Rize’ye birbirinden güzel eserler kazandırmanın gururunu yaşadıklarını dile getiren Kurum, “Yeni otoparkı, termal ve apart otelleri, seyir terası ve çevre düzenlemeleriyle donattığımız güzel Ayder’imizi yarınlara taşımanın mutluluğu içerisindeyiz. Yine sel afeti sonrası inşa ettiğimiz yeni yuvalarına ve yeni dönüşüm konutlarına kavuşan kardeşlerimizin heyecanına ortak oluyoruz. Birbirinden güzel tüm bu eserler, Rize’miz, ülkemiz, milletimiz için hayırlı uğurlu olsun.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 22 yıldır Rize’yi çevreden şehirciliğe, ekonomiden turizme, sağlıktan spora kadar her alanda nice eserlerle kavuşturduklarını belirten Kurum, “Bugün biz de sizin çizmiş olduğunuz, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ortaya koymuş olduğu vizyondan aldığımız güçle hep birlikte koşmaya gayret gösteriyoruz. Yaptığımız her işin merkezinde milletimizin mutluluğu ve refahını ön plana koyuyoruz. 85 milyonun iyi gününde, kötü gününde hep yanında olmayı bir vatan borcu olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bakan Kurum, Rize’de 2021’de Kurban Bayramı’nda sel felaketi yaşandığını anımsatarak, şöyle devam etti:
“Bayramı ve hüznü aynı anda yaşadık. Selin vurduğu Çayeli’mizde, Madenli’de, Büyükköy’de, Muradiye’de çıkılmadık tepe, inilmedik vadi, girilmedik ev bırakmadık. Tek bir an bile durmadan, dinlenmeden milletimizle el ele verdik, Rizeli kardeşlerimizle bir taraftan hüznü yaşarken, bir taraftan da afetzede kardeşlerimizi yalnız bırakmamak için gece gündüz çalıştık. Allah’a hamdediyoruz çünkü artık bugün yuvalarımızı teslim ediyoruz. Kardeşlerimizin o gün nasıl hüznüne ortak olduysak, bugün de mutluluğuna hep birlikte şahit oluyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın burada ortaya koymuş olduğu vizyon çerçevesinde, liderlik vizyonuyla yine milletimize yapılması gereken işleri hep birlikte gece gündüz çalışarak azimle, gayretle bitirdik.”
Selin her yeri yıktığı o günlerde Rizelilerin yüzünde tevekkül ve asalet olduğunu anlatan Kurum, şunları kaydetti:
“Rizeli kardeşlerimiz ve 85 milyon Türkiye bu duruşu, asrın felaketinde de göstermiştir. 11 ilimizin imdadına koşmuş, hep birlikte seferber olmuştur ve işte seferber olan bu millet, depremzede kardeşlerimizi artık yeni yuvalarına kavuşturuyor. 76 bin yeni yuvamızda artık vatandaşlarımızın yeni hayatları başladı. İnşallah yıl sonuna kadar 200 bin konutu tamamlayıp 11 ilimizdeki depremzede kardeşlerimize teslim etmiş olacağız. Bugün nasıl Rizeli hemşehrilerimizi yeni yuvaları ile müjdeliyorsak, deprem bölgemizi de buradan, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın, Rizeli kardeşlerimizin huzurunda müjdeliyoruz. İnşallah 2025 yılı sonuna geldiğimizde 11 ilimizde teslim edilmeyen tek bir konut, kepengi açılmayan tek bir iş yeri, yuvasına kavuşmayan tek bir depremzede kardeşimiz kalmayacak.”
RİZE’DE YAPILAN YATIRIMLAR
Rize’nin cazibe merkezi haline gelen Çarşı Meydan Projesi’nin Rize’nin kalbinin attığı yer olduğunu vurgulayan Kurum, dönüşüm konutları, Salarha ve Yağlıtaş’ın vatandaşlarla birlikte ortak dönüştürüldüğünü söyledi.
Millet bahçeleri ile Rize’nin yeşiline yeşil katacak projeleri milletin hizmetine sunduklarını belirten Kurum, İyidere ve Güneysu millet bahçesi projelerinin tamamlandığını ifade etti.
Bakan Kurum, Ayder’i yeni yatırımlarla gelecek nesiller için koruma altına aldıklarına dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:
“Diğer yandan yeni projelerimizi hazırlıyoruz. Yine Sayın Cumhurbaşkanı’mızın talimatı ile Rize sahiline inşallah Rize’mize yakışarak, Rize mimarisine uygun olacak, cemaat kapasitesi 2 bin 500-3 bini bulacak muhteşem bir camiyi yapmak için kollarımızı sıvadık, proje çalışmalarımıza başladık. İnşallah, Millet Bahçesi’nin hemen yanında yer alacak, sosyal donatı alanları ile oyun alanı ve parkları ile sahilde vatandaşımızın vakit geçireceği bir projeyi Rize’mize kazandırıyor olacağız. Ardından da Sahil Camisi’nde yenileme çalışmalarını, bu caminin bitmesine müteakip hep birlikte başlatacağız. Ben şimdiden camimizin, millet bahçelerimizin, iş yerlerimizin Rize’mize hayırlar, bereketler getirmesini temenni ediyorum.”
Şehirler güçlendiğinde mutsuz olanları bildiklerinin de altını çizen Kurum, “Onlara cevabımızı, burada çalışarak eserlerimizle vereceğiz. Yerel seçimlerden sonra sözünden dönenleri çok iyi tanıyoruz. Onlara cevabımızı, şu gömleğimizdeki terle, şu alnımızdaki terle vereceğiz. Saflarımızı her zamankinden daha çok sıkılaştıracağız. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın yanında Kaçkar Dağı gibi omuz omuza dimdik duracağız inşallah. Biz böyle oldukça Türkiye Yüzyılı’nın önünde hiçbir güç duramayacaktır, durdurulamayacaktır.” diye konuştu.
]]>Şehir merkezindeki bir restoranda sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya gelen Kurum, daha sonra TOKİ tarafından yapımı tamamlanarak hizmete açılan Rize Belediye Bloklarında incelemelerde bulundu, vatandaşlarla sohbet etti.

Kurum, gazetecilere, bu alanda deniz dolgusu üzerine yapılan binaların yıkılarak 200 dükkan ve 400 yeni ofisin Rize’ye kazandırıldığını belirtti.
Deprem bölgesinde çalışmalar yürütülürken bir taraftan da 81 ilde yapılması gereken alt ve üstyapı çalışmalarına devam ettiklerini vurgulayan Kurum, “Yarın, inşallah Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleri ile yaklaşık değeri 2 milyar 700 milyon lirayı bulan çok önemli projelerin açılışlarını gerçekleştireceğiz. Yarın saat 14.00’de milletimizle, Rizeli kardeşlerimizle kucaklaşacak ve bu muhteşem eserleri toplu açılışla birlikte milletimizin hizmetine sunmaya devam edeceğiz.” dedi.

AYDER’DE YAPILAN ÇALIŞMALAR
Bakan Kurum, kentsel dönüşüm ve doğa koruma projeleri yaptıklarına dikkati çekerek, “En önemlisi doğa ve koruma projesi olarak değerlendirdiğimiz Ayder’imiz, Ayder’imizde yaptığımız yenileme çalışmalarımız. Bu kapsamda başlattığımız çalışmaların son safhasına gelmiş durumdayız. Ayder’in doğal güzelliğine zarar vermeyecek şekilde tamamen yerin altında, Ayder’e gelen turistlere hizmet verecek 1800 araçlık otoparkı yarın inşallah açıyor olacağız.” diye konuştu.
Ayder’in güzelliğine zarar verdiğini düşündükleri, görüntü kirliliğine sebebiyet veren salıncakların kaldırıldığını anımsatan Kurum, bu kapsamda yenileme çalışmalarının devam ettiğini anlattı.

Bakan Murat Kurum, apart, termal tesis ve otellerin yeni binalara taşınacağını belirterek, “Oradaki görüntü kirliliği, binaların gözümüzün nuru yaylamıza zarar vermemesi için çalışmalarımızı özenle yürütüyoruz.” dedi.
Rize’nin sellerin yaşandığı il olduğunu, vatandaşlara bazı sözler verildiğini ifade eden Kurum, şu değerlendirmede bulundu:
“Elazığ, Malatya, Antalya yangınlarda olduğu gibi sözlerimizi tutmuş, evlerini hızlı şekilde teslim etmiştik. AFAD ve Bakanlığımız ile yaptığımız çalışmalarda selde yaşanan hasarlar nedeniyle vatandaşlarımıza verdiğimiz sözlerimizi yarın inşallah tutuyor olacağız. Yarın, o konutların anahtar teslimlerini yapıyor olacağız. Sahilde Millet Bahçesi ile nefes alacağı, Karadeniz rüzgarının hakim olacağı bir projeyi gerçekleştiriyoruz. 250 dönüm alanda gerçekleşiyor.”
Biyolojik arıtma tesisi inşaatının da başladığını dile getiren Kurum, “Rize, sadece Rize’den ibaret değil. Bugün İstanbul’da, Ankara’da, 81 ilimizde de Rizeli kardeşlerimiz var. Biz de onları mutlu etmek, onların dualarını almak için gece gündüz tüm ekibimizle, arkadaşlarımızla birlikte çalışıyoruz. Eserlerimiz, Rize’mize, memleketimize, ülkemize hayırlı olsun.” diye konuştu.

“YIKILAN OTELLERİN YERİNE HİÇBİR YAPI YAPILMAYACAK”
Kurum, kentsel dönüşüm çalışmalarının vatandaşlarla uyumlu şekilde yürütüldüğüne dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Rize meydan diye bildiğimiz bölümde vatandaşlarımızla görüşmelerimizi yapıyoruz. İkinci etap diye belirlediğimiz alanda vatandaşlarımızın talepleri doğrultusunda projeye dahil edip, dönüşümü gerçekleştireceğiz. Deniz Sitesi ve Müftülük Sitesi’nin dönüşümünü gerçekleştirdik. Salarha ve Yağlıtaş’ta rezerv konut gerçekleştirdik. Bu konutlarla birlikte de şehrin içinde tıkanmış, sıkıntı, problem yaşadığımız tüm alanların dönüşümünü inşallah gerçekleştireceğiz. Rize, bu işler bittiğinde Ayder’in turizmi, doğa koruma projesi tamamlanmış bir cazibe merkezi, yine Pokut Yaylası’na gittiğinizde her türlü biyolojik çeşitliliği gördüğünüz, doğanın korunduğu, oradaki yapıların korunduğu, sahile geldiğinizde yürüyüş yollarıyla, bisiklet yollarıyla milletimizin huzur içerisinde gezdiği ve üreten, istihdam oluşturan şehir olacaktır, olmaya devam edecektir.”

Ayder’in planlı bir şekilde taşındığına işaret eden Kurum, şunları kaydetti:
“Termal oteli, 7-8 otel ile görüşüp onun yerine taşıyacağız. Yıkılan otellerin yerine hiçbir yapı yapılmayacak. Termal otelin altında arazi almıştık. Apartları buraya yapıp planlı şekilde taşıyor olacağız. Aslında yapmış olduğumuz çalışmalar da imar planı çerçevesinde yapılan çalışmalar. Bu manada Çamlıhemşin’de belediye başkanımızla, milletvekilimizle, valimizle hep birlikte bu istişareleri yürütüyoruz. İnşallah vatandaşlarımızla nasıl horonla başladıysak, nasıl orada büyük bir coşkuyla başladıysak, yine aynı coşkuyla projemizi milletimize verdiğimiz sözler doğrultusunda tamamlayacağız.”
Daha sonra Vali İhsan Selim Baydaş’ı ziyaret eden Kurum’a, AK Parti Rize Milletvekili Muhammed Avcı ve Belediye Başkanı Rahmi Metin eşlik etti.
En karanlık gecede dakika dakika yaşananlar: İşte milletin zaferi 15 Temmuz…



















SON DAKİKA HABERİ: MHP Lideri Devlet Bahçeli, 15 Temmuz hain darbe girişiminin 8. yıl dönümü nedeniyle yayınladığı mesajda; “Yeni yüzyılda ne PKK’nın ne de FETÖ’nün ayakta kalma şansı yoktur.” ifadelerini kullandı.
Devlet Bahçeli 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nde yaptığı yazılı açıklama şu şekilde;
“Küresel ve bölgesel merkezli, aynı zamanda kaotik mahiyetli sorun başlıkları gittikçe dallanıp budaklanmakta, özellikle milli huzur ve güvenliğimize çoklu tehditler saçmaktadır.
Türkiye’nin ilerleyiş ve yükseliş azminden ürken, bu suretle ürpertici korku nöbetleri geçiren odaklar yeni arayışlar, farklı oyunlar peşindedir.

“TERÖR ÖRGÜTLERİ KİRLİ TAŞERONLAR KULLANIP SİYASİ HEDEFLERE KARŞI KIŞKIRTIYOR”
Bu kapsamda terör örgütleri kanlı tetikçi, kiralık katil ve kirli taşeron olarak kullanılıp alenen belirlenmiş siyasi ve stratejik hedeflere karşı vahşice kışkırtılmaktadır.
Bilinmelidir ki, emperyalizmin hain ve haşhaşi maşaları kurulan şiddet ve dehşet sahnesinde ederi bir dolarlık rolleriyle zehir, zelil ve zilletin fail ve figüranları olarak ilelebet anılacaklardır.
“TÜRKİYE TESLİM ALINMAK İSTENMİŞTİR”
15 Temmuz 2016’da Türkiye teslim alınmak istenmiştir.
O tarihte Türk milleti, son iki asrın en vahim, işbirliği ve irtibat ağı en geniş saldırı ve suikast dalgasına maruz kalmıştır.
Yıkım senaryosu, ‘hizmet ve himmet’ kisvesi altında saklanan vatan, millet ve din düşmanlarının refakatiyle devreye alınmıştır.
15 Temmuz Türk tarihinde bir milat olmakla birlikte devlet ve millet dayanışmasının gıpta edilecek zirve günü olarak da maşeri hafızaya kazınmıştır.
“FETÖ HAÇLI EMELLERİNİN NE İLK OPERASYON ARACI, NE DE SONUNCUSU”
On yıllardır kuluçkaya yatan, sistemli biçimde her alana sızan, aşama aşama her yere sirayet eden; siyasi, sosyal, ekonomik, diplomatik, akademik, askeri, emniyet, bürokratik, medya alanlarında paralel bir örgütlenme çarkı kurmasıyla devlete adeta rakip bir yapı inşa eden FETÖ haçlı emellerinin ne ilk operasyon aracı, ne de sonuncusu olacaktır.
Türk milleti var olduğu müddetçe, muhasım çevrelerle ve müstevli çemberdeki zalimlerle kaçınılmaz hesaplaşma, görüş açısının sıfıra indiği mukadder karşılaşma elbette devam edecektir.
Sekiz yıl önce Türkiye’nin son anda kurtulduğu, bundan mülhem kapatılan dipsiz uçurumun tekrar açılmaya ve kazılmaya çalışıldığı gözlemlenmektedir.

Güney sınırlarımız boyunca terör devleti, bir başka ifadeyle sözde garnizon devleti veya ikinci İsrail kurma çabalarıyla eşzamanlı olarak FETÖ’nün belini doğrultmaya, nefes borusunu açmak için ilk yardım almaya, enerji ve motivasyon kaynaklarını çeşitlendirmeye başladığı da gayet berrak bir gerçektir.
FETÖ’nün yabancı ülkelere sığınan elebaşlarının sosyal medya anarşisinin ateşiyle fitne kazanını kaynatmalarının yanı sıra,
Pensilvanyalı caninin iç işgal cephesinde konuşlanan gizil ve gizemli uzantılarının, hatta bu terör örgütünün şeref muhalifi telkin ve vaatlerine aldanarak kafese alınan bazı siyasi partilerin eşgüdüm ve elbirliği halinde Türkiye’nin tekrar 15 Temmuz öncesine taşınmasına hizmet ettikleri inkar edilemeyecek netliktedir.
Dünün altılı masa partileri; bugünün uzaktan kumanda edilen, iradeleri rehin alınan partilerine tam manasıyla dümen kırmışlardır.
Bu kimliksiz siyasi zihniyetlerin ziyan ve zillet içinde olmaları şöyle dursun, kademe kademe gerçekleşen rota değişiklikleri esasen Türkiye’nin 15 Temmuz sonrası elde ettiği demokratik kazanımların rafa kaldırılmasına yönelik olup çok ciddi tehlikeler içermektedir.
15 Temmuz’un sekizinci yıldönümünde, FETÖ’nün devlet ve toplum hayatına son bir hamleyle nüfuz ederek, bununla birlikte uyuyan hücrelerini günbegün harekete geçirerek bir kumpas döngüsü yaratmak, iç barış ve huzur ortamını bozmak, güvensizlik aşılamak ve milli güvenliğimizde hasar oluşturmak amacıyla fırsat kolladığı, buna çanak tutanların daha görünür hale geldikleri anlaşılmaktadır.
Türk Silahlı Kuvvetleri, “Mürekkep Damlası Stratejisi”yle PKK/YPG’ye karşı sürekli operasyon evresine nasıl geçmişse, FETÖ’yü, FETÖ’nün iç ve dış uzantılarını yıldırıcı ve yok edici, bununla mündemiç proaktif nitelikli seri operasyonların bir an evvel icra ve ifa edilmesi beka düzeyinde mecburiyettir.
“PKK NEYSE FETÖ AYNISIDIR”
Çünkü PKK neyse FETÖ aynısıdır.
Türkiye Cumhuriyeti hem PKK’yla hem de FETÖ’yle kıran kırana mücadele edip silindir gibi ezip geçmeye muktedirdir.
Yeni yüzyılda ne PKK’nın ne de FETÖ’nün ayakta kalma şansı yoktur.

Türk tarihinde çok nadir görülen dehşet vakalarından birisi olan mahut kanlı ve meşum gecede FETÖ’nün hain saldırısı nasıl boşa çıkarıldıysa, Türkiye’yi bölme ve ele geçirme arzuları da aynı şekilde berhava edilecektir.
Bugünlerde 15 Temmuz’un intikamını almak amacıyla faaliyete geçen örgütlü ve organize casus şebekesine, kripto damarına, gizli saklı hesap yapan işbirlikçilerine cesaretle ve dirayetle karşı koyulacak, ezcümle nihai hesaplaşma kaçınılmaz olacaktır.
Etrafımızı saran, sinir uçlarımıza basan, tahrik ve karalama kampanyalarına hız katan, yalan ve iftiralarını seriye bağlayan alçaklar koalisyonuna en küçük merhamet ve müsamahamız olmayacaktır.
Terör örgütlerine acımak mazlum ve masumlara en büyük haksızlıktır.
Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonunu gölgelemek, Cumhuriyet’in yeni yüzyılını sekteye uğratmak beyhude bir heves olduğu gibi, böylesi bir hataya tevessül edenler kuşkusuz pişman edilecektir.
CUMHUR İTTİFAKI’NDA BİRLİK MESAJI
Cumhur İttifakı FETÖ ve PKK başta olmak üzere her türlü terör örgütüyle amansız mücadelesini sürdürecektir.
Bilhassa FETÖ’nün iç ve dış uzantılarının son günlerde biteviye yaydıkları fitne ve dedikodu salgının kökü Türk yargısının huzurunda ve şaşmaz adalet teraziyle kazınıp atılacaktır.
Hak, haysiyet ve hukuk inkârcısı devşirilmiş istismarcıların esasen insan içine çıkacak yüzleri kalmayacaktır.
15 Temmuz’da yarım kalan hayallerini yeniden uygulamaya niyetlenenleri Türk milleti çok daha güçlü şekilde tepeleyecek, ülkemize ve milletimize yapılan çok boyutlu ve hain saldırılar Allah’ın izni ve inayetiyle ademe mahkum edilecektir.
15 Temmuz şehitlerimize ve bilcümle aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyor, gazilerimize uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum.
“İKAZEN TAVSİYE EDİYORUM”
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü münasebetiyle Türkiye aleyhine karanlık senaryo hazırlığı içinde olanlara sadece felaket günlerinde Türk milletinin hangi fedakârlıkları göze alacağını titizlikle idrak etmelerini ikazen tavsiye ediyorum.
Rüzgâr eken mihrakların fırtına biçmek durumunda kalacağını yalnızca Türk tarihine bakarak görmek, bundan ders ve ibret almak menfur ve melun emel sahiplerinin hayrına olacağını muhataplarına ilanen duyuruyorum.”
Gösterim öncesi konuşan Yerlikaya, “Biz; büyük hasletleri olan, tarihin her sayfasına, şanla ve şerefle imzasını atmış büyük bir milletiz. Metanetliyizdir biz. Acıyı bal eylemesini biliriz. Merhametliyizdir. Mazlumun yanında olur, darda olanın yardımına koşarız. Vatan aşkıyla doluyuzdur. Şehitler tepesini boş bırakmayız. Yufka yürekliyizdir. Göz pınarlarımız her daim doludur bizim. Amma; ihaneti de, hainlerin arkasında duranları da asla affetmeyiz. Bu; dün böyleydi, bugün böyle ve ilelebet de böyle olacak. Zirâ, bu salonu dolduran sizler bilirsiniz, biz, birbirimizi biliriz. Lâkin; Milletimizi tanımayan, geçmişimizden, tarihimizden ders almayanlar oldu. Oysa bu millet gücünü onlara, dün Malazgirt’te, Çanakkale’de, Sakarya’da göstermişti. Anlamayanlar, Akıllanmayanlar, bu millete diz çöktürmeye çalışan alçaklar, bu kez 15 Temmuz 2016’da sahnedeydi. O karanlık gecede, milletimizin üzerine uçaklarla bomba yağdırdılar. Helikopterlerle, ağır silahlarla ateş açtılar. Tanklarla üzerlerine yürüdüler. Gazi Meclisimize saldırdılar. Yetmedi, Gölbaşı Özel Harekat Dairesi Başkanlığı ve Havacılık Dairesi Başkanlığı gibi şehitler ocağı olan, gururumuz olan aslan yuvalarına kinlerini kustular. Sanki Türkiye işgal kuvvetleri tarafından ablukaya alınmıştı” diye konuştu.
“O HAİNLERİN BİR HESABI VARSA, ALLAH’INDA BİR HESABI VARDI”
Yerlikaya, “Sandılar ki, bu millet korkup, sinecekti. Sandılar ki şanlı bayrağımız mahzun kalacaktı. Sandılar ki, ülkemizi kendi karanlıklarında boğacaklardı. Hayır, asla öyle olmayacaktı. O hainlerin bir hesabı varsa; Allah’ın da bir hesabı vardı. Kalpleri vatan aşkıyla çarpan kahramanların,
koca yürekli korkusuzların, geri atacakları tek bir adımları dahi yoktu. O en kritik anlarda, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın; “Halkın gücünden büyük güç tanımadım ben bugüne kadar” sözlerinden sonra, yüzbinlerce cesur yürek meydanlara koştu. Vatanına sahip çıktı. Milli iradesine sahip çıktı. Liderinin arkasında durdu. Kimi, yavrusunun önüne siper etti bedenini, kızını kurtarabildi ancak kendisi şehadet şerbetini içti. Kimi, son telefon konuşmasında eşinden helallik istedi. “Merak etme, döneceğim” dedi. Ancak, bir daha asla geri dönemedi. O uzun ve zifiri karanlık gecede;
aziz vatanın 252 evladı şehadete ulaşırken, 2 bin 740 insanımız gazilik onuruna erişti” ifadelerini kullandı.
“AHMET VE MEHMET ORUÇ KARDEŞLERİN DUYGU YÜKLÜ HİKAYESİNİ İZLEYECEĞİZ”
Belgesel hakkında da bilgi veren Yerlikaya, “Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır. Bir gün ismi Ahmet Oruç, Mehmet Oruç olur bu yiğitlerin;
Bir gün Ömer Halisdemir, Ayşe Aykaç. Selam olsun şehitlerimize, selam olsun kahraman gazilerimize, selam olsun “Ahmet’im, Mehmet’in canlarım benim” diye haykıran şehit babası Ali Oruç’a, şehit anası Senem Oruç’a. Biraz sonra “Ahmet’im, Mehmet’im, Şehitlerim” belgeselinde kahraman şehitlerimiz Ahmet ve Mehmet Oruç kardeşlerin duygu yüklü hikayelerini izleyeceğiz. Ahmet ve Mehmet, ikiz kardeşlerdi. İlk nefeslerini birlikte almışlardı. Kulaklarına ilk ezan aynı anda okunmuştu. İkisi de ana kuzusuydu. En büyük hayallerini birlikte gerçekleştirdiler. İkisi de polis olmuş, O şanlı üniformayı giymişlerdi. Helikopter pilotu olacaklardı. Çelik kartallar gibi gök yüzünde süzüleceklerdi. Ama, 15 Temmuz’da her ikisi de şehit edildiler.
İlk nefeslerini birlikte almışlardı, Son nefeslerini birlikte verdiler. Ve salaları birlikte okundu. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyor: Türk Milleti birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir” şeklinde konuştu.

15 TEMMUZ’DA MİLLETİMİZ UNUTULMAZ BİR DESTAN YAZDI”
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “15 Temmuz’da Milletimiz, birlik ve beraberliğiyle, cesareti ve vatan aşkıyla unutulmaz bir destan yazdı. Bu destanı sizler yazdınız. Allah hepinizden razı olsun. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleriyle; 15 Temmuz gecesi cumhuriyetimize, demokrasimize ve tüm bu kazanımlarımıza canımız pahasına sahip çıktık. Tek yürek, tek bilek olarak darbecilere karşı yürüttüğümüz destansı direnişle, dosta ve düşmana Türkiye’nin asla esir edilemeyeceğini, Türk Milletine asla diz çöktürülemeyeceğini gösterdik. 15 Temmuz’u sizlerin şahitliğinde; asla unutmayacağız, unutturmayacağız. Bu duygularla; 15 Temmuz darbe girişiminde “Liderlik nasıl oluruö tüm dünyaya gösteren sayın Cumhurbaşkanımıza, bu kutlu yürüyüşün ruhu olan Aziz Milletimize, minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Şehitlerimize, bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şâd, makamları âli olsun. Gazilikle müşerref olan kardeşlerimize Rabbimden sağlık ve afiyet diliyorum” dedi.
Haber7 – ÖZEL
FETÖ’cü hainlerin gerçekleştirdiği 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin 8. yılında Gazi Doktor Talha Uçar, Haber7’ye yaşadıklarını ve hissetlerini anlattı.
DARBE GİRİŞİMİNİ ANLAYINCA KÖPRÜDEN AYRILMADIK
“İlk olarak askerlerin köprüyü kapattığını haber aldık” diyen Talha Uçar, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne ulaştığını belirtti. Uçar, “Sonra olayın ilk itibaren bir askeri müdahale olduğunu, oradaki askerlerin söylemlerinden ve tutumlarından anladık. Oradan ayrılmamaya karar verdik. ifadelerinde bulundu.
ERDOĞAN’IN AÇIKLAMASININ ARDINDAN KALABALIK ARTTI
“Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan’ın açıklamaları oldu ve olayın bir grubun kalkışması olduğunu öğrenmiş olduk.” diyen Uçar, açıklamaların ardından kalabalığın giderek arttığını ve herkesin ellerinde Türk bayraklarıyla sloganlar attığını belirtti.

KURŞUN YAĞDIRDILAR, TANKLARI ÜZERLERİNE SÜRDÜLER
FETÖ’cü hainlerin şiddetini gittikçe artırdığını belirten Talha Uçar, darbecilerin halkın üzerine kurşun yağdırdığını ve tankların üzerlerine sürüldüğünü aktardı. Uçar, “Darbecilere karşı mukabele ederken tankın bariyerleri sıkıştırması sonucu elimden yaralandım” dedi.
HEKİM OLARAK YARALILARA MÜDAHALE ETTİ
Çok çetin bir direniş verildiğini belirten Uçar, yaralandıktan sonra Beykoz Devlet Hastanesi‘ne gittiğini söyledi. Gecenin ilerleyen saatlerinde hastanelerin dolup taştığını, öncelikle yaralıları tedavi ettiğini kaydeden Uçar, “Beykoz Devlet Hastanesi’nde bir süre yaralılara baktım, hekim olarak nöbetçi doktorlara yardım ettim.” dedi.
15 TEMMUZ’DA İLK DEFA…
Türkiye’de darbeyle ilgili söylemlerin daha önce de var olduğunu belirten Uçar, darbe geleneğinin Osmanlı’daki yeniçerilere kadar dayandığını söyledi. “Darbe ile ilgili Türk hafızasında çok fazla şey var.” diyen Uçar, “Bugüne kadar darbelere karşı büyük bir direnişin olmadığını biliyoruz. Çünkü bunların bazıları 1960 ve 1980 darbeleri başarıyla, yani darbe yapılarak sonuçlanmış. Diğerlerinde ise farklı sonuçları olmuş; demokrasi ve halkın aleyhine olmuş, hükümetler devrilmiş. Ancak 15 Temmuz’da ilk defa liderin de dik duruşuyla halk darbeye karşı çok güçlü bir direniş sergiledi. İlk kez bir darbe başarısızlıkla sonuçlandı, bu haksızlık milletin eliyle düzeltildi. Türk siyasi tarihi açısından çok önemli. Bunun sonucu olarak bazı reformlar gerçekleştirildi. Artık millet, kendi cumhurbaşkanını kendisi seçiyor. Dolayısıyla bunu tam tersine, ülkedeki demokrasinin aleyhine olmaktan çıkarıp lehine kendi elimizle bütün bir millet oy kullanarak çevirdik.” dedi.

BUNU UNUTMAMALIYIZ
Geçmişte yapılmayan müdahaleler nedeniyle bugünlere gelindiğini vurgulayan Uçar, “Bu olayları unutturmamalıyız ki bir daha yaşamamalıyız. Biz buradan birçok ders çıkarmalıyız. Hiçbir topluluğun, hiçbir gücün, hiçbir klanın devletin içerisinde yapılanmasına devletin ve milletin aleyhine hareket etmesine izin vermemeliyiz. Böyle şeylere tevessül edenleri en baştan engellemeliyiz” dedi.

15 TEMMUZ RUHU DÜNYAYA ÖRNEK OLDU
Halkında darbecilere karşı direnişinin dünyaya da örnek olduğunu vurgulayan Uçar, “Psikolojide şöyle bir fenomen vardır: Kaytarma fenomeni. Nasıl olsa birileri bu işle ilgileniyor diye kaçınma, eyleme katılmama eğilimi vardır. Ama 15 Temmuz’da çok farklı bir şey oldu. Bütün millet buna kendi eliyle karşı çıktı. Hep birlikte insanların, birileri nasıl olsa bununla mücadele ediyordur diye düşünmedi. Yaşlısı, genci, kadını, hastası, engellisi herkes çıktı sokağa. Eminim; başka haksızlığa uğrayan diğer milletler de buradan ilham alarak buna kendi elleriyle dur diyeceklerdir” dedi.

FETÖ’YLE MÜCADELENİN SULANDIRILMASINA İZİN VERİLMEMELİ
Bazı odaklar tarafından FETÖ ile mücadelenin sulandırılmaya çalışıldığını belirten Uçar, bu girişimlere müsaade edilmemesi ve ayrımın iyi yapılması gerektiğini vurguladı. Talha Uçar, “Konunun bizzat merkezinde yer alanlar en ağır şekilde cezalandırılmalı. Cezalandırılmalı ki bir daha bunu birileri aklından bile geçirememeli. İnsanların üzerine tankları süren, kurşun sıkan, dolaylı veya dolaysız bunlara yardım eden, haber veren, istihbarat sağlayan, silah temin eden, sevk eden bunlar da ceza almalı. Ama bunların dışındakileri çok iyi ayrımlamalıyız. Ayrımlamazsak konu bu sefer kamuoyunda farklı bir izlenim uyandırıyor. ” dedi.
Darbecileri, kurumlara sızan FETÖ mensuplarını ve gizli yapılanmaları çözmek için Cumhuriyet savcılıkları soruşturma ve kovuşturmalarını büyük bir titizlikle sürdürdüğünü ve sürdürmeye devam ettiğini vurgulayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un açıklamalarından satırbaşları şu şekilde:
15 TEMMUZ KAHRAMANLIK DESTANIDIR
Ülkemiz üzerinde kirli emelleri bulunan vesayetçi zihniyet ve destekçileri, başarısız oldukları tüm hain girişimlerinin ardından son çare olarak 15 Temmuz gecesi tankları, milletin silahlarını milletimize doğrulttular.
Hain FETÖ’cülerin, onlara arka çıkan mihrakların, destek veren odakların unuttukları bir şey vardı. Türkiye, darbecilere ve vesayetçi anlayışa boyun eğen eski Türkiye değildi.
15 Temmuz, milletin istiklalini yine milletimizin azim ve kararlılığının kurtardığı yeni bir kahramanlık destanıdır. 15 Temmuz, tüm Türkiye’nin, milletimizin tüm fertlerinin zaferidir.
“YARGI BU KEZ DARBECİLERİN YANINDA OLMADI”
27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat’ta vesayetçilerin yanında duran yargı yerine 15 Temmuz’da milli iradenin yanında duran, darbecileri yargılayan, millet düşmanlarından hesap soran bir yargıya hep birlikte şahitlik ettik.
Yargı mensuplarının kahramanlıklarıyla gurur duyduk. Bu cesurca tavır, artık emperyalistlerin ve vesayetçilerin Türk yargısını esir alamayacağının en büyük göstergesi olmuştur. İşte bunun için diyoruz ki bugün Türk yargısı her zamankinden daha tarafsız ve bağımsızdır.
3 BİN DARBECİYE ÖMÜR BOYU HAPİS
289 fiili darbe davasının tamamı karara bağlandı. Temyiz incelemesini tamamlanan 206’sı Yargıtay tarafından onandı. Bin 634 kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet, bin 366 kişi hakkında müebbet, bin 891 kişi hakkında süreli hapis cezası olmak üzere toplamda 4 bin 891 kişi hakkında mahkumiyet kararı verildi. 2 bin 870 beraat, 964 ceza verilmesine yer olmadığı kararı verildi.
Genel olarak ise FETÖ/PDY ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında bugüne kadar 705 bin 172 kişi hakkında adli işlem yapıldı. Şu anda Ceza infaz kurumlarında toplam 13 bin 251 tutuklu ve hükümlü bulunuyor.
YARGIDA TEMİZLİK DEVAM EDİYOR
Yargının kendi içinde de temizlik devam ediyor. HSK tarafından 2016’da 16 bin 176 hakim ve savcı görev yapmaktayken, yapılan inceleme ve soruşturmalar sonucunda FETÖ ile irtibat veya iltisakı tespit edilen 4 bin 6 kişi ihraç edildi.
GÜLEN’İN İADESİNİ ABD ADALET BAKANLIĞI BEKLETİYOR
FETÖ elebaşı Fetullah Gülen hakkında Adalet Bakanlığı tarafından ABD makamlarına 7 iade talebi yapıldı. 15 Temmuz darbe teşebbüsü başta olmak üzere 27 suçtan iadesi istendi. Talep edilen ek bilgiler de eksiksiz olarak karşılandı.
Şunu açıkça ifade edelim ki iade dosyalarımız tam ve eksiksizdir. Tüm deliller ABD makamlarıyla paylaşıldı. Türkiye ile ABD arasındaki iade anlaşmasında belirlenen tüm koşulları taşıyan talep, ABD Adalet Bakanlığı uhdesinde bekletilmektedir.
115 ÜLKEYE BİN 637 FETÖ’CÜNÜN İADE TALEBİ YAPILDI
FETÖ mensupları hakkında 115 ülkeye gönderilen iade talep sayısı bin 774. İadesi talep edilen kişi sayısı bin 637. Bu talepler üzerine 132 kişi sınır dışı edilerek veya iade talebi kabul edilerek ülkemize teslim edildi. 427 talep reddedildi.
Geçtiğimiz gün 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın kızı, eski Adalet Partisi Milletvekili Nilüfer Gürsoy için düzenlenen cenaze törenine katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel erken seçim istedi.
Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, daha önce erken seçime karşı olduğunu belirten CHP liderinin bir anda söylem değiştirmesini değerlendirdi.
Selvi’nin konuya dair bugünkü köşe yazısı şöyle:
“Daha 2 ay önce ‘Erken seçim çağrısı yapmayacağım’ diyen Özgür Özel, şimdi neden erken seçim de ısrar ediyor?
Tarihleriyle vereceğim. 2 ay önce “Erken seçim istemiyorum” diyeceksin, üç gün önce “Seçimler en erken 1.5 yıl sonra olur” diye açıklama yapacaksın, dün ise “Yarın karar alalım, iki ay sonra seçim olsun” diye çıkış yapacaksın.
1 AY İÇİNDE
Özgür Bey bu açıklamalarınızın üzerinden bir ay ya da bir yıl geçmedi. Artık her gün farklı bir açıklama yapıyorsunuz. Artık bir gün içinde iki ayrı açıklama yaparsanız şaşırmayacağım
TARİHLERİYLE
“Erken seçim olacaksa buna yine halk karar verecek. Ben bir erken seçim çağrısı yapmıyorum.” (2 Nisan)
“Ben, ana muhalefet lideri olarak seçimde verdiğim söze bağlıyım ve bir erken seçim çağrım yok.” (23 Nisan)
“31 Mart seçim sonuçlarını erken seçim çağrısı için araçsallaştırmayacağım. Çünkü meydanlarda söz verdim.” (17 Mayıs)
NE DEĞİŞTİ
Bir ay önce “Erken seçim çağrısı yapmayacağım” diyen Özgür Özel ne değiştiyse birden ağız değiştirdi.
27 Haziran’da “1.5 yıl sonra erken seçimi olası görüyorum. Ben Özgür Özel olarak erken seçim istiyorum” dedi.
Dün Meclis’te yaptığı açıklama ile süreyi daha da kısalttı. “Yarın karar alalım, iki ay sonra seçim olsun” diye konuştu.
TUTARSIZLIK
Bir genel başkan iki ay içinde birbirine zıt açıklamalar yapar mı?
Sık sık zikzak yapan bir lider inandırıcı olur mu? Topluma güven verir mi?
İMAMOĞLU ETKİSİ
Özgür Özel’in tavrı neden değişti? CHP kulislerini yokladım. En büyük neden olarak eylüldeki kurultay öncesinde Kılıçdaroğlu ile Ekrem İmamoğlu arasındaki yakınlaşma gösteriliyor.
Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu’nun görüşeceği, birlikte yemek yiyecekleri, eylül kurultayında güçbirliği yapacakları haberleri üzerine Özgür Özel’in paniklediği ifade ediliyor.
DEVRİLME KORKUSU
İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu güçbirliği yaptığı taktirde Özgür Özel’i devirebilir mi? Devirirler. Böyle bir ihtimal var mı? Tüzük kurultayının seçimli kurultaya dönüştürülmesi için başlamış bir çalışma yok ama burası CHP, her şey olabilir.
İKİ ÖRNEK
Ünlü kaset olayından sonra Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal’la görüştükten sonra kapının önünde CHP Genel Başkanlığı’na aday olmadığını ilan etti. Önder Sav’la birlikte adaylık kararı almışlardı. Ama hedef şaşırtmak için aday değilim açıklaması yaptı. Oradan çıkıp Önder Sav’la buluşmaya gitti. Adaylık için çalışmalara başladılar.
GÖZYAŞLARIYLA
Özgür Özel, Kılıçdaroğlu’nun prensiydi. Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adayı olduğunda Meclis’teki veda konuşması sırasında gözyaşlarını tutamamıştı. Kılıçdaroğlu’nun grup başkanıydı. Önce Ekrem İmamoğlu ile Zoom toplantılarında ortaya çıktı. Sonra İmamoğlu’nun desteğiyle Kılıçdaroğlu’nu devirdi. Seçimden sonra Ekrem İmamoğlu’na karşı normalleşme açılımı yaparak Erdoğan’dan güç devşirmeye kalkıştı.
ERKEN SEÇİM HAMLESİ
İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun güçbirliği yapacağı haberleri üzerine, Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu’na çelme takmak için erken seçim silahını çekti.
Eylül kurultayı öncesinde CHP milletvekillerini erken seçim sopasını göstererek yanına çekmek için hamle yaptı.
ERKEN SEÇİM İHTİMALİ VAR MI
Erken seçim olur mu?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah’ın izniyle önümüzde parlamentoda ve cumhurbaşkanlığında dört yıllık, yerel yönetimlerde de beş yıllık seçimsiz bir dönem vardır” dedi.
“Cumhurbaşkanlığı seçiminin önünde 4 yıl var” demek, 4 altın yıl demek. Üçüncü Dünya Savaşı’nın konuşulduğu, dünyanın yeniden şekillendiği, halkımızın başta enflasyon ve hayat pahalılığı olmak üzere sorunlarına çözüm beklediği bir dönemde erken seçimin ülkeye ne yararı var?
SAYISI YETMİYOR
Ayrıca erken seçim için CHP’nin sayısı yetmiyor. Erken seçim kararı almak için 360 milletvekili gerekiyor. CHP’nin milletvekili sayısı 127
Milletvekilleri yeni seçildi. 1 yıllarını yeni doldurdular. 2 yıl dolup özlük haklarını elde etmediler. Erken seçime niye gitsinler?
Dağılma tehlikesi yaşayan, seçime gidip bir daha gelemeyecek olan DEVA, Gelecek ve Demokrat Parti neden seçim istesin?
Ayrıca halkın erken seçim talebi yok, milletvekillerinin böyle bir isteği yok, Özgür Özel hariç iktidar ve muhalefetin bu yönde bir çalışması yok. Peki bu durumda erken seçime nasıl gidilecek?
BLÖF MÜ
Özgür Özel, parti içi rakiplerini köşeye sıkıştırmak için ‘erken seçim kozunu kullanacak’ diye erken seçim yapılmaz. Bu bir blöf. Ama Türkiye’ye zarar verir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belirttiği gibi “Muhalefet iç hesaplaşmasını ülkeye, millete ve ekonomiye zarar verecek şekilde yürütmemelidir”.
Ülkenin önünde hizmet edilmeyi bekleyen 4 yıl varken sürekli erken seçim havası pompalarsanız bu yerli ve yabancı sermayeyi tedirgin eder. Sürekli olarak seçimin konuşulduğu yere yabancı sermaye yatırım yapmaz. Sermaye ürkektir. Kendini riske atmaz.
BUMERANG ETKİSİ
Bu arada hatırlatayım. Erken seçim tehlikeli bir silahtır. Bumerang etkisi yapar. Halk seçim istiyorsa gidersen fayda sağlar ama zamansız ve parti içi hesaplar uğruna gidilen bir seçim muhalefeti vurur. Halk seçimin gerekli olduğuna ikna olmalı. Erken seçimi Özgür Özel değil halk istemeli. Halkın böyle bir talebi var mı? Yok.
2007 ÖRNEĞİ
2007’de cumhurbaşkanı seçtirilmiyordu, 27 Nisan’da asker hükümete e-muhtıra vermişti. İktidar muhtıraya meydan okumuştu. Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararıyla Meclis’te cumhurbaşkanlığı seçimi yapılamıyordu. Meclis kilitlenmişti. Bir devlet krizi yaşanıyordu. AK Parti çare olarak erken seçim kararı alıp millete gitti. Millet sandıkta hem 367 kararının hem muhtıranın hesabını gördü. AK Parti’yi yüzde 47 ile iktidar yaptı. Devlet krizini çözdü. Seçimden sonra cumhurbaşkanı seçilerek sistem rayına oturtturuldu.
2015’TE YAŞANANLAR
Bir de 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra hükümet kurulamamıştı. Anayasal zorunluluk olarak içinde HDP’li bakanların da yer aldığı bir hükümet kuruldu. 1 Kasım’da seçimlere gidildi. Millet siyasi buhranı sandıkta çözüp AK Partiyi yüzde 50 ile iktidar yaptı.
Demem o ki erken seçimi millet istemeli. Yoksa ters teper.
MACRON ÖRNEĞİ
Erken seçim söz konusu olunca sadece içeriden değil dışarıdan da örnekler var.
Örneğin Macron.
Avrupa Parlamentosu seçimlerinden sonra Macron, meclisi feshedip seçime gitti. Ne oldu? Siyasi hayatının en büyük hatasını yaptı. Seçimlerde hezimete uğradı
Özgür Özel erken seçim isterken Macron’a bakmasında fayda var.
CHP’DEKİ HAVA
CHP’de yerel seçim başarısının da etkisiyle nasıl olsa iktidara geliyoruz havası var. Bir an önce seçim olsun, bakanlık koltuklarına oturalım beklentisi içinde olanlar var.
2023 cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde de benzer bir hava vardı. Hatta Kılıçdaroğlu kim bakan olmak istiyor, kim Meclis Başkanlığı’na talip, parti yönetiminde kimler görev alacak diye sorup liste yapmıştı. Bürokraside MİT Başkanlığı, Merkez Bankası, RTÜK Başkanlığı koltuklarını paylaşmışlardı. Bakanlık listesine adını yazdıranlar milletvekili adayı bile olmadı. Kendilerinden o kadar eminlerdi. Sonuç ne oldu? Şimdi benzer bir beklenti var.
ERDOĞAN ‘BİTTİ’ DEMEDEN BİTMEZ
Ama maç 90 dakika. Karşılarındaki rakip ise Erdoğan.
Erdoğan ‘Bitti’ demeden bu maç bitmez.”
]]>
İnsanlığın barış, huzur, refah, istikrar ve güvenlik özlemlerinin sekteye uğradığı bir dönemin bütün sancıları geniş çapta yaşanmakta ve yaşatılmaktadır.
Manevi zayıflıklar, dayanışma ve yardımlaşma zaafları, empati hissiyatındaki zedelenmeler maalesef dünya genelinde ciddi düzeylerde havi ve hakimdir.
Daha medeni, daha muasır, daha mutlu, daha müreffeh bir ortak geleceğin inşa çabalarında gözle görülür darboğazların varlığı ve yaygınlığı hakikaten de inkâr edilemeyecek boyutlardadır.
“VAHİM BİR DÜNYA TABLOSU TEZAHÜR ETMEKTEDİR”
Müesses uluslararası düzen ahlaken, hukuken, vicdanen ağır sarsıntı geçirmekte; bu sarsıntının sosyal, siyasal ve ekonomik sonuçları insanlığın yaşadığı manevi krizle eklemlenince vahim bir dünya tablosu tezahür etmektedir.
Çivisi çıkan, zembereği kopan, meşruiyet temeli bozulan bugünkü insanlık döneminden yegâne kurtuluş reçetesi, asıl anlamına muvafık insan haklarına, faile ve fiile göre farklılaşmayacak evrensel hukuk ilkelerine bağlılık ve riayettir.

Şu çarpıcı hususu bilhassa ve kaygıyla ifade etmek istiyorum ki, çocukların katledildiği bir dünyanın medeniyet vaazı, hürriyet vaadi ham hayalden öte bir anlam taşımamaktadır.
İnsani felaketlere savrulmuş bir dünyanın merhamet iklimi kurak, muhabbet iradesi bulanık ve kuşkuludur.
Soykırım suçunun alenen işlendiği bir dünyada insani miras ve emanetlere saygı ve sadakatten bahsedilmesi eğer saflık değilse ileri düzeyde saptırmadır ve hatta sapkın bir istismardır.
Milyarlarca insanın mağduriyet kapanına sıkışarak gelir, servet ve eşit hak dağılımı adaletsizliğine gömüldüğünü dikkate aldığımızda; aynı şekilde açlık, yoksulluk, zulüm, terör, göç ve diğer pek çok sorunla boğuştuğunu hesaba kattığımızda küresel ve bölgesel merkezli haksızlığın sürdürülebilir olmadığı net olarak anlaşılıp teyit edilecektir.
Dünyanın kaotik bir çıkmaza sürüklenmesine karşın Cumhuriyet’in yeni yüzyılında Türkiye’miz müessir ve müstesna bir görüntü çizmektedir.
Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefleri umutları yeşertmiş, tarihin çağrısıyla istikbalin çehresini aydınlatmıştır.
Toplumsal ve siyasal istikrarı tahkim ve takviye edecek ekonomik toparlanma ve serpilme dönemi de çok şükür ufukta görülmüştür.
“ÜLKEMİZDE ANORMAL HİÇBİR ŞEY YOKTUR”
Bu nedenle ülkemizde anormal hiçbir şey yoktur, hatta normalleşme safsatalarıyla milletimizin sinir uçlarını tahriş edecek gizli gündem teşrifatçılarına ikna olacak ve itibar edecek de olmayacaktır.
Gerçekleri çarpıtarak, fason teklifleri sıcak tutarak, fiyaskoya dönmüş anlayışlarını münafık taktiklerle kapatmaya çalışarak kendilerine siyasi nefes borusu açmaya heveslenenlerin gayeleri boş, gayretleri boşunadır.

Yumuşama mesajlarına özenle saklanan ve sarılan yalan, dedikodu ve iftira kampanyasının hangi sinsi emellere, hangi sakat hedeflere odaklandığı az veya çok bellidir.
Bir yanda yumuşaklık pozu veren, diğer yanda meşrep ve müktesebatında taşıdıkları nefret ve öfkeyi sağanak halinde yağdıran siyasi hasis ve hırçın zihniyetlerin ikiyüzlülüğü bugünlerde utanç verici düzeylerdedir.
Kutuplaşmayı törpülemek yerine kurnazca tahrik edenler, husumeti örselemek yerine bayağı şekilde taçlandırıp tasdikleyenler elbette milletimizin gözünden ve gönlünden kaçamayacak aciz ve acıklı durumdadır.
“KUTLU DAVAMIZI TERÖRİZE ETMEYE KALKANLAR AĞIR BEDEL ÖDEYECEKTİR”
Üstelik fitne/fesat kışkırtıcılığı yaparak kutlu davamızı, fedakarlık ve iman numunesi camiamızı Türk düşmanlarının siparişiyle sorgulamaya, yargılamaya ve terörize etmeye kalkanlar Allah’ın şahitliğinde ifade ediyorum ki, bedelini adalet ve millet nezdinde çok ağır ödeyeceklerdir.
Hakkımızı, hukukumuzu savunmak şeref konumuzdur.
Ne hakkımızdan, ne hukukumuzdan, ne de şerefimizden taviz verilmeyecektir.
Puslu havada Müslüman mintanı giyen iblisin şirret tuzakları boşa çıkarılacaktır.
Dileğim ve temennim, bayram günleri münasebetiyle herkesin bir vicdan muhasebesi yapması, dürüst ve samimi şekilde gündemdeki meseleleri ele almaları, sabır ve tahammül eşiklerimizi zorlama yanlışından derhal dönmeleridir.
BAYRAM TEBRİĞİ
Bayram demek barış, sevgi, hürmet, hatırlama ve kardeşlik demektir.
Ancak kardeşliğin veya barışmanın tek yanlı olması akıl dışılıktır.
Milli vuslatı siyasi vurgunculukla kundaklamaya azmedenlere müsaade edilmeyecektir.
Bayram sürecinde, kendi iç dünyamızı, çevremizle kurduğumuz irtibat ve ilişki ağlarını yüreklice değerlendirmeye ve yeni baştan tefrik etmeye müştereken ihtiyacımız olduğu kanaatindeyim.

Anlaşılmaktan ziyade anlamaya, dayatmadan ziyade diyaloğa, kutuplaşmaktan ziyade kucaklaşmaya, ihtilaftan ziyade irade ve istikbal mutabakatına doğru kalıcı bir geçiş sağlam ve sahici adımlarla gerçekleşmelidir.
Ne var ki bahse konu bu geçiş kalıcı ve köklü olmalıdır.
Kurban Bayramı’nın ahlaki ve manevi zenginliğiyle yepyeni bir uzlaşma sürecinin yollarını açabilir, karşılıklı saygı ve sevgiye dayalı güçlü bir dönemin ihyasını da elbirliğiyle başarabiliriz.
Ne kadar birlik ve beraberlik içinde hareket edebilirsek o kadar güçlü olacağımız özellikle bilinmelidir.
Türkiye’nin ve Türk-İslam medeniyetinin maruz kaldığı karanlık senaryoları tesirsiz hale getirmek, üzerimizde oynanan oyunları bozup atmak her şeyden önce milletimizin engin ve tarihi mukavemetine bağlıdır.
Doğudan batıya, kuzeyden güneye büyük bir aile olan Türk milleti; bayram şuuruyla, adalet ve hakkaniyetin mihveri olduğunu her saha ve zeminde, bunun yanında dosta da düşmana da ispat edecek dirayete, kabiliyete ve kapasiteye fazlasıyla sahiptir.
Türkiye ve Türk vatanı 85 milyon Türk vatandaşının yeryüzü cennetidir.
Ayrılmamızı, bölünmemizi, birbirimize düşmemizi planlayan tüm odaklara verilecek en etkili cevap tek ses, tek nefes, tek yürek, tek bilek halinde duruş göstermektir.
Çünkü biz Hakkari’de kesilen kurbanın duasını Tekirdağ’da yapan, Şırnak’ta takdim edilen ikramı Ankara’da alan, İstanbul’da uzatılan eli Batman’da tutan, Yozgat’ta akan gözyaşını Mersin’de silen büyük bir milletin evlatlarıyız.
Besmeleyle kesilen her kurban, sıkılan her el, gülücükler saçan her yüz, hasret akşamlarından sonra şafakla doğan her vuslat birliğimizin harcı, dirliğimizin haysiyet kubbesidir.
Kurban ibadetimizin kabulünü Cenab-ı Allah’tan diliyorum.
Şehit ailelerimizin, aziz milletimizin, Türk-İslam âleminin mübarek Kurban Bayramı’nı içtenlikle kutluyorum.

BABALAR GÜNÜ’NÜ KUTLADI
Tüm babaların “Babalar Günü”nü tebrik ediyor, en iyi dileklerimi sunuyorum.
Yurt içinde ve yurt dışında yaşayan aziz vatandaşlarımıza bilvesile saygı ve sevgilerimi sunuyor, Hac farizası için kutsal topraklarda bulunan tüm kardeşlerimizin ibadetlerinin kabulünü niyaz ediyorum.
BAYRAMDA YOLA ÇIKACAKLARA MESAJ
Dokuz günlük tatil münasebetiyle yola çıkan, tatile giden veya sıla-i rahime seyahat eden vatandaşlarımızın can güvenliklerini riske atmamaları için trafik kurallarına harfiyen uymalarını hassaten rica ediyorum.
Bayramımız mübarek, devletimiz ve milletimiz var olsun diyorum.
Aziz vatandaşlarımı saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
]]>MHP lideri Bahçeli’nin açıklaması şu şekilde:
“31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerini müteakiben Türk siyasetinde, demokrasinin vazgeçilmez kurumları olan siyasi partiler arasında normalleşme ve yumuşama arayışlarının temel alınarak çok bilinmeyenli yeni bir denklemin kurulmak istendiği gözlemlenmektedir.
Zira her şey milletimizin huzurunda gerçekleşmektedir.
Milliyetçi Hareket Partisi iyi niyetli, yapıcı, yol açıcı, millet ve ülke lehine olduktan sonra söz konusu munzam ve muhassıl diyalogları kuşkusuz makul ve mantıklı değerlendirmekten en ufak rahatsızlık duymayacaktır.
Kutuplaşmanın ve kavgaya tutuşmanın sonu ve sonucu asla yoktur.
Kucaklaşmak, konuşmak, milletimizin talep ve sorunlarına müşterek akılla çözüm aramak, bunu da başarmak siyasi partilerin asıl ve öncelikli görevidir.
Elbette buna diyecek veya itiraz edecek halimiz ve hevesimiz hiç olmayacaktır.
Ancak sıcak gündemin üst sıralarına yerleşen temas ve görüşme trafiğinin Milliyetçi Hareket Partisi’ni hedef alan karalama kampanyasına dönüştüğü de her türlü izahtan varestedir.

Dikkat, temkin ve titizlikle takip ettiğimiz nevzuhur gelişmelerin esrar perdesi aralandığında başka hesapların, alttan alta körüklenen farklı beklentilerin varlığı müşahede ve mütalaa edilmektedir.
Özellikle Milliyetçi Hareket Partisi’nin normalleşme ve yumuşama ortamına şaşı baktığı, şüpheyle yaklaştığı, hatta zarar verdiği televizyon ekranlarından, sosyal medya platformlarından ve gazete sayfalarından devamlı surette ileri sürülmektedir.
İddianamesi hazırlanan bir cinayet davası üzerinden de Milliyetçi-Ülkücü Hareket’e yönelik itibar suikastının yaygınlaşması, bu suikasta refakat eden kimi isimlerin sürekli parlatılması, dahası kapı kapı gezdirilmesi, ekran ekran dolaştırılması, bir hak ve hukuk arayışından öte iç huzur ve barış ortamını zehirlemeye tam teşebbüstür.
Milliyetçi Hareket Partisi mezkur davanın 1 Temmuz 2024 tarihinde yapılacak duruşmasında mutlaka hazır bulunacak, karanlık oyunlarla ve bu oyunların figüranlarıyla Türk yargısının huzurunda hesaplaşacaktır.
Yurt içi ve yurt dışı menşeli çıkar odaklarının, yıkım ortaklarının, siyasi istikrar muhalifi çevrelerin, bilhassa da Cumhur İttifakı muarızlarının partimizi töhmet altında bırakmak, bir yol ayrımının inşasını sağlamak maksadıyla kesintisiz faaliyet içinde oldukları meydandadır.
Bizim sevdamız Türkiye, mensubiyet onurumuz da büyük Türk milletidir.
Ne yapıyorsak, ne söylüyorsak Türkiye ve Türk milletinin çıkarınadır.
Bu kapsamda siparişi yapılan normalleşme ve yumuşama atmosferinin sürdürülebilir hale gelmesinin önünde şayet Milliyetçi Hareket Partisi bariyer olarak telakki ve tarif ediliyorsa,
Bu konuda da geniş bir ittifak husule gelmişse, bize düşen sorumluluk ülkemiz ve milletimiz uğruna her türlü fedakarlığı göze almak, gereğini ise gönül huzuruyla yapmaktır.
AK Parti içindeki gayri memnun kesimin devamlı suyu bulandırmasını da dikkate alarak, AK Parti ile CHP arasında geniş tabanlı bir ittifakın vücuda gelmesi, buna da altılı masanın diğer unsurlarının desteği Milliyetçi Hareket Partisi’nin samimi dileği ve temennisidir.
Buna rağmen Cumhur İttifakı’na bağlılığımız kararlılıkla devam edecek, TBMM’de kanun tekliflerine verilen desteğimiz aynen sürecektir.
Kaldı ki Cumhur İttifakı’ndan tavizimiz, geri dönüşümüz, yarı yolda bırakmamız, ilkelerinden ve hedeflerinden cayma göstermemiz mümkün değildir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da şartlar ne olursa sonuna kadar yanında ve arkasında olacağımızı, kesinlikle yalınız bırakmayacağımızı herkes çok iyi bilmelidir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı görüşmeleri, kurduğu ilişki ağlarını, icra ettiği ikili temasları saygıyla karşılıyor, zatı devletlerini daha da rahatlatmak için bir kez daha feragatle hareket edip karşılıksız inisiyatif alıyor ve bu tercihimizi aziz milletimizle paylaşıyoruz.”
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Mahalli medyamız insanımızın talep ve eleştirilerini aktarmada bir nevi köprü görevi yapıyor. Anadolu medyası ne kadar etkili olursa demokrasi kültürümüz o kadar güçlü olacaktır. Siz değerli medya mensuplarımızın verdiği mücadeleyi en iyi bilenlerdenim. Anadolu yayıncılığının siyasi hayatımızda hep yanında olduk. Bundan sonra da size sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Milletin karşısında kurumlanan ve konumlanan değil, milletin yanında dimdik duran siz kıymetli Anadolu medyasına kapımızın her zaman açık olduğunu ifade ediyorum.
Bu güzel buluşmaya vesile olan herkese teşekkür ediyorum. İlk olarak Anadolu Yayıncılar Derneği olarak bundan 14 yıl önce faaliyet başlayan kuruluşumuz büyüdü. Toplam 329 mahalli ve bölgesel radyoyu, gazeteyi ve televizyonu bir araya getiren federasyonumuzun büyümesinden memnuniyet duyuyorum. Halktan yana ve halka karşı kendisini sorumlu hisseden mahalli medyanın yeri başka hiçbir kurum alamaz. Anadolu medyası ne kadar etkili olursa demokrasi kültürümüz o kadar güçlü olacaktır.
Siyasi hayatımızın tüm aşamalarında Anadolu yayıncılığın yanında olduk. Bundan sonra da size sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Milletin karşısında konumlanan değil milletin yanında dimdik duran dördüncü kuvvet olan Anadolu yayıncılarına kapımızın her daim açık olduğunu bir kez daha ifade ediyorum. Gezi olaylarında birileri 24 saat Gezici vandalları överken sizler milletten yana net tavır koydunuz. Anlı şanlı basın organları 17-25 Aralık darbe girişimine çanak tutarken siz milli iradenin sesi oldunuz. 15 Temmuz gecesi birileri bekle gör politikası izlerken Anadolu Medyası olarak demokrasimizi korkusuzca savundunuz. Terör saldırılarından bölgemizdeki çatışmalara kadar pek çok gelişmede sizlerin desteğini yanımızda hissettik. Demokrasimize destek olduğunuz için her birinize teşekkür ediyorum.
Anadolu yayıncıların vicdanlı ve ilkeli tutumlarını Gazze’deki katliamda da aynı kararlılıkla devam ettirdiklerini memnuniyetle takip ediyorum. İsrail güçleri tarafından Filistin’de şehit edilen gazeteci meslektaşlarınızın hatıralarına ve mücadelelerine sahip çıktığınız için sizleri tebrik ediyorum Müslümanlığımızla birlikte insanlığımız da sınandığı bu cinnet haline tepki göstermek insani görevimizdir. Vicdanı kurumayan hiçbir kimse böyle bir zulme sessiz kalamaz. Yılardır bize basın özgürlüğü dersi verenler görüyoruz ki işgal altındaki Filistin topraklarında yaşananlara seslerini çıkarmıyor.
“8 AYDA 150 GAZETECİYİ KATLEDENLER HALA BASIN HÜRRİYETİNDEN BAHSEDEBİLİYOR”
Medya ofisleri basılırken, haber kanalları kapatılırken, canlı yayında gazeteciler kurşunlanırken, dikkat ederseniz, Gezi olayları sırasında Türkiye’ye kamp kuranlardan hiçbir tepki yükselmiyor. 8 ayda 150 gazeteciyi katledenler hala basın hürriyetinden bahsedebiliyor. Merhum Ahmet Kaya ne diyordu, ‘Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça’. Bunlarınki yalnızca tutarsızlık değil; aynı zamanda vicdansızlık, ilkesizlik, adaletsizlik ve tarafgirliktir. Elbette tarih zulüm karşısında susanlarla hakkı ve hakikati haykıranları kaydetmektir. Zor dönemde konuşanlar tarih önünde olduğu gibi insanlığın vicdanında da ibra olacaktır. Bugün soykırım karşısında üç maymunu oynayanlar alınlarına yapışan kara lekeyi ömürleri boyunca silemeyecek.
“MAZLUMUN YANINDA ZALİMİN DE KARŞISINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Biz tarihin doğru tarafında olmanın çabasındayız. Gazze’de ilk günden itibaren basın yayın organlarımız Filistinli mazlumların sesi oldu. AA ve TRT’miz Gazze’de işlenen cinayetleri tüm çıplaklığıyla dünyaya anlattı. İletişim Başkanlığımız toplantı, etkinlik, basılı ve görsel materyallerle Gazze için küresel vicdanı harekete geçirmeye çalıştı. Siyasi partilerimiz birkaç İsrail mühibbi dışında Filistinli kardeşlerimizle dayanışma içinde oldu. Sivil toplum kuruluşlarımız, üniversitelerimiz, gençlerimiz tek vücut olarak Gazzeli mazlumlara samimiyetle sahip çıktı. Milletimiz adına bundan büyük onur duyuyoruz. Filistinli kardeşlerimizi savunurken aslında insanlığı, barışı, adaleti, özgürlükleri savunuyoruz. Katliama tepki verirken gelecek nesillere huzurlu, adil dünyada yaşama umudunu miras bırakmayı hedefliyoruz. Bu çizgimizi sonuna kadar muhafaza edeceğiz. Mazlumun yanında zalimin de karşısında olmaya devam edeceğiz. Kimliğine inancına kökenine bakmadan mazlumun yanında zalimin de karşısında olmaya devam edeceğiz. Medyamız özellikle de merkez medyamız ülkemizde uzun yıllar vesayetin gölgesi altında yayın yapmaya çalıştı. Bu vesayet sadece devlet içindeki oligarşik yapıların değil, Türkiye’de ekonomi ve paraya hükmedenlerin de vesayetiydi. Basınımızın tek parti dönemindeki ahvalini burada konuşmaya dahi gerek duymuyorum. 27 Mayıs darbesine hazırlık sürecinde cuntacıların basın bülteni gibi çıkan gazeteleri şimdi yüzümüz kızararak okuyoruz.
“BUNLAR MÜZİK KUTUSU GİBİ DARBECİLERİN TÜRKÜLERİNİ SÖYLEDİLER”
Üzülerek söylemek isterim ki, Türkiye’de kalemini, köşesini, ekranını demokrasi karşıtlarına gönüllü olarak kiralayan bir kesim hep olagelmiştir. Bunlar müzik kutusu gibi kimi zaman darbecilerin türkülerini söylediler. Daha sonra terör örgütü mensuplarının şarkılarını çaldılar. Bir ara ülkemize yönelik psikolojik harekatlara asker yazıldılar. Hatta Kandil’deki bölücü canileri ‘yere izmarit atmıyor’ diye methedecek kadar içlerindeki millet düşmanlığını kustular. Her şey oldular ama bir türlü milletten yana tavır alamadılar. Bunların FETÖ’den PKK’sına DHKPC’sine kadar tüm terör örgütlerinin yanında saf tuttuğunu gördük ama teröre karşı devletimizin yanında bunları bir kez olsun göremedik. Özellikle bazı medya organlarının ve siyasilerin siyasi aktörelerin terör örgütlerine karşı gösterdiği müsamaha tavrı anlayamıyoruz.
“TERÖRLE SİVİL SİYASET YANYANA DURMAZ”
Terör örgütüne isyan bayrağı çeken yüreği yanık Diyarbakır annelerini savunurken ortalıkta yoklar. Bölücü terör örgütü ve uzantıları söz konusu olunca en ön safta yer almaktan çekinmiyorlar. Milletten esirgedikleri empatiyi teröristlere göstermekten utanmıyorlar. Terörle sivil siyaset yan yana durmaz. Terörle demokrasi bir arada bulunmaz. Sırtını elinde kaleşnikof olana, molotof olana, bomba olana dayanarak meşru siyaset yapılmaz. Biz de bugüne kadar meşru siyasete söz söylemedik.
Yargının Hakkari ile ilgili verdiği karar kimseyi rahatsız etmesin. Yargı kanunu değil hukuku konuşturmuş ve kararını da buna göre vermiştir. Bunlar ne yaptı? Hemen parlamentoyu ayağa kaldırmaya kalktılar. Burası hukukun işlediği Türkiye Cumhuriyet’inin parlamentosudur. Orada elinizde pankartlarla, tekme yumruk sağa sola saldırmanın size kazandıracağı hiçbir şey yok. Sizin karşınızda hukuku savunacak parlamenterler var. Sivil ve demokratik siyasetin zemininin güçlendirilmesi için pek çok adım attık. Ancak milli iradeye pusu kurulmasına izin vermedik.
“MİLLİ İRADEYE PUSU KURULMASINA İZİN VERMEDİK”
Dünyanın hiçbir medeni ülkesi demokrasinin kundaklanmasına göz göre göre müsaade etmez etmeyeceğiz. Sivil ve demokratik siyasetin zemininin güçlendirilmesi için pek çok adım attık. Ancak milli iradeye pusu kurulmasına izin vermedik. Dünyanın hiçbir medeni ülkesi demokrasinin kundaklanmasına göz göre göre müsaade etmez, etmeyeceğiz. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesi dağdaki eli kanlı teröristlerin tünel kazarak belediyelere sızmasına göz yummaz. Eğer adaylarınız herhangi bir gayrimeşru gayri yasal işlemlere girmediyse katılmadıysa onlara söyleyecek herhangi bir sözümüz yok. Gayri yasal işler yaptıysa biz de yasaları işletmek zorundayız. Hakkari bunun ilk adımı olmuştur. Hukuk da gereğini yapmıştır. Yapmaya da devam edecektir.
“BELEDİYELER SIRTINI KANDİL’E YASLAYANLARIN HİÇ DEĞİLDİR.”
Türkiye sözde siyasetçilerin terör örgütüne ayakçılık ve kuryelik yaptığı utanç verici hadiselere şahit olmuştur. Milletimizin hafızasında derin izler bırakan bu acı olayların hiçbirimiz istemeyiz buna izin de vermeyiz. Bölgedeki kardeşlerimizin üzerinde bölücü terör örgütünün baskı kurmasına müsaade etmeyiz. Terörle arasına mesafe koymadan hatta sırtına terör örgütüne yaslayarak siyaset yapılamayacağını herkesin kabul etmesi gerekiyor. Birileri Meclis’te adete terör estirerek ‘Belediyeler bizimdir’ diye nara atıyor. Belediyeler sırtını Kandil’e yaslayanların hiç değildir. Belediyeler aziz milletimizindir. Bu ülkenin devletin belediyelerin tek sahibi vardır, o da millettir, 85 milyonun tamamıdır. Örgütün tasallutundan kurtulmak için belediye başkanlarının atacakları adımlarda devlet de millet de yanlarında olacaktır. Hizmet edenlerle kimsenin bir derdi bulunmuyor. Cumhurbaşkanı olarak benim de onlarla bir derdim yok. Biz terör belasıyla hukuk zemininde mücadele ediyoruz ve edeceğiz. İnşallah bu mücadeleyi de kimsenin oyununa gelmeden yürüteceğiz. Millete ve milli iradeye saygılı olan herkesten aynı tavrı bekliyoruz.
MHP 31 Mart’ta yapılan Pınarbaşı’ndaki seçimlerde usulsüzlük olduğunu ispat etmiş ve tekrarı sağlanmıştır. CHP Başkanı müfteriliğine yeni bir halka eklendi. Ağzından çıkacak sözler bunlar mı olmalıydı? MHP’nin herhangi bir mensubunu terörle ilişkilendirmek yumuşama pozu veren biz zatın edepsiz beyanıdır. CHP başkanı terör ve terörist görmek hususunda merakta ise yanı başında vazo gibi tuttuğu DEM’li bölücülere bakması en doğal tercih olacak. Bize üslup uyarısı yapan kişinin önce kendi ağzını yıkaması tavsiyemdir. Yalan iddialarda bulunan CHP başkanının yolu yol değildir.
Bir yanağımıza tokat atana diğerini dönemeyiz, Ya aynısı ile karşılık veririz ya da o eli kırar atarız. Dümenciliğin sonu aylaklık ve ayakçılıktır. Taktik üstünlüklerle avunmak yerine Türk milletine karşılıksız sevda ile hizmet etmeyi, kararlılıkla sürdüreceğiz. Bizde geri adım olmaz. bizde meselelere hesabi yaklaşmak diye bir şey de olamaz. Bizim kalbimizde çarpan vatan ve millet sevgisidir. Yumuşama arayanlar önce bu sevgide uzlaşacak cesareti göstermelidir. Açılan tiyatro perdelerine karnımız toktur.
Onun bunun değirmen taşında öğütülecek ne bir arkadaşımız ne de siyasetimiz vardır. yumuşama diyenler Türk ve Türkiye sevgisinde, Türk milletinin ortak paydasında buluşmaya tamam diyorlarsa haydi buyursunlar bize her yer Türkiye’dir.
HAKKARİ BELEDİYE BAŞKANI’NIN GÖREVDEN ALINMASI
31 Mart’ta seçilmiş bir belediye başkanı düşünün, örgütlerde görev almış olsun. Sözde vergiler toplasın, terörist cenazelerini organize etsin, kepenk kapatmaya karşı çıkan esnafı tehdit etsin, Mehmetlerimize ve polislerimize eylem amacıyla dağdan şehre inmiş aileleri evinde barındırsın, Hakkari Belediye Başkanı görevden uzaklaştırılmıştır. İçişleri Bakanlığımız hukuk sınırları dahilinde harekete geçmiştir. İçişleri Bakanımızı yürekten kutluyorum. Bir teröristin aday gösterilmesi, devlet ile yöre halkını karşı karşıya getirmenin hazırlığını yapmaktır. Örgüt propagandası yapmak suçlarından yargılanması süren ve hakkındaki kararın açıklaması an meselesi olan birinin seçimler katılması başlı başına bir skandaldır. Demokrasi ve özgürlük istismarı ile Türk düşmanlığı yapanlar bellidir. Terör örgütüne destek veren kimlik ve kişilik yoksunları bellidir. Türk devletinin ve Türk milletinin mukadder gücü yılının başını ezer. PKK’lı sözde Hakkari Belediye Başkanı’nın kirli yakasından nasıl tutulmuşsa, diğer milletvekillerinin de yakalarından öyle tutulacaktır.
“TÜRKİYE İŞGAL ÜLKESİ DEĞİLDİR”
Türkiye muz cumhuriyeti ya da işgal ülkesi değildir. Türk milletinin kudretini göreceklerdir. Türkiye’nin bölünmesini planlayanlar unutmasınlar ki Türk milletinde kahramanlar bitmez. Terörist başkan, vekil istemiyoruz. Kayyum edebiyatı bakanlar PKK’ya nasıl baktıklarını DEM’e nasıl baktıklarını netliğe kavuştursunlar. Beşinci kol faaliyeti içinde nasıl zehir döktüklerini açıkça göreceksiniz. Yumuşama sözlerini tedavüle sokan CHP’ye sorarım hangi konuda yumuşamamızı bekliyorsunuz. Yumuşayarak hangi karara varacaksınız? Terörist Demirtaş ve DEM’e övgüler yağdıranlar, maksadınız hangisi, hangisinde yumuşayalım, hangisine seyirci kalalım. Size aldandık diyelim, aziz ecdadımıza ne anlatacağız? Eğer bildiğiniz bir şey varsa itiraf ediniz.
Devletimiz çöküntüye uğrasa da milletimiz ayaktaysa, ayrışmamışsa kaybettiğimiz değerleri yeniden inşa ederiz. İçi boş demokrasi arzusunu milletin önüne çıkaran gafillerin nasıl yıkıma götüreceğini anlamak için son iki asırlık tarihimize bakmak yeterli.
“OYUN UŞAKLARI KURNAZDIR”
MHP ve Cumhur ittifakı Türkiye’nin temel harcı ve güvencesidir. MHP ve ülkücü gençlik böyle bir kavganın tarafı olmayacaktır. Biz terör konusundaki duruşumuz, kırmızı çizgilerimiz çok iyi bilinmektedir. DEM’lenmişlerin bu konularda nerede bulunduklarına göz atması tutarlılık gereğidir. Menfur saldırıların asıl maksadı gözümüzden kaçmamakta. Provokasyon ve saldırı mekaniği hız kazanmakta. Oyun uşakları kurnazdır. Tehlike küresel mahiyetlidir. Karanlık senaryolar artan dozlarda ilerletilmekte.
Yargıya intikal eden cinayette partimizin ve ülkü ocaklarının suçlanması tesadüf değildir. Hepsini biliyoruz. Verilmeyecek bir hesabımızın olmadığını cümle aleme paylaşıyoruz. Dostumuzu da düşmanımızı da tefrik edecek karakter bizde vardır.
“ONLARLA HER SEVİYEDE HESAPLAŞACAĞIZ”
Elinde ülkücü kanı olanlarla hesaplaşmayı buradan teklif ediyorum. Hesaplaşmaktan kaçmayız. Başkaları için küçük bizim için büyük ayrıntı da şudur, hesaplaşacağız ama affetmeyeceğiz. Dün kanımızı dökenlerin bugün mahkeme kurmaları utanmazlığın sınır tanımadığına acıklı örnektir. Ülkücülüğü terörle ilişkilendirenler eninde sonunda mağlup olacak. İlk mermiyi atanların binlerce dava arkadaşımızın kanına girdiğini biliyoruz. Onlarla her seviyede hesaplaşacağız.
Hesaplaşma teklifimizi tekrar ediyorum. Hatta hodri meydan diyorum, bir ara partimizde yer alsa da neyin hesaplaşması diyen çürüklerin ipliğini pazara çıkarmak davamıza vefa borcudur. Aramızda açık hesap olanlar sanmasınlar ki kapandı defterler.
Pirinç taşlarının içindeki beyaz taşları ayıkladık. Davamız ağırdır, davamız zordur. Davamız Türk milliyetçiliği davasıdır. Şehitlerimiz ve gazilerimiz kurşun gibi ağır dönemlerin tanığıdır. Kutlu davamız dua ile koruma altındadır.
MHP 31 Mart’ta yapılan Pınarbaşı’ndaki seçimlerde usulsüzlük olduğunu ispat etmiş ve tekrarı sağlanmıştır. CHP Başkanı müfteriliğine yeni bir halka eklendi. Ağzından çıkacak sözler bunlar mı olmalıydı? MHP’nin herhangi bir mensubunu terörle ilişkilendirmek yumuşama pozu veren biz zatın edepsiz beyanıdır. CHP başkanı terör ve terörist görmek hususunda merakta ise yanı başında vazo gibi tuttuğu DEM’li bölücülere bakması en doğal tercih olacak. Bize üslup uyarısı yapan kişinin önce kendi ağzını yıkaması tavsiyemdir. Yalan iddialarda bulunan CHP başkanının yolu yol değildir.
Bir yanağımıza tokat atana diğerini dönemeyiz, Ya aynısı ile karşılık veririz ya da o eli kırar atarız. Dümenciliğin sonu aylaklık ve ayakçılıktır. Taktik üstünlüklerle avunmak yerine Türk milletine karşılıksız sevda ile hizmet etmeyi, kararlılıkla sürdüreceğiz. Bizde geri adım olmaz. bizde meselelere hesabi yaklaşmak diye bir şey de olamaz. Bizim kalbimizde çarpan vatan ve millet sevgisidir. Yumuşama arayanlar önce bu sevgide uzlaşacak cesareti göstermelidir. Açılan tiyatro perdelerine karnımız toktur.
Onun bunun değirmen taşında öğütülecek ne bir arkadaşımız ne de siyasetimiz vardır. yumuşama diyenler Türk ve Türkiye sevgisinde, Türk milletinin ortak paydasında buluşmaya tamam diyorlarsa haydi buyursunlar bize her yer Türkiye’dir.
HAKKARİ BELEDİYE BAŞKANI’NIN GÖREVDEN ALINMASI
31 Mart’ta seçilmiş bir belediye başkanı düşünün, örgütlerde görev almış olsun. Sözde vergiler toplasın, terörist cenazelerini organize etsin, kepenk kapatmaya karşı çıkan esnafı tehdit etsin, Mehmetlerimize ve polislerimize eylem amacıyla dağdan şehre inmiş aileleri evinde barındırsın, Hakkari Belediye Başkanı görevden uzaklaştırılmıştır. İçişleri Bakanlığımız hukuk sınırları dahilinde harekete geçmiştir. İçişleri Bakanımızı yürekten kutluyorum. Bir teröristin aday gösterilmesi, devlet ile yöre halkını karşı karşıya getirmenin hazırlığını yapmaktır. Örgüt propagandası yapmak suçlarından yargılanması süren ve hakkındaki kararın açıklaması an meselesi olan birinin seçimler katılması başlı başına bir skandaldır. Demokrasi ve özgürlük istismarı ile Türk düşmanlığı yapanlar bellidir. Terör örgütüne destek veren kimlik ve kişilik yoksunları bellidir. Türk devletinin ve Türk milletinin mukadder gücü yılının başını ezer. PKK’lı sözde Hakkari Belediye Başkanı’nın kirli yakasından nasıl tutulmuşsa, diğer milletvekillerinin de yakalarından öyle tutulacaktır.
“TÜRKİYE MUZ DEVLETİ DEĞİLDİR”
Türkiye muz devleti değildir. Türk milletinin kudretini göreceklerdir. Türkiye’nin bölünmesini planlayanlar unutmasınlar ki Türk milletinde kahramanlar bitmez. Terörist başkan, vekil istemiyoruz. Kayyum edebiyatı bakanlar PKK’ya nasıl baktıklarını DEM’e nasıl baktıklarını netliğe kavuştursunlar. Beşinci kol faaliyeti içinde nasıl zehir döktüklerini açıkça göreceksiniz. Yumuşama sözlerini tedavüle sokan CHP’ye sorarım hangi konuda yumuşamamızı bekliyorsunuz. Yumuşayarak hangi karara varacaksınız? Terörist Demirtaş ve DEM’e övgüler yağdıranlar, maksadınız hangisi, hangisinde yumuşayalım, hangisine seyirci kalalım. Size aldandık diyelim, aziz ecdadımıza ne anlatacağız? Eğer bildiğiniz bir şey varsa itiraf ediniz.
Devletimiz çöküntüye uğrasa da milletimiz ayaktaysa, ayrışmamışsa kaybettiğimiz değerleri yeniden inşa ederiz. İçi boş demokrasi arzusunu milletin önüne çıkaran gafillerin nasıl yıkıma götüreceğini anlamak için son iki asırlık tarihimize bakmak yeterli.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:
“Bugün 1071’le başlayan fetihler zincirinin altın halkası olan İstanbul’un fethinin 571’inci sene-i devriyesini milletçe idrak ediyoruz. Daha 21 yaşında askeri ve siyasi dehasıyla birinci sınıf mühendisliğiyle, ilmiyle, cesaretiyle İstanbul’u milletimize armağan eden Fatih Sultan Mehmet ve ordusunu bir kez daha rahmetle yad ediyoruz.
“FETİH ANLAŞILMADAN KIZIL ELMA ANLAŞILMAZ”
İstanbul o tarihten itibaren Türk ve İslam dünyasının güç, idare, bilim ve sanat merkezi haline gelmiştir. İstanbul’un fethi dünya tarihi için ne kadar önemliyle milletimizin kurucu gücü Fatih Millet kimliği bakımından da mühimdir. Fetih anlaşılmadan Kızıl Elma ideali anlaşılmaz. Fetih anlaşılmadan, gemileri karadan yürüten azim, inanç anlaşılmaz.
“İSTANBUL TÜRK’TÜR, MÜSLÜMANDIR”
Fethe ‘işgal’ diyenlerin İstanbul’un duvarlarını ‘Zulüm 1453’te başladı’ yazılarıyla kirletenlerin, İstanbul’un fethinden 250 yıl önce şehri istila edip, kadınların çeyizlerine kadar yağmayalan Haçlı sürülerinden farkı yoktur. İstanbul’un fetih ruhundan koparılmasına göz yummayacağız. Birileri hala kabullenemeseler de İstanbul Türk’tür, Müslümandır. İstanbul’a şehirlerden bir şehir olarak bakmadık, bugün de bakmıyoruz. İstanbul her şeyden önce bize Fatih Sultan Mehmet’in ve kutlu ordunun tüm neferlerinin emanetidir. Aziz İstanbulumuzu kollamaya, güzelleştirmeye devam edeceğiz.
“O HANÇERİN MİLLETİMİZİN SIRTINA SAPLANMASINA İZİN VERMEDİK”
28 Mayıs seçimleri sonrasında ifşa olan gizli-saklı anlaşmalar ülkemizi nasıl büyük bir felaketin eşiğinden döndüğünü ortaya koyuyor. Sağda solda vatan, millet edebiyatı yapanların tüm değerleri nasıl kolayca sattıklarını hep beraber ibretle takip ediyoruz.
Altılı koalisyon masasının cumhurbaşkanı adayının hazır bolca vakti varken, üzerindeki şüphe bulutlarını temizlemesi önemlidir. Gereksiz tartışmaların içine ülkemizi sürüklemek yerine çıksın milletin zihnindeki soru işaretlerini gidersin. İşaret diliyle ve imalarla konuşmayı bıraksın. Her şeyi açık açık itiraf etsin. Biz kimin kimi hançerlediği meselesiyle hiç ilgilenmedik. Ama ucundan kan damlayan o zehirli hançerin, milletimizin saplanmasına da izin vermedik.
HÜKÜMETİN 1 YILLIK KARNESİ AÇIKLANACAK
85 milyon vatandaşımızın tamamının güvenine layık olmak için durmadan koşturmaya devam ediyoruz. Türkiye Yüzyılı’nın inşası için güçlü bir Türkiye için canla başla çalışıyoruz. Kabine toplantımız sonrasına inşallah hükümetimizin 1 yıllık karnesini kamuoyu ile paylaşacağız. Ülkemize hangi eserleri kazandırdığımızın hesabını milletimize vereceğiz.
“15 BİN MASUM ÇOCUKTAN NE İSTEDİNİZ?”
İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırım, milyonlarca sivilin sığındığı Refah’a yapılan saldırılarla çok daha kanlı bir safhaya girdi. Güvenli bölgedeki sivillerin çadırlarına düzenlenen saldırıda en az 45 masum şehit edildi. Görünütlere bakmaya can dayanmıyor. Bir baba sadece birkaç aylık kafası kopmuş bebeğini, eğer kaldıysa, dünyanın insanlığın vicdanına gösteriyor. 15 bin masum çocuktan ne istediniz? İnsanlığa bu kadar mı düşmansınız. Hiçbir din şu vahşeti meşrulaştırmaz. Dünya Netanyahu denen kanla beslenen vampirin vahşetini canlı yayında izliyor. ABD sen de bu soykırımdan sorumlusun.
“GAZZE’DE İNSANLIK ÖLÜRKEN, AVRUPA’DA DEMOKRASİ ÖLÜYOR”
Gazze’de insanlık ölürken, Avrupa’da demokrasi ölüyor, insan hakları, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, kadın hakları, çocuk hakları ölüyor. Kimse kusura bakmasın, bundan sonra hiçbir Avrupalı çıkıp da kibirle bize demokrasiden, insan haklarından, ifade özgürlüğünden, basın özgürlüğünden bahsetmesin.
“GAZZE’DE SADECE İNSANLIK DEĞİL, BM DE ÖLMÜŞTÜR”
Ey BM, 21’inci yüzyılıda canlı yayında tüm insanlığın izlediği soykırımı durduramayacaksan, sen ne işe yararsın? Eğer dünyanın geleceği 5 ülkenin keyfine kaldıysa ne gerek var o devasa binalara? Bırakın soykırımı durdurmayı, BM kendi personelini, kendi yardım çalışanlarını dahi koruyamadı. Gazze’de sadece insanlık değil, BM de ruhuyla birlikte ölmüştür.
“İSRAİL TÜM İNSANLIK İÇİN TEHDİT”
İsrail, uluslararası hukukun kontrolüne girmeden, kendini uluslararası hukuka bağlı görmeden, hiçbir ülke güvende değildir. Bunu açık açık söylüyorum. Buna Türkiye de dahil. Bu barbarlık Gazze ile sınırlı mı zannediyorsunuz? Kan içmeye doymayacaklar. Hukuk ve kural tanımaz bir İsrail, sadece Filistin için değil tüm insanlık için bir tehdittir. Netanyahu’nun bugün izinden gittiği Hitler, ABD ve Sovyetler Birliği’nin ittifakıyla geç de olsa durdurulmuştu. Daha geç olmadan Netanyahu ve cinayet şebekesi tamamen kontrolden çıkmadan bu barbarlık artık durdurulmalıdır.
“147, 5’TEN BÜYÜKTÜR”
Şu an itibariyle 147 ülke Filistin’i bir devlet olarak tanımış durumdadır. BM’ye üye 193 ülkenin 4’te 3’ünden fazlası Filistin’i egemen bir devlet olarak kabul ediyor. 147 üyenin ortak kararı 5 üyeden oluşan Güvenlik Konseyi’nin keyfine bırakılamaz. Tekrar söylüyorum; dünya 5’ten büyüktür. 147, 5’ten büyüktür.
Gençler, siyonizmin nasıl kural tanımaz bir sapkınlık olduğunu görmeye başladı. Bu devrimin siyonist sapkınlıktan arınmış bir dünyayı kuracağını umuyorum. Türkiye olarak soykırım şebekesinin hesap vermesi için atılan tüm adımlara destek veriyoruz. İlk günden beri ziyaret ettiğimiz tüm ülkelerde bu konuyu gündeme getirdik. Uluslararası Adalet Divanı’nda açılan soykırım davasına müdahil olmayı kararlaştırdık. İsrail yönetiminin ve siyonist lobinin Adalet Divanı ve yargıçları açıktan tehdit ederek baskı altına almaya çalıştıklarını görüyoruz.”
]]>“UNUTMAYACAĞIZ VE AFFETMEYECEĞİZ”
Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
Kim ne derse desin Yassıada mahkemelerinde türlü baskılara işkenceye maruz kalan her 3 devlet adamımız isimlerini milletimizin gönlüne şehit olarak yazdırmışlardır. Bu millet merhum Menderes ve arkadaşlarını her zaman şükranla ve biraz da idamlarına engel olamamanın mahcubiyetiyle hatırlayacaktır. 27 Mayıs 1960 milletin gönlünde derin yaralar açtı. Üzerinden değil 64 sene asırlar bile geçse darbecileri unutmayacağız ve affetmeyeceğiz. Yassıada mahkemelerinde yaşanan hiçbir sahne ve alınan hiçbir karar tesadüf değildir.

“EN FAZLA DARBE GİRİŞİMİNE MARUZ KALAN HÜKÜMETİZ”
Menderes ve arkadaşlarının şahsına önce mahkum edilen, sonra idam edilen milletin özgür iradesidir. Anadolu ihtilalini içlerine sindiremeyenler 22 yıl boyunca milli iradeyi gasp etme girişimlerini sürdürdü. Türk siyasi tarihinin en fazla darbe girişimine maruz kalan hükümetiyiz
“MEVCUT ANAYASA İLE DEVAM EDEMEYİZ”
Uzlaşma aranmadan yapılan anayasalar doğumundan öte sakattır, kriz üretmeye daha yakındır. Yakın siyasi tarihimizde bunun örnekleri bulunuyor. Tartışmalardan yargıdaki gerilime kadar hepsiyle karşılaştık. Devlet ile vatandaş arasındaki ilişkiyi zehirleyen sebebin aynı olduğunu görüyoruz. Artık bazı gerçekleri kabullenmemiz gerekiyor. Elitlerin uzlaşısını yansıtan mevcut anayasa ile devam edemeyiz. Bu utancı milletimize daha fazla yaşatamayız. Meclis’imiz yeni anayasa yapacak olgunluğa, kudrete sahiptir. Yeni anayasanın milli bir ödev olduğuna inanıyorum.

Yassıada mahkemelerinde alınan hiçbir karar tesadüf değildir. Burası özellikle seçilmiştir.
Türk siyaseti özgüvensizlik girdabından bir türlü kurtulamadı. 27 Mayıs’ın karanlık gölgesi iradenin peşini bir türlü bırakmadı.
Kanlı terör eylemleriyle devlet ve millet arasına nifak sokmak istediler. Son olarak 15 Temmuz ile bizi ve milletimizi hedef alacak kadar göz kararttılar.

Bu ülkede bulanık suda demokrasiyi avlama dönemleri geride kaldı. Siyaset mühendisliği yapıldığı günler sona erdi. Bu ülkede fezlekeler, iddianameler, tetikçiler ve terör örgütleri üzerinden siyaset mühendisliği yapıldığı günler sona ermiştir.
“MASUM İNSANLARIN ONURUYLA OYNADILAR”
Milli iradeye darbe hançerini bunun için vurdular. Siyasetçileri örselediler. Masum insanların onuruyla bunun için oynadılar. Menderes ve iki arkadaşını bunun için astılar. Yıllarca 27 Mayıs’ı Hürriyet ve anayasa bayramı olarak bunun için kutladılar.
Türkiye’nin mevcut darbe anayasasına mahkum edilmesi, siyasete güveni zedeliyor.
Demokrasimize ve milli iradeye kimsenin pusu kurmasına izin vermeyiz.
İŞGALCİ İSRAİL’İN KATLİAM SALDIRILARI
İsrail mülteci kampına füze yağdırmıştır. Bu katliam terör devletini kalleş yüzünü bir kez daha ifşa etti. Netanyahu ülkesinde iyice köşeye sıkışmaktadır.

Hitler gibi, tarihteki diğer firavunlar gibi lanetle anılmaktan kurtulamayacak. İnsanlıktan zerre nasibini almamış bu katillerden hesap sorulması için elimizden geleni yapacağız.

‘MİLLETİN SINIFTA BIRAKTIĞINI BİZ DE BAŞ TACI EDEMEYİZ’
Temel kriterlerinin Hakk’a ve halka hizmet etmek olduğunu belirten Erdoğan, “Milletimizin nazarında ibra olan, bizim gözümüzde de başarılıdır.Milletin sınıfta bıraktığını biz de baş tacı edemeyiz. İnşallah bu süreci kılı kırk yaran bir kuyumcu titizliğiyle yürüteceğiz.” diye konuştu.
‘PARTİMİZİN VE DAVAMIZIN GELECEĞİ HER TÜRLÜ KİŞİSEL HESABIN ÜZERİNDEDİR’
Erdoğan, milletle kurdukları gönül köprülerini kimsenin yıkamayacağını ifade ederek, “Siyaset milletin içinde milletle omuz omuza, sırt sırta vererek yapılır. Halkla araya mesafe koymanın, duvar örmenin, sokakla, çarşıyla, pazarla, mahalleyle bağı zayıflatmanın bizim siyaset geleneğimizde yeri yoktur. Bu konularda eksiğimiz, hatamız, problemimiz, millete karşı bir kusurumuz varsa çok açık söylüyorum, mutlaka kendimizi düzeltmemiz gerekiyor. Partimizin ve davamızın geleceği her türlü şahsi kaygının, her türlü kişisel hesabın üzerindedir.” değerlendirmesini yaptı.
‘AK PARTİ NEFERLERİNİN EMEĞİNİ KİBİRLERİ BOYLARINI AŞAN MUHTERİSLERE KESİNLİKLE KURBAN EDEMEYİZ’
Yerel seçim kampanya döneminde 52 ili ziyaret ettiğini, diğer vilayetlere de farklı vesilelerle defalarca gittiğini belirten Erdoğan, şunları dile getirdi:
“Bu ziyaretlerimde şahit olduğum değişmez manzara şuydu, AK Parti’nin gerçekten inanmış, kendini adamış milyonlarca neferi var. Hepsi birer özveri abidesi olan bu kardeşlerimizin hakkını ödeyemeyiz.
Karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek, gece gündüz demeden koşturan samimi AK Parti neferlerinin emeğini kusura bakmayın ama kibirleri boylarını aşan muhterislere kesinlikle kurban edemeyiz. Siyasetçisiyle, kaprisli bürokratıyla, lobisiyle, çıkar gruplarıyla kimse partimize gönül verenlerin fedakarlığını şahsi heves ve hesapları için zayi edemez. Biz buna göz yummayız, rıza göstermeyiz.
Bu partinin genel başkanı ve hepsinden öte bir neferi olarak böyle ağır bir vebali biz şahsen taşıyamayız.”
‘AK PARTİ’NİN ALAMETİ FARİKASI KENDİNİ DAİMA YENİLEME VE YENİ ŞARTLARA ADAPTE ETME KABİLİYETİNE HAİZ OLMASIDIR’
Erdoğan, 31 Mart seçim sonuçlarını, “Olanda hayır vardır” düsturuyla partileri, hareketleri ve davaları açısından hayra tebdil etmek için ne gerekiyorsa onu yapmaktan kesinlikle çekinmeyeceklerini belirtti.
İstişare ve yenilenme sürecinin sonunda AK Parti olarak yola çok daha güçlü bir şekilde devam etmekte kararlı olduklarını vurgulayan Erdoğan, “AK Parti’nin alameti farikası kendini daima yenileme, tazeleme, büyütme, geliştirme, yeni şartlara adapte etme kabiliyetine haiz olmasıdır.
‘PUSUDA BEKLEYEN FİTNE TÜCCARLARINA KARŞI DİKKATLİ OLMANIZI BEKLİYORUM’
Başlatmayı kararlaştırdığımız kongre sürecimizi bunun en önemli vesilesi olarak görüyoruz. Sizlerden bu süreci zehirlemek, aramızda nifak tohumları ekmek için pusuda bekleyen fitne tüccarlarına karşı dikkatli olmanızı bekliyorum. Biz 50 yıla varan siyasi mücadelemizde attığımız adımları bugüne kadar dedikodulara göre belirlemedik, bundan sonra da belirleyemeyiz.” dedi.
‘PARTİMİZİN EMEKTARLARINA VEFASIZLIK GÖSTERMEYECEĞİZ’
AK Parti teşkilatlarına, “Kırarak, dökerek, dağıtarak değil, tam tersine toparlayarak, birleştirerek, bütünleştirerek, kucaklayarak ilerleyeceğiz.” diye seslenen Erdoğan, şunları kaydetti:
“Saflarımızı genişletecek, sıklaştıracak, partimizi daha da büyütmenin gayretinde olacağız. Yeni isimlerle, yeni değerlerle, yeni hizmet erleriyle kadrolarımızı tahkim ederken, partimizin emektarlarına vefasızlık göstermeyeceğiz.
‘AK PARTİ’YE GÜÇ, UFUK, VİZYON, HEYECAN KATACAK ŞAHSİYETLERE İHTİYACIMIZ VAR’
Şunun bilinmesini isterim, bizim AK Parti’den güç devşirecek isimlere değil AK Parti’ye güç katacak, ufuk, vizyon, dinamizm, heyecan katacak şahsiyetlere ihtiyacımız var. Bu anlayışla partimizin çatısı altında AK Parti rozetiyle ülkeye ve millete gerçekten hizmet etmek isteyenlere kapımızı kapatmıyoruz. Ama siyaseti kariyer basamağı olarak görenlerle yol yürünemeyeceğini de geçmiş tecrübelerimizin ışığında çok çok iyi biliyoruz.
Partimizi zirveye taşıyacak isimlerle kongrelerimizi birer yeniden diriliş, yeniden şahlanış vesilesi haline dönüştürmek arzusundayız. Özünde bir gönül seferberliği olan kongremiz ancak böyle bir vizyon, kuşatıcılık ve hassasiyetle yürütülmesi durumunda bekleneni verebilir.

Erdoğan, AK Parti’nin Türk siyasi hayatına damga vurduğunu ve üye sayısı itibarıyla Türkiye’nin en büyük ailesi olduğunu belirterek, “21 yıllık iktidarlarımız bu dönemde bizden önce yapılan hizmet ve eserlerin katbekat fazlasını ülkemize kazandırmış bir hükümetiz. Nasıl Türkiye’nin son 21 yılına mührümüzü bastıysak inşallah geleceğine de yine biz yön vereceğiz.” ifadelerini kullandı.
‘ŞİMDİ HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA BİRBİRİMİZE TUTUNACAĞIZ’
Salonda bulunan partililerin her birinin, Türkiye Yüzyılı’nın inşasına emeğiyle, alın teriyle ve mücadelesiyle katkı sunan millet sevdalıları olduğuna vurgu yapan Erdoğan, “Bu milletin özü, aslı sizsiniz. Milletimiz, bizden daha çok çalışmamızı güç ve enerji toplamış bir şekilde yeniden yola revan olmamızı bekliyor. Şimdi her zamankinden daha fazla birbirimize tutunacağız, daha fazla sarılacağız, daha fazla kucaklaşacağız. Niyet hayır, akıbet hayır diyoruz. Rabbim birliğimizi beraberliğimizi dayanışmamızı daim eylesin.” şeklinde konuştu.
‘İÇ MUHASEBEMİZİ PARTİMİZİN YETKİLİ ORGANLARINDA YAPTIK, YAPIYORUZ VE YAPACAĞIZ’
Erdoğan,”31 Mart seçim sonuçlarını da göz ardı etmiyoruz. Sonuçlara dair kapsamlı iç muhasebemizi partimizin yetkili organlarında yaptık, yapıyoruz ve yapacağız.” diye konuştu.
Bugüne kadar Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK), AK Parti Meclis Grubu, fikirlerine kıymet verdikleri dostları, kanaat önderleri, partide daha önce görev almış yol ve dava arkadaşları, siyaset bilimci, akademisyen ve sivil toplum temsilcileriyle farklı vesilelerle bir araya gelip görüştüklerini ve fikirlerini aldıklarını belirten Erdoğan, bugün de il başkanları ve teşkilat kademelerinin diğer mensuplarıyla bir arada olduklarını söyledi.
‘KAMPIMIZI ÇOK YAKIN BİR TARİHTE TOPLAMA KARARI ALDIK’
Erdoğan, istişare halkalarını genişletmeye devam edeceklerini bildirerek, “Son Merkez Yürütme Kurulu toplantımızda geleneksel istişare kampımızı çok yakın bir tarihte toplama kararı aldık. Önce milletvekillerimizle ardından da inşallah belediye başkanlarımızla bir araya geleceğiz.” dedi.
‘SİYASETTE ROTAMIZI BUGÜNE KADAR HEP MİLLETİMİZ ÇİZDİ’
Komplekse kapılmadan, eleştirilere kulaklarını asla tıkamadan bu süreci büyük bir özgüven ve şeffaflıkla yönettiklerini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir defa şu gerçeğin gayet farkındayız. Hata değil, yanlışta ısrar etmek kaybettirir. Siyasetin inişli çıkışlı serencamında esas mesele hep istikamet üzerinde kalabilmektir. Nereden geldiğinizi unutmazsanız, hedeflerinizden de kopmazsınız. Bakınız, biz siyasi hayatımız boyunca elde ettiğimiz her başarıyı, zaferle bitirdiğimiz her mücadeleyi önce Allah’ın yardımına, sonra da milletimizin desteğine, duasına ve yanımızda olmasına borçluyuz.
Her zaman söylediğimiz gibi AK Parti, milletin kurduğu, tabelasını milletin astığı, siyaseti daima millet için ve milletle birlikte yapmış bir partidir. Siyasette rotamızı bugüne kadar hep milletimiz çizdi.
‘MİLLET BİZE BAKINCA KENDİNİ GÖRDÜ’
Biz de milletin belirlediği yoldan hiçbir zaman sapmadık. İstişarelerimizi milletimizle yaptık. Derdimizi milletimize anlattık. Sorunlarımıza milletimizle birlikte çözüm aradık. Başarılarımızın sevincini yine milletimizle paylaştık. İhtiyaç duyduğumuzda her zaman milletimizi yanımızda bulduk.
Millet bize bakınca kendini gördü, kendi meselelerini gördü ama aynı zamanda sıkıntılarına çözüm üretecek güçlü bir irade gördü. Toplumumuzun farklı kesimleriyle gönül köprülerimizi sağlam tuttuğumuz için bugünlere kadar alnımızın akıyla gelebildik.”
‘TÜRKİYE SEVDALISI HER BİR YÜREĞİN PARİSİ OLMAYI SÜRDÜRECEĞİZ’
Teşkilatlarını, belediyelerini, gönül kapılarını millete hiçbir zaman kapatmadıklarını kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:
“Bugün bir kez daha açık ve net söylemek istiyorum, AK Parti milletin partisidir ve inşallah ebediyen öyle kalacaktır. Biz şafak vakti evine ekmek götürmek için yola koyulan emekçilerin, yazın sıcağına, kışın ayazına aldırmadan rızık peşinde koşan çiftçilerin, helal lokmasına haram bulaştırmayan esnafın, tüccarın, sanayicinin, vatanımız uğruna gözünü kırpmadan şehadete koşan kahramanların, Türkiye’nin aydınlık yarınlarının teminatı olan gençlerimizin, ellerini değdikleri her yeri güzelleştiren, bereketlerinden kadınlarımızın, ülkemizin başarılarını kendi başarıları olarak gören tüm mazlumların, velhasıl hangi kökene, hayat tarzına, görüşe mensup olursa olsun büyük ve güçlü Türkiye sevdalısı her bir yüreğin partisi olmayı sürdüreceğiz.”
Erdoğan, konuşmasının sonunda, AK Parti Sosyal Politikalar Başkanlığını, Türk Kızılayla hayata geçirdiği kan bağışı projesi için tebrik ederek, “Kan acil değil, sürekli ihtiyaç prensibiyle, sağlığı elveren tüm dava arkadaşlarımı kan bağışı yapmaya davet ediyorum. Kan bağışı kampanyamıza destek veren tüm kardeşlerimize, vatandaşlarımıza, parti teşkilatımıza, Kızılay çalışanlarına ve teşkilatlarına teşekkür ediyorum.” dedi.
31 Mart seçim çalışmalarımızı çok yoğun bir şekilde devam ettirirken teşkilatlarımızla irtibatımızı daima en üst seviyede tuttuk. 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri rekabet seviyesi yüksek bir atmosferde, demokrasi şöleni havasında gerçekleşti. Bölücü örgüt uzantılarının seçmeni baskı altına alma girişimleri dışında ülkemiz genelinde sandığa gölge düşürecek hiçbir olay yaşanmadı.
‘PEK ÇOK ALGI OPERASYONUNA MARUZ KALDIK’
Seçim öncesinde hatırlayacağınız üzere çok farklı kampanyalar vardı. Bu son seçim olacak kehanetinden ekonomiyle ilgili piyasaya sürülen tezvirata kadar pek çok algı operasyonuna maruz kaldık. Bunların hepsini boşa çıkardık. Ülkemiz aleyhine yürütülen onca propagandaya rağmen 85 milyon olarak sandığın gücünü ortaya koyduk. Türkiye’nin demokrasi standardının nereden nereye geldiğini tüm dünyaya bir kez daha gösterdik. Burada öncelikle bir hususun altını çizerek ifade etmek istiyorum. Demokrasi, asla ve asla sıfır toplamlı bir oyun değildir. Demokrasinin kazandığı bir yerde kaybeden olmaz. Sandığın itibarının arttığı bir denklemde galip 85 milyonun tamamıdır. Sivil siyaseti güçlendiren her sonuç, Türk demokrasisinin istikbali adına eşsiz bir başarıdır.
‘MİLLETİN İRADESİNİ ÖPÜP BAŞIMIZIN ÜSTÜNE KOYDUK’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 75 yıllık çok partili demokrasi hayatına iki darbe, iki muhtıra, iki darbe girişimi sığdırmış bir millet olduklarını dile getirdi.
Neredeyse her on yılda bir demokrasinin vesayet odaklarının saldırısına uğradığına dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“En son 15 Temmuz’da 253 insanımızın canı pahasına tarihimizin en alçak darbe teşebbüsünü püskürttük. Bunların haricinde milli iradeyi gasp etmeye yönelik gizli, açık, daha nice girişimle karşılaştık. Vesayet odaklarının asla uyumadığını, asla pes etmediğini, uygun ortam ve fırsat kolladığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Son yıllarda FETÖ’cülerin ve marjinal yapıların da propagandasıyla bazı toplum kesimlerinde çok partili demokrasiye ve sandığa karşı istifhamların zemin bulmaya başladığını görüyorduk.
Gerek 14 Mayıs seçimleri, gerekse 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri, demokrasi düşmanları tarafından körüklenen bu algıyı yerle bir etmiştir. 14 Mayıs seçimlerinde, Cumhurbaşkanı seçimi yüzde 0,5 farkla ikinci tura kalırken, 31 Mart seçimlerinde milli irade farklı şekilde tecelli etmiştir. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak her iki seçim sonucunu da büyük bir olgunlukla karşıladık, milletin iradesini öpüp başımızın üstüne koyduk.
Sandık sonuçlarından dolayı milleti suçlama, kabahati millete atma gibi yollara tevessül etmedik. Nitekim 14 Mayıs ile ortaya çıkan belirsizlik 28 Mayıs seçimleriyle giderildi, millet yasamada olduğu gibi ülke idaresinde de mührü bize takdim etti, Cumhur İttifakı’nı açık ara lider yaptı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart yerel yönetimler seçimlerinde yine milletin takdiriyle Türkiye haritasının daha fazla renge boyandığını, 2019 seçimlerine göre daha çok sayıda siyasi partinin il, ilçe ve belde düzeyinde belediye başkanlığı kazandığını hatırlattı.
Seçimlerde sandığa giderek oyunu kullanan vatandaşların her birine demokrasiye ve milli iradenin üstünlüğüne olan bağlılıkları sebebiyle teşekkürlerini sunan Erdoğan, parti kurmay kadrosu nezdinde teşkilat mensupları ve dava arkadaşlarına 31 Mart seçimleri döneminde gösterdikleri gayret dolayısıyla şükranlarını sundu.
Konuşmasında Birinci Meclis’in kuruluşu ile düşmana karşı verilen mücadelede halkın iman etrafında renk ve ırk gözetmeden birleştiğini dile getiren Yapıcıoğlu, Türkiye’nin kuruluşunda zaferi getiren inancın, sonraki dönemlerde bir yana bırakıldığını belirtti.
Devletin yönetim şeklinin cumhuriyet olduğunu ve cumhurun da bütün renkleriyle milletin bütünü olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, “Binaenaleyh devlet, imtiyazlı bir zümrenin değil bütün milletindir” ifadesiyle önemli bir mesaj verdi.
“Zaferi getiren; iman ve o imanın sağladığı beraberlik ruhudur”
Konuşmasında; Büyük Millet Meclisi’nin 104 yıl önce payitahtın işgal altında olması nedeniyle Ankara’da tekbirlerle, tehlillerle, dua ve kurbanlarla açıldığını hatırlatan Yapıcıoğlu, “Meclis’i kuranlar, kurtuluş umudunu özü pırıl pırıl, imanı sapasağlam olan bu millette gördüler. Tam istiklal ve onurlu bir istikbal için milletin bağrına sığınarak Ankara’da toplandılar. Millet, onları mahcup etmedi. Anneler, biricik evladını vatanın müdafaası için seferber etti, kendileri de ayağında çarıkla cephelere mermi taşıdı.
İman, bu milleti aynı hedef üzere buluşturmuş; Türkü, Kürdü, Arabı, Çerkezi, Lazı omuz omuza savaşmıştır. Zaferi getiren o iman ve o imanın sağladığı beraberlik ruhudur. Nitekim, Büyük Millet Meclisi’nin ilk açılışındaki fotoğraflar, bize bu beraberliği duyurmaktadır. Düşman, Antep’te, Urfa’da, Bitlis’te, Polatlı’da durdurulmuş; nihayetinde Anadolu’nun dışına atılmıştır.
Kurtuluşun Allah’ın yardımıyla millet tarafından gerçekleştirilmesi, milletin konumunu pekiştirmiş, dışarıya karşı kazandığı zafer onun kendi geleceğini tayin kabiliyetini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Ama sonrasında zaferi getiren özü, inancı ve aslında milletin kendisini bir yana bırakan bir süreç başladı. Bu, benzeri görülmemiş, dramatik bir tarih seyridir.” dedi.
“Cumhur, bütün renkleriyle milletin bütünüdür. Binaenaleyh devlet, imtiyazlı bir zümrenin değil bütün milletindir”
Yapıcıoğlu sözlerine şu ifadelerle devam etti:
“Bu değişimin vardığı yeri test etmek için acaba bugün sadece bir 23 Nisan merasimi mahiyetinde Birinci Meclis’in açılışındaki fotoğraf burada canlandırılsaydı tepki ne olurdu?
104 yıl etkin muhasebe için yeterli olmalı. Bu meclis milletin meclisidir, reşittir, hiçbir vesayeti kabul etmemelidir. Bu memleket hepimizin, 85 milyonu aşkın milletimizin ortak vatanıdır. Devletin şekli cumhuriyettir. Cumhur, bütün renkleriyle milletin bütünüdür. Binaenaleyh devlet, imtiyazlı bir zümrenin değil bütün milletindir.”
“Farklılıklarımızın samimiyetle kabulü ayrışma nedeni değil, bereketimizdir, güçtür”
Yapıcıoğlu konuşmasında, Gazze’deki soykırımı da gözler önüne sererek; “Dünya bugün postmodern bir istila ile yüz yüze iken 1789’daki Fransız İhtilali’nden kalma sınıflandırmaları bir yana bırakıp beraberliğimizi yeniden tesis etmeliyiz. Bizce farklılıklarımızın samimiyetle kabulü ayrışma nedeni değil, bereketimizdir, güçtür.
Çok zamanımız yok. Gazze’deki soykırım gözler önünde… Unutmayalım ki 1917’de Gazze’de, Kudüs’te durdurulamayan düşman Adana’ya dayandı. Bunu bir daha yaşamamak için kendimizi yenilemek, özümüze dönmek zorundayız.” şeklinde konuştu.
“Değerlerimizi merkeze alan yeni ve adil bir anayasa ile farklılıklarımızın bize güç vermesini, bizi büyük bir istikbale taşımasını sağlamalıyız”
Yapıcıoğlu konuşmasını; “Biz, ‘İki günü bir olan ziyandadır!’ medeniyet anlayışından geliyoruz. Bizi durduran ne ise onu iyi tahlil etmeli, millette yeni bir ilerleme bilinci inşa etmeli ve bizi biz yapan değerlerimizi merkeze alan yeni ve adil bir anayasa ile farklılıklarımızın bize güç vermesini, bizi büyük bir istikbale taşımasını sağlamalıyız. Bunu yapabiliriz, yapmalıyız. Bu tarihi bir sorumluluktur.” sözleriyle sonlandırdı.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığındaki heyet, üzerinde ay yıldız bulunan çelengi Atatürk’ün mozolesine bıraktı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kurtulmuş ve beraberindekiler Misak-ı Milli Kulesi’ne geçti.
Kurtulmuş, ziyaretinin ardından Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayarak açıklamalarda bulundu.
“CUMHURİYETİMİZİN 2. ASRININ TÜRKİYE YÜZYILI İÇİN VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞIYORUZ”
Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş şu ifadeleri kullandı:
Milli irademizin simgesi TBMM’nin sizlerin önderliğinde açılışının 104. Yılında buradayız. Kuruluş kararı, milli güçleri ortak amaç noktasında toplamıştır. 104 yıl önce milletimizi bir araya getirerek diriliş destanı yazdınız. 23 Nisan’ı büyük coşkuyla topluyoruz. Milletimizden aldığımız emanetle Cumhuriyetimizin 2. Asrının Türkiye Yüzyılı için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu heyecanla milletimizi temsil etmek büyük bir onurdur. TBMM önce insan ve vatan anlayışıyla demokrasi ve cumhuriyet ilkelerine bağlı olarak kararlılıkla devam edecektir.
Devlet erkanının ziyaretinin ardından Anıtkabir vatandaşların girişine açıldı.
BİRİNCİ MECLİS’TE KONUŞUYOR
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Anıtkabir’deki resmi geçitin ardından beraberindeki heyetle birlikte Ulus’ta bulunan Birinci Meclis’e gelerek açıklamalarda bulundu.
Kurtulmuş’un açıklamaları şu şekilde;
“Bu binanın duvarlarının dilleri olup anlatsa herhâlde insanlığın en şerefli anlarını dile getirecektir.
Millette kurtuluş ümidinin artırılması gereken bir fikri siyasi merkez olarak burası inşa edilmiş ve ardından da Cumhuriyet’in kuruluş süreci başlamıştır.
Bu Meclis, aynı zamanda bir karargâhtır. Bu Meclis, milli iradenin ve milli mücadelenin merkezidir. Bu Meclis, dünya tarihinde bir ilktir.
Bu Meclis’in ikinci büyük özelliği milli egemenliğe olan bağlılığıdır.
Bundan sonra bizim üzerimize düşen, ilk asrını bir takım zorluklarla ve yokluklarla geçirdiğimiz Cumhuriyetimizin ikinci asrını taçlandırarak, daha da güçlendirerek yolumuza devam etmektir.
Mavi Vatan’ı, Siber Vatan’ı, Uzay Vatan’ı ve Yeşil Vatan’ı da Misak-ı Milli’nin bir parçası olarak telakki edeceğiz. Bu alanları güçlendirmek için de TBMM olarak üzerimize ne düşüyorsa yerine getirmeye gayret edeceğiz.
MECLİS’TE TÖREN DÜZENLENDİ
Numan Kurtulmuş Anıtkabir ziyaretinden önce 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM’nin açılışının 104. yıl dönümü dolayısıyla Meclis’teki Atatürk Anıtı önündeki törene katıldı.

SAYGI DURUŞUNDA BULUNULDU
Törende, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Atatürk Anıtı’na kırmızı ve beyaz karanfillerden oluşan çelenk bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu.
Törene, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, TBMM Başkanvekilleri Bekir Bozdağ, Gülizar Biçer Karaca, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Grup Başkanvekilleri Özlem Zengin, Bahadır Nahit Yenişehirlioğlu, Leyla Şahin Usta, TBMM Başkanlık Divanı üyeleri, TBMM idare amirleri, TBMM Genel Sekreteri Talip Uzun ile milletvekilleri ve TBMM idari personeli katıldı.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığındaki heyet, üzerinde ay yıldız bulunan çelengi Atatürk’ün mozolesine bıraktı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kurtulmuş ve beraberindekiler Misak-ı Milli Kulesi’ne geçti.
Kurtulmuş, ziyaretinin ardından Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayarak açıklamalarda bulundu.
“CUMHURİYETİMİZİN 2. ASRININ TÜRKİYE YÜZYILI İÇİN VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞIYORUZ”
Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş şu ifadeleri kullandı:
Milli irademizin simgesi TBMM’nin sizlerin önderliğinde açılışının 104. Yılında buradayız. Kuruluş kararı, milli güçleri ortak amaç noktasında toplamıştır. 104 yıl önce milletimizi bir araya getirerek diriliş destanı yazdınız. 23 Nisan’ı büyük coşkuyla topluyoruz. Milletimizden aldığımız emanetle Cumhuriyetimizin 2. Asrının Türkiye Yüzyılı için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu heyecanla milletimizi temsil etmek büyük bir onurdur. TBMM önce insan ve vatan anlayışıyla demokrasi ve cumhuriyet ilkelerine bağlı olarak kararlılıkla devam edecektir.
Devlet erkanının ziyaretinin ardından Anıtkabir vatandaşların girişine açıldı.
BİRİNCİ MECLİS’TE KONUŞUYOR
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Anıtkabir’deki resmi geçitin ardından beraberindeki heyetle birlikte Ulus’ta bulunan Birinci Meclis’e gelerek açıklamalarda bulundu.
Kurtulmuş’un açıklamaları şu şekilde;
“Bu binanın duvarlarının dilleri olup anlatsa herhâlde insanlığın en şerefli anlarını dile getirecektir.
Millette kurtuluş ümidinin artırılması gereken bir fikri siyasi merkez olarak burası inşa edilmiş ve ardından da Cumhuriyet’in kuruluş süreci başlamıştır.
Bu Meclis, aynı zamanda bir karargâhtır. Bu Meclis, milli iradenin ve milli mücadelenin merkezidir. Bu Meclis, dünya tarihinde bir ilktir.
Bu Meclis’in ikinci büyük özelliği milli egemenliğe olan bağlılığıdır.
Bundan sonra bizim üzerimize düşen, ilk asrını bir takım zorluklarla ve yokluklarla geçirdiğimiz Cumhuriyetimizin ikinci asrını taçlandırarak, daha da güçlendirerek yolumuza devam etmektir.
Mavi Vatan’ı, Siber Vatan’ı, Uzay Vatan’ı ve Yeşil Vatan’ı da Misak-ı Milli’nin bir parçası olarak telakki edeceğiz. Bu alanları güçlendirmek için de TBMM olarak üzerimize ne düşüyorsa yerine getirmeye gayret edeceğiz.
MECLİS’TE TÖREN DÜZENLENDİ
Numan Kurtulmuş Anıtkabir ziyaretinden önce 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM’nin açılışının 104. yıl dönümü dolayısıyla Meclis’teki Atatürk Anıtı önündeki törene katıldı.

SAYGI DURUŞUNDA BULUNULDU
Törende, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Atatürk Anıtı’na kırmızı ve beyaz karanfillerden oluşan çelenk bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu.
Törene, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, TBMM Başkanvekilleri Bekir Bozdağ, Gülizar Biçer Karaca, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Grup Başkanvekilleri Özlem Zengin, Bahadır Nahit Yenişehirlioğlu, Leyla Şahin Usta, TBMM Başkanlık Divanı üyeleri, TBMM idare amirleri, TBMM Genel Sekreteri Talip Uzun ile milletvekilleri ve TBMM idari personeli katıldı.

Bahçeli mesajında gündemdeki konulara ilişkin mesajlar verdi.
Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki belediye başkanlığı mazbata töreni sonrasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan sözler sonrası bir kişinin tutuklandığı olayı işaret eden Bahçeli, “Aziz Atatürk ile Cumhurbaşkanımıza kaba ve yaralayıcı ifadeler kullanan bölücü alçaklar bu milletin evladı, Türkiye Cumhuriyeti’nin de mensubu olamazlar.” ifadelerini kullandı.
“VATANDAŞLIKTAN DERHAL ÇIKARILMALIDIR”
MHP lideri, “Türk bayrağını kabullenemeyen şerefsizlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından derhal çıkarılması, mallarına-mülklerine el konulması, bunun yanında DEM Parti hakkında kapatma davasının açılarak bölücü milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, müfettiş görevlendirilmesiyle oyalanmaktan ve zamana oynamaktan vazgeçilmesi tarihe, ecdada, vatana ve millete namus borcudur.” ifadelerini kullandı.
Bahçeli’nin açıklaması şöyle:
“23 Nisan 1920 Cuma günü Ulus’taki tek katlı taş binada milli iradenin tecellisiyle beraber Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atılmış, meşalesi yakılmıştır.
Kuran-ı Kerim tilavetleriyle, kesilen kurbanlarla, dudaklardan dökülen aminlerle, yüreklerden kopan dileklerle İlk Meclis tarih sahnesindeki yerini muazzam bir inançla almıştır.
Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mart 1920 tarihinde yayımladığı Genelge kapsamında seçimler yapılmış, seçilen mebuslar Meclis-i Mebusan’dan iltihak eden mebuslarla birlikte Ankara’da toplanmıştır.
Türk milleti makus talihini yenmek, tarihsel rotasını yenilemek amacıyla bizzat devreye girmiştir.
O tarihte tadilatı tamamlanmamış binada toplumun her kesiminden, ülkenin her yöresinden, her meslek grubundan, farklı farklı dünya görüşleri olsa bile ortak paydaları vatanseverlik olan mebuslar istiklal sevdasıyla bir araya gelmişlerdir.
Dünya üzerinde, zillet ve zulmete, işgal ve ihanete Meclisi’nin etrafında kenetlenip savaş açan ikinci bir millet o güne kadar ne duyulmuş ne de görülmüştür.
Nitekim Meclis’in kurulması milli kurtuluş fikrinin demokratik olarak teşkilatlanması, maşeri vicdanda kök salmasıdır.
İlk Meclis, imkânsızlığa karşı imanın adı, yıkıma karşı yükselişin ahlakı, zalimlere karşı milletin aklı haline gelerek; ordular kurup ordular yönetmiş, zaferden zafere koşarak vatanın harem-i ismetinden düşmanı söküp atmıştır.
Meclisimizin açılışı, milletler mücadelesinin acımasızca sürdüğü bir dönemde Türk milletinin;
– Tam bir mutabakatla, milli kimlik, milli onur ve milli hedefte buluşmasının kaynağı,
– Yıllardır süren kayıpların çöküntüsünü atarak güç ve moral depolamasının kararı,
– Teslimiyet ve tavizlere son vererek derlenip toparlanmasının kararlılığı,
– Silahla verilen bir mücadelede bile demokratik, hukuki ve toplumsal uzlaşmayla sağlanan milli meşruiyetin kalpgahıdır.
23 Nisan 1920 tarihi, elbette üç yıl sonra varlığını ve bağımsızlığını bütün dünyaya ilan edecek olan Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi ve hukuki alt yapısının hazırlandığı bir dönemin başlangıcıdır.
Bu yönüyle İlk Meclis Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesidir.
Gerek Büyük Millet Meclisi’nin açılış şartları, gerekse müteakiben yaşanan hadiselerin tamamı; mukadderatımıza ve mukaddesatımıza el ve dil uzatmaya yeltenen, gücümüzü sınamaya kalkışan müstevlileri, hatta onların işbirlikçilerini nasıl bir akıbetin beklediğini göstermesi bakımından tarihi bir ibret ve ihtar levhasıdır.
Yedi düvelin başımıza üşüştüğü karanlık yıllarda Türk milleti varoluş haklarından, istiklal şerefinden, irade haysiyetinden asla ödün vermemiş, gazilik ve şehadet pahasına husumet cephesine meydan okumuştur.
İlk Meclis işte bu meydan okuyuşun cesaret, celadet, fazilet, hamiyet, feragat ve dirayet mefkûresi olarak teçhiz ve teşkil edilmiş halidir.
31 Mart seçimlerinden kısa süre sonra, DEM’lenmiş bazı belediye başkanlıklarında sahnelenen azgın tahrikler, Türkiye Cumhuriyeti’nin hükmü şahsiyetine yönelik hakaretamiz muamele ve haince tacizler geçmişten ders almayan muhasım tortularının dış bağlantılı sipariş eylemleridir.
Vatanımızın bir bölümünde İstiklal Marşının söylenmesine direnen, Türk bayrağının asılmasını ve şehitlerimize saygı duruşunu reddeden, Aziz Atatürk ile Cumhurbaşkanımıza kaba ve yaralayıcı ifadeler kullanan bölücü alçaklar bu milletin evladı, Türkiye Cumhuriyeti’nin de mensubu olamazlar.
Ülkemizi fiilen işgal altında gösterme provalarını hazmetmek mümkün değildir.
Türk milletini “yerel halk” ifadesiyle değersizleştirmeye hizmet eden müfsit zihniyetin, son günlerde maruz kaldığımız skandalların asal sorumlusu olduğunu hiç kimse inkar edemeyecektir.
Küresel Emperyalizmin tasallut ve telkini altında iç huzur ortamını zedelemek suretiyle faal halde bulunan terör sevicilere boyun eğmek, serpilen hıyaneti özgürlük ve demokrasi çerçevesinde normalleştirip yumuşatmak, bilinmelidir ki, milli felakete çanak tutmak, devlete ve millete kast etmektir.
Ay yıldızlı al bayrak bağımsızlığımızın simgesi, İstiklal Marşı hürriyet namusumuzun, birlik ve beraberlik hissiyatımızın manzum seslenişidir.
Bunlara kim karşı geliyorsa, bunlarla kimlerin sorunu varsa, mutlak surette hukukun amir hükümleri işletilerek hesaba çekilmelidir.
Gelişmeler karşısında aziz milletimiz infial halindedir.
Türk bayrağını kabullenemeyen şerefsizlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından derhal çıkarılması, mallarına-mülklerine el konulması, bunun yanında DEM Parti hakkında kapatma davasının açılarak bölücü milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, müfettiş görevlendirilmesiyle oyalanmaktan ve zamana oynamaktan vazgeçilmesi tarihe, ecdada, vatana ve millete namus borcudur.
Türkiye Cumhuriyeti’ni sömürge ülkesi veya çadır devleti görenlerin taşıdıkları sorumluluk ne olursa olsun bedel ödemeleri hayat memat konusudur.
Sandık sonuçlarını, bekamızın ve bağımsızlığımızın önüne, hatta üstüne çıkarmaya gayret eden terör maşalarının ateşle oynadıklarını ikazla bildirmek tarihi bir vazifemizdir.
Bu nedenle, Millet Meclisimizin açılması ile başlayan sürecin manasını ayrıntıları ile bilmenin, devlet ve millet hayatımızda yeniden karşımıza çıkan tehditlerin doğru anlaşılmasında mühim bir tesiri olacağına inanıyorum.
Türkiye’yi Mondros ve Sevr şartlarına tekrar sürüklemeye çalışan terör piyonları bu hesap hatasının sonuçlarına en ağır şekilde katlanmak durumundadır.
En müşkül anlarda bile Türk milletine gücü yetmeyenlerin, bugün yeni metotlarla şanslarını bir kez daha denemeye kalkışmaları beyhude bir çabadır.
Tarihin acı ve tatlı hatıralarla kapanmış sayfalarını, son bulmayan intikam duygularıyla, asla hak etmediğimiz insanlık dışı iftiralarla yeniden açılmasına heveslenmek dikkat etmemiz gereken bir tehlike olarak karşımızdadır.
Türkiye’nin yükselişi, tıpkı 23 Nisan 1920‘de tecelli eden şuurda anlamını bulduğu gibi; ayrışmayı değil birleşmeyi, dağılmayı değil buluşmayı, parçalanmayı değil kucaklaşmayı, farklılaşmayı değil bütünleşmeyi hedefleyen kolektif anlayışla mümkündür.
Dün olduğu gibi bugün de, kardeşliğimize musallat olan gelişmeler karşısında en önemli direnç gücümüz milli birlik ve dayanışma ruhumuzdur.
Meclis’i Gazi, varlığı Gazi, devleti Gazi olan bir milletin teröre ve hıyanete bulaşmış, dış düşmanlarla el ele vermiş siyasi bölücülere göz yumması düşünülemeyecektir.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ve millet ise Türk’tür.
Hiçbir bölücü odağın, terörizme yardım ve yataklık yapan hiçbir menfur oluşumun, Mehmetlerimize kurşun sıkan hiçbir hain örgüt uzantısının, İstiklal Marşımıza ve Türk bayrağına düşmanlık besleyen hiçbir işgal artığının Gazi Meclis’te yeri olamaz, demokrasi adına söyleyecek tek bir sözleri dahi bulunamaz.
Dün en buhranlı anlarda, en ağır şartlarda bile demokrasinin erdeminden ayrılmayan Gazi Meclis’te her fikre cevaz vardır, ama ihanete, bölücülüğe, bölünmeye icazet yoktur, izin yoktur, fırsat yoktur, katiyen de olamayacaktır.
Bu tarihi ve milli kararlılığa herkesin riayeti samimi dileğimdir.
Cumhuriyetimizden üç yıl önce açılmış olan TBMM, nasıl ki yeni Türk devletinin doğuşunu müjdelemişse, pırıl pırıl çocuklarımız da ülkemizin onurlu ve yüksek geleceğini müjdelemektedir.
Milletimiz, bağrından yetişen yeni nesillerle varlığını sürdürecek, devletimiz genç kuşaklarla geleceğe umutla bakmaya devam edecektir.
Bu vesileyle sevgili çocuklarımızın ve bugünün kendilerine ithaf edildiği dünyadaki bütün çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyor, hepsinin gözlerinden öpüyorum.
Yüzyıllarca hüküm sürdüğümüz coğrafyalarda, varlığını feda ederek huzur içinde yatan meçhul kahramanların muhterem hatıralarını minnetle yâd ediyorum.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nde hayat ve vücut bulmamızı sağlayan kahraman şehitlerimizi, kutlu Meclis’i emanet eden büyük Atatürk’ü, ilk Meclis’in muhterem üyelerini, ebediyete irtihal etmiş tüm milletvekillerini rahmetle, hürmetle anıyorum.
Bahçeli açıklamasında şunları söyledi;
Türk siyaset ve demokrasi hayatına derin izler bırakan müstesna isimlerin maşeri vicdanda muhkem bir mevkii olmakla birlikte takdir, tazim ve şükranla hatırlanması milletimize özgü alicenap ve vefakâr bir özelliktir.
Vatan ve millet sevgisiyle mücehhez değerli şahsiyetlerin sadece yaşadıkları dönemleri değil, kendilerinden sonraki devirleri de fikir, görüş ve düşünceleriyle etkilediği apaçık bir gerçektir.
Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey işte böyle bir vasfa ve vakara ziyadesiyle sahiptir.
Ülkemizin zor ve sıkıntılı yıllarında haklı mücadelesiyle adından en çok bahsettiren, milli birlik ve kardeşlik hissiyatını en fazla benimseyen liderlerden birisi Merhum Türkeş Bey’dir.
Ülke ve ülkü sevdasıyla tebarüz etmiş; dava, devlet ve siyaset insanı hüviyetiyle gündeme gelmiş, gönüllere girmişti.
Kaldı ki inançlarından ve ilkelerinden hiç taviz vermemişti.
Önce Türk tarih ve kültürünün özsuyuyla beslenip tomurcuklanan, arkasından serpilip köklerini derinlere salan, sonra da siyasallaşıp toplumsal harekete dönüşen Türk milliyetçiliği fikriyatının geçmiş ve geçirmiş olduğu safhalarda onun muteber rolü olduğunu hiç kimse inkar edemeyecektir.
Merhum Türkeş Bey’in iki kutlu emaneti olan Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları bugünkü zaman diliminde, bir yanda milli ve manevi değerlerin muhafızı diğer yanda da milletimizin istikbal ve istiklal güvencesi mertebesine erişmiştir.
“MHP, CUMHUR İTTİFAKI’NIN GÜCÜNE GÜÇ EKLEMİŞTİR”
Kara propagandaların, karanlık projelerin, karamsar palavraların biteviye faal ve faaliyet halinde olduğu şu günlerde Milliyetçi Hareket Partisi Türk siyasetinin istikrar ve itibar aydınlığı olarak öne çıkmıştır.
Bu gerçeğin ışığında, 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimlerinde de Milliyetçi Hareket Partisi yüzde 16,62’lik oy oranı ve kazandığı 220 belediye başkanlığıyla hamd olsun umutları diriltmiş, Cumhur İttifakı’nın gücüne güç eklemiştir.
Partimiz milli özlem ve hedeflere her zaman tercüman olmuş, milletimiz ne diyorsa ona kulak vermiştir.
Nitekim hayata ve hadiselere bakışımızın fikri mihveri olan Türk milliyetçiliği, demokrasiyle ayrılmaz ve ayrıştırılması imkansız bütünlük içindedir.
Merhum Türkeş Bey hayattayken, sürekli tefrika ve tezvirat çıkaran, Türkeş’siz MHP’yi tesis etmek için çırpınan kim varsa, bugün onun adı ve anıları kapsamında istismar ve istila teşebbüsleriyle Milliyetçi Hareket Partisi’ni zaafa uğratmak için yarış halindedir.
Makûs niyet sahiplerinin sahte ve samimiyetsiz duruşlarını elbette ciddiye alacak, aldırış edecek, ikna olacak sağduyulu hiçbir insanımız da yoktur.
“PARTİMİZİN VE TÜRKİYE’MİZİN ÖNÜ AÇIKTIR”
Unutulmamalıdır ki, Milliyetçi Hareket Partisi demek; Türklüğün alemdar yüreği, Türkiye’nin ahlak yüksekliği, Türk ve Türk milletinin akıl, gönül, güven ve iman yüzü demektir.
55 yıllık bir maziyi kucaklayıp geleceğin Türk asırlarında kutup yıldızı gibi parlayacak olan Milliyetçi Hareket Partisi çağın ruhunu kavrayıp, zamanın ters ve bozucu akıntılarına karşı müteyakkız bir iradeyle mukabele edecektir. Partimizin ve Türkiye’mizin önü açıktır.
Seçimsiz geçecek yaklaşık 4 yıllık sürede ülkemiz her alana teşmil edilecek reformlarla yükselişini devam ettirecektir.
Siyasette elde ettikleri geçici mevzi kazanımlarla şımarmaya ve tahriklerini göstermeye başlayanların günün sonunda nasıl bir demokratik akıbetle karşılaşacağını da herkes görecektir.
Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine mutlaka ulaşılacaktır.
Türk birliğinin hasretini çekip hayallerini kuran Merhum Türkeş Bey’in inanıyorum ki ruhu şad olacaktır.
Vefatının 27’inci yıl dönümünde Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Beyi, aziz şehitlerimizi, tarih boyunca, vatan ve millet sevdası ile can veren muhterem ecdadımızı; bu değerler uğruna hayatlarını kaybetmiş ülküdaşlarımızı rahmet, minnet ve şükran hislerimle anıyorum.
Mekânları Cennet, Cenab-ı Allah hepsinden ayrı ayrı razı olsun.
Bahçeli açıklamasında şunları söyledi;
Türk siyaset ve demokrasi hayatına derin izler bırakan müstesna isimlerin maşeri vicdanda muhkem bir mevkii olmakla birlikte takdir, tazim ve şükranla hatırlanması milletimize özgü alicenap ve vefakâr bir özelliktir.
Vatan ve millet sevgisiyle mücehhez değerli şahsiyetlerin sadece yaşadıkları dönemleri değil, kendilerinden sonraki devirleri de fikir, görüş ve düşünceleriyle etkilediği apaçık bir gerçektir.
Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey işte böyle bir vasfa ve vakara ziyadesiyle sahiptir.
Ülkemizin zor ve sıkıntılı yıllarında haklı mücadelesiyle adından en çok bahsettiren, milli birlik ve kardeşlik hissiyatını en fazla benimseyen liderlerden birisi Merhum Türkeş Bey’dir.
Ülke ve ülkü sevdasıyla tebarüz etmiş; dava, devlet ve siyaset insanı hüviyetiyle gündeme gelmiş, gönüllere girmişti.
Kaldı ki inançlarından ve ilkelerinden hiç taviz vermemişti.
Önce Türk tarih ve kültürünün özsuyuyla beslenip tomurcuklanan, arkasından serpilip köklerini derinlere salan, sonra da siyasallaşıp toplumsal harekete dönüşen Türk milliyetçiliği fikriyatının geçmiş ve geçirmiş olduğu safhalarda onun muteber rolü olduğunu hiç kimse inkar edemeyecektir.
Merhum Türkeş Bey’in iki kutlu emaneti olan Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları bugünkü zaman diliminde, bir yanda milli ve manevi değerlerin muhafızı diğer yanda da milletimizin istikbal ve istiklal güvencesi mertebesine erişmiştir.
MHP, 220 BELEDİYE VE YÜZDE 16,62’LİK OY ORANI KAZANDI
Kara propagandaların, karanlık projelerin, karamsar palavraların biteviye faal ve faaliyet halinde olduğu şu günlerde Milliyetçi Hareket Partisi Türk siyasetinin istikrar ve itibar aydınlığı olarak öne çıkmıştır.
Bu gerçeğin ışığında, 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimlerinde de Milliyetçi Hareket Partisi yüzde 16,62’lik oy oranı ve kazandığı 220 belediye başkanlığıyla hamd olsun umutları diriltmiş, Cumhur İttifakı’nın gücüne güç eklemiştir.
Partimiz milli özlem ve hedeflere her zaman tercüman olmuş, milletimiz ne diyorsa ona kulak vermiştir.
Nitekim hayata ve hadiselere bakışımızın fikri mihveri olan Türk milliyetçiliği, demokrasiyle ayrılmaz ve ayrıştırılması imkansız bütünlük içindedir.
Merhum Türkeş Bey hayattayken, sürekli tefrika ve tezvirat çıkaran, Türkeş’siz MHP’yi tesis etmek için çırpınan kim varsa, bugün onun adı ve anıları kapsamında istismar ve istila teşebbüsleriyle Milliyetçi Hareket Partisi’ni zaafa uğratmak için yarış halindedir.
Makûs niyet sahiplerinin sahte ve samimiyetsiz duruşlarını elbette ciddiye alacak, aldırış edecek, ikna olacak sağduyulu hiçbir insanımız da yoktur.
“PARTİMİZİN VE TÜRKİYE’MİZİN ÖNÜ AÇIKTIR”
Unutulmamalıdır ki, Milliyetçi Hareket Partisi demek; Türklüğün alemdar yüreği, Türkiye’nin ahlak yüksekliği, Türk ve Türk milletinin akıl, gönül, güven ve iman yüzü demektir.
55 yıllık bir maziyi kucaklayıp geleceğin Türk asırlarında kutup yıldızı gibi parlayacak olan Milliyetçi Hareket Partisi çağın ruhunu kavrayıp, zamanın ters ve bozucu akıntılarına karşı müteyakkız bir iradeyle mukabele edecektir. Partimizin ve Türkiye’mizin önü açıktır.
Seçimsiz geçecek yaklaşık 4 yıllık sürede ülkemiz her alana teşmil edilecek reformlarla yükselişini devam ettirecektir.
Siyasette elde ettikleri geçici mevzi kazanımlarla şımarmaya ve tahriklerini göstermeye başlayanların günün sonunda nasıl bir demokratik akıbetle karşılaşacağını da herkes görecektir.
Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine mutlaka ulaşılacaktır.
Türk birliğinin hasretini çekip hayallerini kuran Merhum Türkeş Bey’in inanıyorum ki ruhu şad olacaktır.
Vefatının 27’inci yıl dönümünde Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Beyi, aziz şehitlerimizi, tarih boyunca, vatan ve millet sevdası ile can veren muhterem ecdadımızı; bu değerler uğruna hayatlarını kaybetmiş ülküdaşlarımızı rahmet, minnet ve şükran hislerimle anıyorum.
Mekânları Cennet, Cenab-ı Allah hepsinden ayrı ayrı razı olsun.
Haber7-ÖZEL
31 Mart yerel seçimlerinde birçok parti için dönüm noktası yaşandı. Kesin olmayan sonuçlara CHP yüzde 37,47 oyla 47 yıl sonra birinci parti konumuna yükseldi. AK Parti ise yüzde 35,49 oyla kuruluşundan bu yana ilk kez ikinci parti konumuna düştü. Bir demokratik gerekliliğin daha yerine getirildiği seçimler sonrası kaybeden tarafta olan AK Parti’nin tutumu ise dikkat çekti.
KİMSE MANİPÜLE ETMEDİ
31 Mart seçim gecesi sandıktan çıkan sonuçlar hiçbir anket çalışmasında öngörülememesine ve büyük şaşkınlığa neden olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti tarafından büyük olgunluk ve sağduyu ile karşılandı. Hiçbir AK Partili siyasetçi muhalefet partilerinin yıllardır yaptığı gibi vatandaşların demokrasiye olanın güveniyle ve Türkiye’nin huzuruyla oynamayı tercih etmedi. Hükümetten kimse oylar sayılırken ‘öndeyiz’, ‘kazanıyoruz’, ‘oylarımız çalındı’ söylemleriyle ortaya çıkarak seçim sonuçlarına gölge düşürmedi.
‘SAYGI DUYARIZ’ AÇIKLAMASI YAPILDI
Seçim gecesi AK Parti tarafından yapılan tüm açıklamalarda vatandaşın seçimine her zaman olduğu gibi saygı duyulacağı vurgulandı. Ankara’daki AK Parti Genel Merkezi’nde balkon konuşması yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Milletin iradesi sandıkta tecelli eder. Millet sözünü sandık yoluyla söyler. Millet siyasetçiye mesajını sandık vasıtasıyla iletir. Millet uyarısını ve takdirini sandık aracılığı ile ifade eder. 31 Mart mahalli idareler seçimlerinde de Türk milleti yine sandığı vesile kılarak mesajlarını siyasetçilerine ulaştırmıştır. Hiçbir suretle milletimizin kararına hürmetsizlik etmeyeceğiz. Milletle inatlaşmaktan milli iradeye rağmen hareket etmekten milletin takdirini sorgulamaktan bugüne kadar olduğu gibi yine uzak duracağız.” açıklamasında bulundu.
İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’na karşı yarışı kaybeden Cumhur İttifakı adayı Murat Kurum da Cumhurbaşkanına benzer sözler sarf etti. Tüm İstanbullulara teşekkür eden Kurum, “Elbette milletimizin verdiği mesajı değerlendirip üzerimize düşeni yapacağız. Biz daima milletimizin huzuru ve refahı için çalışan kadrolarız. Aynı anlayışla büyük ve güçlü Türkiye davası için çalışacağız. Ülkemizin geleceğe daha iyi hazırlanması adına şehirlerimiz, milletimiz için çalışmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.
Ankara’da Mansur Yavaş’a karşı seçimi kaybeden Turgut Altınok da AK Parti Ankara İl Başkanlığından ayrılırken, “Vatandaşımız karar vermiştir saygı duyarız hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. 1 Nisan’da da sosyal medya hesabından paylaşım yapan Altınok “Vatandaşın iradesi tecelli etmiştir” dedi.
Altınok paylaşımında şu ifadeleri kullandı;
Değerli Ankaralılar,
Seçimler demokratik bir olgunlukla tamamlanmış, vatandaşımızın iradesi tecelli etmiştir. Milletimizin takdiri başımızın üstünedir. Bu süreçte yanımızda olan, desteğini ve duasını hissettiğimiz tüm vatandaşlarımıza, teşkilat mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Milletimizin kararı ile görevlendirilen tüm belediye başkanlarımızı tebrik ediyorum.
Şehrimiz, ülkemiz, milletimiz için hayırlı olsun.
CHP’LİLER NE YAPMIŞTI?
Ancak muhalefet yıllardır kaybettiği tüm seçimlerde demokrasiye ve sandığa gölge düşüren, halkın demokrasiye güvenini zedeleyen, manipülatif açıklamalarda bulundu. Özellikle CHP’li siyasetçiler, kaybettikleri seçimlerden sonra ‘Öndeyiz’ ve ‘oylarımız çalındı’ diyerek vatandaşların aklıyla adeta alay etti. Bunun son örneği ise Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş önderliğinde 14 Mayıs’ta yaşandı. 14 Mayıs cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu sandıkta geride olmasına rağmen ‘Öndeyiz’ diyerek tweet attı.

Cumhurbaşkanı yardımcılığı vaatlerinde bulunulan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ABB Başkanı Mansur Yavaş ise saat başı kameraların karşısına geçerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önde olmasına rağmen ’13. cumhurbaşkanımız Kılıçdaroğlu, öndeyiz, kazanıyoruz’ algılarıyla seçmenlerinin duygularıyla oynadı.

14 Mayıs’ta Erdoğan önde olmasına rağmen İmamoğlu ve Yavaş’ın yaptığı açıklamalar şu şekilde;
Haber7-ÖZEL
31 Mart yerel seçimlerinde birçok parti için dönüm noktası yaşandı. Kesin olmayan sonuçlara CHP yüzde 37,47 oyla 47 yıl sonra birinci parti konumuna yükseldi. AK Parti ise yüzde 35,49 oyla kuruluşundan bu yana ilk kez ikinci parti konumuna düştü. Bir demokratik gerekliliğin daha yerine getirildiği seçimler sonrası kaybeden tarafta olan AK Parti’nin tutumu ise dikkat çekti.
KİMSE MANİPÜLE ETMEDİ
31 Mart seçim gecesi sandıktan çıkan sonuçlar hiçbir anket çalışmasında öngörülememesine ve büyük şaşkınlığa neden olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti tarafından büyük olgunluk ve sağduyu ile karşılandı. Hiçbir AK Partili siyasetçi muhalefet partilerinin yıllardır yaptığı gibi vatandaşların demokrasiye olanın güveniyle ve Türkiye’nin huzuruyla oynamayı tercih etmedi. Hükümetten kimse oylar sayılırken ‘öndeyiz’, ‘kazanıyoruz’, ‘oylarımız çalındı’ söylemleriyle ortaya çıkarak seçim sonuçlarına gölge düşürmedi.
‘SAYGI DUYARIZ’ AÇIKLAMASI YAPILDI
Seçim gecesi AK Parti tarafından yapılan tüm açıklamalarda vatandaşın seçimine her zaman olduğu gibi saygı duyulacağı vurgulandı. Ankara’daki AK Parti Genel Merkezi’nde balkon konuşması yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Milletin iradesi sandıkta tecelli eder. Millet sözünü sandık yoluyla söyler. Millet siyasetçiye mesajını sandık vasıtasıyla iletir. Millet uyarısını ve takdirini sandık aracılığı ile ifade eder. 31 Mart mahalli idareler seçimlerinde de Türk milleti yine sandığı vesile kılarak mesajlarını siyasetçilerine ulaştırmıştır. Hiçbir suretle milletimizin kararına hürmetsizlik etmeyeceğiz. Milletle inatlaşmaktan milli iradeye rağmen hareket etmekten milletin takdirini sorgulamaktan bugüne kadar olduğu gibi yine uzak duracağız.” açıklamasında bulundu.
İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’na karşı yarışı kaybeden Cumhur İttifakı adayı Murat Kurum da Cumhurbaşkanına benzer sözler sarf etti. Tüm İstanbullulara teşekkür eden Kurum, “Elbette milletimizin verdiği mesajı değerlendirip üzerimize düşeni yapacağız. Biz daima milletimizin huzuru ve refahı için çalışan kadrolarız. Aynı anlayışla büyük ve güçlü Türkiye davası için çalışacağız. Ülkemizin geleceğe daha iyi hazırlanması adına şehirlerimiz, milletimiz için çalışmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.
Ankara’da Mansur Yavaş’a karşı seçimi kaybeden Turgut Altınok da AK Parti Ankara İl Başkanlığından ayrılırken, “Vatandaşımız karar vermiştir saygı duyarız hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. 1 Nisan’da da sosyal medya hesabından paylaşım yapan Altınok “Vatandaşın iradesi tecelli etmiştir” dedi.
Altınok paylaşımında şu ifadeleri kullandı;
Değerli Ankaralılar,
Seçimler demokratik bir olgunlukla tamamlanmış, vatandaşımızın iradesi tecelli etmiştir. Milletimizin takdiri başımızın üstünedir. Bu süreçte yanımızda olan, desteğini ve duasını hissettiğimiz tüm vatandaşlarımıza, teşkilat mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Milletimizin kararı ile görevlendirilen tüm belediye başkanlarımızı tebrik ediyorum.
Şehrimiz, ülkemiz, milletimiz için hayırlı olsun.
CHP’LİLER NE YAPMIŞTI?
Ancak muhalefet yıllardır kaybettiği tüm seçimlerde demokrasiye ve sandığa gölge düşüren, halkın demokrasiye güvenini zedeleyen, manipülatif açıklamalarda bulundu. Özellikle CHP’li siyasetçiler, kaybettikleri seçimlerden sonra ‘Öndeyiz’ ve ‘oylarımız çalındı’ diyerek vatandaşların aklıyla adeta alay etti. Bunun son örneği ise Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş önderliğinde 14 Mayıs’ta yaşandı. 14 Mayıs cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu sandıkta geride olmasına rağmen ‘Öndeyiz’ diyerek tweet attı.

Cumhurbaşkanı yardımcılığı vaatlerinde bulunulan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ABB Başkanı Mansur Yavaş ise saat başı kameraların karşısına geçerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önde olmasına rağmen ’13. cumhurbaşkanımız Kılıçdaroğlu, öndeyiz, kazanıyoruz’ algılarıyla seçmenlerinin duygularıyla oynadı.

14 Mayıs’ta Erdoğan önde olmasına rağmen İmamoğlu ve Yavaş’ın yaptığı açıklamalar şu şekilde;
Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
Aziz milletim, sevgili Ankaralılar, kıymetli yol ve dava arkadaşlarım, değerli genç kardeşlerim, sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Buradan AK Parti Genel Merkezi’nden tüm Türkiye’yi saygıyla selamlıyorum.
Desteğiniz, kadirşinaslığınız için ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Şahsıma sizler gibi vefakar yol arkadaşları, dava arkadaşları veren Rabbime hamd ediyorum.
31 Mart Mahalli İdareler seçimlerine demokrasimize yakışır bir durumda tamamladık. Münferit bazı hadiseler haricinde seçime gölge düşürecek hiçbir şey yaşanmadı.
Doğu illerimizde bölücü örgütün müdahalelerine maruz kaldık. Güvenlik güçlerimizin fedakarlıkları sayesinde Türk demokrasisi bir kez daha rüştünü ispat etmiş oldu.
‘MİLLETİN KARARINI SANDIKTA TECELLİ ETMESİ DEMOKRASİMİZ ADINA BÜYÜK BİR KAZANÇTIR’
Seçimler bildiğiniz gibi demokrasilerin en kritik günleridir. Milletin iradesi sandıkta tecelli eder. Millet sözünü sandık yoluyla söyler. Millet siyasetçiye mesajını sandık vasıtasıyla iletir. Millet uyarısını ve takdirini sandık aracılığıyla ifade eder. Milletin kararını hiçbir baskıyla dayatmayla, yönlendirmeyle sandıkta tecil etmesi demokrasimiz adına büyük bir kazançtır.
‘DİK DURACAĞIZ, DİKLEŞMEYECEĞİZ!’
Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz. 31 Mart bizim için bir bitiş değil aslında bir dönüm noktasıdır.
‘TÜRK MİLLETİ MESAJINI VERMİŞTİR’
31 Mart mahalli idareler seçimlerinde de Türk milleti yine sandığı vesile kılarak mesajlarını siyasetçilerine ulaştırmıştır.
Bu seçimin galibi öncelikle demokrasimizdir. Milli iradedir. 85 milyonun tamamıdır. Seçim maratonunda kazanan adaylardan önce Türkiye olmuştur, milletimiz olmuştur.
31 Mart seçimleri son 22 yılda girdiğimiz 18’inci sandık imtihanımız oldu. Hep başardık, başararak geldik. Bundan sonra da başararak devam edeceğiz.
‘MİLLETİMİZİN OYUYLA SEÇİLMİŞ TÜM YEREL YÖNETİCİLERİ DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Biz siyasi hayatımız boyunca milletle yol yürümüş, milletin çizdiği istikametten ayrılmamış bir kadroyuz. Burada olduğu gibi.
Hükümet olarak şimdiye kadar olduğu gibi milletimizin oyuyla seçilmiş tüm yerel yöneticileri şehirlerinin hayrına yapacakları işlerde desteklemeye devam edeceğiz.
Kardeşlerim, sandıklar kapanmış, millet son sözünü söylemiş, kararını vermiştir. Yüksek Seçim Kurulumuz kesin sonuçları açıklayacaktır.
’31 MART SEÇİMLERİNİN NETİCELEİRNİ MUKAYESE EDECEĞİZ’
Elbette her siyasi parti kendi bünyesinde seçim sonuçlarını analiz edecektir. Bizde partimizin organlarında 31 Mart seçimlerinin neticelerini mukayese edeceğiz.
Mahalli idarelerde irtifa kaybı yaşadığımızı gösteriyor. Bunun sebeplerini ayrıca masaya yatıracağız.
‘MİLLETİN TAKDİRİNİ SORGULAMAKTAN BUGÜNE KADAR OLDUĞU GİBİ YİNE UZAK DURACAĞIZ’
Unutmayın, kaderin üstünde bir kader vardır. Milletimizin teveccühüne mazhar olduğumuz yerlerde her zamankinden daha fazla çalışacağız. Hiçbir şekilde milletle inatlaşmayacağız. Milletin takdirini sorgulamaktan bugüne kadar olduğu gibi yine uzak duracağız.
‘ÖNÜMÜZDE YAKLAŞIK 4 YIL VAR’
Milletin sandıkta verdiği mesajları en isabetli en objektif bir şekilde akıl ve vicdan terazimizde tartarak gerekli adımları mutlaka atacağız. Önümüzde yaklaşık dört, dört buçuk yıllık bir zaman var. Bu dönemi her açıdan kendimizi yenilediğimiz, hatalarımızı muhasebe ettiğimiz kapsamlı bir zemine oturtacağız.
Geçen sene başlayan genel ve yerel seçim maratonu bugün artık tamamlanmıştır. Son 1 yıldır milletimizi, ekonomimizi etkileyen seçim devri kapanmıştır. Türkiye’nin önünde hazine değerinde bir 4 yıl vardır.
Bu dönemi heba edemeyiz. İktidardaki 21’nci yılını tamamlamış bir siyasi parti olarak hem hükümette hem de yerel yönetimlerde sorumluluğumuzun farkındayız.
Ekonomide yol haritamız olan Orta Vadeli Program ve 12’nci Kalkınma Programımızı bugüne kadar kararlılıkla uyguladık.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
‘PARALAR KANDİL’E GİDİYOR VE GEREĞİ YAPILIYOR’
Kandil’e balya balya dolarların ve Euroların gönderildiğini söyleyen Başkan Erdoğan, şöyle devam etti: Muhalefet de boş durmuyor. Sizlerin de takip ettiği gibi 14-28 Mayıs’taki sinsi oyunun bir benzerini diğer bazı yerlerde birlikte İstanbul’da da tekrar kurdular. Balya balya dolarlar, balya balya avrolar.
Bu görüntülerinin ortada dolaştığı hatta Kandil’e kadar bunların gönderildiği bir dönemi yaşıyoruz. Rastgele konuşmuyorum, Kandile gidiyor ve gereği yapılıyor. Kimsenin itiraf edemediği gizli pazarlıkların döndüğü bir seçim süreci yaşıyoruz. Yıllardır ağızlarını her açtıklarında şeffaflıktan dürüstlükten bahsedenlerin foyası her gün biraz daha ortaya çıkıyor. Haftalardır ne para kulelerinin makul ve mantıklı bir izahını yaptılar, ne de gizli pazarlıkların arkasında neler olduğu açıkladılar. Tutarsız mantıksız, özellikle siz gençlerin aklıyla alay eden ifadelerle bu skandalları gözden kaçırmaya kalktılar.
Az önce gençlerimizi dinledik, demek ki oluyor ve biz yaptık. Onlar parlamentonun kapısını gençlerimize hep kapadılar ama biz kapıyı açtık. Bizimle birlikte yeni bir dünya ülkemizde kuruldu ve güç kazanarak devam ediyor.
Rabbim’den bizleri ramazana ulaştırdığı gibi bayrama da sağlıkla huzurla esenlikle eriştirmesini diliyorum. Bu mübarek günlerde, Gazze başta olmak üzere dünyanın her neresinde yüreği kanayan, baskıya ve zulme maruz kalan bir kardeşimiz varsa Allah her birinin yardımcısı olsun.
Erdoğan, barışın, adaletin, kardeşliğin ve dayanışmanın hakim olduğu bir dünyayı görmenin herkese nasip olması temennisinde bulundu. Bunun için önce ellerindekilerin kıymetini bileceklerini, onlara sıkı sıkıya sarılacaklarını, sonra da arzu ettikleri dünyanın inşası için çok çalışacaklarını belirten Erdoğan, ülke ve millet olarak en büyük hazine olan İstanbul’un, bu mücadelenin de öncülüğünü yapacağına yürekten inandığını dile getirdi.
“TÜRKİYE’DE ÜYE SAYISI İTİBARIYLA BİZİMLE AŞIK ATACAK BİR PARTİ YOK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere seslenerek, “Programlarımıza ‘gençlik aşkıyla’ diye başlıyoruz ya gerçekten gençlik aşkı başka bir şey. Gençlerimizle her buluşmamızda, onlardaki enerjiyi, heyecanı, coşkuyu, aşkı hissediyoruz. Sizlerin dinamizmi bizi de yeniliyor, güçlendiriyor.” ifadelerini kullandı.
Son 4 yıldaki 55’inci gençlik buluşmasında gençlerle bir araya geldiğini aktaran Erdoğan, “Biz, birileri gibi gençlerimizle sadece seçimden seçime, sadece sandık ufukta görününce bir araya gelmiyoruz. Kendimiz, gençlik hareketinde yetiştiğimiz gibi Türkiye’nin en büyük gençlik yapılanmasına sahip partisinin de genel başkanıyım. Partimizin sadece gençlik kollarının üye sayısı, bizden sonraki ikinci partinin toplam üye sayısından fazla.” diye konuştu.
Erdoğan, milletvekili Suat Pamukçu’nun Yeniden Refah Partisi’nden istifa edip AK Parti’ye katıldığını hatırlatarak, şunları kaydetti:
“Geçenlerde partimize malum bir katılım oldu. Suat Pamukçu kardeşimizin katılımını yaptık. Birisi de ‘Suat Pamukçu katılsa ne olur? Bizim zaten 250 bin üyemiz var dedi. Ya Hu senin 250 bin üyen var da AK Parti’nin üye sayısından haberin var mı? 11 milyon 500 bin üyemiz var. Böyle acemilik olur mu? Söylediği şeye bak. Bir milletvekilinin bize katılımı neymiş, kendilerinin 250 bin üyesi varmış. Demek ki bu matematik de bilmiyor, çok acemi. Bizim sayımız 11 milyon 500 bin üye. Şu anda Türkiye’de üye sayısı itibarıyla bizimle aşık atacak bir parti yok, ana muhalefet de dahil. Hepsini topla bir çuvala koy bizimle aşık atamazlar.”
Şu anda parti yönetiminin tüm kademelerinden parlamentoya ve belediyelere kadar her konumda, gençlik kollarından yetişme arkadaşlarla çalıştıklarını belirten Erdoğan, “Çünkü bizim gençlik kollarımız, aynı zamanda ülkemizin en büyük siyaset okuludur. Böylesine büyük ve nitelikli bir gençlik hareketiyle birlikte çalışmaktan gurur duyuyoruz. Sağımda solumda işte gençler.” dedi.

“DEVRALACAĞINIZ EMANET ÇOK BÜYÜKTÜR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, her an, her vesileyle gençlerle olduklarını, bu tür programlarda hem gençlerle karşılıklı sohbet edip güzel vakit geçirdiklerini hem de onlar için yapacaklarının ipuçlarını topladıklarını söyledi.
Ziyaret ettikleri her şehirde gözlerinin önce gençleri aradığını kaydeden Erdoğan, programlarda gençlerin coşkulu seslerini duyamazsa mahzunlaştığını dile getirdi.
Türkiye Yüzyılı vizyonunu gençlere armağan ettiklerini anımsatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kendimizi, artık sizin vaktinizin misafiri olarak gördüğümüzü her fırsatta altını çizerek tekrarlıyoruz. Ülkemizin ve milletimizin geleceğini, gönül huzuruyla sizlere emanet edeceğimiz günler çok uzak değildir. İşte her iki tarafımda gençler var. Bir bayan, bir bay. Bunun için gençlerimizle sohbetlerimizde, kendilerini maddi ve manevi her alanda en iyi şekilde yetiştirmeleri tavsiyesinde bulunuyoruz. Manevi derinlikle tamamlanmamış maddi bilgi, faydasız bir yük gibidir. Her ikisi bir arada olacak ki hem sizlere hem ailenize hem milletimize yüksek katma değere dönüşebilsin. Devralacağınız emanet çok büyüktür. Ülke yönetimiyle birlikte coğrafyamızdaki bin yıllık varlığımızın, binlerce yıla sari medeniyet birikimimizin ifadesi olan kutlu dava bayrağının nöbetini sizler üstleneceksiniz.”
“CUMHUR İTTİFAKI AÇIK ARA BİRİNCİLİĞİ GÖĞÜSLEYECEK”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gençlere seslenerek, şöyle konuştu:
“Unutmayınız, davası olmayanın sevdası da olmaz, aşkı da olmaz, vizyonu da olmaz. Bunu 14-28 Mayıs’ta hep birlikte gördük, yaşadık. Türkiye, bu seçimlerde büyük bir felaketin eşiğinden döndü. Gençlerimizin üzerinde en çok hesap yapılan seçimlerin başında 14-28 Mayıs seçimleri geliyordu. Aksi yöndeki tüm yönlendirme gayretlerine rağmen, bu seçimlerde ilk defa oy kullanan 5 milyon gencimizin yarısından fazlası bizi tercih etti. Saflarını Türkiye Yüzyılı’ndan yana belirleyen gençlerimizin her birine teşekkür ediyorum. Bu tablo, gençlerimize olan güvenimizi daha da güçlendirdi.”
Şimdi önlerinde yeni bir sınama olduğunu vurgulayan Erdoğan, 31 Mart seçimlerinde yine gençlerin desteği ve katkısıyla sandıktan milli iradenin en güçlü şekilde çıkmasını sağlayacaklarını belirtti.
“Cumhur İttifakı’na bu noktada her türlü desteği vermeye var mıyız? Sandıkları patlatıyor muyuz?” diyen Erdoğan’a gençler “Evet.” yanıtını verdi.
Erdoğan, “Büyükşehriyle, ilçeleriyle, belediye meclisleriyle sandıkların tamamında Cumhur İttifakı açık ara Allah’ın izniyle birinciliği göğüsleyecek. Ne diyoruz? Üçlü olsun, güçlü olsun.” dedi.
Gençlerin üzerinden yapılan darbe güzellemelerini, gençlere yönelik hakaretleri ise milletin yüzü kızararak seyrettiğini anlatan Erdoğan, “Tüm bunlarla sadece kendilerini rezil etmekle kalmadılar, aynı zamanda Türk siyaseti de kirlendi. Siyaset kurumuna olan inancı sarstılar.” ifadesini kullandı.
Erdoğan, İstanbul’un son 5 senedir bir fetret devri yaşadığını herkesin bildiğini söyleyerek, “Trafik başta olmak üzere her alanda İstanbul geriye gitti, irtifa kaybetti. Meydanlarda söz veren ama tutmadığı sözler hatırlatılınca ‘Unuttum.’ diyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Fatih’in emaneti bu aziz şehrin 5 yılını heba edenlere bir kez daha aynı fırsatı vermemek gerekiyor.” diye konuştu.

“GENÇLERİMİZİ İHMAL EDENLERİ BİZ DE İHMAL EDECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da büyükşehre, genç sayılabilecek bir kardeşlerini, Murat Kurum’u aday yaparak, gençlere olan güvenlerini gösterdiklerini dile getirdi.
İstanbul’u, depreme hazırlıktan ulaşım sorununun çözümüne her alanda Türkiye Yüzyılı belediyeciliğine hazırlamak istediklerini belirten Erdoğan, gerçek belediyecilik özlemi içindeki diğer şehirlerde de eser ve hizmet döneminin kapılarını aralamaları gerektiğini vurguladı.
Hepsinin ötesinde, belediyelerin kaynaklarını gençler için seferber etmeleri gerektiğinin altını çizen Erdoğan, giderek artan sayıda hizmete giren millet kütüphaneleri, gençlik merkezleri ve benzeri eserlerin her birinin adeta gençler için birer yaşam alanı olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni dönemde, önce gençlerimize verdikleri hizmetleri hakkıyla ifa edip edemedikleri gözüyle bakacağız, gençlerimizi ihmal edenleri biz de ihmal edeceğiz.” dedi.
Konuşmasının sonunda Erdoğan gençlerle “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız. İri olacağız. Diri olacağız. Bu salondaki gibi kardeş olacağız. Hep birlikte Türkiye olacağız.” sözlerini tekrarladı.

Moderatör Pelin Çift’in “Sayın Cumhurbaşkanım gençler, buradakiler 21-22 yaşında. Keşke bu yaşlarda olsaydım dediniz mi?” sorusuna Erdoğan, “Nasıl istemeyiz?” karşılığını verdi.
Erdoğan, bir gencin, “İstanbul’un her sokağında iziniz var, her köşesini tanıyorsunuz. Ara ara İstanbul’da mesai saatleriniz oluyor. İstanbul’a geldiğinizde özellikle gitmek istediğiniz bir yer var mı?” sorusu üzerine, şöyle konuştu:
“İstanbul’da eserlerimizde zaten dinleniyoruz. Mesela bunlardan bir tanesi, burada sık sık programlarımız oluyor, İstanbul Kongre Merkezi burası. Tabii bir de Atatürk Kültür Merkezi var. Atatürk Kültür Merkezi için de maalesef bu malum camia, solaklar, dediler ki; ‘Burasını yapamayacaklar.’ Biz Atatürk Kültür Merkezi’ni, geçmişinden çok daha iyisini, çok daha güzelini yaptık mı? Yaptık. Şimdi orada bütün eserler sergileniyor ve onları tabii izlemek için biz de oradaki programlara katılıyoruz.”
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum’un, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı döneminde İstanbul’da yaptığı eserler olduğunu kaydeden Erdoğan, “Ne onlar? Millet bahçeleri. Ama şimdi Ekrem efendi o millet bahçelerini bilmez. Atatürk Havalimanı’nın içerisinde millet bahçesine başlandı, onu mahkemeye götürdü ve oranın yapım sürecini durdurdu. Ama Allah’ın izniyle onu biz şimdi seçim sonrası yoluna koyacağız.” dedi.

“BU ZAT İSTANBUL’A BİR ŞEY KATMADI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, programdaki bir genç kızın arkasında yer alan Kız Kulesi silüetine işaret ederek, bu yapıyı da restore ettiklerini hatırlattı.
“Gençliğinizde İstanbul’da en fazla vakit geçirdiğiniz yer ile şu an İstanbul’da özlediğiniz yer aynı yer mi?” sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:
“Aynı yer olur mu? İstanbul o kadar değişimden geçti ki bütün bu değişim süreci içerisinde yenilenen İstanbul’da, bu yenilenme harekatıyla beraber, o yenilenen yerlerde oraların son hali nedir, buna baktık ve son haliyle oraları gezip gördük. Şimdi üstümüzde bizim Muhsin Ertuğrul (İBB Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi) var. Bu Muhsin Ertuğrul ufacık bir yerdi. Biz burayı (İstanbul Kongre Merkezi) yaparken, orayı da yaptık. Onun için ne gösteriler yaptılar ama biz onların gösterilerine bakmadık, orayı yaptık, bitirdik ve tekrar tiyatroseverlerin hizmetine sunduk.”
Pelin Çift’in “Sayın Cumhurbaşkanım, bana sanki siz Fatih, hani tarihi çok seviyorsunuz ya, Sultanahmet, Topkapı Sarayı, Ayasofya, oraları görmeyi daha ziyade tercih edermişsiniz gibi geliyor.” değerlendirmesi üzerine Erdoğan, şunları söyledi:
“Ayasofya’yı zaten onu son acı halinden, bu mevcut Ayasofya-i Kebir haline dönüştürdük. Tabii oraya gitmeden olmaz. Gidiyoruz ve Ayasofya’nın şimdi son halini görmenin mutluluğu, bahtiyarlığı içerisindeyiz. Bir taraftan da Sultanahmet bir başka güzel oldu. Süleymaniye hakeza öyle, Fatih’imiz hakeza öyle. Buraları gezmeden, görmeden olmaz. Eyüpsultan keza öyle. Dolayısıyla buralarda aynı şekilde gezerek görerek, son durumları nedir bunu da görüyoruz. İstanbul’da, tabii bizim bıraktığımız İstanbul aynen durmuyor. Çünkü bu zat İstanbul’a bir şey katmadı ki, verdiği bir şey yok. Sen bir İstanbullu olarak böyle bir şey gördün mü İstanbul’da? Biz CHP’yi çöp, çukur, çamur olarak hep tanımladık. Şu anda gene aynı. Bakıyorsunuz, şöyle bir asfalt dök ya. Yok, her taraf çukur. Ama inşallah pazar günü devran Allah’ın izniyle değişecek. İstanbullu bir 5 yıl daha bu adama İstanbul’u vermez. Şimdi biz ‘Yeniden İstanbul.’ diyoruz ve inşallah İstanbul’u gerçek sahiplerine teslim edeceğiz.”
“VATANDAŞLARIMIN İSTANBUL, ANKARA, İZMİR’DE BUNLARA BİR DAHA YOL VERMEYECEĞİNE İNANIYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gencin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile ilgili “CHP’nin başına gelen en trajikomik genel başkanın bay bay Kemal olduğunu düşünüyorduk. Fakat gelen gideni aratır derler, hakikaten de öyle de oldu. ‘Daha kötüsü de varmış’ dedik ne yazık ki. Gençlere darbe çağrısı yapan bir genel başkanla karşı karşıyayız. Bu durum gerçekten çok üzücü. Siz gençlerin demokrasiye nasıl sahip çıktığını, nasıl koruduğunu iyi biliyorsunuz. Biz bu ülkenin gençleri, asla meşru olmayan bir işe bulaşmayız. Gençlerle darbe kelimesini yan yana getirenlere hiçbir şekilde fırsat vermeyiz.” değerlendirmeleri sonrası, “CHP’de bulunan bu demokrasi açığının kapatılmasına yönelik onlara ne önerirsiniz?” sorusuna, şu yanıtı verdi:
“Benim tavsiyem, pazar günü bunları bir daha dönmemek üzere sandığa gömmek. Bu salon, hepsi oy kullanacak değil mi? Buradaki genç kardeşlerim bunları bir daha dönmemek üzere eğer sandığa gömerse, zaten bay bay Kemal tekrar dönmek istiyor. Belki onun yolu da açılır. Vatandaşlarımın İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de bunlara bir daha yol vermeyeceğine inanıyorum.”
“MİTİNG MEYDANLARI MAŞALLAH ÇOK İYİYDİ”
Bir diğer gencin “Yerel seçimlere giderken, gençlerle ilgili hiç kimse konuşamıyor. Bunun sizin gençlerle olan gönül bağınızla ilgisi olduğunu söyleyebilir miyiz? Sayın Cumhurbaşkanım, sizin biz gençlere olan bu ilginiz, sevginiz şaka mı?” sorusunu Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle yanıtladı:
“Sakın şaka olmasın. Ben gençleri çünkü çok seviyorum. Hala gencim. Gençlere olan bu ilgim, alakam, sevdam, gençlerle olan aramızdaki muhabbet bizi güçlü kılıyor. Şu anda, şu seçim kampanyasında diğer genel başkanların hiçbirisi benim kadar ülkeyi dolaşmadı. Hepsi yan gelip yatıyor. Biz ise çalışıyoruz, işimiz var. Nedir? Yerel seçimler. İnşallah bu yerel seçimlerden de Türkiye genelinde inşallah en büyük oyu biz toplayacağız. Ama benim derdim İstanbul, Ankara, İzmir. Bunu halledersek, bunun tadına doyum olmaz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sunucu Pelin Çift’in, “Siz halkla iç içe olmayı ve göz temasını seviyorsunuz mitinglerde. Miting meydanları ne dedi bu seçim öncesi?” sorusu üzerine, “Miting meydanları maşallah çok çok iyiydi. Yağmur demediler, çamur demediler, kar demediler, meydanlara geldiler.” dedi.
Çift’in, “Bu salonlardan geleceğin Recep Tayyip Erdoğanları çıkacak mı? Ne görüyorsunuz?” sorusuna ise Erdoğan, “Çıkmaz olur mu? Buradan Allah’ın izniyle ne Recep Tayyip Erdoğanlar çıkacak.” ifadesini kullandı.
“Biz vatandaşlarımızla beraber olduğumuz için 22 yıldır iktidardayız”
22 yıldır vatandaşları sahada dinlemeye devam ettiklerini belirten Bakan Tunç, “Bugünlerde bir moda çıkarmışlar ‘bakanlar neden sahada’? Bakanlar zaten hep sahada, bakanlar sürekli milletinin arasında. Biz seçimden seçime sahada olanlar değiliz, biz sadece bu ülkenin Ankara’dan, masa başından yönetilmeyeceğini her zaman söylüyoruz. Biz Ankara’daki işlerimizi de aksatmadan 22 yıldır sürdürüyoruz, sahada da milletimizi dinleyemeye devam ediyoruz. Biz sizinle beraber olduğumuz için 22 yıldır iktidardayız. 17 seçim, bu millet boşuna mı ‘AK Parti, Recep Tayyip Erdoğan’ diyor. Adalet Bakanları, Ulaştırma Bakanı, İçişleri Bakanı seçimde istifa edermiş. Bu bir kere eski sistemdeydi. Sen daha bu sisteme alışamamışsın, bu ülkeyi nasıl yöneteceksin. O eski sistemde, genel seçimlerdeydi, bu yerel seçim. Yerel seçimlerde de böyle bir zorunluluk yoktur” dedi.
“Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi istikrar üreten bir sistemdir”
17 bakanın Türkiye’nin her yerinde olduğunu belirten Tunç, “Parlementer sistemdeki o eski sistemi hala özleyenler boşuna özlemesin. O sistem 1,5 yılda hükümetler değiştiren, istikrarsızlık üreten, yatırımları durduran bir sistemdi. Ne zaman istikrarlı bir döneme adım attı, ne zaman ülke tek başına iktidarları yakalamışsa o dönem yatırımlar hızlandı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi de istikrar üreten bir sistemdir. 17 bakan, sadece İstanbul’da değildir, ülkenin her yerindedir. Niye, çünkü şehirlerimiz daha iyi yönetilsin, daha fazla kalkınsın, hükümet olarak bizler de uyumlu olarak çalışacak belediye başkanları iş başı yapsınlar ve şehirlerine faydalı olsunlar diye elbette sahadayız” diye konuştu.
“Para kuleleri CHP’yi sandığa gömecek”
CHP’yi eleştiren Bakan Tunç, “Senin milletvekillerin de sahada. Senin milletvekillerin nerede, parlamento şu anda açık mı? Tabii ki senin peşindeler. Onlar için niye bir şey demiyorsun? Demez, çünkü yaptıkları bir eser yok, çaktıkları bir çivi yok. O becerisizliklerini bu şekilde perdeleme, karalama politikası izliyorlar. Karalayamazsınız, bu güne kadar çok uğraştınız. Recep Tayyip Erdoğan’ın icraatını karalamak mümkün değildir. Siz o İstanbul’a yaşattığınız kayıp yıllara üzülmeniz lazım. Öyle değil mi? Utanmanız, sıkılmanız lazım. O çanta çanta, valiz valiz paraları nereden aldığınızın hesabını veremiyorsunuz. Savcı soruyor, ‘nereden aldın’, ‘bilmiyorum’ diyor. İçinde ne kadar vardı, yine ‘bilmiyorum’ diyor. Her yerinden para çıkıyor, ceplerinden de çıkıyor, eurolar, dolarları sıkıştırmışlar. Makbuzları nerede, ‘bilmiyorum’ diyor, böyle bir şey olabilir mi? Hatırlıyorsunuz, 1994’de İSKİ skandalı vardı. Suları akmayan İstanbul’un İSKİ skandalı Cumhuriyet Halk Partisi’ni sandığa gömmüştü, o para kuleleri Cumhuriyet Halk Partisi’ni sadece İstanbul’da değil, bütün Türkiye’de sandığa gömecek. Bunu hep beraber göreceğiz” şeklinde konuştu.
]]>“ONLAR TİYATRO ÇEVİRDİ, BİZ HİZMET AŞKIYLA ÇALIŞTIK”
Toplantının açış konuşmasını AK Parti İl Başkanı Hüseyin Menteş, yaptı. Başkan Menteş, “AK Parti’mizin kurucu üyeleri olarak bizler üzerimize düşen sorumluluklarımızı ve hedeflerimizi en iyi şekilde gerçekleştirmek zorundayız. Bizler AK Parti il teşkilatı olarak partimizin şehrimizde kurulmuş olması dolayısıyla önemli bir sorumluluk üstlendik. Çünkü AK Dava’mız tüm Türkiye’ye Afyonkarahisar’ımızdan yayıldı ve sizlerin gayretli çalışmalarıyla da güçlendi. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 hedefleri vizyonuyla Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edeceğiz. Yapılan yatırımları ve çalışmaları ise geleceğimizin teminatı gençlerimize en güzel şekilde aktaracak olanlar yine bizleriz. Bizler birlik ve beraberlik içerisinde olduğumuz sürece bizler Sayın Cumhurbaşkanımızın ardında dim dik durduğumuz sürece yeniden bir zafer bizim olacak Allah’ın izniyle. Bizlerin birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesi partimizin gücüne güç katıyor. Bizler başkaları gibi parti içi kavgalar iç çekişmelerle yola çıkmadık. Her zaman bir olduk birlik olduk emin adımlarla doğru adamın Cumhurbaşkanımızın arkasında yer aldık. Onlar makam, mevki ve koltuk sevdaları yüzünden bayılmaları ayılmaları ile tiyatro çevirirken bizler dün olduğu gibi bugün de gayretle hizmet aşkıyla çalışmaya devam ettik. Bugün de yine sizlerin kuruluşumuzdan bugüne kadar hep birlik ve beraberlik içerisinde çalışmalarınızın verdiği güçle 31 Mart’ta Afyonkarahisar’da AK Parti bayrağını dalgalandıracağımıza hiç şüphemiz yok. Rabbim bizleri mahçup etmesin” dedi.
“BÖYLE MİLLİYETÇİLİK OLMAZ”
AK Parti Afyonkarahisar Kurucu Üyeleri Toplantısına konuk olarak katılan İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Afyonkarahisar’ın birlik ve beraberlik ruhunu görmek beni çok mutlu etti. Cumhuriyetin kazanıldığı bu topraklarda bir kez daha kıymetli Afyonkarahisarlıların partimize teveccüh göstereceğinden emin oldum. Zira burada bu kadim şehirde milliyetçilik yapıp Ankara’da başka konuşanları en iyi bilenlerden biriyim. CHP’nin adayı Burcu Köksal tarihler 18 Mart 2020 iken HDP’nin sözcüsü Ebru Günay, Atatürk’e katliamcı, Osmanlı Devleti’ne soykırımcı dedi. Senin sesin çıkmadı. Senin yetkili parti meclis üyen ‘Diyarbakır Kürdistan’ın bir parçasıdır’ dedi. Senin yine sesin çıkmadı. Tezkereye hayır demek terör devletine evet demektir. Bütün tezkerelere hayır oyu verdin Afyonkarahisar’ın hatırına bari birine vermeseydin. Hani sen milliyetçiydin, hani sen Atatürkçü idin. Neden karşı çıkmadın? Bütün bunlara milletvekili olabilmek için itiraz etmedin. Millet olarak, çıkarına göre milliyetçi olanlardan uzak durmak lazım. Sahte milletçi pozlara kanmamak lazımdır. Yine tarihler 23 Şubat 2020 Mithat Sancar, ‘Öcalan şıhımız’ dedi. Burcu Köksal yine buna karşılık vermedi. Çok da uzağa gitmeye gerek yok yakın tarihte terör destekçisi diyorsun belediyeye almam diyorsun peki senin genel merkezinde kırmızı halıyla karşılanırlarken ne dedin? Hiçbir şey. Çünkü o zaman daha belediye başkan adaylığın açıklanmamıştı. Onlar terör destekçilerini kırmızı halıyla karşılar biz teröristleri sarı torbalarla göndeririz. Aramızdaki fark budur. Afyon’a geliyorsun, şehit gazi aileleri. Ankara’ya gidiyorsun koştura koştura DEM Genel Merkezi, Afyon’a geliyorsun Kocatepe Destanı, Ankara’ya gidiyorsun Kandil uzlaşısı, Afyon’a geliyorsun, Atatürk’ün askeri Ankara’ya gidiyorsun Demirtaş’ın fedaisi. Böyle milliyetçilik olmaz.”
]]>Tokatlıları selamlayarak konuşmasına başlayan Murat Kurum, “Bugün hakikaten muhteşem, muazzam bir gün yaşıyoruz. Coşku dolu, heyecan dolu bir gün yaşıyoruz. Önce Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Atatürk Havalimanı Millet Bahçemizi sevdasıyla dolduran yüz binlerce İstanbullu kardeşimizle buluştuk. Şimdi de gürül gürül akan Yeşilırmak’ın kıyısında kurulmuş güzel Tokat’ımızın güzel evlatlarıyla birlikteyiz; hep beraberiz, gönül gönüleyiz. Sizlere, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını, sevgilerini, muhabbetlerini iletiyorum.” dedi.
“TOKAT’IMIZIN KAHRAMANLARI BU TOPRAKLARI, BU YURDU BİZLERE VATAN KILDILAR”
Tokat’ın kahraman evlatlarıyla bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu belirten Kurum, “Bugün ‘Hey on beşli on beşli, Tokat yolları taşlı’ diyerek 15 yaşındaki, 17 yaşındaki evlatlarını, daha küçücük çocuklarını hiç tereddüt etmeden, İstiklal Mücadelesi için cepheye gönderen Tokatlılar’ın misafiriyiz. Ben her bir kardeşime, her bir hemşehrime bizleri bağrına bastığı için, misafirperverliği için ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sizlerle Tokat’ta ve İstanbul’umuzda, ne zaman bir araya gelsek, aklıma hep saçları kınalanıp savaşa koşan, kendi yere düşse de bayrağımızı düşürmeyen Tokatlı kahramanlarımız gelir. Çünkü Tokat’ımızın kahramanları bu toprakları, bu yurdu bizlere vatan kıldılar. Ebediyete kadar anlatılacak bir destan yazdılar. Rabbim tüm şehitlerimize rahmet eylesin. Mekanları cennet olsun.” şeklinde konuştu.
TOKAT’IMIZA HİZMET ETMEK ŞEREFLERİN EN BÜYÜĞÜDÜR
Bakanlığı döneminde Tokat’ta yaptığı hizmetleri hatırlatan Murat Kurum, “Bizim için kahramanlar yurdu Tokat’ımıza hizmet etmek şereflerin en büyüğüdür. Samimiyetle söylüyorum. Biz hep bu düsturla çalıştık. Sadece Bakanlık dönemimde Tokat’ımıza tam 10 milyar liralık yatırım yaptık. Daha dirençli ve güvenli bir Tokat için kentsel dönüşüm çalışmalarımızı şehrin dört bir yanında yaydık. ‘Ne zaman ev sahibi olurum’ diye kara kara düşünen Tokatlı kardeşlerimizi yeni yuvalarına kavuşturduk. Tokat’ımızın yeşiline yeşil katmak için 6 millet bahçesi kazandırdık. Tüm bunları yaparken tek bir motivasyon kaynağımız vardı; sevda, sevda, sevda. Biz Tokatlılara sevdalıyız. Biz Tokatlı kardeşlerimizi çok seviyoruz. Tokatlılar da her zaman bizi bağrına bastı, evladı gibi, kardeşi gibi gördü. Rabbim her bir Tokatlı kardeşimizden razı olsun.” dedi.
“ÖYLE BİR İSTANBUL HAYAL EDİYORUZ Kİ, HİÇBİR HANEMİZDE DEPREM ENDİŞESİ KALMAYACAK”
İstanbul’la ilgili hedeflerini anlatan Kurum, “Bu kardeşinizin, Murat Kurum’un bir hayali var. Sizlerle birlikte başaracağı bir hayali var. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, hiçbir hanemizde deprem endişesi kalmayacak, bütün yuvalarımız güvenli hale gelecek. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, trafik çile olmaktan çıkacak. Öyle bir İstanbul hayal ediyoruz ki, engelli kardeşlerimiz, hanım kardeşlerimiz, genç kardeşlerimiz, emekli büyüklerimiz kendilerini yalnız hissetmeyecekler. Biz, bugün de yarın da daima milletimizin her anında hep yanında olacağız. 650 bin konutu dönüştürerek yanında olacağız. Metroları iki katına çıkararak yanında olacağız. İki yakaya tüneller yaparak yanında olacağız. Millet bahçeleriyle, kültür merkezleriyle, kreşlerle, çocuk sağlık merkezleriyle yanında olacağız. İşte biz her zaman milletimizin zor anında nasıl yanında olduysak 31 Mart’tan sonra da aynı anlayışla olmaya devam edeceğiz.” cümlelerini kurdu.
“BİZİ ASLA LAF ÜRETİRKEN BULMAYACAKSINIZ”
Tokatlıların ilk günden itibaren 31 Mart zaferine inandığını söyleyen Murat Kurum, “Bu omuzlara kutlu bir sorumluluğu yüklediniz. Bu öyle bir sorumluluk ki, bizi asla laf üretirken bulmayacaksınız. Bizi arayanlar dün nasıl Adıyaman’ın, Gaziantep’in, Maraş’ın Hatay’ın yollarında bulduysa; yarın bizi Fikirtepe’de, bizi Kirazlıtepe’de, Tozkoparan’da bulacaksınız. Depremde güzel İzmir’imizde, Bayraklı’da bulduysanız, Elazığ’da Malatya’da bulduysanız; şimdi de Avcılar’da, Çatalca’da, Büyükçekmece’de bulacaksınız. Bizi arayanlar dün nasıl yangınlarda Antalya’da, Muğla’da, Manavgat’ta bulduysa; yarın da Küçükçekmece’de, Bağcılar’da, Güngören’de bulacaksınız. Bizi arayanlar dün nasıl Karadeniz’de sel bölgelerinde bulduysa; bugün de Esenler’de, Bakırköy’de, Fatih’te bulacaksınız, 39 ilçemizde bulacaksınız. Bizi arayan herkes; başımızda baretimizi görecek, ayağımızda çizmelerimizi görecek. Bizi arayan herkes İstanbul’u depremden korurken, milletimizin yuvalarını yaparken görecek. Bizi arayanlar bu şehirde, ev sahibi olmayan tek bir kişi kalmasın diye sosyal konut üretirken bulacak. Tarihin ve milletin önünde size söz veriyoruz. Ama bu söz, onların verip de tutmadıkları sözlere benzemez. Çünkü biz söz verdik mi o sözü tutarız! Bu söz, yaptıklarıyla konuşanların sözüdür. Bu söz, eser adamlarının sözüdür. Bu söz, sağlam adamların sözüdür, bu söz Murat Kurum sözüdür.” dedi.
“İSTANBUL HALKINI METROBÜSLERİ İTMEK ZORUNDA BIRAKTILAR”
İstanbul’un mevcut İBB yönetiminin elinde hiç olmadığı kadar ihmal edildiğini vurgulayan Kurum, tepkisini, “Metrolar bozuldu, umursamadılar. İstanbul halkını metrobüsleri itmek zorunda bıraktılar. Tramvaylar rayların üzerinde kaldı. Otobüsler yandı, tutuştu. İş yapmadıkları gibi, tembelliklerini bile ‘çalıştırmıyorlar’ algısıyla üzerlerinden atmaya çalıştılar. Halbuki çalıştırmayan onlardı. Kendi partilerini ele geçirmek için balya balya paraları savuranlar da onlardı. Ama hiç endişe etmeyin. Biz onların savurduğu paraları İstanbul’un projelerinde kullanacağız. İstanbul’un kaynağını İstanbul’a harcayacağız. İstanbul’un hakkını İstanbul’a teslim edeceğiz. Bunlar kadınlarımızı bile ev hanımı ve çalışan kadınlar diye ikiye böldüler, ayrımcılık yaptılar. Binlerce kadın emekçimizin emeği ve ekmeğiyle oynadılar, işlerine son verdiler. Kadınlarımızın emeğine ihtiyaç duyan İSMEK’in şubelerini kapattılar. Meydanlarda verdikleri vaatleri, makamlarına oturdukları gün unuttular. İstanbul’a hizmet etmek yerine İstanbul’u cezalandırdılar. Hiçbir yatırım gerektirmeyen İSPARK bile bunların elinde zarara uğradı. İnşallah, 31 Mart’ta da onlar hüsrana uğrayacak. İstanbullular 31 Mart’ta bu kaybolan yılların hesabını sandıkta teker teker soracak.” sözleriyle ifade etti.
“İSTANBUL’UMUZU BAŞTAN BAŞA YENİDEN İHYA EDECEĞİZ”
İstanbullulara söz veren Kurum, 1 Nisan’da İstanbul’un fetret dönemini bitireceklerini ifade etti. 5 yıldır ihmal edilen, kaderine terk edilen İstanbul’u gerçek belediyecilikle buluşturacaklarını söyleyen Murat Kurum, konuşmasını, “1 Nisan itibariyle 39 ilçemizin tamamında olacağız. Dirayetimizle 7 tepede olacağız. Gayretimizle 964 mahallemizde olacağız. Gönüllere dokunacağız. Eserler bırakacağız. İstanbul’umuzu baştan başa yeniden ihya edeceğiz. Bunu da annelerimizle, babalarımızla, gençlerimizle birlikte yapacağız. Tokat’ın yiğit evlatlarıyla birlikte yapacağız. Tüm İstanbullularla birlikte yapacağız. Bu arada seçime 7 gün kaldı. 7 günlük süreçte her bir Tokatlı kardeşimden bir gayret daha istiyorum ve bu gayretle birlikte biz İstanbul’un, Türkiye’nin yeni yüzyılda geleceğinin kararını vereceğiz. Bu karar sadece bizleri ilgilendirmiyor. Bu kadar geleceğimizi ilgilendiriyor, bu karar çocuklarımızı ilgilendiriyor, bu karar bize emanet edilmiş bu şehre sahip çıkma şuuruyla sandığa gideceğimiz 31 Mart’ta İstanbul’un kaderini belirleyecek.” cümleleriyle noktaladı.
Hasankadı-Yenice kara yolu etüt çalışmalarının sürdüğünü, beldenin doğal gaza kavuşmasını da sağlayacaklarını anlatan Tunç, “Gerçek belediyecilik; AK Parti’dir, Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliğidir. Gerçek belediyecilik, 31 Mart’tan itibaren Hasankadı’da uygulanmaya devam edecek inşallah.” diye konuştu.

Tunç, AK Parti’nin 22 yıldan bu yana iktidarda olduğunu, 17 seçimde milletin tercihini AK Parti’den, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan, Cumhur İttifakı’ndan yana kullandığını dile getirerek, 18’inci sandıkta da milletin yine en doğru kararı vereceğine inandıklarını kaydetti.
Eğitimden sağlığa, kültürden sosyal politikalara, adalete, güvenliğe varıncaya kadar her alanda insanı güçlendirmek için çalıştıklarını anlatan Tunç, şöyle devam etti:
“O nedenle insanımız, milletimiz, her sandığa gittiğinde ‘Recep Tayyip Erdoğan’ dedi. Boşuna demedi. Muhalefet seçimleri kazanamadı. Her seçim öncesi çok konuştular. Her şeyi söylediler. Ama ne oldu? Hepsi dağıldı gitti. 10 ay önce bir seçim oldu. O seçimde genel başkanları vardı, cumhurbaşkanı adayları, şu anda ortalıkta yok. Kendi partilerine genel başkanlığa layık görmediler. Cumhurbaşkanı yardımcıları vardı. Her partinin başkanı, cumhurbaşkanı yardımcısı olacaktı. Neredeler şimdi? Birbirlerine düştüler. Bunlar iktidara gelselerdi şimdi Türkiye nasıl olurdu? Nasıl bir kaosa girerdi? Her kafadan bir şey çıkardı. İktidarı paylaşamazlardı. Hemen tekrar seçim telaşı. Öyle olmaz mıydı? Ama milletimiz dedi ki; ‘Ben kaos istemiyorum, ben icraat istiyorum. Ben eser siyasetinin devam etmesini istiyorum’ dedi. Milletimiz tercihini tekrar AK Parti’den, Cumhur İttifakı’ndan yana kullandı. Muhalefet ne oldu? dağıldı gitti.”
Tunç, Türkiye Yüzyılı’nda güçlü Türkiye’yi inşa edeceklerini vurgulayarak, terörün her türlüsüyle mücadelenin kökü kazınıncaya kadar devam edeceğini dile getirdi.

– “HİÇ KIMSEYİ ENFLASYONA EZDİRMEYECEĞİZ”
Bakan Tunç, 22 yıldan bu yana vesayetçi ve darbeci anlayışın AK Parti’nin önünü kesmek istediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kesebildiler mi? Sizler müsaade etmediniz. Her zaman bizim önümüzü açtınız. O darbeci, vesayetçi anlayışı tarihe gömdük. Muhtıralarda da başarılı olamadılar. Krizler çıkarmaya çalıştılar, başarılı olamadılar. Gezi olaylarında da başarılı olamadılar, 17-25’te (Aralık) de. 15 Temmuz karanlık gecesini de onların başlarına sizler sayesinde çevirdik ve aydınlık bir güne kavuştuk. Bundan sonra bu ülkede bir daha darbeci, vesayetçi anlayış hortlamasın diye Anayasa’mızda reformlar yaptık. Bundan sonra darbeci, vesayetçi anlayış, hiçbir zaman bu ülkede hortlayamayacak.
Ama zihniyet gitti mi? İşte geçenlerde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı; ‘Gençler darbe yaparsa ben o darbecilere şapka çıkarırım, teslim olurum’ diyor. Bunlardan siyasetçi olabilir? Darbecinin yaşlısı genci mi olur? Sivili askeri mi olur? Bunların ruhuna işlemiş, bunların bu vesayetçi ruhtan kurtulmaları mümkün değil. Bunlar Yassıada zihniyetidir. Bunlar Adnan Menderes’i asıp maliye bakanını, dışişleri bakanını darağacında idam edenlerdir ve o günü ‘Demokrasi Bayramı’ diye yıllarca kutlatanlardır. Dolayısıyla herkes her şeyi görüyor. O nedenle bu ülkede bu millet bir daha darbeci, vesayetçi anlayışa ve onların destekçilerine, siyasi uzantılarına hiçbir zaman fırsat vermeyecek. Milli irade bayrağını hiçbir zaman yere düşürmeyeceğiz. 31 Mart’ta vereceğimiz kararla hep beraber yine bunların da cevabını vermiş olacağız.”

Seçmenlerin 31 Mart’taki kararlarıyla Türkiye Yüzyılı’nın inşasına destek vermiş olacağına işaret eden Tunç, “Önümüzde 4 yıllık bir kalkınma süreci olacak. Emeklinin, memurun, işçinin refahının arttığı, depremin, salgının, pandeminin etkilerinden kurtulduğumuz, ekonomik gelişmenin artarak devam ettiği bir dönem olacak. Bunu hep beraber göreceğiz. Hiç kimseyi enflasyona ezdirmeyeceğiz, emeklimiz de dahil. Sayın Cumhurbaşkanı’mız da bunu defalarca ifade ediyor ve bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da insanımızın her bir ferdinin yanında olmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, AK Parti İl Başkanı Yaşar Arslan ile AK Parti Hasankadı Belediye Başkan adayı Süleyman Özgün’ün de konuşma yaptığı programın ardından Tunç, seçim irtibat bürosunun açılışını yaptı.

“SİZLERLE BİR ARAYA GELMENİN ONURUNU KIYASLAYABİLECEĞİMİZ BAŞKA BİR BULUŞMA YOKTUR”
Katılımcıları selamlayarak konuşmasına başlayan Kurum, “Böylesine güzel bir iftar sofrasında; ‘Bayrak inmez, ezan dinmez, vatan bölünmez’ diyerek ardına bakmadan şehadete koşan kahraman şehitlerimizin aileleriyle bir aradayız. ‘Ölürsem şehit, kalırsam gazi olurum’ diyerek varlığımıza, birliğimize, bütünlüğümüze kastedenlere göğsünü siper eden gazilerimizle; gazilerimizin aileleriyle birlikteyiz, el eleyiz, gönül gönüleyiz. Sizlerle bir araya gelmenin onurunu kıyaslayabileceğimiz başka bir buluşma yoktur. Bu vatanın, bu yuvanın, aynı hanenin evlatları olarak bizleri bir kez daha kavuşturan Rabbimize ne kadar şükretsek azdır.” dedi. Kurum, sözlerine, “Başta 18 Mart Çanakkale Zaferimizde tarih yazan aziz şehitlerimize, bin yıldır istiklalimiz ve istikbalimiz için şehadet şerbeti içen tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.” diyerek sözlerine devam eden Kurum, “Yine Millî Mücadele şehitlerimizi, terörle mücadele şehitlerimizi ve 15 Temmuz şehitlerimizi rahmetle, minnetle yad ediyorum.” diye devam etti.

“ŞEHİTLERİMİZE BORCUMUZ MİLLETİMİZE HUZUR VE GÜVEN İÇİNDE YAŞAYACAĞI BİR TÜRKİYE’Yİ İNŞA ETMEKTİR”
Türk milletinin asırlardır toprakları için şehitler verdiğini hatırlatan Kurum, “Bizler; Malazgirt’ten Kösedağ’a, Niğbolu’dan İstanbul’un Fethine, Millî Mücadele’den 15 Temmuz’a kadar asırlar boyunca her zaman vatan topraklarımız için şehitler verdik. Adından övgüyle bahsettiğimiz nice şanlı komutanlar, nice vatan evlatları Allah yolundan ayrılmadan, Hakk’ı söyleyen ses dinmesin diye gözlerini bir an bile kırpmadan düşmana göğüs gerdiler. Evet, ‘Bu Vatan Kimin?’ diye sorulduğunda, cevabımız daima şudur; ‘Bu vatan toprağın kara bağrında sıradağlar gibi duranlarındır! Bir tarih boyunca onun uğrunda, kendini tarihe verenlerindir!’
İstiklal şehitlerimizin rüyası ve hedefi istiklaldi, istikbaldi. Tüm şehitlerimizin rüyası; annelerinin, babalarının, kardeşlerinin, arkadaşlarının, hülasa ait oldukları bu milletin daha huzurlu, daha güvenli bir geleceğe kavuşmasıydı. Bu aziz vatan toprakları üzerinde; çok daha parlak bir gelecek inşa edelim istediler. Başımızı yastığa güvenle koyalım istediler. Şehitlerimizin rüyası bizim rüyamızdır. Şehitlerimizin hayalleri bizim hayallerimizdir. Ve bizim şehitlerimize bir borcumuz var. O borç, milletimize huzur ve güven içinde yaşayacağı bir Türkiye’yi inşa etmektir. O borç, geleceğe emin adımlarla ilerleyen bir Türkiye’yi inşa etmektir. O borç, her bir şehrimizi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkartmaktır.” şeklinde konuştu.

“İSTANBUL’UMUZU HER ZAMANKİNDEN GÜVENLİ, HUZURLU, DİRENÇLİ BİR ŞEHİR HALİNE GETİRECEĞİZ”
Bu anlayışla, ülkeyi ve şehirleri bu millete yaraşır, daha mutlu yarınlara taşımak için çalıştıklarını dile getiren Kurum, “Allah’ın izniyle, 1 Nisan’dan sonra İstanbul’umuzu da her zamankinden çok daha güvenli, çok daha huzurlu, çok daha dirençli bir şehir haline getireceğiz. Bu şehirde yaşayan hemşerilerimizin riskli bina gibi bir sorunu olmayacak.
Bu şehirde yaşayan insanımızın trafik çilesi diye bir derdi, bir tasası olmayacak. Bu şehirde yaşayan insanımızın sosyal belediyecilik noktasında en ufak bir sorunu kalmayacak. Çünkü biz, İstanbul’u yarınlara hazırlarken makamlarımızda oturmayacağız.” dedi.

“VARSIN BİRİLERİ İSTANBUL’U NİMET SAYSIN, BİZ ‘SADECE İSTANBUL’ DİYECEĞİZ”
Siyaseti millet için, ‘Halka hizmet hakka hizmettir’ ilkesiyle yaptıklarını dile getiren Kurum, “Biz; Fırat’ın kenarındaki koyunun hakkını düşünen Hz. Ömer’in hassasiyetiyle; ‘Sadece İstanbul’ için çalışacağız. Varsın birileri İstanbul’u nimet saysın, biz emanet bileceğiz. Varsın birileri İstanbulluya hizmeti şahsi istikbaline rampa yapsın. Biz ‘Sadece İstanbul’ diyeceğiz. Varsın birileri İstanbullunun parasıyla parti dizayn etsin, biz İstanbul’un parasıyla; İstanbul’un yatırımları için koşacağız. Biz 1 Nisan sabahı sadece İstanbul için, sadece İstanbullu için, sadece bu aziz şehir için çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
“İSTANBUL İÇİN; DURMADAN, YORULMADAN, BIKMADAN ÇALIŞACAĞIZ”
650 bin yeni yuva için, trafik çilesinden kurtulmuş bir İstanbul için durmadan, yorulmadan, bıkmadan çalışacaklarını söyleyen Murat Kurum, “Eyüp Sultan’ın nefesiyle 39 ilçede olacağız! Fatih’in dirayetiyle 7 tepede olacağız. Ulubatlı Hasan’ın gayretiyle 964 mahallede olacağız. Yahya Efendi gibi gönüllere dokunacağız. Mimar Sinan gibi tarihe şahitlik edecek eserler bırakacağız. Abdülhamid Han gibi; İstanbul’u baştanbaşa yeniden imar, inşa ve ihya edeceğiz.
1 Nisan’a kadar; 650 bin yeni yuva için; trafik çilesinden kurtulmuş bir İstanbul için durmadan, yorulmadan, bıkmadan çalışacağız. Gönülleri fethedeceğiz, ‘Sosyal Belediyeciliği’ anlatacağız. ‘Gönül Belediyeciliği’ni yüreklere işleyeceğiz. ‘Gerçek Belediyeciliği’ kalplere dokuyacağız.” cümlelerini kurdu.
“İSTANBUL’UMUZU, İSTANBULLU HEMŞEHRİLERİMİZİ HEM YALANLARDAN HEM DE TRAFİK ÇİLESİNDEN TAMAMEN KURTARACAĞIZ”
İstanbul’da yanan otobüsleri, İstanbulluların metroda çektikleri çileyi işaret eden Murat Kurum, “Hiç merak etmeyin biz 1 Nisan’dan sonra; yeni metro hatlarıyla, 2 yakaya yapacağımız tünellerle, kavşaklarla, otoparklarla, yeni otobüs ve metrobüs filolarıyla, İstanbul’umuzu, İstanbullu hemşerilerimizi hem yalanlardan hem de trafik çilesinden tamamen kurtaracağız.” dedi, konuşmasını da şu sözlerle noktaladı: “İnşallah 1 Nisan sabahı; yepyeni bir İstanbul için geleceği selamlayacağız. Bunu sizlerle başaracağız. Beraber yapacağız. Hep birlikte gerçekleştireceğiz. Milletimizin kararı, azmi, arzusu ve hedefi doğrultusunda, 31 Mart Gecesi bu fetret dönemini hep birlikte bitireceğiz. Hep birlikte İstanbul’un yeniden dirilişini, yeniden yükselişini buradaki dostlarımız ile birlikte başlatacağız. İstiyoruz ki 31 Mart akşamı tüm İstanbul sevinsin, İstanbul’da yaşayan her bir kardeşimiz sevinsin, 31 Mart akşamı Eren Bülbül’ün annesi sevinsin, Aybüke Öğretmen’in annesi sevinsin. Tüm şehitlerimizin, tüm gazilerimizin anneleri sevinsin.” ifadelerini kullandı.
“KAZANAN SADECE CUMHUR İTTİFAKI OLAMAYACAK, İSTANBUL OLACAK”
Anma programında İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya da söz aldı. Yerlikaya, “Bu şehre hizmet etmek, ecdadımızın tabiriyle, ‘kandillerine yağ taşımak’ dahi büyük bir şeref, büyük bir onur ve elbette büyük bir sorumluluk. Bu sorumluluğun gereklerini yerine getirecek tecrübeye, birikime ve heyecana sahip olan Murat Kurum Bakanımız, inşallah medeniyetimizin baş tacı İstanbul’un ‘Şehremini’ olduğunda, kazanan sadece Cumhur İttifakı olamayacak, İstanbul olacak. Bu kutlu yolda Sayın Murat Kurum Bakanımıza başarılar diliyorum.” diye konuştu.
Bugünün 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’uncu yıl dönümü olduğunu anımsatan Kurtulmuş, Çanakkale’de düzenlenen programla bir kere daha tarihin en güzel, en görkemli sayfalarından birisi olan Çanakkale destanını, o maneviyatı hissettiklerini ve bu vatanı ebedi yurt olarak bırakan şehitleri ve gazileri minnetle, şükranla yad ettiklerini belirtti.
Aradan bir asır geçmiş olmasına rağmen ne bu milletin karşısında olanların ne de bu milletin ruh halinin değişmediğini vurgulayan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Bu milletin karşısında olanlar bir asır evvel Osmanlı Cihan Devleti’nin yıkıntılarını iyice ortadan kaldırıp Anadolu’yu işgal etmek, ülkemize tamamıyla emperyalist emelleriyle hakim olmak için yedi düveli getirerek Çanakkale’ye yığdılar. Akif’in söylediği, ‘Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela… Hani tauna da zuldür bu rezil istila…” dediği, Çanakkale’yi geçebilselerdi, Marmara’ya ve İstanbul’a gelip, bütün Anadolu’yu işgal etme hevesindeki emperyalistlerin inanın bugün de niyetleri, hedefleri hiçbir şekilde değişmemiştir. Dün Çanakkale’de ecdadımızın sıradağlar gibi durarak şehit olduğu, ‘Çanakkale geçilmez’ destanını yazmasının arkasındaki ruh haline sahip olan milletimiz, aynı dirayetle aynı bilinçle durmaktadır.
Emperyalistlerin bu ülkeye ait emelleri hiç değişmediği gibi bu milletin milli hasletleri de Allah’a çok şükür gayet canlı bir şekilde yerinde durmaktadır. Dün Çanakkale’de geçit vermeyenlerin torunları, bugün de sınır içinde sınır dışında Türkiye’ye karşı hain pusular kuran, hain emeller taşıyanlar ve arkasında yine emperyalist güçlerle büyütülerek, beslenerek, silah verilerek, güçlendirilerek ortalığa salınanlar ve Türkiye’yi durdurmak için teröre bir şekilde alet olanlara karşı da milletimizin evlatları direnmektedir.”
“BU MİLLETİN FERDİ OLMAKTAN DOLAYI BÜYÜK BİR MEMNUNİYET DUYUYORUZ”
Şehitler dolayısıyla yaşanılan acılara işaret eden Kurtulmuş, kendisinin de şehit taziyelerine katıldığında, şehidin anne ve babasının ağzından bir kere bir isyan sözü duymadığını ifade etti.
Şehit yakınlarının gözlerinde yaşlar olmasına, yürekleri kan ağlamasına rağmen “vatan sağ olsun” dediklerini dile getiren Kurtulmuş, “Böylesine dirayetli bir millet… Allah’a çok şükür, hepimiz bu milletin ferdi olmaktan dolayı büyük bir memnuniyet duyuyoruz, büyük bir bahtiyarlık duyuyoruz. Şehitlerimize bir kere daha rahmet diliyorum. Allah şehitlerimizin açmış olduğu bu kutlu yolda, bu millete istiklalini ve istikbalini hiç kaybetmeksizin kıyamete kadar bu toprakları Türklerin yurdu olarak sahip olmayı nasip etsin diyorum.” şeklinde konuştu.
“BU MİLLETİN HAMURUNDA İ’LA’Yİ KELİMETULLAH DAVASI VARDIR”
Kurtulmuş, Anadolu topraklarına gelindiğinden bu yana milletin, devlet geleneğinde iki önemli vasfının bulunduğunu, bu vasıfların sadece devlet aygıtının sahip olduğu bir özellik olmanın ötesinde milletçe sahiplenilmiş bir hayat prensibi şeklinde olduğunu bildirdi.
Sultan Alparslan’ın Anadolu’ya girmesiyle “i’la’yi kelimetullah” davasının başladığını belirten Kurtulmuş, şunları söyledi:
“Anadolu’ya geldikten sonra onun içindir ki ecdadımız burada durmamış, hep daha ileriye giderek, hep cenk meydanlarında bulunmayı, devletin bekasının bir şartı olarak görmüştür. Diyebiliriz ki, tarihimizin bütün altın sayfalarını oluşturan, insanların yazdığı o destanların arkasındaki temel husus, ‘Ölürsem şehit, kalırsam gaziyim.’ diyerek ileriye atılabilme becerisinin bu milletin genetiğine yansımış olmasıdır. Yani bu milletin hamurunda i’la’yi kelimetullah davası vardır, Allah’ın sözünü en ileriye taşıyabilmek için vatanını, milletini, bayrağını, inancını, mukaddesatını, dinini koruyabilmek için gerekirse kendi canından vazgeçmek, gerekirse kendi kanını feda etmek vardır. Öyle olduğu için büyük tarihi destanları yazdık. Öyle olduğu için Birinci Cihan Harbi’nden sonra topu tüfeği kalmamış değil, kazması küreği dahi kalmamış olan bir milletten, ‘Ya Allah’ diyerek ayağa kalktık ve bugünkü bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’mizi kurduk.”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, şehit yakınlarının, Türk bayrağına sarılı tabutun başında ‘Vatan sağ olsun’ diyebiliyorsa onun arkasındaki esas şeyin, milletin sahip olduğu i’la’yi kelimetullah davası olduğunu ifade etti.
“BİZİM İÇİN DEVLET, KIYAMETE KADAR EBED MÜDDET SÜREBİLECEK OLAN BİR ŞEYDİR”
Türk milletinin ikinci önemli vasfının da “devlet ebed müddet” olduğunu bildiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Bu fikir, sadece devlete güç veren bir fikir değil, aynı zamanda milleti ciddi bir şekilde ayakta tutan ana unsurlarımızdan birisidir. Bizim için devlet, kıyamete kadar ebed müddet sürebilecek olan bir şeydir. Devlette sadece bir yönetim erki değil, aynı zamanda devletle millet bütünleşmesi içerisinde milleti en güzel temsil eden bir üst yapıdır. Böyle olduğu içindir ki devlet ebed müddet fikriyle hareket eden bu millet, aynı zamanda cihanda bir nizam kurma derdinin, davasının içerisinde olmuştur. Dünyanın her tarafında insanların adaletle, hakkaniyetle, barış içerisinde ve insani bir şekilde yaşaması bizim devlet anlayışımızın önemli özelliklerindendir. Bu anlamda ‘nizam-ı alem’ ismini verdiğimiz bu aleme nizam verme ülküsü, sadece bizim milletimizin yaşadığı topraklarda değil, bütün dünyada hakkı, hakikati, adaleti tesis etme anlayışının yansımasıdır.”
“KUDÜS’TEKİ GAZZE’DEKİ MESELEYLE BİREBİR İLGİLENİYORUZ”
Kurtulmuş, nizam-ı alem davasına sahip bir millet olarak Kudüs’teki meseleyle, Gazze’deki meseleyle birebir ilgilenildiğini ifade ederek, “Hiç şüphesiz söyleyebiliriz ki dünyada devlet ve millet olarak Gazze’deki insanların yaşamış olduğu, bu tarihin gördüğü en büyük soykırım karşısında gösterdiğimiz tepkiler tesadüfi değildir. Allah’a hamdolsun bu milletin neredeyse tamamına yakını Gazze’de yaşanan insanlık dışı suçları telin etmek, bunlara karşı dimdik ayakta durmak anlamında ortak bir noktadadır.” diye konuştu.
Devlet ve millet olarak Gazze’nin yanında olunduğunu vurgulayan Kurtulmuş, bunun, nizam-ı alem anlayışının bir yansıması olduğunu kaydetti.
Kurtulmuş, adil ve hakkaniyetli bir dünya sistemi kurmak için mücadele verildiğini belirterek, “İnşallah sonuç alacağız. Türkiye’nin öncülüğünde yeni bir dünyanın kurulduğunu inşallah hep beraber göreceğiz.” ifadesini kullandı.
Ramazan boyunca edilen dualar hürmetine Gazze’deki mazlum insanların huzura kavuşmasını dileyen Kurtulmuş, şöyle konuştu:
“Ümit ediyoruz ve öyle olacağına inanıyoruz ki biz görmesek bile bu salonda genç olanların tamamının göreceğini biliyorum, yakında Türkiye’nin öncülüğünde Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dünyada yeni bir sistemin kurulabilmesinin ayak sesleri zaten duyulmaktadır. Yeni bir Birleşmiş Milletler kurulacak, dünyada hakkaniyeti, adaleti esas alan yeni bir siyasal sistem inşa edilecektir. Bundan hiç şüphemiz yoktur. Yine hiç şüphemiz yoktur ki 1967 sınırlarında, başkenti Kudüs olan, tam manasıyla egemen bir Filistin devleti kurulacak ve bu Filistin devletinin varlığı dünyada barışın, adaletin yeniden tesis edildiğinin en büyük göstergesi olacaktır.”
Tarih boyunca altüst oluşların neredeyse tamamının Orta Doğu merkezli olduğunu, dünyadaki büyük harplerin, değişimlerin bu bölgedeki gelişmelere göre ortaya çıktığını vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dünya barışının kapısı Orta Doğu barışıdır. Orta Doğu barışının kapısını açan anahtar ise Filistin’in özgür olabilmesidir. Tarih bize bunu öğretiyor. Ne zaman Filistin’de hakkın, hukukun, adaletin gerçekten hakim olduğuna şahit olduysak, dünyada da barış olmuştur. Örnek, ecdadımız dört asrı aşkın bir süre bugün kan ve gözyaşının hükümran olduğu Filistin topraklarında egemen oldu. Müslümanlar, Hristiyanlar, Yahudiler ve farklı ırklardan insanlar hep bir arada yaşadı. Bütün dinler, mezhepler, meşrepler farklılıklarını hiçbir şekilde ayrılık vesilesi olarak görmediler. Öyle ki ezan sesleriyle kilisenin çan sesleri ya da ağlama duvarının dibinde dua eden Yahudilerin yakarışları birbirine karıştı.”
Osmanlının yükseliş döneminde Hayfa kapısının üzerinde “La ilahe illallah İbrahim Halilullah” yazdığını dile getiren Kurtulmuş, Hristiyanların ve Musevilerin de incitilmediğini kaydetti.
Kurtulmuş, büyük ve kapsayıcı bir fikre sahip olunursa barışın sağlanabileceğini belirterek, şunları söyledi:
“Yer yüzünün kurtuluşunu sağlamak inşallah hep beraber milletçe çabalarımızla, gayretlerimizle ve bütün dünyadaki mazlumlardan yana olan; dini, mezhebi, meşrebi, ırkı ne olursa olsun insanlık onurunu taşıyan herkesle işbirliği yaparak, büyük bir sesi ortaya çıkarmakla mümkündür. Şunu da söylemek gerekir ki artık dünyada bir insanlık cephesi kurulmuştur. Dünyanın birçok yerinde, hükümetleri İsrail’in yanında durmak için can atsalar da yüz binlerce, milyonlarca insan sokağa çıkıyor ve bu zulme ‘Dur’ demek için seslerini olabildiğince yüksekten çıkarıyor.
Bizim milletimize yeryüzünde nizamı yeniden tesis etmek düşer. Biz, kurulan oyunun basitçe oynayan bir oyuncusu değil, yeni oyunlar kurabilen ve bu kabiliyete sahip olan bir milletiz. İnşallah insanlığın yaşadığı bu zulümlerden, haksızlıklardan kurtulabilmesi için bir, beraber olarak hep birlikte yeni bir dünyanın kurulması için hakkaniyeti, adaleti esas alan, milletimizin özellikleriyle yolumuza devam edeceğiz.”
“ALLAH’IN İZNİYLE BU MİLLETE KİMSE ZARAR VEREMEZ”
Şehit yakınları ve gazilere de katılımlarından dolayı teşekkür eden Kurtulmuş, şehitlerin ruhaniyetinin de salonda olduğundan adı kadar emin olduğunu belirtti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle tamamladı:
“Her ne kadar onları görmüyorsak da onların bizi gördüğünü, bizim buradaki iyi niyetli birlikteliğimizden memnun olduğunu da hissediyor gibiyiz. Dolayısıyla bu millet; bu özelliklerini, bu inancını, bu dağ gibi duran milli kimliğine sahip olduğu sürece, Allah’ın izniyle kimse bir zarar veremez. Bir asır evvel 72 millet nasıl bir araya geldiyse bugün de değil 72, 73 millet bir araya gelsin, bu milletin karşısında hiçbir şey yapamaz. Yeter ki biz bu şuurla, bu birlik ve beraberlik duygusuyla yolumuza devam edelim. Allah şehitlerimize rahmet eylesin, şehitlerimizin ailelerine sabır versin. Bu millete her türlü güçlüklerden, her türlü zorluklardan kurtulma ve dünyanın en güçlü milletlerinden birisi olmayı yeniden nasip etsin.”
“2 GÜNDE YAPTIĞIMIZ KENTSEL DÖNÜŞÜM SON 5 YILDA İBB’NİN YAPTIĞINDAN DAHA FAZLA”
Ümraniye’nin ve Topağacı‘nın geleceği adına çok önemli bir adımı attıklarını belirten Murat Kurum, “Ramazan’ın bereketi ile her gün yeni bir temel atma töreninde, her gün yeni bir açılışta bir araya geliyoruz. Burada olduğu gibi yine yeni yuva heyecanıyla dolu siz kardeşlerimizle kucaklaşıyoruz. Dün yine Zeytinburnu’nda 5 bin konutun Çevre Bakanlığımız öncülüğünde hem yıkımlarını hem de temel atmalarını gerçekleştirdik. Burada 1174 bağımsız bölümden oluşan projenin temellerini atıyoruz. Şu 2 günlük yaptığımız iş koca 5 yılda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yaptıklarından daha fazla. ‘İş bilenin, kılıç kuşananın’ demişler. Siz dertli olursanız, İstanbul’la Ümraniye ile ilgili hayalleriniz olursa bu hayalleri de teker teker gerçekleştirirsiniz. Risksiz, afetlere hazır İstanbul’a giden yolun çok kıymetli bir zincirini daha atmanın mutluluğuyla buradayız. İstiyoruz ki İstanbul’da hiçbir annemiz, hiçbir evladımız yastığa başını koyduğunda huzursuz uyumasın ve çocuklarıyla, ailesiyle mutlu, huzurlu bir şekilde yaşasın istiyoruz.” diye konuştu.
“İSTANBUL DEMEK İSTİKLAL VE İSTİKBAL DEMEKTİR”
Ümraniye’de imar ve kentsel dönüşüme ilişkin vatandaşların tüm taleplerini gidermek için çalıştıklarına dikkat çeken Kurum, şöyle devam etti: ” ‘Plan’ dendi, planın peşinden koştuk. ‘Hekimbaşı’nda iş yapılacak, burada kentsel dönüşüm ihtiyacı var’ dendi, gittik orada kentsel dönüşümü başlattık. Mülkiyet sorunlarını tek tek çözebilmek için yine bu mücadeleyi sizlerle birlikte verdik. İstedik ki burada çocuklarımız huzur içerisinde vakit geçirsin, ailelerimiz mutlu olsun. Bu anlayışla da İstanbul’a o hayallerimizi, o projelerimizi açıkladık. Ben 81 ile gitmiş kardeşinizim. Nerede bir afet olsa, nerede bir sel olsa, nerede bir yangın olsa 2 saat sonra oraya gittik. 2 saat sonra milletimizle kucaklaştık. Aynı acıları, aynı hüzünleri paylaştık ve orada bir söz verdik. Dedik ki biz 1 yıl içerisinde bu konutları bitireceğiz. 1 yıl içerisinde size sözümüzü tutacağız dedik. Hamdolsun beş yılda 46 bin afet konutunu bitirmiş, 173 bin sadece İstanbul’da kentsel dönüşüm başlatmış, 365 bin sosyal konutu başlatmış, 81 ilde 72 milyon metrekare millet bahçesi bitirmiş ve 40 tarihi meydanın ihyasını yapmış bir anlayışla karşınıza geldim.
Şehirlerimize, vatandaşlarımıza hizmet etmenin gururuyla geldik ve şimdi sadece İstanbul diyoruz, sadece İstanbul’un sorunlarına odaklanacak, İstanbul’un meseleleri için buradaki kardeşlerimizle el ele verip yarınlarımızı hazırlayacağız. Biz şuna inanıyoruz; İstanbul demek istiklal demektir, istikbal demektir. Bu derece derin bir anlamı olan İstanbul’umuza hizmet ise emin olun hizmetlerin en şereflisidir. Bu aziz şehri korumak için, yavrularımızın geleceğini güven içerisinde yürütmenin kutlu bir gayret olduğuna inanıyorum.”
“DEPREM MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR”
İstanbul’u Fatih Sultan Mehmet Han’ın emaneti olarak gördüklerini anlatan Murat Kurum, 650 bin konut vaadini hayata geçireceğini yineledi, bu konudaki kararlılığını vurgulamak için de, “Bu şehir Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti, bu şehir rahmetli Erbakan Hocamızın emaneti, bu şehir Başbuğ Alpaslan Türkeş’in emaneti, bu şehir şehit Muhsin Yazıcıoğlu‘nun emaneti ve bu şehir 22 yıldır gecesini gündüzüne katan, bu şehir için çalışan, çabalayan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın emanetidir. O yüzden değerli arkadaşlar biz bu emanete gözümüz gibi bakacağız. Bu emaneti evlatlarımız için, yavrularımız için, geleceğimiz için koruyacağız ve el birliği içerisinde ‘İstanbul sevdalıları’ olarak deprem meselesini tam anlamıyla bir istiklal meselesi olarak görüp, bir milli güvenlik meselesi olarak görüp bunun için kararlı adımlarımızı atacağız. İstanbul’umuzu kesinlikle depreme hazırlayacağız. Burada riskli binalarda vatandaşlarımız otursun istemiyoruz. Bu binalarda yeşil alanıyla, parkları ile bahçeleri ile buradaki okullarıyla, buradaki altyapısıyla birlikte huzur içerisinde yaşasın. Topağacı’ndaki kardeşlerimiz, gençlerimiz İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 1 Nisan itibarı ile her türlü hizmetini hissedecek.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Topağacı‘na gelecek, Topağacı‘nın yarınları için mücadele edecek. O yüzden biz 650 bin konutumuzu onlar ne derse desin, onlar yapamaz desinler, onlar bütçeyi bulamaz desinler ama biz nasıl afetlerde yaptık bitirdiysek, nasıl bu mücadeleyi milletimizle el ele verip orada yarınlarımızı inşa ettiysek, İstanbul’da da 650 bin konutumuzu yapacağız ve İstanbul’umuzdaki o riskli 600 bin konutun acilen dönüşümünü gerçekleştiriyor olacağız.” cümlelerini kurdu.
“BİZİM YAPMIŞ OLDUĞUMUZ METRO İHALELERİNİ İPTAL ETTİLER”
İstanbul’un depremden sonra en önemli sorunlarından birinin de trafik çilesi olduğuna dikkat çeken Kurum, “Trafik çilesini ortadan kaldıracak adımları da atacağız. 230 km metro sözü verip bu süreçte sadece ve sadece 8 kilometre metro yaptılar. Yine bizim yapmış olduğumuz metro ihalelerini iptal ettiler. O da yetmezmiş gibi gidip üstüne hafriyat döktüler. Tünellerimize beton döktüler. Şimdi ne yapıyorlar? Telaşlandılar, alelacele gidip ‘işe başlama töreni’ yapıyorlar. İşe başlama… Siz böyle bir tören duydunuz mu? Açılış değil, temel atma değil, işe başlama töreni. Bak biz burada bugün temel atıyoruz. Topağacı’nın geleceği için burada huzur ve mutluluk içerisinde vatandaşlarımızla davulla zurnayla Topağacı’nın geleceğini inşa ediyoruz. İşe başlama töreni nedir? O nedir ya? Telaşlılar, telaşlı ne yapacaklarını bilmiyorlar.” dedi.
“MEVCUT İBB BAŞKANI, MURAT KURUM’DAN HİZMET VE ESER NASIL YAPILIR ÖĞRENECEK”
Mevcut İBB Başkanı’nın İstanbul’a söz verip o sözü tutmanın ne demek olduğunu gelip kendisinden öğrenebileğini söyleyen Murat Kurum, mevcut yönetimi, “Murat ismini duydu mu şaşırıyor. Çok defa Murat Kurum’la karşılaşacak ve hizmet nasıl yapılırmış, eser nasıl yapılırmış, İstanbul’a verilen vaatler nasıl tutulurmuş gelip öğrenecek. Öyle ‘hatırlamıyorum’ yok. Hatırlamazsan, 31 Mart’a da bu millet seni hatırlamaz, bu millet seni unutur. Söz verdiysen o sözleri tutacaksın.
Öyle ‘hatırlamıyorum’, ‘unuttum’, ‘bilmiyorum’ demek yok. İşine geldi mi reklam bütçesini, deprem bütçesinin iki katı harcamayı biliyorsun. İşine geldi mi kendi menfaatini gördün mü oraya gidip çadır kurmayı biliyorsun. İşine geldi mi İstanbul’un kaynaklarını çarçur etmeyi biliyorsun ama sözlerini hatırlamıyorsun. İstanbul’a ‘depremle ilgili konut yapacağım’ diyorsan, o konutları yapacaksın. Yok öyle yağma. Ümraniye Topağacı sana 31 Mart‘ta bunun cevabını verecek. Düşünebiliyor musunuz, üç kere aynı deprem seferberlik planını yayınladılar. Üç kere İstanbulluların aklıyla alay ettiler. Yavrularımızın geleceğine ihanet ettiler. Bunlarda eser üretme yok, hizmet etme yok, algı var algı. Algıyla deprem yönetilmez. Algıyla ulaşım problemi çözülmez. Bu siyaset üstü bir mesele, hani siz de böyle bakıyordunuz, hani hep birlikte yapalım diyordunuz, ne oldu? Yapamazlar, çünkü böyle bir dertleri yok.” sözleriyle hedef aldı.
“MESELE MURAT KURUM MESELESİ DEĞİL”
81 ilde milletin yanında olduklarını ve güçlü Türkiye davası için mücadele ettiklerini söyleyen Kurum, konuşmasını şöyle noktaladı: “Hep söylüyoruz ya dert insanı yollara düşürürmüş. Biz hep bu dertle milletimizin yanına koştuk. 81 ile gittik 81 ilde orada milletimizle birlikte bir mücadele verdik. O mücadele yarınlarımızın mücadelesiydi, o mücadele büyük ve güçlü Türkiye davasının mücadelesiydi. Bu ülkenin emanetlerine sahip çıkma mücadelesiydi.Mesele Murat Kurum meselesi değil. 31 Mart’ta sandığa gittiğimizde bir tarafta insanlarımızı, İstanbul’umuzu ihmal edenleri diğer tarafta o beş yılda 81 ile hizmet edenleri oylayacağız.
Bir de 31 Mart‘ta İstanbul’un kaynaklarını çarçur edip, ‘israfı bitirdik’ deyip tabelalara 350 milyon TL reklam verenleri; öbür tarafta da yavrularımız için, geleceğimiz için mücadele edenleri oylayacağız. 31 Mart seçimleri çok önemli bir seçim. Bizi arayanlar 1 Nisan itibarı ile hiçbir zaman algıda, reklamda bulamayacaklar. Bizi arayanlar Topağacı‘ndaki kentsel dönüşüm şantiyelerinde bulacaklar. Bizi arayanlar yerin üstünde kentsel dönüşümde, yerin altında metro şantiyelerinde çalışırken bulacaklar. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçesi yaparken bulacaklar. Bizi hiç kimse ama hiç kimse, polemik yaparken görmeyecek. Bizi arayanlar temel atarken, açılış yaparken görecek. O yüzden Topağacı’mızla birlikte Ümraniye’mizle birlikte bu mücadeleyi yapacağız ve inşallah 31 Mart‘ta da büyük bir zafer kazanacağız.
31 Mart akşamı tüm İstanbul kazanacak, 31 Mart akşamı İstanbul’un tüm anneleri sevinecek, tüm kadınları sevinecek ve inşallah mutlu bir zafere hep birlikte yürüyeceğiz. Hep birlikte İstanbul’un o 5 yıllık kırılan onurunu, 571 yıllık gururunu hep birlikte ayağa kaldıracağız. Yeniden dirilişini, yeniden yükselişini başlatacağız.” diyerek konuşmasını tamamladı.
Törende Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki de konuştu, Murat Kurum için “Senelerce çalışmasına şahit oldum, bir evvelki bakanlık döneminde görevi devrettim, sonra da yeniden Murat kardeşimden görevi devraldım. İstanbul’un muradı olacak kardeşime başarılar diliyorum. Onu size emanet ediyorum. Çalışkanlığına şahidiz, bu işleri bildiğine şahidiz ve hakkıyla yapacağına da eminiz.” diye konuştu.
Törende Murat Kurum’a, Bakan Özhaseki’nin yanı sıra, AK Parti’nin yeniden aday gösterdiği Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, TOKİ Başkanı Ömer Bulut, Emlak Konut Başkanı Cengiz Erdem, Milletvekilleri ve AK Parti İlçe başkanları da eşlik etti.
“2 GÜNDE YAPTIĞIMIZ KENTSEL DÖNÜŞÜM SON 5 YILDA İBB’NİN YAPTIĞINDAN DAHA FAZLA”
Ümraniye’nin ve Topağacı‘nın geleceği adına çok önemli bir adımı attıklarını belirten Murat Kurum, “Ramazan’ın bereketi ile her gün yeni bir temel atma töreninde, her gün yeni bir açılışta bir araya geliyoruz. Burada olduğu gibi yine yeni yuva heyecanıyla dolu siz kardeşlerimizle kucaklaşıyoruz. Dün yine Zeytinburnu’nda 5 bin konutun Çevre Bakanlığımız öncülüğünde hem yıkımlarını hem de temel atmalarını gerçekleştirdik. Burada 1174 bağımsız bölümden oluşan projenin temellerini atıyoruz. Şu 2 günlük yaptığımız iş koca 5 yılda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yaptıklarından daha fazla. ‘İş bilenin, kılıç kuşananın’ demişler. Siz dertli olursanız, İstanbul’la Ümraniye ile ilgili hayalleriniz olursa bu hayalleri de teker teker gerçekleştirirsiniz. Risksiz, afetlere hazır İstanbul’a giden yolun çok kıymetli bir zincirini daha atmanın mutluluğuyla buradayız. İstiyoruz ki İstanbul’da hiçbir annemiz, hiçbir evladımız yastığa başını koyduğunda huzursuz uyumasın ve çocuklarıyla, ailesiyle mutlu, huzurlu bir şekilde yaşasın istiyoruz.” diye konuştu.
“İSTANBUL DEMEK İSTİKLAL VE İSTİKBAL DEMEKTİR”
Ümraniye’de imar ve kentsel dönüşüme ilişkin vatandaşların tüm taleplerini gidermek için çalıştıklarına dikkat çeken Kurum, şöyle devam etti: ” ‘Plan’ dendi, planın peşinden koştuk. ‘Hekimbaşı’nda iş yapılacak, burada kentsel dönüşüm ihtiyacı var’ dendi, gittik orada kentsel dönüşümü başlattık. Mülkiyet sorunlarını tek tek çözebilmek için yine bu mücadeleyi sizlerle birlikte verdik. İstedik ki burada çocuklarımız huzur içerisinde vakit geçirsin, ailelerimiz mutlu olsun. Bu anlayışla da İstanbul’a o hayallerimizi, o projelerimizi açıkladık. Ben 81 ile gitmiş kardeşinizim. Nerede bir afet olsa, nerede bir sel olsa, nerede bir yangın olsa 2 saat sonra oraya gittik. 2 saat sonra milletimizle kucaklaştık. Aynı acıları, aynı hüzünleri paylaştık ve orada bir söz verdik. Dedik ki biz 1 yıl içerisinde bu konutları bitireceğiz. 1 yıl içerisinde size sözümüzü tutacağız dedik. Hamdolsun beş yılda 46 bin afet konutunu bitirmiş, 173 bin sadece İstanbul’da kentsel dönüşüm başlatmış, 365 bin sosyal konutu başlatmış, 81 ilde 72 milyon metrekare millet bahçesi bitirmiş ve 40 tarihi meydanın ihyasını yapmış bir anlayışla karşınıza geldim.
Şehirlerimize, vatandaşlarımıza hizmet etmenin gururuyla geldik ve şimdi sadece İstanbul diyoruz, sadece İstanbul’un sorunlarına odaklanacak, İstanbul’un meseleleri için buradaki kardeşlerimizle el ele verip yarınlarımızı hazırlayacağız. Biz şuna inanıyoruz; İstanbul demek istiklal demektir, istikbal demektir. Bu derece derin bir anlamı olan İstanbul’umuza hizmet ise emin olun hizmetlerin en şereflisidir. Bu aziz şehri korumak için, yavrularımızın geleceğini güven içerisinde yürütmenin kutlu bir gayret olduğuna inanıyorum.”
“DEPREM MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR”
İstanbul’u Fatih Sultan Mehmet Han’ın emaneti olarak gördüklerini anlatan Murat Kurum, 650 bin konut vaadini hayata geçireceğini yineledi, bu konudaki kararlılığını vurgulamak için de, “Bu şehir Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti, bu şehir rahmetli Erbakan Hocamızın emaneti, bu şehir Başbuğ Alpaslan Türkeş’in emaneti, bu şehir şehit Muhsin Yazıcıoğlu‘nun emaneti ve bu şehir 22 yıldır gecesini gündüzüne katan, bu şehir için çalışan, çabalayan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın emanetidir. O yüzden değerli arkadaşlar biz bu emanete gözümüz gibi bakacağız. Bu emaneti evlatlarımız için, yavrularımız için, geleceğimiz için koruyacağız ve el birliği içerisinde ‘İstanbul sevdalıları’ olarak deprem meselesini tam anlamıyla bir istiklal meselesi olarak görüp, bir milli güvenlik meselesi olarak görüp bunun için kararlı adımlarımızı atacağız. İstanbul’umuzu kesinlikle depreme hazırlayacağız. Burada riskli binalarda vatandaşlarımız otursun istemiyoruz. Bu binalarda yeşil alanıyla, parkları ile bahçeleri ile buradaki okullarıyla, buradaki altyapısıyla birlikte huzur içerisinde yaşasın. Topağacı’ndaki kardeşlerimiz, gençlerimiz İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 1 Nisan itibarı ile her türlü hizmetini hissedecek. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Topağacı‘na gelecek, Topağacı‘nın yarınları için mücadele edecek. O yüzden biz 650 bin konutumuzu onlar ne derse desin, onlar yapamaz desinler, onlar bütçeyi bulamaz desinler ama biz nasıl afetlerde yaptık bitirdiysek, nasıl bu mücadeleyi milletimizle el ele verip orada yarınlarımızı inşa ettiysek, İstanbul’da da 650 bin konutumuzu yapacağız ve İstanbul’umuzdaki o riskli 600 bin konutun acilen dönüşümünü gerçekleştiriyor olacağız.” cümlelerini kurdu.
“BİZİM YAPMIŞ OLDUĞUMUZ METRO İHALELERİNİ İPTAL ETTİLER”
İstanbul’un depremden sonra en önemli sorunlarından birinin de trafik çilesi olduğuna dikkat çeken Kurum, “Trafik çilesini ortadan kaldıracak adımları da atacağız. 230 km metro sözü verip bu süreçte sadece ve sadece 8 kilometre metro yaptılar. Yine bizim yapmış olduğumuz metro ihalelerini iptal ettiler. O da yetmezmiş gibi gidip üstüne hafriyat döktüler. Tünellerimize beton döktüler. Şimdi ne yapıyorlar? Telaşlandılar, alelacele gidip ‘işe başlama töreni’ yapıyorlar. İşe başlama… Siz böyle bir tören duydunuz mu? Açılış değil, temel atma değil, işe başlama töreni. Bak biz burada bugün temel atıyoruz. Topağacı’nın geleceği için burada huzur ve mutluluk içerisinde vatandaşlarımızla davulla zurnayla Topağacı’nın geleceğini inşa ediyoruz. İşe başlama töreni nedir? O nedir ya? Telaşlılar, telaşlı ne yapacaklarını bilmiyorlar.” dedi.
“MEVCUT İBB BAŞKANI, MURAT KURUM’DAN HİZMET VE ESER NASIL YAPILIR ÖĞRENECEK”
Mevcut İBB Başkanı’nın İstanbul’a söz verip o sözü tutmanın ne demek olduğunu gelip kendisinden öğrenebileğini söyleyen Murat Kurum, mevcut yönetimi, “Murat ismini duydu mu şaşırıyor. Çok defa Murat Kurum’la karşılaşacak ve hizmet nasıl yapılırmış, eser nasıl yapılırmış, İstanbul’a verilen vaatler nasıl tutulurmuş gelip öğrenecek. Öyle ‘hatırlamıyorum’ yok. Hatırlamazsan, 31 Mart’a da bu millet seni hatırlamaz, bu millet seni unutur. Söz verdiysen o sözleri tutacaksın. Öyle ‘hatırlamıyorum’, ‘unuttum’, ‘bilmiyorum’ demek yok. İşine geldi mi reklam bütçesini, deprem bütçesinin iki katı harcamayı biliyorsun. İşine geldi mi kendi menfaatini gördün mü oraya gidip çadır kurmayı biliyorsun. İşine geldi mi İstanbul’un kaynaklarını çarçur etmeyi biliyorsun ama sözlerini hatırlamıyorsun. İstanbul’a ‘depremle ilgili konut yapacağım’ diyorsan, o konutları yapacaksın. Yok öyle yağma. Ümraniye Topağacı sana 31 Mart‘ta bunun cevabını verecek. Düşünebiliyor musunuz, üç kere aynı deprem seferberlik planını yayınladılar. Üç kere İstanbulluların aklıyla alay ettiler. Yavrularımızın geleceğine ihanet ettiler. Bunlarda eser üretme yok, hizmet etme yok, algı var algı. Algıyla deprem yönetilmez. Algıyla ulaşım problemi çözülmez. Bu siyaset üstü bir mesele, hani siz de böyle bakıyordunuz, hani hep birlikte yapalım diyordunuz, ne oldu? Yapamazlar, çünkü böyle bir dertleri yok.” sözleriyle hedef aldı.
“MESELE MURAT KURUM MESELESİ DEĞİL”
81 ilde milletin yanında olduklarını ve güçlü Türkiye davası için mücadele ettiklerini söyleyen Kurum, konuşmasını şöyle noktaladı: “Hep söylüyoruz ya dert insanı yollara düşürürmüş. Biz hep bu dertle milletimizin yanına koştuk. 81 ile gittik 81 ilde orada milletimizle birlikte bir mücadele verdik. O mücadele yarınlarımızın mücadelesiydi, o mücadele büyük ve güçlü Türkiye davasının mücadelesiydi. Bu ülkenin emanetlerine sahip çıkma mücadelesiydi.Mesele Murat Kurum meselesi değil. 31 Mart’ta sandığa gittiğimizde bir tarafta insanlarımızı, İstanbul’umuzu ihmal edenleri diğer tarafta o beş yılda 81 ile hizmet edenleri oylayacağız. Bir de 31 Mart‘ta İstanbul’un kaynaklarını çarçur edip, ‘israfı bitirdik’ deyip tabelalara 350 milyon TL reklam verenleri; öbür tarafta da yavrularımız için, geleceğimiz için mücadele edenleri oylayacağız. 31 Mart seçimleri çok önemli bir seçim. Bizi arayanlar 1 Nisan itibarı ile hiçbir zaman algıda, reklamda bulamayacaklar. Bizi arayanlar Topağacı‘ndaki kentsel dönüşüm şantiyelerinde bulacaklar. Bizi arayanlar yerin üstünde kentsel dönüşümde, yerin altında metro şantiyelerinde çalışırken bulacaklar. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçesi yaparken bulacaklar. Bizi hiç kimse ama hiç kimse, polemik yaparken görmeyecek. Bizi arayanlar temel atarken, açılış yaparken görecek. O yüzden Topağacı’mızla birlikte Ümraniye’mizle birlikte bu mücadeleyi yapacağız ve inşallah 31 Mart‘ta da büyük bir zafer kazanacağız.
31 Mart akşamı tüm İstanbul kazanacak, 31 Mart akşamı İstanbul’un tüm anneleri sevinecek, tüm kadınları sevinecek ve inşallah mutlu bir zafere hep birlikte yürüyeceğiz. Hep birlikte İstanbul’un o 5 yıllık kırılan onurunu, 571 yıllık gururunu hep birlikte ayağa kaldıracağız. Yeniden dirilişini, yeniden yükselişini başlatacağız.” diyerek konuşmasını tamamladı.
Törende Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki de konuştu, Murat Kurum için “Senelerce çalışmasına şahit oldum, bir evvelki bakanlık döneminde görevi devrettim, sonra da yeniden Murat kardeşimden görevi devraldım. İstanbul’un muradı olacak kardeşime başarılar diliyorum. Onu size emanet ediyorum. Çalışkanlığına şahidiz, bu işleri bildiğine şahidiz ve hakkıyla yapacağına da eminiz.” diye konuştu.
Törende Murat Kurum’a, Bakan Özhaseki’nin yanı sıra, AK Parti’nin yeniden aday gösterdiği Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, TOKİ Başkanı Ömer Bulut, Emlak Konut Başkanı Cengiz Erdem, Milletvekilleri ve AK Parti İlçe başkanları da eşlik etti.
ERDOĞAN MESAJ GÖNDERDİ
MHP’nin 14. Olağan Büyük Kurultayı’na Cumhurbaşkanı Erdoğan yazılı bir mesaj gönderdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Arena Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen kurultayda MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın tarafından okunan mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Milliyetçi Hareket Partisi’nin 14. Olağan Büyük Kurultayı’nın parti camiası ile birlikte ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. 15 Temmuz darbe gecesinden beri devletimizin bekası, milletimizin huzuru, ülkemizin güvenliği için Cumhur İttifakı çatısı altında MHP ile yol yürüyoruz. Cumhur İttifakı olarak girdiğimiz her mücadelede sahip olduğumuz ortak zeminin genişliğini ve derinliğini bir kez daha gördük. Biz bu kutlu, ilkeli ve uzun soluklu yoldaşlıktan şeref duyuyoruz. Cumhuriyetimizin ilk asrından en büyük demokrasi ve kalkınma atılımı olan, ilk tohumlarını Devlet Bahçeli’nin attığını bildiğimiz 2023 hedeflerini birlikte hayata geçirdik. Şimdi de Türkiye Yüzyılı’nın inşası için içeride ve dışarıda beraberce zorlu bir mücadele yürütüyoruz. Allah’ın izni, milletimizin desteği, MHP’yi var eden ve yaşatan ülkü devlerinin katkısıyla Türkiye Yüzyılı bayrağını dünyanın burcuna dikeceğimize inanıyorum. Bu duygularla MHP 14. Olağan Büyük Kurultayı’nın bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Sizlerin şahsında tüm MHP’li kardeşlerimin mübarek Ramazan-ı Şerifini tebrik ediyor, her birinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”

25 YEDEK MYK VE 5 YEDEK MDK ÜYESİ DE SEÇİLECEK
Slogan ve teması “Ülke için var olduk, bir ülküye yar olduk. Ülkeye sevda, ülküye yemin” ve “Ülkümüz ömür boyu candan öte” olarak belirlenen kurultayda Genel Başkan ile 75 üyeden oluşan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve 9 üyeden oluşan Merkez Disiplin Kurulunu (MDK) seçilecek. Ardından MYK içinden 15 üyenin yer aldığı Başkanlık Divanı oluşturulacak.
Kurultayda ayrıca 25 yedek MYK ve 5 yedek MDK üyesi de seçilecek. Böylece, MHP Lideri Devlet Bahçeli, 11. kez genel başkanlığa aday gösterilmiş olacak.
BAHÇELİ’DEN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR
Kurultayda konuşan Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları:
Aziz Türk milleti, kurultay divanımızın başkan ve üyeleri bugünkü heyecanımızı paylaşan misafirlerimiz, vatan ve millet sevdalısı ülküdaşlarım, sevgili bozkurtlar, sevgili asenalar, değerli basın mensupları böylesi bir coşkuya sahip ömrümün en gurur bahşeden anlarından birisidir.
Sizler gibi dava arkadaşlarına sahip olduğum için bahtiyarım. Verdiğiniz güvenle bastığınız yerleri titreten güçtesiniz. Ötelerin ötesinden geliyor yürekli sesiniz. Gün oldu şehadet düştü hayat sahnemize, gün oldu tanık olduk saldırılara. Aldanmadık satanlara, aldırış etmedik dünya saltanatına.
Yurt içinden ve yurt dışından kurultayımızı takip eden vatandaşlarımızı selamların en güzeli ile selamlıyorum. Türk milletinin ahlak ve yürek gücünün timsali olan sizlerle iftihar ediyorum. Türkiye’mizin 81 ilini temsilen hazır bulunuyorsunuz bu salonda.
Doğusundan batısından güneyinden kuzeyine tüm güzellikleriyle tüm renkleriyle görkemiyle Türkiyemiz hamdolsun buradadır. Şehitlerimizin aziz hatıraları gazilerimizin fedakarlıkları Yusuf yüzlülerimizin anıtlaşmış mücadeleleri bizimledir. Alparslan Türkeş Bey’in kutlu emanetleri başımızın üstünde kalbimizin tahtındadır.
Türk milletinin kutup başı olan bütün değerlerimiz aramızda, yanımızdadır. Mücadeleleri mücadelemiz, hedefleri hedeflerimizdir.
Ülkümüzden dönersek, döneklere güvenirsek gök girsin kızıl çıksın. Yeni yüzyıla damgamızı vurmazsak gök girsin kızıl çıksın. Haktan hakikatten milim ayrılırsak gök girsin kızıl çıksın.

Aziz milletimizin, Türk İslam aleminin Ramazan’ı şerifi mübarek olsun. Oruç ibadetinin hakkını vermeliyiz. Dili başka kalbi başka olan densiz olan zihniyetlere benzemeyiz. Demlenmiş müflis tellalları olamayız. Olduğumuz gibi görünmek bizim faziletimizdir.
Davamız ağırdır, önüne gelenin kaldırması imkansızdır. Davamız Türklüğün, Türk milletinin davasıdır. Davamız mazlumların, gariplerin davasıdır. Allah’ın davasıdır. Dua ile koruma altındadır. Ne mutlu davasından ödün vermeyenlere.
55 yıl boyunca Çanakkale savunması gibi milli ve manevi değerlerimizi savunduk. Biz ferdi kahramanlık sahneleri ile meşgul olmuyoruz. Çanakkale savaşı vatan topraklarında uğradığımız en vahim suikasttır.
Türkiye Cumhuriyetinin yüz yıllık mirasını yağmalayan güruh milletimizi mağlup etmek için yanıp tutuşuyor. Ardışık kumpaslarla Türk siyasetini zehirleme gayretindeler. 14-28 Mayıs tarihlerindeki seçimlerde hayal kırıklığına uğrayan muhalefet birbirini yiyip bitirerek 31 Mart’a kara propaganda ile hazırlanıyor.
“CHP’Yİ SARAÇHANEDEN YÖNETEN ZAT İÇİN VEDA VAKTİ GELDİ”
Türkiye’de bir muhalefet bozgunu yaşanmaktadır. Değişimler baş döndüren kıvama erişmişken muhalefetin çağın gerisinde çakılı kalması ülkemiz adına endişe verici talihsizliktir. Muhalefet hastadır, bu hastalık demokratik sistemi tehdit etmektedir. CHP demlenerek metruk tekneyi aratmayacak şekilde rotasını kaybetmiş korsanlar tarafından rehin alınmıştır. CHP’ye oy veren vatansever vatandaşlarımızın ızdıraplarına kederlenmemek elde değildir. Dem CHP’yi tarihin istikametinden koparmıştır. CHP mayına basmış, siyasi seçenek olmaktan uzaklaşmıştır. Ayaklar baş başlar ayaktır bu partide. Birisi çıkar seçilince belediye kapısından DEM giremez der, biri yanlış anlamadan bahsederek yalancı durumuna düşer. Biri de çıkar DEM’e laf eden başka parti bulsun diyerek PKK avukatlığına heveslenir. Ataşehir’de zikirmatik dağıtan, ofislerde para sayan CHP yönetimi ne yapsa beyhudedir. PKK ile organik bağ kurmasının bedelini sandıkta ödeyecektir. Ankara’daki PKK ile ittifak yapanların hesabını vatandaşımız soracaktır. Büyükşehir belediyesini sıçrama tahtası gören, CHP’yi Saraçhane’den yöneten zat için veda vakti gelmiştir.
“SAYIN CUMHURBAŞKANIM AYRILAMAZSIN, BIRAKAMAZSIN”
CHP’de kimin genel başkan olduğu belli değil. Partisini yönetemeyen yerel yönetimde hizmet edemez.
Cumhur İttifakı 31 Mart’ta millet tarafından verilecek görev için hazırdır. MHP ve Cumhur İttifakı’nın başarması Türk milletinin şahlanmasıdır.
Sayın cumhurbaşkanı yanınızdayız, Türk milletini yalnız bırakamazsınız. Ayrılamazsın, bırakamazsın, Türkiye Yüzyılına beraber yürüyeceğiz. Yeni yüzyılın kurtarıcısı olarak sizi görüyoruz.

Slogan ve teması “Ülke için var olduk, bir ülküye yar olduk. Ülkeye sevda, ülküye yemin” ve “Ülkümüz ömür boyu candan öte” olarak belirlenen kurultayda Genel Başkan ile 75 üyeden oluşan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve 9 üyeden oluşan Merkez Disiplin Kurulunu (MDK) seçilecek. Ardından MYK içinden 15 üyenin yer aldığı Başkanlık Divanı oluşturulacak.
Kurultayda ayrıca 25 yedek MYK ve 5 yedek MDK üyesi de seçilecek. Böylece, MHP Lideri Devlet Bahçeli, 11. kez genel başkanlığa aday gösterilmiş olacak.
BAHÇELİ’DEN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR
Kurultayda konuşan Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları:
Aziz Türk milleti, kurultay divanımızın başkan ve üyeleri bugünkü heyecanımızı paylaşan misafirlerimiz, vatan ve millet sevdalısı ülküdaşlarım, sevgili bozkurtlar, sevgili asenalar, değerli basın mensupları böylesi bir coşkuya sahip ömrümün en gurur bahşeden anlarından birisidir.
Sizler gibi dava arkadaşlarına sahip olduğum için bahtiyarım. Verdiğiniz güvenle bastığınız yerleri titreten güçtesiniz. Ötelerin ötesinden geliyor yürekli sesiniz. Gün oldu şehadet düştü hayat sahnemize, gün oldu tanık olduk saldırılara. Aldanmadık satanlara, aldırış etmedik dünya saltanatına.
Yurt içinden ve yurt dışından kurultayımızı takip eden vatandaşlarımızı selamların en güzeli ile selamlıyorum. Türk milletinin ahlak ve yürek gücünün timsali olan sizlerle iftihar ediyorum. Türkiye’mizin 81 ilini temsilen hazır bulunuyorsunuz bu salonda.
Doğusundan batısından güneyinden kuzeyine tüm güzellikleriyle tüm renkleriyle görkemiyle Türkiyemiz hamdolsun buradadır. Şehitlerimizin aziz hatıraları gazilerimizin fedakarlıkları Yusuf yüzlülerimizin anıtlaşmış mücadeleleri bizimledir. Alparslan Türkeş Bey’in kutlu emanetleri başımızın üstünde kalbimizin tahtındadır.
Türk milletinin kutup başı olan bütün değerlerimiz aramızda, yanımızdadır. Mücadeleleri mücadelemiz, hedefleri hedeflerimizdir.
Ülkümüzden dönersek, döneklere güvenirsek gök girsin kızıl çıksın. Yeni yüzyıla damgamızı vurmazsak gök girsin kızıl çıksın. Haktan hakikatten milim ayrılırsak gök girsin kızıl çıksın.
Aziz milletimizin, Türk İslam aleminin Ramazan’ı şerifi mübarek olsun. Oruç ibadetinin hakkını vermeliyiz. Dili başka kalbi başka olan densiz olan zihniyetlere benzemeyiz. Demlenmiş müflis tellalları olamayız. Olduğumuz gibi görünmek bizim faziletimizdir.
ERDOĞAN MESAJ GÖNDERDİ
MHP’nin 14. Olağan Büyük Kurultayı’na Cumhurbaşkanı Erdoğan yazılı bir mesaj gönderdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Arena Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen kurultayda MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın tarafından okunan mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Milliyetçi Hareket Partisi’nin 14. Olağan Büyük Kurultayı’nın parti camiası ile birlikte ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. 15 Temmuz darbe gecesinden beri devletimizin bekası, milletimizin huzuru, ülkemizin güvenliği için Cumhur İttifakı çatısı altında MHP ile yol yürüyoruz. Cumhur İttifakı olarak girdiğimiz her mücadelede sahip olduğumuz ortak zeminin genişliğini ve derinliğini bir kez daha gördük. Biz bu kutlu, ilkeli ve uzun soluklu yoldaşlıktan şeref duyuyoruz. Cumhuriyetimizin ilk asrından en büyük demokrasi ve kalkınma atılımı olan, ilk tohumlarını Devlet Bahçeli’nin attığını bildiğimiz 2023 hedeflerini birlikte hayata geçirdik. Şimdi de Türkiye Yüzyılı’nın inşası için içeride ve dışarıda beraberce zorlu bir mücadele yürütüyoruz. Allah’ın izni, milletimizin desteği, MHP’yi var eden ve yaşatan ülkü devlerinin katkısıyla Türkiye Yüzyılı bayrağını dünyanın burcuna dikeceğimize inanıyorum. Bu duygularla MHP 14. Olağan Büyük Kurultayı’nın bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Sizlerin şahsında tüm MHP’li kardeşlerimin mübarek Ramazan-ı Şerifini tebrik ediyor, her birinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasından öne çıkan başlıklar şu şekilde;
“Erzurum’da bir kez daha siz dadaşlarla hasret gidermekten memnuniyet duyuyorum. Ecdadımızın nakış gibi işleyerek bir sanat şaheserine dönüştürdüğü Erzurum, bugün yine bir başka güzel. Her hanım kardeşimizin bir Nene Hatun yüreği taşıdığı, her delikanlısını dadaşlık töresince yiğitlik adabına yetiştiren Erzurum için ne desek azdır.
“DADAŞ, DOSTA DÜŞMANA MESAJINI VERDİ”
Öncelikle 14-28 Mayıs seçimlerinde Cumhur İttifakı’na milletvekilliğinde yüzde 67, cumhurbaşkanlığında yüzde 74 oy oranı ile verdiğiniz destek için her birinize şükranlarımı sunuyorum. Cumhur İttifakı’nın en verimli netice aldığı şehirlerimizin başında Erzurum geliyor. Seçim sonuçlarına bakarak anlıyoruz ki dadaş farkını yine gösterdi, dadaş vefasını yine gösterdi, dadaş sevdasını yine gösterdi. Dadaş dosta da düşmana da mesajını yine verdi. Bu öyle güçlü bir mesaj ki duymayan kulaklara, görmeyen gözlere, nasır bağlamış yüreklere dahi kendini hissettiriyor yerine ulaşıyor.

Bu mesajın içinde acısıyla tatlısıyla tarihimizin her anını sahiplenme var. Bu mesajın içinde geleceğimizin sembolü Türkiye Yüzyılı’nın inşasına inanma var. Bu mesajın içinde gözünü milletimizin birliğine, vatanımızın bütünlüğüne göz dikenlere meydan okuma var. Bu mesajın içinde asırlardır üzerimizde oynanan oyunları sona erdirme iradesi var. Bu mesajın içinde ülkemizi ve şehirlerimizi yağmalamak isteyenlere meydanı bırakmama azmi var. Velhasıl bu mesajın içinde ülkenin ve milletin hayrına ne varsa hepsi mevcut.
ALANDAKİ İNSAN SAYISINI AÇIKLADI
Şartlar ne olursa olsun, yari bildiği ülkesine, milletine hizmet eden Erzurumlunun gönlü daima hoş olmuştur. Üstelik Erzurumlu bu sancak nöbetini tam bin yıldır en küçük bir aksamaya meydan vermeden tutmaktadır. Asırlarca ata yurtlarından gelen milyonlarca insanımızın Anadolu’ya giriş kapısı hep Erzurum olmuştur. Ermeni çetelerin yaptığı katliamların acısına rağmen vatanı korumak için canını dişine takan Erzurumlunun hikayeleri nesiller boyunca birer destan olarak anlatılacaktır. Yine dedim ki sorun bakalım şu anda meydan ne kadar? Rakamı aldım, bugün 40 bin. Cumhuriyetimizin kurucu şehirlerinden olan Erzurum’un Türkiye Yüzyılı’nda lokomotifliğini üstleneceğinden şüphe duymuyorum.

31 MART MESAJI
Öyleyse şimdi buradan öyle bir ses verin ki, ülkemizin ve dünyamızın neresinde olursa olsun tüm Erzurumlular duysun. Erzurum, eserleriyle, medeniyetimizin harcı Erzurum, sanatçılarıyla gönül dünyamızın övüncü Erzurum, kahramanlarıyla çocuklarımızın rol modeli Erzurum, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençler kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Erzurum ile birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Erzurum’da başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyorum. Bu mübarek günleri manevi kazanımların yanında çalışmalarımız bakımından da çok iyi değerlendirmeliyiz. İnşallah Ramazan Bayramı gelmeden 31 Mart’ı milli irade bayramı haline getirmeye hazır mıyız? Bunun için de çok çalışacağız. Her zamankinden daha fazla koşturacağız. Ben karşımda işte böyle bir ruh, böyle bir heyecan, böyle büyük bir adanmışlık görüyorum. Rabbim hepinizden razı olsun diyorum.

ERZURUM’A 173 MİLYAR LİRALIK KAMU YATIRIMI
Biz insanlarımıza ve şehirlerimize olan sevgimizi bugüne kadar hep eser ve hizmet siyaseti ile göstermiş bir partiyiz. Bu anlayışla Erzurum’a 21 yılda güncel rakamlarla 173 milyar liralık kamu yatırımı yaptık. Eğitimde, 3 bin 911 adet yeni derslik kazandırdık. İkinci bir devlet üniversitesi olarak Erzurum Teknik Üniversitesi’ni kurduk. Gençlik ve sporda, 19 bin kişi kapasiteli yükseköğrenim yurt binaları yaptık. 73 spor tesisi inşa ettik. Şimdi de Erzurum’a 20 bin kişi kapasiteli modern bir stat kazandırmak için hazırlıklara başladık. Palandöken Kayak Merkezi’miz ile Konaklı Kayak Merkezi’mizi birleştirecek bir projeyle Erzurum’un kış sporları hüviyetini güçlendireceğiz. Erzurumlu ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza 10,5 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Sağlıkta, toplamda 2 bin 32 yataklı 27 hastane dahil 107 adet sağlık tesisini şehrimize kazandırdık. Bunların arasında 700 yataklı Erzurum Şehir Hastanesi ve 400 yataklı Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi de bulunuyor.

“ERZURUM’U DEPREME DAYANIKLI BİR ŞEHİR HALİNE GETİRECEĞİZ”
TOKİ vasıtasıyla 14 bin 919 konut uygulamasını hayata geçirdik. Bunlardan 10 bin 17 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. Kalanların yapımına devam ediyoruz. Kentsel dönüşümde 5 bin 435 riskli bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. Aziziye ilçemizdeki kentsel dönüşümde gecikmeleri de en kısa sürede çözüme kavuşturacağız. Ülkemizin önemli deprem kuşaklarından birinin üzerinde yer alan Erzurum’u depreme dayanıklı bir şehir haline getirmekte kararlıyız. Bunun için önümüzdeki dönemde bakanlıklarımızı ve belediyelerimizi seferber edeceğiz. Daha önce hiç atık su arıtma tesisi bulunmayan şehrimizde bugün 4 adet atık su arıtma tesisi ile belediye nüfusunun yüzde 62’sine hizmet veriyoruz. Erzurum’daki 13 millet bahçesi projemizden 10’unu tamamladık. 3’ünün yapımına devam ediyoruz. Ulaştırmada, 49 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol mesafesini 620 kilometreye çıkardık.
“MİLLETİMİZİN KUTLU DAVASINI PAZARLIK MASALARINDA MEZE YAPTIRMAYIZ”
Biz Erzurum’u severiz ama biliriz ki Erzurum da bizi sever. Allah’ın izniyle 31 Mart’tan sonra bunlara büyükşehir ve ilçe belediyelerimizde işbirliği içinde çok daha fazlasını eklemek istiyoruz. Erzurum’a çok daha fazla yatırım yapacağız. Hizmetlerin hız kesmeden devam etmesi için sizlerden yine çok güçlü destek bekliyoruz. AK Parti ve Cumhur İttifakı bu milletin kökü peygamber efendimize ve milletimizin binlerce yıllık tarihine uzanan bir medeniyet davasının bugünkü temsilcileridir. Bizim talip olduğumuz tek miras işte bu medeniyet davası mirasıdır. Bu dava öyle büyük bir mirastır ki, onu ancak layıkıyla taşıyabilecekler üstlenebilir. Milletimizin bu kutlu davasının birilerince pazarlık masalarında meze yapılmasına gönlümüz razı gelmez.
“TEK PARTİ FAŞİZMİ KALINTISI ZİHNİYET, TERÖR ÖRGÜTÜ UZANTISIYLA EL ELE PUSUDA BEKLİYOR”
Kimsenin şahsıyla meselemiz yoktur. Üzüntümüz kazanarak davasına katkıda bulunmak yerine sırf pazarlıkta el yükseltmek için kaybettirme anlayışıyla 6’lı masalara oturanlaradır. Türkiye bizden önceki nesillerle başlayıp bizimle devam eden bizden sonraki nesillerin bir kısmının da yaşadığı sıkıntılı dönemlerden geçerek bugünlere geldi. Bugün doya doya teneffüs ettiğimiz özgürlük ortamı birileri tarafından bize altın tepside sunulmadı. Hangi kazanımın hangi bedeller ödenerek elde edildiğini milletimiz gayet iyi biliyor. Hele hele dadaş çok daha iyi biliyor. Erzurum çok daha iyi biliyor. Darbeden terör saldırılarına, sokak olaylarından partimizin kapatılma davasına kadar nice zorluklara göğüs gerdik, nice badireler atlattık. Son olarak 15 Temmuz darbe girişiminde 253 şehidimizin kanı pahasına istiklal ve istikbalimize sahip çıktık. Kazanımlarımızın elitler başta olmak üzere birilerini hala rahatız ettiğini, olaylara aklı selimle bakan herkes görebiliyor. Tek parti faşizmi kalıntısı zihniyet, terör örgütü uzantılarıyla el ele vererek pusuda beklediğini her fırsatta ispatlıyor.
]]>Erdoğan’ı Ağrı Ahmed-i Hani Havalimanında Ağrı Valisi Mustafa Koç, Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Coşkun Daharlı, yöresel kıyafetli çocuklar karşıladı. Erdoğan, Ağrı Ahmed-i Hani Havalimanında 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla sağlıkçıları tebrik etti.
MİTİNG ALANI DOLDU TAŞTI
Öğlen saatlerinden itibaren miting alanını dolduran Ağrılılar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gelişini beklediler. AK Parti Ağrı Belediye Başkan Adayı Mehmet Salih Aydın ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca miting alanında bulunanlara hitap ederken, dört yolda kavşağındaki miting alanının dolduğu gözlemlendi.

Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Yüreği de sevdası da davası da Ağrı Dağı’ndan yüce insanların memleketi Ağrı’da bugün bir kez daha sizlerle birlikte olmaktan memnuniyet duyuyorum. Bin yıllık vatanımız Ağrı, asırlarca irfanımıza, kültürümüze, değerlerimize dağı gibi yüce bir gönüllülükle sahip çıktı. Bu şehrin insanları çalışkanlıklarıyla, sabırlarıyla, duruşlarıyla farklarını gösteren birer metanet abidesidir. Gezişine kurban olduğum Ağrılı kardeşlerim 2019’da tercihini AK Parti’den yana yaparak muhabbettimize karşılık vermişti. Mayıs ayı seçimlerinde arzu ettiğimiz neticeleri alamamış olsak da 31 Mart’ta tercihini AK Parti’den yana yapacağına inanıyorum.
“CHP’Yİ YEDEK TEKERLEK YAPACAK DURUMA DÜŞTÜLER”
Dün silah zoruyla yaptıklarını bugün örtülü baskıyla, gizli saklı ittifaklar kurarak gerçekleştirmenin gayreti içindeler. CHP’yi bile yedek tekerler yapacak duruma düştüler.
Tüm kalkınma alt yapısıyla artık yepyeni bir Türkiye var. Dün Ağrı; Ankara’ya, İstanbul’a, Antalya’ya, dünyaya da çok uzaktı. Bugün ise Türkiye’nin ve dünyanın her yeri Ağrılı kardeşlerim için adeta bir adım mesafede. Geçmişte maval okuyarak sizlere başka bir dünya fotoğrafı çizenlerin gerçek niyetleri yaşanan her gelişmeyle bir kez daha ortaya dökülüyor.
“KENDİ İKBALLERİNİ KURTARMANIN PEŞİNDELER”
Sırtını örgüte dayayan siyasi temsilciler de İstanbul ve diğer başka yerlerde kirli pazarlıklarla kendi ikballerini kurtarmanın peşindeler.
CHP’li belediye başkanlarının ırkçılık ve ayrımcılık kokan söylemlerine ses çıkarmayanlar mı sizin hakkınızı savunacak? Ağrı’yı ve bu bölgeyi arka bahçeleri olarak kabul edip, batıya şirin gözükmek için kendi ülkesine saldırılar yapanlar mı Ağrılı kardeşlerimin geleceğini inşa edecek?
Hiç bunların iradenizi istismar etmeyi amaçlayan turistik geziler haricinde samimiyetle halinizi sormak için Ağrı’ya geldiğini gördünüz mü? Şu ulu Ağrı dağına, Aladağlara teröristlere selam vermek dışında hayırlı bir nazarla bakanı gördünüz mü?”
“DARBECİLERDEN, VESAYETÇİLERDEN HESAP SORDUK”
Unutmayın başka Ağrı yok. Başka Türkiye yok. Önümüze çıkan fırsatları ve imkanları en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Kardeşlerim, Cumhuriyet tarihi boyunca milletimizin her kesimi gibi Ağrılı kardeşlerimizin de yaşadığı sıkıntılar yok mu? Elbette var. Ama bunların hiçbiri sizin üzerinizden sergilenmeye çalışılan kirli senaryoların bahanesi olamaz. Üstelik biz darbecilerden, vesayetçilerden, işkencecilerden hesap sorarak milletimizin bu dönemle hesaplaşmasını gerçekleştirdik. Hükümette olduğumuz 21 yılı aşkın süre boyunca bu ülkenin her eksiği gibi sizlerin hak, özgürlük, refah beklentilerinizi karşılamak için çalıştık.
Türkiye Yüzyılı’yla dünyanın en güçlü ülkeleri arasında yerimizi almaya hazırlanıyoruz. Bu vizyonu da Ağrı’yla birlikte hayata geçirelim istiyoruz. Onlar ne yapıyor? Birbirleriyle kavga etmekten, pazarlık etmekten, birbirlerine çalım atmaktan ülkeye ve millete dair herhangi bir meseleyi gündemlerine almaya vakitleri yetmiyor.
MUHAFELETE ‘SIFIR SONUÇLU SİYASET’ GÖNDERMESİ
Bunların hepsini bir araya toplayın sonra çarpın, bölüm, çıkartın, ne yaparsanız yapın geriye kalacak olan hep sıfır olur. Sıfır sonuçlu siyasetin de ne ülkeye ne millete faydası dokunur. İşte bunun için biz hep eser ve hizmet siyaseti diyoruz.”
AĞRI’DA YAPILANLAR
Eğitimde 5 bin 232 adet yeni derslik inşa ettik. İbrahim Çeçen Üniversitesi’ni şehrimize kazandırdık. Ağrı’ya yüksek öğretim yurtları açtık. 43 spor tesisi inşa ettik.
Sağlıkta Tatnos Hastanesi başta olmak üzere 15 hastane dahil 77 sağlık tesisini şehrimize kazandırdık. Çevre ve Şehircilikte TOKİ aracılığıyla 4 bin 240 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik.
Ağrı’daki 5 millet bahçemizden 4’ünü bitirdik. 16 km’den devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu 4 bin 500 km’ye çıkardık.
]]>
SIRTIMIZI MİLLETİMİZE YASLADIK
Programda konuşan Murat Kurum, “Bugün Erzurum’un kurtuluşunun yıldönümü. Erzurum’un yiğitlerinin yazdığı kahramanlık destanı ebediyete kadar yaşayacak olan İstiklal Marşı’mıza da ilham olmuştur. Bugün aynı zamanda, İstiklal Marşı’mızın kabul edilişinin yıldönümü. Biz sizlerle birlikte nice zorlukları aştık, nice engellerin üstesinden geldik. Ama durmadık, yılmadık her zaman davamız, hedefimiz büyük ve güçlü Türkiye oldu. 81 ilimize en güzel hizmetleri götürmenin gayretiyle çalıştık, çabaladık. Gece gündüz demedik, milletimizin zor gününde, her anında hep yanında olduk. İşte asrın felaketinde 11 ilde üç ayda 180 bin konutun yapımını başlattık. Elazığ depreminin ardından yaptığımız konutlarla milletimize huzurlu ve güvenli bir yaşamı biz sunduk. Manavgat’ta tarihin en büyük yangınını yaşadık. Orada vatandaşlarımıza bir söz verdik. 1 yıl içerisinde bu konutları bitireceğiz sizlere teslim edeceğiz dedik. Sözümüzü tuttuk. Ardından Kastamonu’da Giresun’da seller olduğunda vatandaşımızla el ele verip hızlı bir şekilde ayağa kaldırdık. İzmir’de deprem olduğunda İzmir tarihinin en büyük dönüşümünü yaptık. Hiç bir zaman bahanelerin arkasına sığınmayı seçmedik. Her zaman milletimizle birlikte yol yürüdük. Sırtımızı milletimize yasladık” dedi.
ERZURUMLULARA MÜJDE
Erzurum’a yapılan projeler hakkında konuşan Kurum, Erzurumlulara da şu şekilde müjde verdi:
“Erzurum’da eserlerimizi görürsünüz. Ulu Camii’nin karşısına baktığınızda karşınızdaki kale sizi selamlar. Ulu Camii’nin yanındaki o muhteşem millet bahçesiyle birlikte şehrin çocuklarının, gençlerinin, Erzurumlu dadaşlarımızın huzur içerisinde vakit geçirdiğini görürsünüz. Az ileriye gittiğinizde Erzurum’da yapmış olduğumuz yeni kentsel dönüşüm projelerimizi görürsünüz. Erzurum’un istihdamına katkı sağlamak amacıyla sanayi sitesiyle alakalı çalışmalarımızı görürsünüz. Erzurum’un yarınları için mücadele etmiş bir kardeşinizim. Hiçbir zaman milletimizin bizden beklentilerini, taleplerini görmezden gelmeyeceğiz. Söz verip o sözleri unutanlardan olmayacağız. Buradan yiğit dadaşlara Erzurumlu kardeşlerimize söz veriyorum. 1 Nisan’dan sonra İBB olarak Erzurumlu kardeşlerimizin vakit geçireceği bir kültür merkezi yapacağız.”

İSTANBUL’DA 5 YILDA YAPILMIŞ BİR ULAŞIM YATIRIMI YOK
Mevcut yönetimin 5 yılda yaptığı bir çalışma olmadığını eleştiren Kurum, kendi projeleri hakkında da şöyle konuştu:
“Yaklaşık 70 gündür İstanbullu ve Erzurumlu kardeşlerimize hizmet etmek, İstanbul’un refahını arttırmak için hayallerimizi paylaşıyoruz. Bu gün bir çok misafirimizin iftara bile yetişemediği bir durumla karşı karşıyayız. İstanbul’da yaşamak artık bir külfet haline geldi. İstanbul’da 5 yılda yapılmış bir ulaşım yatırımı yok. Yapılmayı bırakın bizim ihalesini yaptığımız metro hatlarını bile iptal ettiler. O da yetmezmiş gibi hafriyat döktüler. O da yetmedi bizim tünellerimize beton dökerek tarihe geçtiler. Onlar ne yaparsa yapsın onlar hangi yalanın peşinden koşarsa koşsun biz milletimizle birlikte yol yürüyeceğiz. Milletimizin refahı için önümüzdeki 5 yıl içerisinde şuan ki mevcut metro hattını 650 kilometreye çıkaracağız. Yapacağımız kavşaklarla, tünellerle, yol düzenlemeleriyle birlikte İstanbul’daki ulaşım süresini 64 dakikadan 39 dakikaya düşüreceğiz. İstanbul’da metro gitmeyen tek bir ilçemiz kalmayacak. Biz İstanbul’da 173 bin konutun dönüşümünü başlattık. Afet konutlarımızı tamamladık. İstanbul’umuzda tam 80 bin sosyal konut yaptık. 81 ilde 72 milyon metrekare millet bahçesi yaptık. O da yetmedi 80 tarihi meydanımız ihyası için çalıştık. Vatandaşımız bizden ne bekliyorsa altyapıya, üst yapıya ilişkin belediyelerimizle vatandaşlarımızın huzuru ve refahı için çalıştık.”
“Mesele Türkiye Yüzyılı’nda İstanbul’un geleceği meselesidir”
Verilen sözlerin hiçbir zaman unutulmayacağına vurgu yapan Kurum, “31 Mart’ta bir tarafta sözünü tutmayanlar diğer tarafta İstanbul’a 365 milyar yatırım yapanlar olacak. Bir tarafta İstanbul’un kaynaklarını çarçur edip, israfı bitirdik deyip tabelalara 350 milyon harcayanları, bir tarafta da gecesini gündüzüne katmış İstanbul’un geleceği için çalışanları tercih edeceksiniz. Bir tarafta 2 günlük konsere 550 milyon para harcayanları göreceksiniz, diğer tarafta da hem konserleri yapan, hem gençliğin geleceğini inşa eden, hem de verdiğin sözleri tutan iradeyi görürsünüz. Hangi siyasi partiye oy verirse versin tüm vatandaşlarımızdan şapkayı önlerine koyup bu soruların yanıtını aramalarını istiyorum. 31 Mart’ta İstanbul’umuzu ayağa kaldırıp sizlere layık bir şehir haline getireceğiz. Hiçbir zaman kibirli olmayacağız, hiçbir zaman vatandaşımızdan uzak durmayacağız. Hiçbir zaman sözlerimizi unutmayacağız ve el birliğiyle İstanbul’umuzu geleceğe hazırlayacağız. Mesele Murat Kurum meselesi değil mesele Türkiye Yüzyılı’nda İstanbul’un geleceği meselesidir” şeklinde konuştu.
]]>
“BUGÜN DE DEV BİR ESER KAZANDIRIYORUZ”
Türkiye’nin 81 ilinde eser ürettiklerini, milletin hizmetkârı olduklarını söyleyerek konuşmasına başlayan Kurum, ‘’Bakanlığım döneminde Diyarbakır’dan Van’a, Erzurum’dan Ardahan’a, Mardin’den Iğdır’a, Kars’tan Tokat’a, Ordu’dan Samsun’a, Muş’tan Sivas’a, Malatya’dan Sinop’a kadar yüzlerce eseri siz değerli hemşehrilerimizin emrine sunduk. İstanbul’umuza, İstanbullulara eserler kazandırdık, bugün de dev bir eser kazandırıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Bakırköy Sahil-Bahçelievler-Güngören-Bağcılar Kirazlı Metro Hattımızın açılışını gerçekleştiriyoruz. Bu hattımızla, vatandaşlarımız trafik çilesinden kurtularak Kayaşehir’den Bakırköy Sahil’e 39 dakikada, Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nden İncirli’ye 31 dakikada, Kayaşehir’den Kirazlı’ya 27 dakikada, Metrokent’ten-Özgürlük Meydanı’na sadece 30 dakikada gidecek.’’ dedi.

“İSTANBULLULAR 5 YILDIR BU BECERİKSİZ, LİYAKATSİZ YÖNETİMİN ELİNDE ÇİLE ÇEKİYOR”
Mevcut İBB yönetimini eleştiren Kurum, ‘’Maalesef İstanbul’umuz, İstanbullular 5 yıldır bu beceriksiz, liyakatsiz yönetimin elinde çile çekiyor. Mevcut CHP’li İBB yönetiminden en ufak bir proje gördünüz mü? Esenyurt’un bu kadar problemi varken en ufak bir yatırım yaptıklarını gördünüz mü? Beş yıldır Esenyurt’umuzu CHP’li belediye yönetmedi mi? İBB CHP’nin yönetiminde değil miydi? Şu Esenyurt’umuza neden bir yatırım yapmadılar. Tapu sorununu neden çözmediler? Kentsel dönüşümü neden başlatmadılar? İşte, bu şehrin, Esenyurt’umuzun en önemli sorunlarının başında ulaşım problemi geliyor.’’ şeklinde konuştu.

“YALANCI BAŞKAN EMEK HIRSIZLIĞI YAPIYOR, PROJE HIRSIZLIĞI YAPIYOR, İCRAAT HIRSIZLIĞI YAPIYOR”
Son 5 yılda tek bir metro ihalesi yapılmadığına vurgu yapan Kurum, ‘’Taş üstüne taş koymadılar. Temelini attığımız metro hatlarına hafriyat döktüler. Başlattığımız metroları dahi bitiremediler. Bunlar yetmezmiş gibi bir de bu ‘Yalancı Başkan’ çıkıp ne yapıyor? Rahmetli Kadir ağabey döneminde temelleri atılan metro projelerinin temelini ben attım diye yalan söylüyor. Emek hırsızlığı yapıyor. Proje hırsızlığı yapıyor. İcraat hırsızlığı yapıyor.
Şu 3 günlük dünyada yalan söylemedikleri tek bir gün dahi yok. Her güne bir yalan sığdırıyorlar. Açtım dediği 47 kilometrelik metro hattının sadece ve sadece 8 kilometresi bu yalancı başkanın döneminde yapılmıştır. Biz gittiğimiz her yerde bunu anlattıkça, metro konusunda elleri ayaklarına dolaştı. Öyle korkmuşlar ki; 4 yıl önce hafriyat döktükleri Sancaktepe-Yenidoğan metrosunun temelini hemen apar topar, yarım yamalak atmaya karar vermişler. Ama ne zaman? 4 yıl geçtikten sonra, İstanbulluları 4 yıl metrosuz bıraktıktan sonra. Ne için? Seçim için, koltuk için, göz boyamak için. 4 yıldır aklın neredeydi? Peki, bu millet buna kanar mı? Kanmaz! Millet sandığa gelecek, 4 yılın hesabını sana teker teker soracak.’’ dedi.
Ulaşımda yapacakları projelere değinen Murat Kurum, yeni metro hatlarıyla birlikte 2 yakaya yapacakları tünellerle, kavşaklarla, otoparklarla, yeni otobüs ve metrobüs filolarıyla İstanbul’u ve İstanbulluları hem yalanlardan hem de trafik çilesinden kurtaracaklarına dikkat çekti.

“BUNLAR İSTANBUL’A TEK BİR ÇİVİ BİLE ÇAKMADI”
1 Nisan’dan sonra trafik çilesini bitirecekleri gibi kentsel dönüşümü de tamamlayacaklarını ifade eden Kurum, ‘’İstanbullu kardeşlerimiz beş yıldır kentsel dönüşümden şikayetçi. İBB eliyle yapılması gereken kentsel dönüşüm ne yazık ki yapılmadı. Bugün İstanbullu kardeşlerimiz riskli ve güvensiz evlerde can korkusuyla yaşıyor. Güya 100 bin konut yapacaklardı? 5 bin bile yapamadılar. Bunlar İstanbul’a tek bir çivi çakmadı. Hemşehrilerimizin canı bunların umurunda değil. Bu yalancı ve tembel başkan kar yağdı İstanbul’dan kaçtı, sel oldu İstanbul’dan kaçtı. Kaçtı da kaçtı.
Sürekli İstanbul dışı gündemlerle meşgul. Nerede kendi menfaatini görse hemen oraya çadır kuruyor. İsrafı bitirdik deyip Esenyurt’un parasını çarçur ediyor. İsrafı bitirdik deyip tabelalara 350 milyon lira para harcıyor. İki günlük konsere 550 milyon lira para harcadılar. Sen Esenyurt’un parasını konsere harcarsan, Esenyurt’un metrosunu yapmayıp kendi ikbalin için paraları çarçur edersen, Esenyurt’un tapu sorununu çözmeyip CHP’yi dizayn etmeye kalkarsan Esenyurt bunun hesabını 31 Mart’ta sorar. Ama İstanbul’a el uzatmayanlara 31 Mart’ta artık dur diyeceğiz.

Asrın felaketinde biz 11 ilimize gittik. 11 ilimizde, ilçemizde gitmediğimiz yer kalmadı. Ben 81 ile gitmiş bir kadeşinizim. 550’yi aşkın ziyaret gerçekleştirdim. O ziyaretlerin bazıları bir ay sürdü. Gittik, milletimizin elini sımsıkı tuttuk. O eli milletimizin yüzünde mutluluğu görene kadar, milletimiz huzur ve güven içerisinde olana kadar asla bırakmadık. Biz bir söz verdik ve tuttuk. Bugün Türkiye’nin neresine giderseniz gidin Murat Kurum söylüyorsa eğer, Murat Kurum yapar derler. Biz bu anlayışla çalıştık, bu anlayışla çalışmaya da devam edeceğiz.’’ sözleriyle de İstanbul’a el uzatmayanlara 31 Mart’ta artık dur diyeceklerini dile getirdi.
Bakanlığı döneminde yaptığı projelerden bahseden Kurum, ‘’Asrın felaketinde 11 ilde 180 bin konutun temelini biz attık. Elâzığ depreminin ardından yaptığımız konutlarla milletimize huzurlu ve güvenli bir yaşamı biz sunduk. İşte Elazığ’da, Malatya’da yaptığımız tek bir TOKİ konutumuz dahi asrın felaketinde yıkılmadı. Manavgat’ta büyük yangın sonrası 1 yıl geçmeden yaptığımız yeni sıcak yuvaları biz teslim ettik. Kastamonu’daki büyük sel felaketi sonrası Bozkurt’u kısa sürede yeniden biz ayağa kaldırdık. İzmir’de binlerce sağlıklı konutu vatandaşlarımıza biz kazandırdık. Giresun’da sel felaketinin ardından Dereli’yi adeta yeniden inşa ettik. Biz yaptıklarımızla konuşuyoruz, yapacaklarımızı anlatıyoruz.’’ dedi.

“SEN BARETİ GÖRÜNCE TATİLDE ‘ACABA BUNUNLA KAYILIR MI?’ DİYE ÜSTÜNE BİNERSİN”
‘’Türkiye’nin en büyük bütçesiyle 5 yılda İstanbul’a sadece 5 bin konut yapan bir Başkanın bırakın makamına gitmeyi, sokağa bile çıkamaması lazım. Ama yüzleri kızarmıyor. Sempozyum var, kentsel dönüşüm yok. Reklam var, kentsel dönüşüm yok. Konser var, eğlence var, kentsel dönüşüm yok. Ortada deprem gerçeği var başkan yok, plan yok, proje yok, hazırlık yok. Hele hele şu aralar ne var biliyor musunuz? ‘Panik var, telaş var.’ Orada burada bize laf yetiştirmeye çalışıyor. Bu yalancı başkan artık bizim dil sürçmelerimizden medet umuyor. Yok efendim ‘rakibimin dili sürçtü, ayak dedi, baret dedi; şöyle oldu, böyle oldu.’ Yahu sen bareti, çizmeyi ne bilirsin? Baret; eser yaparken, yangında, depremde, selde milletine hizmet ederken takılır. Sen, afet bölgelerine değil de tatil bölgelerine kaçtığın için bilemezsin. Sen bareti sadece poz vermek için kullanırsın. Sen bareti görünce tatilde ‘acaba bununla kayılır mı?’ diye üstüne binersin. Baret senin gibi algıcıların değil; baret, eser yapan adamların işidir. Eser, hizmet bizim alanımız; sen iyisi mi yalanlarına devam et; o eser alanlarına hiç girme.’’ sözleriyle kentsel dönüşüm yerine reklama para ayıran İBB yönetimini eleştiren Kurum, ‘’İstanbul’da 1 Nisan’da kentsel dönüşüme başlıyoruz. 650 bin konut projemizi gereksiz görenlere rağmen biz İstanbullu hemşehrilerimizi yeni ve güvenli yuvalarına kavuşturacağız. Yaptık, başarılı olduk, milletimizin duasını aldık, Allah’ın izniyle yine yapacağız. Bizim 1 Nisan’dan itibaren gecemiz gündüzümüz İstanbul olacak. İstanbulluların canı da malı da bize emanet olacak. Deprem başta olmak üzere İstanbul’umuzu tüm doğal afetlere karşı koruyacağız. İstanbul’umuzu hep birlikte dirençli hale getireceğiz.’’ diyerek kentsel dönüşüme öncelik vereceklerini söyledi.

“ÖRNEK VE ÇINAR MAHALLEMİZDE TAPU SORUNUNU 1 NİSAN’DA ÇÖZÜYORUZ”
Esenyurt’un ulaşım ve tapu sorununa değinen Kurum, ‘’2 buçuk yıl içerisinde Mahmutbey-Esenyurt, Esenyurt-Avcılar metro hatlarını hızlıca tamamlıyoruz. TÜYAP-Hadımköy Kavşağını yapıyoruz. Böylece o bölgede trafik sorununu ortadan kaldırıyoruz. Haramidere – Akçaburgaz yolunu da yapıyoruz. Esenyurt’un en büyük sorununu kökten çözüyoruz. Örnek ve Çınar mahallelerimizde tapu sorununu 1 Nisan’dan itibaren çözüyor, sizleri tapularınıza kavuşturuyoruz. Esenyurt’umuzun en büyük problemlerinden biri olan otopark sorununu da çözüyoruz. Gençlik merkezimizi, e-spor merkezimizi gençlerimizin hizmetine sunacağız. Esenyurtlu gençlerimiz artık tüm ihtiyaçlarını buralarda karşılayacaklar. Esenyurt’ta kreşi olmayacak tek bir mahallemiz bile kalmayacak. 7/24 nöbetçi kreşlerimiz sizlere hizmet verecek. Gençlerimiz için Esenyurt’umuza güzel bir kütüphane ile kendi işlerini kursunlar diye bir de paylaşımlı ofisler kazandıracağız.’’ diyerek Esenyurt ile ilgili projelerini sıraladı.

Anne ve babalara müjde veren Kurum, okulların temizlik ve güvenlik sorunlarını Büyükşehir olarak çözeceklerini söyleyerek konuşmasını tamamladı.
Mitingte konuşma yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erken Kandemir, ‘’Murat Bey gerek bakanlığı döneminde yaptığı hizmetlerle, gerek öncesinde İstanbul’a kazandırdığı hizmetlerle işin ehli, yüreği milletiyle beraber atıyor. Hamit Bey zaten Esenyurt’un evladı. İnanıyorum ki Esenyurt’u Hamit Bey’e, İstanbul’u işin ehli, çalışkan, bu milletin evladı, yüreği sizlerle atan, sizin sofranızda büyümüş, derdinizle dertlenecek, çalışkan başkanıma İstanbul’u emanet edeceksiniz. İnanıyorum ki bu aşkı, bu sevdayı, yüreğindeki mücadele azmini, sizin sofranıza oturup sizinle beraber muhabbet edecek, lokmayı bölecek başkanımı İstanbul’u muradına erdirmek suretiyle yakasına rozeti takacaksınız.’’ dedi.

Murat Kurum’a AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir, AK Parti Esenyurt Belediye Başkan adayı Hamit Öncü eşlik etti.

Millet bahçesinde, doğalgaz ile çalışan ve tek seferde yüzlerce ailenin mangal yapmasına olanak sağlayan 5 adet barbekü alanı, bin 256 metrekare alana kurulan 300 kişilik kapasitesiyle yaklaşık 20 bin kitaba ev sahipliği yapan Osmangazi Millet Kütüphanesi, bisiklet ve yaya yolları, seyir terası, sanat akademi binası, 3 adet kompleks çocuk oyun alanı, restoran, kafeterya, 2 adet büfe, koku bahçesi ve koku yolu, bisiklet istasyonu, et satış ünitesi, futbol sahası, koşu parkuru, mini futbol sahası, mini voleybol sahası, mini tenis kortu, mini basketbol sahası, 3 takım açık hava spor aleti, cami, sporcular için soyunma odası ve kafeterya, mescit, 750 metrekare 9 kademeli şelale ve özel peyzaj alanları ile 22 m geçiş köprüsü, birbirinden farklı üniteler, 5 adet mermer çeşme idari bina, hobi atölyesi, 4 adet sera, meyve bahçesi, doku yolu, 2 adet seyir kulesi, fotoğraf çekim alanı, manzara terası, 3 adet abdesthane ve wc, toplam 721 araçlık otopark-otomatik kontrol sistemi, yaşlı ve engelli vatandaşlarımızı taşıyacak çevre dostu 8 adet şatıl otoparkı, millet meydanı, müzikli kuru havuz, 83 adet kameriye, 100 adet oturma birimi, idari yönetim binası (mevcut) kyox ünitesi ve simit kafe yer alıyor.
Osmangazi Millet Bahçesinin açılışıyla birlikte Sıfır Atık Proje Lansmanı ile Hekimbaşı ve Esenkent atık aktarma merkezlerinin de açılışı gerçekleştirildi. Düzenlenen açılış törenine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, İstanbul Valisi Davut Gül, Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, İlçe Kaymakamı Abdülaziz Aydın, AK Parti İstanbul Milletvekilleri, AK Parti İlçe Başkanı Salim Çetinkaya, AK Parti meclis üyesi adayları, STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
‘VERDİĞİMİZ SÖZLERİ BİR BİR YERİNE GETİRDİK’
Başkan İsmet Yıldırım, “Sayın bakanım çok kıymetli Ümraniyeliler hoş geldiniz sefalar getirdiniz. Bizleri böylesine güzel bir günde bir araya getiren Rabbime şükrediyorum” dedi. Başkan Yıldırım, “Ümraniyemiz geçtiğimiz 5 yıl içerisinde yeni temel atma törenlerinin ve yeni açılışların sık duyulan adresi oldu. 20219 yılında milletimiz AK Parti ile yola devam dedi. Ümraniyeli kardeşlerimiz eser siyasetini, hizmet siyasetini seçti. Millet kütüphaneleri, millet bahçeleri yapılsın dedi. Ümraniye yeni meydanlar kazansın istedi. Sandıkta gördüğümüz bu teveccühün ne anlama geldiğini çok iyi biliyorduk. Daha ilk günden kolları sıvadık, verdiğimiz sözleri yerine getirmek için çalışmaya başladık. Biz Ümraniye’ye daha yaşanılabilir bir Ümraniye sözü verdik. Ümraniye’ye şehrin cazibe merkezi olma sözü verdik. Daha fazla yatırım, daha fazla kalıcı eser sözü verdik. Her türlü olumsuzluğa rağmen, pandemiye, 6 Şubat depremlerine, yangın ve sel felaketlerine, salgının sebep olduklarına rağmen vaatlerimizi bir bir gerçeğe dönüştürdük. Tüm bu süreçte bize güvenen oy veren vermeyen her kese desteklerinden ötürü teşekkür ediyorum. Kardeşlerim, 1994 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın belediye başkanı seçilmesiyle belediyecilik tanımı isim kazanmıştır. Bizlerde bu yolda bir çok hizmeti yaptık. Bugün açılışını yapacağımız Osmangazi Millet Bahçesi bunun bir örneğidir. Ümraniye de millet bahçesi sayımızı inşallah beşe çıkaracağız. Yaptığımız millet bahcelerimizde ateş yakmayı yasakladık. Dolgazla çalışan üniteler yaptık. Bu konuda örnek olduk. Bu vesileyle Osmangazi Millet bahçemiz İstanbulumuza ve Ümraniyemize hayırlı olsun. Bu gün iki açılışımız daha olacak. Biri Hekimbaşı Atık Getirme Merkezi diğeri ise Esenkent Atık Getirme Merkezi. Tüm bu hizmetlerimiz hayırlı olsun” dedi.
‘GERÇEK BELEDİYECİLİK AK PARTİ BELEDİYECİLİĞİDİR’
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki ise yaptığı konuşma şunları ifade etti; “Bizim arkadaşlarımız gerçek belediyecilik yapıyorlar, her gittikleri yerlerde imkanlar neyse onları seferber ediyorlar. AK Parti belediyeciliği yapar. Gerçek belediyecilik AK Parti belediyeciliğidir. İşte burada görüyoruz, Osmangazi Millet Bahçesi muazzam bir eser olmuş. Allah yapanlardan ve vesile olanlardan razı olsun. Sayın başkanımıza yapmış olduğu hizmetlerinden dolayı kutluyorum. Bu gibi hizmetlerin devamını diliyorum. Bu millet Bahçesinin Ümraniyeye hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” dedi.
Program protokol konuşmalarının ardından telekonferansla Esenkent Atık Getirme Merkezi, Hekimbaşı Atık Getirme merkezlerinin ve Osmangazi Millet Bahçesi’nin açılışı ile son buldu.
Bir gazetecinin, “Sizin tercihiniz sıfırdan yeni bir anayasa mı yoksa daha önce 64 maddede sağlanan bir mutabakat vardı, onun üstünden devam etmek midir?” sorusuna karşılık Kurtulmuş, “Bu Meclis kurucu meclis değildir, bu Mecliste sıfırdan bir anayasa yapılamaz.” şeklindeki söylemleri yanlış ve sakıncalı bulduğunu söyledi.
Bu tür söylemleri, “Meclise hakaret ve demokrasiye karşı bir tavır” olarak nitelendiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Bu Meclis isterse, gerekli çoğunluğu bulursa yeni bir anayasa yapabilir. Bir kere bunu tespit etmemiz lazım. Ama nihayetinde bunun gerçekleşebilmesi bir siyasi ortam meselesi. Yani partiler nasıl yaklaşacak, tartışmalara nasıl katkı verecek? O zaman eğer böyle mükemmel bir çalışma ortaya konulamayacaksa, ideal olan budur, daha doğrusu mükemmele yakın bir anayasa değişikliği teklifinde partiler arasında bir konsensüs oluşamayacaksa, o zaman hangi konularda birtakım zorluklarımızın, sıkıntılarımızın olduğu gündeme getirilir. Her parti kendisince önemli gördüğü noktaları, alanları ortaya koyar, bunların üzerinden tartışma yapılır ve sonuçta bir çoğunluk elde edilirse yani 400 oy bulunursa zaten sorun yok. Ha yeni bir anayasa yaptınız, ha anayasa değişikliği yaptınız fark etmez. Ama bulunamazsa bile Türkiye’yi referanduma götürecek bir oy bulunduğu takdirde partilerin uzlaştığı konular referanduma gider. Ben yöntem bakımından herhangi bir sıkıntı görmüyorum. Her şey gayet açık.”
– “MİLLET KİMİN YAPICI OLDUĞUNU, KİMİN DE SON DERECE CİDDİ ŞEKİLDE SÜREÇLERİ TIKADIĞINI GÖRÜR”
Meclis Başkanı Kurtulmuş, yeni anayasaya ilişkin, “DEM Parti ve CHP olmasa da aritmetik olarak nasıl bir sonuç oluşur?” sorusunun yöneltilmesi üzerine, doğru olanın, en yüksek konsensüsü bulmak olduğunu belirtti.
Yeni anayasaya yönelik henüz bir metin yokken “Hangi parti bu metni kabul ediyor, hangi parti kabul etmiyor.” şeklinde bir tartışmayı, lüzumsuz ve zamansız gördüğünü ifade eden Kurtulmuş, “Şu anda ‘Partilerin hangisi nereye kadar işbirliği yapabilir.’ farazi bir şeydir. Önce bir metin çıksın, Meclisin üzerindeki temel sorumluluk… En azından hangi alanlar tartışılıp olgunlaştırılacak, bunlar ortaya çıksın. Bunların çok zor olmadığını düşünüyorum. Nihayetinde sayı yeter, olur; yetmezse de olmaz. Millet bu tartışmaları da bir kenardan seyreder, kimin yapıcı olduğunu, kimin de son derece ciddi şekilde süreçleri tıkadığını görür.” diye konuştu.
Numan Kurtulmuş, TBMM İçtüzüğü konusunda hangi başlıkların ele alınması gerektiği konusundaki değerlendirmesinin sorulmasına karşılık şunları kaydetti:
“Zihnimde aşağı yukarı bu konuyla ilgili olgunlaşmış kanaatlerim var. Ama benim bunları söylememin de bu aşamada doğru olmadığı kanaatindeyim. Özellikle ele almamız gereken konuların başında komisyonların etkin çalıştırılması, Meclisin çalışma sürelerinin gözden geçirilmesi, ihtisas komisyonlarının aktif hale getirilmesi, yasa yapım süreçlerinin kalitesinin arttırılması gibi birtakım temel meseleler var. İçtüzük konusunda Meclisteki müzakereler olgunlaştırılarak daha rahat sonuç alınabileceğini düşünüyorum. Ben kendi fikrimi söylemiyorum, bu saygısızlık olur. Milletvekili arkadaşlar, siyasi partilerin grupları çalışıyorlar. Benim de fikirlerim, tespitlerim var. Bunları zaman zaman arkadaşlarla paylaştık, paylaşıyoruz. Zaman zaman milletvekillerinin, siyasi parti gruplarının tamamına yakını Meclisin çalışma düzeninden şikayet ederler. Hadi o zaman buyurun. Başkası gelip bunu düzenlemeyecek.”
– “KİMSENİN REJİMİ DEĞIŞTİRMEK GİBİ BİR NİYETİNİN OLMADIĞI AÇIK”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Yeni anayasa hayal. Olmayacak.” şeklindeki söylemler anımsatılarak, değerlendirmesinin sorulması üzerine, “Partilere sorsak, ‘Şu andaki sistemin nerelerde tıkandığından şikayet ediyorsunuz?’ desek, aşağı yukarı benzer şikayetleri dile getirdiğini göreceğiz. Anayasa yapım meselesinin bir teknik tarafı var, doğru. Ama esas bir de siyasi atmosferle ilgisi var. Anayasa yapmaktan daha önemli olan, o siyasi atmosferi oluşturmaktır. Bu atmosferi oluşturmak için ben Meclis Başkanı olarak katkıda bulunurum ama bütün siyasi partilerin de burada olumlu bir yönelim içinde olması lazım.” ifadelerini kullandı.
Bu konuda daha önce siyasi partilerle görüştüğü hatırlatılarak, partiler arası bir görüşme olup olamayacağının sorulmasına Kurtulmuş, “Olur tabii… Yöntem belirlenir. Ben işin yönteminin, kolay kısmı olduğu kanaatindeyim. Siyasi atmosferin ve o siyasi atmosferi kuvvetlendirecek niyetin çok daha önemli olduğunu düşünüyorum.” karşılığını verdi.
Numan Kurtulmuş, başka bir gazetecinin, “Muhalefetin genel endişesi şu; ‘Rejimi değiştirecekler.’ Bu konuda değerlendirmeniz ne olur?” şeklindeki sorusunu yanıtlarken, çocukluğundan beri bu söylemi duyduğunu dile getirdi. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu artık eski Türkiye’nin siyaset tarzı içerisinde kaldı. Kimsenin rejimi değiştirmek gibi bir niyetinin olmadığı açıktır. Bu anlamda Türkiye’deki anayasal sistem içerisinde eksiklerimiz neyse ele alınması lazım. Zaten şimdiye kadar bu anayasanın çok sayıda maddesi değişmiş. Biz de diyoruz ki sadece mesele maddelerini değiştirmek değil, gelin şu anayasanın ruhunu değiştirelim. Ruhu hala orada duruyor. Hala 1960 darbesinin, hala 1980 darbesinin ‘Ola ki siviller üzerine bir tahakküm kurarız.’ diye anayasanın metinleri içerisine yerleştirdikleri o tuzaklar duruyor. Bunları biliyoruz. Yani bunları da ortadan kaldırmak gerekir. Yoksa ben hiç kimsenin bir rejim değişikliği niyeti içinde olduğunu zannetmiyorum.”
– “CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ YILLARDIR UYGULANIYOR”
Meclis Başkanı Kurtulmuş, başka bir gazetecinin, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi nihai onayı almıştır, o tartışma bitmiştir. Ama Meclisi güçlendirmeli miyiz? Bunu hangi alanlarda yapabiliriz?” şeklindeki sorusu üzerine, Türkiye’de uygulanmakta olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin sabah kalkıp “Hadi bu sisteme geçelim.” şeklinde uygulamaya konulmadığına işaret etti.
Bu sistemin Anayasa değişikliği ve milletin onayıyla hayata geçtiğini hatırlatan Kurtulmuş, “Milletin isteği doğrultusunda bir anayasa değişikliğiyle kabul edilmiş olan bir sistem değişikliği. Ayrıca bu sistem içerisinde Türkiye, anayasa değişikliği yaptıktan sonra üç kere daha seçim yapmış. Bu seçimlerin hepsini de bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içerisinde gerçekleştirmiş. Dolayısıyla bu sistemi, halk oyları, seçimler bakımdan ele aldığımızda bu tartışmanın artık çok geride kalmış olması lazım.” diye konuştu.
Numan Kurtulmuş, sistemin de ülkenin de cumhuriyetin de sahibinin millet olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Millet derse ki, ‘Kardeşim ben bu sistemi değil de yarı başkanlık sistemi istiyorum, parlamenter sistemi istiyorum.’, bunun da yolu bellidir. Ama şu anda Türkiye’nin siyasi aritmetiği bunun, bu parlamento yapısı içerisinde, bugünkü siyasi dizayn içerisinde imkansıza yakın olduğunu gösteriyor. Ben bu tartışmanın da Türkiye’ye vakit kaybettirdiğini düşünüyorum. Bu artık geride kaldı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yıllardır uygulanıyor. Burada uygulamadan kaynaklanan birtakım noksanlar olabilir. Onlar oturulur, tartışılır. Nihayetinde uygulamadan kaynaklanan bu eksiklikler de giderilebilir. Bunun anayasa değişikliği gerektiren kısmı varsa onlar yapılır, gerektirmeyen kısmında da uygulamada değişiklik ortaya konulur. Denge denetim mekanizmalarının da bir şekilde güçlendirilerek o anlamda Meclisin daha etkin hale gelmesi temin edilebilir.”
– “BAKANLARLA MECLİS ARASINDA DAHA AKTİF, GÜÇLÜ BIR ÇALIŞMA ORTAMINI OLUŞTURMAK LAZIM”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Bakanlar Genel Kurulda sunum yapsın.” şeklindeki taleplere yönelik değerlendirmesinin sorulması üzerine şunları söyledi:
“Olabilir. Bu dönemde birkaç kez bakanları Genel Kurula çağırdık, Meclisi bilgilendirdiler. Ama onun ötesinde bakanlar özellikle ihtisas komisyonlarında, kendileriyle ilgili konular mevzu bahis olduğunda gelsinler Meclis’e ve komisyonları bilgilendirsinler. Oradaki tartışmanın içerisinde olsunlar. Dolayısıyla evet, bu sistem ağırlıklı olarak bakanların milletvekili olmamasını gerektiriyor. Ancak, bakanlarla Meclis arasında daha aktif, güçlü bir çalışma ortamını oluşturmak lazım. Birkaç senedir pratik olarak yaptığımız bir şey var. Nöbetçi bakanlar. Nöbetçi bakanlar Meclis’e geliyorlar, milletvekili arkadaşlar kendi seçim çevreleriyle ilgili Türkiye’nin geneliyle ilgili talep ve görüşlerini ilgili bakan arkadaşa söylüyorlar. Ben zaman zaman ziyaret ediyorum odalarını. Bakıyorum bakan arkadaşlar da çok memnun. Yani onlar da böylece siyasetle birebir temas kurmuş oluyorlar.”
BİR CHP’Lİ VEKİLİN ODASINDA PARA DOLU POŞET BULUNDU İDDİASI
Kurtulmuş, “Meclis’te bir CHP’li milletvekilinin odasında para dolu poşet bulunduğu” iddiasına ilişkin soruyu yanıtlarken, “Bu bir iddia. Biz söylentiler üzerinden hareket edemeyiz. Genel Sekreterimize talimat verdim. Hemen muhakkik tayin ederek, bunun ne olduğunu, ilgili görüntüleri de izleyerek, oradaki görevli arkadaşların ifadelerine de başvurarak bir çalışma yapılıyor. Zannediyorum kısa bir süre içinde rapor hazırlanır.” ifadelerini kullandı.
Numan Kurtulmuş, gazetecilere yeşil pasaport verilmesinin gündeme gelip gelmeyeceğinin sorulması üzerine de bu konudaki görüşünü daha önce de ifade ettiğini hatırlatarak, “Gazeteci arkadaşlarımızın, belli bir tecrübeye sahip olan ve diyelim ki 15 yıl gazetecilik yapmış olan arkadaşlarımızın yeşil pasaport almalarının uygun olacağı kanaatindeyim. Bu konu uygun bir zamanlama ile Meclisin gündemine alınabilir.” dedi.
Cemaatten yapılan açıklamada, “Biz Nur Talebeleri vatan, millet ve İslamiyet namına Cumhurbaşkanımızın intihap ettiği Cumhur İttifakı adaylarını destekleyerek şer odaklarının karanlık hayallerini Allah’ın avn ve inayetiyle boşa çıkarmalıyız.” denildi.
Kurucu mütevelli heyetinde merhum Hüsnü Bayramoğlu ağabey, Abdullah Yeğin ve Said Özdemir gibi ömrünü Kur’an-ı Kerim hizmeti ve Risale-i Nur eğitimine adayan isimlerin bulunduğu Hizmet Vakfı da 2024 Mahalli İdareler Seçimleri’ne dair açıklama yaptı.
1973 yılında Kuran-ı Kerim neşri için cumhuriyet döneminde kurulmuş ilk özel vakıf olma niteliği taşıyan Hizmet Vakfı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan etrafında kenetlenme çağrısında bulundu.
Risale-i Nur Sözler Cemaati’nin 31 Mart seçim beyanatı şöyle;
“Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi hazretleri, CHP’nin siyaseti dinsizliğe alet ederek dine ve dindarlara verdiği zarara karşı, siyaseti dine alet ve dost yaparak dindarlara hakkı hürriyet tanıyan ve İslam aleminin ittihadına çalışan Adnan Menderes’i iman, Kur’an, vatan ve alemi İslam hesabına desteklemişti.
Bu günlerde ise, belki de hiçbir zaman olmadığı kadar alemi İslam birliğe ve ittihada muhtaçtır. Buna en bariz delil, Gazze’deki vahşet ve katliamdır. Üç beş milyon Siyonist kuvvet, iki milyar Müslüman’a kan kusturuyorsa, bu aramıza atılmış çeşitli fitnelerin bir neticesidir. Öyle ise bizde küçük hesaplar ile birlik ve beraberliğimize zarar verecek, ehli dalaletin hücumuna zemin hazırlayacak her türlü harekete karşı ittihadı esas tutmak ve ümmeti İslam’ın birlik ve beraberliği için çalışmak bizim için elzemdir.
Bizlerde bu meyanda geçen seçimlerde olduğu gibi 31 Mart seçiminde de bütün bu ifsat ve şer komitelerine karşı, vatan ve milletimizin birliği, bütünlüğü ve selameti için cumhurbaşkanımıza kuvvet vererek, intihap ettikleri adayları ve Cumhur İttifakı’nı destekleyeceğimizi belirtmek istiyoruz.
Bu vesileyle, bundan evvelki 2019 yerel seçimi aynen 31 Mart’a tevafuk etmiş ve o zaman hayatta olan üstadımızın vekil ve varislerinden Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyin neşrettiği lahika mektubunun bir kısmını aynen takdim ediyor ve Ramazanınızı tebrik ediyoruz.
“Cennet vatanımızda istikrarı bozmak ve hükümeti zayıflatmak için her türlü bahane istimal edilip, içerden dışardan türlü türlü şeytanlıklarla kökü dışarda dal ve budakları içerde zındıka komitelerinin memlekette anarşi çıkartmak için çalışmaları zahirken, biz Nur Talebeleri vatan, millet ve İslamiyet namına Cumhurbaşkanımızın intihap ettiği Cumhur İttifakı adaylarını destekleyerek şer odaklarının karanlık hayallerini Allah’ın avn ve inayetiyle boşa çıkarmalıyız.
Memleketimizin üzerinde büyük oyunlar oynanırken küçük hesaplar içerisinde olmak ancak gafletin ifadesidir. Müminler ise uyanık olmalıdırlar. Bu karar ve irademizi aziz milletimize beyan ederek, halkımızın teyakkuzuna vesile olmayı bir borç biliyoruz.”
HİZMET VAKFI’NDAN CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN ETRAFINDA KENETLENME ÇAĞRISI
Vakıftan yapılan açıklama şöyle:
Ülkemiz, Rabbimizin lütfu, aziz milletimizin teveccühü ile genel seçimini yapmış ve Muhterem Cumhurbaşkanımıza yeniden riyaset etme görevini tevdi etmiştir. Ancak gelen seçimin mahalli idareler seçimi olduğu halde dünya ülkeleri ve özellikle İslam ülkeleri arasında yükselen ülke itibarını zedelemek için iç ve dış düşmanların ittifak ettikleri meşru olmayan bütün yolları kullanarak, terör örgütlerini destekledikleri ve özellikle muhterem Cumhurbaşkanımızı hedef aldıkları müşahede edilmektedir.
Bu husus bin yıldır takriben İslam’ın bayraktarlığını yapan bu necip milletin bekasını alakadar etmektedir. İç ve dış mihrakların ve onların yerli işbirlikçilerinin yaklaşan seçimleri değerlendirmek isteklerinin, faaliyetlerinin; Rabbimizin lütfu ve milletimizin feraseti ile bertaraf edileceği inancını taşımaktayız.
Ancak bu tehlikeyi bertaraf etmek için Cumhurbaşkanımızın etrafında kenetlenmenin dini ve milli bir vazife olduğu hususunu bu aziz milletimize arz ederiz.
Hizmet Vakfı
]]>
TÜRKPA Genel Sekreteri Er, programda yaptığı konuşmada, 1918’de, Osmanlı Devleti’nin kendisinin de zor durumda olduğu bir dönemde Azerbaycan’ın çağrılarını yanıtsız bırakmadığını ve yardıma koştuğunu belirtti.

Er, Nuri Paşa’nın ağabeyi Enver Paşa’nın talimatıyla Kafkas İslam Ordusu’nun başına geçerek Azerbaycanlı kardeşlerinin imdadına yetiştiğini ve Bakü’yü kurtardığını söyledi.
Kafkas İslam Ordusu’nun 15 Eylül 1918’de Bakü’yü Bolşevik ve Ermeni çetelerden kurtararak kahramanlık destanı yazdığını vurgulayan Er, Bakü’nün kurtarılmasının Azerbaycan devlet tarihinde önemli rol oynadığını kaydetti.
Er, “Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu, Azerbaycan halkının kalbinde ebediyen yer edinmiştir. Onların kahramanlığı, Azerbaycan-Türkiye kardeşliğinin bir parlak örneğini daha tarihin hafızasına altın harflerle kazıdı. Nuri Paşa’nın kahramanlıkları iki milletin ortak tarihinde şerefli kardeşliğin sayfasına dönüştü.” ifadelerini kullandı.
Nuri Paşa’nın Cumhuriyet döneminde kurduğu fabrikalarla Türk savunma sanayisinin öncüleri arasında yer aldığını hatırlatan Er, bu gibi şahısların gelecek nesillere öğretilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

“NURİ KİLLİGİL PAŞA, CUMHURİYET TARİHİNİN İLK ENDÜSTRİYEL SİLAH TASARIMCILARINDAN OLMUŞTUR”
TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Mesten de Kafkas İslam Ordusu’nun 1918’de Azerbaycan’a gelerek kardeşlerine yardımda bulunmasının iki ülke arasındaki kardeşliğin en büyük nişanelerinden olduğunu anlattı.
Mesten, Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı’nda bütün cephelerde yenilgilerle yüz yüze kaldığı bir dönemde en seçkin askerlerini Azerbaycan’a gönderdiğini hatırlatarak, “Bu ordu sayesinde Azerbaycan bağımsızlığını tam olarak kazandı. 15 Eylül 1918’de Bakü işgalden ve zulümden kurtuldu. Bugün ise bizlere düşen atalarımızın yüzyıl öncesinden bıraktığı emanete sahip çıkmaktır.” dedi.
Nuri Paşa’nın savunma sanayiindeki faaliyetlerinden de bahseden Mesten, “Nuri Killigil Paşa, cumhuriyet tarihinin ilk endüstriyel silah tasarımcılarından olmuştur. Arap-İsrail savaşında Arap orduları için silah ve cephane üretmiştir.” diye konuştu.
Mesten, 2. Karabağ Savaşı’nda da Türk halkının ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan’a gösterdiği siyasi ve manevi destekleri hatırlatarak, “Azerbaycan ile Türkiye’nin kardeşliği et ile tırnak gibidir. Kardeş ülkelerimiz arasında bütün bu gelişmelere rağmen, önümüzde çok daha büyük görevler bizleri bekliyor. Bize düşen, aramızdaki bağları daha da sağlamlaştırarak gelecek kuşaklara güçlü bir miras bırakmak, her alanda işbirliğimizi derinleştirmektir.” şeklinde konuştu.

“BOŞUNA ‘BİR MİLLET İKİ DEVLETİZ’ DEMİYORUZ”
TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Üyesi, MHP Genel Başkan Yardımcısı, Nevşehir Milletvekili Kılıç ise konuşmasında, Nuri Paşa’nın vefatının üzerinden 75 yıl geçmesine rağmen Azerbaycan Türkleri tarafından saygı ve minnetle hatırlanmasından memnuniyet duyduklarını belirterek, “Boşuna ‘bir millet iki devletiz’ demiyoruz. İyi ki bir milletiz, iyi ki bağımsız Türk devletleriyiz.” dedi.
Kılıç, Nuri Paşa’nın ve Kafkas İslam Ordusu’nun faaliyetlerinden, onların o dönemde Azerbaycan’da gördükleri saygı ve hürmetten bahsederek, “Killigil soyadını alan Nuri Paşa, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından milletle birlikte kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti’nde, ülkesi ve Türk dünyası için dinlenmeden çalışmaya devam etti. Sık sık Türk dünyasının bir olmasından, bir olarak çok daha güçlü olacağından bahseder, bir gün bu arzusunun mutlaka gerçekleşeceğini söylerdi.” şeklinde konuştu.

“KOYUN KOYUNA YATAN OSMANLI ASKERLERİ BİZE EMANET VE MİRASTIR”
Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Bağcı da Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’de kazandığı zaferin İstanbul ve Bakü’yü kontrol altında tutmak isteyen güçleri çılgına döndürdüğünü ve hüsrana uğrattığını vurguladı.
Bağcı, Azerbaycan’ın birçok bölgesinde Türk şehitliklerinin olduğunu aktararak, “Koyun koyuna yatan Osmanlı askerleri bize emanet ve mirastır. Bu miras ve emaneti, kardeşliğimizin mayasını teşkil eden bu birlikteliği korumak görevimizdir.” ifadelerini kullandı.
Nuri Paşa’yla ilgili filmin gösterildiği etkinlik, Türk ve Azerbaycanlı akademisyenlerin sunumlarıyla devam etti.

TÜRKPA Genel Sekreteri Er, programda yaptığı konuşmada, 1918’de, Osmanlı Devleti’nin kendisinin de zor durumda olduğu bir dönemde Azerbaycan’ın çağrılarını yanıtsız bırakmadığını ve yardıma koştuğunu belirtti.
Er, Nuri Paşa’nın ağabeyi Enver Paşa’nın talimatıyla Kafkas İslam Ordusu’nun başına geçerek Azerbaycanlı kardeşlerinin imdadına yetiştiğini ve Bakü’yü kurtardığını söyledi.
Kafkas İslam Ordusu’nun 15 Eylül 1918’de Bakü’yü Bolşevik ve Ermeni çetelerden kurtararak kahramanlık destanı yazdığını vurgulayan Er, Bakü’nün kurtarılmasının Azerbaycan devlet tarihinde önemli rol oynadığını kaydetti.
Er, “Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu, Azerbaycan halkının kalbinde ebediyen yer edinmiştir. Onların kahramanlığı, Azerbaycan-Türkiye kardeşliğinin bir parlak örneğini daha tarihin hafızasına altın harflerle kazıdı. Nuri Paşa’nın kahramanlıkları iki milletin ortak tarihinde şerefli kardeşliğin sayfasına dönüştü.” ifadelerini kullandı.
Nuri Paşa’nın Cumhuriyet döneminde kurduğu fabrikalarla Türk savunma sanayisinin öncüleri arasında yer aldığını hatırlatan Er, bu gibi şahısların gelecek nesillere öğretilmesi gerektiğine vurgu yaptı.
“Nuri Killigil Paşa, cumhuriyet tarihinin ilk endüstriyel silah tasarımcılarından olmuştur”
TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Mesten de Kafkas İslam Ordusu’nun 1918’de Azerbaycan’a gelerek kardeşlerine yardımda bulunmasının iki ülke arasındaki kardeşliğin en büyük nişanelerinden olduğunu anlattı.
Mesten, Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı’nda bütün cephelerde yenilgilerle yüz yüze kaldığı bir dönemde en seçkin askerlerini Azerbaycan’a gönderdiğini hatırlatarak, “Bu ordu sayesinde Azerbaycan bağımsızlığını tam olarak kazandı. 15 Eylül 1918’de Bakü işgalden ve zulümden kurtuldu. Bugün ise bizlere düşen atalarımızın yüzyıl öncesinden bıraktığı emanete sahip çıkmaktır.” dedi.
Nuri Paşa’nın savunma sanayiindeki faaliyetlerinden de bahseden Mesten, “Nuri Killigil Paşa, cumhuriyet tarihinin ilk endüstriyel silah tasarımcılarından olmuştur. Arap-İsrail savaşında Arap orduları için silah ve cephane üretmiştir.” diye konuştu.
Mesten, 2. Karabağ Savaşı’nda da Türk halkının ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan’a gösterdiği siyasi ve manevi destekleri hatırlatarak, “Azerbaycan ile Türkiye’nin kardeşliği et ile tırnak gibidir. Kardeş ülkelerimiz arasında bütün bu gelişmelere rağmen, önümüzde çok daha büyük görevler bizleri bekliyor. Bize düşen, aramızdaki bağları daha da sağlamlaştırarak gelecek kuşaklara güçlü bir miras bırakmak, her alanda işbirliğimizi derinleştirmektir.” şeklinde konuştu.
– “Boşuna ‘bir millet iki devletiz’ demiyoruz”
TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Üyesi, MHP Genel Başkan Yardımcısı, Nevşehir Milletvekili Kılıç ise konuşmasında, Nuri Paşa’nın vefatının üzerinden 75 yıl geçmesine rağmen Azerbaycan Türkleri tarafından saygı ve minnetle hatırlanmasından memnuniyet duyduklarını belirterek, “Boşuna ‘bir millet iki devletiz’ demiyoruz. İyi ki bir milletiz, iyi ki bağımsız Türk devletleriyiz.” dedi.
Kılıç, Nuri Paşa’nın ve Kafkas İslam Ordusu’nun faaliyetlerinden, onların o dönemde Azerbaycan’da gördükleri saygı ve hürmetten bahsederek, “Killigil soyadını alan Nuri Paşa, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından milletle birlikte kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti’nde, ülkesi ve Türk dünyası için dinlenmeden çalışmaya devam etti. Sık sık Türk dünyasının bir olmasından, bir olarak çok daha güçlü olacağından bahseder, bir gün bu arzusunun mutlaka gerçekleşeceğini söylerdi.” şeklinde konuştu.
“Koyun koyuna yatan Osmanlı askerleri bize emanet ve mirastır”
Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Bağcı da Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’de kazandığı zaferin İstanbul ve Bakü’yü kontrol altında tutmak isteyen güçleri çılgına döndürdüğünü ve hüsrana uğrattığını vurguladı.
Bağcı, Azerbaycan’ın birçok bölgesinde Türk şehitliklerinin olduğunu aktararak, “Koyun koyuna yatan Osmanlı askerleri bize emanet ve mirastır. Bu miras ve emaneti, kardeşliğimizin mayasını teşkil eden bu birlikteliği korumak görevimizdir.” ifadelerini kullandı.
Nuri Paşa’yla ilgili filmin gösterildiği etkinlik, Türk ve Azerbaycanlı akademisyenlerin sunumlarıyla devam etti.
Kurum, Eyüpsultan Kültür Merkezi’nde düzenlenen Doğu ve Güneydoğu Anadolu İstişare Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, 5 yıllık bakanlığı döneminde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun her bir şehrinde kendisinin eserleri olduğunu söyledi.

Buralarda ayak basmadık tek bir il, ilçe ve mahalle bırakmadıklarını dile getiren Kurum, “Biz iz bıraktık, izin yapmadık. Gittiğimiz her yerde iz bıraktık. Çünkü biz bu ülkenin her bir karışına aşığız, sevdalıyız. Biz, bu milletin her bir ferdine sevdalıyız. Bizim gecemiz gündüzümüz hep milletimiz oldu. Ne diyor Erzurumlu kardeşlerimiz, ‘Dert insanı mert eder’. Evet, bizi bu yola düşüren, bizi bu yola sevk eden derttir.” diye konuştu.
BU NASIL BİR KİBİRDİR!
İstanbul’un iş bilmez ellerde ve beceriksiz yönetim altında çok zaman kaybettiğini ifade eden Kurum, şunları kaydetti:
“İstanbul’umuzun 5 yılı ziyan edilmiş, heba edilmiştir. Sadece reklamla, algıyla, polemikle, bu koca 5 yıl geçmiştir. ‘İsrafı bitirdik.’ deyip o boy boy dizdikleri arabalardan daha fazlasını, bir türlü kime verdiklerini açıklayamadıkları o araçların 2 katını bugün şimdi hizmet aracı olarak kullandıklarını görüyoruz. ‘İsrafı bitirdik.’ deyip 175 milyon lira tabelalara reklam bütçesi ayırdıklarını görüyoruz. İsrafı dibine kadar yaptıkları, 550 milyon lira para harcadıkları o konserleri görüyoruz.
Yarı zamanlı belediyecilik yapan, arada sırada belediyeye uğrayan başkan çıkmış dün yine ‘Bir parmak eksilterek, el mi sallanır?’ demiş. Hani bizim işaretimiz var ya, Rabia işaretimiz. Üstüne tüm AK Parti’mizin seçmeniyle bu yetmezmiş gibi dalga geçip ‘Allah size akıl fikir versin.’ demiş. Bu nasıl bir kibirdir ya. Kibri emin olun, o aklının önüne geçmiş. Neyle dalga geçiyor, bizim işaretimizle dalga geçiyor. Ne var bu işarette? Bu işarette tek bayrak, tek millet var, tek devlet var, tek vatan var. Bunu neyinden rahatsız oldun? Sen bizim birliğimizden, beraberliğimizden mi rahatsız oldun? Sen git o yabancı büyükelçilerle masada olmaya devam et. Biz, sen istesen de sen istemesen de milletimizin masasında, milletimizle el ele kol kola yürümeye 22 yıldır olduğu gibi yine devam edeceğiz. Sen git, 5 yıldır olduğu gibi yol yürüdüğün, ‘liderim’ dediğin o genel başkanını, il başkanını arkasından hançerlemeye devam et. Sen yine git, o İstanbul’un kaynaklarını, İstanbul’a değil kendi emellerin, kendi geleceğin için çarçur etmeye devam et ama sabret, 31 Mart’ta senin o eş genel başkanını da, seni de süresiz tatile yollayacak bu millet.”
İBB Başkanı adayı Kurum, yerel seçimin iki zihniyet arasında gerçekleşeceğini, sağlıksız binalarda deprem korkusuyla beklemenin veya kentsel dönüşümle huzur içinde yaşamanın seçileceğini dile getirdi.
“Bu seçimde, bu 5 yılda, 5 bin konut bile dönüştüremeyenleri ya da asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun temelinin inşasını başlatanları seçeceğiz.” diyen Kurum, milletin kaynaklarını çarçur edenlerin ya da kendileri gibi İstanbul’un her ilçesine 350 milyar lira yatırım yapanların seçileceğini vurguladı.
Kurum, İstanbulluların 5 yıldır çektikleri çileyi de göz önünde bulundurup hizmetin ve eserin adresi olan AK Parti ile Cumhur İttifakı’nı 31 Mart’ta rekor bir oyla seçeceğini dile getirdi.
BİZ HEP MİLLET İÇİN ÜRETEN TARAFTA OLACAĞIZ
Murat Kurum, hiç kimsenin kendilerini polemik yaparken bulamayacağını kaydederek, “Bizi arayanlar temel atarken, açılışlar yaparken, gençlerimiz için yeni ofisler, yeni iş yerleri kurarken bulacak. Bizi hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikoduların arkasında bulamayacaklar. Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız. Hiçbir zaman sözünü yiyenlerin tarafında olmayacağız, hep sözünü tutanların tarafında olacağız.” şeklinde konuştu.
Programa, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, bazı milletvekilleri ve çok sayıda kişi katıldı.
]]>
Programda konuşan Kurtulmuş, Türkiye’nin, çok partili hayata geçişinden bu yana bedeli en ağır şekilde ödenmiş bir demokrasiye sahip olan ülke olduğunu söyledi.
Türkiye’ye demokrasi dersi verenlerin unuttuğu bir şeyin olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Türkiye’de 70 küsur yıllık çok partili siyasi hayatımızda çok kere darbelerle karşılaşmış, çok kere darbe tehditleriyle burun buruna gelmiş ve en sonuncusunda, 15 Temmuz’da da milletin iradesiyle milletin inancıyla milletin gücüyle darbecilere dersini vererek, darbeler tarihini silerek demokrasiyi takip etmiş bir milletin fertleriyiz. Bu süreçlerde demokrasiye destek verenleri saygıyla minnetle ve şükranla anıyoruz. Rahmetli Menderes’i, rahmetli Özal’ı, 28 Şubat’ın o sıkıntılı ve sancılı toplantılarında buram buram terleyerek milletin iradesine sahip çıkan rahmetli Erbakan’ı ve ‘Ben namlusunu millete karşı doğrultmuş olan ordunun karşısında selam durmam.’ diyen rahmetli Yazıcıoğlu’nu minnet ve şükranla anıyorum.” diye konuştu.
Kurtulmuş, milli iradeyi mahkum etmek isteyenlerin isminin hatırlanmadığını ve tarihin yargılanan sayfalarında bulunduğunu belirtti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşması öncesindeki 28 Şubat’ı anlatan videoya işaret ederek, şunları kaydetti:
“Burada gördüğümüz olayların hemen tamamını dün gibi hatırlayan biriyim. O zaman genç bir doçent olarak İstanbul Üniversitesinde o olayları çok yakinen takip ettik. Binlerce insanın nasıl mağdur edildiğine, on binlerce insanın nasıl sonu belli olmayan bir geleceğe doğru sürüklendiğine şahit oldum. Dolayısıyla o günleri çok iyi bilen ve yaşamış insanlar olarak derdimiz; o günlerde yaşayanları yargılamak değil, o günlerde yaşayanları sorgulamak değil ama o günlerde yaşananlardan ders alarak ileride böylesi durumların yaşanmaması için gayret sarf etmektir çünkü tarih, bir turnusol kağıdı olarak herkes hakkında gerekli hükmünü veriyor. Bizim bütün bu olaylardan ders çıkararak yolumuza devam etmemiz lazım. Öncelikle demokrasinin, Türkiye’nin geleceği için olmazsa olmaz bir mesele olduğunu çok iyi şekilde anlamamız gerekiyor. Devlet millet kaynaşmasının sağlanabilmesi için devletin değerleriyle bütünleşik bir kamu yönetiminin şart olduğunu kavramamız gerekiyor. Bu anlamda 28 Şubat’ta yaşananları iyi bir şekilde tahlil etmek ve bundan sonrası için buradan dersler çıkarmamız gerekiyor.”

Kurtulmuş, 28 Şubat sürecine gelmeden önceki dönemde yaşananları da hatırlamakta fayda olduğuna, 1990’ların başında dünya siyasetinde bütün dış etkileri de değiştirecek önemli gelişmelerin olduğuna değinerek, “Esasında hiç lafı eğip bükmeden söyleyebiliriz; 1960 darbesinin arkasında da 1971 muhtırasının arkasında da 12 Eylül darbesinin arkasında da 28 Şubat’ın arkasında da 15 Temmuz’un arkasında da dış güçler olmuştur, dış güçler Türkiye’yi durdurmak istemiştir. Dolayısıyla öncelikli olarak 1990’ların başındaki gelişmeyle birlikte Türkiye çok daha dikkatli şekilde izlenen bir ülke haline geldi. Batılı beylerin kontrolünün dışına çıkacak bir Türkiye’nin, oluşmakta olan yeni dünya dengesinde başlarına bela olacağını hissedenler, Türkiye’yi 1990’ların başından itibaren karıştırmaya başladılar.” ifadelerini kullandı.
Üç gün arayla Sivas katliamı ve arkasından Başbağlar katliamının yapılmasının asla tesadüf olmadığını, 1990’lı yılların başından itibaren Türkiye’de önemli insanların bazı suikastlara uğradığını, faili meçhul cinayetlerin gerçekleştiğini ve bunlarla Türkiye’nin bir kaos ortamına itilmek istendiğini bildiklerini anlatan Kurtulmuş, o dönem içerisinde birtakım olayların gerçekleşmesiyle Türkiye’nin kriz ortamına itilmeye çalışıldığını, şüpheli ölümlerle ülke gündeminin sarsıldığını dile getirdi.
Gölcük’te 12 yüksek rütbeli subayın “Bir tatbikat yapıyoruz.” diyerek aslında 28 Şubat ve sonraki dönemde neler olacağının işaretlerini ortaya koymalarının önemli olaylardan olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, millet adına ülkeyi yönetme yetkisine sahip olanlara hayatın dar edildiği 28 Şubat’taki o meşhur Milli Güvenlik Kurulu toplantısının gerçekleştiğini belirtti.
Kurtulmuş, “28 Şubat; öyle bildik, şimdilerde Afrika ülkelerinde görülen sabah kalkan ordu birliklerinin yaptığı bir darbe değil, iyi planlanmış, belki aylar öncesinden yurt dışındaki bazı enstitülerde hazırlıkları yapılmış, ince işlenmiş bir postmodern darbe teşebbüsüydü.” dedi.
– “27 MAYIS’I, 12 EYLÜL’Ü, 28 ŞUBAT’I, 27 NİSAN’I SAKIN HİKAYE OKUR GİBİ OKUMAYIN”
Bir gayri milli anlayışın, Türkiye’yi 28 Şubat sürecine getirdiğini belirten Kurtulmuş, ya korkutularak ya parayla birtakım imkanlar temin edilerek 28 Şubat’ta o günkü hükümetin düşürüldüğünü söyledi.
Kurtulmuş, o dönemde 7 milletvekiliyle Refahyol Hükümeti’ne sonuna kadar destek veren Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmet, minnet ve şükranla yad ettiğini kaydetti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, 28 Şubat’a “postmodern darbe” denilmesinin sebeplerine değinerek, Osmanlı’nın son döneminde yaşanan darbelerin tamamının arkasında Batı’nın ve Türkiye’nin üzerinde hiç de iyi niyetleri olmayan ülkelerin etkisinin bulunduğunu vurguladı.
Kurtulmuş, Babıali ve Feriye baskınlarının, Sultan Abdülhamid Han’ın “halli”nin, 27 Mayıs’ın, 12 Mart’ın, 12 Eylül’ün, 28 Şubat’ın, 27 Nisan’ın ve 15 Temmuz’un karşısında ve yanında kimlerin olduğunun iyi değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
15 Temmuz’un, Türkiye’de darbeler tarihini sona erdirdiğini ifade eden Kurtulmuş, “Gençler; 27 Mayıs’ı, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı, 27 Nisan’ı sakın hikaye okur gibi okumayın. Bütün bunları, Türkiye’nin ikinci yüzyılı, sizin öncü olacağınız önünüzdeki dönemi daha demokratik hale getirebilmek, Türkiye’yi daha güçlü hale getirebilmek için mutlaka çok iyi anlayın, çok iyi algılayın.” şeklinde konuştu.
Kurtulmuş, 28 Şubat’ın, siyasete müdahaleden daha çok Türkiye sosyolojisine müdahale ettiğini vurgulayarak, 28 Şubat’ın, Anadolu insanının toplumsal alandaki görünürlüğünü engellemek için yapıldığını belirtti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Bu darbeyi yapanlar, bu darbenin arkasındaki akıl sahipleri bilmiyorlar mı ki bir metrelik başörtüsünü önlesen ne olur önlemesen ne olur? Ama mesele inançları gereği başını örten insanların başörtüsüyle tasfiye edilmesinden öte, hakir gördükleri, kıyıda gördükleri, köşede gördükleri, bir şey anlamaz zannettikleri o insanların çocuklarının gelip okuyarak toplumda güçlü bir yer edinmesini önlemek için o yasağı ortaya koydular.”
Eşi Sevgi Kurtulmuş’un o dönemde İstanbul Üniversitesinde doçent olduğunu aktaran Kurtulmuş, başörtüsü nedeniyle üniversiteden atıldığını söyledi.
Kurtulmuş, “Dönemin başbakanının, Merve Kavakçı’yı Meclis’te dışarı çıkartırken, sıra kapaklarına ‘dışarı dışarı’ diye vururlarken söylediği bir söz, 28 Şubat’ın zihin şifrelerinin anahtarıdır. ‘Bu kadına haddini bildirin…’ Mesele; haddinin bildirilmesi meselesiydi. Yoksa başörtüsü meselesi, yani sadece bir görüntü olarak, sembol olarak, başörtüsü meselesine karşı olmak değil, çok geniş halk kitlelerine haddinin bildirilmesi operasyonudur.” ifadelerini kullandı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, 28 Şubat’ın, Anadolu insanının yükselişini önleyen bir darbe olarak hafızalara kazındığını belirterek, “Millete haddini bildirmeye kalkan bu darbeden sonra Allah’a çok şükür millet, ‘Ben buradayım.’ demeyi başarmıştır. Sonuç itibarıyla 28 Şubatçılar değil, 28 Şubat’ta mücadele eden millet çoğunluğu kazanmıştır. Bu anlamda milletimiz kazanmaya devam edecektir.” diye konuştu.

– “TÜRKİYE EKSEN FALAN KAYDIRMIYOR”
“28 Şubat dış desteklidir.” dediklerinde bazılarının “Olur mu şey?” ifadesini kullandığını aktaran Kurtulmuş, dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir’in, Amerikalı profesörle bir dergi için imzaladığı makaleye dikkati çekti.
Bir’in, o dönemki ifadelerini hatırlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Daha sonraki dönemlerde zaman zaman Sayın Cumhurbaşkanımıza, ‘Türkiye’nin ekseni kayıyor.’ diyerek hatırlatma yapanların söylediklerine ne kadar benziyor değil mi? Onlara şunu bir kere daha hatırlatmak vazifemizdir; Türkiye eksen falan kaydırmıyor. Türkiye’nin eksenini kaydırmaya çalışan bazılarına bu millet, darbelere karşı çıkarak yol vermiyor, onların önünü açmıyor. Türkiye kendi eksenini tahkim ediyor. İnşallah Türkiye; artık demokrasisini çok daha güçlü hale getirerek, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında şimdiye kadar bedeli en ağır şekilde ödenmiş bir demokrasiye sahip bir ülke olarak ikinci asrımızda çok daha güçlü bir ülke olacak.”
Kurtulmuş, Çevik Bir’in makaledeki ifadelerinin bugünü ne iyi kadar anlattığına işaret ederek, “Bugün İsrail bu bölgede bu kadar pervasız bir şekilde hareket ediyorsa ve çok şükür Türkiye bunun karşına her bakımdan güçlü bir şekilde çıkmayı, durmayı başarabiliyorsa bunda hiç şüphesiz demokrasinin güçlü olmasının büyük payı vardır.” dedi.

– “DÜNYA BARIŞININ KAPISI FİLİSTİN DAVASIDIR”
İsrail’in insani yardım bekleyen Filistinlilere yönelik saldırısında 104 kişinin öldüğünü aktaran Kurtulmuş, “Bütün dünya 5 aya yakın bir süredir izliyor. İsrail’in arkasında olan ülkeler de dünyanın birçok yerinde demokrasiye ayar verdikleri gibi İsrail’e destek vererek Orta Doğu’ya da ayar vermek istiyorlar. Çok net ifade ediyorum; dünya barışının merkezi, dünya barışının kapısı Orta Doğu. Orta Doğu’da barış olmadan dünyada barış olmaz. Dünya barışının kapısı ise Filistin davasıdır. Filistin davasının en güzel şekilde ileriye götürülmesi için Türkiye her bakımdan mücadelesine devam edecek.” diye konuştu.
Kurtulmuş, demokrasisi güçlü, milletiyle devleti kaynaşmış, her bakımdan dünya uluslarıyla rekabet edebilen bir Türkiye’nin, Orta Doğu barışının anahtarını en güzel şekilde açan ülke olacağını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Onun için diyoruz ki demokrasimizi tahkim edeceğiz; medeniyette, kültürde, bilimde, sanatta, her alanda güçlü olacağız. Bu anlamda Türkiye’yi etrafımızdaki ülkelerle normalleşme süreci başta olmak üzere dünya siyasetinde çok etkili bir ülke haline getireceğiz. İnşallah bir daha bu topraklarda hiç kimse milletin sözünden başka bir söze itibar edemeyecek ve milletin sözünden başka hiçbir söz yeterli olamayacaktır. Söz de karar da milletindir diyoruz ya bu millet bu sözü gerçekten kanlarıyla yazarak hak etmiş bir millettir.”

Kurtulmuş, 1960 darbesi, 12 Eylül ve daha sonraki süreçte, 28 Şubat’ta ve 15 Temmuz darbe girişiminde büyük bedel ödeyen milletin önünde saygıyla eğildiğini belirterek, “Bu millet gerçekten karşısına çıkılacak, karşında durulacak bir millet değildir. Yeter ki önüne hedef konulsun, hep beraber birlikte kenetlenerek yürüyebileceği, milli anlamda ittifak edeceği bir yol kurulsun. İşte bu anlamda ikinci yüzyılımıza ait hedeflerimiz, Türkiye’nin bundan sonraki geleceğidir. Geleceğin anahtarı da siz sevgili gençlerin elindedir.” ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının ardından Sakarya Üniversitesi Rektörü Hamza Al’ı ziyaret etti.
Kurtulmuş, inşaatı süren Adapazarı Anadolu İmam Hatip Lisesini de gezerek, Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce’den çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
Aydın Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Milletvekili seçimlerinde yüzde 40 oranında bir destek verdi. Bu bizim aramızdaki bağdan çok uzak. 31 Mart’ta Aydın’dan Büyükşehir ve ilçeleriyle müjdeli haber bekliyoruz.
Az önce sordum meydanda durum nedir? “Katılım 52 bin kişi” dediler. Bu 31 Mart günü sandıkları patlatmaya geliyoruz demektir. 31 Mart akşamı Aydın ve ilçelerinde müjdeli haberler bekliyoruz.
Aydın bize Aydın Menderes’in emanetidir.

28 ŞUBAT MESAJI
28 Şubat, ülkemiz demokrasi tarihinin utanç verici sayfalarından. O kara günleri unutmadık unutmayacağız. Allah ülkeyi bir daha bu faşist zihniyetin eline düşürmesin inşallah. Dönemin cuntacıları 28 Şubat’ın bin yıl süreceğini ilan etmişlerdi. Demokrasi, hukuk, adalet ne kadar değer varsa hepsinin çiğnendiği o kara günleri unutmadık, unutmayacağız.
“FRANSA TERÖRÜN BAŞ DESTEKÇİSİ OLDU!”
Fransa ne yazık ki terörün baş destekçisi oldu. Biz ne yaptık Suriye’nin kuzeyindeki Lafarge’ın tüm barınaklarını gömdük!
“TÜRKİYE ESKİ TÜRKİYE DEĞİL!”
Artık işleri daha zor. Çünkü Türkiye eski Türkiye değil. Milletiyle altyapısıyla, siyasetiyle, ordusuyla artık bambaşka bir Türkiye var, bambaşka bir devlet var. Türkiye Yüzyılı’na kilitlenmiş bu ülkenin önünü kesmek, istikamet belirlemek öyle kolay değil. Sağda solda kendi kendilerine gelin güvey olan varsa Aydın’dan hepsini ikaz ediyorum. Hayalinde 22 Mayıs, 12 Mart, 28 Şubat gibi darbe girişimi varsa karşılaşacakları en hafif gerçek 15 Temmuz olacaktır. Artık bu milletin kendi iradesini hiçe sayanlara tahammülü kalmamıştır. Bu millet bir kez daha rahmetli Özal’a edilen eziyetlere rıza göstermeyecektir. Bu millet bir daha geçmişte yaşadığımız 21 yıldaki gibi hiçbir sinsi girişime izin vermeyecektir.
Hedefimiz Türkiye Yüzyılının inşasını kesintisiz sürdürmektir. Bu millet bir daha sinsi girişimlerin tekerrürüne izin vermeyecektir. Milletiyle ordusuyla duruşuyla artık bambaşka bir Türkiye var.
Sıkıntılarımızı, ülkemizi demokrasi hazımsızlarının, kalkınma düşmanlarının eline teslim ederek değil daha çok mücadele vererek, alın teri dökerek çözeceğiz.
İnşallah Ramazanın bayramı gelmeden milli iradenin bayramını ilan edeceğiz.
AYDIN’A YAPILAN YATIRIMLAR
Sağlıkta 25 hastanenin olduğu 53 sağlık hizmeti yaptık. Yatak kapasitesi 950 olan şehir hastanemizle birlikte 8 sağlık tesisimizin yapımına devam ediyoruz. Aydın’a 34 atık su arıtma tesisi kurduk. Bunu belediye yapmalı ama nerede belediye? Aydın-Denizli Otoyolu’nun kalan 60 km’lik kısmını da bu yılın sonuna kadar tamamlıyoruz.
Demiryollarında Cuma ovası, Aydın, Denizli arasını tamamen yeniledik. Aydın, Isparta, Burdur, Ortaklar tren hatlarını yeniliyoruz. Aydın’a 14 baraj, 17 yer altı depolama tesisi inşa ettik. 4 baraj daha inşa ediyoruz. 592 bin dekar zirai araziyi sulamaya aştık. Didim’e önümüzdeki yıl doğalgaz arzını sağlayacağız.
Didim’e önümüzdeki yıl doğalgaz arzını sağlayacağız.
“EKONOMİMİZ 14 ÇEYREKTİR BÜYÜYOR”
Bugün açıklanan 2023 büyüme rakamları oldukça iyi geldi. Türkiye ekonomisi deprem ve diğer olumsuzluklara rağmen 4,5 büyüyerek çok önemli bir başarıya imza attı. Biz bu ülkede eser ve hizmet siyaseti yaptık. milletimizi hayalleriyle buluşturmak bize nasip oldu.
Milli hasılatımız ilk defa 1 trilyon doların üzerine çıktı.
“FETÖ İLE MÜCADELE EDEN ADAMIM”
Bozdağ, şunları kaydetti:”Her sıkışıldığında, Bekir Bozdağ konusu geldiğinde söylediğim sözler açılıyor. Ben onları çöplüğe, lağıma attım. Oradan elinizi soktukça eliniz de kirlenir ağzınız da kirlenir. Lütfen bunu yapmayın. Ben FETÖ ile mücadele eden adamım. Bu terör örgütünün devletten ayıklanması, temizlenmesi için gövdemizi ortaya koyduk ve bu mücadeleye Türkiye de herkes de şahittir. Sürekli bizim lağıma attığımız, defalarca reddettiğimiz o sözlerden dolayı söylediklerimiz ortada. Her defasında gündeme getirilmesi saygısızlık. 2011’de söylenmiş bir lafı, dün söylenmiş gibi defalarca temcit pilavı gibi buraya getirmenin ne alemi var? O zaman söylediğim lafı çöplüğe, lağım çukuruna attım. FETÖ terör örgütüdür, Fetullah Gülen de terörist başıdır. Benim söylediğim budur.”
PARTİLEDEN TANAL’A TEPKİ
Yaşanan tartışmaların ardından Bozdağ, birleşime ara verdi.Meclis Genel Kurulu’nda aranın ardından partilerin Grup Başkanvekilleri söz alarak CHP’li Tanal’ın oturumu yöneten TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ’a yönelik iddialarına karşılık Bozdağ’a destek verdi.
MHP Grup başkanvekili Erkan Akçay “15 Temmuz darbe gecesi 2016 tarihinde, 100 civarında, 100’ü aşkın, 110 milletvekili partilerden ki, Cumhuriyet Halk Partisinden Sayın Özgür Özel, yine, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili olarak ben ve bazı milletvekili arkadaşlarımı AK PARTİ Grubundan çok sayıda arkadaşlarımız burada hep birlikte bu FETÖ alçak darbesi karşısında direnirken, bu dirence karşı daha bombalar tepemize yağarken siz kürsüdeydiniz Sayın Başkan. Ve o darbeye karşı direncinizi kararlı bir şekilde nasıl gösterdiğinizin en yakın tanıklarından birisi de benim, işte Sayın Özgür Özel’dir, Sayın Mehmet Muş’tur, Sayın Levent Gök’tür ve arkadaşlarınız; kararlı, kahramanca bir tutum sergiledik ve ayrıca yine, siz Adalet Bakanı sıfatıyla konuştunuz ve bu darbe öncesi devletin kurumlarına sinsice sızmış bu alçak teröristlerin tespiti konusunda sizin Adalet Bakanı olarak Adalet Bakanlığı ve adalet kurumunun, adliye müesseselerinin içerisindeki FETÖ’cülerle nasıl mücadele ettiğinizi de millet olarak da biliyoruz.”dedi.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’a tepki göstererek, “ “Meclis Başkan Vekilini tartışmanın içine siyasi olarak katmanın herhangi bir anlamı yoktur ve doğru da değildir. Şüphesiz, bugün açılışta olduğu gibi, tutumunuzu uygun bulmadığımız zaman usul tartışması açarız, söyleyeceğimiz sözleri dibine kadar söyleriz ama bunu uygun bir üslupla söyleriz; Meclis Başkan Vekillerini siyasi tartışmanın içine almayacak bir etkinliği hep beraber sağlarız.”dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu ise “Kaldı ki sizin şahsınızda zamanında söylenmiş ama sizin daha sonra bunun üzerine çok laf söylediğiniz bir konuda hadiseyi tekrar tekrar gündeme getirmek amacından saptırmaktadır mevzuyu çünkü siz -bu Gazi Meclis demokrasi hiçe sayılan o askerî ihtilal, kalkışma neticesinde- Türk demokrasisini savunmak için burada, şu kürsüde cansiperane bar bar bağıran bir bakanımızsınız ve bir saygın milletvekilimizsiniz. Dolayısıyla sizin bu konudaki hassasiyetinizi ve duruşunuzu bütün Türkiye Cumhuriyeti biliyor ve malumumuzdur ama zaman zaman sürekli olarak bu tip hususları sizin şahsınızda ya da diğer Meclis Başkan Vekillerimiz ve Meclis Başkanımız hakkında dile getirmek ki siz bağımsız bir noktada oturuyorsunuz, asla kabul edilebilir bir davranış değildir, amacından sapmaktadır. Bütün partilerin bu konuda bütün Meclis Başkan Vekillerine karşı aynı hassasiyeti gösterme mecburiyetleri vardır.”diyerek Bozdağ’a destek verdi.
Program açılış konuşmalarıyla başladı. Açılışta konuşmalarını yapan Kurum’a vatandaşlar “Sen bize reisin emanetsin”, “İstanbul’un muradı gümbür gümbür geliyor” sözleri ve alkışlarla eşlik etti. Murat Kurum, açılışı yapılan Millet Bahçesi’nin merhum Necmettin Erbakan ve arkadaşları tarafından kurulan ilk yerli motor fabrikasının yeri olduğunu belirtti. Erbakan ve arkadaşlarının hatıralarının yaşaması gerektiğini ifade eden Kurum “Bu Millet Bahçesi’nin ismi Necmettin Erbakan Millet Bahçesi olmuştur” şeklinde konuştu. Edilen duaların ardından protokolün sahneye çıkıp kurdele kesmesiyle birlikte açılış gerçekleştirildi. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
Açılışa Murat Kurum’un yanı sıra, İstanbul Milletvekili Mustafa Demir, Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila Aydıner, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta, AK Parti Bayrampaşa İlçe Başkanı Ersin Saçlı, AK Parti Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar ve çok sayıda vatandaş katıldı.
“BU MİLLET BAHÇESİ’NİN İSMİ NECMETTİN ERBAKAN MİLLET BAHÇESİ OLMUŞTUR”
Bayrampaşa’da açılışını yaptığı Millet Bahçesi’ne Necmettin Erbakan’ın adını verdiğini açıklayan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Türkiye Yüzyıl’ının lider şehri İstanbul hedefiyle yollardayız. Tüm ilçelerimizde olduğu gibi Bayrampaşa’mızda da temellerini attığımız erlerimizin açılışını yapmanın gururunu yaşıyoruz. Şu anda açılışı yapılacak bu güzel millet bahçemizin yapımında çok emeğimiz var. Bayrampaşa’nın bu son arazisine bir yeşil alan kazandıralım dedik. Bu alan Milli Görüş hareketinin lideri, ömrünü davasına adamış, merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamız ve 200 arkadaşının hatıralarıyla dolu bir mekândır. Burası, hep birlikte kurdukları Gümüş Motor Fabrikasının, sonraki adıyla Pancar Motor fabrikasının olduğu yerdir. Biz merhum hocamızın bu ülke için gösterdiği gayretlerin sembolü olan bu araziyi hep çok önemsedik. Burayı, hocamızın bu ülke için döktüğü alın terinin ilelebet yaşatıldığı bir yeşil mekân yapmak için başkanımızla birlikte çok çaba sarf ettik. Siyasi tarihimizin en özel alanlarından biri olan bu kutlu mekânı yeşille donattık. Şimdi bu renklerin buluştuğu şu cıvıl cıvıl mekânı gördükçe bizde duygulanıyoruz. Ben buradan da ilk kez ilan ediyorum. Bu Millet Bahçesi’nin ismi Necmettin Erbakan Millet Bahçesi olmuştur. İnşallah birbirinden güzel ağaçları, yeşil alanı, millet kıraathanesi ve müzesiyle bu bahçemiz; hocamızın ismini sonsuza kadar yaşatacaktır. Onun Büyük ve Güçlü Türkiye hedefini, milletimize daima hatırlatacaktır” dedi.
“O BİTİRDİĞİNİZ İSTANBUL’DA BUGÜN HERKES ÇİLE ÇEKİYOR”
İstanbul’da yapacağı projeleri anlatan Kurum, mevcut İBB yönetiminin İstanbul’a israfı getirdiğini de kaydederek “İstanbul’da hangi görüşten olursa olsun, tüm kardeşlerimiz, annelerimiz, gençlerimiz bizlere güveniyor, bizlere inanıyor. Ben İstanbullulara verdiğim sözü burada da ifade etmek istiyorum. Yapacağımız 650 bin dönüşüm konutu, 100 bin sosyal konutla, İstanbul’da tek bir riskli yapı bırakmayacağız. Yeni metro hatlarıyla, iki yakaya yapacağımız tünel projeleriyle, 250 bin araçlık otoparklarla, yeni çevre yollarıyla İstanbul’da trafik çilesini bitireceğiz. Bu şehirde hiçbir anne, evladının güvenliğinden, sağlığından endişe etmeyecek. Annelerimiz, ev kadınlarımız iş sahibi olacak, emeğinin hakkını alacak. Gençlerimiz, İstanbul’da yaşamayı ve okumayı bir zaruret değil, bir ayrıcalık olarak görecek. Bu hedefler, İstanbul’un 5 yıldır uzak kaldığı, hasret kaldığı, özlemle beklediği, göremediği hedeflerdir. Bu hedeflere ulaşmak için, elinde sihirli bir değnek olmasına gerek yok. Sadece İstanbul için dertlenmeleri, İstanbul’u gündemlerine almaları yeterli olacaktır. Ama bunların gözü hep dışarıda oldu. İstanbul’u bir türlü kalplerine, gönüllerine alamadılar. Çünkü bunların İstanbul diye bir dertleri yok, hedefleri hiçbir zaman olmadı. Biz, gerçek belediyecilik çizgisinden bir milim bile sapmayacağız. İstanbul’un annelerine, gençlerine, çocuklarına ait yüz milyarlarca liralık kaynakları çarçur edenlerin, acımasızca israf edenlerin elinden bu şehri 31 Mart akşamı kurtaracağız. Ve onlara siz, israfı bitirip hizmeti getirmediniz diyeceğiz. Siz İsrafı Getirip, İstanbul’u Bitirdiniz. O bitirdiğiniz İstanbul’da bugün herkes çile çekiyor” ifadelerine yer verdi.
“CEVABI SİZE BİZ DEĞİL, ŞAHİDİMİZ OLAN MİLLET VERSİN”
İmamoğlu’nun 650 bin konutu nasıl yapacağını sorması üzerine Kurum şu şekilde cevap verdi: “Biz projelerimizi açıkladık. Hedeflerimizi ve eserlerimizi söyledik. Kalkmışlar, “Murat Kurum, 650 bin konutu nasıl yapacak!” diyorlar? Onlara, Sultan Fatih’le Bayrampaşa’dan cevap verelim. “Bizim kudretimize, sizin hayalleriniz bile ulaşamaz!” Onlara, bu mekânın asıl sahibi Erbakan hocamızla cevap verelim. “Bir insanda iman varsa, evelallah imkân da vardır!” Biz de inanç var inanç, gayret var, aşk var, çalışma sevdası var. Cevabı size biz değil, şahidimiz olan millet versin. Daha önce Türkiye’nin 81 ilinde, 5 yılda 350 bin yuvayı yaptık mı? İstanbul’da 80 bin yuvayı kurduk mu? Peki, bunları yapan adamlar olarak, 650 bin yeni yuvamızı yapar mıyız? Allah’ın izniyle, sizlerin desteğiyle yapacağız”
“İSTANBUL’U LOBİLERE MAHKUM ADAMLAR YÖNETEMEZ”
Özgür Özel ve CHP yönetimi hakkında konuşan Kurum “Bu CHP’nin bir eş genel başkanı var biliyorsunuz değil mi? O da bu aralar, endişeden, telaştan bizi diline dolamış. Kendince siyaset yapmış. Gerçi Özgür Özel’den de bu tür yersiz yurtsuz açıklamalar beklenir. Zira kendisinin siyaset sicili de, geçmişi de sıfırlarla doludur. Herkesin referansı geçmişidir değil mi? Bunlar milletin hafızasını küçümsüyorlar. Hâlbuki bu millet hatırlar. Özgür Özel dün insanımızın inancına en büyük hakaretleri eden biridir. Büyük Türk milletinin değerlerini, orta çağ zihniyeti diye tabir eden kişidir. Kur’an kurslarına, oradaki yavrularımıza, hocalarımıza, ailelerine en büyük hakaretleri yapan biridir. İşte bu mekânın sahibi olan Erbakan hocamıza 28 Şubat’ta acılar çektiren zihniyet neyse, bunların da zihniyeti budur. Çünkü Özgür Özel, bu neslin ihyasına karşı her türlü kötü sözleri söyleyen bir zihniyetin mensubudur. Bugün Fatih’in emaneti bu kutlu şehirde, aile kurumunun köküne dinamit koyacak marjinal grupları sonuna kadar desteklemektedirler. İşte birkaç yıl önce, Savcı Selim Kiraz’ı odasında şehit eden hainlerin akrabalarını, yakınlarını işe alanlar, para kazandıranlar bunlardır. Demokrat gibi görünüp, kendi genel başkanlarını arkadan bıçaklayanlar, hançer siyasetinin aktörleri bunlardır. Tek bir gün bile bu milletin değerlerinden güç almayanlar, şanlı Türk tarihinden ilham almayanlar, karanlık ajanslardan ilham alanlar, İngiltere merkezli lobilerden direktif alanlar, bize tek bir söz bile söyleyemezler. Biz kaya gibiyiz. Bu sözler, bu kayadan alsa alsa toz alır başka bir şey alamaz. Bunların bağımsızlıkları yoktur, prangaları vardır. Hiçbiri özgür değildir, kelepçeleri vardır. İstanbul’u lobilere mahkum adamlar yönetemez. İstanbul’u kelepçeli, prangalı şahıslar yönetemez. Siz gidin, Fatih’in emaneti İstanbul’u “Kandil Uzlaşısıyla” paylaşma hesaplarınıza devam edin. Her gün pazarlıklar yapmaya, meclis üyelikleri, adaylıklar dağıtmaya devam edin. Bu millet 31 Mart’ta Bayrampaşa’da sizin bu pazarlık masanızı, bu Kandil masasını hep birlikte dağıtacaktır” şeklinde konuştu.
“BAYRAMPAŞA OTOGARI’MIZI GÜZEL BİR MİLLET BAHÇESİNE ÇEVİRECEĞİZ”
Bayrampaşa için yapacağı projelerini anlatan Kurum “İBB’ye Bayrampaşa’nın ne zaman ihtiyacı olsa bu kardeşiniz sizin yanınızda olacak. Göreve başladığımız anda hızlıca İsmetpaşa Mahallemizde başlattığımız kentsel dönüşüm projelerimizi ilçemizin tamamına yaygınlaştıracağız. Bayrampaşa Otogarı’mızı güzel bir millet bahçesine çevireceğiz. Bir elimizle aşevimizi ve kadınlarımızın dinleneceği lokalimizi ilçemize kazandırırken; diğer elimizle Bayrampaşa stadının olduğu muhteşem alana bir spor kompleksi yapacağız. Ama biz yaptık mı, bütüncül yaparız. Bu kompleksin altına sizlerin ihtiyacı olan son derece geniş bir otoparkı da kazandıracağız. Biz, birileri gibi laf değil iş üretiriz. Onun için de uğraştıran değil, ulaştıran bir Bayrampaşa için planlarımızı tamamen hazırladık. Hemen 1 Nisan’da kolları sıvayacağız. Biz kolları sıvadık mı Bayrampaşa’ya sarılır ve Bayrampaşa’nı ihtiyaçları bitene kadar o kolları ayırmayız. Ellerimiz Bayrampaşa’nın elini tuttu mu bir daha ayrılmaz. Bir yandan Bayrampaşa- Eyüp tramvay hattımızı hizmete alırken, bir taraftan da Kazlıçeşme-Bayrampaşa-Gaziosmanpaşa-Kâğıthane-Levent metrosunun da yapımını hızlıca başlayacağız. Kâğıthane-Bayrampaşa tünelini yapacağız. Eski cezaevi önündeki O-3 bağlantı yolunun üstünü kapatarak sizlere orada muhteşem bir meydan kazandıracağız. Biz Bayrampaşa ile el ele verdik mi yapamayacağımız bir iş yok. Bayrampaşa her şeyin en güzelini hak ediyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Sakaryalılara seslendiği konuşmasında muhalefet ve CHP’lilere yönelik olarak “Dünya yansa umurlarında değil” ifadelerini kullanırken; gökyüzüyle buluşan KAAN uçağıyla ilgili de konuştu.
“Artık 5. nesil savaş uçağı yapan 4 ülke arasındayız” ifadelerini kullanan Erdoğan, topraklarımızda huzur ve güven istiyorsak ‘güçlü bir orduya’ mecbur olduğumuzu belirtti ve şu şekilde konuştu;
“Güçlü bir savunma sanayiine güçlü bir orduya sahip olmalıyız. Karada, denizde, havada sahip olacağız. Başka ülkeler için bunlar bir tercih olabilir ama Türkiye için her alanda güçlü olmak bir mecburiyettir.”
İşte Erdoğan’ın açıklamalarının satır başları;
Bu gece idrak edeceğimiz Ramazan-ı Şerif’in müjdecisi olan mübarek Berat gecenizi tebrik ediyorum. Rabbim bizleri sağlık, huzur ve afiyet içerisinde sevdiklerimizle birlikte Ramazan-ı Şerif’e kavuştursun diyorum. Başta Gazze’deki kardeşlerimiz olmak üzere gönül coğrafyamızın dört bir köşesindeki mazlumların Allah yardımcısı olsun diye dua ediyorum.
Öncelikle sizlere olan teşekkür borcumuzu ifa etmek istiyorum. Geçen sene mayıs ayında tarihimizin en kritik seçimlerinden birini yaşadık. 14-28 Mayıs seçimleri Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma mücadelesinde daima örnek gösterilecektir. Sadece katılım oranlarının yüksekliği itibarıyla değil sonuçları açısından da mayıs seçimleri bir dönüm noktasıdır. Millet olarak bugün geriye doğru baktığımızda nasıl bir badire atlattığımızı çok daha iyi anlıyoruz. Karşımızdaki ittifakın bugünkü durumunu gördükçe Türkiye’nin ve Türk milletinin verilmiş sadakası varmış diyoruz. İşte bu kritik cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde Sakarya’mız iradesine sahip çıkarak yine destan yazdı. Yüzde 65’er oy oranıyla bize destek olan Sakaryalı kardeşlerimin her birine şükranlarımı özellikle sunuyorum. Cumhur İttifakı’nın örnek dayanışmasını sergileyen Sakarya inşallah 31 Mart’ta çok daha güçlü şekilde inanıyorum ki yanımızda yer alacaktır.
Şu anda meydana bakıyorum. Resmi rakamı istedim. Resmi rakam şu anda meydanda elhamdülillah 60 bin kişi var. Zaten Sakarya’ya da bu yakışır. Bizim Sakarya ile aramızdaki muhabbeti ancak gönül gözüyle bakanlar görebilir. Bu muhabbeti dizelere dökecek olursak heralde şu şekilde akıp gelirdi; Hep haktan yanasın yiğitsin, mertsin, kimseye eğilmez başın Sakarya. Yeryüzüne indirilmiş cennetsin, ünyada bulunmaz eşin Sakarya. Gönül ikliminin rüzgarı sende, bahtımın bitmeyen baharı sende, tarihimin şanı, zaferi sende, sırtımı dayadığım dağsın sen Sakarya. Gönül coğrafyamızın her rengini her güzelliğini bağrında yaşatan Kafkasların, Balkanlar’ın, Anadolu’muzun her köşesinin kokusunu taşıyan Sakarya’ya hasret gidermeye geldik. Bu coğrafyanın vatan olmasında kanıyla, canıyla, teriyle bedel ödeyen şehitler veren Sakarya geleceğimize güvenle bakmamızın da teminatıdır.
“KILIÇDAROĞLU’NU ÇİĞNEYİP GEÇTİLER”
Milli mücadelede olduğu gibi 15 Temmuz’da da dimdik ayakta durarak hainlere geçit vermeyen bu şehir Türkiye Yüzyılı’nın da yükselen yıldızıdır. Türkiye’nin demokrasi, adalet ve kalkınma mücadelesinin her safhasında sizler yanımızda oldunuz. Bir dönem bizimle birlikte olup da sonra yolunu ayıranların veya yolunu kaybedenlerin aksine Sakarya istikametini hiç bozmadı. Aynı şekilde Sakarya ülkeye eser kazandırmak, millete hizmet etmek için çalışması gereken muhalefetin oyunlarına da hiç gelmedi. İşte sizler de takip ediyorsunuz, ülkenin ikinci büyük partisi işi gücü bırakmış kendi içinde saç saça, baş başa kavga ediyor. Dün Türkiye’yi yönetecek cumhurbaşkanı adayı diye karşımıza çıkardığı genel başkanlarını çiğneyip geçtiler. Onun yanında cumhurbaşkanı yardımcısı diye şehir şehir dolaştırdıkları isimlerin ise yarın ne olacakları belli değil.
MUHALEFETE GÖNDERME
Yaptıkları kongrenin üzerindeki şaibeleri, aday belirleme sürecindeki kirli pazarlıklar ve vahim iddialar izledi. Öyle bir haldeler ki dünya yansa, ülke batsa, kıyamet kopsa, millet feveran etse umurlarında değil. Kendi çıkarlarından, kendi şahsi kariyerlerinden başka hiçbir şeyi gözleri görmüyor. Aslında bunlar tek parti devrinden beri hep böyleydiler. Bunun için milletimiz rahmetli Menderes’ten merhum Özal’a kendi hayallerini paylaşan herkese sahip çıkmıştır. Biz de 21 yıldır ülkenin kalkınması ve gelişmesi için verdiğimiz mücadele ile farkımızı gösterdik. Şimdi de ülkemizi Türkiye Yüzyılı belediyeciliği ile mahalli idarelerde de dünyanın en üst ligine çıkarmak istiyoruz. Milletimizden 31 Mart’ta sandıkta desteği muhalefetin yaptığı gibi siyasi rant paylaşımı değil işte bu vizyonu hayata geçirme iradesi ile talep ediyoruz. Bugün sizlerin karşısına da aynı hissiyatla çıktık.
Sakarya, Türkiye’nin kalbi, Türkiye’de bulunduğu coğrafyanın kalbidir. Tarih boyunca tüm hükümdarların, tüm imparatorlukların gözü hep bu coğrafyada oldu. Boğaz’ları İstanbul’u, Anadolu’yu almak için çok kanlı savaşlar yapıldı. Bu bakımdan Anadolu sadece medeniyetler beşiği değildir. Aynı zamanda bir medeniyetler mezarlığıdır. Bu topraklarda nice devlet kuruldu, hüküm sürdü ve yıkılıp gitti. Nice kral, nice kumandan en son nefesini bu topraklarda verdi. Türk milleti olarak biz de Malazgirt’ten beri vatanımız olan bu toprakları müdafaa için mücadele ediyor, can veriyoruz. Bir asır önce Çanakkale’de ve milli mücadelede yüz binlerce vatan evladını feda ederek Anadolu’yu milletimizin mezarı haline getirmek isteyenlerin elinden kurtardık. Bayrağımız inmesin, ezanlarımız susmasın, mabedlerimizin göğsüne namahrem eli değmesin diye can verdik, ter döktük.
TERÖRLE MÜCADELE MESAJI: “BUNLARI CUDİ’DE TENDÜREK’DE, GABAR’DA GÖMDÜK”
Son 40 yıldır da birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize kasteden bölücü terör örgütüne karşı mücadele yürütüyoruz. Terör örgütü askeriyle, polisiyle, kamu görevlisiyle, korucusuyla, kadını, yaşlısı, genci ve hatta bebeğiyle on binlerce insanımızı katlederek bizden kopardı. Çektiğimiz acıların, maruz kaldığımız ihanetlerin, ödediğimiz bedellerin haddi hesabı yok. Ama hamdolsun her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanı işgalcilere, hainlere, emperyalistlerin tetikçiliğini yapan teröristlere teslim etmedik. Bunları Cudi’de gömdük, bunları Tendürek’te gömdük, bunları Gabar’da gömdük bildiğiniz gibi artık içeride terör örgütleri kalmadı. Hepsi de terk ettiler.
KAAN UÇAĞI
Son olarak güney sınırımız boyunca bir teröristan kurmaya teşebbüs ettiler. Gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi harekatlarla bu senaryoyu da yırtıp attık. İnsansız hava araçlarımızla, SİHA’larımızla, AKINCI’larımızla bunları yok ettik. Bunları o mağaralarda yok ettik. Şimdi en son olarak ortaya hangi uçağımızı çıkardık? Şimdi de KAAN’ımızı çıkardık. KAAN’la beraber yine gökyüzü ile buluştuk.
“BARIŞ İSTİYORSAK GÜÇLÜ OLMALIYIZ”
Nerede bir terörist varsa buluyoruz başını eziyoruz. Arkalarında kimlerin olduğuna bakmadan son teröristi etkisiz hale getirene kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz. Tüm bu sürecin bize öğrettiği en önemli hakikat hazır ol cenge eğer ister isen sulhu salah yani barış ve huzur istiyorsan savaşa hazır olmalısın. Türkiye ve Türk milleti olarak şayet bu topraklarda huzur ve güven içinde yaşamak istiyorsak yapacağımız iş bellidir. Güçlü bir savunma sanayiine güçlü bir orduya sahip olmalıyız. Karada, denizde, havada sahip olacağız. Başka ülkeler için bunlar bir tercih olabilir ama Türkiye için her alanda güçlü olmak bir mecburiyettir. Aksi takdirde bizi düşmanlarımıza karşı ne uluslararası hukuk koruyabilir, ne mensubu olduğumuz ittifaklar koruyabilir, ne de acizliğin artık herkesin kabullendiği Birleşmiş Milletler koruyabilir. Bizi düşmanlarımıza karşı koruyacak olan tek şey bileğimizdir, kendi gücümüzdür, kendi imkan ve kabileyetlerimizdir.
Diğer türlü bize bu coğrafyada nefes bile aldırmazlar. Bu gerçeği yakın çevremizdeki örnekleriyle acı bir şekilde görüyoruz. Bosna’da 30 yıl önce yaşanan katliamları hepimiz hatırlıyoruz. Avrupa’nın ortasında Boşnak kardeşlerimiz açıkça soykırıma uğradı. Batılı devletlerin ve kurumların kılı dahi kıpırdamadı. Irak’ta 2 milyon kişi resmen katledildi. Kimse dönüp bakmadı. Azerbaycan toprakları ve onun bir parçası olan Karabağ yıllarca işgal altında kaldı. Hocalı başta olmak üzere pek çok katliam yapıldı. Kimse harekete geçmedi. Suriye’de 1 milyon insan vahşice öldürüldü. 12 milyon insan göçe zorlandı. Zulmü durdurmak için kimse adım atmadı. Gazze’de 7 Ekim’den bu yana çoğu çocuk, kadın ve sivil 30 bin masum Filistinli şehit edildi. 70 binden fazla sivil yaralandı. Ne batılı güçle ne de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi İsrail vahşetini engelleyecek işe yarar bir çaba göstermedi. Tam 140 gündür İsrail’in işlediği insanlık suçlarını sadece seyrediyorlar. Öyle ki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi İsrail’e acil ateşkes çağrısı bile yapmıyor, yapamıyor. Kameralar önünde yasak savma kabilinden İsrail’i eleştiren batılı güçler işgalci İsrail ordusuna her türlü silah desteğini vermeyi sürdürüyor.
“SAVUNMA SANAYİİ BİZİM İÇİN BEKA MESELESİDİR”
Allah korusun yarın bizim başımıza da bir felaket gelse karşılaşacağımız manzara bundan farklı olmayacaktır. Aslında biz bunu da yaşadık. Suriye topraklarından ülkemize yönelik DEAŞ ve PKK tehditleri yoğunlaştığında müttefik dediğimiz ülkeler topraklarımızda konuşlu hava savunma sistemlerini söküp götürdüler. Terörle mücadelede ihtiyacımız olan silahları araç-gereci, mühimmatı vermediler. Hatta bugün dünyanın en büyük üretici ve ihracatçıları arasında olduğumuz tabanca almamıza dahi engel oldular. Sonra ne oldu? Biz tabancamızı yapmaya başladık. Onlar bizden şimdi tabanca istiyorlar. Dolayısıyla KAAN savaş uçağına, Anadolu Gemisi’ne, AKINCI’ya, KIZILELMA’ya, ANKA’ya, Fırtına Obüsleri’ne, Altay Tankı’na burada Sakarya’da çeşit çeşit füze sistemlerine sahip olmak bizim için bir beka meselesidir. Biz bunları yaptık. Şimdi onlar bizden istiyor. Dünyada 5’inci nesil savaş uçağı yapabilen 4 ülke arasına girmemizin gururunu yaşayamayanlar dönüp kalplerindeki millet sevgisini bir sorgulasın. Şayet bu savunma sanayii projelerini hayata geçirmemiş olsaydık Allah göstermesin bugün nasıl bir durumda olurduk düşünmek bile istemiyorum.
Son 21 yılda savunma sektörüne yaptığımız yatırımların karşılığını hem güvenliğimizle hem ihracatımızla almaya başladık. Kendimizle beraber dost ve kardeş ülkelerin ihtiyaçlarını da karşılayan bir ülke haline geldik. Geçtiğimiz yıl 185 ülkeye 230 çeşit ürün ihraç ederek 5,5 milyar dolarlık rekor ihraç tutarı yakaladık. Sakarya diğer alanlarda olduğu gibi bu mücadelede de ülkemizin önde gelen şehirleri arasındaki yerini aldı. Savunma sanayiinde sürekli yükselttiğimiz hedeflerimiz doğrultusunda azim ve kararlılıkla çalışmayı sürdürüyoruz. Yeter ki şu dört ilkeye sıkı sıkıya sahip çıkmaya devam edelim. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep beraber Türkiye olacağız. Bu irade 85 milyonuyla milletimizle yaşadıkça Allah’ın izniyle Türkiye Yüzyılı’nın doğuşunun önünü kimse kesemeyecektir.
SAKARYA’YA ŞEHİR HASTANESİ AÇILIYOR
Türkiye bugün bölgesel ve küresel bir güç hedefine sahipse gerisinde son 21 yılda ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmet alt yapısı var. Ülkemizin her şehri her karış toprağı bu yatırımlardan istifade etmiştir. Sakarya’da son 21 yılda 183 milyar liranın üzerinde yatırım yaptık. Eğitimde şehrimize 3 bin 642 adet yeni derslik kazandırdık. İkinci devlet üniversitesi Sakarya Uygulamalı Birimler Üniversitesi’ni kurduk. Gençlik ve sporda 14 bin 500 kişi kapasiteli yükseköğrenim yurt binaları açtık. 28 bin kişi kapasiteli şehir stadyumu başta olmak üzere 88 spor tesisi inşa ettik. Sakaryalı ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza 4,5 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Adalette, 20 bin metrekare açık ve 103 bin metrekare kapalı alana sahip yeni bir adliye sarayı yapıyoruz. Sağlıkta, bin 300 yataklı eğitim ve araştırma hastanesi başta olmak üzere toplamda bin 946 yataklı 23 hastanenin de aralarında olduğu 59 adet sağlık tesisini hizmete açtık. Yapımı süren bin yataklı Sakarya Şehir Hastanemizi inşallah en kısa sürede tamamlayıp hizmete açacağız.
İşte Erdoğan’ın açıklamalarının satır başları;
Bu gece idrak edeceğimiz Ramazan-ı Şerif’in müjdecisi olan mübarek Berat gecenizi tebrik ediyorum. Rabbim bizleri sağlık, huzur ve afiyet içerisinde sevdiklerimizle birlikte Ramazan-ı Şerif’e kavuştursun diyorum. Başta Gazze’deki kardeşlerimiz olmak üzere gönül coğrafyamızın dört bir köşesindeki mazlumların Allah yardımcısı olsun diye dua ediyorum.
Öncelikle sizlere olan teşekkür borcumuzu ifa etmek istiyorum. Geçen sene mayıs ayında tarihimizin en kritik seçimlerinden birini yaşadık. 14-28 Mayıs seçimleri Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma mücadelesinde daima örnek gösterilecektir. Sadece katılım oranlarının yüksekliği itibarıyla değil sonuçları açısından da mayıs seçimleri bir dönüm noktasıdır. Millet olarak bugün geriye doğru baktığımızda nasıl bir badire atlattığımızı çok daha iyi anlıyoruz. Karşımızdaki ittifakın bugünkü durumunu gördükçe Türkiye’nin ve Türk milletinin verilmiş sadakası varmış diyoruz. İşte bu kritik cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde Sakarya’mız iradesine sahip çıkarak yine destan yazdı. Yüzde 65’er oy oranıyla bize destek olan Sakaryalı kardeşlerimin her birine şükranlarımı özellikle sunuyorum. Cumhur İttifakı’nın örnek dayanışmasını sergileyen Sakarya inşallah 31 Mart’ta çok daha güçlü şekilde inanıyorum ki yanımızda yer alacaktır.
Şu anda meydana bakıyorum. Resmi rakamı istedim. Resmi rakam şu anda meydanda elhamdülillah 60 bin kişi var. Zaten Sakarya’ya da bu yakışır. Bizim Sakarya ile aramızdaki muhabbeti ancak gönül gözüyle bakanlar görebilir. Bu muhabbeti dizelere dökecek olursak heralde şu şekilde akıp gelirdi; Hep haktan yanasın yiğitsin, mertsin, kimseye eğilmez başın Sakarya. Yeryüzüne indirilmiş cennetsin, ünyada bulunmaz eşin Sakarya. Gönül ikliminin rüzgarı sende, bahtımın bitmeyen baharı sende, tarihimin şanı, zaferi sende, sırtımı dayadığım dağsın sen Sakarya. Gönül coğrafyamızın her rengini her güzelliğini bağrında yaşatan Kafkasların, Balkanlar’ın, Anadolu’muzun her köşesinin kokusunu taşıyan Sakarya’ya hasret gidermeye geldik. Bu coğrafyanın vatan olmasında kanıyla, canıyla, teriyle bedel ödeyen şehitler veren Sakarya geleceğimize güvenle bakmamızın da teminatıdır.
Milli mücadelede olduğu gibi 15 Temmuz’da da dimdik ayakta durarak hainlere geçit vermeyen bu şehir Türkiye Yüzyılı’nın da yükselen yıldızıdır. Türkiye’nin demokrasi, adalet ve kalkınma mücadelesinin her safhasında sizler yanımızda oldunuz. Bir dönem bizimle birlikte olup da sonra yolunu ayıranların veya yolunu kaybedenlerin aksine Sakarya istikametini hiç bozmadı. Aynı şekilde Sakarya ülkeye eser kazandırmak, millete hizmet etmek için çalışması gereken muhalefetin oyunlarına da hiç gelmedi. İşte sizler de takip ediyorsunuz, ülkenin ikinci büyük partisi işi gücü bırakmış kendi içinde saç saça, baş başa kavga ediyor. Dün Türkiye’yi yönetecek cumhurbaşkanı adayı diye karşımıza çıkardığı genel başkanlarını çiğneyip geçtiler. Onun yanında cumhurbaşkanı yardımcısı diye şehir şehir dolaştırdıkları isimlerin ise yarın ne olacakları belli değil.
MUHALEFETE GÖNDERME
Yaptıkları kongrenin üzerindeki şaibeleri, aday belirleme sürecindeki kirli pazarlıklar ve vahim iddialar izledi. Öyle bir haldeler ki dünya yansa, ülke batsa, kıyamet kopsa, millet feveran etse umurlarında değil. Kendi çıkarlarından, kendi şahsi kariyerlerinden başka hiçbir şeyi gözleri görmüyor. Aslında bunlar tek parti devrinden beri hep böyleydiler. Bunun için milletimiz rahmetli Menderes’ten merhum Özal’a kendi hayallerini paylaşan herkese sahip çıkmıştır. Biz de 21 yıldır ülkenin kalkınması ve gelişmesi için verdiğimiz mücadele ile farkımızı gösterdik. Şimdi de ülkemizi Türkiye Yüzyılı belediyeciliği ile mahalli idarelerde de dünyanın en üst ligine çıkarmak istiyoruz. Milletimizden 31 Mart’ta sandıkta desteği muhalefetin yaptığı gibi siyasi rant paylaşımı değil işte bu vizyonu hayata geçirme iradesi ile talep ediyoruz. Bugün sizlerin karşısına da aynı hissiyatla çıktık.
Sakarya, Türkiye’nin kalbi, Türkiye’de bulunduğu coğrafyanın kalbidir. Tarih boyunca tüm hükümdarların, tüm imparatorlukların gözü hep bu coğrafyada oldu. Boğaz’ları İstanbul’u, Anadolu’yu almak için çok kanlı savaşlar yapıldı. Bu bakımdan Anadolu sadece medeniyetler beşiği değildir. Aynı zamanda bir medeniyetler mezarlığıdır. Bu topraklarda nice devlet kuruldu, hüküm sürdü ve yıkılıp gitti. Nice kral, nice kumandan en son nefesini bu topraklarda verdi. Türk milleti olarak biz de Malazgirt’ten beri vatanımız olan bu toprakları müdafaa için mücadele ediyor, can veriyoruz. Bir asır önce Çanakkale’de ve milli mücadelede yüz binlerce vatan evladını feda ederek Anadolu’yu milletimizin mezarı haline getirmek isteyenlerin elinden kurtardık. Bayrağımız inmesin, ezanlarımız susmasın, mabedlerimizin göğsüne namahrem eli değmesin diye can verdik, ter döktük.
TERÖRLE MÜCADELE MESAJI: “BUNLARI CUDİ’DE TENDÜREK’DE, GABAR’DA GÖMDÜK”
Son 40 yıldır da birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize kasteden bölücü terör örgütüne karşı mücadele yürütüyoruz. Terör örgütü askeriyle, polisiyle, kamu görevlisiyle, korucusuyla, kadını, yaşlısı, genci ve hatta bebeğiyle on binlerce insanımızı katlederek bizden kopardı. Çektiğimiz acıların, maruz kaldığımız ihanetlerin, ödediğimiz bedellerin haddi hesabı yok. Ama hamdolsun her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanı işgalcilere, hainlere, emperyalistlerin tetikçiliğini yapan teröristlere teslim etmedik. Bunları Cudi’de gömdük, bunları Tendürek’te gömdük, bunları Gabar’da gömdük bildiğiniz gibi artık içeride terör örgütleri kalmadı. Hepsi de terk ettiler.
KAAN UÇAĞI
Son olarak güney sınırımız boyunca bir teröristan kurmaya teşebbüs ettiler. Gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi harekatlarla bu senaryoyu da yırtıp attık. İnsansız hava araçlarımızla, SİHA’larımızla, AKINCI’larımızla bunları yok ettik. Bunları o mağaralarda yok ettik. Şimdi en son olarak ortaya hangi uçağımızı çıkardık? Şimdi de KAAN’ımızı çıkardık. KAAN’la beraber yine gökyüzü ile buluştuk.
SAKARYA’YA ŞEHİR HASTANESİ AÇILIYOR
Yapımı süren 1000 yataklı Sakarya Şehir Hastanemizi inşallah en kısa sürede tamamlayıp hizmete açacağız
Haberin Ayrıntıları Geliyor…
Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için Haber7 uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android) kurabilir, Twitter’da @Haber7 hesabını takip edebilirsiniz.
App Store Google Play Takip Et
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de ‘Asya’da Sürdürülebilir Kalkınma için Bölgesel İşbirliğinin Teşvik Edilmesi’ temasıyla Azerbaycan Milli Meclisi’nin ev sahipliğinde düzenlenen Asya Parlamenter Asamblesi (APA) 14’üncü Genel Kurulu’nda konuştu. Kurtulmuş, toplantıda ortaya konulacak fikirlerin, yapılacak müzakerelerin Asya ülkeleri arasında dayanışma ve iş birliğini sağlayacak önemli sonuçlar doğurması temennisinde bulunarak, dünyanın zor bir dönemden geçtiğini, bu çerçevede tarihsel olarak Asya’da da önemli tarihi fırsat penceresinin açıldığını söyledi.
‘APA, ASYA’NIN YÜKSELİŞİNE KATKI SAĞLAYACAK’
Asya’nın yeniden yükselişe geçtiği bir dönemi yaşadığını kaydeden Kurtulmuş, “APA’nın, yükselişe geçen Asya’da yeni fırsatların yakalanması, güven ve istikrar içerisinde iş birliklerinin ve ortak çalışma zemininin temin edilmesi bakımından fevkalade değerli bir platform olduğunun altını çizmek isterim. Bu anlamda APA, aslında Asya’nın yükselişine katkı sağlayacak, Asya’da ortaya çıkabilecek iş birliği ve barış imkanları üzerinden, küresel barışı sağlamaya katkı sunacak fevkalade önemli, çok taraflı bir parlamenter asambledir. Bu çerçevede parlamenter diplomasinin bütün imkanlarından istifade ederek, bu hedefe ulaşmak; APA’nın ortak amaçlarından birisi olmalıdır” diye konuştu.
Türkiye’nin 2019’dan bu yana ‘yeniden Asya’ yaklaşımını sürdürdüğünü belirten Kurtulmuş, gelişmekte olan, büyük fırsatları ve riskleri aynı zamanda bünyesinde taşıyan Asya’yla ilişkilere önem verdiklerini vurguladı. Kurtulmuş, APA’nın 14’üncü Genel Kurulu’nda, ‘APA Dönem Başkanlığı’nı Azerbaycan’ın devralacağını anımsatarak, “Büyük bir vukufiyetle bu görevi yürütecek olan Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı değerli dostum Sahibe Gafarova Hanımefendinin aldığı bayrağı, çok daha yukarıya taşıyarak ülkelerimiz arasında, parlamentolarımız arasında ve parlamenterlerimiz arasında iş birliğini de artıracak çalışmaları gerçekleştireceğine eminim. Hep birlikte kendisine destek olarak, bu faaliyetlerin daha ileriye götürülmesi için yardımcı olacağız ve önümüzdeki dönemde Asya ülkelerinin iş birliği ve dayanışmasını en yüksek noktalara kadar çıkaracağız” dedi. Bu dönemde Asya’nın önemli birçok yerinde çatışma alanlarının bulunduğunu, bu çatışma alanları üzerinden hem bölgesel çatışmaların hem de küresel rekabetlerin ve düşmanlıkların fitilinin ateşlenmesinin müsait olduğunu söyleyen Kurtulmuş, “Bu çerçevede bizim üzerimize düşen şey, güven ve istikrar gibi iki kilit sözcük üzerinden dış politikamızı, uluslararası ilişkilerimizi inşa edebilmektir” diye konuştu.
‘TÜRKİYE HAYATİ BİR ROL OYNAMIŞTIR’
Kurtulmuş, Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafyada yaşanan Rusya-Ukrayna savaşı ile İsrail’in Gazze başta olmak üzere Filistin topraklarına yönelik saldırılarına da dikkat çekti. Rusya-Ukrayna savaşının, sadece iki ülke arasında olmadığını, Rusya ile topyekun Batı arasında bir savaş olma niteliği taşıdığını belirten Kurtulmuş, şöyle konuştu: “Eğer Rusya ve Ukrayna krizi çözüme kavuşturulamazsa, bunun bir küresel çatışmanın da fitilini ateşleyeceği aşikardır. Türkiye olarak başından itibaren Rusya-Ukrayna krizinde hem Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü sonuna kadar savunduk hem de bir an evvel her iki tarafın kabul edebileceği adil ve kalıcı bir barışın temin edilmesi için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirdik, yerine getirmeye devam ediyoruz. Esir takasının gerçekleştirilmesi ve Karadeniz’de tahıl koridoruyla dünya gıda piyasalarında olağanüstü fiyat artışlarının önlenmesinde, Türkiye hayati bir rol oynamıştır. Bu çerçevede Rusya-Ukrayna savaşının en kısa sürede kalıcı ve adil bir barış yoluyla çözülmesi insanlığın hayrınadır.”
‘DÜNYA SİYASETİ İÇİN YENİ BİR DÖNEM BAŞLADI’
Kurtulmuş, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ise söylenildiği gibi 7 Ekim’de başlamadığını, 1948’den, 1967’den itibaren bu meselenin içten içe yandığı, büyütüldüğü bir sürecin yaşandığını söyledi. Filistinlilerin köylerinden, kentlerinden uzaklaştırılarak buralara işgalci Yahudilerin yerleştirildiğini, bir kısmının hayattan koparıldığını kaydeden Kurtulmuş, en son Gazze’de devam eden bu büyük insanlık suçunun maalesef insanlık tarihinin en ağır imtihanlarından birisi olduğunu söyledi. Kurtulmuş, “APA başta olmak üzere bütün uluslararası kuruluşların bu insanlık dramına sessiz kalmamasını temenni ediyoruz” dedi.
Lahey’de Güney Afrika tarafından İsrail’e açılan davaya da işaret eden Kurtulmuş, şunları söyledi:
“Lahey Uluslararası Adalet Divanı’nda başlayan mahkeme safahatıyla yeni bir dönem başlamıştır. Aslında açık söyleyeyim. Dünya siyaseti için de yeni bir dönem başlamıştır. Bu dönemle birlikte dünyada hak, adalet, insaf ve vicdan arayışı içerisinde olan insanların artık yeni bir yol arayışı içerisinde olduğu aşikardır. Hükümetlerin bir kısmı, Gazze’de işlenen soykırıma varan büyük katliama sessiz kalsa da dünya halkları sessiz kalmamış; Washington’dan Londra’ya, Paris’ten Brüksel’e kadar birçok başkentte milyonlarca insan sokağa dökülmüştür. Artık insanlık, bu canavarın durdurulmasını, insanlık suçlarını bilerek, isteyerek işleyen bu mekanizmanın durdurulmasını talep etmektedir. Bunun için her türlü fırsatı ortaya koymak ve Gazze’de yaşanan bu büyük insanlık suçunu önlemek mecburiyetindeyiz.”
İSRAİL’İN REFAH’A SALDIRI PLANI
Birleşmiş Milletler’in mültecilere yardım kuruluşları başta olmak üzere birçok kuruluşun, Netanyahu çetesini destekleyen ülkeler ve güçler tarafından engellendiğini söyleyen Kurtulmuş, şu anda çok daha tehlikeli bir noktaya bu sürecin geldiğini belirtti. Kurtulmuş, şöyle dedi: “İsrail’in başbakanı şu anda Refah Kapısı’na sıkıştırılmış olan yaklaşık 1,5 milyona yakın Filistinlinin üzerine orada da bombalar atıyor ve dünyaya meydan okuyarak diyor ki, ‘Bunları oradan da silip atacağız.’ Böylece yeni bir insanlık suçunu işlemeye devam edeceğini, dünyanın gözünün içine baka baka ifade ediyor. Buna karşın insanlığın ortak vicdanı harekete geçmiştir ama sonuç almak için çok daha güçlü mücadele etmemiz lazımdır. Bu Uluslararası Adalet Divanı’ndaki ara kararla birlikte ortaya çıkan durum, yeni bir fırsattır. Ümit ederiz ki arkasından uluslararası savaş suçları mahkemesindeki yargılamanın başlaması ile insanlık bu ayıptan hiç olmazsa bir miktar kurtulabilecektir.”
YENİ BİR KÜRESEL BARIŞ MEKANİZMASI ÇAĞRISI
Yeni bir uluslararası yapının kurulması gerektiğini belirten Kurtulmuş, “Önümüzdeki dönemde hep beraber çalışarak inşa etmemiz gereken yeni bir alan; yeryüzünde adaleti, barışı, insanlığı, ülkelerin eşit egemenliğini, halkların arasında hiçbir ayrımcılık gözetmeksizin bütün insanlığı eşit gören yeni bir anlayışı inşa etmek zorundayız. Açıkçası, yeni bir Birleşmiş Milletler’e, yeni bir küresel barış mekanizmasına ve dünyayı yeniden insanların eşitliği prensibi içerisinde, barış çerçevesinde bir araya getirebilecek uluslararası bir anlayışa ihtiyacımız var” dedi.
APA DÖNEM BAŞKANLIĞINI DEVRETTİ
TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının ardından Türkiye’nin 2017’den bu yana üstlendiği APA Dönem Başkanlığı’nı Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Sahibe Gafarova’ya devretti. Programda, katılımcı ülkelerin meclis ve heyet başkanları, Asya Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanı AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Emin Önen, Türkiye-Azerbaycan Dostluk Grubu Başkanı AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, AK Parti Aydın Milletvekili Ömer Özmen, CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, CHP Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdu, MHP Samsun Milletvekili İlyas Topsakal, İYİ Parti Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Osman Cengiz Çandar ve Saadet Partisi İzmir Milletvekili Mustafa Bilici, Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı da yer aldı. (
]]>Kurum, ‘’Vuslat Platformu 13 yıldır ülkemiz başta olmak üzere dünyanın birçok coğrafyasında aynı gaye ve manevi değerler etrafında fikir ve gönül birliği yapan insanların bir araya geldiği müstesna bir okuldur. Medeniyetimizin yeniden inşası yolunda ilim, ahlak ve irfanı merkeze alan bir yaklaşımla evlatlarımızın, gençlerimizin, gelecek nesillerimizin yetişmesine çok önemli katkılar sağlamaktadır.’’ dedi.
Şehrin kendi kimliğinden, tarihinden ve ruhundan uzaklaştırıldığını belirten Kurum, “Bugün burada bulunan sizlerin, Uluslararası Vuslat Platformu’nun entelektüel birikimiyle, irfanıyla, derin tecrübeleriyle bu şehirdeki tahribatı durduracak, İstanbul’umuzu gerçek kimliğine yeniden kavuşturacağız.” dedi.

Kurum, 14 Ağustos 2001’den beri milletin değerlerine yaslandıklarını, bugünlere öyle geldiklerini kaydederek, o günden bugüne milletin iradesini yansıtan ve millet iradesine yaslanan bir temsil sistemi ile siyaseti hakim kıldıklarını dile getirdi.
“VESAYET ODAKLARININ KARŞISINDA DİMDİK DURDUK”
Aziz milletin sesine asla yabancı kalmadıklarını kaydeden Kurum, “Bize oy versin ya da vermesin tüm kesimlerin hukukunu hiçbir ayrım yapmadan vicdani bir hassasiyetle koruduk. Milletimiz, geçmişindeki dayatmaları en acı şekilde tecrübe etti. Bu yüzden tüm dayatmaların, vesayet odaklarının karşısında hep dimdik durduk.” diye konuştu.
Milletin değerlerine, farklı inanç ve kültürlerine, farklı siyasi tercihlerine en ufak bir saygısızlıkta ve dayatmada bulunanın aralarında yeri olmayacağını vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“Bugün Türkiye 85 milyon vatandaşıyla büyük ve güçlüyse bu, 1000 yıldır var olan kardeşlik ikliminin korunması ve yaşatılmasıyla mümkün olmuştur. Her zaman bu birlik ve beraberliğin, bu adalet ve dayanışmanın da sancaktarı olduk, savunucusu olduk. Etle tırnak gibi olan her bir vatandaşımızın arasına nifak sokanlara fırsat vermedik. Geçtiğimiz 22 yıllık süre zarfında milletimizin sesine sağır kalmadık, milletimizin beklentilerine yabancı olmadık. Milletimiz de tüm seçimlerde bizlere inandı, güvendi ve liyakatli olan kadrolarımıza bu ülkenin idaresini teslim etti. İnşallah 31 Mart’ta da İstanbullu kardeşlerimiz İstanbul’un fetret dönemini bitirecek, emaneti yeniden ehline teslim edecektir.”
“SON 5 YILDA İSTANBUL HEM FİZİKEN TAHRİP OLDU HEM DE RUHEN YIPRATILDI”
Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan adayı Kurum, AK Parti belediyecilik anlayışıyla hiçbir şehri gürültüye, estetikten yoksunluğa, çirkinliğe ve çarpık yapılaşmaya terk etmediklerini söyledi.
Her şehri ve ilçeyi, huzurun, barışın, estetiğin, mimarinin merkezleri haline getirdiklerini anlatan Kurum, geçmişle geleceği aynı potada buluşturan, modern ile tarihi barıştıran, yeşil ile yapıyı kaynaştıran, insan ile şehri bütünleştiren bir şehircilik anlayışını Türkiye’nin tamamına yaydıklarının altını çizdi.
Kurum, İstanbul’un 2019’dan bu yana ehliyetsiz ve liyakatsiz ellerde güzel şeylerden mahrum bırakıldığını belirterek, “Son 5 yılda İstanbul’un nasıl bir fetret devri yaşadığını, nasıl bir yıkıma uğradığını en iyi sizler bilirsiniz. Şehirler de insanlar gibidir. Şehirlerin bedenleri zarar gördüğü gibi ruhları da zarar görebilir. Son beş yılda İstanbul hem fiziken tahrip oldu hem de ruhen yıpratıldı.” dedi.
İstanbulluların şehri ehliyetsiz ve liyakatsiz ellerden kurtaracağına ifade eden Kurum, şöyle konuştu:
“BİZİM YÖNETİMİMİZDE İSTANBUL TÜRKİYE YÜZYILI’NIN ÖNCÜ ŞEHRİ OLACAKTIR”
“Bizim yönetimimizde inşallah İstanbul, Mimar Sinan’ın ufkundaki, estetiğindeki, tasavvurundaki bir İstanbul olarak Türkiye Yüzyılı’nın öncü şehri olacaktır. İnşallah 28 Mayıs’ı 31 Mart’la birleştireceğiz, ‘merkezden yerele istikrar’ diyeceğiz. Uzaktan değil yerinden yönetimi İstanbul’la, İstanbullularla yeniden buluşturacağız. Türkiye Yüzyılı vizyonundan kopmuş olan İstanbul’umuzun yönetimini yeniden devralacak, aziz İstanbullulara en güzel hizmetleri götürmeye devam edeceğiz.”
Kurum, merkezde ve yerelde yapılan mücadelenin yanında Türkiye’nin mazlumların ve mağdurların yanında durmayı başarmış bir ülke olduğunu dile getirdi.
Tüm insanlığın gözleri önünde Filistin ve Gazze’de yaşanan katliamlara millet ile devletin sessiz kalmadığını aktaran Kurum, Türkiye’nin dünyanın ayağa kalkması amacıyla tüm uluslararası arenada Gazze’deki soykırımın durması ve duyulması için öncü bir ülke olduğunu sözlerine ekledi.
Programa, AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, Uluslararası Vuslat Platformu Başkanı Hamza Cebeci, Cumhur İttifakı’nın Ataşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Naim Yağcı ile davetliler katıldı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yaptığı dönemde söz konusu işletmeye verilen ÇED raporunun dile getirildiğini belirten Kurum, “Çevre Bakanlığı sadece çevresel etkileri denetler. İşletme, çevreye, doğaya zarar veriyor mu, vermiyor mu buna bakar. Bakanlığımız döneminde bu işletmenin çevresel etki denetimleri çok sıkı şekilde yapıldı. Bu işletmenin çevre mevzuatına uygun iş yapıp yapmadığı tam 135 kez denetlendi. 21 Haziran 2022’de işletmeye Çevre Kanunu’ndaki en üst sınırdan idari para cezası verildi. İşletmenin faaliyetinde çevre mevzuatı kapsamında görülen eksiklikler nedeniyle 3 ay kapısına mühür vuruldu.” diye konuştu.
Kurum, bununla da kalınmayıp, işletmenin çevreyi kirletmesi nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunun altını çizerek, “Biz, kanunda öngörülen bütün cezai süreçleri hiçbir müsamaha göstermeksizin kararlılıkla uyguladık. İşletmenin tüm tedbirleri aldığı bilirkişi raporlarıyla tespit edilince faaliyetine tekrar başladı. Bir de bizi işletmenin kapasitesini artırmakla suçluyorlar. Bize iftira atanlar şunu da bilir ki Çevre Bakanlığı işletmenin kapasite artışı kararını vermez, veremez çünkü böyle bir yetkisi yoktur. Sadece kapasite artışının çevreye etkisini ölçer, onaylar ya da onaylamaz.” ifadelerini kullandı.

ÇED raporlarına ilişkin kararlarda birçok farklı kurum ve kuruluşun bilimsel görüş ve raporlarına bakıldığını vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“İşte bugün dillerine doladıkları ÇED kararı da 21 kurum ve kuruluştan oluşan komisyon üyeleri tarafından onaylıdır. Bu gerçekler tüm açıklığıyla ortadayken dün geceden itibaren tek merkezden yönetilen, nereden geldiği hepimizce bilinen, sistematik ve bilinçli bir algı operasyonu ve kara propaganda başlatıldı. Milletimizi yasa boğan böylesi bir hadisede bu konu siyasi bir istismara dönüştürüldü. Masa başında üretilmiş pek çok yalan haber ve tezvirat sağa sola, her yere servis edildi.
Milletimiz bu kötü niyeti çok iyi biliyor, tanıyor. Bu kötü niyetli arkadaşlarımıza vicdan sahibi herkese soruyoruz? Siz hangi vicdanla, hangi duyguyla bu konuyu İstanbul’a ve İstanbul seçimlerine getirdiniz? Vatandaşlarımızın daha toprağın altında olduğu bir yerde, 85 milyonun gözünün, aklının, kalbinin burada olduğu bir aşamada, bu olayı siyasete alet etmek vicdansızlıktır, insafsızlıktır. Hangi insani duyguya, hangi insani erdeme uygundur? İnsanımızın canları üzerinden siyasi ikbal peşine düşenleri, milletimizi aldatmaya çalışanları bu millet affetmeyecektir. Bu millet, bu siyaset simsarlarını, bu algı operasyonlarını her zaman olduğu gibi yine boşa çıkaracak, unutmayacak, onları derin vicdanlarıyla ve ferasetiyle cezalandıracaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Şu anda bizim tek bir gayemiz var, o da canlarımızın bir an önce kurtulmasıdır.”

“Biz 85 milyonu kucaklıyoruz’ deyip Alevi, Kürt kardeşlerimizi ötekileştirdiler”
İstanbul’un CHP’li Büyükşehir Belediyesi tarafından kaderine terk edildiğini kaydeden Kurum, söz verilen 10 projeden 9’unun yerine getirilmediğini söyledi.
“İstanbul’u bir basamak olarak görüp, İstanbul üzerinden ikbal peşinde koştular, hala koşmaya devam ediyorlar” diyen Kurum, “Bugün baktığınızda birbirlerine düşmüş durumdalar. Bir taraftan Sarıyer’de problemleri, sıkıntıları görüyorsunuz. Burada hizmet etmiş, ‘başarılı’ diye addettikleri kendi adlarına belediye başkanlarını şimdi saf dışı bıraktılar. Öbür tarafta yıllardır yol yürüdükleri ‘mesai arkadaşımız’ dedikleri arkadaşlarını kapı dışarı bıraktılar. ‘Biz 85 milyonu kucaklıyoruz.’ deyip Alevi, Kürt kardeşlerimizi ötekileştirdiler. Bunların anlayışı net bir şekilde ortaya düştü. Şimdi tutuştular. Ne yapacaklarını bilmeyerek sağa sola saldırıyorlar. Bunların hizmet diye bir anlayışı yok.” değerlendirmesinde bulundu.
“Asrın Felaketi”nde kendilerinin gece gündüz milletle el ele, gönül gönüle koştuklarını vurgulayan Kurum, şunları kaydetti:
“3 ayda 180 bin konutun inşaatını başlattık. Ey Büyükşehir Belediyesi, sen İstanbul gibi büyük, kadim bir şehrin belediyesisin. Ne olurdu sen de gidip Maraş’a, Adıyaman’a, Hatay’a, Gaziantep’e, Kilis’e, Osmaniye’ye, Adana’ya depremzede kardeşlerimiz için bin konut yapsaydın. Hani seçim zamanı ağzınız dolu dolu konuşuyordunuz ya, bir sürü vaatler verdiniz. Niye gerçekleştirmediniz, elinizden tutan mı vardı? Sorsanız, ‘Engellediler, yaptırmadılar…'”

“Çayırbaşı-Ayazağa-Levazım-Dolmabahçe etabını yine biz başlatacağız”
Sarıyer’de hiçbir şekilde imar ve mülkiyet problemi kalmayacağının altını çizen Kurum, göreve geldiklerinde Sarıyer’in her mahallesinde, İBB mülkiyetindeki her bir vatandaşın mülkiyet sorununu, tapu sorununu tamamen çözeceklerini aktardı.
Kurum, Maslak Ayazağa Hadımkoru kavşak projesiyle sıkışan trafiğe nefes aldıracaklarını belirterek, “Beşiktaş-Sarıyer ve İstinye-İTÜ-Ayazağa arasındaki raylı sistem hattını 2,5 yılda tamamlayıp armağan edeceğiz. Yine yapmadıkları, bir tarafta hafriyat doldurdukları, bir tarafta inşaatını durdurdukları işlerden bir tanesi olan Çayırbaşı-Ayazağa-Levazım-Dolmabahçe etabını yine biz başlatacağız ve hem Büyükdere Caddesi hem de Boğaz Sahil Yolu trafiğini azaltmış olacağız.” şeklinde konuştu.
Toplantıya, Vakıf Genel Başkanı Yusuf Cevahir ve çok sayıda kişi katıldı.
AK PARTİ 4 MİLLETVEKİLİNİ BELEDİYE BAŞKAN ADAYI GÖSTERDİ
AK Parti, yerel seçimlere ilişkin 4 milletvekilini belediye başkanı olarak aday gösterdi. AK Parti İstanbul Milletvekili Murat Kurum İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak, AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak ve AK Parti Aydın Milletvekili Mustafa Savaş ise Aydın Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak gösterildi. AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı ise İzmir Konak’ta Belediye Başkan Adayı olarak gösterildi.
AK Parti’nin Meclis’te 264 milletvekili bulunuyor. Adayların seçilmesi durumunda AK Parti’nin sandalye sayısı 260’a düşecek.
EN FAZLA ADAY GÖSTERİLEN MİLLETVEKİLİ İYİ PARTİ’DEN
Milletvekillerini en fazla belediye başkan adayı olarak gösteren parti İyi Parti oldu. İyi Parti yerel seçimlere ilişkin 5 milletvekilini belediye başkan adayı olarak belirledi. Buna göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına İstanbul Milletvekili Mehmet Satuk Buğra Kavuncu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Adana Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına ise Balıkesir Milletvekili Turhan Özmez aday olarak gösterildi.
14 Mayıs 2023 Genel Seçimlerinde Meclis’te 43 sandalye kazanan İyi Parti’nin istifalar ve ihraç sonrasında an itibarıyla 38 sandalyesi bulunuyor. Adayların seçilmesi durumunda İyi Parti’nin Meclis’te 33 milletvekili olacak.
SAADET GRUBU’NUN MİLLETVEKİLLERİ SEÇİLİRSE MECLİS GRUBU DÜŞECEK
14 Mayıs 2023 Genel Seçimlerin ardından 10’ar milletvekili kazanan Gelecek Partisi ve Saadet Partisi birleşerek Saadet Grubu’nu oluşturdu. Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez, geçtiğimiz aylarda Meclis Genel Kurulunda fenalaşarak hastanede hayatını kaybetti. Ardından Saadet Grubu’nun düşmemesi için CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap Saadet Partisine geçti.
Saadet Grubu yerel seçimlere ilişkin 3 milletvekilini aday gösterdi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına Gelecek Partisi Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Birol Aydın, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına ise Saadet Partisi Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan aday gösterildi. Milletvekillerinin seçilmesi durumunda Saadet Grubu’nun milletvekili sayısı 17’ye düşerek Meclis’teki grubu düşecek.
CHP 2 MİLLETVEKİLİNİ BELEDİYE BAŞKAN ADAYI OLARAK GÖSTERDİ
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ise 2 milletvekilini belediye başkan adayı olarak gösterdi. Afyonkarahisar Belediye Başkan Adaylığına Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal ve Kastamonu Belediye Başkan Adaylığına ise Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı aday oldu. CHP’nin Meclis’te 128 milletvekili bulunuyor.
MHP, MİLLETVEKİLLERİNİ ADAY GÖSTERMEDİ
Milletvekillerini aday göstermeyen tek parti Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) oldu. Meclis’te 49 milletvekili bulunan MHP’nin şu ana kadar açıkladığı belediye başkan adayları arasında milletvekili bulunmuyor.
Öte yandan, Yüksek Seçim Kurulunca (YSK), 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Seçimi’ne ilişkin seçim takvimi işliyor. Siyasi partiler, aday listelerini en geç 20 Şubat Salı saat 17.00’ye kadar teslim edecek.
Programa katılanlara teşekkür eden Kurum, “Biz AK Parti’yiz, AK Parti’nin neferleriyiz. Millete hizmet etmeyi ibadet olarak görüyoruz. Milletimizin 5 yıldır hasretle beklediği projelerimizi ilan ettik. Milletimize mesajımızı bu hedeflerimizle veriyoruz. Milletimiz de bize o beklenen işareti sunuyor.” dedi.
İstanbul’da bir değişimin, yenilenmenin ayak seslerinin süratle yükseldiğini belirten Kurum, artık İstanbul’da umutsuzluğun azaldığını, mutluluğun çoğaldığını dile getirdi.
Kurum, İstanbul’un kayıp 5 yılının muhafızlarının boş durmadığını ifade ederek, “Artık bir ‘CHP klasiği’ haline gelen söylemlerini yine ortaya saçmaya devam ediyorlar. 5 yıldır gördüğümüz gündem değiştirme çabaları olanca hızıyla devam ediyor. Bunu her zaman görüyoruz ve 31 Mart akşamına kadar da görmeye devam edeceğiz. Zaten o akşam da artık son kez algı yaptıkları gün olarak tarihe geçecek.” diye konuştu.
Eleştirilerini sürdüren Kurum, “İstanbul’un gerçek gündemine niçin giremediklerini anlamak zor değil. Konuyu ne zaman İstanbul’a getirseler heybelerinin bomboş olduğunu görüyorlar. Bunların heybelerinde algı çalışmaları, reklam masraflarından başka hiçbir şey yoktur. Bugün de deprem üzerinden polemik üretmeye çalışıyorlar. Depreme hazırlık konusunda konuşabilecek en son kişi, CHP’nin İBB Başkan adayıdır.” ifadelerini kullandı.

“Hatay, Defne, Antakya, İskenderun, Samandağ’da biz vardık”
Muhalefetin Hatay üzerine yaptığı açıklamaların depremzedelerin derdiyle ilgili olmadığını kaydeden Kurum, dertlerinin kendi istikballeri ve koltukları olduğunu söyledi.
Kurum, “Samimiyet, sözünü tutmakla belli olur. İstanbul ve Hatay’da insanlara vadettiklerini yapmakla olur. İnsanlara ‘Bedava konut yapacağız’ dediler, ‘para yardımı’ dediler, ağız dolusu vaatlerde bulundular. Sonuç ne? Sıfır, hiçbir şey yapmadılar. Deprem bölgesinde bir çakıl tanesini bile zahmet edip yerden kaldırmadılar. Bu millet de manzarayı gördü, ne CHP’nin adayına ne de CHP yönetimine hiçbir şekilde inanmadı, güvenmedi.” dedi.
Milletin, Cumhur İttifakı’na inandığına ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a güvendiğine dikkati çeken Kurum, şöyle konuştu:
“Bu millet, 28 Mayıs’ta sandıkta bu güveni yeni bir oy rekoruyla tarihe kaydetmiştir. Şimdi inşallah 31 Mart’ta da tarihe yeni zaferimizi kaydedecektir. Siz onlara bakmayın. Hatay, Defne, Antakya, İskenderun, Samandağ’da biz vardık. Buraların altyapıları yenilenirken, yeni yuvalar yapılırken bizim belediyelerimiz vardı. İBB şöyle 50 bin konut yapsaydı, herkes alkışlamaz mıydı? Ama yapmadılar, sadece konuştular. Tekirdağ’da, o şehre sığınmış afetzede kardeşimizi acımasızca kapı dışarı yaptılar. Haftalarca sosyal medyada, televizyonlarda depremzede kardeşlerimize ağza alınmayacak hakaretlerde bulundular.”

“1 Nisan sabahı ‘Yeniden İstanbul’un perdesi açılıyor”
Mevcut İBB yönetiminin kentsel dönüşüm konusunda elle tutulur tek bir adım atmadığını, verdiği 115 bin konut sözünü tutmadığını söyleyen Kurum, “Bu millet bunların sahte kahramanlıklarını ve masallarını çok gördü, bu filmleri çok izledi. Ama artık masalların da filmlerin de son perdesi kapanıyor. 1 Nisan sabahı inşallah ‘Yeniden İstanbul’un, ‘Şimdi İstanbul’un, ‘Sadece İstanbul’un perdesi açılıyor.” diye konuştu.
Kentin, “Sadece İstanbul” diyen, irade koyan bir yönetime her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğuna vurgu yapan Kurum, artık laf değil hizmet, iş ve geleceğe güvenle bakmak isteyen İstanbulluların davetlerine akın akın katıldığını söyledi.
Kurum, “Halkımız, sabah şehrin sokaklarına çıkınca kaygılarla, endişelerle uğraşmayı değil, somut, günlük hayatına yansımış projeler bekliyor. Biz de insanımıza söz veriyoruz. Daima yollarda, sokaklarda olacağız. İnsanımızın yüreğine talip olacağız. İstanbul’un her bir annesi bizim annemiz, tüm gençleri, çocukları bizim kardeşimiz olacak. Sesini duyuramayanların sesi, umutsuzluğa kapılanların umudu olacağız.” diye konuştu.
Pusulasının daima “adil ve eşit İstanbul” olacağını kaydeden Kurum, “Durmayacağım, dinlenmeyeceğim, İstanbul’un her mahallesine eşit fırsatları sunana kadar koşacağım.” dedi.
Programa, Kağıthane Belediye Başkanı ve adayı Mevlüt Öztekin, AK Parti İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer, İl Gençlik Kolları Başkanı Muhammed Cem Çekerek ile mahalle başkanları, teşkilat üyeleri ve vatandaşlar katıldı.

“Anadolu Yakası’nda Kamu-Sen’e misafirhane kazandıracağız”
Kurum, programdan önce Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (Kamu-Sen) İl Başkanlığını ziyaret etti.
Daima sendikalarla işbirliği içinde olacaklarını belirten Kurum, “Kamu-Sen’deki memurlarımız ile alakalı yine sendikalarımızın buradaki ihtiyaçlarıyla alakalı taleplerini görüşmek, fikir alışverişinde bulunmak için buradayız.” dedi.
İstanbul’u afete dirençli bir şehir haline getireceklerini vurgulayan Kurum, “Kamu-Sen’imizdeki memurlarımızın konut edinebilme amacıyla yapacağı her türlü projeye Kamu-Sen nezdinde Büyükşehir Belediyesi olarak KİPTAŞ eliyle maddi, manevi, teknik her türlü desteği vereceğimizi ifade etmek isterim.” diye konuştu.
Kurum, 1 Nisan itibarıyla tüm memurların sosyal tesislerden yararlanabileceğini dile getirerek, “Ulaşım konusunda da memurlarımızın beklediği destek taleplerine ilişkin elimizi taşın altına koyacağız. Kamu-Sen Başkanımızın yeni misafirhane yapılmasıyla ilgili talepleri oldu. Anadolu Yakası’nda Kamu-Sen’e bir misafirhane kazandıracak adımları yine sizlerle birlikte atacağız.” dedi.
Büyükataman, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yönelik sözleriyle ilgili yazılı açıklama yaptı.
Büyükataman açıklamasında şunları kaydetti:
“TBMM Grup kürsüsünde kendi kendini alkışlayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in geldiği durum trajikomiktir ve ne yazık ki artık psikologların uzmanlık alanıdır. CHP Genel Başkanı olduğu günden itibaren Demirtaş’a selam göndermekten, DEM’in gönlünü hoş etmekten, terör örgütlerine göz kırpmaktan bir adım öteye gidemeyen Özgür Özel’i öncelikle kendi söylemleri ile yüzleşmeye davet ediyoruz. ‘Kürtler daha az eşittir, Aleviler daha az eşittir’ gibi söylemlerle Türkiye’yi kutuplaştırmaya, Türkiye Cumhuriyeti’ne fitne tohumları ekmeye çalışan bizatihi Özgür Özel’in kendisidir.”
Büyükataman, Özel’in, MHP’nin TBMM Grup toplantılarını ilgiyle takip ettiğini gözlemlediklerini belirterek, “Devlet dersini kaçırmamakta ve ensesinde nefesini hissettiği Bozkurtların korkusu ile dengesini kaybetmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
“‘CHP nasıl daha kötü olur?’ sorusunun cevabının Özgür Özel’in şahsında vücut bulduğunu” kaydeden Büyükataman, “Özel’in, Türkiye’nin bir kavga ve kargaşa ortamına sürüklenmesi için dört gözle bekleyen çevrelerin adeta TBMM’deki temsilcisi olduğunu, aziz Türk milletine sırtını döndüğünü, DEM’in çaycılığına soyunduğunu” savundu.
Büyükataman açıklamasında, “Yalan söylemekten zerre kadar gocunmayan Özgür Özel’e soralım. Bugüne kadar Türkiye’nin faydasına olan hangi atılımı desteklediniz? Türkiye’nin atılımlarını küçük görme çabanız, iftiralarla ülkemizin gelişmesine saldırdığınız yalan mı? Savunma sanayimizdeki gelişmelere terör örgütü ağzıyla saldıran milletvekilleriniz yok mu? SİHA’larımıza alçakça saldıran milletvekilliniz hakkında tek bir söz söyleyebildiniz mi?” ifadelerini kullandı.
Özel’in, MHP’ye “iftiralarla saldırıp basit kurnazlıklar yaptığını” öne süren Büyükataman, şöyle devam etti:
“Önce hangi belediye başkanının akçeli ayak oyunlarıyla CHP Genel Başkanlık koltuğuna oturduğunu açıklamalıdır. Geçmişte zillet ittifakı ile bir araya gelip boylarının ölçüsünü alanların bugün aynı zilleti farklı isimle ambalajlayıp ‘Türkiye İttifakı’ diye karşımıza çıkarması en hafif tabirle vasatlıktır. Aziz milletimiz yakın geçmişte CHP’nin kurduğu ‘altılı kumar masası’ etrafında nasıl çıkar kavgalarına düştüğünüzü, koltuk için birbirinizi nasıl yediğinizi, gayenizin millet değil, menfaatleriniz olduğunu görmüş ve sandıkta dersinizi vermiştir.
Eski ve yenik zilleti ‘Türkiye İttifakı’ ambalajıyla tekrar piyasaya süren DEM’lenmiş Özgür Özel’in gerçekte hizmet ettiği ittifak Türksüz Türkiye ittifakından başka bir şey değildir. Bir bardak DEM’li çaya hem CHP’yi hem Türkiye’yi peşkeş çekenlerin Cumhur İttifakı’na dil uzatmaya boyları yetmez, yetmeyecektir.”
Büyükataman, “Cumhur İttifakı’nın Türk milletinin bizzat kendisi olduğunu” kaydederek, Genel Başkanları Devlet Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi Cumhur İttifakı’nın bir vatan ittifakı, siyasi hesapların üzerinde diriliş ve yükseliş ittifakı olduğunu belirtti.
AK PARTİ KONGRE BİNASI AÇILDI
AK Parti Kongre Merkezi önünde partililere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Partimizi yakışır bir binaya kavuşmuş olduk. Buranın partimizin mimari anlayışını yansıtan bir eser olmasını istedik. Kongre binamızın bulunduğu çevre içinde uyum olmasına özen gösterdik. Binamız her anlamda engelsiz olarak tasarlandı. Bundan siyaset akademisi gibi eğitimleri burada yapabileceğiz. Toplumumuzun farklı kesimleriyle toplantılarımızı burada gerçekleştireceğiz. Bizler burada yapacağımız faaliyetlerle kongre merkezimin hakkını vermeye çalışacağız. Daha fazla kardeşimizle burada kucaklaşacağız. Birlik ve beraberlik ruhunu daha fazla güçlendireceğiz” dedi.
AK PARTİ SEÇİM BEYANNAMESİ AÇIKLANIYOR
AK Parti Kongre Merkezi’nde yapılacak programda Seçim Beyannamesini Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklıyor.
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
“Sözlerimin şu çatı altında farklı bir geleceğe farklı bir doğuma vesile olmasını diliyorum. AK Parti Genel Merkezimizin toplantımızı gerçekleştirdiğimiz yeni konferans salonumuzun hayırlı olmasını dileyerek başlıyorum.
Bugün burada AK Partimizin 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçim Beyannamesi’ni milletimizin takdirine sunmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Her seçim idarelerden hesap sorduğu kritik eşiklerdir. Her seçim yeni bir dönemin, sürecin başlangıç noktasıdır. Seçim demokrasiyle yönetilen ülkelerde iktidarın meşruiyet kaynağıdır. Bir ülkede ister hükümet ister şehir düzeyinde kendini yönetecek kadroları belirleyemiyorsa orada demokrasiden söz edilemez.
Açık oy gizli sayım yöntemiyle demokrasiyle uyuşmayan seçimler yapılmıştır. Bu seçimleri ne milletimiz ne tarih demokrasinin tecellisi olarak görmemiştir. Rahmetli Başbakan Menderes’in göreve geldiği 1950 tarihi ülkemizde gerçek anlamda demokrasinin işlemeye başladığı tarihtir.
15’İNCİ YEREL SEÇİM
TBMM’mizin 20 dönemi çok partili hayata geçildikten sonra seçimlerle oluşmuştur. Ya darbe anayasalarıyla ya Meclis tarafından seçilen Cumhurbaşkanı ilk defa 2014 yılında halkın oyuyla belirlenmiştir. 2018 ve 2023 yılında yapılan Cumhurbaşkanı ve Meclis seçimi ülke tarihimizin önemli dönüm noktalarındandır. Yerel seçimlerin de benzer seyir izlediğini görüyoruz.
Çok partili hayatta 1950 yılında yapılan mahalli idareler seçimleri bugüne kadar 14 defa tekrarlanmıştır. 15’inci belediye başkanlığı seçimini yine demokrasi şöleni şeklinde gerçekleştireceğiz.
AK Parti’nin iktidara gelmesi, 28 Şubat post-modern darbesinin ardından böyle bir milli irade şahlanışı olarak vuku bulmuştur. 21 yıl boyunca vesayetin türlü baskılarına, terör örgütü saldırılarına, darbe girişimlerine, emperyalistlerin sinsi oyunlarına rağmen milli irade bayrağını hep yukarıda tuttuk.
“MESELE EN ÇOK BELEDİYEYİ KAZANMAK DEĞİL”
Türkiye Yüzyılı’nın ilk seçiminde mesele en çok belediye başkanlığını kazanmak değil. 31 Mart’ta elde edeceğimiz netice, ülkemizi dünyada hak ettiği yere yükseltme hedefinde bize güç, destek, kuvvet verecektir. Biz ülkeye ve millete hizmet yolculuğumuza 30 yıl önce belediyelerde başlamış bir kadroyuz.
2023 hedefleriyle, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla ülkenin geleceğini inşa ettik. Evlatlarımıza büyük, güçlü, müreffeh bir Türkiye hedeflerimize çelme takması için kimseye malzeme vermemeliyiz. İçeride ve dışarıda Türkiye’nin tökezlemesini; siyasi ve ekonomik olarak zayıf günlerine dönmesini bekleyen bir güruh var. Asıl hedef Türkiye’dir.
Şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak adımları atmakla, bu sinsi niyetleri de boşa çıkarmış olacağız. Sözümüzü rakiplerimize, yarıştığımız parti ve adaylara değil doğrudan milletimize söylüyoruz.
Bugün burada size 14 Mayıs seçim beyannamemizi paylaşırken, çalışma tarzımızı hatırlatmak istiyorum.
SEÇİM TALİMATI
31 Mart’a kadar gelmeyene gideceğiz, küskünü barıştıracağız, sevmeyeni sevdireceğiz. Her eve, her işyerine gireceğiz. Kalbini kazanmadık kimse bırakmayacağız, kararsızları ikna edeceğiz, hiç kimseyi atlamadan teker teker herkese dokunacağız. Siyasetin sokakta yapıldığını unutmayacağız. Seçimin sandıkta kazanıldığını bileceğiz. Seçim gününe kadar her anı değerlendirmenizi, seçim günü sandığı da sahiplenmenizi istiyorum.
SEÇİM SLOGANI: GERÇEK BELEDİYECİLİK: HAZIRIZ, KARARLIYIZ
AK Parti olarak mahalli seçimlerdeki ilk sınavımızı ‘AK eller AK iller yerel kalkınma başlıyor’ diyerek 2004’te vermiştik. Ardından 2009’da ‘Her şey Türkiye için işimiz hizmet gücümüz millet’ sloganıyla şehirlerin hizmetine talip olmuştuk. 2014 yılında ‘Daima millet daima hizmet, millet eğilmez Türkiye yenilmez’ mesajıyla vatandaşlarımızın huzuruna çıkmıştık. Son mahalli seçimlerin yapıldığı 2019 yılında ‘Memleket işi gönül işi’ diyerek sandığa koşmuştuk. 31 Mart 2024 seçimlerine ise ‘Gerçek belediyecilik hazırız, kararlıyız’ diyerek gidiyoruz.
Seçim beyannamemizin başlığını ‘Türkiye Yüzyılı için gerçek belediyecilik’ olarak belirledik. Beyannamemiz 8 bölümden oluşuyor.
SEÇİM BEYANNAMESİNİN DETAYLARI
Seçim beyannamemizin başlığını ‘Türkiye Yüzyılı için gerçek belediyecilik’ olarak belirledik. Beyannamemiz 8 bölümden oluşuyor.
Her bir ana başlığın altında o alana ilişkin yaklaşımlarımızı ve tüm belediyelerimizin uygulayabileceği program çerçevelerini içeren alt başlıklar yer alıyor. AK Parti’nin bir markaya dönüşen belediyecilik birikimin özeti, yeni dönemin bir belgesi mahiyetindedir. AK Parti belediyecilikte de kendi kendiyle yarışmaktadır.
Belediye yönetimlerini bizden devralanların, şehirlere 5 yıl kaybettirme dışında bir şeyleri olmadığını milletimiz yaşayarak gördü. Seçim kampanyamızın merkezine ‘gerçek belediyecilik’ sözümüzü yerleştirdik. Amacımız şehirlerimizi ve insanlarımızı bu şov ve ajans belediyeciliği ilizyonundan kurtarmaktır.
“KAMU KAYNAKLARI ADİL ŞEKİLDE VERİLDİ”
Birilerinin ‘engellendik’ edebiyatı yapmalarına bakmayın. Bunlar AK Parti belediyelerinin aldığı paralardan çok daha fazlasını alıyorlar. Bunların tamamı sorumluluktan kaçmaktan ibarettir. Diğer belediyelere ne veriliyorsa, hangi kritere göre tahsisat yapılıyorsa bunlar için de geçerlidir. Her belediye kamu kaynaklarından adil bir şekilde yararlanmaktadır. Finans yönetimini başaran bir belediye başkanının kaybı söz konusu değildir.
İBB’yi aldığım zaman bizim borcumuz 2,5 milyar dolardı. Devrederken 1,5 milyar dolar ile devrettik. Şimdi 3 milyar dolar İBB’nin borcu var. Bunların tek derdi, kendi beceriksizliklerini örtmek, kaynağı başka amaçlara kullandığı gerçeğini gözlerden kaçırmaktır.
Ayrıntılar geliyor..
]]>
AK Parti’de adaylar belli oluyor! İşte Başkan Erdoğan’ın adayları açıklayacağı iller…



















SON DAKİKA: AK Parti’nin 11’i büyükşehir, 25 il belediye başkan adayı, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen törenle duyuruldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayının eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı, AK Parti İstanbul Milletvekili Murat Kurum olduğunu açıkladı.
İŞTE BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARI:
İstanbul: Murat Kurum
Kocaeli: Tahir Büyükakın
Eskişehir: Nebi Hatipoğlu
Bursa: Alinur Aktaş
Denizli: Osman Zolan
Balıkesir: Yücel Yılmaz
Aydın: Mustafa Savaş
Samsun: Halit Doğan
Erzurum: Mehmet Sekmen
Muğla: Aydın Ayaydın
Ordu: Mehmet Hilmi Güler
Giresun: Aytekin Şenlikoğlu
Elazığ: Şahin Şerifoğulları
Edirne: Belgin İba
Düzce: Faruk Özlü
Bitlis: Nesrullah Tanğlay
Bingöl: Erdal Arıkan
Çanakkale: Jülide İskenderoğlu
Çankırı: Hüseyin Filiz
Kastamonu: Tahsin Babaş
Rize: Rahmi Metin
Sinop: Yakup Üçüncüoğlu
Tokat: Eyüp Eroğlu
Yalova: Mustafa Tutuk
Isparta: Şükrü Başdeğirmen
Artvin: Mehmet Kocatepe

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tanıtım toplantısında açıklamalarda bulundu.
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Aziz milletim, sevgili İstanbullular, kıymetli hanımefendiler, değerli dava arkadaşlarım sizleri kalbi duygularımla muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin şahsında 81 ilimizin tamamında teşkilatlarımıza teşekkür ediyorum.
Asrın felaketi olan 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum.
İsrail güçlerine karşı vatanlarını savunan tüm Filistinli yiğitlere selamlarımızı yolluyoruz. Biz de bu süreçte dünyadaki vicdan sahibi tüm ülkelerle birlikte zalimlerden hesap sorulması için elimizden geleni yapacağız.
“Alnımızın aklığı
Zalime kabus olur
Mazlumun canı yansa
Ahı bize dokunur”
Biz mazlumlara sırtımızı asla dönmeyeceğiz. Dün Bosna’da nasıl kardeşlerimizin yanında yer aldıysak bugün de Suriye ile Irak ile Kudüs ile ne işiniz var diyenlere aldırmadan Filistinli kardeşlerimizin yanında dimdik duracağız. Yeni yıla Galata Köprüsü’nde Filistinli kardeşlerimize destek olan 250 bin kişiye canı gönülden tebrik ediyorum.
Bugün burada 31 Mart 2024 seçimlerinde partimizi temsil edecek 11 büyükşehir ve 25 il adayımızı açıklamak üzere buradayız. Adaylarımıza şimdiden başarılar diliyoruz.

“DURMAK YOK, YOLA DEVAM”
AK Parti, ülkemizde istişare kültürünün en geniş uygulandığı tek siyasi teşekküldür. Adaylarımızı kapsamlı istişareler ile belirledik. Her husus gibi bu konuda da eksiğimiz fazlamız olabilir ama partimiz için en hayırlısını istediğimizden kimse şüphe etmesin. Bizim belediyecilikteki müktesebatımız yeni değil. 30 yıllık donanıma sahibiz.
Gerçekten de 1994 yılından itibaren yeni belediyecilik felsefesini hayata geçirdik. Milletimize rüştümüzü önce yerel yönetimde ispat ettik. Tüm engellemelere rağmen belediyecilikte destan yazdık. 94 ruhu denilen anlayış ile yeni çığır açtık. Bir referans haline geldik. Başarılarla ülke yönetimine talip olduk. Ey İstanbul, çöp çukur çamur diye tanımlanmıyor muydu. Bunlardan İstanbul’umuzu nasıl temizlediysek şimdi de tüm Türkiye’de bu temizlik için yola çıktık.
Karşımda şu an bir slogan var; Yeniden İstanbul, Yeniden AK Parti… Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazırız, kararlıyız.
Partimizin kuruluşundan 15 ay sonra girdiğimiz 3 Kasım seçimlerinde iktidara geldik. Her anı eser siyaseti ile geçen 21 yılı aşkın süredir iktidarımızı kesintisiz sürdürüyoruz. Mayıs seçimini kazanarak milletimizden 5 yıl daha yetki aldık. Amacımız 31 Mart seçimi için milletimizin huzuruna gerçek belediyecilik yapacak adaylarla çıkmak.
Muhalefet partilerindeki belediyelerin kötü yönetimin faturasını da biz ödemek mecburiyetinde kalıyoruz. Ülkemizi böyle bir iklim ile karşı karşıya bırakmaya hiçbirimizin hakkı yoktur. Ehil isimlerden oluşmasına dikkat ettik.
“KİMSENİN BECERİKSİZLİĞE TIPIŞ TIPIŞ OY VERME MECBURİYETİ YOK”
31 Mart’a kadar durmak yok yola devam diyoruz. Sizlerle gurur duyuyorum. Muhalefetin korku siyaseti nedeniyle hizmetlerden mahrum kalanlara mecbur değilsin şehrin seninle değişsin diyoruz. Kimse hizmetsizliğe mahkum değil. Beceriksizlere tıpış tıpış oy verme mecburiyeti yoktur. Bahane değil çözüm için koşan, kibirle değil tevazu ile hareket eden, bireysel amaçları ile değil şehrinin gündemi ile yatıp kalkacak adaylarla milletimizin karşısına çıkıyoruz. İnşallah 15 Ocak günü diğer adaylarımızı tanıtacağımız büyük tören yapacağız. Start vereceğimiz bu törenle gece gündüz sahada olacağız.
Hür iradesi ile şehrinin mahalli idarecilerini belirleyecek vatandaşlarımıza şimdiden şükranlarımızı sunuyoruz. Milletimizin tercihi ne olursa olsun başımızın üstünde yeri var. Milletimize küsme olmaz. Millete hakaret etme söz konusu olamaz. Biz vatandaşımıza tercihini eser siyasetinden yana kullanmalarında tavsiye ederiz. Son sözü milletimize bırakacağız. 
“ZİHİNLERİ BULANDIRMAYA ÇALIŞILIYOR”
Seçilecek adaylarımız şimdiden hayırlı olsun. Eski Türkiye’deki kaldığını umut ettiğimiz senaryolar yeniden tedavüle sürüldü. Seçim öncesi zihinler bulandırılmaya çalışılıyor. Oyunlarla ülkemizin medeniyet mirası ile milletimizin değerleri hedef alınıyor. Bu kişilerin ortak özelliği Elif’i görse mertek sanacak kadar cahiller. Nüfus cüzdanları var ama kendi milletine bir turist kadar yabancılar.
Yabancı ülkeler emellerine ulaşmak için bunları piyon olarak kullandı. Terör örgütleri figüranlıklarını yaptılar. En kullanışlı aparat oldular. Asla düşünmez bunlar. Yaşanılanlardan ders çıkarma alışkanlıkları yok. Saldırganlığa varacak kadar her yalanı yaymak bunların ruhunda var. Toplumu anlamaya tenezzül dahi etmezler. Yıllarca ön yargılarını gerçek zannettiler, sahte korkularının esiri oldular. Kelime-i Tevhidi bilemeyecek kadar cehalet ve gaflet çukurunda boğuluyorlar. Biraz okusalar, biraz farklı mahallelere kulak verseler görecekler ki bu millet tevhidin sancaktarlığını yapmış, askerine Mehmetçik ismini vermiş, mayası İslam ile yoğrulmuş necip millettir.
“KİRLİ OYUNUN EN BÜYÜK APARATI CHP OLDU”
İstanbul belediye başkanlığı adaylığımızdan itibaren bunlarla karşılaştık, mücadele ettik. Bu cehaletin nereye varabileceğini hep birlikte gördük. Bu kirli oyunun siyasetteki en büyük aparatı da CHP oldu. Şimdilerde oy oranları düşük de olsa kimi başka partiler de rol almak için can atıyor. Her şey değişiyor ama CHP ve şürekasının baş rollünü kimseye bırakmadığı toplum mühendisliği senaryosu aynı kalıyor. 30 yıl önceki senaryolar güncellenmeye ihtiyaç dahi duyulmuyor. İnançlar üzerinden pis bir oyun oynanmakta. Gazi Mustafa Kemal istismara en elverişli malzeme olarak öne sürülüyor. Bu kavramların arkasına saklanarak siyaset yapmak hassasiyet emaresi değildir. Bahanelerle, yanlış söylemlerle yapılan çıkışlar kirli senaryolarda rol alma gayretidir. Türkiye bölgesi ve dünya ile bütünleşmiş bir ülkedir. Bu çirkin senaryo ve oyuncuları izlemeyi, onları milletimize ifşa etmeyi sürdüreceğiz.
Yabancı ülkeler emellerine ulaşmak için bunları piyon olarak kullandı. Terör örgütleri figüranlıklarını yaptılar. En kullanışlı aparat oldular. Asla düşünmez bunlar. Yaşanılanlardan ders çıkarma alışkanlıkları yok. Saldırganlığa varacak kadar her yalanı yaymak bunların ruhunda var. Toplumu anlamaya tenezzül dahi etmezler. Yıllarca ön yargılarını gerçek zannettiler, sahte korkularının esiri oldular. Kelime-i Tevhidi bilemeyecek kadar cehalet ve gaflet çukurunda boğuluyorlar. Biraz okusalar, biraz farklı mahallelere kulak verseler görecekler ki bu millet tevhidin sancaktarlığını yapmış, askerine Mehmetçik ismini vermiş, mayası İslam ile yoğrulmuş necip millettir.
İstanbul belediye başkanlığı adaylığımızdan itibaren bunlarla karşılaştık, mücadele ettik. Bu cehaletin nereye varabileceğini hep birlikte gördük. Bu kirli oyunun siyasetteki en büyük aparatı da CHP oldu. Şimdilerde oy oranları düşük de olsa kimi başka partiler de rol almak için can atıyor. Her şey değişiyor ama CHP ve şürekasının baş rollünü kimseye bırakmadığı toplum mühendisliği senaryosu aynı kalıyor. 30 yıl önceki senaryolar güncellenmeye ihtiyaç dahi duyulmuyor. İnançlar üzerinden pis bir oyun oynanmakta. Gazi Mustafa Kemal istismara en elverişli malzeme olarak öne sürülüyor. Bu kavramların arkasına saklanarak siyaset yapmak hassasiyet emaresi değildir. Bahanelerle, yanlış söylemlerle yapılan çıkışlar kirli senaryolarda rol alma gayretidir. Türkiye bölgesi ve dünya ile bütünleşmiş bir ülkedir. Bu çirkin senaryo ve oyuncuları izlemeyi, onları milletimize ifşa etmeyi sürdüreceğiz.
Her karışı ter ve kanla sulanmış vatanda ameliyat yapmaya kalkanlara meydanın boş olmadığını göstermek boynumuzun borcudur. Riyad’dan size ekmek çıkmaz. Tişörtleri farklı bir şekilde boyamak size bir şey kazandırmaz. Samimi iseniz bunu ülke genelinde milli olarak ifade edin. İpleri emperyalistlerin elinde olan marjinalleri anlayabiliyoruz. Varoluşlarını yapıyorlar. Ülkemizin ikinci büyük partisinin Türkiye düşmanlarına kuyruk olmasıdır bizi üzen. Uzun bir süredir siyaseten iflas ettiler. Parti içi iktidar kavgasını unutturmaktan başka işe yaramıyor bunlar. Özgür efendinin genel başkanlığı başlamadan vesayet gölgesinde bitmeye yüz tuttu. Milletimizi gerçek belediyecilikle buluşturup Özgür efendiyi de özgürleştireceğiz.
Terörist ve destekçilerine sahip çıkmaktan vazgeçmesi gerekiyor. Onlara ya selam çakıyor ya sırtını sıvazlıyor. Bölücülere boncuk dağıtarak oraya nasıl oturtulduğunu unutturabileceğini sanıyor. Bu millet ferasetini hafife alana ne yaptıysa Özgür efendiye de aynısını yapacak. Bu zatın gidişatı şu an pek de iyi gözükmüyor. Bize sataşarak pirim kazanmaya çalışıyor. Boynunda diyet borcu ile siyaset yapılmaz.
Siyasi ehliyetini almak istiyorsa önce efendilerinden kurtulsun. Sonra kendisi ile özgür bir siyasetçi olarak muhatap olmayı düşünecek arkadaşlarım var. Genel başkanından belediye başkanına kadar bu partide olanlar CHP seçmenini ilgilendirir. Daha çok çalışacağımız bir döneme giriyoruz.
Şehirlerimizi okuyacağız, dilimizle, aklımızla ve kalbimizle okuyacağız. Şehirlerimize ve insanlarımıza getireceğimiz hizmetleri ibadet şevki ile hayata geçireceğiz.
AK Parti’de adaylar belli oluyor! İşte Başkan Erdoğan’ın adayları açıklayacağı iller…



















SON DAKİKA: AK Parti’nin 11’i büyükşehir, 25 il belediye başkan adayı, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen törenle duyuruluyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamuoyunun merakla beklediği adayları bizzat açıkladı.
İŞTE BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARI:
İstanbul:
Kocaeli:
Eskişehir:
Bursa: Alinur Aktaş
Denizli: Osman Zolan
Balıkesir: Yücel Yılmaz
Aydın: Mustafa Savaş
Samsun:
Erzurum:
Muğla:
Ordu:
Giresun:
Elazığ: Şahin Şerifoğulları
Edirne: Belgin İba
Düzce: Faruk Özlü
Bitlis: Nesrullah Tanğlay
Bingöl: Erdal Arıkan
Çanakkale: Jülide İskenderoğlu
Çankırı: Hüseyin Filiz
Kastamonu:
Rize:
Sinop:
Tokat:
Yalova:
Isparta:
Artvin: Mehmet Kocatepe
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tanıtım toplantısında açıklamalarda bulundu.
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Aziz milletim, sevgili İstanbullular, kıymetli hanımefendiler, değerli dava arkadaşlarım sizleri kalbi duygularımla muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin şahsında 81 ilimizin tamamında teşkilatlarımıza teşekkür ediyorum.
Asrın felaketi olan 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum.
İsrail güçlerine karşı vatanlarını savunan tüm Filistinli yiğitlere selamlarımızı yolluyoruz. Biz de bu süreçte dünyadaki vicdan sahibi tüm ülkelerle birlikte zalimlerden hesap sorulması için elimizden geleni yapacağız.
“Alnımızın aklığı
Zalime kabus olur
Mazlumun canı yansa
Ahı bize dokunur”
Biz mazlumlara sırtımızı asla dönmeyeceğiz. Dün Bosna’da nasıl kardeşlerimizin yanında yer aldıysak bugün de Suriye ile Irak ile Kudüs ile ne işiniz var diyenlere aldırmadan Filistinli kardeşlerimizin yanında dimdik duracağız. Yeni yıla Galata Köprüsü’nde Filistinli kardeşlerimize destek olan 250 bin kişiye canı gönülden tebrik ediyorum.
Bugün burada 31 Mart 2024 seçimlerinde partimizi temsil edecek 11 büyükşehir ve 25 il adayımızı açıklamak üzere buradayız. Adaylarımıza şimdiden başarılar diliyoruz.

“DURMAK YOK, YOLA DEVAM”
AK Parti, ülkemizde istişare kültürünün en geniş uygulandığı tek siyasi teşekküldür. Adaylarımızı kapsamlı istişareler ile belirledik. Her husus gibi bu konuda da eksiğimiz fazlamız olabilir ama partimiz için en hayırlısını istediğimizden kimse şüphe etmesin. Bizim belediyecilikteki müktesebatımız yeni değil. 30 yıllık donanıma sahibiz.
Gerçekten de 1994 yılından itibaren yeni belediyecilik felsefesini hayata geçirdik. Milletimize rüştümüzü önce yerel yönetimde ispat ettik. Tüm engellemelere rağmen belediyecilikte destan yazdık. 94 ruhu denilen anlayış ile yeni çığır açtık. Bir referans haline geldik. Başarılarla ülke yönetimine talip olduk. Ey İstanbul, çöp çukur çamur diye tanımlanmıyor muydu. Bunlardan İstanbul’umuzu nasıl temizlediysek şimdi de tüm Türkiye’de bu temizlik için yola çıktık.
Karşımda şu an bir slogan var; Yeniden İstanbul, Yeniden AK Parti… Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazırız, kararlıyız.
Partimizin kuruluşundan 15 ay sonra girdiğimiz 3 Kasım seçimlerinde iktidara geldik. Her anı eser siyaseti ile geçen 21 yılı aşkın süredir iktidarımızı kesintisiz sürdürüyoruz. Mayıs seçimini kazanarak milletimizden 5 yıl daha yetki aldık. Amacımız 31 Mart seçimi için milletimizin huzuruna gerçek belediyecilik yapacak adaylarla çıkmak.
Muhalefet partilerindeki belediyelerin kötü yönetimin faturasını da biz ödemek mecburiyetinde kalıyoruz. Ülkemizi böyle bir iklim ile karşı karşıya bırakmaya hiçbirimizin hakkı yoktur. Ehil isimlerden oluşmasına dikkat ettik.
“KİMSENİN BECERİKSİZLİĞE TIPIŞ TIPIŞ OY VERME MECBURİYETİ YOK”
31 Mart’a kadar durmak yok yola devam diyoruz. Sizlerle gurur duyuyorum. Muhalefetin korku siyaseti nedeniyle hizmetlerden mahrum kalanlara mecbur değilsin şehrin seninle değişsin diyoruz. Kimse hizmetsizliğe mahkum değil. Beceriksizlere tıpış tıpış oy verme mecburiyeti yoktur. Bahane değil çözüm için koşan, kibirle değil tevazu ile hareket eden, bireysel amaçları ile değil şehrinin gündemi ile yatıp kalkacak adaylarla milletimizin karşısına çıkıyoruz. İnşallah 15 Ocak günü diğer adaylarımızı tanıtacağımız büyük tören yapacağız. Start vereceğimiz bu törenle gece gündüz sahada olacağız.
Hür iradesi ile şehrinin mahalli idarecilerini belirleyecek vatandaşlarımıza şimdiden şükranlarımızı sunuyoruz. Milletimizin tercihi ne olursa olsun başımızın üstünde yeri var. Milletimize küsme olmaz. Millete hakaret etme söz konusu olamaz. Biz vatandaşımıza tercihini eser siyasetinden yana kullanmalarında tavsiye ederiz. Son sözü milletimize bırakacağız. 
“ZİHİNLERİ BULANDIRMAYA ÇALIŞILIYOR”
Seçilecek adaylarımız şimdiden hayırlı olsun. Eski Türkiye’deki kaldığını umut ettiğimiz senaryolar yeniden tedavüle sürüldü. Seçim öncesi zihinler bulandırılmaya çalışılıyor. Oyunlarla ülkemizin medeniyet mirası ile milletimizin değerleri hedef alınıyor. Bu kişilerin ortak özelliği Elif’i görse mertek sanacak kadar cahiller. Nüfus cüzdanları var ama kendi milletine bir turist kadar yabancılar.
Yabancı ülkeler emellerine ulaşmak için bunları piyon olarak kullandı. Terör örgütleri figüranlıklarını yaptılar. En kullanışlı aparat oldular. Asla düşünmez bunlar. Yaşanılanlardan ders çıkarma alışkanlıkları yok. Saldırganlığa varacak kadar her yalanı yaymak bunların ruhunda var. Toplumu anlamaya tenezzül dahi etmezler. Yıllarca ön yargılarını gerçek zannettiler, sahte korkularının esiri oldular. Kelime-i Tevhidi bilemeyecek kadar cehalet ve gaflet çukurunda boğuluyorlar. Biraz okusalar, biraz farklı mahallelere kulak verseler görecekler ki bu millet tevhidin sancaktarlığını yapmış, askerine Mehmetçik ismini vermiş, mayası İslam ile yoğrulmuş necip millettir.
“KİRLİ OYUNUN EN BÜYÜK APARATI CHP OLDU”
İstanbul belediye başkanlığı adaylığımızdan itibaren bunlarla karşılaştık, mücadele ettik. Bu cehaletin nereye varabileceğini hep birlikte gördük. Bu kirli oyunun siyasetteki en büyük aparatı da CHP oldu. Şimdilerde oy oranları düşük de olsa kimi başka partiler de rol almak için can atıyor. Her şey değişiyor ama CHP ve şürekasının baş rollünü kimseye bırakmadığı toplum mühendisliği senaryosu aynı kalıyor. 30 yıl önceki senaryolar güncellenmeye ihtiyaç dahi duyulmuyor. İnançlar üzerinden pis bir oyun oynanmakta. Gazi Mustafa Kemal istismara en elverişli malzeme olarak öne sürülüyor. Bu kavramların arkasına saklanarak siyaset yapmak hassasiyet emaresi değildir. Bahanelerle, yanlış söylemlerle yapılan çıkışlar kirli senaryolarda rol alma gayretidir. Türkiye bölgesi ve dünya ile bütünleşmiş bir ülkedir. Bu çirkin senaryo ve oyuncuları izlemeyi, onları milletimize ifşa etmeyi sürdüreceğiz.
Yabancı ülkeler emellerine ulaşmak için bunları piyon olarak kullandı. Terör örgütleri figüranlıklarını yaptılar. En kullanışlı aparat oldular. Asla düşünmez bunlar. Yaşanılanlardan ders çıkarma alışkanlıkları yok. Saldırganlığa varacak kadar her yalanı yaymak bunların ruhunda var. Toplumu anlamaya tenezzül dahi etmezler. Yıllarca ön yargılarını gerçek zannettiler, sahte korkularının esiri oldular. Kelime-i Tevhidi bilemeyecek kadar cehalet ve gaflet çukurunda boğuluyorlar. Biraz okusalar, biraz farklı mahallelere kulak verseler görecekler ki bu millet tevhidin sancaktarlığını yapmış, askerine Mehmetçik ismini vermiş, mayası İslam ile yoğrulmuş necip millettir.
İstanbul belediye başkanlığı adaylığımızdan itibaren bunlarla karşılaştık, mücadele ettik. Bu cehaletin nereye varabileceğini hep birlikte gördük. Bu kirli oyunun siyasetteki en büyük aparatı da CHP oldu. Şimdilerde oy oranları düşük de olsa kimi başka partiler de rol almak için can atıyor. Her şey değişiyor ama CHP ve şürekasının baş rollünü kimseye bırakmadığı toplum mühendisliği senaryosu aynı kalıyor. 30 yıl önceki senaryolar güncellenmeye ihtiyaç dahi duyulmuyor. İnançlar üzerinden pis bir oyun oynanmakta. Gazi Mustafa Kemal istismara en elverişli malzeme olarak öne sürülüyor. Bu kavramların arkasına saklanarak siyaset yapmak hassasiyet emaresi değildir. Bahanelerle, yanlış söylemlerle yapılan çıkışlar kirli senaryolarda rol alma gayretidir. Türkiye bölgesi ve dünya ile bütünleşmiş bir ülkedir. Bu çirkin senaryo ve oyuncuları izlemeyi, onları milletimize ifşa etmeyi sürdüreceğiz.
Her karışı ter ve kanla sulanmış vatanda ameliyat yapmaya kalkanlara meydanın boş olmadığını göstermek boynumuzun borcudur. Riyad’dan size ekmek çıkmaz. Tişörtleri farklı bir şekilde boyamak size bir şey kazandırmaz. Samimi iseniz bunu ülke genelinde milli olarak ifade edin. İpleri emperyalistlerin elinde olan marjinalleri anlayabiliyoruz. Varoluşlarını yapıyorlar. Ülkemizin ikinci büyük partisinin Türkiye düşmanlarına kuyruk olmasıdır bizi üzen. Uzun bir süredir siyaseten iflas ettiler. Parti içi iktidar kavgasını unutturmaktan başka işe yaramıyor bunlar. Özgür efendinin genel başkanlığı başlamadan vesayet gölgesinde bitmeye yüz tuttu. Milletimizi gerçek belediyecilikle buluşturup Özgür efendiyi de özgürleştireceğiz.
Terörist ve destekçilerine sahip çıkmaktan vazgeçmesi gerekiyor. Onlara ya selam çakıyor ya sırtını sıvazlıyor. Bölücülere boncuk dağıtarak oraya nasıl oturtulduğunu unutturabileceğini sanıyor. Bu millet ferasetini hafife alana ne yaptıysa Özgür efendiye de aynısını yapacak. Bu zatın gidişatı şu an pek de iyi gözükmüyor. Bize sataşarak pirim kazanmaya çalışıyor. Boynunda diyet borcu ile siyaset yapılmaz.
Siyasi ehliyetini almak istiyorsa önce efendilerinden kurtulsun. Sonra kendisi ile özgür bir siyasetçi olarak muhatap olmayı düşünecek arkadaşlarım var. Genel başkanından belediye başkanına kadar bu partide olanlar CHP seçmenini ilgilendirir. Daha çok çalışacağımız bir döneme giriyoruz.
Şehirlerimizi okuyacağız, dilimizle, aklımızla ve kalbimizle okuyacağız. Şehirlerimize ve insanlarımıza getireceğimiz hizmetleri ibadet şevki ile hayata geçireceğiz.
Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı:
Değerli Basın Mensupları,
Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’na hoş geldiniz.
Gücünü bağrından çıktığı asil Türk milletinin sevgisi ve güveninden alan; vatan, millet ve bayrak sevgisini en büyük faziletlerden, en mukaddes vazifelerden bilerek canını seve seve feda eden kahraman Mehmetçiklerimiz, 22-23 Aralık tarihlerinde bölücü terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen sızma girişimi ve hain saldırılarda bir kez daha göğsünü siper etmiş, bekamıza kasteden hainlere geçit vermemiştir.
ŞEHİTLERİMİZİN KANI YERDE KALMADI
Bu saldırılarda şehit olan kahraman silah arkadaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet; kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Hain terör saldırıları sonrası Irak ve Suriye’nin kuzeyinde bulunan terör hedeflerine yönelik icra edilen hava harekâtlarıyla içerisinde sorumlu düzeyde teröristlerin de bulunduğu değerlendirilen mağara, sığınak, barınak, petrol tesisi ve depolardan oluşan toplam 71 hedef başarıyla imha edilmiştir.
Şehitlerimizin kanını yerde bırakmayan Kahraman Mehmetçik,
çatışmalar, ateş destek vasıtaları ve hava harekâtları ile bölgede toplam 59 teröristi etkisiz hâle getirmiştir. Hedeflerdeki etki kıymetlendirmesi devam etmektedir.
Sayın Bakanımız beraberinde Türk Silahlı Kuvvetleri Komuta Kademesi ile;
– 22-23 Aralık’ta teröristler tarafından gerçekleştirilen hain saldırılar sonrası düzenlenen hava harekâtlarını Hava Kuvvetleri Harekât Merkezinden sevk ve idare etmiş,
– Ardından bölgeye giderek şehitlerimiz için Şırnak ve Hakkâri’de düzenlenen uğurlama törenlerine katılmış ve menfur terör saldırılarında yaralanan personelimizi hastanede ziyaret etmiştir.
Ziyaretleri çerçevesinde Şırnak’taki 23’üncü Piyade Tümen Komutanlığı ile Hakkâri’deki Dağ ve Komando Tugay Komutanlığında inceleme ve denetlemelerde bulunarak devam eden operasyonlara ilişkin talimatlar veren Sayın Bakanımız,
– Hâlihazırda üs bölgelerinde ve hudutlarımızda zorlu iklim/arazi şartlarında kahramanlık ve fedakârlıkla görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, terörle mücadelesine tüm terör inleri yıkılıp tek bir terörist kalmayıncaya ve eli kanlı teröristler bu coğrafyadan yok olup gidinceye kadar aynı kararlılıkla devam edeceğini vurgulamıştır.
Tehditleri sınırlarımıza dayanmadan kaynağında bertaraf etmeyi öngören “Terörle Mücadelede Yeni Güvenlik Konsepti” kapsamında Irak’ın kuzeyinde 2019 yılında başlatılan “Pençe Serisi” operasyonlar ile çok sayıda terörist etkisiz hâle getirilirken yine çok sayıda mağara, sığınak, barınak, silah ve mühimmat ele geçirilmiş, terör örgütüne ağır darbe indirilmiştir.
Böylece yurt içinde bitme noktasına gelen bölücü terör örgütünün Irak’ın kuzeyinden ülkemize yönelik saldırıları engellenmiştir.
PKK/KCK terör örgütünün kullandığı sığınak/barınak ve lojistik tesisleri imha etmek, teröristleri etkisiz hale getirmek ve bölgede alan hâkimiyeti tesis ederek hudut emniyetini ileriden sağlamak maksadıyla icra edilen Pençe Operasyonları kapsamında;
– 27 Mayıs 2019’da Hakurk’a başlatılan Pençe-1, 12 Temmuz 2019’da Pençe-2 ile genişletilmiş,
– Sağlanan alan hâkimiyetinin artırılması maksadıyla Haftanin’e 23 Ağustos 2019’da Pençe-3 ve 16 Haziran 2020’de Pençe-Kaplan,
– 23 Nisan 2021’de Avaşin-Basyan ve Metina bölgelerine yönelik eş zamanlı olarak başlatılan Pençe-Şimşek ve Pençe-Yıldırım ile terör örgütü üzerindeki baskı daha da artırılmış,
– 17 Nisan 2022’de Zap, Metina ve Avaşin bölgelerine başlatılan Pençe Kilit operasyonu ile toplamda 2.453 kilometrekarelik alan kontrol edilerek kilit kapatılmış ve Irak hududumuzun ileriden kontrolü tamamen sağlanmış, alan hâkimiyeti genişletilmiş ve terör örgütünün hareket serbestisi ile eylem kabiliyeti büyük ölçüde engellenmiştir.
TÜRK ASKERİ GİRİLEMEZ DENEN YERLERE ULAŞTI
Bahse konu operasyon serisi ile “girilemez” denilen yerlere girilmiş, “ulaşılamaz” denen yerlere ulaşılarak toplam;
– 1.655 bölücü terör örgütü mensubu etkisiz hale getirilmiş,
– 4.999 mayın ve el yapımı patlayıcı imha edilmiş,
– 2.472 mağara ve sığınak kullanılamaz hale getirilmiş,
– 2.934 silah ve yaklaşık 1 milyon 377 bin mühimmat ele geçirilmiştir.
Bu operasyonlara ilave olarak planlı ve ani hava harekâtları ile gece, gündüz ve her türlü hava şartında sınırlarımızdan yaklaşık 150 km derinlikte bulunan Asos ve Kandil gibi terör yuvalarına harekât icra edilmekte ve teröristlerin barınakları yerle bir edilmektedir.
Böylece teröristlere ağır bir darbe indirilerek sınırlarımızın ve vatandaşlarımızın güvenliği sağlanmış, bir gece ansızın terör inlerini yerle bir etme kararlılığımız gösterilmiştir.
Bir kez daha hatırlatıyoruz ki Suriye ve Irak’taki tüm operasyonlarımız;
– Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51’inci maddesinden doğan meşru müdafaa haklarımız doğrultusunda,
– Komşularımızın egemenlik haklarına ve toprak bütünlüğüne saygılı olarak,
– Masum sivillerin, dost unsurların, tarihî ve kültürel varlıklar ile çevrenin zarar görmemesi için her türlü tedbir alınarak icra edilmektedir.
Tek hedefimiz teröristlerdir ve PKK/KCK, PYD/YPG ve DEAŞ’ın Suriye ve Irak’taki tüm unsurları, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da meşru hedefimizdir.
Kıymetli Basın Mensupları,
Son dönemde, bazı basın-yayın organları ve sosyal medyada yapılan haber ve paylaşımlarda; yaşanan olaylarla ilgili bilgilerin resmî açıklama yapılmadan, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde, eksik veya yanlış paylaşıldığı ve yayıldığı gözlemlenmektedir.
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, şehit ve yaralı personel olması durumunda olay ve durumun tüm boyutlarını dikkate alarak ve yürürlükteki mevzuat kapsamında hareket etmektedir.
Bu kapsamda aileler; olay hakkında sağlıklı bilgilendirme yapmak ve ailenin içinde bulunacağı ruhsal durum sonucu ortaya çıkabilecek olumsuzlukları engellemek adına içerisinde sağlık personelinin de bulunduğu bir heyet tarafından bilgilendirilmektedir.
Şehit yakınlarının, haberi bu amaçla kurulan heyetten öğrenmesi, haberin farklı adreslerde veya illerde ikamet eden yakınlarına aynı anda ve mutlaka ailenin evinde yüz yüze görüşülerek verilmesi, ailesine haber verilene kadar şehidin kimlik bilgileri ve olay içeriği hakkındaki bilgilerin basın veya ilgisi olmayan kişi ve kurumlarla paylaşılmaması esastır.
Olayın meydana gelişi, değerlendirilmesi, otopsi işlemleri ve ailelerin bilgilendirilmesi dâhil tüm süreç tamamlandıktan sonra kamuoyuna resmî açıklama yapılmaktadır.
“TÜM KESİMLER YALNIZCA RESMİ AÇIKLAMALARA İTİBAR ETMELİDİR”
Dolayısıyla, başta asker ailelerimiz olmak üzere milletimiz için oldukça önemli, hayati ve hassas olan bu konuda henüz ailelere haber verilmeden ve resmî açıklama yapılmadan bilgi, haber ve görsel paylaşılmamalıdır.
Millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik terör tehdidinin bir diğer boyutu da; bilgi kirliliği oluşturarak kara propaganda ile başta Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere güvenlik güçlerimizin ve halkımızın moral ve motivasyonunu olumsuz etkilemeye yöneliktir.
Bazı yorum, paylaşım ve değerlendirmelerle terör örgütünün kara propagandasına ve dezenformasyonuna alet olunduğu gözlenmektedir.
Bu konuda tüm kesimler; bilinçli ve sorumlu hareket etmeli, teröristlere ve teröre müzahir gruplara fayda sağlayacak tutum ve davranışlardan uzak durmalı ve yalnızca resmî açıklamalara itibar etmelidir.
SURİYE’DE 1 OCAK’TAN İTİBAREN TOPLAM BİN 502 TERÖRİS ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ
Değerli Basın Mensupları,
Suriye’de, harekât alanlarımızda oluşturulan güvenlik ve huzur ortamını bozmaya yönelik taciz ve saldırı girişimleri de devam etmektedir.
Nitekim, yıl içerisinde birliklerimize yönelik gerçekleştirilen 496 taciz ve saldırıya gerekli karşılık verilerek 27’si son bir haftada olmak üzere 1.502 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Bölgede;
– Güvenlik ve istikrarın sürdürülmesi için gerekli tüm tedbirler alınmakta,
– Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşlerinin sağlanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.
HUDUT GÜVENLİĞİ
Cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve etkin tedbirleri ile korunan hudutlarımızda;
– Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 138 şahıs yakalanmıştır. Bu şahıslardan 5’i FETÖ, 1’i PKK/YPG ve 1’i DEAŞ’lı olmak üzere, 7’si terör örgütü mensubudur.
3.321 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir.
– Böylece, yıl içerisinde hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 13.640’a yükselmiştir. Bu şahıslardan 420’si FETÖ mensubu olmak üzere toplam 605 terör örgütü mensubu kolluk kuvvetlerine teslim edilmiştir.
Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 207.289 olmuştur.
Yine, son bir hafta içerisinde yapılan operasyonlarda yaklaşık 34 kilogram uyuşturucu ele geçirilmiştir.
BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILAR / İKİLİ İLİŞKİLER
Değerli Basın Mensupları,
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; terörle mücadele ve hudut güvenliği ile mavi ve gök vatanımızda hak ve menfaatlerimizi korumanın yanı sıra;
– Millî meselemiz olan Kıbrıs,
– “İki devlet, tek millet” anlayışı ile bir ve beraber olduğumuz Azerbaycan,
– Tarihî ve kültürel bağlarımız olan Balkanlar,
– 500 yıllık dostluk ve kardeşlik ilişkilerimiz bulunan Libya başta olmak üzere birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davalarına destek olmayı sürdürmektedir.
Bu vesileyle; köklü tarihî ve kültürel ilişkilerimizin olduğu Libya’nın bağımsızlık gününü bir kez daha kutluyoruz.
21 Aralık’ta Bakanlığımız ve Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı heyetlerinin katılımıyla Washington’da “Türkiye Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Düzeyli Savunma Grubu Toplantısı” icra edilmiştir.
Toplantıda; ikili savunma, askerî eğitim ve savunma sanayi iş birliğinin yanı sıra bölgesel ve uluslararası güvenlik meseleleri üzerine müzakereler ve görüş alışverişinde bulunulmuştur. Bir sonraki toplantının önümüzdeki yıl Türkiye’de yapılması planlanmaktadır.
Diğer yandan Sayın Bakanımız tarafından 25 Aralık’ta Sayın Genelkurmay Başkanımızın resmî davetlisi olarak Türkiye’ye gelen Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı makamında kabul edilmiştir.
Gazze ile ilgili ilk günden bu yana sergilediğimiz insani ve adaletli tutumumuzu bugün de sürdürüyoruz. Filistinli kardeşlerimizin daima yanlarında olduk, önümüzdeki dönemde de yanlarında olmaya devam edeceğiz.
En kısa zamanda kalıcı bir ateşkes ilan edilmesi temennisiyle Filistin meselesi adil bir sonuca kavuşturulmadan bölgemizde kalıcı bir barışın mümkün olmayacağını bir kez daha vurguluyoruz.
İsrail’in işgali son bulmadan sorunun çözülemeyeceğini; egemen ve bağımsız Filistin devletinin bir an önce kurulması gerektiğini tekrar ifade ediyoruz.
EĞİTİM-TATBİKAT FAALİYETLERİ / ULUSLARARASI GÖREVLER
Değerli Basın Mensupları,
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harbe hazırlığının en üst seviyede tutulması maksadıyla ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetlerine de aralıksız devam edilmektedir.
Bu çerçevede,
– 19-25 Aralık tarihleri arasında NATO Güvence Tedbirleri çerçevesinde Havadan İhbar Kontrol uçağımız tarafından Romanya hava sahasında uçuş görevi,
– 27 Aralık’ta ise TCG PREVEZE denizaltımız tarafından Doğu Akdeniz’de ilk millî ağır torpidomuz Akya ile harp atışı başarıyla gerçekleştirilmiştir.
– 26-28 Aralık tarihleri arasında ise Azerbaycan’da Hibrit Tehditlere Mukabele Tatbikatı icra edilmektedir.
Diğer taraftan;
– NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 görevi kapsamında Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait ALS BUTRINTI tarafından İzmir’e,
– Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Kuvveti görevi kapsamında Almanya Deniz Kuvvetlerine ait FGS BADEN WUERTTEMBERG tarafından ise Mersin’e liman ziyaretleri gerçekleştirilmektedir.
ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİNİ FAALİYETLERİ / ÖNEMLİ DUYURULAR
Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz planlandığı şekilde devam etmektedir.
Asil milletimizin desteğiyle şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine, kahraman gazilerimiz ve silah arkadaşlarımıza destek olan Türk Silahlı Kuvvetleri Dayanışma Vakfının 24’üncü kuruluş yıl dönümünü kutluyor, başarılı çalışmalarının devamını diliyoruz.
Sonuç olarak Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri;
– Cumhuriyetimizin ikinci asrında,
– Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve “Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda,
– Yeni yılda da ülkemizin ve milletimizin güvenliği ve huzuru için terörle mücadeleden sınır güvenliğine, uluslararası misyonlardan insani yardım faaliyetlerine kadar çok geniş bir alanda, üstlenmiş olduğu tüm görevleri bugüne kadar olduğu gibi başarıyla yerine getirme azim ve kararlılığındadır.
Ayrıca;
– Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 104’üncü yılında Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, şehadetlerinin 93’üncü yıl dönümünde başta Asteğmen Kubilay, Bekçi Hasan ve Şevki Beyler olmak üzere tüm aziz şehitlerimizi; ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyor;
– 2024 yılının ülkemize ve milletimize sağlık, başarı ve mutluluk; bölgemize ve dünyaya ise daha fazla barış, huzur ve istikrar getirmesi temennisiyle asil milletimizin yeni yılını en içten dileklerimizle şimdiden kutluyoruz.
Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları:
Değerli vekil arkadaşlarım, saygıdeğer misafirler, 2023 yılının son grup toplantısında bir aradayız. Gündemdeki konularla ilgili değerlendirmelere geçmeden önce hepinizi hürmetle selamlıyorum. Toplantımızı takip eden vatandaşlarımıza, tüm kardeşlerimize en kalbi selamlarımı iletiyor, şükranlarımı sunuyorum.
Bütçe çalışması devletimize ve milletimize hayırlı olsun. Bütçenin bir bütün halinde değerlendirilmelidir. TBMM onayı ile haklarını doğrudan kullanmaktadır. Bütçe özü ile bir kaynak tahsis meselesidir bu da siyasi bir tercihe dayanmakta. Türkiye’nin yüksek hedeflerini sahiplenmiştir. 2024 yılı bütçesine evet oyu verdik ve arkasında durduk. Genel kurul çalışmalarında gösterdiğiniz tutumunuzdan, tavrınızdan dolayı alayınızı kutluyorum.
Asıl ve akıl yoksunu iddialardan kaçınan, destekleyici, yapıcı, müdahalesini kürsüden yapan, görüşmeleri ihanet seansı gösterisi haline getirmekten sakınan, kavga çıkarmak için fırsat çıkarmak isteyenlere prim vermeyen Türkiye yüzyılı ilk bütçesinin aşamalarında duyarlılık gösteren emek ve mesai harcayan her vekilimize her bürokratımıza, değerli arkadaşlarımızla birlikte tebrik ve teşekkürlerimi iletiyorum.
“MİLLETİMİZ KISA SÜREDE REFAHA ULAŞACAK”
Kurtuluş savaşı enflasyonun dizginlenerek başarıldığı tek savaştır. Karaborsacılara göz açtırılmamıştı. Ekonomimiz 1923’ten 1939’a kadar ortalama yüzde 8 büyümüş, milli gelir artmıştı. Kahramanlar umutlarını hiçbir zaman kaybetmemişlerdi. Yüzüncü yıl dönümünde ilhamla ekonomik sorunların üstesinden geleceğimize, fiyat istikrarı ile milletimizin hak ettiği refaha kısa sürede ulaşacağına inanıyorum.
Mustafa Kemal Paşa Keçiören’de ziraat mektebinde konaklamıştı. Ankara’ya gelişine kadar gelişen olaylar mukavemeti artan zincirin halkaları gibidir. Komutanlığı, millete itimatı, ileri görüşlülüğü mühim rol oynadı. Vatan uğruna her çileye meydan okudular. Elde yok avuçta yoktu. İmkansızlığın kuşatmasını imanın kudreti ile yardılar. Erzurum’dan Sivas’a gitmek için emekli binbaşından borç alıp yola koyuldular.
“YAYI GERİLMİŞ OY GİBİYİZ”
Battık, bittik yaygarasını koparan münafıklar, batı piyonları bir eli yağda bir eli balda, millete tepeden bakan emeği takmayan, meyhane solcuları, çarkıfelek gibi dönenler, meydan devrimciler, kerpiçli evlerden çıkan kahramanları hor gören bir avuç insanlık müsveddesi biz nereden geldiğimizi görüp hamdolsun biliyoruz. Peki siz neyi biliyor, nereye hizmet ediyorsunuz? Milli şerefimizi çiğnetmeyeceğiz. Kararımız kesin mücadelemiz bıçkındır. Herkes dikkat etsin, yayı gerilmiş ok gibiyiz. Kınından çekilmeyi bekleyen keskin bıçak gibiyiz.
Aziz vatan piyangodan çıkmadı. Kan verdik, bedel ödedik ama teslim olmadık, taviz vermedik, boyun eğmedik. Her taşı yakut olan vatan can verme sırrına erenlerindir. İrademiz milli mücadele iradesidir. Heyecanımız 104 yıl önceki seğmenlerin heyecanıdır.
Hayatı boyunca millet için çırpınan merhum Akif’i, milli mücadelenin yol başçısı Atatürk’ü, aziz şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Ne kadar geriye bakarsak o kadar uzağı görürüz. Tarihi bir vaka telaffuzu ile bugünü çözmenin mümkün olacağı kanaatindeyim.
Ne kadar geriye bakarsak o kadar uzağı görürüz. Tarihi bir vaka telafuzu ile bugünü çözmenin mümkün olacağı kanaatindeyim.
“MECLİS’TE TERÖRİST, KATİL, NAMERT İSTEMİYORUZ”
Tarihi hadiselerin benzerlerine bugün de şahit oluyoruz. Türkiye’nin itibarına, istikrarlı yönetime gölge düşürmek için terör kartını devreye sokuyorlar. Küresel hasım çevrelerini ürkütüyoruz. Husumet cephesi eli ve vicdanı kiralık tetikçilerini üzerimize salmakta. 22-23 Aralık’ta 12 kahramanımızın şehit olması, müştereken kurulan saldırı düzeneğin hayata geçirilmesinin sonucudur. Tetiği çeken PKK, hedefi gösteren, taktik tayin eden terör ve terörizmi himaye eden alçaklardır. Milli birliği yaralamak için operasyon devrededir.
Ne zaman zalime hayır desek yumuşak karnımızdan darbe alıyoruz. Hain organizasyonlarla boğulmak isteniyoruz. Son günlerdeki tartışmalarda devletimizin hükümdarlık haklarını tahrip edilmeye çalışıldığını görmek mümkündür. Her iğrenç yolu deniyorlar. Göstere göster terörizme güzelleme yapıyorlar. Dişimizi sıkıyor ya sabır diyoruz. Herhangi bir taşkınlığa tevessül etmeyelim diyoruz. Said’e yapılan övgülerden, milletimizin haysiyetini zedeleyen mesajlara kadar görülmedik hiçbir şey kalmadı. TBMM bölücülerin aklanma, meydan okuma yeri değildir. Aksine hizmet eden kim varsa hasmımızdır, vatan hainidir. MHP’nin açık tavrı şudur, Mehmetlerimize sıkılan, kanımızı döküp canımızı alan teröristlere hangi vekil hoşgörü ile yaklaşırsa suçludur. Hesap vermekten kurtulamayacaktır. TBMM’de terörist istemiyoruz, düşman, katil istemiyoruz. Canilerin sırtını sıvazlayan namertleri asla istemiyoruz.
“DEM PARTİ’NİN HAZİNE YARDIMI KESİLMELİ”
Sözde Kürdistan havariliğinden vazgeçmeyen, devlete düşman kesilen partilerin cumhuriyeti kuran TBMM’de bulunması, hazine yardımı alması rezalettir, zillettir, milletimize karşı en aşağılayıcı muameledir. Böylesi bir haksızlık dünyanın hangi ülkesinde görülmektedir. İlk önerim 57 DEM’linin maaşının ve hazine yardımının kesilip terörle mücadele ve şehit ailelerine aktarılmasıdır. İkinci önerim teröre yardım edeni suçu sabit edilen, vekillerin dokunulmazlıklarının karara bağlanarak acilen mahkemeye çıkarılması. Üçüncü önerim AYM statüsünün, üye yapısı ve yargılama statüsünün ele alınması ya da bu mahkemenin kapatılmasıdır. Dördüncü önerim kürsü dokunulmazlığı sınırlarının yeniden ele alınmasıdır.
“DEM’İN DEFNİ YAPILMADIKÇA TÜRKİYE’YE HUZUR GELMEYECEKTİR”
Mahkum can Atalay dosyasını acilen inceleyip hak ihlali kararı verilmesinin izahını nasıl yapacaklardır. Bu mızrağı nasıl yorumlayalım. Kulak veriniz, onların kanları ve destekçileri aramızda dolaşıyor. Adaletin onurunu sahiplenmeyeceksiniz. Bay Zühtü senin kumandan kimin elindedir?
Kahramanlarımıza saldırıyorlar. Gencecik fidanlarımız şehit ediliyor. Ey mahkeme üyeleri siz ne yapıyorsunuz. Buna adalet diyorsanız batsın sizin adaletiniz. Buna hukuk diyorsanız olmaz olsun hukukunuz. DEM’in defni yapılmadıkça Türkiye’ye huzur gelmeyecektir.
Trabzonlu da Tekirdağlı huzur bulamayacaktır demiş DEM vekili. Bize göre çözüm bellidir. Terörü ve teröristleri topluca imha etmektir o da. Ne sahada ne belediyede ne mağarada ne de TBMM’de terörist görmeye dayanma gücümüz kalmadı. Ya bu hesabı sorup burunlarından getireceğiz ya da adaletin şımarmasına sessiz kalıp yıkımın altında kalacağız. Ya devlet başa ya kuzgun leşe diyerek duruş göstereceğiz.
Şehidimiz Yasin komutanına soruyor, “komutanım yolumuz ne yoludur” diyor. Komutanı “iman yolu” diyor. Kahraman evladımız Yasin Kızılelma’ya kadar devam diyor.
CHP BU METNİN NERESİNİ BEĞENMEDİ?
Türkiye bölücü örgüt ile mücadele gücüne sahiptir. Bu belanın, felaketin ve şerefsizliğin üstesinden gelinecektir. Terörle mücadeleye taktik değil stratejik bakmak milli güvenliğimiz adına tarihi vecibedir. Terörle mücadelede üçüncü bir seçenek yoktur. TBMM’de grubu bulunan partilerin milletin hissiyatını ortaklaşa seslendirmeleri, metinlere ön şartsız imza atmaları milli bir durumdur. Gazi Meclis’te bulunan hiçbir parti tehdide sessiz kalamaz. Kalırsa göz yummuş onay vermiş olacaktır. DEM ve CHP haricinde 4 siyasi partiye metne imza koyarak milletin ve devletin iradesine ses olmuştur. Sormak lazım ki CHP bu metnin neresini beğenmedi, DEM’in siyasi kolu olmayı nasıl hazmetti.
CHP yönetimi Türkiye Cumhuriyeti’nin karşısına geçmiştir. Özgür Özel zıvanadan çıkmış, zırzop siyaseti ile bindiği dalı kesmeye başlamıştır. Bölücülük narkozu ile uyuşturulduğu ortadır. Ortak bildiriye imza atmayarak şehitlerimizin kemiğini sızlatan bugünkü CHP DEM kadar güvenlik tehdididir. Sayın Güler’den Meclis’i bilgilendirmesini isteyen zihniyet şuursuz ve çamurdur. Memleketi Manisa’da protesto edilen bu şahıs aklını başına almazsa sokakta bile yürüyemeyecektir. Bu mandacı siyaset teröre acil servis haline geldiği ortadadır. Bu tablo büyük risktir. CHP Genel Başkanı’nın Milli savunma bakanımıza saldırması alçaklıktır. Üst perdeden konuşan özelleşmiş esir zihniyet kaç kişinin aklını başına getirdi de böyle konuşmaktadır. Akıl olsa zaten böyle konuşamaz. Kahramanlarımıza dil uzatanların dilinin, parmak sallayanların da parmağının hesabını sorar bedelini misli ile ödetiriz. Bunların alayının aklını alırım. Milli savunma bakanımızın, komutanlarımızın ve askerimizin sonuna kadar arkasındayız. 10 Kasım’da Atatürk fotoğrafı takmayan şahısla ilgili gereği yapılmıştır.
Akbaşoğlu, “‘Değişeceğiz’ dediler, ‘Değişim’ dediler, ne değişti diye baktık, gördüğümüz şu: Önce Kandil’in talebi doğrultusunda terörle mücadele tezkerelerine “hayır” dediler, sonra şehitlerimizle ve Mehmetçiklerimizle birlikte olduğumuzun vurgulandığı Türkiye Büyük Millet Meclisi ortak bildirisine imza atmaktan çekindiler. Kimden çekiniyorsunuz? Kimden korkuyorsunuz? Bu utanç gerçekten size yeter. Hiç kimse bahane uydurmasın, hakikatleri çarpıtmasın, hakikatin üstünü örtmeye çalışmasın” dedi.
“KÜRT VE ALEVİ KARDEŞLERİMİZİ İSTİSMARDIR”
CHP ve DEM Parti’nin senkronizasyon içinde birbirlerini takip ettiğinin altını çizen AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu, “Haksız, asılsız iddia ve suçlamalarıyla Kürtlere ve Alevilere ayrımcı bir dil kullanması her şeyden önce bu kardeşlerimize büyük bir haksızlıktır. Ayrıştırıcı, ayrımcı bir dili asla ve kata kabul etmiyoruz. Her iki partinin de “Kürtler ve Aleviler daha az eşittir.” sözü bir bühtandır ve asla kabul edilemez. Bu, açıkça hakkı ve hakikati, Kürt ve Alevi kardeşlerimizi istismardır. CHP ve DEM Parti’nin Kürt ve Alevi vurgusunu bütünleştirmek için mi, yoksa ayrıştırmak için mi devamlı olarak gündeme getirdiklerini milletimizin maşerî vicdanına havale ediyorum” şeklinde konuştu.
Sessiz devrimleri hayata geçirerek yaşanılan sorunların sorun olmaktan çıktığını belirten Akbaşoğlu şöyle konuştu: “AK Parti iktidarları olarak meşruiyet ve özgürlükler temelinde birlik, beraberlik ve bütünlük içerisinde, sessiz devrimleri hayata geçirerek yaşanılan sorunları sorun olmaktan çıkardık ve tüm vatandaşlarımızın özgürlüklerini genişlettik. Bunun şahidi 85 milyon halkımızdır; Türk, Kürt, Alevi, Sünni bütün insanlarımızdır. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının tümü, istisnasız tümü kanun önünde eşit ve birinci sınıf vatandaşlardır, ötekileştirici ve ayrımcı dil asla ve kata kabul edilemez.”

CHP VE DEM ARASINDA BİR MENFAAT SARMALI
Akbaşoğlu, “Milletimizin geleceğini tehlikeye atma yolunda maalesef CHP ve DEM arasında bir menfaat sarmalı ve bu nedenle hakikat üzere değil, menfaat üzere bir araya gelme durumu söz konusu. Buradan, yapılan değerlendirmelere ithafen ifade ediyorum ki: Şaşırmayın, aklınızı başınıza alın; Kandil’e ve uzantılarına değil, Diyarbakır, Muş ve Van’da evlat nöbeti tutan annelere, şehadet şerbetini içen Mehmetçik’imizin annelerine selam yollayın. Siz aklınızı başınıza almazsanız, merak etmeyin, 31 Mart’ta milletimiz aklınızı başınıza getirecek, size gereken cevabı en güzel şekilde sandıkta verecek. Kandil’e ve uzantılarına selam çakmak için 85 milyon insanımızın ve tüm bölge halklarının esenliği ve güvenliği için terörle mücadele tezkerelerine “hayır” diyenlerin, PKK terörünü kınayan, şehitlerimizin ve Mehmetçik’imizin yanında olduğumuzu vurgulayan TBMM ortak bildirisine imza atmaktan kaçanların gerçekleri çarpıtmasına, hadsizliklerine asla müsaade etmeyeceğiz. Tarihin şahitliğinde hatırlatırız ki: Tekirdağ’ın da Trabzon’un da Denizli’nin de Diyarbakır’ın da yiğit evlatları, emperyalistlere de onların aparatlarına da istiklal mücadelemizde geçit vermediği gibi şimdi de geçit vermeyecek Allah’ın izniyle” ifadelerini kullandı.
İşleyişi ve çalışmasıyla Türkiye’de bir ilk olacak ve 26 Aralık 2023 Salı günü açılışı yapılacak akademi, bünyesinde vereceği hizmetlerle çeşitli nedenlerle aile içi çatışmalarla karşı karşıya kalan bireylerin sorunlarını çözmeye yönelik faaliyetler yapacak, danışmanlık ve rehberlik hizmeti verecek. Merkez danışanlarına, ücretsiz hizmetlerinin yanı sıra paydaşlarla beraber eğitimler verecek, hukuki danışmanlık sağlayacak.

AİLE AKADEMİSİ GAZİANTEP MODELİ İLE ÇALIŞACAK
Gaziantep Modeli ile bütün kurumların katkısıyla hizmet verecek sistemde, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Valiliği koordinasyonunda Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Müftülüğü, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı, Gaziantep Barosu, Gaziantep Üniversitesi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Sanko Üniversitesi, Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, GAGEV ile ortak çalışacak.
ŞAHİN: AİLE GÜÇLENDİKÇE BİREY DE MİLLET DE GÜÇLENİYOR
Protokol imza töreninde konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin Gaziantep’te göreve gelir gelmez projeyi sahiplendiğini belirttiği Vali Kemal Çeber’e verdiği tüm destekler için teşekkür ederek konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:
“Biz büyük bir milletiz. Bizi biz yapan değerler var. Biz ne ana ne de ataerkil bir toplumuz biz aileerkil bir toplumuz. Aile denilen kurum üzüntüde sığınacağımız bir liman sevincimizi paylaşacağımız kurum. Aile güçlendikçe birey de millet de güçleniyor. En son bunu asrın felaketinde yaşadık. Ne kadar güçlü bir millet olduğumuz yine ispatlandı ve aile değerlerimizin en zor zamanda nasıl bizi koruyup kolladığını, en az zararla buradan nasıl çıkacağımızı bize gösterdi.”

BİZ YENİ NESİL BELEDİYECİLİKTE AİLEYİ, İNSANI MERKEZE ALAN BİR BAKIŞ AÇISIYLA ÇALIŞIYORUZ
Başkan Şahin ayrıca aile ile toplumun korunması ve güçlenmesi için bilimsel yaklaşımın gerekliliğine değinerek şunları söyledi:
“Akademide uygulanan bu model Türkiye’de ilk defa burada uygulanıyor. Önce biz bunu GASMEK bünyesinde başlattık. Gördük ki küçük bir dokunuş aileyi derleyip topluyor. Bilimsel yaklaşıldı, hocalarımızla çalışıldı. Yuvalar devam ettiği, mutlu aileler sürdükçe mutlu millet, mutlu şehir oluyoruz. Bu küçük dokunuşun ne kadar güçlü olduğunu görünce çok daha güçlendirilmiş bir protokole dönüştü. Biz yeni nesil belediyecilikte aileyi, insanı merkeze alan bir bakış açısıyla çalışıyoruz. Mutlu yuvalar çoğaldıkça güçlü adımlarla millet olarak yola devam edeceğiz.”
ÇEBER: PROJEDE BULUNAN KAMU KURUMLARI OLARAK HEPİMİZ BUNU ÇOK ÖNEMSİYORUZ
Gaziantep Valisi Kemal Çeber ise törende yaptığı konuşmada imzaların Türkiye’ye konuda önderlik edeceği için önemli olduğunu ifade eden bir konuşma yaptı:
“Gaziantep’te bir ilk yaşanıyor. Yapılan ön çalışmalarda, yapılacak işler ve hedefleri düşündüğümüzde ülkeye önderlik edecek çalışmanın imzalarını Gaziantep atacak. Öncesinde yapılan bu çalışmayı protokole dönüştürerek önemli bir adım atıyoruz. ‘Devlet büyük bir aile, aile küçük bir devlettir.’ Her ikisini güçlü temeller üzerine yerleştirdiğinizde, inşa ettiğinizde çok sağlam bir toplumunuz ve güzel bir geleceğiniz olur. Dünya üzerinde özel ve güçlü bir millet, her zaman var olan örnek bir devlet olma unsurunun temeli aile kurumumuzdur. Projede bulunan kamu kurumları olarak hepimiz bunu çok önemsiyoruz.”
Konuşmaların ardından protokol, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Karataş, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mutlu Kaya, İl Milli Eğitim Müdürü Yasin Tepe, İl Müftüsü Dr. Hüseyin Hazırlar, Gaziantep Baro Başkanı İskender Kahraman, Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Özaydın, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Türkay Dereli, Sanko Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şehmuz Demir tarafından imzalandı.