istatistiklerine göre ise yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı 19 Temmuz haftasında parite etkisinden arındırılmış olarak 1 milyar 360 milyon dolar yükseldi. Gerçek kişilerin döviz mevduatı aynı hafta parite etkisinden arındırılmış olarak 349 milyon dolar artarken, tüzel kişilerin döviz mevduatında parite etkisinden arındırılmış artış 1 milyar 11 milyon dolar oldu.
Uzun bir süredir yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatında gerileme yaşanıyordu, geçen hafta bu durum terse döndü. BDDK verilerine göre tüketici kredileri, 19 Temmuz itibarıyla 11 milyar 431 milyon lira düşüşle 1 trilyon 729 milyar 272 milyon liraya geriledi.
Söz konusu tutarın 448 milyar 389 milyon lirası konut, 87 milyar 406 milyon lirası taşıt ve 1 trilyon 193 milyar 477 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu. Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 13 milyar 736 milyon lira artarak 1 trilyon 734 milyar 887 milyon liraya çıktı.
Bankaların bireysel kredi kartı alacakları da yüzde 1,6 azalışla 1 trilyon 461 milyar 786 milyon liraya indi. Bireysel kredi kartı alacaklarının 518 milyar 404 milyon lirasını taksitli, 943 milyar 381 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu. Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 19 Temmuz itibarıyla önceki haftaya göre 13 milyar 323 milyon lira artışla 238 milyar 385 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 180 milyar 901 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı. Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları, 20 milyar 638 milyon lira yükselerek 3 trilyon 23 milyar 363 milyon lira oldu.
YABANCI, TAHVİLDE 700 MİLYON DOLARLIK NET SATIŞ YAPTI
Son dönemde yabancı yatırımcı TL tahvillere büyük ilgi gösteriyordu. 19 Temmuz ile biten haftada ise yabancı yatırımcılar 700 milyon dolarlık net tahvil satışı gerçekleştirdi. Buna karşılık hisse senedi piyasasında yabancı yatırımcı 124.2 milyon dolarlık net alım yaptı. Merkez Bankası haftalık verilerine göre yerel seçimden bu yana yabancı yatırımcı tahvilde 9.91 milyar dolarlık net alım yaparken, hisse senedinde 1.05 milyar dolarlık net satış gerçekleştirdiler.
Yabancının yerel seçimden bu yara net girişi ise 8.87 milyar dolar oldu. Merkez Bankası verilerine göre böylece yabancı yatırımcıların 12 Temmuz haftasında 41 milyar 52,2 milyon dolar olan hisse senedi stoku 19 Temmuz haftasında 41 milyar 448 milyon dolara yükseldi. Yabancının DİBS stoku ise 13 milyar 174,1 milyon dolardan geçen hafta 12 milyar 291,9 milyon dolara geriledi.
TOPLAM REZERVLERDE TARİHİ ZİRVE DEVAM EDİYOR
Merkez Bankası (TCMB) toplam rezervleri, 19 Temmuz haftasında bir önceki haftaya göre 114 milyon dolar artışla 153 milyar 910 milyon dolara çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Merkez Bankası haftalık verilerine göre, 19 Temmuz itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 350 milyon dolar artışla 94 milyar 695 milyon dolara çıktı. Brüt döviz rezervleri, 12 Temmuz’da 94 milyar 345 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu. Bu dönemde altın rezervleri ise 237 milyon dolar azalışla 59 milyar 451 milyon dolardan 59 milyar 214 milyon dolara geriledi.
Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri, 19 Temmuz haftasında bir önceki haftaya göre 114 milyon dolar artarak 153 milyar 796 milyon dolardan 153 milyar 910 milyon dolara çıktı Merkez Bankası’nın net uluslararası rezervleri aynı haftada, bir önceki haftaya göre 489 milyon dolar artarak ile 48 milyar 190 milyon dolar oldu. Merkez Bankası swap hariç net rezervleri 19 Temmuz haftasında 22.9 milyar dolara yükseldi bir önceki hafta swap hariç net rezervler 22.2 milyar dolar seviyesinde bulunuyordu.
Türkiye Banklar Birliği’nin 67. Genel Kurul Toplantısı’nda konuşan Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Alparslan Çakar, “TL finansal araçlara yönelik ilgi artışı ve enflasyon görmeye başladığımız düşüş, ekonomideki iyileşmeyi ortaya koyuyor” dedi.
Bankacılık sektörünün yurt dışından sağladığı kaynakların hızlanarak arttığını dile getiren Çakar, “Düşük enflasyon dönemine erişeceğimize inanıyor ve kendimizi buna hazırlıyoruz. OVP’nin çalıştığını, çıktılarının hedefler doğrultusunda olduğunu görüyoruz. Uygulanan programa ilişkin atılan adımlarda öncelikli ve önemli değişiklik para politikasında olmuştur. Para politikası fiyat istikrarını sağlamaya odaklıdır, TL’ye olan güvenin artmasını desteklemektedir.
İlk yarı sonunda, TL finansal araçlara yönelik ilgi artışı ve enflasyonda görmeye başladığımız düşüş, ekonomideki iyileşmeyi ortaya koymaktadır” diye konuştu.
Bir yandan cari açığın düşmesi bir yandan da sermaye girişlerinin hızlanması sayesinde rezervlerde olumlu bir trendin yakalandığını dile getiren Çakar, “Swap işlemleri de dikkate alındığında net rezervler 2023 Haziran döneminde -37 milyar dolardan, bu yılın ilk yarısının sonunda 15 milyar dolara yükselmiştir. Aynı dönemde, rezervlerin kısa vadeli dış borçları karşılama oranı 14 puan artarak yüzde 104 olmuştur” dedi.
BANKALAR PROGRAMA HER TÜRLÜ DESTEĞI VERDI
Bankacılık sektörünün, uygulanmakta olan ekonomik programa her türlü desteği verdiğine dikkat çeken Çakar, bankaların para politikası çıktılarını, aracılık fonksiyonlarının gereği olarak mevduat ve kredi piyasalarına doğru bir şekilde aktardığını belirtti.
Yabancı para mevduattan TL mevduata geçişin hızlandığını aktaran Çakar, “DDM ve KKM de dahil edildiğinde yabancı para mevduatın toplam mevduat içindeki payı azalmıştır. 2024 Haziran itibarıyla, son bir yılda, DDM ve KKM hariç standart TL mevduatın payı 17 puan artarak yüzde 50’ye yükselmiştir” diye konuştu.
Bankacılık sektörünün yurt dışından sağladığı kaynaklar hızlanarak arttı
Başta sermaye benzeri krediler olmak üzere, bankacılık sektörünün yurt dışından sağladığı kaynaklar hızlanarak arttığına dikkat çeken Çakar, esasen bankaların yurt dışından borçlanma kanallarının her zaman açık kaldığını, bu kredilerin son bir yılda yüzde 24 oranında artarak, 140 milyar doları aştığını dile getirdi.
Çakar, “Bu aşamada, uluslararası piyasalarla olan ilişkilerimizin daha da gelişmesine olumlu katkı yapacak olan “gri listeden” çıkış kararını memnuniyetle karşılaşıyoruz. Bankalar olarak suç gelirleriyle mücadelede uluslararası normlarla tam uyum içinde çalışarak güçlü bir paydaş olmayı sürdüreceğiz” dedi.
KREDİ BÜYÜMESİ HAZIRAN İTİBARIYLA YÜZDE 38 OLDU
Çakar konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bankacılık sektörü kredileri uygulanmakta olan sıkı para politikası çerçevesinde şekillenmektedir. Bu çerçevede, Haziran itibarıyla 12 aylık kredi büyümesi yüzde 38 olmuştur. Artış hızı ticari kredilerde yüzde 36, bireysel kredilerde ise yüzde 47’dir. Son dönemde ivme kazanmış olan yabancı para cinsinden krediler; artık Merkez Bankası tarafından uygulamaya alınan aylık yüzde 2’lik büyüme sınırı çerçevesinde şekillenmektedir.
Krediler dengeli bir dağılıma sahip. Kredilerin yüzde 77’si ticari, 23’ü bireysel kredilerden oluşmaktadır. KOBİ kredilerinin payı ise yüzde 27 düzeyinde.
Ticari kredilerin sektörler arasındaki dağılımı geniş bir yelpazeye sahiptir. İmalat sanayiinin payı yüzde 31’dir ve artmaktadır. Benzer şekilde, öncelikli sektörlerimiz arasında olan tarım sektörüne kullandırılan kredilerin toplam içindeki payı da yükselmektedir. Hükümetimizin ekonomi politikası önceliklerine uygun olarak, kredilerin daha çok yatırıma, üretime, istihdama ve ihracata kullandırılmasından dolayı memnuniyet duyuyoruz.
Kredi riski makul bir düzeydedir. Tahsili gecikmiş alacak oranı yatay bir seyir izlemektedir. Bireysel kredilerde, özellikle ihtiyaç kredileri ve kredi kartlarında öngörülerimize paralel ılımlı bir artış olmakla birlikte, oran makul ve yönetilebilir düzeydedir.
Bankacılık sektörü ihtiyatlı bir karşılık politikasına sahiptir. Özel ve genel karşılık oranları riskleri karşılayabilecek seviyededir.
Mevduat, kalkınma ve yatırım bankalarında, yeniden yapılandırılan kredilerin toplam kredilere oranı 2024 Mart itibarıyla yüzde 4,3 düzeyindedir.
Bu aşamada, finansal yeniden yapılandırma düzenlemesinin uzatılmasındaki katkınızdan dolayı teşekkür etmek istiyorum. Düzenleme, nakit akışları geçici olarak bozulduğu için edimlerini yerine getirmekte zorlanan fakat borçlarını ödemeye niyetli olan işletmelerin kredilerinin yapılandırılmasına ve bankaların da bilançolarının daha rasyonel yönetilmesine imkan vermektedir.
Sayın Bakanım,
Para politikasının etkinliğinin artmasıyla birlikte makro ihtiyati kural setinin sadeleşmesine ilişkin atılan adımları önemli buluyoruz. Kaynakların daha verimli kullanılmasına yönelik olarak menkul kıymet tesisi uygulanmasının kaldırılmasını ve ticari kredilerde erken kapama ücretlerinin yeniden düzenlenmesini olumlu değerlendiriyoruz. Erken kapama ücretinde yapılan değişiklik kredi riskinin daha iyi yönetilmesine, kredilerin doğru fiyatlanmasına ve vadelerinin uzamasına imkan sağlayacaktır.”
]]>Kur korumalı mevduatlarla birlikte döviz mevduatlarında da gerileme de dikkat çekiyor. Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, aynı dönemde döviz mevduatları 1.2 milyar dolar azaldı. Gerçek kişilerin döviz mevduatlarındaki gerileme ise 1.1 milyar dolar seviyesinde oldu. Yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı 10 Mayıs haftasında da 3.2 milyar dolar azalışla 172.6 milyar dolara gerilemişti. Parite etkisinden arındırıldığında bu düşüşün 4.3 milyar dolar olduğu görülmüştü. Peki, son dönemde TL’ye olan rağbetin nedeni ne?
YATAY KUR REEL GETİRİ SUNMADI
Uzmanlara göre, bu durumun ilk nedenlerinden biri son aylarda dolar/TL kurunun yatay seyrini koruması. Kur stabil gidince reel getiri göremeyen yatırımcı, TL mevduat faizlerindeki yüksek seyrin de etkisiyle TL’ye geçiyor.
Hürriyet’e konuşan Perform Portföy Fon Yöneticisi Altan Aydın, TL’ye geçişin enflasyon beklentileriyle de ilgili olduğunu söylüyor. “Şu anda Merkez Bankası’nın kredibilitesi bütün alt kalemlere etki ediyor. Bunlardan bir tanesi de enflasyon beklentisi” diyen Aydın, “Sıkı para politikasının da etkisiyle Merkez’in enflasyonu kontrol altına alabileceğine yönelik inanç artıyor. Böyle olunca, TL’deki stabil seyir ister istemez TL ve dövizde olan yatırımcıları etkiliyor” ifadelerini kullandı.
“Dövizde beklenilen süre uzadıkça ve reel getiri görülmeyince, TL mevduat faizlerinin de cazibesiyle TL mevduata geçiş hızlanabiliyor” diyen Aydın, “Bütün bunlar TL lehine gelişiyor. Bunun da etkilerini hem piyasada yani TL varlıkların üzerindeki fiyatlamalarda hem de tahvil ve hisse piyasasına girişlerde net olarak görüyoruz. Böyle olunca da özellikle önceki dönemlerde yaşanan sıkıntıların etkisiyle dövizde kalan, bankadaki parasını döviz olarak tutan kesim TL’ye geçmeye başladı” şeklinde konuştu.
YÜKSEK MEVDUAT FAİZİ ETKİLEDİ
Bankaların döviz mevduata verdiği faiz oldukça düşük iken, TL mevduat faizlerindeki yüksek seyir TL’ye geçişi destekleyen nedenlerden biri.
TCMB verilerine göre, geçen ay itibarıyla 22 yılın zirvesine ulaşan mevduat faizi, son bir haftada 4.4 puan birden gerilemiş; banka şubesine gidip bire bir görüşmelerde ‘müşteri bazlı’ sunulan mevduat faizi de, bir ay içinde yüzde 60’tan yüzde 47’ye inmişti. Bu düşüşün ana nedeni piyasada oluşan TL likidite fazlası olmuştu. Ancak son haftalarda hızlı gerileyen mevduat faizi oranlarının TCMB’nin aldığı son önlemlerle yeniden yükselişe geçmesi bekleniyor. Aydın da, TL mevduat faizlerinin yüksek kalmaya devam etmesinin TL’ye geçişi desteklemeye devam edeceğini aktardı ve tüm bunların uygulanan ekonomi politikalarının olumlu sonuçları olduğunu ifade etti.
‘İSTENİLEN BUYDU’
Hürriyet’e konuşan İnfo Yatırım Stratejisti Çağlar Toros da, bu durumun aslında mevcut ekonomi politikalarının sonuçları dışında ek bir nedeni olmadığına dikkat çekiyor. Yani zaten ekonomi yönetiminin uyguladığı politikalardaki ana hikayenin ‘TL’nin değer kazanıp, dövize olan talebin azalması’ olduğunu anımsatan Toros, şimdi de bunun sonuçlarının alındığını söylüyor.
Gedik Yatırım Başekonomisti Serkan Gönençler de Aydın gibi stabil dolar kurunun etkilerine işaret etti. “Atmosfer değişti. Döviz kurunun iki aydır yükselmeyip stabil seyretmesi yerli yatırımcıyı da etkiledi” diyen Gönençler, “Bu durum yatırımcıyı döviz mevduattan TL mevduata kaydırdı” diye konuştu.
DANANIN KUYRUĞU EYLÜLDE KOPACAK
Peki, TL’ye geçiş süreci ne kadar sürer?
Perform Portföy Fon Yöneticisi Altan Aydın, “Asıl zorlanacağımız dönem eylül, ekim ve kasım dönemi. Bizlerin ve Merkez Bankası’nın sınav vereceği bir dönem. Çünkü faiz indirim beklentisi oluşacak” diyor. “TCMB o dönem erken bir faiz indirim sinyali vermezse TL’ye geçiş hızlanır diye düşünüyorum” diyen Aydın, “Bu hem TCMB’nin tavrına hem de yurt dışı piyasaların seyrine bağlı tabii. Yaz aylarından sonra dövizde bir miktar yükseliş bekliyorum. Ancak ana gidişatı ve uygulanan kur-faiz denkleminin sonucunu net bir şekilde yılın son çeyreğinde göreceğiz” diye konuştu.
MERKEZ’İN HAMLESİ İŞE YARADI
O zamandan 12 Ocak tarihine kadar 879 milyar TL’lik bir düşüşün yaşandığı görülüyor. Bu kapsamda Merkez Bankası’nın KKM’den kademeli çıkış stratejisinin işlediğini söylemek mümkün. KKM’de zirvenin görüldüğü tarihte Merkez Bankası da KKM’den kademeli çıkış stratejisi kapsamında ilk adım olarak döviz mevduatına uygulanan zorunlu karşılık oranları artırılmıştı.
O zamandan bu zamana kadar KKM’den çıkışı teşvik etmek için birçok düzenleme hayata geçirildi. Son olarak TCMB’den bankalara gönderilen yazıya göre, 1 Ocak 2024’ten itibaren TL dönüşümlü KKM’de yeni hesap açılamayacağı duyurulmuştu.
Vade sonlarında mevcut TL dönüşümlü KKM hesaplarının yenilemesi yapılamayacak. Döviz dönüşümlü KKM’de ise yeni hesap açılışları ve vade sonunda yenileme devam edecek. Bu düzenlemenin de etkisiyle yılbaşından bu yana iki haftada KKM’de yaklaşık 100 milyar TL’lik hızlı bir düşüş yaşandı.
TL MEVDUATLAR 6 AYDA 1,5 TRİLYON TL ARTTI
TL mevduat tarafında ise son günlerde hareketli günler yaşanıyor. Faizlerin yüzde 70’lere kadar çıkaran bankalar olduğu konuşulurken son günlerde TL mevduat faizlerinde bir gevşeme yaşandığı görülüyor. Bankaların TL mevduata verdiği faiz oranları yüzde 35 ile 48 arasında değişiklik gösteriyor. Mevduat faizlerinde yaşanan bu düşüşün ana nedeni olarak kredi talebinde yaşanan düşüş gösteriliyor.
Mevduatları krediye dönüştürmekte zorlanan bankaların elinde likidite fazlası oluşmaya başladı. Bu durum da TL mevduat faizlerinde düşüşe neden oluyor. KKM’nin zirveye çıktığı tarihte TL mevduatların toplam büyüklüğü 7 trilyon 554 milyar TL iken geçen hafta bu rakam 8 trilyon 947 milyar TL’ye kadar yükseldi. Yani 6 aylık sürede yaklaşık 1,5 trilyon TL’lik bir artış meydana geldi.
KKM’den çıkan paranın önemli bir kısmının mevduat hesaplarına kaydığı görülürken yatırımcıların parasını riskli varlıklara yatırmak yerine mevduata yöneltmesi de buradaki artışa sebep olarak gösteriliyor. 12 Ocak ile biten haftada toplam kredi hacmi 11 trilyon 661 milyar 959 milyon liradan 11 trilyon 750 milyar 166 milyon liraya yükseldi.
BİREYSEL KREDİLER YERİNDE SAYIYOR
Bu rakam 6 ay önce 10 trilyon 366 milyar TL seviyesinde bulunuyordu. Tüketici kredileri tarafında ise çok fazla bir artış yaşanmamış gibi görünüyor. Mevduat hesapları 1,5 trilyon TL artarken 18 Ağustos haftasında 1 trilyon 418 milyar TL büyüklüğünde olan bireysel tüketici kredileri 1 trilyon 525 milyar TL’ye yükselmiş durumda.
Bu da 6 aylık sürede sadece 100 milyar liraya yakın kredi artışı anlamına geliyor. Geçen hafta verilen kredilerin 437 milyar 709 milyon lirası konut, 95 milyar 66 milyon lirası taşıt ve 992 milyar 596 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu. Bireysel krediler yerinde sayarken kicari krediler tarafı ise daha iyi bir performans göstermişe benziyor.
18 Ağustos 2023’te 8 trilyon 81 milyar TL büyüklüğünde olan ticari kredilerin toplam büyüklüğü yaklaşık 1 trilyon TL artarak 12 Ocak haftasında 9 trilyon 30 milyar liraya çıktı. Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 7 milyar 266 milyon lira artarak 1 trilyon 400 milyar 748 milyon liraya çıktı. 18 Ağsutos 2023 tarihinde 5 trilyon 432 milyar TL büyüklüğünde olan yabancı para mevduatlar aradan geçen 6 ayda yaklaşık 600 milyar TL artışla 6 trilyon 85 milyar TL büyüklüğe ulaştı.
MERKEZ BANKASI REZERVLERİ 139,8 MİLYAR $’A ÇIKTI
Merkez Bankasının toplam rezervleri, 12 Ocak haftasında bir önceki haftaya göre 187 milyon dolar artışla 139 milyar 799 milyon dolara yükseldi. Buna göre, 12 Ocak itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 17 milyon dolar artışla 91 milyar 990 milyon dolara yükseldi. Brüt döviz rezervleri, 5 Ocak’ta 91 milyar 973 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.
Bu dönemde altın rezervleri 172 milyon dolar artışla 47 milyar 638 milyon dolardan 47 milyar 810 milyon dolara çıktı. Merkez Bankasının toplam rezervleri, 12 Ocak haftasında bir önceki haftaya kıyasla 187 milyon dolar artışla 139 milyar 612 milyon dolardan 139 milyar 799 milyon dolara yükseldi. Net rezervler aynı dönemde 29,5 milyar dolar oldu.
YABANCININ TAHVİLE İLGİSİ ARTTI
Yılın ilk haftasında durgunluk yaşanan tahvil piyasası yılın ikinci haftasında yüklü yabancı girişine sahne oldu. Merkez Bankası verilerine göre, yabancı yatırımcıların tahvilde net alımı 12 Ocak haftasında 425 milyon dolar olarak gerçekleşti. Böylelikle 8 Aralık haftasından bu yana en yüklü yabancı girişi görüldü. Aynı dönemde hisse tarafının da hareketlendiği izlendi. Yabancı yatırımcılar hissede net 157 milyon dolarlık alım yaptı.
DÖVİZ MEVDUATLARI 1.1 MİLYAR $ ARTTI
Merkez Bankası tarafından açıklanan verilere göre, bir önceki hafta 175 milyar 887 milyon dolar olan yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 12 Ocak ile sona eren haftada 176 milyar 997,50 milyon dolara geldi. Gerçek kişilerin döviz mevduatları bir önceki haftaya göre milyar 449,20 milyon dolar artarak 102 milyar 293,70 milyon dolar olurken, tüzel kişilerin döviz mevduatı 661,40 milyon dolar artarak 74 milyar 703, milyon dolara yükseldi.
TCMB’nin “Yatırımcı Günü” etkinliğinin ilki, ABD’nin New York kentinde dün gerçekleştirildi. Toplantıya, büyüklüğü 50 trilyon doları bulan dünyanın en büyük yatırım fonlarından 200’ü aşkın üst düzey temsilci katıldı.
JPMorgan Chase genel merkezinde düzenlenen toplantıda, TCMB Başkanı Erkan, Türkiye’de para politikası ve enflasyon görünümüne ilişkin sunum yaptı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de video konferans yöntemiyle katıldığı ve yatırımcıların sorularını yanıtladığı toplantıda, makroekonomi, finansal piyasalar ve bankacılık gibi konularda da sunumlar gerçekleştirildi.
Toplantı katılımcılarından alınan bilgiye göre, TCMB Başkanı Erkan, toplantıda, dezenflasyona ulaşma konusunda kararlı olduklarını belirterek, “Dezenflasyon patikası; sadece bir projeksiyon değildir, başarı ölçümüzdür. Bunu başarmaya kararlıyız.” ifadelerini kullandı.
“PARASAL SIKILAŞTIRMA ADIMLARINI EN KISA ZAMANDA TAMAMLAMAYI ÖNGÖRÜYORUZ”
Hafize Gaye Erkan, dezenflasyonun tesisi için gerekli parasal sıkılık düzeyine önemli ölçüde yaklaşıldığını, aralık ayında parasal sıkılaştırma hızını azalttıklarını kaydederek, parasal sıkılaştırma adımlarını en kısa zamanda tamamlamayı öngördüklerini vurguladı.
Erkan, eylül ayından bu yana TL mevduata güçlü bir geçişle birlikte tüketim ve ithalat talebinde azalma, bunun sonucunda cari açık ve rezerv artışında iyileşme, bununla birlikte enflasyon beklentilerinde belirgin bir iyileşme ve enflasyonun ana eğiliminde düşüş gözlemlemekten memnuniyet duyduklarını ifade etti.
Para politikası stratejilerinin piyasalarca olumlu karşılandığını belirten Erkan, “Türkiye’nin CDS’i mayıs ayında bulunduğu zirveye kıyasla yarıdan fazla gerileyerek sert bir düşüş gösterdi. Piyasanın işaret ettiği kur oynaklığı önemli ölçüde azaldı.” diye konuştu.
“HIZLANAN SERMAYE GİRİŞLERİNİN DE DESTEĞİYLE REZERVLERİ İHTİYATLI BİR ŞEKİLDE ARTIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
TCMB Başkanı Erkan, hızlanan sermaye girişlerinin de desteğiyle rezervleri ihtiyatlı bir şekilde artırmaya devam edeceklerine vurgu yaparak, makroihtiyati çerçevenin sadeleştirilmesine ve TL mevduat payının artırılmasına devam edileceğini söyledi.
Erkan, rezervlerin tüm zamanların en yüksek seviyelerine çıktığını kaydetti.
“KASIM-ARALIK DÖNEMİNDE 9 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE SERMAYE GİRİŞİ GERÇEKLEŞTİ”
Hafize Gaye Erkan, sermaye girişlerinin son dönemde hızlandığını belirterek, kasım-aralık dönemi boyunca 9 milyar doların üzerinde sermaye girişi gerçekleştiğini bildirdi.
Erkan, “Programımız etkili bir şekilde çalışıyor ancak sürdürülebilir fiyat istikrarı sağlanana kadar işimiz bitmiş sayılmayacak.” ifadesini kullandı.
“2024 DEZENFLASYON YILI OLACAK”
TCMB Başkanı Erkan, bankacılık sektörünün parasal sıkılaştırma süreci boyunca sağlamlığını ve dayanıklılığını koruduğunu, sermaye tamponlarının yeterli seviyelerde olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Sadece 4 ay içerisinde TL mevduat 2 trilyon TL arttı, KKM hesapları 750 milyar TL azaldı, yabancı para mevduatı 3 milyar dolar azaldı. Böylece TL mevduatın payı yüzde 30’dan yüzde 40’a yükselirken, KKM’nin payı yüzde 20’nin altına düştü. Mevduat oranı, hanehalkının, tüketimi öne çekmekten uzaklaşarak tasarruflarının reel değerini TL’de tutmaya yöneldiği bir seviyededir. Ana taahhüdümüz dezenflasyona ulaşmaktır. Bununla birlikte döviz rezervlerini güçlendirmeye devam edeceğiz ve rezervleri artırmada halihazırda önemli bir ilerleme kaydettik.”
Erkan, 2024’ün, dezenflasyon yılı olacağını da sözlerine ekledi.
]]>Yılın son haftasına yönelik Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verileri, 3 aya kadar vadeli TL mevduat faizlerinin yıl sonunda ortalama yüzde 52,5 seviyesinde olduğunu gösteriyor. Bu, yıl içinde gözlemlenen en yüksek faiz oranlarından biri olarak kaydedildi. Ancak yeni yılın ilk günlerinde, bazı bankaların 3 aya kadar vadeli TL mevduat faiz oranlarını yüzde 40’ın altına çektiği gözlendi.
Bu trend, Türkiye’nin ekonomik durumu ve finansal piyasalarındaki gelişmeleri yakından takip edenler için önemli bir gösterge niteliğinde. Yılın son ayında yaşanan politika faizi artışları ve KKM’den çıkış stratejileri, mevduat faizlerindeki bu değişimde etkili olan başlıca faktörler olarak görülüyor.
FAİZ YÜZDE 40’IN ALTINA İNDİ
Ekonomi’nin özel bankalardan takip ettiği 3 aya kadar vadeli TL mevduat faizleri yılı yüzde 45-47 seviyesinde kapatırken yeni yılla birlikte yüzde 41’e geriledi. Bazı özel bankalarda ise bu oran yüzde 36- 37 seviyeleri ile yüzde 40’ın da altına indi.

Geçen yılın son ayında bankacılık sektöründe bankadan bankaya bilanço yapısındaki ihtiyaca göre farklılık göstermekle birlikte 3 aya kadar vadeli standart TL mevduat faizi 50 bin liranın altına bile yüzde 40,5-45 seviyesinde mevduat hacmi büyüdükçe de yüzde 48-53 seviyesine çıktı. Yılın son haftasında ise tüm bankalar TL mevduat faizlerinde gaza bastı ve bu hızlanma Merkez Bankası verilerine de yansıdı. Hoş geldin, yeni müşteri gibi kampanyalarla daha da yüksek seviyelere çıkan standart TL mevduat faizi 3 aya kadar vadede yılı yüzde 52,5 seviyesinden kapattı.
FAİZLERDE EN AZ 4 PUANLIK DÜŞÜŞ YAŞANDI
Geçen hafta Reuters’in bankacılık sektörü kaynaklarına dayandırdığı haberinde de bankaların daralan kredi talebi ve yüksek mevduat faizleri nedeniyle marjların zorlandığı ve yıl başından itibaren bankaların mevduat faizlerini düşürmeye başladığı yer aldı. Bankaların hamlesi gecikmedi ve yılın ilk haftasının ardından dün itibariyle 3 aya kadar vadeli standart TL mevduat faizleri en az 4 puan indirildi.
Bankaların 25 Aralık haftasında 100 bin liraya kadar TL mevduata 3 aya kadar varan vadede verdiği faiz oranı yüzde 45-50,5 seviyesinde bulunuyordu. Mevduat hacmine göre 500 bin liraya kadar bu oran yüzde 46-51’ya, 1 milyona kadar yüzde 46,5-52’e, 10 milyona kadar da yüzde 47-53’e ulaşıyordu. 8 Ocak haftasına gelindiğinde ise aynı mevduatlara verilen faiz oranları 4 puan birden geriledi. Bu düşüş hem kamu hem de özel bankalarda yaşandı. Bankaların mevduat faiz oranlarına göre 100 bin liraya kadar 3 aya kadar vadede mevduat faizi yüzde 36,5-41’e, 500 bin liraya kadar yüzde 39- 42’e, 1 milyon liraya kadar mevduat yüzde 42-43,5’e ve 10 milyon liraya kadar mevduatta ise yüzde 44’e geriledi.
İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran da yaptığı konuşmada bankaların gelecek enflasyona göre faiz verdiğini ve önümüzdeki üç aya göre verdikleri mevduat faiz oranlarının enflasyonun üzerinde olduğunu dile getirerek müşterilerin kredi iştahının düşük olduğunu vurgulamıştı. Merkez Bankası da son PPK toplantısı sonrası başladığı ihalelerle piyasadaki fazla likiditeyi çekmeye çalışıyor.
]]>