Gündelik paranoya hallerimiz üzerine, şehir ile iki kişi arasında geçen “endişe dolu bir sevgi hikâyesi” anlatan performansta Esme Madra ve Ozan Çelik, kendilerine çeşitli seslerle eşlik eden Tophane Noise Band ile birlikte sahnede ses, söz ve hareket parçalarını öyküleştiriyorlar.
REKLAM
15 Kasım 2024 Cuma ve 16 Kasım 2024 Cumartesi akşamları saat 20:00’de Arter’in performans salonu Karbon’da sahnelenecek “Geçen Gün” için biletler, giriş katında yer alan Danışma ve Bilet Gişesi’nden, Biletix’ten ya da Mobilet’ten temin edilebilir.

OYUNUN KONUSU
Birbirleriyle sürekli karşılaşan, geçişen, çarpışan, ama birbirlerini gerçek anlamda hiçbir zaman görmeyen iki kişi. Dünyaya karşı iki kişi. Şehrin içinde hareket ediyorlar. Ezilmemeye çalışıyorlar. Şehirle başa çıkmaya çalışıyorlar. Herkes onlara karşı, onlar tek başına. Kâh seksen yaşındalar, kâh on sekiz. Bir bakmışsın mağdur durumdalar, bir de bakmışsın suçluluk duygusu içlerini kemiriyor.
Biz tanıyoruz onları. Onlar da bizi tanıyor. Şehir değişiyor. Şehir sürekli farklı rotalar çiziyor. Şehir onları itip kakıyor. Diğer insanlar, şehirle bir olmuş, sürüklüyorlar onları. Her an başka bir tehdit altındalar. Sesler sarmalıyor hepsini. Kâh rahatsız edici bir kakofoni, kâh büyüleyici bir sükûnet. Kâh bir gürültü yumağı, kâh bir müzik.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İş Kuleleri Salonu, Levent-İstanbul
“PAT PAT PATARA”
16 Kasım Cumartesi, 15.00 / 17 Kasım Pazar, 15.00
Yaş grubu: 4 yaş ve üzeri
İş Sanat’ın geçtiğimiz sezon büyük bir ilgiyle karşılanan müzikli çocuk oyunu özel yapımı “Pat Pat Patara” bu sezon da İş Kuleleri Salonu’nda sahneleniyor. Yekta Kopan’ın kaleme aldığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyun, Likya uygarlığının en önemli şehirlerinden Patara Antik Kenti’nde geçiyor. Sürprizlerle dolu bu macerada Efe, Defne ve sınıf arkadaşları, arkeolog Aslı önderliğinde, gizemli bir bilmecenin cevabını arıyor: “Geçmişin bilgilerini, bulup çıkarır. Eski değerleri, günümüze taşır.”
Genç izleyicilerin tarihe duydukları merakı eğlenceyle harmanlarken bir yandan da onları ülkemizin zengin kültürel mirasıyla tanıştıran “Pat Pat Patara”da oyuncular sahneyi canlı bir orkestra ile paylaşıyor. Özge Fışkın, Şeyla Halis Çiçekdemir, Baran Güler, Mert Aydın, Derman Çinkılıç, Elif Gizem Aykul, Emrecan Karakum, İrem Kayakököz, Mehmet Berker Korkmaz’ın rol aldığı oyunun müzikleri Tolga Çebi’ye ait.
REKLAM
***
Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi (Beyoğlu-İstanbul) Ücretsiz Çocuk Atölyeleri
HAYVANLAR ÂLEMİ: KOLAJLA HİKÂYE ATÖLYESİ
9 Kasım Cumartesi, 16.30 / Yaş grubu: 5-9 yaş
Müzenin “Hayvanlar Alemi” başlıklı tematik odasından ilham alan bu atölyede sanatçıların resimledikleri veya hayatlarında önemli bir yeri olduğu bilinen hayvanlarla hikayelerini ve anılarını öğrenecek olan çocuklar, atölye alanında bu hayvanların dekupe kesimlerini kolaj, boyama ve metin aracılığıyla bir araya getirip birbirleriyle ilişkilendirecek.
KAT KAT DUYGULAR
10 Kasım Pazar, 12.00 / 14 Kasım Perşembe, 11.00
Yaş grubu: 6-9 yaş
“Türk Resmini İzlemek” isimli kalıcı sergide yer alan soyut eserler aracılığıyla çocuklar, soyut kavramlar dünyası ile tanışacak. Sanatçıların hayal dünyalarını ve ilham kaynaklarının keşfedileceği bu atölyede kendi duygularını tıpkı bir sanatçı gibi renkler, şekiller ve çizgiler aracılığıyla betimleyecekler. Atölyenin sonunda her çocuk kendi yaptığı soyut sanat çalışmasını özel bir katlama tekniği ile akordiyon kitap tasarımına dönüştürecek.
REKLAM
GÜNÜMÜZDEN ATATÜRK’E KARTPOSTALLAR
10 Kasım Pazar, 14.00 / Yaş grubu: 7-12 yaş
Bu atölyede çocuklar, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü’nde Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde düzenlenecek sergi turunun ardından, Mustafa Kemal Atatürk için kendi tasarımlarının yer aldığı bir kartpostal hazırlayacak.
FIRÇALAR GEZİYOR, İMGELER KONUŞUYOR: GÖRSEL OKUMA ATÖLYESİ
12 Kasım Salı, 11.00 / Yaş grubu: 8-10 yaş
Seçilen bir resmin görsel okumasının çocuklarla sohbet ederek yapılacağı bu atölyede jest, mimik, ses ve titreşimle çeşitli ifade yolları aranacak. İmge tiyatrosu tekniği ile görselin hikâyesinin doğaçlanacağı çalışmada çocuklar oyun, drama teknikleri, nesne temelli düşünme, görsel okuma ve yaratıcı düşünme tekniklerini kullanacak.
BENİM KUMBARAM
12 Kasım Salı, 14.00 / Yaş grubu: 6-9 yaş

Bu atölyede çocuklar, Edip Hakkı Köseoğlu’nun Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde sergilenen 1957 tarihli “Kumbaralı Çocuk” eserinden yola çıkarak İş Bankası’nın ikonik kumbarasını konuşacak ve müzenin kalıcı sergisi “Türk Resmini İzlemek”teki eserlerden ilhamla kendi kumbaralarını tasarlayacak.
REKLAM
GURME MİMARLAR
12 Kasım Salı, 16.00 / Yaş grubu: 8-12 yaş
Çocukların “Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergisindeki lokantaları konu alan eserleri inceleyerek başlayacağı bu atölyede eserlerdeki mekanların onları nasıl hissettirdiği, hangi lezzetleri menülerinde bulabilecekleri, o mekânın bir kokusu ya da tadı olsa nasıl olabileceği üzerine sohbet edilecek. Ardından her çocuk, ölçek ve boyut kavramlarını deneyimleyerek hayalindeki lokantanın maketini tasarlayacak.
KAHVALTI SOFRASI
13 Kasım Çarşamba, 11.00 / Yaş grubu: 6-9 yaş
“Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergi turuyla başlayacak bu atölyede çocuklar, natürmortlar başta olmak üzere yeme-içme temasının işlendiği resimleri ve heykelleri inceleyecek. Ardından mutfak dünyasından lezzetli bir tarifi üç boyutlu bir sanat eserine dönüştürerek kendi pasta heykellerini yapacak.
HAYAL BAHÇESİ
13 Kasım Çarşamba, 14.00 / 15 Kasım Cuma, 15.00 / 16 Kasım Cumartesi, 16.00
Yaş grubu: 9-12 yaş
“Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergisinin Cömert Doğa bölümünde yer alan, ülkemizin farklı şehirlerinden tarla, bağ ve bahçe görünümlerini konu alan eserlerin incelenmesi ile başlanacak atölyede çocuklar, kentleşme ve yeşil alan kavramları üzerine tartışacak. Ardından da sanatçı Yalçın Gökçebağ’ın “Çay Bahçesi” isimli eserinden ilhamla kendi mini hayal bahçelerini tasarlayacak.
REKLAM
ZÜHTÜ MÜRİDOĞLU’NDAN İLHAMLA YARATICI HEYKEL ATÖLYESİ
14 Kasım Perşembe, 13.00 / 17 Kasım Pazar, 16.30
Yaş grubu: 9-12 yaş

Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde sergilenen heykelleri inceleyerek atölyeye başlayacak olan çocuklar, sanatçıları tanıyacak ve kullandıkları teknikler hakkında fikir sahibi olacaklar. Sergi turunun ardından çocuklar, heykeltıraş Zühtü Müridoğlu’ndan ilham alarak alüminyum folyolar ve tellerle kendi heykellerini üretecekler.
TABLODAKİ MEYVELER, ŞAŞIRTICI FIRÇALAR
15 Kasım Cuma, 11.00 / Yaş grubu: 3-5 yaş (bir yetişkin eşliğinde)
“Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergisinden natürmortların ilham verdiği bu atölyede çocuklar önce eserlerde karşılarına çıkan farklı mevsimlere ait meyve ve sebzeleri keşfedecek. Ardından bu meyveler ellerindeki birer fırçalara dönüşecek ve baskı tekniğiyle beyaz kumaş üzerinde kendi motif ve desenlerini oluşturarak masa örtülerini hazırlayacaklar.
REKLAM
BURHAN DOĞANÇAY’DAN İLHAMLA KOLAJ ATÖLYESİ
16 Kasım Cumartesi, 12.00 / Yaş grubu: 6-9 yaş
Bu kolaj atölyesinde minik sanatseverler, sanatçı Burhan Doğançay’ın renkli ve dinamik dünyasına davetli! Çocuklar, sanatçının müzede yer alan eserlerindeki canlı renkleri ve farklı formları keşfederken kendi yaratıcılıklarını ve hayal güçlerini geliştirme fırsatı da bulacaklar.
***

Türkiye İş Bankası Müzesi (Eminönü-İstanbul) Ücretsiz Çocuk Atölyeleri
Bilgi ve kayıt için: tibm.atolye@issanat.com.tr
MÜZE HATIRAM
9 Kasım Cumartesi, 11.00 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Müzenin birbirinden eğlenceli bölümlerini bir eğitmen eşliğinde gezecek olan çocuklar, bankacılık nesnelerini eski-yeni, geçmiş-gelecek ve benzerlik-farklılık kavramları üzerinden inceleyecekler. Keşfettikleri nesne ve mekânları, bilmece-bulmaca oyunuyla pekiştirecekler.
DÜNYANIN PARASI
9 Kasım Cumartesi, 14.30 / Yaş grubu: 8-10 yaş
Paranın tarihinin ve paranın üzerindeki simgelerden yola çıkarak paraların özelliklerinin keşfedileceği bu atölyede Türkiye ve çeşitli dünya ülkelerinin paraları tanıtılacak. Çocuklar Türk lirasının güvenlik özelliklerini, üzerinde yer alan kişileri ve sembolleri yakından tanıyacak, paranın üretimi hakkında bilgi sahibi olup dünyadaki farklı para tasarımlarını inceleyecekler. Öğrendiklerini interaktif bir sunum eşliğinde pekiştirecek olan çocuklar kendi para tasarımlarını da hazırlayacak.
REKLAM
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: MUTLULUK
12 Kasım Salı, 11.00 / Yaş grubu: 9-12 yaş
Mutluluk temalı bu yaratıcı drama atölyesinde çocuklar drama teknikleri ile bedensel farkındalık ve özgüven kavramlarına eğilecek; grup çalışması yaparak kendini farklı sanat disiplinleri ile ifade etmeyi, hayal güçlerini ortaya çıkarmayı, duyularını ve duygularını keşfetmeyi öğrenecek.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: 5 KURUŞA 5 HİKÂYE
12 Kasım Salı, 14.00 / Yaş grubu: 7-8 yaş
Çocuklara tasarruf bilincini aşılamayı hedefleyen bu atölye, atasözlerini, müzik eşliğinde doğaçlamayı ve heykel çalışmasını bir araya getirecek. Ebeveynle birlikte paylaşım ve yaratım sürecini ön plana çıkaran atölyede her aileye temsili 5 kuruş verilerek tasarruf üzerine en fazla üç dakikalık bir hikâye, bir skeç ya da bir anlatı üretmeleri istenecek. Katılımcılar aktarılan hikâyelerin figürlerinden yola çıkarak toplu bir tuval çalışması ile atölyeden ayrılacak.
REKLAM
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: SAKAR CADI VİNİ
12 Kasım Salı, 16.00 / 14 Kasım Perşembe, 16.30
Yaş grubu: 4-6 yaş
Masal anlatıcısı Deniz Soruklu Evren’in hayat verdiği Sakar Cadı Vini, maceralarını masalsı bir dille katılımcılarla paylaşacak. Atölyede müzik eşliğinde doğaçlamalar ve Vini’nin kitaplarından yola çıkarak dinozor konulu resim yarışması yapılacak.
YARATICI DRAMA İLE OKUMA ATÖLYESİ: MİNİ BUGÜN ÖFKELİ Mİ?
13 Kasım Çarşamba, 11.00 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Oyun ve şiddetsiz iletişimi bir araya getiren bu atölyede çocuklar yaratıcı düşünme teknikleri ile duygularını Mimi’nin hikâyesi üzerinden keşfedecek. Mimi ve arkadaşlarının verdiği tavsiyelerden ilhamla kendi duygularına yargısız bir şekilde bakmayı kavrayacaklar.
YARATICI DRAMA İLE OKUMA ATÖLYESİ: PAMUK İLE TOPAK – ARKADAŞIM OLUR MUSUN?
13 Kasım Çarşamba, 12.30 / Yaş grubu: 4 yaş
Çocuklar bu atölyede arkadaşlık ve dostluğun buluşmasını Pamuk ve Topak’ın hikâyesi üzerinden öğrenecek. İkilinin fiziksel, kişisel ve yaşamsal özelliklerini tanırken mevsimlerin geçişlerini imge tiyatrosuyla canlandıracak; duygu ve ihtiyaçlarını çeşitli oyunlar aracılığıyla paylaşacak.
REKLAM
ROBOTİK KODLAMA ATÖLYESİ: BAYRAK SALLAYAN ROBOTLAR
13 Kasım Çarşamba, 14.00 / Yaş grubu: 7-9 yaş
13 Kasım Çarşamba, 16.30 / Yaş grubu: 10-12 yaş
Çocuklar bu atölyede havacılık tarihinde önemli bir yeri olan Leonardo da Vinci’den esinlenerek kanat mekanizmasına sahip bir robotik Lego modeli inşa edecekler. Havacılık tarihi hakkında bilgiler edinecek, aynı zamanda Lego ve robotik STEAM modeli ile tanışma fırsatı bulacaklar. Kendi icatlarını geliştirerek modelin iki robotik kolunda Türk bayraklarını sallayabileceği bir tasarım yapacaklar.
ROBOTİK KODLAMA ATÖLYESİ: YEL DEĞİRMENİ
13 Kasım Çarşamba, 15.30 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Çocuklar bu atölyede değişik enerji türlerini öğrenerek rüzgârın günlük hayatımızdaki ve doğadaki önemini çeşitli örnekler üzerinden pekiştirecek. Rüzgârın aynı zamanda enerji üretimini sağlayan bir araç olduğunu keşfederken, resimli yönergelerle bir yel değirmeni tasarlayacaklar.
ÇORAP KUKLA ATÖLYESİ
14 Kasım Perşembe, 11.00 / Yaş grubu: 5-6 yaş
REKLAM
El becerilerinin geliştiği ve hayal gücünün desteklendiği bu kukla tasarım atölyesinde çocuklar birlikte üretmenin önemini kavrayacak. Kendi çorap kuklalarını tasarlarken bir yandan da hayali kahramanlarını yaratarak kukla arkadaşlığının eğlenceli yanlarını birlikte keşfedecekler.
KÂĞIT KUKLA ATÖLYESİ
14 Kasım Perşembe, 12.30 / Yaş grubu: 7-8 yaş
El becerilerinin geliştiği ve hayal gücünün desteklendiği kukla tasarım atölyesinde çocuklar birlikte üretmenin önemini kavrayacak. Kendi kâğıt kuklalarını tasarlayacak olan çocuklar renkli boyalar, düğmeler, kumaş ve yün gibi geri dönüştürülebilir malzemeler ile tasarımlarını süsleyecek.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: İŞİM DÜŞÜM OYUN
14 Kasım Perşembe, 14.00 / Yaş grubu: 9-12 yaş
Katılımcıların hayal güçleri ile tasarım ve yaratım süreçlerini bir araya getiren bu atölyede Müze’nin kasa dairelerine kısa bir yolculuk yapılarak insanların eskiden kasalarda saklamış olabileceği nesneler üzerine sohbet edilecek. Kasada karşılaşılan nesneler üzerinden anlatılan bir hikâyeden hareketle çocuklar tasarruf, ileri dönüşüm, tüketim, üretim ve değer gibi kavramlar üzerine düşünerek kendi hikâyelerini tasarlayacak.
REKLAM
YARATICI DRAMA İLE OKUMA ATÖLYESİ: AİLENİZİN TİMSAHI TİMO
15 Kasım Cuma, 11.00 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Çocuklar bu atölyede aile olmanın güzel yanlarını timsah Timo ve kuş ailesinin hikâyesi ile birlikte keşfedecek. Yaratıcı düşünme teknikleri ile yaşamı daha eğlenceli hâle getirmenin yollarını öğrenirken duygu ve ihtiyaçlarıyla bağ kurma ve şiddetsiz iletişim tekniklerini de pekiştirecekler.
YARATICI DRAMA İLE OKUMA ATÖLYESİ: KAÇ PUNTO KAÇ
15 Kasım Cuma, 12.30 / Yaş grubu: 7-8 yaş
Çocuklar, müziğin oyunla, yaratıcı düşünme tekniklerinin fotoğraf okuma ile birleştiği bu atölyede sayıların doğadaki gizemlerini keşfedecek. Sayılarla yıldızı bir türlü barışmayan Punto’ya, matematiğin doğasını bazen bir salyangozun kabuğunda bazen de bir balkabağı turtasının dilimlerinde aradığı eğlenceli yolculuğunda eşlik edecekler.
ROBOTİK KODLAMA ATÖLYESİ: ÜRETİM BANDI
15 Kasım Cuma, 14.00 / Yaş grubu: 10-12 yaş
15 Kasım Cuma, 16.30 / Yaş grubu: 7-9 yaş
REKLAM
Çocuklar bu atölyede üretim bandının işlevini ve günlük kullanımdaki yerini keşfedecek, özel motorize yapı taşlı Lego kitler ile kendi 3 boyutlu üretim bandı modellerini inşa edecekler. Mühendislik, matematik ve teknolojiyi bir araya getiren çalışmada kendi tasarımlarının yanı sıra plan ve zaman yönetimi ve yaratıcı düşünme gibi edimleri geliştirme fırsatı bulacaklar.
ROBOTİK KODLAMA ATÖLYESİ: JİP YAPIMI
15 Kasım Cuma, 15.30 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Çocuklar bu atölyede K’nex eğitim setlerindeki bağlantı parçalarıyla bir Jip tasarlarken bir yandan da arazi araçlarını daha yakından tanıyacak. Hayal güçleriyle ince motor becerilerini geliştirecekler bu atölye aynı zamanda yönerge takibini öğrenebilmelerini destekleyecek.
***

İktisadi Bağımsızlık Müzesi (Ulus-Ankara) Ücretsiz Çocuk Atölyeleri
Bilgi ve kayıt için: ibm.atolye@issanat.com.tr
RENGARENK VİTRAYLAR
9 Kasım Cumartesi, 11.00 / 17 Kasım Pazar, 11.00 / Yaş grubu: 4-6 yaş (bir yetişkin eşliğinde)
12 Kasım Salı, 11.00 / Yaş grubu: 8-10 yaş
REKLAM
Çocuklar bu atölyede İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nin ana holünde yer alan, İtalyan sanatçılar Salvatore Corvaya ve Carlo Bazzi’nin imzasını taşıyan, mitolojide para ve ticaretle ilişkilendirilen Hermes tasvirinin bulunduğu ünlü vitrayı tanıyacak, yapım aşamaları deneyimleyecek ve kendi vitray tasarımlarını oluşturacaklar.
İSTANBUL’UN RESMİ
9 Kasım Cumartesi, 13.00
Yaş grubu: 7-11 yaş
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nde kısa süre önce açılan “İstanbul’un Resmi” sergisini gezecek olan çocuklar İstanbul’u sanatçıların gözünden inceleyecek ve sergiden aldıkları ilhamla kendi eserlerini oluşturacaklar.
ZEUGMA’NIN İLHAM PERİLERİ
9 Kasım Cumartesi, 15.00 / 13 Kasım Çarşamba, 11.00 / 17 Kasım Pazar, 15.00
Yaş grubu: 8-10 yaş
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nin “İstikbalinizin Emniyeti-Türkiye’nin Bankasıyla Bir Asır” sergisindeki antik kentler ve arkeolojik kazılar bölümüne odaklanan bu atölyede çocuklar Türkiye’nin en önemli antik kentlerinden biri olan Zeugma’yı ve mozaiklerini keşfedecek. Mozaiklerin ünlü ilham perileri “müz”lerle tanışarak kendi mozaiklerini tasarlayacaklar.
REKLAM
CUMHURİYET POSTASI
10 Kasım Pazar, 11.00 / 13 Kasım Çarşamba, 15.00
Yaş grubu: 8-10 yaş
Bu atölyede çocuklar Cumhuriyet’in ilanı sonrası ülkemizin gelişimi için atılan adımları bir eğitmen eşliğinde inceleyecek ve o dönemin pullarının replikalarıyla birlikte kendi kartpostallarını tasarlayacak.
KARTPOSTALLARDA SAKLI İSTANBUL
10 Kasım Pazar, 13.00 / 14 Kasım Perşembe, 11.00
Yaş grubu: 8-10 yaş

İktisadi Bağımsızlık Müzesi’ndeki “İstanbul’un Resmi” sergisinde önce keyifli bir İstanbul turuna çıkacak olan çocuklar, İstanbul’un simge yapılarını tanıyacak ve şehre özgü pek çok unsuru keşfedecek. Çocuklar bu sergiden ilhamla, sevdikleri birine göndermek üzere, İstanbul’a dair izlenimlerini işledikleri kartpostallarını tasarlayacak.
KIPIR KIPIR KUKLALAR
10 Kasım Pazar, 15.00 / 17 Kasım Pazar 13.00
Yaş grubu: 5-7 yaş (bir yetişkin eşliğinde)
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nin en eğlenceli figürü, 1930’lu yıllarda üretilen sergi maskotu Sigorta Adam’a odaklanan bu atölyede çocuklar, Sigorta Adam ve onun koruyan kalkanı hakkında hikâyeler üretecek ve kendi kıpır kıpır hareketli kuklalarını tasarlayacaklar.
REKLAM
MÜZEDE MASAL: DENİZ ÇAYIRLARINDA YAŞAYAN ÇEVRECİ FOK
12 Kasım Salı, 13.00 / Yaş grubu: 4-6 yaş
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’ndeki “İstikbalinizin Emniyeti-Türkiye’nin Bankasıyla Bir Asır” sergisini gezecek çocuklar çevreyi korumanın önemini öğrenirken, deniz çayırlarında yaşayan çevreci bir fokun hikâyesini dinleyecekler.
MÜZE HATIRAM
12 Kasım Salı, 15.00 / 14 Kasım Perşembe, 15.00
Yaş grubu: 4-6 yaş
Müzenin birbirinden eğlenceli bölümlerini bir eğitmen eşliğinde gezecek olan çocuklar, bankacılık nesnelerini eski-yeni, geçmiş-gelecek ve benzerlik-farklılık kavramları üzerinden inceleyecekler. Keşfettikleri nesne ve mekânları, bilmece-bulmaca oyunuyla pekiştirecekler.
MÜZEDE MASAL: KONUŞAN AĞAÇLAR
13 Kasım Çarşamba, 13.00 / 14 Kasım Perşembe, 13.00
Yaş grubu: 3-4 yaş
REKLAM
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’ndeki “İstikbalinizin Emniyeti-Türkiye’nin Bankasıyla Bir Asır” sergisini gezecek olan çocuklar sergideki ağaç türlerini inceleyecekler. Konuşan Ağaçlar masalını dinlemelerinin ardından da kendi tohumlarını ekecekler.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: MUTLULUK
15 Kasım Cuma, 11.00 / Yaş grubu: 9-12 yaş
Mutluluk temalı bu yaratıcı drama atölyesinde çocuklar drama teknikleri ile bedensel farkındalık ve özgüven kavramlarına eğilecek; grup çalışması yaparak kendini farklı sanat disiplinleri ile ifade etmeyi, hayal güçlerini ortaya çıkarmayı, duyularını ve duygularını keşfetmeyi öğrenecek.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: İŞİM DÜŞÜM OYUN
15 Kasım Cuma, 13.00 / 16 Kasım Cumartesi, 11.00
Yaş grubu: 9-12 yaş
Katılımcıların hayal güçleri ile tasarım ve yaratım süreçlerini bir araya getiren bu atölyede Müze’nin kasa dairelerine kısa bir yolculuk yapılarak insanların eskiden kasalarda saklamış olabileceği nesneler üzerine sohbet edilecek. Kasada karşılaşılan nesneler üzerinden anlatılan bir hikâyeden hareketle çocuklar tasarruf, ileri dönüşüm, tüketim, üretim ve değer gibi kavramlar üzerine düşünerek kendi hikâyelerini tasarlayacak.
REKLAM
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: SAKAR CADI VİNİ
15 Kasım Cuma, 15.00 / 16 Kasım Cumartesi 15.00
Yaş grubu: 4-6 yaş
Masal anlatıcısı Deniz Soruklu Evren’in hayat verdiği Sakar Cadı Vini, maceralarını masalsı bir dille katılımcılarla paylaşacak. Atölyede müzik eşliğinde doğaçlamalar ve Vini’nin kitaplarından yola çıkarak dinozor konulu resim yarışması yapılacak.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: 5 KURUŞA 5 HİKÂYE
16 Kasım Cumartesi, 13.00 / Yaş grubu: 7-9 yaş
Çocuklara tasarruf bilincini aşılamayı hedefleyen bu atölye, atasözlerini, müzik eşliğinde doğaçlamayı ve heykel çalışmasını bir araya getirecek. Ebeveynle birlikte paylaşım ve yaratım sürecini ön plana çıkaran atölyede her aileye temsili 5 kuruş verilerek tasarruf üzerine en fazla üç dakikalık bir hikâye, bir skeç ya da bir anlatı üretmeleri istenecek.
Detaylı bilgi için: issanat.com.tr
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gazeteci Halil İbrahim İzgi, burada yaptığı konuşmada, müzede haksızlık ve zulüm mekanizmasının uluslararası, ekonomik ve medya ayaklarının temel bir anlatıyla işlendiğini söyledi.

Bu müze ve benzeri yerlerin sadece bir anma değil aynı zamanda ilham alınacak üretim mekanları olarak da görülmesi gerektiğini dile getiren İzgi, “Buralarda daha sık bir araya gelmemiz lazım. Çünkü burası bir müze değil. Bu anlamda da kıymetli. Burası bir hafıza mekanı.” dedi.
İzgi, “Hikayenin bir parçası da biziz, birçoğumuz bizzat yaşadı. Kenarından yaşayanlar da o kadar büyük bir anlatının içinde muhakkak suretle bir şeyler buluyorlar. Burası bir üretim mekanı, hafızamızı taze tutma, dersler çıkarma mekanı. Yayıncılığın da aynı şekilde, dersler çıkararak muhakkak surette bu anlatıyı oluşturabileceğini düşünüyorum. Gençlerimiz 15 Temmuz’da ne kadar şuurlu olduklarını, ne kadar vatansever olduklarını gösterdiler. Buranın neye hayır dediğimizi göstermek kadar, nelere evet diyeceğimize ve neler yapmamız gerektiğine karar vermemiz gereken bir yer olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

– “TÜRK TOPLUMUNUN BÖYLE BİR SAĞDUYUSU VAR”
Yayıncı ve yazar Melike Günyüz, 15 Temmuz’un Türkiye gibi bir toplumda dinin kullanışlı bir alan olduğunu gösterdiğini belirterek, “Herhangi bir dini inanç bağlamında zihnimizin akıl etme ve sorgulama melekelerini çok çabuk saf dışı bırakabileceğimizi de gösterdi. Bunu çok kötü yaşayarak gördük. Yani bundan sonrası için, ülkenin selameti için bunu çok önemli bir nokta olarak görüyorum.” diye konuştu.
Çocuklara sahip çıkmanın önemini vurgulayan Günyüz, “Genel olarak muhafazakar Türk ailelerinde şöyle bir durum var. ‘Ben çalışıyorum, çocuklarımız aman dinden uzak olmasınlar, güvenilir bir yerlerde dinini öğrensinler.’ Dinini kaybetmesinler kaygısı ne yazık ki bizi bu günlere getirdi. Olayı çok daha büyük düşünmek zorundayız. Ben yıllar geçtikçe yaşım ilerledikçe aslında devletin açtığı yaz Kuran kurslarının ne kadar önemli olduğunu daha iyi anladım.” ifadelerini kullandı.
Olayın bir bütün olarak ele alınması gerektiğine işaret eden Günyüz, “15 Temmuz gecesi bence millet olmanın çok önemli bir göstergesiydi.” diye konuştu.
Günyüz, 15 Temmuz gecesinde toplumun her kesiminden insanın sokağa çıktığını vurgulayarak, “Türk toplumunun böyle bir sağduyusu var. Yani o sağduyu, millet olma sağduyusu, aslında size o anda neyin yanlış olduğunu gösteriyor. Sistemin adaletli işlemesinin de çok önemli olduğunu görüyoruz.” görüşünü paylaştı.
Devletin kendi içindeki denetim mekanizmalarının da önemli olduğunun altını çizen Günyüz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oluşturduğu güven ortamını ve bir bayrak altında toplanma duygusunu çok kıymetli bulduğunu kaydetti.
– “BU ÜLKENİN GELECEK NESİLLERİNE BORCUMUZ VAR”
Hafıza 15 Temmuz Müzesi Müdürü Tuba Danış Ketancı ise 15 Temmuz gecesine ait güvenlik kamerası görüntüleri, cep telefonuyla çekilmiş görüntüler ve kameramanların şahitlikleriyle çekilmiş o geceyi anlatan görüntüler bulunduğunu belirterek, “Saat olarak baktığınızda bir ülkenin tarihinde çok kısa görünse de hiç bitmeyecekmiş gibi bir gece yaşadık.” dedi.
Müzede 15 Temmuz’da yaşananların yanı sıra Amerika’nın keşfi sonrasında başlayan sömürgecilik tarihinin ve güç elde etmek isteyen insanoğlunun yaptığı kötülüklerin de işlendiğini dile getiren Ketancı, “FETÖ ilk değildir, son da olmayacak muhtemelen ama biz akıllı olursak, uyanık olursak, çocuklarımızı bilinçli yetiştirirsek en azından bizim ülkemiz için son olmasını diliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Her ülkede güç devşirmek için farklı adlar altında yapılanmaların milletin aleyhine çalışmalar yapabildiğini belirten Ketancı, “Şehitlerimize borcumuz kadar aslında çocuklarımıza ve torunlarımıza da borcumuz var. Bu ülkenin gelecek nesillerine borcumuz var. Bu vatan kolay kazanılmadı.” değerlendirmesini yaptı.
Ketancı, “Silahlı darbe girişimine sivil halk olarak, silahsız olarak, ilk engel olan Türk milletiyiz. Biz bununla ne kadar gurur duysak az ama bu gururla belli çalışmalar yapmaya devam etmemiz gerekiyor. Bu açıdan kitap çok kalıcı bir eser. Filmler, görseller hepsi çok kalıcı eserler. Kendi dilimizi oluşturmanız gerekiyor.” diye konuştu.
15 Temmuz hain darbe girişiminde şehit olanların yakınlarının da katıldığı etkinlik, konuşmaların ardından sona erdi.
II.ABDÜLHAMİD 33 YIL BU SARAYDA YÖNETTİ
Tarihi önemiyle öne çıkan Yıldız Sarayı, Sultan II. Abdülhamid tarafından yaklaşık 33 sene devletin yönetim merkezi ve ikametgah olarak kullanıldı. Son Osmanlı padişahı Sultan Vahdeddin döneminde de bir süre kullanılan saray 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla kapılarını dış dünyaya kapattı. Yıldız Sarayı, Cumhuriyet’in ilanını takip eden 1924 yılında ‘Erkan-ı Harbiye Mektebi’ne tahsis edildi. 1946’dan itibaren uzun bir dönem ‘Harp Akademileri’ olarak kullanıldı. 1978 yılında Kültür Bakanlığı çatısı altında hizmet verdi. 2015 sonrasında Cumhurbaşkanlığı himayesinde hizmet veren saray, 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı makamının tensipleriyle Milli Saraylar Başkanlığı’na devredildi. Kapsamlı bir restorasyon süreci geçiren Yıldız Sarayı, uzun bir aranın ardından müze olarak kapılarını halka açmaya hazır hale getirildi.
‘BÜYÜK MABEYN’, ‘HAREM’ VE ‘HAMİD BAHÇESİ’
Yıldız Sarayı’nda ilk defa ziyarete açılacak bölümler arasında ‘Büyük Mabeyn Köşkü’ dikkat çekiyor. Osmanlı döneminde yabancı devlet adamlarının ağırlandığı köşk, yakın zamana kadar Cumhurbaşkanlığı kabullerinde kullanılıyordu. Dönemin saray yaşamını yansıtması bakımından merak uyandıran ‘Harem Bölümü’ de ilk kez gezilecek alanlar arasında yer alıyor. Tarihte ‘Hamid Bahçesi’ olarak adlandırılan, bitki çeşitliliği, doğal nehir görünümündeki su yolu ve peyzaj tasarımıyla dikkat çeken bahçe de müzenin görülebilecek bölümleri arasında yer alıyor. İlk defa görülebilecek yapılar arasında ‘Limonluk’, ‘Hamam’, ‘III. Selim Çeşmesi’, ‘Ada Köşkü’ ve ‘Cihannüma Köşkü’ de bulunuyor.
SULTAN II. ABDÜLHAMİD VE DÖNEMİNE AİT ESERLER İLK DEFA SERGİLENECEK
Milli Saraylar koleksiyonlarından seçilen Sultan II. Abdülhamid’e ve döneme tanıklık eden eserler modern sergileme düzeniyle hazır hale getirildi. Düzenlemeler çerçevesinde Osmanlı döneminde elçi kabullerinde kullanılan ‘Çit Kasrı’nda Sultan II. Abdülhamid’in kişisel eşyaları ve kendisine verilen diplomatik hediyeler de görülebilecek. Saray’ın ‘Hususi Dairesi’ olarak adlandırılan bölümünde de Yıldız Albümlerinden seçilen tarihi fotoğraflar sergilenecek. Yıldız Sarayı, Pazartesi hariç tüm günler ziyaret edilebilecek.
“İSTANBUL’DAKİ 3 BÜYÜK SARAYDAN BİRİ”
Basın toplantısında konuşan Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, “Bu saray İstanbul’daki 3 büyük saraydan bir tanesi. Bugüne kadar ziyaretçisiyle, toplumla buluşamamış bir saraydı. Çeşitli vesilelerle sık sık kamuoyunun gündemine gelmiş bir saray. Yaklaşık 100 yıldır kapalı olan bir sarayın toplumla buluşmasından bahsediyoruz. Bu sebeple tekrardan heyecanımızın altını çizmek istiyorum. Yıldız Sarayı, 1924 yılından sonra çeşitli devlet kurumları idaresinde farklı misyonlarla ve farklı şekillerde değerlendirilmiştir. Bu nedenle esas olarak ziyarete açılamamış bir saraydır. Uzun yıllar belli kısımlarında bazı çalışmalar yapıldı fakat takdir edersiniz ki her kurumun, birbirinden farklı işletme düzenleri, restorasyon pratikleri ve imkanları var. Bu sebeple bu çalışmalar bir yeknesaklık kazanamamıştı ve toplumumuzdan uzak kalmıştı” dedi.
“SARAY BÖLÜMÜNÜN RESTORASYONUNU BÜYÜK ORANDA TAMAMLADIK”
Yıldız, “2015 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde Yıldız Sarayı’nın o tarih itibarıyla 8 farklı kuruma dağılmış yapıları ve alanı bir araya getirildi. İlk çalışma o zaman yapılmıştı. Ardından 2018 yılında Milli Saraylar Başkanlığı’nın Cumhurbaşkanlığı idaresinde bir kültürel miras kurumu olarak yapılandırılmasının ardından bu çalışmaları Milli Saraylar Başkanlığı devraldı. Bu nokta ülkemiz için tarihi bir noktadır.Çünkü ülkemizin en önemli saray müzelerinden bir tanesinin bir araya gelmesinin ikinci adımı bu restorasyon faaliyetleri olmuştur. 5.5 yıldır burada yüzlerce arkadaşımızın gayretleriyle yürütülen restorasyon çalışmalarında çok önemli bir aşamayı geçmiş durumdayız. Saray bölümünün restorasyonunu büyük oranda tamamlamış durumdayız” dedi.
“100 YILIN ARDINDAN CUMARTESİ SABAHI ZİYARETE AÇIK OLACAK”
Yıldız, “Bu restorasyonla birlikte sarayın ziyaretçiyle nasıl buluşacağını ifade eden tefriş çalışmalarımız ve müzecilik çalışmalarımız da tamamlanmış bulunmaktadır. Şunu memnuniyetle ifade edebiliyoruz ki, inşallah önümüzdeki Cuma günü Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Yıldız Sarayı 100 yılın ardından ziyaretçisiyle buluşacak. Cumartesi sabahından itibaren de yerli ve yabancı ziyaretçilerin ziyaretine açık olacaktır” dedi.
“GİRİŞ ÜCRETİ TESPİT ETMEDİK”
Müze ücretiyle ilgili de bilgi veren Yıldız, “Milli Saraylar’a ait mekanlar ilk açıldığında belirli bir süre ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor. Şu an burayla ilgili bir giriş ücreti tespit etmemiş durumdayız ama vatandaşlarımız için her zaman bir Müzekart kolaylığımız var. Milli Saraylar’a ait mekanlar Müzekart ile gezilebiliyor, bütün ziyaretçilerimizi buraya bekliyoruz” dedi.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Konya Modeli Belediyecilik” anlayışıyla göreve geldikleri ilk günden itibaren şehrin zengin tarihini ve kültürünü hem yaşatmak hem de tanıtmak amacıyla çaba sarf ettiklerini söyledi.

Selçuklu dârülmülkü olan ve tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Konya’nın başta Mevlana Müzesi olmak üzere birçok değeriyle her yıl milyonlarca misafiri ağırladığını kaydeden Başkan Altay, “Konya’mızın zengin kültürel mirası ve tarihi dokusu her geçen gün daha fazla ziyaretçiyi cezbediyor. Biz de şehrimizin bu cazibesini ve turizm pastasından aldığı payı artırmak için önemli birçok projeyi hayata geçirdik. Bu kapsamda Konya Büyükşehir Belediyemiz bünyesinde hizmet veren Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi, Dârülkmülk Sergi Sarayı, Taş Bina Dijital Tanıtım Merkezi, Konya Panorama Müzesi, Depo No:4, İrfan Medeniyeti Araştırma ve Kültür Merkezi, Beyşehir Turizm Tanıtım Merkezi, İstiklal Harbi Şehitler Abidesi ve Koyunoğlu Müzesi gibi tesislerimiz şehrimizin ruhunu ve tarihini gözler önüne seriyor. Şehrimize bir de bisiklet müzesi kazandırmak için Kılıçarslan Şehir Meydanı’ndaki çalışmalarımız son aşamaya geldi. Konya’mızı ziyarete gelen yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken bu müze ve tesislerimiz, şehrimizin turizm potansiyelini artırıyor. Yine, şehrimizde Mevlana Müzesi ve belediyemizin yaptığı tesislerin dışında Kültür ve Turizm Bakanlığımıza ait Arkeoloji Müzesi, Etnografya Müzesi, İnce Minare Taş Eserler Müzesi, Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi, Atatürk Müzesi gibi merkezde ve bazı ilçelerde müzeler, ören yerleri bulunuyor. Konya’mız, şehir merkezi ve 31 ilçesinde; tarih, kültür, sanat, bilim, gastronomi, doğa ve spor alanında birçok tesis ve değer barındırıyor. Müzeler Haftası vesilesiyle, tüm Türkiye’yi ve yurt dışından misafirlerimizi hem bu değerli müzeleri ziyaret etmeye ve hem de Konya’mızın binlerce yıllık birikimiyle ortaya çıkan tarihi ve kültürel mirasını keşfetmeye davet ediyorum” dedi.
Konya Büyükşehir Belediyesi’nin şehre kazandırdığı müzeleri ziyaret ederek farklı bir deneyim yaşayan vatandaşlar da Konya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.

ÇATALHÖYÜK TANITIM VE KARŞILAMA MERKEZİ
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Çatalhöyük’ün canlanması ve ziyaretçilerini etkili bir şekilde karşılayabilmesi amacıyla Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi, misafirleri ağırlama, bilgi sunma ve kültürel deneyimlerini zenginleştirme hedefiyle tasarlandı. Merkez, Türkiye’nin en büyük ahşap konstrüksiyonlu kamu binası olma özelliğini de taşıyor.
DÂRÜLKMÜLK SERGİ SARAYI
Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Kılıçarslan Meydanı’nda hayata geçirilen Darülmülk Sergi Sarayı, Türkiye’nin zengin kültürel mirasını ziyaretçilere sunan eşsiz bir sergi alanı. Bu sergi sarayında, “Türkiye Selçuklu Hanedan Sergisi” ve “Türkiye Selçuklu Sikkeleri Sergisi” başlıkları altında iki önemli koleksiyon bulunuyor.

TAŞ BİNA DİJİTAL TANITIM MERKEZİ
1922 yılında tamamlanan ve uzun bir süre Kız Öğretmen Okulu olarak kullanılan daha sonra da yıllarca rektörlük binası olarak kullanılan yapı, Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından devralınarak restore edildi. Taş Bina adıyla hizmete sunulan binada, Konya’nın tanıtıldığı dijital bir merkez, kültür-sanat alanları, konferans salonu bulunuyor.
DEPO NO:4
Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Türkiye’nin en büyük ihya projesi Darülmülk Projesi kapsamında başarılı bir restorasyon sürecinden geçen Eski Tekel Binası – Depo No: 4, şehrin kültürel ve sosyal hayatına önemli katkıda bulunuyor. Dârülmülk İhya Projesi’nin şehrin kalbinde hayat bulan bir istasyonu olan Depo No:4; sanat galerisi, kafe ve atölye birimleriyle hizmet veriyor.

KONYA PANORAMA MÜZESİ
Mevlana Müzesi karşısında, Aslanlı Kışla Caddesi üzerinde bulunan Konya Büyükşehir Belediyesi Konya Panorama Müzesi’nin içinde Hz. Mevlana’nın hayatı, yaşadığı bazı sembol anlar ile 1200’lü yılların Konya’sının canlandırıldığı müze alanı, sergi alanı ve dünyadaki 25 mevlevihanenin maketinin yer aldığı iç avlu bulunuyor.
İRFAN MEDENİYETİ ARAŞTIRMA VE KÜLTÜR MERKEZİ
Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen İrfan Medeniyeti Araştırma Merkezi, Geleneksel Türk İslam sanatına uygun şekilde bir külliye olarak inşa edilmiştir. Merkez içerisinde Konya Panorama Müzesi, Semâhâne, konferans salonu, atölye ve derslikler bulunmaktadır.
İSTİKLAL HARBİ ŞEHİTLERİ ABİDESİ
Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından İstiklal Harbi’nde şehit olan ecdadımızın aziz hatırası için yaptırılan İstiklal Harbi Şehitleri Abidesi’nde; başta İstiklal Harbi olmak üzere 1. Dünya Savaşı, Kore Savaşı, Kıbrıs Barış Harekatı ve iç güvenlik sırasında vatan uğruna canını feda eden şehitlerin isimlerinin yer aldığı iç avlu, Konya’nın o dönemindeki sosyal yapısını anlatan müze, tarihteki 16 Türk devletinin bayraklarının yer aldığı havuzlu yol ve Gaziler Lokali yer alıyor.

BEYŞEHİR TURİZM TANITIM MERKEZİ
UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Eşrefoğlu Camii’nin hemen yanında bulunan merkezde, Beyşehir’in tarihi, kültürel ve coğrafi zenginlikleri tanıtılıyor. Merkezde, ziyaretçilerin Beyşehir, çevresindeki ilçeler ve Konya il merkezinde mutlaka ziyaret etmeleri gereken yerler, tatmaları önerilen lezzetler ve yol güzergâhları hakkında bilgi aktarılıyor.

KOYUNOĞLU MÜZESİ
Müzede arkeolojik eserler ile etnografik eserler sergilenmektedir. Müze bahçesinde bulunan İzzet Koyunoğlu’na ait ev restore edilerek tipik Konya evi örneği olarak ziyarete açılmıştır. Binada eski ve yeni sivil mimari tarzı bir arada bulunmaktadır. Müze, yazma ve basma eserler bakımından çok zengindir.
]]>Müzede, Erzurum’un Cumhuriyet tarihine kadar olan gelişimi, insanoğlunun ilk çağdan bugüne uzanan serüveniyle ilgili tunç, demir ve kalkolitik çağ, Helenistik, Roma ile Bizans dönemlerine ait ünik (eşi ve benzeri olmayan) bulgu ve eserler görsel ve dijital materyallerle sergileniyor.
Çocuk ve engelli dostu olarak tasarlanan müzede, Muş’un Malazgirt ilçesinde 38 yıl önce arkeolojik kazılarda çıkarılan altın kaplamalı ve “çift başlı ejder” işlemeli tuğ, yaklaşık 2 bin 500 yıl öncesine ve 10 binli yıllara ait taş baba ve dikili taş gibi heykellerin sergilendiği müze, İran, Azerbaycan ve Almanya gibi ülkelerin yanı sıra yurt içinden gelenlerle 10 ayda 90 bin ziyaretçi sayısına ulaştı.
Erzurum Müze Müdürü arkeolog Hüsnü Genç, AA muhabirine, Doğu Anadolu’nun en büyük müzesinin koleksiyonlarıyla ziyaretçilerin ilgisini çektiğini, müzede defile, sergi ve fotoğraf yarışmaları gibi etkinlik ve program düzenlediklerini söyledi.
“10 ayda yaklaşık 90 bin ziyaretçiye ulaştık. Aylık ortalama 10 bin ziyaretçi ağırlıyoruz. Bu bölge ve Erzurum için çok iyi rakam” diyen Genç, en eski çağlardan başlayıp kronolojik dizilim bulunan müzede, ziyaretçilere ilk önce sinevizyon salonunda tanıtım filmi izlettiklerini belirtti.
– “ZIYARETÇİLERE TARIHI SERÜVEN YAŞATIYORUZ”
Genç, mamut fosili ile müze girişinde tarihi serüvenin başladığını anlatarak, “Ziyaretçileri ilk insanlar dediğimiz tarihin başlama noktası gibi neolitik dönem salonuyla karşılıyor, bu dönemde Erzurum’da ya da bölgede bir insan ne yapardı, nasıl beslenirdi ne tür ticaret yapardı gibi konuda bilgilendirmenin ardından peyderpey tarihi yolculuğa çıkarıyoruz. Cumhuriyet dönemine gelinceye kadar dijital, görsel ve etnografik olarak desteklenen konseptle müzemizde ziyaretçileri karşılıyor ve tarihi serüven yaşatıyoruz.” diye konuştu.
Müzede en eski olarak insanların kullandığı ve pişmiş topraktan yapılan seramik, Karaz kültüründen ahşap ve kıyafetlerin bulunduğunu ve bunları konu mankenleriyle sergilediklerini dile getiren Genç, o dönemde yapılan sikke ve savaş aletlerinin imalatına kadar eserlerin sergilendiğini aktardı.
Müzede ünik eser olan Türklere ait taş baba, milattan önce ölü gömme adetleri gibi konseptler oluşturulduğunu ifade eden Genç, şunları kaydetti:
“Yapay olarak höyük, Müslüman mezar taşları gibi eserleri konu anlatımlı gösteriyoruz. Osmanlı çarşısı, Selçuklu tuğu, hükümdarların yaşadığı kıl çadır, tarihi saat kulesi gibi eserleri daha çok interaktif ve dijital olarak destekliyoruz. Selçuklu dönemine ait başka bir örneği ve benzerini bulamadığımız hayatağacı altında tuğ ve alemden eserler var. Müzemizde 2 bin eserimiz var. Bunları sanal rehberler eşliğinde hem görsel hem de belgesel olarak anlatıyoruz, ziyaretçiler büyülenmiş olarak müzeden ayrılıyor.”
Geçen yıl Dünya Mimarlar Örgütünce “İç Mimari Tasarım ve Uygulama” alanında ödüle layık görülen müzenin engelli ve çocuk dostu olduğunu dile getiren Genç, Müzeler Haftası kapsamında “Deseni Selçuklu” gibi defile gösterisi ve çeşitli etkinlikler yapacaklarını söyledi.
Genç, “En çok yurt dışından İran, Azerbaycan tarafından yoğun ziyaretçi ağırlıyoruz. Almanya’dan ve çeşitli Batı ülkelerinden gelenler oluyor. Turizm şehri Erzurum kayak merkezleriyle öne çıkıyor. Yurt içi ve dışından kayak için gelenler müzemizi de geziyor.” dedi.
– ZIYARETÇİLER İLGİYLE GEZİYOR
Litvanya’dan gelen Eryk Tatol da ilk defa geldiği Erzurum’un doğasını, karlı dağlarını çok beğendiğini anlatarak, “Bu müze çok güzel, çok beğendim. Herkes gelip gezebilir.” ifadelerini kullandı.
Büşra Çitras da müzenin tarihi yolculuğa çıkardığını belirterek, “Müzede çok güzel ilgi çekici eserler var. Tarihi objeleri çok beğendik. Resmen tarihi yolculuğa çıktık. Artık kurgu yapmaya başladık. Herkese gezmesini tavsiye ederim. Boş zaman olursa yine geleceğiz.” diye konuştu.
Gülevşan Güner de müzeyi çok beğendiğini, Türk tarihine ilgi duyduğunu, burada ilk insanlardan eserleri ilgiyle incelediğini belirtti.
Şenpekmezci, müziğe çok anlam yüklüyor. Müziği “adamı âdem eder” şeklinde tanımlıyor: “Musiki, tarifleri var. İnsan ahlâkını tasfiye eden ilmî şeriftir. İnsan nefis denilen bir kabukla kaplıdır. Musiki, doğan kuşu gibi gelerek o kabuğu yırtar, adamı âdem eder. Müzikte yüksek seviyede aşk vardır, yüksek seviyede ahlâk vardır. Daha ne güzel, daha ne olsun. Sorumluluk duygusu, yüksek sorumluluk duygusu. Bir de insanı dinlendiriyor.
Ünal Şenpekmezci’nin enstrüman imalat merakı 1970’te başlamış. Pek çok enstrüman ustası ürettikleri enstrümanları çalamazken o hem çalıyor hem de üretiyor. Ancak tevazuu da elden bırakmıyor. Musiki dünyasının geniş olduğunu, çalıyorum demeye çekindiğini, çalabilmesine rağmen gerçek virtüözlerden bir adım geride durduğunu Hamamîzâde Dede Efendi’nin şu sözleriyle ifade ediyor. “Hamamîzâde Dede’ye sormuşlar ki deha bir adam, ‘Musiki bir deniz, okyanus. Ben ayağımı çemledim daha yeni giriyorum’ demiş.”

Ünal Şenpekmezci’nin, Gaziantep’teki Bey Mahallesinde yaşadığı konak 165 yıllık, tescilli bir yapı. Konak adeta bu tarihi mahallenin de aynası gibi. 1860-1870 yıllarında inşa edildiği düşünülüyor. Antep’in yerel taşlarından ve inşaatlarda kullanılan en sağlam taşlarından biri olarak değerlendirilen keymıktan yapılmış. Tüm tarihi Antep evlerinin bir özelliği olan ve “hayat” olarak adlandırılan bir bahçesi var. Şu anda durum biraz farklı olsa da sivil mimarinin önemli yapılarını barındıran Bey mahallesi bir zamanlar Gaziantep’in kültürel ve sosyoekonomik olarak iyi durumda olan kesimlerine ev sahipliği yapmış.

Ünal Şenpekmezci’nin 1903 doğumlu babası Abdurrahman Şenpekmezci Ankara’da Atatürk’ün koruma polisliğini yapmış. Mustafa Kemal Atatürk 1933’te Gaziantep ziyareti sonrasında bu mahallenin nüfusuna kaydediliyor. Adeta bir müzeye benzeyen Bey mahallesinde hâlihazırda Gaziantep Büyükşehir’e ait dört müze bulunuyor. Bunlardan biri Atatürk Anı Müzesi.
BEY MAHALLESİ’NİN TARİHİ SOKAKLARI GAZİANTEP’E GELENLERİN VAZGEÇİLMEZ GÜZERGÂHI
Tarihi Bey Mahallesi de adını 1587 yılında yapılmış olan Bey Camii’nden alıyor. Fransız işgalinde büyük hasar gören bu cami, bugüne ulaşamamış. Bey Mahallesi uzun yıllar kaderine terk edilmişti. 2007 yılında dönemin Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey zamanında mahallede bir yenileme projesi başlatıldı. 2014’te Başkan seçilen Fatma Şahin’in de devam ettirdiği çalışmalarla mahalle adeta yeniden “hayat” buldu. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama ve Denetim Büroları (KUDEB) Daire Başkanı Serdar Murat Gürsel mahallede 200’den fazla tescilli, kültür varlığı taşınmaz yapı olduğunu söylüyor. Gürsel, bu yapıların tamamının Antep mimarisi tarzında olduğunu ve geleneksel dokuya uygun şekilde restore edildiğini söylüyor.

Özellikle de Fatma Şahin’in başkanlığı döneminde Bey mahallesine turistlerin ilgisini çekecek bir fonksiyon kazandırılmaya çalışılıyor. Turizm fonksiyonunu artırmayı hedefleyen bu çalışmalarla müzelerin yanı sıra restoranlar, kafeler ve butik otellerin sayısı da her geçen gün artıyor. Geniş kapsamlı restorasyonla turizme kazandırılan, çok sayıda televizyon dizisine de doğal plato görevi gören mahalle, tarihi taş konaklarıyla ziyaretçilere farklı bir gezi imkânı sunuyor. Mahallede bulunan “Atatürk Evi”, “Oyun ve Oyuncak Müzesi”, “Hasan Süzer Etnografya Müzesi” ve “Ali İhsan Göğüs Müzesi” de yoğun ziyaretçi akınına uğruyor.
Bey Mahallesi 1536’da, tahrir defteri kayıtlarına göre 50 haneden oluşuyordu. Ancak yüklü bir devenin geçeceği genişlikteki sokakları, taş döşemeleri ile gelişmiş bir mahalleydi. Evliya Çelebi seyahatnamesinde “Şehrin her sokak başında kale gibi kapılar vardır. Her gece sokaklarında kandiller yanar” diye bahsediyor. Bir gün yolunuz Gaziantep Bey Mahallesi’ne düşerse uzaktan kulağınıza Ünal Şenpekmezci’nin kemanından ya da udundan yayılan hüzzam makamı bir şarkı çalınabilir. O şarkı eşliğinde Bey Mahallesi’ni gezmek sizler için ayrı bir zevk olacak.
]]>
Büyük Çamlıca Camii külliyesi içerisinde yer alan Milli Saraylar Başkanlığı’na bağlı İslam Medeniyetleri Müzesi (İMM), Ramazan ayı öncesinde yenilenen sergi düzeniyle ziyaretçilere açıldı. Müze’nin en çok merak edilen Mukaddes Emanetler bölümü yeni düzenlemeyle daha dikkat çekici hale getirildi. Hücre-i Saadet perdesi, Başmak-ı Şerif, Sakal-ı Şerif, Kâbe örtüleri ile Hacer’ül Esved ve Hırka-i Saadet mahfazaları gibi onlarca kıymetli eserin sergilendiği bölüm, müzenin ikinci katında görülebilecek. İslam Medeniyetleri Müzesi, açıldığı 8 Nisan 2022 tarihinden bu yana olduğu gibi Ramazan ayı boyunca yerli ziyaretçiler tarafından ücretsiz gezilebilecek. Yabancı vatandaşlar 250 lira, yabancılar öğrenci ise 80 lira karşılığında müzeyi ziyaret edebilecek. Müze, Pazartesi günü dışında her gün 11.00- 24.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. İslam Medeniyetleri Müzesi Müdürü Nezih Ertuğ, düzenlenen müzeyle ilgili bilgiler verdi.

“YAKLAŞIK 1.5 MİLYONDAN FAZLA ZİYARETÇİYİ MÜZEMİZDE AĞIRLADIK”
İslam Medeniyetleri Müzesi Müdürü Nezih Ertuğ, “Bizim müzemiz Çamlıca Camisi altında 2022 yılında ziyarete açıldı. 2022 yılından bu yana kadar yaklaşık 1.5 milyondan fazla ziyaretçiyi müzemizde ağırladık. Bizim müzemizin tabii ki en önemli özelliklerinden bir tanesi Anadolu yakasında kutsal emanetlerin sergilendiği tek müze. Çamlıca Camisi’yle Anadolu Yakası’ndaki bu manevi havanın yaşandığı en önemli merkezlerden bir tanesi de bizim müzemiz. İlk açıldığı zaman kutsal emanetler giriş katındaydı. Giriş katındaki yoğun ilgiden dolayı ziyaretçilerimizi daha rahat, daha konforlu ve daha manalı bir şekilde ziyaret yapabilmeleri için müzemizin üst katındaki geniş bir alana taşıdık. Bu alana taşırken tabii Topkapı Sarayından yeni eserler de koleksiyonumuza katıldı. Özellikle Sakal-ı Şerif peygamberimize ait Nal-i Şerif, Başmak-ı Şerifler koleksiyonumuzda ilgiliyle ziyaret ediliyor. Aynı zamanda aşağıdaki bölümde kalan hücreyi saadet perdesi yine aşağıda ziyaret edilebilir. Müzemiz giriş saatlerinde bir değişiklik oldu. Sabah 11.00’dan akşam 24.00’a kadar yerli ziyaretçilerimiz müzemizi ücretsiz olarak gezebilirler” dedi.

“ÖZELLİKLE ABIHAYAT KONSEPTİ MÜZEMİZDEKİ EN ÖNEMLİ ZİYARETGAHLARDAN BİR TANESİ”
Müze müdürü Ertuğ, “Aynı zamanda müzemizde dijital içeriklerden de bahsetmek istiyorum. Şimdi modern sergileme açısından baktığınız zaman dijital işler, artık dijital estilasyonlar, yapay zekayla birlikte müzecilikte bizim müzemiz bir adım önde bulunmaktadır. Özellikle abıhayat dediğimiz yani suyun dünyaya gelmesiyle birlikte dünyada oluşan değişikliklerin anlatıldığı, İslamiyet’in yayılışının kurgulandığı, Osmanlı’nın kuruluşunun kurgulandığı çeşitli estilasyonlar müzemizde bulunmaktadır. Aynı zamanda ilk mescit, Mescidi Nebi’nin bir hurma bahçesiyken şu anki durumuna nasıl geldiğini anlatan yine kapsamlı bir video maping çalışmamamız müzemizde bulunmaktadır. Müzemizin ziyaretçi portföyüne de değinmek istiyorum. Müzemize yerli, yabancı, çok fazla ziyaretçi kabul ediyoruz. Özellikle Ramazan-ı Şerif zamanında İstanbul dışından müzemize gelen ziyaretçilerimiz oluyor. Küçük ziyaretçilerimiz yani öğrenciler ve yaşı daha küçük olan ziyaretçilerimiz özellikle bu dijital işlere çok meraklılar. Onlara büyük ilgi gösteriyorlar. Özellikle abıhayat konsepti müzemizdeki en önemli ziyaretgahlardan bir tanesi. Müzemize ramazan boyunca ziyaretçilerimizi ağırlamaktan memnun olacağız” diye konuştu.
]]>Milli Saraylar Resim Müzesi, Sultan Abdülmecid tarafından 1856 yılında ’Veliahd Dairesi’ olarak inşa ettirildi. Dairede ilk olarak Sultan Abdülaziz kaldı. Yapının inşaat kalfalığını Karabet Balyan, bina eminliğini Es-Seyyid Ali Şahin Bey yürüttü. Dairenin tefrişini ise Sultan Abdülmecid’in dekoratörü Fransız Charles Sechan yaptı. Veliahd Dairesi, ilk bölümünün restorasyonunun ardından 22 Mart 2014’te Resim Müzesi olarak hizmet vermeye başladı. 2017’de ise müzenin daha büyük kısmı olan ikinci bölümünün restorasyonuna başlandı. 4 yıl süren çalışmaların ardından kapılarını yeniden sanatseverlere açan Resim Müzesi, 2021 yılında özgün restorasyon, özenli teşhir ve tefrişiyle alanında benzersiz bir nitelik kazandı. Türkiye’nin en zengin tablo koleksiyonuna sahip olan Milli Saraylar Resim Müzesi, her geçen yıl artan ziyaretçi sayısıyla kültür sanat hayatının merkezinde yer almaya devam ediyor. 15 Ocak 2021’de yeni bölümlerle genişletilen ve koleksiyonu zenginleştirilen Resim Müzesi, 3’üncü yılına ziyaretçi rekoruyla adım attı. Açıldığı günden bu yana sanatseverlerin İstanbul’daki uğrak noktası olan müze, 3 yılda yaklaşık 1 milyon ziyaretçiyi ağırladı. 34 farklı bölümde 600’e yakın eserin sergilendiği Resim Müzesi, bu yıl çocuk atölyeleri ve onlara bağlı sanat galerileriyle sanatseverlere eğitim alanında da hizmetler sunmaya hazırlanıyor.

EN BÜYÜK ORYANTALİST TABLO MÜZEDE SERGİLENİYOR
Osmanlı saray resminin tek temsilcisi Milli Saraylar Resim Müzesi’nde Felix-Auguste Clement’in, kamuoyunda ‘Çölde Av’ olarak tanınan eseri bulunuyor. 35 metrekarelik tablonun orijinal adının ‘Gatah Çölü’nde Prens Halim’in Ceylan Avı: Tazı Payı’ olduğu belirtildi. 1865 tarihli tablo, 2019 yılında Said Halim Paşa Yalısı’ndan başarılı bir operasyonla Resim Müzesi’ne nakledildi. Osmanlı – Mısır ilişkilere dair ipuçları barındıran eser, Türkiye’nin en büyük oryantalist tablosu olma özelliğini taşıyor.
“3 YIL İÇERİSİNDE 1 MİLYON CİVARINDA ZİYARETÇİ”
Milli Saraylar Resim Müzesi’nin bugünlerde 3’üncü yaşını kutladığını belirten Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, “Aslında Milli Saraylar Resim Müzesi’ni oluşturan temel fikir, malumunuz Milli Sarayların emanetçisi olduğu Osmanlı saraylarında özellikle 19. yüzyılda oluşmuş olan Osmanlı Saray resim koleksiyonunu bir tema etrafında ziyaretçilerle buluşturmak. Bu düşünceyle şu an içinde bulunmuş olduğumuz Dolmabahçe Sarayı’nın Veliahd Dairesi, 2010’lu yıllardan itibaren çok büyük bir restorasyon süreci geçirdi. Daha önceki yıllarda çok uzun süre kapalı kalmış bir bölümdü. Müstakil yaklaşık 60 odalı bir saraydan bahsediyoruz. Bu restorasyon çalışmalarının ardından 2014 yılında burada bir sergi açıldı. Yaklaşık binanın 8 odasında bu resimlerden küçük bir koleksiyonu tanıtım amaçlı gösterdik. Ardından restorasyon çalışmaları tabii ki devam etti. 2021 yılının Ocak ayı içinde Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından bu resim müzesi dünyadaki benzerleri gibi sanatseverlerle buluşmuş oldu. Girişte ifade ettiğimiz üzere müzemiz şu an 3’üncü yaşını kutluyor. Ve bu 3 yıl içerisinde Milli Saraylar Resim Müzesi 1 milyon civarında ziyaretçiye ev sahipliği yaptı. Bu tarz tematik bir müze için son derece sevindirici bir gelişme. Bu ziyaretçilerin yaklaşık 500 bini de 2022 yılı içinde gerçekleşti. Çünkü 2021 yılı ülkemizde hala pandeminin etkilerinin hissedildiği bir yıldı” ifadelerini kullandı.
“TANZİMAT DÖNEMİ PADİŞAHLARININ ÇOK SAYIDA TABLOSUNU GÖRÜYORUZ”
Müzede yaklaşık 600 tane Osmanlı Saray koleksiyonlarından seçilme eser bulunduğunu aktaran Yıldız, “Buraya gelen ziyaretçilerimiz, bu tabloların bir kısmına son derece aşina. Çeşitli kitaplarda, yayınlarda, okul müfredatında yer alan son derece önemli tablolara ev sahipliği yapıyoruz. Bu noktada özellikle 16’ıncı yüzyılda padişahların tablolarını yapan ressamların yaptıkları padişah tabloları var ki bizde şu an o salonun içindeyiz. Özellikle 19’uncu yüzyılla birlikte Tanzimat Dönemi’nin ardından hatta Tanzimat Dönemi’nin öncesinde 3. Selim ve 2. Mahmud ile birlikte başlayan Osmanlı padişahlarının resme özellikle tablolara ilgisinin arttığını görüyoruz. Bu noktada Sultan Abdülmecid’in ressamlara bizzat poz vererek kendi tablolarını yaptırdığını biliyoruz. Bu müzemizde de 3. Selim’in, 2. Mahmud’un ardından Tanzimat Dönemi padişahlarının çok sayıda tablosunu görüyoruz. Tabii Sultan Abdülaziz ile birlikte Osmanlı resmi yeni bir safhaya geçiyor. Özellikle Şeker Ahmed Paşa başta olmak üzere bu noktada ciddi anlamda o dönemde Osmanlı bürokrasisini resim alanında yetiştirmeleri söz konusudur. Yine onların gayretleriyle özellikle Avrupa’dan Goupil Galerisi’nden getirilen tablolarla 19’uncu yüzyıl Osmanlı Sarayı’nın resim koleksiyonu oluşmaya başlıyor. Bunun ilerleyen evrelerinde bilhassa yaver ressamlar, asker ressamlar kuşakları gibi Osmanlı’nın bilhassa harp okullarında yetişen subaylarında resme ilgi göstermesi ve sarayında bunu teşvik etmesiyle ciddi anlamda koleksiyonumuz gelişiyor. Milli Saraylar envanterinde toplam 3 bin civarında tablo bulunuyor. Bu tabloların söylediğim gibi 600 tane en seçkin örnekleri burada. Diğerleri de saray tefrişleri içerisinde Dolmabahçe, Beylerbeyi, Yıldız ve diğer saraylarımızda sergilenmektedir. Burada sergileme yaptığımız 34 oda ve salon var. Bununla beraber koridorlarla birlikte yaklaşık 42 mekanda sergileme yapıyoruz. Yaklaşık 600 eser Milli Saraylar Resim Müzesi’nde ziyaretçileriyle buluşuyor” dedi.