
GE Aerospace, Türk Havacılık Uzay Sanayii ve TEI ile GE Aerospace’in F404 motorunun yeni HÜRJET uçak versiyonlarına entegre edilmesini değerlendirme ve bu konuda iş birliği yapmayı amaçlayan bir Mutabakat Anlaşması imzaladığını duyurdu. Bu anlaşmanın şirketlerin HÜRJET programındaki mevcut ilişkilerinin devamı niteliğinde olduğu belirtildi.
Anlaşma, kendi türünde Türkiye’de üretilen ilk uçak olan HÜRJET ileri seviye eğitim jeti programının başarısını yansıtıyor. Üç şirketin HÜRJET programının birinci aşamasına ilişkin mevcut iş birliğini genişleten bu anlaşama; Türkiye’nin ileri teknoloji sanayi altyapısını desteklemekte, savunma-havacılık endüstrisinde ve küresel ölçekte bir teknoloji ve mühendislik merkezi olarak konumunu güçlendirmektedir.
Üç şirket arasında daha önce yapılan iş birliğine sayesinde F404 motoru, Türk Hava Kuvvetleri’nin şu anda kalifikasyon aşamasında olan HÜRJET eğitim jetine başarıyla dâhil edilmişti. HÜRJET’in, küresel eğitim jeti pazarında son derece rekabetçi olması bekleniyor.

Türk Havacılık Uzay Sanayii Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu yaptığı açıklamada “HÜRJET, modern aviyonik ve yüksek performans özelliklerinin yanı sıra tek motorlu, tandem koltuk konfigürasyonunda mükemmel bir performans sunarak modern pilot eğitiminde kritik bir rol oynuyor. Bu Mutabakat Anlaşmasının tüm ilgili taraflara büyük başarı getireceğine inanıyoruz.” dedi.
Anlaşma kapsamında üç şirket, HÜRJET programının yeni versiyonlarının uçuş testlerinde GE Aerospace Savunma ve Sistemlerine ait diğer motor ve sistem ürünlerinin uygulanmasını araştırmak için iş birliğini sürdürme konusunda anlaşmaya vardı. Bu yeni versiyonlar ve potansiyel yeni müşteriler için taraflar, 1985 yılında GE Aerospace ve Türk Havacılık Uzay Sanayii arasında kurulan bir ortak girişim şirketi olan TEI’nin, F404 motorlarının montaj bakım, onarım ve revizyon faaliyetlerini Türkiye’de sağlaması bekleniyor. TEI, ayrıca Türk Havacılık Uzay Sanayii’nin HÜRJET uçaklarının, Türkiye ve yurtdışı müşterileri için motor bakım, onarım ve revizyon hizmetleri sağlaması bekleniyor. Söz konusu anlaşma, TEI’nin HÜRJET uçakları dışındaki platformlar için küresel F404 son kullanıcılarına hizmet sunabilmesine de imkan tanıyacak.

TEI Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut F. Akşit, “Geçtiğimiz 40 yılda TEI, uluslararası OEM’lerin askerî ve ticari motorları için en büyük parça ve modül tedarikçilerinden biri olmanın yanı sıra dünya genelinde kullanılan çeşitli askerî motorlar için yetkili bir bakım merkezi olmuştur. Bugün imzalanan anlaşma TEI’nin 40 yıllık tecrübesini yansıtıyor. Ülkemizin en önemli havacılık programlarından biri için üretimini gerçekleştireceği motorlar ve son kullanıcılar için sağlayacağımız entegre lojistik destek; ülkemizin askerî ve sivil havacılık sektöründeki çalışmalarımızı büyütecek. TEI’nin programdaki taahhüdünün ve ortaklığının Türkiye’nin savunma ve havacılık endüstrilerine yeni bir başarı hikâyesi ekleyeceğine inanıyoruz.” dedi.

TEI; GE Aerospace ve ortakları için, CFM LEAP, GEnx ve GE9X motorlarına üretilen türbinler ve kompresörler de dâhil olmak üzere, yüzlerce motor bileşeni üretmekte ve CFM RISE (Sürdürülebilir Motorların Devrimsel İnovasyonu) Programı için prototip oluşturan GE Aerospace’in küresel tedarik zincirine katkıda bulunmaktadır.
GE Aerospace Savunma ve Sistemleri Başkanı ve CEO’su Amy Gowder, yaptığı açıklamada, “Bu Mutabakat Anlaşması ile GE Aerospace olarak, Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına olan yaklaşık 60 yıllık bağlılığımızı derinleştirmekten ve küresel perspektife sahip bir program oluşturmak için tarafların güçlü yönlerini geliştiren bu iş birliğine katılmaktan gurur duyuyoruz. Uzun vadeli ortaklar olarak GE Aerospace, Türk Havacılık Uzay Sanayii ve TEI güçlerini birleştirerek HÜRJET programının başarısının devam etmesini sağlayacaktır.” dedi.

F404 motorlu uçakların toplamda 16 ülkede faaliyet halinde ya da sipariş edilmiş olması ve dünyanın dört bir yanında hava kuvvetlerine entegre edilmesi için tercih edilmiş olması, F404 turbofan motorlarının kendi sınıfında çok yönlü özelliği ile en ön sırada yer aldığının önemli bir göstergesidir.
GE Aerospace, İstanbul, Ankara ve Gebze’de bulunan ofis ve tesislerinde 440’tan fazla çalışanı ve Türkiye genelinde 2 bin 300’den fazla ticari uçak ve savunma motorundan oluşan güçlü varlığı ile yaklaşık 60 yıldır Türkiye’nin havacılık sektörüne katkı sağlayan sadık bir ortağıdır. Buna ek olarak; GE Aerospace, yakın zamanda ikinci yerleşkesinin açılışını gerçekleştirdiği Türkiye Teknoloji Merkezi’ndeki yetkin mühendisleri ile özgün programları, yeni motor programları, yazılım geliştirme ve katmanlı üretim alanlarındaki mühendislik çalışmalarını destekleyerek ülkenin gelişmiş havacılık ve uzay merkezi konumunu güçlendirmektedir.
Ön LED gündüz farları, yeni tip ön tamponla birlikte daha sportif ve daha dinamik bir görsellik sunuyor. Şekli ve deseni yenilenen radyatör ızgarası da otomobile daha cesur bir görünüm kazandırıyor.
Hyundai Bayon, arkada da yeniden tasarlanmış bir tampona sahip. Dinamik görüntüyü pekiştiren yeni stil 16 ve 17 inç jantlar da otomobilin makyajla beraber gelen özelliklerinden bir diğeri.

Yeni Bayon, kullanışlı ve geniş bir iç mekan sunuyor. Son teknoloji ürünü dijital kokpit ve üst düzey bilgi-eğlence özellikleri yer alıyor. Giriş ve orta pakette 4,2 inç LCD gösterge ekranına yer verilirken en üst donanım seviyesinde ise 10.25 inçlik dijital ekran kullanılıyor.
Araç, Apple CarPlay, Android Auto, kablosuz şarj cihazı, ön arka USB girişleri ve Bluetooth bağlantısı gibi özellikleri de standart olarak tüm versiyonlarda sunuyor. Öndeki USB-A bağlantı noktası aynı zamanda veri aktarımına da olanak tanıyarak yolcuların telefonlarını aracın bilgi-eğlence sistemine bağlamasına olanak tanıyor. Birinci sınıf 6 hoparlörlü ses sistemi de yolculara yüksek kaliteli bir müzik deneyimi vaat ediyor.
Yeni Bayon, ön ve arka yolcu konforunu en üst düzeye çıkarmak için geniş bir yaşam alanı sunuyor. İyi aydınlatılmış bir iç mekana ve geniş bir bagaj alanına sahip otomobil, çok renkli ön ortam aydınlatma teknolojisi seçeneğine de sahip.

SON TEKNOLOJİ GÜVENLİK
Hyundai SUV ailesinin en küçük üyesi olan Bayon, bir dizi yarı otonom sürüş özelliği de sunuyor. Şerit Takip Asistanı (LFA), aracı şeridin ortasında tutmak için çalışıyor. Ön Çarpışma Önleme (FCA) ise önce sesli bir uyarı veriyor ve ardından gerekirse çarpışmayı önlemek için frenlemeyi otomatik uyguluyor. Bu özellik, en üst donanım seviyesinde farklı bir fonksiyon daha sunuyor. Sistem, trafikteki diğer araçları, yayaları ve bisikletlileri algılamanın yanı sıra karşıdan gelen bir araçla çarpışmayı önlemek için kavşak içinde de fren uygulayabiliyor.

Araç, sürücünün dikkati dağıldığında uyaran çeşitli özellikler de içeriyor. Sürücü Dikkat Uyarısı (DAW), uykulu veya dikkati dağılmış sürüşün tespit edilmesine yardımcı olmak için sürüşü analiz ediyor. Arka Yolcu / Eşya Uyarısı (ROA), Akıllı Hız Limit Asistanı (ISLA), Şeritte Kalma Asistanı (LKA), Geri Görüş Kamerası, Arka Park Sensörü ve Uzun Far Asistanı (HBA) gibi özellikleri de tüm donanım seviyelerinde standart olarak sunarak Avrupa Güvenlik Regülasyonlarını da (GSR II) karşılamış oluyor.
İKİ BENZİNLİ MOTOR VE ÜÇ DONANIM SEVİYESİ
Yenilenen Bayon’da iki farklı benzinli motora yer veriliyor. 79 beygir gücündeki 1.2 MPI benzinli atmosferik motor, 5 ileri manuel şanzımanla kombinlenirken sadece Jump donanım seviyesiyle satışa sunuluyor.

Daha fazla verimlilik ve konfor isteyenler ise benzinli 1.0 T-GDI turbo beslemeli motoru tercih edebiliyor. 7 ileri çift kavramalı DCT otomatik şanzımanla eşleştirilen 1.0 litrelik turbo motorun maksimum gücü ise 100 beygir. Ortalama olarak 100 kilometrede 5.8 litre yakıt tüketen 1.0 litre turbo ünitenin torku ise 1.500 devirden itibaren 172 Nm olarak veriliyor. Yeni Bayon’da kullanılan 1.2 MPI ve 1.0 T-GDI motorlar, Euro 6E emisyon seviyesine de uyumlu hale getirilmiş.
Türk işçisinin emeğiyle İzmit’teki Hyundai Assan fabrikasında üretilen yeni Bayon’da “Jump”, “Style” ve “Elite” olmak üzere üç farklı donanım seviyesi bulunuyor.
Hyundai Bayon’un satış fiyatları ise donanım seviyesi ve motora bağlı olarak 1 milyon 95 bin lira ile 1 milyon 345 bin 000 TL arasında değişiyor.
]]>Yeni Scudo her iki versiyonunda da yenilenmiş ön yüzü ve yeni ön ızgarası, şirketin ürün ailesiyle özdeşleşen özel ön farları ve yeni Fiat logosuyla satışa sunuluyor. Yeni Scudo, yenilenmiş tasarımı, artırılmış verimliliği, son teknoloji bağlantı özellikleri ve ileri sürüş yardımcılarıyla ticari araç kullanıcılarının hayatlarını kolaylaştırmayı hedefliyor.
Scudo’nun kabini içinde, ön konsoldaki değişiklikler öne çıkıyor. Scudo Van’da 5 inç siyah-beyaz dijital göstergeler ve 5 inç dokunmatik ekran standart olarak yer alırken 10 inç dijital renkli gösterge paneli, 10 inç dokunmatik ekran ve geri görüş kamerası teknoloji paketi ile alınabiliyor.
SCUDO COMBIMIX 6 KIŞILIK TAŞIMA KAPASITESI SUNUYOR
Scudo Combimix, önde 3 ve arkada da 3 koltuk olmak üzere 6 kişilik taşıma kapasitesi sunuyor. Modelde çift sürgülü kapı standart olarak yer alıyor.
Scudo Combimix’te standart olarak 10 inç dijital renkli gösterge paneli,10 inç dokunmatik ekranlı multimedya sistemi ve geri görüş kamerası standart olarak bulunuyor.
Tüm modellerde yeni tasarıma sahip çok fonksiyonlu direksiyon yer alıyor.
SCUDO VAN 1.3 TONA KADAR TAŞIMA KAPASITESI SUNUYOR
5,31 metre uzunluğa, 1,94 metre yüksekliğe ve 1,92 metrelik genişliğe sahip olan Scudo Van ise 12,4 m’lik dönüş çapı ile şehir içinde dar alanlarda da kolay bir kullanım sunmayı hedefliyor. Yeni Scudo’nun sürgülü yan kapısı 935 mm’lik genişliği ile 1 Euro paletin rahatlıkla yüklenebilmesine imkan tanırken ayrıca toplam 3 Euro paletin rahatlıkla yüklenebileceği alan ve 1.3 tona kadar taşıma kapasitesi sunuyor.
Scudo’da ön konsolda yer alan açık ve kapalı saklama alanlarının yanı sıra yolcu koltuğunun alt kısmında da geniş bir alan yer alıyor. Ayrıca Scudo’yu daha kullanışlı hale getiren “Plus Paket” tercih edildiğinde, sınıfının en iyi modülerlik çözümünü sunan “Magic Cargo” (modüler kargo) özellikli ikili koltuk ve koltuk altı saklama alanları yer alıyor.
Uzunluk ve ek hacim sağlaması itibari ile sınıfındaki en akıllı modülerlik çözümü olan Magic Cargo (Modüler Kargo), ara bölmenin sağ alt tarafındaki kapak sayesinde 4 metreye kadar uzun yüklerin ön kabine uzatılmasını sağlıyor ve bu alan ek 0.5 metreküp hacim sağlayabiliyor. Böylelikle Magic Cargo toplam 6.6 metreküplük hacim sunuyor.
Yenilenen Scudo modelinde yüksek verimliliğe sahip 2.0 litre dizel ve yüzde 100 elektrikli motor seçenekleri yer alıyor. 6 ileri manuel şanzıman ile eşleştirilen 2.0 litrelik dizel motor, 145 HP motor gücü ve 340 Nm (Newton-Metre) torkuyla yüksek taşıma kapasitesini destekliyor.
Scudo dizel motor WLTP (Dünya Çapında Uyumlaştırılmış Hafif Taşıtlar Test Prosedürü) ölçümlerine göre birleşik 6.9 lt/100 km ile düşük tüketim değerine sahip. Elektrikli E-Scudo ise, 75 kWh (Kilowatt saat) batarya kapasitesi ile 100 HP güç ve 360 kilometreye varan menzil sağlıyor.
Yeni Scudo, tüm yolculuklarda en üst düzeyde konfor ve güvenlik sağlamayı amaçlayan standart “Gelişmiş Sürücü Destek Sistemleri” ile donatıldı. Bu özellikler arasında “Çarpışma Uyarısı” ve “Acil Durum Fren Sistemi (AEBS)”, “Trafik İşareti Tanıma”, “Yorgunluk Uyarı Sistemi”, “Şerit Takip Sistemi ve Akıllı Hız Asistanı” bulunuyor.
FIAT ULYSSE 1 MILYON 586 BIN 900 LIRADAN BAŞLAYAN FIYATLARLA SATIŞA SUNULUYOR
Maksimum konfor için en yeni teknolojilerin kullanıldığı Fiat Ulysse’de güncellenen kabin tüm yolcular ve kullanıcıları için lüks bir deneyim sunuyor. 10 inç’lik dijital renkli gösterge paneli sürücünün her yol koşulunda verileri rahatça okumasını sağlıyor. Yeni 10 inç dokunmatik multimedya ekranı ise, sezgisel kullanımıyla müşteri dostu bir deneyimi mümkün kılarken en yeni bağlantı özellikleriyle akıllı telefonların ekrana yansıtılması sağlanıyor.
Lounge ve Konfor olmak üzere iki donanım seviyesine sahip Ulysse’de 3+3+3 koltuk düzeniyle birlikte araç içerisinde yüksek konforlu ve geniş bir yaşam alanı sunuluyor. Otomatik açılan elektrikli ve sürgülü yan kapılar kolay kullanımı sağlıyor. Ulysse, 980 litrelik bagaj hacmi ile tüm yolculukların ihtiyaçlarını karşılıyor.
Yeni Ulysse, 8 ileri tam otomatik şanzıman ile kombinlenen verimli “2.0 Multijet3 dizel motor” ile sunuluyor. 177 HP güç ve 400 Nm tork üreten motor (WLTP) normlarına göre birleşik 6,8-7,8 lt/100 km. yakıt tüketim değerlerine sahip.
Yeni Scudo Van 1 milyon 132 bin 900 liradan, ve Ulysse 1 milyon 586 bin 900 liradan başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.
Temmuza özel olarak, Scudo modellerinde, 800 bin lira 12 ay ve yüzde 2,99 faiz oranlı ,Ulysse modellerinde ise 300 bin lira 12 ay yüzde 2,99 faiz oranlı kredi imkanı ve nakit alımlarda 50 bin lira fiyat avantajı bulunuyor.
]]>
SDF Group’un Bandırma Organize Sanayi Bölgesi’nde hizmete aldığı FARMotion Motor Fabrikası’nın açılış programı gerçekleştirildi. Açılış programına Gönen Kaymakamı Arslan Yurt, Gönen İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Selçuk Civan, oda başkanları, firma yetkilileri, markanın Türkiye geneli tüm bayileri ve çok sayıda davetli katıldı.
Açılış programı, SDF Group ailesinin günün anısına toplu fotoğraf çekimi ile başladı. Daha sonra açılış konuşmalarının yapılacağı alana geçildi. SDF Group Türkiye CEO’su Giampaolo Cameli, SDF Group Türkiye Fabrika Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Deniz, SDF Group Yönetim Kurulu Başkanı Aldo Carozza, SDF Grup CEO’su Lodovico Bussolati ve SDF Group Onursal Yönetim Kurulu Başkanı Vittorio Carozza birer konuşma yaparak açılış programına katılanları selamladılar.
Daha sonra hizmete alınan fabrikanın önünde kurdele kesimi yapıldı. Ardından programa katılanlar fabrikayı gezerek yapılan çalışmalar ve üretim ile ilgili bilgi edindiler.

SDF Türkiye Ticari Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Uzunköprü konuşmasında, “SDF Group ilk olarak 2013 yılında Türkiye’ye yatırım yapmaya başladı ve pazar payını ciddi anlamda büyüttü, sektörde son 3 yılda 2. Firma haline geldi. Yılda 13 bine yakın traktör satar durumdayız. Üretim kapasitemizi de aynı şekilde arttırdık. Türk çiftçisinin markaya olan inancı çok önemli. Same ve Deutz-Fahr traktörlerinin performansına, gücüne ve yakıtına inananların gönül verdiği bir markayız. Bu anlamda biz onlara ne kazandırdığımıza bakıyoruz. Bugün içinde bulunduğumuz bina 10 bin metrekare alan üzerine kurulu. FARMotion dediğimiz motor, sadece traktör için tasarlanmış, yakıtı son derece cimri ama güçte de son derece bonkör olan bir motor. Artık Türkiye’de Bandırma’da üretilecek. 3 silindir ve 4 silindirin yanında, Türkiye’de ilk defa 6 silindir motor üretilecek. Bu motorlar hem ihraç edilecek hem de Türkiye’deki traktörlerde kullanılacak. Çiftçiler artık markamızı çok iyi biliyor ve yakından takip ediyorlar. Markamıza inanıyorlar ve biz de bu inancın karşılığında daha iyi ne yapabiliriz diye çalışıyoruz. Yeni emisyonlu Euro 5 motorların genel itibariyle Türkiye’de üretimi 6 yıldır konuşuluyor ve biz bunu SDF Group olarak 11 ayda gerçekleştirdik ve şu an üretim başladı. Bugün itibariyle 800’ün üzerinde motor imal edildi ve traktörlerde kullanılmaya başladı. Hedefimiz motor üretiminde Türkiye’yi stratejik bir noktaya getirmek. Bu motorları Avrupa başta olmak üzere Amerika’ya ve dünyaya satacağız. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde böyle bir tesisi Türkiye’ye kazandırmak onur ve gurur verici,” dedi.

Otomotiv dünyasının üstün sürüş keyfiyle Alman kalitesini birleştiren temsilcisi Opel, yenilikçi ürünlerine bir yenisini daha ekledi. Markanın bir döneme damgasını vuran SUV modeli Frontera, yeni tasarımı, zengin donanım listesi ve farklı motor seçenekleriyle yeniden yollara çıkıyor. Kısa bir süre önce yayınlanan ilk fotoğrafları ile henüz satışa sunulmadan büyük bir ilgi uyandıran yeni Frontera’nın dünya prömiyeri Türkiye’de gerçekleştirdi.

FRONTERA YENI MÜŞTERI GRUPLARININ BEĞENISINI KAZANACAK!
Markanın geniş ve konforlu yeni kompakt SUV’u Frontera, Opel CEO’su Florian Huettl, Tasarım Başkan Yardımcısı Mark Adams ve Ürün ve Fiyatlandırma Kıdemli Başkan Yardımcısı Tobias A. Gubitz’in de katılımıyla İstanbul’da düzenlenen dünya prömiyeri ile uluslararası kamuoyuna ve gazetecilere tanıtıldı. Bu yıl Opel’in otomobil üretimindeki125’inci yılını kutladıklarını söyleyen Opel CEO’su Florian Huettl, “Müşterilerimize yenilikçi, pratik ve her şeyden önemlisi ulaşılabilir mobilite sunarak her zaman ileriye doğru yol aldığımız 125 yılı geride bıraktık. Yeni Opel Frontera da son derece esnek özellikleri, geniş iç hacmi ve elektrikli motor seçeneğiyle yeni müşteri gruplarının beğenisini kazanacak” dedi.
INTELLI-SEATS İLE YOLCULUKLARDA EŞSIZ KONFOR!
Çarpıcı tasarımıyla hemen fark edilen yeni Opel Frontera, Opel Vizor marka logosunun ortasında yeni Opel “Şimşek Logosu”nu gururla taşıyor. Belirgin çamurlukların ve eşiklerin yanı sıra göz alıcı C sütunu da modelin sağlam karakterini vurguluyor. Temel öğelere odaklanılan modern görünüm, iç tasarımda da kesintisiz şekilde devam ediyor. Sürücü ve yolcular, yeni tasarlanmış direksiyon ve iki adet 10 inç geniş ekrana sahip kokpitin keyfini çıkarabiliyor.
Yeni Frontera’da birinci öncelik, uzun yolculuklara uygun olması. Yeni modelin sürücü ve ön yolcu koltuklarının orta bölümünde, kuyruk sokumu kemiği üzerindeki baskıyı alan bir yuvaya sahip, patentli yeni Intelli-Seats koltuklar kullanıcılara eşsiz bir konfor sunuyor. Bagaj bölümünde sunulan 450 litreden fazla yükleme kapasitesi ise koltuklar
katlandığında 1.600 litreye kadar çıkarılabiliyor. Yeni SUV Frontera özel olarak tasarlanmış, isteğe bağlı olarak sunulan tavan rayları ile 240 kilograma kadar ağırlık taşıyabiliyor.

İKİ YENİ NESİL TEKNOLOJİYLE YOLLARA ÇIKIYOR!
Sezgisel, ulaşılabilir ve temel unsurlara odaklanmış: Opel, yeni Frontera ile güç aktarma organlarının seçiminden donanım seçeneklerine kadar bu gereksinimleri her açıdan karşılıyor.Yeni Frontera, 48 volt teknolojisine sahip hibrit veya tamamen elektrikli güç seçenekleriyle sunuluyor. Frontera Hybrid, hibrit kullanım için özel olarak geliştirilmiş 136 HP (100 kW) güç sunan, 1,2 litrelik benzinli turbo motora sahip.
Bu motor, 28 HP (21 kW) gücündeki bir elektrikli motor ve 6 ileri çift kavramalı elektrikli bir şanzımanla birlikte çalışarak yakıt tüketimi ve karbon emisyonunu geleneksel motorlu bir modele kıyasla önemli ölçüde azaltıyor. 0 emisyonlu sürüşün keyfini çıkarmak isteyen müşteriler ise 300 kilometreden uzun menzil sunan (WLTP’ye göre) Frontera’nın tamamen elektrikli motor seçeneğini yakında sipariş edebilecekler. “Uzun menzilli” versiyon olaraksunulacak olan yeni Frontera Electrik, şarj molası vermeden yaklaşık 400 kilometreye (WLTP) kadar mesafe katedebilecek.
Yeni Opel Frontera, kapsamlı donanım listesiyle de farklı kullanıcıların tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlandı. İki farklı donanım seviyesiyle satışa sunulacak olan yeni SUV modelde, giriş seviyesinden itibaren 10 inç renkli dokunmatik ekrana sahip multimedya bilgi/eğlence sistemi, navigasyon ve geri görüş kamerası gibi sistemler yer alacak.
Türk Silahlı Kuvvetleri ile müttefik silahlı kuvvetlerinin kullanımı için paletli ve tekerlekli zırhlı muharebe araç aileleri ile silah sistemlerinin tasarım ve üretimini gerçekleştiren FNSS, bu ürünlerle yüzlerce milyon dolarlık ihracat potansiyelinin ortaya çıkmasını sağlıyor.
FNSS, bu araçların yanında, geliştirdiği yenilikçi alt sistemlerle çok sayıda teknolojik çözümü patent ve faydalı modelle tescilledi.
Şirket, bu faaliyetler dolayısıyla son olarak Ankara Sanayi Odasının 60. kuruluş yılı ödül töreninde Faydalı Model Sayısını En Çok Artıran Firmalar Büyük İşletmeler kategorisinde ödül kazandı.
FNSS, son dönemde çoğunluğu özgün AR-GE projelerinin sonucu olmak üzere çok sayıda teknolojik çözüme imza attı, bunları patent ve faydalı modele dönüştürdü.
Şirket bu çalışmalar kapsamında ortaya çıkan Seri Hibrit Paletli Araçlar İçin Çapraz Tahrikli E-Transmisyon ile patent başvurusu yaptı.
Buluş, elektrikli ve seri hibrit, paletli, skid‐steer (nokta dönüşlü) özellikteki tekerli askeri araçlarda, insansız kara araçlarında ve iş makinelerinde kullanılan çapraz tahrikli elektrikli transmisyonu içeriyor. Buluşun en önemli amacını, çapraz tahrikli ve bağımsız tahrikli yapıyı birleştirerek ortak avantajları bir arada toplamak oluşturuyor. Sağ ve sol paleti yine birbirinden bağımsız 2 elektrik motoru tahrik ediyorken, bu motorlar arasına mekanik güç transferine olanak sağlayan bir diferansiyel dişli grubu ve üçüncü bir tahrik motoru ekleniyor. Bu sayede hem daha küçük ebatlı motor kullanımına imkan sağlanıyor, hem de motorlara düşen görevler itibariyle 3 motor arasında etkin ve verimli bir güç dağılımı yakalanıyor. Aynı zamanda tek motor arızası durumunda diğer 2 motor ile sürüşe devam ediliyor.
Bu çözümle mevcut teknikte var olan problemler çözülürken yeni, ekonomik, kullanışlı ve pratik bir transmisyon tasarımı ortaya çıkarıldı.

GÜÇ GRUBU TEST ÜNİTESİ
Patent başvurusu yapılan Güç Grubu Test Ünitesi ise genellikle zırhlı araçların güç grubunda bulunan motor, transmisyon gibi unsurların gerekli parametreleri sağlayıp salamadığını ve sorunsuz çalıştığını teyit ve test etmek amacıyla geliştirildi.
Savunma sanayisinde geliştirilen 6×6, 8×8 zırhlı tekerlekli kara araçlarının güç grubunda bulunan motor, transmisyon gibi unsurlar, bakım işlemleri sonrası araca geri montesi öncesinde gerekli parametreleri sağladığını ve sorunsuz çalıştığını teyit için test ediliyor.
Buluşun en önemli amacını, güç grubunda bulunan bütün unsurların tek bir seferde araca montajı yapılmadan test edilmesini sağlaması oluşturuyor. Taşınabilir olarak tasarlanan sistem sabit bir test düzeneğinin aksine istenen lokasyonda kullanılabiliyor.
Buluş, özellikle kullanıcıya hız, vites, sıcaklık, yakıt değeri, akü durumu ve sistem üzerinde gerçekleşebilecek arızalar hakkında ekran ve uyarı ve gösterge paneli ile bilgilendirme yapıyor. Ünite, marş ile motorun çalıştırılmasına, motor devrinin ayarlanmasına, vitesin değiştirilmesine imkan tanıyan, sensörlerle alınan ölçümlerin okunarak ilgili parametrelerin ekrana ve/veya uyarı ve gösterge paneline yansıtılmasına imkan tanıyan kontrol paneli içeriyor.
Üniteyle bakım teknisyenlerinin güç grubu bakımları en iyi düzeyde gerçekleştirilebiliyor, güç grubu bakım süresi kısalıyor. Böylelikle araçların kritik arıza hali önleniyor ve kullanılabilirlik süreleri arttırılıyor. Ünite, harici bir güç kaynağı olmadan dahili bataryalar ile çalışabiliyor.

ASKERİ ARAÇLAR İÇİN PORTATİF YÜK KALDIRMA MEKANİZMASI
Patent belgesi verilen Askeri Araçlar İçin Portatif Yük Kaldırma Mekanizması, yükün araç üzerine kaldırılmasını sağlayan el vinci, yükün asıl ağırlığını taşıyan taşıyıcı direk, ağırlık ölçümü yapılacaksa veya ağırlığı bilinmeyen bir birim kaldırılacaksa dinamometreli taşıyıcı kol veya ağırlığı bilinen bir birim kaldırılacaksa portatif kol içeren portatif yük kaldırma mekanizmasından oluşuyor.
Buluşun en önemli amacını, askeri araçların üzerine bir ekipman veya parça kaldırılması gerektiğinde kolayca kurulup istenilen bölgede yük kaldırma operasyonunu gerçekleştirmesi oluşturuyor.
Kolay kurulabilen ve katlanabilir olan mekanizma, araç üzerinde veya araç içinde kolayca istiflenebiliyor.
]]>Daha net bir ifadeyle savunma sanayiinde çok farklı alanlarda oldukça değerli platformlar üretilirken motor konusu bir şekilde hep geride kaldı. TEI tarafından geçtiğimiz günlerde ilk kez çalıştırılan turbofan motor TF6000 bu denklemi ne kadar değiştirebilir şimdiden söylemek zor. Ancak uzmanlar, Ankara’nın önündeki çok uzun yolun kritik virajlarından birini döndüğünü söylüyor.
“Daha yolun çok başındayız”
Savunma Sanayii Araştırmacısı Yusuf Akbaba, TF6000 projesinde TEI’nin öz kaynaklarının kullanıldığını ve halen o şekilde devam edildiğini söylüyor. Ki aslında bu önemli bir detay çünkü söz konusu projeler hem tecrübe hem zaman hem maliyet açısından oldukça zorlu işler.
Bu denli gelişmiş motor üretiminde Türkiye’nin henüz yeni olduğundan ve haliyle çok ciddi sınamalardan geçtiğine işaret ediyor Akbaba ve “İlk kez denediğimiz işlerdi bunlar… TEI’nin PD-170 VE TS-1400 motorlarında elde ettiği tecrübelerin gelecek işlere aktarıldığını görüyoruz. Ancak bir noktayı atlamamak gerek. Kimseden destek almadan ortaya koyduğunuz bu motorlar için ihtiyaç duyulan kritik alt yapılar da ilk kez bu projeler için kuruldu. Haliyle takvim hem çok zorlu hem de ciddi güçlükleri beraberinde getirdi” diyor.
“İhracat meselesini es geçmemek gerek”
Biz her ne kadar TF6000’in kullanılacağı platformlara odaklansak da Yusuf Akbaba oldukça önemli bir konuya daha dikkat çekiyor. O da meselenin ihracat boyutu…
“Türkiye’nin bu motoru kendi geliştirebilmesi neden önemli?” sorusuna gelecek yıllarda yapılacak muhtemel satışlar üzerinden şu yanıtı veriyor:
“Benim tahminim KIZILELMA ve ANKA-3’ün ülkemiz savunma sanayiindeki en büyük ihracat kalemlerinden biri olacağı… Batılı ülkelerden ya da Rusya veyahut Çin’den istediği hava aracını alamayan ülkelerin Ankara’nın kapısını çalacağı sır değil. Güney Amerika’dan Afrika’ya, Orta Doğu’dan Uzak Doğu’ya kadar çok geniş bir coğrafyadan bahsediyoruz.
İşte bu noktada satmak istediğimiz platformda herhangi bir kısıtlayıcı durum olmaması gerek. Biz bunu daha önce ATAK helikopterleriyle ilgili satışta yaşadık. ABD izin vermediği için satış gerçekleşmemişti.
KIZILELMA ve ANKA-3’ü talep eden ülkelere gönül rahatlığıyla satış yapabileceğiz çünkü motor konusunda herhangi bir engelleme söz konusu olmayacak. Bu nedenle TF6000 motor projesi sadece ülkemiz savunma sanayiinde hizmet vermesi adına değil, dünyanın dört bir yanında bayrak gösterecek Türk insansız hava araçları için de altın değerinde.”
“Bu motorun çekirdeği pek çok alanda kullanılabilir”
Bir motorun çekirdek kısmı yani kompresörü, yanma odası ve türbin sektörü kullanılarak ileride gereksinimlere göre birçok turboşaft motoru, turboprop motoru, statik türbini üretmenin mümkün olduğunu biliyoruz. Buradan yola çıkarak Yusuf Akbaba ile TF6000’in diğer projelere nasıl yansıyacağını da konuşuyoruz…
“Sadece hava platformlarında değil kara ve deniz araçlarında da bu motorun yansımalarını görebiliriz” bilgisini paylaşıyor. Kamuoyunda her ne kadar TF6000 ile Milli Muharip Uçak KAAN’ın motoru arasında doğrudan bir bağ kurulsa da Akbaba bu görüşe katılmıyor:
“TF6000’den yola çıkıp ‘KAAN’ın motorunun ayak sesleri’ diyemeyiz. Çünkü KAAN’ın motoru konusunda henüz netlik yok. TEI mi yapacak TR Motor mu yapacak başka bir yol haritası mı olacak bilmiyoruz. TF6000’in çalışması, devam eden bir diğer proje olan TF10000 adına değerli. Rakamlardan da anlaşılacağı üzere daha güçlü bir motor olacak. Eğer görev TEI’ye verilirse bugüne kadar elde edilen bilgi birikiminin KAAN motoru için kullanması tabii ki en doğal sonuçlardan biri olur.
Tabii şimdi en çok merak edilen konulardan biri TF6000’in ne zaman envantere girebileceği meselesi… Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, ‘En iyi şartlarda 5 yıla ihtiyacımız var’ demişti geçtiğimiz aylarda. Ben kendisinin oldukça temkinli bir tarih verdiğini düşünüyorum. Çünkü daha önce sütten ağzı yandı. Bazı projelerde tarihler tutmadı, gecikmeler yaşandı. Bu sefer iş biraz sıkı tutuluyor. Ancak, bu motorun insansız sistemlerde kullanılacağını göz önünde tutuyor ve ben 2028 yılında bu motoru envanterde görebileceğimi düşünüyorum.”
]]>1985 yılında F16 uçaklarına güç veren F110 motorlarının montajı için kurulan TEI, zaman içinde kazandığı teknoloji ve kabiliyetlerle motor ve parça imalatı, bakım-onarım-revizyon, tasarım ve AR-GE faaliyetleriyle Türkiye’nin en önemli havacılık sanayi şirketlerinden biri konumuna geldi.
Son dönemde savunma sanayisine verilen ciddi devlet destekleri, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığının koordinasyonu ve TEI’nin yenilenen misyonu ve vizyonu ile peş peşe geliştirilen, bazıları gökyüzünde 10 binlerce saat başarılı görev süresine ulaşan milli motorlar ortaya çıktı.

TEI, Türkiye’nin motor konusundaki dışa bağımlılığını sonlandırmak için yürüttüğü çalışmalar doğrultusunda yaklaşık 10 yıllık dönemde 12 milli, 1 yerli motor geliştirdi. Bu motorlardan 7’si ile uçuş gerçekleştirildi, 6 motorun seri üretimi başladı.
TEI, 2014’te yüksek hızlı hedef uçak ŞİMŞEK için TEI-TJ90 turbojet İHA motorunu, 2015’te TEI-PG115 benzinli İHA motorunu, 2016’da ANKA için TEI-PD155 dizel İHA motorunu, 2017’de ANKA SİHA için TEI-PD170 dizel İHA ve GÖKBEY helikopteri için TEI-TS1200 çekirdek motorunu, 2018’de T70 Kara Şahin helikopteri için T700-TEI-701D, 2019’da kamikaze İHA KARGI için TEI-PG50 ve ayrıca TEI-PD222-DT motorunu çalıştırdı.
2020’de orta menzil gemisavar füzeleri için TEI-TJ300 motorunun yanı sıra TEI-PD180ST ve TEI-TS1400 motorlarını, 2021 yılında TEI-PD222ST motorlarını çalıştırmayı başardı.
TEI son olarak Mart 2024’te Türkiye’nin ilk askeri turbofan motoru TEI-TF6000’i çalıştırdı. İnsansız savaş uçakları KIZILELMA ve ANKA-III’e güç verecek TEI-TF6000, milli muharip uçak KAAN’ın motoruna giden yolu açacak.
TEI, bu motorlardan TEI-TJ90, TEI-PG115, TEI-PD155, TEI-PD170, T700-TEI-701D, TEI-PG50, TEI-TS1400 kullanılacakları platformlarla uçuş gerçekleştirmeyi başardı.
TEI-TJ90, TEI-PG115, TEI-PD155, TEI-PD170, T700-TEI-701D, TEI-PG50 motorlarında seri üretime geçildi.
TÜRK İHA’LARININ MİLLİ GÜCÜ
Başta ANKA olmak üzere orta irtifa uzun havada kalışlı İHA’ların güç ihtiyacını karşılayacak Türkiye’nin ilk yerli ve milli havacılık motorunu geliştirmek için yürütülen çalışmalar sonunda TEI-PD170 turbodizel havacılık motoru ortaya çıktı.
İrtifa kabiliyetleri, ağırlığı ve yakıt sarfiyatı bakımından rakiplerinin önünde yer alan TEI-PD170, 45 bin feet tavan irtifaya sahip bulunuyor.
8000 saatlik kalibrasyon ve test faaliyetlerinin sonunda seri üretim aşamasına gelen TEI-PD170 motoru, ANKA ve AKSUNGUR’a entegre edildi, ilk kez gökyüzüne taşıdığı Bayraktar TB3 ile uçuş testleri gerçekleştiriyor.
MİLLİ HELİKOPTER MOTORU BİRÇOK KAZANIM GETİRDİ
TEI, genel maksat helikopteri GÖKBEY için Türkiye’nin ilk milli helikopter motoru TEI-TS1400’ü geliştirdi. 1660 beygire kadar güç üretme kapasitesine sahip motorun üretiminde imalat ve malzeme teknolojileri alanlarında TEI pek çok ilke imza attı. Türkiye’de ilk tek kristal türbin kanadı üretimini gerçekleştiren şirket, ilk kez nikel ve titanyum alaşımları için havacılık kalitesinde dövme teknolojisi geliştirdi. GÖKBEY helikopteri ile başarılı uçuş testi yapan TEI-TS1400, geliştirme, uçuş testleri ve seri üretim çalışmalarının ardından milli helikopterlere güç vermeye başlayacak.
TEI tarafından hedef uçaklar için geliştirilen ve 400 newton güç üreten TEI-TJ90 Turbojet Motoru, Türk Havacılık Uzay Sanayiinin ŞİMŞEK platformu ile ilk uçuşunu 2017’de başarıyla tamamladı.

SINIFININ EN GÜÇLÜ MOTORLARI
TÜBİTAK desteğiyle geliştirilen TEI-PG50 Türkiye’nin ilk iki zamanlı havacılık motoru olma özelliği taşıyor. 300 kilogram altı İHA’lar için üretilen motor, 50 beygir kalkış gücü ve 16 bin fit irtifadaki 30 beygir gücüyle dikkati çekiyor. Sınıfında kullanılan rakip İHA motorlarına göre daha fazla güç ve daha yüksek güç/ağırlık oranı sunan TEI-PG50 motoru, ilk uçuşunu Mayıs 2019’da gerçekleştirdi.
Türkiye’nin ilk orta menzilli gemisavar füze motoru TEI-TJ300, yerli ve milli imkanlarla tasarlanarak üretildi. 30 kilogramdan daha az ağırlığa sahip ve 24 santimetre dar bir çaptaki motor, kendi itki sınıfında 1300 newton itki üretebilen dünyadaki ilk turbojet motoru olma özelliğine sahip bulunuyor. TEI-TJ300 ses hızının yüzde 90’ına ulaşan hızlarda 400 beygire yakın güç üretiyor.

ORTAKLIĞIN FAYDALARI
Türk savunma şirketi Baykar tarafından üretilen Bayraktar TB2 İHA’ların, Rusya’nın Ukrayna’ya tam ölçekli işgalinin başlangıcında, gönderilmesi Kiev’in hava saldırısı yeteneklerini güçlendirdi. Ukrayna’da gazete manşetlerine çıkan haberler sayesinde ikili ortaklığın faydaları net bir şekilde gözler önüne serildi.
Rusya’nın savaşı başlatmasından sadece haftalar önce, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kiev ziyareti sırasında Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskyy ile görüştü. Ukrayna fabrikalarının Türk insansız hava araçları üretmesine izin vermek için bir anlaşma yapıldı. Anlaşma meyvelerini vermeye başladı. Baykar Şubat ayında Kiev yakınlarındaki bir drone fabrikasının temelini attı. İnşası on iki ay sürecek fabrikanın beş yüz iş imkanı sağlaması ve yılda 120 adet drone üretmesi bekleniyor. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg; NATO müttefiklerinin Ukrayna’yı “doğrudan silah ve mühimmat teslimatlarıyla değil, aynı zamanda kendi silahlarını üretme kapasitelerine yatırım yaparak ve artırarak” desteklediklerinin bir örneği olarak nitelendirdi.
‘ORTAKLIK GENİŞLİYOR’
Türkiye ve Ukrayna’nın stratejik ortaklığı daha da genişliyor. İlk olarak 2021’de tanıtılan Baykar’ın Akıncı savaş uçağında ve bu yıl tanıtılması beklenen Kızılelma da Ukrayna yapımı Ivchenko-Progress motorları kullanılıyor. Kızılelma’ya “Ukrayna kalpli Türk kuşu” deniyor.

DENİZDE DE BERABERLER
Kiev ve Ankara, denizcilik alanında da işbirliği yapıyor. Türkiye 2021’den beri Ukrayna’ya deniz kuvvetleri için bu yıl tamamlanıp teslim edilmesi beklenen iki adet Ada sınıfı denizaltı karşıtı korvet inşa ediyor.
COBRA II
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri, Türk şirketi Otokar tarafından geliştirilen Cobra II taktik araçlarını teslim aldı ve geçen yıl bunları konuşlandırırken görüldü. Ayrıca 2023’te: Ukrayna, şirketin T929 ATAK-II taarruz helikopteri için Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’ne (TUSAŞ) iki motor gönderdi; Ukrayna, 2025 yılına kadar on iki tane daha göndermeyi taahhüt etti.
Türk savunma teçhizatının rüzgarının Ukrayna’ya akışı güçlü olsa da, ters rüzgarlar da esti. Örneğin;

‘GELİŞİME ALAN VAR’
Bununla birlikte, Ukrayna-Türkiye ikili savunma ortaklığının genişlemesi için alan var. TUSAŞ, 21 Şubat’ta KAAN savaş uçağının ilk uçuşunu gerçekleştirdiğini duyurdu. Jet, başlangıçta Türk Hava Kuvvetleri’nin eskiyen F-16 filosunun yerini almak ve Türkiye’nin kendi kendine yeterliliğini desteklemek için geliştirildi. KAAN jet prototipi şu anda General Electric F-110 motorlarından (F-16’lara güç veren motor) güç alırken, Türkiye 2028 yılına kadar TUSAŞ Motor Sanayii tarafından üretilen yerli üretim motorları kullanmaya başlamayı hedefliyor.
‘PROJEDE ORTAK OLMAK İSTİYORUZ’
Ukrayna’nın Türkiye Büyükelçisi Vasyl Bodnar’ın geçtiğimiz günlerde Ukrayna’nın sadece KAAN jetini satın almak ve kullanmak istemediğini, aynı zamanda “Ukraynalı ekiplerin motor üzerinde çalışmaya devam ettiğini” ve projede ortak olmak için “rekabet ettiklerini” belirtti.
KAZAN-KAZAN İLİŞKİSİ
KAAN jeti için ortak motor üretimi konusunda Ukrayna-Türkiye ortaklığı, Ukrayna ekonomisine katkıda bulunacak ve aynı zamanda Türkiye’ye meşru müdafaasını güçlendirmede güvenilir ve istikrarlı bir ortak sağlayacaktır.
Ankara ile Batı arasındaki siyasi bölünmeler, 2019’da Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki operasyonunun ardından başladı. Bazı Avrupa Birliği hükümetlerinin silah ihracatını sınırlaması ve 2020’de ABD ile olduğu gibi ihracat lisansı yasakları gibi önlemler Ankara’nın Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın almasıyla başladı. Ardından Amerika Türkiye’ye yaptırım uyguladı.

NATO ÜLKELERİ DE KABUL ETTİ
NATO ülkeleri, savaş uçaklarının bölgenin güvenliğinde oynadığı önemli rolü kabul ettiler. Ukrayna’ya Hollanda, Danimarka ve Norveç tarafından altmış adet ikinci el F-16 savaş uçağı teklif edildi. Geçen yıl Danimarka, Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık Ukraynalı pilotları eğitmeye başladı. Geçen yıl Kasım ayında Romanya, Norveç’ten satın aldığı otuz iki F-16’dan üçünü teslim aldı. 2025 yılına kadar Romanya’nın kırk dokuz F-16’ya sahip olması bekleniyor. Bulgaristan ayrıca ABD’den satın aldığı on altı adet F-16 Block 70 savaş uçağını teslim almaya hazırlanıyor. İlk sekizinin 2025 yılına kadar gelmesi bekleniyor.
TÜRKİYE’NİN GELİŞMESİ DEMEK DÜNYANIN GELİŞMESİ DEMEK
Türkiye, ülkelere Rusya ve Çin tarafından üretilen ve satılan savaş uçaklarına alternatif sunabilecek KAAN jetlerini ihraç etmeyi planlıyor. Türkiye, daha fazla KAAN jetine sahip olduğunda ve F-16 daha fazla geliştirildiğinde, Ukrayna’yı ikinci el F-16’larla destekleyebilir veya Ukrayna ve diğer Karadeniz ülkelerinin sahip olduğu F-16’lar için bir onarım ve yükseltme merkezi olarak hizmet edebilir.
Gümüşel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Rolls-Royce olarak Türkiye’de yaklaşık 150 çalışanları bulunduğunu ifade etti.
Rolls-Royce’un tüm sektörlerinin Türkiye’de aktif olarak çalıştığını aktaran Gümüşel, önceliklerinin uzun dönemli işbirlikleri geliştirmek olduğunu belirtti.
Türkiye’deki projeler aktif oldukça Rolls-Royce’un ülkede daha da büyümeye devam etmeyi planladığını vurgulayan Gümüşel, şunları kaydetti:
“Türkiye, Rolls-Royce için çok büyük ve stratejik öneme sahip bir pazar. Sivil havacılık alanında faaliyetlerimizden başlayacak olursam, Türk Hava Yolları (THY) ile olan uzun süreli işbirliğimizi örnek gösterebilirim. THY, hızla büyüyen bir hava yolu şirketi. İstanbul ise global çapta önemli bir ulaşım merkezi. Bu bağlamda hava yolu ve kargo taşımacılığı her geçen gün artış gösteriyor. Rolls-Royce olarak biz de artan ihtiyaca motorlarımızla destek olurken, filoya güç katıyoruz. THY ile 2009’dan bu yana pazar payımızı çok kısa bir zamanda ciddi şekilde artırdık. Bu başarı şüphesiz THY’nin, Rolls-Royce’un ürün ve hizmetlerine olan güveninin bir sonucu.
Biz de bu güveni uzun dönemli işbirliklerimizle layıkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz. THY ile yaptığımız son anlaşma kapsamında ilave Rolls-Royce motorlu Airbus A350 uçağı siparişleri, halihazırda hizmette olan Rolls-Royce motorlu A350 ve A330’lara dahil olacak. THY, bu siparişiyle dünyanın en büyük A350 filosuna sahip hava yolu şirketi oluyor. Bu anlaşma ile birlikte THY’deki geniş gövdeli uçaklardaki pazar payımızı yüzde 33’ten yüzde 55’e çıkarıyoruz. Global pazar payımızda da benzer bir artış söz konusu.
Globalde aldığımız siparişlerle yüzde 36’lık pazar payımızı, yeni siparişler ile yüzde 55 seviyesine çıkarıyoruz. 2023 yılı dolayısıyla sadece Türkiye pazarı için değil, global sivil havacılık pazarında da Rolls-Royce için başarılı bir yılı temsil ediyor. 15 yıldır ulaştığımız en yüksek pazar payını bu sene içerisinde yakaladık. Türk hükümetinin savunma sanayisi alanında dışa bağımlılığını azaltmak için halihazırda üzerinde çalıştığı özgün projeler var.
Biz de aktif olarak Savunma Sanayii Başkanlığı ve ilgili kurumlarla bu projelerde nasıl işbirliği yapabiliriz, onu görüşüyoruz. Gaz türbin alanında 100 yılı aşkın bilgi birikimimiz ile Türk sanayisinin kabiliyetini geliştirecek şekilde stratejik ortaklıklar kurup özgün geliştirme programlarının başarılı olmasına destek olabiliriz. Projelere sağlayacağımız bilgi transferi çok değerli. Çünkü bunlar çok kritik teknolojiler. Bu açıdan da Türkiye’ye sunduğumuz uzun işbirliğine dayalı, teknoloji transferini içeren iş modelimiz bizleri rakiplerimizden ayıran en önemli farklılık.”
Gümüşel, nükleer alanında da mevcut bilgi birikimlerinin ve tecrübelerinin olduğunu belirterek, bu bilgi birikimini diğer projelere aktarma yolunda ilerleyeceklerini dile getirdi.
Sürdürülebilir bir gelecek için küçük modüler nükleer reaktörler (SMR) alanında da kayda değer ilerlemeler kaydettiklerini aktaran Gümüşel, SMR’lerin, maliyet etkin ve büyük nükleer santrallere göre finansmanı daha kolay yönetilebilir bir model olduğunu söyledi.
Gümüşel, “Ayrıca sıfır karbon ekonomisine geçiş için önemli fırsatları da beraberinde getiriyor. Bakanlığımız ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlarla SMR’lerin Türkiye’de kurulumu ile ilgili görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Bu görüşmelerin olumlu sonuçlanacağını ümit ediyoruz.” diye konuştu.
“TÜRKİYE’DE 30’DAN FAZLA YILDIR FAALİYET GÖSTERİYORUZ”
Gümüşel, 1990’dan bu yana İstanbul Hadımköy’de faaliyet gösteren üretim tesislerinde MTU 4000 serisi motorların parçalarının yapıldığını, her yıl yaklaşık 100 bin ünite üretildiğini, bu tesislerinde motor montaj ve bakım onarım kabiliyetlerinin de olduğunu anlattı.
Üretim tesisleri ve ofislerinin yanı sıra Türkiye çapında müşterilere hizmet veren temsilciliklerinin de bulunduğunu anlatan Gümüşel, 2012’de İstanbul’daki bölge ofislerini kurduklarını ve tüm iş birimlerini kapsayan faaliyetleri buradan sürdürdüklerini söyledi.
Gümüşel, “Sivil havacılık alanında ise önceden de bahsettiğim gibi, THY ile ortaklığımız 2009 yılında Airbus A330’lara güç veren Rolls-Royce motorlarımızın seçilmesiyle başladı. MNG Hava Yolları’nın kargo taşımacılığında yine Rolls-Royce motorlu A330’ler kullanılıyor.” dedi.
Türkiye’nin savunma sektöründe ise 50 yılı aşkın bir süredir varlık gösterdiklerini kaydeden Gümüşel, “Nakliye uçakları, eğitim helikopterleri, ATAK helikopterleri, özgün helikopter ve askeri nakliye uçakları dahil olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde bulunan hava araçlarına yaklaşık 450 motorumuz ile güç veriyoruz.” şeklinde konuştu.
Güç Sistemleri iş biriminin ise Türkiye pazarındaki ana tedarikçilerden biri olduğunun altını çizen Gümüşel, “Türkiye’deki askeri deniz ve kara platformlarının motor taleplerini karşılıyor, müşteri portföyümüzdeki farklı alanlarda faaliyet gösteren şirketlere enerji çözümleri üretiyoruz.” ifadesini kullandı.

“BİLGİ BİRİKİMİMİZİ, TÜRK ENDÜSTRİSİNE TRANSFER ETMEK İÇİN ÇALIŞMALARIMIZA DEVAM EDİYORUZ”
Gümüşel, ATAK helikopterlerine güç veren CTS800 motorlarının bakım ve onarımının yapılabilmesi için TUSAŞ Motor Sanayi AŞ’yi (TEI) yetkilendirme sürecinde olduklarını söyledi.
2024’ün ilk yarısında tamamlanması planlanan proje sayesinde, motorlarının bakım ve onarımının Türkiye’de gerçekleştirileceğini belirten Gümüşel, sözlerini şöyle tamamladı:
“Dolayısıyla bu projenin stratejik olarak oldukça önemli bir proje olduğunu söyleyebiliriz. Savunma alanında köklü bir geçmişe dayanan bilgi birikimimizi, Türk endüstrisine transfer etmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu birikimimizi Türkiye’ye kazandırmak, yapacağımız en büyük yatırım. Bizim için bir diğer önemli konu ise sürdürülebilirlik.
Rolls-Royce olarak kendi tesislerimizdeki karbon salımını 2030 yılına kadar, aktif olduğumuz sektörlerdeki tüm değer zincirimizdeki karbon salınımını 2050 yılına kadar net sıfır karbona ulaştırmayı taahhüt ediyoruz. Bu yolda, gelecek nesillere yaşanabilir bir gezegen bırakmayı ve karbon emisyonlarını kalıcı olarak azaltmayı veya ortadan kaldırmayı hedefliyoruz.
Ek olarak belirtmek isterim ki THY’nin yeni A350 siparişindeki uçaklarına güç verecek TRENT XWB motorlarımız yeni jenerasyon ve düşük sesli olup, önceki TRENT motorlarına göre yüzde 15 yakıt tasarrufu sağlamaktadır. TRENT XWB motorlarımız THY’nin operasyonel yeteneklerini artırmanın yanı sıra sürdürülebilirlik yolculuğunu da hızlandırmaya yardımcı olacak ve çevresel hedeflerine de önemli katkı sağlayacaktır.
Yüzde 50 Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) karışımıyla çalışmaya tamamen hazır durumda olan TRENT XWB motorlarımızın, gelecek için yüzde 100 SAF ile uyumlu olduğunu kanıtladığını ve tüm sivil havacılık motorlarımızın yüzde 50 SAF yakıtlarla karışımlı olarak kullanım için onaylı olduğunu da eklemek isterim.”