Haber7 – ÖZEL
Tesettürün önemine vurgu yapan son Cuma hutbesine ‘saçmalık’ diyerek hedef alan ve Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş‘a yönelik hakaretvari ifadeler kullanan CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel‘e yönelik tepkiler artarak devam ediyor. CHP ise tepkilere karşı sessiz kalmayı sürdürüyor.
Sivil toplum kuruluşlarından çok sayıda kınama mesajı gelirken Diyanet Sen, CHP Genel Merkezi önünde basın açıklaması yaparak tepki gösterdi. Memur-Sen, MİL-SEN, Mil Diyanet Sen, Anadolu-Sen gibi onlarca STK, CHP’li Yücel’in sözlerini eleştirerek “Haddinizi bilin” ifadelerinde bulundu.
AK PARTİ’DEN CHP’Lİ SÖZCÜYE SERT TEPKİ: ÖZÜR DİLE!
CHP’li sözcüye AK Parti milletvekillerinden sert tepki geldi. TBMM Genel Kurulu’nda söz alan AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Dr. Hasan Arslan ve AK Parti Kütahya Milletvekili İsmail Çağlar Bayırcı, CHP sözcüsünün ayetlere karşı saygısızlık yaptığını söyleyerek ‘Özür dile’ çağrısında bulundu.
ARSLAN: KENDİ DÜŞÜNCESİYSE SAYGISIZ, PARTİ GÖRÜŞÜYSE ÇOK VAHİM!
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Dr. Hasan Arslan, CHP sözcüsü Yücel’in Allah’ın ayetlerini hedef aldığını belirtti.
CHP sözcüsünün ifadelerinin parti görüşüyse çok vahim olduğunu dile getiren Arslan, “AK Parti’nin bir milletvekili olarak, Türkiye’nin ve milletimizin geleceği için önemli gördüğümüz bir konuya değinmek istiyorum: Hazımsızlık. Evet, hazımsızlık; sadece fiziksel bir rahatsızlık değil, aynı zamanda toplumsal bir sorundur. CHP’nin maalesef her konudaki karşıt görüşlülüğünü anlıyorduk, lakin bugün Kur’an-ı Kerim’in ayetlerine muhalefet edeceğini beklemezdik. Tüm müminlere hitap eden ancak CHP Parti Sözcüsünün ‘saçma’ dediği Cuma hutbesindeki Allah’ın ayetine muhalefet etmek, eğer kendi düşüncesi ise çok saygısız ama parti görüşü ise çok vahim bir durumdur.” ifadelerini kullandı.
İSLAM’IN YAKASINI BIRAKIN!
Arslan, İslam’a yönelik muhalefetin beyhude olduğunu dile getirdi ve şu ifadelerde bulundu:
“Sizler dilediğiniz gibi yaşıyor, dilediğiniz gibi davranabiliyorsunuz. Ancak sizlere bir tavsiyem olacak; İslam dininin yakasını bırakın artık! Toplumumuzda, farklı düşüncelere ve inançlara sahip insanların bir arada yaşaması gerektiğini kabul edin. Yüce Allah’ın indirdiği Kuranı Kerimin ayetlerine karşı rahatsızlığınızı görmek, anlayışsızlığınızı meşrulaştırmaktan öte bir yere gitmemektedir. İstediğiniz kadar Allah’ın dinine, kitabına muhalefet edin, sadece kendinizi aldatır ve milletimizi üzersiniz! Toplumumuzda birbirimize karşı daha anlayışlı olma ve hoşgörü gösterme konusunda CHP’nin rahatsızlığını görmek doğrusu bizleri şaşırtmayan bir durumdur.”

CHP’YE ‘İNANÇLARA SAYGI’ ÇAĞRISI!
CHP’ye inançlara saygı çağrısı yapan Arslan, şöyle konuştu:
“Hazımsızlık, farklılıkları kabullenememe ve hoşgörüsüzlüğü beraberinde getirir. Bizler, AK Parti’nin mensupları olarak, herkesin birbirine saygı göstermesi gerektiğine inanıyoruz. Farklı düşüncelere, inançlara ve yaşam tarzlarına sahip olan herkesin, bu toplumun eşit ve onurlu bir bireyi olduğunu, CHP de kabul etmelidir. Hz. Peygamber’in şu güzel sözünü hatırlatmak isterim: Müminler birbirini sevmede, birbirine acıyıp merhamet etmede, birbirine hürmette bir binanın tuğlaları gibi olurlar.
Bizler, AK Parti’nin mensupları olarak, bu tuğlaların her birinin, birlikte daha güçlü bir Türkiye inşa etmek için olduğunu biliyoruz. Birbirimize olan sevgimiz, saygımız ve hoşgörümüz, bu ülkenin temel değerleridir.”
BAYIRCI: BU İSLAM DÜŞMANLIĞIDIR!
AK Parti Kütahya Milletvekili İsmail Çağlar Bayırcı, Deniz Yücel’in açıklamalarını İslam düşmanlığı olarak nitelendirdi. Bayırcı, şu ifadeleri kullandı:
“Bu İslam düşmanlığıdır. Milletimizin edep ve ahlak başta olmak üzere tüm değerleriyle savaşmaktır. Tüm bu ifadeler yüce Allah’ın kelamıdır.”
“ÖZÜR DİLE” ÇAĞRISI!
“Şu unutulmamalıdır ki eğer bu milletin dinine, diyanetine, hutbesine, tesettürüne, örtüsüne el uzatırsanız karşınızda göğsü iman dolu vatan evlatlarını bulursunuz. Dün de böyleydi de böyle ilelebet de böyle olacak. CHP sözcüsü Müslümanlardan özür dilemelidir.”

AYETLERİN OKUNDUĞU CUMA HUTBESİNE SAÇMALIK DEMİŞTİ
Tesettür ayetlerine yönelik ‘saçmalık’ ifadesini kullanan CHP Sözcüsü Deniz Yücel şu ifadeleri kullanmıştı:
“Bir Diyanet İşleri Başkanı var ki akıllara zarar! Adam kendini resmen Şeyh’ül-İslam sanıyor. Geçtiğimiz Cuma hutbesinde, ‘Kadınların yüz, el ve ayakları hariç örtünmesi gerektiğini, kadınların gençlerin erken yaşta evlenmesi gerektiğine’ dair bir şeyler saçmalamış. Diyanetin sınırsız bütçesiyle, saltanat süren bu hadsiz adam, Anayasamıza göre Türkiye Cumhuriyeti devletinin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu unutmuşa benziyor. Unuttuysan hatırlatalım, Ali Erbaş! İnsanların giyimine, yaşam tarzına, kaç yaşında evleneceklerine telkin ve tavsiye yoluyla dahi karışamazsın. Haddini bil! Burası Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti! Türkiye’de kadınlar kaç yaşında kadınlar kaç yaşında evleneceklerine kendileri karar verebilirler. Türkiye’de kadınlar siz istiyorsunuz diye dört duvarına sıkışıp kalmazlar.”
CHP’li Deniz Yücel’in ifadesi kamuoyunda büyük tepki çekmişti.




Haber7 – ÖZEL
Ayetler ve hadislerin anlatıldığı Cuma hutbesine ‘saçmalık‘ diyen ve Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ı ‘hadsiz‘ diyerek hedef alan CHP ve Parti Sözcüsü Deniz Yücel’e tepkiler yağmaya devam ediyor.
Haber7‘ye açıklamalarda bulunan Mil Diyanet Sen Genel Başkanı ve MİL-SEN Konfederasyonu Genel Başkan Vekili Celaleddin Gül ile Diyanet-Sen Genel Başkanı ve Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ali Yıldız, CHP sözcüsü Deniz Yücel’e sert tepki gösterdi.
GÜL: GUSÜL ABDESTİ BİLMEYEN KİŞİLER DİYANET’E KARIŞIYOR
Mil-Diyanet Sen Genel Başkanı Celaleddin Gül, daha önce hutbe ve minber dokunulmazlığı istediklerini ve CHP’li Yücel’in açıklamasıyla bir kez daha haklı çıktıklarını kaydetti. Başkan Celaleddin Gül, CHP sözcüsü Yücel’in haddini aştığını belirterek, “Bunlar şimdi Kur’an ayetlerini tefsir etmeye başladı. Biz bunlara ‘din cahili’ diyoruz. Ömründe bir vakit namaza gitmemiş, ağzı rakı kokan, gusül abdest bilmeyen kişiler kalkmış bütün kamuoyu önünde ‘Kuran’da şu var veya yok’ diyor. Bunu sen nereden bileceksin? Sen ne anlarsın bu işlerden? Kaldı ki, laiklik devlet işlerini ayırmaksa neden dinimize ve Diyanet’e karışıyorsun?” diye konuştu.

SİZİN EĞİTİMİN NE Kİ DİYANET’İ ELEŞTİRİYORSUNUZ!
Başkan Celaleddin Gül, CHP sözcüsünün eğitiminin olmamasına vurgu yaparak, Diyanet’i eleştirmesine tepki gösterdi. Gül, “Siz kimsiniz ki Diyanet’in işine karışıyorsunuz? Burnunuzu sokuyorsunuz. Siz müfessir misiniz? Tefsirci misiniz? Hadisçi misiniz? İslami eğitiminiz ne ki bu hutbeleri eleştirebiliyorsunuz? Cumhuriyet Halk Partisi böyle devam ederse, tüm üyelerimizle birlikte CHP’nin önünde kendilerini kınayan bir basın açıklaması yapmayı düşünüyoruz.” dedi.
NORMALLEŞME FALAN HİKAYE!
CHP zihniyetinin hiç değimediğini söyleyen Gül, “Deniz Yücel’in açıklamaları tamamen saçma sapan ve CHP zihniyetine uygun olan ifadeler. Normalleşme falan diyorlar ya, hepsi hikaye. CHP aynı CHP, zihniyet aynı zihniyet. Diyanet düşmanlığı ve İslam düşmanlığı devam ediyor.” ifadesinde bulundu.
KONU ALİ ERBAŞ DEĞİL!
İslami değerlere doğrudan saldıramadıkları için Başkan Ali Erbaş’ı hedef aldıklarını vurgulayan Gül, şunları söyledi:
“Konu aslında Ali Erbaş değil. Bugüne kadar özellikle iki konuda hutbelerimiz eleştirildi. Birincisi, Atatürk hutbelerde niye yok? İkincisi, son zamanlarda özellikle eşcinsel LGBT derneklerine, aileye ve doğum oranlarının düşmesine ilişkin konularda doğurganlığı ve evliliği teşvik eden hadislerin ve ayetlerin söylenmesi. Bir de tesettür konusunu özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı olarak son hutbelerimizde biraz yoğunlaştırdık. Böyle olunca dikkat çekti ve “Ne oluyoruz?” demeye başladılar. Diyenler kim? İşte bu malum kesim.”

HER HAFTA SALDIRIYORLAR, ARTIK HUTBE VEREMEZ HALE GELDİK
“Biz hutbelere dokunulmazlık getirilmesini istiyoruz. Hutbeler özgürce, Allah’ın tüm Kuran’da açıkladığı ve Peygamber Efendimizin açıkladığı tüm hükümleri rahatça eleştiri konusu olmadan söyleyebilmeliyiz, okuyabilmeliyiz. Hutbe verirken artık korkar hale geldik. Acaba bu hafta bize kim saldıracak? Acaba bu hafta hutbenin konusundan kim rahatsızlık duyacak? Böyle bir şey olabilir mi? Ali Erbaş kendi heva ve hevesinden konuşmamıştır. Allah’ın ayetlerini okumuştur, Kuran’ın ayetlerini okumuştur.”
LAİKLİĞİ DE ATATÜRK’Ü DE İSTİSMAR EDİYORLAR
“Yıllardır Atatürk hutbelerde niye yok diye soruluyor. Peki, Ankara’da Anıtkabir’e birkaç kilometre uzaklıkta bulunan Maltepe’de bir cami yapılacak. Şimdi ‘Bu hutbede Atatürk’ün adı niye geçmiyor’ diye bağıranlar, ‘Biz bu camiyi yaptırmayız’ diyorlar. Neden? Çünkü Anıtkabir’e yakın. Hani laiklik vardı? Anıtkabir’e mescit yapalım. ‘Hayır.’ ’10 Kasım’da hatim indirelim, salavat getirelim, dua delim.’ ‘Olmaz, Hayır!’ Hem laikliği hem Atatürk’ü istismar ediyorlar.
‘LAİKLİĞİN TANIMI YAPILSIN’ DİYE ÇAĞRIDA BULUNDUK
Laikliğin tanımı olmamasından dolayı istismar edildiğini kaydeden Gül, “Zaten biz de Diyanet-Sen olarak yeni yapılacak anayasa çalışmalarında bu istismarları önlemek adına Cumhurbaşkanımıza laikliğin tanımının yapılması çağrısında bulunduk. Kısacası, CHP sözcüsü, Cumhuriyet, Birgün ve diğer sol kesimin son zamanlardaki hutbelerimize müdahaleleri ve polemik konusu yapmaları, Diyanet’i de geçip İslam’a saldırmaları, asla kabul edilebilir bir durum değildir.” dedi.
HUTBELERE DOKULMAZLIK İSTEMİŞTİK, BİR KEZ DAHA HAKLI ÇIKTIK
Hutbelere dokulmazlık verilmesi gerektiğini söyleyen Gül, şu ifadelerde bulundu:
“Daha önce ben kürsü dokunulmazlığı gerektiğini söylemiştim. Kamuoyu şaşırmıştı. ‘Bu da ne demek?’ demişti. Hatta Sözcü ve Cumhuriyet gazeteleri beni manşet yapmıştı: ‘İmamlar dokunulmazlık istiyor’ diye. Ben de ‘Hayır, minber ve hutbe dokunulmazlığı istiyoruz’ demiştim ve hala da diyorum. Bugüne kadar birçok televizyon programında da bunu dile getirdim. Ali Erbaş’a da bu konuyu izah ettim. Bir kez daha ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıktı.”
HANGİ KONUYU ANLATSAK, HEMEN AYAKLANIYORLAR
“Ben o minber dokunulmazlığını şunun için istiyordum. Şimdi Kur’an LGBT’ye ‘Haramdır’ diyor, hemen ayaklanıyorlar. ‘Faiz haramdır’ diyor, bankacılar hareketleniyor. ‘Ahlak, tesettür’ diyorsun, bunlar ayaklanıyor. Peki biz bu Kuran’ın hükümlerini nasıl anlatacağız? Diyanet İşleri Başkanlığı’nın anayasal görevi topluma dini en güzel kaynaklardan, en sağlam kaynaklardan toplumu din konusunda bilgilendirmektir.”
YILDIZ: KLASİK CHP ZİHNİYETİNİN DİN DÜŞMANLIĞI
Diyanet-Sen Genel Başkanı ve Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ali Yıldız, CHP’nin ikiyüzlü bir tavır sergilediğini belirtti.
CHP’nin seçimden seçime değiştiğini vurgulayan Yıldız, “Bu açıklamada CHP’nin her zamanki ikiyüzlülüğünü ve ikircikli tavrını görüyoruz. Seçim zamanlarında Yasin okumayı, mevlit okumayı kimseye bırakmayanlar, maalesef seçim geçtikten sonra bu milletin gerçek değerleriyle hesaplaşma noktasında bilinçaltındaki niyetlerini açığa vuruyorlar. Dolayısıyla biz bunu klasik CHP zihniyeti ve klasik CHP zihniyetinin din düşmanlığı olarak görüyoruz.” diye konuştu.

CHP AYETLERİ HEDEF ALIYOR!
Hutbenin ayet ve hadislerden oluştuğunu söyleyen Yıldız, CHP’nin ayetleri hedef aldığını vurguladı. Hutbelerin ayet ile hadislere ve onların tefsirlerine dayandığını söyleyen Yıldız, “Hutbeler ayetlerden ve hadislerden ibarettir. Hutbe öyle kafadan yazılan bir metin değildir. Ayetle başlar, hadisle başlar. Onların tefsiri yazılır. Onlardan almamız gereken dersler, öğütler, notlar çıkartılır. Yine aynı şekilde ayet ve hadisle de hutbe hitama erdirilir.” dedi.
CHP, LAİKLİĞİ DE BİLMİYOR
Diyanet’in anayasal görevini ifa ettiğini belirten Yıldız, şunları söyledi:
“Bir kurumun anayasal görevini yerine getirmeyi bunlar hadsizlik ve saçmalıkla suçluyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kuruluş, yönetmelik ve varlık sebebi zaten kanunlarla oluş sebebi, milletimizi aydınlatmak, dini bilgilerle donatmak ve insanları zararlı alışkanlıklardan uzak tutmaktır. Diyanet İşleri Başkanımız da bu ayetleri ve hadisi şerifleri okudu ve bu anlamda asli görevlerini yerine getirmektedir. Dolayısıyla bir kurumun asli görevlerini yerine getirirken onu kınamak, ötekileştirmek ve hakaret etmek ne kadar saçmalık ve hadsizlikse o kadar da laikliğe aykırıdır. CHP laikliği de bilmiyor. Kendi sapık inançlarını ve ideolojilerini laikliğe alet ederek, laikliği bahane ederek milleti baskılamaya, milletin değerlerini itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar.”

BATIL ZİHNİYETE KARŞI MÜCADELE EDECEĞİZ
İşlerine geldiği zaman laikliği, işlerine geldiği zaman da dini istismar ettiğini belirten Yıldız, CHP’nin istismarcılığını cahiliye dönemindeki müşriklerin helvadan ve hamurdan yaptığı putları acıkınca yemesine benzetti. Yıldız, “Bunların dedeleri de böyledi. Hamurdan putlar yaparlar, karınları acıkınca da kesip yerlerdi. Dolayısıyla olaya bu pencereden bakıyorum. Bizler de inşallah hakkın, hakikatin tarafı olarak bu batıl zihniyetlere ve sapık ideolojilere karşı mücadele edeceğiz.” şeklinde konuştu.
ALİ ERBAŞ ÜZERİNDEN MİLLETİN DEĞERLERİNE PARMAK SALLIYORLAR
Dini değerleri doğrudan hedef alamadıklarını belirten Yıldız, “Aslında bu hedef alma, Ali Erbaş’ın şahsıyla alakalı bir durum değil. Tüm camilerde okunan bu hutbeyi doğrudan hedef alamayan CHP, Milletin genel tepkisinden çekinerek bu hadsizliği ve çıkışı, Ali Erbaş üzerinden vermeye kalktılar. Milletin değerlerine ve hutbenin içeriğine parmak sallamaya çalıştılar.” ifadesinde bulundu.
CHP GENEL MERKEZİ ÖNÜNDE BU HADSİZLİĞİ YÜZLERİNE VURACAĞIZ
CHP’den yapılan açıklamayı CHP Genel Merkezi önünde kınayacaklarını söyleyen Yıldız, “Biz Diyanet ailesi olarak bunların hangi niyetle, hangi fikirle ve amaçlarla bu hadsizliği yaptıklarını gayet iyi biliyoruz. İnşallah yarın saat 15.00’da CHP Genel Merkezi’nin önünde bu ikiyüzlülüğünü, hadsizliğini, saçma davranışlarını CHP’nin yüzüne vuracağız inşallah.” dedi.

15 TEMMUZ 1965’TE ÇEKİLDİLER: TAM 59 YIL ÖNCE
Paslı kırmızı komşu gezegenimiz hakkında daha fazla bilgi edinmek için 15 Temmuz 1965’te NASA’nın Mariner 4 adlı cesur uzay aracı tarafından fotoğraflandılar .

O zamana kadar Mars’ın teleskopla çekilen görüntüleri, yani yüzeyindeki gizemli karanlık lekeler, burada uzaylı bir medeniyetin yaşadığına dair inancı tetikliyordu .
Ancak Mariner 4, çorak bir gezegeni ortaya çıkardı ve bu gezegenin yaşam için bir cennet olduğuna dair inancı yerle bir etti.
Warwick Üniversitesi Fizik Bölümü’nde yardımcı doçent olan Daniel Bayliss, Mariner 4’ün mirasını ‘muazzam’ olarak nitelendirdi.
MailOnline’a konuşan Mariner 4’ün ana görevinin Mars’ın ilk yakın çekim görüntülerini çekmek olduğunu belirten Dr.
‘Ancak Mars’ın ağır bir şekilde kabuk bağlamış ve büyük ihtimalle yaşamdan yoksun olduğunu gösterdi.’

O DÖNEMDE BİLİM İNSANLARI MARS’TA HAYATIN OLDUĞUNA KESİN GÖZÜYLE BAKTILAR
Mars, gece gökyüzünde çıplak gözle görülebildiği için insanlar tarafından her zaman biliniyordu; belirgin kırmızımsı turuncu bir renk tonuna sahip parlak bir noktaydı.
Mars yüzeyindeki koyu renkli izlerin bitki örtüsü veya ‘kanallar’ olduğu algılandı ve bu durum gezegenin Dünya gibi yemyeşil bir dünya olduğu inancını tetikledi.
O dönemde bilim insanları, bitki örtüsünün Mars’ta insan benzeri gelişmiş bir medeniyetin yaşadığına dair bir işaret olduğunu düşünmüşlerdi.
İngiliz astronom Patrick Moore, 1956 tarihli ‘Mars Rehberi’ adlı kitabında şöyle yazıyordu: ‘Mars’ta alçak bitki örtüsünün var olmadığını varsaymak için hiçbir neden yok, ancak bunun var olduğuna dair çok sayıda kanıt var.’

1962’DE KIZIL GEZEGEN İÇİN İLK PROJE BAŞLADI: TAM 554 MİLYON DOLAR DEĞERİNDE
İç Güneş Sistemi (Mars, Venüs ve Merkür) hakkında daha fazla bilgi edinmek için NASA, 1962 yılında 554 milyon dolarlık Mariner programını başlattı.
Mariner 1 ve 2’nin hedefi Venüs iken, Mariner 3 Kasım 1964’te Mars’a yöneldi; ancak talihsiz bir fırlatma başarısızlığı yaşadı.
Neyse ki, birkaç hafta sonra Florida’nın Cape Canaveral limanından suya indirilen Mariner 4 daha başarılı oldu.
Mariner 4, 325 milyon mil yol kat ederek 228 gün geçirdi ve sonunda 14 ve 15 Temmuz 1965’te fotoğraf çekebilecek kadar yaklaştı.
En yakın olduğu zaman 15 Temmuz’da gezegene 6.118 mil (9.846 km) uzaklıktaydı.

NASA YEMYEŞİL BİR GEZEGEN BEKLERKEN KURAK BİR GEZEGENLE KARŞILAŞTI
Araçtaki kamera, Mars yüzeyinin yaklaşık yüzde 1’ini kapsayan 22 fotoğraf çekti, bunları 4 kanallı bir teyp kaydediciye kaydetti ve Dünya’ya iletilmesi dört gün sürdü.
Ancak NASA’nın hayal kırıklığına uğramasına yol açan şey, yemyeşil bir dünyanın kanıtı yerine, Dünya’dan çok Ay’a benzeyen, kraterlerle dolu ölü bir yüzeyin ortaya çıkmasıydı.
Planetary Society’nin baş bilim insanı Dr. Buce Betts, aracın Mars ortamının ‘bildiğimiz şekliyle yaşama çok elverişsiz’ olduğunu kanıtladığını söyledi.
MailOnline’a yaptığı açıklamada, ‘Soğuk sıcaklıklar, ince bir atmosfer ve manyetik alan bulunmadığını buldular. Bu da Dünya’nın aksine, yüzeyin zararlı radyasyona maruz kalabileceğini gösterdi.’ dedi.

MARS İLE İLGİLİ BÜTÜN BEKLENTİLER BOŞA ÇIKTI
NASA, Mariner 4’ün Mars’taki en eski ve en yoğun kraterli arazilerden bazılarını görüntülediğini, ancak ‘daha çeşitli ve jeolojik olarak daha yeni özellikleri’ gözden kaçırdığını söyledi.
“Sonuç olarak, bu bulgular birçok bilim insanının Mars’ın yaşam için elverişli bir yer olduğu yönündeki beklentilerini boşa çıkardı.” denildi.
Profesör Bayliss’e göre NASA bilim insanları orada yaşam bulmayı beklediklerini ‘hiç kimse bilmiyordu’, ancak ‘çorak bir Mars’ bulmak çok da büyük bir sürpriz olmayabilir.
MailOnline’a konuşan araştırmacı, “Ancak bu kesinlikle Mars’ın yüzeyinin gerçekte nasıl olduğuna dair asırlardır sorulan bir soruya cevap oldu” dedi.
O zamandan beri bilim insanları odaklarını Mars’ta geçmiş yaşama dair kanıtlar bulmaya, yani herhangi bir uzay aracının görüş alanından gizlenmiş temel organizmaları bulmaya çevirdiler.
Dr. Betts şunları ekledi: ‘Mariner 4, eğer yaşam varsa, bunun muhtemelen aşırı çevre koşullarında hayatta kalabilen mikroplar şeklinde olacağını gösterdi.’

MARS’TAKİ ATMOSFERİ KAYBOLMADAN ÖNCE SU VARDI
Mars’ta geçmişte veya günümüzde yaşam olduğuna dair bir kanıt henüz bulunmamakla birlikte bilim insanları , atmosferi kaybolmadan ve sıvı su buharlaşmadan önce , yaklaşık 2 milyar yıl önce , orada bol miktarda sıvı su bulunduğu konusunda hemfikir .
2022 yılında MailOnline’a konuşan Profesör Brian Cox, Mars’ta var olan en gelişmiş yaşamın muhtemelen ‘en iyi ihtimalle’ tek hücreli organizmalar olduğunu söyledi.
Elbette 1960’lardan bu yana uzay araçları defalarca Mars yüzeyine güvenli bir şekilde indi ve tozlu zeminin parlak ve net görüntülerini aldı.
Ancak çevirmeli telefonların yaygın olduğu bir çağda, küçük bir makineyi yüzlerce milyonlarca mil ötedeki başka bir gezegene göndermek eşi benzeri görülmemiş bir başarıydı.

MARİNER 4 MARS’I KEŞFETMEK İÇİN ZEMİN HAZIRLADI
Profesör Bayliss, Mariner 4’ün ‘teknoloji ve keşif anlamında yeni bir çığır açtığını’ söyledi.
MailOnline’a konuşan araştırmacı, “Bu, gelecekteki uzay görevlerine zemin hazırladı ve dijital görüntüleme, uydu iletişimi gibi pek çok yeni teknolojinin geliştirilmesine yol açtı” dedi.
‘Bunlar şu anda hepimizin faydalandığı şeyler.’
Mariner 4, Mars’ın yanından geçtikten sonra iki yıl boyunca Dünya ile aralıklı iletişimini sürdürdü ve Mars ortamı hakkında veri gönderdi.
Ancak 1967’nin sonuna gelindiğinde uzay aracı on binlerce mikrometeoroid çarpmasına maruz kalmış ve manevra için kullandığı azot gazı bitmişti.
Mariner 4 görevi resmen 21 Aralık 1967’de sona erdi ve geriye kalan uzay aracının hâlâ güneşin etrafında yörüngede döndüğüne, eski bir uzay çöpü olduğuna inanılıyor.